This preview has intentionally blurred parts. Sign up to view the full document

View Full Document

Unformatted Document Excerpt

1 n TTTTin muı ımTTnnı I M i IM iCorresponöfnre Jnsntutf ALMANCA DERSLER L EHRSTÜCK EINS GÎRÎŞ FONO Correspondence Institute derslere başlarken sizlere bütün ça­ lışmalarınızda başarılar diler. Derslere başlamadan önce Almancamn doğuşu, özellikleri ve öğrenimi k onusunda bazı bilgiler vermeyi faydalı buluyoruz. B üyük uygarlık ve dünya dillerinden biri olup bugün 90 milyon kişi ta­ rafından konuşulan Almanca, Germen dillerindendir. Önceleri değişik diyalekler halinde görülen bu dil zamanımıza kadar çeşitli etkiler altında kal­ mış, diğer dillerle temas ederek daima zenginleşmiş, imlâsı, telâffuzu, gra­ meri büyük değişikliklere uğramıştır. Almancamn bugünkü şeklini alması için ilk adım Luther adlı bir papaz tarafından atılmıştır. Diyalekleri orta­ dan kaldıran Luther'den sonra zamanla Latince ve Fransızca kelimeler de A lmancadan çıkarılmıştır. Almanca gramer bakımından nispeten zor, buna karşılık telâffuzu çok kolay bir dildir. Cins isimlerin önünde erkek, dişi ve nötr olmak üzere üç çe­ şit tarif harfi (Artikel) bulunur. Cümlede kelimelerin sıralanışı da Türkçedekinden farklıdır. Cümlede kelimeler arasındaki ilgi çeşitli ekler, takılar, sıfat, zamir, öntakılar ve zarflar gibi gramer araçlariyle anlatılır. Bütün b unlar Almancamn öğrenilmesi güç özellikleri değildir. Her dilin özellikleri v ardır. Önemli olan bunları öğretmek için kullanılan metottur. Enstitümü­ zün metodu sayesinde kolaydan zora doğru farkına varmadan gidecek, Al­ mancamn, yaygın olan fikrin aksine hiç de öğrenilmesi güç bir dil olmadı­ ğını bizzat göreceksiniz. —2— D ERSLERİN HAZIRLANMASINDA UYGULANAN ESASLAR Derslerin hazırlanmasında uygulanan esasları maddeler halinde sıra­ lıyoruz: 1 — Kelime zenginliğini yavaş yavaş ve uygulamalı olarak arttırmak. İlerde, sık sık resimli metinlerle, öğretilen dersler ve kelimeler üzerinde ça­ lışma imkânları sağlamak. 2 — U ygulama sahasında pek faydası olmayan uzun gramer izahların­ dan mümkün mertebe kaçınmak. Bunun yanında, açık, kısa ve lüzumlu gra­ mer bilgilerini bol örneklerle vermek. 3 — İlk derslerde dilin yapısını teşkil eden cümle kuruluşu ve önemli g ramer konuları hakkında kısaca bilgi vererek ilerde ayni konuları daha geniş olarak tekrar ele almak. 4 — Öğrencilerin öğrendiklerini hemen uygulama sahasına koyarak h em öğrendiklerini daha sağlamlaştırmaları hem de durumlarım kontrol edebilmeleri için bol miktarda testler vermek. 5 — Derslerde öğretilenlere paralel olarak hazırlanmış hikâye kitap­ ları gibi yardımcı yayınlarımızdan göndererek uygulama ve tekrarlama k onusunda geniş imkânlar sağlamak. TAVSİYELERİMİZ Derslerimizden tam randıman alabilmeniz için aşağıdaki tavsiyelerimi­ ze uymanızı rica ediyoruz. 1 — Bir dersi tamamen öğrenmeden diğerine geçmeyiniz. Her dersi a ğır ağır hazmederek öğreniniz. Elinizde çalışılmamış derslerin birikmesi sizi korkutmasın. Elinize geçen imkânlar dahilinde çalışınız. 104 ders ta­ mamlandığı zaman Enstitümüzle ilişiğiniz kesilmiş olmayacaktır. Çalışma­ larınıza bundan sonra da devam edebilir, imtihan sorularını cevaplandırıp t etkik ettirebilirsiniz. Enstitümüz her zaman yanınızda ve yardımcınız ola­ caktır. 2 — H er dersteki testleri mutlaka yapınız. Bunları, isterseniz tetkik edilmek üzere bize gönderebileceğiniz gibi, müteakip hafta verilecek yapıl­ mış şekilleriyle kendiniz de karşılaştırabilirsiniz. Yanlış yaptığınız konular üzerinde tekrar çalışınız. 12. d erste başlayarak her on derste bir genel imtihanlar yapılmak­ tadır. Bu imtihanları mutlaka cevaplandırıp, tetkik edilmek üzere Enstitü­ müze gönderiniz. birinci ders —3— 3 — Gerek kelimelerin, gerekse cümlelerin okunuşlarım yüksek sesle yapın. Arada sırada Almanca bilgisine güvendiğiniz! kimselere okuyuşları­ nızı dinletin. Bu kimseler bölgenizde bulunan Almanca öğretmenleri, ecne­ biler olabilir. Böyle bir imkânınız yoksa, kulağınızın alışması bakımından, r adyolardaki Almanca yayımlardan, konuşulanları anlamadan dahi fayda­ lanabilirsiniz. 4 — A rada bir eski dersleri gözden geçirerek kelime ve gramer bilgi­ n i ^ tazeleyip kuvvetlendiriniz. Bunu 10-15 günde bir tekrarlayınız. 5 — Kelime öğrenmeye önem veriniz. Derslerde öğretilen ve kullanı­ lan kelimeler sizler için en lüzumlu olanlardır. 6 — Kelime ezberlemeniz için şöyle bir yol tavsiye ederiz: H er dersin başında, o derste geçecek olan yeni kelimeler, köşeli paran­ tez içinde okunuşlariyle birlikte verilmektedir. Bu kelimelerin her birini 3x6 cm. büyüklüğünde keseceğiniz karton veya kâğıt parçalarının bir tara­ fına, okunuşlariyle birlikte yazınız. Kâğıdın arka tarafına, mümkünse, ya­ ni kelime «ağaç», «adam» gibi kolayca resmi yapılabilecek bir şeyse Türk­ çe karşılığı yerine basit çizgilerle resmini yapınız, aksi takdirde Türkçe kar­ şılığını yazınız. Bu karton veya kâğıtların Almanca kısmında bulunan kelimenin altı­ na o kelimenin kullanıldığı bir cümleyi de yazarsanız çok faydalı olur. Bun­ ları cebinizde taşıyarak fırsat buldukça çıkarıp Almanca kısmına bakarak Türkçesini, Türkçe kısmına bakarak Almancasını söyleyiniz. Tarif ettiğimiz şekilde kelime öğrenmenin iki bakımdan faydası vardır. Birincisi, kelimeler bir kâğıda alt alta yazılarak ezberlenirse bir sıra öahilinde hatırda kalabilir. Halbuki burada hepsi ayrı ve sırasız bir durumda­ dır. İkincisi, günün her saatinde ve her yerde akla geldikçe kelimeleri tek­ rarlamak, böylece çalışmayı belirli bir saate sıkıştırmak yerine, günün her s aatine yaymak ve dolayısiyle sürekli bir Almanca Öğrenme atmosferi ya­ ratmak pek büyük faydalar sağlar. 7 — H er imtihan sonunda, yaptığınız yanlışları bir yere yazınız, yeni i mtihanları cevaplandırırken bu yanlış listelerinizi gözden geçiriniz, 8 — Derslerinizde bir hayli ilerlemeden, meselâ 52. dersi geçmeden Türkçeden Almancaya, öğretilenler dışında, tercümeler yapmaya fazla gay­ ret etmeyin. 9 — C evaplandırarak gönderdiğiniz imtihanlar Enstitümüzde tetkik —4— edildikten sonra gerekirse öğretmen tarafından size bazı tavsiyelerde bulu­ nulacaktır. Bu tavsiyeleri dikkatle ve titizlikle yerine getiriniz. 10 — Öğrendiklerinizi mümkün olduğu kadar çok tekrarlayınız. Çünkü b ir şey ne kadar çok tekrarlanırsa o kadar iyi hatırda kalır. 11 — Muntazam çalışma ve karşılaşılacak güçlüklerden yılmama her li­ san öğrencisinin başarı anahtarıdır. Bunu hiç bir zaman hatırınızdan çıkar­ mayınız. 12 — Çalışmalarınız sadece ders notlarınız önünüzde olduğu zamanlar­ da olmasın. Günlük meşgaleleriniz arasında da öğrendiklerinizi aklınızda t ekrar ediniz. Bellediğiniz kelimelerle ilgili eşyayı çevrenizde gördükçe bu e şyamn Almanca karşılığını düşününüz. TELÂFFUZ ALMAN ALFABESİ L atin harfleriyle yazılan Alman alfabesi aşağıda gösterilen 26 h arften m eydana gelmiştir. B . h arf A B C D E F G H I J K L M K. harf a b c d e f g h i j k 1 m Okunuşu [ a] B. h arf N 0 P Q R S T U V W X Y Z K. harf n 0 Okunuşu [ en] [ o] [be] [ tse] [de] [ e] [ef] [ ge] [ ha] [ i] P q r s t u V [ pe] [ ku] [ er] [ es] [ te] [ u] [ yot] [ ka] [el] [em] w X y z [ fau] [ve] [ iks] [ipsilon] [ tset] A lman alfabesindeki harflerin okunuşu yalnız bu harfler tek tek söy­ lendiği zaman yukarıda gösterildiği gibidir. Keli m e i e i n d e o k u n u s , l a r ı değ{. şebilir. Bu değişikliklerin başlıcalarmı göreceğiz. Bütün derslerimiz boyun­ ca okunuşlar köşeli parantez içinde verilecektir. Okunuşlarda bir sesli h fin sağında bulunan iki nokta (:) o sesin biraz uzunca okunacağını fröst ' " —5— Sesli harfler şunlardır: a, e, i, o, u Bu harflerin, e hariç hepsinin okunuşları Tiirkçedeki gibidir. e Kelimelerin sonundaki -1, -İn, -İst, -m, -n, -nd, -nt, -s veya -r, -rm> - rn, -rt, -rst harflerinden önceki ve kelime sonuna gelen e har­ fi kapalı olarak, Tiirkçedeki [ı] sesli harfine benzer bir şekilde söylenir. Derslerimizde kelimelerin okunuşlarını verirken böy­ le okunan e harflerini siyah olarak vereceğiz [«]. b itten B auer Weg Telefon [bitten] [bauer] [wegl [telefon] ",-"i Diğer hallerde Tiirkçedeki e gibi okunur. B unlardan başka ayni Tiirkçedeki gibi okunan ö ve ü harfleriyle a har­ finin üzerinin noktalanmasıyla meydana gelen ä harfi de sesli harflerden sayılır. ä Tiirkçedeki [e] gibi, geniş ve açık bir şekilde okunur. K äse wählen [ke:se] [we:Ien] Bazı sesli harfler yanyana gelerek değişik sesler verirler. Bu sesli harf­ ler grubuna «birleşik sesli harfler» denir. ai, a y äu eu ei, e y Her ikisi de [ay] gibi okunur. Mai [may] [oy] okunur. l äuten Bu da [oy] okunur. h eute [loyten] [hoyte] Her ikisi de [ay] okunur. klein [klayn] Meyer [Mayer] Uzun bir [i] gibi okunur. h ier [hi:r] Uzun bir [ö] gibi okunur. Goethe [gö:te] i« o« _ 6— i ki aynı sesli harf yanyana gelirse o hece uzun okunur. aa ee oo H aar Meer B oot [ ha:r] [ me:r] [ bo:t] Sessiz harflerin ekserisi Türkçede olduğu gibi okunur. Bunların belli başlı istisnalarını veriyoruz. c Yalnız yabancı kelimelerde görülür. 1.) [k] gibi okunur. Cafe [ kafe:] 2.) [ts] sesi verecek şekilde, Türkçede «bitsin» derken söylenen [ ts] gibi okunur. Celsius h Bu harf 1.) Kelime bağında: hinein Halt [ hmayn] [ halt] 2.) Vurgulu sesli harflerden önce: [tselzius] 3.) Uhu [ uhu] ve Alkohol [alkohol] gibi kelimelerde kendine h as olan bir sesle, Türkçedeki gibi okunur. B ütün diğer hallerde h okunmaz, solundaki sesli harfin okunu­ şunu uzatır. gehen Ehe j [ y] okunur. Jahr jeder J alousie q [ kv] okunur. Quelle / bequem [kvele] [bekvem] [ ya:r] [ye.-der] [jaluzi:] \ge:en] [ e:e] Yabancı kelimelerde Türkçedeki [j] gibi okunur. _ 7— Genellikle Türkçedeki [ r] gibi okunur. Yalnız kelime sonuna ge­ len -er hecesinde r çok hafif, h atta hemen hemen hiç o kunmaz. L ehrer . [ le:rer] Bauer [ bauer] Bu h arf: 1.) Kelime veya hece başında sesli harften önce See [ ze:] Absicht [abziht] 2.) î ki sesli harf arasında lesen [lezen] 3.) m, n, 1, r h arflerinden sonra L inse [linze] [z] olarak okunur. B ütün diğer hallerde [ s] gibi okunur. i st [ ist] Genellikle [f ] olarak okunur. V ater [fa:ter] Yabancı kelimelerin başında veya ortasında Türkçedeki [ v] gibi o kunur. V ase [ va:se] November [november] w [ v] okunur. Welt [ ks] okunur. A xt H exe [ ü] okunur. Symbol L yrik [ velt] [ akst] [ hekse] [sümbol] [ lürik] ! [ ts] okunur. Bu [ts] T ürkçede «bitsin» derken söylenen ( ts) gibidir. zwei [tsvay] Zimmer [ tsimmer] Türkçede olmayan bu h arf iki t ane s h arfi ( ss) yerine kullanı­ lır. Tek b aşına [estset] olarak okunur. Kelime içinde ve sonunda [ s] telâffuz edilir. Derslerimizde bu h arfi kullanmıyacağız, y e­ rine bugünkü Almancada olduğu gibi s s koyacağız. —8— Bazı sessiz harfler yanyana gelerek değişik sesler verirler. eh [h] okunur. ich machen chs ek ng [ ks] okunur. s echs [ k] okunur. Brücke [ih] [ mähen] [zeks] [ brüke] Burundan, Türkçedeki «pingpong» kelimesindeki [ng] gibi okunmalıdır. Junge [ yunge] [f ] okunur. phonetik [fonetik] ph sp Kelime başında ve ön eklerden (ver-, be-, zer-,...) sonra [şp] o kunur. Beispiel [ bayşpi :1] Kelime başında ve ön eklerden sonra [şt] olarak okunur. s tehen [şteren] [ ş] okunur. schön [ şö:n] st seh Almancada genellikle ilk hece vurgulu okunur. Fiillerin önüne gelen er-, be-, ver- öntakılan esas kelime kadar önemli olmadıklarından bunlar vur­ gulu okunmaz. Gene fiillerin önüne gelen ab-, an-, auf-, aus-, heraus, zu-, ö ntakılan çok önemlidir. Bunun için bu takılar vurgulu okunurlar. Almancada i ve j harfleri büyük yazıldıklan zaman üzerlerine nokta k onmaz: I ve J şeklinde yazılırlar. Bazı derslerimizin sonunda bu resmi göreceksi­ niz. Bu resmin yanında o dersin en önemli nok­ talan açıklayıcı resimler, kalıplar veya kısa cüm­ lelerle bir kere daha kısaca belirtilecektir. Son­ radan bunları arada bir gözden geçirirseniz eski k onulan ana hatlarıyla tekrarlamış olursunuz. ILliUI mim TTTTT l İM ı Coccesponöence Institute ALMANCA DERSLERİ L E H R S T Ü C K ZWEI Öğrenilecek kelimeler Aşağıdakiler bu derste kullanılacak kelimelerdir. Bunları birinci der­ simizde izah edildiği şekilde ezberleyiniz. Siyah ve kalın olarak yazılmış Al­ manca kelimenin yanma köşeli parantez içinde verilen bu kelimenin oku­ nuş şeklidir. Türkçe anlamı da bunların karşısmdadır. der Apfel [apfel] elma d as BM [bildj resim der Bleistift kalem [blayştift] die Blum« [blu:me] çiçek d as Buch [buh] k itap d as [das] bu, şu, o d as Ei [ay] y umurta ein, eine [ayn, ayne] bir etos [ayns] „„ bir das Fenster pencere [ fenster] d as Haus [haus] ev d er Hut [hu:t] i st [ist] d as Lehrstück [ le:rştük] die Mappe [mappe] dıer Stuhl [§tu:l] d er Tisch [tiş] die Tür [tür] die Übung [Übung] . w as L [was] J J d-~ m as Zimmer [ tsimmer] zwei [tsvay] ş apka -dir, -dir d ers ç anta* s andalye m asa kapı ç alıştırma n„ e - Jda oiki Sîfe DEK, D IE, DAS V arlıklara ad olan kelimelere isim denir. «Elma, kitap, sandalye, şap­ ka» kelimeleri birer isimdir. Almancada bütün isimlerin önüne artikel de- —2— nilen DER, DIE, DAS kelimelerinden biri gelir. Bunlar der [ der], die [ di:], d as [das] şeklinde telâffuz edilir. Bu üç kelimenin Türkçe karşılığı yok­ tur, tercüme edilmez. Önünde bulundukları ismin bir parçası gibidirler. Vazifeleri bu ismin bilinen ve belirli olduğunu göstermektir. Bir ismi öğre­ nirken muhakkak onun artikelini yani önüne der, die, das kelimelerinden hangisinin geldiğini de öğrenmek gerekir. Örneğin, kitap anlamına gelen Buch kelimesi das artikelini alır. Bu kelimeyi yalnız Buch o larak değil de d as Buch o larak öğrenmeliyiz. Derslerimizde geçen isimlerin artikellerini de birlikte vereceğiz. Almancada bütün isimler, yani önüne der, die veya das artikellerinden biri gelen bütün kelimelerin baş harfleri büyük yazılır. EIN, EINE «bir» anlamına gelen ein kelimesi artikel olarak der v eya da» a lan isim­ lerin önünde ein şeklinde bulunur. der Apfel [der apfel] elma ein Apfel [ayn apfel] bir elma das Buch [ das buh] k itap ein Buch [ ayn buh] bir kitap das Haus [ das haus] ev ein Haus [ ayn haus] b ir ev der Stuhl [ der ştu:l] s andalye ein Stuhl [ ayn ştu:l] b ir sandalye ikinci ders —3— ein kelimesi artikel olarak die alan isimlerin önündeyse ein© şeklinde bulunur. die Blume [ di: blurme] çiçek eine Blume [ ayne blutme] b ir çiçek die Tür [ di: tür] kapı eine Tür [ ayne tür] b ir kapı ein y a da eine «bir adet» anlamındaki «bir» den farklıdır. Türkçede « Sokaktan bir adam geçti.» dendiği zaman nasıl buradaki «bir adam» ada­ mın bir tane olduğunu göstermekten ziyade «herhangi bir adam, adamın biri» anlamını taşıyorsa Almancadaki ein da bu anlamda «bir, herhangi bir»dir. Y ukarıdaki örneklerde ein Buch «bir kitap, herhangi bir kitap» anla­ mındadır. Das Buch dendiğinde ise b urada söz edilen kitap herhangi bir ki­ tap değil, gerek sözü söyleyen, gerekse dinleyen tarafından bilinen belli bir k itaptır. Almancada bütün tekil isimlerin önünde mutlaka ein, eine veya der, die, d as artikellerinden biri bulunur. Almanca öğrenen Türklerin yaptıkları önemli yanlışlardan biri de çoğu zaman isimlerin önüne ne ein, eine ne de der, die, das artikellerinden birini koymamalarıdır. Böyle bir yanlış yapma­ manız için kuralı hatırdan çıkarmamanızı ve her tekil ismin Önüne şayet belirli değilse ein veya e!ne, a ksi halde der, die, das artikellerinden birini koy­ mayı unutmamanızı önemle hatırlatırız. A LMANCA CÜMLE KURULUŞU Almancada en basit cümle «bu» anlamına gelen das kelimesiyle «-dır» anlamına gelen i st fiil eki, «bir» anlamına gelen ein v eya eine ve bir de isim­ den meydana gelir. Aşağıdaki cümleleri inceleyiniz. Almanca ve Türkçe cümlelerde kelime sıralanışındaki farkı belirtmek için bu cümlelerin Almancalarmda büyük harfle yazılan kelimenin Türkçe cümledeki karşılığı da büyük yazılmıştır. —4— DAS ist ein Buch. [ das ist ayn buh] D as IST ein Bleistift. [ das ist ayn blayştift] Das i st EINE Übung. [ das ist ayne Übung] D as ist e!n ZIMMER. [ das ist ayn tsimmer] BU bir kitaptır. Bu bir kalemDİR. Bu BİR çalıştırmadır. Bu bir ODAdır. Y ukarıdaki en basit Almanca cümlelerde şu önemli noktalara dikkat et­ meliyiz : Almanca cümlede kelime sıralanışı Türkçedekinden farklıdır. Her iki cümlede de ilk kelimeler ayni yeri işgal ettikleri halde, Almancada ist ikin­ ci olarak, yani özneden sonra gelmekte, halbuki bunun Türkçe karşılığı «-dır» cümlenin sonunda ve isme bitişik olarak bulunmaktadır. Das IST ein Buch. Das IST ein Bleistift. Bu bir kitapTIR. Bu bir kalemDİR. Ist h er cümlede ayni kaldığı halde Türkçe karşılığı, bağlı bulunduğu ismin ses yapısına uyarak (-dır, -dir, -dur, -tır, -tir, -tür) gibi değişik şe­ killer almaktadır. (kitapTIR, kalemDİR, odaDIR). Das kelimesi Türkçeye hem «bu», hem de «şu» veya «o» olarak çevrile­ bilir. Ama das genellikle Türkçeye «bu» olarak çevrilir. İşaret sıfatı olan b u das'ı ayni yazılmalarına rağmen artikel olan das'la karıştırmamak ge­ rekir. Artikel olan das daima bir ismin önünde kullanılır ve hiçbir Türkçe karşılığı yoktur. İşaret sıfatı olan das ise ismin önünde bulunmaz tek ba­ şına kullanılır. Aşağıdaki cümleleri inceleyiniz. Das ist ein Tisch. [ das ist ayn tiş] Bu bir masadır. D as ist ein Stuhl. [ das ist ayn §tu:l] Bu bir sandalyedir. _ D as ist eine Blum«. [das ist ayne blu:me^ 5— Bu bir çiçektir. D as ist ein Haus. [ das ist ayn haus] Bu bir evdir. D as ist eine Mappe. [das ist ayne mappe] Bu bir çantadır. Das ist ein Hut. [das ist ayn hu:t] Bu bir şapkadır. D as ist ein« Tür. [das ist ayne tür] Bu bir kapıdır. D as ist ein Bild. [das ist ayn bild] Bu bir resimdir. D as ist ein Apfel. [das ist ayn apfel] Bu bir elmadır. D as ist ein Bleistift. [ das ist ayn blayştifi "5; Bu bir kalemdir. —0— WAS IST DAS? [ was ist das] Almancada en basit soru cümlesi yukarıda gördüğümüz Was ist das ?dır. T ürkçe karşılıkları was:ne, istrdir, das:bu, olan bu soru cümlesinin Türkçesi budur: BU NEDÎR? Bu soruya en basit cümle kuruluğunda öğrendiğimiz cümlelerle cevap verebiliriz. Şimdi birkaç örnek görelim: W as ist das? [was ist das] Bu nedir? D as ist ein Buch. [das ist ayn buh] Bu bir kitaptır. W as ist das? [ was ist das] B u nedir? D as ist eine Mappe. [ das ist ayne mappe] Bu bir çantadır. W as ist das? [ was ist das] Bu nedir? J Uİ5E. \ D as ist ein Haus. [ das ist ayn haus] Bu bir evdir. W as ist das? [was ist das] Bu nedir? D as ist ein Fenster. [ das ist ayn fenster] Bu bir penceredir. W as ist das? [ was ist das] Bu nedir? Das ist eine Tür. [ das ist ayne tür] Bu bir kapıdır. _ 7— Was ist das? [was ist das] Bu n edir? Das ist ein Tisch. [ das ist ayn ti§] Bu bir masadır. Was ist das? [was ist das] Bu nedir? D as ist ein E i. [ das ist ayn ay] Bu bir yumurtadır. Was ist das? [was ist das] Bu nedir? Das ist ein Hut. [ das ist ayn hu:t] Bu bir şapkadır. Was ist das? [was ist das] Bu nedir? Das ist ein Bleistift. [ das ist ayn blayştift] Bu bir kalemdir. Was ist das? [ was ist das] Bu nedir? Das ist ein Apfel. [ das ist ayn apfel] Bu bir elmadır. Was ist das? [ was ist das] Bu nedir? Das ist ein Büd. [ das ist ayn bild] Bu bir resimdir. Was ist das? [ was ist das] Bu nedir? Das ist ein Zimmer. [ das ist ayn tsimmer] Bu bir odadır. _ 8— E n basit cümle kalıbı d as Das Das Das Das D as i st i st i st i st i st i st ein veya eine eine ein eine em ein isim Übung. Lehrstück. Mappe. Zimmer. F enster. İleriki derslerimizde de yukarıdakine benzer cümle kalıplan vereceğiz. Bu kalıpların yardımıyla örnek olarak verilenlerden çok daha fazla cüm­ leler kurabilirsiniz. Bunun için de kalıptaki her bölüme o bölümün üstünde istenilen cinsten bir kelime koymak kâfidir. Örneğin, bu kalıpta üstün­ de «isim» yazılı bölümün altına başka isimler koyarak bir sürü cümle ya­ pabilirsiniz. Bu derste öğrendiğimiz önemli bilgileri kısaca gözden geçirelim. Almancada her tekil ismin önüne der, die, das kelimelerinden biri veya ein, eine kelimelerinden biri gelir. c B listesinde karışık olarak A listesindeki Türkçe cümlelerin Almanca kar­ şılığı verilmiştir. A listesindeki her cümlenin Almanca karşılığını bulunuz. A L istesi 1 2 3 4 5 6 7 8 — — — — — — — — Bu Bu Bu Bu Bu Bu Bu Bu nedir? bir kalemdir. bir penceredir. bir çalıştırmadır. bir şapkadır. bir çantadır. bir çiçektir. bir evdir. B Listesi <A —• D as ist ein Haus. B — D as ist eine Tür. - • C — W as ist das? K D — D as ist ein Fenster. V E — D as ist eine Mappe. M F — D as ist eine Übung.  G — D as ist ein Bleistift. H — D as ist ein Hut. t — Das ist ein Tisch. A J —• D as ist eine Blume. E Aşağıdaki isimlerin önüne ein veya eine koyunuz. Cevap kâğıdında E ile g österilen bölüme yazınız. 1 — .OM L ehrstück 2 — 6 laf Mappe 3 — A u l Bleistift 4 — e ( W Blume 5 — e.ı.n Tisch 6 — R-xo. S tuhl 7 — .Cm Bild 8 — &(a F enster 9 — £//?.« Übung 10 — &.'/?£Tiir ALMANCA DERSLERI L E H R S T Ü C K DREI OLUMSUZ CÜMLE i kinci dersimizde Almancada en basit cümle kuruluşunu ve was ile ya­ pılmış soru cümlesini gördük. Şimdi de bu en basit cümlelerin nasıl olum­ suz yapılacağını öğrenelim: Bu basit cümleleri olumsuz yapmak için cümledeki ein kelimesini kein şekline, eine kelimesini keine şekline sokmak iâzımdır. A şağıda olumlu cümleleri Ve ayni cümlelerin olumsuz şekillerini görü­ yoruz: D as ist ein Buch. [ das ist ayn buh] Bu bir kitaptır. D as ist ein Apfel. [ das ist ayn apfel] Bu bir elmadır. Das ist ein© Blume. [ das ist ayne blu:me] Bu bir çiçektir. D as ist ein Ei. [das ist ayn ay] Bu bir yumurtadır. D as ist kein Buch. [ das ist kayn buh] Bu bir kitap değildir. Das ist kein Apfel. [ das ist kayn apfel] Bu bir elma değildir. D as ist keine Blume. [ das ist kayne blu:me] Bu bir çiçek değildir. D as ist kein Ei. [ das ist kayn ay] Bu bir yumurta değildir. Nlilll mjıuj I ımf M 1 Hl CorrrspenPfncf Jnstitutf I ALMANCA DERSLERİ L E H R S T Ü C K DREI OLUMSUZ CÜMLE .. ,„,...;v ,. . vj i kinci dersimizde Almancada en basit cümle kuruluşunu ve was ile ya­ pılmış soru cümlesini gördük. Şimdi de bu en basit cümlelerin nasıl olum­ suz yapılacağım öğrenelim: ,, Bu basit cümleleri olumsuz yapmak için cümledeki ein kelimesini kein şekline, eine kelimesini keine şekline sokmak iâzımdır. A şağıda olumlu cümleleri ve ayni cümlelerin olumsuz şekillerini görü­ yoruz: D as ist ein Buch. [ das ist ayn buh] Bu bir kitaptır. D as ist ein Apfel. [ das ist ayn apfel] Bu bir elmadır. D as ist ein© Blume. [ das ist ayne blu:me] Bu bir çiçektir. D as ist ein Ei. [das ist ayn ay] Bu bir yumurtadır. D as ist kein Buch. [ das ist kayn buh] Bu bir kitap değildir. D as ist kein Apfel. [ das ist kayn apfel] Bu bir elma değildir. D as ist keine Blume. [ das ist kayne blu:me] Bu bir çiçek değildir. D as ist kein Ei. [ das ist kayn ay] Bu bir yumurta değildir. _ 2— Das ist ein Bleistift. | d as ist ayn blayştift] Bu bir kalemdir. D as ist eine Übung. [ das ist ayne Übung] Bu bir çalıştırmadır. D as ist ein Lehrstück. | d as ist ayn le:rştük] Bu bir derstir. D as ist ein Hut. | d as ist ayn hu:t] Bu bir şapkadır. Das ist eine Mappe. [ das ist ayne mappe] Bu bir çantadır. D as ist ein Zimmer. [ das ist ayn tsimmer] Bu bir odadır. Das ist kein Bleistift. | d as ist kayn blayştift] Bu bir kalem değildir. D as ist keine Übung. | d as ist kayne Übung] Bu bir çalıştırma değildir. D as ist kein Lehrstück. (das ist kayn le:rgtük| Bu bir ders değildir. Das ist kein Hut. [ das ist kayn hu:t] Bu bir şapka değildir. D as ist keine Mappe. [ das ist kayne mappe] Bu bir çanta değildir. Das ist kein Zimmer. ( das ist kayn tsimmer] Bu bir oda değildir. Y ukarıda Almanca en basit cümlenin olumsuz şeklini gördük. İleride d aha zor ve geniş cümleler öğrenirken bunların nasıl olumsuz yapıldıkları­ nı da birlikte göstereceğiz. SORU CÜMLESİ İkinci dersimizde was ile yapılmış soru cümleleri gördük. Şimdi, öğren­ miş olduğumuz olumlu cümlelerin nasıl soru haline sokulacağını görelim: Olumlu bir cümleyi soru haline sokmak için yapılacak şey, cümledeki «.. .dır» anlamına gelen ist kelimesini cümlenin başına getirmektir. (Bu ara­ da şunu da tekrar hatırlatalım: Almancada i harfi büyük harf olarak yazı­ lınca noktasız olarak yazılır.) D as ist ein Buch. [ das ist ayn buh] Bu bir kitaptır. I st das ein Buch? [ist das ayn buh] Bu bir kitap mıdır? üçüncü ders Das ist ein Bild, ["das ist ayn bild] Bu bir resimdir. Das ist ein Fenster. | d as ist ayn fenster] Bu bir penceredir. Das ist ein Haus. | d as ist ayn haus] Bu bir evdir. Das ist ein Tisch. | d as ist ayn tiş] Bu bir masadır. Das ist eine Tür. I d as ist ayne tür] Bu bir kapıdır. Das ist ein Stuhl. I'das ist ayn ştu:l] Bu bir sandalyedir. I st das ein Bild? I ist das ayn bild] Bu bir resim midir ? İ st das ein Fenster? | ist das ayn fenster] Bu bir pencere midir? I st das ein Haus? | ist das ayn haus] Bu bir ev midir? I st das ein Tisch? | ist das ayn tiş] Bu bir masa mıdır? I st das eine Tür? | i st das ayne tür] Bu bir kapı mıdır? I st das ein Stuhl? j i st das ayn ştu:l] Bu bir sandalye midir? İkinci dersimizde was ile başlayan soru cümlelerini ve bunlara verilen c evaplan gördük. Şimdi yukarıda öğrendiğimiz soru cümlelerine verilecek cevaplar nasıl olacaktır bunları tetkik edelim. İlk olarak olumlu cevapları görelim. Kolayca tahmin edileceği gibi bu sorulara verilecek cevap soru cüm­ lesinin olumlu şekli olacaktır. Aynca cevabın başında olumlu olduğu için «evet» anlamına gelen ja [ya] kelimesi yer alacaktır. Ist das ein Apfel? I ist das ayn apfel] Bu bir elma mıdır? I st das eine Blume? [ist das ayne blu:me] Bu bir çiçek midir? J a, das ist ein Apfel. [ya das ist ayn apfel] E vet, bu bir elmadır. J a, das ist eine Blume. [ya das ist ayne blu:me] Evet, bu bir çiçektir. —4 I st das ein Bleistift? [ist das ayn blaygtift] Bu bir kalem midir? I st das eine Mappe? [ist das ayne mappe] Bu bir çanta mıdır? I st das ein Hut? [ ist das ayn hu:t] Bu bir şapka mıdır? J a, das ist ein Bleistift. [ya das ist ayn blayştift] E vet, bu bir kalemdir. J a, das ist eine Mappe. [ya das ist ayne mappe] - E vet, bu bir çantadır. J a, das ist ein Hut. [ ya das ist ayn hu:t] E vet, bu bir şapkadır. I st ile başlayan soru cümlelerine verilecek olumlu cevaplardan sonra şimdi de olumsuz cevapları tetkik edelim. Bu cevaplarda ja yerine «hayır» a nlamına gelen nein [naynj kullanılır. I st das ein Ei? [ist das ayn ay] Bu bir yumurta mıdır? I st das eine Übung? [ ist das ayne Übung] Bu bir çalıştırma mıdır? I st das ein Buch? [ ist das ayn buh] Bu bir kitap mıdır? I st das ein Haus? [ist das ayn haus] Bu bir ev midir? Nein, das ist kein Ei. [ nayn das ist kayn ay] Hayır, bu bir yumurta değildir. Nein, das ist keine Übung. [ nayn das ist kayne Übung] H ayır, bu bir çalıştırma değildir. Nein, das ist kein Buch. [ nayn das ist kayn buh] H ayır, bu bir kitap değildir. Nein, das ist kein Haus. [ nayn das ist kayn haus] H ayır, bu bir ev değildir. SONDERN Y ukarıda gördüğümüz olumsuz cevaplara «bilâkis»: anlamına gelen s ondern [zondern] kelimesiyle olumlu cevaplar eklemek mümkündür. Bir­ kaç örnek görelim: r I st das ein Ei? [ist das ayn ay] Bu bir yumurta mıdır? Nein, das ist kein Ei, sondern das ist ein Apfel. | n ayn das ist kayn ay zondern das ist ayn apfel] Hayır, bu bir yumurta değildir, bilâkis bu bir elmadır. Nein, das ist keine Übung, sondern d as ist ein Lehrstück. [ n ayn das ist kayn« Übung zondern] d as ist ayn le:rstük] Hayır, bu bir çalıştırma değildir, bilâkis bu bir derstir. I st das eine Übung? [ist das ayne Übung] Bu bir çalıştırma mıdır? Y ukarıdaki örneklerde sondern kelimesinin olumsuz ve olumlu cevap­ ların arasına girerek her ikisini de birbirine bağladığını görüyoruz. Yalnız biz Türkçede «bilâkis» kelimesini pek fazla kullanmayız ve bu çeşit cüm­ lelerde «bilâkis»i kaldırır, «Bu bir yumurta değil, bir elmadır.» deriz. Böy­ le cümleleri Türkçeye her iki şekilde de tercüme edebilirsiniz. Biz dersleri­ mizde bu ikinci şekli tercih edeceğiz. Ayrıca sondern ile yapılan cümlelerde olumlu cümledeki «das ist» çıkartılarak cümle kısaltılabilir. Bu kısaltılmış şekil Almancada daha çok kullanılır. Şimdi örnekler görelim: I st das ein Buch? [ist das ayn buh] Bu bir kitap mıdır? Nein, das ist kein Buch, sondern ein Hut | nayn das ist kayn buh zondern ayn h urt] Hayır, bu bir kitap değil, bir şapkadır. Nein, das ist kein Stuhl, sondern ein Tisch. Inayn das ist kayn ştu:I zondern ayn t iş| Hayır, bu bir sandalye değil, bir m asadır. Nein, das ist kein Bleistift, sondern ein Bild. | nayn das ist kayn blayştift zondern ayn bild] Hayır, bu bir kalem değil, bir resimdir. I st das ein Stuhl? [ist das ayn ştu:l] Bu bir sandalye midir? I st das ein Bleistift? [ist das ayn blayştift] Bu bir kalem midir? Örneklerde görüldüğü gibi, Nein, das ist kein Buch, sondern ein Hut. cümlesi, Nein, das ist kein Buch, sondern das ist ein Hut. cünüesinin yerini t utmaktadır. Bu şekilde cümlenin ikinci kısmında das ist tekrarlanmamış o lmaktadır. —6 A şağıdaki cümlelere karşılarındaki resimlere göre cevaplar verilmiştir. Bu cümleleri ve cevaplarını tetkik ediniz: Ist das ein Fenster? 1 ist das ayn fenster] Bu bir pencere m idir? . — \* Ja, das ist ein Fenster. [ya das ist ayn fenster] E vet, bu bir penceredir. I st das ein Apfel? List das ayn apfel] Bu bir elma mıdır? Nein, das ist kein Apfel, s ondern ein Ei. | n ayn das ist kayn apfel zondern ayn ay ] Hayır, bu bir elma değil, bir yumurtadır. Nein, das ist kein Haus, sondern ein Zimmer. | n ayn das ist kayn haus zondern ayn tsimmer] Hayır, bu bir ev değil, bir odadır. Ist d as ein Haus? [ist das ayn haus] Bu bir ev midir? I st das eine Blume? I i st das ayne blu:me Bu bir çiçek midir? J a, das ist eine Blume. [ya das ist ayne blu:mej Evet, bu bir çiçektir. Ist das ein Hut? ! ist das ayn hu:tj Bu bir şapka mıdır ? Nein, das ist kein Hut, son­ dern eine Mappe. | nayn das ist kayn hu:t zondern ayne mappej Hayır, bu bir şapka değil, bir çantadır. —7— Was ist das? [was ist das] Bu nedir? 1! tf—1 Das ist eine Tür. [ d as ist ayne tür] Bu bir kapıdır. Ist das ein Tisch? [ist das ayn tiş] Bu bir masa mıdır? Nein, das ist kein Tisch, sondern ein Stuhl. [ nayn das ist kayn tiş zondern ayn §tu:l] H ayır, bu bir masa değil, b ir sandalyedir. Ist das ein Ei? [ist das ayn ay] Bu bir yumurta m ıdır? J a, das i st ein Ei. [ ya das ist ayn ay] E vet, bu bir yumurtadır. Ist d as eme Mappe? [ist das ayne mappe Bu bir çanta mıdır? Nein, das i st keine Mappe, sondern ein Buch. [ nayn das ist kayne mappe zondern ayn buh] Hayır, bu bir çanta değil, bir kitaptır. Ist das ©ine Tür? [ist das ayne tür] Bu bir kapı mıdır? Nein, das ist keine Tür, sondern ein Haus. [ nayn das ist kayne tür zondern ayn haus] H ayır, bu bir kapı değil, b ir evdir. ODER «Bu bir kapı mıdır yoksa bir pencere midir?» soru cümlesinde «yoksa» kelimesi Almancada oder [ o:der] ile ifade edilir. Aşağıdaki örnekleri tet­ kik ediniz: Ist das eine Tür oder ein Fenster? [ ist das ayne tür o :der ayn fenster] Bu bir kapı mıdır yoksa bir pencere m idir? I st das ein Stuhl oder ein Tisch? [ ist das ayn ştu:l o:der ayn tiş] Bu bir sandalye midir yoksa bir m asa mıdır? Ist das eine Übung oder ein Lehrstück? [ist das ayne Übung o:der ayn] l e:rştük] Bu bir çalıştırma mıdır yoksa bir d ers midir? Das ist ein Fenster. ( das ist ayrı fenster] Bu bir penceredir. Das ist ein Stuhl. [das ist ayn ştu:l] Bu bir sandalyedir. D as ist ein Lehrstück. [ das ist ayn le:rştük] Bu bir derstir. Y ukarıdaki örneklerden de anlaşılacağı gibi böyle bir soruda iki şey­ den hangisinin doğru olduğu sorulmaktadır. Bu bakımdan cevabın tam bir cümle olması ve başında ja veya nein bulunmaması gerekir. olumlu olumsuz II — ein kein eine keine w as gibi bir soru kelimesi yoksa soru cümlelerin­ de fiil (ist) başa gelir. L III — nzsuszzG IST D AS * E IN L? ' STUHL? L. sondern olumsuz ve olumlu iki cümleyi birbirine b ağlar. LLiim TM ı Îy 111 111 I 4 Corre5ponöencr jJnstituu ALMANCA DERSLER L E H R S T Ü C K VIER öğrenilecek kelimeler der Baum [ bäum] drei [ dray] der Hund | h und] der Junge [ yunge] j a [ya] die Katze [ katse] d erliehrer [ le:rer] das Mädchen [medhen] nein [ naynj a ğaç üç köpek erkek çocuk evet kedi ö ğretmen kız h ayır oder [ o:der] d as Pferd [pferd] sondern [zondern] die Schule [ şu:le] der Schüler [ şü:ler] die Schülerin [ şü:lerin] vier [fi:r] der Vogel [fo:gel] der Zug [ tsu:g] y oksa at bilâkis okul erkek öğrenci kız öğrenci d ört kuş t ren Öğrenilecek kelimelerde isimlerin yanında bulunan der, die, das artikellerinin okunuşları 2. derste öğretildi. Bu bakımdan bunların okunuş­ ları her isimle birlikte tefcrar edilmiyecek, sadece ismin okunuşu verile­ cektir. ÇOĞUL YAPMA Türkçede isimleri çoğul yapmak için sonlarına «1er, 1ar» eklenir. k itap çiçek k itaplar çiçekler A lmancaûa isimleri çoğul yapmak için böyle bir kural yoktur. Her ke­ limenin çoğulu değişiktir. Bunun için isimleri öğrenirken nasıl bunların der, die, das artikellerinden hangisini aldıklarmı ezberlememiz gerekiyor­ sa, çoğullarını da ayni şekilde kelimeyle birlikte öğrenmek lâzımdır. Dersle­ rimizde her öğrendiğimiz yeni ismin yanında çoğul şeklini de vereceğiz. —2 Almancada isimler çoğul yapılınca önlerinde bulunan artıkel değişir. Çoğul halinde bulunan bir ismin önünde artikel olarak mutlaka die bulu­ nur. Şimdi öğrendiğimiz bütün isimlerin çoğullarım görelim: ^ Bazı isimler sonuna -e harfi alarak çoğul olurlar. der Bleistift die Bleistifte [ blayştifte] [ blayştift] kalem kalemler die Hunde d er Hund [ hunde] [ hund] köpek köpekler d as Lehrstück die L ehrstücke [ letrştük] [ le:rştüke] d ers d ersler d as Pferd [pferd] di© Pferde [pferde] atlar die Tische [ tişe] m asalar at der Tisch İ tiş] m asa Bazı isimlerin sonuna -n veya -^en takısı gelir. die Blume die [blutme] çiçek der Junge die [ yunge] erkek çocuk die Katze [ katse] kedi die Mappe [mappe] ç anta Blumen [ blutmen] çiçekler Jungen [ yungen] erkek ço­ cuklar die Katzen [ katsen] kediler die Mappen [ mappen] ç antalar die Schule die I şutle] okul die Schülerin die [ sütlerin] kız öğrenci Schulen [ şu:len] okullar Schülerin­ nen | ş ütierin­ nen] kız Öğrenci­ ler die Tür [ tür] kapı die Übung [Übung] çalıştırma die Türen [ türen] k apılar die Übungen [Übungen] ç alıştırmalar Bazı isimlerin sonuna -er takısı gelir. d as Bild [bildi resim die Bilder [bilder] resimler das Ei [ ay] y umurta die Eier [ ayer] y umurtalar dördüncü ders _ 3_ Bazı isimler de çoğul yapılırken hiç değişmezler. Sadece artikelleri die olur. die Fenster d as Fenster [ fenster] [ fenster] pencereler pencere die Lehrer d er Lehrer [ le:rer] [ Ie:rer] ö ğretmenler ö ğretmen d as Mädchen die Mädchen [medhen] [medhen] kızlar kız d er Schüler die [ şü:ler] e rkek öğrenci die d as Zimmer [ tsimmer] oda Schüler [ şü:ler] e rkek öğrenciler Zimmer [ tsimmer] o dalar Bazı isimlerin içindeki sesli harflerin üzerine nokta konur ve sonuna y ukarıda gördüğümüz -e, -n veya -en, -er takılarından biri gelir. Bu çeşit isimlerin hiç takı almayanları da vardır. d er Apfel [apfel] %elma d as Buch [ buh] k itap d er Baum [ bäum] a ğaç d as Haus [ haus] ev die Äpfel [epfel] e lmalar die Bücher [ büher] k itaplar die Bäume l boyme] a ğaçlar die Häuser [ hoyzer] evler d er Stuhl ş tu:l] sandalye d er Hut | hu:t] ş apka d er Vogel [fo:gel] k uş d er Zug [ tsu:g] t ren die Stühle [ ştürlej sandalye] die Hüte [ hü:te] ş apkalar die Vögel [fö:g«l] k uşlar die Züge [ tsü:ge[ t renler SIND sind [zind] kelimesi ikinci dersimizdeki cümlelerde kullandığımız ist fiil ekinin çoğul şeklidir. Bir cümlede isim tekil haldeyse ist kullanılır, ço­ ğul haldeyse ist'in çoğulu olan sind kullanılır, ist kelimesinin anlamı «...dır» olduğuna göre bunun çoğulu olan sind'in anlamı da «... dırlar»dır. Şimdiye kadar cümlelerde «kitap, kapı, ev» gibi tekil hallerde gördü­ ğümüz isimler çoğul yapıldıkları zaman cümlelerin nasıl bir şekil alacağını g örelim: _ 4— Das ist ein Buch. Bu bir kitaptır. cümlesindeki isim das Buch çoğul yapılırsa, yani bu cümle «Bunlar kitap­ lardır.» şekline sokulursa «bu» anlamına geldiğini bildiğimiz d as kelimesi «bunlar» anlamına da geldiği için cümlede das yer alır. das Buch « = kitap» kelimesinin çoğulu yukarıda öğrendiğimiz gibi die Bücher « = k itaplar»dır. «bir» anlamına gelen ein (veya eine), çoğul bir ismin önünde tabiatiyle bulunmaz, çünkü «bir kitaplar, bir masalar» denemez. İsmin çoğul hali t ek başına, önüne die a rtikeli de gelmeden kullanılır. D aha önce de söylendiği gibi çoğul bir ismin önünde i st yerine sind kullanılır. Şu halde bunları tatbik edersek çoğul cümlemizi şöyle kurabi­ liriz. D as sind Bücher. [ das zind büher] B unlar kitaplardırlar. Bu cümlenin Türkçesinde sind kelimesinin karşılığı olan «...dırlar» T ürkçe gramere uygun olduğu halde kulağa hoş gelmemektedir. Hattâ ismin çoğul eki «1er, 1ar» bile fazla gözükmektedir. Bu cümle Türkçede da­ ha çok «Bunlar kitaptır.» şeklinde kullanılır. Burada kitabın çoğul oluşu­ nu «bunlar» kelimesi göstermektedir. Biz derslerimizde Das sind Bücher. gibi çoğul bir cümlenin tercümesini «Bunlar kitaptır.» şeklinde vereceğiz. Siz bu cümledeki «kitaptır» m aslında çoğul ve «kitaplardırlar» şeklinde olması gerekeceğini düşünmeli ve Almancasmda «kitap»ın çoğul (die B ücher), fiil ekinin de ist'in çoğulu sind olacağını bilmelisiniz. Aşağıdaki cümleleri tetkik ediniz. D as ist ein Apfel. I d as ist ayn apfel] Bu bir elmadır. D as sind Äpfel. I d as zind epfelj B unlar elmadır. —5— Das ist ein Junge. [ das ist ayn yunge] Bu bir erkek çocuktur. Das sind Jungen. [ das zind yungen] B unlar erkek çocuktur. Das ist eine Katze. i d as ist ayne katse] Bu bir kedidir. Das sind Katzen. [ das zind katsen] B unlar kedidir. SIND DAS ? Ist ile başlayan soru cümlelerini biliyoruz. Bunlar da çoğul hale soku­ lacak olursa ist yerine sind gelir ve cümle içindeki isim çoğul şekle döner. Cevap olarak da yeni öğrendiğimiz olumlu cümlelerin çoğul şekli kullanılır: I st das ein B uch? [ist das ayn buh] Bu bir kitap mıdır? J a, das ist ein Buch. [ya das ist ayn buh] E vet, bu bir kitaptır. Sind das Bücher? [zind das büher] B unlar kitap mıdır? 4 Ja, d as sind Bücher. [ya das zind büher] E vet, bunlar kitaptır. Sind das Züge? [zind das tsü:ge] B unlar tren midir? J a, das sind Züge. [ya das zind tsü:ge] E vet, bunlar trendir. Sind das Schülerinnen? [zind das şiklerinnen] B unlar kız öğrenci m idir? J a, das sind Schülerinnen. [ya das zind şü:lerinnen] E vet, bunlar kız öğrencidir. Y ukarıda «Sind das ?» soru cümlesine verilen olumlu cevapları g ördük. Şimdi de olumsuz cevaplan inceleyelim. Olumsuz cevaplarda ce­ vabın başına nein kelimesi ve onu takibeden cümledeki ismin soluna da keine kelimesi gelir. Sind das Pferde? [zind das pferde] B unlar at mıdır? Nein, das sind keine Pferde. [nayn das zind kayne pfer­ de] Hayır, bunlar at değildir. Nein, das sind keine Fen­ ster. [nayn das zind kayne f enster] Hayır, bunlar pencere de­ ğildir. Nein, das sind keine Map­ pen. [nayn das zind kayne mappen] Hayır, bunlar çanta değil­ dir. Nein, das sind keine Blu­ men. [ nayn das zind kayne b lu:men] Hayır, bunlar çiçek değildir. Sind das Fenster? [zind das fenster] B unlar pencere m idir? U K Sind das Mappen? [zind das mappen] B unlar çanta mıdır? 4 Sind das Blumen? [zind das blu:men] B unlar çiçek midir? __ 7 — Sind das Ei«*? [zind das ayer] B unlar yumurta m ıdır? Nein, das sind keine Eier. [ nayn das zind kayne a yer] H ayır, bunlar yumurta değildir. Şimdi bu cevapların biraz daha geniş şekillerini görelim. Nein, das sind keine Kat­ zen, sondern Hunde. [nayn das zind kayne kat­ sen zondern hunde] H ayır, bunlar kedi değil, k öpektir. Nein, das sind keine Mädchen, sondern Jungen. [ nayn das zind kayne med­ hen zondern yungen] Hayır, bunlar kız değil, er­ kek çocuklardır. Nein, das sind keine Leh­ rer, sondern Schüler. [nayn das zind kayne le:rer zondern şiirler] H ayır, bunlar öğretmen de­ ğil, erkek öğrencilerdir. Nein, das sind keine Schu­ len, sondern Häuser. [ nayn das zind kayne şu:len zondern hoyzer] H ayır, bunlar okul değil, evdir. Nein, das sind keine Türen, sondern Fenster. [ nayn das zind kayne t ü:ren zondern fenster] Hayır, bunlar kapı değil, penceredir. Sind das Katzen? [zind das katsen] B unlar kedi midir? Sind das Mädchen? [zind das medhen] B unlar kız çocuk m udur ? Sind das Lehrer? [zind das le:rer] Bunlar öğretmen m idir? Sind das Schulen? [zind das şu:len] Bunlar okul mudur? Tf {^ İ F I UDİ jgn 9\ rn | gpl 0 *' 'İT | -U*A. Sind das Türen? [zind das tü:ren] B unlar kapı mıdır? _ 8— Bu dersimizde öğrendiğimiz çeşitli cümle şekillerini kalıplar halinde inceleyelim. olumlu çoğul cümleler das Das Das Das Das sind sind sind sind sind çoğul isim Bäume. Schulen. Pferde. Vögel. çoğul sofu cümleleri sind Sind Sind Sind Sind das das das das das çoğul isim Eier? Bleistift«? Blumen? Mappen? olumlu cevaplar ja Ja, Ja, Ja, Ja, das das das das das sind sind sind sind sind çoğul isim Eier. Bleistifte. Blumen. Mappen. olumsuz cevaplar nein Nein, Nein, Nein, Nein, das das das das das sind sind sind sind sind keine keine keine keine keine çoğul isim Eier. Bleistifte. Blumen. Mappen. sondern ile verilen cevaplar nein Nein, Nein, Nein, Nein, Nein, das das das das das das sind sind sind sind sind sind keine kein© keine keime keine keine çoğul isim sondern sondern Fenster, sondern Tische, sondern Schüler, sondern Jungen, sondern Katzen, çoğul isim Türen. Stühle. Schülerinnen. Mädchen. Hunde. Almanca ders: 4 T EST 2 A Boş bırakılan yerleri doldurunuz. 1 _ / .Ş.kdas ein Buch? 2 — Das Jf/rt^Bilder. 3 — c U i . i st ein Stuhl. 4 — ^ i ^ d a s Bäume? 5 — Ist das eine T ü r l e r , ein Fenster? 6 — Ja, das .S.i/td E ier. 7 — (i &ÎÛ, d as ist kein Büd. 8 — Ja,., d as sind Katzen. 9 — Nein, das i st kein Lehrer, sondern &L-İ.1 Schüler. 10 — Ist das ein Hund oder jgl/l € Katze? B B listesinde karışık olarak A listesindeki Almanca cümlelerin Türkçe kar­ şılığı verilmiştir. A listesindeki her cümlenin Türkçe karşılığını bulunuz. 1 2 3 4 5 6 — — — — — — v 7— 8— 9— 0— A L istesi I st das ein Zimmer? D as ist eine Blume. W as ist das? D as ist ein Fenster. D as ist kein Vogel. D as ist kein Junge, sondern ein Mädchen. I st das ein Hut oder eine Mappe? D as ist kein Zug. Nein, das ist kein Bleistift. J a, das ist eine Übung. B Listesi ' A —• Hayır, bu bir kalem değildir. B — Bu bir penceredir. < C •— Bu bir şapka mıdır yoksa bir ç anta mıdır? D — Bu bir kuştur. J-.E — E vet, bu bir çalıştırmadır. >CF — Bu bir kuş değildir. G — Bu bir şapka mıdır? * H — Bu bir erkek çocuk değil, b ir kız çocuktur. X İ •— Bu bir çiçektir. — Bu nedir? -' K — Bu bir tren değildir. — Bu bir oda mıdır? n C B listesinde karışık olarak A listesindeki Türkçe cümlelerin Almanca kar­ şılığı verilmiştir. A listesindeki her cümlenin Almanca karşılığını bulunuz. 1 2 3 4 5 6 7 — — — — — — — A L istesi Bu bir okuldur. B unlar kapıdır. B unlar şapkadır. B unlar resim değildir. B unlar tren midir? E vet, bunlar trendir. H ayır, bunlar kuş değildir. ?A — KB — <^C — >' D — /E — *" F — ^G — B L istesi D as sind keine Bilder. Nein, das sind keine Vögel. I st das ein Zug? D as sind Hüte. D as ist eine Schuleu S ind das Bäume? J a, das sind Züge. 8 — Bu bir kapı mıdır yoksa bir ^H — pencere midir? P^t — 9 B unlar ağaç mıdır? >^J — 10 — Bu bir erkek öğrenci değil, bir kız öğrencidir. K— D as sind Türen. Sind d as Züge? • Das ist kein Schüler, sondern eine Schülerin. Ist das eine Tür oder ein F enster? D A şağıda her cümlenin altında dört cümle daha verilmiştir. Bu dört şıktan h angisinin üstteki cümlenin çoğula çevrilmiş şekli olduğunu bulunuz. Bu d ört şıktan sadece bir tanesi doğrudur. Bu doğru cümlenin önündeki har­ fi, k aç numaralı cümleye aitse cevap kâğıdının D bölümünde o numara­ nın yanındaki boş yere yazmız. 1 — Das ist ein Haus. a. Das ist Häuser, 'b. Das sind Häuser, d. Das sind Haus. 2 — I st das ein Hund? a. Das sind Hunde, b. Ist das Hunde? d* Sind das Hunde? c. Das sind eine Häuser, c Sind das eine Hunde? 3 — D as ist keim Fenster. •j^a. Das sind keine Fenster, b. Das sind nicht Fenster, keine Fenster, d. Das sind Fenster. c. Das ist 4 — I st das ein Bild oder ein Buch? a. Sind das eine Bilder oder Bücher? b. Sind das Bilder oder Bücher? c. Ist das Bilder oder Bücher? d. Sind das Bilder oder ein Buch? 5 — D as ist kein Stuhl, sondern ein Tisch. a. Das sind nicht Stühle, sondern Tische, b. Das sind keine Stühle, son­ dern keme Tische. cp^Das sind keine Stühle, sondern Tische, d. Das sind keine Tische, sondern Stühle. Test I'in yapılmış şekli A. I — ist 2 — ein 3 — was 4 — eine 5 — ein6 — ist 7 — das, ist S ist das? 9 — das, ein 1 0 — eine B. 1 _ C, 2 — B, 3 — D, 4 — A, 5 — E, 6 — G, 7 — M,8 — H , 9 — K, 10 — F C. 1 — C ,2 — G , 3 — D , 4 — F , 5 — H , 6 — E, 7 — J, 8 — A E . 1 — e hı2 — eine3 — e m 4 — eine5 — ein6 — e i n 7 — ein8 — ein9 eine 10 — eine ilim M ı uM W ı w mim Comspflniröff 3nstttute | ALMANCA DERSLER LEHRSTÜCK FÜNF SIFATLAR Bir şeyin özelliğini bildiren kelimeye sıfat denir, «büyük, küçük, temiz, iyi» kelimeleri birer sıfattır, «büyük masa, küçük kitap, temiz elma» gibi sıfat tamlamalarında «büyük, küçük, temiz» kelimeleri «masa, kitap ve el­ manın özelliklerini bildirmekte, onların vasfını açıklamaktadır. Bu dersimizdeki cümlelerde karşılaşacağınız sıfatları aşağıda okunuşlarıyla veriyoruz: klein [klayn] g ross [gro:s] g ut [gu:t] schlecht [sieht] schön [şö:n] küçük büyük iyi k ötü güzel s auber [zauber] temiz schmutzig [şmuttsih] kirli k urz [kurts] kısa l ang [lang] uzun offen [offen] açık Bu öğrendiğimiz sıfatlarla ikinci dersimizdeki gibi basit cümleler ya­ palım: Bu cümlelerde gene başta «bu» anlamına gelen das, ikinci yerde «-dır» anlamına gelen ist ve sonra da bu defa isim yerine bir sıfat kullanalım. Das Das Das Das D as ist ist ist ist ist klein. gross. schön. lang. kurz. Bu Bu Bu Bu Bu küçüktür. büyüktür. güzeldir. uzundur. kısadır. —2— Şimdi bu cümlelerin başta bu defa das yerine konan bir isimden, gene ikinci yerde ist'den ve en sonda bir sıfattan meydana gelen biraz daha ge­ niş şekillerini görelim. Das Bild ist schön. Das Zimmer ist klein. Der Bleistift ist lang. Der Lehrer ist gut. Die Tür ist offen. Der Stuhl ist schmutzig. Resim güzeldir. Oda küçüktür. Kalem uzundur. Ö ğretmen iyidir. Kapı açıktır. Sandalye kirlidir. SIFAT TAMLAMALARI Türkçede «büyük masa, kısa kalem» gibi bir sıfat tamlaması yaparken kullanılan sıfat ismin önüne getirilir. Almancada da sıfatlar niteledikleri ismin önünde bulunurlar. Sıfat tamlaması yaparken sıfat, isimle artikelinin a rasına girer ve isim tekil haldeyse sonuna bir -e takısı alır. schön d as Mädchen das schönE Mädchen klein der Vogel der kleinE Vogel g ross die Mappe die g rossE Mappe güzel kız güzel kız küçük k uş k üçük kuş b üyük ç anta büyük çanta Çoğul halde bulunan bir isimle sıfat tamlaması yaparken kullanılan s ıfat gene artikel ile isim arasına girer. Yalnız bu defa sonuna -e takısı ye­ rine -en t akısı alır. Örnek olarak gene yukarıdaki isimlerin çoğullarmı alalım. schön dieMädchen die schönEN Mädchen güzel kızlar güzel kızlar beşinci ders _ 3 __ klein die Vögel die kleinEN Vögel g ross die Mappen die grossEN Mappen küçük kuşlar küçük kuşlar büyük çantalar büyük çantalar «bir» anlamına gelen ein kelimesinin, artikeli der, das olan isimlerin; gene aynı anlama gelen eine kelimesinin ise artikeli die olan isimlerin önüne geldiğini biliyoruz. Ein ve eine ile yapılan sıfat tamlamaları biraz değişiktir. Önlerinde ein bulunan isimlerle sıfat tamlamaları yaparken sıfat ein ile isim arasına girer. Şayet ismin artikeli der ise sıfatın sonuna -er takısı gelir. klein d er Hund ein Hund ein kleinER Hund küçük köpek bir köpek küçük bir köpek D as artikeli alan ve dolayısıyle önüne gelen «bir» kelimesi gene ein şek­ linde olan isimlerde ein ile isim araşma giren sıfatlara -es eklenir. schön d as Bild ein Bild ein schÖnES Bild güzel resim bir resim bir güzel resim, güzel bir resim Die artikeli alan ve dolayısiyle önüne gelen «bir» kelimesi eine şeklinde olan isimlerde eine ile isim arasına giren sıfatlara -e eklenir. g ross die Schule eine Schule eine grossE Schule büyük okul bir okul büyük bir okul —4— Y ukarıda der Hund, das Bild ve die Schule isimlerinin önlerinde ein (eine) bulunduğu zaman yapılmış sıfat tamlamaları gördünüz. Bu sıfat tam­ lamalarında Bild ismi das a rtikelini aldığı iğin ein Bild ibaresinin araşma gi­ ren sıfata -es takısı eklenmiştir. Hund ismi der artikelini aldığı için ein Hund a rasına giren sıfata ^er eklenmiştir. Schule ismi die artikelini aldığı için eine Schule a rasına giren sıfata -e eklenmiştir. Burada der artikeliyle -er t akısı, das a rtikeliyle -<es takısı ve die a rtikeliyle -e takısı arasında son harflerin benzemesinden doğan ilişkiye dikkatinizi çekeriz. Bu, ein veya eine ile yapı­ lan sıfat t amlamalarında sıfata eklenecek takıyı bulmakta size yardımcı olacaktır. Aşağıdaki ö rnekleri inceleyiniz. gut das Buch ein Buch das gute Buch ein gutes Buch Das ist ein gutes Buch. lang der Zug ein Zug der lange Zug ein langer Zug Das ist ein langer Zug. klein die Katze eine Katze die Ideine Katze eine kleine Katze Das ist eirae kleine Katze. sauber das Zimmer ein Zimmer das saubere Zimmer ein sauberes Zimmer Das ist eäta sauberes Zimmer. i yi k itap bir kitap iyi kitap iyi bir kitap Bu iyi bir kitaptır. uzun t ren bir tren uzun tren uzun bir tren Bu uzun bir trendir. küçük kedi bir kedi küçük kedi küçük bir kedi Bu küçük bir kedidir. temiz oda bir oda temiz oda temiz bir oda Bu temiz bir odadır. —5— gross der Apfel ei» Apfel der grosse Apfel ein grosser Apfel Das ist ein grosser Apfel. offen die Tür eine Tür die offene Tür eine offene Tür Das ist eine offene Tür. b üyük elma bir elma b üyük elma b üyük bir elma Bu büyük bir elmadır. açık kapı bir kapı açık kapı açık bir kapı Bu açık bir kapıdır. WIE i kinci dersimizde was ile yapılan soru cümlelerini ve bunlara verilen cevapları öğrenmiştik. Şimdi de «nasıl» anlamına gelen wie [ vi:] ile yapılan s oruları ve bunlara verilen cevapları inceleyelim. Wie ile en basit soru cümlesini, ikinci dersimizde öğrendiğimiz. Was ist d as? soru cümlesinde was'i kaldırıp yerine wie koyarak yapabiliriz. Wie ist d as? «nasıl» anlamına gelen wie, «-dır» anlamına gelen ist ve «bu» anlamına gelen das'dan meydana gelen bu soru Türkçeye şu şekilde çevrilir: Bu nasıldır? Y ukarıda öğrendiğimiz sıfatlı cümlelerle bu soruya cevap verebiliriz. Wie i st das? Bu nasıldır? Wie ist das? Bu nasıldır? Das ist schlecht. Bu kötüdür. Das ist kurz. Bu kısadır. —6— Ist kelimesinin yerine sind k oyarak bu soruyu çoğul yapabiliriz. Wie ve das kelimelerinde hiçbir değişiklik olmaz. (Bildiğiniz gibi das, bir işaret sı­ fatı olarak hem «bu» hem de «bunlar» anlamını vermektedir.) Wie sind da«? B unlar nasıldır? Wie sind das? Bunlar n asıldır? Das sind sauber. B unlar temizdir. Das sind schmutzig. B unlar kirlidir. Wie ist das? s orusunda das'ın yerine herhangi bir isim koyarak başka çeşit sorular da yapabiliriz. Wie ist der Apfel? E lma nasıldır? Wie ist der Baum? Ağaç nasıldır? Wie ist der Junge? E rkek çocuk nasıldır? Der Apfel ist klein. E lma küçüktür. Der Baum ist g ross. A ğaç büyüktür. Der Junge ist klein. E rkek çocuk küçüktür. i st kelimesinin yerine sind koyup ismi de çoğul hale getirirsek sorula­ rı çoğul yapmış oluruz. Wie sind die Äpfel? Elmalar n asıldır? Wie sind die Bäume? A ğaçlar nasıldır? Wie sind die Jungen? E rkek çocuklar nasıldır? Die Äpfel sind klein. E lmalar küçüktür. Die Bäume sind gross. A ğaçlar büyüktür. Die Jungen sind klein. E rkek çocuklar küçüktür. ^-^ Wie ist das Bild? Resim nasıldır? \k**äx£. Das Bild ist schön. Resim güzeldir. —7— Wie sind die Bleistifte? Kalemler nasıldır? Di© Bleistifte sind kurz. Kalemler kısadır. Wie ist das Fenster? P encere nasıldır? 1". Das Fenster ist offen. P encere açıktır. Wie ist der Zug? T ren nasıldır? Der Zug ist lang. T ren uzundur. Wie sind die Vögel? Kuşlar nasıldır? Die Vögel sind klein. K uşlar küçüktür. D aha başka cümle örnekleri görelim: Die Blume ist schön. Das ist eine schöne Blume. Das Haus ist schön. Das ist ein schönes Haus. Die Übung ist lang. Das ist eine lange Übung. Das Lehrstück ist kurz. Das ist ein kurzes Lehrstück. Çiçek güzeldir. Bu güzel bir çiçektir. E v güzeldir. Bu güzel bir evdir. Çalıştırma uzundur. Bu uzun bir çalıştırmadır. D ers kısadır. Bu kısa bir derstir. — 8— Bu dersimizde öğrendiğimiz sıfat tamlamalarını b ir şe­ ma halinde veriyoruz. Örnek olarak d er Apfel, d as Buch, die T ür kelimelerini aldık ve bunlarla birer sıfat tamlaması y aptık. Sıfatların tekil ve çoğul haldeki isimlerle yapılan t amlamalarda aldıkları takılara çok d ikkat edin ve b unları iyice öğrenin. Tekil | desr d er kleiııE Apfel d as d as grossE Buch d ie d ie die offenE T ür Çoğul die kleinEN Äpfel die grossEN Bücher die offenEN Türen ein e ine eine offenE T ür | Tekil ein kleinER Apfel ein grossES Buch Y ukarıdaki şemada şu önemli noktalara dikkat edelim: önündte d er, die v eya d as bulunan isimlerle yapılan sıfat tamlamala­ rında şayet isim tekilse, sıfat -e t akısı alır. îsim çoğul haldeyse sıfat -en t akısı alır. Önünde ein veya eine bulunan isimlerle yapılan sıfat tamlamalanndaysa sıfat ismin artikeline göre -er, -es, -e t akılanndan birini alır. "T-**--» Der gute Hund. t yi köpek. mim W t ff IW1JI II yM •orrfsponDfnff Institute j ALMANCA DERSLER LEHRSTÜCK SECHS Öğrenilecek kelimeler k adın die Frau [ frau] die Frauen [f rauen] kadınlar beş fünf Ifünfj b üyük g ross [gro:s] gut [ gu:t] iyi das Kind [ kind] çocuk die Kinder [kinder] çocuklar klein [ klayn] küçük kurz [ kurts] kısa uzun lang [ lang] der Mann [ man] a dam die Männer [menne rl idamlar nicht [ niht] offen [offen] sauber [ zauber] schlecht [ sieht] schmutzig [ şmuttsih] schön [ şö:n] s echs [zeks] der Soldat [ zolda:t] die Soldaten [ zolda:ten] wie [vi:) değil açık temiz k ötü kirli güzel altı a sker a skerler nasıl OLUMSUZ CÜMLE Üçüncü dersimizde kein veya keine ile olumsuz hale getirilen cümleler öğrendik. Ama cümlede ein veya eine bulunmazsa (Örneğin: Der Apfel ist klein.) olumsuz yaparken kein v eya keine'yi kullanamayız. Bu tip cümlele1" «değil» anlamma gelen nicht ile olumsuz yapılırlar. Aşağıdaki örnekleri in­ celeyiniz. Das ist gross. Bu büyüktür. Das ist nicht gross. Bu büyük değildir. —2— Das ist sauber. Bu temizdir. Das sind schlecht. B unlar kötüdür. Das ist offen. Bu a çıktır. Das ist nicht sauber. Bu temiz değildir. Das sind nicht schlecht. B unlar kötü değildir. Das ist nicht offen. Bu açık değildir. Y ukandaki örneklerde cümle çoğul olsa da nicht'in hiç değişmediğini g örüyoruz. Şimdi daha geniş cümleleri olumsuz yapalım: Das Madchen ist schön. Kız güzeldir. D as Kind ist klein. Çocuk küçüktür. Die Türen sind offen. Kapılar açıktır. Die Männer sind gross. A damlar büyüktür. Das Buch ist gut. K itap iyidir. Die Hunde sind schmutzig. Köpekler kirlidir. Der Hut ist sauber. Ş apka temizdir. Das Mädchen ist nicht schön. Kız güzel değildir. Das Kind ist nicht klein. Çocuk küçük değildir. Die Türen sind nicht offen. K apılar açık değildir. Die Männer sind nicht gross. A damlar büyük değildir. D as Buch ist nicht gut. K itap iyi değildir. Die Hunde sind nicht schmutzig. Köpekler kirli değildir. Der Hut ist nicht sauber. Ş apka temiz değildir. Die Übungen sind schlecht. Die Übungen sind nicht schlecht. Ç alıştırmalar kötüdür. Çalıştırmalar kötü değildir. Das Lehrstück ist kurz. D ers kısadır. Die Zimmer sind gross. Odalar büyüktür. Das Lehrstück ist nicht kurz. D ers kısa değildir. Die Zimmer sind nicht gross. O dalar büyük değildir. altıncı ders —3— Geçen dersimizde öğrendiğimiz sıfat tamlamalarını tekrarlayalım, ör­ nek olarak, der Lehrer, die Schule, das Mädchen isimlerini alalım ve bun­ larla birer sıfat tamlaması yapalım. d er gute Lehrer iyi öğretmen die guten Lehrer iyi öğretmenler die grosse Schule büyük okul die grossem Schulen büyük okullar das schöne Madchen güzel kız die schönen Mädchen güzel kızlar Y ukarıda hem tekil hem de çoğul sıfat tamlamaları için örnekler veril­ miştir. Gördüğümüz gibi, tekil sıfat tamlamalarında ismin artikeli ne olur­ sa olsun sıfat mutlaka -e takısı alır. Çoğul sıfat tamlamalarında ise sıfat rmftlaka ^en takısı alır. Bu takılar bütün sıfatlar için aynidir. ein guter Lehrer iyi bir öğretmen eine grosse Schule büyük bir okul ein schönes Mädchen güzel bir kız Y ukarıda gene geçen derste öğrendiğimiz, «bir» anlamına gelen ein, eine ile yapılmış sıfat tamlamaları görüyorsunuz, ikinci dersimizde «bir» a nlamına gelen ein'm artikeli der veya das olan isimlerin önünde, gene ay­ nı anlama gelen efoııe'nin ise artikeli die olan isimlerin önünde bulunduğunu öğrenmiştik. Bu ©in veya eine ile yapılan sıfat tamlamaları der, die, das ile y apılanlardan biraz farklıdır. Sıfatın aldığı takı ismin artikeline göre deği­ şir. Örneğin, yukarıdaki örneklerde Lehrer ismi der artikelini aldığı için or­ tadaki gut sıfatı -er takısını almıştır; Schule ismi die artikelini aldığı için o rtadaki gross sıfatı -e takısını almıştır. Mädchen ismi ise das artikelini al­ dığından schön sıfatı -es takısını almıştır. Bu takılar her sıfat için aynıdır, değişmez. Şimdi de bu ein, eine ile yapılan sıfat tamlamalarının çoğul şekillerini görelim. g ut d er Lehrer ein Lehrer L ehrer ein guter Lehrer g utE Lehrer iyi ö ğretmen bir öğretmen öğretmenler iyi bir öğretmen iyi öğretmenler —4— g ross die Schule eüiie Schule Schulen eine grosse Schule g rossE Schulen schön d as Mädchen ein Mädchen Mädchen ein schönes Mädchen s chönE Mädchen b üyük okul bir okul o kullar b üyük bir okul b üyük okullar güzel kız bir kız k ızlar güzel bir kız güzel kızlar ö nünde ein veya eine bulunan isimler çoğul yapılırken, ein veya eine'nin k alktığım, ismin çoğul şeklinin tek başına kullanıldığım öğrenmiştik. (Dör­ düncü dersin dördüncü sayfasını okuyunuz.) «ein guter Lehrer, eine grosse Schule, ein schönes Mädchen» gibi ein veya eine ile yapılan sıfat tamlama­ larının çoğulunda da ein), ein« kalkar yalnız sıfat ve bir de ismin çoğul şek­ li kullanılır. Buna göre yukarıdaki sıfat tamlamalarının çoğulu şöyle o lur: g ute Lehrer, grosse Schulen, schöne Mädchen. Sıfat sadece bir -e takısı alır. A şağıdaki örnekleri inceleyiniz. ein schmutziger Apfel schmutzige Äpfel ein sauberes Zimmer s aubere Zimmer eine offene Tür offene Türen kirli bir elma kirli elmalar temiz bir oda temiz odalar açık bir kapı açık kapılar B urada önemli bir noktaya dikkatinizi çekmek isteriz. Örneğin «die g uten Lehrer ve gute Lehrer sıfat tamlamalarının her ikisi die Türkçeye «iyi öğretmenler» diye çevrilirler. Oysa ki bunların Almancalarımn kullanılış­ ları arasında önemli bir fark vardır, die guten Lehrer dediğimiz zaman bu­ radaki «iyi öğretmenler» bilinen, tanınan, belirli kimselerdir, gute Lehrer dediğimiz zaman buradaki «iyi öğretmenler» bilinmeyen, tanınmayan, belirli o lmayan kimselerdir. Bu farkı daha iyi anlamak için ikinci dersin üçüncü sayfasını tekrar okuyunuz. —5 Bu dersimizin başında nicht ile yapılan olumsuz cümleler gördük. Şim­ di de geçen dersimizde öğrendiğimiz ein ve ©in« ile yapılan sıfat tamlama­ larının nasıl olumsuz hale getirildiğini görelim. ein kleiner Stuhl kein kleiner Stuhl eine schöne Blume keine schöne Blume ein gutes Buch kein gutes Buch küçük bir sandalye küçük bir sandalye değil güzel bir çiçek güzel bir çiçek değil iyi bir kitap iyi bir kitap değil Şu halde bu çeşit sıfat tamlamalarını olumsuz yapmak için ein'ı, kein, ve eine'yi keine şekline getirmek kâfidir. Ortadaki sıfat ve aldığı takı değişmez aynı kalır. Bu sıfat tamlamalarının çoğul şekillerini olumsuz yapmak için tamla­ manın önüne keine getirilir, ortadaki sıfat da -en takısı alır. kleine Stühle keime kleinen Stühle schöne Blumen keine schönen Blumen g ute Bücher k eine guten Bücher küçük sandalyeler küçük sandalyeler değil güzel çiçekler güzel çiçekler değil iyi kitaplar iyi kitaplar değil Önemli bir noktaya dikkatinizi çekmek isteriz, «ein kleiner Stuhl, ein g utes Buch...» gibi ein veya eine ile yapılan sıfat tamlamaları çoğul yapılın­ ca ein ve eine kalkar, sıfat da -e takısı alır. Bu tamlamaların yukarıda öğ­ rendiğimiz çoğul olumsuz şekülerindeyse kalkan ein veya eine'nin yerine sadece keine geliyor, sıfat da -en takısı alıyor. Her iki şekli bir birine karış­ tırmayınız. A şağıdaki cümleleri inceleyiniz. D as ist eine schöne Frau. D as ist keine schöne Frau. Bu güzel bir kadındır. Bu güzel bir kadın değildir. -_ 6 — Das ist ein kleines Kind. Das ist kein kleines Kind. Das ist ein grosser Baum. Das ist kein grosser Baum. Das smd offene Türen. Das sind keine offenen Türen. Das sind lange Zimmer. Das sind keme langen Zimmer. Bu küçük bir çocuktur. Bu küçük bir çocuk değildir. Bu büyük bir ağaçtır. Bu büyük bir ağaç değildir. B unlar açık kapıdır. B unlar açık kapı değildir. B unlar uzun odadır. B unlar uzun oda değildir. lang der Bleistift der krage Bleistift die Bleistifte die langen Bleistifte ein Bleistift ein langer Bleistift Bleistifte lange Bleistifte kein Bleistift kein langer Bleistift keine Bleistifte keine langen Bleistifte klein das Kind das kleine Kind die Kinder die kleinen Kinder ein Kind ein kleines Kind Kinder die kleinen Kinder kein Kind kein kleines Kind keine Kinder kein« kleinen Kinder uzun kalem uzun kalem kalemler uzun kalemler bir kalem uzun bir kalem kalemler uzun kalemler bir kalem değil uzun bir kalem değil kalemler değil uzun kalemler değil küçük çocuk küçük çocuk çocuklar küçük çocuklar bir çocuk küçük bir çocuk çocuklar küçük çocuklar bir çocuk değil küçük bir çocuk değil çocuklar değil küçük çocuklar değil —7— schön die Frau die schöne Frau die Frauen die schönen Frauen eine Frau eine schöne Frau Frauen schöne Frauen keine Frau keine schöne Frau keine Frauen keine schönen Frauen güzel kadın güzel kadın k adınlar güzel kadınlar bir kadın güzel bir kadın k adınlar güzel kadınlar bir kadın değil güzel bir kadın değil k adınlar değil güzel kadınlar değil S orular ve cevaplar Was ist schmutzig? Ne kirlidir? I st das ein langer Bleistift? Bu uzun bir kalem midir? Sind das offene Fenster? B unlar açık pencere midir? Ist die Schule gross? Okul büyük müdür? Das Zimmer ist schmutzig. Oda kirlidir. Nein, das ist kein langer Bleistift. H ayır, bu uzun bir kalem değildir. Nein, das sind keine offenen Fenster. Hayır, bunlar açık pencere değildir. Nein, die Schule ist nicht gross, sondern klein. Hayır, okul büyük değil, küçüktür. Nein, das ist kein kleiner Baum. H ayır, bu küçük bir ağaç değildir. Nein, das sind keine schönen Mädchen. H ayır, bunlar güzel kız değildir. Das sind schlechte Bilder. B unlar kötü resimdir. I st das ein kleiner Baum? Bu küçük bir ağaç mıdır? Sind das schöne Mädchen? B unlar güzel kız mıdır? Sind das gute Bilder oder schlechte Bilder? B unlar iyi resim midir yoksa k ötü resim midir? — 8— A şağıda şimdiye kadar öğrendiğimiz bütün sıfat t amlamalarım ve b unlarda sıfatların aldıkları t a­ kıları bir şema halinde veriyoruz. Örnek olarak, d er Tisch, d as H aus, die Blume isimlerini aldık ve bunlarla birer tamlama yaptık. Burada göre­ ceğiniz takılar diğer bütün sıfatlar için aynıdır. a rtikeli d er olan b ir isim TekU d er grosse Tisch b üyük masa die grossen Tische b üyük masalar e in grosser Tisch b üyük b ir m asa g rosse Tische b üyük masalar a rtikeli d as olan b ir isim d as kleine Haus küçük ev die kleinen Häuser küçük evler e in kleines Haus küçük b ir ev kleine Häuser küçük evler a rtikeli die olan b ir isim die schöne Blume güzel çiçek die schönen Blumen güzel çiçekler eine schöne Blume güzel b ir çiçek schöne Blumen güzel çiçekler keine schöne Blume güzel b ir çiçek değil Çoğul Çoğul Tekil Tekil Çoğul kein grosser Tisch kein kleines Haus b üyük b ir m asa değil küçük bir ev değil keine grossen Tische keine kleinen Häuser keine schönen Blumen b üyük masalar değil küçük evler değil güzel çiçekler değil B urada size böyle b ir ş emamn faydasını ve bundan nasıl faydalanıla­ cağını açıklamak isteriz, örneğin, Tisch ismi yerine artikeli gene d er olan b aşka isimler koyarak daha başka sıfat tamlamaları yapabüirsiniz. Aym şey H aus ve Blume isimleri için d e söylenebilir. Yahut takılar h er s ıfat için a ym kaldığından gross, klein, schön sıfatlarını değiştirerek b ir s ürü tamlama d aha yapabilirsiniz. Bunları yaparken de hiçbir yanlış yapmamış olur­ sunuz. Almanca ders : 6 T EST 3 ' • " • A B oş bırakılan yerleri doldurunuz. 1 — J Uloffene Fenster ../^Tgross. 2 — Wie /.>£. der Stuhl? 3 — ] m fc^fcurae Übung. 4 — « t e r Hut X>±. s auber. 5 — Wie .f*&- «Iı «-Ms 6 — D as S.Î4/1 l ange Bleistifte. 7 — Das A.<7«1 keine grossen Schulen. £ d as gi/)- guter Mann*«fcr ein schlechter Mann? 9 — fsh. d as «tV? i R ind?-10 — Stn/ÜM k leine Jungen? B listesinde kanşuk olarak A listesindeki Almanca cümlelerin Türk? şılığı verilmiştir. A listesindeki her cümlenin Türkçe karşılığını bulur İş — 2— 3— 4— 5— 6— T— 8— A L istesi Das ist schlecht. ^A— Die Tür ist offen. %B — D er Tisch ist schmutzig. C— D as ist ein schmutziger Tisch. KD — D as ist kein guter Hut. E— Wie ist der Zug? F— S ind das grosse Häuser? jnQ — D as sind keine grossen Äppılan cümlelerde ise isim daima tekil hal­ dedir. «Siz» anlamına gelen Sie'yi «onlar» anlamına gelen sie'den gene bu şekilde ayırt edebiliriz, «onlar» anlamına gelen sie cümle içinde daima ço­ ğul halde bulunan bir isimle kullanılır. soru h ali Ş ahıs zamirleriyle yapılan cümleleri soru haline sokmak için yapılacak şey (bin, bist, ist, sind, seid) ı cümle başına getirmektir. ich bin Bin ich...? Bin ich eine Frau? Bin ich ein Arzt? Bin ich ein Lehrer? Bist du ein Mann? Bist du eine Schülerin? Bist du ein Soldat? I st er ©in Schüler? I st er ein Lehrer? Ist er ein Soldat? I st sie eine Schülerin? I st sie eine Frau? I st es ein Mädchen? I st es ein Haus? ben im Ben miyim? Ben bir kadın mıyım? Ben bir doktor muyum? Ben bir öğretmen miyim? Sen bir adam mısın? Sen bir kız öğrenci misin? Sen bir asker misin? O b ir erkek öğrenci midir? O b ir öğretmen midir? O bir asker midir? O b ir kız öğrenci midir? O bir kadın mıdır? O b ir kız mıdır? O bir ev midir? —5— I st es ein Fenster? Sind wir Schüler? Sind wir Ärzte? Sind wir Frauen? Seid ihr Soldaten? Seid ihr Kinder? Seid ihr Jungen? Sind sie Ärzte? Sind sie Bflder? Sind sie Kinder? v O bir pencere midir? Biz öğrenci miyiz? Biz doktor muyuz? Biz kadm mıyız? Siz asker misiniz? Siz çocuk musunuz? Siz erkek çocuk musunuz? Onlar doktor mudur? Onlar resim midir? Onlar çocuk mudur? Siz bir kadın mısınız? Siz bir adam mısınız? Siz bir doktor musunuz? Sind Sie eine Frau? Sind Sie ein Mann? Sind Sie ein Arzt? Y ukarıdaki örneklerde de gene «onlar» anlamına gelen sie'nin küçük, «Siz» anlamına gelen Sie'nin büyük yazıldığını ve böylece birbirlerinden a yırt edildiklerini görüyoruz. olumsuz hal Ş ahıs zamirleriyle yapılan cümleler ayni geçen derslerimizde gördüğü­ müz şekilde, isimlerin önüne kein veya keine getirilerek olumsuz yapılır. B aşka hiçbir değişiklik yapılmaz. Ich bin keine Frau. Ich bin keim Arzt. I hı bist kein Mann. Du bist keine Schülerin. E r ist kein Schüler. E r ist kehx Lehrer. Sie ist keine Schülerin. Sie ist keine Frau. E s ist kein Mädchen. Ben bir kadın değilim. Ben bir doktor değilim. Sen bir adam değilsin. Sen bir kız öğrenci değilsin. O b ir erkek öğrenci değildir. O b ir öğretmen değildir. 0 bir kız öğrenci değildir. O b ir kadm değildir. O bir kız değildir. —6— E s ist kein Haus. Wir sind keine Schüler. Wir sind kein« Ärzte. I hr seid keine Soldaten. I hr seid keine Kinder. Sie sind keine Ärzte. Sie sind keine Bilder. Sie sind keine Frau. Sie sind kein Mann. O bir ev değildir. Biz erkek öğrenci değiliz. Biz doktor değiliz. Siz asker değilsiniz. Siz çocuk değilsiniz. Onlar doktor değildir. Onlar resim değildir. Siz bir kadın değilsiniz. Siz bir adam değilsiniz. Dersimizin başında der, die das artikelli isimler için üç tane ayrı üçün­ cü tekil şahıs zamiri bulunduğunu, buna karşılık Türkçede her üçü­ nün karşılığının bir kelimeyle, «o» ile ifade edildiğini söylemiştik. Ilerki derslerimizde «o (erkek)», «o (kadın)» gibi kelimelere rastlayacaksınız, «o» dan sonra parantez içindeki kelime o şahsın cinsiyetini gösterir. Şu hal­ de «o (erkek)» için tabiî ki er, «o (kadın)» için de sie kullanmalıyız. Ş ahıs zamirlerinin kaldırılması T ürkçe bir cümlede şahıs zamirleri umumiyetle cümlenin anlamını boz­ madan kaldırılabilir. Meselâ, «Biz askeriz.» yerine «Askeriz.», «Sen bir öğ­ rencisin.» yerine «Bir öğrencisin.» dersek anlam bakımından bir değişiklik olmaz. I ch bin ein Lehrer. Du bist ein Schüler. Ben bir öğretmenim. - Bir öğretmenim. Sen bir öğrencisin. - Bir öğrencisin. A lmancada böyle bir kaldırış mümkün değildir. Yukarıdaki cümlelerde ich, du zamirlerinin Türkçedeki karşılıkları cümlelerden çıkarıldığı halde «im, sin» takıları sayesinde bahsedilen şahsın kim olduğu anlaşılmaktadır. B una karşılık Almancada şahıs zamirleri hiçbir zaman atüamaziar. Bu yüz­ den «öğretmenim.» şeklindeki bir cümleyi Almancaya çevirirken bunun «Ben bir öğretmenim.» şeklinde olması gerekeceğini düşünerek hareket et­ melidir. Almanca veya Türkçe bir cümledeki her ekin karşılığını tercüme­ sinde de mutlaka aramamalıdır. Lisanların yapısı icabı cümle bünyeleri de d eğişiktir. S orular ve Cevaplar Sind sie Schüler. Onlar öğrenci midir? I st er ©im Arzt? O b ir doktor mudur ? Ja, si© sind Schüler. Evet, onlar öğrencidir. Nein, er ist kein Arzt, sondern ein Soldat. Hayır, o bir doktor değil, bir askerdir. Sie ist eine Katze. O bir kedidir, I st sie ein Hund oder eine Katze? O b ir kedi midir yoksa bir köpek m idir? I st es ©in Buch? O b ir kitap mıdır? Ja, es ist ein Buch. Evet, o bir kitaptır. W IEVIEL Sayılabilen isimlerin kaç tane olduğunu sormak için «kaç, kaç tane» a nlamına gelen wieviel [vi :fi :1] kullanılır. wieviel? wieviel Bleistifte? wieviel Äpfel? kaç, kaç tane? kaç kalem? kaç elma? i simlerin kaç tane olduğunu öğrenmek için sorduğumuz bu soru da Türkçedekine yakm bir şekilde kullanılır. Yani Türkçede olduğu gibi «Kaç t ane kalem?» diye sorduğumuz zaman «kalem» ismi «kaç tane»den hemen s onra gelir: wieviel Bleistifte? M iktarı öğrenilmek istenen isim birden fazla olabileceğine göre wieviel s orusundan sonra gelen ismin muhakkak çoğul halde olması gerekir. Aslın­ da «kaç tane »sözü de çoğul bir anlam taşımaktadır. W as ve wi© soru kelimeleriyle başlayan sorularda bu kelimelerden he­ men sonra ist veya sindi yer almaktaydı. Wieviel ile başlayan soru cümlesin­ de durum biraz değişiktir. Bu cümlelerde wieviel sorusundan sonra «kaç ta­ ne» olduğu sorulan isim yer alır ve bundan sonra da sind das gelir. isin.««;! Wieviel Häuser sind das? Bunlar kaç evdir? Das sind zwei Häuser. Bunlar iki evdir. —8— Cevapta «Bunlar iki evdir.» dediğimiz halde «ev» kelimesinin Alman­ cada çoğul halde bulunduğunu (Häuser) görüyoruz. Türkçede «iki kitap, üç çocuk, dört çiçek» derken «kitap, çocuk, çiçek» isimleri tekil halde bulunur­ lar. Almancada ise önlerinde birden fazla olduklarım gösteren kelimeler (iki, üç dört, ...) bulunduğu için daima çoğuldurlar, (zwei Bücher, drei Kinder, vier Blumen, fünf Kinder,...) gibi. Wieviel Männer sind das? B unlar kaç adamdır? D as sind zwei Männer. B unlar iki adamdır. Wieviel Kinder sind d as? Bu çocuklar kaç tane­ dir? D as sind zwei Kinder. B unlar iki çocuktur Wieviel Vögel sind d as? B unlar kaç kuştur? D as sind drei Vögel. B unlar üç kuştur. Wieviel Frauen sind d as? B unlar kaç kadındır? D as sind vier Frauen. B unlar dört kadındır. Wieviel Mappen sind d as? B unlar kaç çantadır? L / -CX-l I,-£?* .el*~\ lif H l— ^L_J1 i I * Mappen, M*!*! B unlar iki çantadır, D a s sulid zwe Wieviel Bleistifte sind d as? B unlar kaç kalemdir? D as sind drei Bleistifte. B unlar üç kalemdir . II Iy Wu ^ ALMANCA ^ I DERSLERİ IMı L EHRSTÜCK A C H T ö ğrenilecek kelimeler a cht [aht] das Auto [ auto] die Autos [ autos] der Arzt [artet] die Ärzte [ ertste] blau [ blau] das Boot [ bo:t] die Boote [ borte] braun [ braun] sekiz otomobil otomobiller d oktor d oktorlar mavi s andal s andallar k ahverengi dort [ dort] du [ du:] die E nte [ente] die Enten [ enten] e r [er] es [es] das Feld [feld] die F elder [felder] o rada sen ördek ördekler o o t arla t arlalar —2— d er Fischer [fişer] die Fischer [fişer] gelb [gelb] g rün [grü:n] h ier [hi:r] hoch [höh] d er Hügel [hü:gel] die Hügel [hü:gel] ich [ib.] i hr [i:r] die Kuh [ku:] die Kühe [kü:e] balıkçı balıkçılar s arı yeşil b urada y üksek t epe t epeler b en s iz inek inekler d as Meer [me:r] die Meere [me:re] r ot [ro:t] s chwarz [şvarts] sein [zayn] sie [zi:] Si© [zi] sieben [zi:ben] u nd [und] weiss [ways] wer [ve:r] wieviel [vi:fi:l] w ir [vi:r] deniz denizler kırmızı siyah olmak o ( kadın), onlar Siz yedi ve beyaz k im k aç, k aç tane biz AÇIKLAMALAR W ER Okuma parçasmdaki yeni kelimeler yanında size yeni bir soru şekli de öğreteceğiz. İkinci dersimizde ne olduğunu öğrenmek istediğimiz bir cisim için Was ist das? şeklinde bir soru sorduğumuzu öğrendik. Şahısların kim olduğunu öğrenmek için sorulacak soru Almancada «kim» kelimesinin kar­ şılığı olan wer ile yapılır. Wer kelimesinin cümle içindeki yeri ve kullanılışj w as gibidir. W as ist das? Bu nedir? W er ist das? Bu kimdir? W er ist dört? Kim oradadır? W er ist hier? Kim buradadır? Wer ist sie? O k imdir? W er ist er? O k imdir? D as ist ein Buch. Bu bir kitapdır. E r ist Hasan. O H asandır. D er Lehrer ist dört. Ö ğretmen oradadır. D er Schüfer ist hier. Öğrenci buradadır. Sie ist Ayşe. O A yşedir. E r ist Hans. O H anstır. sekizinci ders —3— W er bin ich? Ben kimim? W er bfet du? Sen kimsin ? Wer ist klein? Kim küçüktür? W er ist gross? Kim büyüktür? Du bist Ahmet. Sen Ahmetsin. I ch bin Peter. Ben Peterim. Der Schüler ist klein. Öğrenci küçüktür. Der Fischer ist gross. Balıkçı büyüktür. E IN BILD D as ist ein Bild. D as ist ein kleiner Hügel. Was ist das? Das ist ein weisses H aus. D ort sind die Bäume. Sie sind hoch. Was sind das? Das sind Kühe» P ferde und Enten. Die Pferde und die Enten sind weiss. Die Kühe sind s chwarz. Das Feld ist gross und grün. Ist das ein Auto? Ja, das ist ein Auto. E s ist ein rotes Auto. Wieviel Männer sind dort? Zwei Männer sind dort. D as Meer ist blau. Die Boote sind nicht blau, sondern sie sind rot und gelb. D as sind zwei Männer. Wer sind sie? Sie sind Fischer. Ist das ein schö­ nes Bild? Ja, das ist ein schönes Bild. BİR RESÎM Bu bir resimdir. Bu küçük bir tepedir. Bu nedir? Bu beyaz bir evdir. A ğaçlar oradadır. Onlar yüksektir. Bunlar nedir? Bunlar inekler, atlar ve ördüklerdir. Atlar ve ördekler beyazdır. İnekler siyahtır. Tarla büyük ve yeşildir. Bu bir otomobil midir? Evet, bu bir otomobildir. O kırmızı bir oto­ mobildir. Oradaki adamlar kaç tanedir? Oradaki adamlar iki tanedir. Deniz mavidir. Sandallar mavi değildir, bilâkis onlar kırmızı ve sarıdır. B unlar iki adamdır. Onlar kimdir? Onlar balıkçıdır. Bu güzel bir resim mi­ dir? Evet, bu güzel bir resimdir. _ 4— UND Okuma parçasında kullandığımız «ve» anlamına gelen bu kelimenin kullanılışı çok basittir, ama dikkat edilmezse büyük yanlışlar da yapılabi­ lir. Umd bazan iki ayrı cümleyi birbirine bağlar, bazan da cümle içinde iki ismin veya iki zamirin veya iki sıfatın arasına girer. Şimdi bütün bu hal­ leri açıklayan örnekler görelim. Das ist eine Mappe, und das ist ein Buch. Bu bir çantadır ve bu bir kitaptır. A hmet ist klein, und Ayşe i st g ross. A hmet küçüktür ve Ayşe büyüktür. ? Das Pferd ist weiss, und die Kuh ist schwarz. A t beyazdır ve inek siyahtır. Bu örneklerde und iki cümleyi birbirine bağlamış ve cümlelerin yapı­ sında hiçbir değişiklik olmamıştır. Hepsi aynı kalmıştır. Yalnız und'un önü­ ne böyle hallerde bir virgül koymalısınız. Der Bleistift ist s chwarz und lang. Kalem siyah ve uzundur. Das Auto ist rot und g ross. Otomobil kırmızı ve büyüktür. Die Pferde sind weiss und schön. A tlar beyaz ve güzeldir. Y ukarıdaki cümlelerde ise und iki sıfat arasına girmiş ve cümlenin an­ lamını daha genişletmiştir. A hmet und A yşe sind Kinder. A hmet ve Ayşe çocuktur. Die K atze und der Hund sind hier. Kedi ve köpek buradadır. Das Fenster und die Tür sind nicht offen. P encere ve kapı açık değildir. —5— Y ukarıdaki cümlelerde de und cümlenin başına gelen iki ismin araşma g irmiştir. Cümlenm başında birden fazla isim bulunduğu için fiil eki ola­ rak çoğul hallerde kullandığımız sind kullanılmıştır. Böyle und ile bağlan­ mış iki isimle başlayan cümlelerde mutlaka sind kullanılmalıdır, çünkü cüm­ lenin öznesi bu şekilde çoğul hale gelmiştir. Cümlenin diğer kısımlarında bir değişiklik olmaz. S orular ve cevaplar Ist das Auto grün? Otomobil yeşil midir? Nein, das Auto ist nicht g rün, sondern schwarz. H ayır, otomobil yeşil de­ ğil, s iyahtır. Ist der Bleistift kurz oder lang? Kalem kısa mıdır yoksa uzun mudur? Der Bleistift ist kurz. Kalem kısadır. Wer sind sie? Onlar kimdir? Sie sind Kinder. Onlar çocuktur. Ist das ein schwarzer Hut? Bu siyah bir şapka m ıdır? Ja, das ist ein schwarzer Hut. E vet, bu siyah bir şap­ kadır. Ist er Ahmet? O A hmet midir? Nein, er ist nicht Ahmet sondern Veli. H ayır, o Ahmet değil, Veli'dir. —6— Wer ist es? O k imdir? E s ist ein Mädchen. O bir kızdır. - Sind das ein Buch und eine Mappe? B unlar bir kitap ve bir çanta mıdır? Ja, das sind ein Buch und eine Mappe. Evet, bunlar bir kitap ve bir çantadır. Wieviel Männer sind d as? B unlar kaç adamdır? D as sind zwei Männer. B unlar iki adamdır. Sind sie Kinder? Onlar çocuk mudur? J a, sie sind Kinder. E vet, onlar çocuktur. I st er ein Junge? O bir erkek çocuk m udur? J a, er ist ein Junge. E vet, o bir erkek çocuk­ tur. Sind das ein Hund und eine Katze? B unlar bir köpek ve bir kedi midir? J a, das sind ein Hund und eine Katze. E vet, bunlar bir köpek ve kedidir. I st das Pferd weiss und gross? A t beyaz ve büyük m üdür? Ja», d as Pferd ist weiss und gross. E vet, at beyaz ve büyük­ tür. —7— İ SİMLERİN YERİNE ŞAHIS ZAMİRİ KULLANILMASI Bu konuyu yedinci dersimizde etraflıca işledik, ama bir kere daha ör­ neklerle hatırlatmayı uygun buluyoruz. I st das EIN BUCH? J a, DAS ist ein Buch. J a, ES isst ein Buch. I st die Tür offen? J a, DIE TÜR ist offen. Ja} SIE ist offen. Wie ist der Schüler? BEK SCHÜLER ist gut. E R ist gut. Wer ist hier? .DER LEHRER ist hier. E R ist hier. Sind die Kuh und das Pferd weiss? J a, DIE KUH UND DAS PFERD sind weiss. J a, SIE sind weiss. Sind die Fischer dort? J a, DIE FISCHER sind dort. J a, SIE sind dort. Bu bir KİTAP mıdır? E vet, BU bir kitaptır. E vet, O bir kitaptır. Kapı açık mıdır? E vet, KAPI açıktır. E vet, O açıktır. Öğrenci nasıldır? ÖĞRENCİ iyidir. O iyidir. Kim buradadır? ÖĞRETMEN buradadır. O b uradadır. İ nek ve at beyaz mıdır ? E vet, İNEK VE AT beyazdır. E vet, ONLAR beyazdır. Balıkçılar orada mıdır? E vet, BALIKÇILAR oradadır. E vet, ONLAR oradadır. Y ukarıdaki örneklerde daha önce de öğrendiğimiz gibi artikeli die olan isimlerin yerine sie, artikeli der olan isimlerin yerine er, ve artikeli das olan isimlerin yerine de es kullanılmıştır. Çoğul isimlerin yerine de «onlar» an­ lamına gelen sie gelmiştir, «und» ile birleştirilmiş iki ismin yerine (die Kuh und das Pferd gibi) ikisi de tekil olmasına rağmen gene sie kullanılır. Cüm­ lenin olumsuz olması hiçbir şey değiştirmez. İsmin yerine «o» ya da «onlar» —8— g ibi şahıs zamirleri kullanabilmemiz için bu kelimelerle neyi kastettiğimiz a çıkça bilinmelidir. Örneğin, I st die Tür offen? s orusuna, J a, sie ist offen. d iye ismin yerine şahıs zamiri kullanarak cevap verebiliriz, çünkü s ie i le ka­ pıyı kastettiğimiz açıkça bellidir. »SES,—; i _ — V ater, du bist kein guter Tunnel. — B aba, sen iyi bir tünel değilsin. Almanca ders: 8 T EST 4 Bos. b ırakılan yerleri doldurunuz. 04J1 Ich- bin ein Arat. 2 — Das [$£.. < eu^kleines Auto. 3 — ^ î ^ E n t e n sind das? 4 — Wer f W ihr? 5 — ^ ^ " d i e Hügel hoch? 6 — Ahmet und Ali £ I A ^ n icht hier. 7 — Dufc»Irf"kein g u t e r Lehrer. 8 — Wir S/nd keine F ischer. 9 — Seid }. h.f S oldaten? 10 —Xi<uf. Sie ein Arzt? sL-y ı ' A A listesindeki her cümlenin B listesindeki Türkçe karşılığını bulunuz. 1— 2— 3\ — 4— 5 6 7 8 9 — — — — — A L istesi Si« ist eine gute Schülerin. *<A Seid ihr Schüler? B Wieviel Kühe sind das? )(C P a s sind eiae Katze und, ein, j<-D H und. F W er bist du? Wir sind gute Jungen. Sind Sie ein Lehrer? Wieviel Pferde sind das? Sind der Schüler und die A H Schülerin hier? JC Î *K B L istesi B unlar kaç attır? İ yi bir erkek öğrencidir. B unlar bir kedi ve bir köpektir. Biz iyi (erkek) çocuklarız. î yi bir kız öğrencidir. E rkek öğrenci ve kız öğrenci b uradadır. E rkek öğrenci ve kız öğrenci b urada mıdır? E rkek öğrenci misiniz? Bir öğretmen misiniz? B unlar kaç inektir? Sen kimsin? A listesindeki her cümlenin B listesindeki Almanca karşılığını bulunuz. 1 2 3 4 5 6 7 8 9 A L istesi — B unlar kaç sandaldır? A — Kim güzeldir? /B — Bir doktor musun? *C — i yi bir balıkçı değilsin. xD — B unlar kaç tepedir? E — î yi asker değilsiniz. *F — Kimsiniz? KG — K itap ve çanta yeşil değildir. * H —. At kahverengi ve büyük _xt m üdür? ^J B L istesi Sie sind kein guter Fischer. Wieviel Boote sind das? D u bist kein guter Fischer. B ist du ein Arzt? I hr seid gute Soldaten. I hr seid keine guten Soldaten. W er ist schön? Wieviel Hügel sind das? W er seid ihr? D as Buch und die Mappe sind n icht grün. > K — I st das Pferd braun und gross? T> A şağıda birtakım sorular verilmiştir. Bunların altındaki dört şıktan han­ gisinin bu soruların cevabı olduğunu bulunuz. 1 — Wieviel Blumen sind das? a — D as sind Blumen, b — Das ist eine Blume, c — Das sind acht Blumen, d — Die Blumen sind hier. 2 —""Sind Sie ein Arzt? a — J a, du bist ein Arzt, b — Nein, ich bin kein Arzt, c — Das ist ein Arzt, d — J a, er ist ein Arzt. 3 — W er ist schön? a — Die Frau ist schön, b — Nein, die Frau ist nicht schön, c — Ich bin nicht schön, d — Die Frau ist g u t 4 — Wieviel Bäume sind das? a — D as sind Bäume, b — Das sind zwei Bäume, c — Das sind zwei Baum, d — D as ist zwei Bäume. E A şağıdaki cümlelerde büyük harfle yazılı kelimelerin yerine hangi şahıs zamirinin kullamlabileceğini bulunuz. Cevaplar kâğıdına sadece bu şahıs zamirini yazın. 1 — DD3 KUH UND DAS PFERD sind weiss. 2 — I st DAS AUTO grün oder gelb? 3 — A HMET ist ein guter Junge. 4 — A YŞE ist ein schönes Mädchen. 5 — D ER MANN ist hier. 6 — D IE FRAU ist schön und gut. T est 3'ün yapılmış şekli: A . 1 — das, ist, 2 — ist, 3 — eine, 4 — der, ist, 5 — sind, die, 6 — sind, 7 — sind, 8 — ein, oder, 9 — ist, ein, 10 — sind B . 1 — G, 2 — J, 3 — K, 4 — t, 5 — D, 6 — B, 7 — A, 8 — H C. 1 _ J, 2 — A, 3 — E, 4 — F, 5 — Î, 6 — G, 7 — O, 8 — H D . 1 — b , 2 — a, 3 — c, 4 — a, 5 — d , 6 — d , 7 — c , 8 — c , 9 — b, 10 — d illi! İ M mm 1 mı IJnsıitmrı — L Lg. 1 İM (orresponDfnff _.J • I 1I • • l - • •f • I • • • • • • • I • * •»-» .».»i • • • • • j|i M m ALMANCA DERSLER LEHRSTÜCK NEUN WELCHER, WELCHE, WELCHES Y ukarıda gördüğümüz, [velher, velhe, velliesj olarak okunan bu üç ke­ lime Türkçede «hangi» anlamına gelir. Türkçede bu s oru zamirinin daima bir ismin önünde bulunduğunu biliyoruz. «Hangi adam? Hangi kadın? Hanki kitap?» gibi. Almancada da bu soru zamiri ayni Türkçedeki gibi bir is­ min önünde bulunur. Öğrendiğimiz bu kelimeler welch- köküne «er, e, es» ta­ kılarının eklenmesiyle meydana gelmiştir. H er üçü de yalnız bir anlama, «hangi» anlamına gelir. Artikeli d er olan bir ismin önünde welcher, die olan bir ismin önünde welche, d as olan bir ismin önünde de welches kullanılır. Çoğul bir ismin artikeli die olduğu için çoğul isim Önünde welche kullanılır. Welcher Mann? - H angi adam? Welche Frau? - H angi kadın? Welches Buch? - H angi kitap? Welche Männer? - H angi adamlar? Welche Frauen? - H angi kadınlar? Welche Bücher? - H angi kitaplar? Bu örneklerde Mann'm artikeli d er olduğu için welcher, Frau'nun a r­ tikeli die olduğu için welche, Buch'unki d as olduğundan welches kullanıl­ mıştır, îsmin önüne hem welcher, welche, welches soru kelimelerinden birini, hem de o ismin artikelini yazmak olmaz. Yâni katiyen «Welcher d er M ana? Welche die F rau?...» yazılamaz. Şimdi welcher, welche, welches ile d aha uzun sorular yapalım. Welcher Baum i st g ross? H angi ağaç büyüktür? _ 2— Welche Tür ist offen? Welches Mädchen ist hier? Welche Boote sind gelb? Welche Kuh ist schwarz? Welche Enten sind weiss? Welcher Junge ist gut? Welche Felder sind gross? Welches Kind ist schlecht? Welche Autos sind rot? Welche Blume ist schön? Welche Katzen sind dört? H angi kapı açıktır? H angi kız buradadır? H angi sandallar sarıdır? H angi inek siyahtır? H angi ördekler beyazdır? H angi erkek çocuk iyidir? H angi tarlalar büyüktür? H angi çocuk kötüdür? H angi otomobiller kırmızıdır? H angi çiçek güzeldir? H angi kediler oradadır? Gördüğümüz gibi çoğul örneklerin tekillerden farkı, bunlarda, artikel d aima die olduğu için welche, çoğul bir isim ve sind kullanılmasıdır. D IESER, DIESE, DIESES ve JENER, JENE» JENES Türkçedeki işaret zamirleri «bu, §u, o» ve bunların çoğulları «bunlar, ş unlar, onlar» Almancada dieser [di:zer], diese [di:ze], dieses [dhzes] ve j ener [ye:ner], jene [ye:ne], jenes [yernes] ile ifade edilir. Bu kelimeler­ de de dies- ve jen- köklerine «er, e, es» takılarının eklendiğini görüyoruz. A rtikeli der olan isimlerle dieser ve jener, die olan isimlerle diese ve jene, d as olan isimlerle de dieses ve jenes kullanılır. Çoğul isimlerin artikelleri yalnız die olduğu için diese ve jene kullanılır. Bunlardan dieser, diese, dieses d aha çok «bu», jener, jene, jenes ise «şu veya o» anlamına gelir. Biz ders­ lerimizde jener, jene, jenes'i sadece «şu» anlamında kullanacağız. dokuzuncu ders _ dieser Mann - bu adam diese Frau - bu kadın dieses Buch - bu k itap j ener Mann - şu (veya o) adam jene Frau - şu (veya o) kadın j enes Buch - şu (veya o) kitap 3_ diese Männer - bu adamlar diese Frauen - bu kadınlar diese Bücher - bu kitaplar jene Männer - şu adamlar jene Frauen - şu kadınlar jene B ücher - şu kitaplar Şimdi bunlarla cümleler yapalım. Dieser Fischer ist gut. J enes Auto ist nicht grün. Dieser Schüler ist gut; jener Schüler i st schlecht. Diese Züge sind lang. Jene Schule ist nicht g ross. Dieses Lehrstück i st lang, und diese Übung ist kurz. Jene Zimmer sind sauber. Diese Bilder sind nicht schön. Dieses Pferd ist schmutzig. Jener Soldat ist gut. Dieses Boot ist nicht grün, sondern blau. Bu balıkçı iyidir. Şu otomobil yeşil değildir. Bu öğrenci iyidir; şu öğrenci kötüdüı Bu trenler uzundur. Şu okul büyük değildir. Bu ders uzundur ve bu çalıştırma k ısadır. Şu odalar temizdir. Bu resimler güzel değildir. Bu at kirlidir. Şu asker iyidir. Bu sandal yeşil değil, mavidir. S orular ve cevaplar Dieser Apfel ist sauber. Bu elma temizdir. J ene Bfemen sind rot. Şu çiçekler kırmızıdır. J ener Bleistift ist "lang. Şu kalem uzundur. Dieses Pferd ist hier. Bu at buradadır. J enes Kiad ist dort. Şu cccuk oradadır. Diese Schüler sind gut. Bu öğrenciler iyidir. Dieser Vogel ist Mein. Bu kuş küçüktür. J ene Frau ist schön. Şu kadın güzeldir. Diese Türen sind offen. Bu kapılar açıktır. J ene Hunde sind klein. Şu köpekler küçüktür. .Diese Katze ist dort. Bu kedi oradadır. J ene Schule ist gross. Şu okul büyüktür. Dieser Arzt, ist gut. Bu doktor iyidir. Welcher Apfel ist sauber? H angi elma temizdir? Welche Blumen sind rot? H angi çiçekler kırmızıdır? Welches' Bleistift ist lang.? H angi kalem uzundur? Welches Pferd ist hier? H angi at buradadır? Welches Kind ist dort? H angi çocuk oradadır? Welche Schüler sind gut? H angi öğrenciler iyidir? Welcher Vogel ist klein ? H angi kuş küçüktür? Welche Frau ist schön? H angi kadın güzeldir? Welche Türen sind offen? H angi kapılar açıktır? Welche Hunde sind klein? H angi köpekler küçüktür? Welche Katze Ist dort? H angi kedi oradadır? Welch® Schule ist gross? H angi okul büyüktür? Welcher Arzt ist gut? H angi doktor iyidir? —5— I st jener Hügel hoch? Şu tepe yüksek midir? Sind diese Mappen r ot oder weiss? Bu çantalar kırmızı mıdır yoksa beyaz m ıdır? I st dieser Hut weiss oder schwarz? Bu şapka beyaz mıdır yoksa siyah mıdır? Welche Enten sind weiss? Hangi ördekler b eyazdır? Wieviel Blumen sind d as? B unlar kaç çiçektir? J a, jener Hügel ist hoch. E vet, şu tepe yüksektir. Diese Mappen sind weiss. Bu çantalar beyazdır. Dieser Hut ist schwarz. Bu şapka siyahtır. Diese Enten sind weiss. Bu ördekler beyazdır D as sind zwei Blumen. B unlar iki çiçektir. Wer sind sie? Onlar kimdir? Sie sind Schüler. Onlar öğrencidir. Wie ist diese Kuh? Bu inek nasıldır? Dies© Kuh ist schwarz. Bu inek siyahtır. Sind diese Autos klein? Bu otomobiller küçük müdür? Nein, diese Autos sind n icht klein, sondern gross. Hayır, bu otomobiller kü­ çük değil, büyüktür. —6— KISALTILMIŞ ÇOĞUL EKLERİ Şimdiye kadar öğrendiğimiz her ismin altında çoğulunu da tam olarak veriyorduk. Fakat Avrupada basılmış birçok kitap ve sözlüklerde çoğullar kısaltılmış bir şekilde verilir. Biz de bundan sonraki derslerimizde çoğulla­ rı kısaltarak vereceğiz. İ simler çoğul olunca artikellerinin die olduğunu ve bir takım takılar al­ dıklarını öğrenmiştik. Biz de çoğulları kısaltarak verirken ismin yanma bir virgül koyup sadece bu takıyı yazacağız. Bu takıyı yanında duran isme ekleyerek o ismi çoğul hale getirmiş olacaksınız. Meselâ, derslerimizde «re­ sim» anlamına gelen das Bild kelimesinin çoğulunu die Bilder şeklinde ismi t am yazarak vermiştik. Bu kelimenin çoğulunu kısaltmış yeni şekle göre, çoğulda aldığı takı «-er» olduğundan «das Bild, er» şeklinde vereceğiz. Her çoğul ismin artikeli die olduğu için bunu ayrıca belirtmîyeceğiz. Çoğulda artikei olarak daima die kuHajamahsmız. Şimdiye kadar öğrendiğimiz isimlerin çoğullarını böyle kısaltılmış ola­ rak görelim. Her ismin altında çoğulu eskiden verdiğimiz gibi yazılmıştır. Bunların yanında ise çoğulları kısaltılmış olarak verilmiştir. Bu örnekleri d ikkatle inceleyiniz. das Bild die Bilder der Bleistift die Bleistifte die Blume die Blumen das Ei die Eier das Fenster die Fenster das Lehrstück die Lehrstücke die Mappe die Mappen das Bild,er der Bleistifte die BIume,n das Ei,er das Fenster,das Lehrstück,e die Mappe,n der Tisch die Tische die Tür die Türen die Übung die Übungen das Zimmer die Zimmer der Hund die Hunde der Junge die Jungen die Katze die Katzen der Lehrer die Lehrer der Tisch,e die Tür,en die Übung.en das Zimmer,der Hund,e der Junge,n die Katze,n der Lehrer,- _ 7— d as Mädchen die Mädchen d as Pferd die Pferde die Schule die Schulen d er Schüler die Schüler die Schülerin die Schülerinnen die Frau d ie s F rauen d as Kind die Kinder d er Soldat die Soldaten d as Mädchen,das Pferd,e die Schule,n d er Schüler,die Schülerin,ne» die Frau,en d as Kind,er d er Soldaten d as Auto die Autos d as Boot die Boote die Ente die Enten d as Feld die Felder d er Fischer die Fischer d er Hügel die Hügel d as Meer die Meere d as Auto,s d as Boot,e die Eute,n d as Feld,er d er Fischer,der Hiigel,das Meer,e Y ukarıdaki örneklerde, meselâ die Blume kelimesinin yanında virgül­ den sonra bir «n» harfi duruyor. Bu ismi çoğul yapmak için başa die artikelini, kelimenin sonuna da «m» eklemek kâfidir: die Blumen. Has Ei kelimesi­ nin yanında virgülden sonra «er» takılı vardır. Kelimenin başına die, sonu­ na da «er» eklersek çoğul yapmış oluruz: die Eier. Bazı kelimelerin yanmda virgülden sonra sadece bir çizgi görüyorsu­ nuz. Bunlar çoğulda da aynı kalan, hiçbir takı almayan kelimelerdir, (das F enster, das Zimmer, der Lehrer, das Mädchen, der Schüler... gibi). Bu ke­ limelerde başa tabii ki artikel olarak die gelir ve bütün kelime hiç değiştiril­ meden yazılır. Örnekleri inceleyiniz. Bazı isimlerin ise çoğulda ilk sesli harflerinin üzerine iki nokta kondu­ ğunu öğrendik. Bunu kelimeden sonraki virgülün yanma iki nokta koyarak belirteceğiz (..). Şayet isim hem iki nokta hem de bir takı alıyorsa, bu takıyı b u iki noktadan sonra vereceğiz. Örnekleri inceleyiniz. d er Apfel die Äpfel d er Apfel,., d as Buch die Bücher d as Buch,..er —8 d as Haus die Häuser d er Hut die Hüte d er Stuhl die Stühle d er Mann die Männer d er Baum die Bäurne d as Haus,..er d er Hut,..e d er Stuhl,..e d er Mann,..er d er Baum,,.e d er Vogel die Vögel d er Zug die Züge d er Arzt die Ärzte die Kuh die Kühe d er Vogel,., d er Zug,..e d er Arzt,..e die Kuh,..e D as Haus kelimesinin çoğulunun kısaltılmış şeklinde iki nokta (..) ve «er» takısı var. Şu halde bu kelimeyi çoğul yaparken başa die artikelini ko­ yup ilk sesli harfin, yani «a» mn üstüne iki nokta, sona da «er» takısını ek­ leyeceğiz. Der Vogel kelimesinde ise virgülden sonra sadece iki nokta veril­ miş. Bu durumda ilk sesli harfin, yani «o» nun üstüne iki nokta koyacağız, sona birşey eklemeyeceğiz. B unlar dışında, çoğul yapılırken çok büyük değişiklikler gösteren keli­ melerin çoğullarını kısaltılmış olarak değil de gene tam yazarak vereceğiz. «hangi», «bu» ve «şu veya o» kelimelerinin Almancalarmın artikele göre hangi takıları aldık­ larını bir kere daha şematik olarak görelim. d er die welchER Mann? welchE Frau? d iesE Frau d iesER Mann j enE Frau j enER Mann d as jwelchES Kind?| | d iesES Kind | j enES Kind die (çoğul) w elchEMänner? welchE Frauen? welchE Kinder? diesE Männer d iesE Frauen dieseE Kinder j enE Männer j enE Frauen j enE Kinder mum mrnı İM ı ınfl Mm 10 [M Corresponöenff Institute ALMANCA DERSLE LEHRSTÜCK ZEHN ÖZET Bu dersten başlayarak kurs sonuna kadar her on derste bir, son on ders içinde öğretilenler bir özet halinde tekrarlanacaktır. Özet derslerini çalışır­ ken burada kısaca değinilen konuların daha geniş olarak anlatıldığı ders­ leri de gözden geçirmenizi öğütleriz. Almancada özel isimler hariç her ismin önünde mutlaka artikel deni­ len der, die, das kelimelerinden biri ya da «bir» anlamına gelen ein veya eine b ulunur. Her ismi öğrenirken muhakkak onun hangi artikeli aldığını da öğ­ renmek gerekir. —6— KISALTILMIŞ ÇOĞUL EKLERİ Şimdiye kadar öğrendiğimiz her ismin altında çoğulunu da tam olarak v eriyorduk. Fakat Avrupada basılmış birçok kitap ve sözlüklerde çoğullar kısaltılmış bir şekilde verilir. Biz de bundan sonraki derslerimizde çoğulla­ rı kısaltarak vereceğiz. İ simler çoğul olunca artikellerinin die olduğunu ve bir takım takılar al­ dıklarını öğrenmiştik. Biz de çoğulları kısaltarak verirken ismin yamna bir virgül koyup sadece bu takıyı yazacağız. Bu takıyı yanında duran isme ekleyerek o ismi çoğul hale getirmiş olacaksınız. Meselâ, derslerimizde «re­ sim» anlamına gelen das Bild kelimesinin çoğulunu die Bilder şeklinde ismi t am yazarak vermiştik. Bu kelimenin çoğulunu kısaltmış yeni şekle göre, çoğulda aldığı takı «-er» olduğundan «das Bild, er» şeklinde vereceğiz. Her çoğul ismin artikeli die olduğu için bunu ayrıca belirtmiyeceğiz. Çoğulda a rtikel olarak daima die kullanmalısınız. Şimdiye kadar öğrendiğimiz isimlerin çoğullarını böyle kısaltılmış ola­ rak görelim. Her ismin altında çoğulu eskiden verdiğimiz gibi yazılmıştır. Bunların yanında ise çoğulları kısaltılmış olarak verilmiştir. Bu örnekleri d ikkatle inceleyiniz. das Bild die Bilder der Bleistift die Bleistifte die Blume die Blumen das Ei die Eier das Fenster die Fenster das Lehrstück die Lehrstücke die Mappe die Mappen das Bild,er der Bleistift,e die Blume,n das Ei,er das Fenster,das Lehrstüok,e die Mappe,n der Tisch die Tische die Tür die Türen die Übung die Übungen das Zimmer die Zimmer der Hund die Hunde der Junge die Jungen die Katze die Katzen der Lehrer die Lehrer der Tisch,e die Tür,en die Übung,en das Zimmer,der Hund,e der Junge,n die Katze,n der Lehrer,- _ 7— das Mädchen die Mädchen das Pferd die Pferde die Schule die Schulen der Schüler die Schüler die Schülerin die Schülerinnen die Frau die vFrauen das Kind die Kinder der Soldat die Soldaten das Mädchen,das Pferd,e die Schule,n der Schüler,die Schülerinnen die Frauken das Kind,er der Soldaten das Auto die Autos das Boot die Boote die Ente die Enten das Feld die Felder der Fischer die Fischer der Hügel die Hügel das Meer die Meere das Auto,s das Boot,e die Ente,n das Feld,er der Fischer,der Hügel,das Meer.e Y ukarıdaki örneklerde, meselâ die Blume kelimesinin yanında virgül­ den sonra bir «n» harfi duruyor. Bu ismi çoğul yapmak için başa die a rtikelini, kelimenin sonuna da «m» eklemek kâfidir: die Blumen. Das Ei kelimesi­ nin yanında virgülden sonra «er» takısı vardır. Kelimenin başına die, sonu­ na da «er» eklersek çoğul yapmış oluruz: die E ier. Basa kelimelerin yanında virgülden sonra sadece bir çizgi görüyorsu­ nuz. Bunlar çoğulda da aynı kalan, hiçbir takı almayan kelimelerdir, (das Fenster, das Zimmer, der Lehrer, das Mädchen, der Schüler... g ibi). Bu ke­ limelerde başa tabii ki artikel olarak die gelir ve bütün kelime hiç değiştiril­ meden yazılır. Örnekleri inceleyiniz. Bazı isimlerin ise çoğulda ük sesli harflerinin üzerine iki nokta kondu­ ğunu öğrendik. Bunu kelimeden sonraki virgülün yanma iki nokta koyarak belirteceğiz (..). Şayet isim hem iki nokta hem de bir takı alıyorsa, bu takıyı bu iki noktadan sonra vereceğiz. Örnekleri inceleyiniz. der Apfel die Äpfel der Apfel,. das Buch die Bücher das Buch,..er —4— IV Bir cümleyi olumsuz yapmak için cümlede ein veya eine varsa bunlar kein veya keine şekline getirilir. Cümlede ein veya eine yoksa nicht kulla­ nılır. Örnekler görelim: D as ist ein Haus. D as ist kein Haus. D as ist eine Frau. D as ist keine Frau. D as sind Kinder. D as sind keine Kinder. Der Apfel ist gross. Der Apfel ist nicht gross. Die Blumen sind schön. Die Blumen sind nicht schön. Bu bir evdir. Bu bir ev değildir. Bu bir kadındır. Bu bir kadm değildir. B unlar çocuktur. B unlar çocuk değildir. E lma büyüktür. E lma büyük değildir. Çiçekler güzeldir. Çiçekler güzel değildir. Artikelleri gösteren bu şemayı inceleyiniz. tekil der, das ein kein die eine keine die çoğul çoğul yok keine B urada ein, eine'nin çoğulu olmadığını, ama bu çeşit çoğul cümleler olumsuz yapılırken keine, kullanıldığını hatırlatalım. Örneğin, D as ist ein Tisch. D as sind Tische. D as sind keine Tische. Bu bir masadır. B unlar masadır. B unlar masa değildir. —5— Şimdiye kadar aşağıdaki soru kelimelerini öğrendik: w as? wie? w er? wieviel? w elcher? welche? welches? n e? n asıl? k im? kaç tane? h angi ? » » B unlardan wieviel ile welcher, welche, welches öbürlerine nazaran baza özellikler gösterirler. Wieviel'den sonra bir fiil yerine bir isim gelir. Bu isim daima çoğul hal­ de bulunur. Wieviel BÜCHER sind das? Wieviel KINDER sind das? B unlar kaç kitaptır? B unlar kaç çocuktur? Welcher, welche, welches soru kelimelerinden sonra da bir isim gelir. Bu ismin artikeline göre bu üç kelimeden biri kullanılır. d er Maun welcher Mann? d as Buch welches Buch? die Frau welche Frau? a dam h angi adam? k itap h angi kitap? k adın h angi kadın? VI Türkçedeki «bu» kelimesi Almancada dieser, diese, dieses kelimeleriyle ifade edilir. Bunlar ismin hemen önüne gelirler. İsmin artikeline göre üçün­ den biri kullanılır, «şu» veya «o» anlamına gelen jener, jene, jenes kelime­ lerinin kullanılışı da aynıdır. —2— Welche Tür ist offen? Welches Mädchen ist hier? Welche Boote sind gelb? Welche Kuh ist schwarz? Welche Enten sind weiss? Welcher Junge ist gut? Welche Felder sind gross? Welches Kind ist schlecht? Welche Autos sind rot? Welche Blume ist schön? Welche Katzen sind dort? H angi kapı açıktır? H angi kız buradadır? H angi sandallar sarıdır? H angi inek siyahtır? H angi ördekler beyazdır? H angi erkek çocuk iyidir? H angi tarlalar büyüktür? H angi çocuk kötüdür? H angi otomobiller kırmızıdır? H angi çiçek güzeldir? H angi kediler oradadır? Gördüğümüz gibi çoğul örneklerin tekülerden farkı, bunlarda, artikel daima die olduğu için welche, çoğul bir isim ve sind kullanılmasıdır. D IESER, DIESE, DIESES ve JENER, JENE, JENES Türkçedeki işaret zamirleri «bu, şu, o» ve bunların çoğulları «bunlar, şunlar, onlar» Almancada dieser [di:zer], diese [di:ze], dieses [di:zes] ve j ener [ye:ner], jene [ye:ne], jenes [ye:nes] ile ifade edilir. Bu kelimeler­ de de dies- ve jen- köklerine «er, e, es» takılarının eklendiğini görüyoruz. A rtikeli der olan isimlerle dieser ve jener, die olan isimlerle diese ve jene, d as olan isimlerle de dieses ve jenes kullanılır. Çoğul isimlerin artikelleri yalnız die olduğu için diese ve jene kullanılır. Bunlardan dieser, diese, dieses d aha çok «bu», jener, jene, jenes ise «şu veya o» anlamına gelir. Biz ders­ lerimizde jener, jene, jenes'i sadece «şu» anlamında kullanacağız. mcu ders 3— dieser Mann - bu adam diese Frau - bu kadın dieses Buch - bu kitap j ener Mann - şu (veya o) adam j ene Frau - şu (veya o) kadın j enes Buch - şu (veya o) kitap diese Männer - bu adamlar diese Frauen - bu kadınlar diese Bücher - bu kitaplar j ene Männer - şu adamlar j ene Frauen - şu kadınlar j ene Bücher - şu kitaplar Şimdi bunlarla cümleler yapalı: L. Dieser Fischer ist gut. J enes Auto ist nicht grün. Dieser Schüler ist gut; jener Schüler ist schlecht. Diese Züge sind lang. J ene Schule ist nicht gross. Dieses Lehrstück ist lang, und diese Übung ist kurz. J ene Zimmer sind sauber. Diese Bilder sind nicht schön. Dieses Pferd ist schmutzig. J ener Soldat ist gut. Dieses Boot ist nicht grün, s ondern blau. Bu balıkçı iyidir. Şu otomobil yeşil değildir. Bu öğrenci iyidir; şu öğrenci kötüdür. Bu trenler uzundur. Şu okul büyük değildir. Bu ders uzundur ve bu çalıştırma k ısadır. Şu odalar temizdir. Bu resimler güzel değildir. Bu at kirlidir. Şu asker iyidir. Bu sandal yeşil değil, mavidir. —• 8 — Ş ahıs zamirleri Türkçeye nazaran bazı farklar gösterirler. Türkçede bir tane üçüncü şahıs, yani «o» bulunmasına rağmen Almancada bu üç ayrı kelimeyle anlatılır. Kendisinden «o» diye bahsettiğimiz ismin artikeli der ise er, die ise sie, das ise es kullanılır. B unlardan başka bir de kibar bir hitap şekli olan ve «siz »anlamına gelen Sie vardır. Şimdiye kadar öğrendiğimiz ist ve sind fiil ekleri sein fiilinin özel şe­ killeridir. Bu fiilin şahıslara göre çekimi şu şekilde olur: l eh bin Du bist E r ist Sie ist E s ist Wir sind Ihr seid S Sie sind Sie sind Ben Sen O O O Biz Siz Onlar Siz im. sin. dur. dur. dur. iz. siniz. dır. siniz. vm Aşağıda yanyana geldikleri zaman okunuşları değişen harflerin en önemlilerinden bazılarını görüyorsunuz. Bunların yanında içinde bu harfler geçen kelimeler verilmiştir. ei [ay] ie [ i:] j [ y] z [ ts] ch [h] s eh [§] weiss, Bleistift, sein hier, sie, wieviel Junge, ja Arzt, Katze acht, ich, Mädchen Tisch, Fischer, Schule Almanca ders: 10 T EST 5 A Boş bırakılan yerleri doldurunuz. 1 _ Welche Pferde .sî*/- weiss? 2 — Welcher Arat }.f£ g ut? 3 — Jener F ischer û . f hier. 4 — Welche Bücher sjaä k lein? 5 — Ichfe>/"<iein Arat. B A listesindeki her cümlenin B listesindeki Türkçe karşılığını bulunuz. A L istesi 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 — — — — — — — — — — Welches Haus ist gross? p( A Diese Boote sind blau. B Dieser Mann ist ein Fischer. /£. J enes Mädchen ist eine D Schülerin. *E D as ist keine Kuh. pt.F Dieses Feld ist nicht gross. y^G Wieviel Ärzte sind das? j^cH Dieser Hügel ist hoch. A_İ J ene Ente ist nicht weiss. v£ J Welcher Mann ist ein Arzt? K K B Listesi H angi adam bir doktordur? Bu tarla büyüktür. H angi ev büyüktür? Şu kız bir öğretmendir. Bu sandallar mavidir. Bu tepe yüksektir. Bu bir inek değildir. Şu ördek beyaz değildir. Bu adam bir balıkçıdır. B unlar kaç doktordur? Bu tarla büyük değildir. Şu kız bir öğrencidir. A listesindeki her cümlenin B listesindeki Almanca karşılığını bulunuz. A L istesi H angi kız öğrenci buradadır ^ A Bu inek beyaz ve büyüktür. ^ B Şu otomobil siyah değildir. C Bu resim güzeldir. ^D O bir balıkçı değildir. y.E Şu adam bir öğretmendir. <F H angi çocuk bir erkek öğren^G c idir? v^H 8 — Şu pencere açıktır. ^ 9 — Bu adamlar asker değildir. 10 -— Bu adamlar askerdir. ?SI *K 1 2 3 4 5 6 7 — —— — — — — B Listesi Diese Männer sind Soldaten. J enes Fenster ist offen. J enes Bild ist schön. Dieser Mann ist kein Soldat. Diese Kuh ist weiss irad gross. Dieses Bild ist schön. Welche Schülerin ist hier? J ener Mann ist ein Lehrer. Diese Männer sind keine Soldaten. J enes Auto ist nicht schwarz. E r ist kein Fischer. Welches Kind ist ein Schüler? E A şağıdaki boş bırakılan yerlere uygun takıları koyunuz. 1 — d ies £ f. Vogel 2 — j e n « . r . Baum 3 — dies €L... Ü bung 4 — d i e s e j . . E i 5 — jen&<... Enten 6 — welch^-» ... Schule 7 — dies C . . . Boote 8 — j en€! Katze 9 — weicht?.,... Hunde 10 — j e n ^ 6 . . Zimmer T est 4'ün yapılmış şekli A. 1 — i ch 2 — i st, ein 3 — w ieviel 4 — seid 5 — sind 6 — sind 7 — bist, -er 8 — sind 9 — ihr 10 — sind B. 1 — E 2 — H 3 — J 4 — C 5 — K 6 — D 7 — 1.8 — A 9 — G C. 1 — B 2 — G 3 — D 4 — C 5 — H 6 — F 7 — İ 8 — J — 9 — K D. 1 — c 2 — b 3 — a 4 — b E. 1 — s ie 2 — es 3 — er 4 — sie 5 — er 6 — sie LLİÜJ TTTTT ı yı ıı pm Corresponöenfe I nstitute İM ALMANCA DERSLE II L E H R S T Ü C K ELF MÜLKİYET SIFATLARI Türkçede «benim, senin, onun, bizim, sizin, onların» kelimelerine mül­ kiyet sıfatı denir. Bunların Almancalarını okunuşlarıyla veriyoruz. Görü­ leceği gibi, mülkiyet sıfatı, önünde bulunduğu ismin artikeline göre küçük bir değişikliğe tabi olmaktadır. A rtikeli der veya das olan isimlerin önünde mein [ mayn] dein [ dayn] sein [ zayn] ihr [ i:r] sein [ zayn] u nser [unzer] euer [ oyer] ihr [ i:r] Ihr [ i:r] Artikeli die olan isimlerin önünde meine [ mayne] deine [ dayne] seine [ zayne] ihre [ i:re] seine [ zayne] u nsere [unzere] eure [oyre] ihre [ irre] Ihre [ irre] benim senin onun (erkek ,der) onun (dişi, die) onun (das) bizim sizin onların Sizin (nezaket ifa­ desi) Almancada mülkiyet sıfatlarının yeri, Türkçede olduğu gibi, isimlerin önüdür. . , —2— mein Buch dein Haus sein Pferd ihr Apfel sein Fenster unser Arzt euer Auto ihr Boot Ihr Schüler benim kitabım senin evin onun atı onun elması onun penceresi bizim doktorumuz sizin otomobiliniz onların sandalı Sizin öğrenciniz Y ukarıda mülkiyet sıfatları artikeli der veya das olan isimlerin önüne gelmiştir. Şimdi de bunların artikeli die olan isimlerin önünde nasıl kulla­ nıldıklarım görelim. meine Mappe deine Blume seine Ente ihre Mappe seine Tür unsere Schule eure Lehrerin ihre Schule Ihre Schülerin benim çantam senin çiçeğin onun ördeği onun çantası onun kapısı bizim okulumuz sizin öğretmeniniz onların okulu Sizin öğrenciniz Almancada mülkiyet sıfatlarını kullanırken şu önemli noktalara dik­ kat etmeliyiz: 1 — İlk sayfada verdiğimiz listede gördüğünüz gibi artikeli der veya d as olan isimlerin önünde bulunan mülkiyet sıfatlanyle, artikeli die olan isimlerin önünde bulunan mülkiyet sıfatları farklıdır. Artikeli die olan isim­ lerin önünde bulunan mülkiyet sıfatlarına bir (e) eklenmiştir. Şu halde, örneğin, das Buch kelimesinin artikeli das olduğu için yalnız mein Buch, dein Buch, sein Buch,... denebilir. Der Apfel kelimesinin arti­ keli der olduğu için yalnız mein Apfel, dein Apfel,... denebilir. Yani bunla­ rın her ikisinin de önüne artikeli der v eya das olan isimlerle kullanılan mül­ kiyet sıfatları gelir. Buna karşılık, örneğin, die Blume kelimesinin artikeli die olduğu için meine Blume, deine BlumeUnsere Schüler sind klein. Ist das dein Haus oder sein Haus? H ayır, bu erkek çocuklar öğrencilerim değildir. ' Bu kızlar onların öğrencileridir. Öğrencilerimiz küçüktür. Bu senin evin midir yoksa onun evi m idir? Aşağıda mülkiyet sıfatlarını bir şema halinde vereceğiz. Burada «der Lehrer, das Buch, die Mappe» kelimeleri sadece birer örnektir. Bunla­ rın yerine sırasıyla der, d as veya die alan isimler gelebilir. a rtikeli der olan isimler benim senin onun onun onun bizim sizin onların Sizin mein Lehrer dein Lehrer sein Lehrer ihr Lehrer sein Lehrer unser Lehrer euer Lehrer ihr Lehrer Ihr Lehrer a rtikeli das olan isimler mein Buch dein Buch sein Buch ihr Buch sein Buch unser Buch euer Buch ihr Buch Ihr Buch artikeli die olan isimler meine Mappe deine Mappe seine Mappe ihre Mappe seine Mappe unsere Mappe eure Mappe ihre Mappe Ihre Mappe ALMANCA DERSLE J2 LEHRSTÜCK ZWÖLF Öğrenilecek kelimeler dein [ dayn] die Deutschlehrerin, nen lâoyçle:rerin] dieser, [ di:zer], diese [ dirze], dieses Ldı:zesJ t elf [elf] senin Almanca öğretmeni bu jener [ yerner], jene [ ye:ne] jenes lye:nesj die Kolonialwarenhandlung.en | kolonıyalvarenhandlung] ştt, o bakkal dükkânı onbir- 2— e uer [ oyer] h inten [ hinten] i hr Ihr n eun [ noyn] r echts [ rehts] s ein [zayn] die Sonne [ zonne] d ie Strasse.n I ştrarse] d as Tor,e [ to:r] u nser [ unzer] s izin a rkada o nun, onların S izin d okuz s ağ, sağda o nun g üneş c adde b ahçe kapısı b izim d er L aden,., [laden] die Lehrerin, nen [ le:rerin] l inks Llinks] m ein [ mayn] v orne [forne] w elcher, [ velher], w elche [ velhej, w elches [velhes] die WoBie,n [ volke] z ehn | t s e : n ] z wölf [ tsvölf J d ükkân ( kadın) öğret­ men s ol, s olda b enim ö nde h angi b ulut on o niki E INE STRASSE D as ist eine Strasse. Das sind Häuser und Läden. Sie sind hinten. D ort ist die Kolonialwarenhandlung. Das ist ein Auto. Es ist vorne. Ist dieses Auto rot? Nein, es ist nicht rot, sondern schwarz. Wer ist diese Frau? Sie ist eine Lehrerin; sie ist eine Deutschlehrerin. Sie ist unsere Deutsch­ lehrerin. Diese Lehrerin ist gut. Wer ist dort? Dort ist ein kleiner Junge. D as ist ein Tor. Wie ist das Tor? Es ist klein. Der Junge und das Tor sind r echts. Was sind das? Das sind Katzen und Hunde. Die schwarzen Katzen und der schwarze Hund sind vorne. Der weisse Hund ist hinten. Ist diese S trasse gross? Ja, sie ist gross. D as ist die Sonne. Das sind die Wolken. Sie sind schwarz. BÎR CADDE Bu bir caddedir. Bunlar ev ve dükkândır. Onlar arkadadır. Bakkal dük­ kânı oradadır. Bu bir otomobildir. O öndedir. Bu otomobil kırmızı mıdır? H ayır, o kırmızı değil, siyahtır. Bu kadın kimdir? O bir öğretmendir; o bir Almanca öğretmenidir. O bizim öğretmenimizdir. Bu öğretmen iyidir. Kim oradadır? Küçük bir erkek çocuk oradadır. Bu bir bahçe kapısıdır. O k üçüktür. Kapı ve çocuk sağdadır. Bunlar nedir ? B unlar kedi ve köpektir. Siyah kediler ve siyah köpek öndedir. Beyaz köpek arkadadır. Bu cadde büyük müdür? Evet, o büyüktür. Bu güneştir. Bunlar buluttur. Onlar siyahtır. urıikinci ders —3— I-HALÎ Türkçede bir ismi i-haline sokmak için bu ismin sonuna bir i, ı, u veya ü h arfi ekleriz. Örneğin, «evi, çocuğu, kadını, elmayı...» şeklini almış «ev, çocuk, kadın, elma» isimleri i-halindedir. Almancada ise isimleri ancak artikellerini değiştirmek suretiyle i-haline sokabiliriz. İsmin kendisinde bir değişiklik olmaz. Şimdi i-halinde artikellerin nasıl değiştiğini görelim: d er Maun — a dam den Mann — a daml die Frau die Frau d as Haus d as Haus — kadın — k adml — ev — evi Y ukarıda der, die, das artikellerinden herbiri için bir örnek aldık ve b unları i-haline soktuk. Gördüğünüz gibi i-haline girerken sadece der artikeli den [den] şeklini almış diğerleri aynı kalmıştır. Artikelleri die ve d as olan isimler i-haline girerken hiçbir değişikliğe uğramaz aynı kalır­ lar. Şu halde bir cümlede artikeli die ve das olan isimleri i-halinde kullan­ mak gerekirse bunların yalın hallerini, yani «Öğrenilecek kelimeler» bö­ lümünde öğrendiğimiz normal şekillerini vermek yeter. Sadece artikeli der olan isimler i-haline girerken değiştiklerine göre i-halinin kullanılması ge­ reken yerlerde bu çeşit isimlere çok dikkat etmeli, artikeli die ve das olan isimleri aynen kullanmalısınız. Tekil isimleri i-haline sokmayı öğrendikten sonra şimdi de çoğul isim­ leri i-haline sokalım. Örnek olarak gene aynı isimleri alıyoruz. die Männer — adamlar die Männer — adamlarl die Frauen die Frauen die Häuser die Häuser — kadınlar — kadınları — evler — evleri —4— Çoğul isimler de i-haline girerken hiçbir değişikliğe uğramaz, aynı k alırlar. Artikeli die ve das olan isimlerle bütün çoğul isimlerin i-haline girer­ ken bir değişikliğe uğramadıklarım, aynı kaldıklarını göz önüne alırsak bu hal'in öğrenilmesinin çok kolay olduğunu anlarız. I-halinde bir değişikliğe uğramayan bu isimlerle bütün isimlerin ço­ ğullarının bir cümlede yalın halde mi yoksa i-halinde mi kullanıldığını an­ cak bunların cümle içindeki yellerine veya diğer kelimelerin anlamlarına b akarak anlarız. İleride bu konuyu bir daha etraflıca ele alacağız. Önlerinde artikel yerine ein veya eine bulunan isimler de kolayca i-halme sokulur. Burada «bir» anlamına gelen ein kelimesinin artikeli der ve d as olan isimlerin önünde, gene aynı anlama gelen eine kelimesinin ise ar­ tikeli die olan isimlerin önüne geldiğini hatırlatmayı uygun buluyoruz. Bu­ na göre artikeli der olan bir ismin önündeki ein kelimesi i-halinde einen [ aynen] şekline girer, diğerleri ayni, yalın haldeki gibi kalır. Gene aynı isimleri örnek olarak alalım. ein Mann einen Mann eine Frau eine Frau ein Haus ein Haus — bir adam — bir adaml — bir kadın — bir kadml — bir ev — bir evi Y ukarıda der Mann isminin önünde bulunan ein kelimesinin i-halinde einen şekline geldiğini, diğer isimlerin önündeki eine ve ein kelimelerinin i-halinde değişmeyip aynı kaldıklarını görüyoruz. Şu halde önünde ein bu­ lunan bir ismi i-haline sokmadan önce artikeline bakmalıyız. Artikeli şa­ yet das ise bu isim i-halinde hiçbir değişikliğe uğramaz, ein gene ein kalır. (ein Haus - bir ev sözü, Haus ismi das artikelini aldığı için, i-halinde de ein Haus olarak kullanılır ve «bir evi» anlamma gelir.) Şayet ismin artikeli der ise bu ismin önündeki ein kelimesi i-halinde einen şekline girer, (ein Mann - einen Mann). Artikeli die olan isimlerin önüne gelen eine ise i-ha­ linde de gene aynı kalır. (Örnekte eine Frau i-haline sokulunca gene eine Frau şeklinde kalmıştır.) — 5 —Önlerinde artikel yerine ein veya eine bulunan isimler çoğul yapılır­ ken bu kelimelerin kalktığını ve ismin çoğul şeklinin yalnız kullanıldığını öğrenmiştik. Her ismin çoğulu i-halinde de aynıdır. Männer M änner F rauen F rauen H äuser H äuser \ — adamlar — adamlarl — kadınlar — kadmlarl — evler — evleri s Önlerinde ein veya eine bulunan isimler olumsuz yapılırken ein'm kein, eine'nin de keine şekline girdiğini biliyoruz. (3. Derse bakınız) Çoğu za­ man i-halinde bulunan bir ismi de olumsuz yapmak gerekir. O zaman einen kelimesi keinen | kaynenj şekline girer, diğerlerinin olumsuz şekillerinde bir değişiklik olmaz. kein Mann keinen Mann keine Frau keine Frau kein Haus kein Haus — bir adam değil — bir adaml değil — bir kadın değil — bir kadınl değil — bir ev değil — bir evi değil Y ukarıda gördüğümüz gibi artikeli der olan bir ismin önündeki kein i-halinde muhakkak keinen şekline girmelidir. Artikeli das olan bir ismin önündeki kein ise i-halinde değişmez gene kein kalır. Keine de i-halinde aynı kalır. Önlerinde kein veya keine bulunan isimler çoğul yapılırken ismin önü­ ne muhakkak keine geldiğini ve ismin de çoğul hale sokulduğunu biliyor­ sunuz. Gene bu şekilde çoğul yapılmış isimler de i-halinde aynı kalırlar. keine Männer keine Frauen keine Häuser — adamlar değil veya adamlarl değil — kadınlar değil veya kadmlarl değil — evler değil veya evleri değil _ 6— Geçen dersimizde öğrendiğimiz mülkiyet sıfatları da kolayca i-haline s okulur. B unlarda da sadece artikeli der olan isimlerin önündeki mülkiyet sı­ fatları bir takı alır, artikelleri das ve die olan isimlerin önündeki mülkiyet s ıfatları aynı kalır. Bu yüzden biz burada sadece artikeli der olan isimlerin önünde bulu­ nan mülkiyet sıfatları için örnek vereceğiz. Bunları i-haline sokmak için b ir -en eklenir. meinen Bleistift deinen Bleistift seinen Bleistift ihren Bleistift seinen Bleistift unseren Bleistift euren Bleistift ihren Bleistift Ihren Bleistift k alemimi k alemini k alemini k alemini k alemini kalemimizi kaleminizi k alemlerini kaleminizi Çoğul isimlerin önünde bulunan mülkiyet sıfatları da aynı kalır. Arti­ keli das ve die olan isimlerin önündeki mülkiyet sıfatları da hiç değişme­ dikleri, geçen dersimizde öğrendiğimiz şekilde kullanıldıkları için bunların üzerinde durmuyoruz. Yani bu mülkiyet sıfatlarının yalm halleri i-halinde kullanılmaları gereken yerlere de konur. Bu derste isimleri i-haline koyarken sadece artikeli der olan isimlerin a rtikellerinin bir değişikliğe uğradığını öğrendik. Artikeli der olan isimlerde görülen değişiklik de bu arükelin den h ali­ ne sokularak veya bu artikel yerine gelen kelimelere (ein, kein veya mein, dein, i hr gibi bütün mülkiyet sıfatları) bir -en takısı ekleyerek oluyordu. i-halinde das ve die artikelleri hiç değişmedikleri için aşağıdaki örnek­ lerde sadece artikeli der olan isimleri i-haline sokacağız. der Tisch masa den Tisch m asayl 7— ein Tisch einen Tisch kein Tisch keinen Tisch mein Tisch meinen Tisch deinen îföcft seinen Tisch die Tische die Tische der Vogel den Vogel ein Vogel einen Vogel kein Vogel keinen Vogel ihr Vogel ihren Vogel unseren Vogel euren Vogel die Vögel die Vögel der Arzt den Arzt ein Arzt einen Arzt kein Arzt keinen Arzt Ihr Arzt Ihren Arzt deinen Arzt seinen Arzt unseren Arzt die Ärzte bir masa bir masayl bir masa değil bir masayl değil m asam m asaml m asanf m asasınl m asalar m asalarl k uş k uşU bir kuş bir kuşU bir kuş değil b ir kuşU değil onun (kadm) kuşu onun kuşunU kuşumuzU kuşunuzU k uşlar kuşlarl d oktor d oktorU b ir doktor bir doktorU bir doktor değil bir doktorU değil d oktorunuz d oktorunuz!! d oktorunU onun doktorunU d oktorumuzu d oktorlar veya doktorlarl —• 8 — A şağıdaki şema der, die ve das a rtikellerinin i-halinde nasıl değiştikle­ rini g östermektedir. der a lan isimler | der Mann a dam D EN Mann a damı die Männer a damlar die Männer a damları e in Mann b ir adam E INEN Mann b ir adamı k ein Mann b ir adam değil K EINEN Mann b ir adamı değil keine Männer a damlar değil k eine Männer a damları değil TEKİL die a lan isimler die Blume ç içek die Blume ç içeği die Blumen ç içekler die Blumen ç içekleri e ine Blume b ir çiçek e ine Blume b ir çiçeği k eine Blume b ir çiçek değil k eine Blume b ir çiçeği değil k eine Blumen ç içekler değil k eine Blumen ç içekleri değil d as a lan isimler d as Zimmer o da d as Zimmer o dayı die Zimmer o dalar die Zimmer o daları e in Zimmer b ir o da e in Zimmer b ir odayı k ein Zimmer b ir o da d eğil k ein Zimmer b ir odayı değil k eine Zimmer o dalar değil k eine Zimmer o daları değil Y ukarıdaki şemada h er ismin altında bunların i-halleri de verilmiştir. İ-haline girerken değişen artikeller büyük harfle yazılmıştır. Dikkat eder­ sek sadece artikeli der olan isimlerde bir değişiklik görülmektedir. j ÇOĞUL J TEKİL TEKİL ÇOĞUL Almanca ders: 12 T est 6 İMTİHAN I A Boş bırakılan yerleri doldurunuz. 1 — W as l%."t d as? 2 — Das ist <jler Schüler. 3 — Nein, das ist &.\ n FferdjpAtktteme K uh. 4 — Sind Â^> Ä rzte aA<£ S oldaten? 5 — JtaA F ens­ ter .i'yjL nicht offen. 6 — Ist das g ; ^ g r o s s £ h ^ Boot? 7 — Wie i$dh M.*Übung? 8 — Unsere Schule i>+ nicht klein. 9 — Das .£.(-. keine klein^yryfa-r Schule. 10 — Sie / $ ! . . keine Fischer. 11 — i j i i f d u e i n . . guter Schüler? 12 — Wieviel Enten jt^da»? 13 — Der Schüler tifltk d er Lehrer sind hier, 14 — Wer fyk dieser Mann? 15 — J>.1f{ d as .<J***rkleiner Junge? <§ A listesindeki her cümlenin B listesindeki Türkçe karşılığını bulunuz. A L istesi B Listesi 1 — D as ist ein Mädchen. senin sandalın büyüktür. 2 — I st das euer Haus? 3 — Ist dieser Laden gross oder B -- Bu onların evi midir? Idein? > c -- Bu bir kalem değildir. 4 — D as ist kein Bleistift. D -— Bu kadın kimdir? 5 — Sind das keine Mappen? / E - - B unlar çanta değil midir? 6 — J a, dieser Hügel ist hoch. 4F -- Bu sizin eviniz midir? 7 — Wieviel Lehrerinnen sind das ^ G -- E vet, bu tepe yüksektir. 8 — Das ist kein Haus, sondern j\H -— B unlar mavi otomobil midir? eine Schule. Xl- - Bu bir kızdır. 9 — Sind das blaue Autos? * J - — Şu kadın kimdir? 10 — Wer ist jene Frau? A K - - 0 ( kadın) bir öğretmen midir? 11 — I st sie eine Lehrerin? ; * L -- Bu dükkân büyük müdür yoksa 12 — D as sind keine grossen küçük müdür? Zimmer. * M - — î yi öğrencileriz. 13 — W ir sind gute Schüfer. K N - - B unlar kaç öğretmendir? 14 — Mein Boot ist klein, und dein^O -- B unlar büyük odalar değildir. Boot ist gross. . * ? - - O (erkek) öğretmenimiz değil, 15 — E r ist nicht unser Lehrei onların öğretmenidir. s ondern ihr Lehrer. - Bu bir ev değil, bir okuldur. R '*s - K A - — Benim sandalım küçüktür ve c A listesindeki her cümlenin B listesindeki Almanca karşılığını bulunuz. A Listesi 1 2 3 4 — — — — B Listesi 5— 6 7 8 9 10 11 12 — — — — — — — 13 — 14 — 15 — B unlar sizin öğrencilerinizdir^A — Seine Mappe und sein Hut sind B unlar resim değildir. dort. B unlar uzun tren midir? KjB — Sind das lange Züge? Bu iyi bir erkek öğrenci değiL» C — I st das ein grosses Fenster oder iyi bir kız öğrencidir. eine grosse Tür? Bu büyük bir kapı mıdır yoksa^P — Ist das braune Pferd hinten? b üyük bir pencere midir? < E — Das sind ihre Schüler. Bunlar kaç askerdir? j ^ F — Das ist kein Schüler, sondern Kimsin? eine Schülerin. Beyaz atlar nasıldır? X G — Wieviel Soldaten sind das? Ne temiz değildir? >-H — Das sind keine Bilder. îyi bir doktor değilim. ^ İ — Ist das eine grosse Tür oder ein Bir öğretmen misin? grosses Fenster? Bizim köpeğimiz ve kedimiz * J — Wer bist du? b urada mıdır? AK — Ich bin kein guter Arzt. Onun (kadın) çantası ve Ihre Mappe und ihr Hut sind L •V — dort. ş apkası oradadır. Hayır, bu benim kalemim ^ M Wie sind die weissen Pferde? değil, onun (erkek) "^N Bist du ein Lehrer? kalemidir. O Das ist kein guter Schüler, son­ Kahverengi at arkada mıdır? dern eine gute Schülerin. Was ist nicht sauber? E — Nein, das ist nicht mein Bleis­ tift, sondern sein Bleistift. Sind unser Hund und unsere sCS Katze hier? D Aşağıdaki sorulann cevaplarını bulunuz. Her sorunun altındaki dört şık­ tan biri bu sorunun cevabıdır. 1 — Wer bist du? t a — Ich bin Ahmet, b — Du bist Ahmet, c — Ich ist Ahmet, d — Ich bin nicht Ahmet. 2 — Wieviel Vögel sind das? a — Das ist ein Vogel, b — Das sind Vögel, c — Das sind drei Vögel, d Das ist drei Vögel. 3 — Welcher Mann ist ein Lehrer? a — Dieser Mann ist kein Lehrer, b — Dieser Mann sind Lehrer, c — Diese Männer sind Lehrer, d.— Dieser Mann ist ein Lehrer. 4 —, Welches Mädchen ist eine Schülerin? J a — Das schöne Mädchen ist eine Schülerin, b — Das schöne Mädchen ist keine Schülerin, c — Dieses Mädchen ist ein Schüler, d — Dieses Mädchen i st kein Schüler. 5 — Wie ist der grüne Baum? a _ D er grüne Baum ist dort, b — Der Baum ist grün, c — Das ist ein grüner B auin. d — Der grüne Baum ist gross. 6 — Wer ist jene Frau? a - D as ist eine Frau, b — Sie ist eine Lehrerin, c — Jene Frau ist hier, d — J ene Frau ist schön. 7 — Sind eure Autos hinten? a — Nein, eure Autos sind nicht hinten, b — Ja, die Autos sind hinten. , , c — Nein, unsere Autos sind nicht hinten, sondern vorne, d — Das sind keine Autos. 8 — Wie sind die Häuser? a — Die Häuser sind nicht hier, b — Die Häuser sind gross, c — Das sind die grossen Häuser, d — Diese H äuser sind grün. 9 — Wieviel Schülerinnen sind das? a — D as ist eine Schülerin, b — Die Schülerinnen sind vier, c — Die Schüle­ rinnen ist vier, d^r— Das sind vier Schülerinnen. 10 — Wer ist dieser Mann? Od a — E r ist ein Lehrer, b — Dieser Mann ist hier, c — E r sind ein Lehrer. d — Dieser Mann ist gut. E A şağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere mülkiyet sıfatları gelecektir. Cümlenin başında parantez içinde verilen şahıs zamiri hangi mülkiyet sıfa­ tının istendiğini gösterir, örneğin, cümlenin başmda (ich) v arsa boş bıra­ kılan yere mein veya meine gelecek demektir. 1 — (diu) Äpfel sind gross und rot. 2 — Das sind (wir) Hunde. 3 _ Wie ist (er) Hut? 4 — (er) Bleistift ist lang, und (ich) 5 — (Sie) Schülerinnen sind gut. Bleistift ist kurz. Test 5'in yapılmış şekli A. 1 — sind 2 — i st 3 — i st 4 — sind 5 — bin B. 1 — C 2 — E 3 — İ 4 — L 5 —G6 — K 7 — J 8 — F 9 — H10 — A C. 1 — G2 — E 3 — J 4 — F 5 - K6 — H7 — L 8 — B 9 — İ10 — A E. 1 — er 2 — er 3 — e 4 — es 5 — e 6 — e 7 — e 8 — e 9 — e 10 — es mu Tmf ıp I M 13 orrfspon&encf J nstümr | ALMANCA DERSLE L E H R S T Ü C K DREIZEHN F İİLLER Bir iş, bir oluş veya bir har" e ^ et bildiren kelimelere fiil denir. Örneğin, «.gitmek, gelmek, kapamak, yap m a k > sormak, yazmak, .. » kelimeleri bi­ rer fiildir Fiillerin sonundaki «-mek veya -mak» takılarına mastar eki, geriye kalan kısma da fiilin köKu d e n ı r Örneğin, «gitmek» fiilinde <r me k» mastar eki, «git» ise fiilin köküdür. Şimdi bu dersimizde incel e y e c e ğ i m i z a ntworten [antvorten] a rbeiten [arbayten] f ragen [fragen] gehen [gerenT kommen [kommen] m achen | m ähen] öffnen | öfnen] schliessen [şlirsen] schreiben [şrayben] t rinken [trinken] * fiilleri görelim. cevap vermek çalışmak s ormak g itmek gelmek y apmak a çmak k apatmak yazmak içmek _ 2— Almancada her fiilin sonunda bir -en takısı bulunur. Buna, Türkçedeki gibi mastar eki, geriye kalana da fiilin kökü denir. Örneğin, antworten fiilinin kökü antwort, m astar eki ise -en'dir; fra­ gen fiilinin kökü frag, m astar eki ise gene -en'dir. FULLERDE ZAMAN Fiillerin bir iş, hareket veya oluş bildiren kelimeler olduğunu söyle­ miştik. Bir iş, hareket veya oluş mutlaka belirli bir zaman içinde yapılır, î şte bu zamana fiilin zamanı denir. Şu halde fiil, bir iş, hareket veya oluşu meydana geldiği zamanla belirten kelimedir. Bir iş, hareket veya oluş ya geçmişte yapılmıştır, ya şimdi yapılmak­ tadır ya da gelecekte yapılacaktır. «Gittim» denince bu fiilin geçmişte ya­ pıldığı anlaşılır; «gidiyorum» ise şimdi yapılmakta olduğunu gösterir; «gi­ deceğim» de bu hareketin gelecekte olacağını belirtir. Bu açıklamadan da anlaşılacağı gibi fiillerde genel olarak üç zaman v ardır: 1 — Geçmiş Zaman 2 — Şimdiki Zaman 3 — Gelecek Zaman örnek: «okudum» örnek: «okuyorum» örnek: «okuyacağım B unlardan başka bir de Geniş Zaman vardır ki bu bütün zamanları içi­ ne alır. «Her gün okula giderim.» cümlesindeki «gitmek» fiili her zaman için tekrarlanan bir hareketi gösterir. Bu hareket belirli bir zaman içinde değil bütün zamanlar içinde olagelmektedir. Bu fiil zamanları derslerimizde teker teker ele alınarak incelenecektir. onuçüncü ders __ 3 — ŞİMDİKİ ZAMAN Şimdiki zaman, şimdi olan, yani sözü söylediğimiz an devam etmekte olan bir iş, hareket veya oluşu anlatmak için kullanılır. Türkçede bir fiili bu zamana sokmak için köküne «-yor» eki konur. Ayrıca buna işi, hareketi veya oluşu yapan şahsı gösteren bir takı eklenir. Kitabımı okuyorum. Radyo dinliyorsun. D ers çalışıyor. Top oynuyoruz. Okula gidiyorlar. Almancada da Şimdiki Zamanı teşkil etmek için fiilin köküne bazı ta­ kılar eklenir ve böylece fiil şahıslara göre çekimlenir: ich frag-e 1 f rage i du frag-st [fragst | e r frag-t | f ragt] sie irag-t | fragtJ es frag-t [ f ragtj wir frag-en Lfragen] i hr frag-t | f ragt] sie frag-en Lfragen] Sie frag-en (fragen] s or-uyorum s or-uyorsun sor-uyor sor-uyor sor-uyor sor-uyoruz sor-uyorsunuz sor-uyorlar sot-uyorsunuz Y ukarıda fragen fiilinin çekimini görüyoruz. Görüldüğü gibi fiil, kö­ küne şahıslara göre değişen birtakım takılar eklenerek çekimlenmiştir. Bt ö rnekte takılar kolayca anlaşılabilmeleri için fiilin kökünden ayrı yazıl­ mışlardır. Yoksa normal olarak fiilin köküne bitişik yazılırlar. __ 4 — Çok iyi öğrenmeniz gereken bu her şahsa ait takıları bir kere daha kı­ saca belirtelim: T akılar Ş ahıslar -E ich -ST du -T er j-T sie -T es - EN -T wir i hr - EN - EN sie Sie Bu takılar her fiil için aynıdır, değişmez. Bütün fullerin köklerine bun­ ları ekleyerek Şimdiki Zamanlarını teşkil edebilirsiniz. Şimdi dersimizin başında öğrendiğimiz öbür fiillerin çekimlerini ince­ leyelim : G EHEN ich gehe [ge:e] d u gehst Ige:st] e r geht [ge:t| sie geht Lge:tJ e s geht [ge:tj wir gehen [ge:en] i hr geht [ge:tj sie gehen [ge:en] Sie gehen [ge:en] gidiyorum g idiyorsun gidiyor gidiyor gidiyor gidiyoruz gidiyorsunuz g idiyorlar gidiyorsunuz KOMMEN ich komme du kommst e r kommt sie kommt e s kommt geliyorum geliyorsun geliyor geliyor geliyor —5 wir kommen ihr kommt sie kommen Sie kommen geliyoruz geliyorsunuz geliyorlar geliyorsunuz MACHEN ich mache du machst er macht sie macht es macht wir machen ihr macht sie machen Sie machen yapıyorum y apıyorsun yapıyor y apıyor yapıyor yapıyoruz y apıyorsunuz y apıyorlar y apıyorsunuz ÖFFNEN ich öffne du öffnest er öffnet sie öffnet es öffnet wir öffnen ihr öffnet sie öffnen Sie öffnen açıyorum açıyorsun açıyor açıyor açıyor' açıyoruz açıyorsunuz a çıyorlar açıyoz'sunuz —6— S CHLIESSEN ich schliesse du schliesst e r schliesst sie schliesst e s schliesst wir schliessen i hr schliesst sie schliessen Sie schliessen kapıyorum k apıyorsun k apıyor kapıyor k apıyor kapıyoruz k apıyorsunuz k apıyorlar k apıyorsunuz Bu fiilin kökü schliess'dir. ikinci şahısta köke -st eklenince kelimenin s onunda arka arkaya üç s harfi gelmesi gerekirdi. Ama s'lerin biri düşer ve sadece iki tanesi yazılır. S CHREIBEN ich schreibe du schreibst e r schreibt sie schreibt e s schreibt wir schreiben i hr schreibt sie schreiben Sie schreiben yazıyorum y azıyorsun y azıyor y azıyor yazıyor yazıyoruz yazıyorsunuz y azıyorlar yazıyorsunuz —7— TRINKEN ich trinke du trinkst er trinkt sie trinkt e s trinkt wir trinken ihr trinkt sie trinken Sie trinken içiyorum içiyorsun içiyor içiyor içiyor içiyoruz içiyorsunuz içiyorlar içiyorsunuz ANTWORTEN ich antworte du antwortest er antwortet sie antwortet e s antwortet wir antworten ihr antwortet sie antworten Sie antworten cevap veriyorum cevap veriyorsun cevap veriyor cevap veriyor cevap veriyor cevap veriyoruz cevap veriyorsunuz cevap veriyorlar cevap veriyorsunuz ARBEITEN ich arbeite du arbeitest er arbeitet sie arbeitet çalışıyorum çalışıyorsun çalışıyor çalışıyor —8— e s arbeitet wir arbeiten ihr arbeitet sie arbeiten Sie arbeiten çalışıyor çalışıyoruz çalışıyorsunuz çalışıyorlar çalışıyorsunuz Y ukarıda gördüğümüz son iki fiilin, antworten ve arbeiten, çekiminde ufak bir değişiklik vardır. Her iki fiilin kökü de t harfiyle bitmektedir: antwort ve arbeit. Bunun için -st ve -t takıları bu köklere doğrudan doğ­ ruya eklenemez. Kökle bu takılar arasına bir e h arfi konur. Kökü t h ar­ fiyle biten her fiilin çekimi bu şekilde yapılır. Şimdiki Zaman teşkil ederken fiil köküne eklenen takılar: ich komme du kommst er kommt sie kommt es kommt ihr kommt wir kommen sie kommen Sie kommen Bu şemada fiillerin çekiminde -t takısının dört ayrı şahıs için (er, sie, es, ihr) ve -en t akısının üç ayrı şahıs (wir, sie, Sie) için kullanıldığını gö­ rüyoruz. Şu halde bir fiilin Şimdiki Zamanını teşkil edip çekimleyebilmeniz için sadece dört takı bilmeniz gerekiyor: -e, -st, -t, -en 1 1 İM IHIM 11 İÜJIIUJ ,1l i -. .- . -r •—— -- 1 rorresponöenrr 3nstitutr | ALMANCA DERSLE 14 LEHRSTÜCK VIERZEHN Öğrenilecek kelimeler antworten [ antworten] arbeiten [ arbayten] dreizehn [ draytse:n] fahren [fairen] fragen [fragen] gehen [ge:en] kommen [kommen] lesen [lezen] cevap vermek machen [ mähen] nehmen [ ne:men] çalışmak öffnen [öfnen] schliessen [ şli:sen] onüç schreiben [ şrayben] g itmek sehen [ ze:en] s ormak sitzen [ zittsen] g itmek trinken [ trinken] gelmek vierzehn [ fi: r tse: n! o kumak zeigen [ tsaygen] y apmak a lmak a çmak k apamak yazmak g örmek o turmak içmek o ndört g östermek N ot. Yukarıdaki listede fahren ve gehen kelimelerinin h er ikisinin de T ürkçeye «gitmek» olarak çevrildiğini görüyorsunuz. Bunlardan fahren otobüs, otomobil gibi b ir v asıtayla gitmeyi, gehen ise bir v asıta kullanma­ dan, yürüyerek gitmeyi gösterir. Bu dersimizde de gene fiillerin çekimlerini inceleyeceğiz. Bu çekim­ leri çok iyi öğreniniz. _ 2— ZEIGEN ich zeige du zeigst er zeigt sie zeigt e s zeigt wir zeigen ihr zeigt sie zeigen Sie zeigen g österiyorum g österiyorsun g österiyor g österiyor g österiyor g österiyoruz g österiyorsunuz g österiyorlar g österiyorsunuz SITZEN ich sitze du sitzt er sitzt sie sitzt e s sitzt wir sitzen ihr sitzt sie sitzen Sie sitzen o turuyorum o turuyorsun o turuyor o turuyor o turuyor o turuyoruz o turuyorsunuz o turuyorlar o turuyorsunuz îsıtçen fiili ikinci şahısta özel bir durum gösterir. Fiilin kökü sitz'e ikinı şahısta eklenmesi gereken -st takısı yerine sadece -t eklenir. ondördüncü ders —3— Şimdiki Zamanda bazı fiillerin kökleri bir değişikliğe uğrar. Şimdiye k adar öğrendiğimiz fiillerde böyle bir özel durum yoktu. Çekimlenirken kökleri değişen bu fiilleri inceleyelim. FAHREN ich fahre du fährst [ fe:rst] er fährt [ fe:rtj sie fährt | fe:rt] es fährt [ fe:rt] wir fahren ihr fahrt sie fahren Sie fahren gidiyorum gidiyorsun gidiyor gidiyor gidiyor gidiyoruz gidiyorsunuz g idiyorlar gidiyorsunuz Genel kurala göre fiil ikinci şahısta fahrst ve üçüncü şahısta da fahrt şeklinde olması gerekirken kökün fähr şekline girmesiyle özel bir durum g östermektedir: fährst ve fährt. Öbür şahıslar aynı kalmaktadır. LESEN ich lese du liest [ li:st] er liest sie liest es liest wir lesen ihr lest sie lesen Sie lesen o kuyorum o kuyorsun o kuyor o kuyor okuyor okuyoruz okuyorsunuz o kuyorlar o kuyorsunuz —4— B u sefer de l es ş eklinde olan kök değişerek ikinci ve ÜQÜncü şahıslarda l ies ş ekline girmiştir. N EHMEN ich nehme du nimmst [ nimmst] er nimmt sie nimmt es nimmt wir nehmen ihr nehmt sie nehmen Sie nehmen alıyorum alıyorsuiı alıyor alıyor alıyor alıyoruz alıyorsunuz a lıyorlar alıyorsunuz F iilin kökü nehm'dir. Ama ikinci ve üçüncü şahıslarda özel bir durum g östererek n imm ş ekline girmektedir. S EHEN ich sehe du siehst [ zi:st] er sieht [ zi: tj sie sieht es sieht wir sehen ihr seht sie sehen Sie sehen g örüyorum g örüyorsun g örüyor g örüyor g örüyor g örüyoruz g örüyorsunuz g örüyorlar g örüyorsunuz S eh ş eklinde olan kök ikinci ve üçüncü şahısta sieh şekline girmiştir. —5— Y ukarıda, Şimdiki Zamanda özel bir durum gösteren fiilleri inceledik. B unlarda sadece ikinci ve üçüncü şahıslarda bir değişiklik görülmekte, di­ ğer şahıslar için fiil kurala uygun bir şekilde çekvar. Bir biraderi var. Bir penceresi var. Wir haben eine Familie. Wir haben einen Lehrer. Wir haben einen Stuhl. Wir haben einen Arzt, Wir haben Hüte. B ir ailemiz var. Bir öğretmenimiz var B ir sandalyemiz var. B ir doktorumuz var. Ş apkalarımız var. Ihr habt Boote. Ihr habt ein Feld. Ihr habt drei Kühe. Ihr habt eine Blatter. Ihr habt einen Vater. Sandallarınız var. B ir tarlanız var. Uç ineğiniz var. Bir anneniz var. Bir babanız var. —5— Sie haben sechs Söhne. Sie haben Kinder. Sie haben einen Hund. Sie haben einen Vogel. Sie haben eine Katze. Altı oğulları var. Çocukları var. Onların bir köpeği var. Onların bir kuşu var. Onların bir kedisi var. Sie haben eine Schule. Sie haben einen Sohn. Sie haben einen Hut. Sie haben eine Tochter. Sie haben einen Vater und eine Mutter. Bir okulunuz var. Bir oğlunuz var. Bir şapkanız var. Bir kız evladınız var. Bir babanız ve bir anneniz var. Y ukarıdaki örneklerde artikeli der olan isimlerin önünde bulunan e in'm einen şekline girdiğini yani i-haline konduğunu gördük, öbür, yani a rtikeli die ve das olan isimler de i-halindedir. Yalnız bundan önceki dersi­ mizde artikeli die ve das olan isimlerin i-haline konurken hiçbir değişikli­ ğe uğramadıklarım gördük. Haben fiilini uygularken fiilden sonra gelen ismin (daha doğrusu sahip olunan şeyi gösteren ismin) daima i-halinde bulunmasına dikkat ediniz. B ir de sie kelimesinin Türkçeye iki şekilde çevrildiğini gördük. Birisi «onlar», öbürü de «siz» olarak çevrilmiştir. Şahıs zamirlerinin anlatıldığı d erste bu nokta ayrıntılarıyla açıklanmıştır. — 6' — Cümlenin öznesi bir şahıs zamiri olmayıp bir özel isim veya başka bir isim olabilir. Bu durumda öznenin yanında haben fiilinin hangi şekli­ nin kullanılacağını bulmak çok kolaydır. Özne bir tek şahıs veya cismi gösteriyorsa hat, birden fazla şahıs veya cismi gösteriyorsa haben kullanılır. Er hat einen Bruder. Ahmet hat einen Bruder. Meine Schwester hat ein Haus. Sie haben ein Haus. Bir biraderi var. • . Ahmedin bir biraderi var. Kızkardegimin bir evi var. Onların bir evi var. Meine Schwestern haben ein Haus. Kızkardeşlerimin bir evi var. Der Lehrer hat ein Auto. Die Lehrer haben Autos. Dein Bruder hat einen Hund. Seine Mutter hat zwei Hüte. Der Schüler hat eine Mappe. Öğretmenin bir otomobili var. Öğretmenlerin otomobilleri var. Biraderinin bir köpeği var. Annesinin iki şapkası var. Öğrencinin bir çantası var. Adnan und Ayşe haben einen Vater. A dnan ve Ayşenin b:.r babası var. Die Schüler haben eine Mappe. Ihr Arzt hat ein Auto, u nser Haus hat zehn Fenster. Dein Hund hat zwei Ohren. Deine Hunde haben zwei Ohren. Öğrencilerin bir çantası var. D oktorunuzun bir otomobili var. Evimizin on penceresi var. Köpeğinin iki kulağı var. Köpeklerinin iki kulağı var. AAnxaas ü brsr ig MÜSABAICA I . , Aşağıda, ınüşataka 1 soruları yer almaktadır. Bunları cevaplandırıp E nstitümüze göndermenizi" rica ederiz. Cevapları «test cevapları kiğıduna y azmama ve «a?estAumarası:» karşılığına «Müsabaka 1» demenizi riea e der b asanlar dilen*. (Doğru, olarak cevaplandıranlara küçük birer b e d i v e S(J s derilecektir.) ^ Boş bırakılan yerleş doldurunuz. 1 — du. s iehst. 2 — Welcher Mann h.h dein Vater? 3 — Ihr habt ein e/T? HfawL 4 — Sie habmeku T ochter. 5 — fcf,. antworte 6 — Wieviel Bücher TifSd. d as? 7 _ i d , b ; n . k e i n A r z v W ^ B a u e r . 8 - lk/r. n ehmt: A Listesindeki Almanca cümlelerin Türkçe karşılıklannı bulı^uz. A l istesi 1 — i ch sage ? — Sie zeigen 3 — I hr habt einen Vater und eine Mutfe^/ 4 — Wer ist dein Lehrer? 5 — i hr lest 6 — E uer Haut* hat zwei Türen. 7 — Die Lehre». h a b e n Mappen. ' 8 — Ihr seid k^fce fbissigen Banenu B Listesi SA * o kuyorsunuz ^ B ^_ S i z i n b i r babanız ve a ^ e n i z V ar. C ^_ gösteriyoruz ^ D ^_ öğretmenin kimdir? •/ E ^_ Evinizin iki kapısı v a r ^ r . <<F -x. söylüyorum / G -^_ Çalışkan çiftçiler değilsiniz. < H ^_ gösteriyorsunuz /-î -^ ö ğretmenlerin çantalar V ar. • ^ - Çalışkan çiftçilersiniz. T c A listesindeki Türkçe cümlelerin Almanca karşılıklarını bulunuz. A Listesi 1 — gidiyorsun A 2 — 0 (erkek) bir balıkçı mıdır *SB yoksa bir çiftçi midir? ^C (t $ — Adamın bir bacağı var. D İti-»-» Biraderlerimin bir evi var, /.E 8 «*- Hangi çocuk senin biraderin- ^F dir? 9<Q $ yt- çalışıyoruz ,f —oturuyorsun ' — Şu balıkçı senin oğlun mudur? /H /t ^.K B Listesi dnsitzst Der Mamı hat ein Bein. da kommst ' Die Bruder haben ein Haus. Welcher Junge ist dein Bruder? diu sitzt Ist jener Fischer dein Sohn? wir arbeiten t Ist er ein Fischer oder ein Bauer? Meine Bruder haben ein Haus. Aşağıdaki fiillerin emir hallerini teşkil edin ve bunları Türkçeye çevirin. s») MfMiten b.) machen c ) schliessen d.) schreiben e.) trinken f.) ^T^fWBpWp^ ^/Pß ^^**#^wns- — 7— Die Fischer habe» drei Boote. Der Mann hat eine Familie. Mehmet hat vieie Äpfel. Der Mann und die Frau haben ein Kind. Balıkçıların üç sandalı var. Adamın bir ailesi var. Mehmetin çok elmaları var. Adam ve kadının bir çocuğu var. Örneklerde görüldüğü gibi özne tekilse hat, çoğulsa haben kullanıl­ maktadır. Özne bazen tek kelime (er, Ahmet, der Schüler, der M aun,...) bazen de iki veya daha çok kelimeden (meine Schwestern, Ihr Arzt, unser "•Hausj...) meydana gelmiştir. Özneyi ister bir tek kelime ister birkaç keli­ me göstersin önemli olan, bu kelime veya kelime grubunun bir tek mi yok­ sa birden fazla şahıs veya cisim mi gösterdiğidir. (er, Ahmet, der Schüler, der Mann, Ihr Arzt, unser Haus,...) t ek şa­ hıs veya cisim gösterdiğinden bunlarla hat, (die Lehrer, unsere Schwestern, die Schüler, der Mann und die Frau,...) birden fazla şahıs veya cisim gös­ terdiğinden bunlarla haben kullanılmışta1. Bu kural yalnız haben fiili için değil bütün fiiller için geçerlidir. Özne tekilse, yani tek şahıs veya cismi gösteriyorsa fiilin tekil üçün­ cü şahısla kullanılan şekli (sagt, fragt, arbeitet, nimmt,...), özne çoğulsa, yani birden fazla şahıs veya cismi gösteriyorsa fiilin kendisi (sagen, fra­ gen, arbeiten, nehmen,...) kullanılır. Bu konuyu gelecek derslerimizde da­ ha geniş olarak inceleyeceğiz. B urada Almanca öğrenen Türklerin çok yanlış yaptıkları bir konu­ yu tekrar hatırlatmak isteriz. Dersimizin başında da söylediğimiz gibi haben fiili daima i-halinin kul­ lanılmasını gerektirir. İ-halinde de yalnız artikeli der olan isimler bir de­ ğişikliğe uğradığına göre, haben fiili ile bir cümle yaparken sahip olduğu­ muz şeyi gösteren ismin artikeli das ve die ise bunları aynı bırakırız, der ise i-halinin gerektirdiği şekilde değiştiririz. _ 8— Bu dersimizde en çok dikkat etmeniz gereken h usus, haben fiilinin i-halinde bulunan Dir isim­ le kullanıldığıdır. | HABEN + (daima I-HALI)^| Nasıl Türkçede «Ben bir eve sahibim.» derken «ev» ismi e-halindeyse, Almancada da haben fiili ile kullanılan isim i-halindedir. Dillerin yapısın­ daki farktan ileri gelen bu değişiklik aklınızı karıştırmamalıdır. Şimdi de haben ile yapılan cümlelerin kahbmı görelim. özne haben s ayı kelimesi v eya boş (i-halinde) einen zwei einen drei eine ein d iğer kelimeler l eh Da Mehmet Unser Lehrer Wir Dır Die Schüler habe h ast hat hat haben habt haben Hund. Bleistifte. Apfel. Mappen. gute Bücher. kleine Katze. Auto. i m ı LU ilim I İM 16 Coufsponûfnfr 3nstttute ALMANCA DERSL L EHRSTÜCK S E C H Z E H N ö ğrenilecek kelimeler der A rm,e [arm] a uch Tauh] das Auge,n [ äuge] der B auer.n [bauer] d as Bein,e [bayn] kol der Bruder,.. de, da, (dahi) [bruder] göz die Fanülie.n çiftçi [familye] bacak fleissig [flaysih] b irader aile çalışkan —2— d er Freund,e a rkadaş [ froynd] d er Fuss,..e [fus] a yak glücklich [glüklih] m utlu h aben [haben] s ahip olmak die Hausfrauen ev kadını [ h ausf rau] d er Mund,..e [mund;] ağız a na die Mutter,.. [ mutter] die Nase.n [nase] b urun k ulak d as Ohr.en [o:r] s agen [zagen] söylemek die Schwester,n k ızkardeş 1 s wester] d er Sohn,..e [zo:n] oğul s tehen [şte:en] ( ayakta) durmak die Tochter,.. kız evlat [ tohter] . d er Vater,.. [fa:ter] baba viel [fi:l] çok, birçok die Zahl,en [tsa:ll s ayı d as Wohnzimmer,- o turma odası [vo:ntsimmer] AÇIKLAMALAR özel isimlerle isim tanılaması Türkçede «Alinin kitabı, Hasanın kedisi, öğretmenin kitabı,...» gibi bir ismin başka bir isme ait olduğunu gösteren birleşimlere isim tamlaması de­ nir. Dikkat edilirse Türkçede isim tamlaması ilk ismin sonuna (kelimenin son harfine uyarak -nin, -nın, -un, -m gibi şekillere giren) bir -nin takısı k onularak yapılmaktadır. Bu dersimizde Almancada yalnız «Ahmet, Ali Hasan,...» gibi özel isim­ lerle yapılan isim tamlamalarını göreceğiz. Türkçede bir -nin takısı ekledi­ ğimiz gibi Almancada da tamlamayı yaptığımız isme bir s ekleriz. A hmets Buch Mehmets Schule Ş ükrüs Vater Alis Mutter A dnans Schwester — A hmet'in kitabı — Mehmet'in okulu — Ş ükrü'nün babası — Ali'nin annesi — A dnan'ın kızkardeşi Görüldüğü gibi, özel isimlerle yapılan isim tamlamaları çok basittir. Bu özel isimlere eklenen s özel ismin okunuşunu değiştirmez gene [s] olarak o kunur. îkinci yerde gelen ismin artikeli katiyen kullanılmaz. onaltıncı ders —3— Okuma parçasına geçmeden önce önemli bir konuya daha değinmek i stiyoruz. das Mädchen - die Tochter der Junge - der Sohn D as Mädchen kelimesinin «kız, kız çocuk», der Junge kelimesinin de «erkek çocuk» anlamında olduğunu biliyoruz. Bu dersimizde oku­ ma parçasında «kız evlât» anlamına gelen die Tochter ile «erkek evlât, oğul» anlamına gelen der Sohn kelimelerini öğreneceğiz. Türkçeye çevrilişleri ba­ kımından farksız gibi görünen das Mädchen - die Tochter ve der Junge der Sohn kelimeleri Almancada değişik anlamdadır. Şimdi bu farkları gö­ relim : Das Mädchen genel anlamda «kız, kız çocuk» demektir, Die Tochter ise «kız evlât» anlamındadır ve bir baba veya annenin kızından söz ederken kul­ lanılır. Bir anne veya babanın kızından bahsederken kullanacağı «kızım» sözünün Almancada karşılığı meine T ochter'dir. Bu durumda d as Mädchen kelimesi katiyen kullanılmaz. Meine Tochter ist eine Lehrerin. Ahmet» Tochter ist eine Schülerin. Ist deine Tochter hier? Kızım (kız evlâdım) bir öğretmendir. A hmet'in kızı (kız evlâdı) bir öğren­ cidir. Kızın (kız evlâdın) burada mıdır? Y ukarıda açıkladığımız fark aynen der Junge - der Sohn a rasında da v ardır. Der Junge e rkek çocuk anlamında, der Sohn ise «erkek evlât, oğul» a nlamındadır. Mein Sohn ist ein Schüler. Dein Sohn ist ein Lehrer. I st dieser Junge dein Sohn? Oğlum bir öğrencidir. Oğlun bir öğretmendir. Bu erkek çocuk oğlun mudur? Bu dersimizde dikkat etmemiz gereken bir husus da der Mann ve die Frau kelimelerinin kullanılışıdır. Bu kelimelerin «adam» ve «kadın» anlamı­ na geldiğini öğrenmiştik. Bu kelimeler aynı zamanda «koca» ve «hanım» anlamında da kullanılabilirler. Okuma parçasında da bu anlamda kullanıl­ mışlardır. —- 4 — D IE FAMELD3 ÇEIİKEL D as ist ein Zimmer. E s ist ein Wohnzimmer. Das ist die Familie Çelikel. W er ist dieser Mann? Er ist Hasan Çelikel. Er sitzt. Das ist Fatma H anım. Sie ist Hasan Beys Frau. Sie sitzt auch. Hasan Bey und Fatma Ha­ mm haben zwei Kinder. Ahmet ist ihr Sohn. Zeynep ist ihre Tochter. Die K inder stehen. H asan Bey ist ein Bauer. Er hat viele Felder und Tiere. Er ist ein fleissiger und guter Mann. F atma Hanım ist eine Hausfrau. Sie ist eine gute Mutter. A hmet ist ei» Schüler. E r arbeitet v iel. E r ist ein fleissiger Junge. Seine S chwester, Zeynep, ist eine Schülerin. Sie arbeitet auch viel. Zeynep und A hmet sind gute Kinder. Sie haben viele Freunde. D as ist Karabaş. Karabaş ist Ahmets Hund. D as ist eine glückliche Familie. Ç ELÎKEL AÎLESI Bu bir odadır. O bir oturma odasıdır. Bu Çelikel ailesidir. Bu adam kimdir? O Hasan Çelikeldir. O oturuyor. Bu Fatma Hanım­ dır. O Hasan Beyin hanımıdır. O da oturuyor. Hasan Bey ve Fatma Hanı­ mın iki çocuğu var. Ahmet onların oğludur. Zeynep onların kızıdır. Çocuk­ lar ayakta duruyorlar. H asan Bey bir çiftçidir. Onun birçok tarlaları ve hayvanları vardır. O çalışkan ve iyi bir adamdır. F atma Hanım bir ev kadınıdır. O iyi bir annedir. A hmet bir öğrencidir. O çok çalışıyor. O çalışkan bir çocuktur. Kızkardeşi Zeynep bir öğrencidir. O da çok çalışıyor. Zeynep ve Ahmet iyi çocuk­ lardır. Onların bir çok arkadaşı vardır. B u Karabaşdır. Karabaş Ahmedin köpeğidir. Bu mutlu bir ailedir. —5— HABEN İ çinde haben olan bir cümle en basit Almanca cümleler ( Das ist ein Buch.) gibi olumsuz yapılır. Ama haben fiilinin i-halindeki isimlerle kulla­ nıldığını unutmamalıyız. Artikeii der olan isimlerin önünde bulunan ein ihalinde einen şekline girdiğine göre bunu keinen yapmalıyız. Öbür artikel­ ler i-halinde aynı kalıyordu. Şu halde artikeii das olan bir ismin önünde bu­ lunan ein gene aynı kalır ve olumsuz şekli de kein olur. Eine ise gene değiş­ meyerek olumsuzda keine şekline girer. tekil der ein einen keinen die eine eine keine das ein ein kein çoğul die — — keine Das ist ein Buch. Das ist kein Buch. Ich habe einen Hut. Ich habe keinen Hut. Ich habe eine Blume. Ich habe keine Blume. Ich habe ein Pferd. Ich habe kein Pferd. Du hast einen Vater. Du hast keinen Vater. D u hast ein Buch. Du hast kein Buch. Er hat Autos. E r hat keine Autos. E r hat einen Tisch. E r hat keinen Tisch. Bu bir kitaptır. Bu bir kitap değildir. B ir şapkam var. Bir şapkam yok. Bir çiçeğim var. Bir çiçeğim yok. B ir atım var. Bir atım yok. Bir baban var. B ir baban yok. B ir kitabın var. Bir kitabın yok. Onun otomobilleri var. Onun otomobilleri yok. Onun bir masası var. Onun bir masası yok —6— Sie hat eine Schwester. Sie hat keine Schwester. E s hat einen Bruder. E s hat keinen Bruder. Wir haben Hüte. Wir haben keine Hüte. Wir haben einen Arzt. Wir haben keinen Arzt. Ihr habt Boote. Ihr habt keine Boote. Ihr habt einen Stuhl. Hır habt keinen Stuhl. Sie haben einen Hund. Sie haben keinen Hund. Sie haben Söhne. Sie haben keine Söhne. Sie haben eine Tochter. Sie haben keine Tochter. Sie haben einen Vogel. Sie haben keinen Vogel. Ahmet hat einen Hund. Ahmet hat keinen Hund. Meine Mutter hat eine Schwester. Meine Mutter hat keine Schwester. Die Schüler haben Mappen. Die Schüler haben keine Mappen. Der Fischer hat einen Sohn. Der Fischer hat keinen Sohn. Onun bir kızkardeşi var. Onun bir kızkardeşi yok. Onun bir biraderi var. Onun bir biraderi yok. Şapkalarımız var. Şapkalarımız yok. Bir doktorumuz var. Bir doktorumuz yok. Sandallarınız var. Sandallarınız yok. B ir sandalyeniz var. Bir sandalyeniz yok. Onların bir köpeği var. Onların bir köpeği yok. Onların oğulları var. Onların oğulları yok. Bir kızınız var. Bir kızınız yok. Bir kuşunuz var. Bir kuşunuz yok. A hmetin bir köpeği var. A hmetin bir köpeği yok. Annemin bir kızkardeşi var. Annemin bir kızkardeşi yok. Öğrencilerin çantaları var. Öğrencilerin çantaları yok. Balıkçının bir oğlu var. Balıkçının bir oğlu yok. _ 7— Haben'in T ürkçeye «var» olarak çevrildiğini biliyoruz. İçinde haben bulunan bir cümle olumsuz yapılırsa haben o zaman «yok» diye çevrilir. DIE ZAHLEN S ayılar Almanca sayılar l 'den 30'a kadar aşağıda görüldüğü gibidir. null | nul] eins [ayna] zwei [ tsvay] drei [ dray] vier [ fi:r] fünf [fünf] sechs [zeks] sieben [ zi:ben] acht [ aht] neun [ noyn] zehn [ tse:n] elf [elf] zwölf [tsvölf] dreizehn [ draytse:n] vierzehn [ fi:rtse:n] sıfır bir iki üç d ört beş altı yedi sekiz dokuz on onbir oniki onüç o ndört -ö— fünfzehn [ fünftsem] sechzehn [ zektse:n] siebzehn [ ziptse:n] achtzehn [ ahttse:n] neunzehn [noyntse.-n] zwanzig [ tsvantsih] einundzwanzig [ a ynundtsvantsih ] zweiundzwanzig t t svayundts vantsih ] dreiundzwanzig vierundzwanzig fünfundzwanzig sechsundzwanzig siebenundzwanzig achtundzwanzig neunundzwanzig dreissig [ draysih] onbeş o naltı onyedi onsekiz ondokuz yirmi yirmibir yirmiiki yirmiüç y irmidört y irmibeş y irmialtı yirmiyedi yirmisekiz yirmidokuz otuz A lmanca ders: 16 T EST 8 Boş bırakılan yerleri doldurunuz. 1 — jcM- h abe einen Vater. 2 — cici. hast ZuOfl Arat. 3 — W ir haben .4.(t ı FreandL 4 — Meine Mutter hat ftnw Bruder. 5 — Unser Lehrer hat kein e>A. Tochter. 6 — jQtr B auer hat zwei Kühe. 7 — j£kc. J unge hat kein iL... F amilie. 8 — j.U r h abt viele Freunde. A Listesindeki Almanca cümlelerin Türkçe karşılıklarım bulunuz. A L istesi B L istesi A — A tların iki kulağı yoktur. 1 — I ch habe einen Apfel. A B — Onun kitapları yoktur. 2 — Dm hast kein Ei. 5^ C — B ir elmam var. 3 — E r hat Bücher. -• 'D — Babamn bir biraderi var. 4 — E r hat keine Bücher. 5 — W ir haben dreissig Tiere. XTZ — Onun kitapları var. 6 — Dein Vater hat einen Bruder. F — Senin bir yumurtan var. * — Der Maun hat keinen Sohn. «,G — Atların iki kulağı vardır. 7 8 — Die Pferde haben zwei Ohren. *H — Adamın bir oğlu yoktur. \ î — Otuz hayvanımız var. < K — Senin bir yumurtan yok. A Listesindeki Türkçe cümlelerin Almanca karşılıklarını bulunuz. A L istesi 1 2 3 4 5 6 7 8 B Listesi — Onun (erkek) dört evi var. A — Seine Mutter hat eine S chwester. — Bizim bir doktorumuz yok. — ö ğretmenin^ bir kızı var. "CB — D er Lehrer hat eine Tochter. — Onun (dişi) annesinin bir kız C — Sie hat vier Häuser. k ardeşi var. i(D — I hre Mutter hat eine S chwester. -r- Onun (dişi) bir biraderi var. — A skerin iki oğlu var. E — E r hat einen Bruder. — Balıkçının çocukları yok. KF — W ir haben keinen Arzt. — A rkadaşınım babası yok. *G — E r hat vier Hauser. A ^H — D er Soldat hat zwei Söhne. Mein Freund hat keinen Vater. < J - Sie hat einen Bruder. D er Fischer hat keine Kinder. •E Bog bırakılan yerlere hat veya haben koyunuz. 1 -.r- Meta Vater .VV/vrein Haus 2 — Deine Lehrerin «^.Teine Tochter. 3 — D er fleissige Mann !A.«<EW. g rosses Feld. 4 — Die JungenVii*^ keine ÄpfeL 5 % . Jûr \^«.T«m. Zimmer. 6 — Ahmet und Ayşe Wilaerviele Freundet. 7 — Wirh&hes&eine F reunde. 8 — Der Mann und sein Freund ^.«Akeine Autos T est 7'nin yapılmış şekli A. v\ B^ <V 1 — du. 2 — ich 3 — du 4 — er 5 — ich 6 — ihr 7 — ihr 8 — er 9 — ich 10 — wir (sie veya Sie) 1 — K 2 — . E 3 — G 4 — B 5 — Î 6 — C 7 — F 8 — H 9 — J 10 — L 1 — F 2 — A 3 — G 4 — K 5 — L 6 — E 7 — H 8 — J 9 — MIO — B sage! sagt! sagen Sie! söyle! söyleyin! söyleyiniz!/ ^ F . i ch sage söylüyorum âa s a g s t ' söylüyorsun e r sogt söylüyor sagt söylüyor s agt . söylüyor ! l agen söylüyoruz See s agt söylüyorsunuz s ie sagen söylüyorlar ' Sie sagen söylüyorsunuz § ıııım M t İ Mİ A LMANCA DERSLERİ ı 'orresponöfnrr Institute 17 L EHRSTÜCK S I E B Z E H N EMİR HALİ Ondördüncü dersimizde bir fiilin nasıl emir haline konulacağını öğren­ miştik. Şimdi daha uzun emirler yapalım. Zeige den Lehrer! Zeigt den Lehrer! Zeigen Sie den Lehrer! öffne die Tür! öffnet die Tür! Öffnen Sie die Tür! Öğretmeni göster! öğretmeni gösterin! öğretmeni gösteriniz! Kapıyı aç! Kapıyı açın! Kapıyı açınız! Yukarıdaki örneklerde şu noktaya çok dikkat etmelisiniz: Fiilin emir halinden sonra gelen isim daima i-halindedir. Tiirkçede de durum aynı ol­ duğundan bu hususu hatırlamak sizin için pek zor olmayacaktır. örneğin, «öğretmeni göster!» derken «öğretmen» ismi Tiirkçede so­ nuna bir i alarak i-haline girmiştir. Almancada ise aynı kelimenin karşılığı Lehrer'in artikeli den yapılarak der Lehrer kelimesi i-haline konmuştur. «Kapıyı aç!» derken «kapı» kelimesi gene i-halindedir. Artikeli die ve dös olan isimler i-haünde hiç değişmedikleri için die Tür kelimesi emir ha­ linde de gene die Tür olarak kalmıştır. —2— Schjiess das Fenster! Schüesst das Fenster! Schliessen Sie das Fenster! Nimm den Bleistift! Nehmt den Bleistift! Nehmen Sie den Bleistift! P encereyi kapa! Pencereyi kapayın! Pencereyi kapayınız! Kalemi al! Kalemi alın! Kalemi alınız! Lies das Buch! Lest das Buch! Lesen Sie das Buch! Kitabı oku! K itabı okuyun! K itabı okuyunuz. Mach die Übungen! Macht die Übungen! Machen Sie die Übungen! Ç alıştırmaları yap! Ç alıştırmaları yapın! Ç alıştırmaları yapınız! Geh dorthin! Geht dorthin! Gehen Sie dorthin! O raya git! O raya gidin! O raya gidiniz! Komm hierher! Kommt hierher! Kommen Sie hierher! B uraya gel! B uraya gelin! B uraya galiniz! onyedinci ders _ 3— Frage den Lehrer! Fragt den Lehrer! Fragen Sie den Lehrer! Ö ğretmene sor! Öğretmene sorun! Ö ğretmene sorunuz! F ragen fiilinden sonra gelen ismin i-halinde olduğunu, ama aynı ismin T ürkçede i-halinde değil de e-halinde bulunduğunu gördük. Dillerin yapı­ sından meydana gelen bu fark çok yanlış yapmanıza sebep olabilir. Onun için FRAGEN F İİLÎNDEN SONRA GELEN ISMlN DAÎMA Î-HALÎNDE BULUNDUĞUNU UNUTMAMALISINIZ. H aben fitimde de böyfe bir du­ rum vardı. F ÖLLEIt Şimdiye kadar fiillerin şahıs zamirlerine göre çekimlenmelerini öğren­ dik. Ama bir cümlenin öznesi şahıs zamiri değil de bir tekil veya çoğul isim, y a da özel isim olabilir. Böyle cümlelerde fiilin hangi şeklinin kullanılacağı çok kolay tespit edilir. Özne olan isim tekilse cümlede fiilin üçüncü şahısla (er, sie, es ile) kul­ lanılan şekli yer alır. Özne çoğulsa fiilin kendisi aynen kullanılır. Der Lehrer fragt. Die Lehrer fragen. Der Schüler antwortet. Die Schüler antworten. Ahmet kommt. Ahmet und Ayşe kommen. Der Junge liest. Die Jungen lesen. Ö ğretmen soruyor. Ö ğretmenler soruyorlar. Öğrenci cevap veriyor. Öğrenciler cevap veriyorlar. A hniet geliyor. A hmet ve Ayşe geliyorlar. Çocuk okuyor. Çocuklar okuyorlar. —4— Sein Vater geht Ihre Väter gehen. Mein Bruder kommt. Unsere Brüder kommen. Der Mann sitzt. Die Männer sitzen. Hans arbeitet. Hans und Peter arbeiten. Dein Bruder schreibt. Dein Bruder und deine Schwester schreiben. Mein Vater trinkt. Mein Vater und meine Mutter trinken. D as Kind zeigt. Die Kinder zeigen. Der Arzt fährt. Die Ärzte fahren. Der Soldat kommt. Die Soldaten kommen. Der Fischer sitzt. Die Fischer sitzen. Adnan arbeitet. Adnan und sein Bruder arbeiten. Der Bauer nimmt. Die Bauern nehmen. Babası gidiyor. B abaları gidiyorlar. B iraderim geliyor. Biraderlerimiz geliyorlar. A dam oturuyor. A damlar oturuyorlar. H ans çalışıyor. H ans ve Peter çalışıyorlar. B iraderin yazıyor. B iraderin ve kızkardeşin yazıyorlar. B abam içiyor. B abam ve annem içiyorlar. Çocuk gösteriyor. Çocuklar gösteriyorlar. D oktor gidiyor. D oktorlar gidiyorlar. A sker geliyor. A skerler geliyorlar. Balıkçı oturuyor. Balıkçılar oturuyorlar. A dnan çalışıyor. A dnan ve biraderi çalışıyorlar. Çiftçi alıyor. Çiftçiler alıyorlar. —5— ö rneklerde görüldüğü gibi özne bir tek şahıs veya cismi gösteriyorsa fiilin üçüncü şahısla kullanılan şekli, birden fazla şahıs veya cismi gösteri­ yorsa bununla fülin kendisi aynen kullanılır. ö zne bâzan tek kelime (Ahmet, Adnan), bazan birkaç kelimeden (der L ehrer, dein Bruder) meydana gelir. Dikkat edilecek husus, özne ister tek i ster birkaç kelime olsun, bu kelime veya kelime grubunun kaç şahıs veya cismi gösterdiğidir. ( Ahmet, der Lehrer, sein Vater, der Mann) tek şahıs gösterdiğinden b unlarla, fiilin üçüncü şahsın yanma gelen şekli; (die Lehrer, Ahmet und A yşe, die Jungen, Adnan und sein Bruder) ise birden fazla şahıs gösterdi­ ğinden bunlarla fiilin kendisi kullanılmıştır. B ütün bunları öğrendikten sonra şimdi de bir özne, fiil ve nesneden mey­ dana gelen tam cümleler kuralım. Aşağıda verdiğimiz örnekleri dikkatle inceleyiniz. Peter zeigt einen Bleistift P eter bir kalemi gösteriyor. Ayşe zeigt eine Mappe. Ayşe bir çantayı gösteriyor. Der Schüler zeigt etat Buch. ö ğrenci bir kitabı gösteriyor. _ 6— Die Schüler fragen den Lehrer. ö ğrenciler öğretmene soruyorlar. Sie sehen meinen Vater. Babamı görüyorsunuz. Das Kind öffnet die Tür. Çocuk kapıyı açıyor. D as Mädchen schliesst das F enster. Kız pencereyi kapıyor. Die Schülerinnen s chreiben die Übungen. Kız öğrenciler çalıştırmaları y azıyorlar. Der V ater und die Mutter lesen ein Buch. Baba ve anne bir kitabı okuyorlar. Der Junge nimmt den Apfel. Çocuk elmayı alıyor —7— Das Kind öffnet den Mund. Çocuk ağzım açıyor. H asan Bey zeigt den Hund und d as Pferd. H asan Bey köpeği ve atı gösteriyor. Wir sehen einen Baum. B ir ağacı görüyoruz. Der Mann bringt einen Hund. A dam bir köpeği getiriyor. Die Frau schliesst die Augen. Kadın gözlerini kapatıyor. Paul und Peter bringen einen Ball. P aul ve Peter bir topu getiriyorlar. Die Soldaten kommen hierher. A skerler buraya geliyorlar. —8— >ie Jungen gehen dorthin. .ocuklar oraya gidiyorlar. Der Bauer bringt ein Pferd, Çiftçi bir atı getiriyor. Bu örneklerde fiilden sonra gelen isimlerin i-halinde olduklarım görlüntiz. Bu i-halinde olan isimler Türkçeye her zaman i-halinde olarak çevilmeyebilirler, yani Almanca bir cümlede i-halinde bulunan bir isim aynı ümlenin Türkçesinde i-halinde bulunmayabilir. Cümlenin Türkçesine bararak Almancasmda ismi i-haline koymamak gibi bir hataya düşebüirsiıiz. Buna karşılık Âlmancada bazı fiillerden sonra i-hali kullanılmaz. Bir cümlede fiilden sonra i-halinin kullanılıp kullanılmayacağını «ne/i » sorusunu sorarak bulabilirsiniz, örneğin, Der Mann bringt einen Hund. mmlesini Türkçeye «Adam bir köpeği getiriyor.» olarak çevirdik. Ama rürkçede böyle bir cümleyi «Adam bir köpek getiriyor.» şeklinde söylemek, jrani «köpeği» kelimesini yalın hale sokarak kullanmak mümkündür. Bu du­ rumda Âlmancada i-halinin kullanılıp kullanılmayacağım «neyi» sorusuyla ânlarız. «Adam neyi getiriyor?» sorusuna «Adam bir köpeği getiriyor.» tam olarak cevap vermektedir. Şu halde i-hali doğru olarak kullanılmıştır. Adamın neyi getirdiğini gösteren isim (yani köpek) i-halinde bulunmalıdır. Buna karşılık, örneğin «Adam öğretmene cevap veriyor.» cümlesi «Adam neyi cevap veriyor?» gibi bir soruya tam cevap olmamaktadır. Şu halde bu cümle içinde hiç i-hali geçmemektedir. 1 ımf UJJip I y IM forresponöenff Jnstirute ALMANCA DERSLERİ 18 L EHRSTÜCK A C H T Z E H N ö ğrenilecek kelimeler der BaH,..e [bal] der Briefe [ bri:f] b ringen [bringen] dorthin [ dorthin] hierher [ hierher] t op m ektup g etirmek o raya b uraya der Kaffee.s [kaffe] kahve das Kleid,er [klayd] elbise rauchen [ rauhen] içmek (sigara v.s.) die Kose,n [ro:ze] gül _ 2— schlafen [şlafen] die Uhr,en [ u:r] die Vase,n [vaze] uyumak saat vazo die Zeitung.en [tsaytung] die Zigarette,n [tsigarette] gazete sigara AÇIKLAMALAR Türkçede «su, çay vs.» gibi sulu bir maddenin ağız yoluyla alınışını an­ latmak için «içmek» fiili kullanılır. Sigara dumanının ciğerlere almışı da gene «içmek» füli ile anlatılır. Türkçede ayni kelime ile anlatılan bu iki hareket Almancada ayrı fiil­ lerle söylenir. Sıvı bir maddenin içilişini anlatmak için kullandığımız «içmek» fiilinin Almanca karşılığı trinken'dir. Sie trinkt Kaffee. t I O kahve içiyor. Sigara içmek anlamında kullanılan «içmek» fiilinin Almanca karşılığı £se rauchen'dir. t Ich rauche ehie Zigarette. Sie rauchen Zigaretten. Bir sigara içiyorum. Onlar sigara içiyorlar. Türkçe bîr cümledeki «içmek» fM Almancaya çevrilirken bu «içmek» ile «su, çay, kahve» gibi bir sıvının alınışı anlatmıyorsa trinken, bîr «Siga­ ra, puro» gibi bir şeyin içilişi anlatüıyorsa rauchen kullanılmalıdır. Herr Frau Fräulein Herr - bay, Frau - bayan (evli), Fraulein - bayan (evlenmemiş) anla­ mındadır. Türkçede «bay» ve «bayan» keümeleri isimlerin de önüne getirilir. Al­ mancada bu kelimelerin karşılığı olan Herr, Frau ve Fräulein ise sadece so­ yadının önünde bulunurlar. Hiçbir zaman ismin önüne konulmazlar. Bun­ lardan Fräulein kelimesi yazılı hitaplarda Frl. olarak kısaltılır. Samimi olunmayan bir şahıstan bahsederken veya kendisine hitap eder­ ken Herr (Frau, Fräulein) kelimeleriyle soyadı söylenir. Samimi olunan şa­ hıslara isimleriyle hitap edilir ve bu durumda Herr, (Frau, Fräulein) kul­ lanılmaz. onsekizinci ders —3— Herr Müller ist hier. Ahmet, konini hierher! Frau Müller ist dort. Fräulein Müller ist eine Schülerin. Helga ist Herr Müllers Tochter. Bay Müller buradadır. Ahmet, buraya gel! Bayan (evli) Müller oradadır. Bayan (evli olmayan) Müller bir öğ­ rencidir. Helga Bay Müllerin kızıdır. E IN WOHNZIMMER D as ist ein Wohnzimmer. Wir sehen Hasan Beys Familie. Die ganze Familie ist hier. Hasan Bey sitzt links. Er liest eine Zeitung. Er raucht eine Zigarette. Fatma Hanını steht rechts. Sie liest auch eine Zeitung. Sie raucht keine Zigarette. Sie trinkt Kaff ee. Sie hat ein rotes Kleid. Hasan Bey trinkt auch Kaffee. Ahmet steht. Er hat ein grosses Buch. Er liest das Buch. Zeynep sitzt. Sie schreibt einen Brief. Zeynep ist ein schönes Mädchen. Pamuk ist Zeyneps Katze. Sie schläft. Das ist eine Uhr. Wir sehen dort eine Vase und Blumen. Das sind Rosen. BÎR OTURMA ODASI Bu bir oturma odasıdır. Hasan Beyin ailesini görüyoruz. Bütün aile bu­ radadır. Hasan Bey solda oturuyor. O bir gazete okuyor. Bir sigara içiyor. Fat­ ma Hanım sağda duruyor. O da bir gazete okuyor. O bir sigara içmiyor. Kah­ ve içiyor. Kırmızı bir elbisesi var. Hasan Bey de kahve içiyor. Ahmet ayakta duruyor. Büyük bir kitabı var. O kitabı okuyor. Zey­ nep oturuyor. O bir mektup yazıyor. Zeynep güzel bir kızdır. Pamuk Zeynepin kedisidir. O uyuyor. Bu bir saattir. Orada bir vazo ve çiçekler görüyoruz. Bunlar güllerdir. 4— OLUMSUZ EMtRLER ve CÜMLELER Schliess die Tür! Sçhliess die Tür nicht! Schliesst die Tür! Schliesst die Tür nicht! Schliessen Sie die Tür! Schliessen Sie die Tür nicht! Bringe den Stuhl! Bringe den Stahl nicht! Bringt den Stuhl! Bringt den Stuhl nicht! Bringen Sie den Stuhl! Bringen Sie den Stuhl nicht! Mach die Übungen nicht! Macht die Übungen nicht! Machen Sie die Übungen nicht! Lies die Zeitung nicht! L est die Zeitung nicht! Lesen Sie die Zeitung nicht! Nimm den Bleistift nicht! Nehmt den Bleistift nicht! Nehmen Sie den Bleistift nicht! Kapıyı kapa! Kapıyı kapama! Kapıyı kapayın! Kapıyı kapamayın! Kapıyı kapayınız! Kapıyı kapamayınız! Sandalyeyi getir! Sandalyeyi getirme! Sandalyeyi getirin! Sandalyeyi getirmeyin! Sandalyeyi getiriniz! Sandalyeyi getirmeyiniz! Ç alıştırmaları yapma! Ç alıştırmaları yapmayın! Ç alıştırmaları yapmayınız! Gazeteyi okuma! Gazeteyi okumayın! Gazeteyi okumayınız! Kalemi alma! Kalemi almayın! Kalemi almayınız! —5— Gördüğümüz emirlerde ein, eine ve einen geçmediği için bunlar nicht ü e olumsuz yapılmışlardır. Bu çeşit emirlerde nicht'in yeri i-halinde bulu­ nan isimden sonradır. İçinde ein, eine ve emen geçen emirler ise bunları kein, keine ve keinen şekline sokmakla olumsuz yapılırlar. Bu çeşit olumsuz yapmayı üçüncü dersimizde de öğrenmiştik. Şimdi örnekler görelim. Lies eine Zeitung! Lies keine Zeitung! L est eine Zeitung'. Lest keine Zeitung! Lesen Sie eine Zeitung! Lesen Sie keine Zeitung! Nimm einen Apfel! Nimm keinen Apfel! Nehmt einen Apfel! Nehmt keinen Apfel! Nehmen Sie einen Apfel! Nehmen Sie keinen Apfel! ö ffne ein Fenster! ö ffne kein Fenster! ö ffnet ein Fenster! ö ffnet kein Fenster! ö ffnen Sie ein Fenster! ö ffnen Sie kein Fenster ! Schreib keinen Brief! Schreibt keinen Brief! Schreiben Sie keinen Brief! Bir gazete oku! Bir gazete okuma! Bir gazete okuyun! Bir gazete okumayın! B ir gazete okuyunuz! B ir gazete okumayınız! B ir elma al! B ir elma alma! Bir elma alın! Bir elma almayın! Bir elma alınız! Bir elma almayınız! Bir pencere aç! Bir pencere açma! B ir pencere açın! Bir pencere açmayın! Bir pencere açınız! Bir pencere açmayınız! Bir mektup yazma! Bir mektup yazmayın! Bir mektup yazmayınız! —6 Şimdi de olumsuz hale konmuş cümleler görelim. Das Kind zeigt einen Apfel. Das Kinld zeigt keinen Apfel. Ahmet zeigt eine Mappe. Ahmet zeigt keine Mappe. Der Lehrer zeigt ein Buch. Der Lehrer zeigt kein Buch. Die Schüler fragen den Lehrer. Die Schüler fragen den Lehrer nicht. Das Kind öffnet die Tür, Das Kind öffnet die Tür nicht. Wir sehen einen Baum. Wir sehen keinen Baum. Ich schliesse das Fenster, Ich schliesse das Fenster nicht. Der Mann bringt ein Buch. Der Mann bringt kein Buch. Der Junge öffnet die Augen. Der Junge öffnet die Augen nicht. Çocuk bir elmayı gösteriyor. Çocuk bir elmayı göstermiyor. A hmet bir çantayı gösteriyor. A hmet bir çantayı göstermiyor. Öğretmen bir kitabı gösteriyor. Ö ğretmen bir kitabı göstermiyor. Öğrenciler öğretmene soruyorlar, ö ğrenciler öğretmene sormuyorlar. Çocuk kapıyı açıyor. Çocuk kapıyı açmıyor. Bir ağacı görüyoruz. Bir ağacı görmüyoruz. Pencereyi kapıyorum. Pencereyi kapamıyorum. Adam bir kitabı getiriyor. Adam bir kitabı getirmiyor. Çocuk gözlerini açıyor. Çocuk gözlerini açmıyor. Y ukarıdaki cümleler de aynı emir halleri gibi olumsuz yapılmışlardır, i çinde eine, ein v eya einen b ulunan cümleler bu kelimeleri keine, kein v eya keinen şekline sokarak olumsuz yapılmışlardır. İçinde eine, ein, einen ol­ mayan cümleler ise nicht ile olumsuz yapılırlar. Nicht'in yeri i-halindeki isimden sonradır. — 7— SORU CÜMLELERİ Bu son derslerimizde Öğrendiğimiz fiillerle yapılan cümleleri soru ha­ line getirmek çok basittir. Fiilin cümlenin başına getirilmesiyle bu çeşit cümleler soru haline konmuş olur. Cümlede başka hiçbir şey değişmez. Die Schüler schreiben die Übungen. Öğrenciler çalıştırmaları yazıyorlar. Schreiben die Schüler die Übungen? öğrenciler çalıştırmaları yazıyorlar m ı? D er Vater liest ein Buch. L iest der Vater ein Buch? A hmet öffnet die Tür. Öffnet Ahmet die Tür? Der Arzt hat ein Auto. H at der Arzt ei» Auto? I ch habe einen Apfel. H abe ich einen Apfel? Wir nehmen den Bleistift. Nehmen wir den Bleistift? B äba bir kitabı okuyor. Baba bir kitabı okuyor mu? A hmet kapıyı açıyor A hmet kapıyı açıyor mu? D oktorun bir otomobili var. D oktorun bir otomobili var mı? Bir elmam var. Bir elmam var mı? Kalemi alıyoruz. Kalemi alıyor muyuz? A hmet und Ayşe zeigen den Hund. A hmet ve Ayşe köpeği gösteriyorlar Zeigen Ahmet und Ayşe den Hund? A hmet ve Ayşe köpeği gösteriyorlar, m ı? Bir seht einen Vogel. S eht ihr einen Vogel? Mein Vater hat einen Bruder. H at mein Vater einen Bruder? P eter bringt einen Ball. B ringt Peter einen Ball? Du schläfst. S chläfst du? Bir kuşu görüyorsunuz. Bir kuşu görüyor musunuz? B abamm bir biraderi var. Babamın bir biraderi var mı? P eter bir top getiriyor. P eter bir top getiriyor mu? U yuyorsun. U yuyor musun? —8— Die Schüler inachen die Übungen; Machen die Schüler die Übungen? ö ğrenciler çalıştırmaları yapıyorlar, ö ğrenciler çalıştırmaları yapıyorlar m ı? Çiftçi bir ineği getiriyor. Çiftçi bir ineği getiriyor mu? Der Bauer bringt eine Kuh. Bringt der Bauer eine Kuh? C^-—*\ > O I I L f l i t ÇIKİHLMİ _ > ich schlafe d « schläfst er schläft sie schläft e s schläft wir schlafen ihr schlaft sie schlafen Sie schlafen u yuyorum u yuyorsun u yuyor u yuyor u yuyor u yuyoruz u yuyorsunuz u yuyorlar u yuyorsunuz Elmir hali genel kurala göre normal olarak Ihl edilir. A lmanca d ers:. 18 T EST 9 A Boş bırakılan yerleri doldurunuz. 1 — Zeige mf\ A pfel! 2 — Der Vater schliesst .«k^ Fenster. 3 — öffnet Mı£~Türl 4 — L est .Â*4 B uch! 5 — J O K . L ehrer fragen. 6 — Peter zeigt - £A^<\ B leistift. 7 — Ahmet und Fatma schreib £ £.ı<*ş>BHef. 8 — P aul y\i\/ <? P eter b r i n g t .«A^BaU nicht **** B cümlelerin Türkçe karşılıklarım B L istesi Topu getir! O ç alıştırmaları yapıyor. Balıkçı bir sandal yapıyor. K ahve içmeyiniz! B aba bir kitap getiriyor. K itap okumayın! Anne bir şapka getiriyor. Topu getirin! K ızkardeşim bir mektup yazı­ yor. K itap okuma! B listesinden A listesindeki Almanca bulunuz. A L istesi 1 — D er Vater bringt ein Buch. 0>- A 2 — D er Fischer macht ein Boot, il B 3 -r- Meine Schwester schreibt $*€ einen Brief. X ^P 4 — Die Mutter bringt einen H u t ^ E 5 — Sie macht die Übungen. F 6 — B ringt den Ball' *-G « 7 — l i e s kein Buch! *H 8 — T rinken Sie kein Kaffee! M xJ B listeainden A listesindeki Türkçe cümlelerin Almanca karşılıklarım bulunuz. A L istesi B Listesi X — P encereyi ve kapıyı açıyoruz. A — Arbeitet der Schüler viel? 2 — Ç ocuklar'elmaları alıyorlar. »<B — Dır habt keine Vase. S i - Kadın gülü gösteriyor. C — Ihr schlaft viel. 4<— Sizin bir vazonuz yok. / ^ D — Der Fischer raucht eine 5 — Annem kapılan kapatıyor Zigarette. m u? ^ E — W ir öffnen das Fenster und 6 — Çok uyuyorsun die Tür. 7 — Balıkçı bir sigara içiyor. ^ \ F — Arbeiten die Schüler viel? 8 — ö ğrenciler çok çalışıyorlar ^ G — Die Kinder nehmen die Äpfel. m ı? ^ H — Du schläfst viel x t — S chliesst meine Mutter die T üren? J — Die Frau zeigt die Rose. D A şağıda h er cümlenin altında gördüğünüz dört şıktan hangisinin a it olduğu cümlenin olumsuz şekli olduğunu bulunuz. 1 — D as Meine Kind liest die Zeitung. a — D as Meine Kind liest keine Zeitung, b — D as k leine Kind liest nicht die Zeitung, c 1 ^- Das kleine Kind liest die Z eitung nicht, d — Hiçbiri 2 — Meine Tochter schreibt einen Brief. a — Meine Tochter schreibt einen Brief nicht, b — Meine Tochter schreibt den Brief nicht, c •— Meine Tochter nicht schreibt einen Brief, d1*— Meine T ochter schreibt keinen Brief. 3 — Sein Bruder nimmt d en Ball. ^a — Sein Bruder nimmt d en Ball nicht, b — Sein Bruder nimmt keinen Ball. c — Sein Bruder nimmt nicht den Ball d — Hiçbiri 4 — Die Kinder bringen einen Hund. v a — Die Kinder bringen einen Hund nicht, b —• Die Kinder bringen keinen Hund, c — Die Kinder bringen d en Hund nicht, d — Hiçbiri F S tehen fiilini çekimleyin ve emir hallerini teşkil ediniz. Bunların Türk­ çe karşılıklarını yazmayınız. T est 8'in yapılmış şekli A. 1 —. ich 2 — du, einen (keinen) 3 — einen (keinen) 4 — einen (keinen) 5 — e 6 — der 7 — der, e 8 — ihr B. 1 - G 2 - K 3 — E 4 — B 5 — İ 6 — D 7 — H 8 — G C. 1 — G 2 — F 3 — B 4 — D-5 — J 6 — - H 7 — K 8 — Î E . 1 — h at 2 — hat 3 — hat 4 — h aben 5 — h at 6 — h aben 7 — h aben 8 — h aben mim mim i ıra m mn 1 19 I I I M I I I II I I I I I I I I I I I I I l l l I l l I f t I I I Cortespouöeact 3nstUutr ALMANCA DERSLİ LEHRSTÜCK NEUNZEHN Öğrenilecek kelimeler d er Dienstag salı [dirn&tag] d er Donnerstag p erşembe [ donnerstag] d er Freitag [f raytag 1 cuma h eute [hoyte] b ugün d er Mittwoch ç arşamba [ mitvoh] d er Montag p azartesi [ rnontag] rufen [ru:fen] ç ağırmak d er Samstag c umartesi [ zamstag] d er Sonnabend c umartesi [zonabend] d er Sonntag [zontag] pazar d er Tag,e [tag] •;'. g ün t-HALt Bu dersimizde önce mülkiyet sıfatlarının i-halini öğreneceğiz. Sadece der artikelinin i-halinde bir değişikliğe uğradığını, öbür artikellerin aynı kaldıklarını biliyoruz. Şu halde mülkiyet sıfatlarının i-halini ö ğrenirken yalnız der artikeli alan isimlerin önündeki mülkiyet sıfatlarını incelemek yeter. Artikeli das ve die olan isimlerin önünde kullanılan mül­ kiyet sıfatları, i-halinde de bir değişikliğe uğramazlar, aynı kalırlar. Bun­ lar hem yalın halde hem de i-halindedirler. —2— Artikeli der olan isimlerin ne şekilde i-haline sokulduklarını kısaca tekrarlayalım. der DEN ein EINEN ö rnek: der Bruder b irader ein Bruder bir birader — den Bruder — biraderi — einen Bruder — bir biraderi Artikeli der olan isimlerin önünde kullanılan mülkiyet sıfatları şu şekildeydiler: mein dein sein ihr sein unser euer ihr Ihr benim senin onun onun onun bizim sizin onların Sizin Bunlar s onlarına bir (en) eklenerek i-haline s okulurlar. Şimdi örnek­ ler görelim. yalın hal mein Bleistift kalemim mein Apfel elmam dein Hut şapkan dein Stuhl sandalyen sein lisch m asası sein Hund köpeği i-hali meinen Bleistift kalemimi meinen Apfel elmamı deinen Hut ş apkam deinen Stuhl s andalyeni seinen Tisch m asasını seinen Hund köpeğini ondokuzuncu ders ihr Vater babası ihr Bruder b iraderi sein Vogel k uşu sein Zug treni unser Arzt d oktorumuz unser Fischer balıkçımız euer Laden dükkanınız euer Vater babanız ihr Freund onların arkadaşı ihr Lehrer onların öğretmeni Ihr Schüler öğrenciniz Dır Sohn oğlunuz ihren Vater b abasını ihren Bruder b iraderini seinen Vogel k uşunu seinen Zug t renini unseren Arzt d oktorumuzu unseren Fischer balıkçımızı euren Laden dükkânınızı euren Vater babanızı ihren Freund onların arkadaşını ihren Lehrer o nlann öğretmenini Ihren Schüler öğrencinizi Ihren Sohn oğlunuzu Artikeli der olan isimlerin önündeki bütün mülkiyet sıfatları sonla­ rına -en takısı eklenerek i-haline sokulurlar. Yalnız bunlardan euer'in so­ nuna en eklenince bir e düşer ve kelime euren şekline girer. Çoğulda bütün isimlerin artikellerinin die olduğunu ve çoğul bir ismin önüne bu sebepten artikeli die olan isimlerin önünde kullanılan mülkiyet sıfatlarının geldiğini biliyoruz, (onbirinci derse bakınız) Çoğul isimler i-halinde de aynı kaldıklarına göre çoğul isimlerin önün­ de bulunan mülkiyet sıfatlan da i-halinde hiçbir değişikliğe uğramazlar, aynı yalın haldeki gibi kalırlar. —4— Şimdi de dieser, diese, dieses ve jener, jene, jenes kelimelerinin ne şe­ kilde i-haline sokulduklarını görelim. î -halinde sadece der artikeli değiştiğine göre bunların artikeli der olan isimlerin önüne gelen şekillerini, yani dieser ve jener'i incelemek yeter. Dieser ve jener'i i-haline sokmak için bunları diesen ve jenen şekline g etirmek gerekir. D as ve die artikelleri i-halinde değişmedikleri için diese, dieses ve jene, j enes de i-h?linde değişmezler, aynı kalırlar. dieser Mann bu adam j ener Mann şu adam dieser Hügel bu tepe j ener Hügel şu tepe d ieser Hund bu köpek j ener Hund şu köpek dieser Baum bu ağaç j ener Baum ş u ağaç dieser Fischer bu balıkçı j ener Fischer ş u balıkçı diesen Mann bu adamı j enen Mann şu adamı diesen Hügel bu tepeyi j enen Hügel şu tepeyi diesen Hund bu köpeği j enen Hund şu köpeği diesen Baum bu ağacı j enen Baum ş u ağacı diesen Fischer bu balıkçıyı j enen Fischer şu balıkçıyı —5— T ürkçede welcher, welche, welches kelimelerinin «hangi» anlamına geldiğini biliyoruz. Önüne geldikleri ismin artikeline göre bunlardan bir t anesi kullanılıyordu. B unları i-haline sokmak istersek w elcher! welchen şekline sokarız. Welche ve welches ise i-halinde değişmez, aynı kalırlar. Örnekleri incele­ yiniz: welcher Schüler? h angi öğrenci? welcher T isch? h angi masa? welcher V ater? h angi baba ? welcher Arzt? h angi doktor? welcher M ann? h angi adam? welchen Schüler? h angi öğrenciyi? welchen Tisch? h angi masayı? welche» Vater? h angi babayı? welchen Arzt? h angi doktoru? welchen Mann? h angi adamı? Welche ve welches i-halinde aynı kaldıkları için bunlara örnek veril­ memiştir. B ütün bu öğrendiklerimizi cümleler içinde kullanarak, bunların uygu­ lamasını yapalım. Ich frage meinen Lehrer. Du fragst deinen Lehrer. Er liest sein Buch. Wir sehen euren Vater. Der Junge zeigt seinen Bruder. Die Mutter ruft ihr Kind. Ö ğretmenime soruyorum. Öğretmenine soruyorsun. Kitabını okuyor. Babanızı görüyoruz. Çocuk biraderini gösteriyor. Anne çocuğunu çağırıyor. 6— Der fleissige Schüler schreibt meinen Brief. Die Schülerin schreibt ihre Übungen. Sehen Sie diesen Mann? Öffne jenes Fenster! Schliesst diese Tür! Der Bauer ruft seinen Hund. Welchen Baum zeigt der Junge? Welchen Ball nimmt das Kind? Çalışkan öğrenci mektubumu yazıyor. Öğrenci çalıştırmalarını yazıyor. Bu adamı görüyor musunuz? Şu pencereyi aç! Bu kapıyı kapayın! Çiftçi köpeğini çağırıyor. Çocuk hangi ağacı gösteriyor? Çocuk hangi topu alıyor? Welchen Brief schreibt der Vater? Baba hangi mektubu yazıyor? Welche Tür schliesst du? Welches Fenster öffnet die Frau? Er nimmt jenes Buch. Wir nehmen diesen Bleistift. Lesen Sie Dire Bücher? Der Fischer ruft seine Söhne. Er nimmt meine Äpfel. Die Schüler zeigen ihre Bücher. Nimm jenen Bleistift! Wir sehen euren Bruder nicht. Nehmt diesen Stuhl nicht! H angi kapıyı kapatıyorsun ? Kadın hangi pencereyi açıyor? Şu kitabı alıyor. Bu kalemi alıyoruz. Kitaplarınızı okuyor musunuz? Balıkçı oğullarını çağırıyor. E lmalarımı alıyor. Öğrenciler kitaplarını gösteriyorlar. Şu kalemi al! Biraderinizi görmüyoruz. Bu sandalyeyi almaym! —7— DBB TAGE Montag Dienstag Mittwoch Donnerstag Freitag Samstag Sonnabend Sonntag P azartesi S ah Ç arşamba P erşembe Cuma C umartesi P azar S amstag ve Sonnabend kelimelerinin her ikisi de Cumartesi anlamına gelmektedir. Her ikisi de kullanılabilir. A lmancada günlerin isimleri ekseriya artikelsiz söylenir, ama hepsi­ nin artikelini bilmeniz gerekir. Hepsinin artikeli der olduğu için de bu zor b ir şey değildir. Was ist heute? Heute ist Montag. Heute is Dienstag. Heute ist Mittwoch. Heute ist Donnerstag. Heute ist nicht Donnerstag , sondern Freitag. Heute ist nicht Freitag, sondern Samstag. I st heute Samstag oder Sonntag? Heute ist Sonntag. Bugün nedir? B ugün pazartesidir. Bugün salıdır. Bugün çarşambadır. Bugün perşembedir. B ugün perşembe değil, cumadır. B ugün cuma değil, cumartesidir. B ugün cumartesi midir yoksa pazar m ıdır? B ugün pazardır. —8— Aşağıda mülkiyet sıfatlarının i-halini görü­ yorsunuz. Bu şemada mülkiyet sıfatlarının hep­ si gösterilmemiştir, ama eksik olanlar da aynı şekilde i-haline sokulurlar. der mein Sohn die meine Frau das mein Kind den meinen Sohn die meine Frau das mein Kind dein Sohn deine Frau dein Kind deinen Sohn deine Frau dein Kind sein Sohn seine Frau sein Kind seinen Sohn seine Frau sein Kind unser Sohn unsere Frau unser Kind unseren Sohn unsere Frau unser Kind Yalın hal î-hali Bu şema da dieser, diese, dieses ile jener, jene, jenes ve welcher, welche, welches'in i-halinde nasıl değiştiklerini gösteriyor. der die das den die das dieser Mann diese Tür dieses Haus diesen Mann diese Tür dieses Haus jener Mann jene Tür j*nes Haus jenen Mann jene Tür jenes Haus welcher Mann welche Tür welches Haus welchen Mann welche Tür welches Haus Yalın hal I-hali mu I OT ı m IHINI M I 20 (ottrsponDenff Institute ALMANCA DERSLER L EHRSTÜCK ÖZET ZWANZIG Almancada mülkiyet sıfatları Türkçede olduğu gibi isimlerin önünde b ulunurlar. Yalnız önünde bulundukları ismin artikeline göre küçük bir de­ ğişikliğe uğrarlar. der ve das mein dein sein ihr sein unser euer ihr Ihr die meine deine seine ihre seine unsere eure ihre Ihre T ürkçesi benim senin onun (erkek, der) onun (dişi, die) o nun (das) bizim sizin onların Sizin (nazik hitap) _ 2— Çoğul isimlerin önüne ise artikeli die olan isimlerle kullanılan mülki­ yet sıfatlan gelir. mein Freund deine Mutter seine Söhne ihr Haas sein Fenster — — — — — arkadaşım annen oğulları evi penceresi unser Vater eure Here ihre Schwester I hr Schüler babamız hayvanları kızkardegleri öğrenciniz n Almancada i-hali isimlerin artikellerini değiştirmek fcuretiyle yapılır, t-halinde der, die, das artikellerinden sadece der değişerek den şekline gi­ rer. Die ve das ise değişmeyerek aynı kalır. Aşağıdaki şema i-haünde artikellerin aldıkları durumu göstermektedir: Y AUNHAL tekil der ein kein mein dein sein ihr unser dieser jener welcher die eine keine meine deine seine ihre unsere das ein kein mein dein sein ihr unser çoğul die — î -HALt tekü den einen keinen meinen deinen seinen ihren unseren diesen jenen welchen die eine keine meine deine seine ihre unsere d as ein kein mein dein sein ihr unser çoğul die — keine meine deine seine. ihre unsere keine meine deine seine ihre unsere diese diese dieses jene jenes jene welche welches welche diese dieses diese jene jenes jene welche welches welche Bu şemada da gene i-halinde sadece der artikelinin ve bununla ilgili ke­ limelerin değiştiklerini görüyoruz. Bu değişme de genellikle sonuna bir -en takısı almak suretiyle oluyor. Yukarıdaki şemada mülkiyet sıfatlarının hepsi verilmemiştir. yirminci ders —3 Bazı isimler i-halinde özel bir durum gösterirler: A rtikeli der olan ve çoğulda sonlarına -n veya -en eklenen isimler i-haline sokulurken artikelleri kurala göre de» o lduktan başka sonlarına çoğul­ da aldıkları takılar, yani -n veya -en g etirilir. Bu derse kadar böyle özel bir durum gösteren üç isim verildi: der Jun­ gen, der SoMat,en, der B auer,n den Jungen e rkek çocuğu den Soldaten a skeri den Bauern çiftçiyi der J unge e rkek çocuk der Soldat a sker der Bauer çiftçi die Jungen e rkek çocuklar die Soldaten a skerler die Bauern çiftçiler Y ukarıda isimlerin tekil şekillerinin yanında ayrıyeten, i-hallerinin ya­ pılışı daha iyi anlaşılması için çoğulları da verilmiştir. der Junge den Jungen einen Jungen keinen Jungen meinen Jungen deinen Jungen seinen Jungen unseren Jungen diesen Jungen jenen Jungen welchen Jungen ( erkek) çocuk çocuğu bir gocuğu bir çocuğu değil çocuğumu çocuğunu onun çocuğunu çocuğumuzu b u çocuğu şu çocuğu h angi çocuğu —4— in Fiiller köklerine, şahıslara göre değişen bazı takılar eklenerek çekimle­ nirler. Ş ahıslar T akılar ich du er sie es wir ihr sie Sie —E —ST —T —T —T — EN —T — EN — EN ich ruf-e dtı ruf-si er ruf-t sie ruf-t e s ruf-t wir ruf-en ihr ruf-t sie ruf-en Sie ruf-en çağır- iyorum • ç ağır-ıyorsun çağır-ıyor çağır-ıyor çağır-ıyor çağır-ıyoruz çağır-ıyorsımuz ç ağır-ıyorlar çağır-ıyorsunuz —5— IV A lmancada emir hali üç şekilden meydana gelmektedir. Bunlardan bi­ rincisi fiilin sonundaki n h arfini kaldırmak suretiyle yapılır. İkincisi fiilin ihr ile kullanılan şeklinin aynısıdır. Üçüncüsü ise fiilin kendisinden ve Sie kelimesinden meydana gelir. Her emirin sonuna bir ünlem işareti konur. rufen rufe! ruft! rufen Sie! ç ağırmak ç ağır! ç ağırın ç ağırınız! Bazan ilk şeklin sonundaki e h arfi de kalkar ve yalnız fiilin kökü kul­ lanılır, ikinci ve üçüncü şekiller aynı kalır. kommen komm! kommt! kommen Sie! gelmek g el! gelin! geliniz! Çok önemli bir fiil olan haben çekimlenirken özel bir durum gösterir: ich du er sie es wir ihr sie Sie habe hast hat hat hat haben habt haben haben —6— B u fulden sonra gelen, yani sahip olunan şeyi gösteren isim daima i-ha­ linde bulunur. | HABEN + 1-HALİ Haben'in T ürkçesi «sahip olmak» olduğu halde Türkçeye genellikle « ...var» ve olumsuz kullanılmış şekli de «...yok» olarak çevrilir. Ich habe einen Bruder. Ich habe keinen Bruder. Wir haben ein Haus. Die Schüler haben Bücher. Der Arzt hat kein Auto. Der Bauer hat Pferde. Mein Vater und meine Mutter haben ein Boot. Ahmet hat eine Schwester. Bir biraderim var. Bir biraderim yok. Bir evimiz var . ö ğrencilerin kitapları var. D oktorun bir otomobili yok. Çiftçinin atları var. Babanım ve annemin bir sandalı var. Ahmedin bir kızkardeşi var. rv İçinde ein, eine veya einen b ulunan cümleler, bunları kein, keine v eya keinen y aparak olumsuz hale getirilirler.' Cümlede ein, eine veya einen y oksa olumsuz yapmak için nicht kulla­ nılır, î çinde i-halinde bir isim bulunan bir cümlede nicht'in yeri bu i-halin­ de bulunan isimden sonradır. Ich öffne die Tür. Ich öffne die Tür NICHT. Ich zeige den Apfel. Ich zeige den Apfel NICHT. Buna k arşılık: E r liest ein Buch. E r liest KEIN Buch. Bir kitap okuyor. B ir kitap okumuyor. Kapıyı açıyorum. Kapıyı açmıyorum. E lmayı gösteriyorum. E lmayı göstermiyorum. —7— E mir halleri de ayni şekilde olumsuz yapılırlar. Lest eine Zeitung! Lest KEINE Zeitung! Schreiben Sie einen Brief! Schreiben Sie KEINEN Brief! ö ffne die Tür! Öffne die Tür NICKT! Zeigt das Buch! Zeigt das Buch NICHT! Bir gazete okuyun! B ir gazete okumayın! Bir mektup yazınız! Bir mektup yazmayınız! Kapıyı aç! Kapıyı açma! K itabı gösterin! K itabı göstermeyin! içinde mülkiyet sıfatlan, dieser, diese, dieses veya jener, jene, jenes kelimeleri bulunan cümleler ve emirler de gene nicht ile olumsuz hale ge­ tirilirler. Nicht bu kelimelerin yanında bulunan isimden sonra gelir. Ich lese sein Buch. Ich lese sein Buch NICHT. E r nimmt meinen Apfel. E r nimmt meinen Apfel NICHT. Der Schüler macht diese Übung. Der Schüler macht diese Übung NICHT. Rufe jenen Jungen! Rufe jenen Jungen NICHT! Sie zeigt diesen Apfel. Sie zeigt diesen Apfel NICHT. Sie rufen diese Jungen. Sie rufen diese Jungen NICHT. Onun kitabım okuyorum. Onun kitabım okumuyorum. E lmamı alıyor. E lmamı almıyor. ö ğrenci bu çalıştırmayı yapıyor. Öğrenci bu çalıştırmayı yapmıyor. Şu çocuğu çağır! Şu çocuğu çağırma! Bu elmayı gösteriyor. Bu elmayı göstermiyor. Bu çocuklan çağınyorlar. Bu çocuklan çağırmıyorlar. —8— Nehmt diesen Ball! Nehmt diesen Ball NICHT! Die Frau schliefst jenes Fenster. Die Frau schliesst jenes Fenster NICHT. Wir schreiben unsere Übungen. Wir schreiben unsere Übungen NICHT. Die Schüler fragen jenen Lehrer. Die Schüler fragen jenen Lehrer NICHT. Bu topu alın! Bu topu almaym! Kadın şu pencereyi kapıyor. Kadın şu pencereyi kapamıyor. Çalıştırmalarımızı yazıyoruz. Çalıştırmalarımızı yazmıyoruz. Öğrenciler şu öğretmene soruyorlar. Öğrenciler şu öğretmene sormuyorlar. Nicht kelimesinin «değil» anlamına geldiğini biliyoruz. Ama yukarıda­ ki olumsuz cümleler ve emirlerin Türkçelerinde «değil» geçmemektedir. : Almanca cümleler nicht eklenerek olumsuz yapıldıkları halde bunların T ürkçe karşılıklarında bu eklenen kelime bulunmamakta, sadece cümlenin fiilinin köküne ses uyumuna göre değişen me, ma, mi, mı veya mu gibi bir takı eklenmektedir, (oku-mu-yorum, yap-mı-yor, çağır-ma, göster-miyor, al-ma, sor-muyorlar). vn Cümlenin içindeki fiil başa getirilirse o cümle soru haline konmuş olur. Wir lesen unsere Bücher. Lesen wir unsere Bücher? Du öffnest das Fenster nicht, ö ffnest du das Fenster nicht? Die Mutter ruft ihren Sohn. Ruft die Mutter ihren Sohn? Die Kinder nehmen die Äpfel. Nehmen die Kinder die Äpfel? Mein Bruder hat ein Auto. Hat mein Bruder ein Auto? Kitaplarımızı okuyoruz. Kitaplarımızı ©kuyor muyuz? Pencereyi açmıyorsun. Pencereyi açmıyor musun? Anne oğlunu çağırıyor. Anne oğlunu çağırıyor mu? Çocuklar elmaları alıyorlar. Çocuklar elmaları alıyorlar mı? B iraderimin bir otomobili var. Biraderimin bir otomobili var mı? A lmanca a e r s : zu T EST 10 A Boş bırakılan yerleri doldurunuz. 1 — Wir zeigen ein.er* Soldaten!). 2 — W eicht fi Brief schreibt dein«.. T ochter? 3 — Welche^ Übungen arbeiten Sie? 4 — Fragen die Schüler j eneoLehrer? 5 — Lest diesem Buch nichf. (olumsuz) 6 — Siehst .^Lw-. mein<?i*»Vater ? 7 — Wir sehen unseren Vater. 8 — Ahmet zeigt seinem Hund. B A listesindeki Almanca cümlelerin B listesinden Türkçe karşılıklarım bulunuz. A L istesi B Listesi 1 — Die Kinder nehmen unsere *-A — Bugün geliyor musun ? Bälle nicht. ^ B — Bir çiftçiyi görüyorsunuz. 2 — D as Mädchen zeigt seinen /CC — Se­ killeri e-haline sokmak için de sonlarına bir -n veya -en eklemek gerekir. Ş ayet ismin çoğul şekli n harfiyle bitiyorsa bu takılar da eklenmez. Tekil eine Tochter b ir kız evlât eine Mutter b ir anne ein Haus* b ir ev ein Mama b ir adanı ein Bauer b ir çiftçi eine Zeitung b ir gazete Çoğul T öchter kız evlâtlar M ütter a nneler H äuser evler M änner a damlar B auern çiftçiler Z eitungen g azeteler Çoğul e-hali T öchtern kız evlâtlara M üttern a nnelere H äusern evlere M ännern a damlara B auern çiftçilere Zeitungen g azetelere Der Bau«r ve die- Zeitomg isimleri çoğulda «n» ile bittikleri içm e-h&linde sonlanna -n(en) eklenmez. Bu yüzden çoğul şekilleriyle çoğul e-hallerinin aynı olduğunu görüyoruz. Olumsuz yaparken kullandığımız kein e-halinde keinem şekline girer. kein Arzt b ir doktor değil k ein Bauer b ir çiftçi değil k ein Boot b ir sandal değil k ein Kindi b ir çocuk değil keinem Arzt b ir doktora değil keinem Bauern bir çiftçiye değil k einem Boot b ir sandala değil keinem Kind b ir çocuğa değil —7— Keine ise e-halinde keiner olur. keine Frau b ir kadın değil keine Schwester b ir kızkardeş değil k eine Schülerin b ir öğrenci değil keiner Frau b ir kadına değil keiner Schwester bir kızkardeşe değil k einer Schülerin bir öğrenciye değil Çoğul isimlerin önünde de keine kullanıldığını öğrenmiştiniz. Bu keine e-halinde keinen şekline girer. Bunu yukarıdaki tekil isimlerin önünde kul­ lanılan keine ile karıştırmamalısmız. tsmin sonuna da -n veya -en eklenir, i smin çoğul şekli «n» ile bitiyorsa gene bu takılar eklenmez. k eine Lehrer ö ğretmenler değil k eine Häuser evler değil k eine Jungen çocuklar değil keine Lehrerinnen ö ğretmenler değil keine Brüder b iraderler değil keine Söhne o ğullar değil keinen Lehrern ö ğretmenlere değil keinen Häusern evlere değil keinen Jungen ç ocuklara değil keinen Lehrerinnen ö ğretmenlere değil keinen Brüdern b iraderlere değil keinen Söhnen o ğullara değil Y ukarıdaki örneklerde kein, keine ile olumsuz yapılmış isimlerde olum­ suzluğu «değil» ile gösterdik, ama olumsuzluğun cümle içinde başka türlü de anlatılabileceğini hatırlatırız. (... yok, fiile eklenen me, mi, ma takıları gibi) —8— Aşağıdaki şema e-halinde a rtikellerin nasıl değiş­ tiklerini gösteriyor. Burada der Mann, die Frau ve d as Kind kelimeleri sadece bir örnektir. Bun­ ların yerine artikeli der, die ve d as olan başka isimler de konabilir. A rtikeli der olan isimler Tekil Çoğul Yalın Hal E-Hali Yalın Hal E-Hali Y ahn Hal E-Hali Yahn Hal E-Hali Yalın Hal E-Hali Yalın Hal E-Hali der Mann dem Mann die Männer den Männern ein Mann einem Mann Männer Männern kein Mann keinem Mann keine Männer keinen Männern A rtikeli die olan isimler die Frau der Frau die Frauen den Frauen eine Frau einer Frau Frauen Frauen keine Frau keiner Frau keine Frauen keinen Frauen A rtikeli das olan isimler d as Kind dem Kind die Kinder den Kindern ein Kind einem Kind Kinder Kindern kein Kind keinem Kind keine Kinder keinen Kindern Tekil Çoğul Tekil Çoğul İffliT I ffı M LU mm Comspondrnrr Institute İM ALMANCA DERSLERİ 22 L EHRSTÜCK ZWEIUNDZWANZIG öğrenilecek kelimeler antworten cevap vermek danken [ danken] teşekkür etmek [ antvorten] der D eutsche, n Alman das Bauernhaus,..er çiftlikevi [doyçe] [ bauernhaus] der Eimer,- [ aymer] kova bellen [bellen] havlamak —2— geben [geben] gehören [ gehören] geschlossen [geşlossen] helfen [helfen] vermek ait olmak k apalı yardım etmek lachen [Iahen] laufen [laufen] tragen [ tragen] zu Hause [ tsu hauze] gülmek koşmak taşımak evde AÇIKLAMALAR Tragen, laufen ve helfen fiilleri çekimlenirken özel bir durum göste­ rirler. Bunların çekimleri dersimizin sonunda verilmiştir. Gene bu derste geçen der D eutsche kelimesi i- ve e-hallerinde özel bir d urum gösteren isimler grubuna girer. E IN BAUERNHAUS Wir sehen ein kleines Bauernhaus. Es gehört Hasan Bey. Dieses Bauernhaus hat eine Tür und fünf Fenster. Die Tür und die Fenster sind geschlossen. Ahmet ist zu Hause. Er öffnet ein F enster. Hasan Bey und seine Frau sind nicht zu Hause. Sie stehen vorne. Cey­ lan steht auch dort. Ceylan ist Ahmets Pferd. Dort kommt Zeynep. Sie trägt einen Eimer. Das ist Herr Müller. Herr Müller ist ein Deutscher. Er ist Hasan Beys Freund. Herr Müller läuft. K arabaş läuft auch und bellt. Hasan Bey uwd Fatma Hanım lachen. Herr Müller und Karabaş sind keine guten Freunde. B ÎR ÇÎFTLÎKEVİ Küçük bir çiftlikevi görüyoruz. O Hasan Beye aittir. Bu çiftlikevinin b ir kapısı ve beş penceresi vardır. Kapı ve pencereler kapalıdır. Ahmet ev­ dedir. O bir pencere açıyor. H asan Bey ve karısı evde değillerdir. Önde duruyorlar. Ceylan da ora­ da duruyor. Ceylan Ahmedin atıdır. O radan Zeynep geliyor. O bir kova taşıyor. Bu Bay Müllerdir. Bay Müller bir Almandır. O Hasan Beyin arkada­ şıdır. Bay Müller koşuyor. Karabaş da koşuyor ve havlıyor. Hasan Bey ve Fatma Hanım gülüyorlar. Bay Müller ve Karabaş iyi arkadaşlar değildir. yirmiikinei ders 3— i şaret ve mülkiyet sıfatlarının e-hali Bu derste de dieser, diese, dieses ve jener, jene, jenes ile mülkiyet sı­ fatlarının ne şekilde e-halinesokulduklarını öğreneceğiz. Der artikeli önünde bulunan dieser ile das önünde bulunan dieses ehalinde diesem şeklini alırlar. dieser Mann bu adam dieses Kind bu çocuk dieser Bauer bu çiftçi d ieses Mädchen b u kız dieser Schüler bu öğrenci dieser Lehrer bu öğretmen dieses Boot bu sandal diesem Mann bu adama diesem Kind bu çocuğa diesem Bauern bu çiftçiye diesem Mädchen bu kıza diesem Schüler bu öğrenciye diesem Lehrer bu öğretmene diesem Boot b u sandala Diese ise e-halinde dieser şeklini alır. diese Schülerin bu öğrenci d iese Mutter bu anne diese Frau bu kadın diese Schwester bu kızkardeş dieser Schülerin bu öğrenciye dieser Mutter bu anneye dieser Frau bu kadına dieser Schwester bu kızkardeşe _ 4— Çoğul isimlerin önünde bulunan diese ise e-halinde diesen şekline gi­ rer ve ismin sonuna da -n veya -en eklenir. diese Bücher bu kitaplar diese Stähle b u sandalyeler diese Freunde bu arkadaşlar diese Vasen bu vazolar diese Jungen bu çocuklar diese Fischer bu balıkçılar diese Söhne bu oğullar diesen Büchern bu kitaplara diesen Stühlen bu sandalyelere diesen Freunden bu arkadaşlara diesen Vasen bu vazolara diesen Jungen bu çocuklara diesen Fischern bu balıkçılara diesen Söhnen bu oğullara Jener ve jenes e-halinde jenem şekline girer. jener Vater şu baba jener Bruder ş u birader jener Junge şu çocuk jener Soldat ş u asker jener Deutsche şu Alman jenem Vater şu babaya jenem Bruder ş u biradere jenem Jungen şu çocuğa jenem Soldaten ş u askere jenem Deutschen ş u Almana _ jene ise jener olur. 5— jene Lehrerin ş u öğretmen jene Tür ş u kapı jene Übung şu çalıştırma jene K atze şu kedi j ener Lehrerin şu öğretmene j ener Tür şu kapıya jener Übung şu çalıştırmaya jener K atze şu kediye Çoğul isimlerin önünde bulunan jene çoğulda jenen olur ve bundan s onra gelen ismin sonuna -n veya -en takısı eklenir. jene Töchter ş u kız evlâtlar jene Bauern şu çiftçiler jene Fischer ş u balıkçılar jene Männer şu adamlar jene Bilder şu resimler jenen Töchtern şu kız evlâtlara jenen Bauern şu çiftçilere jenen Fischern şu balıkçılara jenen Männern şu adamlara jenen Bildern şu resimlere Şimdi de mülkiyet sıfatlarının e-halini inceleyelim. Artikeli der ve das olan isimlerin önünde bulunan mülkiyet sıfatları (mein, dein, sein...) e-halinde sonlarına bir -em t akısı alırlar. Bunlardan sonra gelen isim değişmez, a ynı kalır. mein Vater b abam dein Lehrer öğretmenin meinem Vater b abama deinem Lehrer öğretmenine _ e— sein Auge gözü unser Laden dükkânımız euer Bruder b iraderi ihr Kind çocuğu seinem Auge gözüne unserem Laden dükkânımıza eurem Bruder b iraderine ihrem Kind çocuğuna A rtikeli die olan isimlerin önünde bulunan mülkiyet sıfatlan (meine, deine, seine, ...) ise sonlarına bir -r takısı alırlar. Bunlardan sonra gelen isim değişmez aynı kalır. meine Mutter annem eure Lehrerin öğretmeniniz ihre Schwester kızkardeşleri Ihre Schülerin kız öğrenciniz meiner Mutter a nneme eurer Lehrerin öğretmeninize ihrer Schwester k ızkardeşlerine Ihrer Schülerin kız öğrencinize Çoğul isimlerin önünde bulunan mülkiyet sıfatları (gene meine, deine,... gibi) e-halinde s onlanna bir -n takısı alırlar ve bunlardan sonra gelen is­ min sonuna da -n veya -en eklenir. meine Brüder b iraderlerim deine Söhne senin oğullann unsere Freunde a rkadaşlarımız meinen Brüdern b iraderlerime deinen Söhnen senin oğullarına unseren Freunden arkadaşlanmıza _ 7— ihre Schulen onların okulları A şağıdaki cümleleri inceleyiniz: Der Junge hilft seinem Freund. Helga antwortet dem Lehrer. Die Lehrer helfen den Schülern. Die Kinder danken dem Vater. Çocuk arkadaşına yardım ediyor. Helga öğretmene cevap veriyor. Ö ğretmenler öğrencilere yardım edi­ yorlar. Çocuklar babaya teşekkür ediyorlar. ihren Schulen onların okullarına Die Bücher gehören diesem Jungen. K itaplar bu çocuğa aittir. Die Schüler danken der Lehrerin. Öğrenciler öğretmene teşekkür edi­ yorlar. Walter antwortet dem Freund nicht. W alter arkadaşa cevap vermiyor. Diese Zeitung gehört meinem Vater. Bu gazete babama aittir. Die Übung ist schwer; der Lehrer hilft den Schülern. Ich gebe meinem Freund einen Apfel. Sie gibt ihrem Bruder einen Bleistift und ein Buch. Das Kind schreibt seinem Vater einen Brief. Ç alıştırma zordur; öğretmen öğrenci­ lere yardım ediyor. A rkadaşıma bir elma veriyorum. B iraderine bir kalem ve bir kitap ve­ riyor. Çocuk babasına bir mektup yazıyor. Die Frau öffnet dem Arzt die Tür. Kadın doktora kapıyı açıyor. Der Lehrer zeigt den Schülern ein Bild. Der Junge bringt seinem Vater einen Stuhl, Ich schreibe meiner Schwester einen Brief. E r zeigt der Schülerin eine Übung. Das Mädchen gibt seiner Mutter eine Blume. Ö ğretmen öğrencilere bir resim gös­ teriyor. Çocuk babasına bir sandalye getiriyor. Kızkardeşime bir mektup yazıyorum. ö ğrenciye bir çalıştırma gösteriyor. Kız annesine bir çiçek veriyor. —8— tekil Yalm Hal E-Hali Yalın Hal E -Hali dieser diesem jener jenem diese dieses dieser diesem jene j enes jener j enem çoğul diese diesen jene jenen 9 H A rtikeli der olan isimler meinem deinem seinem ihrem seinem unserem eurem ihrem Ihrem A rtikeli die olan isimler meiner deiner seiner ihrer seiner unserer eurer ihrer Ihrer Çoğul isimler meinen deinen seinen ihren seinen unseren euren ihren Ihren B urada önemli bir noktayı daha hatırlatmak isteriz: Bütün çoğul isim­ ler e-halinde s onlarına -n veya -en takısı alırlar. Önlerinde hangi artikel bu­ lunursa bulunsun mutlaka bu takıyı alırlar. Yalnız çoğul şekillerinin sonun­ da «n» harfi bulunan isimler bu takıyı almazlar. Yukarıdaki şemalarda sa­ dece isimlerin önüne gelen işaret ve mülkiyet sıfatları gösterildiğinden bu t akılar belirtilmemiştir. ich du er, sie, es wir ihr sie Sie t rage ich trägst du trägt er, sie, es tragen wir tragt ihr tragen sie tragen Sie trage! helfe ich hilfst du hilft er, sie, es helfen wir helft ihr helfen sie helfen Sie hilf! laufe läufst läuft laufen lauft laufen laufen laufe! gebe gibst gibt geben gebt geben geben g ib! , Ö ZEL FİİL ÇEMMLEKl Emir halleri: ich du er, sie, es wir ihr sie Sie Emir halleri: Almanca ders: 22 T est 11 İMTİHAN 2 A Boş bırakılan yerleri doldurunuz. K I — D as Kind' dankt sein &1T> V ater. 2 — Jene Apfel und Blumen gehören meiner A<V Sohn. 3 — Danke dein ts/\ B ruder! 4—Welch iL fl Apfel nimmst ßfc-v ? 5 — Hat dein Bruder kein <&/\. S tuhl? 6 — Der Lehrer gibt .Jl-Lfy~\ Schüler ein Buch-f^— D er Fischer zeigt sein e.m F reund daSjJBoot. 8 — j Qi.C Schüler antworten der Lehrerin. 9 — Nehmß-.a Sie^M^Ball! 10 — .\.cJndanke m e i n e r . . Mutter. 11 — Gib dein £.obvater die Zeitung! 12 — Die Mutter ruft ihr ^ ^ . Tochter und ihr e.n... S ohn. 13 ^ Lest dies . ^ . . Zeitung O.-.shKolumsuz) Î 14 —jl/.i'A Schüler fragen Jen VJJQ. L ehrer nicht. 15 — Schreibt k e i n e n . Brief! B A listesindeki her cümlenin B listesindeki Türkçe karşılığım bulunuz. A L istesi B Listesi 1 — W ir sehen einen Soldaten. ^ A — Öğrenciler hangi kitabı oku2 — Fragen die Kinder jenen yorlar? M ann? S(B — Doktorumuzun bir oğlu vardır. 3 — A hmet zeigt seine Katze undw' C — Öğretmenine teşekkür et! seinen Hund. |?CD — B ir asker görüyoruz. 4 — A yşe, bring deine Bücher! E — Ayşe, kitaplarmı getiriyor mu5 — Der Vater sagt: «Öffne sun? dieses Fenster nicht!» r*. F — Bu evler babama aittir. 6 — Die Kinder schreiben keine T G — Ahmet ve Zeynepin çok arkaBriefe. daşları vardır. 7 — U nser Arzt hat einen Sohn. ^ H — Çocuklar şu adama soruyor'nr 8 — A hmet und Zeynep haben mı? viele Freunde. ^ I — Ayşe, kitaplarını getir! 9 — Sie hat keine Mutter, J — Çocuklar topu getiriyorlar. 10 — Danke deinem Lehrer! > K — Ahmet kedisini ve köpeğini gös? I I — Diese Häuser gehören ineiteriyor. n em Vater. -^ L — Erkek çocuklar topu getirmi12 — Das kleine Kind liest die yorlar. Z eitung nicht. t i M — Baba söylüyor: «Bu pencereyi 13 — Welchen Mann zeigst du? . açma!» 14 — Die Jungen bringen dem Ball ^ N — Onun bir annesi yoktur. n icht. 13£-0 — Hangi adamı gösteriyorsun? 15 — Welches Buch lesen die <^ P — Çocuklar mektuplar yazmıyorSchüler? lar. .1 N^ R — Küçük çocuk gazeteyi okumu­ yor. c A listesindeki her cümlenin B listesinden Almanca karşılığını bulunuz. A Listesi B Listesi 1 — Gözlerimi açıyorum. ^ A — Welches Fenster öffnet das 2 — Bugün nedir? Mädchen? 3 — Kız hangi pencereyi açıyor? / \ B — Wir sehen euren Vater nicht. 4 — D oktor buraya geliyor. X,C — Nehmt diese Bücher nicht! 5 — Babanızı görmüyoruz. / D — Der Bauer ruft seinem Hund. 6 — B aba erkek çocuğa bir t op /f^E — Der Schüler zeigt seinem v eriyor. Lehrer die Übungen. 7 — Çiftçi köpeğini çağırıyor mu?)(F — Heute ist nicht Mittwoch, 8 — Bu kitapları almayın! sondern S amstag, 9 — Bugün çarşamba değil, cu- ^ G — Was ist heute? m artesidir. (7^H — Der Vater gibt dem Jungen 10 — Kızlar çok çalışıyorlar mı? einen Ball. 11 — Çiftçi köpeğini çağırıyor. / î — Die Pferde haben vier Beine. 12 — Babana bir sigara getir! -s/J — Wieviel Kinder siehst du? 13 — Öğrenci öğretmenine çalıştır- / K — Bring deinem Vater eine Zigamaları gösteriyor. r ette! 14 — Kaç çocuk görüyorsun? jf«L — Nehmt diese Bücher! 15 — Atların dört bacağı vardır. J? M — Arbeiten die Mädchen viel? , / v N — Ruft der Bauer seinen Hund? ^ O — Der Arzt kommt hierher. ^ P — Ich öffne meine Augen. D A şağıda her cümlenin altında dört şık verilmiştir. Bunlardan hangisinin o cümlenin tamamen çoğula çevrilmiş şekli olduğunu bulunuz. 1 — Welches Haus zeigt dein Freund? a — Welche Häuser zeigt dein Freund? b — Welches Haus zeigt euer Freund? c — Welche Häuser zeigen eure Freunde? d<ç— Welche Häuser zei­ gen deine Freunde? 2 — Wieviel Autos hat sein Vater? . a — Wieviel Autos hat ihr Vater? b — Wieviel Autos haben seine Väter? c — Wieviel Autos haben ihre Väter? d — Hiçbiri 3 — Diese Mappe gehört unserem Lehrer. s« — Diese Mappen gehören unseren Lehrer, b — Diese Mappen gehören un­ seren Lehrern, c — Diese Mappe gehört unseren Lehrern, d — Hiçbiri 4 — Die Schülerin dankt der Lehrerin. a — Die Schülerinnen danken der Lehrerin, b — Die Schülerin dankt den Lehrerinnen, c — Diese Schülerinnen danken den Lehrerinnen^ d — Die Schülerinnen danken den Lehrerinnen. ^\ 5 — Ich schreibe meiner Schwester einen Brief. a — Wir schreiben unseren Schwestern einen Brief, b —Ich schreibe unseren Schwestern Briefe, y — Wir schreiben unseren Schwestern Briefe, d — Hiç­ biri 6 — Der Lehrer zeigt dem Schüler ein Buch. ji^a — Die Lehrer zeigen den Schülerin Bücher, b — Die Lehrer zeigen dem Schüler Bücher, c — Die Lehrer zeigen den Schülern ein Buch, d — Hiçbiri 7 — Der Junge bringt seiner Mutter eine Blume. a — Die Jungen bringen seiner Mutter eine Blume, b —- Die Jungen bringen ihren Müttern eine Blume, c — Die Jungen bringen seiner Mutter Blumen. d — Hiçbiri 8 — Der Lehrer hilft dem Jungen. ,. a — Die Lehrer helfen dem Jungen, b — Der Lehrer hilft den Jungen, c — Die Lehrer helfen den Jungem, d — Hiçbiri 9 — Du gibst deinem Freund einen Apjfel. a — Du gibst eurem Freund Äpfel, b — Du gibst euren Freunden Äpfel, c — Dir gebt deinem Freund Äpfel, d — Ihr gebt euren Freunden Äpfel. 10 — Er zeigt der Schülerin eine Übung, y. a — E r zeigt den Schülerinnen eine Übung, b — Sie zeigen dem Schülerinnen Übungen, c — Sie zeigen den Schülerinnem eine Übung, d — Sie zeigen der Schülerin Übungen. E A şağıdaki isimlerin önünde parantez içinde verilen artikelleri e-haline so­ kunuz. Cevaplar kâğıdına yalnız bunların e-haline konmuş şekillerini ya­ zınız. 1 — (ein) Soldat... 2 — (der) Fischer 3 — (das) Ei 4 — (die) Tür 5 — (die) Männer... 6 — (eine) Frau 7 — (ein) Zimmer 8 — (dieser) Tisch! 9 — (jene) Söhne... 10 — (deine) Kuh F A şağıdaki fiilleri çekimleyin ve emir hallerini teşkil edin. Çekimlenen fiille­ rin Türkçelerini yazmayınız. a — antworten b — damken T est lO'un yapılmış şekli A . 1 — en, en 2 — en, e 3 — e 4 — en (e) 5 — es, nicht 6 — da, en 7 — en 8 — en B. C. 1 — F 2 — 1 3 — B 4 — K 5 — J 6 — G 7 — C 8 — E 9 — HIO — L 1 — G 2 — F 3 — D 4 — 15 — A 6 — B7 — L.8 — M 9 — K10 — H D. 1 — c 2 — d 3 — b 4 — c E. 1 — en 2 — en 3 — e 4 — en, n 5 — es 6 — en 7 — es 8 — en, n 9 — en, eni 10 — e ' (Test 6) imtihan I'in yapılmış şekli A. 1 — ist (sind) 2 — ein 3 — kein, sondern 4 •— das, oder 5 — däsi, jtet (die, s ind) 6 — ein, es 7 — ist, die 8 — ist 9 — ist, e 10 — sind 1 1 —i b ist, ein 12 — sind 13 — und 14 — ist 15 — ist, ein 1 — 1 2 — F 3 — L 4 — C 5 — E 6 — G 7 — N 8 — R 9 — H10 — J 11 — K 12 — O 13 — M 14 — A 15 — P B. O. 1 — E 2 — H 3 — B 4 — 0 5 — 1 6 — G 7 — J 8 — M 9 — P10|— K 1 1 — N 12 — S 13 — L 14 — R 15 — D D . I _ a 2 — c 3 — d 4 — a 5 — d 6 — h 7 — c 8 — b 9 — d 10 — a E. 1 — deine 2 — unsere 3 — sein 4 — sein, mein' 5 — Dir© JJUJJ LLİ M 1 İL nI Tflf M ÎMTI 23 Corresponöenff Institute ALMANCA DERSLl L EHRSTÜCK DREIUNDZWANZIG ŞAHIS ZAMİRLERİNİN İ-HALİ Önce şahıs zamirlerinin yalın hallerini tekrarlayalım: ich ben du sen er o sie o es o wir biz ihr siz sie Sie onlar Siz B unların i-hali ise şu şekilde olur: mich [mih] dich [ dih] ihn [ i:n] sie [zi:] e s [es] uns [ uns] euch [oyh] s ie [zi:] Sie [ zi:] — beni — seni — onu — onu — onu — bizi — sizi — onları — Sizi Ş ahıs zamirlerinin i-halinde ich, dü, er, wir, ihr değişerek mich, dich, ihn, u ns, euch şekline girmekte, diğer şahıs zamirleri değişmeyerek, aynı yalın haldeki gibi kullanılmaktadırlar. —2— Bu i-haiindeki şahıs cümle içinde kullanalım. Der Vater ruft mich. B aba beni çağırıyor. Die Mutter ruft dich. A nne seni çağırıyor. Der Bruder ruft ihn. B irader onu çağırıyor. Der Lehrer ruft sie. Ö ğretmen onu çağırıyor. Der Soldat ruft e s. A sker onu çağırıyor. Die Lehrerin ruft uns. ö ğretmen bizi çağırıyor. Der Bauer ruft euch. Çiftçi sizi çağırıyor. Der Arzt ruft sie. D oktor onları çağırıyor. Herr Müller ruft Sie. B ay Müller sizi çağırıyor. Ich habe einen Lehrer. Er liebt mich. Bir öğretmenim var. O beni seviyor. Du hast einen Lehrer. Er liebt dich. Bir öğretmenin var. O seni seviyor. Er hat einen Lehrer. Er liebt ihn. Onun bir öğretmeni var. O onu seviyor. incü ders 3— Sie hat einen Lehrer. Er liebt sie. Onun bir öğretmeni var. O onu seviyor. Onun bir öğretmeni var. O onu seviyor. Bir öğretmenimiz var. O bizi seviyor. E s hat einen Lehrer. Er liebt es. Wir haben einen Lehrer. Er liebt uns. Ihr habt einen Lehrer. Er liebt euch. Bir öğretmeniniz var. O sizi seviyor. Sie haben einen Lehrer. Er liebt sie. O nlann bir öğretmeni var. O onlan seviyor. Sie haben einen Lehrer. Er liebt Sie. B ir öğretmeniniz var. O sizi seviyor. Ich habe einen Freund. Er kennt mich. Du hast einen Freund. Er kennt dich. Er hat einen Freund. Er kennt ihn. Sie hat einen Freund. Er kennt sie. E s hat einen Freund. Er kennt es. Wir haben einen Freund. Er kennt uns. Ihr habt einen Freund. Er kennt euch. Sie haben einen Freund. Er kennt sie. Sie haben einen Freund. Er kennt Sie. Bir arkadaşım var. O beni tanıyor. Bir arkadaşın var. O seni tanıyor. Onun bir arkadaşı var. O onu tanıyor. Onun bir arkadaşı var. O onu tanıyor. Onun bir arkadaşı var. O onu tanıyor. Bir arkadaşımız var. O bizi tanıyor. Bir arkadaşınız var. O sizi tanıyor. O nlann bir arkadaşlan var. O onlan t anıyor. B ir arkadaşınız var. O sizi tanıyor. —4— Ich habe eine Lehrerin. Sie fragt mich. D a hast eine Lehrerin. Sie fragt dich. Bir öğretmenim var. O b ana soruyor. Bir öğretmenin var. O sana soruyor. E r hat eine Lehrerin. Sie fragt ihn. B ir öğretmeni var. O ona soruyor. Sie hat eine Lehrerin. Sie fragt sie. Bir öğretmeni var. O ona soruyor. E s hat eine Lehrerin. Sie fragt e s. Bir öğretmeni var. O ona soruyor. Wir haben eine Lehrerin. Sie f ragt ons. Ihr habt eine Lehrerin. Sie fragt euch. Sie haben eine Lehrerin. Sie fragt s ie. Sie haben eine Lehrerin. Sie fragt Sie. Bir öğretmenimiz var. O bize soruyor. Bir öğretmeniniz var. O size soruyor. Onların bir öğretmeni var. O onlara s oruyor. Bir öğretmeniniz var. O size soruyor Ich habe einen Vater. Er liebt mich. Bir babam var. O beni seviyor. Du hast einen Bruder. Er ruft dich. Bir biraderin var. O seni çağırıyor. E r hat eine Mutter. Sie zeigt ihn. E s hat einen Arzt. Er fragt es. Wir haben Schwestern. Sie lieben uns. Dir habt einen Fischer. Er kennt euch. B ir annesi var. O onu gösteriyor. Bir doktoru var. O ona soruyor. Kizkardeslerimiz var. Onlar bizi sev iyorlar. Bir balıkçınız var. O sizi tanıyor. Sie haben einen Arzt. Er kennt sie. Onların bir doktoru var. O onları t anıyor. Sie haben eine Tochter. Sie liebt Sie. Bir kız evlâdınız var. O sizi seviyor. —5— Aşağıdaki cümlelerde isimlerin yerine şahıs zamirleri konmuştur. Der Schüler fragt den Lehrer. Er fragt ihn. Der Mann ruft die Kinder nicht. Er ruft sie nicht. Der Junge findet den Bleistift. Er findet ihn. Die Frau fragt den Deutschen, Sie fragt ihn. Die Mutter bringt die Kleider. Sie bringt sie. Herr Müller ruft den Fischer. E r ruft ihn. Manfred schliesst die Tür. Er schliesst sie. Ayşe öffnet das Fenster. Sie öffnet es. Die Kinder schreiben den Brief. Sie schreiben ihn. Das Mädchen bringt den Ball. E s bringt ihn. Der Hund sieht die Katzen. Er sieht sie. Der Bauer findet sein Pferd. Er findet es. Öğrenci öğretmene soruyor. O ona soruyor. Adam çocukları çağırmıyor. O o nlan çağırmıyor. Çocuk kalemi buluyor. O onu buluyor. Kadın Almana soruyor. O ona soruyor. Anne elbiseleri getiriyor. O onları getiriyor. P.ay Müller balıkçıyı çağırıyor. O onu çağırıyor. Manfred kapıyı kapatıyor. O onu kapatıyor. Ayşe pencereyi açıyor. O onu açıyor. Çocuklar mektubu yazıyorlar. Onlar onu yazıyorlar. Kız topu getiriyor. O onu getiriyor. Köpek kedileri görüyor. O onları görüyor. Çiftçi atım buluyor. O onu buluyor. —6— Hasan Bey findet seine Mappe. Er findet sie. Meine Mutter kennt diesen Mann gut. Sie kennt ihn gut. Wir schreiben die Hausaufgaben. Wir schreiben sie. Mein Bruder liest jenes Buch. Er liest es. Dieser Mann liebt seinen Sohn. Er Hebt ihn. D as Kind liest die Zeitung nicht. E s liest sie nicht. H asan Bey çantasını buluyor. O onu buluyor. Annem bu adamı iyi tanıyor. O onu iyi tanıyor. E v ödevlerini yazıyoruz. Onları yazıyoruz. B iraderim şu kitabı okuyor. O onu okuyor. Bu adam oğlunu seviyor. O onu seviyor. Çocuk gazeteyi okumuyor. O onu okumuyor. Mein Sohn nimmt den Apfel nicht. Oğlum elmayı almıyor. E r nimmt ihn nicht. O onu almıyor. Der Lehrer zeigt den Jungen. Er zeigt ihn. Die Schüler lesen kein Buch. Sie lesen es nicht. Der Lehrer schreibt die Übung. Er schreibt sie. Der Junge sieht seinen Vater. Er sieht ihn. Der Bauer fragt keinen Mann. Er fragt ihn nicht. Mein Vater kennt keinen Arzt. Er kennt ihn nicht. ö ğretmen çocuğu gösteriyor. O onu gösteriyor. Öğrenciler bir kitabı okumuyorlar. Onlar onu okumuyorlar. Ö ğretmen çalıştırmayı yazıyor. O onu yazıyor. Çocuk babasını görüyor. O onu görüyor. Çiftçi bir adama sormuyor. O ona sormuyor. Babam bir doktor (u) tanımıyor. O onu tanımıyor. —7— WEN Wen [ven] kelimesi Türkçeye «kimi» olarak çevrilir. Wen ile yapılan s orular was ve wer soru kelimeleriyle yapılanlara benzer. Was, wer ve wen ile yapılan sorularda bu kelimelerden sonra hemen bir fiil gelir. Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz: Der Lehrer sieht die Schüler. ö ğretmen öğrencileri g örüyor. Wen sieht der Lehrer? Öğretmen kimi görüyor? Wen Bebt der Vater? B aba kimi seviyor? E r liebt seinen Sohn. O o ğlunu seviyor. Wen liebt die Mutter? A nne kimi seviyor? Die Mutter liebt ihre T ochter. Anne kız evladını se­ viyor. Wen zeigst du? Sen kimi gösteriyorsun? I ch zeige deinem Bruder. Ben biraderini gösteri­ yorum. Wen r uft der Mann? Adam kimi çağırıyor? D er Mann ruft die Kinder. Adam çocukları çağırı­ yor. Wen r uft diese Frau? Bu kadın kimi çağı­ rıyor? Diese Frau ruft ihre Söhne. Bu kadın oğullarını ça­ ğırıyor. —8— Wen fragen die Schüler? öğrenciler kimi (kime) soruyorlar? Die Schüler fragen den Lehrer. Öğrenciler öğretmene s oruyorlar. Wir sehen unseren Lehrer. Öğretmenlerimizi görü­ yoruz. Sie kennen diesen Jungen gut. Onlar bu çocuğu iyi t anıyorlar. Wen sehen wir? Kimi g örüyoruz? Wen kennen die Kinder gut? Çocuklar kimi iyi ta­ nıyorlar? Was Soru kelimesini «ne» olarak Türkçeye çevirmiştik ama bu «neyi» anlamma da gelir. Was nimmt der "Junge? Çocuk neyi alıyor? Der Junge nimmt den Apfel. Çocuk elmayı alıyor. Was zeigt das Mädchen? Kız neyi gösteriyor? Das Madchen zeigt die Mappe. Kız çantayı gösteriyor. Was zeigt das Kind? Çocuk neyi gösteriyor? Das Kind zeigt den Bleistift? Çocuk kalemi gösteri­ yor. Die Jungen bringen die Bälle. Çocuklar topları getiri­ yorlar. Was bringen die Jungen? Çocuklar neyi getiriyor­ lar? Will i îmf ? uımı y İM ALMANCA DERSLER 24 I P 3nstltutf j L EHRSTÜCK VIERUNDZWANZIG Öğrenilecek kelimeler aber [ aber] also [alzo] Auf Wiedersehen! [auf vi:derze:en] der Augenblicks [augenblik] a ma o h alde A llaha ısmarl adık! an dann [ dan] dich [ dih] dir [ di:r] es [es] euch [ oyh] finden [finden] s onra seni s ana onu, (o) sizi, size bulmak _ 2— hemen frei [ fray] bald [bald] bestimmt [ bestirnt] muhakkak hallo! [hallo] l ütfen! die H ausaufgaben bitte! [ bitte] bu akşam [ hausaufgäbe] heute abend sie [zi:] [ hoyte abend] hören [ hören] dinlemek, duymaksie [zi:] o nu Sie [zi:] ihn [ i:n] o nlara s prechen [şprehen] ihnen [ i:nen] Size d as Telefon­ Ihnen [ i:nen] ona (der ,das) gesprächs ihm [ i:m] ona (die) [ telefongeşpreh] ihr [ i:r] t anımak u ns [uns] k ennen [kennen] sevmek warten [ varten] lieben [li:ben] beni warum [ varum] mich [ mih] b ana wen [ ve:n] mir [ mi:r] t ahmin etmek wem [ve:m] raten [ raten] çok wissen [vissen] sehr [ ze:r] AÇIKLAMALAR aber boş, s erbest A lo! ev ödevi onu, (o) onları, (onlar) Sizi, (Siz) k onuşmak telefon konuş­ ması bizi, bize beklemek niçin kimi kime bilmek «Ama» anlamına gelen aber kelimesinin kullanılışı Türkçeye nazaran b iraz farklıdır. Aber a ynı sondern gibi iki cümleyi birbirine bağlar. Cümle­ lerde hiçbir değişiklik olmaz. Mein Buch ist gross. Dein Buch ist Benim kitabım büyüktür. Senin k itabın küçüktür. klein. Benim kitabım büyüktür, ama senin Mein Buch ist gross, aber dein k itabın küçüktür. Buch ist klein. Ich rufe ihn. Er kommt nicht. Ich rufe ihn, aber er kommt nicht. Onu çağırıyorum. O gelmiyor. Onu çağırıyorum, ama o gelmiyor. Der Schüler ist fleissig. Er arbeitet Öğrenci çalışkandır. O çalışmıyor. nicht. Öğrenci çalışkandır, ama o çalışmı­ Der Schüler ist fleissig, aber er yor. arbeitet nicht. Der Junge hat viele Freunde. Sie sind nicht hier. Der Junge hat viele Freunde, aber sie sind nicht hier. Çocuğun çok arkadaşı var. Onlar bu­ rada değiller. Çocuğun çok arkadaşı var, ama onlar b urada değiller. yirmidördüncü ders —3— warum Bu derste öğrendiğimiz warum soru kelimesiyle yapılan sorular da di­ ğer soru kelimeleriyle yapılanlar gibidir. Warum arbeitest du nicht? Warum hast du kein Buch? Warum schreibt der Mann einen Brief? Warum liest Ahmet ein Buch? Warum sprechen die Schüler? Warum bringst du deine Mappe? Niçin çalışmıyorsun? Niçin kitabın yok? Adam niçin bir mektup yazıyor? A hmet niçin bir kitap okuyor? Öğrenciler niçin konuşuyorlar? Niçin çantanı getiriyorsun? E IN TELEFONGESPRÄCH A li: «Hallo! Ist dort Herr Ahmet Celikel?» Hasan Bey: «Nein, ich bin sein Vater. Warten Sie einen Augenblick, bitte! Ich rufe ihm» Ahmet: «Hallo! Hier spricht Ahmet. Wer ist dort?» AH: «Raten Sie!» Ahmet: «Ach, du bist Ali.» Ali: «Richtig.» Ahmet: «AU, bist du jetzt zu Hause?» Ali: «Ja, ich bin zu Hause. Levent ist auch hier. Wir schreiben die Haus­ aufgaben. Schreibst du auch die Hausaufgaben?» Ahmet: «Nein, ich lese ein Buch.» A li: «Höre, Ahmet! Bist du heute abend frei?» Ahmet: «Ja. Warum fragst du?» Ali: «Heute abend kommen alle Freunde hierher. Bitte, komm auch!» Ahmet: «Ach, sehr schön. Danke! Ich komme.» Ali: «Kommt Zeynep auch?» Ahmet: «Ich weiss nicht. Sie ist nicht zu Hause. Aber sie kommt be­ stimmt. Ich schreibe jetzt also meine Hausaufgaben. Dann kommen wir.» Ali: «Gut! Kommt bald! Auf Wiedersehen!» Ahmet: «Auf Wiedersehen, Ali!» —4— BÎR TELEFON KONUŞMASI A li: «Alo! Bay Ahmet Çelikel orada mıdır?» H asan Bey: «Hayır, ben onun babasıyım. Bir saniye bekleyiniz, lütfen! Onu çağırıyorum.» A hmet: «Alo! Burada Ahmet konuşuyor. Orada kim?» A li: «Tahmin edin!» A hmet: «Ah, sen Ali'sin.» A li: «Doğru.» A hmet: «Ali, sen şimdi evde misin?» A li: «Evet, evdeyim. Levent de burada. Ev ödevlerini yazıyoruz. Sen de ev ödevlerini yazıyor musun?» A hmet: «Hayır, bir kitap okuyorum.» A li: «Dinle Ahmet! Bu akşam boş musun?» A hmet: «Evet, niçin soruyorsun?» A li: «Bu akşam bütün arkadaşlar buraya geliyorlar. Lütfen, sen de gel!» A hmet: «Ah, çok güzel. Teşekkür ederim! Gelirim.» A li: «Zeynep de gelir mi?» A hmet: «Bilmiyorum. O evde değil, ama muhakkak gelir. O halde ben şim­ di ev ödevlerimi yazarım. Sonra geliriz.» A li: « iyi! Hemen gelin! Allaha ısmarladık!» A hmet: «Allaha ısmarladık, Ali!» ŞAHIS ZAMteUEKİNİN E-HAIİ Geçen dersimizde şahıs zamirlerinin i-hallerini öğrenmiştik. Bunların e-halleri de şu şekilde olur: mir [ mi:r] dir [ di:r] İhım [i:m] ihr [ i:r] ihm [ i:m] b ana s ana ona (er) ona (sie) ona (es) uns [ uns] euch [oyh] ihnen [ i:nen] Ihnen [ i:nen] bize size o nlara Size —5— Der Freund dankt mir. Der Freund dankt d ir. Der Freund dankt dem Jungen. Er dankt ihm. Der Freund dankt Ayşe. Er dankt ihr. Der Freund dankt dem Kind. Er dankt ihm. Der Freund dankt uns. Der Freund dankt euch. Der Freund dankt ihnen. Der Freund dankt Einen. A rkadaş bana teşekkür ediyor. A rkadaş sana teşekkür ediyor. A rkadaş çocuğa teşekkür ediyor. O ona teşekkür ediyor. A rkadaş Ayşeye teşekkür ediyor. O ona teşekkür ediyor. A rkadaş çocuğa teşekkür ediyor. O o na teşekkür ediyor. Arkadaş bize teşekkür ri gösteriyor. Çiftçi onları ona gösteriyor. Çocuk annesine çok çiçekler getiri­ yor. Çocuk onları ona getiriyor. Sen öğretmenlere kitapları veriyor­ sun. Sen onları onlara veriyorsun. Öğrenci öğretmene bir kalemi getiri­ yor. Öğrenci onu ona getiriyor. Die Kinder zeigen ihren Freunden Çocuklar arkadaşlarına evi gösteri­ das Haus. yorlar. Die Kinder zeigen es ihnen. Çocuklar onu onlara gösteriyorlar. Die Frau bringt ihrem Mann die Zeitung. Die Frau bringt sie ihm. Der Lehrer gibt A yşe kein Buch. Der Lehrer gibt es ihr nicht. Kadın kocasına gazeteyi getiriyor. K adın onu ona getiriyor. Ö ğretmen Ayşeye bir kitap vermiyor. Öğretmen onu ona vermiyor. Son cümlede önemli bir hususa dikkatinizi çekmek isteriz. Kein Buch gibi olumsuz yapılmış isimlerin yerine şahıs zamiri koyarken ismin artikeline ve haline göre gerekli şahıs zamirini bulur, olumsuzluğu da cümle­ nin en sonuna getirilen bir nicht ile anlatırız. Yukarıdaki örnekte kein Buch y erine Buch isminin artikeli das olduğu için es gelmiş, olumsuz oluşu ise cümlenin sonuna gelen nicht ile anlatılmıştır. yirmibeşinci ders —3 IN AUF UNTER Almancada önek adı verilen ve cümle yapısında önemli rolleri olan kü­ çük kelimeler vardır. Cümledeki belirli kelimelerin biribirleriyle ilişkisini s ağlayan bu kelimelerden en önemli üç tanesini bu dersimizde öğrenece­ ğiz. Bu üç kelime in, auf, unter önekleridir. IN I n [in] öbür bütün önekler gibi isimlerin önünde bulunur. Önünde d urduğu isim i-halindeyse «içine», e-halindeyse «içinde» anlamına gelir. Bu kelimenin cümle içindeki yerini aşağıdaki örneklerde inceleyiniz. in in d as Haus in die Mappe in den Mund in das Zimmer in den Korb in die Autos in den Eimer in die Boote içine (içinde) evin içine ç antanın içine ağzın içine odanın içine sepetin içine otomobillerin içine kovanın içine s andalların içine Y ukarıdak örneklerde in i-halindeki isimlerin önünde bulunduğu için «içine» anlamına gelmektedir. Türkçede ekseriya «içine» kelimesi yerine ismin sonuna «e, a veya ye, ya» eki takılarak «içine» kaldırılır. Çünkü «evin içine» yerine «eve», «çantanın içine» yerine «çantaya», «ağzın içine» yerine «ağza», «odanın içine» yerine «odaya» demekle aynı şey anlatılmış olur. in in dem Haus in der Mappe in dem Mund in dem Zimmer in dem Korb in den Autos in dem Eimer in den Booten içinde (içine) evin içinde ç antanın içinde ağzın içinde odanın içinde sepetin içinde otomobillerin içinde kovanın içinde s andalların içinde _ 6— ö neklerle yapılmış bu cümleleri inceleyiniz. Die Katze ist in dem Zimmer. Kedi odadadır. Die Äpfel sind in dem Korb. E lmalar sepettedir. Der Bleistift ist nicht in dem Hat. Kalem şapkanın içinde değildir. Die Mädchen sind in dem Zug. Kızlar trendedir. Pür Der Junge steht in dem Zimmer. M Çocuk odada duruyor. Der Hund sitzt auf dem Stuhl. Köpek sandalyenin üs­ tünde oturuyor. Die Kinder sitzen auf dem Pferd. Çocuklar atın üstünde o turuyorlar. —7— Die Äpfel sind nicht auf dein Buch. Elmalar kitabın üstünde değildir. Die Hunde sitzen auf dem Tisch. ^ğkğp 1 ^Sf Köpekler masanın üs­ tünde oturuyorlar. Der Korb ist nicht unter dem Baum. Sepet ağacın altında değildir. Die Hüte sind; unter dem Stuhl. Ş apkalar sandalyenin a ltındadır. Das Pferd steht unter dem Baum. A t ağacın altında du­ ruyor. " ^ Der Hund sitzt unter dem Tisch. L Uli|l _ ,<n Köpek masanın altında o turuyor. Der Bauer arbeitet unter den Bäumen. Çiftçi ağaçların altında çalışıyor. —8— A şağıdaki kalıp i- ve e-halindeki şahıs zamirle­ rinin cümle içindeki yerini göstermektedir. özne Der Junge Der Vater Die Mutter Die Kinder fiil g ibt b ringt zeigt geben i-halindeki ş ahıs zamiri sie es ihn ihn e-halindeki ş ahıs zamiri ihm. ihr. uns. ihm. mini TM I uy İM ALMANCA DERSLEİ I II I I I I I I II I I I I I I I I II I I I |M Corte5ponöence Institute | ı i n u n u H ı ıı ııı ii"i'iı m u n i n n i m i 26 L EHRSTÜCK SECHSUNDZWANZIG ö ğrenilecek kelimeler auf [auf] essen [esen] die Gabel,n [ga:bel] d er Gast,..e [gast] üstüne, üstünde yemek yemek çatal misafir yüz, çehre das Gesicht,er [geziht] dasGlas,..er [gla:s] bardak heiss [hays] sıcak —2— h inter [hinter] h ungrig [hungrig] i n [in] kochen [kohen] d er Korb,..e [korb] d as Messer,[ messer] neben [neben] arkasına, a rkasında aç içine, içinde pişirmek sepet bıçak die Schüsseln [şüsselj sehr [se:r] das Speisezimmer,[şpayzetsimmer] die Suppe,n [züppe] der Teller,- [teller] die Träne,n [tre:ne] yanına, yanmdaunter [unter] v or [for] kâse çok yemek odası fiöSŞv^--^--;;• çorba tabak gözyaşı altına, altında önüne, önünde I N DEM SPEISEZIMMER D as ist ein Speisezimmer. Die ganze Familie ist hier. Hasan Bey hat h eute abend einen Gast. Wir kennen diesen Gast. Er ist Herr Müller. Wu­ schen Teller, Gläser, Gabeln und Messer auf dem Tisch. Fatma Hanım bringt die Suppe auf den Tisch. Ahmet und Herr Müller sitzen. Pamuk sitzt auch auf einem Stuhl. Hasan Bey und Zeynep stehen. Ahmet ist hungrig. E r hat keine Suppe in seiner Schüssel. Herr Müller isst die Suppe. E r sagt: «Die Suppe ist gut.» Aber sein Gesicht ist rot. Wir sehen Tränen in seinen Augen. H asan Bey lacht. E r sagt: «Meine Frau kocht diese Suppe gut, aber die Suppe ist sehr heiss.» YEMEK ODASINDA Bu bir yemek odasıdır. Bütün aile buradadır. Hasan Beyin bu akşam b ir misafiri var. Bu misafiri tanıyoruz. O Bay Müllerdir. Masanın üstünde t abaklar, bardaklar, çatallar ve bıçaklar görüyoruz. Fatma Hanım çorba­ yı masanın üstüne getiriyor. Ahmet ve Bay Müller oturuyorlar. Pamuk da b ir sandalyenin üstünde oturuyor. Hasan Bey ve Zeynep ayakta duruyor­ lar. Ahmet açtır. Kâsesinde çorba yoktur. Bay Müller çorbayı yiyor. O: «Çorba iyidir.» diyor. Ama yüzü kırmızıdır. Gözlerinde yaşlar görü­ yoruz. H asan Bey gülüyor. O: «Karım bu çorbayı iyi pişiriyor, ama çorba çok sıcaktır.» diyor. yirmialtıncı ders —3 Bu dersimizde üç yeni önek daha öğreneceksiniz: neben, hinter, vor N EBEN Neben i-halindeki bir ismin önünde bulunursa «yanına», e-halindeki b ir ismin önünde bulunursa «yanında» anlamına gelir. A şağıdaki örneklerde neben'den sonra i-halinde bulunan bir isim gel­ diği için neben b urada «yanına» olarak Türkçeye çevrilir. neben neben den Tisch neben die Frau neben das Haus neben die Jungen neben diesen Gast neben jenen Bauern neben diese Mappe neben die Blumen y anına (yanmda) m asanın yanma kadının yanına evin yanma çocukların yanına bu misafirin yanma şu çiftçinin yanma bu çantanın yanma çiçeklerin yanına Neben e-halinde bulunan bir ismin önüne gelirse «yanında» anlamını taşır. neben neben dem Tisch neben der Frau neben dem Haus neben den Jungen neben diesem Gast neben jenem Bauern neben dieser Mappe neben den Blumen y aninda (yanma) m asanın yanında kadının yanında evin yanında çocukların yamnda bu misafirin yamnda ş u çiftçinin yanında bu çantanın yanında çiçeklerin yanında —4— HINTER Hinter i-halindeki isimlerin önünde «arkasına», e-halindeki isimlerin önünde ise «arkasında» anlamına gelir. Aşağıdaki örneklerde hinter i-halindeki isimlerin önünde bulunduğu için « arkasına» olarak Türkçeye çevrilmiştir. hinter hinter den Baum hinter das Haus hinter die Tür hinter mein Haus hinter deinen Laden hinter diese Vase hinter den Soldaten hinter die Tische a rkasına (arkasında) a ğacın arkasına evin arkasına kapının arkasına evimin arkasına dükkânının arkasına bu vazonun arkasına a skerin arkasına m asaların arkasına Hinter'den s onra e-halinde bulunan bir isim gelirse hinter T ürkçeye sarkasında» olarak çevrilir. hinter hinter dem Baum hinter dem Haus hinter der Tür hinter meinem Haus hinter deinem Laden hinter dieser Vase hinter dem Soldaten hinter den Tischen a rkasında (arkasına) ağacın arkasında evin arkasında kapının arkasında evimin arkasında dükkânının arkasında bu vazonun arkasında a skerin arkasında m asaların arkasında VOR Vor i-halindeki bir ismin önünde bulunuyorsa «önüne», e-halindeki bir ismin önünde bulunuyorsa «önünde» anlamına gelir. Aşağıdaki örneklerde vor i-halindeki isimlerin önünde kullanılmıştır. Onun için Türkçeye «önüne» olarak çevrilir. —5— vor vor vor vor vor vor vor vor vor önüne (önünde) odanın önüne öğrencinin önüne annenin önüne oğlumun önüne sandalyesinin önüne bu otomobilin önüne balıkçıların önüne şu sandalın önüne das Zimmer den Schüler die Mutter meinen Sohn ihren Stuhl dieses Auto die Fischer jenes Boot Vor e-halindeki isimlerin önünde bulunursa Türkçeye «önünde» seklin­ de çevrilir. vor vor dem Zimmer vor dem Schüler v or der Mutter vor meinem Sohn vor ihrem Stuhl vor diesem Auto vor den Fischern vor jenem Boot önünde (önüne) odanın önünde öğrencinin önünde annenin önünde oğlumun önünde sandalyesinin önünde bu otomobilin önünde balıkçıların önünde şu sandahn önünde Aşağıdaki cümleleri inceleyiniz. Der Bleistift ist neben dem Hut. Kalem şapkanın yanın­ dadır. Die Boote sind neben dem Baum. Sandallar ağacın yanın­ dadır. _e — Der Baum steht neben dem Haus. Ağaç evin yanında du­ ruyor. Der Junge geht neben das Fenster. Çocuk pencerenin yanı­ na gidiyor. Das Mädchen steht neben dem Auto. Kız otomobilin yanında d uruyor. Die Katze geht neben den Stuhl. Kedi sandalyenin yanma gidiyor. Der Tisch ist hinter dem Jungen. Masa çocuğun arkasın­ dadır. D as Such ist hinter der Vase. Kitap vazonun arkasın­ dadır. D as Mädchen ist hinter dem Tisch. Kız masanın arkasında­ dır. —7 Der Hund steht nicht hinter dem Tisch. Köpek masanın arkasın­ da durmuyor. Die Boote stehen vor dem Baum. W j !'-"C5!^9 . 1 — S andallar ağacın önün­ de duruyorlar. —.-i. - -Îİ-"*» Das Pferd steht vor dem Feld. i • -Ss^C'/&s'* S$ß%- -39L HP5y^gr «ssÄIl^^. At tarlanın önünde du­ ruyor. „. Das Auto steht vor dem Haus. . m• SSM i t Otomobil evin önünde d uruyor. Der Tisch steht vor der Tür. Masa kapının Önünde d uruyor. Das Mädchen steht vor dem Fenster. Kız pencerenin önünde duruyor. Die Frau geht vor dien Stuhl. Kadın sandalyenin önü­ ne gidiyor. Der Hund steht vor dem Mädchen. ^&. Köpek kızın önünde du­ ruyor. Ahmet schläft in seinem Zimmer. Die Kinder gehen in die Schule. Der Junge läuft unter den Baum. Ich warte vor deinem Haus. A hmet odasında uyuyor. Çocuklar okula gidiyorlar. Çocuk ağacın altına koşuyor. Evinin önünde bekliyorum. Die Schüler sitzen vor dem Lehrer. Öğrenciler öğretmenin önünde oturu­ yorlar. Die Katze schläft unter dem Stuhl. Kedi sandalyenin altında uyuyor. D as Pferd läuft neben den Bauern. Der Sohn bringt die Mappe auf den Tisch. Du trägst den Stuhl neben den Tisch. Der Lehrer geht vor die Schüler. Herr Müller trägt den Stuhl vor das Fenster. Das Auto fährt hinter das Haus. Die Kinder laufen hinter die Bäume. Wir sind in der Schule. Die Bücher sind in der Mappe A t çiftçinin yanına koşuyor. Oğul çantayı masanın üstüne getiri­ yor. Sandalyeyi masanın yanına taşıyor­ sun. Öğretmen öğrencilerin önüne gidiyor. B ay Müller sandalyeyi pencerenin önüne taşıyor. Otomobil evin arkasına gidiyor Çocuklar ağaçların arkasına koşuyor­ lar. Okuldayız. K itaplar çantadadırlar. B O ZCL FİİL ÇEKİMLİ« ich du er, sie, es wir ihr sie Sie esse i sst i sst essen e sst essen essen Almanca ders: 26 T EST 13 Boş bırakılan yerleri doldurunuz. — Der Junge steht auf ol^fTisch. 2 — Das Auto fährt vor J,.i.CSchule. — Die Kinder sitzen unter f/Efî B äumen. 4 — Der Mann schläft in sein \fti Zimmer. 5 — Der Arzt wartet vor e/cx Tür. 6 — Das Buch ist hinter O .<:. Mappe.. 7 — Das Mädchen läuft neben cldjîAuto. 8 — Die Schüler gehen in cl^-^Schule. 9 — Wir sitzen in c(£/.».? Wohnzimmer. 10 — Zeynep trägt den Eimer in cLii} Zimmer. B B listesinden A listesindeki Almanca cümlelerin Türkçe karşılıklarını bu­ lunuz. A l istesi 1 2 3 4 5 Ich gebe es ihm. ^A Die Mutter zeigt ihn uns. B D as Kind läuft vor die Schule. C Der Ball ist auf dein Baum. D Die Fischer sitzen in dem Ä E Boot. F 6 — A hmet sitzt auf einem Stuhl. 7 — Die Katze schläft unter dem ,* G Tisch. H 8 — Der Vater ist hinter dem H aus. ^İ KJ r' K — — — — — B l istesi Baba evin arkasındadır. Top ağacın üstündedir. Çocuk okulun önünde koşuyor. Çocuk okulun önüne koşuyor. Anne onu bize gösteriyor. A hmet bir sandalyenin üstüne o turuyor. Onu ona veriyorum.Balıkçılar sandalın içine oturu­ yorlar. A hmet bir sandalyenin üstünde o turuyor. Kedi masanın altında uyuyor. Balıkçılar sandalın içinde otu­ ruyorlar. B listesinden A listesindeki Türkçe cümlelerin Almanca karşılıklarını bu­ lunuz. A Listesi B Listesi 1 — B aba odasında uyuyor. A — Die Äpfel sind in dem Korb. 2 — Onu (erkek) ona (erkek) göstĞKB — Die Vase ist vor dem Fenster. r iyorum. * G — Der Brief ist neben dem Buch. 3 — Mektup kitabın yanındadır. jj^JD — Der Hund sitzt auf dem Tisch. 4 — Köpek masamızın üstünde ^ E — Sind die Äpfel in dem Korb? o turuyor. F — Ich zeige sie ihm. 5 — Oğul babasının yanına G — Der Sohn geht neben dem Vater. gidiyor. ^ H — Der Vater schläft in seinem Zimmer. 6 — Vazo pencerenin önündedir. 7 — T abaklar bardakların arkasinX İ — Ich zeige ihn ihm. d adır. ^<J.' — Die Teller sind hinter den Gläsern. 8 — E lmalar sepetin içinde midir? K D L - Der Sohn geht neben seinen Vater. L — Der Hund sitzt auf unserem U Tisch. E A şağıda büyük harfle yazılı isimlerin yerine şahıs zamiri koyunuz. Cevap k âğıdına sadece bulduğunuz şahıs zamirlerini cümlede geliş sıralarına gö­ re yazınız. 1 — Der Mann zeigt SEINER FRAU DIE KINDER. 2 — Ich gebe MEINEM FREUND EINE ZIGARETTE. 3 — Der Lahrer gibt DEN SCHÜLERN DIE BÜCHER. 4 — Der Junge bringt DEM VATER KEINE ZEITUNG. 5 — DER BAUER zeigt SEINEM SOHN DAS PFERD. T est 12'nin yapılmış şekli A. 1 — der, t 2 — ich, er, en 3 — der, t, em, en 4 — e n, em 5 — s t, dem 6 — der, et 7 — t, den, en 8 — t R. l _ t 2 _ E 3 — C 4 — J 5 — G 6 — B 7 — D 8 — F C. 1 — F 2 — G 3 — B 4 — J 5 — E 6 — 1 7 — D 8 — H E. 1 — sie, ihn 2 — sie, ihr 3 — er, ihnen 4 — ihm 5 — ihr 6 — er, ihm 7 — ihm 8 — sie 9 — er, es 10 — sie, ihr 1 w F mim :orrespoubencr 3nstitutf | IM yI 27 ALMANCA DERSLER LEHRSTÜCK SIEBENUNDZWANZIG Bu d erste üç yeni önek daha öğreneceğiz: an, über, zwischen AN An [ an] öneki de neben gibi «yanma» veya «yamnda» anlamına gelir. Yalnız neben ile an a rasında önemli bir fark vardır. Örneğin, «Sandalye ma­ sanın yanındadır,» derken sandalye ile masa arasında bir mesafe varsa ne­ ben, s andalye ile masa birbirlerine temas ediyorlarsa an kullanılır. Şu hal­ de an t emas ederek yamnda bulunmayı gösterir. Biz derslerimizde an'ı neben gibi «yanma» veya «yamnda» olarak Türkçeye çevireceğiz, ama siz a ralarındaki farkı gözönünde bulundurup doğru öneki kullanmalısınız. An i-halinde bir isim önünde duruyorsa «yanına» anlamına gelir. y anma (yamnda) an masanın yanma an den Tisch kapının yanına an die Tür pencerenin yanma an das Fenster kadının yanma an die Frau sandalın yanına an das Boot evlerin yanma an die Häuser sandalyenin yanına an den Stuhl otomobilin yanma an das Auto N ot. Bu dersi çalışmadan önce yirmisekizinci derste verilen kelimelerî^öğrenınız —2— T ürkçede ekseriya «masanın yanına, kapının yanına, pencerenin ya­ nına, ...»yerine «masaya, kapıya pencereye,...» denir. Yani ismin sonuna «ye, ya» takıları eklenir. Anı e-halinde bir ismin önünde bulunduğu zaman «yamnda» anlanuna gelir. an a n dem Tisch a n der Tür a n dem Fenster a n d e r Frau a n dem Boot a n den Häusern a n dem Stuhl a n dem Auto y anmda (yanına) m asanm yamnda kapının yamnda pencerenin yamnda kadının yamnda sandalin yanmda evlerin yamnda sandalyenin yanmda otomobilin yanmda Ü BER Über [über] «üzerine» veya «üzerinde» anlamına gelir. Temas etme­ den üzerinde bulunmayı gösterir. Örneğin, «Lâmba masanm üzerindedir.» d erken lâmba ile masa arasında belirli bir uzaklık vardır. Ü ber i-halindeki bir ismin önüne gelirse Türkçeye «üzerine» olarak çevrilir. ü ber ü ber ü ber ü ber ü ber ü ber ü ber ü ber ü ber das Haus den Baum den Tisch die Autos den Hügel das Meer die Felder den Mann üzerine (üzerinde) evin üzerine ağacın üzerine m asanın üzerine otomobillerin üzerine t epenin üzerine denizin üzerine t arlaların üzerine adamın üzerine yirmiyedinci ders —3— Über e-halindeki bir ismin önüne gelirse «üzerinde» olarak Türkceye çevrilir. über über dem Haus über dem Baum über dem Tisch über den. Autos über dem Hügel über dem Meer über den Feldern über dem Mann üzerinde (üzerine) evin üzerinde ağacın üzerinde m asamn üzerinde otomobillerin üzerinde tepenin üzerinde denizin üzerinde t arlaların üzerinde adamın üzerinde ZWISCHEN Zwischen [ tsvişen] önünde bulunduğu ismin haline göre «arasına» ve­ ya «arasında» anlamına gelir. Zwischen i-halindeki isimlerin önüne gelirse «arasına» olarak çevrilir. zwischen zwischen den Stuhl und den Tisch zwischen die Blumen zwischen die Bücher zwischen den Vater und die Mutter zwischen das Pferd und den Auto zwischen das Pferd und den Bauern zwischen die Schule und das Haus zwischen die Tür und das Fenster a raşma (arasında) s andalye ve masa arasına çiçeklerin arasına k itapların arasına b abanın ve annenin arasına qgmm ve otomobilin arasına a tm ve çiftçinin arasına okul ve evin araşma kapınm ve pencerenin arasına Zwischen e-halindeki isimlerin önüne gelirse «arasında» olarak çev­ rilir. zwischen a rasında (arasına) zwischen dem Stuhl und dem Tisch sandalyenin ve masanın arasında zwischen den Blumen çiçeklerin arasında —4— zwischen den Büchern zwischen dem Vater und der Mutter zwischen dem Baum und dem Aut» zwischen dem Pferd und dem Bauern zwischen der Schule und dem Haus zwischen der Tür und dem Fenster k itapların arasında b abanın ve annenin arasında ağacın ve otomobilin arasında atın ve çiftçinin arasında okulun ve evin arasında kapının ve pencerenin arasında Aşağıdaki resimli örnekleri inceleyiniz. Der Lehrer geht an dm Tisch. Öğretmen masaya (ma­ sanın yanına) gidiyor. Der Lehrer steht an dem Tisch. Ö ğretmen masanın ya­ nında duruyor. Der Stuhl steht an dem Tisch. Sandalye masanın ya­ nında duruyor. Der Fischer geht aai die Tür. Balıkçı kapıya gidiyor. Der Junge läuft an den Stuhl. Çocuk sandalyeye ko­ şuyor. Der Arzt wartet an der Tür. D oktor kapıda (kapının y anında) bekliyor. —5— Die Katze sitzt am dem Sofa. F\TWfrTn i TTT ii,Tr-— i Kedi kanapenin yanmda o turuyor. P aul hängt die Lampe ü ber den Tisch. P aul lâmbayı masanm üzerine asıyor. Die Lampe hängt jetzt über dem Tisch. "i* L âmba şimdi masanm ü zerinde asılı duruyor. • *r Die Vögel fliegen über dem Baum. K uşlar ağacın üzerinde u çuyorlar. Die Uhr hängt über dem Schrank. 6 r • l 1• I r— i S aat dolabın üzerinde asılı duruyor. Der Vater hängt das Bild über das Radio. Baba resmi radyonun üzerine asıyor. D as Bild hängt jetzt ü ber dem Radio. Resim şimdi radyonun üzerinde asılı duruyor. Die Kleiderhängen ü ber den Blumen. E lbiseler çiçeklerin üze­ rinde asılı duruyorlar. —6— Der Stahl steht zwischen der Tür und dem Fenster. Die Mutter stellt das Glas zwischen den Teller und die Gabel. Sandalye kapının ve pencerenin arasında du­ ruyor. Anne bardağı tabağın ve ç atalın arasına koyuyor. Der Vogel sitzt zwischen den Blumen. K uş çiçeklerin arasınasına gidiyor. Ama o Yusuf'u görmüyor. Kafes boştur ve kapısı açıktır. Hemen Ahmet'i çağı­ rıyor ve: «Yusuf artık kafeste değil, onu ara!» diyor. E vet, Yusuf nerededir? Perdelerin arkasında? Kanapenin altında? Masanın altında? Ahmet onu bulmuyor. Ahmet dolabın önünde duruyor ve heryerde arıyor. Yusuf nerededir? Radyonun altında değil, radyonun ü stünde ve radyonun arkasında da değil. Orada bir vazo duruyor. Belki vazonun içindedir yahut arkasındadır. Ahmet ve annesi heryeri arıyorlar. Masanın üzerinde bir lâmba asılı duruyor. Anne masanın üstünde duru­ yor, ama orada da onu göremiyor. Pencereyle dolap arasında duvarda bir kitaplık asılı duruyor. Yusuf o rada kitapların arasında oturuyor. Ahmet onu görüyor ve oraya koşu­ yor. Ama Yusuf sepete uçuyor, sonra sandalyenin üstüne. Ah, nereye uçu­ yor o şimdi? Yusuf kafesine uçuyor. Ahmet hemen kapıyı kapatıyor. ÖNEKLEB3& GENEL BAKIŞ B urada bu derse kadar öğretilen önekleri bir kere daha tekrarlaya­ cağız. Bu önekler hem i-halindeki, hem de e-halindeki isimlerle kullanıla­ bilirler. Önünde bulundukları ismin haline göre anlamları değişir. Önekin kullanıldığı cümle wo sorusuna cevap veriyorsa önekten sonra gelen isim e-halindedir, şayet cümle wohin sorusuna cevap veriyorsa önekten sonra gelen isim i-halindedir. WOHIN -> İ -HALİ İN içine Die Schüler legen die Bücher in D IE Mappe. Öğrenciler kitapları çantaya koyuy orlar. içinde Die Bücher liegen in DER Mappe. Kitaplar çantada bulunuyorlar, WO - * E-HALİ _ 6— Ich stelle den Korb in DAS Auto. Sepeti otomobile koyuyorum. Die Mutter g eht in DIE Küche. Anne mutfağa gidiyor. Der Korb steht in DEM Auto. Sepet otomobilde duruyor. Die Mutter ist in DEK Küche. Anne mutfaktadır. A UF ü stüne Die Frau stellt die Gläser auf D EN Tisch. Kadın bardakları masanın üstüne koyuyor. ü stünde Die Gläser stehen auf DEM Tisch. B ardaklar masanın üstünde duru­ yorlar. Ich lege den Apfel auf DEN Tisch. Der ApM liegt auf DEM Tisch. E lmayı masanın üstüne koyuyorum. Elma masanın üstünde bulunuyor. Der Vogel fliegt auf DEN Baum. K uş ağacın üstüne uçuyor. Der Vogel sitzt auf DEM Baum. Kuş ağacın üstünde oturuyor. N EBEN yanma yanında Der Mann hängt das Bild neben D as Bild h ängt neben DER Tür. DIE Tür. Resim kapının yanında asılı duruyor. Adam resmi kapının yanma asıyor. Er s tellt den Stuhl neben Der Stuhl steht neben DEM Tisch. DEN Tisch. Sandalye masanın yanında duruyor. Sandalyeyi masanın yanına koyuyor. Paul legt die Blume neben DAS Radio. P aul çiçeği radyonun yanına koyuyor. Die Blume liegt neben DEM Radio. Çiçek radyonun yanında bulunuyor. _ 7— VOR onune Du stellst den Stuhl vor DIE Tür. Sandalyeyi kapının önüne koyu­ yorsun. önünde Der Stuhl steht vor DER Tür. Sandalye kapının önünde duruyor. Das Auto fährt vor DEN Laden. D as Auto steht vor DEM Laden. Otomobil dükkânın önüne gidiyor. Otomobil dükkânın önünde duruyor. Die Ratze geht vor DAS Sofa. Kedi kanapenin önüne gidiyor. Die Katze schläft vor DEM Sofa. Kedi kanapenin önünde uyuyor. HINTER a rkasına Das Auto fährt hinter DAS Haus. Otomobil evin arkasına gidiyor a rkasında Das Auto steht hinter DEM Haus. Otomobil evin arkasında duruyor. Ich lege die Gabel hinter DAS Glas. Die Gabel liegt hinter DEM Glas. Çatalı bardağın arkasına koyuyo­ Ç atal bardağın arkasında duruyor. rum. D as Kind läuft hinter DEN Baum. Das Kind ist hinter DEM Baum. Çocuk ağacın arkasındadır. Çocuk ağacın arkasına koşuyor. UNTER a ltına Der Hund geht unter DAS Sofa. Köpek kanapenin altına gidiyor. Der Mann bringt den Brief unter DIE Lampe. Adam mektubu lâmbanın altına g etiriyor. altında Der Hund liegt unter DEM Sofa. Köpek kanapenin altında bulunuyor. Der Brief ist unter DER Lampe. Mektup lâmbanın altındadır. Er legt den Korb unter DEN Tisch. Der Korb liegt unter DEM Tisch. Sepeti masanm altına koyuyor. Sepet masanm altında bulunuyor. AN y anma (temasta) y anmda (temasta) Der Lehrer geht an DEN Tisch. Der Lehrer steht an DEM Tisch. ö ğretmen masanm yanma gidiyor. Öğretmen masanm yanmda duruyor. —8— I ch hänge das Bild an DIE Wand. Das Bild hängt an DER Wand. Resmi duvara asıyorum. Resim duvarda asılı duruyor. Ich lege den Bleistift an DAS Der Bleistift liegt an DEM Buch. Buch. Kalem kitabın yanında bulunuyor. Kalemi kitabın yanma koyuyorum. Ü BER üzerine H ans hängt die Lampe über DAS Sofa. Hans lâmbayı kanapenin üzerine asıyor. f üzerinde Die Lampe hängt über DEM Sofa. Lâmba kanapenin üzerinde asılı duruyor. Der Vater hängt die Uhr über DEN Die Uhr hängt über DEM Schrank. S chrank. Saat dolabın üzerinde asılı duruyor. Baba saati dolabın üzerine asıyor. I ch hänge den Käfig über DAS Der Käfig hängt über DEM Sofa. Sofa. Kafes kanapenin üzerinde asılı duruKafesi kanapenin üzerine asıyorum, yor. ZWISCHEN a rasına D er Junge stellt die Mappe zwischen DAS Buch und DBB Vase. Çocuk çantayı kitapla vazonun arasına koyuyor. Ich lege das Radio zwischen DDE T ür und DAS Sofa. Radyoyu kapıyla kanapenin arasına koyuyorum. Der Bauer geht zwischen DIE B äume. Çiftçi ağaçların arasına gidiyor. arasında Die Mappe steht zwischen DEM Buch und DER Vase. Çanta kitapla vazonun arasında duruyor. Das Radio liegt zwischen DER Tür und DEM Sofa. Radyo kapıyla kanape arasında duruyor. Der Bauer steht zwischen DEN Bäumen. Çiftçi ağaçların arasında duruyor. Almanca ders: 28 T EST 14 A Boş bırakılan yerlere wo veya wohin koyunuz. 1 _ \Xl£ s itzt das Kind? 2 — W>iu«? setzt die Mutter das Kind? 3 — .vCr.. f ährt das Auto? 4 — 4J. .£. s teht die §onne? 5 —NX/einstellst du die Blumen? 6 — VVC'M«legen die Schüler ihr© Mappen? 7 — ^ J ^ h ä n g t die Mutter das Kleid? 8 —"-Mu h ängt das Kleid? 9 — #/<?.. liegt der Hund? 10 — u C i schläft der Vater? B A L istesi Die Mutter stellt die Blumen f.A auf den Tisch. B Wie heissen deine Mutter u n d C dein Vater? Der Lehrer hängt das Bild D a n die Wand. E Die Zeitung liegt auf dem Tisch. F Wo arbeitest du? >S G Wohin legt der Mann die C H— Z igarette? Mein Bruder heisst Adnan. v" İ — D as Kind sitzt auf dem S tuhl. Die Frau stellt die Mappe neben Peters Stuhl. L, Der Bleistift liegt unter M dem Buch. Das Bild hängt an der Wand. W — Der Bauer sitzt ast dem ,, Tisch. / O— Herrn Brauns Auto steht h inter dem Haus. P— F ritz sitzt neben Klaus. Der Junge legt den Brief hvyL R — die Mappe. $• B Listesi F ritz Klaus'un yanına oturuyor. Annenin ve babanın ismi nedir? B ay Braun'un otomobili evin a rkasında duruyor. Biraderimin ismi Adnan'dır. Çiftçi masanın önünde oturu­ yor. Adam sigarayı nereye koyuyor ? Çocuk mektubu çantaya koyu­ yor. Resim duvarda asılı duruyor. Çocuk sandalyenin üstünde otu­ ruyor. F ritz Klaus'un yanında oturu­ yor. Öğretmen resmi duvara asıyor. Çiftçi masada (masanın yanın­ da) oturuyor. Anne çiçekleri masanın üstüne koyuyor. Gazete masanın üstünde bulu­ nuyor. Kalem kitabın altında bulunu­ yor. Kadın çantayı Peter'in sandal­ yesinin yanma koyuyor. Nerede çalışıyorsun? Kalem kitabın üstünde bulunu­ yor. 2 3— 4— 5— 6— 7— 8— 9 10 — 11 — 12 — 13 — 14 15 o LS ?T c A L istesi B aba lâmbayı masanın üzeriftA ne asıyor. E lma ağaçta asılı duruyor. ^ B Bu evin yanında bakkal dük­ kânı bulunuyor. ^C Kız bardağı ve tabağı masar n m üstüne koyuyor. ÎJ-J) B aba evin arkasına gidiyor. ^ E Bugün oturma odasında ye­ mek yiyoruz. 'F Y umurtalar sepette bulunu­ yorlar. (^ G F atma Hanım çiçeklerin a rasında duruyor. L âmbayı masanın üstüne {/" İ k oy! Bugün okula gidiyor muşu-. ^ K n uz? Güneş bulutların arkasında . L d uruyor. A hmet kanapenin üstünde < M uyuyor. ^N P erdeler pencerenin yanında asılı duruyorlar. -j O Çelikel ailesi denize (denizine P y anma) gidiyor, (vasıtayla) Ellerini masanın üstüne koy! B L istesi — Familie Çelikel fährt an das Meer. — Der Vater hängt die Lampe ü ber den Tisch. — L ege deine Hände auf den T isch! — Der Apfel hängt an dem Baum. — F atma Hanım steht zwischen den Blumen. — Die Vorhänge hängen neben d em Fenster. Neben diesem Haus liegt die Kolonialwarenhandlung. Die Eier liegen in dem Korb. — Die Sonne steht hinter den Wolken. — Der Vater geht hinter das H aus. — Stelle die Lampe auf den T isch! - A hmet schläft auf dem Sofa. — D as Mädchen stellt das Glas u nd den Teller auf den Tisch. — Gehen Sie heute in die Schule? — Wir essen heute in dem Wohnzimmer. T est 13'ün yapılmış şekli — dem 2 — die 3 — dem 4 — em 5 — der 6 — der 7 — das 8 — die — dem 10 — — G 2 — E 3 - D 4 — B 5 — K6 — 17 — J 8 — A — H 2 — Î 3 — C4 — L 5 - K6 — B 7 — J 8 — E — sie, ihr 2 — sie, i hm 3 — sie, ihnen 4 — sie, ihm, nicht 5 — es, ihm nımı 1 İM ırmf ALMANCA DERSLER t orrfspon&fncr J nstüutr | 19 L EHRSTÜCK N E U N U N D Z W A N Z I G a lt [alt] denn [den] d as Jahr.e [yarrj yaşlı, eski ç ünkü yıi d as Spiel,e [şpi:l] wie alt [vi: alt] oyun k aç yaşında D ENN Denn [den] kelimesi Türkçede «çünkü» anlamına gelir. Cümle için­ de aynı sondern ve aber gibi kullanılır. D as ist kein Stuhl, sondern ein Sofa. Der Schüler schreibt keinen Brief, sondern eine Übung. Mein Freund gibt mir ein Buch, a ber ich nehme es nicht. Mein Bruder schläft, aber ich schreibe meine Hausaufgaben. Bu bir sandalye değil, bir kanapedir. Öğrenci bir mektup değil, bir çalıştırma yazıyor. Arkadaşım bana bir kitap veriyor, a ma ben onu almıyorum. B iraderim uyuyor, ama ben ev ödev­ lerimi yazıyorum. Y ukarıdaki örneklerde sondern ve aber'in cümle içindeki yerini tek­ rar kısaca hatırlattık. Der Schüler ist fleissig. ö ğrenci çalışkandır. E r arbeitet viel. O çok çalışıyor. Der Schüler ist fleissig, denn er arbeitet viel. Öğrenci çalışkandır, çünkü o çok çalışıyor. Görüldüğü gibi denn iki cümleyi birbirine bağlar. Cümlelerde hiçbir değişiklik olmaz, yalnız denn'in önüne bir virgül konur. _ 2— Die Mutter ruft die Kinder. Anne çocukları çağırıyor. Der Vater kommt. Baba geliyor. Die Mutter ruft die Kinder, denn der Vater kommt. Anne çocukları çağırıyor, çünkü baba geliyor. Der Schüler läuft. ö ğrenci koşuyor. Die Schule beginnt bald. Okul hemen (az sonra) başlıyor. Der Schüler läuft, denn die Schule beginnt bald. ö ğrenci koşuyor, çünkü okul hemen başlıyor. A hmet isst viel. A hmet çok yiyor. Er ist sehr hungrig. O çok açür. A hmet isst viel, denn er ist sehr hungrig. A hmet çok yiyor, çünkü o çok açtır. Die Mutter sucht den Vogel. Anne kuşu arıyor. Er ist nicht mehr in dem Käfig. O arük kafeste değildir. Die Mutter sucht den Vogel, denn er ist nicht mehr in dem Käfig. Anne kuşu arıyor, çünkü o artık kafeste değildir. Die Frau legt das Kind auf das Sofa. Es schläft. Kadın çocuğu kanapenin üstüne O uyuyor, k oyuyor. Die Frau legt das Kind auf das Sofa, denn es schläft. K adın çocuğu kanapenin üstüne koyuyor, çünkü o uyuyor. D er Junge öffnet die Tür. Çocuk kapıyı açıyor. Sein Vater kommt Babası geliyor. D er Junge öffnet die Tür, denn sein Vater kommt. Çocuk kapıyı açıyor, çünkü babası geliyor. D as Mädchen spielt nicht. Kız oynamıyor. Es hat keine Zeit. Onun vakti yok. D as Mädchen spielt nicht, denn es hat keine Zeit. Kız oynamıyor, çünkü onun vakti yok. yirmidokuzuncu ders _ 3— B IEZAMLEN D aha önce birden otuza kadar olan sayıları öğrenmiştik. Bu derste de devamını göreceğiz. einunddreissig [aynundraysih] zweiunddreissig [tsvayundraysih] dreiunddreissig vieranddreissig: fimıunddreissig sechsunddreissîg siebenunddreis^ig a chtunddreissig neuiMinddreissig vierzig [firtsih] etnmndıvieKâg [aynundfirtsih] zweiundvierzig dreiundvierzig vierundvierzig fiinfundvierzig sechsundvierzig otuzbir otuziki otuzüç o tuzdört otuzbeş otuzaltı otuzyedi otuzsekiz otuzdokuz k ırk k ırkbir k ırkiki k ırküç k ırkdört k ırkbeş k ırkaltı —4— siebenundvierzig a chtundvierzig neanundvierzig fünfzig [fünftsih] einundfünfzig zweiundfünzig dreiundfünfzig vierundfünfzig fünfundfünfzig sechsundfünfzig siebenundfünfzig achtundfünfzig neunundfünfzig sechszig [sehtsih] [aynundfünftsih] kirkyedi kirksekiz k irkdokuz elli ellibir elliiki elliüç ellidört ellibeş ellialtı elliyedi ellisekiz ellidokuz a ltmış Almancada yüze kadar olan sayıların yapılışı Türkçeye nazaran fark­ lıdır. Türkçede birler hanesi onlar hanesinden sonra gelir, «otuziki, kırküç, ellibeş,... gibi». Almancada ise durum bunun tam aksidir. Birler hanesi o nlar hanesinden önce gelir, yani yukarıda örnek olarak verdiğimiz sayı­ ların Almancalannı kelimesi kelimesine Türkçeye çevirirsek şöyle olur, «iki ve otuz, üç ve kırk, beş ve elli,...». Bu önemli farkı daima hatırlama­ lısınız. Altmıştan sonraki sayılarda yukarıdakiler gibi kolayca teşkil edi­ lebilir. siebzig [ziptsih] a chtzig [ahttsih] yetmiş seksen 5— neunzig [ noyntsih] hundert [ hundert] d oksan yüz Yüzden sonraki sayılar ise hundert kelimesinin arkasına istediğimiz sayıyı eklemekle elde edilir. hunderteins [ hundertayns] hundertzwei hundertdrei hundertvier hundertfünf hundertsechs hundertsieben hundertacht hundertneun hundertzehn hundertelf hundertsiebzehn hundertzwanzig hundertdreissig zweihundert dreihundert yüzbir yüziki yüzüç y üzdört yüzbeş yüzaltı yüzyedi yüzsekiz yüzdokuz yüzon yüzonbir yüzonyedi yüzyirmi yüzotuz ikiyüz üçyüz _ 6— vierhundert vierhunderteinundzwanzig tausend [tauzend] zweitausend zehntausend hunderttausend zweihunderttausend dörtyüz dörtyüzyirmibir bin ikibin onbin yüzbin ikiyüzbin Aşağıda örnek olarak verilen sayıları inceleyiniz. siebenundsiebzig a chtundachtzig sechsundneunzig h undertsiebzig hundertsiebenundsiebzig h undertdreiundneunzig z weihunderteins zweihunderstsechundfünfzig d reihundertneunundvierzig n eunhundertneunununeunzig t ausendeins tausendzweiunddreissig t ausendneunzig t ausendeinhundert t ausendzweihundertachtundneunzig d reissigtausendfünfhundertvierzehn fünfhundertfünf undfünzig n eunhundertfünfzehn s echshundertsiebenunddreissig s iebenhundertachtzig a chthundertdreiundsechzig 77 88 96 170 177 193 201 256 349 999 1001 1032 1090 1100 1298 30514 555 915 637 780 863 —7— WIE ALT....? Wie alt? [ vi: alt] sorusu Türkçeye «kaç yaşında» olarak çevrilir. Wie Wie Wie Wie Wie Wie Wie Wie Wie alt? alt ist Ahmet? alt ist sie? alt ist dein Sohn? alt sind Sie? alt bin ich? alt ist dieser Mann? alt ist dein Vater? alt bist du? Kaç yaşında? A hmet kaç yaşındadır? O kaç yaşındadır? Oğlun kaç yaşındadır? Kaç yaşmdasınız? Kaç yaşındayım? Bu adam kaç yaşındadır? B aban kaç yaşındadır? Kaç yaşındasın? Bu sorulara cevap vermek için yapılacak şey ( Jahre alt.) kalıbı­ nın önüne yıl adedini gösteren bir sayı getirmektir, (das Jahr,e [ ya:r] yıl anlamındadır). zehn Jahre alt fünf Jahre alt vierzig Jahre alt neundundsechszig Jahre alt Ahmet ist zwanzig Jahre alt. Sie ist zweiundreissig Jahre alt. Mein Sohn ist acht Jahre alt. Ich bin neunzehn Jahre alt. Du bist fünfundzwanzig Jahre alt. Dieser Mann ist achtzig Jahre alt. Mein Vater ist fünfzig Jahre alt. Ich bin fünfzehn Jahre alt. Wie alt ist seine Schwester? Kız k ardeşi kaç yaşın­ dadır? on yaşında beş yaşında k ırk yaşında altmışdokuz yaşında A hmet yirmi yaşındadır. O otuziki yaşındadır. Oğlum sekiz yaşındadır. Ondokuz yaşındayım. Yirmibeş yaşındasın. Bu adam seksen yaşındadır. Babam elli yaşındadır. Onbeş yaşındayım. Sie ist zweiundzwanzig Jahre alt. O yirmiiki yaşındadır. —8— Sein Vater i st einund­ sechzig Jahre a lt. Babası altmışbir yaşın­ dadır. EIN SPIEL — B lR OYUN Bu Almanca bilen arkadaşlarınızla bir araya geldiğiniz zaman oyna­ yabileceğiniz çok basit bir oyundur. Kelime bilginizin ilerlemesinde size bü­ yük yararlan dokunacaktır. Lehrer A yşe Ahmet Zeynep Hasan Ali : Was bringt die Mutter? (Anne ne getiriyor?) : Die Mutter bringt einen Teller. : Die Mutter bringt einen Teller und eine Gabel. : Die Mutter bringt einen Teller, eine Gabel und ein Glas. : Die Mutter bringt einen Teller, eine Gabel, ein Glas und eine Schüssel. : Die Mutter bringt einen Teller, eine Gabel, ein Glas, eine Schussel und einen Stuhl. Wie alt ist sein Vater? Babası kaç yaşındadır? B u böyle devam edip gider. Görüldüğü gibi herkes hem kendinden ön­ ce söylenenleri doğru olarak sıralamaya, hem en sonuna kendinden bir isim eklemeye mecburdur. Oyun gittikçe zorlaşır. Bir kelime eksik söyleyen y anar. A ym oyunu şu sorularla da oynayabilirsiniz: Wer kommt dort? Was hast du? Was hat der Vater? Wen kennst du ? min I m 1 yM 30 1 orresponbencr r Institute | ALMANCA DERSLER L E H R S T Ü C K DREISSIG ÖZET I Almancada e-hali isimlerin artikellerini değiştirmek suretiyle yapılır. B ütün artikellerin, işaret ve mülkiyet sıfatlarının e-halleri a şağıdaki şe­ mada gösterilmiştir. Yalın Hal E-Hali Yalın Hal E-Hali Yalın Hal E-Hali Yalın Hal E-Hali Yalın Hal E-Hali Yalın Hal E-Hali Artikeli der olan isimler der dem ein einem kein keinem dieser diesem jener jenem mein meinem Artikeli das olan isimler das dem ein einem kein keinem dieses diesem jenes jenem mein meinem A rtikeli die olan isimler die der eine einer keine keiner diese dieser jene jener meine meiner Çoğul isimler die den — keine keinen diese diesen jene jenen meine meinen _ 2— Şemada mülkiyet sıfatlarının sadece bir tanesi (mein) g österilmiştir, ö bürleri için de takılar aynıdır. B ütün çoğul isimler e-halinde sonlarına -n veya -en takısı alırlar. Yal­ nız çoğul şekillerinin sonunda «n» harfi bulunan isimler bu takıyı almazlar. n Ş ahıs zamirlerinin i-hali şu şekilde olur: Yalın Hal ich du er sie es wir ihr sie Sie I-Hali mich dich ihn sie es uns euch sie Sie Y ukarıdaki şemada, karşılaştırabilmeniz için şahıs zamirlerinin i-hallerinin yanında yalın halleri de verilmiştir. otuzuncu ders —3— m Ş ahıs zamirlerinin e-haliyse şu şekilde olur: Yalın Hal ich dkı er sie es wir i hr sie Sie IV Bir cümlede i- ve e-halinde bulunan birer isim varsa e-halindekinin y eri i-halindekinden öncedir. Buna karşılık cümlede i- ve e-halinde bulu­ nan iki şahıs zanûri varsa i-halinde bulunan e-halindekinden daha önce gelir. E-Hali m ir d ir i hm i hm i hr u ns e uch ihnen I hnen I ch gebe dem Kiiıd einen Apfel. I ch gebe ihn ihm. Çocuğa bir elma veriyorum. Onu ona veriyorum. Bu örnekte ilimlerin yerine şahıs zamiri koyarsak dem Kind y erine ihm, einen Apfel yerine de ihn gelmesi gerekir. Ama i-halindeki şahıs za.- —4— miri (yani ihn) e-halindekinden (ihm'den) önce kullanıldığına göre cümle «Ich gebe ihn ihm.» şeklinde olur. V Geçen derslerinizde öğrendiğiniz soru kelimelerini kısaca tekrarla­ yalım. wen wem w arum wo wohin Wen siehst du? Kimi görüyorsun ? Wen sucht die Mutter? Anne kimi arıyor? Wem gibt der Mann einen Stuhl? Adam kime bir sandalye veriyor? Wem zeigt ihr die Bücher? K itapları kime gösteriyorsunuz? W arum ist der Schüler fleissig? Öğrenci niçin çalışkandır? kimi kime n için nerede nereye I ch sehe unseren Vater. Babamızı görüyorum. Sie sucht den Vogel. O kuşu arıyor. E r gibt dem Jungen einen Stuhl. O çocuğa bir sandalye veriyor. Wir zeigen dem Lehrer die Bücher. Biz öğretmene kitaplan gösteriyoruz. Der Schüler ist fleissig, denn er a rbeitet. Öğrenci çalışkandır, çünkü o çalışı­ yor. E s steht vor dem Laden, denn seine M utter ist in dem Laden. O d ükkânın önünde duruyor, çünkü annesi dükkânın içindedir. D as Buch liegt in dem Bücherregal. K itap kitaplıkta bulunuyor. Der Mann sitzt auf dem Sofa. Adam kanapenin üstünde oturuyor. I ch bringe den Teller auf den Tisch. Tabağı masanın üstüne getiriyorum. I ch lege die Mappe neben den Stuhl. Ç antayı sandalyenin yanma koyuyo­ rum. W arum steht das Kind vor dem L aden? Çocuk niçin dükkânın önünde d uruyor? Wo liegt das Buch K itap nerede bulunuyor? Wo sitzt der Mann? Adam nerede oturuyor? Wohin bringst du den Teller? T abağı nereye getiriyorsun? Wohin legst du die Mappe? Ç antayı nereye koyuyorsun? _ 5— VI aber ve denn iki cümleyi birbirine bağlarlar. Cümlelerde hiçbir deği­ şiklik olmaz. Yalnız aber v eya denn'in önüne bir virgül konur. Ich rufe den Arzt. D oktoru çağırıyorum. Er kommt nicht. O gelmiyor. Ich rufe den Arzt, aber er kommt nicht. D oktoru çağırıyorum, ama o gelmiyor. Der Lehrer fragt den Schüler. Öğretmen öğrenciye soruyor. Er antwortet nicht. O cevap vermiyor. Der Lehrer fragt den Schüler, aber er antwortet nicht. ö ğretmen öğrenciye soruyor, ama o cevap vermiyor. Der Junge wartet. Çocuk bekliyor. Sein Freund ist nicht zu Hause. Arkadaşı evde değildir. Der Junge wartet, denn sein Freund ist nicht zu Hause. Çocuk bekliyor, çünkü arkadaşı evde değildir. Fatma Hanım bleibt zu Hause. F atma Hanım evde kalıyor. Sie ist eine Hausfrau. O bir ev kadınıdır. Fatma Hamın bleibt zu Hause, denn sie ist eine Hausfrau. F atma Hamm evde kalıyor, çünkü o bir ev kadınıdır. Mein Vater läuft nicht. B abam koşmuyor. Er ist fünfzig Jahre alt. O elli yaşındadır. Mein Vater läuft nicht, denn er ist fünfzig Jahre alt. Babam koşmuyor, çünkü o elli yaşındadır. vn Almancada önekler çok önemlidir. Şimdiye kadar i- ve e-halindeki isim­ lerle kullanılan önekleri öğrendiniz. —6— in (içine, içinde) auf (üstüne, üstünde) neben (yanma, yamnda) h inter (arkasına, arkasında) vor (önüne, önünde) IM& a n (yanına, yanında) ü ber (üzerine, üzerinde) i -- 7 M&. V zwischen (arasına, arasında) Bu önekler i-halindeki bir ismin önündeyseler içine, üstüne, altına, ya­ nma, arkasına, önüne, yanma, üzerine, araşma anlamlanm taşırlar. Şayet e-halindeki bir ismin önündeyseler içinde, üstünde, altında, yanında, ar­ kasında, önünde, yamnda, üzerinde, arasında anlamlarına gelirler. Ich lege den Apfel in den Korb. E lmayı sepetin içine koyuyorum. Die Frau stellt die Vase auf den Tisch. Kadın vazoyu masanın üstüne koyuyor. Der Apfel liegt in dem Korb. E lma sepetin içinde bulunuyor. Die Vase steht auf dem Tisch. Vazo masanın üstünde duruyor. —7— Die Katze geht unter den Tisch. Kedi masanın altına gidiyor. Ich stelle die Mappe neben den S tuhl. Ç antayı sandalyenin yanına koyuyom. Die Kinder gehen hinter das Haus Çocuklar evin arkasına gidiyor. Die Mutter stellt das Glas vor dien Teller. Anne bardağı tabağın önüne k oyuyor. Der Vater hängt die Uhr an die Wand. B aba saati duvara asıyor. Der Junge hängt die Laanpe über den Tisch. Çocuk lâmbayı masanın üzerine a sıyor. Die Katze schläft unter dem Tisch. Kedi masanın altında uyuyor. Die Mappe steht neben dem Stuhl. Ç anta sandalyenin yanında duruyor. Die Kinder spielen hinter dem Haus. Çocuklar evin arkasında oynuyorlar. D as Glas steht vor dem Teller. B ardak tabağın önünde bulunuyor. Die Uhr hängt an der Wand. S aat duvarda asılı duruyor. Die Lampe hängt über dem Tisch. Lâmba masanın üzerinde asılı d uruyor. Der Bleistift liegt zwischen dem Der Schüler fegt den Bleistift zwischen das Buch und die Mappe. Buch und der Mappe. Kalem kitapla çantanın arasinda ö ğrenci kalemi kitapla çantanın b ulunuyor. a rasına koyuyor. Bazı öneklerde, önekle artikelin kısaltılmış şekli kullanılır. in das = in dem = anı dem = a n das = i ns im am a ns a ufs auf das = ( IN DEM Haus ya da IM Haus) ( IN DAS Haus ya da INS Haus) (AN DEM Fenster ya da AM Fens t er) (AN DAS Fenster ya da ANS Fens t er) ( AUF DAS Buch ya da AUFS Buch) _ 8— Bu kısaltılmış şekillere çok rastlanır. Bunların kullanırken cümlede hiçbir değişiklik olmaz. Önekle artikelin yerine gelirler. vnı Bu bölümde içlerinde Türklerin zor telaffuz ettiği harfler veya harj g rupları geçen kelimeler veriyoruz. Bunları yüksek sesle okuyunuz. eh -h seh sp a cht Uhr a cht Uhr um zwei Uhr um sieben Uhr um fünf Uhr um elf Uhr am halb zehn um Viertel vor neun um fünf nach sieben um zehn vor acht Um wieviel Uhr gehst du in die Schule? S aat kaçta okula gidiyorsun? S aat kaçta? s aat sekizde s aat sekiz s aat ikide s aat yedide s aat beşte s aat onbirde ( saat) dokuzbuçukta ( saat) dokuza çeyrek kala ( saat) yediyi beş geçe ( saat) sekize on kala Ich gehe um acht Uhr in die Schule. S aat sekizde okula gidiyorum. Um wieviel Ûhr öffnet die Mutter Die Mutter öffnet die Fenster um die Fenster? halb sieben. Anne pencereleri saat kaçta açıyor? Anne pencereleri altıbuçukta açıyor. Um wieviel Uhr kommt der V ater? B aba saat kaçta geliyor? Um wieviel Uhr beginnt die Schule? Okul saat kaçta başlıyor? Der V ater kommt um zehn Uhr. Baba saat onda geliyor. Die Schule beginnt um halb neun. Okul sekiz buçukta başlıyor. Um wieviel Uhr s chläft das Kind? E s schläft um acht Uhr. Çocuk saat kaçta uyuyor? O s aat sekizde uyuyor. —7 ^ wann «Ne zaman» anlamına gelen wann [van] soru kelimesinin kullanılışı çok basittir. Um wieviel Uhr? sorusuna verilen cevaplar wann sorusuna da cevap teşkil edebilir. Yani wann sorusunun da cevaplan um kelimesi ile yapılabilir. W ann schreibst diu die Hausauf­ gaben? W ann kommst du? Wann geht dein Bruder? Wann kommt der Lehrer P W ann bringt er die Bücher? W ann schreibst du den Brief? Mektubu ne zaman yazıyorsun? E v Ödevlerini ne zaman yazıyorsun? Ne saman geliyorsun? B iraderin ne zaman gidiyor? ö ğretmen ne zaman gefıyorf K itaplan ne zaman getiriyor? I ch schreibe den Brief um halb zwei. Mektubu birbuçukta yazıyorum. W ann kommen unsere Freunde? Sie kommen um Viertel vor neun. A rkadaşlarımız ne zaman geliyor­ Onlar dokuza çeyrek kala geliyorlar. lar? W ann siehst du ihn? Onu ne zaman görüyorsun? W ann beginnt die Schule? Okul ne zaman başlıyor? Wann kommt der Arzt? D oktor ne zaman geliyor? W ann schliesst er die Türen? O k apılan ne zaman kapatıyor? I ch sehe ihn heute um zehn vor acht. Onu bugün sekize on kala görüyorum. Die Schule beginnt um neun Uhr. Okul saat dokuzda başlıyor. Der Arzt kommt um Viertel nach sieben. D oktor yediyi çeyrek geçe geliyor. E r schliesst die Türen um zehn vor vier. O k apılan dörde on kala kapatıyor. W ann liest der Vater die Zeitung? E r liest die Zeitung um halb zehn. Baba gazeteyi ne zaman okuyor? O gazeteyi dokuzbuçukta okuyor. W ann füttert Zeynep den Vogel? Zeynep kuşu ne zaman besliyor? Sie füttert den Vogel um Viertel vor a cht. O kuşu sekize çeyrek kala besliyor. W ann ruft die Mutter die Kinder? Die Mutter ruft sie um fünf Uhr. Anne çocuklan ne zaman çağınyor? Annes onları saat beşte çağınyor. —8— Was der Deutsche Sagt Wie der Deutsche Spricht • Derslerin bu bölümünde çeşitli konuşma örnekleri, konuşmalarda göze ç arpan bazı incelikler, deyimler, gibi bilgiler vererek Almancanızın bir gra­ mer kitabının cümlelerindeki soğuk, ağır ve ciddi havadan kurtulup bir canlılık, akıcılık kazanmasına çalışacağız. Öğrendiklerinizin pratik yanını t eşkil ettiği için burası derslerin en önemli bölümlerinden biridir diye­ biliriz. I — Çeşitli saat soruş şekilleri: a.) «Entschuldigen Sie bitte, wieviel Uhr ist es?» «Affedersiniz, saat kaçtır?» « Es i st halb neun.» «Danke sehr!» — — « Sekizbuçüktur.» «Çok teşekkür ederim!» «Günaydın, Ayşe! Saat kaçtır?» b.) «Güten Morgen, Ayşe! Wie — spät ist es, bitte?» • «Es ist zehn nach acht.» «Danke schön!» c.) «Wieviel Uhr hast du?» «Ich habe zwanzig nach sieben.» — «Sekizi on geçiyor.» — — — «Teşekkür ederim!» «Saatin kaç?» «Saatim yediyi yirmi geçiyor.» I I — Saatle ilgili birkaç kelime ve deyim: der Zeiger, [ tsayger] = Bu kelime hem akrep, hem yelkovan anla­ mına gelir. «Die Uhr geht nach.» — « Saat geri kalıyor.» «Saatim beş dakika geri kalıyor.» — «Saatim ileri gidiyor.» «Saatin on dakika ileri gidiyor.» «Meine Uhr geht fünf Minuten — nach.» «Meine Uhr geht vor.» «Deine Uhr geht zehn Minuten — vor.» MM I • ocrespon&tnrc Institute mlîm Mı ALMANCA DERSLERİ 32 L EHRSTÜCK ZWEIUNDDREISSIG der Abend,e [ a:bend] abfahren [ abfa:ren] Aufstehen [ aufşteren] der Bauernhof,..e [ bauernho:f] öğrenilecek kelimeler a kşam Danke schön! [danke §ö:n] hareket etmek Danke sehr! ( ayağa) kalk- [danke z e:r] mak das Deutsch çiftıiK [doyçj entschuldigen t eşekkür e derim! Çok teşekkür e derim! Almanca affetmek —2— e twas [etvasj biraz, birşey d as Fressen,yem [fressen] d er Garten,.. bahçe [ garten] G uten Morgen! G ünaydın! [ gu:ten morgen] y arım, buçuk h alb [halb] d as Huhn,..er t avuk [ hu:n] j eden Morgen h er sabah [ ye:den morgen] d er Kartoffeln p atates [ kartoffel] m anchmal bazen [ manhma:l] die Minuten d akika 1 minu :te] d er Mittag,e [mittag] öğle d er Morgen [mor£e&] * s abah n ach [Bah] geçiyor die Nacht,..e [naht] gece oft [oft] e kseriya s äen [ze:en] ekmek so [20:] böyle, böylece s pät [şpe:t] d er Spaziergang,..e I şpatsitrgang] s tehlen [§te:len] die Stunde,n [ s tunde] d er Traktor,en [ trakto:rj d as Türkisch 1 t ürkiş] ü bersetzen [ ü:bersettsen] d as Viertel,[fi:rtel] vor [for] d er Vormittag 1 f o rmittag] w ann [van] d er Weizen,[vaytsen] wenig [ve:nih] d as Wort,e [vort] d er Zeiger,[tsayger] zusammen [ tsuzammen] geç gezinti çalmak s aat t raktör T ürkçe t ercüme etmek çeyrek v ar (saat için) öğleden önce, s abah ne zaman b uğday az söz a krep, yelkovan birlikte AÇIKLAMALAR ayrılabilen fiiller Âİmancada abfahren, aufstehen gibi fiillere «ayrılabilen fiiller» de­ nir. Görüldüğü gibi bunlar fahren ve stehen fiillerine ab, auf takılarının ek­ lenmesiyle yapılmıştır. Abfahren ile aufstehen gibi fiilleri cümle içinde k ullanırken önlerindeki takılar fiilden ayrılır ve cümlenin en sonuna ko­ nur. Şayet soru yapılıyorsa fiilin esas kısmı normal olarak, hiçbir değişik­ liğe uğramadan kullanılır, takısı ise sorunun en sonuna konur. Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz. Ich fahre ab. H areket ediyorum. Babam bugün hareket ediyor. Mein Vater fährt heute ab. Meine Mutter fährt heute nicht ab. Annem bugün hareket etmiyor. otuzikinci ders 3— Der Zug fährt bald ab. Der Zug fährt um fünf Uhr ab. Ahmet steht um acht Uhr auf. Ich stehe nicht um acht Uhr auf. Meine Schwester steht um zehn Uhr auf. Sein Vater steht um neun Uhr auf. Wir stehen spät auf. Tren hemen hareket ediyor. Tren saat beşte hareket ediyor. A hmet saat sekizde kalkıyor. Ben saat sekizde kalkmıyorum. Kızkardeşim saat onda kalkıyor. Babası saat dokuzda kalkıyor. Geç kalkıyoruz. Bu örneklerde ab ve auf t akılarının fiillerden ayrıldığını ve cümlenin en sonuna gittiklerini görüyorsunuz. Sorular için de durum aynıdır. Stehst du spät auf? Fährt der Zug um acht Uhr ab? Steht ihr um halb neun auf? Wann fährt dein Zug ab? Wann stehen Sie auf? Warum fährt der Zug nicht ab? Warum steht er spät auf? Sen geç mi kalkıyorsun? Tren saat sekizde mi hareket ediyor? Sekizbuçukta mı kalkıyorsunuz? Trenin ne zaman hareket ediyor? Ne zaman kalkıyorsunuz? Tren niçin hareket etmiyor? Niçin geç (ayağa) kalkıyor? îleride bu konuyu daha geniş olarak inceleyeceğiz. Bu arada dersler­ de geçen bu çeşit ayrılabilen fiilleri yanlarına bir (*) işareti koyarak be­ lirteceğiz. Bunları kullanırken çok dikkat ediniz. AHMET l eh bin Ahmet Çelikel. Ich bin Hasan und Fatma Çelikels Sohn. Zey­ nep ist meine Schwester. Ich habe ein Pferd und einen Hund. Mein Pferd heisst Ceylan, und mein Hund heisst Karabaş. Karabaş liebt Ceylan sehr. Sie sind gute Freunde. Sie gehen immer zusammen auf die Felder. Aber Pamuk (Pamuk ist Zeyneps Katze) und Karabaş sind keine guten Freunde, denn Pamuk stiehlt manchmal sein Fressen. Ich stehe jeden Morgen um sieben Uhr auf, aber sonntags stehe ich etwas spät auf. Zeynep schläft immer viel. Mein Vater ist ein Bauer. Er sät Weizen und Kartoffeln. Wir haben —4— viele Hühner, Einten, Kühe und Pferde in unserem Bauernhof. Wir ha­ ben einen Traktor. Er ist ganz neu. S onntags sitzen wir oft in dem Garten oder wir machen einen Spa­ ziergang, denn die ganze Familie ist zu Hause. Manchmal besucht uns H err Müller. E r spricht sehr wenig Türkisch, und mein Vater spricht n icht so gut Deutsch. Herr Müller versteht meinen Vater nicht, und mein V ater versteht Herrn Müller nicht. So sitzen sie in dem Garten und spre­ chen nicht. Ich sitze neben ihnen und übersetze ihre Worte. AHMET B en Ahmet Çelikelim. Hasan ve Fatma Çelikelin oğluyum. Zeynep be­ nim kızkardeşimdir. Bir atım ve bir köpeğim var. Atımın ismi Ceylandır ve köpeğimin ismi Karabaştır. Karabaş Ceylanı çok seviyor. Onlar iyi ar­ kadaştırlar. Daima birlikte tarlalara giderler. Ama Pamuk (Pamuk Zeynepin kedisidir.) ve Karabaş iyi arkadaş değildir, çünkü Pamuk bazen onun yemini çalıyor. H er sabah saat yedide kalkıyorum, ama pazarları biraz geç kalkıyo­ rum. Zeynep daima çok uyuyor. B abam bir çiftçidir. Buğday ve patates eker. Çiftliğimizde birçok ta­ vuklarımız, ördeklerimiz, ineklerimiz ve atlarımız var. Bir traktörümüz v ar. O çok (tamamen) yenidir. P azarları ekseriya bahçede oturuyoruz veya bir gezinti yapıyoruz, ç ünkü bütün aile evdedir. Bazen Bay Müller bizi ziyaret eder. O çok az T ürkçe konuşur ve babam pek iyi Almanca konuşmaz. Bay Müller babamı a nlamaz ve babam Bay Müller'i anlamaz. Böylece bahçede otururlar ve ko­ nuşmazlar. Onların yanında otururum ve sözlerini tercüme ederim. UHR ODER STUNDE? S aatin kaç olduğunu söylerken kullandığımız die Uhr gibi die Stunde kelimesi de «saat» anlamına gelir. Ve her iki kelime de Türkçede aynı an­ lama gelmelerine rağmen Almancada ayrı ayn yerlerde kullanılırlar. Şimdi bunların arasındaki farkı ve kullanıldıkları yerleri örneklerle açıklayalım. —5— Die Uhr kelimesi «duvar saati, masa saati» gibi bir eşya olan saat a nlamına gelir. D as i st meine neue Uhr. Die Uhr hängt über dem Schrank. Die Uhr steht auf dem Tisch. Stelle die grosse Uhr auf das Radio! Bu benim yeni saatimdir. S aat dolabın üzerinde asılı duruyor. S aat masanın üstünde duruyor. Büyük saati radyonun üstüne koy! Die Uhr kelimesi bir de «saat üç, saat beş» gibi saatin kaç olduğunu g österen deyimlerdeki «saat» anlamında kullanılır. Es Es Es Es ist jetzt drei Uhr. ist fünf Uhr. ist neun Uhr. ist zwölf Uhf. S aat S aat S aat S aat şimdi üçtür. beş. dokuz. oniki. Die Stunde kelimesi ise 60 dakikalık zamanı anlatan «(bir) saat» an­ lamındadır. Saatm kaç olduğunu değil de, bir şeyin ne kadar sürdüğünü g österir, örneğin, «Üç saat çalışıyorum.» derken «saat» yerine die Stunde kelimesi kullanılır, çünkü cümlede çalışmanın üç saat sürdüğü belirtilmek i steniyor. Veya «Bir günde yirmidört saat var.» derken gene die Stunde kelimesi kullanılmalıdır, çünkü «saat» ile 60 dakikalık zamanı anlatan bi­ rim kastedilmektedir. Ich arbeite drei Stunden. Ein Tag hat vierundzwansrig Stunden. Wieviel Stunden hat ein Tag? Der Schüler liest jeden Morgen vier Stunden. eine Stunde in einer Stunde Eine Stunde hat sechzig Minuten. D as Kind schläft zehn Stunden. Ich habe eine Stunde Zeit. Der Lehrer hat eine Stunde Zeit. Mein Bruder arbeitet heute drei Stunden. Üç saat çalışıyorum. Bir günde yirmidört saat var. Bir günün kaç saati var? Öğrenci her sabah dört saat okuyor. bir saat bir saatte, bir saat içinde Bir saatin altmış dakikası var. Çocuk on saat uyuyor. Bir saat zamanım var. Öğretmenin bir saat zamanı var-. B iraderim bugün üç saat çalışıyor. —6— DIE ZEITEN Günün çeşitli saatlerinin Almancada nasıl söylendiğini görelim: WANN? der Morgen s abah der Vormittag öğleden önce der Mittag öğle der Nachmittag öğleden sonra der Abend a kşam die Nacht gece am Morgen sabahleyin am Vormittag öğleden önce am Mittag öğleyin am Nachmittag öğleden sonra am Abend akşamleyin in der Nacht geceleyin morgens sabahları vormittags öğleden önceleri mittags öğleleri nachmittags öğleden sonraları abends akşamları nachts geceleri Soldaki isimlerin orta ve sağ sütunlardaki şekilleri wann s orusuna cevap verirler. Aynı şemayı günler için de yapabiiriz. der Montag p azartesi der Dienstag salı der Mittwoch ç arşamba der Donnerstag perşembe der Freitag cuma am Montag p azartesi (günü) a m D ienstag salı (günü) am Mittwoch ç arşamba (günü) am Donnerstag perşembe (günü) a m Freitag cuma (günü) m ontags p azartesileri d ienstags salıları mittwochs ç arşambaları donnerstags perşembeleri freitags cumaları _ 7— der Samstag der Sonnabend c umartesi der Sonntag p azar am Samstag am Sonnabend c umartesi (günü) am Sonntag p azar (günü) samstags sonnabends cumartesileri s onntags p azarları Bir işin yapılış zamanı veya günü anlatılırken orta sütundaki şekil kullanılır. Örneğin, «Öğleden sonra çalışıyorum.» derken der Nachmittag değil de am Nachmittag kullanılır. «Pazar günü sinemaya gideriz.» derken yine am Sonntag şekli kullanılır. Sağdaki sütunda görülen günün zamanlarını veya günleri, bir işi hep o z amanlarda veya günlerde yaptığımızı belirtmek istiyorsak kullanırız. Ich stehe morgens om acht Uhr auf. Der Schüler geht am Morgen in die Schule. Die Mutter arbeitet am Vormittag in der Küche. Der Bauer geht vormittags auf das Feld. Wir essen am Mittag viel. Er schläft mittags. Nachmittags haben wir keine Schule. Wir schlafen am Abend um neun Uhr. Der Arzt kommt vormittags und nachmittags. Der Vater arbeitet in der Nacht. Wir schreiben abends unsere Hausaufgaben. Die Mutter kommt am Montag. Wir arbeiten sonntags nicht. Der Lehrer besucht uns am Dienstag. Mittwochs haben wir immer Deutsch. Wir essen am Sonntag um zwei Uhr. Wir gehen freitags immer um zwölf Uhr in die Schule. S abahları saat sekizde kalkarım. Öğrenci sabahleyin okula gidiyor. Anne öğleden önce mutfakta çalışıyor. Çiftçi öğleden önceleri tarlaya gider. Öğleyin çok yiyoruz. O öğleleri uyur. Öğleden sonraları okulumuz yok. Akşamleyin saat dokuzda uyuyoruz. D oktor öğleden önceleri ve öğleden s onraları gelir. Baba geceleyin çaışıyor. A kşamları ev ödevlerimizi yazarız. Anne pazartesi günü geliyor. P azarları çalışmayız. Öğretmen bizi salı günü ziyaret ediyor. Ç arşambaları (bize) daima Almanca v ar. P azar günü saat ikide yemek yiyoruz. Cumaları daima saat onikide okula gideriz. —8— ,/7 Wa «Vater, hast du etwas Zeit?» «Nein, ich habe keine Zeit.» «Ja, ich habe Zeit.» «Ja, ich habe viel Zeit.» «Ich habe wenig Zeit.» «Ich habe eine Stunde Zeit.» «Ich habe eine Viertelstunde Zeit.» «Ich habe eine halbe Stunde zeit.» — «Baba biraz vaktin var mı?>: — «Hayır, vaktim yok.» — «Evet, vaktim var.» — «Evet, çok vaktim var.» — «Az vaktim var.» — «Bir saat vaktim var.» — «Bir çeyrek saat vaktim var. — «Yarım saat vaktim var.» Wieviel Uhr ist es? — S aat kaç? E s i st Uhr. — S aat ....... Um wieviel Uhr? Um Uhr. S aat kaçta? S aat da (de) . Ö I E L FİİL ÇEKİMLERİ ich du er, sie, es wir ihr sie Sie stehle stiehlst stiehlt stehlen stehlt stehlen stehlen Almanca ders: 32 T EST 16 İMTİHAN 3 A Boş bırakılan yerleri doldurunuz. I — D as Kind schreibt sein Ğ/H Vater ein g^/y. Brief. 2 — H asan Beys T raktor steht vor çlem B auernhaus. 3 — Der Junge legt den Brief in dliß_ Mappe. 4 — Der Mann hängt die Lampe über oljfciSTür. 5 — Die Hühner g ehören dies .£,/5?Junge / ) . . . . 6 g ibst deine (?:. Schwester ein .<£,<-n Apfel. 7 — Leg £/n. Sie das Buch auf rf^^Tisch. 8 — Der Vater b ringt el^vtlKindern ein M2-.O. Ball. 9 — Das Mädchen läuft hinter ffe=f!"7 Baum. 10 — Der Arzt wartet vor craäJfTTür. 11 — Wir essen in d£s*s Spei­ sezimmer. 12 — Er trägt den Stuhl in .cfßfiGarten. 13 — . / e r z e i g e .J&^s Mann das Haus. 14 — Die Mutter hängt die Kleider über &{|L.^Blumen. 15 — Die Schule beginnt .U.o-3 a cht Uhr. B A listesindeki her cümlenin B listesindeki Türkçe karşılığını bulunuz. A L istesi B Listesi 1 — Der Lehrer zeigt den A — Saat kaçtır? Schülern eh* Buch. ' ^ \ B — Çocuk babasına bir sandalye 2 — Der Junge bringt seinem getiriyor. V ater einen Stuhl. pfe — S aat şimdi kaçtır? S — D er Freund antwortet: mir ^A-D — Bu traktörler kime aittir? n icht. (A E — Çiftçi sepeti nereye koyuyor ? 4 — Meine Lehrerin liebt mich ö v F — Öğretmen öğrencilere bir kitasehr. bı gösteriyor. 5 — D er Bauer bringt es nicht. G — Çocuk bize bir topu gösteriyor. 6 — Wen ruft diese Frau? ^ H — Traktor nerede duruyor? 7 — W as tragen die Kinder? (Al — Arkadaş bana cevap vermiyor. 8 — D as Kind zeigt uns den BalW K — Her sabah okula gidiyorum, 9 — W7em gehören diese Traktoama biraderim evde kalıyor. r en? < L — Çocuk bize topu gösteriyor. 10 — Warum macht ihr keinen p*- M — Öğretmenim beni çok seviyor. S paziergang? c<N — Çocuklar neyi taşıyorlar ? I I — Ich gehe jeden Morgen in ^ O — Çocuk çantasını bulmuyor, çündie Schule, aber mein kü o kanapenin arkasındadır. B ruder bleibt zu Hause. -ot. P — Çiftçi onu getirmiyor. 12 — Der Junge findet seine Mapp^R- — Niçin bir gezinti yapmıyorsunicht, denn sie ist hinter nuz? dem Sofa. j(j3 — Bu kadın kimi çağırıyor ? 13 — Wo steht der Traktor? 14 — Wohin stellt der Bauer den Korb? 15 _ Wieviel Uhr ist es jetzt? A l istesindeki her cümlenin B listesindeki Almanca karşılığını bulunuz. A L istesi S aat kaçta bir gezinti yapı- ' A y orsunuz? P\B Ö ğretmen sana çalıştırmayı <Kc g österiyor. D Y edi saat uyuyorum. 4 5 6 — — — — B L istesi W en besucht Herr Müller? D er Vater gibt mir die Äpfel. D er Lehrer zeigt dir die Übung. D er Lehrer zeigt mir die Ü bung. Gib ihm einen Bleistift! D er Bruder zeigt ihn mir. W em bringt der Bauer die K artoffeln? Wo liegen die Kartoffeln? W ohin hängt der Schüler d en Käfig? U m wieviel Uhr macht ihr e inen Spaziergang? I ch schlafe sieben Stunden. I ch schlafe um sieben Uhr. E s ist jetzt Viertel vor acht. E s ist jetzt halb vier, aber m eine Uhr geht nach. D er Zug fährt immer um sie­ ben Uhr ab. M ein Vater heisst Veli. z weitausendfünf hundertneumindsiebzig z weitausendfünfhundertsiebenundneunzig D H er Türkçe cümlenin altındaki dört şıktan hangisinin bunun Almanca kar­ şılığı olduğunu bulunuz. 1 — S abahları çiftçi tarlaya gidiyor. a — D er Bauer geht am Morgen aufs FeM. b — Der Bauer geht am Morgen a n das Feld. <f^- Der Bauer geht morgens aufs Feld, d — Der Bauer geht m orgens an das Feld. 2 — B ay Müller bizi pazar günü ziyaret ediyory a — H err Müller besucht mich am Sonntag, b — Herr Müller besucht uns a m Sonntag, c — Herr Müller besucht uns im Sonntag, d — H içbiri 3 — K anape kapıyla pencere arasında duruyor. " ^ - D as Sofa steht zwischen der Tür und dem Fenster, b — Das Sofa steht 2597 ÖCE — 8 9 10 11 — 12 13 14 15 — — — — B abamın ismi Velidir. ^~F — Ç iftçi patatesleri kime g e f G — t iriyor ? B ay Müller kimi ziyaret cX.il — e diyor? j/, İ — T ren daima s a a t yedide ha­ reket ediyor. ÎKJFC — Ö ğrenci kafesi nereye asıyor ? B aba bana elmaları veriyor, j ^-t — Saat şimdi üçbuçuktur, amaA^M — s aatim geri kalıyor. OCN — O na bir kalem ver! (^ O — B irader bana onu gösteriyor. Sekize çeyrek v a r şimdi. ^ P — Patatesler nerede bulunu­ yorlar? rJ K zwischen dem Fenster und der Tür. e — Das Sofa steht zwischen die Tür und das Fenster, d — Das Sofa steht zwischen den Türen und den Fenstern. 4 — L âmba kapının üzerinde asılı duruyor. a — Die Lampe hängt auf der Tür. b — Die Lampe hängt über die Tür. (/ c — Die Lampe hängt über der Tür. d — Hiçbiri A hmet bahçede oynuyor. Ahmet spielt auf dem Garten, b — Ahmet spielt an dem Garten. Ahmet spielt in dem Garten, d — Ahmet spielt im Garten. K / b/ c 6 — P atatesler kovadadır. a — Die Kartoffeln sind auf dem Eimer, b — Die Kartoffeln sind im Eimer. c — Die Kartoffeln sind am Eimer, d — Hiçbiri 7 — Baba odasında uyuyor. a — Der Vater schläft im Zimmer, b — Der Vater schläft neben seinem Ziioner. c — Der Vater schläft in meinem Zimmer, (%{— Vater schlaft in seinem Zimmer. 8 — Çiftçi her sabah beş saat çalışıyor. a — Der Bauer arbeitet jeden Morgen fünf Uhren, b — Der Bauer arbeitet jeden Morgen fünf Stunden. cp£~ Der Bauer arbeitet jeden Morgen fünf Uhr. d — Hiçbiri. 9 — Öğrenci akşamları saat onda uyuyor. / /yı a — Der Schüler schläft am Abend zehn Stunden, b — Der Schüler schläft abends um zehn Uhr. c — Der Schüler schläft abends zehn Stun­ den, d — Hiçbiri. 10 — Her sabah saat yedide kalkıyorum. 4ı — Ich stehe jeden Morgen um sieben Uhr auf. b — Ich aufstehe jeden Morgen um sieben Uhr. c — Ich stehe morgens um sieben Uhr auf. d — Ich aufstehe morgens um sieben Uhr. E Boş bırakılan yerlere denn, aber, sondern ve oder kelimelerinden hangisi­ nin geleceğini bulunuz. Cevaplar kağıdına sadece bu bulduğunuz kelimeyi yazınız. 1 2 3 4 5 — — — — — Der Mann arbeitet immer auf dem Feld, J^n^er ist ein Bauer Ist er ein Fischer fcßZrem, Bauer? Er ist kein Fischer, S^frİBİıı Bauer. E s ist kein Huhn, 5 ? i feine Ente. <f Die Kinder essen viel, Aeyy/S sie sind hungrig. 6 — Der Schüler fragt den Lehrer, ah?.Ter a ntwortet nicht. 7 — Ich stehe um acht Uhr auf, a t ^ f m e i n e Schwester steht um neun U hr auf. 8 — H aben Sie einen Traktoren #JSf/'ein Auto? 9 — Die Mutter ruft die Kinder, r}.t /V)der Vater kommt. 10 — Die Mutter ruft die Kinder, [X^.^.nsie kommen nicht. T est 15'in yapılmış şekli A. 1 — sondern 2 — sondern 3 — denn 4 — aber 5 — aber 6 — denn 7 — denn 8 — sondern (denn) 9 — aber 10 — denn B. 1 — J 2 — İ 3 — B 4 — E 5 — D 6 — 6 7 - ^ » 8 — M 9 — H 1 0 — C C. 1 — H 2 — L 3 — E 4 — G 5 — C 6 — B 7 — I > 8 — A 9 — İ 1 0 — K E . 1 — im 2 — ins 3 — ans 4 — am 5 — aufs (Test 11) İmtihan 2'nin yapılmış şekli A. 1 — em 2 — em 3 — em 4 — en, du 5 — en 6 — dem 7 — em 8 — die 9 — en, dem 10 — ich, er 11 — em 12 e, e« 13 — e, nicht-14 — die, en 15 — en 1 _ D 2 — H 3 — K 4 — İ 5 — M 6 - i?7 — B 8 — G 9 — N 10 —C 1 1 — F 12 — R 13 — 0 14 — L 35 — A l _ P 2 — G 3 — A 4 — 0 5 — B 6 — H 7 — N 8 — C 9 — F 1 0 —M 11 — D 12 — K 13 — E 14 — J 15 — İ 1 — c 2 — c 3 — b 4 — d 5 — c 6 — d 7 — d 8 — c 9 — d 10 — b 1 — einem, en 2 — dem 3 — dem 4 — der 5 — den,n 6 — einer 7 — einem 8 — diesem 9 — jenen,n 10 — deiner a. antworten ich du er, sie, es wir i hr sie Sie E mir: antworte antwortest antwortet antworten antwortet antworten antworten antworte! a ntwortet! a ntworten Sie! b. danken ich du er, siei, es wir ihr sie Sie Emir: danke dankst dankt danken dankt danken danken danke! dankt! danken Sie! B. C. D. E. F. un M ı rrnn .oıtfsponİfnct jnstituu 1 ALMANCA DERSLE 33 L EHRSTÜCK DREIUNDDREISSIG SORU KELİMELERİYLE YAPILAN SORULAR Bu derse kadar was, wer, wen, wem, wie, wieviel, welche, welches, welchen, wo, wohin, warum s oru kelimelerini ve bunlarla yapılan soruları öğrendik. Yalnız bunları çoğu daha şimdiki zaman kipi verilmeden önce incelendiği için sadece sein fiili (ist, sind) ile kullanıldı. Şimdi bunları bir kere daha yeniden ele alarak şimdiki zaman kipindeki fiillerle nasıl kulla­ nıldıklarını inceleyelim. w as «Ne» anlamına gelen bu soru kelimesiyle yapılan sorular çok basittir. Fiil hemen was'dan sonra gelir. Yani daima ikinci yerdedir. Fiilin hangi şekilde bulunacağını kendinden sonra gelen, yani üçüncü yerde bulunan isme (veya şahıs zamirine) bakarak tespit ederiz. Was Was Was Was Was Was Was Was Was Was ist das? machst du? bringt der Junge? suchen die Kinder? kocht die Mutter? essen die Männer? übersetzt der Schüler? sät der Bauer? liest der Vater? steht auf dem Tisch? Bu nedir? Ne yapıyorsun? Çocuk ne getiriyor? Çocuklar ne arıyorlar? Anne ne pişiriyor? A damlar ne yiyorlar? Öğrenci ne tercüme ediyor? Çiftçi ne ekiyor? Baba ne okuyor? Masanın üstünde ne duruyor? Örneğin, Was machst du? s orusunda üçüncü yerde du ş ahıs zamiri —2— bulunduğu için machen fiili machst sekimde kullanılmıştır. Was bringt der J unge? sorusunda ise üçüncü yerde der Junge gibi tekil bir isim olduğu için bringen fiili bringt şeklindedir. Buna karşılık Was essen die Männer? s orusunda üçüncü yerdeki isim çoğul olduğu için essen fiili gene essen şek­ linde kalmıştır. W as soru kelimesinin «neyi» anlamına da geldiğini biliyoruz. Ama Türkçede «neyi» yerine «ne» soru kelimesini kullanmak mümkündür. Ör­ neğin, «Çocuk ne getiriyor?» sorusu «Çocuk neyi getiriyor?» şeklinde de söylenebilir. Bu bakımdan was'i her zaman «ne» olarak tercüme etmekle bir yanlış yapmış olmayız. wer «Kim» anlamına gelen wer'den sonra da ikinci yerde mutlaka bir fiil kullanılmalıdır. Wer Wer Wer Wer Wer Wer Wer Wer Wer Wer ist das? seid ihr? kommt morgen? gibt dir ein Buch? spielt in dem, Garten? steht um acht Uhr auf? hilft der Mutter? singt in dem Zimmer? wartet in dem Garten? lacht? Bu kimdir? Siz kimsiniz? Yarın kim geliyor? Kim sana bir kitap veriyor? Kim bahçede oynuyor? Kim saat sekizde kalkıyor? Kim anneye yardım ediyor? Kim odada şarkı söylüyor? Kim bahçede bekliyor? Kim gülüyor? Üçüncü yerdeki kelime bir şahıs zamiriyse fiilin alacağı şekil bu şa­ hıs zamirine bağlıdır. Örneğin, Wer seid ihr? sorusunda üçüncü yerde ihr ş ahıs zamiri bulunduğu için sein fiili seid şeklini almıştır. Wer bist du? «Sen kimsin?» gibi bir soruda ise üçüncü yerde du şahıs zamiri bulunduğu için sein fiili bist şeklinde kullanılır. Bundan başka bütün hallerde, üçün­ cü yerde ister tekil veya çoğu! bir isim, ister bir sıfat bulunsun ikinci yer­ de fiilin üçüncü, yani er, sie, es ile kullanılan şekli gelir. Örnekleri incele­ yecek olursanız ikinci yerde fiillerin hep üçüncü tekil şahsa göre çekim­ lenmiş hallerinin kullanıldığını görürsünüz. Was, wer ve diğer soru kelimeleriyle yapılan soruların Almancalanyla Türkçeleri arasında kelimelerin sıralanışı bakımından aynı cümle ya- otuzüçüncü ders pısmdaki gibi bir fark vardır. Almanca fiil ikinci yere gelmesine rağmen Türkçede fiil genellikle en sonda bulunur. Almancada sorunun başında bulunan soru kelimesi Türkçede ortalarda da bulunabilir. Almancada üçün­ cü yerdeki isim Türkçede en başa gidebilir veya üçüncü yerde bulunma­ yabilir. Bu farkları göz önünde tutarak Almanca bir soru sorarken keli­ meleri sorunun Türkçesindeki dizilişlerine göre kullanmak, kelimelerin T ürkçe sorudaki sıralarını izlemek hatalıdır. Böyle yapılan bir sorunun Almancası tamamen yanlış olur ve anlaşılmaz. wen «Kimi» olarak Türkçeye çevrilen bu soru kelimesi wer'in i-halindeki şeklidir. Gene ikinci yere mutlaka bir fiil gelir ve bu fiilin hangi şekilde bulunacağını fiilden sonra gelen, üçüncü yerdeki isim veya şahıs zamiri t ayin eder. Wer ile yapılan sorularda ise üçüncü yerdeki ismin fiile bir et­ kisi yoktur. Wen siehst du? Wen kennt ihr? Wen besucht Herr Müller? Wen sucht der Vater? Wen setzt die Mutter auf den Tisch? Wen wartet der Freund? Wen suchen die Bauern? Wen ruft Hasan? Wen fragt der Lehrer? Wen zeigen die Jungen? Kimi görüyorsun? Kimi tanıyorsunuz? Bay Müller kimi ziyaret ediyor? Baba kimi arıyor? Anne kimi masanın üstüne oturtuyor? A rkadaş kimi bekliyor? Çiftçiler kimi arıyorlar? H asan kimi çağırıyor? Ö ğretmen kime soruoyr? Çocuklar kimi gösteriyorlar? Örneklerdeki Wen s iehst du? s orusunda üçüncü yerde du olduğu için sehen fiili siehst şeklindedir. Wen suchen die Bauern? s orusunda ise üçün­ cü yerde çoğul bir isim bulunduğundan suchen fiili gene suchen olarak k almıştır. wem «Kime» anlamına gelir. Weirc'den sonra ikinci yerde mutlaka bir fiil gelir ve bu fiilin hangi şekilde bulunacağı üçüncü yerdeki isme veya şahıs zamirine bağlıdır. —4— Wem gehört dieses Haus? Wem gehören diese Häuser? Wem gibst du ein Buch? Wem hilft der Fischer? Wem antworten die Schüler? Wem dankt ihr? Wem zeigt der Mann sein Haus? Wem schreibt der Vater einen Brief? Wem öffnet die Frau die Tür? Bu ev kime aittir? Bu evler kime aittir? ~ Balıkçı kime yardım ediyor? Öğrenciler kime cevap veriyorlar? Kime teşekkür ediyorsunuz? Adam kime evini gösteriyor? Baba kime bir mektup yazıyor? Kadın kime kapıyı açıyor? wie «Nasıl» olarak Türkçeye çevrilir. Bu soru kelimesiyle yapılan soru­ larda da ikinci yerde bir fiil bulunur. Bu fiil was, wen ve wem'de olduğu gibi üçüncü yerdeki isme veya şahıs zamirine bağlıdır. Wie Wie Wie Wie Wie Wie Wie Wie Wie ist das? ist die Tür? schreibt der Schüler? singen die Kinder? fliegt der Vogel? spricht der Mann? stiehlt er den Apfel? antworten die Lehrer? laufen die kleinen Kinder? Bu nasıldır? Kapı nasıldır? Öğrenci nasıl yazıyor? Çocuklar nasıl şarkı söylüyorlar? K uş nasıl uçuyor? Adam nasıl konuşuyor? E lmayı nasıl çalıyor? Ö ğretmenler nasıl cevap veriyorlar? Küçük çocuklar nasıl koşuyorlar? w ieviel «Kaç, kaç tane» anlamına gelir. Tiirkçedekine yakın bir şekilde kul­ lanılır. Kaç tane olduğunu sorduğumuz isim bu soru kelimesinden hemen s onra gelir ve çoğul halde bulunur. Bu tip sorularda fiil daima üçüncü yerde bulunur. Fiilin vvieviel'den sonra gelen çoğul isimle bir ilgisi yoktur, fiil sadece kendinden sonra gelen, yani dördüncü yerde bulunan isme veya ş ahıs zamirine bağlıdır. Wieviel Schränke sind das? Wieviel Radios sind das? Wieviel Vögel hat der Junge? B unlar kaç dolaptır? Bular kaç radyodur? Çocuğun kaç kuşu var? —5— Wieviel Wieviel Wieviel Wieviel Wieviel Teller bringt die Mutter? Anne kaç tabak getiriyor? Eimer trägt der Mann? Adam kaç kova taşıyor? Boote haben die Fischer? Balıkçıların kaç sandalı var? Gläser sehen wir? Kaç bardak görüyoruz? Vögel füttert das Mädchen ?Kız kaç kuş besliyor? Wieviel ile yapılan bazı sorularda fiil kendinden sonra gelen isme de­ ğil de wieviel'den sonra gelen çoğul isme bağlıdır. Örneğin, «Masanın üs­ tünde kaç kalem bulunuyor?» sorusunda «bulunuyor» fiili kaç tane olduğu s orulan isimle ilgilidir. Ama buna karşılık yukarıdaki örneklerden «Anne kaç tabak getiriyor?» sorusunda «getiriyor» fiilinin kaç tane olduğu so­ rulan isimle bir ilgisi yok, tabakları getiren «anne» ile ilgisi vardır. Wieviel Schüler arbeiten in dem Zimmer? Wieviel Kinder singen? Wieviel Jungen spielen im Garten? Wieviel Männer sprechen D eutsch? Kaç öğrenci odada çalışıyor? Kaç çocuk şarkı söylüyor? K aç çocuk bahçede oynuyor? Kaç adam Almanca konuşuyor? Bu örneklerde fiil wieviel'den sonra gelen isme bağlıdır. Bu isim de daima çoğul halde bulunduğu için fiilin çoğul isimlerle kullanılan şekli, yani hiç değiştirilmeden kendisi kullanılır. Örneğin, «Odada kaç öğrenci çalışıyor?» sorusunda fiil kendinden sonra gelen «odada» kelimesine bağ­ lı olamaz, kaç tane olduğu sorulan öğrenciler ile ilgilidir. welcher, welche, welches Bu soru kelimelerinin üçü de «hangi» olarak Türkçeye çevrilirler. Wie­ vielte olduğu gibi bunlardan sonra da bir isim gelir, yalnız bu ismin çoğul olması şart değildir. Kendilerinden sonra gelen ismin artikeline göre üçün­ den biri kullanılır. Böyle sorularda fiil üçüncü yerdedir ve welcher, welche, welches'den sonra gelen, yani hangisi olduğu sorulan isme bağlıdır. O isim tekilse fiilin er, sie, es ile kullanılan şekli, çoğulsa hiç değiştirilmeden fii­ lin kendisi üçüncü yere gelir. Welcher Arzt ist gut? H angi doktor iyidir? Welche Schülerin ist fleissig? H angi öğrenci çalışkandır? Welches Auto steht vor dem Haus? Hangi otomobil evin önünde dur­ maktadır ? Welche Kinder spielen dort? H angi çocuklar orada oynuyorlar? Welche Bücher liegen im Zimmer? H angi kitaplar odada bulunuyorlar? —6— Welcher Teller liegt in der Küche? Welche Lehrerin hilft den Schülern? Welches Messer gehört deiner Mutter? Welche Jungen übersetzen das Lehrstück? Welcher Schüler antwortet dem Lehrer? H angi tabak mutfakta bulunuyor? H angi öğretmen öğrencilere yardım e diyor? H angi bıçak annene aittir? H angi çocuklar dersi tercüme ediyor1ar? H angi öğrenci öğretmene cevap veriy or 9 welchen Welchen s oru kelimesi welcher'in i-halidir. Die ve das artikelleri i-ha­ linde değişmedikleri için artikeli die ve das olan isimlerin önüne gelen welche ve welches de i-halinde aynı kalır. Örneğin, «hangi kuşu, hangi ka­ pıyı, h angi kitabı» sorularında «kuşu, kapıyı, kitabı» gibi i-halinde bulu­ nan isimlerin önündeki «hangi» sorusu Almancada welcher, welches ile değil de bunların yukarıda öğrendiğimiz i-halindeki şekilleri, yani welchen, welche ve welches ile belirtilir. Welchen ve i-halinde kullanılmış welche, welches, ile yapılan soru­ larda üçüncü yere gelen fiil welcher, welche, welches'in aksine kendinden s onra gelen isim veya şahıs zamirine bağlıdır. Welchen Vogel füttert, der Junge? Welche Tür öffnest du? Welches Buch lest ihr? Welche Häuser gehören deinem Vater? Welchen Schüler kennt der Lehrer nicht? Welchen Apfel stiehlt der Mann? Welches Lehrstück wissen die Schüler? Welche Übungen schreibst du? Welchen Bleistift sucht der Vater? Çocuk H angi H angi H angi hangi kuşu besliyor? kapıyı açıyorsun? kitabı okuyorsunuz? evler babana aittir? Öğretmen hängi öğrejnciyi tanıimıy or? Adam hangi elmayı çalıyor? Öğrenciler hangi dersi biliyorlar? H angi çalıştırmaları yazıyorsun? B aba hangi kalemi arıyor? Örneğin, Welche Tür öffnest du? s orusunda fiilden sonra, yani dör­ düncü yerde du bulunduğu ve fiil bu dördüncü yerdeki isme göre değişti­ ği için öffnen fiili öffnest şeklinde kullanılmıştır. Welche ve welches'in i-halinde olup olmadığını sorunun Türkçesine ba­ karak anlarız. Örneğin, «Hangi kapıyı, hangi kitabı» kelimeleri bize welche Tür ve welches Buch'un i-halinde kullanıldığını göstermektedir. _ 7— welchem, welcher B unlar welcher, welche, welches'in e-halindeki şekilleridir. Bunları bu derse kadar öğrenmemiştik. Artikeli der ve das olan isimlerin önünde welchem, a rtikeli die olan isimlerin onündeyse welcher b ulunur. «Hangi adama, hangi kadına, hangi otomobile» sorularında Türkçede «hangi» den s onra gelen isim, «adama, kadına, otomobile» gibi e-halinde olmasına kar­ şılık Almancada bu e-hali «hangi» sorusunun, yani «welcher, welche, wel­ ches'in e-halindeki şekillerini kullanmakla olur. Bu soru kelimesi çoğul isimlerin önünde welchen şeklinde bulunur. welchem Mann? welcher Frau? welchem Auto ? welchen Bauern? — — — — h angi h angi h angi h angi adama? kadına? otomobile ? çiftçilere? . Görüldüğü gibi Mann, Frau, Auto, Bauern isimlerinde bir değişiklik olmuyor, yalnız önlerinde e-halinde bulunan welchem, welcher ve welchen s oru kelimeleri bulunuyor. B urada welcher'in iki yerde kullanıldığını görüyoruz. Birincisi yalın halde artikeli der olan isimlerin önüne gelir, ikincisinde ise e-halinde arti­ keli die olan isimlerin önünde bulunur, yani welche'nin e-halindeki gelelidir. Welchen de iki ayrı yerde kullanılır. İ-halinde olan ve der a rtikelini alan isimlerin önüne geldiği gibi e-halindeki bütün çoğul isimlerin önüne de gelir. Welchem Mann gibst du einen Korb? Welcher Frau zeigt der Mann seine Tochter? Welchem Mädchen lachen die Jungen? Welchen Lehrern antworten die Schüler? Welcher Mutter helft ihr? Welchem Kind danken die Freunde ? Welcher Schülerin gibt der Lehrer ein Buch? Welcher Lehrerin dankt die Mutter? H angi adama bir sepeti veriyorsun? Hangi kadına adam kız evlâdını gös­ t eriyor? Çocuklar hangi kıza gülüyorlar? Öğrenciler hangi öğretmenlere cevap v eriyorlar? Hangi anneye yardım ediyorsunuz? A rkadaşlar hangi çocuğa teşekkür ediyorlar ? Öğretmen hangi öğrenciye bir k itap v eriyor? Anne hangi öğretmene teşekkür ediy or? Welchem, welcher ve welchen ile yapılan sorularda da fiil üçüncü yere gelir ve kendinden sonra, yani dördüncü yere gelen isim veya şahıs zami­ rine bağlıdır. „ ; —8— wo «Nerede» anlamına gelir. Bu tip sorularda da daima ikinci yerde bu­ lunur ve kendinden sonra, üçüncü yerde duran isme veya şahıs zamirine bağlıdır. Wo Wo Wo Wo Wo Wo Wo sitzen die Kinder? schläfst du? spielt dein Bruder? stehen die Vasen? wartet deine Schwester? liegen die Mappen? hängt das Bild? Çocuklar nerede oturuyorlar? Nerede uyuyorsun? B iraderin nerede uyuyor? Vazolar nerede duruyor? Kızkardeşin nerede bekliyor? Ç antalar nerede bulunuyor? Resim nerede asılı duruyor? wohin Türkçeye «nereye» şeklinde çevrilir. Bunda da fiil daima ikinci yerde b ulunur ve kendinden sonra gelen isme veya şahıs zamirine bağlıdır. Wohin stellst du das Radio? Radyoyu nereye koyuyorsun? Wohin fahren die Autos? Otomobiller nereye gidiyorlar? Wohin legt ihr die Bücher? K itapları nereye koyuyorsunuz Wohin s etzt du das Kind? Çocuğu nereye oturtuyorsun? Wohin hängt der Vater die Lampe? Baba lâmbayı nereye asıyor? Wohin hängen die Väter die Lampen? B abalar lâmbaları nereye asıyorlar? Wohin bringt deine Tochter den Kız evlâdın topu nereye getiriyor? Ball? Örneğin, Wohin geht der Mann? s orusunda üçüncü yerde der Manın is­ mi bulunduğu için gehen fiili geht şeklindedir. Wohin gehst du? sorusundaysa üçüncü yerde du ş ahıs zamiri bulunduğundan aynı fiil gehst şeklin­ dedir. warum «Niçin» anlamına gelir. Warum ile yapılan sorularda da fiil daima ikinci yerde bulunur ve kendinden sonra gelen isme bağlıdır. Warum arbeitest du nicht? Warum laufen die Kinder? Warum lachst du? Warum lachen die Jungen? Warum steht er spät auf? Warum dankt der Schüler? Warum geht ihr dorthin? Niçin çalışmıyorsun? Çocuklar niçin koşuyorlar? Niçin gülüyorsun? Çocuklar niçin gülüyorolar? Niçin geç kalkıyor? Öğrenci niçin teşekkür ediyor? Niçin oraya gidiyorsunuz? t OT i Will M mnf t L Corresponöencr Institute ALMANCA DERSLEl 34 LEHRSTÜCK VIERUNDDREISSIG Öğrenilecek kelimeler der Bahnhof,..e [ ba:nho:fl früh [ frü:] die Freundin,nen ffroyndin] die Hand,..e [ hand] i stasyon erken kız arkadaş el das Kino,s [ kino] die Klasse,n f Masse] können fkönnenJ nıit [ mit] sinema amıf bilmek, m uktedir olm. ile —2— nach Hause [ nah hauze] das Schlafzimmer,[şla:ftsimmer] ovo / atak odası wieder [ vi:der] wohnen [ vo:nen] t ekiar o turmak (ika­ met etmek) AÇIKLAMALAR mit Mit «ile, birlikte» anlamına gelir. Bu kelimeden sonra gelen isim daima e-halindedir, ama Türkçeye e-halinde olarak çevrilmez. der mit die mit das mit ich mit er mit Bruder dem Bruder Tochter der Tochter Auto dem Auto mir ihm b irader b iraderle kız evlât kız evlâtla otomobil otomobille ben benle o onunla Y ukarıda gördüğünüz gibi mit'den sonra gelen isim mutlaka e-halinde bulunmalıdır. Örneğin, der Bruder ismi mit ile kullanılınca e-haline girmiş ve dem Bruder o lmuştur. Şahıs zamirleri de mit ile kullanılırken e-b aline g irerler, yani mit'den sonra e-halinde bulunan şahıs zamirleri gelir. Örne­ ğin, ich ş ahıs zamirinin önüne mit gelirse, ich'in e-halindeki şekli mir'i kul­ lanmak gerekir. Ich spiele mit dem Freund. Die Tochter geht mit der Mappe in die Schule. Der Vater geht mit den Kindern ins Kino. Der Junge macht mit seinem Freund einen Spaziergang. Ich gehe mit meinem Vater. Tom steht mit Ahmet neben der Tür. Du spielst mit den Kindern. Er arbeitet mit uns. Jener Schüler kommt mit mir. Der Bauer spricht mit seinem Sohn. Der Arzt kommt mit dem Auto. A rkadaşla oynuyorum. Kız evlat çantayla okula gidiyor. Baba çocuklarla sinemaya gidiyor. Çocuk arkadaşıyla bir gezinti yapıyor. Babamla gidiyorum. Tom Ahmet ile kapının yanında d uruyor. Çocuklarla oynuyorsun. Bizimle çalışıyor. Şu öğrenci benimle geliyor. Çiftçi oğluyla konuşuyor. D oktor otomobille geliyor. otuzdördüncü ders 3— der Freund - die Freundin Bu iki kelime çoğu zaman Türkçeye «arkadaş» olarak çevrilir, ama a ralarında belirli bir fark vardır. Der Freund «erkek arkadaş», die Freun­ din ise «kız arkadaş» anlamına gelir. Die Freundin, der Freund'un sonuna bir -in ekleyerek ve artikelini die y aparak meydana getirilmiştir. Biz bun­ ları, kız mı erkek mi olduğu özellikle belirtilmesi gerekmezse sadece «ar­ kadaş» olarak Türkçeye çevireceğiz. Şimdiye kadar böyle bir durum gösteren daha başka isimler de öğ­ rendik : der Lehrer e rkek öğretmen der Schüler erkek öğrenci die Lehrerin k adın öğretmen die Schülerin kız öğrenci Die Lehrerin ve die Schülerin isimleri der Lehrer ile der Schüler isim­ lerinin sonlarına -in eklemek ve bunların artikellerini die y apmak suretiyle t üretilmiştir. Derslerimizde bunları da erkek veya kadın olduklarını özel­ likle belirtmek gerekmezse sadece «öğretmen» ve «öğrenci» olarak Türk­ çeye çevirmekteyiz. Aradaki farka daima dikkat etmelisiniz. Almancada bu tip türetmeye çok rastlanır. viele «Çok, birçok» anlamına gelen bu kelime dieser, jener gibi yalnız isim­ lerin önünde bulunur. Bu kelimeden sonra gelen isim «çok, birçok» çoğul bir anlam taşıdığı için daima çoğul halde bulunur. Viele bir artikel yerine geçer, ismin önüne viele k onduktan sonra bir de ayrıca artikeli konmaz. — (çok) birçok k itaplar viele Männer birçok adamlar viele Blumen — birçok çiçekler viele Schränke — birçok dolaplar viele Bücher viele viele viele viele Kinder Ärzte Gabeln Deutsehen birçok birçok birçok birçok çocuklar doktorlar çatallar Almanlar —4— ZEYNEP Ich bin Zeynep Çeükel. Ich bin Hasan und Fatma Çelikels Tochter. Ahmet ist mein Bruder. Wir haben einen Bauerhof. Im Lehrstück 22 sehen Sie unser Bauern­ haus. Wir wohnen dort. Unser Haus ist nicht klein, denn es hat sieben Zimmer. Mein Schlafzimmer liegt neben dem Wohnzimmer. Ich mache meine Hausaufgaben in diesem Zimmer. Ich schlafe dort. Pamuk schläft mit mir. Ich stehe früh auf. Am Morgen gehe ich mit meinem Bruder Ahmet in die Schule. Unsere Schule ist neben dem Bahnhof. Sie ist sehr gross. Sie hat viele Klassen. Unsere Klasse ist klein. Wir lieben unseren Lehrer sehr. Ich habe viele Freunde und Freundinnen. Ich spiele mit ihnen im Garten. Am Nachmittag gehe ich wieder mit Ahmet nach Hause. Ich gehe samstags mit meinen Freundinnen ins Kino. Ahmet kommt manchmal mit uns. Z EYNEP Ben Zeynep Çelikelim. Ben Hasan ve Fatma Çelikelin kızıyım. Ahmet b iraderimdir. Bir çiftliğimiz var. Ders 22'de çiftlik evimizi görüyorsunuz. Orada o tururuz (ikamet ederiz). Evimiz küçük değildir, çünkü onun yedi odası vardır. Y atak odam oturma odasının yanında bulunuyor. Ev ödevlerimi bu odada y apıyorum. Orada uyuyorum. Pamuk benle uyuyor. E rken kalkıyorum. Sabahleyin biraderim Ahmetle okula gidiyorum. Okulumuz i stasyonun yanındadır. O çok büyüktür. Birçok sınıfları var­ dır. Sınıfımız küçüktür, öğretmenimizi çok seviyoruz. Birçok erkek ve kız a rkadaşlarım var. Onlarla bahçede oynuyorum. ö ğleden sonra tekrar Ahmetle eve gidiyorum. Cumartesileri kız ar­ kadaşlarımla sinemaya gidiyorum. Bazan Ahmet (de) bizimle geliyor. —5— K ÖNNEN T ürkçede «kırabilmek, açabilmek, okuyabilmek, uyuyabilmek, alabil­ mek» gibi, fiillerin sonuna eklediğimiz «-bilmek» yardımcı fiili nasıl «güç, b ilgi, kuvvet» anlatıyorsa, bu yardımcı fiilin Almanca karşılığı olan k önnen k elimesi de ayni anlamları verir. Türkçede fiillerin sonuna eklediğimiz « -bilmek» yardımcı fiiline karşılık k önnen y ardımcı fiili Almancada daha d eğişik bir şekilde kullanılır. « gidebilirim, gidebilirsin, gidebilir, gidebiliriz,...» derken «-bilmek» y ardımcı fiilinin şahıslara göre çekimlendiğini görüyoruz. Almancada da k önnen y ardımcı fiili şahıslara göre çekimlenir. können ich du er sie es w ir i hr sie Sie kann kannst k ann k ann k ann können könnt können können K önnen'in ç ekimde özel bir durum gösterdiğini görüyorsunuz. Bu yüz­ den çekimlenmesini çok iyi öğrenmeniz gerekir. K önnen'le y apılan cümlelerde diğer fiillerde olduğu gibi baştan ikinci y erde k önnen b ulunur. Yapmaya muktedir olduğumuz işi gösteren, yani « -bilmek» yardımcı fiilinin önüne eklenen fiil ise Almancada cümlenin en s onuna gider. Bu da Türkçeden çok farklıdır. g ehen I ch gehe. I ch kann gehen. D u kannst gehen. E r kann gehen. S ie kann gehen. E s kann gehen. W ir können gehen. g itmek G idiyorum. G idebilirim. G idebilirsin. G idebilir. G idebilir. G idebilir. G idebiliriz. — Ihr könnt gehen. Sie können gehen. Sie können gehen. warten 6— Gidebilirsiniz. Gidebilirler. Gidebilirsiniz. beklemek Bekleyebilirim. Bekleyebilirsin. Bekleyebilir. Bekleyebilir. Bekleyebilir. Bekleyebiliriz. Bekleyebilirsiniz. Bekleyebilirler. Bekleyebilirsiniz. Bir mektup yazabilirim. K apıları kapayabilirsin. O pencereleri açabilir. O bu kitabı okuyabilir. O çabuk koşabilir. P azar günü bir geztinti yapabiliriz. Öğretmene cevap veremezsiniz. Onlar iyi Almanca konuşabilirler. S aat beşte tekrar gelebilirsiniz. Ich kann warten. Du kannst warten. Er kann warten. Sie kann warten. E s kann warten. Wir können warten Ihr könnt warten. Sie können warten. Sie können warten. Ich kann einen Brief schreiben. Du kannst die Türen schliessen. Er kann die Fenster öffnen. Sie kann dieses Buch lesen. E s kann schnell laufen. Wir können am Sonntag einen Spaziergang machen. Ihr könnt dem Lehrer nicht ant­ worten. Sie können gut Deutsch sprechen. Sie können um fünf Uhr wieder kommen. Görüldüğü gibi können ile cümle teşkili çok kolaydır. Yapılacak şey cümlede ikinci yere können'in özneye göre çekimlenmiş bir şeklini getir­ mek, cümlenin sonunu da esas fiili koymaktır. Cümlenin öznesi şahıs zamiri değil de tekil bir isimse diğer fiillerde olduğu gibi cümlede ikinci yere können'in er, sie, es ile kullanılan şekli, y ani kann gelir. Özne çoğul bir isimse können olduğu gibi kullanılır. Esas fiilse her iki halde de gene en sona gider. Mein Vater kann einen Brief schreiben. Die Schüler können hier arbeiten. Ahmet kann gut Deuten sprechen. Ahmet und Zeynep können den Eimer nicht tragen. Babam bir mektup yazabilir. Öğrenciler burada çalışabilirler. A hmet iyi Almanca konuşabilir. A hmet ve Zeynep kovayı taşıyamaz­ lar. —7— Die Kinder können diese Äpfel nicht essen. Die Schülerinnen können die Bücher lesen. Die Mutter kann das Kind auf den Stuhl setzen. Dein Sohn kann hier bleiben. Der Bauer kann keine Kartoffeln säen. Das kleine Kind kann nicht früh aufstehen. Der Vater kann mich nicht sehen. Der Lehrer kann dieses Buch über­ setzen. Die Frau kann gut singen. Çocuklar bu elmaları yiyemezler. Öğrenciler kitapları okuyabilirler. Anne çocuğu sandalyenin üstüne o turtabilir. Oğlun burada kalabilir. Çiftçi patates ekemez. Küçük çocuk erken kalkamaz. Baba beni göremez. Öğretmem bu kitabı tercüme edebi­ lir. Kadın iyi şarkı söyleyebilir. s oru Cümleyi soru yapmak için fiilini cümlenin başına getirmek gerektiği­ ni biliyoruz. Können'i de cümlenin başına getirirsek cümle soru haline girer. Ich kann gehen. Kann ich gehen? Kannst du gehen? Kann er gehen? Kann sie gehen? Kann es gehen? Können wir gehen? Könnt ihr gehen? Können sie gehen? Können Sie gehen? Kannst du das Fenster öffnen? Kann Hasan Bey Deutsch lesen? Kann der Mann dort sitzen? Können die Kinder das Fenster öffnen? Können die Soldaten hier schlafen? Könnt ihr gut singen? Kann dein Bruder ein Buch lesen? Kann das Kind einen Apfel essen? Können die Schüler neben dem Tisch sitzen? Gidebilirim. Gidebilir miyim? Gidebilir misin? Gidebilir mi? Gidebilir mi? Gidebilir mi? Gidebilir miyiz? Gidebilir misiniz? Gidebilirler mi? Gidebilir misiniz? Pencereyi açabilir misin? H asan Bey Almanca okuyabilir mi? Adam orada oturabilir mi? Çocuklar pencereyi açabilirler mi? A skerler burada uyuyabilirler mi ? İyi şarkı söyleyebilir misiniz ? B iraderin bir kitap okuyabilir mi ? Çocuk bir elma yiyebilir mi ? Öğrenciler masanın yanında oturabi­ lirler mi? —8— können ve soru kelimeleri Geçen derste soru kelimelerinin kullanılışını etraflıca incelemiştik. Bu soru kelimeleriyle können'in kullanılışı diğer fiillere nazaran bir deği­ şiklik ve özellik göstermez. Was kannst du schreiben? Wer kann dem Lehrer antworten? Wie können die Kinder die Tür öffnen? Wieviel Äpfel kann er essen? Wen kann der Junge in dem Zimmer s ehen? Wem kann ich den Brief geben? Wo können die Jungen spielen? Wohin kann die Familie heute f ahren? W arum kann dieses Mädchen nicht g ut lesen? Welcher Schüler kann diese Übungen machen? Welches Kind kann hier sitzen? Welche Frau kann den Korb tragen? Welchem Arzt kann ich diese Bücher geben? Ne yazabilirsin? Kim öğretmene cevap verebilir? Çocuklar kapıyı nasıl açabilirler? Kaç elma yiyebilir ? Çocuk odada kimi görebilir ? Kime mektubu verebilirim? Çocuklar nerede oymyabilirler? Aile bugün nereye gidebilir ? Bu kız niçin iyi okuyamaz? Hangi öğrenci bu çalıştırmaları yapabilir? Hangi çocuk burada oturabilir? Hangi kadın sepeti taşıyabilir. Hangi doktora bu kitapları verebilirim? Türkçede sonuna «-bilmek» yardımcı fiili almış bir fiilin cümle içinde ne anlamlara geldiğini bir örnek üzerinde inceleyelim. A hmet okula gidebilir, cümlesi çeşitli anlamlarda olabilir. 1— 2— s onra) 3— 4— 5— A hmet okula nasıl gidileceğini bilir. Ahmedin okula gidecek gücü vardır. (Örneğin, bir hastalıktan Ahmedin okula gitmesine izin verilmiştir. Ahmedin okula gitmeye vakti vardır. Ahmedin okula gitmesi ihtimali vardır. Türkçede «-bilir» eki cümleye nasıl yukarıdaki anlamları veriyorsa k önnen de Almanca cümlelerde aynı anlamları verir. Türkçede «-bilmek» ekiyle yapılan cümlelerin çeşitli anlamları oldu­ ğunu görüyoruz. Bir cümlede bu anlamların hangisinin anlatılmak isten­ diği konuşmada daha önce geçen cümlelerden, yani sözün gelişinden anla­ şılır. Almancada da durum aynıdır. Almanca ders: 34 T EST 17 Boş bırakılan yerleri doldurunuz. 1 _ W as schreibst £fu. ? 2 — Wen fragen .<ys<jäLehrer? 3 — Wen zeigen ^/ÖBTunıgen? 4 — Wem zeigt .ü(%$Kinid sein Hans? 5 — Wieviel Männer sizt ß<rr). dort? 6 — Wieviel Schüler Sprech £s\. Deutsch? 7 — Wohin legt i k /.' die Mappen? 8 — Könnt. * k-r. diesen Brief lesen? 9 — Wieviel Bücher k annst .(H4A mir geben? 10 — Was kanû ( können) er machen? B 1— 2— 3— 4— 5— 6— 7— 8— 9— 10 — A L istesi W arum hUifst du deiner A M utter? p<B Wie schreibst du dem Brief ?j^C Welchen Fischern zeigt der D V ater das Boot? Welchen Jungen zeigt der fc<* E L ehrer? *\F E r kann schnell laufen. Der Arzt spricht mit dem t/.G Kind. v(ß I ch esse mit einer Gabel. Der Vater kann mit den t/\ Kindern spielen. ^* K J etzt kann ich mit meinem F reund nicht sprechen. (^L Welchen Korb kann er n icht tragen? cx^M B L istesi O h angi sepeti taşıyabilir? Mektubu nasıl yazıyorsun? D oktor çocukla konuşuyor? A rkadaşımla şimdi konuşabi­ lirim. O h angi sepeti taşıyamıyor? Niçin annene yardım ediyor­ sun? Bir çatalla yemek yiyorum. B aba hangi balıkçılara san­ dalı gösteriyor? B aba çocuklarla oynayabilir. A rkadaşımla şimdi konuşa­ mam. Ö ğretmen hangi çocuğu gös­ teriyor? O çabuk koşabilir. 1— 2— 3— 4— 5— A L istesi H asan Bey bir traktörle tar-ö(A l aya gidiyor. &!B Kim bana cevap verebilir? H angi otomobil böyle çabuk C gidebilir? Kız arkadaşın ne getirebi- D l ir? Kadın hangi misafirlere 0^ E k ahve pişiriyor? B L istesi Wer kann mir antworten? W er kann mit uns ins Kino k ommen? Wohin kann der Schüler f ahren? Was! k ann degni Freund brin­ gen? Welches Auto kann so schnell f ahren? K annst du so viel essen? 6 — A hmet ve Zeynep erken C AG k alkamazlar. 7 — Kim bizle sinemaya gele- D^ H bilir? 8 — Bu kadar (böyle) çok yiye-CX İ bilir misin? 9 — A hmet bir gazete okuyabili^K m i? 10 — Öğrenciler nereye gidebilir-^/L l er? t^^M — Wohin, könııen di« Schüler fahren? — Welchen Gästen kocht die Frau Kaffee? — Was kann deine Freundin bringen? — Kann Ahmet eine Zeitung lesen? — Ahmet und Zeynep können nicht früh aufstehen. — Hasan Bey fährt mit einem T raktoren aufs Feld. E A şağıda boş bırakılan yerlere können fiilinin lıangi şeklinin geleceğini bu­ lunuz. Cevaplar kâğıdına sadece bu bulduğunuz şekli yazınız. 1 — D er Vater J%#.14 -dieses Buch nicht lesen. 2 — Tom und Hans it,«oo<wins Kino kommen. 3 — ikKMJf/deine Mutter Türkisch sprechen? 4 _ Welches Auto HäÜfoSie mir zeigen? 5 — W arum k&ö/^ d er Arzt nicht kommen? 6 — Wem k^nnder Lehrer sein Buch geben? 7 — Wen k« MW das Kinder fragen? 8 — k'^ooftbx f rüh aufstehen? 9 — W er J£«.<?«flîîîich am Sonntag besuchen? 10 — Wie koo^ch Urnen helfen? F A şağıda verilen kelimelerden düzgün bir cümle kurunuz. Cümleleri cevap­ lar kâğıdını F bölümüne yazınız. Ö rnek: Er, können, sprechen, gut, Deutsch, kelimelerinden kurulan düz­ gün bir cümle şu şekilde olur: E r kann gut Deutsch sprechen. 1 — Der Arzt, können, helfen^ nicht, der Mann. 2 — I ch, können, finden, meine Mappe, nicht. 3 — Die Kinder, können, machen, ein Spaziergang, heute. nnrr IM i Hu I I I I II I rI I I I I I I II I I II I I I I I I I I I I I I I II Cotrrsponöentr Institute A LMANCA DERSLER 35 L EHRSTÜCK FÜNFUNDDREISSIG İN-HALİ ve İSİM TAMLAMALARI Türkçe'de «Ali'nin öğretmeni, çiftçinin evi, çocuğun kedisi, doktorun evi» gibi bir ismin başka bir isme ait olduğunu gösteren birleşimlere isim t amlaması denir. Dikkat edilirse, Türkçe'de isim tamlaması ilk ismin sonu­ na (kelimenin son harfine uyarak -nin, -nm, -un, -in, -in gibi şekillere giren) bir -in takısı eklenerek yapılmaktadır. Sona eklenen bu takı yüzünden ismin bulunduğu hale in-hali denir. Şimdi Almanca isimlerin in-halinde nasıl bir değişikliğe uğradıklarını inceleyelim. A rtikeli der olan bir ismin artikeli des [des] şekline konur ve ismin sonuna da -s veya -es takısı eklenir. der Mann adam der Arzt d oktor der Freund a rkadaş der Bruder b irader des Mannes adamın des Arztes d oktorun d es Freundes a rkadaşın des Bruders b iraderin —2— A rtikeli das olan isimlerin artikeli in-halinde gene des şeklini alır ve ismin sonuna da bir -s veya -es eklenir. d as Mädchen, k ız d as Buch k itap d a s H aus ev d as Kind ç ocuk d as A uto o tomobil d es M ädchens k ızın d es B uches k itabm d es Hauses e vin d es K indes ç ocuğun d es A utos o tomobilin Y ukarıdaki örneklerde ismin sonuna bazen -s, bazen de -es eklendiği­ ni gördünüz. Bu -s ve -es takılarından hangisinin kullanılacağı ismin hece s ayısına bakılarak bulunur. İsim tek heceliyse sona -es takısı, iki veya da­ ha çok heceliyse -s takısı eklenir. Örneğin, der Mann;, der Arzt, das Buch, d as Kind isimleri tek heceli oldukları için in-halinde sonlarına -es gelmiş­ tir. Buna karşılık der Bruder, das Mädchen isimleri iki heceli oldukları için s onlarına -s takısı almışlardır. Artikeli die olan bir isim, önündeki die artikeli der şekline getirilerek in-haline sokulur. İsmin sonuna hiçbir takı eklenmez. die Frau kadm die Tür kapı die Lehrerin b ayan öğretmen die Freundin kız arkadaş die Mutter anne der Frau kadının d er Tür kapının d er Lehrerin b ayan öğretmenin der Freundin kız arkadaşın d er Mutter annenin otuzbeşinci ders Çoğul isimler de aynı, artikeli die olan isimler gibi in-haline sokulur. Çoğul isimlerin önünde die artikelinin bulunduğunu biliyoruz. Bu die ar­ tikeli in-halinde der şekline girer ve ismin sonuna hiçbir takı gelmez. die Stühle sandalyeler die Bilder resimler die Männer a damlar die Schülerinnen kız öğrenciler die Soldaten a skerler der Stühle sandalyelerin der Bilder resimlerin d er Männer adamların der Schülerinnen kız öğrencilerin der Soldaten askerlerin Bir isim tamlamasının Türkçesiyle Almancası arasında çok önemli bir fark vardır. Türkçe bir tamlamada ilk yerde bulunan isim bunun Almancasmda ikinci yerde bulunur. Örneğin, «çocuğun şapkası» tamlama­ sının Almancası der Hut des Kindes şeklindedir. Bu kelimesi kelimesine Türkçeye «şapka (sı) çocuğun» şeklin­ de çevrilir. Görülüyor ki Türkçe'de birinci yerde bulunan «çocuğun» keli­ mesi Almanca'da ikinci yerde, Türkçe'de ikinci gelen «şapkası» kelimesiyse Almanca'da birinci yerde bulunmaktadır. d as Buch des Lehrers d as Buch des Kindes d as Buch der Schülerin die Bücher der Freunde öğretmenin kitabı çocuğun kitabı kız öğrencinin kitabı a rkadaşların kitapları Almanca ve Türkçe isim tamlamaları arasındaki diğer bir fark ta Türkçe tamlamada ikinci yerde bulunan ismin sonuna bir -ı veya -i eklen­ mesine karşılık bu ismin Almanca'smm yalm halde bulunmasıdır. Örneğin, «öğretmenin kitabı» derken «kitap» kelimesinin sonuna bir «ı» eklenmekte, bunun Almancası das Buch ise hiç değişmeden aynen, yalm halde kulla­ nılmaktadır: 4— İsim tamlamalarını cümle içind- Î kullanalım. Die Mappe gehört dem Vater. Ç anta babaya aittir. Die Mappe gehört dem Mädchen. Ç anta k\z,a aittir. Die Mappe gehört der Mutter. Ç anta anneye aittir. D as ist die Mappe des Vater». Bu babanın çantasıdır. D as ist die Mappe des Mädchens. B u kızın çantasıdır. D as ist die Mappe der Mutter. Bu annenin çantasıdır. Die Mappen gehören den Lehrern. Das sind die Mappen der Lehrer. Ç antalar öğretmtmlerş aittir. B unlar öğretmenlerin çantalarıdır. D as Hans gehört dem Arzt. E v doktora aittir. D as Auto gehört dem Mann. Otomobil adama aittir. D as Boot gehört dem Fischer, Sandal balıkçıya aittir. Die Bälle gehören den Kindern. Toplar çocuklara aittir. Die Traktoren gehören den B auern. T raktörler çiftçilere aittir. Die Zeitung gehört dem Bruder. Gazete biradere aittir. Die Bleistifte gehören den Schülern. Kalemler öğrencilere aittir. Das Kleid gehört der Frau. Elbise kadına aittir. Die Katze gehört der Schwester. Kedi kızkardeşe aittir. D as ist das Haus des Arztes. Bu doktorun evidir. D as ist das Auto des Mannes» Bu adamın otomobilidir. D as ist das Boot des Fischers. Bu balıkçının sandalıdır. D as sind die Bälle der Kinder. B unlar çocukların toplarıdır. D as sind die Traktoren der Bauern. B unlar çiftçilerin traktörleridir. Das ist die Zeitung des Bruders. Bu biraderin gazetesidir. Das sind die Bleistifte der Schüler. B unlar öğrencilerin kalemleridir. D as ist das Kleid der Frau. Bu kadının elbisesidir. Das ist die Katze der Schwester. Bu kızkardegin kedisidir. —5— Das ist der Freund des Bruders. Das ist der Hut des Vaters. Das ist Hasan Beys Haus. Das ist der Sohn der Lehrerin. Das ist die Schwester der Mutter. Das ist der Garten des Vaters. Das sind die Bilder der Freunde. Das ist das Zimmer des Arztes. Das ist die Blume der Schwester. Das ist der Brief des Sohnes. D as ist der Ball der Klasse. Das ist der Laden des Vaters. Das ist der Hut des Lehrers. Das ist die Tür der Schule. Das sind die Gläser der Mutter. Das sind die Fenster des Hauses. Das sind die Mappen der Tochter. Das ist der Hut des Gastes. Das ist der Bruder des Kindes. Das ist das Wohnzimmer der Familie. Das ist der Lehrer der Kinder. Das ist das Auto der Freunde. Das ist das Radio des Bruders. D as i st das Zimmer der Kinder. Das sind die Gärten der Häuser. Das ist der Bruder des Fischers. Das ist der Stuhl des Lehrers. Das ist die Uhr der Tochter. Das i st das Bild des Kindes. Das sind die Gabeln der Mutter. Das sind die Tore des Gartens. D as ist die Schule der Tochter. Das sind die Blumen des Mädchens. Das ist die Hausaufgabe des Schülers. Das Buch des Schülers ist schön. D as Haus des Arztes ist gross. Das Auto des Vaters fährt schnell. Die Mappe des Kindes ist alt. Die Schule des Sohnes ist gross. Bu biraderin arkadaşıdır. Bu babanın şapkasıdır. Bu Hasan Beyin evidir. Bu öğretmenin oğludur. Bu annenin kızkardeşidir. Bu babanm bahçesidir. B unlar arkadaşların resimleridir. Bu doktorun odasıdır. Bu kızkardeşin çiçeğidir. Bu oğlun mektubudur. Bu sınıf m topudur. Bu babanın dükkânıdır. Bu öğretmenin şapkasıdır. Bu okulun kapısıdır. Bunlar annenin bardaklarıdır. Bunlar evin pencereleridir. Bunlar kız evlâdın çantalarıdır. Bu misafirin şapkasıdır. Bu çocuğun biraderidir. Bu ailenin oturma odasıdır. Bu çocukların öğretmenidir. Bu arkadaşların otomobilidir. Bu biraderin radyosudur. Bu çocukların odasıdır. Bunlar evlerin bahçeleridir. Bu balıkçının biraderidir. Bu öğretmenin sandalyesidir. Bu kız evlâdın saatidir. Bu çocuğun resmidir. Bunlar annenin çatallarıdır. B unlar bahçenin kapılardır. Bu kız evlâdın okuludur. B unlar kızın çiçekleridir. Bu öğrencinin ev ödevidir. Öğrencinin kitabı güzeldir. D oktorun evi büyüktür. Babanın otomobili hızlı gidiyor. Çocuğun çantası eskidir. Oğlun okulu büyüktür. —6— D er Stuhl des Lehrers ist neben d em Tisch. I>er Ball der Klasse ist in dem S chrank. D er Freund des Bruders sitzt n eben dem Vater. D er Sohn der Lehrerin ist fleissig. D ie Schwester der Mutter ist eine L ehrerin. D ie Bilder des Kindes hängen an d er Wand. D ie Blumen des Mädchens sind in d er Vase. D er Laden des Vaters ist neben d er Schule. D as Zimmer der Kinder ist neben d em Wohnzimmer. D ie Äpfel des Kindes sind in dem K orb. D ie Schule des Mädchens ist dort. Ö ğretmenin sandalyesi masanın y anındadır. S ınıfın topu dolaptadır. B iraderin arkadaşı babanın yanın­ da oturuyor. Ö ğretmenin oğlu çalışkandır. A nnenin kızkardeşi bir öğretmendir. Ç ocuğun resimleri duvarda asılı du­ ruyorlar. K ızın çiçekleri vazodadır. B abanın dükkânı okulun yanındadır. Ç ocukların odası oturma odasının ya­ nındadır. Ç ocuğun elmaları sepettedir. K ızın okulu oradadır. Ş imdiye kadar fiilin cümlede genellikle ikinci yerde bulunduğunu gör­ dük. Yukarıdaki örneklerde ise fiil üçüncü yerde bulunmaktadır. Çünkü bu c ümlelerde özne bir isim tamlamasından meydana gelmektedir. Fiili ikinci y ere getirmek için isim tamlamasını meydana getiren iki isim birbirinden a yrılamaz, ikisi de yanyana bulunmalıdır. D ie Suppe des Kindes ist heiss. D as Kleid der Mutter ist rot. Ç ocuğun çorbası sıcaktır. A nnenin elbisesi kırmızıdır. WESSEN « Kimin» anlamına gelen wessen [vessen] soru kelimesinin kullanılışı ç ok basittir. Wessen'den sonra hemen kime ait olduğu sorulan eşya veya ş ahsı gösteren isim gelir. Üçüncü yerde ise bir fiil bulunur. W essen W essen W essen W essen W essen Buch? Buch ist das? Bleistift ist d a s ? Ball ist das? Mappe ist d a s ? K imin kitabı? B u kimin kitabıdır? B u kimin kalemidir? B u kimin topudur? B u kimin çan tasıdır? __ 7 — Wessen Haus ist gross? Kimin evi büyüktür? Wessen Tochter ist eine Schülerin? Kimin kızı bir öğrencidir? Wessen Mutter arbeitet in der Kimin annesi mutfakta çalışıyor? K üche? Bu sorulara içinde isim tamlamaları bulunan cümlelerle cevap vere­ biliriz. Wessen Auto fährt schnell? Kimin otomobili hızlı gidiyor? Wessen Brief liest die Mutter? Anne kimin mektubunu okuyor? D as Auto des Vaters fährt schnell. Babanın otomobili hızlı gidiyor. Die Mutter liest den Brief des Sohnes. Anne oğlun mektubunu okuyor. Die Uhr der Schwester ist klein. Wessen Uhr ist klein? Kızkardeşin saati küçüktür. Kimin saati küçüktür? Wessen Mappe trägt der Schüler? Der Schüler trägt die Mappe des Öğrenci kimin çantasını taşıyor? L ehrers. Öğrenci öğretmenin çantasını taşıyor. Wessen Katze schläft unter dem Die Katze des Mädchens schläft T isch? u nter dem Tisch. Kimin kedisi masanın altında Kızın kedisi masanın altında uyuyor. u yuyor? Wessen Auto steht vor dem Das Auto des Arztes steht vor dem G arten ? G arten. Kimin otomobili bahçenin önünde D oktorun otomobili bahçenin önünde d uruyor ? d uruyor. Wessen Laden ist neben der Der Laden des Mannes ist neben Schule? d er Schule. Kimin dükkânı okulun yanındadır? Adamın dükkânı okulun yanındadır. Was der Deutsche Sagt Wie der Deutsche Spricht b itte A lmanca'da emir cümlelerine ekseriya «lütfen» anlamına gelen bitte kelimesi eklenir. Öffnen Sie die Tür, bitte! Legen Sie das Buch auf den Lütfen kapıyı açınız! Lütfen kitabı masanın üstüne _ 8— Tisch, bitte! Nehmen Sie diese Blumen, bitte! Kommen Sie, bitte! Schliessen Sie die Fenster, bitte! Gehen Sie dorthin, bitte! Schreibt diese Übungen, bitte! Sprecht nicht, bitte! k oyunuz! Lütfen bu çiçekleri alınız! Lütfen geliniz! Lütfen pencereleri kapayınız! Lütfen oraya gidiniz! Lütfen bu çalıştırmaları yazın! Lütfen konuşmayın! Bitte kelimesi cümlenin sonuna geldiği gibi emrin başında da buluna­ bilir, böylece «lütfen» kelimesinin üzerinde daha fazla durulduğu anlatılır. Bitte, Bitte, Bitte, Bitte, kommen Sie! öffnet eure Bücher! lest dieses Lehrstück! fragen Sie! Lütfen Lütfen Lütfen Lütfen bitte sehr «Teşekkür ederim» sözüne karşı kullanılacak «Birşey değil.» sözünün Almanca karşılığı «bitte sehr» | b itte ze:r| şeklindedir. Danke! Danke sehr! Bitte sehr! T eşekkür ederim! Çok teşekkür ederim! Birşey değil! (Rica ederim) Aşağıdaki şemada artikellerin in-halinde nasıl değiştiklerini görüyorsunuz. t ekil der die der Mann die F rau Yalın Hal a dam kadın des Mannes der F rau În-Hali adamın kadının geliniz! kitaplarınızı açın! bu dersi okuyun! sorunuz! 1 1 das d as Buch k itap des Buches kitabin çoğul die die Kinder çocuklar der Kinder çocukların jmnj T mm iT M M I 36 Corresponöenff Institute ALMANCA DERSLER LEHRSTÜCK SECHSUNDDREISSIG ffl^cn Öğrenilecek kelimeler das Abendessen»a kşam yemeği brechen [ brehen] | a bendessen] dabei [ dabay] berühmt [ berü:mt] meşhur das Bett,en [ bet] yatak einige [ aynige] kırmak bu arada, yanında birkaç _ 2— zu Bett gehen: [ tsu bet geren] bitte sehr [ bitte ze:r] das Essen,- [essen] das Fleisch [flayş] das Frühstück,e [ frü:ştük] das Gemuse,n [gemü :ze] y atmak, ya: ğ a gitmek birşey değil yemek et k ahvaltı sebze sevmek [gern ha:ben] der Hahn,..e [ ha:n] der Löffel,- [löffel] die Magd,..e [magd] nach [ nah] reinigen [ raynigen] die Schublade,n [ şubla:de] waschen [vagen] wessen [vessen] musluk kaşık hizmetçi . ..den sonra temizlemek çekmece y ıkamak kimin AÇIKLAMALAR n ach «.. .den sonra» anlamına gelen bu kelime de aynı mit gibi kullanılır. Ör­ neğin, «yemekten sonra» derken «sonra», «yemek» kelimesinin arkasında bulunmasına rağmen Almanca'da önünde bulunur, yani durum Türkçe'nin t am tersidir. Nach'dan sonra gelen isim mutlaka e-halinde bulunmalıdır. nach nach nach nach der Schule dem Abendessen dem Kino dem Spaziergang okuldan sonra a kşam yemeğinden sonra s inemadan sonra gezintiden sonra Görüldüğü gibi nach'dan sonra gelen die Schule, das Abendessen, das Kino, der Spaziergang isimleri e-halinde bulunmaktadır. Nach der Schule besuche ich Okuldan sonra babamı ziyaret meinen Vater. ediyorum. Ich gehe nach dem Abendessen zu A kşam yemeğinden sonra yatıyorum. Bett, Wir schreiben unsere Übungen Sinemadan sonra çalıştırmalarımızı n ach dem Kino. yazıyoruz. Die Kinder schlafen nach dem Çocuklar gezintiden sonra uyuyorlar. Spaziergang. einige «Birkaç» anlamına gelen bu kelime çoğul bir isimle birlikte kullanılır. B irkaç tane olduğunu belirttiğimiz isim einige kelimesinden sonra yer alır. die Kinder einige Kinder çocuklar b irkaç çocuk otuzaltmcı ders —3— die Betten einige Betten die Gabeln einige Gabeln die Autos einige Autos y ataklar birkaç yatak ç atallar b irkaç çatal otomobiller b irkaç otomobil T ürkçe'de «birkaç» kelimesinden sonra gelen isim tekil halde bulun­ masına karşılık Alma mein . Vater .. steht vor Garten. 5 — Einige Schüler hab keine Bücher. 6 — Der Laden mein ... Vater ... ist neben der Schule. 7 — Der Sohn unser ^Lehrerin .. ist fleissig. 8 — Ali ist der Sohn ein . Fischer . 9 — Der Garten ihr .. Haus . v i st gross. İ0 — Die Tocher Arztes ist eine fleissige Schülerin. B A L istesi B Listesi 1 — Die Mappe deines Vaters ^ A — Biraderinin arkadaşlarını taist dort. m yor musun ? 2 — D as ist die Katze meiner B — Kadının çiçeği vazodadır. S chwester. ^"C — Bu kızkardeşimin kedisidir. 3 — Mehmet ist der Sohn eines iXD — Arkadaşın babası yaşlıdır. Lehrers. ' c£ E — Babanın çantası oradadır. 4 — D as ist die Schule der F — Arkadaşlarımın otomobili hızlı T ochter. gidiyor. 5 — D as Auto meines Freundes ^ G — Kadının çiçekleri vazodadır. f ährt schnell. •• H — Mehmet bir öğretmenin oğ6 — Die Blumen der Frau sind ludur. in der Vase. (7 I — Evimizin kapısı arkadadır. 7 — Die Tür unseres Hauses ist X J — A rkadaşımın otomobili hızlı h inten. gidiyor. 8 — Der Laden eures Bruders 0{K — Bu kız evlâdın okuludur. i st neben der Schule. h{ L — Biraderinizin dükkânı okulun 9 — Der Vater des Freundes ist yanındadır. a lt. 10 — Kennst du die Freunde deines Bruders? C A L istesi B Listesi 1 — Ayşe bir balıkçının kızıdır. jC A — D as ist das Wohnzimmer der 2 — Bu, ailenin oturma odasıdır. Familie. 3 — Kimin babası bir doktordur? B — Die Fenster des Hauses sind 4 — Evin penceresi küçüktür. klein. 5 — A rkadaşımın babasını tanımî^,Ç — Der Ball meines Freundes y orum. ist gelb. 6 — Kimin sandalyesi masanın cK,D — Der Sohn seines Bruders ist y anındadır? ein Arzt. 7 — A rkadaşımın topu sarıdır. c/~E — Das Fenster des Hauses ist 8 — O, babasının gazetesini okuklein. yor. / F — Ich kenne den Vater meines Freundes. G — Wessen Vater ist ein Arzt? ' H — Ich kenne den Vater meines F reundes nicht. İ — E r liest die Zeitung seines V aters. » J — Ayşe ist die Tochter eines F ischers. V K — Wessen Stuhl ist neben dem T isch? Q "\ L — Ist die Uhr deiner Tochter s chön? D Aşağıdaki cümlelerin altındaki dört şıktan hangisinin o cümlenin tama­ men çoğula çevrilmiş şekli olduğunu bulunuz. 1 — Der Hut des Lehrers steht auf dem Tisch. a — Die Hüte der Lehrer stehen auf den Tischen. Die Hüte des L ehrers sind auf den Tischen, c — Der Hut der Lehrer ist auf den Tischen. j *d — Hiçbiri 2 — D as Auto meines Vaters steht vor dem Garten. a — Die Autos meines Vaters stehen vor den Gärten, b — Die Autos mei­ ner Väter stehen vor dem Garten. <?>— Die Autos meiner Väter stehen vor den Gärten, d — Hiçbiri. 3 — Der Schüler trägt die Mappe des Lehrers. J a — Die Schüler tragen die Mappen des Lehrers, b — Die Schüler tragen die Mappen der Lehrer, c — Die Schüler tragen die Mappe der Lehrer. d — Hiçbiri. 4 — Die Schwester des Vaters ist eine Lehrerin. t a — Die Schwestern der Väter sind eine Lehrerin, b — Die Schwester der V äter ist eine Lehrerin, c — Die Schwester der Väter ist Lehrerinnen. ^~d — Die Schwestern der Väter sind Lehrerinnen. 5 — I st das Buch deines Freundes in der Mappe? ^ a — Sind die Bücher deiner Freunde in der Mappe? h — Sind die Bücher deiner Freunde in den Mappen? c — Sind das Buch deiner Freunde in den Mappen? d — Hiçbiri. T est 17'nin yapılmış şekli A . 1 — du 2 — die 3 — die 4 — das 5 — en 6 — en 7 — er, sie, es (ihr) 8 — i hr 9 — du 10 — kann B . 1 - F 2 - B 3 — H 4 — L 5 — M 6 — C 7 — G 8 — 1 9 — K10 — E C. 1 — M2 — A 3 — E 4 — İ 5 — H 6 — L 7 - B 8 - F 9 — R I O — G E . 1 — kann 2 — können 3 — kann 4 — können 5 — kann 6 — kann 7 — können 8 — könnt 9 — kann 10 — kann F . 1 — Her Arzt kann dem Mann nicht helfen. 2 — I ch kann meine Mappe nicht finden. 3 — Die Kinder können heute einen Spaziergang machen. ıradet min oğlu bir dokt ordur. 10 — Kızının saati güzel midir 7 m mi I M $ M İTfl ı 37 Corresponöenre I nstitute ALMANCA DERSLER. LEHRSTÜCK S IEBENUNDDREISSIG İ şaret sıfatlarının in-hali Bu dersimizde de işaret sıfatlarının, yani dieser, diese, dieses ve jener, j ene, j enes'in ne şekilde in-haline sokulacağını öğreneceğiz. Dieser ve jener in-halinde tıpkı der'in des halini alması gibi dieses ve j enes şekline girer, bunlardan sonra gelen isim sonuna bir -s veya -es eki alır. dieser Garten bu bahçe dieser Baum bu ağaç dieser Hügel bu tepe dieser Freund bu arkadaş j ener Schüler şu ogrencı j ener Tisch şu masa j ener Hund şu köpek j ener Arat şu doktor dieses Gartens bu bahçenin dieses Baumes bu ağacın dieses Hügels bu tepenin dieses Freundes bu arkadasın jenes Schülers şu öğrencinin j enes Tisches şu masanın j enes Hundes şu köpeğin j enes Arztes su doktorun —2— Diese ve jene ise in-halinde aynı die artikelinin der oluşu gibi sonları­ na bir -r takısı alırlar. Bunlardan sonra gelen isim aynı kalır, yani sonuna bir ek almaz. Artikeli die olan isimler de -in halinde sonlarına ek almazlar. diese Klasse bu sınıf diese Freundin bu kız arkadaş diese Schule bu okul diese Uhr bu saat j ene Frau şu kadın j ene Yase şu vazo jene Lampe şu lâmba j ene Katze su kedi dieser Klasse bu sınıfın dieser Freundin bu kız arkadaşın dieser Schule bu okulun dieser Uhr bu saatin j ener Frau şu kadının j ener Vase şu vazonun j ener Lampe şu lâmbanın j ener Katze şu kedinin Dieses ve jenes in-halinde değişmez aynı kaiırlar, yalnız bunlardan s onra gelen isim sonuna bir -s veya -es eki alır. dieses Kino bu sinema dieses Kind bu çocuk dieses Gesicht bu yüz dieses Kleid bu elbise dieses Kinos t u sinemanın dieses Kindes bu çocuğun dieses Gesichts bu yüzün dieses Kleides bu elbisenin otuzyedinci ders —3 j enes Bein şu bacak j enes Buch şu kitap j enes Auto şu otomobil j enes Zimmer şu oda j enes Beines şu bacağın j enes Buches ş u kitabın j enes Autos şu otomobilin j enes Zimmers şu odanın i şaret sıfatları çoğul isimlerin önünde diese ve jene şeklinde bulunur­ lar, tn-halinde bunların sonuna bir -r eklenerek dieser ve jener şekline ge­ tirilir. İsmin sonuna birşey eklenmez, isim aynı kalır. diese Häuser bu evler diese Blumen bu çiçekler diese Stühle bu sandalyeler diese Männer bu adamlar j ene Bleistifte şu kalemler j ene Gläser şu bardaklar j ene Schränke şu dolaplar j ene Sofas şu kanapeler dieser Häuser bu evlerin dieser Blumen bu çiçeklerin dieser Stühle bu sandalyelerin dieser Männer bu adamların j ener Bleistifte şu kalemlerin j ener Gläser şu bardakların j ener Schränke şu dolapların j ener Sofas şu kanapelerin _ 4— Özel durum gösteren isimler ve in-hali Yirmibirinci derste, artikeli der olan ve çoğulda sonlarına -ıı veya -en eklenen isimlerin i- ve e-hallerinde özel bir durum gösterdiklerini belirt­ miş ve bu konuyu örneklerle incelemiştik. Böyle öze! bir durum gösteren isimlerin in-halleri de değişik bir şekilde yapılır. Bu çeşit isimlerin artikelleri der olduğuna göre in-halinde bu artikelin des şekline konup ismin s onuna da bir -s veya -es eklenmesi gerekirdi, ama özel bir durum göster­ dikleri için sadece artikelleri des şekline konur, sonlarına -s veya -es ek­ lenmez. Buna karşılık ismin sonuna çoğulda aldığı takı, yani -n veya -ein gelir. Şimdiye kadar özel durum gösteren şu isimleri öğrendik: der Jıınge,n der SoIdat,en - der Bauer,n - der Herr,en - der Deutsche.n. d er Junge çocuk der Soldat a sker d er Bauer çiftçi d er Herr bey d er Deutsche Alman des Jungen çocuğun d es Soldaten a skerin d es Bauern çiftçinin d es Herrn beyin des Deutsehen Almanın Örneğin, der Junge, artikeli der olduğu ve çoğulda sonuna -n eki al­ dığına göre özel durum gösteren bir isimdir. Normal kurala göre bu ismin d es Junges şeklinde in-haline sokulması gerekirdi. Ama özel bir durum g österdiği için sonuna -s eklenmez, buna karşılık çoğulda aldığı takı, yani -n eklenir. Bunlardan der Soldat da özel durum gösteren bir isim olduğun­ dan in-halinde artikeli des şekline konur ve sonuna da çoğulda aldığı ta­ kı, yani -en eklenir. Önlerine mülkiyet sıfatları veya işaret sıfatları gelmiş özel durum gös­ teren isimler in-haline konurken önlerindeki bu mülkiyet sıfatları veya —5— i şaret sıfatları normal kurala göre değişirler, ismin sonuna ise -s veya -es değil de, çoğulda aldığı takı, yani -n veya -en eklenir. mein Junge çocuğum dein Soldat a skerin sein Bauer çiftçisi u nser Herr beyimiz dieser Deutsche bu Alman j ener Junge şu çocuk meines Jungen çocuğumun deines Soldaten askerinin seines Bauern çiftçisinin u nseres Herrn beyimizin dieses Deutschen bu Almanın j enes Jungen şu çocuğun Bu özel bir durum gösteren isimlerin çoğulları ise normal kurala göre in-haline sokulur. Yani sadece artikelleri der yapılır. die Jungen çocuklar die Soldaten a skerler die Bauern çiftçiler die Herren beyler die Deutschen A lmanlar d er Jungen çocukların d er Soldaten a skerlerin d er Bauern çiftçilerin d er Herren beylerin d er Deutschen Almanların Artikeli der olan ve çoğulda sonlarına -n veya -en alan isimlerin büyük bir kısmı i-, e- ve in-hallerinde özel bir durum gösterirler. Kelimeleri öğre­ nirken böyle isimleri işaretlemeniz ve bunlara özellikle dikkat etmemz g erekir. _ 6— Bu öğrendiklerimizle isim tamlamaları yapalım ve bunları cümle ve sorularda kullanalım. Der Vater dieses Jungen arbeitet in unserem Laden. Die Pferde jenes Bauern laufen schnell. Öffnest du die Fenster jenes Zimmers? I>er Stuhl jenes Kindes steht vor dem Schrank. Die Tochter dieser Frau ist meine Schülerin. Die Autos dieser Männer stehen in dem Garten. Die Schüler legen ihre Bleistifte in die Mappen; die Bleistifte jener Schüler sind in den Mappen. Hasan Bey kennt den Vater dieses Mädchens. Die Frau jenes Deutschen ist eine Deutschlehrerin. Die Katze dieser Frau schläft unter dem Stuhl. Die Tür dieser Schule ist hinten. Bu çocuğun babası dükkânımızda çalışıyor. Şu çiftçinin atları hızlı koşuyorlar. Şu odanın pencerelerini açıyor musun? Şu çocuğun sandalyesi dolabın önünde duruyor. Bu kadının kızı benim öğrencimdir. Bu adamların otomobilleri bahçede d uruyorlar. Öğrenciler kalemlerini çantalara k oyuyorlar; şu öğrencilerin kalemleri ç antalaı dadır. H asan Bey bu kızın babasını tanıyor. Şu Almanın kansı bir Almanca öğretmenidir. Bu kadının kedisi sandalyenin al­ tında uyuyor. Bu okulun kapısı arkadadır. Wir sehen die Boote jener Fischer. Şu balıkçıların sandallarını görüyoruz. Der Lehrer kennt die Mütter dieser Kinder nicht. Der Sohn jenes Mannes ist ein fleissiger Schüler. Das Buch jener Schülerin liegt auf dem Tisch. Öğretmen bu çocukların annelerini t anımıyor. Şu adamın oğlu çalışkan bir öğren­ cidir. Şu öğrencinin kitabı masanın üstün­ de duruyor. _7 — Die Lehrerin jener Kinder steht vor der Schule. Der Bruder dieser Frau ist ein A rzt. Der Laden dieses Fischers ist neben dem Kino. Die Zigaretten meines Vaters liegen auf dem Tisch. D as Zimmer jenes Freundes hat zwei Fenster. Die Gärten dieser Häuser sind klein. Die Türen jener Klassen sind n icht offen. Die Uhr dieses Mannes geht nach. Die Betten jener Kinder sind in dem Schlafzimmer. Şu çocukların öğretmeni okulun önünde duruyor. Bu kadının erkek kardeşi bir d oktordur. Bu balıkçının dükkânı sinemanın y anındadır. Babamın sigaraları masanın üstünds b ulunuyorlar. Şu arkadaşın odasının iki penceresi v ar. Bu evlerin bahçeleri küçüktür. Şu sınıfların kapıları açık değildir. Bu adamın saati geri kalıyor. Şu çocukların yatakları yatak odasmdadır. Was der Deutsche Sagt Wie der Deutsche Spricht Almancada «Nasılsmız ? Anneniz nasıl ? Babanız nasıl ? Nasılsın ? K ar­ deşlerin nasıl?» gibi hatır sormak için şu kalıbı kullanabiliriz: Wie geht es ? B urada boş bırakılan yere hatırını sorduğumuz şahsı gösteren ismin veya şahıs zamirinin e-haline konmuş şeklini getirmelisiniz. Wie geht es Ihnen? Wie geht es dir? Wie geht es euch? Wie geht es ihm? Wie geht es ihr? Nasılsınız? (tekil - bir kişiye soru­ luyor) Nasılsın ? Nasılsınız? (çoğul - çok kişiye soru­ luyor) O n asıl? O n asıl? —8— Örneğin, «Nasılsınız?» derken «siz» diye hitap ettiğimiz birisinin ha­ tırını sorduğumuz belli oluyor. Bu «siz» kelimesinin karşılığı «Sie» oldu­ ğuna göre boş bırakılan yere «Sie»nin e-hali, yani Ihnen getirilmiştir. «Na­ sılsın?» derken «sen» diye hitap ettiğimiz birisine hatır sorduğumuz belli olur. Onun için boş bırakılan yere «sen» anlamına gelen du'nun e-hali, ya­ ni dir getirilmiştir. H atırını sorduğumuz şahsı bir şahıs zamiri değil de bir isim gösteri­ yorsa boş bırakılan yere bu ismin e-haline konmuş şekli getirilir. Wie Wie Wie Wie Wie Wie Wie Wie Wie geht geht geht geht geht geht geht geht geht es deinem Vater? es deiner Mutter? es seinem Bruder? es euren Söhnen? es Ihrer Schwester? es dem Schüler? es der Frau? es dem Bauern? es den Fischern? B aban nasıl ? Annen nasıl? E rkek kardeşi nasıl? Oğullarınız nasıl? Kız kardeşiniz nasıl? Öğrenci nasıl? Kadın nasıl? Çiftçi nasıl? Balıkçılar nasıl ? «Baban nasıl?» derken Almancada «baban» kelimesinin karşılığı olan dein Vater kelimesi e-haline sokularak, yani deinem Vater şeklinde kalıp­ taki boş yere konulmaktadır. Bu soruya cevap vermek için de şu kalıbı kullanabiliriz: E s geht gut. (nicht gut, schlecht) Bu kalıpta da boş bırakılan yerde daima e-halinde bir isim bulunur. E s geht mir gut. E s geht ihm nicht gut. E s geht uns schlecht. E s geht meinen Söhnen gut. E s geht meinem Vater nicht gut. D anke, es geht nur gut. D anke es geht uns gut. İyiyim. O iyi değil. Kötüyüz. (Sağlığımız, durumumuz k ötü) Oğullarım iyidir. Babam iyi değildir. T eşekkür ederim, iyiyim. T eşekkür ederiz, iyiyiz. I Corresponöencr Institute 1 • 11111111111111111111111111111111111111J IM m ml iTîlrf ALMANCA DERSLERİ 38 L EHRSTÜCK ACHTUNDDREISSIG Öğrenilecek kelimeler d er Arbeiter,1arbayter] die Baumwolle [baumvolle] faul ffaul] işçi p amuk tembel gewinnen Lgevin'pen] kazanmak d er Helfer,- [helfer] yardımcı herein [herayn] içeri die Hütte,n Lhütte] kulübe kaufen [kaufen] satın almak _ 2— die Modenızeits chrift,en [ m o: d entsaytşrif t ] müde [mü:de] d er Schuh,e [şu:] schuldig [şuldih] moda mecmuası yorgun ayakkabı borçlu, suçlu d er Tee,s [te:] t un [tu:n] ziemlich [tsi:mlih] z urückkehren (*) [ tsurükke:ren] çay y apmak oldukça (geri) dönmek A ÇIKLAMAlJİR şimdiki zaman ve geniş zaman Şimdiki zaman bir işin şimdi, o esnada yapıldığını gösterir. Bir kitap okuyorum. Babası bir mektup yazıyor. Öğrenci derslerini çalışıyor. Gezmeye gidiyoruz. Geniş zaman ise her zaman tekrarlanan alışılagelmiş bir işi belirtir. S abahları erken kalkarım, (her sabah) H afta sonları sinemaya giderim, (her hafta sonu) P atates severim, (her zaman) Çocuklar çok top oynarlar, (genellikle bütün çocuklar) E kseriya bu işin hep tekrarlandığı «sabahları, akşamları, her zaman gibi bir kelimeyle de belirtilir. Almancada şimdiye kadar fiillerin şimdiki zamandaki şekillerini rendik. Geniş zaman da bu şimdiki zaman şeklindeki fiillerle belirtilir. ni Almancada, Türkçede olduğu gibi şimdiki zaman ve geniş zaman iki ayrı şekil yoktur, her ikisi de şimdiye kadar öğrendiğimiz şekille latılır. öğ­ Ya­ için an­ Almanca bir cümlede şimdiki zamanda bulunan bir fiili Türkçeye şim­ diki zamanda mı veya geniş zamanda mı çevireceğimizi cümlenin anlamın­ dan yahut parçanın, paragrafın anlam bütünlüğünden sezeriz. Türkçede k ulağa hangi şekil hoş geliyorsa o tercih edilmelidir. Ama cümle içinde fiilin mutlaka geniş zamanda Türkçeye çevrilmesini gerektiren kelimeler v arsaMutter kann keine Suppe kochen. Viele Bauern haben Traktoren. Viele Männer rauchen. Annem çorba pişiremez. Birçok çiftçinin traktörleri var. Birçok adam sigara içiyor. E inige Schüler besuchen dem Lehrer. Birkaç öğrenci öğretmeni ziyaret ediyor. W arum können die Kinder nicht im Garten spielen? Çocuklar niçin bahçede oynayamaz­ lar? — 8— A şağıdaki şemalarda artikellerin, mülkiyet ve işaret sıfatlarının in-halinde nasıl değiştiklerini görüyorsunuz. a. der, die, das t 1d er Mannekil a dam d es Mannes a damın j d ie F r a u k adın d er F r a u k adının d a s Buch k itap d es Buches k itabin ç oğul d ie Kinder ç ocuklar d er Kinder ç ocukların Y alın H al Î n-Hali b. ein, eine e in Mann Y alın H al b ir adam Î n-Hali c. e ines Mannes b ir adamın 1 t ekil e ine F r a u b ir kadın e iner F r a u b ir kadının e in Buch b ir kitap e ines Buches b ir kitabın ç oğul B ücher k itaplar — | mülkiyet sıfatları | t ekil m eine F r a u d eine F r a u s eine F r a u m eines Mannes m einer F r a u d eines Mannes d einer F r a u i hres Mannes s einer F*rau m ein Buch d ein Buch s ein Buch m eines Buches d eines Buches s eines Buches | ç oğul m eine Kinder d eine Kinder s eine Kinder m einer Kinder d einer Kindler s einer Kinder m ein Manın Y alın H al d ein Mann i hr Mann İ n-Hali Y ukarıdaki şemada mülkiyet sıfatlarının ilk üçü gösterilmiştir. Diğer­ leri de in-halinde aynı takıları alırlar, d. işaret sıfatları t ekil d ieser Mann Y alın H al b u adam d ieses Mannes Î n-Hali b u adamın t ekil j ener Mann Y alın H al ş u adam j enes Mannes Î n-Hali ş u adamın j | d iese F r a u I b u kadın J d ieser Frau] b u kadının | d ieses Buch b u k itap dieses Buches b u k itabın çoğul d iese Kinder b u çocuklar d ieser Kinder b u çocukların ç oğul j ene Kinder ş u çocuklar j ener Kinder ş u çocukların j ene F r a u ş u kadm j ener F r a u ş u kadının j enes Buch ş u kitap j enes Buches ş u kitabın Almanca ders: 38 TEST 19 A Boş bırakılan yerleri doldurunuz. 1 — Er öffnet Brief sein . Mutter. 2 — Der Schüler legt den Blei­ stift in , . Mappe sein . Freund > . . 3 — Das Kind spielt nach Essen mit sein ., Schwester. 4 — Die Schüler gehen mit ihr Lehrer Kino. 5 — J?enster dies ,. Haus . ,. sind sehr klein. 6 — Einig .. Schüler .; faul. 7 — Die Arbeiter fahren mit Traktor auf FeM. 8 — Dies . . Kind kann gut Deutsch sprechen, y — Der Hund .. die Katze spiel . ,. auf dem Sofa. 10 — Kann er . i acht Uhr aussieh. , ? B 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 B Listesi Bu kadının oğlu öğrencimdir. B aban nasıl? T eşekkür ederim, iyiyim. Şu evin pencereleri kapalı mı­ dır? Sind die Fenster jenes , XE — Şu kızın kedisi sandalyenin üs­ tünde oturuyor. Hauses geschlossen? Ö ğretmen bu çocuğun babasını Der Sohn des Bauern F— t anımıyor. arbeitet auf dem Feld. Danke, es geht mir gut. -4 G — Babanız nasıl? Der Sohn jenes Deutschen r<jEL Şu Almanın oğlu iyi Türkçe konuşabilir. kann gut Türkisch sprechen. Çiftçinin oğlu tarlada çalışı­ Nach der Schule gehe ich "' İ > yor. mit meinem Freund ins Kino. Öğrenci bu mektubu okuyabilir Die Katze jenes Mädchens , A j mi? sitzt auf dem Stuhl. Ö ğretmen bu çocukların baba­ Der Sohn dieser Frau ist / y K larını tanımıyor. mein Schüler. Okuldan sonra arkadaşımla si­ ,9^L nemaya gidiyorum. A L istesi K ann der Schüler diesen ' ^yA B rief lesen? B D er Lehrer kennt die V ä t e ^ C d ieser Kinder nicht. <•< D W ie geht es Direni Vater? A Listesi 1 — Anneniz nasıl? *K. 2 — B irkaç öğrenci arkadaşlarıy B Listesi Die Uhr meines Vaters geht vor. 6— 7— 8— 9— 10 — \ a bir gezinti yapıyorlar. Birçok adam sigara içiyor. ^ C Bu kadının oğlu burada *sî> bekliyebilir mi? * Bu çocuğun babası bir dok-,?cE t ordur. XF E rkek kardeşi nasıl? T eşekkür ederiz, iyiyiz. Babamın saati geri kalıyor^ Babamın saati ileri gidiyor£><-H î şçiler ağacın altında u yuyorlar. (*\ J DO W ie geht «s Vhxea Bartidera* Wie geht es Ihrer Mutter? Die Arbeiter schlafen unter d em Baum. D anke, es geht uns gut. Die Uhr meines Vaters geht n ach. D er Vater jenes Kindes ist ein Arzt. E inige Schüler machen mit i hren Freunden einen S paziergang. Wie geht es seinem Bruder? K ann der Sohn dieser Frau h ier warten? Der Vater dieses Kindes ist ein Arzt. Viele Männer rauchen Z igaretten. A şağıdaki isim tamlamalarında boş bırakılan yerleri doldurunuz. Ce­ naplar kâğıdına sadece boş bırakılan yerlere koyduğunuz ekleri yazınız. L — dfer Hut dies e.5.. Lehrer J5 ... 2 — das Kleid mein e . r . Mutter Jk î — d as Auto jen e i . D e u t s c h s f) 4 — die Kinder dies .e. C. F rauen > — d er Apfel jen e > . Junge n.. . 6 — der Freund sein .€~>. Sohn^r 1 — die Klasse jen e. J. Schüler 3 . . . . 8 — d ie Vase dein *£. {^Tochter M ) — d ie Balte ihr e,.f. K inder j # . .10 — die Mappe Ihr £*.<£* L ehrerin * > * T est 18'in yapılmış şekli 1 — s 2 — dem 3 — em, ins 4 — es, s, dem 5 — en 6 — es, s 7 — er 8 — e s, s 9 — es, es 10 — des B. 1 — E 2 - C 3 — H 4 — R 5 - J 6 — G l - 1 8 — L 9 — D10 — A D. 1 — J 2 — A 3 — G 4 — E 5 — H 6 — K 7 — C 8 — t 9 — D10 — L ». l _ a 0 — c 3 — b 4 — d 5 — b \.. 1 wn I . JllUll I yM 39 'orifsponömrr Jnstitım ALMANCA DERSLERİ L E H R S T Ü C K NEUNUNDDREISSIG WOLLEN Türkçe'de «Bugün sinemaya gitmek istiyorum. - Annem size gelmek i stiyor. - Biraz gezmek istiyoruz.» gibi cümlelerde gördüğümüz «istemek» fiili Almanca'da wollen [vollen] ile karşılanır. Wollen cümle içinde aynı können gibi kullanılır. Örneğin, «gitmek istiyorum, gitmek istiyorsun, gitmek istiyor,...» derken «gitmek» fiilinin hiç değişmediğini, buna karşılık «istemek» fiili­ nin şahıslara göre çekimlendiğini görüyoruz. Almanca'da da wollen y ar­ dımcı fiili aynı şekilde şahıslara göre çekimlenir. Yalnız özel bir durum gös­ terdiği için çekimlenmesin! iyi öğrenmek gerekir. wollen ich du er sie es wir ihr sie Sie will willst will will will wollen wollt wollen wollen Können ile yapılan cümlelerde genellikle baştan ikinci yerde können'in özneye göre çekimlenmiş şeklinin bulunduğunu ve yapmaya muktedir ol- _ 2— d uğumuz işi gösteren fiilin de cümlenin en sonunda yer aldığını öğrenmiş­ tiniz. Wollen yardımcı fiilini de cümle içinde aynı şekilde kullanırız. WoIlen'in cümlenin öznesine göre çekimlenmiş şekli ikinci yere, yapmak istedi­ ğimiz şeyi gösteren fiil değişmeden mastar halinde en sona konur. lesen Ich lese. Ich will lesen. J>u willst lesen. E r will lesen. Sie will lesen. E s will lesen. Wir wollen lesen. Ihr wollt lesen. Sie wollen lesen. Sie wollen lesen. singen Ich will singen. Du willst singen. E r will singen. Sie will singen. E s will singen. Wir wollen singen. Ihr wollt singen. Sie wollen singen. Sie wollen singen. o kumak Okuyorum. Okumak istiyorum. Okumak istiyorsun. Okumak istiyor. O kumak istiyor. Okumak istiyor. Okumak istiyoruz. O kumak istiyorsunuz. O kumak istiyorlar. O kumak istiyorsunuz. ş arkı söylemek Ş arkı söylemek Ş arkı söylemek Ş arkı söylemek Ş arkı söylemek Ş arkı söylemek Ş arkı söylemek Ş arkı söylemek Ş arkı söylemek Ş arkı söylemek i stiyorum, i stiyorsun, i stiyor, istiyor, istiyor, istiyoruz, i stiyorsunuz, i stiyorlar, i stiyorsunuz. Şimdi wollen ile daha uzun cümleler yapalım. Ich will heute abend ins Kino gehen. Du willst mir nicht helfen. Er will seine Hausaufgaben nicht schreiben. Sie will die Fenster des Zimmers schliessen. E s will jetzt schlafen. Wir wollen nach der Schule mit unserem Lehrer sprechen. Ihr wollt keine Bücher lesen. Sie wollen heute ihre Freunde besuchen. Bu akşam sinemaya gitmek istiyorum. B ana yardım etmek istemiyorsun. E v ödevlerini yazmak istemiyor. Odanın pencerelerini kapamak is­ tiyor. Şimdi uyumak istiyor. Okuldan sonra öğretmenimizle ko­ nuşmak istiyoruz. K itap (lar) okumak istemiyorsunuz. B ugün arkadaşlarım ziyaret etmek i stiyorlar. otuzdokuzuncu ders —3— Sie wollen um fünf Uhr kommen. Saat beşte gelmek istiyorsunuz. Görüldüğü gibi wollen ile cümle kuruluşu kolaydır. Cümlede ikinci ye­ re wollen'in çekimlenmiş şeklini, en sona da asıl fiili mastar halinde getir­ mek yeter. Cümlenin öznesi şahıs zamiri değil de bir tekil isimse, öbür fiillerde olduğu gibi cümlede ikinci yere wollen'in er, sie, es ile kullanılan şekli, yani will gelir. Özne çoğul ise wollen olduğu gibi, hiç değişmeden kullanılır. Her iki halde de esas fiil, yani yapmak istediğimiz işi gösteren fiil gene en son­ da yer alır . Der Schüler will den Lehrer etwas fragen. Mein Vater will mir eine neue Mappe kaufen. Die Kinder wollen nicht mehr a rbeiten, denn sie sind sehr müde. Die Mutter will die Lampe über den Tisch hängen. A hmet und Zeynep wollen nach dem Frühstück einen Spaziergang m achen. Die Schwester wiU die Vase neben d as Radio stellen. Der Mann will mit dem Arzt s prechen. Der Junge will dem Freund sein Zimmer zeigen. U nser Bruder will um neun Uhr a bfahren. Die Schüler wollen nach Hause gehen. Die Mädchen wollen im Garten spielen. Die Mutter will heute Fleisch kochen. Sein Vater will nicht mehr rauchen. Der Mann will seinem Sohn einen Brief schreiben. Diese Deutschen wollen hier bleiben. Öğrenci öğretmene birşey sormak istiyor. Babam bana yeni bir çanta satın almak istiyor. Çocuklar artık çalışmak istemiyorlar, çünkü onlar çok yorgundur. Anne lâmbayı masanın üzerine asmak istiyor. Ahmet ve Zeynep kahvaltıdan sonra bir gezinti yapmak istiyorlar. Kızkardeş vazoyu radyonun yamna koymak istiyor. Adam doktorla konuşmak istiyor. Çocuk arkadaşa odasını göstermek i stiyor. E rkek kardeşimiz saat dokuzda ha­ reket etmek istiyor. Öğrenciler eve gitmek istiyorlar. Kızlar bahçede oynamak istiyorlar. Anne bugün et pişirmek istiyor. Babası artık sigara içmek istemiyor. Adam oğluna bir mektup yazmak i stiyor. Bu Almanlar burada kalmak isti­ yorlar. —• 4 — Ali will vor dem Bahnhof warten. Ali istasyonun önünde beklemek i stiyor. soru Cümleyi soru haline koymak için fiili başa getirmek gerektiğini daha önce öğrenmiştiniz. Wollen'i de cümlenin başına getirirsek soru cümlesi yapılmış olur. Ich will gehen. Will ich gehen? Gitmek istiyorum. (Gitmek istiyor muyum?) Gideyim m i? Willst «hi gehen? Gitmek istiyor musun? Will er gehen? Gitmek istiyor mu ? Will sie gehen? Gitmek istiyor mu? Will es gehen? Gitmek istiyor mu? Wollen wir gehen? (Gitmek istiyor muyuz?) Gidelim m i? Gitmek istiyor musunuz? Wollt ihr gehen? Gitmek istiyorlar mı? Wollen sie gehen? Gitmek istiyor musunuz? Wollen Sie gehen? E vde kalmak istiyor musun? Willst du zu Hause bleiben? Wollt ihr mir eure Bücher geben? B ana kitaplarınızı vermek istiyor musunuz ? kommen? A rkadaşlar bu akşam gelmek istiyor­ Wollen die Freunde heute abend lar mı? kommen? A hmet bizimle sinemaya gelmek isti­ Will Ahmet mit uns ins Kino yor mu? kommen? Kızlar annelerine yardım etmek isti­ Wollen die Töcher ihrer Mutter yorlar mı? helfen? Kahve içmek istiyor musunuz? Wollen sie Kaffee trinken? Çiftçi çalışmak istiyor mu? Will der Bauer arbeiten? Wollen die Bauern Kartoffeln säen? Çiftçiler patates ekmek istiyorlar m ı? Çocuklar topla oynamak istiyorlar Wollen die Jungen mit dem Ball spielen? m ı? MÜSSEN T ürkçe'de «Bu işi bugün bitirmeye mecburuz. - Bu çalıştırmaları yap­ maya mecburum. - Küçük çocuk babasının sözünü dinlemeye mecburdur.» gibi cümlelerde kullandığımız «mecbur olmak» yardımcı fiili Almanca'da müssen [ müssen] ile karşılanır. Ekseriya Türkçe'de «mecbur olmak» ye­ rine daha başka kelimeler kullanırız. Örneğin, «Gitmeye mecburum.» ye- —5— r ine «Gitmeliyim.» veya «Gitmem gerekiyor.» «Gitmek zorundayım» da de­ nebilir. Cümle içinde bunlardan hangisi kulağa hoş geliyorsa onu tercih etmemiz gerekir. Können., wollen, ve müssen yardımcı fiilleri hepsi belirli bir guruptan­ dır. Bu gurupta daha başka yardımcı fiiller de vardır. Bunların hepsi cüm­ le içinde aynı şekilde kullanılırlar. Hepsi özel bir durum gösterirler, ken­ dilerine özgü bir çekimleri vardır. Müssen şu şekilde çekimlenir: müssen ich m uss d ü m usst e r m uss sie m uss e s m uss wir m üsse» i hr müsst sie müssen Sie müssen Bu yardımcı fiil de aynı können ve wollen gibi kullanılır. "*" d anken Ich danke. Ich muss danken. Du musst danken. E r muss danken. Sie muss danken. E s muss danken. Wir müssen danken. I hr müsst danken. Sie müssen, danken. Sie müssen danken. finden I ch muss finden. Du musst finden. E r muss finden. Sie muss finden. E s muss finden. W ir müssen finden, n ir müsst finden. teşekkür etmek T eşekkür T eşekkür T eşekkür T eşekkür T eşekkür T eşekkür T eşekkür T eşekkür T eşekkür T eşekkür bulmak Bulmaya Bulmaya Bulmaya Bulmaya Bulmaya Bulmaya Bulmaya mecburum. m ecbursun. m ecburdur. m ecburdur. m ecburdur. mecburuz. mecbursunuz. ederim, etmeye etmeye etmeye etmeye etmeye e tmeye etmeye etmeye etmeye mecburum. m ecbursun. m ecburdur. m ecburdur. m ecburdur. mecburuz. mecbursunuz, m ecburlar. mecbursunuz. Sie müssen finden. Sie müssen finden. Ich muss am Nachmittag meinen Freund besuchen. Du musst am Abend deine Haus­ aufgaben schreiben; Er muss jeden Morgen früh aufstehen. Sie muss jetzt den Vogel füttern. E s muss dort sitzen. Wir müssen nach Hause gehen. Ihr müsst eurem Lehrer danken. 6— Bulmaya mecburlar. Bulmaya mecbursunuz. Öğleden sonra arkadaşımı ziyaret etmeye mecburum. Akşamleyin ev ödevlerini yazmak zorundasın. H er sabah erken kalkmaya m ecburdur. Şimdi kuşu beslemesi gerekiyor. O rada oturmaya mecburdur. E ve gitmeye mecburuz. Öğretmeninize teşekkür etmeniz ge­ rekiyor. Sie müssen zu Bett gehen. Y atmaya gitmeye mecbursunuz. Sie müssen am Dienstag wieder Salı günü tekrar gelmek zorundası­ kommen. nız. Hasan Bey muss auf dem Feld H asan Bey tarlada çalışmaya mec­ arbeiten. burdur. Die Schüler müssen dieses Öğrenciler bu kitabı okumaya mec­ Buch lesen. burdur. D as Kind muss diese Kartoffeln Çocuk bu patatesleri eve taşımaya nach Hause tragen* m ecburdur. Die Kinder müssen viel schlafen. Çocukların çok uyumaları gerekiyor. Die Schüler müssen noch eine Öğrenciler bir saat daha okulda kal­ Stunde in der Schule bleiben. maya mecburlar. Ali muss seine Übungen jetzt Ali çalıştırmalarını şimdi yazmaya schreiben, denn er geht heute mecburdur, çünkü bu akşam sinema­ abend ins Kino. ya gidiyor. Babam sabahları saat yedidie kalk­ Mein Vater muss morgens um mak zorundadır. sieben Uhr aufstehen. E rkek kardeş yarın erken hareket Der Bruder muss morgen früh etmeye mecburdur. abfahren. Unser Freund muss am Nachmittag A rkadaşımız öğleden sonra bize gel­ meye mecburdur. zu uns kommen. Der Lehrer muss den Schülern ant­ Öğretmen öğrencilere cevap verme­ ye mecburdur. worten. Çocuk babasına yardım etmeye mec­ Der Junge muss seinem Vater helfen. "' burdur. B abama sormaya mecburum, belki Ich muss meinen Vater fragen; sizinle gelebilirim. vielleicht kann ich mit euch kommen. Kadın bu kovayı eve taşımaya mec­ Die Frau muss diesen Eimer burdur. nach Hause tragen. Wir müssen jetzt zurückkehren, denn es ist acht Uhr. Die Kinder müssen in ihrem Zimmer spielen. Der Sohn des Bauern m uss auf dem Feld arbeiten. Şimdi dönmeye mecburuz, çünkü s aat sekizdir. Çocuklar odalarında oynamaya mec­ burlar. Çiftçinin oğlu tarlada çalışmaya m ecburdur. soru Müssen'i cümlenin başına alarak o cümleyi soru haline getirebiliriz. Ich muss schlafen. U yumaya mecburum. Muss ich schlafen? U yumaya mecbur muyum? Musst du schlafen? U yumaya mecbur musun? Muss er schlafen? U yumaya mecbur mudur? Muss sie schlafen? U yumaya mecbur mudur? Muss es schlafen U yumaya mecbur mudur? Müssen wir schlafen? U yumaya mecbur muyuz? Müsst ihr schlafen? U yumaya mecbur musunuz? Müssen sie schlafen? U yumaya mecburlar mı? Müssen Sie schlafen? U yumaya mecbur musunuz? Musst du jetzt gehen? Şimdi gitmeye mecbur musun? Müssen die Kinder diese Übungen Çocuklar bu çalıştırmaları yazmaya m ecburlar mı? schreiben? Annen okula gelmeye mecbur Muss deine Mutter in die Schule m udur? kommen? ? Müssen wir heute zu Hause bleiben? Bugün evde kalmaya mecbur muyuz ? E rken kalkmaya mecbur m uyum ? Muss ich früh aufstehen? Çocuklar bahçede oynamaya mecbur­ Müssen die Jungen im Garten lar mı? spielen? Mehmet bu dükkânın önünde bekle­ Muss Mehmet vor diesem Laden meye mecbur mu? warten? Şu kitabı okumaya mecbur mudur? Muss er jenes Buch lesen? Oğlum daha fazla çalışmaya mecbur Muss mein Sohn noch mehr m udur? arbeiten? Kız şimdi eve gitmeye mecbur Muss das Mädchen jetzt nach m udur? Hause gehen? S ana yardım etmeye mecbur muyum? Muss ich dir helfen? Bu odada çalışmaya mecbur musun? Musst du in diesem Zimmer arbeiten? Kız kardeş saat dörtte hareket et­ Muss die Schwester um vier Uhr meye mecbur mudur? abfahren? Muss Zeynep jeden Morgen in die Zeynep her sabah okula gitmeye mecbur mudur? Schule gehen? A hmet evde kalmaya mecbur mudur? Muss Ahmet zu Hause bleiben? 8— Muss F atma Hamm auf dem Feld F atma Hanım tarlada çalışmaya arbeiten? m ecbur mudur? Muss Hasan Bey nach dem H asan Bey kahvaltıdan sonra Frühstück aufs Feld g ehen? t arlaya gitmeye mecbur mudur? Müssen Recep und sein Sohn viel Recep ve oğlu çok çalışmaya arbeiten? m ecburlar mı? wollen, müssen ve soru kelimeleri Was willst du s agen? Was m usst du bringen? Wer will zu Hause bleiben? Wer muss zu Hause bleiben? Wen will die Mutter rufen? Wen müssen die Kinder suchen? Wem will der Vater ein Buch kaufen? Wem müssen die Junigen den Ball geben? Wieviel Äpfel willst du mir bringen? Wieviel Stunden muss der Schüler arbeiten? Wo muss das Kind schlafen? Wo will er warten? Wohin will die Mutter fahren? Wohin muss der Sohn diesen Korb tragen? Warum wollen Mehmet und Ayşe nicht spielen? Warum muss er zu Hause bleiben? Wann wollt ihr uns besuchen? N e söylemek istiyorsun? Ne getirmeye mecbursun? Kim evde kalmak istiyor? Kim evde kalmaya mecburdur? Anne kimi çağırmak istiyor? Çocuklar kimi aramaya mecburlar? B aba kime bir kitap satm almak i stiyor? Çocuklar topu kime vermeye mec­ burlar? B ana kaç elma getirmek istiyorsun? Öğrenci kaç saat çalışmaya mec­ burdur? Çocuk nerede uyumaya mecburdur? O n erede beklemek istiyor? Anne nereye gitmek istiyor? Oğul bu sepeti nereye taşımaya m ecburdur? Mehmet ve Ayşe niçin oynamak is­ temiyorlar? Niçin evde kalmaya mecburdur? Ne zaman bizi ziyaret etmek istiyor­ sunuz? Wann m uss die Freundin kommen? Kız arkadaş ne zaman gelmeye mec­ burdur? Welches Mädchen m uss die Teller H angi kız tabakları temizlemeye reinigen? m ecburdur? Welche Magd m uss immer viel H angi hizmetçi daima çok çalışmaya arbeiten? m ecburdur? Welcher Arbeiter will nicht H angi işçi çalışmak istemiyor? arbeiten? Wessen Sohn will uns besuchen? Kimin oğlu bizi ziyaret etmek istiyor? Wessen Vater muss in die Schule Kimin babası okula gelmeye mecbur­ dur? kommen? 1 M |iı y I 40 (ocKspntlfnce Jnstituıt | ALMANCA DERSLEi L E H R S T Ü C K VIERZIG ÖZET A lmanca'da saati sormak için iki soru öğrendik: Wieviel Uhr ist e s? [vi :fi :1 ü : r ist es] Wie spät ist e s? [vi: şpe:t ist es] S aat başlannda zamam anlatmak için şu kalıp kullanılabilir: E s i st Uhr. B urada boş bırakılan yere saati gösteren sayılar konur. E s i st zwei Uhr. E s ist vier Uhr. E s ist zehn Uhr. S aat ikidir. S aat dörttür. S aat ondur. T ürkçe'de «var» ve «geçiyor» ile anlattığımız kesirli saatleri söyle­ mek için de şu kalıpları kullanabiliriz: E s i st E s i st vor nach B uradaki ilk boşluğa dakika, sonrakine saat yerleştirilmelidir. E s ist zehn vor acht. E s ist zwanzig vor sieben. E s ist Viertel vor elf. Sekize on var. Yediye yirmi var. Onbire çeyrek var. —2— E s ist fünf nach fünf. E s ist acht nach sechs. E s ist Viertel nach drei. Beşi beş geçiyor. Altıyı sekiz geçiyor. Üçü çeyrek geçiyor. Buçukları anlatmak için şu kalıp kullanılır: E s ist halb Yalnız buçukların söylenmesinde Türkçe ile Almanca arasında önem­ li bir fark vardır. Almanca'da buçuk olan saatin bir fazlası söylenir. Yani y ukarıda boş bırakılan yere, buçuk olan saatin bir fazlasını koymanız ge­ rekir. E s ist halb zwölf. E s ist halb acht. E s i st halb zwei. Onbirbuçuk. Yedibuçuk. Birbuçuk. Um wieviel Uhr? [um vi:fi:l u:r] T ürkçe'ye «Saat kaçta?» şeklinde çevrilir. Bu soruya şu kalıp kulla­ nılarak cevap verilebilir: Um Uhr. B uradaki boşluğa saati gösteren rakkam veya rakkamlar konulma­ lıdır. Um wieviel Uhr stehst du auf? S aat kaçta kalkıyorsun ? Ich stehe um sieben Uhr auf. S aat yedide kalkıyorum. Um wieviel Uhr beginnt das Kino? Das Kino beginnt um acht Uhr. Sinema saat kaçta başlıyor? Sinema saat sekizde başlıyor. Um wieviel Uhr fährt der Zug ab? Der Zug fährt um zwei Uhr ab. T ren saat kaçta hareket ediyor? Tren saat ikide hareket ediyor. Die Uhr v e die Stande kelimelerinin her ikisi de Türkçe'ye «saat» ola­ rak çevrilmelerine rağmen Almanca'da ayrı ayrı yerlerde kullanılırlar. Die Uhr kelimesi, «duvar saati, masa saati» gibi bir eşya olan saat a nlamına gelir. Mein Vater will mir eine Uhr kaufen. E r kann die Uhr an die Wand hängen. B abam bana bir saat satm almak i stiyor. S aati duvara asabilir. Die Uhr kelimesi bir de yukarıda öğrendiğimiz gibi «saat dört, saat sekiz» gibi saatin kaç olduğunu gösteren deyimlerdeki «saat» anlamında kullanılır. kırkıncı ders —3— Die Stunde kelimesi ise 60 dakikalık zamanı anlatan «(bir) saat» an­ lamındadır. Saatin kaç olduğunu değil de, bir işin ne kadar sürdüğünü gös­ terir. Ich kann heute drei Stunden arbeiten. Eine Stunde hat sechzig Minuten. Der Lehrer muss jeden Tag sechs Stunden in der Schule bleiben. Bugün üç saat çalışabilirim. Bir saatin altmış dakikası vardır. Ö ğretmen her gün altı saat okulda k almaya mecburdur. n Son olarak iki yeni soru kelimesi öğrendik: wann? wessen? ne zaman? k imin? Wann kannst du uns besuchen? Bizi ne zaman ziyaret edebilirsin? Wann will er diesen Brief schreiben? Bu mektubu ne zaman yazmak i stiyor? Wann müsst ihr zurückkehren? Ne zaman dönmek zorundasınız? Wessen Sohn spielt dort? Kimin oğlu orada oynuyor ? Wessen Frau kommt in die Kimin hanımı okula geliyor? Schule? Wessen Buch liegt auf dem Tisch? Kimin kitabı masamn üstünde b ulunuyor? m Viele ve einige, a nlamları hemen hemen birbirine zıt, ama kullanılış­ ları birbirinin aynı iki kelimedir. Viele [fi :1e], «çok, birçok» anlamına, ei­ nige [ aynige] ise «birkaç» anlamına gelir. Bunlardan sonra gelen, yani «çok» veya «birkaç» tane olan şeyi gösteren isim daima çoğul halde bu­ lunur. viele Bäume viele Eier viele Gäste einige lüden einige Rosen einige Schüsseln (çok) birçok ağaç birçok yumurta birçok misafir b irkaç dükkân b irkaç gül b irkaç kâse —4— Görüldüğü gibi viele ve einige kelimelerinden sonra gelen isim Almanca'da çoğul halde bulunmasına rağmen Türkçe'ye tekil olarak çevrilir. Wir haben viele Bäume in unserem Garten. Hasan Bey hat viele Pferde. Einige Schüler arbeiten nicht. Einige Kinder spielen hinter dem Haus. Bahçemizde birçok ağaç var. H asan Beyin birçok atı var. B irkaç öğrenci çalışmıyor. B irkaç çocuk evin arkasında o ynuyor ( lar). IV «ile» anlamına gelen mit [ mit] kelimesiyle, «... den sonra» anlamına gelen nach [ nah] kelimesi aynı şekilde kullanılır. Bu kelimelerden sonra ge­ len isim (veya şahıs zamiri) daima e-halinde bulunur. ich mit mir der Zug mit dem Zug die Zeitungen mit den Zeitungen das Frühstück nach dem Frühstück die Schule nach der Schule d as Essen nach dem Essen Das Kind spielt mit seinen Freunden. Der Schüler spricht mit dem Lehrer. Wollen Sie Kaffee mit Milch trinken? Mein Vater fährt mit seinem Auto. Der Bauer fährt mit dem Traktor aufs Feld. Ich gehe nach dem Frühstück in die Schule. Wir machen nach dem Essen emen Spaziergang. Nach dem Kino kehren die Kinder nach Hause zurück. ben benle (benimle) t ren t ren ile g azeteler gazeteler ile k ahvaltı k ahvaltıdan sonra okul okuldan sonra yemek y emekten sonra Çocuk arkadaşlarıyla oynuyor. Öğrenci öğretmenle konuşuyor. Kahveyi sütle mi içmek istiyorsunuz? B abam otomobiliyle gidiyor. Çiftçi traktörle tarlaya gidiyor. K ahvaltıdan sonra okula gidiyorum. Yemekten sonra bir gezinti yapıyoruz. Sinemadan sonra çocuklar eve dönü­ yorlar. —5— Nach dem Spaziergang machen die Gezintiden sonra öğrenciler ev ödevSchüler ihre Hausaufgaben. lerini yapıyorlar. Der Vater kommt nach einer B aba bir saat sonra geliyor. Stunde. V Können, wollen, müssen yardımcı fiilleri cümle içinde aynı şekilde kul­ lanılırlar. Aynı şekilde kullanılan daha başka yardımcı fuller de vardır. B unları ileriki derslerimizde göreceğiz. Können, «-bilmek, muktedir olmak», wollen « ...istemek», müssen ise «mecbur olmak» şeklinde Türkçe'ye çev­ rilebilir. Bunlar cümle içinde genellikle ikinci yere, yani cümlenin fiilinin b ulunduğu yere, asıl fiil ise en sona gelir. Hepsi çekimlenirken özel bir du­ rum gösterirler. Şimdi bunları görelim: können kann kannst kann können könnt können können wollen will willst will wollen wollt wollen wollen müssen muss musst muss müssen müsst müssen müssen ich diu er, sie, es wir ihr sie Sie ich du er, sie, es wir ihr sie Sie ich du er, sie, es wir ihr sie Sie —6— Ich kann mit dir kommen. Kann dein Bruder heute kommen? Die Schüler können diese Übungen übersetzen. Kann der Vater Deutsch sprechen? Die Kinder können in dem Garten spielen. Warum kann der Junge nicht laufen? Welche Schülerin kann dieses Lehrstück lesen? Wir wollen heute abend unseren Freund besuchen. Ahmet will jetzt ein Buch lesen. Will die Mutter mit den Kindern spielen? Was will der Arzt kaufen? Wer will ins Kino gehen? Ahmet und Zeynep wollen ins Kino gehen. Der Bauer will mit seiner Frau einen Spaziergang machen. Der Schüler muss um acht Uhr in der Schule sein. Muss der Bauer einen Traktor kaufen? Wohin muss Ali nach dem Essen gehen? Der Sohn muss um acht Uhr zu Hause sein. Ich kann nicht kommen, denn ich muss meiner Mutter helfen. Mein Bruder muss mit diesem Zug fahren. Seninle gelebilirim. E rkek kardeşin bugün gelebilir mi? Öğrenciler bu çalıştırmaları tercüme edebilirler. Baba Almanca konuşabilir mi? Çocuklar bahçede oynayabilirler. Çocuk niçin koşamıyor? H angi kız öğrenci bu dersi okuyabilir? Bu akşam arkadaşımızı ziyaret et­ mek istiyoruz. A hmet şimdi bir kitap okumak isti­ yor. Anne çocuklarla oynamak istiyor mu ? D oktor ne satın almak istiyor ? Kim sinemaya gitmek istiyor? A hmet ve Zeynep sinemaya gitmek i stiyorlar. Çiftçi karısıyla bir gezinti yapmak i stiyor. Öğrenci saat sekizde okulda olmaya m ecburdur. Çiftçi bir traktör almaya mecbur m udur? Ali yemekten sonra nereye gitmeye m ecburdur ? Oğul saat sekizde evde olmaya mec­ burdur. Gelemem, çünkü anneme yardım e tmeye mecburum. E rkek kardeşim bu trenle gitmeye m ecburdur. —7— VI ISMÎN HALLERİNE GENEL BAKIŞ A lmanca'da isim dört halde bulunur: yalm hal, i-hali, e-hali, ve in-hali. Şimdiye kadar bunların hepsini öğrendiniz. Aşağıdaki şemalarda kısaca a rtikellerin, mülkiyet sıfatlarının ve işaret sıfatlarının bu hallerde nasıl değiştiklerini görüyorsunuz. Bu şemaları daima çok iyi bilmeniz gerekir. a.) der, die, das t ekil die Frau der Mann k adm a dam die Frau den Mann kadını a damı dem Mann der Frau k adına a dama des Mannes der Frau kadının adamın çoğul die Häuser evler die Häuser evleri den Häusern evlere dier Häuser evlerin Yalın Hal Î-Hali E-Hali În-Hali das Kind çocuk d as Kind çocuğu dem Kind çocuğa des Kindes çocuğun b.) ein, eine, ein Yalm Hai Î-Hali E-Hali In-Hali t ekil eine Frau ein Mann bir kadın bir adam einen Mann eine Frau b ir kadıbı bir adamı einem Mann einer Frau bir adama bir kadına eines Mannes einer Frau b ir adamın b ir kadının çoğul ein Kind Häuser b ir çocuk evler ein Kind Häuser b ir çocuğu evleri einem Kind Häusern b ir çocuğa evlere eines Kindes b ir çocuğun — —8— c.) mülkiyet sıfatları (sadece mein örnek olarak alınmıştır, ama ta­ kılar diğerleri için de aynıdır.) tekil mein Mann mein© Frau kocam k arım meinen Mann meine Frau kocamı k arımı meinem Mann meiner Frai kocama k anma meines Man­ nes kocamın i şaret sıfatlan tekil dieser Mann diese Frau bu adam bu kadın diese Frau diesen Mann bu kadını bu adamı dieser Frau diesem Mann bu adama bu kadına dieses Mannes dieser Frau bu kadının bu adamın tekil jene Frau şu kadın jene Frau ş u kadım jener Frau şu kadma jener Frau şu kadının çoğul dieses Kind diese Häuser bu evler bu çocuk dieses Kind diese Häuser bu çocuğu bu evleri diesem Kind diesen Häusern bu çocuğa b u evlere dieses Kindes dieser Häuser bu çocuğun b u evlerin çoğul jene Häuser ş u evler j ene Häuser şu evleri jenen Häusern şu evlere jener Häuser şu evlerin çoğul meine Häuser evlerim meine Häuser evlerimi meinen Häu­ sern evlerime meiner Frau meines Kindes meiner Häu­ karımın çocuğumun ser evlerimin m ein Kind çocuğum mein Kind çocuğumu meinem Kind çocuğuma Yalın Hal Î-Hali E-Hali În-Hali d.) Yalın Hal Î-Hali E-Hali În-Hali Yalın Hal Î-Hali E-Hali În-Hali j ener Mann şu adam jenen Mann şu adamı jenem Mann şu adama jenes Mannes şu adamın j enes Kind şu çocuk jenes Kind şu çocuğu jenem Kind şu çocuğa jenes Kindes ş u çocuğun Almanca ders: 40 T EST 20 A Boş bırakılan yerlere können, wollen veya müssen koyunuz. 1 — D as Kind, seine Schuhle reinigen, denn sie sind schmutzig. 2 — Ich dieses Buch übersetzen, denn ich spreche gut Deutsch. 3 — Der Schü­ ler den Lehrer etwas fragen. 4 — Der Junge kann nicht mit seinen F reunden gehen, denn er .seinem Vater helfen. 5 — Wir t ins Kino gehen. 6 — Mein Bruder jeden Morgen um sieben Uhr aufstehen, denn e r geht um acht Uhr in die Schule. 7 — ' du jene Pferde sehen? 8 — . a er Junge diesen Eimer tragen? 9 — Meine Schwester . nach dem F rühstück einen Spaziergang machen. 10 — Ihr # j etzt zu Bett gehen, denn ihr steht morgens früh auf. B A L istesi B Listesi 1 — Wir wollen im Garten spielen. A — Oğul babasına niçin mektup 2 — D er Schüler muss die Hausyazmak istiyor? a ufgaben schreiben. 0\B — Babam bu akşam saat onda 3 — I ch kann vor dem Bahnhof uyumak istiyor. w arten. — istasyonun önünde bekleyebi4 — Du kannst vor dem Bahnhof lirim. w arten. .>(D — Bu kitapları arkadaşıma vere5 — Du musst vor dem Bahnhof bilir miyim ? w arten. E — Bahçede oynamak istiyorum. 6 — Du willst vor dem Bahnhof (^ F — Oğul babasına niçin mektup w arten. yazmak istemiyor? 7 — Mein Vater will heute abendcAG — Öğrenci ev ödevlerini yazmaya u m zehn Uhr schlafen. mecburdur. 8 — K ann ich dieses Buch mei- X H — Bu kitabı arkadaşıma verebinem Freund geben? lir miyim ? 9 — K ann ich diese Bücher mei- 5/İ -— istasyonun önünde bekleyebinem Freund geben? lirsin. 10 — Warum will der Sohn dem Ö^J — İstasyonun önünde beklemek V ater keinen Brief schreiben? istiyorsun. 0*sK — Bahçede oynamak istiyoruz. • ^ L — İstasyonun önünde beklemeye m ecbursun. C A L istesi B Listesi 1 — Kız çocuk evde kalmak ^ A — D as Mädcheni kann zu i stiyor. Hause bleiben. 2 — Kız çocuk evde kalmaya B — Das kleine Kind will vor dem m ecburdur. Haus spielen. — Kız çocuk evde kalabilir. — Annem bana bir saat satın a lmak istiyor. D — Bu çantayı arkadaşına ver­ meye mecburdur. >? E — Küçük çocuk evin önünde oy­ nayabilir. ^F — Bu elmaları yiyebilir miyim? — Kimin kızı sinemaya gitmek^ G i stiyor? — Kim babasına yardım etme- »^H y e mecburdur? E rkek kardeşim saat altıda <^-l 10 — h areket etmek istiyor. Ot i j{ K ^ W er muss seinem Vater helfen? Wessen Tochter kann ins Kino gehen? D as Mädchen will zu Hause bleiben. E r muss diese Mappe seinem F reund geben. Mein Bruder will um sechs U hr abfahren. D as Mädchen muss zu Hause bleiben. • Meine Mutter will mir eine U hr kaufen. Wessen Tochter will ins Kino g ehen? D as kleine Kind kann vor d em Haus spielen. K ann ich diese Äpfel essen? A şağıdaki tekil ve çoğul isimlerin herbirinin i-, e- ve in-hallerini yazıniz. Altlarına Türkçe'lerini yazmanıza lüzum yoktur. a b c d — — — — u nser Bruder j ene Lehrerin ein Kind die Kühe T est 19'un yapılmış şekli 1 — den, er 2 — die, es, es 3 — dem, er 4 — em, ins 5 — die, es, es 6 — e, sind 7 — dem, das 8 — es 9 — und, en 10 — um, en B. 1 — J 2 — K 3 — G 4 — D 5 — Î 6 — C 7 — H 8 — L 9 — E 1 0 — A C. 1 _ C 2 — H 3 — L 4 - J 5 — K 6 — Î 7 — E 8 — F 9 — A10 — D D . 1 — es, s 2 — er, - 3 — es, en 4 — er, - 5 — es, n 6 — es, es 7 — e s, s 8 — er, - 9 — er, -10 — er, - mim i lîllf u t M I 41 Corrrspen&encf 3nstituu I I 1 ALMANCA DERSLER L EHRSTÜCK EINUNDVIERZIG DÜRFEN Dürfen [ dürfen] de wollen, können, m üssen cinsinden bir yardımcı fiil­ dir. Cümle içinde aynı bu yardımcı fiiller gibi kullanılır. Türkçe'ye « bil­ mek» olarak çevrilir. Können'in de aynı şekilde Türkçe'ye çevrildiğini gör­ dük, ama bu iki yardımcı fiil arasında önemli bir fark vardır. Können'i y apmaya muktedir olduğumuz işleri gösteren yerlerde, dürfen'i ise yap­ maya izinli olduğumuz, yani yapmamıza müsaade edilen işleri belirten yer­ lerde kullanırız. Dürfen de bu gruptaki diğer yardımcı fiiller gibi özel bir durum gös­ terir. Çekimlenmesini onun için iyi öğrenmek gerekir. dürfen darf darfst darf darf darf dürfen dürft dürfen dürfen ich du er sie es wir ihr sie Sie Dürfen'in cümle içinde aynı wollen, können, müssen gibi kullanıldığım söylemiştik. Şu halde dürfen'in cümlenin öznesine göre çekimlenmiş şekli ikinci yerde, yapmaya izinli olduğumuz işi gösteren fiil de en sonda bu­ lunur. —2— rauchen Ich rauche. Ich darf rauchen. Du darfst rauchen. Er darf rauchen. Sie darf rauchen. E s darf rauchen. Wir dürfen rauchen. Ihr dürft rauchen. Sie dürfen rauchen. Sie dürfen rauchen. spielen Ich spiele. Ich darf spielen. Du darfst spielen. Er darf spielen. Sie darf spielen. E s darf spielen. Wir dürfen spielen. Ihr dürft spielen. Sie dürfen spielen. Sie dürfen spielen. s igara içmek S igara S igara S igara S igara S igara S igara S igara S igara S igara S igara içiyorum. içebilirim, (izinliyim) içebilirsin. içebilir. içebilir. içebilir. içebiliriz. içebilirsiniz. içebilirler. içebilirsiniz. o ynamak O ynuyorum. Oynayabilirim, (müsaade ediyorlar) Oynayabilirsin. Oynayabilir. Oynayabilir. Oynayabilir. Oynayabiliriz. Oynayabilirsiniz. Oynayabilirler. Oynayabilirsiniz. Şimdi, dürfen ile uzun cümleler yapalım. Ich f rage meinen Vater: «Darf ich ins Kino gehen?» Mein Vater sagt: «Ja, du darfst ins Kino gehen.» Dürfen Paul und ich Sie heute abend besuchen? Ihr dürft jetzt einen Spaziergang machen. Dürfen die Kinder rauchen? Nein, sie dürfen nicht rauchen. Mein Vater ist sehr alt; er darf keinen Kaffee trinken. Du darfst diesen Brief lesen. Die Jungen dürfen im Garten spielen. B abama soruyorum: «Sinemaya gi­ debilir miyim?» B abam söylüyor: «Evet, sinemaya gidebilirsin.» P aul ve ben bu akşam sizi ziyaret edebilir miyiz? Şimdi bir gezinti yapabilirsiniz. Çocuklar sigara içebilirler mi? H ayır, onlar sigara içemezler. B abam çok yaşlıdır; kahve içemez. Bu mektubu okuyabilirsin. Çocuklar bahçede oynayabilirler. kırkbirinci ders 3— A hmet darf nicht im Garten spielen, denn er reinigt seine Schuhe nicht. Wir fragen den Lehrer: «Dürfen wir am Nachmittag in der Schule bleiben?» Der Lehrer antwortet: «Ja, ihr dürft a m Nachmittag in der Schule bleiben.» Darf ich dein Buch nehmen? J a, du darfst mein Buch nehmen. Sie dürfen in diesem Zimmer w arten. Darf ich deine Bilder sehen? Die Kinder dürfen keinen S paziergang machen; sie müssen zu Hause bleiben. Sein Bruder darf noch nicht in die Schule gehen, denn er ist vier J ahre alt. Sie dürfen im Kino nicht rauchen. Die kleinen Kinder dürfen nicht auf der Strasse spielen. Mein Sohn darf dieses Buch nicht lesen. I hr dürft diese Äpfel essen. J ener Schüler darf heute seinen F reund besuchen. Du darfst dort sitzen. Die Schüler dürfen ihre Mappen auf den Tisch legen. Dürfen wir schlafen? Die Autos dürfen hier nicht schnell f ahren. Ich darf die Bücher meines Vaters n icht lesen. D er Sohn des Bauern darf mit dem T raktor fahren. I hre Tochter darf eine Moden­ zeitschrift kaufen. A hmet darf keinen Ball kaufen, denn er hat einen Ball. A hmet bahçede oynayamaz, çünkü a yakkabılarını temizlemiyor. Öğretmene soruyoruz: «Öğleden s onra okulda kalabilir miyiz?» Öğretmen cevap veriyor: «Evet, öğleden sonra okulda kalabilirsiniz.» Kitabını alabilir miyim? E vet, kitabımı alabilirsin. Bu odada bekleyebilirsiniz. Resimlerini görebilir miyim? Çocuklar bir gezinti yapamazlar; ev­ de kalmaya mecburlar. E rkek kardeşi henüz okula gidemez, çünkü o dört yaşındadır. Sinemada sigara içemezsiniz. Küçük çocuklar caddede oynayamaz­ lar. Oğlum bu kitabı okuyamaz. Bu elmaları yiyebilirsiniz. Şu öğrenci bugün arkadaşını ziyaret edebilir. O rada oturabilirsin. Öğrenciler çantalarını masanın ü stüne koyabilirler. Uyuyabilir miyiz? Otomobiller burada hızlı gidemezler. Babamın kitaplarını okuyamam. Çiftçinin oğlu traktörle gidebilir. Onların kızı bir moda mecmuası sa­ tın alabilir. A hmet bir top satın alamaz, çünkü onun bir topu var. —4— Bu örneklerde dürfen'in aynı wollen, können, müssen gibi kullanıldı­ ğını gördünüz. D ürfen ile können'in Türkçe'ye aynen, yani « bilmek» şeklinde çevril­ diğini belirtmiştik. Şimdi aralarındaki anlam farkını daha açıklayalım: Ich kann diesen Brief lesen. Bu mektubu okuyabilirini. Bu cümledeki «okuyabilirim» den, mektubun anlayabileceğim bir şe­ kilde veya dilde, yahut okunaklı bir yazıyla yazıldığı, onun için okuyabile­ ceğimi, okumaya yetenekli, (muktedir = güçlü olduğumu) gösteren bir an­ lam çıkmaktadır. fciv darf dtesm Briet testin» Bu mektubu okuyabilirim. Aynı şekilde Türkçe'ye çevrilmesine rağmen buradaki «okuyabilirim», m ektubu (annem veya babam, veya mektubun sahibi) bana müsaade ettik­ leri için okuyabileceğimi göstermektedir. ALMANCA'DA CÜMLE KURULUŞU Şimdiye kadar çeşitli derslerde cümle kuruluşu hakkında bilgi verildi. B urada bütün bunları tekrar ele alıp, kalıplarla pekiştirerek daha genel bir şekilde incelemek istiyoruz. A lmanca'da özne, Türkçe'de olduğu gibi genellikle cümlenin başında b ulunur. Cümleye «kim» veya «ne» sorularını sorunca bunlara cevap olan kelime veya kelime gurubu öznedir. Örneğin, Mein Vater kauft einen Trak­ tor. - Babam bir traktör satın alıyor. - cümlesinde «Kim bir traktör satm a lıyor?» diye sorarak «babam» kelimesinin cümlenin öznesi olduğunu bu­ luruz. A lmanca'da fiil ikinci yerde bulunur. Yani birinci yerde öznenin bu­ lunduğunu kabul edersek onun arkasından fiil gelir, ikinci yer, ikinci ke­ lime demek değildir. Cümlenin öznesi dört kelimeden meydana gelebilir, o z aman fiil baştan beşinci kelime olur. Ama özneyi meydana getiren ke­ limelerin birinci yerde bulunduğunu kabul edersek fiil bunların hemen ar­ kasında, yani ikinci yerde bulunur. —5— Nesne veya nesneler ise fiilden sonra yer alırlar. Bir cümlede birden fazla nesne olabilir. Bunlar cümleye «kimi» veya «neyi» soruları sorularak bulunabilir. Ayrıca «kime» veya «neye» sorularına cevap veren kelimeler de birer nesnedir. Böyle, bir özne, fiil ve nesneden (nesnelerden) meydana gelen düzgün cümleleri şöyle bir kalıpta toplayabiliriz: I 1. Ich 2. Der Vater des F reundes 3 . U nser Lehrer 4. Die Jungen 5. Die Mutter 6. Sie 7. J ene alten Frauen 8. Das Kind II öffne k auft f ragt I II d as Fenster. einen Traktor. ' u ns. einen Ball. ihrem Sohn einen Apfel. ihn ihm. u ns viele Bücher. seinem Vater einen Brief. ha ten g ibt g ibt bringen s chreibt Bu cümlelerin Türkçe'leri: l. Pencereyi açıyorum. 2. Arkadaşın babası bir traktör satın alıyor. 3. Öğretmenimiz bize soruyor. 4. Çocuklar bir topa s ahipler. 5. Anne oğluna bir elma (yi) veriyor. 6. O, onu ona veriyor. 7. Şu yaşlı kadınlar bize birçok kitap getiriyorlar. 8. Çocuk babasına bir mek­ tup (u) yazıyor. Görüldüğü gibi (I) numaralı yerde özneler, (II) numaralı yerde fiille­ rin öznelere göre çekimlenmiş şekilleri, (III) numaralı yerde de nesneler y er almaktadır. (5, 6, 7, 8) numaralı cümleler iki nesnelidir. Bu örnek cüm­ leler sadece bu şekilde kurulabilir, kelimeler başka yerlerde bulunamaz. Birkaçını değişik şekillerde söylemek mümkünse de bunlar o zaman hemen hemen hiç kullanılmayan ve kulağa hiç hoş gelmeyen cümleler ha­ line geleceklerinden üzerlerinde durmayacağız. Y ukarıdaki örneklerde bir kelimeden (ich, sie), artikel de sayılırsa iki kelimeden (unser Lehrer, jene Frauen,...) ve dört kelimeden (der Vater d es Freundes) meydana gelen özneler vardır. Fiil özneden sonra (bu öz­ neyi meydana getiren kelimeler grubundan sonra), yani ikinci yerde bu­ lunmaktadır ve görüldüğü gibi çoğu zaman baştan ikinci kelime değildir. _ 6— Bir cümlede muhakkak bir nesne olması gerekmez. Bunların yerine yer, zaman, durum bildiren başka kelimeler, tamlamalar gelebilir. Şimdi de böyle cümleleri gösteren bir kalıp yapalım: I 1. 2. 3. 4. Ich Sein Bruder Die Schüler Das Kind n gehe wohnt schreiben spielt liest beginnt in mit meinem Freund ins Kino. in diesem Haus. jetzt ihre Hausaufgaben. n achmittags mit seinen Freundem im Garten. abends seine Zeitung. um acht Uhr. 5. Unser Vater 6. Die Schule Bu cümlelerin Türkçe'leri: l. Arkadaşımla sinemaya gidiyorum. 2. Er­ kek kardeşi bu evde oturuyor. 3. Öğrenciler şimdi ev ödevlerini yazıyorlar. 4. Çocuk, öğleden sonraları arkadaşlarıyla bahçede oynar. 5. Babamız ak­ şamları gazetesini okur. 6. Okul saat sekizde başlıyor. (I) numaralı yerde gene özneler, (II) numaralı yerde fiiller, (III) nu­ maralı yerdeyse zaman, yer, durum bildiren kelimeler bulunmaktadır. Bir cümlede özne muhakkak bizim (I) numarayla gösterdiğimiz birin­ ci yerde bulunmaz. (III) numarayla gösterilen bölümde bulunan kelime­ lerden biriyle yer değiştirebilir. Örnekler: I 1. Der Schüler 2. Jetzt 3. In die Schule 4. Der Schüler 5. Am Nachmittag 6. Seine Hausauf­ gaben II geht geht geht schreibt schreibt schreibt III jetzt in die Schule. der Schüler in die Schule. der Schüler jetzt. seine Hausaufgaben am Nach­ mittag. der Schüler seine Hausaufgaben, der Schüler am Nachmittag. B unların Türkçe'leri: l. Öğrenci şimdi okula gidiyor. 2. Şimdi öğren­ ci okula gidiyor. 3. Okula öğrenci şimdi gidiyor. 4. Öğrenci ev ödevlerini öğleden sonra yazıyor. 5. Öğleden sonra öğrenci ev ödevlerini yazıyor. 6. E v ödevlerini öğrenci öğleden sonra yazıyor. _ 7— Cümle içindeki bu yer değiştirmelerde şu noktalara dikkat etmeniz g erekir: a.) Bir cümlede en başta gelen, yani bizim (I) numara ile gösterdiğimiz birinci yerde bulunan kelime veya kelimelerin muhakkak özne olması ge­ rekmez. Buraya cümle içinde çeşitli görevlerde bulunan (yer, zaman, du­ dum, v.s. bildiren) kelimeler gelebilir. Özne cümlede «kim» veya «ne» so­ rusuna cevap veren kelimedir ve birinci yerde bulunması şart değildir. K alıpta birinci, ikinci ve üçüncü cümlelerin öznesi (der Schüler) keli­ mesidir. Ama görüldüğü gibi ikinci ve üçüncü cümlede (I) numaralı bö­ lümde yer almamaktadır. b.) Cümlenin fiili mutlaka bizim (II) numara ile gösterdiğimiz yerde bu­ lunur ve başka bir yere gidemez. Örnek olarak gösterdiğimiz kalıpta özne ve diğer kelimelerin yer değiştirmesine rağmen fiil ikinci yerde daima sa­ bit kalmaktadır. c.) Cümlede özellikle belirtmek istediğimiz kelime özneyle yer değiştirmek­ te, ve en başa getirilmektedir. Örneğin, yukmeraden. Zeyneps Klasse ist ziemlich gross. Sie hat fünfzehn Bänke, zwei Fenster und eine Tür. Vorne steht ein Ofen. Der Lehrer ist jetzt in der Klasse. Er zeichnet eine Landkarte an die Tafel. E r hat einen Schwamm in seiner H and. Mit diesem Schwamm macht er die Tafel sauber. Zeynep zeichnet diese Landkarte in ihr Heft. Sie hat einen Radiergummi in ihrer Hand. Am Ende des Unterrichts fragt der Lehrer: «Wer kann uns eine Ge­ schichte erzählen?» Zeynep weiss viele Geschichten, denn sie liest immer viele Bücher. Sie hebt die Hand und sagt: «Ich weiss eine schöne Ge­ schichte. Darf ich sie erzählen?» Der Lehrer antwortet: «Gut! Erzähle u ns deine Geschichte, Zeynep!» Zeynep beginnt: «Ein Junge schiebt einen Karren. Der Weg geht bergauf, u nd der Kar­ ren ist sehr schwer. Der Junge begegnet einem Mann. Er sieht den Karren und die schweren Steine und hilft dem Kind. Endlich kommen sie oben an. Der Mann schwitzt und fragt den Jungen: «Wer gibt dir diese Arbeit? Dieser Karren ist sehr schwer. Schiebst du ihn immer allein?» «Ja», ant­ wortet der Junge, «aber mein Vater sagt immer: Geh nur! Bestimmt kommt ein Narr und schiebt den Karren hinauf.» Alle Schüler und der Lehrer lachen. S INIFTA Bu resimde Zeynep'in sınıfını ve okul arkadaşlarını görüyoruz. Zey­ nep'in sınıfı oldukça büyüktür. Onbeş sırası, iki penceresi ve bir kapısı —5— v ardır. Önde bir soba duruyor. Öğretmen şimdi sınıftadır. Tahtaya bir ha­ rita çiziyor. Elinde bir sünger var. Bu süngerle tahtayı temizler. Zeynep bu h aritayı defterine çiziyor. Elinde bir silgi var. Dersin sonunda öğretmen: «Kim bize bir hikâye anlatabilir?» diye so­ ruyor. Zeynep birçok hikâye biliyor, çünkü o daima birçok kitap okur. E l kaldırıyor ve «Güzel bir hikâye biliyorum. Anlatabilir miyim?» diyor. Ö ğretmen: «Pekiyi! Bize hikâyeni anlat, Zeynep!» diye cevap veriyor. Zeynep başlıyor: «Bir çocuk bir arabayı itiyor. Yol yokuş yukarı gidiyor ve araba çok a ğırdır. Çocuk bir adama rastlar. O arabayı ve ağır taşları görür ve çocuğa yardım eder. Nihayet yukarı varırlar. Adam terler ve çocuğa sorar «Kim sana bu işi veriyor? Bu araba çok ağır. Onu hep tek başına mı iter­ sin?» «Evet», diye cevap verir çocuk, «ama babam hep*. G it bir kere! Mu­ hakkak bir enayi gelir ve arabayı yukarıya iter, der.» B ütün öğrenciler ve öğretmen gülerler. von Bu kelime mit ve nach gibi kullanılır, «-den, -dan» şeklinde Türkçe'ye çevrilir. Von kelimesinden sonra gelen isim veya şahıs zamiri daima e-halinde bulunur. die Mutter von der Mutter d er Tisch von dem Tisch die Stadt von der Stadt mein Freund von meinem Freund diese Frau von dieser Frau ich von mir i hr von euch a nne anneden m asa m asadan ş ehir şehirden a rkadaşım a rkadaşımdan bu kadın bu kadından ben benden siz sizden Ich nehme das Buch von dem Tisch. Masadan kitabı alıyorum. Dieser Brief kommt von meiner Bu mektup annemden geliyor. M utter. Die Männer kommen von der Arbeit. Adamlar işten geliyorlar. —6— Die Schwester kommt von i hm. Das Haus des Schülers liegt weit von der Schule. Das Kind trägt einige Steine von dem Garten ins Haus. Ich habe einen Brief von einem Freund. ; Der Vater kommt vor der Arbeit.. Der Vogel fliegt von dem Baum. Die Mutter kauft Kaffee von diesem Laden. Der Junge bekommt von seinem Vater die Zeitung. Der Schüler bekommt einen Ball von seinem Bruder. Kız kardeş ondan geliyor. Öğrencinin evi okuldan uzakta b ulunuyor. Çocuk birkaç taşı bahçeden eve t aşıyor. Bir arkadaştan bir mektubum var. Baba işten geliyor. K uş ağaçtan uçuyor. Anne bu dükkândan kahve satın alıyor. Çocuk babasından gazeteyi alıyor. Öğrenci erkek kardeşinden bir top alıyor. Bazı öneklerde olduğu gibi von dem kelimeleri kısaltılarak vom şeklin­ de söylenebilir. Her ikisi de doğrudur. von dem Vater von dem Stuhl von dem Arzt von dem Studenten von dem Bauern vom vom vom vom vom Vater Stuhl Arzt Studenten Bauern Metin üzerine sorular ve cevapları Was Stuhl, b. der Tisch c. die Lampe d. das Boot. e. das Sofa f. der S chrank ~~ 5 — a . der Vater b. der Sohn c. die Mutter d. die Tochter e. die Schwester (^ f. der Soldat 6 — a. die Hand ^ d e r Schuh c. der Arm. d. das Bein e. das Auge f. das O hr 7-^4, dos Auto b. der Mann c. die Frau d. das Mädchen e. der Junge f. d er Lehrer ^ 8 — a. der Traktor b. das Auto c. der Vater d. der Karren e. der Zug f. d as Boot F Aşağıdaki kelimelerden düzgün bir cümle kurunuz. Cevaplarınızı cevaplar kâğıdının F bölümüne yazınız. * tt 1 t 1 — M utter, wollen, Tochter, Geschichte, erzählen. / f f , f , ,- 2 — Jüngern, müssen, früh, Bett, gehen, denn, sie, morgens, früh; a ufstehen/ / f f 3 — Sonn, Bauer, können, nicht, Kino, gehen 4 — A rzt, bekommen, von, sein Sohn, kein Brief. T est 20'nin yapılmış şekli A . 1 — muss 2 — kann 3 — will 4 — muss 5 — wollen 6 — muss 7 — k annst 8 — kann 9 — will 10 — müsst B . 1 — K 2 — G 3 — C 4 — Î 5 — L 6 — J 7 — B 8 — H 9 — D 10 — F C. 1 - E 2 - H 3 - A 4 - İ 5 — .F 6 - K 7 - L 8 - J 9 - C 10 — G F . a . unser Bruder b. u nseren Bruder u nserem Bruder u nseres Bruders jene Lehrerin c. jene Lehrerin jener Lehrerin jener Lehrerin ein Kind d. die Kühe ein Kind die Kühe einem Kind der Kühe eines Kindes der Kühe İ mtihan 3'ün yapılmış şekli A. 1— em, en 2 — dem 3 — die 4 — die 5 — em,n 6 — du, er, en 7 — en, den 8 — den, en 9 — den 10 — der 11 — dem 12 — den 13 — ich, dem 14 — die 15 — um 1-F2-B3-İ4-M5-P6-S7-N8-L9-D 10 — R 11 — K 12 — O 13 — H 14 — E 15 — C B. C. 1 — K 2 — C 3 — L 4 — T 5 — R 6 — G 7 — A 8 — P 9 — î 10 — B 11 — O 12 — E 13 — F 14 — N 15 — H D. E. I _ c 2 — b 3 — a 4 — c 5 — c (ve d) 6 — b 7 — hiçbiri8 — b 9 — b 10 — a 1 — denn 2 — oder 3 — sondern 4 — sondern 5 — denn 6 — aber 7 — a ber 8 — oder 9 — denn 10 — aber Cotresponöencr Institute ALMANCA DERSLERİ 43 L EHRSTÜCK DREIUNDVIERZIG DÖNÜŞLÜ FttLLER Bu tip fiillere Türkçe'de çok az raslamr. Onun için anlaşılması biraz g üçtür. Aşağıda, bu derste kullanacağımız dönüşlü fiilleri veriyoruz: sich sich sich sich sich sich sich freuen [zih froyen] waschen [zih vaşen] ärgern [zih ergern] wundern [zih vundern] setzen [zih zettsen] stellen [zih stellen] legen [zih le:gen] sevinmek y ıkanmak kızmak, sinirlenmek, öfkelenmek ş aşırmak (bir yere) oturmak (gidip) durmak (bir yere) yatmak Görüldüğü gibi bir dönüşlü fiil, «dönüşlü zamir» adını verdiğimiz sich kelimesi ve bir de asıl fiilden meydana gelir. Dönüşlü zamir sich ve asıl fiil ayrı ayrı yazılırlar. Dönüşlü fiiller sözlüklerde genellikle sich ile bir­ likte gösterilirler. Şu halde «Öğrenilecek kelimeler» bölümünde ya­ nında sich bulunan bir fiilin dönüşlü olduğunu hemen anlayıp ona göre kul­ lanmanız gerekir. «Dönüşlü» kelimesinden de anlaşılacağı gibi bu çeşit fiillerde yapı­ lan iş, işi yapanla ilgilidir, işi yapana dönüştürülebilir. Örneğin, «Ben yı­ kanıyorum.» derken yıkanan kendimdir. Yıkanma işi benimle ilgilidir. Ama buna karşılık «Ben çamaşırları yıkıyorum.» derken yıkanan çamaşırlar­ dır. Yıkanma işi çamaşırlarla ilgilidir. Onun için «yıkamak» dönüşlü bir fiil değildir. Bu çeşit fiillerde fiili yapanla (özne), fiilden etki gören, yani yapılan (nesne) aynıdır (tek bir kişi veya eşyadır). Yani özne ile nesne tek bir n oktada toplanmıştır. Diğer fiillerde ise, yapan ile yapılan ayrı ayrıdır. —2— Dönüşlü fiiller de diğer fiiller gibi çekimlenirler. Çekimlenirken diğer fiillerden farklı bir durum göstermezler. Bunlarm içinde de özel bir durum g österenleri vardır. Dönüşlü fiillerde değişik olan sadece dönüşlü zamir­ dir. Bu da şahıslara göre değişir, yani çekimlenir. Şimdi bu dönüşlü zami­ rin her şahsa göre nasıl değiştiğini görelim: Şahıs zamirleri ich du er s ie es wir ihr sie Sie Dönüşlü zamirler mich dich sich sich sich uns euch sich sich Örneğin, asıl fiil birinci şahsa göre çekimlenmişse dönüşlü zamirlerin birinci şahsa ait olanı, yani mich, asıl fiil ikinci şahsa göre çekimlenmişse dönüşlü zamirlerin ikinci şahsa ait olam, yani dich kullanılır. B una göre, sich freuen dönüşlü fiilini çekimleyelim: sich freuen ich du er sie es wir ihr sie Sie freue mich freust dich freut sich freut sich freut sich freuen uns freut euch freuen sich freuen sich sevinmek seviniyorum seviniyorsun seviniyor seviniyor seviniyor seviniyoruz seviniyorsunuz seviniyorlar seviniyorsunuz. «Sich waschen» dönüşlü füli ise çekimlenirken özel bir durum göste­ rir, yani ikinci ve üçüncü şahıslarda normal kurala göre çekimlenmez. Bu­ nun için çekimini iyi öğrenmeniz gerekir. sich waschen ich wasche mich du wäschst dich er wäscht sich y ıkanmak y ıkanıyorum y ıkanıyorsun y ıkanıyor kırküçüncü ders —3— sie es wir ihr sie Sie wäscht sich wäscht sich waschen uns wascht euch waschen sich waschen sich y ıkanıyor y ıkanıyor yıkanıyoruz y ıkanıyorsunuz y ıkanıyorlar y ıkanıyorsunuz sich ärgern ich du er sie es wir ihr sie Sie ärgere mich ärgerst dich ärgert sich ärgert sich ärgert sich ärgern uns ärgert euch ärgern sich ärgern sich kızmak kızıyorum kızıyorsun kızıyor kızıyor kızıyor kızıyoruz kızıyorsunuz kızıyorlar kızıyorsunuz ş aşırmak ş aşırıyorum ş aşırıyorsun ş aşırıyor ş aşırıyoruz ş aşırıyorsunuz ş aşırıyorlar ş aşırıyorsunuz (bir yere) oturmak (bir yere) » » » » » » oturuyorum o turuyorsun o turuyor o turuyoruz o turuyorsunuz o turuyorlar o turuyorsunuz. sich wundern ich du er, sie, es wir ihr sie Sie wundere mich wanderst dich wundert sich wundern uns wundert euch wundern sich wundern sich sich setzen ich du er, sie, es wir ihr sie Sie setze mich setzt dich setzt sich setzen uns setzt euch setzen sich setzen sich _ 4— sich stellen ich du e r, sie, es w ir i hr sie Sie stelle mich stellst dich stellt sich stellen uns stellt euch stellen sich stellen sich (gidip) durmak (gidip) » » » » » » duruyorum d uruyorsun d uruyor d uruyoruz d uruyorsunuz d uruyorlar d uruyorsunuz sich legen ich diu e r, sie, es wir i hr sie Sie lege mich legst dich legt sich legen uns legt euch legen sich legen sich (bir yere) yatmak (bir yere) » » » » » » yatıyorum y atıyorsun y atıyor y atıyoruz y atıyorsunuz y atıyorlar y atıyorsunuz Y ukarıda bu dersin başında verdiğimiz bütün dönüşlü fiillerin çekim­ lerini gördük. Şimdi bu dönüşlü fiilleri cümle içinde kullanalım. I ch freue mich sehr. Du freust dich sehr. E r freut sich sehr. Sie wäscht sich jeden Tag. E r wäscht sich jeden Tag. Wir waschen uns jeden Tag. I hr ärgert euch sehr. Sie ärgern sich sehr. Sie wundern sich sehr. Çok seviniyorum. Çok seviniyorsun. Çok seviniyor. H ergün yıkanıyor. H ergün yıkanıyor. H ergün yıkanıyoruz. Çok kızıyorsunuz. Çok kızıyorlar. Çok şaşırıyorsunuz. Cümlenin öznesi bir şahıs zamiri değil de tekil bir isim olursa asıl fii­ lin üçüncü şahısla kullanılan şekli, dönüşlü zamirlerin de gene üçüncü şa­ hısla kullanılan şekli, yani sich cümlede yer alır. özne çoğul bir isim ise asıl fiil hiç değiştirilmeden, mastar halinde kullanılır, dönüşlü zamirlerden de yine sich cümlede kullanılır. Der Vater wundert sich sehr. Baba çok şaşırıyor. —5— Die Kinder freuen sich, denn ihr V ater kommt. A hmet wäscht sich jeden Tag. Der Lehrer ärgert sich nicht. A hmet und Zeynep waschen sich a bends und morgens. Der Fischer wäscht sich nicht. Der Junge freut sich sehr, denn sein Vater kauft ihm einen Ball. Die Mädchen freuen sich, denn sie d ürfen ins Kino gehen. Ali ärgert sich, denn er muss zu H ause bleiben. Çocuklar seviniyorlar, çünkü babalan geliyor. A hmet hergün yıkanır. Ö ğretmen kızmıyor. A hmet ve Zeynep akşamlan ve sa­ bahlan yıkanırlar. Balıkçı yıkanmıyor. Çocuk çok seviniyor, çünkü babası ona bir top satın alıyor. Kızlar seviniyorlar, çünkü sinemaya gidebilirler. Ali kızıyor, çünkü evde kalmaya mec­ burdur. Bu derste öğrendiğiniz dönüşlü fiillerden en çok sich setzen, sich stel­ len; sich fegen fiillerinin kullamhşlanna dikkat etmeniz gerekir, önekleri ö ğrenirken setzen, stellen, legen fiillerinin kullanıldığı cümlelerde önek var­ sa bu önekten sonra gelen ismin daima i-halinde olduğunu belirtmiştik, ( bak. 27. ders, sayfa 7 ve 8). Sich setzen, sich stellen ve sich legen dönüş­ lü fiillerinin de bulunduğu cümlelerde önek varsa bu önekten sonra gelen isim daima i-halindedir. Bu üç fiil bir hareket gösterir. «Oturmak», «dur­ mak» ve «yatmak» gibi hareketsiz bir işi değil de, «bir yere oturmak», «bir y ere gidip durmak», «bir yere yatmak» gibi hareketli işleri gösterirler. WOHIN = t-HALÎ sich setzen1 (bir yere) oturmak WO = E-HALÎ sitzen (bir yerde) oturmak Ich setze mich auf den Stuhl. I ch sitze auf dem Stuhi Sandalyeye (üstüne) oturuyorum. Sandalyenin üstünde oturuyorum. Du setzt dich neben das Fenster. Pencerenin yamna oturuyorsun. E r setzt sich vor die Tafel. T ahtanın önüne oturuyor. Du sitzt neben dem Fenster. Pencerenin yanında oturuyorsun. E r sitzt vor der Tafel. T ahtanın önünde oturuyor. Der Lehrer setzt sich neben den Der Lehrer sitzt neben dem Schrank. S chrank. ö ğretmen dolabın yamnda oturuyor. ö ğretmen dolabın yanına oturuyor. _ 6— Wir setzen uns zwischen die Blumen. Çiçeklerin arasına oturuyoruz. Dır setzt euch auf die Bank. Sıranın üstüne (sıraya) oturuyor­ sunuz. Sie setzen sich unter die L ampe. L âmbanın altına oturuyorlar. Sie setzen sich an den Tisch. Masanın yanma (masaya) otu­ ruyorsunuz. Wir sitzen zwischen den Blumen Çiçeklerin arasında oturuyoruz. Ihr s itzt auf der Bank. S ıranın üstünde (sırada) oturuyor­ sunuz. Sie sitzen unter der L ampe. L âmbanın altında oturuyorlar. Sie sitzen an dem Tisch. Masanın yanında (masada) otu­ ruyorsunuz. Görüldüğü gibi sich setzen ve sitzen yukarıdaki cümlelerde Türkçe ye a ynı şekilde çevrilmiştir. Ama aralannda önemli bir fark vardır. Sich set­ zen ile yapılan cümleler «nereye» anlamına gelen wohin sorusuna cevap t eşkil ederler. Bu cümlelerde hareket ve özellikle yön vardır, oturma işle­ mini gösterirler. Cümlelerdeki öneklerden sonra gelen bütün isimler i-halindedir. Sitzen ile yapılan cümleler ise «nerede» anlamına gelen wo s oru­ suna cevap teşkil ederler. Bunlarda bir hareket ve yön yoktur. Yapılmış işi, o turmuş bulunmayı gösterirler. Bu cümlelerdeki öneklerden sonra gelen isimler daima e-halindedir. sich stellen (gidip) durmak Ich stelle mich n eben das Fenster. P encerenin yamna (gidip) duru­ yorum. Du stellst dich vor den Tisch. Masanın önüne (gidip) duruyorsun. E r stellt sich an die Bank. S ıranın yamna (gidip) duruyor. Der Vater stellt sich neben das Auto. B aba otomobilin yamna (gidip) d uruyor. Wir stellen u ns an die Tür. K apimn yamna (gidip) duruyoruz. Dar stellt euch neben die Stuhle. Sandalyelerin yamna (gidip) d uruyorsunuz. s tehen d urmak Ich s tehe neben dem Fenster. Pencerenin yanında duruyorum. Du stehst vor dem T isch. Masanın önünde duruyorsun. E r steht an der Bank. S ıranın yanında duruyor. Der Vater steht neben dem Auto. B aba otomobilin yanında duruyor. W ir stehen an der Tür. Kapının yanında duruyoruz. I hr steht neben den Stühlen. Sandalyelerin yanında duruyorsunuz. — 7— Sie stellen sich hinter die Bäume. A ğaçlann arkasına (gidip) d uruyorlar. Sie stellen sich an die Wand. D uvarın yanma (gidip) d uruyorsunuz. sich legen (bir yere) yatmak I ch lege mich ins Bett. Y atağa yatıyorum. B*u legst dich auf das Sofa. K anapenin üstüne yatıyorsun. E r legt sich in das Boot. S andala yatıyor. Der Hund legt sich unter den Tisch. Köpek masanın altına yatıyor. Wir legen uns unter den Baum. Ağacın altına yatıyoruz. I hr legt euch in die Sonne. Güneşe yatıyorsunuz. Sie legen sich auf den Tisch. Masanın üstüne yatıyorlar. Sie legen sich ins Bett. Y atağa yatıyorsunuz. Sie stehen hinter den Bäumen. A ğaçlann arkasında duruyorlar. Sie stehen an der Wand. D uvann yanında duruyorsunuz. liegen y atık durumda bulunmak, (şahıslar için: yatıyor olmak) I ch liege im Bett. Y atakta yatıyorum, (bulunuyorum) Du liegst auf dem Sofa. Kanapenin üstünde yatıyorsun. E r Megt in dem Boot. Sandalda yatıyor. D er Hund liegt unter dem Tisch. Köpek masanın altında yatıyor. Wir liegen unter dem Baum. Ağacın altında yatıyoruz. I hr liegt in der Sonne. Güneşte yatıyorsunuz. Sie liegen auf dem Tisch. Masanın üstünde yatıyorlar. Sie liegen im Bett. Y atakta yatıyorsunuz. S ich stellen ve sich legen de aynı sich setzen gibi kullanılır. Bulunduk­ ları cümledeki öneklerden sonra gelen isim daima i-halindedir. Was der Deutsche Sagt Wie der Deutsche Spricht A şağıda günleri ve aylan anla tan kısa bir okuma parçası veriyoruz. B urada geçen gün, ay, mevsim isimlerini iyice öğreniniz. —8— Die Tage und' die Monate E in Tag hat 24 Stunden. Die Tageszeiten heissen: der Morgen, der V ormittag, der Mittag, der Nachmittag, der Abend und die Nacht. E ine Woche hat sieben Tage. Die Tage der Woche heissen: Montag, D ienstag, Mittwoch, Donnerstag, Freitag, Sonnabend und Sonntag. In W est-und Süddeutschland heisst der Sonnabend Samstag. Vier Wochen sind ein Monat. Zvölf Monate sind ein Jahr. Die Monate h eissen: Januar, Februar, März, April, Mai, Juni, Juli, August, September, O ktober, November und Dezember. Alle Monate haben den Artikel «der», a ber wir verwenden oft den Artikel nicht und sagen nur den Namen des M onats. E in Jahr hat 365 Tage. Manchmal hat das Jahr auch 366 Tage. Es h eisst dann Schaltjahr. Ein Jahr hat vier Jahreszeiten; sie heissen: der F rühling, der Sommer, der Herbst und der Winter. Wir verwenden sie im­ mer mit dem Artikel. E in Jahr hat viele Feiertage. An den Feiertagen arbeiten wir nicht. E inige Feiertage in Deutschland1 sind «Weihnachten, Ostern, Pfingsten». Günler ve aylar B ir günün 24 saati vardır. Günün zamanlarının isimleri: sabah, öğle­ den önce, öğle, öğleden sonra, akşam ve gecedir. B ir haftanın yedi günü vardır. Haftanın günlerinin isimleri: Pazar­ tesi, Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma, Cumartesi ve Pazar'dır. Batı ve Güney Almanya'da Cumartesi (Sonnabend) Samstag adındadır. D ört hafta bir aydır. Oniki ay bir senedir. Aylann isimleri: Ocak, Şu­ bat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık'tır. Bütün ayların der artikeli vardır, ama ekseriya biz artikeli kullanmayız ve sadece ayın ismini söyleriz. Bir senenin 365 günü vardır. Bazan senenin 366 günü de vardır. O za­ man onun adı «senei kebise (artık yıl)» dır. Bir senenin dört mevsimi var­ dır; onların isimleri: ilkbahar, yaz, sonbahar ve kıştır. Biz onları daima a rtikel ile kullanırız. B ir denenin birçok tatil günü vardır. Tatil günlerinde çalışmayız. «Yübaşı, Paskalya, Pantekot» ALmanya'daki birkaç tatil günüdür. WIM IM 1 s Irrnf y u CorrfsponDenrf Jnstituu H ALMANCA DERSLER 44 L EHRSTÜCK VIERUNDVIERZIG öğrenilecek kelimeler alle [alle] der April [ april] sich ärgern [zih ergern] der Artikel,[ artikel] bütün, hepsi Nisan kızmak a rtikel der August A ğustos [august] bezahlen [ betsa:len] ödemek der Dezember A ralık [detsember] das Dorf,.<er [dorf] köy —2— d er Februar Ş ubat [ februar] d er Feiertags t atil günü [ fayerta:g] sich freuen sevinmek [zih froyen] d er Frühling,© i lkbahar [ frü:Iing] d er Herbst,e [herbst] sonbahar h übsch [hübş] h oş, zarif die Jahreszeiten mevsim [ ya:restsayt] d er Januar Ocak [ yarnuar] d er Juli [yu:li] Temmuz H aziran d er Juni [yu:ni] s oğuk k alt [kalt] d er Kiösk,e k üçük satış kulübesi, büfe [ kiyosk] sich legen (bir yere) [zih le:gen] y atmak l ehren [lerren] ö ğretmek l ustig [lustih] neşeli, komik d er Mal [may] Mayıs d er März [merts] M art d er Mensch,em i nsan [meng] d er Monat,e[mo:nat] ay die Nachricht, en h aber [ nahriht] d er Name,n isim [ na:me] n iemals [ni:mals] hiçbir zaman d er November Kasım [ november] d er Oktober E kim [ okto:berj O stern [o:stern] P askalya P fingsten P antekot [ pfingsten] d as Restaurant,» l okanta [ restoran] d as Schaltjahrs a rtık yıl [ şaltya:r] die Schulden borç, suç [şuld] schweigen s usmak [ şvaygen] d er September Eylül [ zeptember] sich setzen (bir yere) [zih zettsen] o turmak d er Sominer,yaz [zommeir] die Sportnachricht,enspor haberi [ şportnahriht] sich stellen (gidip) [zih stellen] d urmak d er Süden [zü:den] g üney S üddeutschland Güney Almanya [ zü:ddoytcland] die Tageszeiten g ünün zamanı [ ta:gestsayt] die Verspätungen gecikme, rötar [ ferşpşrtung] verwenden k ullanmak [fervenden] voll [fol] dolu s ich waschen y ıkanmak [zih vaşen] Yılbaşı W eihnachten [ vaynahten] d er Westen b atı [ vesten] W estdeutschland B atı Almanya [ vestdoytçland] d as Wetter,h ava [vetter] k ış * d er Winter,[vinter] die Wochen» [vohe] h afta sich wundern ş aşırmak [zih vundern] k ırkdördüncü ders —3— AÇIKLAMALAR alle «Bütün, hepsi» anlamına gelen bu kelime aynen viele ve einige gibi kullanılır. Aile kelimesinden sonra gelen isim muhakkak çoğul halde bu­ lunmalıdır. Aile Schüler setzen sich auf ihre Stuhle. Alle Bauern in diesem Dorf haben einen Traktor. Alle Kinder spielen im Garten. Alle Bücher liegen im Schrank. Ich lege alle Bleistifte in meine Mappe. B ütün öğrenciler sandalyelerine o turuyorlar. Bu köydeki bütün çiftçilerin bir t raktörü vardır. B ütün çocuklar bahçede oynuyorlar. B ütün kitaplar dolapta bulunuyorlar. B ütün kalemleri çantama koyuyorum. Alle'den s onra gelen isim kaldırılarak bu kelime tek başına da kul­ lanılabilir. O zaman gene çoğul bir anlam taşır ve Türkçe'ye daha çok «hepsi» şeklinde çevrilir. Aile sindi hier. Kommt alle hierher! Alle gehen nach Hause. AHe machen die Übungen. Hepsi buradadır. Hepiniz buraya gelin! Hepsi eve gidiyorlar. Hepsi çalıştırmaları yapıyorlar. Tabiî ki alle'yi ancak «hepsi» ile kastettiğimiz kişileri veya eşyaları biliyorsak tek başına kullanabiliriz. lehren «Öğretmek» anlamına gelen bu kelime fragen fiili gibi kullanılır, ör­ neğin, «Çocuklara problemleri öğretiyorum.» derken Türkçe'de birşeyler öğretilen kişiyi veya kişileri gösteren isim daima e-halinde bulunur: «ço­ cuklara.» Almanca'da ise bu isim daima i-halindedir. Türkçe'ye hiç uy­ mamasına rağmen bu i-halindeki ismi Türkçe'ye e-halinde olarak çeviririz. Der Lehrer lehrt die Schüler die Übungen. Ich lehre meinen Bruder das Lehrstück. Hasan Bey lehrt seine Tochter Deuıtsch. Mein Vater lehrt mich Türkisch. Ö ğretmen öğrencilere çalıştırmaları ö ğretiyor. E rkek kardeşime dersi öğretiyorum. H asan Bey kızma Almanca öğretiyor. B abam bana Türkçe öğretiyor. _ 4— Die Deutschlehrerin lehrt die Kinder die Artikel. Die Lehrerin lehrt ihren Sohn die Tage und die Monate. Meine Mutter lehrt uns ein Spiel. Almanca öğretmeni çocuklara artikelleri öğretiyor. Ö ğretmen oğluna günleri ve ayları ö ğretiyor. Annem bize bir oyun öğretiyor. Bir şeyler öğretilen kişileri gösteren isimler Almanca'da Türkçe'de olduğu gibi e-halinde değil, i-halinde bulunurlar: die Schüler, meinen Bru­ der, die Tochter, mich, die Kinder, ihren Sohn, uns. ö ğrenilecek kelimeler bölümünde öğrendiğiniz Mensch,en ismi özel durum gösteren isimlerdendir. kelimelerden der Sich waschen fiili de çekimlenirken özel durum gösterir. Bunun çe­ kimini geçen derste göstermiştik. IM BAHNHOF Frau Müller und Inge kommen heute. Inge ist Herr Müllers Tochter. Frau Müller ist eine Lehrerin und arbeitet in çiner Schule in Ankara. Die Familie Çelikel und Herr Müller sind jetzt im Bahnhof. Sie müssen aber viel warten, denn der Zug hat 25 Minuten Verspätung. Sie gehen alle in ein Restaurant und trinken Tee, denn das Wetter ist sehr kalt. Das Re­ staurant ist ganz voll; viele Menschen kommen und gehen. Ahmet kauft eine Zeitung und eine Modenzeitschrift an einem Kiosk. Er will die Sportnachrichten lesen: Er gibt Zeynep die Modenzeitschrift und sagt: «Jetzt bezahle ich meine Schuld. Sag mir nicht, 'Du kaufst mir keine Modenzeitschriften.'» Herr Müller freut sich sehr. Er lacht immer. Er sagt: «Inge ist sehr hübsch und lustig. Sie schweigt niemals. Sie spricht immer. Dir habt sie bestimmt sehr gern.» Hasan Bey antwortet: «Wir lehren sie Türkisch, dann kann sie auch hier immer Sprechern.» Alle lachen. İSTASYONDA B ayan Müller ve Inge bugün geliyorlar. Inge Bay Müllerin kızıdır. B ayan Müller bir öğretmendir ve Ankara'da bir okulda çalışıyor. Çelikel ailesi ve Bay Müller şimdi istasyondadır. Ama çok beklemek zorundalar, çünkü trenin 25 dakika rotan var. Hepsi bir lokantaya gidiyorlar ve çay içiyorlar, çünkü hava çok soğuktur. Lokanta tamamen doludur; birçok i nsanlar geliyor ve gidiyor. —5— A hmet bir büfede bir gazete ve bir moda mecmuası satın alıyor. Spor h aberlerini okumak istiyor. Zeynep'e moda mecmuasını veriyor ve «Şimdi borcumu ödüyorum. 'Bana hiç moda mecmuası almıyorsun,' deme bana» diyor. B ay Müller çok seviniyor. Hep gülüyor. O: «Inge çok zarif ve neşelidir. Hiç susmaz. Hep konuşur. Muhakkak onu çok seversiniz.» diyor. H asan Bey cevap veriyor: «Ona Türkçe öğretiriz, o zaman burada da hep konuşabilir.» Hepsi gülüyorlar. DÖNÜŞLÜ FİİLLERİN EMİR HALİ B unlar emir haline getirilirken asıl fiil, diğer fiillerde olduğu gibi emir şekillerine girer, dönüşlü zamir de şahıslara göre değişir. sich freuen. Freue dich! Freut euch! Freuen Sie sich sich waschen Wasche flieh! Wascht euch! Waschen Sie sich! sich ärgern Ärgere dich! Ärgert euch! Ärgern Sie sich! sevinmek Sevin! Sevinin! Sevininiz! y ıkanmak Y ıkan! Y ıkanın! Yıkanınız! kızmak Kız! Kızın! Kızınız! (Bu emir konuşmada kullanılmaz, sadece örnek olarak kabul edilme­ lidir.) sich wundern Wundere dich! Wundert euch! Wundern Sie sich! sich setzen S etz(e) dich! Setzt euch! Setzen Sie sich! ş aşırmak Ş aşır! Ş aşırın! Ş aşırmız! (bir yere) oturmak O tur! O turun! O turunuz! _ 6— sich stellen S tell(e) dich! Stellt euch! Stellen Sie sich! sich legen L eg(e) dich! L egt euch! Legen Sie sich! (gidip) (Gidip) » » durmak Dur! D urun! D urunuz! (bir yere) yatmak Y at! Y atın! Y atınız! Görüldüğü gibi asıl fiil normal olarak emir haline konur. Dönüşlü za­ mirlerden de şahıslara göre sırasıyla dich, euch, sich kullanılır ve bunlar hemen asıl fiilden sonra yer alır. Yukarıdaki örneklerde bazı az kullanılan, h attâ pratikte hiç kullanılmayan şekiller verilmiştir. Bunlar sırf gramer yönünden daha fazla örnek vermek için yapılmıştır. Olumsuz emir yukarıdaki şekillerin sonuna bir nicht ekleyerek yapılır. Ä rgere dich nicht! Ä rgert euch nicht! Ä rgern Sie sich nicht! W undere dich nicht! W undert euch nicht! Wundern Sie sich nicht! K ızma! Kızmayın! Kızmayınız! Ş aşırma! Ş aşırmayın! Ş aşırmayınız! DÖNÜŞLÜ FİİLLERLE YAPILAN SORULAR İçinde dönüşlü bir fiil bulunan bir cümle bu dönüşlü fiili başa getir­ mek suretiyle soru haline konur. Bu tip sorular dönüşlü zamirin yeri ba­ kımından iki türlü olur. Cümlenin öznesi bir şahıs zamiri ise, cümle soru yapılınca başa gelen fiilden sonra özne olan bu şahıs zamiri ve bundan sonra da dönüşlü zamir gelir. I ch wasche mich jeden Morgen. W asche ich mich jeden Morgen? Du wäschst dich jeden Morgen. W äschst du dich jeden Morgen? E r setzt sich auf den Stuhl. S etzt er sich auf dien Stuhl? H er sabah yıkanıyorum. H er sabah yıkamyor muyum ? H er sabah yıkanıyorsun. H er sabah yıkamyor musun? Sandalyeye oturuyor. Sandalyeye oturuyor mu? —7— Sie ärgert sich sehr. Ärgert sie sich sehr? E s stellt sich vor die Tür. Stellt es sich vor die Tür? Wir legen uns ins Bett. Legen wir uns ins Bett? Ihr freut euch sehr. Freut ihr euch sehr? Sie setzen sich auf die Autos. Setzen sie sich auf die Autos? Sie stellen sich an den Tisch. Stellen Sie sich an den Tisch? Çok kızıyor. Çok kızıyor mu? Kapının önüne (gidip) duruyor. Kapının önüne (gidip) duruyor mu? Y atağa yatıyoruz. Y atağa yatıyor muyuz? Çok seviniyorsunuz. Çok seviniyor musunuz? Otomobillerin üstüne oturuyorlar. Otomobillerin üstüne oturuyorlar mı ? Masanın yanına (gidip) duruyor­ sunuz. Masanın yanına (gidip duruyor m usunuz? Şu halde öznesi şahıs zamiri olan sorularda şöyle bir sıra izlemelidir: Asıl fiil + (özne olan) şahıs zamiri + dönüşlü zamir + diğer kelimeler Cümlenin öznesi bir şahıs zamiri değil de herhangi bir tekil veya çoğul isimse soru cümlesinde kelimelerin dizilişi farklıdır. Gene önce asıl fiil ge­ lir, ama bundan sonra özne olan isim değil de cümledeki dönüşlü zamir yer alır, özne olan isim bu dönüşlü zamirden sonra gelir. Der Vater setzt sich auf das Sofa. Setzt sich der Vater auf das Sofa? Die Mutter legt sich ins Bett. Legt sich die Mutter ins Bett? Der Vogel setzt sich auf den Baum, Setzt sich der Vogel auf den Bauin? Mein Bruder wäscht sich heute nicht. Wäscht sich mein Bruder heute flicht? Ein Schüler stellt sich an die Tafel. Stellt sich ein Schüler an die Tafel? Die Katze setzt sich unter den Stuhl. Setzt sich die Katze unter den Stuhl? Baba kanapenin üstüne oturuyor. Baba kanapenin üstüne oturuyor mu ? Anne yatağa yatıyor. Anne yatağa yatıyor mu? K uş ağacın üstüne oturuyor. Kuş ağacın üstüne oturuyor mu? E rkek kardeşim bugün yıkanmıyor. E rkek kardeşim bugün yıkanmıyor m u? Bir öğrenci tahtaya (gidip) duruyor. Bir öğrenci tahtaya (gidip) duruyor m u? Kedi sandalyenin altına oturuyor. Kedi sandalyenin altına oturuyor mu? _ 6— sich stellen Stell (e) dich! Stellt euch! Stellen Sie sich! sich legen L eg(e) dich! L egt euch! Legen Sie sich! (gidip) (Gidip) » » durmak Dur! D urun! D urunuz! (bir yere) yatmak Y at! Y atın! Y atınız! Görüldüğü gibi asıl fiil normal olarak emir haline konur. Dönüşlü za­ mirlerden de şahıslara göre sırasıyla dich, euch, sich kullanılır ve bunlar hemen asıl fiilden sonra yer alır. Yukarıdaki örneklerde bazı az kullanılan, h attâ pratikte hiç kuUamlmayan şekiller verilmiştir. Bunlar sırf gramer yönünden daha fazla örnek vermek için yapılmıştır. Olumsuz emir yukarıdaki şekillerin sonuna bir nicht ekleyerek yapılır. Ä rgere dich nicht! Ä rgert euch nicht! Ä rgern Sie sich nicht! W undere dich nicht! W undert euch nicht! W undern Sie sieh nicht! K ızma! Kızmayın! Kızmayınız! Ş aşırma! Ş aşırmayın! Ş aşırmayınız! DÖNÜŞLÜ FİİLLERLE YAPILAN SORULAR İçinde dönüşlü bir fiil bulunan bir cümle bu dönüşlü fiili başa getir­ mek suretiyle soru haline konur. Bu tip sorular dönüşlü zamirin yeri ba­ kımından iki türlü olur. Cümlenin öznesi bir şahıs zamiri ise, cümle soru yapılınca başa gelen fiilden sonra özne olan bu şahıs zamiri ve bundan sonra da dönüşlü zamir gelir. I ch wasche mich jeden MorgenWäsche ich mich jeden Morgen? Du wäschst dich jeden Morgen. W äschst du dich jeden Morgen? E r setzt sich auf den Stuhl. S etzt er sich auf den Stuhl? H er sabah yıkanıyorum. H er sabah yıkamyor muyum ? H er sabah yıkanıyorsun. H er sabah yıkamyor musun? Sandalyeye oturuyor. Sandalyeye oturuyor mu? —7— Sie ärgert sich sehr. Ärgert sie sich sehr? E s stellt sich vor die Tür. Stellt es sich vor die Tür? Wir legen uns ins Bett. Legen wir uns ins Bett? Ihr freut euch sehr. Freut ihr euch sehr? Sie setzen sich auf die Autos. Setzen sie sich auf die Autos? Sie stellen sich an den Tisch. Stellen Sie sich an den Tisch? Çok kızıyor. Çok kızıyor mu? Kapmın önüne (gidip) duruyor. Kapının önüne (gidip) duruyor mu? Y atağa yatıyoruz. Y atağa yatıyor muyuz? Çok seviniyorsunuz. Çok seviniyor musunuz? Otomobillerin üstüne oturuyorlar. Otomobillerin üstüne oturuyorlar mı ? Masanın yanına (gidip) duruyor­ sunuz. Masanın yanına (gidip duruyor m usunuz? Şu halde öznesi şahıs zamiri olan sorularda şöyle bir sıra izlemelidir: Asıl fiil + (özne olan) şahıs zamiri + dönüşlü zamir + diğer kelimeler Cümlenin öznesi bir şahıs zamiri değil de herhangi bir tekil veya çoğul isimse soru cümlesinde kelimelerin dizilişi farklıdır. Gene önce asıl fiil ge­ lir, ama bundan sonra özne olan isim değil de cümledeki dönüşlü zamir yer alır, özne olan isim bu dönüşlü zamirden sonra gelir. Der Vater setzt sich auf das Sofa. Setzt sich der Vater auf das Sofa? Die Mutter fegt sich ins Bett. Legt sich die Mutter ins Bett? Der Vogel setzt sich auf den Baum. Setzt sich der Vogel auf den Baum? Mein Bruder wascht sich heute nicht. Wäscht sich mein Bruder heute nicht? Ein Schüler stellt sich an die Tafel. Stellt sich ein Schüler an die Tafel? Die Katze setzt sich unter den Stuhl. Setzt sich die Katze unter den Stuhl? Baba kanapenin üstüne oturuyor. Baba kanapenin üstüne oturuyor mu ? Anne yatağa yatıyor. Anne yatağa yatıyor mu? K uş ağacm üstüne oturuyor. Kuş ağacın üstüne oturuyor mu? E rkek kardeşim bugün yıkanmıyor. E rkek kardeşim bugün yıkanmıyor m u? Bir öğrenci tahtaya (gidip) duruyor. Bir öğrenci tahtaya (gidip) duruyor m u? Kedi sandalyenin altına oturuyor. Kedi sandalyenin altına oturuyor mu? —8— A hmet setzt sich neben Herrn Müller. S etzt sich Ahmet neben Herrn Müller? Mein Freund stellt sich hinter deü B aum. Stellt sich mein Freund hinter den Baum? A hmet, Bay Müller'in yanına oturu­ yor. A hmet Bay Müller'in yanma oturu­ yor mu? Arkadaşım ağacın arkasına (gidip) duruyor. Arkadaşım ağacın arkasına (gidip) duruyor mu? Öznesi bir isim olan soru cümlelerinde de şöyle bir sıra izlenir: Asıl fiil + dönüşlü zamir + (özne olan) isim 4- diğer kelimeler. DÖNÜŞLÜ FİİLLER ve SORU KELİMELERİ Soruda şayet şahıs zamiri varsa şöyle bir sıra izlenir: Soru kelimesi + asıl fiil + şahıs zamiri (özne) + dönüşlü z amir 4- diğer kelimeler W arum setzt du dich nicht auf den S tuhl? Wohin setzen Sie sich? Wie wäscht er sich? W arum freut er sich sehr? W arum legen wir uns ins Bett? Wohin stellt ihr euch? W arum setzt du dich vor die Tafel? W arum lege ich mich unter den B aum? Niçin sandalyenin üstüne oturmuyorsun? N ereye oturuyorsunuz? O n asıl yıkanıyor? O niçin çok seviniyor? Niçin yatağa yatıyoruz? N ereye (gidip) duruyorsunuz? Niçin tahtanın önüne oturuyorsun? Niçin ağacın altına yatıyorum? S oruda isim varsa o zaman sıra şöyle olur: Soru kelimesi + asıl fiil + dönüşlü zamir + isim (özne) + diğer kelimeler Wohin setzt sich der Junge? Wie ärgert sich der Vater? W arum stellen sich die Kinder vor die Tür? Wohin legt sich Ahmet? W arum freuen sich die Schüler? W arum wundert sich deine S chwester? Çocuk nereye oturuyor? B aba nasıl kızıyor? Çocuklar niçin kapının önüne gidip d uruyorlar? A hmet nereye uzanıyor? Öğrenciler niçin seviniyorlar? Kızkardeşin niçin hayret ediyor? Y ukarıdaki sıralamalar bazı soru kelimeleri için değişebilir; daha baş­ ka istisnalar görülebilir. Bunu kesin bir kural olarak kabul etmemeniz ge­ rekir. Almanca ders: 44 T EST 22 Aşağıda dönüşlü fiillerle yapılmış cümleler verilmiştir. Boş bırakılan yer­ lere uygun dönüşlü zamirler koyunuz. 1 — H eute kommt mein Bruder. Ich freue .. 'tsehr. 2 — Mein Vater ä rgert l ' . sehr. 3 — Der Lehrer sagt: Setzt •/ ,'_•£ — Warum ärgerst du . * 5 — Morgen ist Feiertag. Freut ihr ' ? Ja*, wir freuen ., s ehr. 6 — Der Lehrer kommt. Wir stellen „ neben die Bänke. 7 — Der L ehrer ruft: Setarf^ \ W ir setzen d ann. 8 — Der Lehrer setzt a uch. 9 — Ein Schüler stellt van die Tafel. 10 — Der Lehrer stellt a n das Fenster. 11 — Ich wasche, jnorgens und abends. 12 — Die Kinder legen . ^auf das Sofa. 13 — Wir setzen im Wohnzimmer a n den Tisch. 14^— Hasan wundert . .sehr. 15 — Ahmet und Zeynep waschen * » d er Küche. A L istesi 1 2— H err Müller setzt sich an den^A Tisch und trinkt Tee. ö(B Mein Bruder wäscht sich j etzt. Dann wasche ich mich auch. Setz dich auf die Bank! Setzt euch auf die Bank! Setzen Sie sich auf die Bank! F Wohin legen sich die Kinder?KG F reuen sich die Schüler sehr?^H W arum ärgert ihr euch? KJ D er Hund legt sich hinter d en Stein. K Alle Kinder waschen sich i n diesem Zimmer. C<L — <* M — B L istesi Köpek taşın arkasına yaüyor. Öğrenciler çok seviniyorlar mı? S ıraya otur! B ütün çocuklar bu odada yı­ kanıyorlar. B ay Müller masaya oturuyor v e çay içiyor. S ırada otur! Niçin kızıyorsunuz? S ıraya oturun! E rkek kardeşim şimdi yıkanı­ yor. Sonra ben de yıkanacağım. B ay Müller masada oturuyor ve çay içiyor. S ıraya oturunuz! Çocuklar nereye yatıyorlar? 3 tv4 5 6 7 8 9 — — — — — — — 10 — A L istesi 1 — Ö ğretmen sınıfın önüne (gidip) duruyor. 2 — K ızma! âf^A. ^B B L istesi Ä rgert euch nicht! W arum wundern sich die J ungen? Kızmayınız! /Vß • Çocuklar niçin şaşırıyorlar? B ay Müller niçin seviniyor? D W alter ağacın altına oturuyor. K anarya kitapların arasına pC E o turuyor. ^F • 8 — Çiftçi atın üstüne oturuyor m u? ^<G 9 — Hizmetçi masanın arkasma (gidip) duruyor. £CH 10 — Kızlar bahçede ağaçların a ltına yatıyorlar. &CI 3 4 5 6 7 — — — — — D er Kanarienvogel setzt sich zwischen die Bücher. D er Kanarienvogel sitzt zwischen den Büchern. Ä rgere dich nicht! W alter setzt sich unter den B aum. Die Mädchen legen sich im G arten unter die Bäume. Die Magd stellt sich hinter d en Tisch. D er Lehrer stellt sich vor die K lasse. K — D er Lehrer steht vor der K lasse. S etzt sich der Bauer auf das P ferd? W arum freut sich Herr Müller? D A şağıdaki her cümlenin altındaki dört şıktan hangisinin bu cümlenin soru­ ya çevrilmiş şekli olduğunu bulunuz. 1 — Mein Sohn legt sich um acht Uhr ins Bett. a. Legt mein Sohn sich um acht Uhr ins Bett? b/Legt sich mein Sohn um a cht Uhr ins Bett? c. Legt mein Sohn um acht Uhr sich ins Bett? d. Legt um acht Uhr sich mein Sohn ins Bett? 2 — D er Junge stellt sich neben das Auto. o^ a. Stellt sich der Junge neben das Auto? b. Stellt der Junge sich neben d as Auto? c. Stellt der Junge neben das Auto sich? d. Hiçbiri. 3 — Die Fischer wundern sich sehr. a . Sich die Fischer wundern sehr? b. Wundern die Fischer sich sehr? c. Wundern die Fischer sehr sich? Äv W undern sich die Fischer sehr? 4 . D er Bauer wäscht sich abends. a . Wäscht der Bauer dich abends? b. Wäscht sich abends der Bauer? Ci W äscht sich der Bauer abends? d. Wäscht euch der Bauer abends? A şağıda karışık olarak sıralanmış kelimelerle düzgün birer cümle yapın. a. Der Vater, sich setzen, auf, Stuhl, und, lesen* Zeitung. b . W arum, sich waschen* du, morgens, nicht. c. Kinder, sich freuen, sehr, denn, kommen, Mutter, ra İM ı İM A LA1AJVCA DERSLER t I I t I I I I 1,,,1,1-J ' } > ' I ' ' -1- 1 J •••' Coîresponömff Institute 45 L E H R S T Ü C K FÜNFUNDVIERZIG können, wollen, müssen, dürfen ve dönüşlü fiiller Können, wollen, müssen ve dürfen yardımcı fiilleriyle yapılan cüm­ lelerde cümlenin esas fiilinin en sona gittiğini, ikinci yerde yardımcı fiilin özneye göre çekimlenmiş şeklinin yer aldığını belirtmiştik. Cümlenin esas fiili bir dönüşlü fiilse, dönüşlü fiilin «asıl fiil» diye adlandırdığımız kısmı en sona gider ve ikinci yerde de gene yardımcı fiil bulunur. Dönüşlü zamir ise normal olarak bulunması gereken yerde kalır, yeri bir değişikliğe uğ­ ramaz. Die Kinder müssen sich nach dem Abendessen waschen. Çocuklar akşam yemeğinden sonra y ıkanmaya mecburdurlar. Du kannst dich dorthin legen. O raya yatabilirsin. Der Junge will sich auf das Auto setzen. Çocuk otomobilin üstüne oturmak i stiyor. Die Schüler stellen sich nicht Die Schüler dürfen sich nicht vor vor diese Tür. diese Tür stellen. Öğrenciler bu kapının önüne (gidip) Öğrenciler bu kapının önüne (gidip) d urmuyorlar. d uramazlar. A hmet legt sich ins Bett, denn er A hmet will sich ins Bett legen, denn i st sehr müde. e r ist sehr müde. A hmet yatağa yatıyor, çünkü o çok A hmet yatağa yatmak istiyor, çünkü y orgundur. o çok yorgundur. Die Kinder waschen sich nach dem Abendessen. Çocuklar akşam yemeğinden sonra y ıkanıyorlar. Du legst dich dorthin. Oraya yatıyorsun. D er Junge setzt sich auf das Auto. Çocuk otomobilin üstüne oturuyor. _ 2— Die Mädchen setzen sich unter den Baum. Kızlar ağacın altına oturuyorlar. S etzt du dich neben deinen Freund? A rkadaşının yanma oturuyor m usun ? Stellt sich die Frau vor den Laden? K adm dükkânın önüne (gidip) d uruyor mu? Der alte Mann ärgert sich nicht. Yaşlı adam kızmıyor. Wohin setzen sich die Arbeiter im G arten? i şçiler bahçede nereye oturuyorlar? Wohin legt sich der Hund? Köpek nereye yatıyor? Die Lehrerin stellt sich an das F enster. Öğretmen pencereye gidip duruyor. W arum setzt sich die Mutter nicht? Anne niçin oturmuyor? Wessen Sohn wäscht sich jeden M orgen? Kimin oğlu her sabah yıkanıyor? S etzt sich deine Schwester auf den S tuhl? Kız kardeşin sandalyenin üstüne o turuyor mu? Die Katze legt sich nicht auf das Sofa. Kedi kanapenin üstüne yatmıyor. L egt sich der Hund auf das Sofa? Köpek kanapenin üstüne yatıyor m u? Die Mädchen wollen sich unter den B aum setzen. Kızlar ağacın altına oturmak isti­ yorlar. Willst du dich neben deinen Freund s etzen? A rkadaşının yanına oturmak istiyor m usun ? Darf sich die Frau vor den Laden s tellen? Kadın dükkânın önüne (gidip) du­ rabilir mi? Der alte Mann darf sich nicht ärgern. Yaşlı adam kızamaz. (kızması doğru olmaz.) Wohin wollen sich die Arbeiter im G arten setzen? İşçiler bahçede nereye oturmak i stiyorlar? Wohin darf sich der Hund legen? Köpek nereye yatabilir? Die Lehrerin will sich an das F enster stellen. Öğretmen pencereye gidip durmak i stiyor. W arum kann sich die Mutter nicht s etzen? Anne niçin oturamaz? Wessen Sohn muss sich jeden Morgen w aschen? Kimin oğlu her sabah yıkanmaya m ecburdur? Darf sich deine Schwester auf den S tuhl setzen? Kız kardeşin sandalyenin üstüne otu­ rabilir mi? Die Katze darf sich nicht auf das Sofa legen. Kedi kanapenin üstüne yatamaz. Darf sich der Hund auf das Sofa l egen? Köpek kanapenin üstüne yatabilir mi? kırkbeşinci ders Wohin stellt sich der Sohn des B auern? Çiftçinin oğlu nereye (gidip) d uruyor? Waschen sich die Tiere? H ayvanlar yıkanıyorlar mı? Wohin muss sich der Sohn des Bauern stellen? Çiftçinin oğlu nereye (gidip) durmak mecburiyetindedir ? Können sich die Tiere waschen? H ayvanlar yıkanabilirler mi? Görüldüğü gibi içinde dönüşlü fiiller bulunan soru cümleleri de aynı şekilde können, wollen, müssen, dürfen gibi yardımcı fiillerle kurulabilir­ ler. Dönüşlü fiilin «asıl fiil» diye adlandırdığımız kısmını sorunun sonuna g etiririz. seit Seit [zayt] şeklinde okunan bu kelime Türkçeye «-den beri» şeklinde çevrilir. Genellikle bir isimle kullanılır. Kullanılışı mit, nach ve von gibidir. Yani seit'tan sonra gelen isim e-halinde bulunur. ein Jahr seit einem Jahr ein Monat seit einem Monat eine Woche seit einer Woche ein Tag seit einem Tag eine Stunde seit einer Stunde zwei Jahre seit zwei Jahren zwei Monate seit zwei Monaten bir bir b ir b ir bir bir bir b ir bir bir iki iki iki iki yıl yıldan beri ay aydan beri hafta haftadan beri gün günden beri saat saatten beri yıl yıldan beri ay aydan beri Görüldüğü gibi seit kelimesinden sonra gelen isim e-halindedir. B urada önemli bir konuyu açıklayalım: «iki adam, beş çocuk, yüz öğ­ renci,...» gibi önlerinde bir sayı kelimesi bulunan isimleri e-haline sokmak için sayı kelimesini hiç değiştirmeden, sadece zaten çoğul halde bulunan ismin sonuna bir -n veya -en eklemek gerekir. —4— zwei Stähle iki sandalye d rei Tische üç masa zehn Häuser on ev h undert Schüler yüz öğrenci neunzehn Jungen ondokuz çocuk zwei Stühlen iki sandalyeye drei Tischen üç masaya zehn Häusern on eve h undert Schülern yüz öğrenciye neunzehn Jungen ondokuz çocuğa Wir wohnen seit einem Jahr in diesem Haus. F eter wartet seit einer Stande vor d er Tür. I nge iemt seit einem Jahr Türkisch. Der Arzt wohnt seit einem Monat in F rankfurt. Meine Tochter ist seit einer Woche h ier. Sein Vater arbeitet seit drei Jahren in diesem Laden. Seit drei Wochen haben wir keinen Brief von unserem Freund. Seit fünf Jahren arbeitet die L ehrerin in dieser Schule. D er Schüler geht seit einer Woche n icht in die Schule. Seit Sonntag geht mein Bruder um zehn Uhr ins Bett. I st der Student seit zwei Monaten in Deutschland? Seit vier Tagen kommt unser Hund nicht nach Hause. I ch esse seit zwei Tagen nicht zu H ause, sondern im Restaurant ne­ ben der Schule. Bir yıldan beri bu evde oturuyoruz. P eter bir saatten beri kapının önünde bekliyor. I nge bir yıldan beri Türkçe öğreniyor. D oktor bir aydan beri Frankfurt'ta o turuyor. Kızım bir haftadan beri buradadır. Babası üç yıldan beri bu dükkânda çalışıyor. Üç haftadan beri arkadaşımızdan m ektup yok. (almadık) Beş yıldan beri öğretmen bu okulda çalışıyor. Öğrenci bir haftadan beri okula g itmiyor. P azar'dan beri erkek kardeşim saat onda yatağa gidiyor, (yatıyor) Öğrenci iki aydan beri mi Almanya'­ dadır? D ört günden beri köpeğimiz eve gel­ miyor. İ ki günden beri evde değil, okulun y anındaki lokantada yiyorum. — 5— aus A us [aus] olarak okunan bu önek te yalnız e-halinde bulunan isimlerle kullanılır. Türkçeye «-den, -dan» şeklinde çevıilebilir. Von kelimesinin de T ürkçeye aynı şekilde çevrildiğini görmüştük, ama aralarmda önemli bir f ark vardır. Örneğin, «Evden dışarı çıkıyor. - Öğretmen odadan çıkıyor. Çantamdan kalemlerimi alıyorum.» gibi cümlelerde «ev, oda, çanta» isim­ lerine eklenen «-den, -dan» takıları içeriden dışarı doğru bir hareket gös­ termektedir. Almancada bu hallerde aus kullanılır. Aus'u «içinden» şek­ linde de Türkçeye çevirebiliriz. Buna karşılık, «masadan, işten, kâğıttan» gibi hallerde «-den, -dan» takısı içeriden dışarı doğru bir hareket göster­ mez. Almancada bu hallerde von kullanılır. die Klasse sınıf der Dorf köy das Haus ev die Hütten kulübeler a us der Klasse sınıftan (dışarıya) a us dem Dorf köyden (dışarıya) a us dem Haus evden (dışarıya) a us den Hütten kulübelerden (dışarıya) Der Fischer kommt aus seiner Hütte. Der Junge nimmt das Buch aus der Mappe. Der Lehrer geht aus der Klasse. Nimm einen Stein aus dem Karren! Der Mann nimmt sein Geld aus einer Schublade. Mein Vater nimmt den Ball aus dem Schrank. Ich nehme das Buch aus dem Bücherregal und gehe es meinem Freund. Die Magd kommt aus der Küche. Robert geht um acht Uhr aus dem Haus. Wir trinken Milch aus einem Glas. Balıkçı kulübesinden geliyor. Çocuk kitabı çantadan alıyor. Ö ğretmen sınıftan (gidiyor) çıkıyor. A rabadan bir taş al! Adam parasını bir çekmeceden alıyor. Babam topu dolaptan alıyor. Kitabı kitaplıktan alıyorum ve arka daşıma veriyorum. Hizmetçi mutfaktan geliyor. R obert saat sekizde evden (gidiyor) çıkıyor. S ütü bir bardaktan içeriz. —6— D as Auto fährt aus dem Garten auf die Strasse. Meine Schwester kommt heute aus D eutschland. Der Schüler bekommt einen Brief a us Ankara. Die Mutter nimmt die Gabeln und die Messer aus der Schublade des Tisches. Die Magd trägt die Teller aus dem Speisezimmer in die Küche. Der Gast kommt aus dem Speise­ zimmer ins Wohnzimmer. Die Kinder nehmen die Äpfel aus dem Korb. I ch nehme den Brief aus meiner Mappe; er kommt von meiner M utter. Otomobil bahçeden caddeye gidiyor ( çıkıyor). Kız kardeşim bugün Almanya'dan geliyor. Öğrenci Ankara'dan bir mektup alı^ yor. Anne masanın çekmecesinden çatal­ ları ve bıçakları alıyor. Hizmetçi tabakları yemek odasından m utfağa taşıyor. Misafir yemek odasından oturma oda­ sına geliyor. Çocuklar elmaları sepetten alıyorlar. Mektubu çantamdan alıyorum; o an­ nemden geliyor. Şimdi de von ile yapılmış cümleler görelim. Von ile aus arasındaki far­ ka dikkat ediniz. Die Bauern kommen von der Arbeit. Der Junge bekommt von seinem F reund einen Brief. Der Schüler bekommt von dem L ehrer sein Heft. Der Vogel fliegt von dem Baum. Der Brief kommt von unserem A rzt. Wir kaufen Eier von dem Bauern. A hmet bringt mir einen Brief von meiner Familie. U nsere Mutter kauft Fleisch von diesem Laden. D as kleine Kind geht von dem S tuhl neben das Radio. Çiftçiler işten geliyorlar. Çocuk arkadaşından bir mektup alı­ yor. Öğrenci öğretmenden defterini alı­ yor. Kuş ağaçtan uçuyor. Mektup doktorumuzdan geliyor. Çiftçiden yumurta satın alıyoruz. A hmet bana ailemden bir mektup ge­ tiriyor. Annemiz bu dükkândan et satın alı­ yor. Küçük çocuk sandalyeden radyonun y anına gidiyor. — 7— Was der Deutsche Sagt Wie der Deutsche Spricht A şağıda aile ile ilgili yeni kelimeler öğreneceğiniz bir okuma parçası veriyoruz. Bunlardan bir kısmını daha önceden biliyorsunuz. Bilmedikle­ rinizi iyice öğreniniz. Die Familie Mein Vater und meine Mutter sind meine Eltern. Ich bin ihr Sohn. Meine Eltern haben auch eine Tochter. Sie ist meine Schwester, und ich bin ihr Bruder. Wir sind Geschwister. Unsere Familie lebt in Istanbul. Meine Mutter hat einen Vater und eine Mutter. Ihr Vater ist u nser Grossvater, und ihre Mutter ist unsere Grossmutter. Mein Vater hat keine Eltern mehr. Sie sind tot. Wir lieben unsere Grosseltern sehr. U nser Vater hat einen Bruder. Er ist unser Onkel. Ich bin sein Neffe, und meine Schwester ist seine Nichte. Seine Kinder sind unsere Vettern und Kusinen. Meine Mutter hat auch einen Bruder und eine Schwester. I hr Bruder ist mein Onkel, und ihre Schwester ist meine Tante. Die Tante h at auch einen Sohn und eine Tochter. Ihr Sohn ist mein Vetter, und ihre T ochter ist meine Kusine. Aile B abam ve annem ebeveynimdir. Ben onların oğluyum. Ebeveyni­ min bir kızı da var. O benim kızkardeşimdir ve ben onun erkek kardeşiyim. Biz kardeşiz. Ailemiz İstanbulda yaşıyor. Annemin bir babası ve annesi vardır. Onun babası bizim büyük ba­ bamız ve onun annesi bizim büyük annemizdir. Babanım artık ebeveyni y oktur. Onlar ölüdür (ölmüşlerdir). Büyük ebeveynimizi (büyük anne­ mizi ve büyük babamızı) çok severiz. Babamızın bir erkek kardeşi vardır. O bizim amcamızdır. Ben onun yeğeniyim ve benim kız kardeşim onun yeğenidir. Onun çocukları bizim kuzenlerimizdir. Annemin de bir erkek kardeşi ve bir kız kardeşi vardır. _ 8— Onun erkek kardeşi benim dayımdır ve onun kız kardeşi benim teyzemdir. Teyzenin de bir oğlu ve bir kızı vardır. Onun oğlu benim kuzenimdir ve kızı benim kuzenimdir. Şimdi yukarıdaki parçada geçen yeni kelimeleri açıklayalım: die Eltern, (yalnız çoğul halde bulunur) — ebeveyn (anne ve babanın iki­ sine birden verilen isim) die Geschwister — erkek ve kız kardeşler (hepsine birden verilen isim) der G rossvater,.. — büyük baba, dede die G rossmutter,.. — büyük anne, anneanne, babaanne die Grosseltern (yalnız çoğul) — büyük baba ve büyük annenin ikisine bir­ den verilen isim. derOnkel, amca, dayı (Türkçede aralarında önemli bir fark olan amca ve dayı kelimeleri Almancada aynı kelimeyle gösterilirler: d er Onkel) die Tante.n — h ala, teyze (Hala ve teyze kelimelerinin de Almancada bir t ek karşılığı vardır: die Tante) der Neffe,n — erkek yeğen die Nichte,n — kız yeğen (der Bruder ve die S chwester kelimelerinde oldu­ ğu gibi Türkçede erkek ve kız yeğeni sadece bir tek keli­ meyle, «yeğen» kelimesiyle belirtiriz. Ama Almancada ye­ ğenin cinsiyetine göre iki ayrı kelime vardır.) der Vetter,n — amca, dayı, teyze, hala oğlu, kuzen die Kusine,n — amca, dayı, teyze, hala kızı, kuzen (Kelimelerin okunuşları 46. dersteki «öğrenilecek kelimeler» bölümünde v erilmiştir). mim I IM LEHRSTÜCK i m s p Ä r t jnstitu« İ MwaEgaMKii' ı • • [ • • • • • « • • • • • • • • • ı ş a ş i B i J İM ALMANCA DERSLER 46 SECHSUNDVIERZIG Öğrenilecek kelimeler aus [ aus] der Appetit [ apetit] mit gutem Appetit bei [ bay] bezahlt [ betsa :lt] -den, -dan iştah büyük iştahla yanında, c ivarında ödenmiş bestellen [bestellen] ısmarlamak da [ da:] o rada, o zaman onun yanında, dabei [ dabay] aynı zamanda dafür [ da:fü:r] onun için, onun yerine —2— die Nichte,n [nihte] kız yeğen die Note,n [no:te] n ot, (müzikte) n ota d er Onkel,- [onkel] amca, dayı h oşuna gitmek: n un [nu:n] şimdi p ara die Kechnung,en h esap kız ve erkek [ rehnung] k ardeş (1er) d er Rücken,s ırt b üyük anne [rüken] s chenken [genken] h ediye etmek b üyük baba s chütteln [şütteln] s allamak -den beri s eit [zayt] a rka arkaya d as Silberstück,e g ümüş para [ zilberştük] a lmak, alıp s tecken [şteken] s okmak, g etirmek k oymak d er Kopf,..e [köpf] b aş die Tante,n [tante] h ala, teyze die Kusine,n kuzen die Tasche,n [taşe] cep, ç anta [ kuzi:ne] d er Vetter,n a mca, dayı, d as Iied,er [li:d] ş arkı [ fetter] h ala, teyze d as Mittagessen,öğle yemeği oğlu, kuzen [mittagessen] wieder [vi:der] t ekrar, gene die Musik [muzi:k] müzik d er Wirt,e [virt] l okantacı d er Neffe,n e rkek yeğen zu [tsu:] -ye, -ya, yanına [neffe] AÇIKLAMALAR gefallen T ürkçeye «hoşuna gitmek» olarak çevrilebilir. Örneğin, «Şarkı adamın h oşuna gidiyor. - Bu yemek benim hoşuma gitmiyor. - Kitap öğrencinin çok hoşuna gitti.» gibi cümlelerde «adamm, benim, öğrencinin» isimleri, y ani birşeyi beğenen şahsı veya şahısları gösteren isimler Almancada dai­ ma e-halinde bulunur. Bu durum Türkçeye hiç uymadığından çok yanlış yapabilirsiniz. Onun için bu fiilin kullanılışına çok dikkat etmeniz gerekir. Gefallen fiili özel bir durum gösterir. Çekimi dersin sonunda verilmiştir. D as gefällt mir. D as Buch gefällt dem Schüler. Die Speisen gefallen dem Gast. Die Geschichte gefällt den Kindern. Bu hoşuma gidiyor. Kitap öğrencinin hoşuna gidiyor. Yemekler misafirin hoşuna gidiyor. Hikâye çocukların hoşuna gidiyor. d rehen [dreien] die Eltern [eitern] d as Gasthaus,..er [ gasthaus] gefallen [gefallen] d as Geld,er [geld] die Geschwister [ geşvister] die Grossmutter,.. lgro:smutter] d er Grossvater,.. [ gro:sfa:ter] h intereinander [ h interaynander ] holen [ho:Ien] çevirmek ebeveyn l okanta k ırkaltmcı ders —3— Dieses Lied gefällt uns. Deine Bilder gefallen mir. Dieser Ball gefällt Ahmet. U nser Vogel gefällt euch. Gefällt dir diese Stadt, Inge? Bu garkı bizim hoşumuza gidiyor. Resimlerin benim hoşuma gidiyor. Bu top Ahmet'in hoşuna gidiyor. Kuşumuz sizin hoşunuza gidiyor. Bu şehir hoşuna gidiyor mu, Inge? Z EYNEP ERZÄHLT WIEDER EINE GESCHICHTE Der Deutschlehrer kommt in die Klasse und fragt: «Wer kann uns ehie Geschichte erzählen?». Zeynep hebt ihre Hand. Der Lehrer sagt: « Kannst du deine Geschichte in Deutsch erzählen?» Zeynep ist eine fleissige Schülerin. Sie spricht gut Deutsch; sie erzählt ihre Geschichte in Deutsch: «Ein Student kommt in ein Gasthaus, setzt sich an einen Tisch und bestellt sich ein Mittagessen. Er isst und trinkt mit gutem Appetit. Nach dem Essen ruft er den Wirt und sagt: «Ich habe wenig Geld und kann die R echnung nicht bezahlen. Ich will Ihnen dafür ein Lied singen.» D er Wirt will kein Lied hören, sondern sein Geld haben. Da sagt der S tudent: «Mein Lied gefällt Ihnlen vielleicht. Wollen Sie mir dann das Essen s chenken?» « Ja», s agt der Wirt, «aber das Lied muss mir gefallen, und ich liebe die Musik nicht.» « Eins gefällt Ihnen schon bestimmt», sagt der Student und singt viele Lieder hintereinander. Der Wirt schüttelt den Kopf und sagt: «Diese Lieder gefallen mir nicht.» «Nun singe ich ein Lied. Das muss Ihnen sehr gefallen», ruft dbr Stu­ dent und singt: «Nimm Geld aus der Tasche, bezahle die Rechnung.» Dabei s teckt er die Hand in seine Tasche, holt fünf Silberstücke aus seiner Tasche und zeigt sie dem Wirt. Da lacht der Wirt und ruft: «Das ist ein schönes Lied, das gefäUt mir.» Schnlell steckt der Student sein Geld wieder in seine Tasche und sagt: —4— «Nun ist also mein Essen mit diesem Lied bezahlt.» E r dreht dem Wirt seinen Kücken und geht.» Der Deutschlehrer dankt Zeynep und gibt ihr eine gute Note. Z EYNEP GENE BİR HİKÂYE ANLATİYOR Almanca öğretmeni sınıfa geliyor ve soruyor: «Kim bize bir hikâye a nlatabilir?» Zeynep elini kaldırıyor. Öğretmen: «Hikâyeni Almanca (ola­ rak) anlatabilir misin ?» diyor. Zeynep çalışkan bir öğrencidir. İyi Alman­ ca konuşur; hikâyesini Almanca anlatıyor: «Bir öğrenci bir lokantaya gelir, bir masaya oturur ve kendine bir öğle yemeği ısmarlar. Büyük bir iştahla yer ve içer. Yemekten sonra lokanta­ cıyı çağırır ve: «Az param var (ve), hesabı ödeyemem. Onun yerine size bir şarkı söylemek istiyorum,» der. L okantacı hiçbir şarkı dinlemek istemez, bilâkis parasını ister. O za­ man öğrenci: «Belki şarkım hoşunuza gider. O zaman bana yemeği hediye etmek ister misiniz?» der. «Evet», der lokantacı, «ama şarkının benim hoşuma gitmesi lâzım, ve (hem) ben müziği sevmem.» «Birisi muhakkak hoşunuza gider», der öğrenci ve arka arkaya birçok ş arkılar söyler. Lokantacı başı (m) sallar ve: «Bu şarkılar hoşuma gitmiyor­ lar», d er. «Şimdi bir şarkı söyleyeceğim (söylüyorum). Bu çok hoşunuza gide­ cektir,» diye bağırır öğrenci ve (şarkı) söyler: «Cepten para al, hesabı öde.» Aynı zamanda eli(ni) cebine sokar, cebinden beş gümüş para alır ve onları lokantacıya gösterir. O zaman lokantacı güler ve: «Bu güzel bir şarkı, bu hoşuma gidiyor,» diye seslenir. Öğrenci hemen parasını tekrar cebine sokar ve: «Şu halde yemeğim şimdi bu şarkıyla ödenmiştir,» der. L okantacıya sırtını çevirir ve gider. Almanca öğretmeni Zeynep'e teşekkür eder ve ona iyi bir not verir. _ 5— zu [ tsu:J şeklinde okunur. Türkçeye «-ye, -ya, yanına» şeklinde çevrile­ bilir. Bu önek de genellikle bir isimle kullanılır ve kendisinden sonra gelen isim veya şahıs zamiri daima e-halinde bulunur. d er Freund a rkadaş die Tante teyze (hala) d as Auto otomobil die Kinder çocuklar zu dem Freund a rkadaşa zu der Tante teyzeye zu dem Auto otomobile zu den Kindern çocuklara P aul geht zu den Grosseltera. H ans fährt zu der Tante. Mein Bruder fährt mit einem Taxi zu dem Bahnhof. Das Kind läuft zu dem Auto seines V aters. Ich gehe zu meinem Freund. Wir gehen zu unserem Fischer. A hmet geht zu seinem Lehrer. Die Mutter geht zu einem Arzt. P aul büyük anne ve babasına gidiyor. H ans teyzesine (halasına) gidiyor. E rkek kardeşim bir taksiyle istasyo­ na gidiyor. Çocuk babasının otomobiline koşuyor. A rkadaşıma gidiyorum. Balıkçımıza gidiyoruz. A hmet öğretmenine gidiyor. Anne bir doktora gidiyor. Örneğin, zu dem Mann = adama, zu der Frau = kadına gibi hallerde zu dem kısaltılarak zum [tsumj, zu der de gene kısaltılarak zur [tsu:r] şeklinde söylenebilir. Anlamda hiçbir değişiklik olmaz: zum Mann = ada­ ma, zur Frau = kadına. Her iki şekii de aynı derecede kullanılır. Die Magd geht zur Kolonialwaren- Hizmetçi bakkal dükkânına gidiyor. h andlung. Die Kinder gehen von dem Feld Çocuklar tarladan tepeye gidiyorlar. zum Hügel. Der Vater geht zur Lehrerin seines Baba oğlunun öğretmenine gidiyor. Sohnes. _ 6— Wir kommen von dem Unterricht und gehen zunı Bahnhof. Meine Mutter geht zu ihrer S chwester. Der Bruder fährt zu seinem Grossv ater in Frankfurt. Dersten geliyoruz ve istasyona gidiyortız. Annem kız kardeşine gidiyor. Erkek kardeş Frankfurt'taki büyük babasına gidiyor. Y ukarıdaki örneklerden de anlayacağınız gibi zu birşeyin ne yana, özellikle hangi şahıslara doğru gittiğini göstermek için kullanılır. Bunları d aha ileride sırası gelince açıklayacağız. bei fbay] şeklinde telâffuz edilir. Türkçeye «yanında, civarında» olarak çevrilir. Bu da e-halinde isimlerle kullanılan bir önektir. d er Grossvater b üyük baba die Freundin kız arkadaş d as Mädchen kız die Häuser evler bei dem Grossvater (büyük babanın yanında) büyük b abada bei der Freundin (kız arkadaşın yanında) kız arkadaşta bei dem Mädchen (kızın yanında) kızda bei den Häusern evlerin yanmda Görüldüğü gibi bei kelimesinden sonra gelen isim daima e-halinde bu­ lunur, bei dem kısaltılarak beim [baym] şeklinde söylenebilir. Her iki şe­ kil de aynı derecede kullanılabilir. d er Lehrer ö ğretmen d as Auto otomobil E r wohnt im Sommer bei einem B auern. Der Arzt sitzt bei seiner Frau. Die Felder liegen bei dem Dorf. A hmet ist bei einem Freund. beim Lehrer (öğretmenin yaninda) öğretmende beim Auto otomobilin yanında Yazın bir çiftçinin yanında oturur. D oktor karısının yanında oturuyor. T arlalar köyün yanında (civarında) b ulunuyorlar. A hmet bir (arkadaşın yanındadır) a rkadaştadır. —7— Ich wohne bei meinen Eltern. Ebeveynimin yanında oturuyorum. Die Kinder bleiben bei ihrem Vater. Çocuklar babalarının yanında kalı­ yorlar. E r wohnt dort bei seiinen Ge­ schwistern. P otsdam liegt bei Berlin. Inge wohnt bei Hasan Bey. Die Studenten wohnen bei ihren F reunden. Die kleine Hütte liegt bei unserem H aus. Bleibst du bei deiner Schwester? J enes Kind arbeitet bei einem A rzt. Der Vater dieses Jungen arbeitet bei einem Bauern. E r wohnt bei diesem Bauern. Ü sküdar liegt bei Kadıköy. Die kleinen Kinder spielen in dem Zimmer bei ihrer Mutter. H eute abend bleibt der Bruder bei seinem Onkel. Ich habe jetzt kein Geld bei mir. H ast du zehn Liras bei dir? Der Traktor steht bei dem! Auto. O rada kardeşlerinin yanında oturu­ yor. P otsdam Berlin civarında bulunur. Igne Hasan Beyin yanında oturur . Öğrenciler arkadaşlarının yanmda o turuyorlar. Küçük kulübe bizim evin yanında bu­ lunuyor. Kız kardeşinin yanında mı kalıyor­ sun? Şu çocuk bir doktorun yanında çalışıyor. Bu çocuğun babası bir çiftçinin ca­ nında çalışıyor. O bu çiftçinin yanmda oturuyor. Ü sküdar Kadıköy civarında bulunur. Küçük çocuklar odada annelerinin y anında oynuyorlar. Bu akşam erkek kardeş amcasının (dayısının) yanında kalıyor. Yanımda şimdi hiç para yok. Yanında on lira(n) var mı? T raktör otomobilin yanında duruyor. Y ukarıda bei ile yapılmış cümleler gördünüz. Bei genellikle hem yer, hem zaman bakımından yakında olmayı, yakınında bulunmayı gösterir. Verdiğimiz örneklerde bei, sadece yer bakımından yakınında bulunmayı g östermektedir. İlerde bu e-halindeki isimlerle kullanılan öneklerin hepsini birden genel olarak incelerken hepsinin diğer anlamlarına da değineceğiz. Gene bu öneklerle yapılmış deyimsel sözleri de «Was der Deutsche sagtWie dfer Deutsche spricht» adlı bölümlerde bulacaksınız. _ 8— E-HALÎYLE KULLANILAN ÖNEKLER B urada hepsini birden topluca bir kere daha veriyoruz: m it n ach s eit von a us zu bei ile -den sonra -den beri - den,-dan -den, -dan (içinden) -ye, -ya, -yanma yanında, civarında Bu öneklerden sonra DAİMA e-halinde bulunan bir isim gelir. B unların bir kısmı kısaltılarak da kullanılabilir: von dem — vom (von dem Vater = vom Vater) zu dem = zum (zu dem Mann =: zum Mann) zu der = z ur (zu der Mutter = z ur Mutter) bei dem = = beim (bei dem Haus =: beim Haus) gefallen Ö ZBL FİİL ÇEKİMLERİ ich du er, sie, es wir ihr sie Sie gefalle gefällst gefällt gefallen gefallt gefallen gefallen Almanca ders: 46 T EST 23 Boş bırakılan yerlere mit, nach, von, seit, aus, zu, bei öneklerinden uy­ gun olanını koyunuz. Bazı hallerde ismin artikelinin geleceği yerler de boş b ırakılmıştır. Buraları da uygun bir şekilde doldurunuz. 1 — D er Deutsche wohnt ^.^nseinem Freund in İstanbul. 2 — Die Rech­ nung komımıt si&X) ca^Artt. 3 — j£*/. .•feinem Jahr haiben wir keinen Brief V.&sı u nsere.|OaFreund l . 4 — Der Vater kehrt /i.^.<'iein.c<^r)Mona,t zurück. 5 — Die Kinder spielen /r> j.J-ein..£<?Ball. 6 — D er Schüler koimnt/fe^f?.cw?L L ehrer in die Klasse. 7 — Meine Mutter geht z^A. e in^TÄrzt. 8 — Der V ater holt die Zeitung e/^Jı.iig/TŞchrank. 9 — Sein Freund wohnt hier . .«5>\ sein&rjBruder. 10 — Die Magd wartet f.&li ein.£1fStunde neben dem Tisch. B A L istesi 1 — F rau Müller kommt aus ^ / A — D eutschland. 2 — Wir haben jetzt kein Geld bei uns. ,XB — 3 — Der Bruder meines Freundes a rbeitet bei einem Arzt. /\C — 4 — Der Bruder meines Freundes will bei einem Arzt arbeiten.^) — 5 — Die Schüler kommen aus der Schule und gehen zu ihren C *(E — V ätern und ihren Müttern. VLF — 6 — Seit einem Jahr wohne ich C^vG — bei meinem Grossvater. r/ H — 7 — Beyazıt liegt bei Eminönü. 8 — Wir gehen zu unserem Arzt. oCl — 9 — A hmet fährt zu seiner Tante. 10 — Seit drei Jahren wohnt meine K — Familie in diesem Haus, B L istesi Öğrenciler okuldan geliyorlar ve annelerine ve babalarına gidiyorlar. Üç yıldanberi ailem bu evde o turuyor. Bir yıldan beri büyükbabamın y anında oturuyorum. B ayan Müller Almanya'dan geliyor. A hmet teyzesine gidiyor. Şimdi yanımızda hiç para yok. Doktorumuza gidiyoruz. A rkadaşımın erkek kardeşi bi d oktorun yanında çalışıyor. Beyazıt Eminönü civarında b ulunur. Öğrenciler okuldan geliyorlar ve babalarına ve annelerine gidiyorlar. A rkadaşımın erkek kardeşi bir d oktorun yanında çalışmak i stiyor. A rkadaşımın erkek kardeşi bir d oktorun yanında çalışabilir. M c A l istesi B l istesi D as Kind muss bei seinem 1 — O raya oturabilirsin. V ater bleiben, denn es Bebt ihn 2 — Oğlum yatağa yatmak istiyor, s ehr. çünkü o çok yorgundur. S amstags gehen wir zu mei­ 3 — Çocuk babasının yanında <^B nem Onkel. k almak istiyor, çünkü onu çok Du darfst dich dorthin setzen. seviyor. ^\C • Diese Frau kommt aus 4 — Üç yıldan beri Almanca ö ğ r e ^ ) D eutschland. n iyorum. Mein Sohn will sich ins Bett 5 — B ayan Müller dört yıldan faE legen, denn er ist sehr müde. beri Ankara'da bir okulda Seit vier Jahren lerne ich çalışıyor. KF • D eutsch. 6 — Cumartesileri amcama gidi­ D as Kind will bei seinem Vater yoruz. Cx^G bleiben, denn es Hebt ihn sehr. 7 — Dayım bizim yanımızda F rau Müller arbeitet seit vier o turuyor. *<^H J ahren in einer Schule in 8 — Okula gidiyorum; çantamı A nkara. almak (alıp getirmek) • I ch gehe zur Schule; ich will i stiyorum. meine Mappe holen. 9 — Hizmetçi otomobilden sepeti I ch lerne seit drei Jahren alıp getiriyor. K D eutsch. .0 — Bu kadın Almanya'dan geliyor. Mein Onkel wohnt bei uns. PCL • Die Magd holt den Korb aus d em Auto. F A şağıda karışık olarak verilen kelimelerden düzgün bir cümle kurunuz. Cevaplarınızı F bölümüne yazınız. 1 — Mein Sohn, bei, sein Onkel, bleiben, müssen. 5 — D eutsche, lernen, sieben Monate, seit, Türkisch. * — I m Sommer, wir, zu, unser Freund, in Adana, gehen, wollen. T est 22'nin yapılmış şekli ^. 1 — mich 2 — sich 3 — euch 4 — dich 5 — euch, uns 6 — uns 1 — euch, u ns 8 — sich 9 — sich 10 — sich 11 — mich 12 — sich 13 — uns L4 — sich 15 — sich Î . 1 — E 2 — Î 3 — C 4 — H 5 — L 6 - MT — B 8 — G 9 — A 10 — D 1 1 — Î 2 — E 3 — A 4 — B 5 — M 6 — F 7 — C8 — L 9 - H10 — G X 1 — b 2 — a 3 — d4 — c ?• a. Der Vater setzt sich auf den Stuhl und liest die (seine) Zeitung. b . W arum wäschst du dich morgens nicht? c. Die Kinder freuen sich sehr, denn die (ihre) Mutter kommt. ULI um LLLLLn 1 \kM Mı Corresponömrr Institute TTTTTT ALMANCA DERSLERİ 1M1HM 47 L E H R S T Ü C K SIEBENUNDVIERZIG E — HALİYLE KULLANİLAN ÖNEKLERE GENEL BAKIŞ Şimdiye kadar olan derslerimde e-haliyle kullanılan bir takım önek­ ler gördük. Burada bunların hep%ini bir kere daha ele alıp topluca incele­ mek istiyoruz. Bu öneklerde, kerkilerinden sonra gelen isim daima e-halinde bulunur. Şayet önekten son r a bir şahıs zamiri geliyorsa bu e-haline sokulur, yani e-halindeki şahıs zamirler (mir, dir, i hm,...) kullanılır. mit T ürkçeye genellikle «ile» ola r a k çevrilebilir. Die Eltern gehen mit den Kindern ins Kino. Ich spiele mit dem Freund. Die Tochter geht mit der Tasehç in die Stadt. Mein Vater fährt mit dem Autt> zum Bahnhof. Hans will mit uns einen Spaziergang machen. Wir sehen mit den Augen und s hören mit den Ohren. Um acht Uhr beginnt der Schüler mit seiner Hausaufgabe. Der Bauer arbeitet mit den Händen. Ebeveyn (anne ve baba) çocuklarla sinemaya gidiyor. A rkadaşla oynuyorum. Kız evlât çantayla şehre gidiyor. Babam otomobille istasyona gidiyor. H ans bizimle bir gezinti yapmak is­ tiyor. Gözlerle görürüz ve kulaklarla işiti­ riz. S aat sekizde öğrenci fev ödevleriyle başlıyor. Çiftçi eller (iy)le çalışır. _ 2— Der Vater spielt mit seinen Söhnen im Garten seines Hauses. Der Schüler schreibt den Brief mit einem Bleistift. Baba oğullarıyla evinin bahçesinde o ynuyor. Öğrenci mektubu bir kalemle yazı­ yor. n ach T ürkçeye -den, -dan sonra» şeklinde çevrilebilir. Olup bitmiş şeyleri b elirtir. A hmet geht nach dem Frühstück in die Schule. N ach dem Mittagessen wollen wir einen Spaziergang machen. Ich muss nach der Schule nach H ause gehen und meine Hausauf­ gaben schreiben. Die Arbeiter legen sich nach der A rbeit unter einen Baum und schlafen. E r muss nach einer Stunde zum Bahnhof fahren, denn sein Zug f ährt um acht Uhr ab. N ach der Arbeit sind wir oft müde. Der Arzt sagt: «Kommen Sie nach einem Jahr wieder!» Der fleissige Schüler geht nach d er Schule nach Hause und a rbeilet. Die Kinder spielen im Garten; nach dem Spiel sind sie sehr hungrig. N ach zwei Stunden kehrt meine T ochter bestimmt zurück. A hmet kahvaltıdan sonra okula gidiyor. Öğle yemeğinden sonra bir gezinti y apmak istiyoruz. Okuldan sonra eve gitmeye ve ev ödevlerimi yazmaya mecburum. İşçiler işten sonra bir ağacın altına y atıyorlar ve uyuyorlar. Bir saat sonra istasyona gitmeye m ecburdur, çünkü treni saat sekizde h areket ediyor. İ şten sonra ekseriya yorgunuzdur. D oktor: «Bir yıl sonra tekrar gelin!» diyor. Çalışkan öğrenci okuldan sonra eve gidiyor ve çalışıyor. Çocuklar bahçede oynuyorlar; oyun­ dan sonra onlar çok açtır. İ ki saat sonra kızım muhakkak geri döner. N ach bir de «-(y)e, -(y)a» anlamına gelebilir. Örneğin, «Ankara'ya, İ stanbul'a, Almanya'ya» gibi hallerde bir yere gittiğimizi, veya bir yere doğru yöneldiğimizi nach kullanarak belirtebiliriz. W ir fahren nach Hause. Die Familie Çelikel fährt nach d er Stadt. E ve gidiyoruz. Çelikel ailesi şehre (şehre doğru) gidiyor. kırkyedinci ders Mein Bruder fährt heute nach D eutschland; er kehrt vielleicht nach einem Jahr wieder zurück. Die Fenster unseres Hauses gehen n ach Westen, aber die Fenster i hres Hauses gehen nach Süden. Die Fenster meines Zimmers gehen n ach der Strasse. H err Müller fährt mit seinem Auto nach Ankara. N ach einem Monat kehrt er nach I stanbul zurück. H err Müller ist ein Deutscher; er k ennt die Stadt nicht. Er fragt: «Wie komme ich nach dem B ahnhof?» Der Junge fragt seinen Freund: «Wie komme ich nach deinem H aus?» E rkek kardeşim bugün Almanya'ya gidiyor; belki bir yıl sonra tekrar geri döner. Evimizin pencereleri batıya açılırlar, ama onların evinin pencereleri güne­ ye açılırlar. Odamm pencereleri caddeye açılırlar. Bay Müller otomobiliyle Ankara'ya gidiyor. Bir ay sonra istanbul'a dönüyor. B ay Müller bir Almandır; o şehri tanımıyor. O: «İstasyona nasıl gide­ bilirim? (giderim)» diye soruyor. Çocuk arkadaşına soruyor: «Senin evine nasıl (nereden) gidebilirim?» (Evin nerede?) von T ürkçeye «-den, -dan» olarak çevrilebilir. Birşeyin nereden geldiğini g österir. Von dem, vom şeklinde kısaltılarak da söylenebilir. Dieser Brief kommt von meinem F reund. Wir kommen von H ause. Die Kindern besuchen sonntags i hre Eltern. Sie kommen jetzt von den Eltern. Meine Mutter kommt vom Arzt. E r liest ein Buch von Goethe. Die Schüler lesen eine Geschichte von Ömer Seyfettin. D as ist ein Bild von Picasso. Die kleine Schwester kommt von d er Schule. H asan Bey will von April bis Sep­ tember in Deutschland bleiben. Bu mektup arkadaşımdan geliyor. Evden geliyoruz. Çocuklar pazarları ebeveynlerini zi­ yaret ediyorlar. Şimdi ebeveynlerin­ den geliyorlar. Annem doktordan geliyor. O Goethe'den bir kitap (Goethe'nin bir kitabını) okuyor. Çocuklar Ömer Seyfettin'den bir hi­ kâye okuyorlar. Bu Picasso'nun bir resmidir. Küçük kız kardeş okuldan geliyor. H asan Bey Nisan'dan Eylül'e kadar A lmanya'da kalmak istiyor. _ 4— a us Bu önek te Türkçeye «-den, -dan» olarak çevrilir. Yalnız von ile bunun a rasında önemli bir fark vardır. Aus içeriden veya daha başka bir deyim­ le kapalı bir yerden dışarıya doğru bir hareketi gösterir. Von'da ise böyle bir anlam yoktur. E r kommt aus dem Zimmer. D as Kind kommt aus dem Haus. U nsere Freundin kommt heute um neun Uhr aus Deutschland. Ich komme aus Adana. Der Schüler nimmt seine Bücher a us der Tasche. Bringe mir einen Stuhl aus meinem Zimmer! Kommt ihr aus Izmir? Die Bauern kommen aus der Stadt und gehen nach Hause. Der Student holt etwas Geld aus d er Tasche. Der Lehrer liest aus seinem. Buch eine kurze Geschichte. O odadan geliyor. Çocuk evden geliyor. A rkadaşımız bugün saat dokuzda A lmanya'dan geliyor. A dana'dan geliyorum Öğrenci kitaplarını çantadan alıyor. Bana odamdan bir sandalye getir! İzmir'den mi geliyorsunuz? Çiftçiler şehirden geliyorlar ve eve gidiyorlar. Öğrenci cebinden biraz para alıyor. (çıkarıyor.) Öğretmen kitabından kısa bir hikâye o kuyor. A us bir eşyanın neden, yani hangi maddeden olduğunu belirtmek için de kullanılabilir. O zaman kendinden sonra gelen isim artikel almaz. Der Ring ist aus Gold. Die Stühle und Tische sind aus Holz. Die Tür unseres Hauses ist aus E isen. Die Gabeln und die Löffel sind aus Aluminium. Meine Mappe ist aus Leder. Meine Schuhe sind auch aus Leder. Der Ball meines Freundes ist aus L eder. Der Käfig ist aus Holz. Yüzük altındandır. Sandalyeler ve masalar tahtadandır. Evimizin kapısı demirdendir. Ç atallar ve bıçaklar alüminyumdan­ dır. Ç antam deridendir. Ayakkabılarım da deridendir. A rkadaşımın topu deridendir. Kafes tahtadandır. _ 5— bei Türkçeye derslerimizde «yanında, civarında» şeklinde çevirmiştik. Genellikle yakınında bulunmayı gösterir. Mein Tisch steht bei dem Schrank. E r wohnt bei seinen Eltern. I ch wohne bei meiner Tante. U nser Vater ist jetzt bei einem F reund. Ali wohnt mit seinem Freund bei seiner Tante. D as Auto steht bei dem Haus. Bei uns zu Hause sind alle Stühle aus Eisen. Bei uns in der Stadt beginnt die Schule um halb neun. Masam dolabın yanında duruyor. Ebeveyninin yanında oturuyor. Teyzemin yanında oturuyorum. Babamız şimdi bir arkadaştadır. Ali arkadaşıyla teyzesinin yanında o turuyor. Otomobil evin yanında duruyor. Bizde evde bütün sandalyeler demir­ dendir. Bizde şehirde okul saat sekiz buçuk­ ta başlar. Bei dem, beim şeklinde kısaltılarak da söylenebilir. s eit Türkçeye «-den beri» olarak çevirebiliriz. Belirli bir zamandan, tarih­ ten şimdiye kadar geçen süreyi gösterir. Der berühmte Arzt ist seit einer Woche in Ankara. Mein Onkel und meine Tante leben seit drei Jahren in Deutschland. Seit zwei Wochen geht der Schüler n icht in die Schule. Seit einem Monat arbeitet unser Neffe in dieser Kolonialwaren­ handlung. Seit heute morgen ist das Wetter ganz kalt. Seit fünf Jahren wohnt der S tudent bei seinem Grossvater. H ans ist ein guter Freund von mir. Ich kenne ihn seit zehn Jahren. Seit vier Tagen kommt der Soldat n icht nach Hause. Meşhuı doktor bir haftadan beri A nkarada'dır. Amcam ve halam üç seneden beri A lmanya'da yaşıyorlar. İki haftadan beri öğlenci okula git­ miyor. Bir aydan beri yeğenimiz bu bakkal d ükkânında çalışıyor. Bu sabahtan beri hava çok soğuktur. Beş yıldan beri öğrenci büyük baba­ sının yanında oturuyor. H ans benim iyi bir arkadaşımdır. Onu on yıldan beri tanıyorum. D ört günden beri asker eve gelmi­ yor. Seit einer Stunde warten wir hier. Bir saatten beri burada bekliyoruz. Seit zwei Tagen steht dieses Auto İ ki günden beri bu otomobil bizim evin önünde duruyor. vor unserem Haus. zu « -(y)e, -(y)a» şeklinde Türkçeye çevrilebilir. Bir yana veya şahıs­ lara doğru hareketi gösterir. Zu dem kısaltılarak zum, zu der kısaltılarak zur şeklinde söylenebilir. Die Kinder gehen zu den Gross­ Çocuklar büyük ebeveynlerine gidi­ eltern. yorlar. Der Fischer geht zum Arzt. Balıkçı doktora gidiyor. Die Mutter geht zur Schule, Anne okula gidiyor, çünkü oğlunun denn sie will mit dem Lehrer ihres öğretmeni ile konuşmak istiyor. Sohnes sprechen. Meine Schwester geht heute abend Kız kardeşim bu akşam arkadaşına zu ihrer Freundin. gidiyor. Diese Strasse geht zum Bahnhof. Bu yol istasyona gider. H err Müller fährt mit seinem B ay Müller otomobiliyle istasyona gi­ A uto zum Bahnhof. diyor. Der Lehrer spricht zu den Öğretmen öğrencilere konuşuyor (hi­ Schülern. tap ediyor.) Wir kommen von dem Unterricht D ersten geliyoruz ve birlikte Mehmet'e und gehen zusammen zu Mehmet. gidiyoruz. H areket göstermemesine rağmen bazı deyimsel durumlarda da kulla­ nılır. zu zu zu zu zu Bett Pferde Fuss (gehen) Mittag drei Liras y atakta, yatağa a tla, atta, ata binmiş y ürüyerek (gitmek) öğleyin, öğle yemeğinde üç liraya Çocuk yatakta yatıyor, çünkü o yor­ gundur. Şimdi yatağa (yatmaya) gidiyoruz. Çiftçi attadır (ata binmiş); köyüne gidiyor. Öğrenciler okula daima yürüyerek gi­ derler. D as Kind liegt zu Bett, denn es i st müde. Wir gehen jetzt zu Bett. Der Bauer ist zu Pferde; er geht zu seinem Dorf. Die Schüler gehen in die Schule immer zu Fuss. 7— Zu Mittag essen wir kein Fleisch. e Zu Abend trinken wir kein Kaffee.. Zu Abend essen wir oft in einemiı R estaurant. W ir kaufen diese Bücher zu drei L iras. Der Junge kauft den Ball zu 25 Liras. Öğleyin (Öğle yemeğinde) et yemeyiz. Akşamleyin kahve içmeyiz. Akşamleyin ekseriya bir lokantada yemek yeriz. Bu kitapları üç liraya satın alıyo­ ruz. Çocuk topu 25 liraya satın alıyor. gegenüber [ ge:genü:ber] olarak okunur. Cümledeki kullanılışına göre «karşısın­ da veya karşısına» anlamlarına gelir. Bir şeyin karşı tarafta bulunduğunu veya karşı tarafa doğru hareket ettiğini gösterir. D as Sofa liegt gegenüber dem F enster. Wir stellen das Sofa gegenüber dem Fenster. A hmets Haus steht gegenüber u nserem Haus. K anape pencerenin karşısında bulu­ nuyor. Kanapeyi pencerenin karşısına koyu­ yoruz. A hmet'in evi bizim evin karşısında ( duruyor) bulunuyor. Bu gegenüber öneki çoğu zaman ismin önünde değil de arkasında yer alır. Yani yukarıdaki örnekleri şu şekilde de söyleyebiliriz: D as Sofa liegt dem Fenster ge­ genüber. Wir stellen das Sofa dem Fenster gegenüber. ıs A hmets Haus steht unserem Haus gegenüber. K anape pencerenin karşısında bulu­ nuyor. Kanapeyi pencerenin karşısına koyu­ yoruz. Ahmet'in evi bizim evin karşısıında b ulunuyor. H atta bu ikinci şekil ekseriya tercih edilir. D as Haus meines Freundes liegt d er Schule gegenüber. U nser Laden liegt dem Kino gegenüber. Sein Zimmer liegt meinem Zimmer gegenüber. Die Schule ist dam Bahnhof gegen­ über. A rkadaşımın evi] okulun karşısjndla bulunuyor. Dükkânımız sinemanın karşısında bulunuyor. Onun odası benim odamın karşısın­ da bulunuyor. Okul istasyonun karşısındadır. e-haliyle kullanılan öneklerle cümleler ve sorular Hans geht um neun Uhr aus dem Haus. Er wohnt zusammen mit seinem Freund Kaya. Ich gehe zu meiner Schwester. Ihr fahrt heute mit eurem Auto zu der Schule. Der Brief kommt von unserer Grossmutter. Sein Bruder ist schon seit einer Woche hier. Sie macht mit ihrer Tante einen Spaziergang. Nach dem Essen besuchen wir meinen Onkel. Mein Haus liegt Ihrem Garten gegenüber. Der Junge hat das Geld von seinem Vater. Die Hütte des Fischers liegt unserem Haus gegenüber. Die Schüler kommen aus der Klasse. H ans saat dokuzda evden gidiyor. , O a rkadaşı Kaya ile birlikte oturuyor. Kız kardeşime gidiyorum. B ugün otomobilinizle okula gidiyor­ sunuz. Mektup büyük annemizden geliyor. E rkek kardeşi bir haftadan beri b uradadır. Teyzesiyle bir gezinti yapıyor. Yemekten sonra amcamı ziyaret ediyoruz. Evim bahçenizin karşısmdadır. Çocuk parayı babasından alıyor. Balıkçının kulübesi bizim evin k arşısmdadır. Öğrenciler sınıftan geliyorlar, (çı­ kıyorlar) . Dieses Auto gehört meinem Freund Bu otomobil bir aydan beri arkadaşı­ seit einem Monat. ma aittir. Mein Vater kommt mit meiner Babam annemle Almanya'dan Mutter aus Deuschland. geliyor. Wir trinken oft ein Glas Milch zu K ahvaltıda ekseriya bir bardak süt dem Frühstück. içeriz. Wir trinken Milch aus einem Glas. Sütü bir baıdaktan içeriz. Haben Sie einen Brief von Ihren Ebeveyninizden bir mektup aldınız Eitern? mı ? Nein, ich habe keinen Brief von H ayır, ebeveynimden değil, erkek meinen Eltern, sondern von mei­ kardeşimden bir mektup aldım. nem Bruder. Das Mädchen holt das Kleid aus Kız elbiseyi bir dolaptan alıyor. einem Schrank. Der Vater fährt mit seinen Ge­ Baba kardeşleriyle Ankara'ya gidiyor. schwistern nach Ankara. I wff nfirrn w i 48 m mm Cotresponûenrr Institute ALMANCA DERSLERİ L E H R S T Ü C K ACHTUNDVIERZİG Öğrenilecek kelimeler das Aluminium alüminyum das Bier,e [ bi:r] [aluminium] bis [bis] bedeuten [bedoyten] anlamına gelm.,brauchen [brauhen] demek das Besteck,e sofra takımı das Brot,e [ bro:t] | b eştek] die Butter, [ butter] bira kadar ' ihtiyacı olmak, kullanmak ekmek tereyağ _ 2— d as Eisen,- [ayzen] demir die Milch [milhj s üt d er Fisch,e [fi§] balık d er Nachtisch,e ü stlük, soğuk' f rühstücken k ahvaltı etmek fnahtişj luk [ frü:ştüken] d as Obst,e fo:bst] meyva gegeneinander k arşı karşıya die Reise,n [rayze] s eyahat [ gergenaynander] d er Ring,e [ring] yüzük g egenüber k arşısında der Salat,e [zal:at] s alata [ ge:genü:ber] die Sauce Lzo:se] sos d as Gemüse,n sebze d er Schinken,j ambon i sinken | [gemürze] d as Gold [gold] a ltın schmecken lezzetli olm., d as heisst yâni | ş mekenj beğenmek [ das hayst] d er Schuh,e [şu:] a yakkabı d as Holz,..er [holts] tahta die Serviette,n peçete die Käse,n |ke:ze] p eynir | z erviette| p asta, kek die Süssspeise,n t atlı d er Kuchen,Ikuhen] [ zü:sşpayze] d as Leder,- [le:der^] d eri die Türkei [türkay] Türkiye die Mahlzeit,en yemek vakti, d er Wein,e Lvayn] ş arap öğün d er Wurst,..e sucuk [ mailtsayt] die Marmelade,n m armelât, | v urst 1 d er Zucker,- [tsuker^] ş eker reçel [ marmela:de] m eistens [maystens^] e kseriya z uerst [tsuerst] önce AÇIKLAMALAR schmecken Bu fiilin kullanılışına çok dikkat etmeniz gerekir. Çok çeşitli anlam­ ları vardır. Bir kere «tadına bakmak» olarak Türkçeye çevrilebilir. Die Magd schmeckt die Suppe. Die Mutter schmeckt die Milch. Die Kinder schmecken die Süssspeise. Der Kater schmeckt den Kaffe. Hizmetçi çorbanın tadına bakıyor. Anne sütün tadına bakıyor. Çocuklar tatlının tadına bakıyorlar. Baba kahvenin tadına bakıyor. schmecken aynı zamanda «lezzetli olmak» anlamına da gelir. O zaman genellikle cümlede bir nesne bulunmaz. Diese Suppe schmeckt gut. Bu çorba lezzetlidir. Die Marmelade schmeckt nicht gut. Marmelat lezzetli değildir. Die Butter schmeckt ganz gut. Tereyağ çok lezzetlidir. kırksekizinci ders 3— Y ukarıdaki cümlelerdeki gut kelimesi Türkçe cümlede, geçmemekte­ dir. «Lezzetli» gut kelimesini de kapsamaktadır. Schmecken bir de «beğenmek, hoşuna gitmek (yemekleri)» olarak da T ürkçeye çevrilebilir. O zaman aynı gefallen fiili gibi kullanılır. Yani be­ ğenen şahsı gösteren isim e-halinde bulunur. Dieses Fleisch schmeckt mir. Die Suppe deiner Mutter schmeckt u ns sehr. D as Fleisch schmeckt dem Kind n icht. Der Kuchen schmeckt den Jungen s ehr. Milch schmeckt dem Mädchen sehr. B rot und Butter schmecken meinem F reund. Bu et benim hoşuma gidiyor. Annenin çorbasını çok beğeniyoruz. E t çocuğun hoşuna gitmiyor. Çocuklar pastayı çok beğeniyorlar. S üt kızın çok hoşuna gidiyor. E kmek ve tereyağ arkadaşımın hoşu­ na gidiyor. die Türkei Almancada memleket isimleri genellikle artikelsiz kullanılır. Sadece b unlardan birkaçı artikel alır. «Türkiye» anlamına gelen die Türkei keli­ mesi de bunlardandır. Önünde artikeli olduğu için cümle içinde, özellikle öneklerle diğer cins isimler gibi kullanılır. Ich komme aus der Türkei. Der Brief kommt aus der Türkei. Mein Vater fährt in die Türkei. Diese Familie lebt seit drei Jahren in der Türkei. In der Türkei haben wir viele F reunde. T ürkiye'den geliyorum. Mektup Türkiye'den geliyor. Babam Türkiye'ye gidiyor. Bu aile üç yıldan beri Türkiye'de ya­ şıyor. T ürkiye'de birçok arkadaşımız var. BEIM FRÜHSTÜCK Auf diesem Bild sehen wir die Familien Çelikel und Müller. Hasan Bey, F atma Hanım, Zeynep, Ahmet und Herr Müller, Frau Müller, Inge sitzen a n dem Tisch und frühstücken. Hasan Bey und Herr Müller sitzen gegen- —4— einander. Alle trinken Milch und essen Eier, Brot und Butter, und Mar­ melade. Frau Müller sagt: «Ich weiss nur zwei Wörter Türkisch. 'Teşkür edorum.' » Ahmet lacht und s agt: «Frau Müller, wir sagen nicht 'Teşkür edorum.' », sondern 'Teşekkür ederim.' Und das bedeutet 'Danke!' » «Teşekkür ederim, Ahmet. Fatma Hanım, Ihre Butter schmeckt ganz gut.» Inge spricht noch nicht Türkisch. Sie schweigt jetzt. Herr Müller gibt seinen Teller zu Fatma Hanım und sagt: «Fatma Hanım, die Marmelade schmeckt mir ganz gut.» «Danke, Herr Müller! Meine Marmelade schmeckt Ihnen, denn sie ist nicht heiss.» Alle lachen. Nach dem Frühstück fahren Hasan Bey, Herr Müller und Ahmet mit dem Traktor zu den Feldern. Die Mädchen bleiben zu Hause. Inge erzählt Zeynep von ihrer Keise in die Türkei. Sie bleibt abends in Zeyneps Zimmer. Fatma Hamm und Frau Müller gehen in den Garten und trinken Kaffee unter einem Baum. KAHVALTIDA Bu resimde Çelikel ve Müller ailelerini görüyoruz. Hasan Bey, Fatma Hanım, Zeynep, Ahmet ve Bay Müller, Bayan Müller, Inge masada oturu­ yorlar ve kahvaltı ediyorlar. Hasan Bey ve Bay Müller karşı karşıya otu­ ruyorlar. Hepsi süt içiyorlar ve yumurta, ekmek ve tereyağ, ve marme­ lat yiyorlar. B ayan Müller: «Sadece iki kelime Türkçe biliyorum. 'Teşkür edorum." diyor. A hmet gülüyor ve: «Bayan Müller, biz 'Teşkür edorum.' demeyiz, bilâkis 'Teşekkür ede­ rim.' (deriz). Ve bu da 'Danke!' anlamına gelir,» diyor. —5— «Teşekkür ederim, Ahmet. Fatma Hanım, tereyağınız çok lezzetli.» I nge daha Türkçe konuşmuyor. Şimdi (lik) susuyor. B ay Müller tabağını Fatma Hanım'a veriyor ve: « Fatma Hanım, marmelat çok hoşuma gidiyor (gitti),» diyor. «Teşekkür ederim, Bay Müller! Marmeladım hoşunuza gitti, çünkü o sıcak değildir.» Hepsi gülüyorlar. Kahvaltıdan sonra Hasan Bey, Bay Müller ve Ah­ met traktörle tarlalara gidiyorlar. Kızlar evde kalıyorlar. Inge Zeynep'e T ürkiye'ye seyahatini anlatıyor. Akşamları Zeynep'in odasında kalıyor. F atma Hanım ve Bayan Müller bahçeye gidiyorlar ve bir ağacın altında k ahve içiyorlar. DANEBEN, DARAUF, DAVOR, v.s. Örneğin, Hier ist die Tafel. Neben der Tafel hängt das Bild. T ahta buradadır. Tahtanın yanında resim asılıdır. cümlelerinde «tahta» kelimesinin iki defa tekrarlanması Almancada, hattâ T ürkçe'de de kulağa hoş gelmemektedir. Onun için ikinci cümledeki neben der Tafel yerine «onun yanma» anlamına gelen ve neben önekinden türe­ tilmiş olan daneben kelimesi kullanılır. Hier ist die Tafel. Daneben hängt das Bild. T ahta buradadır. Onun yanında resim asılıdır. Bu kısaltmayı şimdiye kadar öğrendiğimiz öneklerin çoğunda uygula­ mak mümkündür. Yeni kelimeyi türetmek için da kelimesinin arkasına öneki eklemek yeter. Ama önek bir sesli harfle başlıyorsa da, ile önek ara­ sına bir «r» harfi konur, başka bir deyimle da kelimesi dar şekline getirilir. Şimdi teker teker öneklerden yeni kısaltılmış şekillerini türetelim. vor der Tafel t ahtanın önünde hinter der Tafel t ahtanın arkasında = = davor onun önünde dahinter onun arkasında _ 6— a n der Tafel t ahtada (yanında) auf der Tafel t ahtanın üstünde zwischen, der Tafel und der Wand t ahtayla duvar arasında in der Mappe ç antanın içinde u nter der Tafel t ahtanın altında über der Tafel t ahtanın üzerinde m it dem Auto otomobille von der Reise s eyahatten n ach dein Essen y emekten sonra a us dem Buch k itaptan d aran onun yanında d arauf onun üstünde dazwischen onun (onların) arasında d arin onun içinde d arunter onun altında d arüber onun üzerinde d amit onunla d avon o ndan,oradan d anach o ndan sonra d araus ondan, oradan E-haliyle kullanılan zu ve bei öneklerinden de aynı şekilde böyle keli­ meler türetilebilir. Yalnız bunlar daha başka anlamlarda kullanıldıkları için onları ileride ele aap inceleyeceğiz. Y ukarıdaki kısaltılmış şekilleri ancak önekten sonra gelen isim bir eş­ ya veya cismi gösteriyorsa kullanabiliriz. Şahıslarda, Türkçede örneğin, «onun yanında» diyebilmemize rağmen Almancada bu kısaltılmış şekiller kullanılamaz. Im Zimmer steht ein Bett. Im Bett liegt Ahmet. Odada bir yatak duruyor. Yatakta Ahmet bulunuyor, (yatıyor) im Garten steht ein Baum. Unter äem Baum spielen Kinder. Bahçede bir ağaç duruyor. Ağacın ı ltında çocuklar oynuyorlar. fch schreibe mit dem Bleistift. Kalemle yazıyorum. I m Zimmer steht ein Bett. Darin liegt Ahmet. Odada bir yatak bulunuyor. Onun içinde Ahmet bulunuyor (yatıyor). Im Garten steht ein Baum. Darunter spielen Kinder. Bahçede bir ağaç duruyor. Onun al­ tında çocuklar oynuyorlar. Ich schreibe damit. Onunla yazıyorum. —7— N ach dem Essen spielen wir im G arten. Yemekten sonra bahçede oynuyoruz. Der Lehrer liest aus dem Buch. Öğretmen kitaptan okuyor. Danach spielen wir im Garten. Ondan sonra bahçede oynuyoruz. Er liest daraus. O oradan okuyor. Was der Deutsche Sagt Wie der Deutsche Spricht F rau Müller erzählt uns die Mahlzeiten und die Speisen in Deutschland: Die Mahlzeiten D as Frühstück, das Mittagessen und das Abendessen sind die drei Mahlzeiten in1 D eutschland. Oft frühstücken wir morgens um sieben oder acht Uhr. Wir trinken zum Frühstück meistens Kaffee mit Milch und Zucker und essen Brot mit B utter und Marmelade. Sonntags essen wir meistens Kuchen. W ir essen um zwölf oder ein Uhr zu Mittag. Zuerst essen wir einen Teller Suppe, dann Fleisch mit Sauce, Gemüse oder Salat und Kartoffeln. Die Deutschen essen sehr viel Kartoffeln. Nach dem Essen essen sie dann zum Nachtisch meistens eine Süssspeise oder Obst. Freitags essen die Leute in West-uindj Süddeutschland Fisch. Oft trinken die Deutschen zum Essen Bier oder Wein. Zum Essen brauchen wir ein Besteck. Das sind der Löffel, die Gabel u nd das Messer. Wir verwenden auch eine Serviette. Zu Abend essen die Deutschen meistens «kalt», das heisst sie essen mur Brot mit Butter, Wurst, Schinken oder Käse. Zum Abendessen trin­ ken sie dann Tee. S onnabends und sonntags trinken viele Leute nachmittags zu Haus Kaffee und essen Kuchen. Manchmal gehen sie aber auch in ein Restau­ rant und trinken dort ihren Nachmittagskaffee. Das ist meistens um vier U hr. D as Frühstück : Kaffee, Milch, Zucker B rot, Butter, Marmelade S onntags: Kuchen —8— Das M ittagessen : D as Abendessen : Suppe; Fleisch mit Sauee^ Gemüse, Kartoffeln; Süssspeise oder Obst F reitags: Fisch B rot mit Butter, Wurst, Schinken, Käse; Tee. B ayan Müller bize Almanyaldaki yemek zamanlarıinı ve yemekle­ ri anlatıyor: Yemek Zamanları K ahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeği Almanyadaki üç yemek za­ manıdır, (öğündür) \ S abahları ekseriya saat yedide veya sekizde kahvaltı ederiz. Kah­ valtıda ekseriya süt ve şekerle kahve içeriz ve yağ ve marmelâtla ekmek yeriz. Pazarları ekseriya pasta yeriz. S aat onikiie Gäste werden in diesem Zimmer schlafen. Ali erzählt eine Geschichte. Ali wird eine Geschichte erzählen. A hmet ve Zeynep bir mektup yazıyor­ lar. A hmet ve Zeynep bir mektup yaza­ caklar. Misafirler bu odada uyuyorlar. Misafirler bu odada uyuyacaklar. Ali bir hikâye anlatıyor. Ali bir hikâye anlatacak. Y ukarıda önce şimdiki zaman halindeki cümleler, bunların altında da aynı cümlelerin gelecek zaman haline konmuş şekilleri verilmiştir. Görül­ düğü gibi cümlenin öznesi bir şahıs zamiri değil de tekil bir isim veya özel isim olursa ikinci yerde werden'in üçüncü tekil şahısla kullanılan şek­ li, yani wird bulunur. Eğer cümlenin öznesi çoğul bir isimse veya birkaç isimden meydana geliyorsa ikinci yerde werden fiili aynen, hiçbir değişik­ liğe uğramadan yer alır. Her iki halde de esas fiil cümlenin en sonuna gider. _ 4— Die Schüler werden Deutsch lernen.. ; Du wirst dein Zimmer reinigen. Mein Freund wird in diesem Zimmer îr schlafen. Wir werden einen Spaziergang machen. Ich werde dir ein Bild zeigen. Die Schulkameraden werden mir helfen. . U nsere Mutter wird Suppe kochen. Der Lehrer wird den Studenten helfen. m orgen ü bermorgen n ächste Woche n ächstes Jahr H asan Bey wird nächstes Jahr Weizen säen. Wir werden morgen unsere Tante besuchen. A hmet wird nächste Woche einen Brief schreiben. I hr werdet übermorgen ein neues L ehrstück lernen. Der Vater wird die Lampe über den n Tisch hängen. Der Bauer wird uns Eier bringen. Seine Eltern werden morgen nach A nkara fahren. Mein Sohn wird jetzt seine H ausaufgaben schreiben. Der Junge wird übermorgen seinen ı G rossvater besuchen. Wir werden heute abend um neun U hr essen. I ch werde dir ein Buch geben. Wir werden nächstes Jahr viel a rbeiten. i I m Sommer werde ich nach Adana. f ahren. Öğrenciler Almanca öğrenecekler. Odanı temizleyeceksin. Arkadaşım bu odada uyuyacak. Bir gezinti yapacağız. S ana bir resim göstereceğim. Okul arkadaşları bana yardım edecekler. Annemiz çorba pişirecek. Ö ğretmen öğrencilere yardım edecek. y arın ö bürgün gelecek hafta gelecek yıl H asan Bey gelecek yıl buğday ekecek. Y arın teyzemizi ziyaret edeceğiz. A hmet gelecek hafta bir mektup yaza­ cak. Ö bürgün yeni bir ders öğreneceksi­ niz. B aba lâmbayı masanın üzerine asa­ cak. Çiftçi bize yumurta getirecek. Ebeveyni yarın Ankara'ya gidecek. Oğlum şimdi ev ödevlerini yazacak. Çocuk öbürgün büyük babasını ziya­ ret edecek. Bu akşam saat dokuzda yemek yiye­ ceğiz. S ana bir kitap vereceğim. Gelecek yıl çok çalışacağız. Yazın Adana'ya gideceğim. _ 5— gelecek zaman kipindeki cümlelerin soruya çevrilmesi Diğer yardımcı fiillerle yapılan cümlelerde olduğu gibi gelecek za­ man kipindeki cümleler de yardımcı fiili, yani werden'i cümlenin başına g etirmek suretiyle soru haline getirilmiş olur. Cümlenin esas fiili gene es­ ki yerinde, yani en sonda kalır. laufen Werde ich laufen? W irst du laufen? W ird er laufen? Wird sie laufen? Wird es laufen? Werden wir laufen? W erdet ihr laufen? Werden sie laufen? Werden Sie laufen? W irst du mir dein Buch geben? Wird er uns besuchen? Wird sie wieder eine Geschichte e rzählen? Wird es heute kommen? Werden wir diese Aufgaben machen? W erdet ihr einen Spaziergang m achen? Werden sie nach Istanbul fahren? Werden Sie in dieser WToche mit dem Arzt sprechen? Wird dein Vater ein rotes Auto k aufen? Werden die Kinder jetzt ihre Haus­ aufgaben schreiben? Wird Ahmet vor dem Bahnhof w arten? Wird der Bauer mit dem Traktor in die Stadt fahren? Wird der Lehrer unsere Fehler v erbessern? Werden die Schüler eine Landkarte zeichnen? koşmak Koşacak mıyım? Koşacak mısın? Koşacak mı ? Koşacak mı? Koşacak mı ? Koşacak mıyız? Koşacak mısınız? K oşacaklar mı? Koşacak mısınız? B ana kitabım verecek misin? Bizi ziyaret edecek mi? T ekrar bir hikâye anlatacak mı? Bugün gelecek mi ? Bu ödevleri yapacak mıyız? Bir gezinti yapacak mısınız? İ stanbul'a gidecekle1" mi ? Bu hafta içinde doktorla konuşacak mısınız ? Baban kırmızı bir otomobil satın ola­ cak mı? Çocuklar şimdi ev ödevlerini yazacak­ lar mı ? A hmet istasyonun önünde bekleyecek mı Çiftçi traktörle şehre gidecek mi ? Öğretmen yanlışlarımızı düzeltecek mi? Öğrenciler bir harita çizecekler mi ? i? —6— können, müssen, dürfen, wollen ve gelecek zaman tçinde können, müssen, wollen, dürfen yardımcı fiillerinden biri bu­ lunan bir cümle gelecek zaman yapılırken bu yardımcı fiil cümlenin en sonuna gider, ikinci yerde ise werden'in cümlenin öznesine göre çekimlen­ miş şekli yer alır. Können, müssen, dürfen, wollen cümlenin sonundaki esas fiilden sonra yer alır. Bu anlattıklarımızı şimdi bir örnek üzerinde açık­ layalım. Der Junge muss nach Hause gehen. Çocuk eve gitmeye mecburdur. Bu cümleyi gelecek zaman yaparsak şöyle olur: Der Junge wird nach Hause gehen müssen. Çocuk eve gitmeye mecbur olacak. Görüldüğü gibi ikinci yerde werden'in özneye göre çekimlenmiş şekli y er almıştır. Şimdiki zaman halindeki cümlede ikinci yerde özneye göre çekimlenmiş olarak bulunan müssen fiili ise cümlenin en sonuna mastar ha­ linde yani çekimlenmeden gitmektedir. Cümlenin esas fiili gehen'dir. Sona giden müssen bu esas fiilden sonra yer alır. Bu durum können, dürfen, wollen ve ileride öğreneceğimiz bu tipteki yardımcı fiillerin hepsi için aynıdır. Ich kann die Hausaufgabe schreiben. Ich werde die Hausaufgabe schreiben k önnen. Der Vater will nioht ins Kino gehen. Der Vater wird nicht ins Kino gehen wollen. Der Junge darf nicht im Garten spielen. Der Junge wird nicht im Garten spielen dürfen. E r will mir den Ball nicht geben. E r wird mir den Ball nicht geben wollen. Du darfst den Brief nicht lesen. Du wirst den Brief nicht lesen dürfen. Ev ödevini yazabilirim. Ev ödevini yazabileceğim. Baba sinemaya gitmek istemiyor. Baba sinemaya gitmek istemeyecek. Çocuk bahçede oynayamaz. Çocuk bahçede oynayamayacak. O bana topu vermek istemiyor. O bana topu vermek istemeyecek. Mektubu okuyamazsın. Mektubu okuyamayaeaksm. Görüldüğü gibi cümlenin sonunda iki tane mastar halinde fiil bulun­ maktadır. Bunlardan mastar halindeki yardımcı fiil (können, wollen, müs­ sen, dürfen) mastar halindeki esas fiilden sonra (yani en sonda) yer alır. —7 dönüşlü fiiller ve gelecek zaman İçinde dönüşlü bir fiil bulunan bir cümleyi gelecek zaman haline geti­ rirken ikinci yerde bulunan, dönüşlü fiilin «asıl fiil» diye adlandırdığımız kısmı en sona gider, bu ikinci yere werden'in cümlenin öznesine göre çe­ kimlenmiş şekli gelir. Dönüşlü zamir ise olduğu yerde (werden'den sonra) k alır. Der Lehrer setzt sich vor die Tafel. Der Lehrer wird sich vor die Tafel setzen. Ich stelle mich neben den Tisch. Ich werde mich neben den Tisch stellen. Der Fischer wundert sich sehr. Der Fischer wird sich sehr wundern. Die Lehrerin ärgert sich sehr. Die Lehrerin wird sich sehr ä rgern. Die Arbeiter waschen sich nach der A rbeit. Die Arbeiter werden sich nach der A rbeit waschen. Die Kinder legen sich unter den B aum. Die Kinder werden sich unter den B aum legen. Stellt sich der Junge hinter den B aum? W ird sich der Junge hinter den Baum stellen? S etzt sich Ahmet neben Herrn Müller? Wird sich Ahmet neben Herrn Müller setzen? Öğretmen tahtanın önüne oturuyor. Ö ğretmen tahtamn önüne oturacak. Masanın yanına (gidip) duruyorum. Masanın yanma (gidip) duracağım. Balıkçı çok şaşırıyor. Balıkçı çok şaşıracak. Ö ğretmen çok kızıyor. Öğretmen çok kızacak. İşçiler işten sonra yıkanıyorlar. İşçiler işten sonra yıkanacaklar. Çocuklar ağacın altına yatıyorlar. Çocuklar ağacın altına yatacaklar. Çocuk ağacın arkasına (gidip) d uruyor mu? Çocuk ağacın arkasına (gidip) dura­ cak mı? A hmet Bay Müller'in yanına oturuyor m u? A hmet Bay Müller'in yanına oturacak mı? Y ukarıdaki örneklerde de gördüğünüz gibi dönüşlü fiilin «asıl fiil» diye adlandırdığımız kısmı gelecek zaman kipinde en sona mastar halinde gider. Sorular da beşinci sayfada açıkladığımız şekilde yapılır ve daha baş­ ka bir özellik göstermezler. Dönüşlü zamir gelecek zamandaki soruda da şimdiki zamandaki soruda bulunduğu yerde kalır, yeri değişmez. —8— s oru kelimeleri ve gelecek zaman Was, wer, wie, wohin, wann, warum,... gibi soru kelimeleriyle kurul­ muş soru cümleleri gelecek zaman haline getirilirken soru cümlesinin fiili, yerini werden'in sorunun öznesine göre çekimlenmiş şekline bırakır ve m astar halinde en sona gider. W as machst du dort? W as wirst du dort machen? W er besucht uns heute? W er wird uns heute besuchen? W arum bleiben die Kinder zu H ause? W arum werden die Kinder zu H ause bleiben? Wie schreibt der Schüler mit diesem Bleistift? Wie wird der Schüler mit diesem Bleistift schreiben? Wohin fährt dein Vater? Wohin wird dein Vater fahren? W ann gehen wir ins Kino? W ann werden wir ins Kino gehen? O rada ne yapıyorsun? O rada ne yapacaksın? B ugün kim bizi ziyaret ediyor? B ugün kim bizi ziyaret edecek? Çocuklar niçin evde kalıyorlar? Çocuklar niçin evde kalacaklar? Öğrenci bu kalemle nasıl yazıyor? Öğrenci bu kalemle nasıl yazacak B aban nereye gidiyor? B aban nereye gidecek? N e zaman sinemaya gidiyoruz? Ne zaman sinemaya gideceğiz? a yrdabilen fuller ve gelecek zaman a bfahren, aufstehen, ankommen, zurückkehren, einsteigen, aussteigen gibi cümlede kullanılırken önlerindeki takıları (ab, auf, an, zurück, ein, a us) cümlenin sonuna giden fiillere ayrılabilen fiiller dendiğini daha önce g örmüştük. Böyle içinde ayrılabilen bir fiil bulunan bir cümle gelecek za­ man yapılırken ayrılabilen fiil takısından ayrılmadan mastar halinde en sona gider, ikinci yerde ise werden'in cümlenin öznesine göre çekimlenmiş şekli yer alır. Meine Mutter wird um neun Uhr a bfahren. I ch werde morgen früh aufstehen. Du wirst auch früh aufstehen müssen. Mein Ferund wird in Ankara a ussteigen. Der Zug wird um acht Uhr ankommen. Wir werden nach einer Stunde z urückkehren. A nnem saat dokuzda hareket edecek. Y arın erken kalkacağım. Sen de erken kalkmaya mecbur olacaksın. A rkadaşım Ankara'da inecek. T ren saat sekizde varacak, (gelecek) Bir saat sonra geri döneceğiz. 1 M l±ı I 50 ^tresponöfnff Institute | ALMANCA DERSLER L E H R S T Ü C K FÜNFZIG ÖZET Geçen on derste öğrendiğimiz en önemli konuların içinde Almancada cümle kuruluşu vardı. Burada bu konuyu çok kısa olarak tekrar kalıplar­ la hatırlatalım. A lmancada bir cümleyi genellikle şöyle bir kalıba sığdırabiliriz: II Ich schreibe Der Lehrer kommt Die Kinder spielen Unser V ater schenkt I III einen Brief. in die Klasse mit dem Ball. uns ein Buch. 1. 2. 3. 4. Bu cümlelerin Türkçeleri: l. Bir mektup yazıyorum. 2. Öğretmen sı­ nıfa geliyor. 3. Çocuklar topla oynuyorlar. 4. Babamız bize bir kitap hediye ediyor. Y ukarıdaki kalıpta (I) numarayla gösterdiğimiz yerde özneler, (II) n umarayla gösterdiğimiz yerde fiiller, (III) numarayla gösterdiğimiz yer­ de de nesneler veya diğer kelimeler yer almaktadır. Özne muhakkak bizim (I) numarayla gösterdiğimiz yerde bulunmaz, bazen (III) numaralı bölümden bir kelimeyle yer değiştirebilir. —2— I 1. Mein Freund 2. Heute abend 3. Ins Kino n geht geht geht III h eute abend ins Kino, mein Freund ins Kino, mein Freund heute abend. Cümlelerin Türkçeleri: l. Arkadaşım bu akşam sinemaya gidiyor. 2. Bu akşam arkadaşım sinemaya gidiyor. 3. Sinemaya arkadaşım bu ak­ şam gidiyor. Bu yer değiştirme, herhangi birşeyi özellikle belirtmek için yapılır. Bu özellikle belirtmek istediğimiz şey o zaman (I) numaralı yerde bu­ lunur. Bu iki kalıptan görüyoruz ki cümlenin fiili öznenin, nesnenin yeri de­ ğişse de muhakkak (II) numaralı yerde bulunur. können, wollen, m üssen, dürfen ve en son öğrendiğimiz gelecek za­ man için kullanılan werden yardımcı fiili cümle içinde hep aynı şekilde kul­ lanılır. Cümlenin esas fiili mastar olarak en sona gider, (II) numaralı ye­ re de bu yukarıda saydığımız yardımcı fiillerin özneye göre çekimlenmiş şekli gelir. I 1. Der Schüler 2. E r 3. Die Kinder 4. Mein Onkel 5. Die Tante 6. Der Mann n muss will dürfen kann wird wird III seine Hausaufgaben heute zu uns im Garten gut Deutsch n ach İzmir in Ankara IV schreiben. kommen. spielen. sprechen. fahren. aussteigen. Cümlelerin Türkçeleri: l. Öğrenci ev ödevlerini yazmaya mecburdur. 2. O bugün bize gelmek istiyor. 3. Çocuklar bahçede oynayabilirler. 4. Am­ cam iyi Almanca konuşabilir. 5. Hala İzmir'e gidecek. 5. Adam Ankara'da inecek. Y ukarıdaki kalıpta en sona giden esas fiilin daima mastar halinde b ulunduğunu görüyoruz. İkinci yere gelen yardımcı fiil ise özneye göre çekimlenmektedir. Yardımcı fiillerin en önemli özelliklerinden biri olan bu durumu hatırınızdan çıkarmamalısınız. ellinci ders —3— II Son on derste anlaşılması biraz güç, dikkat edilmezse çok kolay yan­ lış yapılabilecek çok önemli konular öğrendik. Bunlardan biri de dönüş­ lü fiillerdir. Bir dönüşlü fiil, bir dönüşlü zamir ve bir de «asıl fiil» diye adlandırdığımız iki kısımdan meydana gelir. Örneğin, sich waschen dö­ nüşlü fiilinde sich kelimesi dönüşlü zamir, waschen de asıl fiildir. Bir dönüşlü fiili cümle içinde kullanırken ikinci yere asıl fiilin cüm­ lenin öznesine (veya şahıslara) göre çekimlenmiş şeklini getiririz. Dönüş­ lü zamirin yeri ise hemen asıl fiilden sonradır. Dönüşlü zamir de şahıs­ lara göre şu şekilleri alır: ich dtı er, sie, e s wir ihr sie Sie mich dich sich uns euch sich sich Örneğin, cümlenin öznesi ich ise dönüşlü zamirlerden birinci şahsa a it olanı, yani mich, wir ise dönüşlü zamirlerden çoğul birinci şah­ sa, wir'e ait olanı, yani uns kullanılır. Özne tekil veya çoğul bir isimse, h er iki halde de dönüşlü zamirlerden sich kullanılır. Şimdi dönüşü fiillerle yapılan cümleleri bir kalıpta toplamaya ça­ lışalım : 1. 2. 3. 4. 5. 6. I Das Kind Ich Die Jungen Wir Meine Brüder Du n wäscht setze stellen wundern freuen l egst III sich mich sich uns sich dich IV morgens. auf den Stuhl. vor die Tür. n icht. s ehr. auf das Sofa. —4— Cümlelerin Türkçeleri: 1. Çocuk sabahları yıkanır. 2. Sandalyeye otu­ ruyorum. 3. Çocuklar kapının önüne (gidip) duruyorlar. 4. Şaşırmıyoruz. 5. Erkek kardeşlerim çok sevmiyorlar. 6. Kanapenin üstüne yatıyorsun. (I) numaralı yerde özneler, (II) numaralı yerde asıl fiilin özneye gö­ re çekimlenmiş şekilleri, (III) numaralı yerde dönüşlü zamirler (özne­ lere uygun), (IV) numaralı yerdeyse diğer kelimeler bulunmaktadır. Şimdi de dönüşlü fiillerle yapılan soru cümleleri, soru kelimeli soru cümleleri ve dönüşlü fiiller, können, müssen, dürfen, wollen ve dönüşlü fi­ illerle yapılan cümleler için kalıplar verelim. I. Dönüşlü fiillerle yapılan sorular, a. Sorunun öznesi bir şahıs zamiridir. 1. 2. 3. 4. I L egst Ä rgert Stellt S etzt II du er sie ihr III dich sich sich euch IV unter den Baum? s ehr? neben den Schrank? auf den Traktor? T ürkçeleri: I. Ağacın altına yatıyor musun? 2. O çok kızıyor mu? 3. Dolabın yanma (gidip) duruyor mu? 4. Traktörün üstüne oturuyor mu­ sunuz ? b. Sorunun öznesi tekil veya çoğul bir isimdir. 1. 2. 3. 4. I W undert W äscht Setzen S etzt II sich sich sich sich III der Vater der Bauer die Schüler Ali IV s ehr? a bends? auf die Bänke? auf diesen Stuhl? T ürkçeleri: I. Baba çok şaşırıyor mu? 2. Çiftçi akşamları yıkanır mı? 3 . Öğrenciler sıralara oturuyorlar mı? 4. Ali bu sandalyeye oturuyor mu? I I. Dönüşlü fiiller ve soru kelimeli soru cümleleri. a. Sorunun öznesi bir şahıs zamiridir. —5— I Warum Wohin Wie Warum n freust setzt wäscht setzt 1. 2. 3. 4. III du ihr er sie IV dich euch? sich sich V so sehr? morgens? dorthin? T ürkçeleri: I. Niçin bu kadar çok seviniyorsun? 2. Nereye oturuyor­ sunuz? 3. Sabahları nasıl yıkanır? 4. Niçin oraya oturuyor? b. S orunun öznesi tekil veya çoğul bir isimdir. 1. 2. 3. 4. I Wohin Warum Warum Wann II setzt stellen freuen ärgert III sich sich sich sich IV der Junge die Kinder die Schüler? die Mutter? V im Garten? an die Bank? T ürkçeleri: I. Çocuk bahçede nereye oturuyor? 2. Çocuklar niçin sı­ ranın yanma (gidip) duruyorlar? 3. Öğrenciler niçin seviniyorlar? 4. An­ ne ne zaman kızıyor? I II. Können, müssen, dürfen, wollen ve dönüşlü fiiller. 1. 2. 3. 4. I Die Kinder Der Junge Ali Du II dürfen kann will musst nı sich sich sich dich IV darauf auf diesen Tisch ins Bett morgens V setzen. setzen. legen. waschen. T ürkçeleri: I. Çocuklar onun üstüne oturabilirler. 2. Çocuk bu masa­ nın üstüne oturabilir. 3. Ali yatağa yatmak istiyor. 4. Sabahları yıkan­ mak zorundasın. Können, müssen, dürfen veya wollen y ardımcı fiillerinden biri ve bir dönüşlü fiille yapılmış bir cümle de daha önce gösterdiğimiz kalıplara uy­ gun bir şekilde soru haline getirilir. —6— in Şimdi de e-haliyle kullanılan önekleri kısaca tekrarlayalım: mit nach von seit aus zu bei gegenüber Ich schreibe mit einem Bleistift. Der Junge geht mit seinem Freund ins Kino. Nach dem Essen werden wir einen Spaziergang machen. Mein Freund bringt mir einen Brief vom meinem Vater. Wir kaufen Fleisch von diesem Laden. Seit einem Jahr wohnt der Bruder bei der Tante. Der Schüler wird das Buch aus der Mappe nehmen. Meine Schuhe sind aus Leder. Der Gast fährt zum Bahnhof. Ich werde zu meinem Onkel gehen. Sultanahmet liegt bei Beyazıt. ile -den sonra - den,-dan -den beri -den, -dan, içinden - (y)e, - (y)a y anında, civarında k arşısında, karşısına Bir kalemle yazıyorum. Çocuk arkadaşıyla sinemaya gidiyor. Yemekten sonra bir gezinti yapaca­ ğız. A rkadaşım bana babamdan bir mek­ tup getiriyor. Bu dükkândan et satın alırız. Bir yıldan beri erkek kardeş teyzenin y anında oturuyor. Öğrenci kitabı çantadan alacak. A yakkabılarım deridendir. Misafir istasyona gidiyor. A mcama gideceğim. S ultanahmet Beyazıt civarında bulu­ nur. Ali wohnt seit zwei Jahren bei Ali iki yıldan beri bir Almanın yanın­ da oturuyor. einem Deutschen. Evim bir okulun karşısmda bulunu­ Mein Haus liegt einer Schule yor. gegenüber. Der Arzt wird nach Ankara fahren. D oktor Ankara'ya gidecek. Görüldüğü gibi bu öneklerden som a gelen isim veya şahıs zamiri mu­ hakkak e-halindedir. Bunlardan gegenüber, daha çok ismin önünde değil de öbürlerinin aksine, arkasında bulunur. —7— rv A imancada gelecek zaman werden yardımcı fiili ile yapılır. Cümlede ikinci yere werden fiilinin şahıslara göre çekimlenmiş şekli gelir. Yapıla­ cak işi gösteren esas fiilse en sonda bulunur. Çekimlenirken özel bir durum gösteren werden şu şekilde çekimlenir: ich du er, sie, es wir ihr sie Sie werde wirst wird werden w erdet werden werden Gelecek zaman kipindeki cümleleri şöyle bir kalıpta toplayabiliriz. 1. 2. 3. 4. I Die Kinder Ich Die Magd Meine Eltern II werden werde wird werden m heute ihren Onkel ins Kino die Speisen nach Deutschland IV besuchen. gehen. bringen. fahren. T ürkçeleri: 1. Çocuklar bugün amcalarını ziyaret edecekler. 2. Sine­ maya gideceğim. 3. Hizmetçi yemekleri getirecek. 4. Ebeveynim Alman­ ya'ya gidecek. Görüldüğü gibi (II) numaralı yerde werden'in özneye göre çekimlen­ miş şekli, (IV) numaralı yerdeyse esas fiil mastar halinde yer almaktadır. A şağıdaki kalıpları inceleyiniz! I. Gelecek zaman kipindeki sorular 1. 2. 3. 4. I W irst Werdet Wird Werden II du ihr der Bauer die Schüler in mir dein Buch in die Schule uns Äpfel i hre Hausaufgaben rv geben? gehen? bringen schreiben? —8— T ürkçeleri: 1. Bana kitabını verecek misin? 2. Okula gidecek misi­ niz? 3. Çiftçi bize elma getirecek mi? 4. Öğrenilecek ev ödevlerini yaza­ caklar mı? I I. Gelecek zaman kipinde, soru kelimeleriyle yapılan sorular I W as Wohin W ann W er II werden w erden w irst wird in Sie die Mädchen du — IV j etzt h eute m ir dein Buch eine Geschichte 1. 2. 3. 4. V m achen? f ahren? g eben? e rzählen? T ürkçeleri: I. Şimdi ne yapacaksınız? 2. Kızlar bugün nereye gide­ cekler? 3. Bana kitabını ne zaman vereceksin? 4. Kim bir hikâye anla­ tacak? I II. Können, müssen, dürten, wollen ve gelecek zaman I Die Kinder I ch Du Mein Bruder II w erden w erde w irst wird I II n icht nach Hause dieses Buch im Garten ü bermorgen früh IV gehen wollen. ü bersetzen können. spielen dürfen. a ufstehen müssen. 1. 2. 3. 4. T ürkçeleri: I. Çocuklar eve gitmek istemeyecekler. 2. Bu kitabı ter­ cüme edebileceğim. 3. Bahçede oynayabileceksin. 4. Erkek kardeşim öbürgün erken kalkmaya mecbur olacak. IV. Dönüşlü fiiller ve gelecek zaman I 1. I ch 2 . W ir 3 . Die Kinder 4 . D er Vater n w erde w erden w erden w ird I II mich u ns sich sich IV um acht Uhr ins B ett j etzt v or die Klasse s ehr V legen. waschen. stellen. ä rgern. T ürkçeleri: 1. Saat sekizde yatağa yatacağım. 2. Şimdi yıkanacağız. 3. Çocuklar sınıfın önüne (gidip) duracaklar. 4. Baba çok kızacak. Almanca ders: 49 (50) TEST 25 A şağıda gelecek zaman kipinde cümleler verilmiştir. Boş bırakılan y erlere werden'in uygun şeklini koyunuz. 1. Der Bauer uns Eier bringen. 2. Meine Mutter ...... heute Butter und; Käs© kaufen. 3 . Mein Neffe nach Deutschland f ahren können. 4. Ich nicht in die Schule gehen. 5. Die Magd sich neben den Tisch stellen. 6. Wir unseren Eltern einen Brief schreiben. 7. Du deinen G rossvater besuchen. 8. Ihr euer Buch in die Mappe legen. 9. Sie kein© gute Note bekommen. 10. Der Student ein gutes Essen bestellen. A Listesi 1 — Die Schüler werden ein Lied A singen. B 2 Mein Sohn wird im Garten mit seinen Freunden spielen. C dürfen. 3 — N ächstes Jahr werde ich nachD Deutschland fahren dürfen. 4 — Wir werden uns waschen. E 5 — Der Vater wird mit den Gästen F zum Bahnhof fahren. G 6 — E r wird nach einem Jahr zurückkehren. 7 — Nach dem Frühstück werden H die Kinder ihre Hausaufgaben İ schreiben. 8 — Werden Sie heute abend zu mir kommen? K B Listesi Bu akşam bana gelecek misiniz? Gelecek yıl Almanya'ya gitmek istiyeceğim. B aba misafirle istasyona gide­ cek. Öğrenciler bir şarkı söyleye­ cekler. — K ahvaltıdan sonra çocuklar ev ödevlerini yazacaklar. — Yıkanacağız. — Oğlum bahçede arkadaşlarıyla oynayabilecek. — Gelecek sene Almanya'ya gi­ debileceğim. — B aba misafirlerle istasyona gidecek. B ir yıl sonra geri dönecek. A L istesi B Listesi 1 — Niçin Ankara'ya gideceksiniz? A — Mein Mädchen wird bei sei­ nem Onkel bleiben müssen. 2 — Bize ne getirecek? 3 — K adın niçin doktora gitmeye mecbur olacak ? 4 — Öğrenciler okuldan gelecekler. 5 — D oktora gidecek miyiz? 6 — Arkadasıtmiii erkek kardeşi bu dükkânda çalışacak. 7 — Kızım amcasının yanında k almaya mecbur olacak. 8 —- Öğrenci (üniversiteli) bugün b ir lokantada yemek yiyecek. B C D E F G H 1 K Der Student wird heute in einem Restaurant essen. Die Schüler werden aus der Schule kommen. Meine Tochter wird bei ihrem Onkel bleiben müssen. Warum wird die Frau zu einem Arzt gehen müssen? Warum wird die Frau zu einem Arzt müssen gehen? Was wird er uns bringen? Werden wir zum Arzt gehen? Warum werden Sie nach Anka­ ra fahren? Der Bruder meines Freundes wird in diesem Laden arbeiten. F A şağıdaki Türkçe cümleleri Almancaya çeviriniz. 1 — Kızım bu sene Almanyaya gidecek. O orada dört ay kalacak. 2 — Oğlum yeni bir otomobil satm alacak. 3 — B aba ve anne çok sevinecekler. T est 24'ün yapılmış şekli A. 1 — mit, en 2 — mit, em 3 — von 4 — von 5 — nach, der 6 — mit, enn, nach 7 — aus, in 8 — aus 9 — mit, ein, bei, er 10 — seit, in B. 1 — D 2 - F 3 — Î 4 — E 5 — H 6 — G 7 — K 8 — A C. 1 — F 2 — E 3 — İ 4 — G 5 — L 6 — D 7 — A 8 — K F. 1 — Mein Vater geht jeden Morgen zu Fass zu der Arbeit. 2 — Der Bruder kommt mit seinem Freund aus Deutschland. 3 — Mein Laden liegt der Schule und dem Kino gegenüber. J JJIlll I İL I M 51 ouesponöfiur Institute A LMANCA DERSLE L E H R S T Ü C K EINUNDFÜNFZIG S IFAT TAMLAMALARI S ıfat tamlamalarını 5. ve 6. derslerde öğrenmiştik. Dieser, diese, die­ ses, j ener, jene, jenes ve mülkiyet sıfatlarıyla yapılan sıfat tamlamaları­ nı öğrenmeden önce bu konuda bildiklerimizi kısaca tekrarlayalım. a. tekil ve çoğul isimlerle yapılan sıfat tamlamaları die die schöne Frau güzel kadın die die fleissigen Männer die schönen Frauen çalışkan adamlar güzel kadınlar d er d er Heissige Mann çalışkan adam d as d as grosse Haus b üyük ev die grossen Häuser b üyük evler Tekil Çoğul Y ukarıda der Mann, die Frau ve das Haus isimleri ile fleissig, schön ve gross sıfatlarım örnek olarak aldık ve bunlarla sıfat tamlamaları yap­ tık. Bu şemada alt sıradakiler üsttekilerin çoğul şekilleridir. Görüldüğü gibi der, die, das artikellerinin üçünde de sıfat artikelle isim arasına gi­ riyor ve tekilde -e, çoğuldaysa -en takısını alıyor. Bundan başka isim ve a rtikeide bir değişiklik olmuyor. Dieser, diese, dieses ve jener, jene, jenes ile yapılan sıfat tamlamala­ rı da aynı yukarıdakiler gibidir. Yani bunlarda da sıfatların tekil ve ço­ ğul halde aldıkları takılar aynıdır. _ 2— Tekil Çoğul dieses diese diese kleine Mappe dieses grüne Buch bu yeşil kitap bu küçük çanta diese diese kleinen Mappen! diese grünen Bücher diese roten Tische bu kırmızı masalar bu küçük çantalar J bu yeşil kitaplar dieser dieser rote Tisch bu kırmızı masa Bu şemada gördüğünüz gibi dieser, diese veya dieses arasına giren s ıfat eğer isim tekilse -e takısı, isim çoğulsa -en takısı alır. fleissig dieser Arbeiter dieser fleissige Arbeiter blau diese Blume diese blaue Blume offen dieses Fenster dieses offene Fenster alt diese Bauern diese alten Bauern heiss diese Suppen diese heissen Suppen sauber diese Zimmer diese sauberen Zimmer çalışkan bu işçi bu çalışkan işçi mavi bu çiçek bu mavi çiçek açık bu pencere bu açık pencere yaşlı bu çiftçiler b u yaşlı çiftçiler sıcak bu çorbalar bu sıcak çorbalar temiz bu odalar bu temiz odalar Jener, jene ve jenes ile yapılan sıfat tamlamaları da aynı takıları alır­ lar. Yani tekil isimle jener, j ene veya jenes arasına giren sıfat gene -e t akısı, çoğul isimle bu kelimelerden biri araşma giren sıfatsa -em takısı alır. ellibirinci ders —3 Çoğul Tekil j ene j ene kleine Mappe ş u küçük çanta j ene j ene kleinen Mappen j ene roten Tische şu kırmızı masalar şu küçük çantalar j ener j ener rote Tisch şu kırmızı masa j enes j enes grüne Buch ş u yeşil kitap j ene grünen Bücher şu yeşil kitaplar Dieser, diese, dieses ile karşılaştırıp jener, jene, jenes ile yapılan sı­ fat tamlamaîanmn da sıfatlara aynı takılan eklemek suretiyle yapıldı­ ğını kolayca görebilmeniz için aynı isimler ve sıfatlarla tamlamalar yaptık. gelb fener Hut jener gelbe Hut lang jene Strasse jene lange Strasse s chwarz j enes Auto jenes schwarze Auto b erühmt j ene Ärzte j ene berühmten Ärzte weiss jene Katzen j ene weissen Katzen faul j ene Mädchen j ene faulen Mädchen s an şu şapka şu san şapka uzun ş u cadde şu uzun cadde siyah şu otomobil şu siyah otomobil m eşhur şu doktorlar şu meşhur doktorlar beyaz şu kediler şu beyaz kediler tembel şu kızlar şu tembel kızlar _ 4— b. ö nünde artikel yerine ein, eine bulunan isimlerle yapılan sıfat t amlamaları B unları da geçen derslerde öğrenmiştik. Bir şemayla tekrarlayalım. eine ein ein eine fleissige Magd ein kleines Zimmer Çoğul ein guter Mensch çalışkan bir hizmetçi küçük bir oda iyi bir insan (çoğulda ismin önüne artikel gelmez) fleissige Mägde kleine Zimmer Tekil g ute Menschen çalışkan hizmetçiler küçük odalar iyi insanlar B u çeşit sıfat tamlamalarında eğer ein artikeli der olan bir ismin önünde bulunuyorsa sıfat -er takısı, ein artikeli das olan bir ismin önün­ de bulunuyorsa sıfat -es takısı alır. ismin önünde ein© bulunuyorsa s ıfat -e takısı alır. Çoğulda ise, çoğul ismin önüne artık ein, eine kelime­ lerinin konmadığım biliyoruz. O zaman sıfat tamlaması bir sıfat ve bun­ dan sonra yer alan çoğul bir isimden meydana gelir. Çoğul ismin önün­ deki sıfatlar daima bir -e takısı alırlar. gposs ein Boot ein grosses Boot g ut ein Lehrer ein guter Lehrer r ot eine Rose eine rote Rose s chwer Ü bungen s chwere Übungen s chön Bilder schöne Bilder büyük, bir sandal b üyük bir sandal i yi bir öğretmen iyi bir öğretmen kırmızı bir gül kırmızı bir gül zor ç alıştırmalar zor çaüştırmalar güzel r esimler güzel resimler —5— schlecht Äpfel schlechte Äpfel k ötü elmalar kötü elmalar Mülkiyet sıfatlarıyla yapılan sıfat tamlamalarında da sıfatların al­ dıkları takılar aynıdır. Yalnız çoğul değişiktir. Şu halde artikeli der olan isimlerin önünde bulunan mülkiyet sıfatlarıyla (mein, dein, sein,... gibi) yapılan tamlamalarda sıfat -er t akısı alır. Artikeli d as olan isimlerle kul­ lanılan mülkiyet sıfatlarıyla (gene mein, dein, sein,...) yapılan tamla­ malarda sıfata -es eklenir. Artikeli die olan isimlerin önüne gelen mülki­ yet sıfatlarıyla (meine, deine, seines... gibi) bir tamlama yapılırsa, sıfat -e takısı alır. Daha önceden çoğul isimlerin önüne artikeli die o lan isim­ lerle kullanılan mülkiyet sıfatlarının (yani meine, deine, s eine,... gibi) gel­ diğini biliyorsunuz. Böyle çoğul halde bulunan mülkiyet sıfatlan ve isim­ lerle yapılan sıfat tamlamalanndaysa sıfat daima -en t akısı alır. Şimdi b unları bir şema halinde toplayalım. A rtikeli die olan isimler meine neue Vase Tekil yeni vazom deine neue Vase yeni vazon seine neue Vase yeni vazosu çoğul isimler (die) meine kleinen Hunde meine neuen Vasen yeni vazolarım küçük köpeklerim Çoğul deine kleinen Hunde deine neuen Vasen k üçük köpeklerin yeni vazoların seine kleinen Hunde seine neuen Vasen küçük köpekleri yeni vazoları Artikeli der olan isimler mein kleiner Hund küçük köpeğim dein kleiner Hund küçük köpeğin sein kleiner Hund küçük köpeği Artikeli d as olan isimler mein altes Haus eski evim dein altes Haus eski evin sein altes Haus eski evi meine alten Häuser eski evlerim deine alten Häuser eski evlerin seine alten Häuser eski evleri Y ukarıdaki şemada sadece üç mülkiyet sıfatı ile (mein, dein, sein) s ıfat tamlaması yapılmıştır. Fazla yer kaplayacağından bu şemaya bü­ tün mülkiyet sıfatlan alınmamıştır. Ama diğerleriyle de yapılan sıfat t amlamalannda sıfatlar aynı takıları alırlar. _ 6— kurz mein Bleistift mein kurzer Bleistift schmutzig deine Gabel deine schmutzige Gabel weiss sein Pferd sein weisses Pferd rot ,hr Kleid ihr roter Kleid klein sein Vogel sein kleiner Vogel braun unsere Kuh unsere braune Kuh neu euer Traktor euer neuer Traktor alt ihr Auto ihr altes Auto fleissig Ihre Schwester Ihre fleissige Schwester klein meine Hefte meine kleinen Hefte schmutzig deine Schuhe deine schmutzigen Schuhe neu seine Studenten seine neuen Studenten kısa benim kalemim benim kısa kalemim kirli senin çatalın senin kirli çatalın beyaz onun atı onun beyaz atı kırmızı onun elbisesi o nun kırmızı elbisesi küçük onun kuşu onun küçük kuşu k ahverengi bizim ineğimiz bizim kahverengi ineğimiz yeni sizin traktörünüz sizin yeni traktörünüz eski onların otomobili onların eski otomobili ç alışkan Sizin kızkardeşıniz Sizin çalışkan kızkardeşiniz küçük benim defterlerim benim küçük defterlerim kirli senin ayakkabıların senin kirli ayakkabıların yeni onun öğrencileri onun yeni öğrencileri —7— klein i hre Kinder ihre kleinen Kinder g ross seine Bälle seine grossen Bälle g ross u nsere Hütten unsere grossen Hütten alt e ure Freunde eure alten Freunde gelb ihre Vorhänge ihre gelben Vorhänge gut Ihre Zigaretten Ihre guten Zigaretten küçük onun çocukları onun küçük çocukları büyük onun topları onun büyük toplan büyük büyük kulübelerimiz bizim büyük kulübelerimiz yaşlı sizin arkadaşlarınız sizin yaşlı arkadaşlarınız s an o nlann perdeleri onların san perdeleri iyi Sizin sigaralarınız Sizin iyi sigaralarınız Şimdi de içlerinde bu derste öğrendiğimiz tipte sıfat tamlamalan ge­ çen cümleler kuralım. Dieses weisse Pferd gehört meinem Onkel. Lege deine schmutzigen Schuhe vor die Tür! Wem gehören diese alten Bücher? Mein neuer Lehrer kennt meinen Vater nicht. Unser altes Haus liegt bei dem Bahnhof. Sein grosser Laden ist unserer Schule gegenüber. Jener fleissige Schüler arbeitet abends zwei Stunden. Eure schwarzen Hüte liegen auf dem Tisch. Jener fleissige Bauer arbeitet seit acht Stunden auf dem Feld. Sein fauler Sohn schläft unter einem Baum. Bu beyaz at benim amcama aittir. Kirli ayakkabılarını kapının önüne k oy! Bu eski kitaplar kime aittir? Yeni öğretmenim babamı tammıyor. E ski evimiz istasyonun yanında bulu­ nuyor. Büyük dükkânı okulumuzun karşısındadır. Şu çalışkan öğrenci akşamlan iki s aat çalışır. Siyah şapkalannız masanın üstünde bulunuyor. Şu çalışkan çiftçi sekiz saatten beri t arlada çalışıyor. Tembel oğlu bir ağacm altında uyuyor. 8— Wir machen eine grosse Reise. Ein schwerer Karren kommt in den Garten. Jener berühmte Arzt wohnt in diesem Haus. Wo sind mein blauer Hut, meine gelbe Mappe und meine braunen Schuhe? Deine alten Hefte sind hier. Der Schüler liest jene schöne Geschichte. Schreibt ihr eure schweren Übungen? Sein volles Heft liegt in der Mappe. Ihr neues Auto liegt im Garten. Dieses kleine Kind geht jeden Tag in die Schule. Diese grossen Felder gehören dem Vater dieses Jungen. Wir können jetzt diese kalten Speisen nicht essen. Jene faulen Schüler dürfen heute abend nicht ins Kino gehen. Diese roten Vorhänge sind sehr schmutzig. Deine kleine Tochter ist ein hübsches Mädchen. Können die Stundenten diese schwere Geschichte in Deutsch erzählen? Ihre guten Speisen schmecken mir sehr. Unsere alten Modenzeitschriften liegen im Schrank. Jener grosse Laden ist keine Kolonialwarenhandlung. Unsere neue Magd heisst Ayşe. Mein grosser Sohn ist ein fleissiger Schüler. B üyük bir seyahat yapıyoruz. Ağır bir araba bahçeye geliyor. Şu meşhur doktor bu evde oturuyor. Benim mavi şapkam, san çantam ve k ahverengi ayakkabüarım nerededir ? E ski defterlerin buradadır. Öğrenci şu güzel hikâyeyi okuyor. Zor çalıştırmalarınızı yazıyor m usunuz? Dolu defteri çantada bulunuyor. Yeni otomobiliniz bahçede bulunuyor. Bu küçük çocuk hergün okula gidiyor. Bu büyük tarlalar bu çocuğun baba­ sına aittir. Bu soğuk yemekleri şimdi yiyemeyiz. Şu tembel öğrenciler bu akşam sine­ maya gidemezler. Bu kırmızı perdeler çok kirlidir. Küçük kızın güzel bir kızdır. Öğrenciler bu zor hikâyeyi Almanca a nlatabilirler mi? İyi yemekleriniz benim çok hoşuma gidiyor. E ski moda mecmualarımız dolapta b ulunuyorlar. Şu büyük dükkân bir bakkal dükkânı değildir. Yeni hizmetçimizin adı Ayşe'dir. B üyük oğlum çalışkan bir öğrencidir. milli I [|y 1 M L EHRSTÜCK I Cotrespon&enre j n s t ü u u | ALMANCA DERSLERtı 52 ZWEIUNDFÜNFZIG Öğrenilecek kelimeler am meisten [ am maysten] das Cafe,s [kafe] eintreten (*) [ ayntrerten] en çok kahve g irmek die Eintrittsikarte,n bilet [ ayntritskarte] d as Familienleben,- aile hayatı [familiyenletben] der Film,e [film] film —2— f ühren [fürren] d er Jeep [ci:p] d as Inhaltsver­ zeichnisse [inhaltsfertsayhnisj d as Leben,- [le:ben] m itgehen (*) [ mitge:en] d er Nachbar,n [ nahba:r] d er Rückweg,e [ rükve:g] d er Salon,s [zalo:n] h ayat t raurig [traurig] b irlikte gitmek weinen [vaynen] g ötürmek cip içindekiler (bir kitabın) komşu d önüş yolu salon acıklı, kederli a ğlamak AÇIKLAMALAR Y ukarıda öğrendiğiniz kelimelerden eintreten ve mitgehen ayrılabi­ len fiillerdendir. Bunları kullanırken dikkat etmeniz gerekir, önlerindeki t akılar, yani ein ve mit cümlenin en sonuna gider. B unlardan eintreten çekimlenirken özel bir durum gösterir. Bu fii­ lin çekimi dersin sonunda verilmiştir. ü ber Ü ber'in, «üzerine, üzerinde» anlamına gteldiğini öğrenmiştik. Ama ü ber bir de «hakkında» olarak Türkçeye çevrilebilir. O zaman kendinden s onra gelen isim i-halinde bulunur. Die Schüler sprechen über die Übungen. D er Lehrer spricht über das Fami­ lienleben in der Türkei. Die Kinder sprechen über dien F ilm. Öğrenciler çalıştırmalar hakkında k onuşuyorlar. Ö ğretmen Türkiyedeki aile hayatı h akkında konuşuyor. Çocuklar film hakkında konuşuyorlar. IM KINO A hmet und Zeynep gehen samstags oder sonntags ins Kino. Manch­ mal gehen auch ihre Eltern mit. Das Kino ist in der Stadt und ziemlich! w eit von Hasan Beys Bauernhof. ellikinci ders —3— A hmet und Zeynep gehen heute mit Inge in die Stadt. Sie wollen dort den neuen Film im Park Kino sehen. Der Film ist über das Familienleben in Deutschland. Hasan Bey und Fatma Hamm wollen auch diesjen Filim s ehen. Sie können aber nicht mit den Kindern gehen, denn sie werdlenj h eute einen Nachbarn besuchen. Hasan Bey fährt die Kinder mit seinem J eep in die Stadt. Er wird sie dann nach dem Film wieder nach Hause! bringen. A hmet kauft drei Eintrittskarten, und sie treten in den Salon ein. Und nach einigen Minuten beginnt der Filim. Zeynep und Inge weinen, denn der Film ist sehr traurig. Ahmet lacht aber immer. Nach dem Kino sitzen sie in einem Cafe und trinken Tee. Auf dem Bückweg sprechen sie über den Film. Ahmet sagt: «Trau­ rige Filme gefallen mir nicht. Filme von Jerry Lewis und Norman Wisdom gefallen mir am meisten.» SİNEMADA A hmet ve Zeynep cumartesileri ve pazarları sinemaya giderler. Ba­ zen ebeveynleri de birlikte giderler. Sinema şehrin içindedir ve Hasan Be­ yin çiftliğinden oldukça uzaktır. A hmet ve Zeynep bugün Inge ile şehre gidiyorlar. Orada Park Sine­ masındaki yeni filmi görmek istiyorlar. Film Almanyadaki aile hayatı h akkındadır. Hasan Bey ve Fatma Hanım da bu filmi görmek istiyorlar. Ama çocuklarla gidemezler, çünkü bugün bir komşuyu ziyaret edecek­ ler. Hasan Bey çocukları cipiyle şehre götürüyor. Onları sonra filimden s onra tekrar eve getirecek. A hmet üç bilet alıyor ve salona giriyorlar. Ve birkaç dakika sonra film başhyor. Zeynep ve Inge ağlıyorlar, çünkü film çok acıklıdır. Ama A hmet hep gülüyor. Sinemadan sonra bir kafetaryada (kahvede) oturu­ yorlar ve çay içiyorlar. G eri dönerken film hakkında konuşuyorlar. Ahmet: «Acıklı filmler h oşuma gitmiyor. Jerry Lewis ve Norman Wisdom'un filmleri en çok ho­ şuma gidiyor,» diyor. —4— S IFAT TAMLAMALARININ İ-HALt Geçen derste kısaca tekrarladığımız ve yenilerini öğrendiğimiz sıfat t amlamalarının i-lıalini görmeden önce, genel olarak isimlerin i-halini h atırlatalım. î -halinde die, ve das artikelleri değişmez, aynı kalırlar. Şu halde ya­ lın halde bulunan bir isim, i-halinde olarak da kullanılabiir. Der artikeli ise i-halinde den şeklini alır. d er d er Mann Yalın Hal a dam den Mann Î-Hali a damı d ie die Lehrerin ö ğretmen die Lehrerin öğretmeni d as d as Boot s andal d as Boot sandalı d ie (çoğul) die Kinder ç ocuklar d ie Kinder çocukları B una paralel olarak artikeli der olan isimlerin önüne gelen ve artikel görevi gören başka kelimeler, yani ein, dieser, jener, ve artikeli der olan isimlerle kullanılan mülkiyet sıfatlan (mein, dein, seinı,...) i-halinde ufak b ir değişikliğe uğrarlar. Ama aym kelimeler artikeli die veya das olan isimlerin önündeyse i-halinde hiçbir değişikliğe uğramadan, aynı kalırlar. Onun için aşağıda sadece artikeli der olan bir isim için bu kelimelerin i-ha­ linde nasıl değiştiklerini gösterelim: ein Lehrer b ir öğretmen einen Lehrer b ir öğretmeni dieser Lehrer bu öğretmen diesen Lehrer b u öğretmeni j ener Lehrer şu öğretmen j enen Lehrer şu öğretmem mein Lehrer öğretmenim meinen Lehrer öğretmenimi dein Lehrer ö ğretmenin deinen Lehrer öğretmenini Şu halde biz sıfat tamlamalannm i-hallerini incelerken Badece arti­ keli der olan isimlerle yapılmış sıfat tamlamalarım açıklamamız yeter. A rtikeli die ve das olan isimlerle yapılan sıfat tamlamalan i-halinde de a ynı kalırlar. Başka bir deyimle die ve das'la yapılmış yalın haldeki sı­ fat tamlamalan hiç değişmeden i-hali görevi de görürler. Artikeli der olan bir isimle yapılmış sıfat tamlamasını i-haline geti­ rirken önce artikeli den yapar, bu artikelle isim arasındaki sıfata da bir -n veya -en takısı ekleriz. —5— der rote Apfel kırmızı elma der fIeissige Fischer çalışkan balıkçı der faule Schüler tembel öğrenci der kleine Hund küçük köpek den roten Apfel kırmızı elmayı den fleissigen Fischer çalışkan balıkçıyı den faulen Schüler tembel öğrenciyi den kleinen Hund küçük köpeği Örneğin, der rote Apfel s ıfat tamlamasını i-haline sokarken öndeki der a rtikeli den olur ve rot© şeklindeki sıfata da bir -m eklenir. î-halindeki sıfat tamlaması o zaman den roten Apfel şeklinde olur. Der a rtikeli yerine ismin önünde ein b ulunuyorsa sıfat tamlaması ihaline girerken ein, einen olur ve sıfata da bir -n veya -en eklenir. ein roter Apfel bir kırmızı elma ein fleissiger Fischer b ir çalışkan balıkçı ein fauler Schüler bir tembel öğrenci einen roten Apfel bir kırmızı elmayı einen fleissigen Fischer bir çalışkan balıkçıyı einen faulen Schüler bir tembel öğrenciyi Der a rtikeli yerine ismin önünde dieser veya jener bulunuyorsa, bun­ lar diesen v eya jenen şekline getirilir ve ortadaki sıfata da gene bir -n ve­ ya -en t akısı eklenir. dieser rote Apfel b u kırmızı elma dieser fleissige Fischer bu çalışkan balıkçı jener faule Schüler şu tembel öğrenci jener kleine Hund şu küçük köpek diesen roten Apfel bu kırmızı elmayı diesen fleissigen Fischer bu çalışkan balıkçıyı jenen faulen Schüler şu tembel öğrenciyi jenen kleinen Hund şu küçük köpeği 1 —6— I smin önünde bir mülkiyet sıfatı bulunuyorsa, sıfat tamlaması i-ha­ line sokulurken mülkiyet sıfatı -en takısı alır (yani meinen, deinen, sei­ nen, ihren, seinen, unseren, euren, ihren, Ihren şekillerine girer.) ve or­ tadaki sıfata da gene -n veya -en eklenir. mein roter Apfel kırmızı elmam dein roter Apfel kırmızı elman sein fauler Schüler onun tembel öğrencisi meinen roten Apfel kırmızı elmamı deinen roten Apfel kırmızı elmanı seinen faulen Schüler onun tembel öğrencisini Y ukarıda sadece üç mülkiyet sıfatıyla sıfat tamlaması yapılmıştır, a ma durum diğerleri için de aynıdır. Sıfat tamlamalarmm i-haline sokulma­ ları için genel o larak şöyle bir kural verebiliriz: Sıfat tamlaması i-haline so­ kulurken, sıfat tamlaması yapılmış ismin artikeli i-haline konur, artikelden sonra, artikelle isim arasında yer alan sıfata ise -n veya -en takısı eklenir, isim hiç değişmez aynı kalır. Yalnız bu yukarıda verdiğimiz ku­ ral sadece artikeli der olan isimlerle yapılan sıfat tamlamaları için doğ­ rudur. Artikeli die ve das olan isimlerle yapılan sıfat tamlamalarının ihalinde de hiç değişmediklerini, aym yalın haldeki gibi kaldıklarım daha önce belirtmiştik. D er Junge will einen langen Bleistift kaufen. Die Kinder legen sich unter den grünen Baum. W ir werden diesen gelben Hut k aufen. Ali setzt sich auf dem kleinen Stuhl. Çocuk uzun bir kalem (i) satın almak istiyor. Çocuklar yeşil ağacm altına yatıyor1ar. Bu sarı şapkayı satın alacağız. Ali küçük sandalyenin üstüne otu­ ruyor. Mehmet legt sich auf das lange Mehmet uzun kanapenin üstüne Sofa. yatıyor. D er Bauer kauft ein weisses Pferd. Çiftçi beyaz bir at(ı) saün alıyor. Der Freund meines Vaters zeigt Babamın arkadaşı bana yeni otomobimir sein neues Auto. lini gösteriyor. e intreten i ch trete d u trittst sie ^ tri^ ein wir treten ein ihr tretet t reten ein 8ie Sie treten ein ein ein ein o««. FU C««IWLMT> . er .-«T.­ INHALTSVERZEICHNIS d ers ~I 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 İÇİNDEKİLER 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 GİRİŞ - TELAFFUZ - Alman Alfabesi DER, DDH, DAS - E IN, EINE - ALMANCA CÜMLE KURULU­ ŞU - Was ist das? OLUMSUZ CÜMLE - SORU CÜMLESİ - SONDERN - ODER ÇOĞUL YAPMA - SIND SIND DAS...? S IFATLAR - SIFAT TAMLAMALARI - WD3 OLUMSUZ CÜMLE - SIFAT TAMLAMALARI Ş AHIS ZAMİRLERİ - SEIN fiili - soru hali - olumsuz hal - şahıs zamirlerinin kaldırılması - WIEVIEL WER - EIN BILD (metin) - und - İ SİMLERİN YERİNE ŞAHIS ZAMİRİ KULLANILMASI WELCHER, WELCHE, WELCHES - DIESER, DD3SE, DTESES v e JENER, JENE, JENES - K ISALTILMIŞ ÇOĞUL EKLERİ ÖZET MÜLKİYET SIFATLARI - mülkiyet sıfatlarının Türkçeye çev­ rilmesi - Şahıs zamirleri ve mülkiyet sıfatlan - Şahıs zamirleri ve mülkiyet sıfatlarının kaldırılması EINE STRASSE ( metin) - İ-HALİ FİİLLER - FİİLLERDE ZAMAN - ŞİMDİKİ ZAMAN ŞİMDİKİ ZAMAN (devam) - EMİR HALİ HABEN özel isimlerle isim tamlaması - Mädchen, Tochter ve Junge, Sohn - DD3 FAMILIE ÇELDSEL (metin) - HABEN (devam) - DIE ZAHLEN ( sayılar) EMİR HALİ - FÜLLER (devam) trinken, rauchen - Herr, Frau, Fräulein - EIN WOHNZIMMER (metin) - OLUMSUZ EMİRLER ve CÜMLELER - SORU CÜM­ LELERİ İ-HALİ (devam) - D IE TAGE ÖZET E-HALİ EIN BAUERNHAUS (metin) - işaret ve mülkiyet sıfatlarının e- hali ŞAHIS ZAMİRLERİNİN İ-HALİ - WEN aber - warum - E IN TELEFONGESPRÄCH (metin) - ŞAHIS Z AMİRLERİNİN E-HALİ - WEM Şahıs zamirlerinin i- ve e-hallerinin cümle içindeki yerleri -İN, AUF, UNTER IN DEM SPEISEZIMMER (metin) - N EBEN, HINTER, VOR AN, ÜBER, ZWISCHEN - setzen, stellen, legen ve sitzen, stehen, —8— Hegen - hängen wo, wohin - heissen - WO IST YUSUF? (metin) - ÖNEKLERE GENEL BAKIŞ DENN - DIE ZAHLEN - WIE ALT .. ? - Ein Spiel ÖZET DEE UHR ( saat) - Um wieviel Uhr? - wann - çeşitli saat soruş şe­ killeri - saatle ilgili kelimeler ve deyimler ayrılabilen fiiller - AHMET ( metin) - UHR ODER STUNDE? - DIE ZEITEN - zamanla ilgili cümleler ve sorular SORU KELİMELERİYLE YAPILAN SORULAR (genel bakış) mit - Freund, Freundin - viele - ZEYNEP (metin) - KÖNNEN soru - können ve soru kelimeleri İN-HALİ ve İSİM TAMLAMALARI - WESSEN - bitte, bitte sehr nach - einige - Gemüse, Fleisch - FATMA ÇEIİKEL (metin) -İNHALİ ve İSİM TAMLAMALARI (devam) İşaret sıfatlarının in-hali - Özel durum gösteren isimler v e i n-hali - Wie geht e s ? - E s geht gut. (schlecht) şimdiki zaman ve geniş zaman - HASAN ÇELİKEL ( metin) - So­ rular, cümleler WOLLEN - s oru - MÜSSEN - soru - wollen, m üssen v e s oru helimeleri ÖZET DÜRFEN - ALMANCADA CÜMLE KURULUŞU der Schüler, der Student - a n önekinin çeşitli anlamlan, am Ende - I N DER KLASSE (metin) - von - konuşmalar DÖNÜŞLÜ FİİLLER - Die Tag© und die Monate alle - lehren - IM BAHNHOF ( metin) - DÖNÜŞLÜ FİİLLERİN EMİR HALİ - DÖNÜŞLÜ FİİLLERLE YAPILAN SORULAR DÖNÜŞLÜ FİİLLER ve SORU KELİMELERİ können, wollen, müssen, dürfen v e dönüşlü fiiller - seit - aus - Die Familie gefallen - ZEYNEP ERZÄHLT WIEDER EINE GESCHICHTE (metin) - zu - bei E-HALİYLE KULLANILAN ÖNEKLERE GENEL BAKIŞ - e-haliyle kullanılan öneklerle cümleler ve sorular schmecken - die Türkei - BEIM FRÜHSTÜCK ( metin) -DANE­ BEN - DARAUF,... - Die Mahlzeiten GELECEK ZAMAN ÖZET SIFAT TAMLAMALARI (işaret ve mülkiyet sıfatlanyla) über - IM KINO (metin) - SIFAT TAMLAMALARININ İ-HALÎ INHALTSVERZEICHNIS ( İÇİNDEKİLER) 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 Almanca ders: 52 T est 26 İMTİHAN 4 A A şağıda boş bırakılan yerlere uygun önekler koyunuz. 1 — I ch schlafe meinem Bruder dem Sofa. 2 — Diese Kinder werden ihren Eltern wohnen. 3 — Unser Haus liegt einer Kolonial­ warenhandlung 4 — Meine Mappe und meine Schuhe sind Leder. 5 — Die Kinder spielen einem Ball Garten. 6 — Ahmet und Zey­ nep wollen Inge und ihren Freunden Kino gehen. 7 — Wir kom­ men der Schule und gehen Hause. 8 — dem Frühstück wer­ den wir die Schule gehen. 9 — Der Fischer wartet einer Stunde einem Korb der Hand der Tür. 10 — Die Jungen werden sich dem Essen Bett legen und schlafen. 11 — Wollen Sie mir die Stadt kommen? 12 — .... zwei Stunden schreibe ich meine H ausaufgaben diesem kleinen Bleistift. 13 — Der Vater wird heute D eutschland kommen und uns Ankara fahren. 14 — Wir essen Mittag oft Fleisch. 15 — Die Mutter will nicht dem be­ rühmten Arzt gehen. Sie bleibt Hause. B A L istesi 1 — Wir haben jetzt kein Geld bei uns. Wir werden diese g rossen Bücher nicht kaufen k önnen. 2 — Die Kinder werden heute zu i hrer Tante in Ankara fahren. 3 — Seit zwei Tagen machen wir keinen Spaziergang. 4 — A rbeitet Frau Müller seit d rei Jahren in einer Schule in Istanbul? 5 — I ch freue mich sehr, denn ü bermorgen wird mein B ruder kommen. 6 — D er Schrank steht neben dem B L istesi A — B abamın ayakkabıları deriden­ dir. B — Çok seviniyorum, çünkü yarın e rkek kardeşim gelecek. Büyük babamızı tekrar ne za­ C— man ziyaret edeceğiz? D — Kız babasıyla Almanya'ya gide­ cek. E — Sinema bizim dükkânımızın kar­ şısında bulunuyor. Çalışkan öğrenciler okuldan F— s onra arkadaşlarıyla bahçede oynayabilirler. G — B ayan Müller üç yıldan beri İs­ tanbul'da mı çalışıyor? Fenster. Davor steht ein H Stuhl. 7 — D as Kino liegt unserem Laden 1 gegenüber. 8 — Das Mädchen wird mit sei- K nem Vater nach Deutschland fahren. 9 — Die gelben Schuhe meines L Vaters sind aus Leder. L — Der Bruder meines Freundes M O fährt morgens mit seinem A uto zu der Arbeit. LI — Der Vater holt eine alte Zei­ N tung aus der Schublade und O liest. — Geben Sie mir jene schweren Steine! P — Wann werden wir unseren Grossvater wieder besuchen? R — Seine Tante arbeitet seit vier Jahren in der Türkei. S — Die fleissigen Schuler dürfen nach der Schule mit ihren T Freunden im Garten spielen. Çocuklar bugün Ankara'daki teyzelerine gidecekler. Teyzesi dört yıldan beri Türki­ ye'de çalışıyor. Dolap pencerenin yanında du­ ruyor. Onun önünde bir sandal­ ye duruyor. Babamın sarı ayakkabıları de­ ridendir. • Şimdi yanımızda para yok. Bu b üyük kitapları satın alamaya­ cağız. B ana şu ağır taşları veriniz! B ayan Müller üç yıldan beri İs­ tanbul'da bir okulda mı çalışı­ yor? B aba çekmeceden eski bir ga­ zete alıyor ve okuyor. Çok seviniyorum, çünkü öbürgün erkek kardeşim gelecek. İ ki günden beri bir gezinti yap­ mıyoruz. A rkadaşımın erkek kardeşi sa­ bahları otomobiliyle işe gider. A Listesi 1 — Tembel işçiler büyük bir ağacin altma yatıyorlar ve uyu­ yorlar. 2 — P azarları kız kardeşimle am­ camı ziyaret ediyoruz. 3 — B ugün kız kardeşimle amcamı ziyaret etmek zorunda kalacağız. 4 — Benim sıram öğretmenin mas asının karşısında bulunuyor. 5 — Benim yanımda bir Alman o turuyor. 6 — Öğrenci (üniversiteli) bir l okantaya gidiyor ve iyi bir yemek ısmarlıyor. B Listesi A — Wie geht es deiner Onkel und deine Tante? B — Die Suppe gefällt dem Deutschen nicht. Er isst Brot mit Butter. C — Die Suppe schmeckt dem Deutschen nicht. Er isst Brot mit Butter. D — Ich will morgen nicht zum Arzt gehen, denn ich werde einen Freund besuchen. E — Sie werden morgen Sie besuchen können. F — Die faulen Arbeiter Itegen sich unter einen grossen Baum und schlafen. 7 — Kız çocuklar babalarına koş uyorlar. 8 — Bu öğrenci yarın okula gitmeyecek; evde kalacak. 9 — Ben yarın doktora gitmek istemiyorum, çünkü bir arkadaşımı ziyaret etmeye mecburum. 10 — Şu otomobil beş yıldan beri onun amcasına aittir. 11 — Çorba Almanın hoşuna gitmiyor. O tereyağla ekmek yiyor. 12 — Senin resimlerin hoşuma gidiyor. Bana bir resim verebilir misin ? 13 — Amcam ve teyzen nasıllar? 14 — Teşekkür ederim, onlar iyidirler. 15 — Yarın sizi ziyaret edebilecekler. G — Wir werden heute mit meiner Schwester meinen Onkel besuchen. H — Wir werden heute mit meiner Schwester meinen Onkel besuchen müssen. İ — Sonntags besuchen wir mit meiner Schwester meinen Onkel. K — Die Mädchen laufen zu ihrem Vater. L — Wie geht es deinem Onkel und deiner Tante? M — Danke, es geht ihnen gut. N — Neben mir sitzt ein Deutscher. O — Deine Bilder schmecken mir. P — Deine Bilder gefallen mir. R — Ich will morgen nicht zum Arzt gehen, denn ich muss einen Freund besuchen. S — Jenes Auto gehört seit fünf Jahren seinem Onkel. T — Meine Bank liegt dem Tisch des L ehrers gegenüber. U — Dieser Schüler wird morgen n icht in die Schule gehen; er wird zu Hause bleiben. Ü — D er Student geht in ein Restau­ rant und bestellt ein gutes E ssen. V — D er Schüler geht in ein Restau­ rant und bestellt ein gutes E ssen. E A şağıda dönüşlü fiillerle yapılmış cümleler verilmiştir. Boş bırakılan y erlere uygun dönüşlü zamirler koyunuz. 1 — D er Schüler bekommt eine schlechte Note. Er wundert sehr. 2 — W arum ärgert ihr so sehr? 3 — Wohin legen Ali und Ayşe? 4 — Die Kinder legen neben den grossen Karren. 5 — Der Fischer s etzt vor die Tür und wartet. 6 — Ich stelle neben dien Tisch und setze dann auf einen Stuhl. 7 — Wir freuen sehr, denn unser V ater kommt morgen aus Deutsahland. 8 — Der Lehrer wird an diesen Tisch setzen. 9 — Du darfst in dieses grosse Bett legen. 10 — Der Sohn des Bauern wird jetzt nicht waschen. F Asağıdaiki Türkçe cümleleri Almancaya çeviriniz. Cevaplan «Test ce­ vaplan kâğıdının» F bölümüne yazımz. 1 — Bu doktorun annesi bugün bizi ziyaret etmeyecek. 2 — Kızma! Ben senin ev ödevlerini yapabilirim. 3 — Bu kırmızı elbiseyi annemize gösterebilir miyiz? (müsaade) ( Test 21) tmtihan 4'ün yapılmış şekli A. 1 — e, dem 2 — en, en 3 — dem, die 4 — des (dieses, jenes), er 5 — m uss, em, dem 6 — können, en 7 — die, des 8 — en 9 — mıuflls, en, en 10 — e, nach 11 — en, zu 12 — dürfen, der 13 — des (dieses, jenes), m uss, d em 14 — ich, der, ins 15 — en, der, zu (ins) B. 1-E2-İ3-K4-O5-F6-M7-C8-P9-H10-J 11 — D 12 — N 13 — G 14 — L 15 — A C. 1 — E 2 — H 3 — M 4 — 0 5 — D 6 — L 7 - İ 8 — P 9 — G10 — B 1 1 — N 12 — A 13 — F 14 — C 15 — K D. i _ f 2 _ c 3 — b 4 — d 5 — f 6 — b 7 — a 8 — c F. 1 — Die Mutter will der (ihrer) Tochter eine Geschichte erzählen. 2 — Die Jungen müssen früh ins (zu) Bett gehen, denn sie stehen m orgens früh auf. 3 — Der Sohn des Bauern kann nicht ins Kino gehen. 4 — D er Arzt bekommt von seinem Sohn keinen Brief. T est 25'in yapılmış şekli A . 1 — wird 2 — wird 3 — wird 4 — werde 5 — wird 6 — werde» 7 — w irst 8 — werdet 9 — wird (werden) 10 — wird B. 1 _ D 2 — G 3 — H 4 — F 5 — İ 6 — K 7 — E 8 — A C. 1 — 1 2 — G 3 — E 4 — C S - H 6 ~ K 7 — D 8 — B F . 1 — Meine Tochter wird dieses Jahr nach Deutschland fahren. Sie wird dort vier Monate bleiben. 2 — Mein Sohn wird ein nieues Auto kaufen. 3 — Der Vater und die Mutter werden sich sehr freuen. NI I My M TTTTT 53 (orrrsponüfncf Jnsntmr | A LMANCA DERSLER LEHRSTÜCK DREIUNDFÜNFZIG S IFAT TAMLAMALARININ E-HALİ Sıfat tamlamalarının e-hali çok kolaydır. İsimle artikel arasına giren s ıfat tekilde ve çoğulda mutlaka -en veya -n takısı alır. Bu arada ismin ar­ tikeli de e-haline getirilir. d er Yalın H d er gute Mann iyi adam dem guten Mann E-Hali iyi adama die die kleine Katze küçük kedi d er kleinen Katze küçük kediye d ie (çoğul) Yalın H die gelben Hüte s arı şapkalar den gelben Hüten E-Hali s arı şapkalara Y ukarıda yalın halde sıfat tamlamaları ve altlarında da e-halleri ve­ rilmiştir. Örneğin, der gute Mann sıfat tamlaması yalın haldedir. Bunu e-haline sokarken der artikeli dem yapılır, gute halinde bulunan sıfata da bir -n eklenerek guten sekime getirilir. Böylece der gute Mann tamlamasını e-haline getirmiş oluruz: dem guten Mann. Sıfat tamlamalarını e-halinde yanlışsız kullanabilmek için tabii ki artikellerin e-halinde nasıl değiştikleri­ ni (örneğin, der'in dem, die'nin der, das'm dem oduğunu) iyice bilmelisi­ niz, çünkü tekilde ve çoğulda sıfata sadece bir -en takısı eklendiği için artid as d as rote Buch kırmızı kitap dem roten Buch kırmızı kitaba _ 2— kellerin de e-hallerini bildikten sonra e-halinde bir sıfat tamlaması yapmak g ayet kolay bir iş olur. Şimdi de önünde ein veya eine bulunan isimlerle yapılmış sıfat tamla­ malarının e-hallerini görelim. Bunlarda da ein, eine normal kurala göre e-haline sokulur, sıfata da gene -en eklenir. ein Yalın H ein guter Mann iyi bir adam einem guten Mann E-Hali iyi bir adama eine eine kleine Katze küçük bir kedi einer kleinen Katze küçük bir kediye çoğul gelbe Hüte s arı şapkalar gelben Hüten s arı şapkalara Örneğin, eine kleine Katze sıfat tamlamasını e-haline sokarken eine, e iner olur, kleine şeklindeki klein sıfatma da -n eklenerek kleinen haline ge­ tirilir: einer kleinen Katze. Bu çeşit sıfat tamlamalarında da gene ein, eine'nin ne şekilde e-haline sokulduğunu çok iyi bilmek gerekir. Önünde ein, eine b ulunan bir ismin çoğulda önüne hiçbir artikel gelmediğini biliyoruz. Onun için ein, eine ile yapılan çoğul sıfat tamlamaları sadece bir sıfat ve çoğul isimden meydana gelir. Yukarıdaki şemada gelbe Hüte gibi. Sıfat sonuna b ir -e eki almıştır ve ismin önünde bulunmaktadır. Böyle çoğul bir sıfat t amlamasının e-hali ise sıfata gene -n takısı eklemek suretiyle yapılır. Baş­ ka hiçbir şey değiştirilmez; örneğin, gellbe Hüte, e-halinde gelben Hüten şeklini almıştır. Burada çoğul isimlerin sonuna e-halinde muhakkak bir -n eklendiğini hatırlatalım. (Hüte - Hüten). Önünde kein, keine bulunan sıfat tamlamalarının e-hali aynı yukarı­ da öğrendiğimiz ein, eine ile yapılan tamlamaların e-hali gibidir. Açıkça g ördüğünüz gibi kein ve keine, ein, eine'nin önüne bir k eklemek suretiyle m eydana gelmektedir. Bu sebeple iki çeşit sıfat tamlaması arasında şek­ len hiçbir fark yoktur, sadece anlamlar değişiktir. dieser Yalın H dieser gute Mann bu iyi adam diesem guten Mann E-Hali bu iyi adama diese diese kleine Katze bu küçük kedi dieser kleinen Katze bu küçük kediye dieses dieses rote Buch bu kırmızı kitap diesem roten Buch bu kırmızı kitaba ein ein rotes Buch kırmızı bir kitap einem roten Buch kırmızı bir kitaba elliüçüncü ders —3— Dieser, diese, dieses ve jener, jene, jenes ile yapılan sıfat tamlamaları da gene bu kelimeleri e-haline getirip, sıfata da -en ekleyerek e-haline so­ kulur. j ener Yalın H j ener gute Mann şu iyi adam jenem guten Mann E-Hali şu iyi adama j ene j ene kleine Katze şu küçük kedi j ener kleinen Katze şu küçük kediye j enes j enes rote Buch şu kırmızı kitap j enem roten Buch şu kırmızı kitaba Dieser, diese, dieses ve jener, jene, jenes'in çoğulları yukarıdaki şema­ ya sığmadığı için bunları aşağıda ayrı olarak veriyoruz: diese (çoğul) Yalm H. diese gelben Hüte bu sarı şapkalar diesen gelben Hüten E-Hali bu san şapkalara j ene (çoğul) j ene gelben Hüte şu sarı şapkalar j enen gelben Hüten şu sarı şapkalara Mülkiyet sıfatlarıyla yapılan tamlamaların e-halinde de sıfat gene -en t akısı alır. Mülkiyet sıfatıysa e-haline sokulur. A rtikeli der olan isimler mein guter Sohn Yalm H iyi oğlum dein guter Sohn iyi oğlun meinem guten Sohn iyi oğluma E-Hali deinem guten Sohn iyi oğluna Artikeli die olan isimler meine kleine Katze küçük kedim deine kleine Katze küçük kedin meiner kleinen Katze küçük kedime deiner kleinen Katze küçük kedine A rtikeli das olan isimler mein rotes Buch kırmızı kitabım dein rotes Buch kırmızı kitabın meinem roten Buch kırmızı kitabıma deinem roten Buch kırmızı kitabına Y ukarıda örnek olarak sadece iki mülkiyet sıfatı (mein, dein) aldık. Ama diğerleri için de durum aynıdır. Çoğul isimler önünde bulunan mülkiyet sıfatlarıyla yapılan tamlama­ ların e-halleriyse şöyle olur: Yalın Hal meine gelben Hüte s arı şapkalarım E-Hali meinem gelben Hüten s arı şapkalarıma — 4 —. E-halindeki sıfat tamlamaları için örnekler: d er grüne Ball dem grünen Ball ein grüner Ball einem grünen Ball dieser grüne Ball diesem grünen Ball j ener grüne Ball j enem grünen Ball sein grüner Ball seinem grünen Ball u nser grüner Ball u nserem grünen Ball die fleissige Schülerin d er fleissigen Schülerin eine fleissige Schülerin einer fleissigen Schülerin diese fleissige Schülerin dieser fleissigen Schülerin j ene fleissige Schülerin j ener fleissigen Schülerin e ure fleissige Schülerin e urer fleissigen Schülerin d as offene Fenster dem offenen Fenster ein offenes Fenster einem offenen Fenster dieses offene Fenster diesem offenen Fenster j enes offene Fenster jenem offenen Fenster i hr offenes Fenster i hrem offenen Fenster die schweren Steine den schweren Steinen schwere Steine s chweren Steinen diese schweren Steine diesen schweren Steinen yeşil top yeşil topa bir yeşil top bir yeşil topa bu yeşil top bu yeşil topa ş u yeşil top şu yeşil topa yeşil topu yeşil topuna yeşil topumuz yeşil topumuza çalışkan (kız) öğrenci . çalışkan öğrenciye çalışkan bir öğrenci çalışkan bir öğrenciye bu çalışkan öğrenci bu çalışkan öğrenciye şu çalışkan öğrenci şu çalışkan öğrenciye çalışkan öğrenciniz çalışkan öğrencinize açık pencere açık pencereye açık bir pencere açık bir pencereye bu açık pencere bu açık pencereye şu açık pencere şu açık pencereye açık penceresi açık penceresine „ a ğır a ğır a ğır a ğır taşlar taşlara taşlar (belirsiz, herhangi) taşlara ( » ) bu ağır taşlar bu ağır taşlara —5— j ene schweren Steine j enen schweren Steinen deine schweren Steine deinen schweren Steinen şu ağır taşlar ş u ağır taşlara a ğır taşların ağır taşlarına Y ukarıda her tamlamanın yalın ve e-hali verilmiştir. Bunları karşılaş­ tırarak inceleyiniz. S IFAT TAMLAMALARININ İN-HALLERİ İn-halinde bulunan sıfat tamlamalarında da sıfat hep -en takısı alır. î smin önündeki artikel de (der, die, das, ein» eine, dieser, jener,...) genel k urala göre in-haline sokulur. Şimdi teker teker bu durumları gösterelim. d er Y alın H d er alte Lehrer y aşlı öğretmen İn-Hali d es a lten Lehrers y aşlı öğretmenin d ie die kalte Suppe s oğuk çorba der kalten Suppe s oğuk çorbanın die (çoğul) Y alın H die neuen Öfen y eni sobalar İ n-H. der neuen Öfen y eni Sobaların d as d as w eisse H uhn b eyaz tavuk d es weissen Huhnes b eyaz tavuğun Örneğin, der alte Lehrer tamlamasını in-haline sokarken önündeki der a rtikelmi des yapar, ortadaki sıfata da bir -ntakısı ekleriz. Gene bu çeşit sıfat tamlamalarında da artikellerin in-hallerini iyi bilmek şarttır. Sıfat daima -n (veya -en) takısı aldığı için önemli olan artikellerin in-halleridir. e in Y alın H e in alter Lehrer y aşlı bir öğretmen e ines alten Lehrers İ n-Hali y aşlı bir ö ğretmenin e ine e ine kalte Suppe s oğuk bir çorba e iner kalten Suppe s oğuk bir çorbanın ç oğul Y alın H n eue Öfen y eni sobalar n euer Öfen İ n-H. y eni sobaların e in e in w eisses H uhn b eyaz bir tavuk e ines weissen H uhnes b eyaz bir tavuğun —6— Bu çeşit sıfat tamlamalarının çoğulunda ufak bir değişiklik vardır. Ein, eine'nin çoğulunda ismin önüne hiçbir artikel gelmediğini biliyoruz. Onun için yalın haldeki örnek tamlamamız neue Öfen şeklindedir. Bunu in-haline sokarken sıfat -n takısı değil de -r takısı alır. İsimde bir değişiklik olmaz. Diğerlerinden değişik bir hal olduğu için buna dikkat ediniz. Şimdi de dieser, diese, dieses ve jener, jene, jenes'le yapılmış sıfat t amlamaların in-halini gösteren şemalar verelim. dieser Yalın H dieser alte Lehrer bu yaşlı öğretmen dieses alten Lehrers In-Hali Lu yaşlı öğretmenin j ener Yalın H j ener alte Lehrer şu yaşlı öğretmen j enes alten Lehrers İn-Hali şu yaşlı öğretmenin diese diese kalte Suppe bu soğuk çorba dieser kalten Suppe bu soğuk çorbanın j ene j ene kalte Suppe şu soğuk çorba j ener kalten Suppe şu soğuk çorbanın d ieses dieses weisse Huhn bu beyaz tavuk dieses weissen H uhnes bu beyaz tavuğun j enes J enes weisse Huhn şu beyaz tavuk j enes weissen H uhnes şu beyaz tavuğun Bu çeşit tamlamaların çoğullarıysa şu şekilde olur: diese Yalın H. diese neuen Öfen bu yeni sobalar dieser neuen Öfen În-Hali bu yeni sobaların j ene j ene neuen Öfen ş u yeni sobalar j ener neuen Öfen ş u yeni sobaların Bu tamlamalarda da gene önemli olan dieser, diese, dieses ve jener, j ene, j enes'in in-hallerini iyi bilmektir. Bunları iyi bildikten sonra sıfat hep aynı takıyı, yani -en aldığı için bu çeşit sıfat tamlaması yapmak gayet ko­ laydır. Mülkiyet sıfatlarıyla yapılmış tamlamaların in-halleri de çok kolay­ dır. Öndeki mülkiyet sıfatı in-haline sokulur, ortadaki sıfata da gene -en t akısı eklenir. Aşağıdaki şemada örnek olarak yalnız iki mülkiyet sıfatı alınmıştır. Ama durum diğerleri için de aynıdır. —7— Artikeli der olan isimler mein alter Lehrer Y ahn H yaşlı öğretmenim dein alter Lehrer y aşlı öğretmenin meines alten Lehrers yaşlı öğretmenimin A rtikeli das olan isimler mein weisses Huhn beyaz tavuğum dein weisses Huhn beyaz tavuğun meines weissen Huhnes beyaz tavuğumun İn-Hali deines alten Lehrers deiner kalten Suppe deines weissen yaşlı öğretmeninin soğuk çorbanın Huhnes beyaz tavuğunun A rtikeli die olan isimler meine kalte Suppe soğuk çorbam deine kalte Suppe soğuk çorban meiner kalten Suppe soğuk çorbamın Mülkiyet sıfatlarıyla yapılmış çoğul sıfat tamlamalarının in-hallerini de şöyle bir şemada toplayabiliriz. Yalın Hal meine neuen Öfen yeni sobalarım deine neuen Öfen yeni sobaların În-Hali meiner neuen Öfen yeni sobalarımın deiner treuen Öfen yeni sobalarının Örneğin, dein alter Lehrer s ıfat tamlaması in-haline sokulurken dein'in in-halindeki şekli, yani deines alınır ve sıfata da -en e klenir: deines alten Lehrers. In-halindeki sıfat tamlamaları için örnekler. der gelbe Schwamm des gelben Schwammes ein gelber Schwamm eines gelben Schwammes dieser gelbe Schwamm dieses gelben Schwammes jener gelbe Schwamm jenes gelben Schwammes mein gelber Schwamm meines gelben Schwammes s arı sünger s arı süngerin s an bir sünger s arı bir süngerin bu sarı sünger bu sarı süngerin şu sarı sünger şu sarı süngerin s arı süngerim s arı süngerimin —8— u nser gelber Schwamm u nseres gelben Schwämme« euer gelber Schwamm e ures gelben Schwammes die traurige Geschieht© der traurigen Geschichte eine traurige Geschichte einer traurigen Geschichte diese traurige Geschichte dieser traurigen Geschichte j ene traurige Geschichte j ener traurigen Geschichte seine traurige Geschichte seiner traurigen Geschichte i hre traurige Geschichte i hrer traurigen Geschichte d as braune Leder des braunen Leders ein braunes Leder eines braunen Leders dieses braune Leder dieses braunen Leders j enes braune Leder j enes braunen Leders dein braunes Leder deines braunen Leders I hr braunes Leder I hres braunen Leders die hübschen Freundinnen d er hübschen Freundinnen h übsche Freundinnen h übscher Freundinnen diese hübschen Freundinnen dieser hübschen Freundinnen j ene hübschen Freundinnen j ener hübschen Freundinnen meine hübschen Freundinnen meiner hübschen Freundinnen s arı s arı s arı s arı süngerimiz süngerimizin süngeriniz süngerinizin acıklı hikâye acıklı hikâyenin acıklı bir hikâye acıklı bir hikâyenin bu acıklı hikâye bu acıklı hikâyenin şu acıklı hikâye şu acıklı hikâyenin acıklı hikâyesi acıklı hikâyesinin acıklı hikâyesi acıklı hikâyesinin k ahverengi deri k ahverengi derinin k ahverengi bir deri k ahverengi bir derinin bu kahverengi deri bu kahverengi derinin şu kahverengi deri şu kahverengi derinin k ahverengi derin k ahverengi derinin k ahverengi deriniz k ahverengi derinizin güzel (zarif) kız arkadaşlar güzel kız arkadaşların güzel kız arkadaşlar (herhangi) güzel kız arkadaşların (herhangi) bu güzel kız arkadaşlar bu güzel kız arkadaşların şu güzel kız arkadaşlar şu güzel kız arkadaşların güzel kız arkadaşlarım güzel kız arkadaşlarımın TTTlf ı LU mim i İM 54 Corresponörnrr înstitutr ALMANCA DERSLERİ L E H R S T Ü C K VIERUNDFÜNFZIG Öğrenilecek kelimeler beantworten [beantworten] der Direktor,en [ direkto:r] dünn Ldün] cevaplandırdie Erdkunden coğrafya m ak [erdkundej d irektör, müdür erfolgreich b aşarılı [ erfoigrayh] zayıf, ince die F rage,n [fra:ge] soru _ 2— f ühren [fü:ren] götürmek richtig [rihtig] gleich [glayh] hemen, eşit ruhig [ru:ig] n atürlich [natürlih] tabii, sich ruhig verhalten n eugierig [noygi:rih] meraklı [zih ruhig ferhalten] ordentlich [ordentlih] düzgün, tertipli AÇffiLAMALAR kısaltılmış cümleler Örneğin, doğru sakin, sessiz sakin, sessiz durmak I ch will meine Hausaufgaben schreiben und ich will danach ins Kino g ehen. E v ödevlerimi yazmak istiyorum ve sonra sinemaya gitmek istiyorum. gibi bir cümle Türkçede olduğu gibi Almancada da kulağı çok rahatsız et­ mektedir. Türkçede genellikle «istiyorum» kelimesi iki kere söylenmez sadece sondaki söylenir. Almancada da buna benzer bir kısaltma yapıla­ bilir. Cümlenin başındaki ich will, und'dan sonra gelen ikinci ich will ke­ limelerinin görevini de görür. Onun için bu ikinci ich will'i kaldırabiliriz. I ch will meine Hausaufgaben schreiben und danach ins Kino gehen. E v ödevlerimi yazmak ve ondan sonra sinemaya gitmek istiyorum. Birinci örnek cümlede und iki cümleyi birbirine bağlamaktadır. Böy­ le bir kısaltma yapabilmemiz için de gerekli şart bu birbirine bağlanan iki cümlenin öznelerinin aynı olmasıdır. Yukarıdaki örnekte iki cümlenin de öznesi ich, yani «ben» olduğu için bir kısaltma yapılabilmiştir. Mein Bruder darf rauchen und mein Bruder darf Kaffee trinken. E rkek kardeşim sigara içebilir ve erkek kardeşim kahve içebilir. Mein Bruder darf rauchen und Kaffee trinken. E rkek kardeşim sigara ve kahve içebilir. D er Schüler kann gut Deutsch sprechen und der Schüler kann eine Ge­ schichte in Deutsch erzählen. Öğrenci iyi Almanca konuşabilir ve öğrenci Almanca bir hikâye anlatabilir. Der Schüler kann gut Deutsch sprechen und eine Geschichte in Deutsch e rzählen. Öğrenci iyi Almanca konuşabilir ve Almanca bir hikâye anlatabilir. Der Junge wird seine Tante besuchen und der Junge wird in die Schule g ehen. Çocuk teyzesini ziyaret edecek ve çocuk okuhı gidecek. ellidördüncü ders Der Junge wird seine Tante besuchen und in die Schule gehen. Çocuk teyzesini ziyaret edecek ve okula gidecek n icht so «o kadar kullanılır. değil» şeklinde Türkçeye çevrilebilir. Almancada fok Ayşe arbeitet sehr. Ich bin nicht so fleissig. Mein ßruder spricht gut Deutsch, aber meine Schwester spricht nicht so gut. Der Schrank ist nicht so gross. Die Rechnung ist nicht so hoch. Wir können sie bezahlen. Ayşe çok çalışıyor. Ben o kadar çalışkan değilim. Erkek kardeşim iyi Almanca konuşur, ama kız kardeşim o kadar iyi komışmaz. Dolap o kadar büyük değildir. Hesap o kadar yüksek değildir. Onu ödeyebiliriz. INGE GEHT ZUR ZEYNEPS SCHULE H eute wird Inge zur Zeyneps Schule gehen. Der Unterricht beginnt um neun Uhr. Zeynep und Inge sind um neun Uhr in der Schule, aber Zey­ nep geht nicht gleich in ihre Klasse. Sie führt Inge ins Zimmer des Di­ rektors. Der Direktor der Schule ist ein ziemlich langer und dünner Mann. E r ist nicht so alt. «Das ist meine Freundin aus Deutschland, Herr Direktor,» sagt Zey­ nep, D er Direktor antwortet: «Setzt euch, bitte! Entschuldigen Sie mich, b itte, mein Deutsch ist nicht so gut. Ich kann alles Verstehen, aber nicht schnell und richtig sprechen.» «Aber Ihr Deutsch ist sehr ordentlich,» sagt Inge. «Mein Türkisch ist s ehr schlecht. Ich will eine Gabel haben und sage «çatal» in Türkisch, a ber Hatice bringt mir eine Mappe.» Der Direktor lacht und spricht: «Zeynep kann Sie gut Türkisch l ehren. Sie kann eine gute Lehrerin werden, denn sie ist eine gute, er­ folgreiche Schülerin.» —4— «Danke, Herr Direktor,» antwortet Zeynep. «Darf Inge mit mir in meine Klasse kommen?» «Natürlich. Und bringe deine Freundin wieder in unsere Schule.» Sie danken dem Direktor und gehen in die Klasse. Alle Schüler und Schülerinnen warten vor der Tür. Sie sind ganz neugierig. Zeynep sagt: «Kinder, d as ist nieine Freundin Inge. Unser Erdkun­ delehrer wird heute nicht kommen. Verhaltet euch ruhig! Inge wird mit euch s prechen und e ure Fragen beantworten.» I NGE ZEYNEP'İN OKULUNA GİDİYOR Bugün Inge Zeynep'in okuluna gidecek. Ders saat dokuzda başlıyor. Zeynep ve Inge saat dokuzda okuldadırlar, ama Zeynep hemen sınıfına g itmiyor, inge'yi müdürün odasına götürüyor. Okulun müdürü oldukça uzun (boylu) ve zayıf bir adamdır. O, o kadar yaşlı değildir. «Bu benim Almanya'dan arkadaşım, Müdür Bey,» diyor Zeynep. Mü­ dür: «Oturun lütfen! Affedersiniz, Almancam o kadar iyi değildir. Herşeyi anlayabiliyorum, ama hızlı ve doğru konuşamıyorum,» diye cevap verir. «Ama Almancanız çok düzgün,» diyor Inge. «Benim Türkçem çok k ötü. Bir çatal almak istiyorum ve Türkçe (de) 'çatal' diyorum, ama Ha­ tice bana bir çanta getiriyor.» Müdür gülüyor ve konuşuyor: «Zeynep size iyi Türkçe öğretebilir. O iyi bir öğretmen olabilir, çünkü o iyi, başarılı bir öğrencidir.» «Teşekkür ederim, Müdür Bey,» diye cevap veriyor Zeynep. «Inge benimle sınıfıma gelebilir mi?» «Tabii. Hem arkadaşını yine okulumuza getir.» Müdüre teşekkür ediyorlar ve sınıfa gidiyorlar. Bütün erkek ve kız öğrenciler kapının önünde bekliyorlar. Onlar çok meraklıdırlar. Z eynep: «Çocuklar, bu arkadaşım Inge. Coğrafya öğretmenimiz bu­ gün gelmeyecek. Sessiz durun! Inge sizinle konuşacak ve sorularınızı ce­ vaplandıracak.» —5— SIFAT TAMLAMALARININ YALIN, î-, E- ve ÎN-HALLERÎNE GENEL BAKIŞ I — der, die, d as ile yapılan sıfat tamlamalan (tekil) der yi. d ie das d er gute Mann iyi adam den guten Mann iyi adamı d em guten Mann iyi adama d es guten Mannes iyi adamın die rote Rose k ırmızı gül die rote Kose k ırmızı gülü d er roten Kose k ırmızı güle d er roten Rose k ırmızı gülün d as schöne Bild g üzel resim d as schöne Bild g üzel resmi d em schönen Bild güzel resme d es schönen Bildes g üzel resmin e. i n. die (çoğul) yi. d ie guten Männer iyi adamlar die guten Männer iyi adamları d en guten Männern iyi adamlara d er guten Männer iyi adamların die roten Rosen k ırmızı güller die roten Rosen k ırmızı gülleri d en roten Rosen k ırmızı güllere d er roten Rosen k ırmızı güllerin d ie schönen Bilder güzel resimler d ie schönen Bilder güzel resimleri d en schönen Bildern güzel resimlere d er schönen Bilder g üzel resimlerin e. i n. I I — ein, eine ile yapılan sıfat tamlamalan (tekil) e in yi. e ine eine' r ote Rose k ırmızı bir gül e ine rote Rose k ırmızı bir gülü e iner roten Rose k ırmızı bir güle e iner roten Rose k ırmızı bir gülün ein ein guter Mann iyi bir adam e inen guten Mann iyi bir adamı e inem guten Mann iyi bir adama e ines guten Mannes iyi bir adamın ein schönes Bild g üzel bir resim ein schönes Bild güzel bir resmi e inem schönen Bild güzel bir resme e ines schönen Bildes g üzel bir resmin e. i n. —6— (ein, eine ile yapılan sıfat tamlamalannm devamı) çoğul yi. g ute Männer iyi adamlar g ute Männer iyi adamları g uten Männern iyi adamlara g uter Männer iyi adamların r ote Kosen k ırmızı güller r ote Kosen k ırmızı gülleri r oten Kosen k ırmızı güllere r oter Rosen k ırmızı güllerin s chöne Bilder güzel resimler I schöne Bilder 1 güzel resimleri schönen Bildern güzel resimlere s chöner Bilder g üzel resimlerin e. i n. III — dieser, dies©, dieses ile yapılan sıfat tamlamaları (tekil) d ieser yi. d iese d iese rote Rose bu kırmızı gül d iese rote Kose bu kırmızı gülü d ieser roten Rose bu kırmızı güle d ieser roten Rose bu kırmızı gülün d ieses d ieses schöne Bild bu güzel resim dieses schöne Bild bu güzel resmi d iesem schönen Bild bu güzel resme d ieses schönen Bildes bu güzel resmin d ieser gute Mann bu iyi adam diesen guten Mann bu iyi adamı d iesem guten Mann bu iyi adama d ieses guten Mannes bu iyi adamın e. i n. diese (çoğul) yi. d iese guten Männer bu iyi adamlar diese guten Männer bu iyi adamları diesen guten Männern bu iyi adamlara d ieser guten Männer bu iyi adamların d iese roten Rosen bu kırmızı güller d iese roten Rosen bu kırmızı gülleri d iesen roten Rosen bu kırmızı güllere d ieser roten Rosen b u kırmızı güllerin d iase schönen Bilder bu güzel resimler d iese schönen Bilder bu güzel resimleri diesen schönen Bildern bu güzel resimlere d ieser schönen Bilder bu güzel resimlerin e. i n. _ 7— IV — jener, jene, jenes ile yapılan sıfat tamlamaları (tekil) j ener yi. j ene j ene rote Kose şu kırmızı gül j ene rote Kose şu kırmızı gülü j ener roten Rose şu kırmızı güle j ener roten Kose şu kırmızı gülün j enes j enes schöne Bild ş u güzel resim j enes schöne Bild şu güzel resmi j enem schönen Bild gu güzel resme j enes schönen Bildes şu güzel resmin j ener gute Mann şu iyi adam j enen guten Mann şu iyi adamı j enem guten Mann şu iyi adama j enes guten Mannes ş u iyi adamın e. i n. j ene (çoğul) y. i. j ene guten Männer şu iyi adamlar j ene guten Männer şu iyi adamları j enen guten Männern şu iyi adamlara j ener guten Männer şu iyi adamların j ene roten Kosen şu kırmızı güller j ene roten Rosen şu kırmızı gülleri j enen roten Rosen §u kırmızı güllere j ener roten Rosen şu kırmızı güllerin j ene schönen Bilder şu güzel resimler j ene schönen Bilder şu güzel resimleri j enen schönen Bildern şu güzel resimlere j ener schönen Bilder şu güzel resimlerin e. i n. V — m ülkiyet sıfatları ile yapılan sıfat tamlamaları (tekil) A rtikeli der olan i simler y. i. A rtikeli die olan i simler m eine rote Rose k ırmızı gülüm meine rote Rose k ırmızı gülümü m einer roten Rose k ırmızı gülüme m einer roten Rose k ırmızı gülümün A rtikeli das olan i simler m ein schönes Bild güzel resmim m ein schönes Bild g üzel resmimi m einem schönen Bild güzel resmime m eines schönen Bildes güzel resmimin m ein guter Mann iyi adamım, (kocam) m einen guten Mann iyi adamımı m einem guten Mann iyi adamıma m eines guten Mannes iyi adamımın e. i n. —8— (mülkiyet sıfatlarıyla yapılan sıfat tamlamalarının devamı) çoğul yi. e. in. meine guten Männer iyi adamlarım meine guten Männer iyi adamlarımı meine roten Bösen k ırmızı güllerim meine roten Bösen k ırmızı güllerimi m eine schönen Bilder g üzel resimlerim meine schönen Bilder güzel resimlerimi m einen schönen Bildern g üzel resimlerime m einer schönen Bilde; g üzel resimlerimin meinen guten Männern m einen roten Bösen iyi adamlarıma k ırmızı güllerime meiner guten Männer iyi adamlarımın m einer roten Eosen k ırmızı güllerimin Y ukarıda örnek olarak sadece bir tek mülkiyet sıfatıyla yapılan t amlamalar gösterilmiştir. Ama diğer mülkiyet sıfatlan için de durum a ynıdır. Y ukarıda verdiğimiz şemaları dikkatle inceleyiniz. Bunlar size sıfat t amlamalanmn i-, e- ve in-hallerinde nasıl dieğiştiklerini kolayca göstere­ ceklerdir. Bu şemalarda yalın hal = y, i-hali = i, e-hali = e, in-hali =in şek­ linde kısaltılmıştır. > ö z e t . FİİL ÇEKİMLER) sich ich chı er, sie, es w ir ihr s ie Sie verhalten verhalte mich verhältst dich verhält sich verhalten uns v erhaltet euch verhaltensich verhaltensich Almanca ders: 54 T EST 27 A 1 — D er Vater dieses fleissig Junge ... ist ein Arzt. 2 — Ich gehe m it mein klein Sohn Kino. 3 — Die Älutter wird mit ihr b raun Mappe ihre alt Freundin besuchen. 4 — Die Tochter u nser neu Magd ist fünf Jahre alt. 5 — Der Lehrer gibt dies faul Schüler eine schwer Hausaufgabe. 6 — Mein F reund wird mir sein schön Bilder zeigen. 7 — Das klein Kind spielt mit sein ...... rot Ball in dem gross Garten. 8 — Die neu Kleider meiner Schwester lieg in dies klein S chrank. 9 — Die hungrig Arbeiter setzen sich unter ein grün B aum und essen Brot und Käse. 10 — Jene erfolgreich Schü­ lerinnen machen mit ihr gut Lehrer einen Spaziergang. B A L istesi B Listesi 1 — Der Direktor meiner alten A — Baba yeni otomobiliyle şehre Schule wohnt in diesem grosgitmek istiyor. s en Haus. B — Öğrenci kirli tahtayı bu büyük 2 -— E r will jenen langen und süngerle temizleyecek. r oten Bleistift kaufen. C — Bu temiz oda benim küçük oğ3 — Der Vater will mit seinem luma aittir. neuen Auto in die Stadt D — Yeni okulumun müdürü bu büfahren. yük evde oturuyor. 4 — Die dünnen Bücher liegen E — Kız ağır kovayı mutfağa taşıauf dem kleinen Tisch. yor. 5 — Dieses saubere Zimmer ge- F — O şu uzun ve kırmızı kalemi h ört meinem grossen Sohn. satın almak istiyor. 6 — Die gelben Schuhe sind sehr G — Çiftçi bize kırmızı elmaları s chmutzig. kahverengi bir sepette getiri7 — Der Schüler wird die yor. schmutzige Tafel nüt diesem H — Eski okulumun müdürü bu bü­ kleinen Schwamm reinigen. yük evde oturuyor. 8 — D as Mädchen trägt den İ —- Bu temiz oda büyük oğluma aitschweren Eimer in die tir. Küche. K — Hizmetçi beyaz tabakları raa9 — Die Magd stellt die weissen sanın üstüne koyuyor ve teTeller auf den Tisch und miz bardakları getiriyor. b ringt die sauberem Gläser. L — Öğrenci kirli tahtayı bu küçük 10 — Der Bauer bringt uns die süngerle temizleyecek. r oten Äpfel in einem braunen M — înce kitaplar küçük masanın K orb. ü stünde bulunuyorlar. N — S arı ayakkabılar çok kirlidir. c A L istesi 1 — Yeni Almanca öğretmenimin oğlu altı yaşındadır. 2 — Bu meşhur doktorun hanımı A lmanyadadır. 3 — Yaşlı balıkçı bu küçük kulü­ bede yaşlı hanımıyla birlikte o turuyor. 4 — H asan Bey'in büyük bir çift­ liği ve yeni bir traktörü var­ dır. • 5 — Bu kirli ayakkabılar benim e rkek kardeşime aittir. 6 — Çocuk babasından uzun bir m ektup alıyor ve annesine onu okuyor. 7 — Kuzenim (kız) açık pence­ renin yanında duruyor. 8 — Misafir sıcak çorbayı yiye­ miyor. O önce soğuk yemek­ leri yiyor. 9 — Bu yeni çiftçiyi babam tanı­ mıyor. 10 — Yorgun çocuklar hemen ya­ taklarına yatıyorlar ve uyu­ yorlar. B L istesi Diese sauberen Schuhe gehö­ ren meinena-Bruder. Meine Kusine steht neben dem B offenen Fenster. C Mein Vater kennt diesen neuen B auern. D — D er Junge bekommt einen lan­ gen Brief von seinem Vater u nd liest ihn seiner Mutter. D er kleine Sohn meiner E D eutschlehrerin ist sechs J ahre alt. Die müden Kinder legen sich F gleich in ihre Betten und schlafen. D er alte Fischer wohnt mit G s einer alten Frau in dieser kleinen Hütte. H — D er Gast kann die heisse Sup­ pe nicht essen. Er isst zuerst d ie kalten Speisen. I — Diese schmutzigem Schuhe gehören meinem Bruder. Die Frau dieses berühmten A rztes ist in Deutschland. Mein Vater kennt diesen neuen B auern nicht. H asan Bey hat einen grossen M Bauernhof und einen neuen T raktor. Der kleine Sohn meiner neuen N D eutschlehrerin ist sechs J ahre alt. E A şağıdaki sıfat tamlamalarında boş bırakılan yerleri doldurunuz. 1 — d er offen Tür 2 — die kalt Milch 3 — diesen traurig F ilm 4 — seine faul Nichte 5 — der Sohn unseres alt Nachbar 6 — j enem müde Onkel 7 — unser klein Speisezimmer 8 — diesen schwer Steine 9 — jener schön Stadt 10 — meineynep vazola­ rın fiyatmı öğreniyor. Onların fiyatı iki liradır. Bayan Müller: «Beş va­ zo satın almak istiyorum. O zaman ne kadar ödemem gerekiyor?» diye s oruyor. F atma Hamm vazoların satıcısıyla pazarlık ediyor ve beş vazo için dokuz lira ödüyorlar. Fatma Hanım başka bir dükkânda ucuz pipolar gö­ rüyor ve onları Bayan Müller'e gösteriyor. Dükkâna giriyorlar ve soru­ yorlar: «Bu pipoların fiyatı ne kadardır?» Adam: «Benim pipolarım di­ ğer pipolardan daha ucuz ve daha iyidir,» diye cevap veriyor. F atma Hanım: «Evet, pipoların daha ucuz, ama onlar diğer dükkânlardaki pipolardan daha küçük,» diyor. F atma Hanım bu satıcıyla da pazarlık ediyor ve üç lira daha az ödü­ yorlar. Fatma Hamm et ve ekmek satın alıyor, Zeynep te Ahmet için b ir çakı satm alıyor. Sonra memnun (eve) dönüyorlar. B ayan Müller evde para çantasmdaki parayı sayıyor ve: «Beş lira e ksik. Satıcüarla pazarlık ediyoruz, dört lira kazanıyoruz, ama beş lira kaybediyoruz,» diyor. —5— S IFATLARIN MUKAYESESİ (devanı) so wie i ki ismin sıfatlarının karşılaştırılması bir de, birinci ismin ikinci isim k adar o sıfata sahip olduğunu söylemek suretiyle yapılır. Türkçede «ka­ dar» ile belirttiğimiz bu çeşit cümleler şöyle olur: Bu elma şu elma kadar küçüktür. Benim kitabım senin kitabın kadar büyüktür. Onların babası benim babam kadar yaşlıdır. Benim oğlum arkadaşımın oğlu kadar akıllıdır. Bu çeşit kıyaslamalar Almancada sıfatı so şma koyarak yapılır. klein so klein wie küçük kadar küçük wie kelimelerinin ara­ Dieser Apfel ist so klein wie jener Bu elma şu elma kadar küçüktür. Apfel. g ross so gross wie Mein Buch ist so gross wie dein Buch. a lt so alt wie büyük kadar büyük Benim kitabım senin kitabın kadar büyüktür. yaşlı kadar yaşlı I hr Vater ist so alt wie mein Vater. Onların babası benim babam kadar yaşlıdır. k lug so klug wie Mein Sohn ist so klug wie der Sohn meines Freundes. akıllı kadar akıllı Oğlum arkadaşımın oğlu kadar akılhdır. _ Diese Strasse ist so lang wie u nsere Strasse. Deine Küche ist so sauber wie raısere Küche. Sein Bleistift ist so klein wie mein Bleistift. 6— Bu cadde bizim cadde kadar uzundur. Senin mutfağın bizim mutfağımız kadar temizdir. Onun kalemi benim kalemim kadar küçüktür. Die Kose in deiner Hand ist so rot Elindeki gül vazodaki gül kadar kırwie die Rose in der Vase. mızıdır. U nser Garten ist so gross wie dieser Bahçemiz bu bahçe kadar büyüktür. G arten. Seine Schwester ist so alt wie raein Bruder. Kız kardeşi benim erkek kardeşim kadar yaşlıdır. Der Baum ist so hoch wie das Haus. Ağaç ev kadar yüksektir. Ich kann so schnell wie mein F reund laufen. Arkadaşım kadar hızlı koşabilirim. Sekna ist so faul wie ihre Schwester. Selma kız kardeşi kadar tembeldir. Die weisse Katze ist so gross wie die schwarze Katze. Beyaz kedi siyah kedi kadar b üyüktür. Die Mauer ist so hoch wie der B a u Ä D uvar ağaç kadar yüksektir. Sein Haus ist so klein wie eine H ütte. Der Herbst ist nicht so kalt wie der Winter. Du bist so alt wie meine Tochter. Evi bir kulübe kadar küçüktür. S onbahar kış kadar soğuk değildir. Benim kızım kadar yaşlısın, (kızımın yaşındasın.) —7— A nkara ist nicht so schön wie Konya. A nkara Konya kadar güzel değildir. Der Stuhl ist nicht so hoch wie dbr Sandalye masa kadar yüksek değil­ dir. Tisch. Deine Geschichte ist nicht so lustig Senin hikâyen Zeynep'in hikâyesi ka­ dar komik değildir. wie Zeyneps Geschichte. U nser Lehrer ist so gut wie euer L ehrer. I st Ihr Haus so gross wie unser H aus? Öğretmenimiz sizin öğretmeniniz ka­ dar iyidir. Eviniz bizim evimiz kadar büyük mü­ dür? I st dein Onkel so berühmt wie mein Amcan benim babam kadar meşhur m udur? V ater? I st Inge so schön wie deine F reundin? Inge senin kız arkadaşın kadar güzel m idir? I st Adana so berühmt wie Istanbul? A dana istanbul kadar meşhur mudur? J Der Vogel ist nicht so gross wie die Katze. Kus kedi kadar büyük değildir. Der weisse Bleistift ist nicht so lang wie der schwarze Bleistift. Beyaz kalem siyah kalem kadar uzun değildir. Deine Tante ist nicht so dünn wie meine Mutter. Dein Zimmer ist nicht so warm wie u nser Zimmer. Die Käse auf dem Tisch ist nicht so s chlecht wie die Käse in der Küche. Teyzen annem kadar zayıf değildir. Odan bizim odamız kadar sıcak değildir. Masanın üstündeki peynir mutfakta­ ki peynir kadar kötü değildir. _ 8— Sıfatların -er ve -ste takıları almış şekilleriyle de sıfat tamlamaları yapılabilir. Bunlar normal kurala göre ismin hallerine sokulabilirler. Biz burada en çok kullanılan - ste takısı almış şekiller için örnekler vereceğiz. d er fleissigste Schüler d as schönste Mädchen die traurigste Geschichte die faulsten Arbeiter mein bester Freund dieser billigste Hut — — — — — — en en en en en bu çahşkan öğrenci güzel kız acıklı hikâye tembel işçiler iyi arkadaşım en ucuz şapka A hmet ist der fleissigste Schüler d er Klasse. A hmet sınıfın en çalışkan öğrencisi­ dir. D as ist der höchste Baum in u nserem Garten. Bu bahçemizdeki en yüksek a ğaçtır. F atma ist das schönste Mädchen in u nserem Dorf. F atma köyümüzdeki en güzel kızdır. Zeki Bey ist der beste Erdkundeîehrer unserer Schule. Ich will die billigsten Vasen in diesem Laden kaufen. Meine Freunde sind die fleissigten Schüler in der Schule. I st das das schönste Bild in I hrem Haus? O rhan ist nicht der faulste Schüler in unserer Klasse. Hasan ist fauler a ls er. Ceylan ist das schnellste Pferd meines Bauernhofs. Zeki Bey okulumuzun en iyi coğrafya ö ğretmenidir. Bu dükkândaki en ucuz vazoları sa­ tın almak istiyorum. A rkadaşlarım okuldaki en çalışkan öğrencilerdir. Bu evinizdeki en güzel resim midir? O rhan sımfımızdaki en tembel öğren­ ci değildir. Hasan ondan daha tem­ beldir. Ceylan çiftliğimin en hızlı atıdır. A lmanca ders : 56 T EST 28 A Boş bırakılan yerleri doldurunuz. 1 — Meine Hände sind schmutzig deine Hände» 2 —Dies... Mädchen ist erfolgreich... als ihr Bruder. 3 — Der Vater ist alt. Die Gross­ mutter ist alt.... Der Grossvater ist am (alt) . 4 — Hans ist der j ung Schüler der Klasse. 5 — Das Heft ist so billig der Blei­ stift. 6 — Die Hos» ist die schön Blume des Gartens. 7 -— Maria w äscht das schmutzig Kleid zuerst. 8 — Das Kind ist ruhig sein Vater. B A L istesi 1 — B ringe dem Vater die neueste Z eitung! 2 •— P eter sitzt auf dem höchstem B aum des Gartens. 3 — Mein Traktor ist so schnell wie der Traktor des Bauern. 4 — Mein Traktor ist schneller a ls der Traktor des Bauern. 5 — W ir wohnen in dem grösstem H aus der Strasse. 6 — D er Hund ist kleiner ate das P ferd. 7 — Diese Geschichte ist besser a ls seine Geschichte. 8 — I ch bin hungriger als mein F reund. 9 — I ch esse so viel wie mein F reund. 10 — I st der Grossvater der ä lteste Mann der Familie? B Listesi A — A rkadaşım kadar (çok) y iyorum. B — A rkadaşımdan daha çok yi­ yorum. C -— Benim traktörüm çiftçinin t raktöründen daha hızlıdır. D — Benim traktörüm çiftçinin t raktörü kadar hızlıdır. E — Köpek at kadar küçüktür. F •— B abaya en yeni gazeteyi getir! G — B üyükbaba ailenin en yaşlı a damı mıdır? H — P eter bahçenin en yüksek ağacının üstünde oturuyor. I •— Bu hikâye onun hikâyesinden d aha iyidir. K — Caddenin en büyük evinde o turuyoruz. L -— Köpek attan küçüktür. M — A rkadaşımdan daha açım. c A L istesi 1 — A nne kızı kadar güzel değildir. B Listesi A — Ich bin neugieriger afe mein Freund» 2 — Ali sınıfın en akıllı Öğrencisidir. 3 — Ali Ahmetten daha akıllıdır. 4 — Balıkçının kulübesi çiftçinin kulübesi kadar büyüktür. 5 — Yaz kış kadar soğuk değildir. 6 — B ana en iyi resmini göster! 7 — B ana en ucuz kitabı veriniz! 8 — Arkadaşım kadar meraklıyım. 9 — A rkadaşımdan daha meraklıyım. 10 — Babamın otomobili traktörden d aha temizdir. B — Die Mutter ist so schön wie i hre Tochter. C — D er Sommer ist so kalt wie der W inter. D — D as Auto meines Vaters ist s auberer als der Traktor. E — Zeig mir dein bestes Bild! F — Die Mutter ist nicht so schön wie ihre Tochter. I ch bin so neugierig wie mein G— F reund. H — Dia Hütte des Fischers ist so g ross wie die Hütte des B auern. Ali ist der klügste Schüler der Klasse. Geben Sie mir das billigste K B uch! L . D er Sommer ist nicht so kalt wie der Winter. Ali ist klüger als Ahmet. M E Aşağıdaki cümlelerde bazı kelimeler yanlıştır. Bunlar ya yanlış yerde ve­ ya şekilde kullanılmışlar veya yanlış yazılmışlardır. Bu yanlış kelimele­ ri bulunuz ve cevaplar kâğıdının E bölümüne doğru olarak, cümlede bu­ lunması gereken şekliyle yazınız. Sadece yanlış olan kelimenin doğru şek­ li istenmektedir. Bütün cümleyi katiyen yazmayınız. Bir cümlede iki yan­ lış olabilir. 1 2 4 4 — — — — Meine Bälle sind vieler als deine Bälle. Die Mutter meines Freundes ist guter als mein Mutter. D er Deutschlehrer ist so älter wie der Erdkundelehrler. Die neusten Zeitungen liegen auf den Tisch. T est 27'nin yapılmış şekli 1 — en, n 2 — em, en, ins 3 — er, en, e 4 — er, en 5 — en, en; ta; ej 6 — e, en 7 — e, em, en, en 8 — en, en, em, en 9 — en, en, en 10 — » en, em, en B . 1 — H 2 — F 3 — A 4 — M 5 — Î 6 — N 7 — L 8 — E 9 — K10 — G C. 1 _ N 2 — K 3 — G 4 — M 5 — 1 6 — D 7 — B 8 — H 9 — L 1 0 — F E . 1 — en 2 — e 3 — en 4 — e 5 — en, n 6 —-n7 — jps 8 — em, n 9 — en 10 — en mı I m IM Mİ 57 tortt&ponömtt 3nstitute ALMANCA DERSLER LEHRSTÜCK SIEBENUNDFÜNFZIG İ-HALİYLE KULLANILAN ÖNEKLEK Bu çeşit öneklerden sonra gelen isim daima i-halinde bulunur. Önek­ ten sonra bir şahıs zamiri geliyorsa bu da i-haline konur, yani i-halindeki ş ahıs zamirleri kullanılır. Geçen derslerimizde öğrendiğiniz für bu gruba dahildir. Şimdi für'ü de kısaca tekrarlayarak diğerlerini görelim. für [ fü:r] olarak okunur. Türkçeye «için» olarak çevrilebilir. Kendinden s onra gelen isim veya şahıs zamiri muhakkak i-halinde bulunur. der Sohn für den Sohn die Tochter für die Tochter der kluge Junge für den klugen Jungen ich für mich du für dich er für ihn oğul oğul için kız evlât kız evlât için akıllı çocuk akıllı çocuk için ben benim için sen senin için o onun için —2— B urada önemli bir noktaya dikkatinizi çekmek isteriz: für'den sonra i-halinde bulunan şahıs zamirleri kullanılmasına rağmen bunlar Türkçeye i-halinde olarak çevrilmemektedir. Dillerin yapılarının ayrılığından m eydana gelen bu ve bunun gibi değişiklikler aklınızı karıştırmamalıdır. Meine Mutter kocht Fleisch für die Gäste. Der Mann bestellt für seinen Freund ein Glas Wein. Ich mache keine Übungen für meinen Freund. Der alte Mann arbeitet für seine Frau und seinen Sohn. Der Junge kauft Blumen für seine Freundin. Ahmet kauft eine Modenzeitschrift für die Schwester und eine Zeitung für den Vater. Zeynep kauft ein Taschenmesser für ihren kleinen Bruder. Er wird mir für meinen Kanarien­ vogel einen Käfig bringen. Wir haben keine Bücher für dich. Der Vater und die Mutter arbeiten für uns. Annem misafirler için et pişiriyor. Adam arkadaşı için bir bardak şarap ısmarlıyor. A rkadaşım için çalıştırma yapmıyo­ rum. Yaşlı adam karısı ve oğlu için çalışı­ yor. Çocuk kız arkadaşı için çiçek satın alıyor. A hmet kız kardeş için bir moda mec­ muası ve baba için bir gazete satın alıyor. Zeynep küçük erkek kardeşi için bir çakı satın alıyor. O b ana kanaryam için bir kafes geti­ recek. Senin için (sana göre) kitabımız yok. Baba ve anne bizim için çalışıyor. durch T ürkçeye «-den geçerek» şeklinde çevrilebilir. Okunuşu [durh] şek­ lindedir. Bir yerin, bir şeyin ortasından geçerek yapılan bir hareketi gös­ terir. Der Ball fliegt durch das Fenster. Der Schüler geht durch den Garten in das Haus. Das Auto fährt durch die Stadt. Die Magd geht durch das Wohn­ zimmer in die Küche. Die Kinder machen einen Spazier­ gang durch die Felder. Top pencereden (geçerek) uçuyor. Öğrenci bahçeden geçerek eve gidi­ yor. Otomobil şehirden geçerek gidiyor. Hizmetçi oturma odasından geçerek m utfağa gidiyor. Çocuklar tarlalardan geçerek bir ge­ zinti yapıyorlar. elliyedinci ders Die Frau geht durch die lange S trasse in die Koloitfalwarenhandr l ung. Machen Sie einen Spaziergang d urch die schönen Strassen der S tadt! Die Arbeiter gehen durch den g rünen Garten. Der Junge tritt durch die alte Mauer in das Haus ein. Die Schülerinnen laufen durch die K assen. Der Traktor fährt durch die B äume zu dem Bauernhaus. Der Vogel fliegt durch die Tür in den Garten. Kadın uzun caddeden geçerek bakkal d ükkânına gidiyor. Şehrin güzel caddelerinden geçerek bir gezinti yapınız! İşçiler yeşil bahçeden geçerek gidi­ yorlar. Çocuk eski duvardan geçerek eve gi­ riyor. Kız öğrenciler sınıflardan geçerek k oşuyorlar. T raktör ağaçların arasından geçerek çiftlik evine gidiyor. Kuş kapıdan geçerek bahçeye uçuyor. Zaman gösterdiği durumlarda durch «boyunca» anlamına gelir. Der Bauer arbeitet durch den ganzen Sommer auf den Feldern. Der arme Fischer bleibt durch den ganzen Winter in dieser Hütte, Die Kinder müssen durch die ganze Woche zu Hause bleiben. Çiftçi bütün yaz boyunca tarlalarda çalışıyor. Fakir balıkçı bütün kış boyunca bu kulübede kalıyor. Çocuklar bütün hafta boyunca evde kalmaya mecburdurlar. ohne ohne Türkçeye kelimelerin sonuna eklenen bir «-siz» eki şeklinde çevrile­ eklenen bilir. [o:ne] şeklinde okunur. Önüne geldiği ismin eksik olduğunu, bulun­ ıe olduğum madığını belirtir. Bir kalemsiz yazamam. I ch kann ohne einen Bleistift n icht schreiben. H ans çantasız okula geliyor. H ans kommt ohne Mappe in die Schule. Die kleinen Kinder dürfen ohne die Küçük çocuklar ebeveynleri olmadan E ltern ins Kino gehen. (ebeveynsiz) sinemaya gidebilirler. Der Junge kommt ohne seine Çocuk kitapsız ve deftersiz okula ge­ liyor. B ücher und seinje Hefte in die Schule. —4— Unser Arzt kommt ohne sein n eues Auto. D oktorumuz yeni otomobili olmadan geliyor. Görüldüğü gibi ohne bazen Türkçeye «olmadan» şeklinde de çevri­ lebilir. Önünde ohne bulunan isim ekseriya artikel almaz. Der Bauer ist ohne Arbeit. Der Schüler kommt ohne Heft und ohne Bleistift in die Klasse. Der Vater geht ohne Hut in den G arten. Mein Bruder fährt ohne Geld nach D eutschland. A hmet sitzt auf dem Sofa ohne Schuhe. Çiftçi işsizdir. Öğrenci deftersiz ve kalemsiz sınıfa geliyor. Baba şapkasız bahçeye gidiyor. Erkek kardeşim parasız Almanya'ya gidiyor. Ahmet kanapede ayakkabısız oturuyor. Y ukarıdaki örneklerde ohne'den sonra gelen isim artikelsiz kullanıl­ mıştır. um Türkçeye «etrafında» olarak çevrilir, [umj şeklinde okunur. Bir şeyin ş ahısların veya eşyaların çevresinde daire biçiminde bulunduğunu, hare­ ket ettiğini gösterir. Ya da şahısların (eşyaların) bir şeyin çevresinde dai­ re biçiminde durduklarını belirtir. Wir setzen uns um den Tisch. Der Hund läuft um das Haus. Der Bauer fährt mit seinem T raktor um seine Felder. Die Schüler gehen um die Schule. Masanın etrafına oturuyoruz. Köpek evin etrafında koşuyor. Çiftçi traktörüyle tarlalarının etra­ fında dolaşıyor, (gidiyor) Öğrenciler okulun etrafında yürüyor­ lar, (gidiyorlar) Die Kinder laufen um das Auto Çocuklar babalarının otomobili etra­ i hres Vaters. fında koşuyorlar. Wir stellen die Stühle um den Sandalyeleri büyük masanın etrafına g rossen Tisch. koyuyoruz. Der Zug fährt um die ganze Stadt. T ren bütün şehrin etrafında dolaşı­ yor. Cadde yüksek tepenin etrafından Die Strasse geht um den hohen H ügel. geçiyor. İşçiler bahçenin etrafında bir duvar Die Arbeiter machen eine Mauer y apıyorlar. um den Garten. Aile bahçede küçük masanın etrafın­ Die Familie sitzt um den kleinen Tisch im Garten. da oturuyor. _ 5— Daha önce nm'un bir de zaman bildirirken kullanıldığını öğrenmiştiniz. Ich werde um fünf Uhr mit meinem Freund ins Kino gehen. Der Unterricht beginnt um acht Uhr. Der Lehrer kommt um halb vier in die Klasse. S aat beşte arkadaşımla sinemaya gideceğim. Ders saat sekizde başlıyor. Öğretmen saat üç buçukta sınıfa geliyor. Böyle hallerde um t abii ki «etrafında» anlamına gelmez. gegen T ürkçeye «karşı» şeklinde çevrilir. [ge:gen| olarak okunur. Die Mutter ist gut gegen ihre Kinder. Das Auto fährt gegen den Baum. Der Lehrer läuft gegen die grosse Tafel. Die Kinder laufen gegen den Freund. Anne çocuklarına karşı iyidir. Otomobil ağaca karşı gidiyor. Öğretmen büyük tahtaya karşı koşuyor. Çocuklar arkadaşa karşı (doğru) koşuyor. Kuş büyük pencereye karşı uçuyor. Der Vogel fliegt gegen das grosse Fenster. Mein Bruder legt sich gegen mich E rkek kardeşim bana karşı kanapeye auf das Sofa. y atıyor. Der Arzt kämpft gegen die Krank- D oktor hastalıklara karşı savaşıyor. heitern. Die M utter stellt die Vase gegen das Anne vazoyu radyonun karşısına Radio. koyuyor. Der Junge wirft dem Stein gegen Çocuk taşı arkadaşına doğru atıyor. seinen Freund. Ich werfe den. Ball gegen das Fenster. Topu pencereye doğru atıyorum. Gegen zaman gösteren yerlerde kullanılırsa «doğru» anlamına da ge­ lebilir. Ich m uss gegen zwölf Uhr in der Schule sein. Er kommt vielleicht gegen halb drei. Mein Vater kehrt gegen Abend zurück. Gegen Ende des Films lachen die Kinder. Der Fischer kommt gegen Mittag nach Hause. S aat onikiye doğru okulda olmalıyım. Belki saat iki buçuğa doğru gelir. Babam akşama doğru geri dönüyor. Filmin sonuna doğru çocuklar gülüyor. Balıkçı öğleye doğru eve geliyor. _ 6— Gegen böyle zaman belirttiğinde kendinden sonra gelen isim artikelsiz kullanılır. e ntlang «Boyunca» anlamına gelir, [entlang] şeklinde okunur. Genellikle di­ ğer önekler gibi ismin önünde değil, arkasında bulunur. Ama bağlı oldu­ ğu isim gene i-halindedir. den Salon entlang die Strasse entlang den Garten entlang Die Mädchen laufen die Mauer e ntlang. Wir gehen die lange Strasse entlang. H asan Bey fährt mit seinem Auto dos Feld entlang. salon boyunca cadde boyunca bahçe boyunca Kızlar duvar boyunca koşuyor. Uzun cadde boyunca yürüyoruz. Hasan Bey otomobiliyle tarla boyunca gidiyor. Şimdi gene i-haliyle kullanılan öneklerle yapılmış cümleler ve sorul ar yapalım. Die Schwester holt Wasser für die r oten Blumen. H eute spieîen die Mädchen ohne Bälle. Die Kinder sitzen um den gelben Tisch. I ch will einen Spaziergang durch die Stadt machen. Die Katze läuft immer um den S tuhl des Vaters. E r fährt nach Ankara ohne Eltern. Kız kardeş kırmızı çiçekler için su g etiriyor. Bugün kızlar topsuz oynuyorlar. Çocuklar sarı masanın etrafında o turuyorlar. Şehirden geçerek bir gezinti yapa­ cağım. Kedi daima babanın sandalyesinin e trafında koşar. A nkaraya ebeveynsiz (olmadan) gidiyor. D er Vater hat kein Geld für Babanın pahalı elbiseler için parası t eure Kleider. y oktur. Die Deutschen gehen um das alte A lmanlar eski evin etrafında dolaşı­ H aus. yorlar. F ür alte Männer ist diese Arbeit sehr Yaşlı adamlar için bu iş çok ağırdır. schwer. Der Zug fährt um die grosse Stadt T ren şehrin etrafında dolaşıyor ve s onra köylerden geçerek gidiyor. und dann durch die Dörfer. H ans tembeldir. Ev ödevsiz okula H ans ist faul. E r kommt ohne geliyor. H ausaufgaben in die Schule. — 7— Dieses Spiel ist nicht gut für mich. Bu oyun benim için iyi değildir. Diese Bücher sind nicht gut für euch. Bu kitaplar sizin için iyi değildir. Was der Deutsche Sagt Wie der Deutsche Spricht Bu bölümde sabahları ve akşamları yatıp kalkarken yaptığımız işler­ le ilgili yeni kelimeler ve yeni fiiller öğreneceksinayabilirim?» Arkadaş ona: «Bu caddede olmaz! Burada üç d oktor çalışmaktadır ve her biri: Ben diğerinden daha iyiyim, diyor,» di­ ye tavsiye eder. O zaman Dr. Berger güler ve: «Bu iyi, yarın bu caddede bir ev kiralıyorum ve burada bir muayenehane açıyorum,» der. «Deli misin?» diye bağırır Dr. Berger'in arkadaşı, «Şehrin sonunda veya kenar bir mahallede bir muayenehane aç, ama burada değil, burada y eteri kadar doktor var (doktora sahibiz).» A ma Dr. Berger sadece güler ve düşünür: «O diğer üçü kadar ben de akıllıyım!» Birkaç gün sonra aynı caddede bir ev bulur. O diğer doktor ev­ lerinden daha büyüktür. O da ev kapısının yanma bir tabelâ asar. (Halk) h erkes (onun üzerinde) (şunları) okur: «Dr. Berger, bu caddenin en iyi diş doktoru.» «Bu doktor diğerlerinden akıllı!» daha diye bağırır herkes ve kısa bir zaman sonra Dr. Berger en çok hastaya sahiptir. _ 5— Metin üzerine sorular ve cevaplar Wer macht die beste Reklame? Kim en iyi reklâmı yapıyor? Dr. Berger macht die beste Reklame. Dr. Berger en iyi reklâmı yapıyor. Sie wohnen in der Hauptstrasse einer Wo wohnen die Zahnärzte? Diş doktorları nerede oturuyorlar? l ileinstadt. Bir kasabanın ana caddesinde otu­ ruyorlar. I st Dr. Müller bekannt? Dr. Müller tanınmış mıdır? W arum hat er wenig Patienten? Onun niçin az hastası vardır? Nein, er ist noch nicht bekannt. H ayır, o daha tanınmamıştır. Dr. Müller hat wenig Patienten, denn e r ist noch nicht bekannt. Dr. Müller'in az hastası vardır, çünkü o d aha tanınmamıştır. Dr. Müller ruft einen Maler. Dr. Müller bir ressam çağırır. Der Maler zeichnet ein Schild. Ressam bir tabelâ çizer. B as Schild hängt am Haus neben d er Tür. Tabelâ evde kapının yanında asılı d urur. E r wohnt in der gleichen Strasse. O aynı caddede oturur. E r denkt: «Ich bin bestimmt nicht dümmer als Dr. Müller!» O d üşünür: «Ben muhakkak Dr. Müller'den daha aptal değilim!» D r. Frank schreibt: «Dr. Frank, d er beste Zahnarzt Europas.» Dr. Frank: «Dr. Frank, Avrupa'nın en iyi diş doktoru,» diye yazar. Wen ruft Dr. Müller? Dr. Müller kimi çağırır? Was macht der Maler? Ressam ne yapar? Wo hängt das Schild? Tabelâ nerede asılı durur? Wo wohnt Dr. Frank? Dr. Frank nerede oturur? W as denkt er? O ne düşünür? W as schreibt Dr. Frank? Dr. Frank ne yazar? W as schreibt der andere Zahnarzt? E r schreibt: «Dr. Gross, der beste Öbür diş doktoru ne yazar ? Z ahnarzt der Welt!» O : «Dr. Gross dünyanın en iyi diş doktoru,» diye yazar. 6— Nein, er ist nicht der beste I st Dr. Gross der beste Zahnarzt Z ahnarzt der Welt. d er Welt? Dr. Gross dünyanın en iyi diş doktoi-Hayir, o dünyanın en iyi diş doktoru değildir. r u mudur? Wie heisst der neue Zahnarzt? Yeni diş doktorunun adı nedir? E r heisst Dr. Berger. Onun adı Dr. Berger'dir. W ohnt er auch in der Hauptstrasse? J a, er wohnt in der Hauptstrasse. E vet, o &na caddede oturuyor. O d a ana caddede mi oturuyor? I st Dr. Berger fremd in der Stadt? J a, er ist noch fremd in der Stadt. Dr. Berger şehirde yabancı mıdır? E vet, o daha şehirde yabancıdır. I st Y>r. B erges besser als die andere» Nevr», er ist ıvkivt Ivesser als die a nderen Ärzte, aber er ist klüger als Ä rzte? Dr. Berger diğer doktorlardan daha sie. H ayır, o diğer doktorlardan daha iyi iyi midir? değildir ama onlardan daha akıllıdır. kat D r. Berger bekannter als die a nderen Ärzte? Dr. Berger diğer doktorlardan d aha tanınmış mıdır? Nein, er ist nicht so bekannt wie die a nderen Ärzte. H ayır, o diğer doktorlar kadar tanın­ mamıştır. E r mietet in der gleichen Strasse Wo mietet Dr. Berger eine eine Wohnung. W ohnung? Dr. Berger nerede bir ev kiralıyor? O a ynı ca-ddede bir ev kiralıyor. Was steht auf dem Schild Dr. B ergers? Dr. Berger'in tabelâsında ne yazı­ lıdır? W as sagen die Leute? H erkes ne diyor? Auf seinem Schild steht: «Dr. Brger, dbr beste Zahnarzt dieser Strasse.» Onun tabelâsında: «Dr. Berger, bu caddenin en iyi diş doktoru,» yazılı­ dır. Die Leute sagen: «Dieser neue Arzt i st klüger a b die anderen.» H erkes: «Bu yeni doktor diğerlerin­ den daha akıllıdır,» diyor. D r. Berger hat bald die meisten Pa­ tienten. Dr. Berger kısa zamanda en çok h astaya sahip olur. Wer hat bald die meisten P atienten? Kim kısa zamanda en çok has> t aya sahip olur? —7— Der Onkel spielt mit dem Kindern im Garten. Ich schreibe ohne Bleistift. Arbeiten die Schüler für die Schule? Der Vater bezahlt die Karten für die Kinder. Zeynep kauft das Taschenmesser für drei Liras. Die Kinder laufen gegen die Freunde. Der Junge erzählt von seiner Reise. Der Junge steckt den Apfel in die Tasche. Die Tante legt die Kleider in den Schrank. Herr Müllers Bleistift liegt in meiner Mappe. Ich komme ohne Peter zu dir. Meine alte Tante hat eine schwere Krankheit. Wir machen eine grosse Reise. Der Bauer will einen guten Hund kaufen. Mit diesem alten Auto fahre ich nicht. In dem grossen Garten unseres alten Hauses, stehen viele Bäume. In einem kleinen Vorort einer grossen Stadt wohnt ein berühmter Arzt. Der Mann meiner ältesten Schwes­ ter ist ein bekannter Lehrer. Die Katze spielt mit einem roten Ball. Wo sind mein blauer Anzug und mein weisses Hemd? Das Kind zieht seine Schuhe an und geht in den Garten. Der Lehrer macht das licht aus. Amca çocuklarla bahçede oynuyor. Kalemsiz yazıyorum. Öğrenciler okul için mi çalışıyorlar? Baba biletleri çocuklar için ödüyor. Zeynep çakıyı üç liraya satın alıyor. Çocuklar arkadaşlara karşı koşuyor­ lar. Çocuk seyahatinden anlatıyor. Çocuk elmayı cebe koyuyor. Teyze elbiseleri dolaba koyuyor. H err Müller'in kalemi benim çantam­ da bulunuyor. P eter'siz sana gelirim. Yaşlı teyzemin ağır bir hastalığı var. Büyük bir seyahat yapıyoruz. Çiftçi iyi bir köpek satın almak istiyor. Bu eski otomobil ile gitmem. E ski evimizin büyük bahçesinde bir­ çok ağaç duruyor. Büyük bir şehrin küçük bir mahal­ lesinde ünlü bir doktor oturuyor. E n büyük (yaşlı) kız kardeşimin (ablamın) kocası tanınmış bir ö ğretmendir. Kedi kırmızı bir topla oynuyor. Benim mavi elbisem ve beyaz göm­ leğim nerededir? Çocuk ayakkabılarını giyiyor ve bahçeye gidiyor. Öğretmen ışığı söndürüyor. 8— Der Mann zieht sich aus und legt Adam soyunuyor ve yatağa yatıyor. sich ins Bett. Der Schüler wird die Hausaufgabe Öğrenci ev ödevini öğretmene göster­ meye mecbur kalacak. dem Lehrer zeigen müssen. Ona bu kitabı verebilecek misin? Wirst du ihm dieses Buch geben können? Er wird seinem Vater nicht helfen O b abasına yardım edemeyecek. können. Der Arzt wird dem kranken Mann D oktor hasta adama daha fazla yar­ dım edemeyecek. nicht mehr helfen können. Ich werde heute abend zu meinem Bu akşam arkadaşıma gideceğim ve Freund gehen und meine Hausaufga­ ev ödevlerimi yazacağım. ben schreiben. Ich will in die Stadt fahren, aber ich Ş ehre gitmek istiyorum, ama para kann meine GeMbörse nicht finden. ç antamı bulamıyorum. Wir müssen morgen unsere Gross­ Y ann büyük ebeveynimizi ziyaret et­ eltern besuchen. mek zorundayız. Der arme Mann kann die Rechnung F akir adam hesabı ödeyemez. nicht bezahlen. Der Lehrer muss die Fehler ver­ Öğretmen yanlışları düzeltmeye mec­ bessern. burdur. Unsere Gäste müssen heute abend Misafirlerimiz bu akşam Bremen'e nach Bremen fahren. g itmek zorundalar. Der Schüler bekommt eine gute Öğrenci iyi bir not alıyor, çünkü o Note, denn er arbeitet viel. çok çalışıyor. Wir ziehen uns an und machen Giyiniyoruz ve bir gezinti yapıyoruz. einen Spaziergang. Ahmet steht nicht auf; er will noch A hmet kalkmıyor: o daha (uzun) länger schlafen. u yumak istiyor. Bie Mädchen werden heute ihre Kızlar bugün elbiselerini yıkayacak­ Kleider waschen. lar. Wir helfen dem Bauern bei der Çiftçiye işte yardım ediyoruz. Arbeit. Du kannst diese Schuhe nicht kau­ Bu ayakkabıları satın alamazsın, fen, denn der Preis ist sehr hoch. çünkü fiyat çok yüksektir. Was kosten diese Schuhe? Bu ayakkabıların fiyatı nedir? Der Junge freut sich sehr, denn er Çocuk çok seviniyor, çünkü kız kar­ fährt mit seiner Schwester nach deşi ile Ankara'ya gidiyor. Ankara. Schreibt die neuen Wörter ins Heft! Yeni kelimeleri deftere yazın! Wir wollen nach Hause gehen, denn Eve gitmek istiyoruz, çünkü yorgu­ nuz. wir sind müde. Almanca ders: 58 T EST 29 Boş bırakılan yerleri doldurunuz. 1 — Wir gehen Hauptstrasse entlang zu Bahnhof. 2 — D as Kind darf Schuhe nicht in den Garten gehen. 3 — Die Mutter wird ein Bleistift für ihr klein... Sohn kaufen. 4 — Die Kinder gehen durch V ororte den Feldern. 5 — Der Vater und Mutter muss.. Kinder arbeiten. 6 — Mein Freund wirft Ball gegen T ür unser... Hauses. 7 —Die Kinder lauf zu ihr... Vater. 8 — Die Schüler setzen um Lehrer. 9 — Ich kann mit Bleistift nicht s chreib... . 10 — Ich werdi Bleistift schreiben. B A L istesi 1 2 3 4 5 6 I ch kaufe ein rotes Kleid für meine Tochter. Dieser braune Anzug ist für I hren Sohn. Die kleinen Kinder sind müde, sie legen sich um dem Baum. Der Vater kommt durch den g rünen Garten nach Hause. E r ist ohne Hemd. Der Schüler darf ohne Heft u nd ohne Bücher nicht in die Schule gehen. W ir gehen mit unserem Be­ kannten durch die Vororte zu d en Feldern. — D er Arzt kann seinem Patient en nicht mehr helfen. B L istesi A — D oktor hastasına daha fazla y ardım edebilir. B — Öğrenci deftersiz ve kitapsız okula gidebilir. C — Kızım için kırmızı bir elbise s atın alıyorum. D — Tanıdığımızla kenar mahalle­ lerden geçerek tarlalara gidiyo r uz. E — Bu kahverengi elbise oğlunuz içindir. ^ F — Baba yeşil bahçeden geçerek eve geliyor. G — D oktor hastasına daha fazla y ardım edemez. H — Küçük çocuklar yorgundur, ağacın etrafına yatıyorlar. İ — Öğrenci deftersiz ve kitapsız okula gidemez. K — O gömleksizdir. C A L istesi Bu şapkayı annem için satın alıyorum. B L istesi Mein© Mutter kocht diese Speisen für die Gäste. 8 2 — Bu elmalar sizin içindir. 3 — A na caddeden geçerek sine­ maya koşuyoruz. 4 — B urada daha uzun kalmak is­ terim, ama vaktim yok. 6 — Ben arabayı hergün bu yol b oyunca iterim. 7 — Çocuk ağır taşlan bahçeden geçerek eve taşıyor. 8 — Annem bu yemekleri misafir­ ler için pişiriyor. Dies© Äpfel sind für Sie. C — I ch kaufe diesen Hut für meinen Vater. D — Wie heissen dein Onkel? E — Wie heisst dein Onkel? F — Wir laufen durch die Haupt­ strasse zu dem Kino. G — D as Kind trägt die schweren S teine durch den Garten n ach Hause. I ch will hier länger bleiben), H a ber ich habe keine Zeit. I ch kaufe diesen Hut für mei­ ne Mutter. K — I ch schiebe den Kargen jeden T ag dresen Weg entlang. E A şağıdaki cümlelerde büyük harfle yazılmış kelimeler yerine şahıs zamirleri kullanınız. Cevaplar kâğıdına sadece bu bulduğunuz şahıs zamir­ lerini yazınız 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 — HEKK MÜLLER will auch einige Pfeifen für seine Freunde kaufen. — A HMET UND ZEYNEP werden heute abend ihre Freund© besuchen. — Du darfst DIESEN BLEISTIFT deinem Freund geben. — Die Kinder dürfen mit IHREN FREUNDEN im Garten spielen. — Diese Mappe und dieses Heft sind für IHRE KUSINE. —• MEINE BÜCHER liegen auf dem Tisch. — D ER BAUER wirft den Stein gegen DEN HUND. — Ohne SEINEN BRUDER kann er diese Übungen nicht schreiben. — Ohne Hasan können wir nicht beginnen. — Der Junge schenkt SEINEN BESTEN BALL SEINEM FREUND. T est 28'in yapılmış şekli A. 1 — er, als 2 — e s, er 3 — er, ältesten 4 — ste 5 — wie 6 — ste 7 — s te veya (e) 8 — so, wie B . 1 — F 2 — H 3 — D 4 — C 5 — K 6 — L 7 — Î 8 — M 9 — A10 — G C. 1 — F 2 - I 3 — M 4 — H 5 — L 6 — E 7 — K 8 — G 9 — A 10 — D E . 1 — mehr 2 — b esser, meine 3 — alt 4 — neuesten, dem ilim TfflT I m İM ALMANCA DERSLER I Corresponöenff Snstitute 59 LEHRSTÜCK NEUNUNDFÜNFZIG ÖNEKLERDEN TÜKETİLEN SORU KELİMELERİ Şimdiye kadar öğrendiğimiz öneklerin çoğunun önüne wo soru keli­ mesini ekleyerek yeni soru kelimeleri türetebiliriz. wovor [ vofo:r] olarak okunur. Türkçeye «neyin önünde» şeklinde çevrilebi­ lir. Görüldüğü gibi bu soru kelimesi wo ve vor kelimelerinin birleşmesin­ den meydana gelmesine rağmen Türkçeye bu iki kelimenin tam tercüme­ si olarak çevrilmez. Ayrı bir anlamı vardır. Şimdiye kadar öğrendiğimiz diğer soru kelimeleri gibi sorunun başmda yer alır ve bundan sonra so­ runun fiili gelir. Wovor liegt die Pfeife des V aters? Wovor steht die grosse V ase? Wovor sitzen die Kinder? Wovor liegt mein Rasierapparat? Wovor hängt dein neuer Anzug? Wovor steht das Bücherregal? Babanm piposu neyin önünde bulunu­ yor? Büyük vazo neyin önünde duruyor ? Çocuklar neyin önünde oturuyorlar? T ıraş makinem neyin önünde bulunu­ yor? Yeni elbisen neyin önünde asılı duruy or: Kitaplık neyin önünde bulunuyor? Bu sorulara verilen cevaplarda tabii ki vor öneki kullanılır. worüber [ vorü:ber] şeklinde okunur. Türkçeye <?neyin üzerinde» olarak çev­ rilebilir. Aynı yukarıdaki gibi kullanılır. _ 2— Worüber hängt das Schild des Sinemanın tabelası neyin üzerinde asıKinos? lı duruyor? Worüber hängt das Bild Atatürks? A tatürk'ün resmi neyin üzerinde ası­ lı duruyor? Worüber hängt der Käfig deines Senin kuşunun kafesi neyin üzerinde Vogels? asılı duruyor? Worüber fliegt der Vogel? Kuş neyin üzerinden uçuyor? worauf ( vorauf] şeklinde okunur. «Neyin üstünde» olarak Türkçeye çev­ rilir. Worauf liegt die Geldtasche? P ara çantası neyin üstünde bulunu­ yor? Worauf sitzen die Jungen? Çocuklar neyin üstünde oturuyorlar? Worauf schläft dein Bruder? E rkek kardeşin neyin üstünde uyu­ yor? Worauf liegen das Heft und das Defter ve kitap neyin üstünde buluBuch? n uyor? worunter [ vorunter] olarak okunur. Türkçeye «neyin altında» şeklinde çevri­ lebilir. Worunter schlafen die Katzen? Worunter sitzen deine Freunde? Worunter liegt die Rasierklinge? Worunter liegt die Serviette? Kediler neyin altında uyuyorlar? A rkadaşların neyin altında oturu­ yorlar ? J ilet neyin altında bulunuyor? Peçete neyin altında bulunuyor? woran [ voran] şeklinde okunur. Türkçesi «neyin yanında, bitişiğinde»dir. Woran hängt das schöne Bild? Woran steht deine Bank ? Woran sitzen die Gäste? Woran liegt das Schild? Güzel resim neyin yanında (nerede) asılı duruyor? Sıran neyin yanında duruyor ? Misafirler neyin yanında oturuyor­ lar? Tabela neyin yanında bulunuyor? worin [vorin] olarak okunur. Türkçeye «neyin içinde» şeklinde çevrilebilir. Worin liegen unsere Strümpfe? Çoraplarımız neyin içinde bulunuyor­ lar? ellidokuzuncu ders —3 Worin hängen die Anzüge? Worin arbeitet die Magd? Worin sind die Steine? Elbiseler neyin içinde asılı duruyor­ lar? Hizmetçi neyin içinde (nerede) çalı­ şıyor? T aşlar neyin içindedirler? Y ukarıda verdiğimiz örneklerde, yeni öğrendiğimiz soru kelimeleri ye­ rine çoğu zaman «nerede» anlamına gelen wo soru kelimesi de kullanıla­ bilir. Bunlar hem i-hali hem de e-haliyle kullanılan öneklerin bir kısmın­ dan türetilen soru kelimeleridir. Şimdi sırf i-haliyle ve sırf e-haliyle kulla­ nılan öneklerden soru kelimeleri türetelim. womit Türkçeye «neyle» şeklinde çevrilebilir. | vomitj olarak okunur Neyle (ne ile) yazıyorsun? Womit schreibst du? 7 Çocuklar neyle oynuyorlar? W omit spielen die Kinder? Zeynep haritayı neyle çiziyor ? Womit zeichnet Zeynep die L andkarte? Kız ayakkabılarını neyle temizliyor? Womit reinigt das Mädchen ihre S chuhe? Womit waschen Sie sich morgens? S abahları neyle yıkanırsınız? wovon T ürkçeye «ne hakkında, neden» şeklinde çevrilir. Okunuşu Lvofon] şeklindedir. Wovon sprechen die Schülerinnen? Kız öğrenciler neden (ne hakkında) konuşuyor ? Ebeveyn ne hakkında konuşuyor? Wovon sprechen die Eltern? Baba ve öğretmen ne hakkında ko­ Wovon sprechen der Vater und der Lehrer? nuşuyor r w oraus er wiU zu ihren Kız kardeşin kime gitmek istiyor ? F reundinnen gehen. Kız kardeşim arkadaşlarına gitmek i stiyor. Ohne wen kommst du zu mir? Bana kimsiz geliyorsun? Wovor stehen die Gäste? Misafirler neyin önünde duruyor? Vor wem steht der Schüler? Öğrenci kimin önünde duruyor? Womit gehst du in die Schule? Ne ile okula gidiyorsun? W oraus ist der Ball? Top nedendir? Ich komme ohne meinen Bruder zu dir. Kardeşim olmadan sana geliyorum. Die Gäste stehen vor dem Bahnhof. Misafirler istasyonun önünde du­ ruyor. E r steht vor dem Lehrer. O öğretmenin önünde duruyor. I ch gehe mit meiner Mappe in die Schule. Ç antamla okula gidiyorum. Der Ball ist aus Leder. Top deridendir. Willi i I yw 60 rötrrsponbfnfc jnstüütc | ALMANCA DERSLERİ LEHRSTÜCK SECHZIG O ZET G eçen derslerin en önemli konusu sıfat tamlamaları ve bunların ismin h allerine konmasıydı. Burada bunlara t e k r a r değinmeyeceğiz. Çünkü ellidördüncü dersimizde bunların hepsini birden içine alan çok teferruatlı ş emalar verdik. Sıfat tamlamalarını tekrarlamak için bu şemaları çalış­ manız yeter. Burada sadece birkaç örnek yapalım. der kranke Fischer d en kranken Fischer dem kranken Fischer d es kranken Fischers die kranken Fischer die kranken Fischer d en kranken Fischern der kranken Fischer e in kranker Fischer e inen kranken Fischer e inem kranken Fischer e ines kranken Fischers k ranke Fischer k ranke Fischer k ranken Fischern k ranker Fischer d ieser kranke Fischer d iesen kranken Fischer, d iesem kranken Fischer h asta balıkçı h a s t a balıkçıyı h asta balıkçıya h asta balıkçının h asta balıkçılar h asta balıkçıları h asta balıkçılara h a s t a balıkçıların h asta bir balıkçı h a s t a bir balıkçıyı h asta bir balıkçıya h asta bir balıkçının h asta balıkçılar h asta balıkçıları h a s t a balıkçılara h asta balıkçıların bu h a s t a balıkçı b u hasta balıkçıyı b u hasta balıkçıya _ 2— dieses kranken Fischers diese kranken Fischer diese kranken Fischer diesen kranken Fischern dieser kranken Fischer jener kranke Fischer jenen kranken Fischer jenem kranken Fischer jenes kranken Fischers jene kranken Fischer jene kranken Fischer jenen kranken Fischern jener kranken Fischer mein kranker Fischer deinen kranken Fischer seinem kranken Fischer ihres kranken Fischers unsere kranken Fischer eure kranken Fischer ihren kranken Fischern Ihrer kranken Fischer bu hasta balıkçının bu hasta balıkçılar bu hasta balıkçıları bu hasta balıkçılara bu hasta balıkçıların şu hasta balıkçı şu hasta balıkçıyı şu hasta balıkçıya şu hasta balıkçının şu hasta balıkçılar şu hasta balıkçıları şu hasta balıkçılara şu hasta balıkçıların h asta balıkçım h asta balıkçını h asta balıkçısına h asta balıkçısının h asta balıkçılarımız h asta balıkçılarınızı h asta balıkçılarına h asta balıkçılarınızın Y ukarıda bir sıfat tamlaması aldık ve bunu tekil ve çoğul olmak üze­ re ismin bütün hallerine soktuk. Bu tamlama artikeli der olan bir isimle yapılmıştır. Bildiğiniz gibi artikeller, yani die ve das için sıfatın aldığı ta­ kılar değişmektedir. II Almancada sıfata bazı takılar ekleyerek bunu derecelendirebiliriz. T urkçede bu görevi sıfatın önüne getirilen «daha» ve «en» kelimeleri görür. glücklich m utlu glücklicher d aha mutlu am glücklichsten en mutlu Görüldüğü gibi Almancada sıfat -er ve -sten eklenerek derecelendiril­ mektedir. Yalnız sonuncu şeklin önünde bir de am kelimesi bulunmaktadır. Bazı sıfatlar derecelendirilirken ufak bir değişikliğe uğrar ve içlerin­ deki sesli harfe (a, o, u gibi) nokta konur. (Yani bunlar ä, ö, ü o lur). altmışıncı ders —3— arm f akir gross büyük klug akıllı ärmer daha fakir grösser daha büyük klüger daha akıllı . am ärmsten en fakir am grössten en büyük am klügsten en akıllı Hemen hemen -t veya -d harfleriyle biten bütün sıfatlarda son ş e­ kilde -sten t akısıyla sıfat arasına bir e harfi konur. bunt renkli fremd yabancı bunter daha renkli fremder daha yabancı am buntesten en renkli am fremdesten en yabancı Sesli bir harfle biten s ıfatlarda da -sten ile sıfat arasına bir e girer. treu sadık treuer daha sadık am treuesten en sadık Bazı sıfatlar ise derecelenirken tamamen değişirler. hoch y üksek gut iyi viel çok höher d aha yüksek b esser d aha iyi mehr d aha çok am höchsten l hö:kstenj en yüksek am besten en iyi am meisten en çok Almancada mukayeseleri als kelimesi ile yaparız. Mein Hemd ist billig. Dein Hemd ist billiger. Dein Hemd ist billiger als mein Hemd. Gömleğim ucuzdur. Senin gömleğin daha ucuzdur. Senin gömleğin benim gömleğimden d aha ucuzdur. —4— D ieser blaue Strumpf ist lang. J ener grüne Strumpf ist länger. J ener grüne Strumpf ist länger a ls dieser blaue Strumpf. D er Schwamm ist gross. D er Stein ist grösser. Der Stein ist grösser als der S chwamm. E in Taschenmesser ist kleiner a ls ein Messer. D ie Hunde sind treuer als die K atzen. Mein Jeep fährt schneller als d ein Auto. D eine Tochter arbeitet mehr als mein Sohn. B u mavi çorap uzundur. Ş u yeşil çorap daha uzundur. Ş u yeşil çorap bu mavi çoraptan d aha uzundur. S ünger büyüktür. T aş daha büyüktür. T aş süngerden daha büyüktür. B ir çakı bir bıçaktan daha küçüktür. K öpekler kedilerden daha sadıktır. C ipim senin otomobilinden daha hızlı g idiyor. S enin kızın benim oğlumdan daha ç ok çalışıyor. G örüldüğü gibi a ls T ürkçede mukayese yapılan isimlerden ikincisine e klenen «-den» e kinin karşılığıdır. A ls ile yapılan mukayeselerde sıfatla­ rın -er e klenmiş şekilleri kullanılır. B aşka bir mukayese de so w ie k elimeleriyle yapılır. Bu çeşit mu­ kayeselerde sıfat hiçbir takı eklenmeden, olduğu gibi kullanılır. Meine Haare sind nicht so lang wie deine Haare. D as Heft ist so dünn wie das Buch. Mein Lehrer ist so alt wie mein Vater. A hmet läuft so schnell wie mein S ohn. Die Servietten sind nicht so teuer w ie die Handtücher. Der Sohn des Bauern arbeitet so viel wie sein Vater. I st dein Onkel so berümt wie mein V ater? B enim saçlarım senin saçların kadar u zun değildir. D sfter kitap kadar incedir. Ö ğretmenim babam kadar yaşlıdır. A hmet oğlum kadar hızlı koşuyor. P eçeteler havlular kadar pahalı de­ ğildir. Ç iftçinin oğlu babası kadar çok ç alışıyor. S enin amcan babam k a d a r meşhur mudur? So wie T ürkçeye «kadar» olarak çevrilebilir. Eğer bu kelimelerin ö nünde n icht k elimesi varsa, yani bunlar n icht so w ie şeklindelerse c ümle olumsuz olur. —5— D erecelendirilmiş sıfatlarla sıfat tamlamaları yapılabilir ve i-, e-, ve i n-hallerine konabilir. Bu tip sıfat tamlamalarından en çok üçüncü şekil­ deki sıfatlarla, yani -ste eki almışlarla yapılanlar çok kullanılmaktadır. B öyle derecelendirilmiş bir sıfatla yapılan tamlamalar ismin hallerine so­ kulurken derecelendirilmiş sıfatı sanki yeni bir sıfatmış gibi kabul edip o na gerekli takıları eklemelidir. d er klügste Schüler d en klügsten Schüler d em klügsten Schüler d es klügsten Schülers d ie klügsten d ie klügste« d en klügsten d er klügsten Schüler Schiftest Schülern Schüler en en en en akıllı akıllı akıllı akıllı öğrenci öğrenciyi öğrenciye öğrencinin öğrenciler öğreîvciVm öğrencilere öğrencilerin çiçek çiçeği çiçeğe çiçeğin çiçekler çiçekleri çiçeklere çiçeklerin ev evi eve evin evler evleri evlere evlerin e n akıllı fen ak'A'A e n akıllı e n akıllı en en en en en en en en en en en en en en en en güzel güzel güzel güzel güzel güzel güzel güzel d ie schönste Blume d ie schönste Blume d er schönsten Blume d er schönsten Blume d ie schönsten Blumen d ie schönsten Blumen d en schönsten Blumen d er schönsten Blumen d as grösste Haus d as grösste Haus d em grössten Haus d es grössten Hauses d ie grössten Häuser d ie grössten Häuser d en grössten Häusern d er grössten Häuser büyük büyük büyük büyük büyük büyük büyük büyük Y ukarıda der Schüler, die Blume ve das Haus isimleri ve klügste, s chönste ve grösste şeklinde derecelendirilmiş üç sıfatla tamlamalar yap­ tık ve bunların tekil ve çoğul i-, e- ve in-hallerini teşkil ettik. Gördüğünüz —6— gibi derecelenmiş halde bulunan sıfatlar normal kurala göre gerekli ta­ kıları almaktadır. Yalnız, sıfata e eklenmesi gereken hallerde sıfatın de­ recelenmiş şekli zaten e harfiyle bittiği için (klügste, schönste grösste) ay­ rıca bir e d aha eklenmez. Ein, eine, dieser, diese, dieses, jener, jene; jenes ve mülkiyet sıfat­ larıyla da böyle tamlamalar yapıp çekimleyebilirsiniz. Ellidördüneü ders­ teki şemaların bu konuda size büyük yardımları dokunacaktır. Ahmet ist der fleissigste Schüler meiner Klasse. Er ist mein bester Freund. Ich kenne ihn seit zehn Jahren. A hmet benim sınıfımın en çalışkan öğrencisidir. O benim en iyi arkadaşımdır. Onu on yıldan beri tanıyorum. Das ist die schönste Blume unseres Bu bahçemizin en güzel çiçeğidir. Gartens. Fatma Hanım kauft die billigsten Handtücher Mein Vater ist der bekannteste Arzt der Stadt. Das ist der höchste Hügel in unserem Bauernhof. Ich kann den schwersten Korb nicht tragen. Wir verkaufen die billigsten und besten Hüte der Stadt. Sind das die teuersten Seifen Ihres Ladens? Der Maler will uns seine schönsten Bilder schenken. Der Lehrer gibt dem klügsten Schüler der Klasse viele Bücher. Meine Grossmutter erzählt immer die traurigsten Geschichten. Die faulsten Schüler sitzen immer ganz hinten. F atma Hanım en ucuz havluları satın alıyor. Babam şehrin en tanınmış dok­ torudur. Bu çiftliğimizdeki en yüksek tepedir. Ben en ağır sepeti taşıyamam. Biz şehrin en ucuz ve en iyi şapkala­ rını satıyoruz. B unlar dükkânınızın en pahalı s abunları mı ? R essam bize en güzel resimlerini hediye etmek istiyor. Öğretmen sınıfın en akıllı öğrencisine birçok kitap veriyor. Büyükannem daima en acıklı hikâ­ yeleri anlatır. E n tembel öğrenciler daima en ar­ kada otururlar. _ 7— III I-halindeki isimlerle kullanılan önekleri kısaca tekrarlayalım: für durch um gegen ohne entlang — için den geçerek — e trafında, etrafına — k arşı siz, -sız — boyunca Ich kaufe einen Rasierpinsel für meinen Vater. Das Kind läuft durch den Garten zu dem Haus. Die Familie sitzt um den Tisch. Der Arzt kämpft gegen die Krankheiten. Das kleine Mädchen darf ohne Eltern ins Kino gehen. Wir gehen die Haupstrasse entlang. Babam için bir tıraş fırçası satın alıyorum. Çocuk bahçeden geçerek eve (doğru) koşuyor. Aile masanın etrafında oturuyor. D oktor hastalıklara karşı savaşıyor. Küçük kız ebeveynsiz (olmadan) sinemaya gidebilir. Ana cadde boyunca yürüyoruz. Görüldüğü gibi bu öneklerden sonra gelen isimler veya şahıs zamirle­ ri daima i-halinde bulunurlar. Bunlardan ohne'den sonra gelen isim çoğu zaman artikel almaz ve bu şekil daha çok kullanılır. Yukarıdaki örnekle de ohne bu şekilde kullanılmıştır. Entlang özel bir hal olarak ismin önü­ ne değil de arkasına gelir, ama isim gene i-haline sokulur. IV Ellidoku^uncu derste öğretilen soru kelimelerini burada kısaca tek­ rarlayalım. a. Cisimler, eşyalar, cansız varlıklar için kullanılanları: wovor worüber worauf worunter woran — — — — — neyin neyin neyin neyin neyin önünde üzerinde üstünde altında yanında —8 w orin womit wovon w oraus wofür seit wann ohne was neyin içinde neyle neden, ne hakkında nereden, neden ne için ne zamandan beri nesiz, ne olmadan B unlardan başka geçen derste bahsetmediğimiz şu soru kelimeleri de t üretilebilir: wonach wobei wozu w odurch w orum wogegen b. Şahıslar için kullanılanları kimin önünde kimin önüne kimin üzerinde kimin üzerine kimin altmda kimin altma kimin arkasında kimin arkasına kimin yanında kimin yanma kimin yanında kimin yanma, kime m it wem von wem bei wem zu wem n ach wem für wen ohne wen gegen wen um wen kiminle kimden kimin yanında kime kimden sonra kimin için kimsiz, kim olmadan kime karşı kimin etrafında neden sonra neyin yanında neye, niçin nereden geçerek, (ne sayesinde) neyin etrafında neye karşı vor wem vor wen ü ber wem über wen u nter wem u nter wen h inter wem h inter wen neben wem neben wen an wem an wen Yukarıdakilerden nach wem ve gegen wen, um wen soru kelimeleri de ilk defa bu derste verilmektedir. Ama kullanılışlarında bir özellik yoktur. A lmanca d e r s : 6 0 T EST 30 A B oş bırakılan yerleri doldurunuz. 1 — Worüber häng... du dein... Kleider? 2 — Zu geht die Schülerin n ach Schule? 3 — M i t will der Vater sprechen? 4 — Für k aufen die Eiternein... Hund? 5 — Gegen w irf... d as Kind S tein? 6 — Hinter setzt sich dein Bruder? 7 — Neben stehen die B ücher und Hefte? 8 — Wonach geh... ihr Hause? 9 — Bei w ohnt der arm... Student? 10 — Ohne darf er zu sein... Freund g ehen ? B A Listesi 1 — Gegen wen kämpfen die Sol­ daten? 2 — An wen schreibst du diesen Brief? 3 — Wogegen kämpft der Arzt? 4 — Mit wem will dein Freund spielen ? 5 — Womit will dein Freund spielen? 6 — Wobei sitzen die Gäste? 7 — Bei wem sitzen die Gäste? 8 — Seit wann arbeiten Sie in dieser Schule? ,B Listesi A —- Ne zamandan beri bu okulda çalışıyorsunuz ? ß —- D oktor neyle savaşıyor? C — Bu mektubu kimin yanında ya­ zıyorsun ? D —- A rkadaşın neyle oynamak i stiyor ? E —- A skerler kime karşı savaşı­ yorlar ? F —- Misafirler kimin yanında o turuyor ? G —- D oktor neye karşı savaşıyor? H -- A rkadaşın kiminle oynamak istiyor ? İ — Bu mektubu kime yazıyorsun ? K —- Misafirler neyin yanında o turuyor? A L istesi 1 — B u meşhur doktor kimin için A ç alışıyor. B 2 — B u meşhur doktor ne için ç alışıyor? C B L istesi W orum sitzen die Katzen? F ür wen arbeitet dieser be­ rühmte Arzt? W ovon sind diese Schuhe? 7 Balıkçı nereden geçerek eve gidiyor ? Bu ayakkabılar nedendir? Çocuklar neyin altında u yuyor? Kediler kimin etrafında o turuyor? Sen neyin olmadan (nesiz) okula gidemezsin? Kimin arkasında büyük bir masa duruyor ? D E F G H K Ohne wen kannst du nicht in die Schule gehen? W orunter schlafen die Kinder? H inter wem steht ein grosser T isch? Wodurch geht der Fischer n ach Hause? Wofür arbeitet dieser be­ rühmte Arzt? Ohne was kannst du nicht in die Schule gehen? W oraus sind diese Schuhe? Um wen sitzen die Katzen? E Aşağıdaki cümlelerde yanlışlar vardır. Bu yanlışları bulunuz ve doğ­ ru şekillerini cevaplar kâğıdının E bölümüne yazınız. Sadece bu doğru şek­ li yazınız, bütün cümle istenmemektedir. Bu doğru cümle bir isim veya fiil olabilir. 1 2 3 4 5 6 7 8 — — — — — — — — Mit wen macht ihr ein Spaziergang? F ür wem bringst er diese neue Zeitungen ? Seit wann sind Sie in diese Stadt? Zu wen willst du heute gehst? Neben wen liest nieine Strümpfe? W oraus werden die Kinder kommt? Von wen werdet ihr einen Traktor kauft? Gegen wem kämpft deine Freunde? T est 29'un yapılmış şekli 1 — die, dem 2 — ohne 3 — en, en, en 4 — die, zu 5 — die, en, für, die 6 — den, die, es 7 — en, em 8 — sich, den 9 — dem (diesem), en 10 — e, ohne B. 1 - C 2 - E 3 — H 4 — F 5 — K 6 — 1 7 — D 8 — G C. 1 - Î 2 - B 3 - F 4 - H 5 - 6 K 7 - G 8 - A E . 1 — e r 2 — sie 3 — ihn 4 — ihnen 5 — sie 6 — sie 7 — en, ihn 8 — i hn 9 — ihn 10 — ihm, ihn I İM p i yM 61 Mi Coırrspondrnrr J nstimtf ALMANCA DERSLER L E H R S T Ü C K EINUNDSECHZIG IMPERFEKT — GEÇMİŞ ZAMAN Şimdiye kadar iki zaman gördük. 1 — Şimdiki zaman 2 — Gelecek zaman B unlardan şimdiki zamanın, Ich s chreibe. Sie schläft. Sie lernen Deutseh. Ben yazıyorum. O uyuyor. Onlar Almanca öğreniyorlar. gibi şimdi, şu anda meydana gelen hareketleri, işleri gösterdiğini bili­ yoruz. Yalnız cümlede bu işin veya hareketin her zaman yapıldığım gös­ teren «daima, hep, ekseriya,...» gibi kelimeler varsa cümlenin fiili Türkçede geniş zamanda bulunur. Şu halde Türkçede «Şimdiki zaman» ve «Ge­ niş zaman» diye iki ayrı kip bulunmasına rağmen Almancada bunlar bir t ek zamanla ifade edilirler. Ich schreibe oft einen Brief. Sie schläft immer. Sie sprechen immer. E kseriya bir mektup yazarım. O daima uyur. Onlar daima konuşur. Almanca şimdiki zaman bir cümlenin Türkçeye şimdiki zaman ve geniş zaman kiplerinden hangisini kullanarak çevrilmesi gerektiğini cüm­ lenin anlamından çıkarırız. Cümle her zaman yapılan bir işi, hareketi be­ lirtiyorsa o zaman geniş zamanı kullanabiliriz. Gelecek zamanın ise _ 2— I ch werde schreiben. Sie wird schlafen. Wir werden lernen. Yazacağım. Uyuyacak. Öğreneceğiz. gibi gelecekte yapılacak iş ve hareketleri gösterdiğini öğrendik. Bu derste geçmiş zamanı öğreneceğiz. Geçmiş zaman geçmişte olmuş hareketleri anlatmak için kullanılır. «Yürüdüm. Uyudun. Aldı.» sözlerindeki fiiller geçmiş zaman halindedir­ ler. Çünkü bunların gösterdiği hareketler geçmişte meydana gelmişlerdir. Almancada geçmiş zamanı gösteren daha başka kipler bulunduğun­ dan aralarında bir ayırım yapmak için şimdi öğreneceğimiz geçmiş za­ man kipinin Almancasmı da verdik: Imperfekt [imperfekt] I mperfekt genellikle hikâyelerde kullanılır. Konuşmalarda daha az r astlanır. Konuşmalarda geçmiş zaman belirtmek için daha başka kipler v ardır. i mperfekt gayet kolay teşkil edilir. Almancada, bildiğiniz gibi, her fiil -en harfleriyle sona erer. Bu en takısını attıktan sonra geriye kalan kısma fiilin kökü denir. Örneğin, lernen, machen, schreiben fiillerinin kö­ kü lern, mach, schreib'dır. imperfekt, fiilin köküne birtakım takılar ek­ leyerek yapılır. Aşağıda bu takıları görüyorsunuz: ich du er sie es w ir i hr sie Sie -te [te] - test [test] - te [te] - te [te] - te [te] - ten [ten] - tet [tet] -ten [ten] -ten [ten] Şimdiki zaman da fiilin köküne birtakım ekler ekleyerek yapılıyor­ du. Şimdiki zaman takılarını imperfekt takılarıyla karşılaştırırsanız bir­ birlerine çok benzediklerini görürsünüz. altmışbirinci ders —3 ~ Kökü lern olan lernen fiiline bu takıları ekleyerek Imperfekt şekille­ rini teşkil edelim. ;i lernen ich diu er sie es w ir i hr sie Sie Lern-te [lernte] lern-test [lerntest] lern-te [lernte] lern-te [lernte] lern-te [lernte] lern^ten [lernten] lern-tet [lerntet] lern-ten [lernten] lenkten [lernten] öğrenmek öğren-dim öğren-din öğren-di öğren-di öğren-di öğren-dik öğren-diniz öğren-diler öğren-diniz Y ukarıda takılar, daha iyi anlayabilmeniz için kökten ayrı yazıl­ mıştır. Şimdi daha başka fiillerin Imperfekt şekillerini teşkil edelim. Bu ör­ nekleri iyice inceleyiniz. machen ich diu er sie es wir i hr sie Sie mach-te maeh-test mach-te mach-te mach-te mach-ten mach-tet mach-ten mach-ten zeigen ich du er sie es zeig-te zeig-test zeig-te zeig-te zeig-te y apmak yap-tım y ap-tm y ap-ti yap-ti yap-ti yap-tik yap-tınız y ap-tilar y ap-timz g östermek g öster-dim göster-din göster-di göster-di göster-di wir ihr sie Sie zeig-ten zeig-tet zeig-ten zeig-ten g österdik gösterdiniz g österdiler gösterdiniz a ramak a radım a radın a radı a radı a radı a radık aradınız a radılar aradınız suchen ich du er sie es wir ihr sie Sie such-te such-test such-te such-te such-te such-ten such-tet such-ten such-ten kaufen ich du er sie es wir ihr sie Sie kaufte kauftest kaufte kaufte kaufte kauften kauftet kauften kauften spielen ich du er sie es wir ihr sie Sie spielte spieltest spielte spielte spielte spielten spieltet spielten spielten s atın almak s atın s atın s atın s atın s atın s atın s atın s atın s atın aldım aldın aldı aldı aldı aldık aldınız aldılar aldınız? oynamak oynadım oynadın oynadı oynadı oynadı oynadık oynadınız oynadılar oynadınız besuchen ich du er sie es wir ihr sie Sie besuchte besuchtest besuchte besuchte besuchte besuchten besuchtet besuchten besuchten erzählen ich diu er sie es wir ihr sie Sie erzählte erzähltest erzählte erzählte erzählte erzählten erzähltet erzählten erzählten sagen ich du er sie es wir ihr sie Sie sagte sagtest sagte sagte sagte sagten sagtet sagten sagten schenken ich du er sie es schenkte schenktest schenkte schenkte schenkte z iyaret etmek z iyaret ettim z iyaret ettin z iyaret etti z iyaret etti z iyaret etti z iyaret ettik z iyaret ettiniz z iyaret ettiler z iyaret ettiniz a nlatmak a nlattım a nlattın a nlattı a nlattı a nlattı a nlattık a nlattınız a nlattılar a nlattınız söylemek söyledim söyledin söyledi söyledi söyledi söyledik söylediniz söylediler söylediniz hediye etmek hediye hediye hediye hediye hediye ettim ettin etti etti etti wir ihr sie Sie schenkten schenktet schenkten schenkten schwitzen hediye hediye hediye hediye ettik ettiniz ettiler ettiniz terlemek terledim terledin t erledi terledi terledi terledik terlediniz t erlediler terlediniz ich du er sie es wir in* sie Sie schwitzte [ şvitste] schwitztest [ şvitstest] schwitzte schwitzte schwitzte schwitzten schwitztet schwitzten schwitzten Kökleri -t, -d veya -n harfleriyle biten fiiller Imferfekt haline konur­ ken kök ile Imperfekt t akıları arasına bir e eklenir. Yani bu fiiller için Imperfekt t akıları şu şekildedir: ich du er sie es wir ihr sie Sie -ete -etest -ete -ete -ete -eten -etet -eten -eten Bu yeni takıların diğerlerinin önüne bir e eklemek suretiyle meydar na geldiği açıkça görülmektedir. Şimdi bunlara örnekler verelim. Antworten fiilinin kökü antwort şeklindedir. Görüldüğü gibi fiilin kökü t ile bitmektedir. Şu halde bu fiili Imperfekt y aparken yukarıda ver­ diğimiz yeni takıları kullanmamız gerekir. Kolayca anlayabilmeniz için bu örnekte köke eklenen takıları ayrı yazıyoruz. _ 7— a ntworten ich du er sie es wir i hr sie Sie antwort-ete [antvortete] antwort-etest [antwortetest] antwort-ete [antvortete] antwort-ete [antvortete] antwort-ete [antvortete] antwort-eten [antworteten] antwort-etet [antvortetet] antwort-eten [antvortete»] antwort-eten [antvortetefll cevap vermek cevap cevap cevap cevap cevap cevap cevap cevap cevap ver-dim ver-din ver-di ver-di ver-di ver-dik ver-diniz ver-diler ver-diniz A rbeiten fiili de aynı şekilde çekimlenir. Arbeit şeklinde olan kökü t i\e brttiğm&en IraperfeM, yapıftAen ota da, ayta t a k t a r îMemr. a rbeiten ich du er sie es w ir i hr sie Sie arbeitete arbeitetest arbeitete arbeitete arbeitete arbeiteten arbeitetet arbeiteten arbeiteten çalışmak çalıştım çalıştın ç alıştı çalıştı çalıştı çalıştık çalıştınız ç alıştılar çalıştınız Bu şekilde çekimlenen fiillerde te harfleri iki kere tekrarlanır. Bun­ ların yazılışına ve okunuşuna çok dikkat ediniz. Begegnen fiili ise kökü n harfiyle bittiği için gene aynı şekilde çe­ kimlenir. begegnen ich du er sie es w ir begegn-ete begegn-etest begegn-ete begegn-ete begegn-ete begegn-eten k arşılaşmak k arşılaştım k arşılaştın k arşılaştı k arşılaştı k arşılaştı k arşılaştık —8— ihr b egegn-etet sie begegn-eten Sie begegn-eten eröffnen i ch du er s ie es w ir ihr s ie Sie eröffnete eröffnetest eröffnete eröffnete eröffnete eröffneten e röffnetet eröffneten eröffneten k arşılaştınız k arşılaştılar k arşılaştınız açmak açtım a çtm a çtı a çtı açtı a çtık açtınız a çtılar açtınız Eröffnen fiilinin de kökü n harfiyle biter. Onun için o da değişik çe­ kimlenir. B urada önemli bir noktaya değinmek isteriz: Kökü n harfiyle biten h er fiile böyle değişik bir çekim uygulanmaz. Örneğin, bu dersin başın­ daki örneklerde çekimlediğimiz lernen fiili kökü n ile bitmesine rağmen n ormal olarak çekimlenir. Bunun gibi weinen ve wohnen fiilleri de nor­ mal bir şekilde çekimlenirler. Kökleri n ile biten fiillerin ancak . «Çiftliğinizdeki mutlu günlerimizi daima hatırlaya­ cağız.» « Hasan Bey!» diyor Bay Müller. «Şimdi (artık) iki kızınız var. Lütfen, I nge'ye o kadar çok pilav ve börek vermeyiniz. Zaten (şimdiden) şişman bir kız. Sonra yakında ona daha büyük elbiseler satın almaya mecbur kalacağız!» N ihayet tren düdük öttürüyor. Bay Müller ve hanımı biniyorlar. «Al­ lahaısmarladık! Allahaısmarladık!» Tren yavaş yavaş istasyondan gidi­ yor, (çıkıyor) Daha uzun bir süre birbirlerine el sallıyorlar. IMPERFEKT Geçen ders öğrendiğimiz bu kipe gene örnekler verelim: bezahlen ich bezahl-te ödemek ödedim du er sie es wir ihr s ie Sie bezahl-test bezahl-te bezahl-te bezahl-te bezahl-ten b ezahl-tet bezahl-ten bezahl-ten m ieten odedin ödedi ödedi ödedi ödedik ödediniz ödediler ödediniz k iralamak k iraladım k iraladın k iraladı k iraladı k iraladı k iraladık kiraladınız k iraladılar kiraladınız ich du er sie es wir ihr sie Sie m iet-ete miet-etest miet-ete miet-ete miet-ete m iet-eten m iet-etet miet-eten miet-eten Şimdi de bu yeni öğrendiğimiz zamanla cümleler yapalım. Ich spielte mit meinen Freunden. Mein Vater bezahlte die Rechnung. Der Bauer arbeitete gestern nicht. Ich setzte n Jsh auf deinen Stuhl. Der Junge verabschiedete sich. Wir erinnerten uns an unsere gîücklichen Tage. Die Tochter fragte den Grossvater, a ber er antwortete nicht. Die Familie frühstückte um sieben U hr. Der Arzt mietete eine Wohnung. Der Schüler machte seine Haus­ aufgaben. Die Kinder kauften einen Ball. Die Grossmutter erzählte eine Geschichte. Wir besuchten unsere Bekannten. Die Schüler innen liebten ihre L ehrerin sehr. A rkadaşlarımla oynadım. B abam hesabı ödedi. Çiftçi dün çalışmadı. Sandalyene oturdum. Çocuk vedalaştı. Mutlu günlerimizi hatırladık. Kız büyük babaya sordu, ama o ce­ vap vermedi. Aile saat yedide kahvaltı etti. D oktor bir ev kiraladı. Öğrenci ev ödevlerini yaptı. Çocuklar bir top satın aldılar. Büyük anne bir hikâye anlattı. Tanıdıklarımızı ziyaret ettik. Kız öğrenciler öğretmenlerini çok s eviyorlardı. — 7— Y ukarıda gördüğümüz gibi fiili Imperfekt halinde bulunan bir cüm­ lenin yapısında bir değişiklik olmaz. Fiil gene bulunması gereken yerde ve diğer öğeler de gerekli yerlerinde bulunurlar. Burada kısa bir hatırlat­ ma yapalım: Cümlenin öznesi tekil bir isimse ikinci yerde fiilin üçüncü tekil şahısla, yani er, sie, es ile kullanılan şekli yer alır. Eğer cümlenin öznesi çoğul bir isimse veya birden fazla isimden meydana geliyorsa fiilin çoğul üçüncü şahısla, yani sie (sondaki) ile kullanılan şekli ikinci yerde b ulunur. Bu hususu şimdiki zamanı ve fiil çekimlerini anlatırken ayrın­ tılı bir şekilde açıklamıştık. A şağıda şimdiki zamanda bulunan cümleler, bunların altında da I mperfekt şekilleri verilmiştir. İnceleyiniz. Meine Mutter wartet vor der Schule. Meine Mutter wartete vor der Schule. D as Kind öffnet das Fenster. D as Kind öffnete des Fenster. Wir reinigen unsere Schuhe. Wir reinigten unsere Schuhe. Annem okulun önünde bekliyor. Annem okulun önünde bekledi. Çocuk pencereyi açıyor. Çocuk pencereyi açtı. Ayakkabılarımızı temizliyoruz. Ayakkabılarımızı temizledik. Der Bruder wohnt in jenem Haus. E rkek kardeş şu evde oturuyor. Der Bruder wohnte in jenem Haus. E rkek kardeş şu evde oturdu. Ich rauche keine Zigaretten. Ich rauchte keine Zigaretten. D as rote Auto gehört unserem Onkel. D as rote Auto gehörte unserem Onkel. S igara içmiyorum. S igara içmedim. Kırmızı otomobil amcamıza aittir. Kırmızı otomobil amcamıza aitti. Was der Deutsche Sagt Wie der Deutsche Spricht Almancada «sabahleyin, yarın, Cuma günü, yazın, bu sene» gibi za­ man bildirmeler an ve in öneklerinden yararlanarak yapılır. Bunlardan bir kısmını daha önce öğrenmiştik. Gene de hepsini genel olarak kısaca inceleyelim. —8— a. Günün zamanları ve günler Sabah, öğle, öğleden sonra, akşam gibi günün zamanları veya gün­ lerle ilgili bir zaman bildirme yapmak istiyorsak an önekini kullanırız. Bu önek, yukarıda adı geçen isimlerin artikeli der olduğu için hepsinin önünde am şeklinde bulunur. (Biliyorsunuz ki am, an dem kelimelerinin kısaltılmış şeklidir.) Wir fıühstücken am Morgen. Wir schreiben unsere Hausaufga­ ben am Vormittag. Mein Vater ist am Mittag nicht zu Hause. Die Mutter schläft am Nachmittag. Am Abend waschen sich die Kinder. Die Schüler gehen am Sonntag nicht in die Schule. Die Tante kommt am Mittwoch. Ich gehe am Donnerstag ins Kino. Kannst du am Sonnabend zu mir k ommen? Sabahleyin kahvaltı ediyoruz. E v ödevlerimizi öğleden önce yazıyo­ ruz. Babam öğleyin evde değildir. Anne öğleden sonra uyuyor. Çocuklar akşamleyin yıkanıyorlar. Öğrenciler pazar günü okula gitmi­ yorlar. Teyze çarşamba günü geliyor. P erşembe günü sinemaya gidiyorum. C umartesi günü bana gelebilir misin ? b . H aftalar aylar, seneler ve mevsimler. B unlarla ilgili bir zaman bildirme yaparken in önekini kullanırız. i n b unlardan artikeli der (ve das) olanların önünde im şeklinde bulu­ nur. Die Schwester kommt in dieser Woche. Im April fahren wir nach Deutschland. Ich kann im August nach İzmir kommen. Wir kauften dieses Haus im Jahr 1963. Meine Schwester wird in diesem Jahr hier bleiben. Im Sommer gehen wir nicht in die Schule. Im Winter ist das Wetter kalt. Die Bäume sind im Frühling grün. Kız kardeş bu hafta geliyor. N isan'da Almanya'ya gidiyoruz. A ğustos'ta İzmir'e gelebilirim. Bu evi 1963 yılında satın aldık. Kız kardeşim bu sene burada k alacak. Yazın okula gitmeyiz. Kışın hava soğuktur. A ğaçlar ilkbaharda yeşildir. Almanca ders: 62 Test 31 İMTİHAN 6 A Boş bırakılan yerleri doldurunuz. 1 — Ich kaufe einen rot... Hut für meine klein... Schwester. 2 — Dieser rot... Hut ist gross dein grün... Hut. 4 — Seit wann arbeitet der Bauer in dies... gross... Bauernhof? 5 — Wir gehen ... Hauptstrasse ent­ lang zu unser... Schule. 6 — Mein Vater wird eine neu... Mappe für (ich) kaufen. 7 — Der Vater muss für Familie arbeiten. 8 — Die Kinder werfen den Ball gegen Fenster dies... gross... Ladens. 9 — Mein Paket ist nicht gross dein Paket. 10 — Der Sohn des Lehrer... ist fleissig der Sohn Fischers. 11 — Die klein... Kinder können sich an ihr. . Grossvater nicht erinnern. 12 — Dien­ stag werden wir unsere Grossmutter besuchen. 13 — Sommer ist das Wetter sehr heiss. 14 — Der Lehrer erinnert an sein... alt... Schüler nicht mehr. 15 — Wir werden bis zu dies höh . . Hügel Fuss gehen. B A Listesi — Der berühmte Arzt kauft A diese Pfeife für seinen Bruder. B — Der berühmte Arzt kaufte diese Pfeife für seinen Bruder. — Das Auto meines Vaters ist C schöner als dein Auto. — Das Auto meines Vater ist so D schön wie dein Auto. — Das Auto meines Vaters ist E am schönsten. — Wovon sprechen die Ärzte? F B Listesi Neyin yanında oturuyorsunuz? Babanım otomobili senin baba­ nın otomobilinden daha güzel­ dir. Hizmetçi kız ağır paketi bah­ çeden geçerek mutfağa taşıyor. D oktorlar ne hakkında konu­ şuyor? B abamın otomobili senin oto­ mobilin kadar güzeldir. Meşhur doktor bu pipoyu er­ kek kardeşi için satın alıyor. 7 — Mit wem willst du nicht ar­ beiten? 8 — Bei wem wohnen Sie? 9 — Wobei sitzen Sie? 10 — Die Magd trägt das schwere Paket durch den Garten in die Küche. G — Bal>amm otomobili en gü­ zeldir. H — Kiminle çalışmak istemiyor­ sun? İ Babamın otomobili senin oto­ mobilinden daha güzeldir. K Meşhur doktor bu pipoyu erkeK kardeşi için satın aldı. L — Kimin yanında oturuyorsunuz? ( ikâmet etmektesiniz.) M — Babamın otomobili senin oto­ mobilinden daha güzeldir. A Listesi 1 — Çiftçi taşı köpeğe karşı atıyor. 2 — Mehmet sınıfın en tembel öğrencisidir. 3 — Bu çocuk en iyi arkadaşımdır. 4 — Teyzesi annem kadar şişman değildir. 5 — Sarı masa yeşil masadan d aha küçüktür. 6 — Bu çanta nedendir? 7 — Zeynep bir hikâye anlattı. 8 — ö ğrenciler ve öğretmen güldü. 9 — Hikâye ne hakkında? 10 — Sonbaharda sıcak giyiniriz, A B Listesi Zeynep erzählt eine Geschichte. Der gelbe Tisch ist kleiner als B def grüne Tisch. Woraus ist diese Mappe? C Worüber ist die Geschichte? D Die Schüler und der Lehrer E lachte. F — Zeynep erzählte eine Geschichte. G — Dieses Kind ist mein bester Freund. H — Der Bauer wirft den Stein gegen den Hund. İ — Def Bauer wirft den Stein dejn Hund gegenüber. K — Die Schüler und der Lehrer lachten. L — Seine Tante ist nicht so dick wie meine Mutter. M — Mehmet ist der faulste Schüler def Klasse. N — Im Herbst ziehen wir uns warm an. D A şağıdaki cümlelerde bazı yerler boş bırakılmıştır. Her cümlenin al­ tında verilen dört kelimeden hangisinin bu boş yere gelmesi gerektiğini bulunuz ve cevaplar kâğıdına sadece bu kelimenin önündeki harfi ya­ zınız. 1 —Ich kann dieses Buch nicht geben. a. dich b. dir c. diu d. deinem 2 — Der Vater diese Bücher für seinen Sohn. a. wird) b. spielt c. kaufte d. isst 3 — Das Kind sitzt mit Hund neben dem Baum, a, seinem b. sein c. ihrem d. dieser 4— schreibst du deine Hausaufgaben? a, was b. woraus c. womit d. worum 5 — Die Freunde verabschieden und gehen nach Hause. a. mich b. einander c. sich d. mit ihnen 6. Wir erinnern uns Vater nicht. a. von unserem b. an unseren c. unserem d. unseren 7 — Meine Schwester ist alt wie dein Bruder. a. so b. als c. wie d. älter 8 — Die Schüler sitzen um Tisch. a. dem b. hinter dem c. den d. die 9 — Meine Schuhe sind Leder. a. von b. mit c. der d. aus 10 — Der Junge besucht seine Bekannten Sonntag. a. im b. am c. um d. wann E A şağıdaki cümleleri geçmiş zaman haline getiriniz. Cevap olarak sadece cümlenin fiilinin yeni şeklini yazınız. Bütün cümleyi katiyen yazmayımz. 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 — — — — — — — — — — Das Kind spielt mit seinen Freunden. Wir machen einen Spaziergang. Öffnest du die Tür? Die Mutter kocht Fleisch. Die Schüler beantworten die Fragen des Lehrers. Zeynep zeichnet eine Landkarte in ihr Heft. Der Mann putzt seine Zähne. Der Fischer klopft an die Tür. Er verwendet keine Serviette beim Essen. Der Arzt kämpft gegen die Krankheiten. F w arten ve lieben fiillerinin geçmiş zamanlarını teşkil edip, çekimle­ yiniz. Türkçelerini yazmanıza lüzum yoktur. İ mtihan 5'in yapılmış şekli 1 — mit, auf 2 — bei 3 — gegenüber 4 — aus 5 — mit, in 6 — mit, i ns 7 — aus, zu 8 — nach, in 9 — seit, mit, in, vor 10 — nlach, ins 11 — mit, in 12 — seit, mit 13 — aus, mit, nach 14 — zu 15 —• zu^ zu B . 1 - M 2 - H 3 — S 4 — 0 5 - R 6 - K 7 — E 8 — D 9 — L 10 — T 1 1 — P 12 — N 13 — C 14 — İ 15 — F C. 1 — F 2 — İ 3 — H 4 — T 5 — N 6 — Ü 7 — K 8 — U 9 — R I O — S 11 — C 12 — P 13 — L 14 — M 15 — E E . 1 — sich 2 — euch 3 sich 4 — sich 5 — sich 6 — mich, mich 7 — u ns 8 — sich 9 — dich 10 — sich F . 1 — Die Mutter dieses Arztes wird uns heute nicht besuchen. 2 -.— Ä rgere dich nicht! Ich kann deine Hausaufgaben machen. 3 — Dürfen wir dieses rote Kleid unserer Mutter zeigen? A. T est 30'un yapılmış şekli A. 1 st, e 2 — wem, der 3 — wem 4 — wen, em 5 — wem* t, dem 6 — wen 7 — wem, die 8 — t, nach 9 — wem, e 10 — wen (was), em B. 1 — E 2 — 13 — G 4 — H 5 — D 6 — K 7 — F 8 — A C. 1 — B 2 — H 3 — G 4 — K 5 — E 6 — L 7 - Î8 — F Eu 1 — wem, einen 2 — wen, du (bringt), neuen 3 — dieser 4 — wem, gehen 5 — wem, liegen 6 — kommen 7 —• wem, kaufen 8 — wen, k ämpfen uu TTTTTT ALMANCA DERSLERİ ı mı I 63 •ouespouiitncf JnsUtute \ L E H R S T Ü C K DREIUNDSECHZIG IMPERFEKT (devam) Önce geçen ders öğrendiklerimizi kısaca tekrarlayalım. Imperfekt Almancada geçmiş zamanı gösteren bir fiil kipidir. Bu kip d aha çok hikâyelerde kullanılır. Bir fiilin Imperfekt şeklini tau fiilin kö­ küne aşağıdaki takıları ekleyerek teşkil ederiz. ich du er ,sie, es wir ihr sie Sie -te - test -te -ten -tet -ten -ten Örnek olarak wecken fiilini alalım. Fiilin kökü weck şeklindedir. O halde tau köke yukarıdaki takıları ekleyerek wecken'in Imperfekt şeklini teşkil edebiliriz: wecken ich du er sie es wir weck-te weck-test weck-te weck-te weck-te weck-ten u yandırmak uyandır-dım uyandir-dm uyandir-di uyandir-di uyandir-di uyandir-dik —2— i hr weck-tet s ie weck-ten Sie weck-ten uyandır-dınız u yandır-dılar uyandir-dmiz Bu örnekte görüyoruz ki bir fiil üçüncü tekil şahıslar için Imperfektte aynı takıları alır: er weckte, sie weckte, es weckte. Onun için bundan s onra şimdiki zamandaki çekimlerde yaptığımız gibi üçüncü şahsı gös­ teren bu kelimeleri «er, sie, es» şeklinde yanyana yazıp yanlarında da fii­ lin aldığı şekli vereceğiz. Yani her üç kelimeyi de teker teker alt alta yaz­ mayacağız, çünkü fiil her üçü için aynı şekildedir. Bunları teker teker a lt alta yazmak lüzumsuz bir tekrar olur. Y ukarıdaki örnekte fiilin birinci ve üçüncü tekil şahıslar için aynı t akıları aldığını görüyoruz: ich weckte - er, sie, es weckte. Birinci ve üçüncü çoğul şahıslar için de durum aynıdır: wir weckten sie weckten. Geçen derste öğrendiğimiz önemli bir husus da kökü t veya d ile biten fiillerin Imperfektlermin teşkil edilmesiydi. Kökü bu harflerle biten fiil­ lere de şu takılar ekleniyordu: ich du er, sie, es wir i hr sie Sie -ete - etest -ete -eten - etet -eten -eten Bu yeni takıların diğerlerinin önüne bir e eklemek suretiyle meyda­ na getirildiği açıkça görülüyor. Şu halde bu yukarıdakiler diğer takıla­ rın bir özel halidir ve aslında değişen birşey yoktur. Bu duruma örnek olarak beantworten fiilini alalım. Fiilin kökü b eantwort şeklindedir ve t ile biter. Bu köke yukarıdaki takıları ekleye­ rek fiili Imperfekt yapalım: b eantworten ich du e r, sie, es wir i hr sie Sie beantwort-ete beantwort-etest beantwort-ete beantwort-eten beantwort-etet beantwort-eten beantwort-eten cevaplandırmak cevaplandır-dım cevaplandir-dm cevaplandir-di cevaplandir-dik cevaplandir-dmiz cevaplandır-dılar cevaplandir-diniz altmışüçüncü ders _ 3— Y ukarıda verdiğimiz her iki örnekte de takılar daha iyi seçilebilme­ leri için ayrı yazılmıştır. Aslında fiile bitişik yazılırlar, • I mperfekt şekilleri yukarıda izah edilen şekilde teşkil edilen fiilleri D ÜZENLİ FİİLLER diye adlandıracağız. Başka bir deyimle DÜZENLİ F İİLLER köklerine yukarıda gösterilen iki çeşit takıdan birisini ekle­ mek suretiyle Imperfekt yapılırlar. Bu derste DÜZENSİZ FİİLLERİ inceleyeceğiz. Düzensiz fiiller, adlanndan da belli olduğu gibi geçmiş zamana, yani Imperfekte çevrilirken y ukaııda verdiğimiz kurala uymazlar, köklerine bu takıları almazlar. Bu çeşit fiiller geçmiş zamanda tamamen değişirler. Bu nedenle düzensiz fiil­ leri öğrenirken geçmiş zamanda aldıkları şekilleri de birlikte ezberlemek g erekir. Biz derslerimizde «Öğrenilecek kelimeler» bölümünde yeni fiiller v erirken bunlardan düzensiz olanlarının yanında geçmiş zamanda aldık­ ları şekilleri de vereceğiz. Şu halde yanında birşey olmayan fiiller düzen­ li demektir. Örneğin, sehen fiili düzensiz bir fiildir. Geçmiş zamanda, yani Im­ perfekt şeklinde kökü sah |za:J şeklini alır ve fiil şu şekilde çekimlenir: ich du er sie es wir ihr sie Sie s ah sah-st [za:st] s ah s ah sah s ah-en [zaten] s ah-t [za:t] sah-en sah-en g ördüm gördün g ördü g ördü g ördü g ördük gördünüz g ördüler gördünüz Düzensiz fiillerin özelliklerini kısaca şöyle özetleyebiliriz: a. Imperfektte kökleri değişir. Örneğin, sehen, sah olur. Nasıl de­ ğiştiğini bulmak için bir kural yoktur. Onun için düzensiz fiillerin Imper­ fekt şekli bu fiiller öğretilirken birlikte verilir veya ayrıca özel listeler­ le gösterilir. İleride size bütün düzensiz fiillerin geçmiş zamanlarını ve­ ren bir liste göndereceğiz. b. Düzensiz fiillerin bu değişen kökleri şahıslara göre çekimlenirken bazı takılar alır. Yalnız birinci tekil şahıs (ich) ve üçüncü tekil şa­ hıslarda (er, sie, es) kök hiçbir takı almaz. Örnekte de sah şeklinde olan —4— kök birinci ve üçüncü şahıslarda hiç takı almamıştır: ich sah; er, sie, es s ah. Buna göre düzensiz fiillerin Imperfektte köklerine aldıkları takıları şöyle sıralayabiliriz: ich du er sie es wir ihr sie Sie ( takı almaz) -st Lst] ( takı almaz) ( takı almaz) ( takı almaz) -en Len] -t [t] -en [en] -en [en] E ğer dikkat edecek olursanız bunlar fiil kökünün şimdiki zamanda ve düzenli fiillerin Imperfekt şeklinde aldıkları takılara çok benzemektedir­ ler. Bu husus yukarıdaki takıları kolayca aklınızda tutmanızı sağlayaca­ ğı gibi hepsini birbirine karıştırmanıza da sebep olabilir. Her üç haldeki t akıları iyice öğreniniz. Bu verdiğimiz takılara göre düzensiz bir fiil olan gehen'in Imperfekt şeklini teşkil edelim. Gehen'in kökü Imperfektte ging Lgmg] şeklindedir. Şu halde şöyle çekimleyebiliriz: gehen ich du er, sie, es wir ihr sie Sie ging ging-st [gingst] ging ging-en | gingen] g ing-t (gingt) ging-en ging-en g itmek g ittim g ittin g itti g ittik g ittiniz g ittiler gittiniz Birinci (ich) ve üçüncü şahıslarda (er, sie, es) kök (ging) hiç takı eklenmeden kullanılmıştır. Diğer şahıslar için gerekli takıları almıştır. Düzensiz fiiller de Türkçeye aynı şekilde çevrilirler ve cümlede aynı düzenli fiiller gibi kullanılırlar. Özellikleri köklerinin değişmesidir. A şağıda şimdiye kadar öğrendiğimiz düzensiz fiilleri ve bunların geç- miş zaman için kullanılan şekillerini, y ani geçmiş zamanda köklerinin ne şekle girdiğini veriyoruz. Fiil a bfahren (*) a nkommen (*) s ich anziehen (*) a ufstehen (*) a ussteigen ( : ) s ich ausziehen (*) b eginnen b ekommen b leiben b rechen b ringen d enken e insteigen (*) e intreten (*) e ssen f ahren f inden f liegen g eben g efallen g ehen g ewinnen h aben h ängen h eben h eissen h elfen k ennen k ommen l aufen l esen Hegen Okunuşu a bfa:renj a nkommen] z ih a ntsi:en] a ufşterenj a usştaygen] z ih a ustsi:en] b eginnen] b ekommen] b layben] b rehen] b ringen] d enken] a ynştaygen] ayntre:ten] e ssen ] f arren] f inden] f li :gen ] g e:ben] g efallen] g e:en] g evinnen] ha:ben] h engen] h erben] h aysen] h elfen] k ennen] k ommen] l aufen] l erzen] l i:gen] I mperfekti f uhr . „. a b k a m .... a n z og s ich .... an s tand ... a uf s tieg .... a us z og s ich .... aus b egann b ekam b lieb b rach b rachte d achte s tieg .... e in s t r a t .... «in a ss f uhr f and f log g ab g efiel g ing g ewann hatte h ing h ob h iess h alf k annte kam lief l as l ag Okunuşu [ fu:r ... ab] f ka:m . .. an] | t s o : g zih...an] [ stand . .. auf] I ştirg . .. aus] L tsorg zih...aus] [ began] [ bekarm] [ blirb] [ brarh] L brahte] [ dahte] | şti:g...ayn] [ tra:t...ayn] | a rs] [ fu:r] [ fand] [ florg] [ garb] I gefirlj [ ging] [ gevan] [ hatte] 1 h ing | [ horb] [ hirs] | h alf | [ kante] [ karm] i lirf] | l a :z] [ larg] _ F iil m itfahren (*) m itkommen (*) n ehmen p feifen r aten r ufen s chieben s chlafen s chliessen s chreiben s chweigen s ehen s ein s ingen s itzen s prechen s tehen s tehlen tragen t rinken t un v erbringen s ich verhalten v erlieren v erstehen v erwenden w aschen w erfen w issen <O kunuşu |mitfa:ren] ^ mitkommen] [ nermen] p fayfenj ra:ten] r u:fenj şkbenj ş larfen] şli :sen] ş rayben] ş vaygenj z e:en] z ayn] z ingen] z ittsen] ş prehen] ş te:en] ş te:len] trargen] t rinken] tu:n] f e rbringen] z ih f erhalten] f erli : ren] f erşte : en] f ervenden] v aşen] v erfen] v issen] 6— I rnperfekti f uhr....mit k a m .... mit nahm pfiff r iet r ief s chob s chlief s chloss s chrieb s chwieg sah w ar s ang s ass s prach s tand s tahl trug trank <O kunuşu f u:r..mit] ka:m...mit] na:m] p fif] ri:t] r i:f] r §o:b] [ Sli:f] Lgloa] ş ri:b] _ şvi:g] z a:J va:r] z ang] z a:sj şpra:h| s tand] ş ta:l] tru:g] trank] ta:t] f erbrahte] f erhi:lt z ih] f erlo:r] f e rstand] 1 f ervendete] ! f ervandte] v uş] | v arf] ! v uste] t at v erbrachte v erhielt sich v erlor v erstand v erwendete v erwandte w usch w arf w usste Düzensiz fiillerin Imperfektlerini incelerken bunları, köklerinin Im­ perfektte aldığı, şekillere göre bir takım gruplara ayırmak mümkündür. a. Imperfektte köklerinin sesli harfi (veya harfleri) değişerek i ve­ ya ie olanlar schreiben-schrieb, laufen-lief, rufen-rî£f, gehen-ging, blelben-blieb b. I mperfektte köklerinin sesli harfi a olanlar lesen-las, singen-sang, kommen-kam, stehen-stand c. Imperfektte köklerinin sesli harfi u olanlar f ahren-fuhr, waschen-wusch _ 7— d. Imperfektte köklerinin sesli harfi o olanlar fliegen-flog, heben-hob, schieben-schob Böyle bir gruplandırma size düzensiz fiillerin Imperfektlerini öğrenir­ ken pek bir fayda sağlamaz. Onun için biz de üzerinde çok az durduk. Önemli olan yukarıdaki listede verilen düzensiz fiillerin Imperfektlerini iyice bilmenizdir. Hepsini tereddütsüz bilene kadar çalışınız ve ezberle­ yiniz. Y anlarında (*•) işareti bulunan ayrılabilen fiillerin Imperfektini bu listede verdik. Bu konudaki gerekli açıklamayı gelecek derste yapacağız. Şimdi bu listeden yararlanarak birkaç düzensiz fiilin Imperfektini çekimleyelim. Beginnen'in Imperfekti için listeye bakarsak başında «Imperfekti» yazılı sütunda beginnen'in hizasında begann kelimesini görürüz. Şu halde beginnen'in kökü Imperfektte, yani geçmiş zamanda begann şeklini alır. D aha önceden düzensiz fiilleri çekimlemek için gerekli takıları da öğren­ diğimize göre fiilin Imperfektini şu şekilde çekimleriz: beginnen ich du , es wir i hr sie Sie begann [began] begannst [beganst] begann [began] begannen [beganen] begannt [begantj begannen [beganen] begannen [beganen] b aşlamak başladım başladın başladı başladık başladınız başladılar başladınız Şimdi başka bir fiil alalım. Bekommenen Imperfektine bakarsak be­ kam olduğunu görürüz. Bekommen fiilinin kökü Imperfektte bekam olu­ yor. Ve bekommen'i gene şu şekilde çekimleriz: bekommen ich du , es wir i hr sie Sie bekam [beka:m] bekamst [beka:mst] bekam [beka:m] bekamen |beka:men] bekamt |beka:mt] bekamen [beka:men] bekamen [beka:men] almak aldım aldın aldı aldık aldınız aldılar aldınız —8— Geben'in kökü ise Imperfektte sah şeklinde değişiyor. Çekimi de şöyle olur: geben ich du es wir i hr sie Sie gab | g a : b | gabst 1 g arbat] gab [garb] gaben [garben] gabt [garbt] gaben [garben] gaben [garben] vermek verdim verdin verdi verdik verdiniz verdiler verdiniz B ringen'in Imperfekti olarak listede brachte kelimesini görüyoruz. bringen ich du es wir i hr sie Sie brachte [brahte] brachtest [brautest] brachte [brahte] b rachten [brahten] brachtet [brahtet] brachten [brahten] brachten [brahten] getirmek getirdim g etirdin getirdi g etirdik getirdiniz getirdiler getirdiniz Birinci çoğul şahısta (wir) köke (yani brachte'ye) -en eklenmesi ge­ rekirken burada kök zaten e ile bittiği için sadece n eklenmiştir. Y ukarıdaki listede verdiklerimizin düzensiz fiiller olduğunu belirtmiş­ tik. Şimdiye kadar öğrendiğimiz fiillerden bu listede olmayanlar düzenli fiillerdendir. Bu düzenli fiillerin bir kısmını hatırlatalım: a ntworten, arbeiten, sich ärgern, ausmachen, bellen, besuchen, be­ zahlen, begegnen, bestellen, bedeuten, brauchen, beantworten, danken, drehen, entschuldigen, erzählen, eröffnen, fragen, füttern, sich freuen, führen, fehlen, frühstücken, gehören, hören, holen, handeln, kochen, k aufen, kosten, kämpfen, klopfen, Sachen, heben, legen, lehren, lernen, mieten, machen, öffnen, putzen, rauchen, reinigen, sich rasieren, sagen, setzen, spielen, stellen, stecken, suchen, säen, schwitzen, schenken, s chütteln, schmecken, übersetzen, verwenden (bu fiil düzensiz olarak da çekimlenebilir, listeye bakınız), verbessern, verkaufen, warten, wohnen, sich wundern, weinen, wecken, zeigen, zurückkehren, zeichnen, zählen, leben, sich erinnern, winken, sich verabschieden mim I İ Mİ y I 64 Cotnsponîlmcf Jnsntme 1 ALMANCA DERSLERİ LEHRSTÜCK VIERUNDSECHZIG Ö ğrenilecek kelimeler die Adressen a dresse] d as A lter,- [ alter] d er Brieffreunds i bri:ffroynd] a dres y aş m ektup a rkadaşı e rfreuen [ erfroyen] s evindirmek e rhalten [ erhalten] a lmak e rhalten'in e rhielt J erhi.it] I mperfekti d as Fahrrad,..er b isiklet |farrrad] _ 2— freundlich [froyndlih] froh [fro:] fröhlich [frörlih] g eehrt |gee:rtl d er Gruss,..e [gru:s] griissen [grürsen] herzlich fhertslih] d as Hobby [hobi] (çoğulu: Hobbies) hochachtungsvoll Lhohahtungsfol] die Illustrierten | illustri:rte| a rkadaşça, letzt- [letst] candan, samimilieb [li:b] sevinçli, neşeli das Make [ma:lj neşeli, sevinçli modern [modern] sayın nächst/- [ne:kst| selâm selâm vermek, reparieren selâmlamak [ r e pari: ren ] samimi, kalptenschicken [şiken] zevk için meş- schon | şo :n] guliyet, merak, die See,n [ze:] hobi der See,n [ze:J derin saygıla- vermissen | f ermissen ] rımla v orig/- [forig] (resimli) mec­ w underbar mua I vunderba:rj sonuncu, geçen sevgili defa, kere modern en yakın, gelecek, ertesi t amir etmek göndermek a rtık, (daha) deniz göl yokluğunu his­ setmek, aramak geçen, önceki ş ahane, fev­ kalâde AÇIKLAMALAR bekommen e rhalten nehmen holen Bu kelimelerin dördünün de Türkçe karşılıklarını «almak» şeklinde verdik. Ama aralarında önemli farklar vardır. Bekommen, aslında «bir şahıs (veya bir cisim) tarafından gönderilen, verilen bir şeyi almak, elde etmek» demektir. Tabi biz bunu cümle için­ de kullanırken uzun uzun açıklamasını yapmayız ve sadece «almak» deriz. I ch bekomme einen Brief von meinem Freund. Der Schüler bekommt keine A ntwort auf seine Frage. Der Junge bekommt etwas Geld von seinem Vater. Mein Freund bekam ein Faket von seinem Bruder. A rkadaşımdan bir mektup alıyorum. Öğrenci sorusuna bir cevap almıyor. Çocuk babasından biraz para alıyor. Arkadaşım erkek kardeşinden bir paket aldı. E rhalten de bekommen ile hemen hemen aynı anlamdadır. O da «verilen, gönderilen birşeyi almak, elde etmek» şeklinde Türkçeye çev­ rilebilir. Erhalten düzensiz bir fiildir. Onun için «Öğrenilecek kelimeler» altmışdördüncü ders bölümünde altında Imperfekti de verilmiştir: erhielt. Şimdiki zamanda çekimi özel bir durum gösterir. Dersin sonunda çekimi verilmiştir. Die Mutter erhält einen Brief von i hrem Sohn. Wir erhalten eine Antwort Wir erhalten eine Antwort auf unseren Brief. Der Mann erhielt gute Nachrichten von seinem Nachbarn. Ich erhalte keine Nachricht von ihm. Der Student erhält kein Geld von seiner Familie. Anne oğlundan bir mektup alıyor. Bir cevap alıyoruz. Mektubumuza bir cevap alıyoruz. Adam komşusundan iyi haberler aldı. Ondan hiçbir haber almıyorum. Öğrenci ailesinden hiç para almıyor. Nehmen, «birşeyi kendi isteği ile almak, kavramak, tutmak, eline almak, birşeyi (biraz sertçe, kabaca) almak, kapmak bir yiyecek mad­ desini, içeceği almak, (yani yemek, içmek)» anlamlarına gelir. Kullanıl­ dığı yerler ve haller çoktur. Aşağıdaki örnek cümleleri inceleyiniz: Die Magd nimmt den Eimer und t rägt Wasser in die Küche. Nimm jenen Korb und trage die Steine in den Garten! Die Mutter nimmt ihr Kind an der H and. Ich nehme Unterricht. Ich will Deutsch lernen. Meine Sehwester nimmt auch U nterricht. Wollen Sie ein Glas Wein nehmen? D as Kind nimmt das zweite F rühstück. Der Vater nimmt seinen Sohn in die Arme. Der Arzt nimmt den Hut vom Kopf und geht ins Zimmer. Der Junge nimmt ein Taschenmesser aus seiner Mappe. Unser Freund nimmt einen Ball a us dem Schrank. Hizmetçi kovayı alıyor ve mutfağa su taşıyor. Şu sepeti al ve taşları bahçeye taşı! Anne çocuğunu elinden tutuyoı. Ders alıyorum. Almanca öğrenmek istiyorum. Kızkardeşim de ders alıyor. Bii bardak şarap almak (içmek) is­ ter misiniz? Çocuk ikinci kahvaltıyı alıyor. (yiyor) Baba oğlunu kollarına alıyor. Doktor başından şapkayı (şapkasını) alıyor \ e odaya gidiyor. Çocuk çantasından bir çakı alıyor. Arkadaşımız dolaptan bir top alıyor. —4— D ie Magd nimmt das kleine Kind a us der Schule. Warum nimmst du die Lampe v om Tisch? N imm einen Stuhl und setz dich n eben mich! H izmetçi küçük çocuğu okuldan a lıyor. N için lâmbayı masadan alıyorsun? B ir sandalye al ve benim yanıma o tur! H olen, « gidip almak, (veya gelip almak), alıp getirmek, arayıp bu­ lup getirmek» anlamlarına gelir ve görüldüğü gibi diğerlerinden kesin­ likle ayrılır. D as Mädchen holt Brot vom N achbarn. I ch hole meinen Bruder von der S chule. W arte h ier! Ich hole einen Stuhl. Die Frau geht in die Küche und h olt die Butter. Wir gehen nach Hause und holen einen Tisch. D ie Schüler gehen im Sommer in die Schule und holen ihre Bilder. Kız komşudan ekmek alıyor. E r k e k kardeşimi okuldan alıyorum. B urada bekle! Bir sandalye alıyorum. K adın mutfağa gidiyor ve tereya­ ğ ı n ı ) alıyor. E ve gidiyoruz ve bir masa alıyoruz. Ö ğrenciler yazın okula gidiyorlar v e resimlerini alıyorlar. H olen y ukarıdaki örneklerin hemen hemen hepsinde «gidip almak ( veya alıp getirmek)» anlamındadır. Ama bu cümlelerin Türkçelerini ve­ rirken h olen'i s adece «almak» diye çevirdik. T ürkçeye aynı şekilde çevrilen bu dört fiili ve bunlarla yaptığımız c ümleleri iyice inceleyiniz. Türkçe bir cümlede «almak» fiilini görünce b u cümleyi Almancaya çevirirken bu «almak» m hangi anlamda kulla­ nıldığını ve bu anlamın b ekommen, erhalten, nehmen, holen f iillerinden h angisinin anlamına uyduğunu bulun ve ona göre kullanınız. d as Mal « defa» şeklinde Türkçeye çevirdiğimiz bu kelimeyi önüne çeşitli sı­ fatlar getirerek çeşitli şekillerde kullanabiliriz. d ieses Mal — b u defa B u d iesmal ş eklinde de yazılır ve aynı anlama gelir. d as nächste Mal n ächstes Mal d as vorige Mal v origes Mal g elecek defa .gelecek sefer g elecek defa ,gelecek sefer g eçen defa, geçen sefer g eçen defa, geçen sefer —5— einige Male viele Male mehrere Male mehreremal şeklinde de yazılır. das letzte Mal letztes Mal ein Mal einmal zwei (Mai(e) drei Mal(e) manchmal Ich entschuldige dich dieses Mal. Diesmal kann ich dir nicht helfen. Wir arbeiten nächstes Mal zu­ sammen. Ich sah ihn einige Male. Mehmet half mir mehrere Male. Der Schüler fragt den Lehrer mehrere Male, aber er antwortet n icht. — — — — — — — son defa son defa b ir defa bir defa, vaktiyle iki defa üç defa bazı defa, bazen b irkaç defa çok defa, çok defalar birçok defa, birçok defalar P3u defa seni affediyorum. Bu defa sana yardım edemem. Gelecek sefer birlikte çalışırız. Onu birkaç defa gördüm, Mehmet bana birçok defalar yardım e tti. Öğrenci öğretmene birçok defalar soruyor, ama o cevap vermiyor. letzt-? Türkçeye «geçen, sonuncu» şeklinde çevirdik. Bir sıfat olarak isim­ lerin önüne gelerek özellikle zaman bildiren deyimler şeklinde çok kul­ lanılır. Birtakım ekler aldığı için yanma (-) işaretini koyduk. letzte Woche im letzten Jahr letztes Jahr im letzten Sommer im letzten Winter Wir blieben letzte Woche zu Haus©. Letztes Jahr fuhr ich nicht nach Deutschland. Im letzten Sommer arbeitete ich in diesem Laden. Im letzten Winter kauften wir dieses Auto. Dieses Auto kauften wir im letzten Winter. geçen geçen geçen geçen geçen hafta sene içinde, geçen sene sene yaz kış Geçen hafta evde kaldık. Geçen sene Almanya'ya gitmedim. Geçen yaz bu dükkânda çalıştım. Geçen kış bu otomobili satın aldık. Bu otomobili geçen kış satın aldık. —6— L etzt- geçmişte olan olayları gösterdiği için genellikle geçmiş za­ manla birlikte kullanılır. Bu kelime, «sonuncu» anlamına da gelir. O zaman gene isimlerin önüne gelerek bir sıfat tamlaması şeklinde kullanılır. d er letzte Schüler die letzte Blume Das ist mein letztes Buch. Das letzte Haus gehört uns. — sonuncu öğrenci — sonuncu çiçek Bu benim sonuncu kitabımdır. Sonuncu ev bize aittir. E IN BRIEF VON INGE MÜLLER Liebe Alına! Dein lieber Brief erfreute mich sehr. Ich erhielt deinen Brief vor zwei Tagen und las ihn mehrere Male. Ich bin hier sehr glücklich, aber ich vermisse euch. Wie geht es meinen Lehrern und Freunden? Bitte, s chreib mir in deinem nächsten Brief mehr über sie. Die Çelikels sind wunderbare Menschen. Ihr Bauernhof ist sehr gross und modern. Ahmet und Zeynep sprechen gut Deutsch. Ihr Vater, Herr Çeîikel, kann auch etwas Deutsch sprechen, aber Frau Çelikels Deutsch i st sehr schlecht. Wir können sie nicht verstehen. Die Kinder gehen morgens in die Schule. Hasan Bey arbeitet auf den Feldern, und Frau Çelikel bleibt oft in der Küche. So sitze ich im G arten und lese meine Bücher. Manchmal spreche ich mit Hatice. Ich k ann ihr Türkisch nicht gut verstehen. Ich mache oft einen Spaziergang auf den Feldern. Ahmets Pferd, Ceylân, gefällt mir sehr, aber es liebt mich nicht so sehr. A hmet reparierte sein altes Fahrrad für mich. Ich fahre damit m anchmal zum See. Mein Vater und meine Mutter fuhren in der letzten Woche nach A nkara. Mein Vater wird dort in einer Schule Deutsch lehren. Ich will Hatice Deutsch lehren, aber sie lacht immer und lernt kein Wort. I hr kleiner Sohn, Seîim, lernt besser und ist klüger als sie. Er weiss schon j etzt einige Wörter. Ich ging vor drei Wochen zur Zeyneps Schule. Ihre Klassenkame­ raden wollen einige Brieffreunde aus Deutschland haben. Bitte, schreib mir die Namen deiner Freunde und deiner Freundinnen und ihre Alter, Hobbies und Adressen! Vierzig Schüler sind in Zeyneps Klasse, aber schicke mir noch mehr Namen und Adressen, denn die anderen Klassen wollen auch Brieffreunde aus Deutschland haben. Kannst du mir auch einige Illustrierten schicken? Ich werde sie Zeyneps Freunden geben. Sie —7— wollen viel Deutsch lesen. Grüsse alle Freunde und Freundinnen von mir! M t herzlichen Grüssen, Deine Inge I NGE MÜLLER'DEN BİR MEKTUP Sevgili Anna! Sevgili mektubun beni çok sevindirdi. Mektubunu iki gün önce al­ dım ve onu birçok defalar okudum. Burada çok mutluyum, ama sizin yok­ luğunuzu hissediyorum. Öğretmenlerim ve arkadaşlarım nasıl? Lütfen, ge­ lecek mektubunda onlar hakkında bana daha çok yaz! (onlardan bana d aha çok bahset). Çelikeller fevkalâde insanlar. Çiftlikleri çok büyük ve modern. Ah­ met ve Zeynep iyi Almanca konuşuyor. Babaları, Bay Çelikel de biraz Al­ manca konuşabiliyor, ama Bayan Çelikel'in Almancası çok kötü. Onu an­ layamıyoruz. Çocuklar sabahları okula gidiyor. Hasan Bey tarlalarda çalışıyor ve F atma Hanım ekseri mutfakta kalıyor. Böylece (onun için) bahçede otu­ ruyorum ve kitaplarımı okuyorum. Bazen Hatice ile konuşuyorum. Onun Türkçesini iyi anlayamıyorum. Ekseriya tarlalarda bir gezinti yapıyorum. Ahmet'in atı, Ceylân, benim çok hoşuma gidiyor, ama o beni sevmiyor. A hmet eski bisikletini benim için tamir etti. Bazen onunla (bisikletle) göle gidiyorum. Babam ve annem geçen hafta içinde Ankara'ya gittiler. Babam ora­ da bir okulda Almanca öğretecek. Ben Hatice'ye Almanca öğretmek is­ tiyorum, ama o hep gülüyor ve hiçbir kelime öğrenmiyor. Onun küçük oğlu Selim ondan daha iyi öğreniyor ve daha akıllı. Daha şimdi (den) bir­ kaç kelime biliyor. Üç hafta önce Zeynep'in okuluna gittim. Sınıf arkadaşları Almanya' dan birkaç mektup arkadaşı (na sahip olmak) istiyorlar. Lütfen, bana er­ kek ve kız arkadaşlarının isimlerini ve yaşlarım, meraklarını ve adreslerini y az! Zeynep'in sınıfında kırk öğrenci (var), ama bana daha çok isimler ve adresler gönder, çünkü diğer sınıflar da Almanya'dan mektup arka­ daşı istiyorlar. Bana birkaç resimli mecmua da gönderebilir misin? On­ ları Zeynep'in arkadaşlarına vereceğim. Çok Almanca okumak istiyorlar. B ütün erkek ve kız arkadaşları benden selâmla! k alpten selâmlarla Senin Inge(n) _ 8— Was der Deutsche Sagt Wie der Deutsche Spricht Bu bölümde Almancada mektupların başlarında ve sonlarında kulla­ nılan ve artık deyimleşmiş, klişeleşmiş birkaç söz öğreneceğiz. a. Mektubu yazdığımız kimse bir akrabamız veya çok iyi tanıdığımız bi­ riyse ; Liebe Tante! - Sevgili teyze!; Lieber Onkel! - Sevgili amca!; Lieber Va­ ter! - Sevgili baba!; Liebe Klara! - Sevgili Klara!; Lieber Hans! - Sevgili H ans! - Lieber Ahmet! - Sevgili Ahmet!; Lieber Herr Müller! - Sevgili Bay Müller; Lieber Hasan Bey!; - Sevgili Hasan Bey! veya çok samimiy­ sek Meine Hebe Tante!; - Sevgili teyzeciğim!; Mein lieber Freund! - Sev­ gili arkadaşım! şeklinde mektuba başlayabiliriz. Mektubun sonunu ise şöyle getirebiliriz: Mit freundlichem Gruss! Ihr Hans B auer. Mit freundlichen Grüssen! Ihr Ahmet Çelikel. Viele liebe Grüsse. Eure Klara. — Samimi (candan) selâmla. (Sizin) Hans Bauer. — Samimi (candan) selâmlarla. (Sizin) Ahmet Çelikel. — Çok sevgili selâmlar. (Sizin) K lara. Herzliche Grüsse. Deine Ayşe. — Kalpten selâmlar. (Senin) Ayşe. Mit herzlichen Grüssen. Dein Ali. — K alpten selâmlarla. (Senin) Ali. b. Mektubu yazdığımız kişiyi hiç veya çok az tanıyorsak; Sehr geehrte Herren! - Sayın Baylar!; Sehr geehrter Herr Direktor! Sayın Bay Müdür!; Sehr geehrter Herr Çelikel! - Sayın Bay Çelikel!; Sehr geehrte Frau Müller! - Saym Bayan Müller! şeklinde bir giriş yapa­ bilir ve mektubu şöyle bitirebiliriz: Hochachtungsvoll. Mit vorzüglicher Hochachtung. — Derin saygılarımla. — E n derin saygılarla. Bunların altına da isim yazılıp imza atılır. Yukarıdaki örneklerde hi­ tap edilen ismin, yani mektup yazılan kimseyi gösteren ismin önüne ge­ tirilen sıfatın ismin cinsiyetine göre değiştiğine özellikle dikkatinizi çekeriz. ÖI > 2-2!L*f^"> erhalten ich erhalte du erhältst er, sie, es erhält wir erhalten ihr erhaltet sie, Sie erhalten A lmanca ders: 64 T EST 32 B A L istesi 1 — L etzte Woche erhielten wir e inen Brief von unserem F reund. 2 — I ch werde nächstes Jahr hier bleiben. 3 — D ieser Mann half mir m ehrere Male. 4 — Mein Freund bekommt kein Geld von seinem Vater. 5 — D er Schüler holt seinen BîeMift und sein Heft a us s einer Mappe. 6 — Mein Onkel wohnte im letzten W inter in diesem Haus. 7 — D er Bauer nimmt den kleinen H und in die Arme. B L istesi A — Ç iftçi küçük köpeği kollar ( ı n ) a alıyor. B — G elecek sene burada kalıyo­ rum. C — A mcam geçen kış bu evde o turdu. D — A rkadaşım babasından para a lıp getiriyor. E — G eçen hafta içinde arkadaşı­ mızdan bir mektup aldık. F _ Öğrenci kaiemini ve defterini ç antasından alıyor. G — A rkadaşım babasından hiç pa­ ra almıyor. H — G elecek sene burada kalaca­ ğım. Î B u adam bana birçok defalar y ardım etti. B L istesi A — W ollen Sie etwas mehr Mar­ melade bekommen? B •—. I ch sagte dir tausend Male. Du m usst noch mehr arbeiten. C -— D er Arzt bekommt aus seinem A uto seine Mappe. D •— Wir wollen mit dir nächstes Mal noch länger sprechen. E -— E rhalte jenes Bild und gib es d einem Vater! F -— N ächstes Mal will ich dich hier n icht sehen. G -— W ollen Sie etwas mehr Marme­ lade nehmen? II • _ D er Arzt holt aus seinem Auto s eine Mappe. I I ch sitze auf der letzten Bank. K N imm jenes Bild und gib es d einem Vater! A L istesi 1 — Ş u resmi al ve cnu babana v er! 2 — D oktor otomobilinden çantas mı alıyor. 3 — G elecek sefer seni burada görm ek istemiyorum. 4 — B iraz daha marmelât almak i ster misiniz? 5 — B en sonuncu sırada oturuyor um. 6 — S ana bin defa söyledim. Daha f azla çalışmak mecburiyetindesin. 7 — G elecek sefer seninle daha u zun konuşmak istiyoruz. D Aşağıda kısa bir okuma parçası ve bunun altında da bu okuma par­ çasıyla ilgili bazı sorular verilmiştir. Her sorunun altında çeşitli cevap­ lar vardır. Okuma parçasını iyice okuyup anladıktan sonra her sorunun a ltındaki cevaplardan en uygun olanını bulunuz ve bu cevabın önündeki harfi test cevapları kâğıdının D bölümüne yazınız. Der Bauer Ali arbeitet sehr. Er arbeitet mit seinem Sohn auf den Feldern und sät Weizen. Sonntags geht er mit seinem Sohn in die Stadt. Dort verkauft er Eier und Gemüse. Sie bleiben von Morgen bis Abend in der Stadt. Sie verkaufen oft alle Eier und Gemüsen. Ali kauft manchmal einige Kleider für seine Frau und seine Tochter. Dann gehen sie nach Hause. Ali und seine Familie wohnen in einem kleinen Dorf. Sie haben ein kleines Bauernhaus, aber sie sind sehr glücklich. 1. Wie heisst der Bauer? a. Der Bauer heisst Ali. b. Der Bauer heissen Ali. c. Der Name ist Ali. 2. Ist Ali ein fleissiger Bauer? a. Ja, Ali ist ein fleissiger Mann. b. Nein, Ali ist kein fleissiger Mann. c. Nein, Ali arbeitet nicht, d. Ali ist ein fauler Bauer. 3. a. in d. Warum geht Ali in die Stadt? Er will für seine Frau und Tochter einige Kleider kaufen, b. Er wohnt der Stadt, c. Er geht in die Stadt, denn er will ins Kino gehen. Ali geht in die Stadt, denn er will seine Eier und Gemüsen verkaufen. 4. Wo wohnt Ali? a. Er wohnt in einem grossen Dorf. b. Ali wohnt in einer Stadt, c. Ali wohnt in einem kleinen Dorf. d. Ali wohnt bei seinem Onkel. 5. Wer hilft Ali bei seiner Arbeit? a. Seine Frau hilft ihm bei seiner Arbeit, b. Seine Tochter hilft ihm dabei, c. Sein Sohn will ihm helfen, d. Sein Sohn hilft ihm dabei. F Şu fiillerin Imperfektini çekimleyiniz: reparieren, kennen. Bunların Türkçelerini yazmanıza lüzum yoktur. f W ıfıml I 65 torresponörnre Institute ALMANCA DERSLERİ LEHRSTÜCK FÜNFUNDSECHZIG I MPERFEKT (devam) Bu dersimizde iki önemli düzensiz fiilin, sein ve haben'in Imperfektlerini inceleyeceğiz. sein Derslerimizin başında bu fiilin özel bir durum gösterdiğini ve ich du e r, sie, es wir ihr sie Sie bin bist ist sind seid sind sind benim ... im sen ... sin o ... dır biz ... iz siz ... siniz o nlar ... dırlar siz ... siniz şeklinde çekimlendiğini göstermiştik. Sein fiilinin Imperfektini çekimlemek için geçen ders verdiğimiz dü­ zensiz fiiller listesine bakarsak karşılığında war kelmesini görürüz. Şu h alde bu fiilin kökü Imperfektte war oluyor. Buna göre sein'm Imperfektini çekimleyelim: ich du er, sie, e s wir ihr sie Sie w ar [va:r] warst [va:rst] war [va:r] w aren [va:ren] w art [va:rt] waren [va:ren] waren [va:ren] ben ... idim sen ... idin o ... idi biz ... idik siz ... idiniz o nlar ... idiler siz ... idiniz _ 2— A şağıda sein fiili ile yapılmış cümleler ve bunların altında da aynı cümlelerin Imperfektlerini veriyoruz. Bu örnekleri iyice inceleyiniz. Ich bin ein Lehrer. I ch war ein Lehrer. Du bist mein bester Freund. Du warst mein bester Freund. E r ist der Direktor der Schule. E r war der Direktor der Schule. Sie ist unsere Deutschlehrerin. Sie war unsere Deutschlehrerin. E s ist nicht hier. E s war nicht hier. Wir sind fleissige Schüler. Wir waren fleissige Schüler. I hr seid meine Studenten. I hr wart meine Studenten. Sie sind unsere Mägde. Sie waren unsere Mägde. Sie sind ein guter Mann. Sie waren ein guter Mann. Ben bir öğretmenim. Ben bir öğretmen idim (öğret­ mendim) . Sen benim en iyi arkadaşımsın. Sen benim en iyi arkadaşımdm. O okulun müdürüdür. O okulun müdürüydü. O bizim. Almanca öğretmenimizdir. O bizim Almanca öğretmenimizdi. O b urada değildir. O b urada değildi. Biz çalışkan öğrencileriz. Biz çalışkan öğrencilerdik. Siz benim öğrencilerimsiniz. Siz benim öğrencilerimdiniz. Onlar bizim hizmetçilerimizdirler. Onlar bizim hizmetçilerimizdiler. Siz iyi bir adamsınız. Siz iyi bir adamdınız. Sein fiilinin Imperfektini «idim, idin, idi,...» şeklinde Türkçeye çe­ virdik. Bu kelimeler cümlenin sonunda tekbaşlarma bulunabilecekleri gibi kendilerinden önce gelen kelimeyle de birleşebilirler. Ve o zaman ses uyu­ mu dolayısıyla birleştikleri kelimeye göre değişirler. Örneğin, «öğretmen idim» yerine «öğretmendim» de denilebilir ve hatta bu son şekil daha çok kullanılır. Gene yukarıdaki örneklerde «müdürü idi» yerine «idi» keli­ mesini «müdürü» kelimesine bağlayarak «müdürüydü» deriz. Burada «müdürü» kelimesine eklendiğinden, «idi» şeklinde olması gereken takı ses uyumu dolayısıyla «ydü» haline gelir. Örnek olarak verdiğimiz bu cümlelerde, cümle Imperfekt yapılırken cümlenin yapısının değişmediğini, sadece fiilin Imperfekt yapıldığını görü­ yoruz. Daha önce şimdiki zaman halinde bulunan cümlelerin yapısı hak­ kında verdiğimiz bilgiler ve kurallar Imperfekt halinde bulunan cümleler için de geçerlidir. Aynı şekilde, soruların yapısında da bir değişiklik olmaz. altmışbeşinci ders 3— Dieser Arzt ist sehr berühmt. Dieser Arzt war sehr berühmt. Meine Schüler sind sehr klug. Meine Schüler waren sehr klug. Die Tafel ist nicht grün. Die Tafel war nicht grün. Die Fenster sind geschlossen. Die Fenster wa^en geschlossen. Ayşe ist keine Schülerin. Ayşe war keine Schülerin. Der Fischer und der Bauer sind alt. Der Fischer und der Bauer waren a lt. Die Mappen sind auf der Bank. Die Mappen waren auf der Bank. Dein Anzug ist im Schrank. Bein Anzug war im Schrank. Sind die Gäste hier? W aren die Gäste hier? I st dein Bruder noch in Deutsch­ land? W ar dein Bruder noch in Deutsch­ land? Wer ist jener alte Mann? Wer war jener alte Mann? Wie sind die Häuser in dieser S trasse? Wie waren die Häuser in dieser S trasse? W arum bist du so faul? Bu doktor çok meşhurdur. Bu doktor çok meşhurdu. ö ğrencilerim çok akıllıdırlar. Öğrencilerim çok akıllıydılar. Yazı tahtası yeşil değildir. Yazı tahtası yeşil değildi. Pencereler kapalıdırlar. P encereler kapalıydılar. Ayşe bir öğrenci değildir. Ayşe bir öğrenci değildi. Balıkçı ve çiftçi yaşlıdırlar. Balıkçı ve çiftçi yaşlıydılar. Ç antalar sıranın üstündedirler. Ç antalar sıranın üstündeydiler. Elbisen dolaptadır. Elbisen dolaptaydı. Misafirler burada mı? Misafirler burada mıydı? E rkek kardeşin daha Almanya'da mı? E rkek kardeşin daha Almanya'da mıydı? Şu ihtiyar adam kim? Şu ihtiyar adam kimdi? Bu caddedeki evler nasıl? Bu caddede evler nasıldı? kadar (böyle) kadar tembeldin? ve kitaplarımız nere­ ve kitaplarımız nere­ Sen niçin bu t embelsin? W arum warst du so faul? Sen niçin bu Wo sind unsere Heft und Bücher? Defterlerimiz deler? Wo waren unsere Hefte und Bücher? Defterlerimiz deydiler ? —4— h aben D aha önce «sahip olmak» anlamına geldiğini öğrenmiştik. Yalnız biz bunu genellikle Türkçeye «var» şeklinde çeviriyorduk. Eğer olumsuz bir cümle içinde kullanılmışsa o zaman «yok» anlamına geliyordu. Şimdiki z amanda çekimi özel bir durum gösteriyordu: ich du e r, sie, es w ir ihr sie Sie h abe hast hat haben h abt haben haben ben sahibim (benim ... var) sen sahipsin (senin ... var) o s ahiptir (onun ... var) biz sahibiz (bizim ... var) siz sahipsiniz (sizin ... var) o nlar sahiptirler (onların ... var) siz sahipsiniz (sizin ... var) H aben ile cümle yaparken dikkat edeceğimiz önemli bir nokta da DAİMA İ -HALİNDE BULUNAN İSİMLERLE KULLANILMASIYDI. I ch habe einen alten Onkel. Du hast keinen Bing. E r hat einen Schwamm in seiner H and. Yaşlı bir amcam var. Yüzüğün yok. Onun elinde bir sünger var. Bu örneklerde sahip olunan şeyi gösteren der Onkel, der Bing, der Schwamm kelimeleri i-halinde bulunmaktadır: einen alten Onkel, keinen Ring, einen Schwamm. Almancada i-halinde bulunan bu isimler Türkçeye i-halinde olarak çevrilmemektedir. Almanca öğrenen Türklerin çoğu h aben'i bu yüzden yanlış kullanmaktadır. Bu hususa tekrar özellikle dik­ katinizi çekeriz. Haben düzensiz bir fiildir. Geçen dersteki düzensiz fiiller listesine ba­ karsak Imperfektinin hatte şeklinde olduğunu görürüz. ich du e r, sie, es wir ihr sie Sie h atte [hatte] hattest [hattest] hatte [hatte] hatten [hatten] h attet [hattet] hatten [hatten] hatten [hatten] ben sahiptim (benim ... vardı) sen sahiptin (senin ... vardı) o s ahipti (onun ... vardı) biz sahiptik (bizim ... vardı) siz sahiptiniz (sizin ... vardı) o nlar sahiptiler (onların ... vardı) siz sahiptiniz (sizin ... vardı) Y ukarıda hatte'ye gerekli takıları ekleyerek (veya hiçbirşey ekle­ meden) haben fiilinin Imperfektini teşkil ettik. —5— Ich habe einen Bleistift. Ich hatte einen Bleistift. Du hast einen schwarzen Hut. Du hattest einen schwarzen Hut. Er hat keine Bücher. Er hatte keine Bücher. Sie hat einen guten Vater. Sie hatte einen guten Vater. E s hat lange Ohren. E s hatte lange Ohren. Wir haben eine gelbe Katze. Wir hatten eine gelbe Katze. Ihr habt einen grossen Karren. Ihr hattet einen grossen Karren. Sie haben viele Freunde. Sie hatten viele Freunde. Sie haben einen klugen Sohn. Sie hatten einen klugen Sohn. Bir kalemim var. (kaleme sahibim) Bir kalemim vardı, (kaleme s ahiptim) Siyah bir şapkan var. Siyah bir şapkan vardı. Onun kitapları yok. Onun kitapları yoktu. Onun iyi bir babası var. Onun iyi bir babası vardı. Onun uzun kulakları var. Onun uzun kulakları vardı. Sarı bir kedimiz var. S arı bir kedimiz vardı. B üyük bir arabanız var. B üyük bir arabanız vardı. Onların birçok arkadaşları var. Onların birçok arkadaşları vardı. Akıllı bir oğlunuz var. Akıllı bir oğlunuz vardı. Bu örneklerde de şimdiki zaman halindeki bir cümleyi Imperfekt ya­ parken cümlenin yapısının hiç değişmediğini görüyoruz. Mein Vater hat einen Traktor. Mein Vater hatte einen Traktor. Der Lehrer hat kein Auto. Der Lehrer hatte kein Auto. Die Kinder haben einen Ball. Die Kinder hatten einen Ball. Diese Jungen haben ein Boot. Diese Jungen hatten ein Boot. Hast du Zigaretten? Hattest du Zigaretten? Hat der Student viele Bücher? Hatte der Student viele Bücher? Babamın bir traktörü var. Babamın bir traktörü vardı. Ö ğretmenin otomobili yok. Öğretmenin otomobili yoktu. Çocukların bir topu var. Çocukların bir topu vardı. Bu çocukların bir sandalı var. Bu çocukların bir sandalı vardı. S igara (lan) n var mı? S igaran var mıydı? Öğrencinin birçok kitabı var mı? Öğrencinin birçok kitabı var mıydı? —6— Wer hat, eine schöne Mappe? Wer hatte eine schöne Mappe? W arum hat er kein Pferd? Warum h atte er kein Pferd? Welcher Arzt hat ein Auto? Weicher Arzt hatte ein A uto? Wessen Bruder hat einen Hund? Wessen Bruder hatte einen Hund? Kimin güzel bir çantası var ? Kimin güzel bir çantası vardı? Onun niçin atı yok? Onun niçin atı yoktu? H angi doktorun bir otomobili var? H angi doktorun bir otomobili vardı? Kimin kardeşinin bir köpeği var? Kimin kardeşinin bir köpeği vardı? CÜMLELER Der Bleistift war neben dem Hut. Kalem şapkanın yanın­ daydı. Die Äpfel waren in dem Korb. E lmalar sepetin için­ deydiler. IM Die Katze war neben dem Stuhl. •£ € Kedi sandalyenin yanın­ daydı. D as Buch war auf dem Bett. K itap yatağın üstün­ deydi. Die Stühle waren im Zimmer. Sandalyeler odadaydı­ lar. —7— Komşumuzun evi eski ve küçüktü. D as Haus unseres N achbarn war alt und klein. Ich hatte ein neues F ahrrad. Yeni bir bisikletim v ardı. Die Männer hatten Mappen. A damların çantaları v ardı. Der Lehrer hatte viele Schüler. Öğretmenin birçok ö ğrencileri vardı. Wir hatten eine grosse Schule. B üyük bir okulumuz v ardı. Die Frau hatte zwei Kinder. .Ml 0 Kadının iki çocuğu v ardı. _ 8— Was der Deutsche Sagt Wie der Deutsche Spricht Bu bölümde yönleri öğreneceğiz. Nord 05 ß> . •2 Süd der Norden [ norden] kuzey der Nord [ nord] » der Süden [ zü:den] güney der Süd [ zü:d] » der der der der Osten [ osten] doğu Ost [ ost] » Westen [ vesten] batı West [ vest] » Türkçedeki «doğuda, batıda» gibi deyimler Almancada, aşağıda görül­ düğü gibi in öneki kullanılmak suretiyle yapılır. im im im im Norden Süden Osten Westen kuzeyde g üneyde d oğuda b atıda nach nach nach nach Norden Süden Osten Westen kuzeye güneye d oğuya b atıya i zmir batıdadır. A ntalya güneydedir. Sinop kuzeyde bulunuyor. K ars doğuda bulunuyor. K ars Türkiye'nin doğusunda bulu­ nuyor. Sinop liegt im Norden der Türkei. Sinop Türkiye'nin kuzeyinde bulu­ nuyor. Edirne liegt im Westen der Türkei. E dirne Türkiye'nin batısında b ulunuyor. Im Winter fliegen viele Vögel Kışın birçok kuşlar güneye uçarlar. nach Süden. Wir machen eine Reise nach Kuzeye bir seyahat yapıyoruz. Norden. Die Fenster gehen nach Westen. P encereler batıya açılıyor( bakıyor). Die Soldaten fahren nach Osten. A skerler doğuya gidiyor. izmir ist im Westen. Antalya ist im Süden. Sinop liegt im Norden. Kars liegt im Osten. Kars liegt im Osten der Türkei um I İM Infl ym 66 orresponDencf Institute | ALMANCA DERSLER, L EHRSTÜCK SECHSUNDSECHZIG Öğrenilecek kelimeler der Ausflug,..e [ ausflu:g] beilegen (*) [bayie :gen] piknik, gezinti der Dank [ dank] teşekkür der FussballLfu:sbal^futbol eklemek, der Himmel,gök k atmak [himmel] —2— d as Land,..er [land] memleketj kararegnen [re:gnen] lächeln [leheln] gülümsemek m erkwürdig tuhaf, acayip d as Salz [zalts] [ merkvürdig] sonnig [zonnig] München [münhen] Münih d er Traunv.e n ass [nass] ıslanmış, yaş [ träum] d er Norden [norden] kuzey u ngefähr [ungefe:r ] d er Osten [osten] doğu P .S. [pe es] h aşiye, ek d er Volleyball pflücken t oplamak [voleybal] [pflüken] (çiçek) d er Wald,..er plötzlich [plötslih] birden, aniden [vald] die Postkarte,n k artpostal d er Wunsch,..e [ postkarte] [ vunş] y ağmak ( yağmur) t uz güneşli r üya takriben, a şağı a y ukarı voleybol o rman dilek, istek AÇIKLAMALAR einen Ausflug machen «Bir gezinti, piknik yapmak» anlamına gelen bir deyimdir. Wir wollen morgen einen Ausflug m achen. J edes Jahr machen wir im Frühling einen Ausflug. Die Schüler machen mit ihren L ehrern einen Ausflug. Die Familie macht mit einem A uto einen Ausflug an die See. Yarın bir gezinti yapmak istiyoruz. Her yıl baharda bir piknik yaparız. Öğrenciler öğretmenleriyle bir piknik yapıyorlar. Aile bir otomobille denize (deniz kenarına) bir gezinti yapıyor. voll von «Dolu» anlamına gelen voll sıfatı von önekiyle kullanılır. Ama Türkçede biz «dolu» sıfatını ekseriya «ile» kelimesiyle kullanırız. «Sepet taş ile doludur.» - «Kova suyla doludur» gibi. Von öneki «-den, -dan» anlamına gelmesine rağmen voli sıfatıyla kullanıldığı zaman Türkçeye «ile» oHrak çevrilir. D as Zimmer war voll von Menschen. Oda insanlarla doluydu. D as Haus des Arztes war voll von Doktorun evi hastalarla doluydu. P atienten. Der Eimer war voll von Wasser. Kova suyla doluydu. a ltmışaltına ders —3 Von'dan sonra gelen isim artikelsiz ve ekseriya çoğul halde kulla­ nılır. Voli sıfatının von ile kullanılmadığı haller de vardır: Der Teller ist voll Suppe. E r bringt eine Mappe voll Geld. D as Kind hat die Hände voll Eier T abak çorbayla doludur. O p ara dolu bir çanta getiriyor. (Bir çanta dolusu para getiriyor.) Çocuğun elleri yumurtayla dolu. d as Wetter Was werden wir morgen für W etter haben? Yarın hava nasıl olacak? Bu sorunun kelimesi kelimesine tercümesi «Yarın hava nasıl olacak?» değildir, ama artık deyimleşmiş bir sorudur ve Türkçeye bu şekilde çev­ rilebilir. Wir haben heute schönes Wetter. D as Wetter ist heute schön. D as Wetter ist heute warm. Bugün hava güzel. Bugün hava güzeldir. Bugün hava sıcaktır. r egnen Regnen fiilini «(yağmur) yağmak» şeklinde Türkçeye çevirdik. «Yağ­ mur yağıyor.» cümlesi Almancada «yağmur» kelimesi kullanılmadan söy­ lenir : E s regnet. W ir machen keinen Ausflug, denn Pikniğe gitmiyoruz, çünkü yağmur es regnet. yağıyor. G estern regnete es viel. Dün çok yağmur yağdı. E s regnet wieder. Gene yağmur yağıyor. L etzte Woche regnete es in Geçen hafta bardaktan boşanırcasıS trömen. na yağmur yağdı. E s regnet wie mit Eimern. B ardaktan boşanırcasına yağmur ya­ ğıyor. E s wird regnen. Y ağmur yağacak. Y ukarıdaki cümlelerde in Strömen ve wie mit Eimern kelimeleri yağ­ murun çok yağdığını gösteren deyimlerdir. Türkçede «bardaktan boşa­ nırcasına» gibi deyimlerle bunları ifade edebiliriz. P .S. h arfleri mektup bittikten sonra unutulmuş bir şeyi alta ekler­ ken yazılan «haşiye, not» kelimelerinin yerini tutar. Bu harfler «haşi­ ye, not» anlamında olan Postskript kelimesinin kısaltılmışıdır. _ 4— d er Wunsch «istek, dilek» anlamında olan d er Wunsch kelimesi beste Wünsche şeklinde mektupların sonunda kullanılabilir. Türkçedeki «en iyi dilekler, selâmlar, saygılar» gibi mektup bitiren sözlerin anlamındadır. Wir schickten ihnen unsere besten Onlara en iyi dileklerimizi gönderdik. Wünsche. B este Wünsche zum n euen Jahr! Yeni yıl için en iyi dilekler! I NGE MÜLLER BEKOMMT EINEN BRIEF VON A NNA GRÜN Liebe Inge! München, den 29.6.1968 G estern erhielt ich deinen lieben Brief. Vielen Dank f ür die Bilder. Die Türkei i st ein w underbares Land. E s geht unseren Lehrern u nd F reunden g ut. Ich e rzählte ihnen viel von d ir. U nser Direktor will einige Poskarten a us der T ürkei haben. Kannst Du i hm einige Postkarten schicken? I ch sprach m it den K indern über die A dressen. Alle wo*Ien Brief­ freunde a us der T ürkei haben. Die a nderen Klassen hörten d as a uch u nd gaben m ir i hre Adressen. Jetzt habe ich u ngefähr 100 N amen und Ad­ ressen. Kannst Du dort, 100 J ungen und Mädchen finden? Vielleicht wirst du nicht so viel Adressen finden können. Dann schreib m ir, b itte. L etzte Woche machten w ir mit u nserer Erdkundelehrerin Frau S chmitt einen Ausflug in die Wälder. E s war ein schöner Ausflug. D as W etter w ar w arm u nd s onnig. W ir s pielten unter d en B äumen. Einige Schüler hatten Bälle. Die J ungen spielten Fussball, u nd die Mädchen spielten Volleyball. Der W ald w ar voll von Vögeln u nd schönen Blumen. I ch pflückte einige Blumen f ür meine Mutter. W ir assen u m ein Uhr zu M ittag. Wir h atten Wurst, Eier und Mar­ melade beim Essen, aber w ir a ssen die E ier ohne Salz. Nach dem E ssen setzen wir uns u nter die B äume. Die m eisten Kinder schliefen. Plötzlich rief ein J unge: « Es regnet!» E s w ar s ehr merkwürdig. Vor e iner Stunde waren keine Wolken a m Himmel. Jetzt regnete es in S trömen. W ir w aren alle ganz nass. Wir s tanden unter einem grossen Baum. D a s agte ein J unge: «Das Salz i st h ier! Aber e s ist a uch nass!» Auf unserem) Rückweg lachten w ir viel. —5— I ch werde in meinem nächsten Brief noch mehr von unseren Freun­ den und Freundinnen schreiben. Klara nahm von mir deine Adresse. Sie will dir auch schreiben. Wir alle schicken dir unsere besten Wünsche. Mit herzlichen Grüssen Deine Anna G rün P . S. Ich lege die Namen und die Adressen bei. I NGE MÜLLER ANNA GRÜN'DEN BİR MEKTUP ALIYOR Münih, 29.6.1968 Sevgili Inge! Sevimli mektubunu dün aldım. Resimler için çok teşekkür. Türkiye fevkalâde bir memleket. Öğretmenlerimiz ve arkadaşlarımız iyi. Onlara senden çok anlattım. Müdürümüz Türkiye'den birkaç kartpostal istiyor. Ona birkaç kartpostal gönderebilir misin? Çocuklarla adresler hakkında konuştum. Hepsi Türkiye'den mektup a rkadaşları istiyorlar. Diğer sınıflar da bunu duydular ve bana adresle­ rini verdiler. Şimdi aşağı yukarı bende 100 isim ve adres var. Orada 100 erkek ve kız çocuk bulabilir misin? Belki bu kadar çok adres bulamaya­ caksın. O zaman bana yaz, lütfen. Geçen hafta coğrafya öğretmenimiz Bayan Schmitt [şmit] ile or­ manlara bir gezinti yaptık. Güzel bir gezintiydi. Hava sıcak ve güneşliy­ di. A ğaçların altında oynadık. Birkaç öğrencinin topu vardı. Erkek ço­ cuklar futbol oynadılar ve kız çocuklar voleybol oynadılar. Orman kuş­ larla ve güzel çiçeklerle doluydu. Annem için birkaç çiçek topladım. S aat birde öğle yemeğini yedik. Yemekte sosis, yumurta ve reçeli­ miz vardı, ama yumurtaları tuzsuz yedik. Yemekten sonra ağaçların al­ tına oturduk. Çocukların çoğu uyudular. Birden bir çocuk bağırdı: « Yağmur yağıyor!» Çok tuhaftı. Bir saat önce gökte hiç bulut yoktu. Şimdi bardaktan b oşanırcasına yağmur yağıyordu. Bütün hepimiz tamamen ıslanmıştık. Büyük bir ağacın altında duruyorduk. O sırada bir çocuk: «Tuz burada! Ama o da ıslak!» dedi. Dönüş yolunda (geri dönerken) çok güldük. Gelecek mektubumda erkek ve kız arkadaşlarımızdan daha fazla ya- _ 6— zacağım. Klara benden adresini aldı. O da sana yazmak istiyor. Bütün hepimiz sana en iyi dileklerimizi gönderiyoruz. k alpten selâmlarla Senin Anna Grün'ün N ot: İsimleri ve adresleri (mektubuma) ekliyorum. dönüşlü fiillerin Imperfekti Dönüşlü fiillerin Imperfektleri de aslında aynı şekilde yapılır. Biz gene de kısaca bu konuya değinelim: Dönüşlü fiille kurulmuş bir cümle Imperfekt yapılırken cümlenin ya­ pısında hiçbir değişiklik olmaz. Sadece fiil Imperfekt yapılır, dönüşlü za­ mir ise gene aynı şekilde, hiç değişmeden olduğu yerde kalır. Ich lege mich unter einen Baum. Bir ağacın altına yatıyorum. Ich legte mich unter einen Baum. Bir ağacın altına yattım. Du setzt dich auf einen Stuhl. Du setztest dich auf einen Stuhl. Das Kind stellt sich vor die Tür. Bir sandalyenin üstüne oturuyorsun. Bir sandalyenin üstüne oturdun. Çocuk kapının önüne (gidip) duru­ yor. Das Kind stellte sich vor die Tür. Çocuk kapının önüne (gidip) durdu. Mein Vater rasiert sich jeden Tag. B abam her gün tıraş olur. Mein Vater rasierte sich jeden Tag. Babam her gün tıraş olurdu. Die Kinder freuen sich sehr. Die Kinder freuten sich sehr. Der alte Lehrer erinnert sich an uns. Der alte Lehrer erinnerte sich an uns. Çocuklar çok seviniyorlar. Çocuklar çok sevindiler. Yaşlı öğretmen bizi hatırlıyor. Yaşlı öğretmen bizi hatırladı. Die Schüler verhalten sich ruhig. Öğrenciler sessiz duruyorlar. Die Schüler verhielten sich ruhig. Öğrenciler sessiz durdular. Warum wunderst du dich so sehr? Niçin o kadar hayret ediyorsun? Warum wundertest du dich so Niçin o kadar hayret ettin? sehr? Ärgert sich der Vater? Ärgerte sich der Vater? B aba kızıyor mu? B aba kızdı mı? —7— Görüldüğü gibi dönüşlü bir fiille kurulmuş bir cümle Imperfekt ya­ pılırken sadece fiil değişmektedir. ayrılabilen fiillerin Imperfekti Önünde (*) işareti bulunan fiilleri ayrılabilen fiiller diye adlandırıyoyoruz. Bu fiillerin özelliği esas fiilin önünde bu esas fiile bitişik bir takı b ulunması ve bu takının cümlede en sona gitmesidir. Esas fiil ise nor­ mal olarak ikinci yere gider ve özneye göre çekimlenir. Der Zug fährt unu acht Uhr ab. I ch stehe früh auf. Tren saat sekizde hareket ediyor. Erken kalkıyorum. Y ukarıda abfahren ve aufstehen ayrılabilen fiilleriyle yapılmış iki cümle görüyorsunuz. Bunlarda asıl fiiller fahren ve stehen'dir. Ab ve auf fiile eklenen takılardır ve onun için cümlenin en sonunda yer almak­ tadırlar. Böyle ayrılabilen bir fiille kurulmuş bir cümleyi Imperfekt yapar­ ken esas fiili normal kurala göre Imperfekt haline (düzensiz ise listeye b akarak) koyar, takıyı da gene en sona yazarız. Der Zug fuhr um acht Uhr ab. Ich stand früh auf. Tren saat sekizde hareket etti. Erken kalktım. Düzensiz fiiller listesinde abfahren ve aufstehen'in Imperfektine ba­ karsak, fuhr ab ve stand auf şeklinde olduğunu görürüz. Bu­ rada ( ) işaretleri ab ve auf takılarının cümlenin en sonuna gittiği­ ni belirtmek için konulmuştur. Der Mann steigt in München aus. Adam Münih'te iniyor. Der Mann stieg in München aus. Adam Münih'te indi. Mein Bruder zieht sich schnell an. E rkek kardeşim hemen giyiniyor. Mein Bruder zog sich schnell an. E rkek kardeşim hemen giyindi. Der Lehrer tritt in die Klasse ein. Ö ğretmen sınıfa giriyor. Der Lehrer trat in die Klasse ein. Öğretmen sınıfa girdi. Sein Sohn kommt auch mit . Sein Sohn kam auch mit. E r zieht sich schnell aus. E r zog sich schnell aus. Oğlu da birlikte geliyor. Oğlu da birlikte geldi. Hemen soyunuyor. Hemen soyundu. _ 8— Wir machen das Licht aus. Wir machten das Licht aus. Der Onkel kehrt heute abend r z urück. Der Onkel kehrte heute abend z urück. Işığı söndürüyoruz. Işığı söndürdük. Amca bu akşam geri dönüyor. Amca bu akşam geri döndü. Ayrılabilen fiil düzenli bir fiil ise normal kurala göre Imperfekt ya­ pılır. Ayrılabilen fiilin takı atıldıktan sonra geri kalan kısmı, yani esas fiil çoğu zaman daha önceden bildiğimiz, tek başına da kullanılan bir fiildir. Örneğin, ausmachen ayrılabilen fiilinde aus takısını çıkardıktan s onra geriye kalan machen fiilini daha önceden de biliyoruz ve çoğu za­ man tek başına da —fakat başka bir anlamda— kullanıyoruz. Aynı şe­ kilde mitkommen, mitfahren ayrılabilen fiillerindeki kommen ve fahren fiillerini de daha önceden biliyoruz. — Wem lächeltest du in deinen» Traum? — R üyanda kime gülümsedin? Almanca ders: 66 TEST 33 B A Listesi 1 — Herr Müller war mein Lehrer. 2 — War deine Mutter eine Lehrerin? 3 — Mein Freund stieg in Köln ein. 4 — Du hattest viele Bücher. 5 — Wir hatten kein Geld. 6 — Warum war dein Sohn nicht zu Hause? 7 — Wer hatte drei Kinder? 8 — Waren die Bauern in der Stadt? 9 — Vor einer Woche war ich in Deutschland. 0 — Letztes Jahr hatte mein Onkel ein gelbes Auto. A B C D E F G H İ K L M B Listesi Kimin üç çocuğu vardı? İ ki hafta önce Almanya'day­ dım. Senin birçok kitabın vardı. Geçen yıl amcamın kırmızı bir otomobili vardı. B ay Müller benim öğretmenimdi. Oğlun niçin evde değildi? B ir hafta önce Almanya'­ daydım. A nnen bir öğretmen miydi? Çiftçiler şehirde miydiler? P aramız yoktu. Geçen yıl amcamın sarı bir otomobili vardı. A rkadaşım Köln'de bindi. A Listesi B Listesi 1 — Balıkçının sandalı yoktu. A — Das Mädchen hatte ein Eimer und ein Korb. 2 — E vin büyük bir bahçesi vardı. 3 — Çocuklar otomobile bindiler B — Ich zog meinen neuen Anzug ve şehre gittiler. an und ging in die Schule. Hatten die Kinder eine Mutter? 4 — A hmet çok şaşırdı, çünkü o C — iyi bir not aldı. , D — Der Fischer hatte ein Boot. 5 — Benim yeni bir elbisem E — Der Arzt rasierte sich jeden Morgen. vardı. 6 — Yeni elbisemi giydim ve F — Das kleines Kind legte sein Kopf auf den Tisch und okula gittim. 7 — Kızın bir kovası ve bir sepeti schlief. v ardı. G — Das Mädchen hatte einen Eimer und einen Korb. 8 — Çocukların bir annesi var m ıydı? H — Ahmet wunderte sich sehr, denn er bekam eine gute Note. 9 — Küçük çocuk başınj masanın ü stüne koydu ve uyudu. t — Das Haus hatte einen grossen Garten. K — Das kleine Kind legte seinen Kopf auf den Tisch und schlief. L — I ch hatte einen neuen Anzug. M — Die Kinder stiegen ins Auto ein und fuhren in die Stadt. N — D er Fischer hatte kein Boot. D Aşağıda, dersteki okuma parçasıyla ilgili sorular verilmiştir. Her so­ runun altındaki cevaplardan uygun olanını bulunuz. 1 — Wieviel Schüler wollen Brieffreunde aus der Türkei haben? a. Kein Schüler will einen Brieffreund haben, b. Fünzig Schüler wollen Brieffreunde haben, c. Hundert Schüler wollen Brieffreunde haben. d. Hiçbiri. % — M it wem machte» äie SchüleT einen Ausflug? a Sie machten mit ihren Familien einen Ausflug, b. Sie machten mit ihren S chulkameraden einen Ausflug, c. Die Schüler machten mit ihren Leh­ rern einen Ausflug, d. Sie machten mit ihrer Erdkundlelehrerin einen Ausflug. 3 — W arum waren alle ganz nass? a. Sie waren nicht nass. b. Sie wareji nass, den» das Wetter war schlecht, c. Sie waren nass, denn es regnet, d. Sie waren nass, denn es regnete. 4 — Wo war das Salz? a. Es war unter dem grossen Baum. b. Das Salz war in der Mappe, c. Sie fanden das Salz nicht, d. Da« Salz war in Annas Tasche. F a. b. c. d. Aşağıdaki cümleleri Imperfekt yapınız. Mein Bruder hat einen Sohn. Der Hut ist auf der Mappe. Das Kind trocknet sich damit ab. Der Zug fährt jetzt ab. T est 32'nin yapılmış şekli 10 — Doktor her sabah tıraş olurdu. B. 1-E2-H3-Î4-G5-F6-C7-A C. 1 — K 2 — H 3 — F 4 — G 5 — Î 6 — B 7 — D D. I _ a 2 — a 3 — d 4 — c 5 — d F. ich du e r, sie, es w ir i hr sie, Sie reparierte repariertest reparierte reparierten repariertet reparierten ich du er, sie, es wir ihr sie, Sie kannte kanntest kannte kannten kanntet kannten mu rv 1TTIT X Couesponömcf Jnstitmr i yy M i 67 ALMANCA DERSLERİ LEHRSTÜCK SIEBENUNDSECHZIG können, wollen, müssen, dürfen yardımcı fiillerinin Inıperfekti Bunların şimdiki zamandaki çekimlerini ve Türkçeye çevrilişlerini da­ ha önceki derslerimizde öğrenmiştik. Şimdi Imperfektlerini görelim. Bu fiillerin kökü Imperfektte konnte, wollte, musste ve durfte şeklin­ de değişir. O halde bunlar şu şekilde çekimlenirler: können ich du er, sie, es wir ihr sie Sie konnte [ konte] konntest [ kontest] konnte [ k onte J konnten [ konten] konntet [ kontet] konnten [ konten] konnten [ konten] müssen ich du er, sie, es wir ihr sie Sie musste [ muste] musstest [ mustest] musste [ m uste J mussten j m usten] musstet [ mustet] mussten | m usten | mussten | m usten] ich du er, sie, es wir ihr sie Sie ich du er, sie, es wir ihr sie Sie wollen wollte [volte] wolltest [voltest] wollte | volte J wollten [volten] wolltet [voltetj wollten [volten] wollten [volten] dürfen durfte [ durfte] durftest [ durftest] durfte [ durfte] durften [ durften] durftet [ durftet] durften [durften | durften [ durften] _ 2— Wollen, können, müssen ve dürfen fiillerinin Imperfektleriyle yapılan cümleler yapıca bunların şimdiki zamanlarıyla yapılan cümlelerden fark­ lı değildir. Burada cümle kurarken yararlanacağımız önemli bir noktayı gene kısaca hatırlatalım: Her cümlenin öznesi bir şahıs zamiri olmayabi­ lir. O zaman özne tekil bir isimse fiilin tekil üçüncü şahıs (er, sie, es) ile kullanılan şekli (yani konnte, wollte, musste ve durfte), cümlenin öznesi çoğul bir isimse ya da birden fazla isimden meydana geliyorsa fiilin ço­ ğul üçüncü şahıs (sie) ile kullanılan şekli (konnten, wollten, mussten, ve d urften) cümlede bulunur. Ich will in Ankara bleiben. Ich woilte in Ankara bleiben. Du willst den schweren Eimer tragen. Du wolltest den schweren Eimer tragenEr will mit uns komntien. Er wollte mit uns kommen. Dieser Mann will uns helfen. Dieser Mann wollte uns helfen. A nkara'da kalmak istiyorum. A nkara'da kalmak istedimSen ağır kovayı taşımak istiyorsun. Sen ağır kovayı taşımak istedin. O bizimle gelmek istiyor. O bizimle gelmek istedi. Bu adam bize yardım etmek istiyor. Bu adam bize yardım etmek istedi. Mein Vater will nach İzmir fahren. Babam İzmir'e gitmek istiyor. Mein Vater wollte nach Izmir Babam İzmir'e gitmek istedi. fahren. Wir wollen einen Ausflug machen. Bir gezinti yapmak istiyoruz. Wir wollten einen Ausflug machen. Bir gezinti yapmak istedikIhr wollt noch schlafen. Ihr wolltet noch schlafenSie wollen nach Hause gehen. Sie wollten nach Hause gehen. Daha uyumak istiyorsunuz. Daha uyumak istediniz. Eve gitmek istiyorlar. Eve gitmek istediler. Sie wollen ein neues Auto kaufen. Yeni bir otomobil satın almak i stiyorsunuz. Yeni bir otomobil satın almak iste­ Sie wollten ein neues* Auto kaufen. diniz. Die Kinder wollen im Garten spielen. Çocuklar bahçede oynamak istiyor­ lar. Die Kinder wollten im Garten Çocuklar bahçede oynamak istediler. spielen. altmışyedinci ders Die Gäste wollen sich waschen. Die Gäste wollten sich waschen. Ich kann gut Fussball spielen. Ich konnte gut Fussball spielen. Du kannst nicht schnell lauten. Du konntest nicht schnell laufen. Misafirler yıkanmak istiyorlar. Misafirler yıkanmak istediler, (isti­ yorlardı) . İyi futbol oynayabilirim. İyi futbol oynayabilirdim, (oynayabildim) Hızlı koşamıyorsun. Hızlı koşamıyordun. (koşamadın) E r kann seine Mappe nicht finden. Çantasını bulamıyor. E r konnte seine Mappe nicht Çantasını bulamadı. finden. Mein Bruder kann gut Deutsch sprechen. Mein Bruder konnte gut Deutsch sprechen. AH kann uns seinen Ball gebenAli konnte uns seinen Ball geben. Wir können Ihnen helfen. Wir konnten Ihnen helfen. I hr könnt keinen Apfel essen. i hr konntet keinen Apfel essen. Sie können dieses Buch lesen. Sie konnten dieses Buch lesen. Sie können mich fragen. Sie konnten mich fragen. E rkek kardeşim iyi Almanca konu­ şabilir. E rkek kardeşim iyi Almanca konu­ şabilirdi, (konuşabildi) Ali bi^e topunu verebilir. Ali bize topunu verebilirdi, (vere­ bildi) Size yardım edebiliriz. Size yardım edebilirdik, (edebildik) E lma yiyemezsiniz. Elma yiyemezdiniz. Bu kitabı okuyabilirler. Bu kitabı okuyabilirlerdi, (okuyabil­ diler) Bana sorabilirsinizBana sorabilirdiniz, (sorabildiniz) Die Bauern können die Eier nicht Çiftçiler yumurtaları satamazlar. verkaufenDie Bauern konnten die Eier nicht Çiftçiler yumurtaları satamazlardı, verkaufen. ( satamadılar) Die Studenten können die Rechnung Öğrenciler hesabı ödeyebilirler, bezahlen. Die Studenten konnten die Öğrenciler hesabı ödeyebilirlerdi. Rechnung bezahlen. (ödeyebildiler.) —4— Ich muss in die Schule gehen. Ich musste in die Schule gehen. Okula gitmeye mecburum. Okula gitmeye mecburdum. Yanlışları düzeltmeye mecbursun. Du musst die Fehler verbessern. Du musstest die Fehler verbessern- Yanlışları düzeltmeye mecburdun. Er muss dem Lehrer antworten. Er musste dem Lehrer antworten. Der Arzt muss sich schnell anziehen. Der Arzt musste sich schnell anziehen. Die Magd muss in der Küche arbeiten. Die Magd musste in der Küche arbeiten. Wir müssen unseren Grossvater besuchen. Wir mussten unseren Grossvater besuchen. Ihr musst hier aussteigen. Ihr musstet hier aussteigenSie müssen morgens früh aufstehen. Sie mussten morgens früh aufstehen. Sie müssen hier eine Wohnung mieten. Sie mussten hier eine Wohnung mieten. Die Söhne des Bauern müssen ihrem Vater helfen. Die Söhne des Bauern mussten ihrem Vater helfen. Öğretmene cevap vermeye mecbur­ dur. Öğretmene cevap vermeye mecbur­ du. D oktor hemen giyinmeye mecbur­ dur. Doktor hemen giyinmeye mecburduHizmetçi mutfakta çalışmaya mec­ burdur. Hizmetçi mutfakta çalışmaya mecbur­ du. Büyük babamızı ziyaret etmeye mec­ buruz. Büyük babamızı ziyaret etmeye mec­ burduk. B urada inmeye mecbursunuz. B urada inmeye mecburdunuz, (inme­ niz gerekiyordu.) S abahları erken kalkmaya mecbur­ lar. S abahları erken kalkmaya mecbur­ dular. B urada bir ev kiralamaya mecbur­ sunuz. B urada bir ev kiralamaya mecbur­ dunuz. Çiftçinin oğulları babalarına yardım etmeye mecburdurlarÇiftçinin oğulları babalarına yardım etmeye mecburdular. —5— Die Freunde müssen zum Bahnhof gehen. Die Freunde mussten zum Bahnhof gehen. Ich darf nicht rauchen. Ich durfte nicht rauchenDu darfst mit ihnen spielen. Du durftest mit ihnen spielen- ı Er darf ins Kino gehen. Er durfte ins Kino gehen. Dein Hund darf dort sitzen. Dein Hund durfte dort sitzen. Der Schüler darf den Lehrer fragen. Der Schüler durfte den Lehrer fragen. bt H A rkadaşlar istasyona gitmeye mec­ burlar. A rkadaşlar istasyona gitmeye mec­ burdular. Sigara içemem. Sigara içemezdim. Onlarla oynayabilirsin. Onlarla oynabilirdinO sinemaya gidebilir. O sinemaya gidebilirdi. Köpeğin orada oturabilir. Köpeğin orada oturabilirdi. Öğrenci öğretmene sorabilir. Öğrenci öğretmene sorabilirdi. Wir dürfen das Licht ausmachen. Işığı söndürebiliriz. Wir durften das Licht ausmachen. Işığı söndürebilirdik. Ihr dürft mit ihm nicht sprechen. Onunla konuşamazsınız. Ihr durftet mit ihm nicht sprechen. Onunla konuşamazdınızSie dürfen keinen Wein trinken. Sie durften keinen Wein trinken. Sie dürfen sich dorthin legen. Sie durften sich dorthin legen. Die Autos dürfen hier nicht schnell fahren. Die Autos durften hier nicht schnell fahren. Die Mädchen dürfen mit ihren Freundinnen einen Spaziergang machen. Die Mädchen durften mit ihren Freundinnen einen Spaziergang machen. Şarap içemezler. Ş arap içemezlerdi. O raya yatabilirsiniz. O raya yatabilirdiniz. Otomobiller burada hızlı gidemezler. Otomobiller burada hızlı gidemezler­ di. Kızlar kız arkadaşlarıyla bir gezinti yapabilirle» « Ja, vielen Dank,» antwortete Inge. «Ich habe 400 Liras.» I nge fuhr mit einem Autobus in die Stadt. Zuerst ging sie zur Post und sagte: «Bir pul lütfen. Elli kuruş.» Der Beamte lächelte und gab ihr eine Briefmarke. Inge klebte die B riefirarke auf den Briefumschlag und warf den Brief in den Briefkas­ ten. Dann kaufte sie viele Postkarten in einem Laden neben der Post. Sie sah einen Laden mit Männer-und Frauensachen in seinem Schau­ fenster. Sie trat in den Laden ein. Der Besitzer des Ladens war ein j unger Mann. Er sagte schnell in Deutsch: «Bitte, Fräulein. Wie kann ich Ihnen helfen?» «Oh, Sie sprechen Deutsch,» sagte Inge traurig. «Viele Türken sprechen Deutsch- So kann ich hier nicht viel Türkisch sprechen.» Der junge Mann lächelte und sagte: «Mein Vater spricht nicht D eutsch. Kommen Sie noch einmal hierher! Sie können mit ihm viel T ürkisch sprechen.» Inge kaufte eine Pfeife für Hasan Bey, ein schönes Halsband für F atma Hamm, ein blaues Hemd und eine Krawatte für Ahmet und eine —4— e legante Bluse für Zeynep. Sie kaufte ein Paar Strümpfe und einen Kock. Der junge Verkäufer machte zwei grosse Pakete für sie. Inge dankte ihm und fuhr wieder mit einem Autobus zurück zum Bauernhof. H asan Bey sah sie und fragte: «Inge! Was machtest du in der Stadt?» I nge war traurig. Sie sagte: «Hier spricht jeder Deutsch. Wann wer­ de ich mal richtig Türkisch sprechen können?» I NGE ALIŞ VERİŞE GİDİYOR Bir gün Inge: «Hasan Bey, şehre gitmek ve birkaç alış veriş yap­ mak istiyorum. Ama yalnız gitmek istiyorum- Biraz Türkçe konuşacağım ve Türkçemi deneyeceğim,» dedi. H asan Bey gülümsedi: «Recep seni bizim jiple şehre götürebilir. Ama yalnız dönebilir misin?» «Tabii. Yolu bulabilirim. Ama yalnız gitmek istiyorum.» «Zeynep'in okuluna gidebilir ve onunla dönebilirsin.» «Hayır, hayır, lütfen,» dedi Inge. «Yalnız gitmek ve dönmek isti­ yorum.» H asan Bey güldü ve: «Pekâlâ, Inge- Yanında yeteri kadar para var mı?» dedi. «Evet, çok teşekkürler,» diye cevap verdi Inge. «400 liram var.» I nge bir otobüsle şehre gitti. Önce postaneye gitti ve: «Bir pul lütfen. Elli kuruş.» dedi. Memur gülümsedi ve ona bir pul verdi. Inge pulu zarfın üstüne ya­ pıştırdı ve mektubu mektup kutusunun içine attı. Sonra postanenin ya­ nındaki bir dükkândan birçok kartpostal satın aldıVitrininde erkek ve kadın şeyleri (eşyaları) olan bir dükkân gördü. D ükkâna girdi. Dükkânın sahibi genç bir adamdı. O hemen Almanca: «Buyrun, bayan. Size nasıl yardım edebilirim?» dedi. «Ooo, Almanca konuşuyorsunuz,» dedi Inge üzgün üzgün. «Birçok 5— T ürk Almanca konuşuyor. Böylece burada çok Türkçe konuşamıyorum.» Genç adam gülümsedi ve: «Babam Almanca konuşmaz. Bir kere da­ ha buraya geliniz! Onunla çok Türkçe konuşabilirsiniz» dedi. Inge Hasan Bey için bir pipo, Fatma Hanım için güzel bir kolye, Ah­ met için mavi bir gömlek ve bir kravat ve Zeynep için şık bir bluz satın aldı. Bir çift çorap ve bir eteklik satın aldı. Genç satıcı onun için iki bü­ yük paket yaptı. Inge ona teşekkür etti ve tekrar bir otobüsle çiftliğe geri döndü. H asan Bey onu gördü ve: «Inge! Şehirde ne yaptın?.» diye sordu. I nge üzgündü. «Burada herkes Almanca konuşuyor. Ne zaman doğ­ ru dürüst Türkçe konuşabileceğim?» dedi. metin hakkında sorular ve cevapları Was wollte Inge machen? I nge ne yapmak istiyordu? Kann Inge allein in die Stadt f ahren? Inge şehre yalnız gidebilir mi? Sie wollte allein Einkäufe machen. Yalnız alış veriş yapmak istiyordu. J a, sie kann allein in die Stadt fahren. Evet, şehre yalnız gidebilir. Fuhr Inge mit einem Zug oder mit Sie fuhr mit einem Autobus. einem Autobus? O bir otobüsle gitti. I nge bir trenle mi yoksa bir oto­ büsle mi gitti? Wohin ging sie zuerst? Önce nereye gitti? Wo kaufte sie die Postkarten? K artpostalları nerede satın aldı? Sie ging zur Post. P ostaneye gitti. Sie kaufte die Postkarten in einem L aden neben der Post. K artpostalları postanenin yanındaki bir dükkânda satm aldı. Sie war traurig, denn jeder sprach D eutsch. Üzüntülüydü, çünkü herkes Almanca k onuşuyordu. Sie kaufte ein blaues Hemd und eine Krawatte für Ahmet. O A hmet için mavi bir gömlek ve bir k ravat satın aldı. Warum war Inge traurig? Inge niçin üzüntülüydü? W as kaufte sie für Ahmet ? A hmet için ne satın aldı? _ 6— CÜMLELER ve SORULAR War un f kommst du nicht in die Schule? Warum kamst du nicht in die Schule? Wo steigt die alte Frau aus? Wo stieg die alte Frau aus? Wann kauft Inge einen Rock? Wann kaufte Tilge einen Rock? Der Lehrer will mit den Schülern einen Ausflug machen. Der Lehrer wollte mit den Schülern einen Ausflug machen. Ich bin sein bester Freund. Ich war sein bester Freund. Meine Schwester kommt heute nachmittag. Meine Schwester kam heute nachmittag. Wir müssen heute einen Freund besuchen. Wir mussten heute einen Freund besuchen. Unser neuen Unser neuen Vater schenkt uns einen Ball. Vater schenkte uns einen Ball. Niçin okula gelmiyorsun Niçin okula gelmedin? Yaşlı kadm nerede iniyor? Yaşlı kadın nerede indi? Inge ne zaman bir etek satın a lıyor? Inge ne zaman bir etek satın aldı? Öğretmen öğrencilerle bir piknik y apmak istiyor. Ö ğretmen öğrencilerle bir piknik y apmak istedi. Onun en iyi arkadaşıyım. Onun en iyi arkadaşıydım. Kız kardeşim bugün öğleden sonra geliyor. Kız kardeşim bugün öğleden sonra geldi. Bugün bir arkadaşı ziyaret etmeye mecburuz. Bugün bir arkadaşı ziyaret etmeye mecburduk. Babamız bize yeni bir top hediye ediyor. Babamız bize yeni bir top hediye e tti. ', Er kann nicht Türkisch sprechen. O T ürkçe konuşamaz. Er konnte nicht Türkish sprechen. O Türkçe konuşamazdı. Warum haben Sie kein Geld? Warum hatten Sie kein Geld? Der Arzt hat keine Zeit. Der Arzt hatte keine Zeit. Niçin paranız yok? Niçin paranız yoktu? D oktorun vakti yok. D oktorun vakti yoktu. —7— D ie Magd stellt das Glas auf den T isch. D ie Magd stellte das Glas auf den T isch. S chreibt ihr an euren V a t e r ? S chriebt ihr an euren V a t e r ? H izmetçi bardağı masanın üstüne k oyuyor. H izmetçi bardağı masanın üstüne k oydu. B abanıza yazıyor musunuz? B abanıza yazdınız mı? W ill dein Vater eine Reise machen? B aban bir seyahat yapmak istiyor mu? W ollte dein Vater eine Reise B aban bir seyahat yapmak istiyor m uydu? m achen? F ü r wen mietet der Mann das Z immer ? F ü r wen mietete der Mann das Z immer? A dam odayı kimin için kiralıyor? A dam odayı kimin için kiraladı ? W ofür dankt Inge dem Verkäufer? I nge satıcıya ne için teşekkür ediyor ? I nge satıcıya ne için teşekkür etti? W ofür dankte Inge dem V erkäufer ? W ir haben kein Radio. W ir h a t t e n kein Radio. P eter bringt seinem Vater Z igaretten. P eter brachte seinem Vater Z igaretten. D er Student geht in sein Zimmer. D er Student ging in sein Zimmer. D ie Gäste holen ihre Koffer aus d em Auto. D ie Gäste holten ihre Koffer aus d em Auto. R adyomuz yok. R adyomuz yoktu. P eter babasına sigara(lar) getiriyor. P eter babasına sigara (lar) getirdi. Ö ğrenci odasına gidiyor. Ö ğrenci odasına gitti. M isafirler otomobilden bavullarını a lıyorlar. M isafirler otomobilden bavullarını a ldılar. I ch k a n n meine Mappe nicht finden. Ç antamı bulamıyorum. I ch konnte meine Mappe nicht Ç antamı bulamadım. f inden. D as kleine Kind kann noch nicht K üçük çocuk daha okuyamaz. l esen. D as kleine Kind konnte noch nicht K üçük çocuk daha okuyamazdı. l esen. —8— Suchen Sie Ihren Bruder? Suchten Sie Ihren Bruder? Er ist im Kino. Er war im Kino. E rkek kardeşinizi mi arıyorsunuz? E rkek kardeşinizi mi aradınız? O sinemadadır. O sinemadaydı. Um 9 Uhr sind wir in der Schule. S aat dokuzda okuldayız. Um 9 Uhr waren wir in der Schule. S aat dokuzda okuldaydık. Çocuklar bahçeden geliyorlar. Die Kinder kommen aus dem Garten. Die Kinder kamen a us dem Garten. Çocuklar bahçeden geldiler. Die Mutter ruft ihre Söhne. Die Mutter rief ihre Söhne. Meine Familie lebt in Süddeutsehiand. Meine Familie lebte in Süd­ deutschland. Ich will ein Glas Milch trinken. Ich wollte ein Glas Milch trinken. Dürfen die Schüler den Lehrer fragen? Durften die Schüler den Lehrer fragen? Anne çocuklarını çağırıyor. Anne çocuklarını çağırdı. Ailem güney Almanya'da yaşıyor. Ailem güney Almanya'da yaşıyordu. Bir bardak süt içmek istiyorum. Bir bardak süt içmek istedim. Öğrenciler öğretmene sorabilirler mi ? Öğrenciler öğretmene sorabilirler miydi ? Jede Woche macht er viel Geld. H er hafta o çok para yapar, (kazanır,) Almanca ders: 68 T EST 34 1 — D er gut Vater kaufte einen neu Hut für sein Sohn. 2 — Der klug Schüler beantwortete die schwer Fragen. 3 — Wir kannten die Eltern dieses faul Junge 4 — Ich hatte ein rot ...... Bleistift und ein dick Buch. 5 — Für a rbeitete der fleissig ...... Bauer? 6 — Seit wann ist dein Bruder in T ürkei? 7 — Die Tochter unser Nachbarn ist ein Leh­ rerin. 8 — Der Junge schreibt ein lange Brief an sein V ater. B A L istesi A 1 — Die Kinder mussten zu H ause bleiben. 2 — I hre Freunde gingen ins Kino. B 3 — Die Familie machte einen Ausflug an die See. Ç 4 _ Der alte Mann konnte sich an u ns nicht erinnern. 13 5 — Meine Tochter stand jeden E Morgen sehr früh auf. 6 — Wir verabschiedeten uns von P u nseren Eltern. ÇJ 7 — Wann brachte der Fischer diesen Korb? H 8 — Wer war der Besitzer dieses t L adens? K B L istesi Kızım her sabah çok. erken k alkar. Balıkçı bu sepeti ne zaman g etirdi ? Çocuklar evde kalmak mecburiyetindeydiler. Bu dükkânın sahibi kimdir? İ htiyar adam bizi hatırlayamadı. A rkadaşları sinemaya gittiler. Kızım her sabah çok erken kal­ kardı. Ebeveynimizle vedalaştık. Aile deniz kenarına bir piknik y aptı. Bu dükkânın sahibi kimdi? A L istesi 1 — Amcamı tanıyor muydun? 2 — B ana şu resmi gösterebilir miydiniz? 3 — Bu kış Ankara'ya gelmek isti­ yor muydun? 4 — Öğle yemeğini bir lokantada yediler. 5 — Öğrenci niçin çalışamadı? B L istesi A — Diese Schuhe schmeekten mir s ehr. B — Wer fütterte den seltenen Vogel? 0 — W arum arbeitete der Schüler n icht? D — K onntest du mir jenes Bild zeigen? E — Kannte ich deinen Onkel? F — Diese Schuhe gefielen mir sehr. G — Sie assen in einem Restaurant zu Mittag. H — Die Kinder frühstückten vor zwei Stunden. İ — W arum konnte der Schüler n icht arbeiten? K — Wolltest du in diesem Winter n ach Ankara kommen? D A şağıda metinle ilgili sorular verilmiştir. Bunların altındaki cevaplar­ dan uygun olanını seçiniz. 1. Womit fuhr Inge in die Stadt? a. Sie fuhr mit einem Autobus in die Stadt, b. Sie fuhr nicht in die S tadt, c. Sie ging zu Fuss in die Stadt, d. Inge fuhr mit Hasan Beys Jeep in die Stadt. 2. W as machte sie in der Post? a. Sie kaufte eine Briefmarke, b, Sie kaufte viele Postkarten, c. Sie sprach mit dem Beamten Türkisch, d. Sie kaufte einen Briefum­ schlag. 3. W arum wollte Inge allein in die Stadt gehen? a. Sie wollte nicht allein gehen, b. Sie wollte allein gehen und viel T ürkisch sprechen, c. Sie wollte allein gehen und viel Deutseh s prechen, d. Sie wollte allein gehen und Einkäufe machen. 4. S prach sie viel Türkisch in der Stadt? a. Ja, sie konnte dort viel Türkisch sprechen, b. Sie sprach nicht, c. Sie s prach viel Deutsch in der Stadt, d. Sie sprach nicht viel Türkisch in d er Stadt. F Aşağıdaki cümleleri Almancaya çeviriniz: 1 — Çiftliğinizde kalmak istemiyordum. 2 — E ski arkadaşlarım bu evde otururlardı. 3 — Balıkçı yeni bir sandal satın almaya mecbur oldu. T est 33'ün yapılmış şekli H 3 — M 4 — C 5 — K 6 — F 7 — A 8 — 19 — G 10 — L C. 1 - N 2 - İ 3 - M 4 - H 5 - L 6 - B 7 - G 8 - C 9 — K 10 — E D. 1 — C 3 — d 3 — d 4 — a F . a. Mein Bruder hatte einen Sohn. b. D er Hut war auf der Mappe. c. Das Kind trocknete sich damit ab. d. Der Zug fuhr jetzt ab. B. 1 - E 2 - 6 — Kim nadir kuşu besledi? 7 — Çocuklar iki saat önce kahv altı etti? g — Bu ayakkabılar çok hoşuma g itti. TM 1 ı jy mim (otrfsponüfiuf Jnsntute ALMANCA DERSLE 69 LEHRSTÜCK NEUNUNDSECHZIG İ N-HALİYLE KULLANILAN ÖNEKLER D aha önceki derslerde çeşitli önekler öğrenmiştik. Bu konular size öneklerin kullanılışı ve cümle içindeki yerleri hakkında genel bir fikir ver­ miştir. Şimdi öğreneceğimiz öneks'erîn özelliği, bunlardan sonra gelen ismin daima in-halinde bulunmasıdır. Şu halde bu önekleri yanlışsız kul­ lanabilmemiz için önce in-halini çok iyi bilmemiz gerekir. wegen Bu önek, [vergen] şeklinde okunur ve Türkçeye «-den dolayı, yü­ zünden» olarak çevrilebilir. Türkçe anlamından da anlaşılabileceği gibi bir sebep gösterir. Bu derste öğreneceğimiz öbür öneklerde de olduğu gibi wegen'den sonra gelen ismin in-halinde bulunması gerektiğini tek­ rar hatırlatalım. wegen des schlechten Wetters wegen seiner Krankheit wegen der Feiertage Wir blieben wegen des schlechten W etters zu Hause. Mein Freund kann wegen seiner K rankheit nicht kommen. Die Schulen sind wegen der F eiertage geschlossen. Wegen meines Vaters kann ich n icht kommen. k ötü havadan dolayı, kötü hava yüzünden h astalığından dolayı t atil günlerinden dolayı Kötü hava yüzünden evde kaldık. A rkadaşım hastalığından dolayı gelemez. Okullar tatil günlerinden dolayı k apalıdır. Babamın yüzünden gelemem. —2— Wegen der guten Hausaufgabe b ekam der Schüler eine gute Note. Die Mutter wollte wegen ihres Sohnes mit dem Lehrer sprechen. Die Frau musste wegen ihres s chweren Koffers mit einem Auto zum Bahnhof fahren. J etzt muss sie wegen des Briefes noch einmal zur Post gehen. Wegen meinefr kranken Schwester k onnte meine Mutter nicht ins Kino gehen. Alle Studenten gehen wegen des billigen Essens zu diesem R estaurant. i yi ev ödevinden dolayı öğrenci iyi bir n ot aldı. Anne oğlu yüzünden öğretmenle ko­ nuşmak istiyordu. Kadın ağır bavulundan dolayı bir otomobille istasyona gitmeye mec­ burdu. Şimdi mektubun yüzünden bir kere d aha postaneye gitmeye mecburdur. H asta kız kardeşim yüzünden annem sinemaya gidemedi. B ütün öğrenciler ucuz yemekten do­ layı bu lokantaya gidiyorlar. Y ukarıdaki örneklerde wegen önekinden sonra gelen ismin hep in-halinde bulunduğunu görüyorsunuz. trotz T ürkçeye «-e rağmen» diye çevrilir, [trots] olarak okunur. t rotz des guten Wetters t rotz seiner Krankheit t rotz der Fehler T rotz des schlechten Wetters m achten die Schüler einen S paziergang. Der Bauer geht trotz seiner K rankheit in die Stadt. T rotz des grossen Ofens war das Zimmer kalt. Mein Bruder läuft trotz seines k ranken Beines sehr schnell. T rotz seiner Fehler bekam der Schüler eine gute Note. E r raucht trotz seines kleinen A lters. iyi havaya rağmen h astalığına rağmen y anlışlara rağmen K ötü havaya rağmen öğrenciler bir gezinti yaptılar. Çiftçi hastalığına rağmen şehre gidiyor. B üyük sobaya rağmen oda soğuktu. E rkek kardeşim hasta bacağına rağ­ men çok hızlı koşuyor. Y anlışlarına rağmen öğrenci iyi bir n ot aldı. Küçük yaşına rağmen sigara içiyor. altmışdokuzuncu ders i Trotz der grossen Lampe können wir nicht gut lesen. Trotz seines berühmten Namens kennen ihn hier die meisten Menschen nicht. * Trotz des hohen Preises kauft der Mann das neue Auto. Büyük lâmbaya rağmen iyi okuyamıyoruz. Meşhur ismine rağmen onu burada çoğu insanlar tanımazlar. Yüksek fiyata rağmen adam yeni otomobili satın alıyor. s tatt [ stat] okunur. Türkçeye «yerine» şeklinde çevirmek mümkündür. s tatt des Briefes s tatt der Lehrerin s tatt des Onkels Der Vater schickte mir statt des Briefes ein Paket. Statt der Zeitung kaufe ich eine IKustrierte. Ich brachte meiner Schwester s tatt der Blumen einen Kuchen. Der Junge schreibt s tatt einer Postkarte einen Brief. Nimm statt dieser grossen Bank jene Stühle! Meine Eltern schickten mir statt, des Geldes einen Brief. Der Bauer brachte statt Eier nur Äpfel. Statt eines neuen Autos kauft er einen neuen Traktor. S tatt des Bruders bezahlte die Schwester die Rechnung. S tatt des Lehrers kommt der Direktor in die Klasse. Wir fahren statt unserer Tante nach Deutschland, — m ektub(un) yerine — ö ğretmen (in) yerine — a mca(mn) yerine Baba bana mektup yerine bir paket gönderdi. Gazete yerine bir resimli mecmua s atın alıyorum. Kız kardeşime çiçek (ler) yerine bir p asta getirdim. Çocuk bir kartpostal yerine bir mek­ tup yazıyor. Bu büyük sıra yerine şu sandalyeleri a l! Ebeveynim bana para yerine bir m ektup gönderdi. Çiftçi yumurta (lar) yerine elma (lar) g etirdi. Yeni bir otomobil yerine yeni bir t raktör satın alıyor. E rkek kardeş yerine kız kardeş hesa­ bı ödedi. Öğretmenin yerine müdür sınıfa ge­ liyor. Teyzemiz yerine biz Almanya'ya gi­ diyoruz. —4— während T ürkçeye äcesnasmda, sırasında» şeklinde çevrilebilir. [ve:rend] olar ak okunur. während des Essens während des Unterrichts während der Reise Während des Essens rauchen wir nicht. Während meiner letzten Reise ver­ lor ich meinen grossen Koffer. Während seiner Arbeit sitzt der Vater in seinem Zimmer. Die Schüler dürfen während des Unterrichts nicht sprechen. Während des Winters ist dieser Laden geschlossen. Während des Sommers arbeiten die Bauern viel. Die Freunde besuchten mich während meiner Krankheit. Während der Nacht bellen die Hunde viel. Während des Ausflugs regnete es. — yemek esnasında, yemek sırasın­ da — d ers sırasında — s eyahat sırasında Yemek esnasında sigara içmeyiz. Son seyahatim sırasında büyük bavulumu kaybettim. Çalışması sırasında baba odasında o turur. Öğrenciler ders esnasında konuşa­ mazlar. Kış esnasında bu dükkân kapalıdır. Yaz esnasında çiftçiler çok çalışır. A rkadaşlar beni hastalığım sırasın­ da ziyaret ettiler. Gece sırasında (geceleyin) köpekler çok havlar. P iknik sırasında yağmur yağdı. innerhalb [ innerhalb] şeklinde okunur. Türkçeye «içinde, dahilinde» olarak çev­ rilir. Sınırlandırıcı birşey tarafından bir yerin belirlendiğini, sınırlandırıl­ dığını gösterir. Zaman belirten deyimlerde de kullanılabilir. innerhalb der Mauern innerhalb Münchens innerhalb eines Jahres Innerhalb Istanbuls sehen wir viele alte Häuser. — d uvarların içinde — Münih'in içinde — bir yıl içinde I stanbul içinde birçok eski ev görür üz. —5— Die Kinder müssen innerhalb dieser Mauern spielen. Innerhalb eines Jahres fuhr mein Vater viermal nach Deutsehland. Innerhalb einer Woche bekam der Student vier Briefe von seinem Freund. Innerhalb des Dorfes haben wir keine Kolonialwarenhandlung. Çocuklar bu duvarların içinde (dahi­ linde) oynamaya mecburdurlar. Bir yıl iğinde babam dört defa Al­ manya'ya gitti. Bir hafta içinde öğrenci arkadaşın­ dan dört mektup aldı. Köyün içinde bir bakkal dükkânına s ahip değiliz, (bakkal dükkânı yok.) ausserhalb [ ausserhalb] olarak okunur. Türkçeye «dışında, haricinde» şeklinde çevrilebilir. ausserhalb des Gartens ausserhalb der Türkei ausserhalb İzmirs —• bahçenin dışında — T ürkiye (nin) dışında — İzmir dışında Das Haus des berühmten Arztes ist ausserhalb der Stadt. Ich lebte eine lange Zeit ausserhalb der Türkei. Ausserhalb des Bauernhofs sehen wir viele Felder. Viele Deutschen leben heute ausserhalb Deutschlands. Ihr dürft mit diesen Bällen ausser­ halb des Hauses spielen. M eşhur doktorun evi şehrin duşlu­ dadır. Uzun bir zaman Türkiye dışında y aşadım. Çiftliğin dışında birçok tarla g örüyoruz. Birçok Alman bugün Almanya dışın­ da yaşıyor. Bu toplarla evin dışında oynayabilir­ siniz. Wir sehen einen Baum ausserhalb der Mauern. D uvarların dışında bir ağaç görüyoruz. —6— e rste zweite d ritte v ierte Türkçede «birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü» gibi deyimler Almancada rakkam gösteren kelimeye te eklemekle yapılır. Yalnız bir'den on'a ka­ dar olan sayılarda bazı kelimeler bu kurala uymaz. e rste [erste] zweite [tsvayte] d ritte [dritte] v ierte [fi:rte] fünfte [fünfte] s echste [zekste] s iebte [zipte] a chte [ahte] n eunte [noynte] z ehnte [tse:nte] birinci ikinci * üçüncü dördüncü beşinci altıncı yedinci sekizinci dokuzuncu onuncu Görüldüğü gibi birkaçı hariç diğerleri kelimeye te eklemekle yapıl­ maktadır. d er erste Tag der Woche d er zweite Tag des Monats d er sechste Monat des Jahres Wie heisst der dritte Monat des Jahres? D as siebte Haus gehört uns. G ehört das achte Haus Ihnen? Der vierzehnte Baum ist ein Apfelbaum. Der zweiundzwanzigste Soldat i st grösser als die anderen. Der zweite Herr ist unser D eutschlehrer. Am ersten Tag der Woche wird sie zu uns kommen. D as fünfte Zimmer ist kleiner als die anderen Zimmer. Der elfte Ball gehört, mir, und der zwölfte Ball gehört ihm. h aftanın birinci günü ayın ikinci günü yılın altıncı ayı Yılın üçüncü ayının ismi nedir? Yedinci ev bize aittir. Sekizinci ev size mi aittir? Ondördüncü ağaç bir elma ağacıdır. Yirmiikinci asker diğerlerinden da­ ha büyüktür. İkinci bey bizim Almanca öğretmenimizdir. H aftanın birinci günü bize gelecek. Beşinci oda diğer odalardan daha kü­ çüktür. Onbirinci top bana aittir ve onikinci t op ona aittir. — 7— Örneklerde gördüğünüz gibi bu kelimeler aynı bir sıfat gibi kullanıl­ maktadır. B unlar bazan bir isimle birlikte kullanılmayabilirler. Böyle tek baş­ larına kullanıldıkları zaman gene önlerine «birinci, ikinci,...» olduğu ben'rtifen ismin artikeh' gelir. d er erste — birinci (artikeli der olan isimler ve erkekler için) die erste — birinci (artikeli die olan isimler ve dişiler için) d as erste — birinci (artikeli das olan isimler için) D as erste Fahrrad gehört mir; d as zweite gehört meinem Freund. D as ist meine Mappe. Gehört die d ritte dir? D ort stehen einige Jungen. Kennst du den vierten? Birinci bisiklet bana aittir; ikinci benim arkadaşıma aittir. Bu benim çantamdır. Üçüncü sana mı aittir? O rada birkaç çocuk duruyor. Dör­ düncüyü tanıyor musun? D er vierte ist grösser als die anderen Schüler. Dördüncü, diğer öğrencilerden daha büyüktür. Der zweite Baum ist ein Apfelbaum. t kinci ağaç bir elma ağacıdır. _ 8— Bazı sayılara te yerine ste eklenir. zwanzigste d reissigste vierzigste fünfzigste h undertste tausendste [tsvantsigste] [draysigste] [fi: rtsigste] [fünftsigste] [hundertste] [ tauzendste] yirminci otuzuncu kırkıncı ellinci yüzüncü bininci In-haliyle kullanılan önekleri kısaca özetleyelim: wegen trotz s tatt während innerhalb a usserhalb — — — — den dolayı, yüzünden e r ağmen yerine esnasında, sırasında içinde, dahilinde dışında, haricinde Bu öneklerden sonra gelen isimler daima in-halinde bukuuur. Guten Morgen! Darf ich mit Lili einen Spaziergang machen? Günaydın! Lili ile bir gezinti yapabilir miyim? m İlli I M M i (oKfsponikncf JnstiniK | ALMANCA DERSLER 70 L EHRSTÜCK SIEBZIG ÖZET Geçen derslerde öğrendiğimiz en önemli konu Imperfektti. Fiilleri I mperfektleri bakımından düzenli fiiller ve düzensiz fiiller olmak üzere iki g rupta incelemek mümkündür. Düzenli fiillerin Imperfekti belirli bir kurala göre yapılır: bunların köküne aşağıda verdiğimiz takılardan biri eklenir. ich du e r, sie, es wir i hr sie Sie -te -test -te -ten -tet -ten -ten ich dü er, sie, es w ir i hr sie Sie -ete -etest -ete -eten -etet -eten -eten - S ağ taraftaki takılar kökü t veya d ile biten fiillere eklenir. Kökü n ile biten fiillerin bazıları da bu takıları alırlar. Düzensiz fiillerin Imperfekti belirli bir kurala göre yapılmaz. Bun­ ların kökleri imperfelktte tamamen değişiktir. Köklerinin aldığı bu yeni şekiller listeler halinde veya öğretilirken verilir. Derslerimizde yeni bir düzensiz fiil öğretirken altında Imperfektini de veriyoruz. Düzensiz fiillerin bu değişen köklerine de şahıslara göre bir takım takılar eklenir. ich du er, sie, es wir ihr sie Sie ( takı almaz) -st ( takı almaz) -en -t -en -en Birinci ve üçüncü şahıslarda kök aynı kalır, hiçbir takı almaz. Örnekler lächeln ich lächel-te du Iächel-test er, sie, es lächel-te wir lächel-ten ihr lächel-tet sie lächel-ten Sie lächel-ten denken ich du er, sie, es wir ihr sie Sie dachte dachte-st dachte dachte-n dachte-t dachte-n dachte-n düşün-düm düşün-dün düşün-dü düşün-dük düşün-dünüz düşün-düler düşün-dünüz ich du er, sie, es wir ihr sie Sie gülümse-dim gülümse-din gülümse-di gülümse-dik gülümse-diniz gülümse-diler gülümse-diniz ich du er, sie, es wir ihr sie Sie mieten miet-ete m iet-etest miet-ete miet-eten m iet-etet miet-eten miet-eten rufen rief rief-st rief rief-en rief-t rief-en rief-en çağır-dım çağır-dm çağır-dı çağır-dık çağır-dınız çağır-dılar çağır-dınız kirala-dim kirala-din kirala-di kirala-dik kirala-dimz k irala-dilar kirala-dimz Y ukarıdaki düzenli lächeln ve mieten fiilleriyle düzensiz denken ve rufen fiillerinin Imperfektlerini yaptık ve çekimledik. Denken ve rufen'in I mperfektleri daha önce verdiğimiz düzensiz fiiller listesinden bulunmuştur. Şimdi de çok önemli iki fiilin Imperfektlerini inceleyelim: sein ve haben. Bunların kökü İmperfektte war ve hatte şeklindedir ve çekimleri şöyledir: yetmişinci ders —3— sein ich du e r, sie, es w ir i hr sie Sie war warst war waren wart waren waren ich du e r, sie, es w ir i hr sie Sie h aben hatte hattest hatte hatten hattet hatten hatten Ayrılabilen fiillerin Imperfektine biraz dikkat etmeniz gerekir. Ay­ rılabilen fiil düzensiz ise Imperfekti birlikte verilir. Örneğin, ankomınenkam... an, anziehen -— zog... an, eintreten — trat... ein, gibi. Bur ada ( ) i şaretleri ayrılabilen fiilin önündeki takının en sona gittiğini gös­ termektedir. Yukarıdaki örneklerde an, an, ein takıları hep cümlenin en sonuna gider. Der Der Die auf. Die auf. Zug fährt jetzt ab. Zug fuhr jetzt ab. Kinder stehen morgens früh T ren şimdi hareket ediyor. Tren şimdi hareket etti. Çocuklar sabahları erken kalkarlar. Kinder standen morgens früh Çocuklar sabahları erken kalkarlar­ dı. Ayrılabilen fiil düzenli ise öntakı atıldıktan sonra geriye kalan asıl fiil normal kurala göre çekimlenir. Örneğin, beilegen, ausmachen ayrıla­ bilen fiillerinde bei ve aus önekleri çıkarıldıktan sonra takılar eklenerek I mperfekt yapılır. Ich mache das Licht aus. Ich machte das Licht aus. Işığı söndürüyorum. Tşığı söndürdüm. Du trocknest dich nicht gut ab. î yi kurulanmıyorsun. Du trocknetest dich nicht gut ab. İyi kurulanmadın. Dönüşlü fiillerin Imperfektleri bir özellik göstermezler. Dönüşlü fiille yapılmış bir cümlenin Imperfektte yapısında hiçbir değişiklik olmaz. Können, wollen, müssen, dürfen yardımcı fiilleri ise Imperfektte şöyle çekimlenir : 4— wollen ich du er, sie, es wir ihr sie Sie ich du er, sie, es wir i hr sie Sie wollte wolltest wollte wollten wolltet wollten wollten müssen musste musstest musste mussten musstet mussten mussten ich du er, sie, es wir ihr sie Sie ich du er, sie, es wir ihr sie Sie können konnte konntest konnte konnten konntet konnten konnten dürfen durfte dürftest durfte durften durftet durften durften Ich wollte gestern zu dir kommen. Wir konnten ihn nicht sehen. Die Kinder mussten zu Hause bleiben. Vor zehn Jahren durfte ich nicht r auchen. Dün sana gelmek istiyordum. Onu göremedik. Çocuklar evde kalmaya mecburdular. On yıl önce sigara içemezdim. II İn-haliyle kullanılan önekleri kısaca hatırlatalım: wegen trotz s tatt während innerhalb ausserhalb den dolayı, yüzünden e r ağmen yerine esnasında, sırasında içinde, dahilinde dışında, haricinde — — — — B unlardan sonra gelen isim daima ini—halinde bulunur. —5— I II Bu bölümde şimdiye kadar «AÇIKLAMA» ve Was der Deutsche sagt, Wie der Deutsche spricht adı altında toplanan bilgilerin en önemlilerini k ısaca hatırlatacağız. Junge-Mädchen ve Sohn-Tocher Almanca öğrenen Türkler bu kelimeleri çoğu zaman yanlış kullanır­ lar, der Junge-erkek çocuk; das Mädchen-kiz çocuk; der Sohn-oğul; die Tochter-kız evlât anlamlarındadır. «Benim bir kızım var.» derken burada Mädchen kelimesini kullanmak yanlıştır, çünkü buradaki «kız», «kız ev­ lât» anlamındadır. Dieser Junge ist mein Sohn. Dieses Mädchen ist Hasan Beys T ochter. Bu çocuk benim oğlumdur. Bu kız Hasan Beyin kızıdır. heissen Almancada isim sormak için kullanılan bir fiildir. Wie heisst du? Wie heissen Sie? Wie heisst dein Vater? Wie heisst deine Mutter? I ch heisse Hasan. E r heisst Necmi. Mein Vater heisst Ziya. Meine Mutter heisst Necla. İsmin ne? İsminiz nedir? Babanın ismi ne? Annenin ismi ne? Benim ismim Hasan'dır. Onun ismi Necmi'dir. Babamın ismi Ziya'dır. Annemin ismi Necla'dır. z aman sorma Wieviel Uhr ist es? Wie spät ist es? Wieviel Uhr hast du? Wieviel Uhr haben Sie? E s ist sieben Uhr. Um wieviel Uhr? Um acht Uhr. S aat kaç (tır) ? S aat kaç (tır) ? S aatin kaç? Saatiniz kaç? S aat yedi (dir). S aat kaçta? S aat sekizde. Görüldüğü gibi zaman çeşitli şekillerde sorulabilir. _ 6— viele einige alle Viele - «birçok, çok», einige - «birkaç»; alle - «bütün, bütün hepsi» a nlamlanna gelir. Bunların anlamları değişik olmasına rağmen kullanı­ lışları aynıdır. Üçünden sonra da muhakkak çoğul bir isim gelir. viele Bäume einige Menschen alle Studenten — birçok ağaç — birkaç insan — bütün öğrenciler, öğrencilerin hepsi Ö rnekte viele, einige, alle kelimelerinden sonra gelen isimlerin hep çoğul halde bulunduklarını görüyorsunuz. I ch habe viele Bücher. Wir sehen einige Jungen im G arten. Alle Ärzte müssen mit den Krankheiten kämpfen. Birçok kitabım var. Bahçede birkaç çocuk görüyoruz. Bütün doktorlar hastalıklarla savaşmak mecburiyetindedirler. Bu kelimeler tek başlarına da kullanılabilirler. O zaman anlamların­ da ufak bir değişiklik olur: viele einige alle Viele haben kein Geld. — birçok kişi, (birçoğu) — b irkaç kişi, (birkaçı) — h erkes, (bütün hepsi) Birçok kişinin (birçoğunun) parası yok. Einige bringen keine Bücher mit. B irkaç kişi birlikte kitap getir­ miyor. H erkes yarın okula gelmeye mecbur­ Alle müssen morgen in die Schule kommen. dur. Wie geht es...? Bu deyim Almancada hatır sormak için kullanılır. ( ) ile gösteri­ len yere hatırı sorulan kişiyi gösteren isim veya şahıs zamiri gelir. Bu isim veya şahıs zamiri muhakkak e-halinde bulunmalıdır. Wie geht es dir? Wie geht es Ihnen? Wie geht es euch? Wie geht es Ihrem Bruder? Wie geht es deinem Vater? Wie geht es deinem Onkel und deiner Tante? Nasılsın ? Nasılsınız? Nasılsınız ? E rkek kardeşiniz nasıl? B aban nasıl? Amcan ve yengen nasıl? _ 7— T eşekkür ederim, iyiyim. D anke, es geht mir gut. İ yiyiz. E s geht uns gut. Danke, es geht meinem Vater gut. T eşekkür ederim, babam iyidir. Onlar iyidir. E s geht ihnen gut. İyi dsğilim. E s geht mir nicht gut. schmecken gefallen - schmecken mek, İkisi de Türkçeye «hoşuna gitmek, beğenmek» şeklinde çevrilir. YalYal­ üchmecken nız kullanıldıkları yer değişiktir. Schmecken yiyecek maddeleri için kul­ en lanılır. Diğer bütün hallerde gefallen fiilini kullanabiliriz. Diese Suppe schmeckt mir. Dein Auto gefällt uns. D as Fleisch und die Gemüsen schmecken dem Gast. Der Ball gefällt den Kindern. Bu çorba hoşuma gidiyor, (tadı) Otomobilin hoşumuza gidiyor. E t ve ssbzeler misafirin hoşuna gidi­ yor, (tadı) Top çocukların hoşuna gidiyor. B urada şu hususa dikkat etmeniz gerekir: Birşeyi beğenen kimseyi g österen isim e-halinde bulunmaktadır. Mir, uns, dem Gast, den Kindern gibi. T ürkçede böyle bir durum olmaması bu fiilleri yanlış kullanmanıza sebep olabilir. k osten F iyat sormaya ve fiyat belirtmeye yarayan bir fiildir. Was kostet das? Wieviel kostet das? Was kosten diese Schuhe? Wieviel kosten diese Poskarten? W as kostet dieses Buch? D as kostet drei Liras. Diese Schuhe kosten fünfzig L iras. Die Poskarten kosten ein Lira. Dieses Buch ist sehr teuer. Es k ostet zweihundert Liras. Bunun fiyatı nedir? Bunun fiyatı nadir? (ne kadardır) Bu ayakkabıların fiyatı nedir? Bu kartpostalların fiyatı nedir? Bu kitabın fiyatı nedir? Bunun fiyatı üç liradır. Bu ayakkabıların fiyatı elli liradır. K artpostallar bir liradır. Bu kitap çok pahalıdır. Onun fiyatı ikiyüz liradır. —8— bis :<Kadar» anlamına gelir. Bis zu şeklinde de kullanılır ve aynı anlama gelir. Der Zug fährt bis Adana. Tren Adana'ya kadar gidiyor. Ich fahre mit meinem Auto bis zu Otomobilimle istasyona kadar gidi­ dem Bahnhof. yorum. J ungen bis zu 15 Jahren dürfen 15 yaşma kadar (olan) çocuklar gi­ n icht eintreten. * remezler. voll von Voli «dolu» anlamına gelir ve genellikle von önekiyle kullanılır. Meine Mappe Meine Mappe Seine Tasche Der Korb ist ist voll. ist voll von Büchern. ist voll Geld. voll von Eiern. Ç antam doludur. Ç antam kitaplarla doludur. Cebi para doludur. Sepet yumurtalarla doludur. Görüldüğü gibi voli Türkçede «ile» kelimesiyle kullanılmaktadır. Voli von'dan sonra gelen isim çoğu zaman artikelsizdir ve çoğul halde bu­ lunur. Voll, von öneki olmadan, tek başına da kullanılabilir. r egnen sYağmur yağmak» anlamındadır. E s regnet. Gestern regnete es in Strömen. E s wird regnen. Vor zwei Stunden regnete es wie m it Eimern. Y ağmur yağıyor. Dün bardaktan boşanırcasma yağ­ mur yağdı. Y ağmur yağacak. İ ki saat önce bardaktan boşanırcasına yağmur yağdı. Almanca ders 70 T EST 35 A şağıda boş bırakılan yerlere in u ygun olanlarım koyunuz. haliyle kullanılan öneklerden 1— d es schlechten Wetters gehen wir in die Stadt. 2 — des Unterrichts kommt der Direktor in die Klasse. 3 — des schlech­ ten Wetters machen wir keinen Auäflug. 4 — Ich kaufe eines Briefumschlags nur Briefmarken. 5 — Du musst mir dieses Geld einer Woche zurückbezahlen. 6 — Der Bahnhof ist (nicht inner­ halb) der Stadt. 7 — seiner Krankheit macht er eine Reise. 8 — Mein Vater kaufte einer Mappe einen neuen Hut 9 — einer V erspätung kommt der Zug um acht Uhr. 10 — eines Monats kam e r drei Mal zu uns. B B 1 — B ringen Sie die erste A — D oktor bir hafta içinde tekrar gelecek. B ank vor die Tür! 2 — D er dritte Laden gehört uns. B — P iknik olmasına rağmen öğ­ renciler sigara içemez. 3 — Wegen der Hausaufgaben kann mein Sohn nicht mit uns kommen. C — Birinci sırayı kapının önüne g etiriniz! 4 — T rotz seines kleinen Alters H asta tavuklarının senin bah­ t rinkt er Kaffee und raucht. D— çenin içinde kalmaları gerekir. 5 — W ährend des Ausflugs dürfen die Schüler nicht rauchen. E — Küçük yaşından dolayı kahve ve sigara içiyor. 6 — Sehen Sie die Autos vor dem B ahnhof? Das dritte gehört mir. F — Üçüncü dükkân bize aittir. 7 — Deine kranken Hühner müssen G — İ stasyonun önündeki otomo­ billeri görüyor musunuz? Üçün­ i nnerhalb deines Gartens bleiben. cü bana aittir. 8 — D er Arzt wird innerhalb einer Woche wieder kommen. H — E v ödevlerinden dolayı oğlun, bizimle gelemez. P iknik sırasında öğrenciler si­ gara içemez. Küçük yaşına rağmen kahve K— v e sigara içiyor. C A B 1 — H asta kız kardeşim yüzünden A — Die alte Frau neben mir sprach a nnem evde kalmaya mecburdur. während der Reise immer mit 2 — Oğlum dördüncü sırada oturu­ mir. yor. B — Wegen des Ausflugs gehen wir heute nicht in die Schule. 3 — E rkek çocuklar duvarın üstün­ de oturuyor. Altıncı benim karde- C — Die alte Frau neben mich sprach trotz der Reise immer simdir. mit mir. 4 — P iknik yüzünden bugün okula gitmiyoruz. , D — Wegen meiner kranken Schwester muss meine Mutter 5 — Amcama bir mektup yerine bir zu Hause bleiben. k artpostal gönderiyorum. 6 — Yanımdaki ihtiyar kadın seya- E — Ich verlor heute viele Bleistif­ te. Das ist die fünfte. h at sırasında hep benle konuştu. 7 — Şehrin dışında büyük bir göl F — Ich verlor heute viele Bleistif­ te. Das ist der fünfte. g ördük. 8 — Bugün çok kalem kaybettim. G — Ich schicke meinem Onkel statt eines Briefes eine Postkarte. Bu beşinci. H — Mein Sohn sitzt auf der vier­ ten Bank. t — Ausserhalb der Stadt sahen wir einen grossen See. Die Jungen sitzen auf der iv Mauer. Das sechste ist mein Bruder. L — Die Jungem sitzen auf der Mauer. Der sechste ist mein Bruder. F A şağıdaki fiillerin Imperfektlerini yapınız ve çekimleyiniz. Türkçe­ lerini yazmanıza lüzum yoktur. a. zurückkommen A. b. kleben wen* e T est 34'ün yapılmış şekli 1 — e, en, en 2 — e , em 3 — em, n 4 — em, en, — es 5 6 — der 7 — e s, e 8 — en, m, em B. 1 - C 2 - F 3 — 1 4 — E 5 — G 6 — H 7 — B 8 — K C. l _ _ y o k 2 — yok 3 — K 4 — G 5 — Î 6 — B 7 — H 8 — F D. 1 — a 2 — a 3 — b 4 — d F. 1 — Ich wollte im Ihrem (eurem) Bauernhof nicht bleiben. 2 — Meine altem Freunde wohnten in diesem Haus. 3 — Der Fischer musste ein neues Boot kaufen. LLUU mM İMI! 1I m TTTTTT ALMANCA DERSLEF ı torresponömcf 3nstitutr 7i LEHRSTÜCK ESNUNDSIEBZ1G Geçen derslerimizde können, wollen, müssen ve dürfen yardımcı fiil­ lerini incelemiş ve bunların ayrı anlamlara gelmelerine rağmen cümle için­ de aynı şekilde kullanıldıklarım belirtmiştik. Bu derste de cümle içinde gene bunlar gibi kullanılan ve aynı gruba dahil olan yeni yardımcı fiiller öğreneceğiz. sollen Sollen [zollen] şeklinde okunur. Türkçede, «Yatakta kalmalıyım.» «Bu h aplardan günde üç kere almalı (dır).» «Bugün okula gitmelisin.» gibi cümlelerde görülen «-meli-, -malı-» takısı Almancada sollen ile karşıla­ nır. Daha önce öğrendiğimiz müssen yardımcı fiilinin de anlam bakı­ mından sollen'e benzer şekilde Türkçeye çevrildiğini görmüştük. Arala­ rındaki farkı şöyle açıklayabiliriz: Müssen, kanunların veya tabiatın beni bir işi kesinlikle yapmaya mecbur ettiğini ve benim yapmaktan başka bir çarem olmadığını belirtir. Sollen'de ise gene emir, istek gibi faktörlerin m eydana çıkardığı bir mecburiyet vardır, ama müssen'de olduğu gibi bu­ na riayet etmeye mecbur değilizdir; istediğimizi yapabiliriz. Bu farkı kı­ saca şöyle özetleyebiliriz: sollen, müssen'e nazaran daha hafif bir mecbu­ riyet gösterir. Sollen'in Türkçeye çevrilişinde «-meli-, -malı-» yerine başka şekiller de kullanılabilir. Yerine göre «çalışmalıyım», «çalışsam iyi olur», «çalış­ mam gerekiyor» şekillerinden biri tercih edilebilir. Sollen özel bir durum gösterir. Aşağıda şimdiki zaman ve Imperfektteki çekimlerini görüyorsunuz: —2 Şimdiki zaman ich du er, sie, es wir i hr sie Sie soll sollst soll sollen sollt sollen sollen I mperfekt ich du er, sie, es wir i hr sie Sie sollte s olltest sollte sollten s olltet sollten sollten Sollen'in cümle içindeki yeri hakkında kısa bir hatırlatma yapalım: Bu gruba dahil olan diğer yardımcı fiiller gibi cümlede ikinci yere sollen'in özneye göre çekimlenmiş şekli gelir. Esas fiil ise hiç değişmeden mastar halinde en sona gider. Ich soll im Bett bleiben. Ich sollte im Bett bleiben. Y atakta kalmalıyım. Y atakta kalmalıydım. Görüldüğü gibi, yapmak durumunda olduğum işi gösteren esas fiil, bleiben, cümlenin en sonunda bulunmakta, ikinci yerde ise sollen'in özne­ ye göre çekimlenmiş şekli yer almaktadır. l>u sollst viel arbeiten. Du solltest viel arbeiten. Wir sollen heute zu unserem F reund gehen. Wir sollten heute zu unserem F reund gehen. Der Schüler soll dem Lehrer die H ausaufgabe zeigen. Der Schüler sollte dem Lehrer die H ausaufgabe zeigen. D as Kind soll seine Grossmutter besuchen. D as Kind sollte seine Grossmutter besuchen. Çok çalışmalısın. Çok çalışmalıydın. Bugün arkadaşımıza gitmeliyiz. Bugün arkadaşımıza gitmeliydik. Öğrenci öğretmene ev ödevini göstermelidir. Öğrenci öğretmene ev ödevini göstermeliydi. Çocuk büyük annesini ziyaret etmelidir. Çocuk büyük annesini ziyaret etmeliydi. yetmişbirinci ders —3 Oğlum evde kalmalı (dır). Mein Sohn soll «u Hause bleiben. Mein Sohn sollte zu Hause bleiben. Oğlum evde kalmalıydı. Er soll schnell kommen. Er sollte schnell kommen. Du sollst zur Post gehen. Du solltest zur Post gehen. Çabuk gelsin, (gelmeli.) Çabuk gelmeliydi. P ostaneye gitmen gerekiyor. P ostaneye gitmen gerekiyordu. Der alte Mann soll nicht rauchen. Yaşlı adam sigara içmemelidir. Der alte Mann sollte nicht rauchen. Yaşlı adam sigara içmemeliydi. Die Schwester soll diesen Brief nicht Kız kardeş bu mektubu okumamalı­ dır. Lesen. Die Schwester sollte diesen Brief Kız kardeş bu mektubu okumamalıy­ nicht lesen. dı. Babama biı mektup yazsam iyi olur. Ich soll meinem Vater einen Brief schreiben. Ich sollte meinem Vater einen Brief Babama bir mektup yazsaydım iyi schreiben. olurdu. mögen Tmöıgen] olarak okunur. Türkçeye «istemek», «arzusunda olmak» şeklinde çevrilebilir. Wollen yardımcı fiili de aynı şekilde Türkçeye çev­ riliyordu. Mögen daha nazik hitaplarda, sorularda, özellikle yemeklerde­ ki ve alışverişteki konuşmalarda çok kullanılır. Aşağıda şimdiki zaman yerine kullanılan, fakat aslında şimdiki za­ man olmayan çekimlenir esi gösterilmiştir. Bu noktaya, ileride mögen fii­ linin başka birçok anlamlara gelen ve değişik bir şekilde çekimlenen ha­ line de Taslayacağımız için dikkatinizi çekiyoruz. ich du er, sie, es wir ihr sie Sie m öchte | m öhtej m öchtest [möhtest] möchte [ möhte] möchten [möhtenj m öchtet [möhtetj möchten j m öhten] möchten [möhten] _ 4— Ş imdilik mögen'in diğer halleri üzerinde durmayacağız. Yalnız şu ö nemli hususa dikkatinizi çekeriz: Mögen ile wollen arasında büyük bir a nlam yakınlığı vardır. Mögen az önce belirttiğimiz gibi nazik hitaplarda k ullanılırsa Imperi'ekti bizim daha önce öğrendiğimiz «wollen» fiilinin Imperfekti ile karşılanır. Bu gibi hallerde mögen'in Imperfekt'i aynı wolleninki gibidir, yani wollte şeklindedir. A hmet möchte noch noch etwas W asser trinken. A hmet wollte noch etwas Wasser trinken. * D ie Gäste möchten keinen Wein trinken. D ie Gäste wollten keinen Wein trinken. Ahmet biraz daha su içmek istiyor. Ahmet biraz daha su içmek istiyordu. Misafirler şarap içmek istemiyor1ar. Misafirler şarap içmek istemiyorlardi. W^ir möchten heute einen Ausflug Bugün bir gezinti yapmak istiyoruz. m achen. W ir wollten heute einen Ausflug Bugün bir gezinti yapmak istedik. m achen. (istiyorduk) W as möchten Sie kaufen? W as wollten Sie kauften ? I ch möchte dich besuchen. I ch wollte dich besuchen. M öchten Sie noch etwas Marmelade n ehmen? W ollten Sie noch etwas Marmelade nehmen? I ch möchte einige P o s t k a r t e n kaufen. I ch wollte einige P o s t k a r t e n kaufen. M ein Freund möchte einen Brief schreiben. M ein Freund wollte einen Brief schreiben. Ne satın almak istiyorsunuz? Ne satın almak istiyordunuz? Seni ziyaret etmek istiyorum. Seni ziyaret etmek istedim. ( istiyordum) Biraz daha marmelat almak ister misiniz? Biraz daha marmelat almak ister miydiniz? Birkaç kartpostal satın almak istiyorum. Birkaç kartpostal satın almak istedim. (istiyordum) Arkadaşım bir mektup yazmak istiy or. Arkadaşım bir mektup yazmak istiyordu. D ie Studenten möchten kein Bier Öğrenciler bira içmek istemiyorlar. t rinken. —5— D ie Studenten wollten kein Bier t rinken. M öchten Sie etwas fragen? W ollten Sie etwas fragen? I ch möchte eine Geschichte e rzählen. I ch wollte eine Geschicte erzählen. Ö ğrencilar bira içmek istemediler. B irşey mi sormak istiyorsunuz? B irşey mi sormak istediniz? B ir hikâye anlatmak istiyorum. Bir hikâye anlatmak istedim. l assen I l assen] şeklinde okunur. «Bir elbise yaptırıyorum.» «Amcam bir ev y aptırıyor.» gibi cümlelerde bir işin başkasına yaptırıldığını belirtmek i çin kullanılır. Yaptırılan işi gösteren esas fiil cümlenin en sonuna gider. Şimdiki zaman ich lasse du lässt [ lest] er, sie, es l ässt [lest] wir ' assen ihr l asst sie lassen Sie lassen M ein Vater lässt einen Anzug m achen. M ein Vater Hess einen Anzug m achen. Imperfekt ich Hess [li:sj du Messt [li:stj er, sie, e s Hess [li:s] wir Hessen [ li:sen| ihr liesst [ li:stj sie Hessen [ li:sen| Sie Hessen [ li:sen| B abam bir elbise yaptırıyor. B abam bir elbise ;yaptırdı. D er Direktor lässt ein Taxi kommen. M üdür bir taksi getirtiyor. D er Direktor Hess ein Taxi kommen. M üdür bir taksi getirtti. D er Arzt lässt den Patienten rufen. D oktor hastayı çağırtıyor. D er Arzt Hess den Patienten rufen. D oktor hastayı çağırttı. I ch lasse mein Auto reparieren. I ch Hess mein Auto reparieren. O tomobilimi tamir ettiriyorum. O tomobilimi tamir ettirdim. D er Lehrer lässt den Schüler rufen. ö ğ r e t m e n öğrenciyi çağırtıyor, D er Lehrer Hess den Schüler rufen. ö ğ r e t m e n öğrenciyi çağırttı. W ir lassen unser altes Haus v erkaufen. W ir Hessen unser altes Haus v erkaufen. E ski evimizi sattırıyoruz. E ski evimizi sattırdık. _ 6— Die Kinder lassen eine Geschichte erzählen. Die Kinder Hessen eine Geschichte erzählen. Çocuklar bir hikâye anlattırıyor. Çocuklar bir hikâye anlattırdılar. Lassen bir yardımcı fiil olarak kullanılmayabilir. Böyle tek başına esas fiil olarak kullanılınca «bırakmak» anlamına gelir. L ass das! Lasst das! Ich lasse meinen Hut im Zimmer. Ich Hess meinen Hut int Zimmer. Bırak şunu! B ırakın şunu! Şapkamı odada bırakıyorum. Şapkamı odada bıraktım. Der Schüler l ässt seine Mappe in der Öğrenci çantasını okulda bırakıyor. Schule. Der Schüler Hess seine Mappe in der Öğrenci çantasını okulda bıraktı. Schule. Wir werden die Kinder zu Hause lassen. Wir lassen die Kinder zu Kause. Wir Hessen die Kinder zu Hause. Çocukları evde bırakacağız. Çocukları evde bırakıyoruz. (bırakırız) Çocukları evde bıraktık. L assen ayrıca birkaç deyimsel şekilde de kullanılır: L asst L asst L asst L asst L asst uns singen! uns sehen! uns F ussball spielen! uns laufen! uns gehen! Ş arkı söyleyelim! Görelim! F utbol oynayalım! Koşalım! Gidelim! L assen bu hallerde Türkçedeki «-hm, -lim» takılarının karşılığı ol­ maktadır. sehen hören lernen gehen helfen Öğrendiğimiz yardımcı fiillerden başka daha önce öğrendiğimiz sehen, hören, lernen, gehen, helfen fiilleri de yardımcı fiil olarak aynı öğrendik­ lerimiz gibi kullanılabilir. Bunların çekimlerini ve Imperfektlerini d aha önceki derslerde vermiştik. Aşağıdaki örnek cümleleri inceleyiniz: Ich sehe unseren Lehrer kommen. Ich sah unseren Lehrer kommen. Öğretmenimizin geldiğini görüyo­ rum. Öğretmenimizin geldiğini gördüm. _ 7— I ch sehe meine Freunde spielen. Ich sah meine Freunde spielen. Wir sehen die Pferde laufen. Wir sahen die Pferde laufen. A rkadaşlarımın oynadığını görüyo­ rum. A rkadaşlarımın oynadığını gördüm. A tların koştuğunu görüyoruz. A tların koştuğunu gördük. D as Kind hört seine Mutter rufen. Çocuk annesinin çağırdığını duyuyor. Das Kind hörte seine Mutter rufen. Çocuk annesinin çağırdığını duydu. Die Mutter hört ihre Kinder singen. Anne çocuklarının şarkı söylediğini duyuyor. Die Mutter hörte ihre Kinder singen. Anne çocuklarının şarkı söylediğini duydu. Die kleinen Kinder lernen schreiben. Küçük çocuklar yazmasını öğreniyor­ lar. Küçük çocuklar yazmasını öğrendiler. Die kleinen Kinder lernten schreiben. Ich lerne Fussball spielen. Ich lernte Fussbal spielen. F utbol oynamasını öğreniyorum. Futbol oynamasını öğrendim. D as Mädchen lernt Kaffee kochen. Kız kahve pişirmesini öğreniyor. B as Mädchen lernte Kaffee kochen. Kız kahve pişirmesini öğrendi. Die Kinder gehen ihren Freund besuchen. Die Kinder gingen ihren Freund besuchen. Âli geht Blumen pflücken. Ali ging Blumen pflücken. Der Bauer geht arbeiten. Der Bauer ging arbeiten. Der Mann hilft dem Kind den K arren schieben. Der Manu half dem Kind den Karren schieben. Ich helfe meinem Bruder die H ausaufgaben schreiben. Ich half meinem Bruder die H ausaufgaben schreiben. Çocuklar arkadaşlarını ziyaret etme­ ye gidiyor. Çocuklar arkadaşlarını ziyaret etme­ ye gitti. Ali çiçek toplamaya gidiyor. Ali çiçek toplamaya gitti. Çiftçi çalışmaya gidiyor. Çiftçi çalışmaya gitti. Adam çocuğun arabayı itmesine yar­ dım ediyor. Adam çocuğun arabayı itmesine yar­ dım etti. E rkek kardeşimin ev ödevlerini yaz­ masına yardım ediyorum. E rkek kardeşimin ev Ödevlerini yaz­ masına yardım ettim. _ 8— Der Sohn hilft seinem Vater den Koffer tragen. Der Sohn half seinem Vater den Koffer tragen. Oğul babasının bavulu taşımasına y ardım ediyor. Oğul babasının bavulu taşımasına yardım etti. Görüldüğü gibi yukarıda sehen, hören, lernen, gehen, helfen fiilleri h er cümlede ikinci bir fiille birlikte bir yardımcı fiil olarak kullanılmış ve bu ikinci fiil cümlenin sonunda yer almıştır. Aşağıda können, müssen, wollen, dürfen, sollen, lassen, mögen, sehen, hören, lernen, gehen, helfen yardımcı fiillerinin düzgün bir cümla içinde kullanılışlarını gösteren bir kalıp görüyorsunuz: Özne l eh Mein Vater Der Lehrer Kleine Kinder Du Wir Der Mann Ich Die Schüler Der Bauer Die Schüler Ich Yardımcı fiil will m uss konnte dürfen sollst möchten liess sah hören geht lernen half Diğer Kelimeler einen Brief heute nach Ankara gut Deutsch nicht deine Hausaufgaben noch etwas Bier sein Zimmer einen Autobus den Lehrer Gemüse noch den Eimer Asıl fiil schreiben. fahren. sprechen. rauchen. machen. trinken. reinigen. kommen. kommen. verkaufen. lesen. tragen. İkinci yerde yardımcı fiilin özneye göre çekimlenmiş şekli yer almak­ tadır. En sonda ise yapılan işi gösteren esas fiil mastar halinde bulun­ maktadır. Görüldüğü gibi bu kalıp Imperfekt için de geçerlidir. LULLU Corrrsponöencr Jnstitute ALMANCA DERSLERİ 72 L E H R S T Ü C K ZWEIUNDSIEBZIG Ö ğrenilecek kelimeler a usserhalb [ auserhalb] b isher [bishe:r] e in bisschen [ ayn bishenj d as Büro.s [büro] d ışında, folgend [folgend] h aricinde gleich [glayh] ş imdiye kadar das Haar,e [ h a : r ] b irazcık innerhalb j inerhalb] büro aşağıdaki aynı, eşit saç içinde, dahilinde —2— d er Kaufmann [kauf man] die Kauf leute [ kauf loyte] lassen Llassen] leider [layder] malen [ma:len] die Mittelschulen j mittelşu:le] im Moment [im moment] mögen [mö:gen] die Musik [muzi:k] müzik d er Platz,»e [plats] meydan, yer t üccarlar sollen [zollen] -meli, -malı-, (çoğulu) (gerekmek) b ırakmak s tatt [stat] y erine ne yazık ki, t rotz jtrots] -e rağmen maalesef v erlassen t erketmek, a yrılmak boyayla [ ferlassen] resim yapmak die Volksschule,n ilkokul o rtaokul | folksşu:le] w ährend [ v e: rend | esnasında, s ırasında şu anda wegen | v e:gen| -den dolayı, i stemek yüzünden AÇIKLAMALAR boy sorma ve söyleme t üccar Almancada birisinin boyunu şu şekilde sorarız: Wie Wie Wie Wie lang lang lang lang bist du? sind Sie? ist dein Bruder? ist deine Schwester? Boyun ne kadar? Boyunuz ne kadar? Erkek kardeşinin boyu ne kadar? Kız kardeşinin boyu ne kadar? Görüldüğü gibi wie lang sorusunun arkasına sein fiili ve çeşitli keli­ meler ekleyerek istediğimiz kişinin boyunu sorabiliriz. Bu soruya şöyle cevap verilebilir: l eh bin 1.60 m. lang, (gross) Boyum 1.60 m.dir. Mein Vater ist 180 cm. lang, (gross) Babamın boyu 180 cm.dir. Der Mann ist 170 cm. lang, (gross) Adamın boyu 170 cm.dir. Bu cümlelerin Almancasında «boy» kelimesi geçmemesine rağmen a rtık deyimleşmiş bu sorular ve cevaplar en uygun olarak bu şekilde T ürkçeye çevrilir. fragen nach D aha önce Almancada bazı fiillerin öneklerle birlikte kullanıldığını söylemiştik. Türkçede böyle bir durum yoktur. Onun için bunlara çok d ikkat etmeniz gerekir. Almancada sorulan konuyu gösteren ismin önü­ ne nach öneki getirilir. Die Schüler fragen den Lehrer n ach den Hausaufgaben. Öğrenciler öğretmene ev ödevlerini soruyorlar. yetmişikinci ders 3— Y ukarıdaki cümlede sorulan şey ev ödevleridir. Onun için bunu gös­ teren die Hausaufgaben kelimesi önüne nach getirilmiş, nach da e-haliyle kullanıldığı için bu kelime e-haline sokularak den Hausaufgaben şeklini almıştır. Nach aslında «sonra» anlamına geliyordu. Burada asıl anlamı­ nı kaybetmiştir; hattâ Türkçeye hiç çevrilmemektedir. B urada tekrar çok yanlış yapılan bir noktayı hatırlatalım: fragen i-haliyle birlikte kullanılır. Yani kendisine soru sorulan şahsı gösteren isim i-halinde bulunur. Örnekte, der Lehrer ismi i-halindedir. Türkçede ise bu kelime e-haline konur. D as Kind fragt die Mutter nach seinen Büchern. Wir fragen den Jungen nach einem guten Restaurant. Der Onkel fragt den Sohn nach den Noten. Die Frau fragte den Verkäufer n ach dem Preis der Krawatten. Çocuk anneye kitaplarını soruyor. Çocuğa iyi bir lokanta soruyoruz. Amca oğul a notları soruyor. Kadın satıcıya kravatların fiyatını s ordu. bisher Türkçeye «şimdiye kadar» şeklinde çevrilir. E r war bisher mein bester Freund. Şimdiye kadar benim en iyi arkada­ şımdı. Bisher bekamen wir von ihm Şimdiye kadar ondan hiç mektup keinen Brief. almadık. Wir wohnten bisher in diesem Şimdiye kadar bu evde oturuyorduk. H ans. Şimdiye kadar bir kurşun kalemle ya­ Ich schrieb bisher mit einem zıyordum. Bleistift. Baba şimdiye kadar saat sekizde eve Der Vater kam bisher um acht gelirdi. U hr nach Hause. emer <-Biri, birisi* anlamına gelir. E iner soll mir die Hefte bringen. E iner wollte dich heute besuchen. E iner war nicht in der Klasse. E iner spricht mit den Arbeitern. Ich kenne ihn nicht. Biri bana defterleri getirsin. Birisi bugün seni ziyaret etmek isti­ yordu. Biri sınıfta değildi. Birisi işçilerle konuşuyor. Ben onu t anımıyorum. 4— S ELMA SCHREIBT E I N E N B R I E F A N I NGES F R E U N D I N S elnia i st Z eyneps Freundin. S ie b ekam v on I nge eine Adresse u nd s chrieb ihrer Brieffreundin d en f olgenden B rief: Y enidoğan, d en 2 1.7.1968 L iebe Helga! D eine Freundin Inge brachte u ns e inige Adressen a us D eutschland. S ie fragte alle Schüler nach ihren Hobbies u nd i hrem Alter. So gab sie m ir deinen Namen u nd d eine Adresse. I ch h öre gern Musik u nd m ale B ilder. D u h ast d ie g leichen Hobbies. S o k önnen w ir g ute Freundinnen w erden. W ir kennen u ns s chon ein b isschen. Mein Deutsch i st n icht s o gut. I ch mache viele Fehler. Bitte, verbessere s ie. Z uerst werde i ch dir von mir s chreiben. I ch bin f ünfzehn J a h r e a lt. I ch b in in der d ritten Klasse d er M ittelschule i n Y enidoğan. Zeynep Çelikel i st in m einer Klasse. I ch h abe einen Vater, eine Mutter u nd z wei Brü­ der. Meine Brüder sind jünger a ls ich. E iner i st s ieben J a h r e a lt und g eht i n d ie V olksschule. E r h eisst Levent. Mein zweiter Bruder i st zwölf J a h r e a lt u nd g eht i n die M ittelschule. E r h eisst Yılmaz. Mein V a t e r heisst B ü­ lent, u nd m eine Mutter heisst Leyla, Mein Vater i st ein K aufmann u nd h a t e in Büro i n der S tadt. E r k auft u nd v erkauft Autos. Unsere Wohnung liegt n eben Zeyneps Haus. I ch m ache meine Hausaufgaben o ft mit Z eynep z u­ sammen. I ch b in 1.60 in. l ang. Meine Haare u nd m eine Augen sind braun. I ch w erde d ir in m einem nächsten Brief e in B ild v on mir s chicken. Leider h abe i ch im M oment kein Bild b ei mir. K annst d u mir a uch e in B ild v on d ir schicken? I ch kenne Deutschland nicht g ut. S ind deine Freundinnen s o s chön w ie Inge? W ir l ieben s ie s ehr. S ie v erlässt aber d ie T ürkei a m E nde d ieses Monats. W ir s ind sehr traurig. Zeynep u nd ihr B ruder Ahmet f ahren m it ihr. I ch malte bisher 70 B ilder. S ie h ängen a n den W änden meines Zim­ mers. M ein Vater s a g t : «Bald wirst d u in d einem Zimmer f ür d ich u nd d eine Bilder keinen Platz finden.» D as i st m ein erster B rief, a ber e r ist z iemlich lang. So m öchte i ch a uch v on dir e ine lange Antwort haben. M it herzlichen Grüssen S elma Konuk —5— S ELMA I N G E ' N Î N ARKADAŞINA BÎR MEKTUP YAZIYOR S elma Zeynep'in arkadaşıdır. Inge'den bir adres aldı ve mektup ar­ kadaşına aşağıdaki mektubu yazdı: Y enidoğan, 21.7.1968 S evgili Helga! A rkadaşın Inge bize Almanya'dan birkaç adres getirdi. Bütün öğren­ cilere meraklarını ve yaşlarını sordu. Böylece bana senin adını ve adre­ sini verdi. Müzik dinlemesini severim ve resim yaparım. Sen de aynı me­ raklara sahipsin. Böylece iyi arkadaş olabiliriz. A rtık birazcık birbirimizi tanıyoruz. Almancam o kadar iyi değildir. Ç ok yanlış yapıyorum. Lütfen, onları düzelt. S ana önce kendimden yazacağım. 15 yaşındayım. Yenidoğan orta oku­ lunun üçüncü sınıfmdayım. Zeynep Çelikel benim smıfımdadır. Bir ba­ bam, bir annem ve iki erkek kardeşim var. Erkek kardeşlerim benden da­ ha gençtir (küçüktür). Biri yedi yaşındadır ve ilkokula gidiyor. Onun a dı Levent'tir. İkinci kardeşim oniki yaşındadır ve ortaokula gidiyor. O nun adı Yılmaz'dır. Babamın adı Bülent, ve annemin adı Leyla'dır. Ba­ bam bir tüccardır ve şehirde bir bürosu vardır. Otomobil alır ve satar. E vimiz Zeynep'in evinin yanındadır. E v ödevlerimi sıksık Zeynep'le bir­ likte yaparım. 1.60 m. boyundayım. Saçlarım ve gözlerim kahverengidir. Sana ge­ lecek mektubumda bir resmimi göndereceğim. Ne yazık ki şu anda yanım­ da hiç resim yok. Sen de bana bir resmini gönderebilir misin? A lmanya'yı iyi tanımıyorum. Kız arkadaşların Inge k a d a r güzel mi? O nu çok seviyoruz. Ama bu ayın sonunda Türkiye'den ayrılıyor. Çok üzün­ tülüyüz. Zeynep ve erkek kardeşi A h m s t onunla gidiyorlar. Ş imdiye kadar 70 resim yaptım. Odamın duvarlarında asılıdırlar. Ba­ bam: «Yakında odanda kendin ve resimlerin için hiç yer bulamayacak­ sın,» der. B u benim birinci mektubum, ama oldukça uzun. Böylece ben de sen­ den uzun bir cevap bekliyorum, (almak istiyorum.) K alpten selâmlarla S elma Konuk 6— man « İstasyona buıadan gidilir. - Bu kelime Almancada küçük yazılır. Kağıt tahtadan yapılır.» gibi belirli bir öznesi olmayan, genel bir anlam t aşıyan ve fiili etken değil edilgen olan cümleler Almancada man Lman] kelimesi yardımıyla yapılır. Man'ı «adam» anlamına gelen der Mann ke­ limesiyle karıştırmamak gerekir. Okunuşları aynı olmasına rağmen bir­ birleriyle hiçbir ilgileri yoktur. * Man kelimesinin tam bir Türkçe karşılığı yoktur. Cümlenin anlamı­ nı genelleştirir. Almancada cümlede bir özne gibi bulunur ve fiilin üçün­ cü tekil şahıs (er, sie, es) ile kullanılan şekli bundan sonra yer alır. Cüm­ le ortasında bulunuyorsa ması küçük harfle yazılır. Man kann diese Frage nicht beantworten. Man kann die Tür nicht öffnen. Man arbeitet hier acht Stunden. Man trinkt hier viel Bier. Kann man den Schrank öffnen? Man kennt uns hier. Man isst hier keine Süssspeisen. Man kann diesen Koffer nicht tragen. Man darf hier rauchen. Man spricht hier Deutsch. Wann geht man in die Stadt? Was verkauft man in diesem Laden? Man macht die Mappen aus Leder. Woraus macht man die Stühle? Man liest hier nicht viel Bücher. Bu soru cevaplandirilamaz. Kapı açılamaz. B urada sekiz saat çalışılır. B urada çok bira içilir. Dolap açılabilir mi? B urada tanınıyoruz. B urada tatlılar yenmez. Bu bavul taşınamaz. B urada sigara içilebilir. B urada Almanca konuşulur. Ne zaman şehre gidilir. Bu dükkânda ne satılır? Ç antalar deriden yapılır. Sandalyeler neden yapılır? B urada çok kitap okunmaz. Görüldüğü gibi Almanca cümlelerde man bir şahıs gibi vazife gör­ mekte, cümlenin öznesi yerine geçmektedir. Türkçede ise böyle bir keli­ me görülmemekte man'm cümleye verdiği anlam sondaki fiile eklenen «-lir, -lir, » gibi takılarla sağlanmakta, yani fiil edilgen şekle sokul­ maktadır. __ 7 — CÜMLELER ve SORULAR Möchten Sie noch etwas Butter nehmen? Man isst bei uns viel Butter. Trotz seiner schlechten Noten arbeitet der Schüler nicht. Ich lasse mir statt eines Anzugs einen Hut kaufen. Biraz daha tereyağ almak ister misiniz ? Bizde çok tereyağ yenir. K ötü notlarına rağmen öğrenci çalışmıyor. Bir elbise yerine kendime bir şapka s atın aldırıyorum. Der Gast möchte statt Wein etwas Misafir şarap yerine biraz bira içmek istiyor. Bier trinken. Er Hess seinen Ball im Garten. Kannst du deine Bücher hier lassen? Dein Vater soll zu mir kommen. Das ist eine schwere Übung. Man machte viele Fehler. Kann man ihm nicht helfen? Wir hörten unseren Hund bellen. Topunu bahçede bıraktı. K itaplarını burada bırakabilir misin? Baban bana gelmeli. Bu zor bir çalıştırmadır. Birçok yan­ lış yapıldı. Ona yardım edilemez mi? Köpeğimizin havladığını duyduk. D as Kind sieht seine Tante kommen Çocuk teyzesinin geldiğini görüyor ve ona koşuyor. und läuft zu i hr. Warum verkauft man hier keine Zeitungen? Wo verkauft man Zigaretten? L asst uns einen Ausflug machen! Auf der Strasse sieht man Autos fahren. Meine kleine Schwester lernt schreiben. Niçin burada gazete(ler) satılmıyor? Nerede sigara satılır? Bir piknik yapalım! Caddede otomobillerin gittiği görülüyor. Küçük kız kardeşim yazmayı öğre­ niyor. Darf ich meine Mappe hier lassen? Ç antamı burada bırakabilir miyim? Er soll uns jeden Tag fünfzig Liras H ergün bize elli lira vermelidir. geben. Ich möchte mit dir kommen. Seninle gelmek istiyorum. Wir lassen unser Radio reparieren. Radyomuzu tamir ettiriyoruz. körnten wollen müssen dürfen sollen mögen lassen sehen h ören fernen gehen helfen Y ukarıdaki bu yardımcı fiillerin cümle içindeki kullanılışları aynıdır. Hepsi bir gruba dahildir. Almanca ders : 72 T est 36 İMTİHAN 7 A B oş bırakılan yerleri doldurunuz. 1 — Wegen mein krank Bein kann ich nicht schnell laufen. 2 — Statt ein Autos wollte der Bauer lieber ein Traktor kaufen. 3 — Innerhalb ein Woche sollst mir das zurückbringen. 4 — Man geh in unser Dorf früh ins Bett. 5 — Nach Frühstück möchten wir trotz kalten Wetters einen Ausflug machen. 6 — Mein Onkel kann wegen sein Krankheit nicht kommen. 7 — Die Läden waren wegen Feiertage geschlossen. 8 — Wir blieb trotz des schlecht Wetter nicht zu Hause. 9 — Trotz billig Preis kaufte der Mann das Buch nicht. 10 — Ich brachte statt mein Buch mein Heft mit. 11 — Statt ein Zeitung kaufe ich eine Illustrierte. 12 — Während Essens darf man nicht rauchen. 13 — Der Schüler lernt während Unterrichts mehr als Hause. 14 — Dies Fahrrad kaufe ich für mein klein Sohn. 15 — Unser Haus liegt ausserhalb Dorf B A Listesi 1 — Der Student mietet ein grosses Zimmer. 2 — Mein Vater arbeitete gestern nicht. 3 — Werdet ihr den Kindern eine Geschichte erzählen? 4 — Erzählt ihr den Kindern eine Geschichte? 5 — Erzähltet ihr den Kindern eine Geschichte? 6 — Wir hatten gestern keinen Unterricht. 7 — Mein Bruder musste gestern sehr früh aufstehen. 8 — Meine alte Tante hatte eine schwere Krankheit. 9 — Woraus macht man Bier? 10 — Ich setzte meinen Sohn auf den Stuhl. 11 — Mein Sohn s ass auf dem Stuhl. B Listesi A — Bira neden yapılır? B — Dün dersimiz yoktu. C — H asta bacaklarına rağmen ça­ buk koşabiliyor. D — Yaşlı teyzemin ağır bir has­ talığı vardı. E — Oğlum sandalyenin üstünde o turuyordu. F — Öğrenci büyük bir oda kiralı­ yor. G — Birazcık vaktin var mı? H — Çocuklara bir hikâye mi anla­ tacaksınız ? İ — B abam dün çalışmadı. K — Öğretmen ev ödevlerini soru­ yor. — Şimdiye kadar bir tane traktör g ördüm. M — Çocuklara bir hikâye mi anla­ tıyorsunuz? 12 — Er kann wegen seiner kranken Beine nicht schnell laufen. 13 — Der Lehrer fragt nach den Hausaufgaben. 14 — Bisher sah ich keinen Traktor. 15 — Hast du ein bisschen Zeit? N — E rkek kardeşim dün çok erken k alkmaya mecburdu. O — Oğlumu sandalyenin üstüne o turttum. P — H asta bacaklarından dolayı ça­ buk koşamıyor. R — Çocuklara bir hikâye mi anlat­ tınız? S — Şimdiye kadar hiç traktör gör­ medim. A Listesi 1 — Kızınız niçin evde değildi? 2 — Kızın bir kovası ve bir çanta­ sı vardı. 3 — Gelecek sefer seninle daha uzun konuşacağız. 4 — İ htiyar öğretmen bizi hatırlayamadı. 5 — Biraz daha ekmek almak is• ter misiniz? 6 — Benim masam senin masandan daha büyüktür. 7 — Benim masam senin masan k adar büyüktür. 8 — Yeni elbisemi giydim ve sinem aya gittim. 9 — Çiftçiler traktöre bindiler ve köye gittiler. 10 — Bu elmalar amcamın çok h oşuna gitti. 11 — Öğrenci kalemini kaybetti. 12 — O yeni bir kalem satın almay a mecbur oldu. 13 — O yeni bir kalem satın aldı, çünkü kalemi yoktu. 34 — Burada ekmek nerede s atılır? B Listesi A — Diese Äpfel schmeckten meinem Onkel' sehr. Der alte Lehrer erinnerte an B— uns nicht. C — Der Schüler verlor seinen Bleistift. D — Mein Tisch ist so gross wie dein Tisch. E — Wo verkauft man hier Brot? F — Warum war ihre Tochter nicht zu Hause? G — Diese Äpfel gefielen meinem Onkel sehr. H — Wir wohnen im letzten Haus. İ — Das Mädchen hatte einen Eimer und eine Mappe. K — Er sollte einen neuen Bleistift kaufen. L — E r musste einen neuen Bleistift kaufen. M — Mein Tisch ist grösser als dein Tisch. N — Der alte Lehrer konnte sich an uns nicht erinnern. O — Die Bauern stiegen in den Traktor ein und fuhren ins Dorf. 1 5 — Biz sonuncu evde oturuyoruz. P — E r kaufte einen neuen Bleistift, d enn er hatte keinen Bleistift R — M öchten Sie no«h etwas Brol n ehmen? S — I ch zog meinen neuen Anzug a n und ging ins Kino. T — W ir werden mit dir nächstes Mal noch länger sprechen. D H er cümledeki boş bırakılan yeri parantezin içindeki kelimelerin uy­ gun olanıyla tamamlayınız. Sadece bu kelimeyi cevap olarak yazınız. 1 2 3 4 5 — — — — — T rotz (meinem, seiner, schwer) Krankheit kam er mit uns. M an (spricht, lasst, kann) ihn nichts fragen. K annst du (mich, dich, sich) noch an uns erinnern? S eit (was, Zeit, wann) bist du in der Türkei? V or zwei Jahren (aufstanden, steht, standen) wir sehr früh auf. D u kannst dich mit diesem Handtuch (abtrocknetest, a btrocknen, trocknen ab) T rotz (meines, der, dieses) schlechten Wetters will ich in die S chule gehen. W or (von, aus, in) macht man Käse? D er Sohn unseres Nachbarn ist ein (berühmt, berühmter, am b erühmtesten) Arzt. Wie macht (der Mann, ich, man) d as? F A şağıdaki cümleleri Almancaya çeviriniz: 1 — B u yüzükler altından yapıldı. 2 — B aba kahve pişirtiyor. 3 — İ htiyar adamın binmesine yardım ettim. T est 35'in yapılmış şekli A. B. C. 1 — t rotz 2 — während t rotz (wegen) 8 — statt I— C 2—F 3—H 1—D 2—H 3—L 3— 9— 4— 4— wegen 4 — statt 5 — innerhalb 6 — wegen 10 — innerhalb K 5 — İ 6 — G 7 — D 8-r-A B 5—G 6—A 7—t 8— F 6— 7— 8— 9— 10 — a. zurückkommen ich du er, sie, es wir i hr sie, Sie kam kamst kam kamen kamt kamen zurück zurück zurück zurück zurück zurück ich du er, sie, es wir ihr sie, Sie h. kleben klebte klebtest klebte klebten klebtet klebten î mtihan 6'nın yapılmış şekli I — en, 2 — e, er, als, er 3 — yok 4 — em, en 5 — die, er 6 — e, mich 7 — die (seine) 8 — das, es, em 9 — so, wie 10 — s, er, als, des I I — en, en 12 — am 13 — im 14 — sich, en (e), en 15 — em, en ,zu 1-F2K 3 — î (veya M) 4 — F 5 — G 6 — D I - H 8 — L 9 — A 10 — C 1_H 2 —M 3 —G 4 — L 5 — B 6 —C 7 — F 8 —K 9 _ D 10 — N l_b 2 — c 3—d 5 — c 6 — b 7 — a 8 — c 9 — d 10 — b 1 — spielte 2 — machten 3 — öffnetest 4 — kochte 5 — beant­ worteten. 6 — zeichnete 7 — putzte 8 — klopfte 9 — verwendete ( verwandte) 10 — kämpfte a. warten ich du e r, sie, es wir i hr sie, Sie wartete wartetest wartete warteten wartetet warteten ich du er, sie, es wir ihr sie, Sie b. lieben liebte liebtest liebte liebten liebtet liebten 1 Mı m ml I UJ [11 pw I •İMİ 73 Corresponörncf 3 n$titim ALMANCA DERSLERİ L E H R S T Ü C K DREIUNDSIEBZIG CÜMLELER A şağıda gelecek zaman, şimdiki zaman ve geçmiş zaman, yani In> perfekt halinde bulunan cümleler verilmiştir. Bunları birbirleriyle karşı­ laştırarak inceleyiniz. E s wird regnen. Y ağmur yağacak. E s regnet. Y ağmur yağıyor. E s regnete. Y ağmur yağdı. J jS Er wird seinen Na­ men schreiben. Adını yazacak. Er schreibt seinen Namen. Adını yazıyor. Er schrieb seinen Namen. Adını yazdı. (I «=~£r*^=. i SPtr^sö- 4H % ^ i—>—~^^~^ JL^~? Er zeichnet ein Bild. Bir resim çiziyor. Er zeichnete ein Bild. Bir resim çizdi. Er wird ein Bild zeichnen. Bir resim çimecek. Ali wird Bier trinken. Ali bira içecek. Ali trinkt Bier. Ali bira içiyor. Ali trank Bier. Ali bira içti. Der Vater wird ein lustiges Buch lesen. B aba komik bir ki­ tap okuyacak. Der Vater liest ein lustiges Buch. Baba komik bir kitap okuyor. Der Vater las ein lustiges Buch. B aba komik bir kitap okudu. tLuıınî) Sie wird den Kuchen essen. P astayı yiyecek. •§ jk_ ^M Sie isst den Kuchen. P astayı yiyor. _JBL Wm Sie ass den Kuchen. P astayı yedi. yetmişüçüncü ders _ 3— Sie wird das Fenster reinigen. Pencereyi temizle­ yecek. Sie reinigt das Fenster. Pencereyi temizliyor. Sie reinigte das Fenster. Pencereyi temizledi. Er wird das Auto reparieren. Otomobili tamir edecek. E r repariert das Auto. Otomobili tamir edi­ yor. Er reparierte das Auto. Otomobili tamir etti. E r wird von dem Baum fallen. A ğaçtan düşecek. 1 j E r fällt von dem Baum. A ğaçtan düşüyor. E r fiel von dem Baum. A ğaçtan düştü. f/ 1 Hatice wird die Teller waschen. H atice tabakları yı­ kayacak. Hatice wäscht die Teller. H atice tabaklan yı­ kıyor. Hatice wusch die Teller. H atice tabakları yıkadı. _ 4— FİİLDEN İSİM YAPMA Almancada fiillerden çok kolay bir şekilde isim yapılır. Bunun için fiil aynen hiç değiştirilmeden alınır. Yalnız isim olduğu için Almancadaki diğer isimler gibi ilk harf büyük yazılır. Fiilden türetilen bütün isimle­ rin artikeli BAS'dır. bellen havlamak fahren gitmek hören d uymak, dinlemek kochen yemek pişirmek leben y aşamak pfeifen ıslık çalmak rufen ç ağırmak schreiben yazmak trinken içmek weinen a ğlamak d as Bellen h avlama d as Fahren g itme d as Hören duyma, dinleme d as Kochen yemek pişirme , d as Leben ( yaşama), hayat d as Pfeifen ıslık çalma d as Kufen ç ağırma d as Schreiben yazma, yazı d as Trinken içme d as Weinen a ğlama Fiilden türetilen isimler çoğulda hiçbir takı almazlar. Diğer isimler gibi sadece artikelleri die olur. Burada, öğrendiğimiz her fiilden isim türetilemeyeceğini hatırlatalım. 5— Ich höre das Rufen der Mutter. Der Vater hört das Weinen des Mädchens. Der Lehrer hört das Singen der Schüler. Der Junge hört das Pfeifen seines Freundes. Das Bellen unseres Hundes hört man überall. Mein Bruder will das Trinken n icht lassen. Annenin çağırmasını duyuyorum. Baba kızın ağlamasını duyuyor. Ö ğretmen öğrencilerin şarkı söyle­ mesini duyuyor. Çocuk arkadaşının ıslık çalmasını d uyuyor. Köpeğimizin havlaması heryerden d uyulur. E rkek kardeşim içmeyi bırakmak istemiyor. KÜÇÜLTME İsimlerin sonuna bazı takılar takarak bunları anlam bakımından kü­ çültebiliriz. Türkçede böyle anlam bakımından bir küçültmeyi isimlere «-cik» veya «-ceğiz» ekleyerek elde ederiz. Almancada ise bu, isimlerin sonuna -lein veya -chen t akılarını eklemek suretiyle sağlanır. Bu takıları alan isimlerin artikeli değişerek das olur. das Bild resim der Tisch m asa der Brief m ektup d as Fenster pencere das Bett yatak die Gabel çatal d as Büdchen,resimcik d as Tischlein,masacik d as Briefchen,das Brieflein m ektupcuk d as Fensterchen,' pencerecik d as Bettiein,yatakcik d as Gabelchen,çatalcık Görüldüğü gibi ismin artikeli ne olursa olsun küçültmeye tabi tutu­ lunca muhakkak das artikelini alır. Belirttiğimiz -lein veya -ehem ekle­ rinden ikisi de kullanılabilir, yani bir ismi -lein veya -chen t akılarmdan birisini eklemek suretiyle anlam bakımından küçültebiliriz. Yukarıdaki ör­ neklerde de bazen -lein, bazen de -chen t akısını kullandık. Ama -lein ek­ leyerek «küçülttüğümüz» bir ismi -chen ekleyerek de «küçültebilirdik.» Bu şekilde «küçültülmüş» isimler çoğulda hiçbir takı almazlar. Bil­ diğimiz gibi sadece artikelleri die olur. das Heftchen deftercik das Tischlein masacık d as Bettchen y atakcik die Heftchen deftercikler die Tischlein m asaciklar die Bettchen y atakciklar Bazı isimler «küçültmeye» tabi tutulurken içlerindeki sesli harf nok­ ta alır. Çoğulda da böyle bir durumla karşılaşmıştık. Çoğul hale getirilir­ ken sesli harfleri nokta alan isimler küçültmeye tabi tutulurken gene ay­ nı şekilde noktalanırlar. Tekili die Hand' el das Dorf köy das Buch k itap der Baum a ğaç das Haus 'ev Çoğulu die Hände eller die Dörfer köyler die Bücher k itaplar die Bäume a ğaçlar die Häuser evler Küçültülmüşü das Händchen,elcik das Dörfchen,köycük d as Büchlein,kitapcik das Bäumchen,ağaççık d as Häuschen,eveik _ 7— Bazı isimlerde ise «küçültme» yapılırken bir hece veya harf düşmesi olur. Bu durum çoğunlukla sesli harfleri nokta alan isimlerde görülür. die Lampe lamba d er Vogel k uş d er Garten b ahçe die Nase b urun d as Lämpchen,lâmbacık d as Vöglein,kuşcuk, kuşcağız d as Gärtchen,bahçecik d as Näschen,buruncuk Böyle «küçültülmüş» isimler cümle içinde aynı diğer isimler gibi kul­ lanılır. Was der Deutsche Sagt Wie der Deutsche Spricht ZIMMER ZU VERMIETEN S tudent: Guten Tag! Sie haben ein Zimmer zu vermieten. Ist das Zimmer noch freif Kann ich es sehen? H ausfrau: Bitte, treten Sie ein! Ich zeige es Ihnen. Das Zimmer ist sehr s chön. - Gehen Sie durch diese Tür, bitte! Hier ist es! Hier rechts a n der Wand ist das Bett mit dem Nachttisch. Am Fenster steht d er Schreibtisch. Das Fenster geht nicht zur Strasse, sondern zum G arten. Das Zinnner ist sehr ruhig. Dort hinten stehen ein Sofa, ein Sessel und ein Tisch. Sie können abends dort bequem sitzen u nd lesen, denn ich stelle noch eine Stehlampe in die Ecke. Sie h aben hier auch einen Radioapparat. Sie können also auch Radio h ören. S tudent: Ist dieser Schrank dort ein Kleiderschrank? H ausfrau: Ja, Ihre Kleider können Sie in diesen Schrank hängen. Sie ha­ ben dort auch genug Platz für Ihre Wäsche. S tudent: Haben Sie auch Zentralheizung? H ausfrau: Leider nicht. Aber dort steht ein Ofen. E r heizt das Zimmer s ehr gut. —8— S tudent: Und wo ist das Waschbecken? H ausfrau: Zum Waschen können Sie ins Bad gehen. Ich bin allein in der Wohnung. Das Bad ist also fast immer frei. Meine Putzfrau kommt täglich und räumt das Zimmer auf. S tudent: Gut, das Zimmer gefällt mit. Was kostet es im Monat? H ausfrau: Die Miete ist nicht hoch. Sie bezahlen im Monat für das Zim­ mer mit Heizung nur 85 Mark. S tudent: Das ist nicht viel. Ich miete das Zimmer und zahle die Miete so­ fort. Ich hole jetzt meine Koffer vom Bahnhof. H ausfrau: Danke! Hier ist die Quittung. - Auf Wiedersehen! KİRALIK ODA Ö ğrenci: Günaydın! Kiralık bir odanız var. Oda hâlâ boş mu? Onu göre­ bilir miyim? E v hanımı: Lütfen, içeri giriniz! Size göstereyim. Oda çok güzeldir. - Bu kapıdan geçiniz, lütfen! tşte burası! Komodinle yatak şurada sağ­ da duvar kenarındadır. Pencerenin önünde yazı masası duruyor. Pencere caddeye değil, bahçeye açılır (bakar). Oda çok sakindir. Orada arkada bir kanape, bir koltuk ve bir masa duruyor. Akşam­ ları orada rahatça oturabilir ve okuyabilirsiniz, çünkü köşeye bir ayaklı lâmba daha koyarım. Burada bir radyonuz da var. Yani r adyo da dinleyebilirsiniz. Ö ğrenci: Oradaki bu dolap bir elbise dolabı (gardrop) mıdır? E v hanımı: Evet, elbiselerinizi bu dolaba asabilirsiniz. Orada çamaşırla­ rınız için de yeteri kadar yer var. Ö ğrenci: Kaloriferiniz de var mı? E v hanımı: Maalesef hayır. Ama orada bir soba duruyor. O odayı ısıtıyor. Ö ğrenci: Lavoba nerededir? E v hanımı: Yıkanmaya banyoya gidebilirsiniz. Evde yalnızım. Yani ban­ yo hemen hemen daima boştur (serbesttir). Temizlikçi kadınım h ergün gelir ve odayı toplar. Ö ğrenci: îyi, oda hoşuma gidiyor. Ayda fiyatı ne kadardır? E v hanımı: Kira yüksek değildir. Oda için ısıtma (yakacak) ile birlikte (dahil) sadece 85 Mark ödersiniz. Ö ğrenci: Bu çok değildir. Odayı kiralıyorum ve kirayı hemen ödüyorum. Şimdi bavullarımı istasyondan alayım. E v hanımı: Teşekkür ederim! Kontrat burada! - Güle güle! Y ukarıdaki konuşmada also, auch kelimelerinin kullanıldığı yerleri in­ celeyiniz. I uM t M 74 ı pil (orwsponpfiift 3nstiiuu | ALMANCA DERSLER LEHRSTÜCK VIERUNDSIEBZIG Öğrenilecek kelimeler also [alzo] der Alte,n [ alte] der Apparate [ apara:t] yani, şu halde eine Aufnahme yaşlı machen a let [ayne aufna:me m anen] resim çekmek _ 2— madeni para, (odayı. evi. v.s.) die Mün2»,n bozuk para t oplamak, [ müntse] komodin temizlemek der Nacnttisch,e bequem [bekve:m] r ahat, rahatça [ nahttiş] die B raut,..e [braut] gelin der Photoapparat,e fotoğraf makinesi köy meydanı [ fotoappara:t] der Dorfsplatz,..e temizlikçi kadın die Putzfrau,en [ dorfsplats] [ putsfrau] die Ecke,n [eke] köşe k ontrat die Quittung,en fallen [fallen] düşmek fallen'in Imp.i [ kvittung] fiel [fi:l] der Radioapparat,« r adyo die F arbe,n [färbe] r enk [ radyoappara:t] s erbest, boş, frei [ fray] der Schreibtisch,« yazı masası h ür d as Glück Lglük] ş ans, m utluluk Lşraybtiş] b ağırmak d as Glücksgeld,er u ğur parası schreien [ şrayen] schreien'in [glüksgeld] schrie [ gri:] Imp.i Guten Tag! G ünaydın! der Sessel,n [zessel] k oltuk [ gurten ta:g] hemen sofort [zofort] heizen [ haytsen] ı sıtmak a yaklı lamba die Stehlampe,n die Heizungen ı sıtma [ şte:lampe] [ haytsung] (kalorifer) h er gün, günlük täglich [ te:glih] die Hochzeit,en d üğün der Tanz,..e [tants] d ans [ hohtsayt] d ans etmek der Kleiderschrank,, eelbise dolabı, tanzen ] tantsen[ vermieten [ fermi:tenjkiraya vermek [ klayderşrank] ( gardrop) die Wäsche,n [veşe] çamaşır k üssen [küssen] öpmek der Waschbecken,- lavabo, küvet leider [ layder] maalesef, n e [ vaşbeken] yazık ki die Zentralheizung,en kalorifer die Miete,n [mi:te] k ira [ tsentra :lhaytsung] die Mitte.n [ mitte] orta aufräumen (*) [ aufroymen] AÇIKLAMALAR allein nur D aha önceki derslerde her ikisini de «yalnız» olarak Türkçeye çevir­ diğimiz bu iki kelime arasında önemli bir fark vardır. N ur, daha çok «sadece» anlamına gelir ve «tek başına, yalnız» bu­ lunmayı göstermez. Allein ise «yalnız» şeklinde Türkçeye çevrilebilir ve «tek başına, yal­ nız» bulunmayı gösterir. y etmişdördüncü ders Sadece (yalnız) bir erkek kardeşim v ar. Mein Bruder lebt allein. E rkek kardeşim yalnız yaşıyor. Du musst mir nur ein Lira geben. B ana sadece (yalnız) bir lira vere­ ceksin. D as kleine Kind kann allein in Küçük çocuk yalnız (tek başına) die Schule gehen. okula gidebiliyor. Wir haben nur zwei Bälle. Sadece (yalnız) iki topumuz var. Der Bauer wohnt allein in seinem Çiftçi çiftliğinde yalnız oturuyor. Bauernhof. Öğretmen sadece beni gördü. Der Lehrer sah nur mich. Der Gast sass allein im Zimmer. Misafir odada yalnız oturdu. Ich habe nur einen Bruder. die Münze Genellikle «madeni para» anlamına gelir. Kleine Münzen gibi şekiller­ de kullanılırsa «bozuk para» şeklinde de Türkçeye çevrilebilir. F allen fiilinin çekimi şimdiki zamanda özel bir durum gösterir. Der­ sin sonunda çekimini bulacaksınız. Ayrıca fallen düzensiz bir fiildir. Altın­ da Imperfekti verilmiştir. A ufräumen, ayrılabilen bir fiildir. Öndeki auf kelimesi cümlenin en sonuna gider, räumen ise özneye göre çekimlenerek cümledeki yerini alır. Düzenli bir fiildir. HOCHZEIT IM DORFE Vor zwei Wochen fuhren die Oelikels und Inge zu einer Hochzeit in einem Nachbardorf. Sie sahen viele Männer auf dem Dorfsplatz sitzen. Sie s ahen die Celikels und führten sie zum Haus der Braut. Die Braut sass in der Mitte des Zimmers. Sie sass mit den Frauen und Mädchen aus dem Dorf. Die Braut sah die Çelikels, stand auf und küsste Hasan Bieys und F atma Hanuns Hände. Sie legten etwas Geld auf den Tisch neben dem S tuhl der Braut. Die Braut und ihre Mutter dankten ihnen. Ein Mädchen —4— b rachte ihnen «şerbet» und sie alle tranken es. «Şerbet» schmeckte Inge s ehr; sie gaben ihr noch ein Glas davon. D ann zeigten sie den Çelikels und Inge die Kleider der Braut. Die Kleider waren sehr bunt. Sie hatten wunderbare Farben. Inge hatte einen P hotoapparat. Sie machte viele Aufnahmen. Auf dem Dorfsplazt sahen ,sie die jungen Männer des Dorfes tanzen. Die Alten sassen unter den Bäumen und tranken «şerbet». Vor dem Haus der Braut stand ein weisses Pferd. «Wessen Pferd ist das?» fragte Inge Zeynep. « Es gehört der Braut,» antwortete Zeynep. «Nach den Tänzen wird i hr Vater sie mit diesem Pferd zu ihrer neuen Wohnung führen. Alle wer­ den jetzt kleine Münzen werfen, nimm eine Münze! Sie wird dir viel Glück bringen. Man sagt so.» E iner rief plötzlich: «Die Braut kommt! Die Braut kommt!» Alle liefen vor die Tür. Einer warf kleine Münzen. Jeder wollte eine Münze haben. Sie schrieen und lachten dabei. N ach fünf Minuten führte der Vater der Braut sie zu ihrer neuen Wohnung. Auf dem Rückweg sagte Ahmet: «Ich habe nur eine Münze. Wieviel Münzen habt ihr? Zeynep antwortete: «Ich habe zwei Münzen. Aber ich werde Inge eine Münze geben.» I nge lachte und sagte: «Ich will dein Glücksgeld nicht haben, denn ich fand vier Münzen.» Alle lachten und Zeynep sagte: «Dein Mamı wird reicher als mein Mann sein, und deine Hochzeit wird früher als meine Hochzeit sein.» «Danke!» sagte Inge und legte ihr Glücksgeld in ihre Tasche. KÖYDE DÜĞÜN i ki hafta önce Çelikeller ve Inge komşu bir köydeki bir düğüne git- —5— tiler. Köy meydanında birçok adamların oturduğunu gördüler. Onlar Çelikelleri gördüler ve onları gelinin evine götürdüler. Gelin odanın ortasın­ da oturuyordu. Köyden hanımlarla ve kızlarla birlikte oturuyordu. Gelin Çelikelleri gördü, ayağa kalktı ve Hasan Beyin ve Fatma Hanımın elleri­ ni öptü. Gelinin sandalyesinin yanındaki masaya biraz para koydular. Gelin ve annesi onlara teşekkür ettiler. Bir kız onlara şerbet getirdi ve hepsi onu içtiler. Şerbet İnge'nin çok hoşuna gitti; ona ondan bir bardak d aha verdiler. Sonra Çelikellere ve înge'ye gelinin elbiselerini gösterdiler. Elbiseler çok renkliydi. Şahane renkleri vardı. İnge'nin bir fotoğraf makinesi vardı. Birçok resim çekti. Köy meydanında köyün genç erkeklerinin dans ettiğini gördüler. Yaş­ lılar ağaçların altında oturuyor ve ş erbet içiyorlardı. Gelinin evinin önünde beyaz bir at duruyordu. «Bu kimin atıdır?» diye sordu İnge Zeynep'e. «O geline aittir,» diye cevap verdi Zeynep. «Danslardan sonra babası onu bu atla yeni evine götürecek. Herkes şimdi bozuk (küçük) paralar a tacak. Bir para al! Sana çok şans getirecek. Böyle denir.» Birisi birden bağırdı: «Gelin geliyor! Gelin geliyor!» H erkes kapımn önüne koştu. Birisi küçük paralar attı. Herkes bir p ara almak istiyordu. Bu arada bağırıyor ve gülüyorlardı. Beş dakika sonra gelinin babası onu yeni evine götürdü. Dönüş yolunda (dönerken) Ahmet: «Sadece bir param var. Sizin kaç t ane paranız var?» dedi. Zeynep cevap verdi: «İki param var. Ama înge'ye bir para vere­ ceğim.» İ nge güldü ve: «Senin uğur paranı istemiyorum, çünkü dört tane p ara buldum,» dedi. Hepsi güldüler ve Zeynep: «Senin kocan benim kocamdan daha zen­ gin olacak ve senin düğünün benim düğünümden daha erken olacak,» dedi. «Teşekkür ederim!» dedi İnge ve uğur parasını çantasına koydu. _ 6— METÎN HAKKINDA SORULAR VE CEVAPLARI Wo war die Hochzeit? Düğün neredeydi? Wohin gingen die Çelikels und I nge? Çelikeller ve Inge nereye gittiler? Wo sass die Braut? Galin nerede oturuyordu? Mit wem sass die Braut? Gelin kiminle oturuyordu? Die Hochzeit war in einem N achbardorf. Düğün komşu bir köydeydi. Sie gingen zu einer Hochzeit. Bir düğüne gittiler. Die Braut sass in der Mitte des Z iiamers. Gelin odanın ortasında oturuyordu. Sie sass mit den Frauen und Mädchen. H anımlarla ve kızlarla oturuyordu. Was gaben die Çelikels der Braut? Sie gaben der Braut etwas Geld. Geline biraz para verdiler. Çelikeller geline ne verdiler? Was tranken sie? Ne içtiler? W arum trank Inge noch ein Glas «şerbet» ? Inge niçin bir bardak gerbet daha i çti? Sie tranken «şerbet». Ş erbet içtiler. Sie trank noch ein Glas, denn «şerbet» schmeckte ihr sehr. Bir bardak daha içti, çünkü şerbet çok hoşuna gitti. Wie waren die Kleider der Braut? Sie waren sehr bunt. Gelinin elbiseleri nasıldı? Çok renkliydiler. Wessen Kleider zeigten sie den Çelikels? Çelikellere kimin elbiselerini gös­ terdiler? W arum machte Inge viele A ufnahmen? Inge niçin çok resim çekti? Sie zeigten Ihnen die Kleider der B raut. Onlara gelinin elbiselerini göster­ diler. I nge machte viele Aufnahmen, denn sie will diese Bilder nach D eutschland schicken. İ nge çok resim çekti, çünkü bu re­ simleri Almanya'ya göndermek is­ tiyor. —7— Was machten die jungen Männer? Sie tanzten auf dem Dorfsplatz. Genç erkekler ne yapıyorlardı? Köy meydanında dans ediyorlardı. Wem gehörte das weisse Pferd? Beyaz at kime aitti? Was warf man? Ne atıldı? W er führte die Braut zu ihrer neuen Wohnung? Gelini kim yeni evine götürdü? D as weisse Pferd gehörte der Braut. Beyaz at geline aitti. Man warf kleine Münzen. Küçük paralar atıldı. I hr Vater führte sie zu ihrer neuen W ohnung. Babası onu yeni evine götürdü. W arum wollten sie eine Münze neh­ Sie wollten eine Münze nehmen, d enn diese Münzen bringen viel men Niçin bir para almak istiyorlardı? Glück. B ir para almak istiyorlardı, çünkü bu paralar çok şans getirirler. Wieviel Münzen hatte Inge? Inge'nin kaç tane parası vardı? W arum wollte Inge Zeyneps Glücksgeld nicht haben? I nge niçin Zeynep'in uğur parası­ nı almak istemiyordu? Was sagt man über die Glücksgelder? U ğur paraları hakkında ne denir Wohin legte Inge ihr Glücksgeld? I nge uğur parasını nereye koydu? I nge hatte vier Münzen. I nge'nin dört parası vardı. Inge wollte sie nicht haben, denn sie fand vier Münzen. Inge onları almak istemiyordu, çün­ kü dört para buldu. Man sagt, sie bringen viel Glück. Çok şans getiriyorlar, denir. Sie legte ihr Glücksgeld in ihre T asche. U ğur parasını çantasına koydu. Sie gingen zur Hochzeit vor zwei W ann gingen die Çelikels zur Hochzeit? Wochen Çelikeller ne zaman düğüne git­ Düğüne iki hafta önce gittiler. tiler? K üsste die Brau Inges Hand? Gelin Inge'nin elini öptü mü? Nein, sie küsste Inges Hand nicht. H ayır, o Inge'nin elini öpmedi. Sie fuhren mit ihrem Jeep zum Womit fuhren die Çelikels zum N achbardorf? N achbardorf. Çelikeller komşu köye neyle git­ Cipleriyle komşu köyle gittiler. tiler? —8— Fiillerin ilk harflerini büyük yazıp önlerine d as artikelini getirerek bunlardan isim türete­ biliriz. schreien b ağırmak laufen koşmak lachen gülmek d as Schreien,bağırma d as Laufen,koşma d as Lachen,gülme İsimlerin sonlarına -lein veya -chen takıları ekleyerek anlam bakımın­ dan küçültebiliriz. Bu takıların Türkçe karşılığı genellikle gene ismin so­ nuna eklenen «-ceğiz» dir. Böyle «küçültülmüş» isimler daima das ar­ tikelini alır. d as Hemd gömlek die Tür kapı d er Hund köpek d as Hemdîein,gömlekeik d as Türchen,kapıcık d as Hündchen,köpekcik Görüldüğü gibi bazı isimlerin küçültmesi yapılırken, Isesli harfleri n okta alır. \ Ö ZEL FİİL ÇEKİMLERİ ich du e r, sie, es wir ihr sie Sie fallen falle fällst fällt fallen fallt fallen falten Almanca ders : 74 T EST 37 A Boş bırakılan yerlere nur veya allein koyunuz. ] — I ch kann dir kein Buch geben, denn ich habe ein Buch. 2 — Der Lehrer hat einen Sohn. 3 — Der Junge machte den Spaziergang allein, denn sein Freund kam nicht. 4 — Hasan kann mit uns kommen. 5 — Die anderen Schüler müssen gehen. 6 — Wir sahen bis j etzt Deutschland. 7 — E r sieht die Bäume, aber die Autos karnı er nicht sehen. 8 — kannst du das nicht machen. Lass mich dir helfen. 9 — Dieser1 Schüler macht seine Hausaufgaben immer 10 — Ich sehe dort einen Stuhl. B A L istesi B L istesi A — A dam ihtiyar adamın bağırma­ 1 — E in kleiner Hund ist ein sını duydu. H ündchen. 2 — N achts hören wir das Bellen B — Küçük bir köpek bir köpekciktir. d er Hunde. C -— Bunu yalnız taşıyabilirim. Biri­ 3 — Man hörte das Schreien des si bana yardım etmesin. a lten Mannes. D — A dam yaşlı adamın bağırması­ 4 — Man hört das Schreien des nı duyuyor. a lten Mannes. E — Yaşlı adamın bağırması duyu­ 5 — I ch kann das nicht allein luyor. t ragen. Einer soll mir helfen. P — Geceleri köpeklerin havlamala­ rını duyarız. G — Bunu yalnız taşıyamam. Biri­ si bana yardım etsin. H — Yaşlı adamın bağırması duyul­ du. A L istesi 1 — Küçük kızın ağlamasını duydunuz mu? 2 — Küçük bir kitap bir kitapçıkt ır. 3 — Bu masacıklar sana mı ait? 4 — Çocuklar annelerinin çağırma­ sını duyuyorlar. A B C D B L istesi E in grosses Buch ist ein Büchlein. Die Kinder hören das Rufen i hrer Mutter. E in kleines Buch ist ein Büchlein. Man hört das Lachen meines V aters überall. 5 — Babamın gülmesi her yerden E — Gehören diese Tischleine dir? duyulur. F — Hörtet ihr das Weinen des kleinen Mädchens? G — Gehören diese Tischlein dir? D A şağıda verilen Türkçe cümlelerin altındaki dört şıktan hangisinin o cüm­ lenin karşılığı olduğunu bulunuz. 1 — Amcamın bağırması heryerden duyulurdu. a. Man hört Schreien meines Onkels überall, b. Man hörte das Schreien des Onkels überal. c. Man hörte das Schreien meines Onkels überall, d. Der Mann hörte das Schreien meines Onkels überall. 2 — Bizim köyde sadece bir okul vardır. a. Wir haben in unserem Dorf nur eine Schule, b. Wir haben in unserem Dorf nur unsere Schule, c. Wir haben in unserem Dorf allein eine Schule, d. Wir hatten in unserem Dorf nur eine Schule. 3 — Birisi odanın içine bir top attı. a. Mam warf ins Zimmer einen Ball. b. Man warf in das Zimsmler einen Ball. c. Einer wirft in das Zimmer einen Ball. d. Einer warf ins Zimmer einen Ball. 4 — Temizlikçi kadın odaları topladı ve gitti. a. Die Putzfrau aufräumt die Zimmer und ging. b. Die Putzfrau aufte die Zimmer räumen und gind. c. Die Putzfrau räumte die Zimmer auf unid ging. d. Die Putzfrau räumte die Zimmer und ging auf. F A şağıdaki cümleleri Almancaya çeviriniz. 1 — Hizmetçi kıza odamı toplattırdım. 2 — Bu elbise dolabım annem satın aldırdı. 3 — B urada yıkanılabilir. Su burada temizdir. m I W I M 75 CûrresponDence 3nstiîutf ALMANCA DR RS I FIR LEHRSTÜCK FÜNFUNDSIEBZIG PERFEKT P erfekt de Imperfekt gibi geçmiş zamanı gösteren bir kiptir. Türkçeye aynı Imperfekt gibi çevrilir Imperfektle aralarındaki fark, Imperfekt­ in hikâyelerde, Perfektin ise konuşmalarda kullanılmasıdır. Günlük ha­ yattaki konuşmalarda geçmiş zamanda meydana gelen şeyler hep Perfekt k ullanılarak belirtilir. Bu derste önce düzenli fiillerin Perfektini inceleyeceğiz. Perfekti yanlışsız kullanabilmeniz için haben'in şimdiki zamandaki çekimini çok iyi bil­ meniz gerekir. Onun için daha önce bunu kısaca hatırlatalım: h aben h abe hast hat haben habt haben haben ich du e r, sie, es w ir i hr sie Sie Bir fiilin Perfektini teşkil etmek için fiilin kökünün önüne ge-takısını, a rkasına da -t harfini ekleriz. Fiilin aldığı bu yeni şekle Partizip Per­ fekt [partitsip perfekt] denir. Şimdi birkaç düzenli fiilin Partizip Perfektini teşkil edelim: _ 2— d anken f ragen führen fehlen machen h ören holen kochen kaufen lachen lieben ge-dank-t [gedankt] ge-frag-t [gefragt] ge-führ-t ge-fehl-t ge-mach-t ge-hör-t ge-hol-t ge-koch-t ge-kauf-t ge-lach-t ge-lieb-t Y ukarıda birkaç düzenli fiilin Partizip Perfektini görüyorsunuz. Par­ tizip Perfekt teşkil ederken ge-ve-t takıları fiilin köküne bitişik yazılır, a ma yukarıda kökü ve takılan birbirinden kolayca ayırtedebilmeniz için biz bunları ayn ayrı yazdık. Kökü t harfi ile biten fillerde Partizip Perfekt teşkil edilirken son­ daki t ile köke eklenmesi gereken -t arasına bir e harfi konur. a ntworten m ieten a rbeiten ge-antwort-e-t [geantvortet] ge-ırdet-e-t [gemi:tet] ge-arbeit-e-t [gearbaytet] Bazı fiillerin Partizip Perfekt'i teşkil edilirken kökün önüne ge- ta­ kısı eklenmez. Bunlar, be-, ver-, er-, ge-, zer-, ent- takılarıyla başlayan fiillerdir. Bu tip fiillerin Partizip Perfekti köklerinin sonuna bir -t ekle­ mek suretiyle yapılır. bezahlen besuchen v erkaufen vermieten erzählen eröffnen g ehören entschuldigen bezahl-t besuch-t verkauf-t vermiet-e-t erzähl-t eröffn-e-t gehör-t entschuldig-t B unlardan başka -ieren ile biten fiillerin Partizip Perfekti de köke ge eklemeden yapılır. r asieren r eparieren rasier-t reparier-t yetmişbeşinci ders —3— P erfekt, haben veya sein sein yardımcı füllen ve Partizip Perfekt y ardımıyla yapılır. Partizip Perfekt, Perfekt, yani bir kip değildir, sade­ ce Perfektin teşkil edilmesinde kullanılan bir şekildir. Örnek olarak suchen fiilini alalım ve Perfektini teşkil edelim. Suchen'in Partizip Perfekti gesucht şeklindedir. Çekimlenmesi ise şöyle olur: suchen ich diu er sie es w ir i hr s ie Sie habe gesucht hast gesucht hat gesucht hat gesucht hat gesucht haben gesucht habt gesucht haben gesucht haben gesucht a ramak a radım a radın a radı a radı a radı a radık aradınız a radılar aradınız Görüldüğü gibi bir fiilin Perfektini çekimlemek için aslında haben y ardımcı fiilinin şimdiki zamanını çekimlemek bunun sonuna da fiilin P artizip Perfektini eklemek gerekir. Partizip Perfkekt her şahıs için aynı kalır, hiçbir değişikliğe uğramaz. Şahıslara göre değişen haben'dir. Haben b urada artık «sahip olmak» anlamını taşımamaktadır, tamamen bir yar­ dımcı fiil görevindedir. Perfekt teşkil ediliş bakımından Imperfekte hiç benzememektedir. Şimdi başka örnekler görelim: m achen ich habe gemacht du, hast gemacht ',, e s hat gemacht w ir haben gemacht i hr habt gemacht s ie haben gemacht Sie haben gemacht y apmak y aptım y aptın y aptı y aptık yaptınız y aptılar yaptınız _ 4— schenken ich dti er, sie, es wir ihr sie Sie habe geschenkt hast geschenkt hat geschenkt haben geschenkt habt geschenkt haben geschenkt haben geschenkt hediye etmek hediye hediye hediye hediye hediye hediye hediye ettim ettin etti ettik ettiniz ettiler ettiniz l ernen ich diu er, sie, es wir ihr sie Sie h abe gelernt hast gelernt hat gelernt haben gelernt habt gelernt haben gelernt haben gelernt öğrenmek öğrendim öğrendin öğrendi öğrendik öğrendiniz öğrendiler öğrendiniz kleben ich du er, sie, es wir ihr sie Sie habe geklebt hast geklebt hat geklebt haben geklebt habt geklebt haben geklebt haben geklebt y apıştırmak y apıştırdım y apıştırdın y apıştırdı y apıştırdık yapıştırdınız y apıştırdılar y apıştırdınız lächeln ich du er, sie, es wir ihr sie Sie h abe gelächelt hast gelächelt hat gelächelt haben gelächelt habt gelächelt haben gelächelt haben gelächelt gülümsemek gülümsedim gülümsedin gülümsedi gülümsedik gülümsediniz gülümsediler gülümsediniz —5— schicken i ch du e r, sie, es w ir i hr sie Sie habe geschickt hast geschickt hat geschickt haben geschickt habt geschickt haben geschickt haben geschickt göndermek gönderdim gönderdin gönderdi gönderdik gönderdiniz gönderdiler gönderdiniz spielen ich du e r, sie, es w ir i hr s ie Sie habe gespielt hast gespielt hat gespielt haben gespielt habt gespielt haben gespielt haben gespielt oynamak oynadım oynadm oynadı oynadık oynadınız o ynadılar oynadınız zeigen ich diu er, sie, es w ir i hr sie Sie habe ge'zeigt hast gezeigt hat gezeigt haben gezeigt habt gezeigt haben gezeigt haben gezeigt g östermek g österdim g österdin g österdi g österdik gösterdiniz g österdiler gösterdiniz weinen ich diu e r, sie, es w ir i hr s ie Sie habe geweint hast geweint hat geweint haben geweint habt geweint haben geweint haben geweint a ğlamak ağladım ağladın ağladı ağladık ağladınız a ğladılar ağladınız —6— Y ukarıdaki örneklerde bir fiilin Perfektinin iki kısımdan meydana geldiğini görüyorsunuz: Yardımcı fiil görevindeki haben ve fiilin Parti­ zip Perfekti. Çekimlenirken Partizip Perfekt bütün şahıslar için aynı k almaktadır, değişen haben'dir. P erfektin Türkçeye çevrilmesi aynı Imperfekt gibi olmaktadır. Imperfektin Türkçeye çeşitli şekillerde çevrilebileceğini göstermiştik. Aynı şeyler Perfekt için de geçerlidir. Onun için altmışyedinci dersin altıncı sayfasını bir kere daha tekrarlamanız faydalı olur. Şimdi başka örnekler görelim: besuchen i ch du er, sie, es w ir i hr sie Sie habe besucht hast besucht hat besucht haben besucht habt besucht haben besucht haben besucht z iyaret etmek z iyaret z iyaret z iyaret z iyaret z iyaret z iyaret z iyaret ettim ettin etti ettik ettiniz ettiler ettiniz bestellen ich du er, sie, es w ir i hr s ie Sie habe bestellt hast bestellt hat bestellt haben bestellt habt bestellt haben bestellt haben bestellt ı smarlamak ısmarladım ı smarladın ı smarladı ı smarladık ısmarladınız ı smarladılar ısmarladınız v erkaufen ich diu e r, sie, es w ir i hr s ie Sie habe verkauft hast verkauft hat verkauft haben verkauft habt verkauft haben verkauft haben verkauft satmak sattım sattın sattı sattık sattınız sattılar sattınız 7— v erbessern ich du er, sie, es wir ihr sie Sie habe verbessert hast verbessert hat verbessert haben verbessert habt verbessert haben verbessert haben verbessert düzeltmek düzelttim düzelttin düzeltti düzelttik düzelttiniz düzelttiler düzelttiniz erzählen ich. du er, sie, es wir ihr sie Sie habe erzählt hast erzählt hat erzählt haben erzählt habt erzählt haben erzählt haben erzählt a nlatmak a nlattım a nlattın a nlattı a nlattık a nlattınız a nlattılar a nlattınız eröffnen ich du er, sie, es wir ihr sie Sie habe eröffnet hast eröffnet hat eröffnet haben eröffnet habt eröffnet haben eröffnet haben eröffnet a çmak açtım a çtın a çtı açtık açtınız a çtılar açtınız reparieren ich du er, sie, es wir ihr sie Sie habe repariert hast repariert hat repariert haben repariert habt repariert haben repariert haben repariert t amir etmek t amir t amir t amir t amir t amir t amir t amir ettim ettin etti ettik ettiniz ettiler ettiniz — 8— Y ukarıdaki son örneklerde de Partizip Perfektleri köklerine ge^ ek­ lenmeden yapılan fiillerin çekimlerini görüyorsunuz. Görüldüğü gibi bun­ larda da bir değişiklik yoktur. Bu derste öğrendiklerimizi buraya kısaca t oplayalım: 1 — P artizip Perfekt: ge- + fiilin kökü + -t 2 — be-, ver-, er-, ge-, zer-, ent- takılarıyla b aşlayan fiillerin Partizip Perfektlerinde b aşa ge- eklenmez, ieren ile biten fiiller­ de de durum aynıdır. 3— P erfekt, h aben + Partizip Perfekt şeklinde teşkil edilir. 4 — P erfekt aynı Imperfekt gibi Türkçeye çevrilir. Yalnız Imperfektin hikâyelerde, yazılarda kullanılmasına karşılık Perfekt k onuşmalarda kullanılır. m ı M İM Iİ11U (onîsponbmtf Jnstiıuu ALMANCA DERSLER 76 L EHRSTÜCK SECHSUNDSfEBZIG İlli» I Öğrenilecek kelimeler ankommen (*) | a nkommen] k am...an sich amüsieren Fzih amüzi:ren] v armak ankommen'in Iıiîp.'i eğlenmek d er BaIkon,e [ balkorn] besichtigen Ibezihtigen] die Besichtigumg,en [ b ezihtigung] balkon gezmek, dolaşmak gezme, dolaşma _ 2— d er Bosporus [bosporus] d auern [dauern] d er Esel,- [e:zel] d er Goldene Hörn Igo'dene hornj h errlich [herlih] die îns3Î,n [inzel] da5» I£affeehaus,..er [ kafe:haus] die Moschee,n I m oşe: ] d as Museum [ muzeum] çoğulu: die Museen i muzeen] Boğaziçi d er Kundgamg,..e [rundgarıgj s ürmek d as Schiff,e [şif J eşek s ogar [zoga:r] Haliç d as Stockwerk,e [ ştokverk] ş ahane, harika das Ufer,- [u:ferj u nbedingt a da k ahvehane [ unbedingt] v erheiratet [ ferhayratet] cami v orher [forhe:r] w ahr [va:r] müze t ur v apur h attâ k at kıyı m uhakkak evli d aha önce g erçek AÇIKLAMALAR a nkommen in «varmak» anlamına gelen ankommen fiili ayrılabilen bir fiildir. Cüm­ le içinde kullanılırken öndeki an takısı ayrılır ve cümlenin sonuna gider. Ankommen, in önekiyle kullanılır. Bu in öneki varılan yeri gösteren ismin önüne getirilir. İsim özel bir isim değilse e- haline konur. Eğer cümlede v arılan yer belirtilmiyorsa in öneki kullanılmaz. Mein Bruder wird um neun Uhr ankommen. Der Autobus kommt în Istanbul am. Der Zug kam um fünf U hr in i zmir an. E rkek kardeşim saat dokuzda varacak. Otobüs İstanbul'a varıyor. Tren saat beşte İzmir'e vardı. nicht m ehr Mehr'in daha önce «daha fazla, çok» anlamına geldiğini görmüştük. Ama bu kelime nicht mehr sekinde kullanılırsa «artık» anlamına gelir. Ich werde nicht mehr arbeiten. Wir können ihn nicht mehr sehen. Mein söhn wird nicht mehr in die Snhule gehen. Artık çalışmayacağım. Onu artık göremeyiz. Oğlum artık okula gitmeyecek. yetmişaltmcı ders —3— s ogar « hatta» anlamına gelir. E r bezahlte sogar die Rechnung. Sie fuhr sogar nach Deutschland. E r kam sogar mit einem Taxi. Hatta hesabı (bile) ödedi. Hatta Almanya'ya (bile) gitti. Hatta bir taksiyle geldi. Görüldüğü gibi bazı hallerde cümleye bir de «bile» eklenmesi gerek­ mektedir. d er Bosporus, «Boğaziçi,» nin, der Goldene Horu ise «Haliç» in Alman­ ca! arıdır. besichtigen, «gezmek, dolaşmak» şeklinde Türkçeye çevrilmiştir. Da­ ha çok bir binayı, müzeyi, görülmeye değer yerleri gezip, görmek anla­ mında kullanılır. «Teftiş etmek, gözden geçirmek» anlamlarına da gelir. I NGE UND DIE ÇELIKELS KOMMEN NACH ISTANBUL A hmet, Zeynep und die Familie Müller werden nach zwei Wochen nach D eutschland fahren. Frau und Herr Müller werden nach einigen Tagen von Ankara nach Istanbul kommen; Inge, Ahmet und Zeynep kamen v orher. Hasam Bey und Recep fuhren auch mit ihnen nach İstanbul. A hmet und Zeynep werden in Deutschland zwei Monate bleiben. Sie bleiben jetzt mit Inge bei der Schwester Hasan Beys. Ahmet und Zeynep lieben ihre Tante sehr. Sie heisst Zehra. Sie hat keine Kinder und liebt A hmet und Zeynep sehr. Sie lebt in İstanbul alein, denn sie ist nicht v erheiratet. Zehra Hanım hat ein grosses Haus in Maçka. Ihr Haus hat fünf Stockwerke. Sie kamen um zwanzig Uhr in Istanbul an. Die Stadt gjefiel Inge s ehr. «Ich blieb hier vorher zwei Tage, aber ich konnte nicht viel sehen. J etzt sehe ich die wahre Stadt,» sagte sie. Am nächsten Tag fuhren Sie zum Bospoius. Sie assen in einem kleinen, schönen Restaurant in Sarıyer zu Mittag. Das Restaurant war a m Ufer, und sie konnten das andere Ufer sehen. Dann kehrten sie zurück u nd stiegen in Emirgan aus. Dort tranken sie Tee. Am dritten Tag fuhren sie zum Goldenen Hörn, und Ahmet führte —2— d er Bosporus [bosporus] d auern [dauern] d er Esel,- [e:zel] d er Goldene Hörn | g o'dene hornj h errlich [herlih] die Inssl,n [inzel] d as Kaffeehaus,..er [ kafe:haus] die Moschee,n | m oşe: ] d as Museum {muzeum] çoğulu: die Museen i muzeen] d er Kundgang,..e [ rundgangj s ürmek d as Schiff,e [şif] eşek s ogar [zoga:r] Haliç d as Stockwerk,e [ ştokverk] ş ahane, harika das Ufer,- [u:fer] u nbedingt a da k ahvehane [ unbedingt] v erheiratet [ ferhayratet] cami v orher [forhe:r] w ahr [va:r] müze Boğaziçi t ur v apur h attâ k at kıyı m uhakkak evli d aha önce g erçek AÇIKLAMALAR a nkommen im «varmak» anlamına gelen ankommen fiili ayrılabilen bmler çiziyorsunuz. Sie zeichnen schöne Bilder. Sie haben schöne Bilder gezeichnet. Güzeî resimler çizdiniz. __ 7 — Bu örneklerde de Partizip Perfektin en sonda yer aldığını ve hiç de­ ğişmediğini görüyorsunuz. Sadece haben özneye göre değişmektedir. Aşa­ ğıda bir cümleyi bütün şahıslara göre çekimliyoruz. Böylece bu hususla­ rı daha iyi göreceksiniz. îch kaufe ein neues Auto. I ch habe ein neues Auto gekauft. Du hast ein neues Auto gekauft. E r hat ein neues Auto gekauft. Sie hat ein neues Auto gekauft. E s hat ein neues Auto gekauft. Wir haben ein neues Auto gekauft. Bar habt ei» neues Auto gekauft. Sie haben ein neues Auto gekauft. Sie haben ein neues Auto gekauft. Yeni bir otomobil satın alıyorum. Yeni Yeni Yeni Yeni Yeni Yeni Yeni Yeni Yeni bir otomobil satın aldım. bir otomobil satın aldm. bir otomobil satın aldı. b ir otomobil satın aldı. bir otomobil satın aldı. bir otomobil satın aldık. b ir otomobil satm aichmz. bir otomobil satm aldılar, bir otomobil satm aldınız. Y ukarıdaki örneklerde cümlenin öznesi bir şahıs zamiridir. Özne te­ kil bir isim olursa haben'in üçüncü tekil şahısla kullanılan şekli, yani hat, özne çoğul olursa veya birden fazla isimden meydana geliyorsa haben olduğu gibi aynen kullanılır. Bunları daha önceki konularda da görmüş­ tük. Partizip Perfekt tabii ki gene en sonda yer alır. Die Magd wartet neben dem Tisch. Hizmetçi masanın yanında bekliyor. Hizmetçi masanın yanında bekledi. Die Magd hat neben dem Tisch g ewartet. Mein Vater kauft einen neuen Anzug. Mein Vater hat einen neuen Anaug gekauft. Die Schüler beantworten die Fragen des Lehrers. Die Schüler haben die Fragen des L ehrers beantwortet. Babam yeni bir elbise satm alıyor. Babam yeni bir elbise satm aldı. Öğrenciler öğretmenin sorularını cevaplandırıyorlar. Öğrenciler öğretmenin sorularını cevaplandırdılar. A hmet ve Zeynep bahçede oynu­ A hmet und Zeynep spielen im yorlar. G arten. A hmet und Zeynep haben im Garten A hmet ve Zeynep bahçede oynadılar. gespielt. Der -Junge schenkt seiner Schwester Çocuk kızkardeşine bir kitap hediye ediyor. ein Buch. —8— Der Junge hat seiner Schwester ein Buch geschenkt. Çocuk kızkardeşine bir kitap hediye e tti. Peter setzt seinen Sohn auf den P eter oğlunu sandalyeye oturtuyor. Stuhl. Peter hat seinen Sohn auf den Stuhl P eter oğlunu sandalyeye oturttu. gesetzt. Das Mädchen stellt die Mappe auf den Tisch. D as Mädchen hat die Mappe auf den Tisch gestellt. Kız çantayı masanın üstüne k oyuyor. Kız çantayı masanın üstüne koydu. Die Arbeiter schwitzen in der Sonne, i şçiler güneşte terliyorlar. Die Arbeiter haben in der Sonne İşçiler güneşte terlediler. geschwitzt. A şağıda Perfektin kullanılışını gösteren bir kalıp veriyoruz. Özne l eh Die Mutter Die Kinder Wir Der Lehrer Mein Freund haben cümlenin diğer kelimeleri habe hat haben haben hat hat die Tür und das Fenster den Vogel einen Spaziergang eine Geschichte die Fehler unser Radio Partizip Perfekt geöffnet. gefüttert. gemacht. erzählt. verbessert. repariert. Cümlelerin Türkçeleri: 1 — Kapıyı ve pencereyi açtım. 2 — Anne ku­ şu besledi. 3 — Çocuklar bir gezinti yaptılar. 4 — Bir hikâye anlattık. 5 — Öğretmen yanlışları düzeltti. 6 — Arkadaşım radyomuzu tamir etti. Almanca ders : 76 T EST 38 A Boş bırakılan yerleri doldurunuz. 1 — l eh gestern viel gearbeitet. 2 — Meine Schwester eine neu Wohnung gemietet. 3 — Klein Kinder dürfen kein Z igaretten rauch 4 — Die Tochter ihr Bücher auf K leiderschrank gelegt. 5 — Die Frau die Vase auf Nachttisch gestellt. 6 — Wir jene Schuhe vor zwei Tagen verkauft. 7 — Der S tudent hat ein Glas Bier bestell 8 — Ich unsere Gäste zu Bahnhof geführt. 9 — Fatma Hanım mit dem Verkäufer g ehandelt. 10 — Er aus Auto seine Mappe geholt. A L istesi 1 — I ch habe die Zeitung auf den Tisch gelegt. 2 — Die Mutter hat die Blumen neben Peters Bett gelegt. 3 — W ir werden in dieser Stadt wohnen. 4 — Wir wohnen in dieser Stadt. 5 — W ir wohnten vor zwei Jahren in dieser Stadt. 6 — Wir haben vor drei Jahren in dieser Stadt gewohnt. 7 — Der kranke Mann hat den b erühmten Arzt gefragt. 8 — Der Junge hat die geschlos­ sene Tür geöffnet. 9 — Sie haben eine neue Mappe g ekauft. 10 — Die Mutter hat eine gute Suppe gekocht. A L istesi 1 — T ren saat dörtte Münih'e A v ardı. 2 — Çocuklar trenden indiler. B 3 — Boğaziçinde küçük bir gezinti y aptık. C A B C D — — — — B L istesi Bu şehirde oturacağız. Bu şehirde oturduk. Bu şehirde oturuyoruz. H asta adam meşhur doktoru sordu. H asta adam meşhur doktora sordu. A nne çiçekleri Peter'in y atağının yanına koydu. Çocuk açık kapıyı kapattı. i ki sene önce bu şehirde o turduk. Üç sene önce bu şehirde o turduk. Gazeteyi masanın üstüne koydum. Anne iyi bir çorba pişirdi. Yeni bir çanta satın aldılar. Çocuk kapalı kapıyı açtı. B L istesi D er Student hat für das Zimmer 85 Mark bezahlt. Die Hausfrau hat die Tasse auf den Tisch gelegt. I ch werde nicht mehr rauchen. E— F— G— H— İ— K— L— M— N— 4 — P eter akşamleyin öğretmeni­ ni ziyaret etti. 5 — Öğrenci oda için 85 Mark ödedi. 6 — E v hanımı fincanı masanın ü stüne koyuyor. 7 — K itapları yazı masasının ü stüne koydunuz. 8 — A rtık sigara içmeyeceğim. 9 — Büyük şehrin müzelerini ve camilerini ziyaret ettik. 10 — Müller ailesi iki hafta sonra T ürkiye'den hareket edecek. D — Die Familie Müller wird nach zwei Wochen von der Türkei a Mahren. E — W ir haben einen Spaziergang g emacht. F — Der Zug kommt um vier Uhr in Münih am. G — I hr habt die Bücher auf den Schreibtisch gelegt. H — P eter hat am Abend seinen L ehrer besucht. Î — Der Zug kam um vier Uhr in München an. K — Wir haben die Museen und die Moscheen der grossen S tadt besucht. L — Die Kinder stiegen aus dem Zug aus. M — W ir haben am Bosporus einen kleinen Spaziergang gemacht. N — Die Hausfrau legt die Tassen auf den Tisch. F 1 —• Aşağıdaki fillerin Partizip Perfektlerini teşkil ediniz: a. begegnen b. drehen c. brauchen d. bellen e. reinigen f. putzen g. klopfen 2 — wecken fiilinin Perfektini çekimleyiniz. T est 37'nin yapılmış şekli A. 1 8 1 C. 1 D. 1 F. 1 2 3 — mır 2 — nur 3 — allein 4 — nur 5 — allein, 6 — nur 7 - mur — allein 9 — alein 10 — nur -B2-F3-H4-E5-G -F2-C3-G4-B5-D _ c2—a 3_ d 4 — c — I ch Hess der Magd mein Zimmer aufräumen. — Diesen Kleiderschrank Mess meine Mutter kaufen. — Man kann sich hier waschen. Das Wasser ist hier sauber. «m Iî M 1 MM 77 liıııiılııııııııı ALMANCA DERSLE L E H R S T Ü C K SIEBENUNDSIEBZIG P EKFEKT (devam) Geçen d erslerde düzenli fiillerin Perfekt yapılışlarım incelemiştik. Bu d erste düzensiz fiillerin Perfektini göreceğiz. Düzensiz fiiller adlarından da belli olduğu gibi Partizip Perfekt yapılırken daha önce verdiğimiz ku­ rala uymazlar. Bunlar Partizip Perfektte tamamen değişirler. Bu çeşit fiillerin hem Imperfektleri hem de Partizip Perfektleri listeler halinde ve­ rilir. Derslerimizde yeni fiiller verirken bunlardan düzensiz olanlarının al­ tında Önce Imperfektlerini, sonra da Partizip Perfektte aldığı şekilleri ve­ receğiz. Her düzensiz fiilin bu iki şeklini muhakkak iyice öğrenmeriz ge­ rekir. Örneğin, sehen fiilinin düzensiz bir fiil olduğunu biliyoruz. Imperfektte kökü sah şeklini alıyordu. PartMp Perfekti ise gesehen [geze:en] şek­ lindedir. Şimdi Perfektini çekimleyelim: i ch du , sie, es w ir i hr sie Sie habe gesehen hast gesehen . hat gesehen haben gesehen habt gesehen haben gesehen haben gesehen g ördüm g ördün g ördü g ördük g ördünüz g ördüler gördünüz Görüldüğü gibi düzensiz fiillerin de Perfekti haben yardıma fiili ile aynı düzenli fiiller gibi teşkil edilmektedir. Düzensiz fiillerin Perfektlerinin Türkçeye çevrilişinde ve cümle içinde kullanılışında da bir değişiklik y oktur. —2— A şağıda şimdiye kadar öğrendiğimiz düzensiz fiillerin Partizip Per­ fektlerini veriyoruz. Daha önce (altmışüçüncü ders) vermemize rağmen b unların Imperfektte aldığı şekilleri de listeye ekliyoruz. Bu düzensiz fi­ illerin Imperfektini ve Partizip Perfektini ancak tereddütsüz bilebileceği­ niz bir şekilde ezberlerseniz Imperfekti ve Perfekti yanlış yapmadan kul­ lanabilirsiniz. I mperfekti P artizip Perf. i Fiil a nkommen (*) a bfahren (*) sich anziehen (*) a ufstehen (*) a ussteigen (*) sich ausziehen (*) beginnen bekommen bleiben b rechen b ringen denken einsteigen (*) e intreten (*) e rhalten essen f ahren fallen finden fliegen geben gefallen gehen gewinnen h aben h ängen heben h eissen helfen hineingehen (*) k ennen k ommen k am ... an ist angekommen [angekommen] f uhr ... ab ist abgefahren [abgefa:ren] zog sich ... an (sich) angezogen [(zih) angetso:gen] standl ... auf ist aufgestanden [aufgestanden] s tieg ... aus ist ausgestiegen [ausgeşti:gen] zog sich ... ausausgezogen [ausgetso:gen] b egann begonnen [begonnen] b ekam bekommen [bekommen] blieb ist geblieben [gebli:ben] b rach gebrochen [gebrochen] b rachte gebracht [gebraht] d achte gedacht igedaht] s tieg ... ein ist eingestiegen [ayngeşti:genj t rat ... ein ist eingetreten [ayngetre:ten] e rhielt erhalten [ e rhalten] a ss gegessen [gegessen] f uhr ist gefahren [gefa:ren] fiel ist gefallen [gefallen] fandı gefunden [gefunden] flog ist geflogen [geflo:gen] g ab gegeben [gege:ben] gefiel gefallen [gefallen] ging ist gegangen [gegangen] g ewann gewonnen [ gevonnen] h atte gehabt (gehabt] h ing gehangen [gehangen] h ob gehoben [geho:ben] Mess geheissen [gehaysen] half geholfen [geholfen] g ing ... hinein ist hineingegangen [hinayngegangen] k annte gekannt [gekant] k am ist gekommen [gekommen] yetmişyedinci ders Fiil laufen lassen lesen liegen m itfahren (*) m itkommen (*) nehmen nennen pfeifen r aten r ufen schieben schlafen schliessen schreiben schreien schweigen sehen sein s ingen sitzen s prechen s tehen s tehlen t ragen t rinke« t un v erbringen sich verhalten v erlassen verlieren v erstehen verwenden Imperfekti Partizip Perf. i i st gelaufen [gelaufen] gelassen [geiassen] gelesen Lgele:zen] gelegen [gele:genj i st mitgefahren [mitgefa:ren] i st mitgekommen [mitgekommen] genommen [genommen] g enannt [genannt] gepfiffen [gepfiffen] g eraten [gera:ten] g erufen [geru:fen] geschoben [ge§o:ben] geschlafen [geşlatfen] geschlossen [geşlossen] geschrieben [geşri:ben] g eschrien [ge§ri:en] geschwiegen Lgeşvitgen] gesehen [geze:en] i st gewesen [geve:zen] g esungen [gezungen] gesessen fgezessen] g esprochen [gesprohen] g estanden [gestanden] g estohlen [geştoden] g etragen [getra:gen] g etrunken [getrunken] g etan [geta:n] v erbracht [ferbraht] sich verhalten [zih ferhalten] v erlassen [ferlassen] verloren [ f erlo: ren ] v erstanden [ferstanden] verwendet [fervendet] v erwandt [fervant] gewaschen [gevaşen] geworfen [gevorfen] g ewusst [gevust] ist zurückgekommen [ t surükgekommen ] lief Hess l as l ag f uhr ... mit k am ... mit n ahm n annte pfiff r iet rief schob schlief s chloss s chrieb s chrie schwieg s ah w ar s ang s ass s prach stand! s tahl t rug t rank t at v erbrachte v erhielt sich verliess verlor v erstand v erwendete v erwandte waschen wusch werfen w arf wissen w usste zıırik'kkomimen (*) k am zurück —4— Örnek olarak birkaç düzensiz fiilin Perfektini çekimleyelim. lesen ich du er, sie, es wir ihr sie Sie habe gelesen hast gelesen hat gelesen haben gelesen h abt gelesen haben gelesen haben gelesen o kumak okudum okudun okudu okuduk okudunuz o kudular okudunuz wissen ich du e r, sie, es wir ihr sie Sie habe gewusst hast gewusst hat gewusst h aben gewusst h abt gewusst haben gewusst haben gewusst bilmek bildim bildin bildi bildik bildiniz bildiler bildiniz schweigen ich du e r, sie, es wir ihr sie Sie habe geschwiegen hast geschwiegen hat geschwiegen h aben geschwiegen h abt geschwiegen haben geschwiegen haben geschwiegen s usmak s ustum s ustun s ustu s ustuk s ustunuz s ustular s ustunuz bir hareket, durum değişikliği gösteren fiiller Şimdiye kadar gösterdiğimiz bütün örneklerde Perfekti haben y ar­ dımcı fiiliyle teşkil ettik. Ama bazı hallerde sein fiili de kullanılır. Sein fiilinin şimdiki zamandaki çekimini kısaca hatırlattıktan sonra bu halle­ rin açıklamasına geçelim: _ 5— sein I ich du er, sie, e s wir ihr sie Sie bin bist ist sind seid sind sind Bir yerden ayrılarak herhangi bir yana doğru yapılan bir hareket, bir ilerleyiş veya bir yere doğru gidiş gösteren fiillerin Perfektini yaparken haben yardımcı fiili yerine sein yardımcı fiili kullanılır. Bundan başka bir durum değişikliği, örneğin «erimek» gibi bir durumdan diğer bir du­ ruma geçiş gösteren fiillerin Perfekti de gene aynı şekilde sein ile yapılır. B urada bunun herhangi bir hareket değil de yalnız yukarıda belirtildiği gibi, bir yerden veya bir yere doğru bir hareket, bir ilerleme olması ge­ rektiğini özellikle hatırlatırız. Y ukarıda verdiğimiz listeye bakarsanız bazı Partizip Perfektlerin önünde ist kelimesini görürsünüz. Açıkladığımız sebeblerden ötürü sein yardımcı fiili ile kullanılan fiilleri bu şekilde belirttik. Geri kalan bütün hepsi haben ile kullanılır. Tabii ki böyle bir kolaylığı size ancak listesini verdiğimiz düzensiz fiiller için sağlayabiliyoruz. Düzenli fiillerden böyle bir durum gösteren­ leri siz kendiniz anlamlarına bakarak bulmalısınız. Örneğin, yukarıdaki listede de göreceğiniz gibi, abfahren, ankommen, fallen,' bleiben, fahren, gehen, kommen, fliegen laufen fiilleri sein y ar­ dımcı fiili ile Perfekt yapılırlar. Buniarm anlamlarını düşünürseniz yu­ karıdaki açıklamaları daha iyi anlarsınız. Yalnız bunlardan bleiben b ir i stisnadır. Hiçbir hareket, durum değişikliği göstermemesine rağmen ge­ ne de sein ile Perfekt yapılır. P erfekt yapılırken sein yardımcı fiilini alan bu fiillerin Perfekti cümle içinde gene aynı şekilde kullanılır. Yalnız tabii ki ikinci yere (yani nor­ mal olarak cümlenin fiilinin bulunması gereken yere) haben yerine sein yardımcı fiilinin özneye göre çekimlenmiş bir şekli gelir, Partizip Perfekt ise gene en sona gider. _ 6— Şimdi örnek cümleler vermeden önce bu çeşit fiillerden birkaç ta­ nesinin Perfektini teşkil edelim ve çekimleyelim: f ahren ich du er, sie, es wir ihr sie Sie bin gefahren bist gefahren ist gefahren sind gefahren seid gefahren sind gefahren sind gefahren ( vasıtayla) gitmek g ittim g ittin g itti g ittik gittiniz g ittiler g ittiniz gehen ich chı er, sie, e s wir ihr sie Sie bin gegangen b ist gegangen ist gegangen sind gegangen seid gegangen sind gegangen sind gegangen ( yürüyerek) gitmek g ittim g ittin g itti g ittik g ittiniz g ittiler g ittiniz kommen ich dtt er, sie, e s wir ihr sie Sie bin gekommen bist gekommen i st gekommen sind gekommen seid gekommen sind gekommen sind gekommen gelmek geldim geldin geldi geldik geldiniz geldiler geldiniz Y ukarıda örnek olarak verdiğimiz fiiller hep düzensiz fiillerden. Şim­ diye kadar öğrendiğimiz düzenli fiiller arasında Perfekti sein ile yapılanı yok. ayrılabilen fiiller Bu çeşit fiillerin önündeki bir takım takıların ayrıldığını ve en sona g ittiğini, geriye kalan fiilin de özneye göre çekimlenerek normal olarak _ 7— ikinci yerde bulunduğunu görmüştük. Şimdi bunların Perfektlerini öğre­ nelim. Ayrılabilen fiil düzensiz bir fiil ise Partizip Perfektini listeye bakıp bulabiliriz. Fiilin hareket gösterip göstermemesine göre de haben veya sein yardımcı fiili ile Perfektini teşkil ederiz. Örneğin, listeden ankommen ayrılabilen fiilinin Partizip Perfektinin i st angekommen şeklinde verildiğini görüyoruz. Buradaki ist kelimesi bize fiilin sein yardımcı fiiliyle Perfekt yapıldığını gösteriyor. a nkommen ich du e r, sie, es wir ihr sie Sie bin angekommen bist angekommen ist angekommen sind angekommen seid angekommen sind angekommen sind angekommen v armak v ardım v ardın v ardı v ardık vardınız v ardılar vardınız E insteigen fiilinin ise Partizip Perfekti ist eingestiegen şeklinde. Bu­ radaki ist kelimesi fiilin gene sein yardımcı fiili ile kullanıldığını göste­ riyor. einsteigen ich du e r, sie, es wir ihr sie Sie bin eingestiegen bist eingestiegen ist eingestiegen sind eingestiegen seid eingestiegen sind eingestiegen sind eingestiegen binmek bindim bindin bindi bindik bindiniz bindiler bindiniz Ayrılabilen fiil düzenli ise Partizip Perfektini şu şekilde teşkil ede­ riz: Öndeki takıyı ayırıp esas fiili buluruz, bu esas fiili normal kurala g öre (köke ge- ile -t ekleyerek) Partizip Perfekt haline getirir ve bu Par­ tizip Perfektin önüne de önce ayırdığımız takıyı getiririz. Bütün bunların hepsi bitişik yazılır. — 8— Örneğin, ausmachen fiilini ele alalım. Öndeki aus takısını ayırdıktan s onra esas fiilin machen şeklinde olduğunu görürüz. Bunu kurala göre P artizip Perfekt şekline koyarsak ge-mach-t halini alır. Bu Partizip Per­ fektin önüne de öndeki takıyı ekleriz: ausgemacht. Görüldüğü gibi bütün bunların hepsi bitişik yazılmaktadır. a usmachen ich diu er, sie, es wir ihr sie Sie habe ausgemacht hast ausgemacht hat ausgemacht h aben ausgemacht h abt ausgemacht h aben ausgemacht haben ausgemacht söndürmek söndürdüm söndürdün söndürdü söndürdük söndürdünüz söndürdüler söndürdünüz Gene haben yardımcı fiili ile kullanılan aufräumen fiilinde ise takı auf, esas fiil de räumen'dir. Räumen, geräum-t şeklinde Partizip Per­ fekt yapılır ve önüne auf eklenir: aufgeräumt. a ufräumen ich du er, sie, es wir i hr sie Sie habe aufgeräumt hast aufgeräumt hat aufgeräumt h aben aufgeräumt habt aufgeräumt haben aufgeräumt haben aufgeräumt toplamak topladım topladm topladı topladık topladimz topladılar topladimz piim M\ u f ıfTT ıı JHIUJ (orrrspönöfncirjınîsıitutr | mm ALMANCA DERSLER L EHRSTÜCK A C H T U N D S I E B Z I G Öğrenilecek kelimeler M die Auskunft,..e bilgi besonders [ auskunft] [bezonders] bedeuten [bedoyten] anlamına gelm. daher [dahe:r] die Bedeutungen anlam, önem erwidern [ervi:dern] I bedoytung] frech T fren 1 özellikle oradan cevap vermek yaramaz —2— d er Fremdenführer,- r ehber • d er Mais [mays] mısır [fremdenfü:rer] nennen [nennen] a dlandırmak d er Gedeckte Basar K apalı Çarşı originell [originel] c ıijinal [ gedekte baza:r] d er Pass,..e [pas] p asaport, paso glauben [glauben] inanmak, sanm,.das Passbüro,» p asaport dairesi hediye d as Geschenk,e [ pasbü:ro] [ geşenk] d er Platz,..e [plats] meydan, yer imâl etmek h erstellen (*) die Taube,n [taube] güvercin kısım Lhe:r§tellen] d er Teil,e [tayl] d olaştırmak h erumführen (*) d er Tourist,e [turist] t urist buluşmak [ herumfürren] sich treffen içeri girmek hineingehen (*) [zih treffen] ö rtü, bez [ hinayngeren] d as Tueh,e [tuh] civar, çevre d er Juwelier,e * k uyumcu die Umgebung.en [ yuvelirr] [Umgebung] e nteresan * i nteressant u ngefähr [ungefe:r] a şağı yukarı ü niversite [ interessant] die Universitäre çok sevilen [ üniversite :t] die Lieblingsspeise,ii | li :blingsşpayze] yemek v erboten [ferbo:ten] y asak AÇIKLAMALAR A uskunft geben :<bilgi vermek, açıklama yapmak» anlamında kullanılan bir deyimdir. Der Fremdenführer gab uns A uskunft über die Moscheen. Der Junge gibt den Touristen A uskunft. Ich kann Ihnen darüber keine A uskunft geben. Rehber bize camiler hakkında bilgi verdi. Çocuk turistlere bilgi veriyor. Size onun hakkında bilgi veremem. h erumführen «dolaştırmak» şeklinde Türkçeye çevrilebilir, in önekiyle kullanılır. Ich führe meine Freunde in der Stadt herum. Der Mann führt den Gast in dem< Garten seines Hauses herum. Arkadaşlarımı şehirde dolaştırıyorum. Adam misafiri evinin bahçesinde dolaştırıyor. yetmişsekizinci ders Mein Vater führt uns mit seinem A uto im Dorf herum. Wir haben heute unsere Freunde a us Deutschland in Istanbul h erumgeführt. Babam bizi otomobiliyle köyde do­ laştırıyor. B ugün Almanya'dan (gelen) arka­ daşlarımızı istanbul'da dolaştırdık. h erstellen «imal etmek, yapmak» anlamlarına gelir. Ayrılabilen bir fiildir. Wir stellen Stühle her. Was stellen Sie in diesem Laden h er? Mein Vater stellt Schuhe her und verkauft sie. Man stellt diese Gabeln in D eutschend her. Sandalye yapıyoruz (imâl ediyoruz). Bu dükkânda ne imâl ediyorsunuz? Babam ayakkabılar imâl ediyor ve onları satıyor. Bu çatallar Almanya'da yapılır. sich treffen «Buluşmak» anlamına gelir. Wir wollen uns heute im Kino treffen. Die Schüler treffen sich vor der Schule. Die Touristen haben sich vor dem Bahnhof getroffen. Wir werden uns in Kadıköy treffen. Bu gün sinemada buluşacağız. Öğrenciler okulun önünde buluşu­ yorlar. T uristler istasyonun önünde buluş­ tular. Kadıköy'de buluşacağız. verbringen «geçirmek» anlamına gelir, ama bu «geçirmek», «vakit geçirmek» an­ lamındadır. Wir verbringen unsere Zeit zu H ause. Die Çelikels verbringen den Sommer in Istanbul. Wo willst du den Winter v erbringen? Vaktimizi evde geçiriyoruz. Çelikeller yazı istanbul'da geçiriyor. Kışı nerede geçirmek istiyorsun? __ 4 — E r verbringt sein Leben in diesem k'einen Haus. Die Studenten verbrachtes d*» Abend in einem grossen R estaurant. Sie ha* ihre letzten Tage in diesem Dorf verbracht. Hayatını bu küçük evde geçiriyor. Öğrenciler geceyi büyük bir lokantad? geçirdiler. Son günlerini bu köyde geçirdi. bedeuten «anlamına gelmek» şeklinde Turkçeye çevrilebilir. XVns> bedeutet dieses Wort? Was soll das bedeuten? D as bedeutet «ev» in Türkisch. Bu kelime ne anlama geliyor? Bu (da) ne demek? Bu Türkçede ev anlamına geliyor. AHMET, ZEYNEP UND INGE BESICHTIGEN DIE STADT «Wohin gehen wir heute?» fragte Inge beim Frühstück. A hmet antwortete: «Ich werde zum Passbüro gehen und unsere Pässe holen. Du kannst nach dem Mittagessen mit Zeynep zum Topkapi Museum f ahren. Wir treffen uns dann dort.» Sie besichtigten vorher nur einen Teil des Museums. «Was bedeutet Topkapi in Türkisch?» fragte Inge. «Bedeutet es u ngefähr 'die Balltür'?» «Ach, nein,» erwiderte Zeynep und 'ächelte. «Man verwendet «top» a uch in einer anderen Bedeutung. Eine Kanone nennen wir in Türkisch a uch top. Man stellte dort in der Umgebung Kanonen her, glaube ich. D aher kommt dieser Name.» «Wie heist das weisse Häuschen auf jener kleinen Insel?» «Das ist Kizkulesi.» «Warum nennt man es Kizkulesi?» A hmet sagte: «In alten Zeiten brachte man dorthin die Mädchen wie Zeynep.» frechen —5— « Kizkulesi h a t mir sehr gefallen. Können wir dörtfaİM fahren?» fragte I nge. « Nein, das ist verboten,» antwortete Ahmet. U m zwei U h r trafen sie sieh vor dem Museum und gingen hinein. E in Fremdenführer führte sie mit den anderen Touristen im Museum h erum und gab ihnen Auskunft. Das Museum gefiel ihnen sehr. Der F remdenführer erzählte ihnen viele interessanten Geschichten. Sie v erbrachten dort zwei Stunden. D ann gingen sie wieder zum Gülhane P a r k und tranken Tee aim Ufer. D a sagte A h m e t : «Nun gehen wir zum Gedeckten Basar.» I nge fand den Basar sehr originell. Sie verbrachten im Basar viel Z eit. Sie standen besonders vor den Juwelieren viel. Inge kaufte Pfeifen, V asen, Tuche, Ringe und kleine Geschenke für seine Freunde und Freun­ dinnen in Deutschland. S ie verliessen den B a s a r u m sechs Uhr. « Hast du den Beyazıt Platz gesehen?» fragte Ahmet. « Nein, ich habe ihn nicht gesehen. Und ich habe auch die Universität n icht gesehen,» erwiderte Inge. S o gingen sie nach Beyazıt. Dort kauften sie hinter der Moschee M ais und fütterten die Tauben. Dann setzten sie sich unter einen grossen B aum und t r a n k e n wieder Tee. A h m e t kaufte den Mädchen simit. « Bu h a s t bisher kein simit gegessen, Inge. Das ist unsere Liebllingsspeise beim Frühstück. U m fünf Uhr haben wir oft Tee mit simit.» A HMET, Z E Y N E P VE İNGE Ş E H R İ GEZİYORLAR « Bugün nereye gidiyoruz?» diye sordu Inge kahvaltıda. A h m e t : «Ben pasaport dairesine gideceğim ve pasaportlarımızı ala­ cağım. Yemekten sonra Zeynep ile Topkapı müzesine gidebilirsin. Sonra o rada buluşuruz. > d iye cevap verdi. D aha önce müzenin sadece bir kısmını gezmişlerdi. « Topkapı Türkçede ne anlama geliyor?» diye sordu Inge. «Aşağı yu­ karı top (oyun oynanan) kapı anlamına mı geliyor?» —6— «Ah, hayır,» diye cevap verdi Zeynep ve gülümsedi. «Top başka bir a nlamda da kullanılır. Bir topu (silâh olan) da biz Türkçede top diye adlandırırız. Orada civarda (o civarda )toplar imâl ediliyordu, sanıyorum. Bu ad oradan geliyor.» «Şu küçük adanın üstündeki beyaz evciğin adı ne?» «Bu Kızkulesi'dir.» «O niçin Kızkulesi diye adlandırılıyor?» A hmet: «Eski zamanlarda (devirlerde) oraya Zeynep gibi yaramaz kızlar götürülürdü,» dedi. «Kızkulesi çok hoşuma gitti. Oraya gidebilir miyiz?» diye sordu İnge. «Hayır, bu yasaktır,» diye cevap verdi Ahmet. S aat ikide müzenin önünde buluştular ve içeri girdiler. Bir rehber onları diğer turistlerle birlikte müzede dolaştırdı ve onlara bilgi verdi. Müze onların çok hoşuna gitti. Rehbe" nlara birçok enteresan hikâye an­ lattı. O rada iki saat geçirdiler. S onra gene Gülhane Parkına gittiler ve kıyıda çay içtiler. O sırada A hmet: «Şimdi Kapalı Çarşıya gidiyoruz.» dedi. İ nge çarşıyı çok orijinal buldu. Çarşıda çok vakit geçirdiler. Özellikle k uyumcuların Önünde çok durdular. Inge Almanya'daki erkek ve kız arka­ daşları için pipolar, vazolar, örtüler, yüzükler ve küçük hediyeler satın aldı. S aat altıda çarşıyı terkettiler (ayrıldılar). «Beyazıt meydanım gördün mü?» diye sordu Ahmet. «Hayır, onu görmedim. (Ve) Üniversiteyi de görmedim,» diye cevap verdi Inge. Böylece Beyazıt'a gittiler. Orada caminin arkasında mısır satm aldı­ lar ve güvercinleri beslediler. Sonra büyük bir ağacın altına oturdular ve t ekrar çay içtiler. Ahmet kızlara simit satın aldı. «Şimdiye kadar hiç simit yemedin, İnge. Bu bizim kahvaltıda en sev­ diğimiz yiyecektir. Saat beşte ekseriya simitle çay içeriz.» P erfekt halinde bulunan somalar B unlar çok basittir, ama gene de kısaca açıklıyalım bunları. Perfekt halinde bulunan bir cümle yardımcı fiilin - haben veya sein'm - başa ge- —7— tirilmesiyle soru haline konmuş olur. Partizip Perfekt gene en sonda yer alır. E r hat seine Hände gewaschen. H at er seine Hände gewaschen? Sie haben das Fenster geöffnet. Haben Sie das Fenster geöffnet? Ellerini yıkadı. Ellerini yıkadı mı ? Pencereyi açtınız. Pencereyi açtınız mı? D as Kind hat das l i c h t ausgemacht. Çocuk ışığı söndürdü. H at das Kind das Licht ausgemacht?Çocuk ışığı söndürdü mü? I nge hat heute einen Brief geschrieben. H at Inge heute einen Brief g eschrieben? Meine Schwester ist auch m itgefahren. I st meine Schwester auch m itgefahren? Der Zug ist um sechs Uhr angekommen. I st der Zug um sechs Uhr a ngekommen? İnge bugün bir mektup yazdı. Inge bugün bir mektup yazdı mı? Kızkardeşim de birlikte gitti. Kızkardeşim de birlikte gitti mi? Tren saat altıda vardı. Tren saat altıda vardı mı? Der Gast hat eine Suppe gegessen. Misafir bir çorba yedi. H at der Gast eine Suppe gegessen? Misafir bir çorba yedi mi? Der Sohn hat seinem Vater nicht geholfen. H at der Sohn seinem Vater nicht geholfen? Der Bruder ist gestern nach D eutschland gefahren. I st der Bruder gestern nach Deutschland gefahren. Du hast dieses Buch gelesen. H ast diu dieses Buch gelesen? Oğul babasına yardım etmedi. Oğul babasına yardım etmedi mi? Erkek kardeş dün Almanya'ya gitti. Erkek kardeş dün Almanya'ya gitti mi? Bu kitabı okudun. Bu kitabı okudun mu? —8— Y ukarıda Perfekt halinde bulunan cümleler, bunların altında da bun­ ların soru yapılmış şekilleri verilmiştir. Her iki şekli de inceleyiniz. P erfekt haben veya sein yardımcı fiili ve P artizip Perfekt ile yapılır. Fiilin bir yerden h erhangi bir tarafa veya bir yere doğru bir ha­ reket, ilerleme, bir de bir durum, değişikliğini gösterdiği hallerde sein yardımcı fiili kullanılır. B ütün hareket gösteren fiillerle bu yardımcı fiil kullanılmaz, hareket yukarıda açıklanan şekil­ de olmalıdır. Diğer bütün hallerde haben yar­ dımcı fiili kullanılır. P erfekt ha bei; sein + P artizip Perfekt -^r^ DÜZENSİZ FİİLLERİN ANA ŞEKİLLERİNİ, YANİ İMPERFEKT V E PARTIZIP PERFEKTLERİNİ ÇOK İYİ EZBERLEYİNİZ. Almanca aers: <» T EST 39 Boş bırakılan yerleri doldurunuz. 1 — Mein Sohn von dem Baum gefallen. 2 — Diese Schuhe und die Mappe mir sehr gefallen, 3 — Wir mit meinem Bruder nach A nkara gefahren, 4 — Er heute acht Uhr abgefahren. 5 — Dieser Herr in Eskişehir eingestiegen. 6 — Der Vogel auf den B aum geflogen. 7 — Dieses Buch mir mein Vater gegeben, 8 — Die Magd die Speisen noch nicht gebracht, 9 — Ich in ihrem Bauern­ hof zwei Monate geblieben. 10 — Die Mutter ihre Kinder nach Hause gerufen. 11 — Wir den Winter Erzurum verbracht. 12 — Das A uto noch nicht zurückgekommen. 13 — Er den Korb den G arten getragen. 14 — der Schüler • die Fragen Lehrers ver­ standen? 15 — du viel gelaufen? A L istesi 1 — D as kleine Kind hat dem D eutschen Auskunft gegeben. 2 — D er Bauer hat seine Gäste m it seinem Traktor h erumgeführt. 3 — I ch werdte meine Freunde in u nserem Dorf herumführen. 4 — Man kann das hier nicht h erstellen. 5 — Diese Traktoren hat man in Deutschland hergestellt. 6 — Wir können uns dort nicht t reffen. 7 — Man nennt ihn hier Bob, a ber er heisst Robert. 8 — Die Jungen haben bei ihrem k ranken Freund zwei Stunden v erbracht. B L istesi A — O rada buluşabiliriz, B — Bu burada imâl edilemez. C — Çocuklar hasta arkadaşlarıyla iki saat geçirdiler. D — Küçük çocuk Almana bilgi verdi. E — Bu traktörler Almanya'da imâl edildi. F — Çiftçi misafirlerini traktörüy­ le dolaştırdı. G — O rada buluşamayız. H — O b urada Bob diye adlandırı­ lır, ama onun adı Robert'tir. A rkadaşlarımı köyümüzde İ dolaştırdım. Çocuklar hasta arkadaşlarının K y anında iki saat geçirdiler. A rkadaşlarımı köyümüzde do­ L laştıracağım. 1— 2— 3— 4— 5— 6— 7— 8— B L istesi A L istesi A hmet arkadaşlarını getirdi. A — Der Schüler hat seinem Lehrer n icht geantwortet. Mektuba iki resim koydum I st der Direktor in eure ( ekledim). B— Klasse gekommen? Senin çok orijinal resimlerin v ar. C — A hmet hat seine Freunde g ebracht. Öğrenci akşama kadar üniver­ sitede çalıştı. D — H aben die Kinder in das Museum hineingegangen? Çocuklar müzenin içine gir­ Der Student hat bis zum Abend diler mi? E— in der Universität gearbeitet. Öğrenci öğretmenine cevap vermedi. 'F — Sind die Kinder in das Museum hineingegangen ? Müdür sizin sınıfa geldi mi? Bu evcik niçin Kızkulesi diye G — W aruni hat man dieses H äuschen Kızkulesi genannt? adlandırıldı ? H at der Direktor in eure H Klasse gekommen? I ch habe in den Brief zwei Bilder beigelegt. Du hast sehr originelle Bilder. K F c Aşağıdaki fiillerin Perfektini çekimleyiniz: a. zurückkehren b. schieben T est 38'in yapılmış şekli A. 1 — habe 2 — hat, e 3 — e, e, en 4 — hat, e, den 5 — hat, den 6 —t h aben 7 — t 8 — habe, dem 9 — hat 10 — hat, dem (seinem) B. 1 — K 2 — F 3 — A 4 — € 5 — H 6 — İ 7 - E 8 - N 9 - M 10 — L C. 1 — 1 2 — L 3 — M 4 — H 5 — A 6 — N 7 — G 8 — C 9 — K 10 — D F . 1. a — begegnet b — gedreht c — gebraucht d — gebellt e — gereinigt f — g eputzt g — geklopft ich du e r, sie, es w ir i hr sie Sie wecken habe geweckt hast geweckt hat geweckt haben geweckt habt geweckt haben geweckt haben geweckt mM ALMANCA 79 DERSLER I "4! mim (oTOponömcf Jnstttutr L EHRSTÜCK NEUNUNDSIEBZIG PERFEKT (devam) haben ve sein fiillerinin Perfekti P erfektin haben y a da sein y ardımcı fiilleri ve Partizip Perfekt y ar­ dımıyla yapıldığını biliyoruz. Ama haben ve sein fiillerinin tek basma cüm­ lede kullanılabileceğini de görmüştük. Imperfekti öğrenirken bunların çe­ kimlerini özel olarak göstermiştik. Şimdi de Perfektlerini, bu kipteki çe­ kimlerini inceleyelim. Verdiğimiz düzensiz fiiller listesine bakarsak haben'in iki ana şekli­ nin şöyle olduğunu görürüz: hatte- g ehabt. Bunlardan hatte Imperfekti, gehabt ise Partizip Perfekt şeklidir. Buna göre haben'in Perfektini şöyle çekimleriz: haben ich du er, sie, es wir ihr s ie Sie habe gehabt hast gehabt hat gehabt haben gehabt habt gehabt haben gehabt haben gehabt s ahip olmak (var) s ahiptim - benim ... vardı s ahiptin - senin ... vardı s ahipti - onun ... vardı s ahiptik - bizim ... vardı sahiptiniz - sizin ... vardı s ahiptiler - onların ... vardı sahiptiniz - sizin . . vardı Biz haben'i d aha daha çok «var» şeklinde Türkçeye çeviriyoruz, ama «sahip olmak» şeklinde çevirmek de mümkündür. Bunun Perfektinin ya­ pılışında karışık olan, «sahip olmak» anlamına gelen fiilin bir de yardımcı fiil olarak kullanılmasmdadır. Aynı şey sein için de söylenebilir. —2— Düzensiz fiiller listesinde sein'ın hizasına bakacak olursak şunları gö­ rürüz: war- ist gewesen. War fiilin Imperfekti, gewesen ise Partizip Perfektidir. Bu Partizip Perfektin önündeki ist kelimesi fiilin sein yardımcı fiili ile Perfekt yapıldığını gösterir. sein ich du er, sie, es wir ihr s ie Sie bin gewesen bist gewesen ist gewesen sind gewesen seid gewesen sind gewesen sind gewesen olmak . .. .. .. .. .. .. dim - idim din - idin di - idi dik - idik diniz - idiniz diler - idiler diniz - idiniz Şimdi bunlara örnek cümleler verelim. Her cümlenin üstte şimdiki zamandaki, altında ise Perfektteki şekli verilmiştir. İkisini birbiriyle kar­ şılaştırarak incelerseniz yukarıda anlatılanları daha iyi kavrarsınız. Ich h abe einen Photoapparat. I ch habe einen Photoapparat g ehabt. Bir fotoğraf bim). Bir fotoğraf hiptim) . makinem var makinem vardı (sahi­ (sa­ Bir mektup arkadaşın var. Du hast einen Brieffreund. Du hast einen Brieffreund gehabt. Bir mektup arkadaşın vardı. Büyük bir eşeği var. E r hat einen grossen Esel. E r hat einen grossen Esel gehabt. B üyük bir eşeği vardı. Sie hat lange Haare. Sie hat lange Haare gehabt. U nser Haus hat einen Balkon. U nser Haus hat einen Balkon g ehabt. Uzun saçları var. Uzun saçları vardı. Evimizin bir balkonu var. Evimizin bir balkonu vardı. Der Arzt hat viele Patienten. D oktorun birçok hastası var. D er Arzt hat viele Patienten gehabt. D oktorun birçok hastası vardı. Wir haben keine Basierklinge. Wir haben keine Basierklinge g ehabt. Jiletimiz yok (sahip değiliz). Jiletimiz yoktu (sahip değildik). y etmişdokuzuncu ders I hr h a b t einen Bruder. I lır h a b t einen Bruder gehabt. S ie haben zwei Schiffe. S ie haben zwei Schiffe gehabt. D ie Kinder haben keinen S chreibtisch. D ie Kinder haben keinen S chreibtisch gehabt. B ir erkek kardeşiniz var. B ir erkek kardeşiniz vardı. İ ki gemileri var. İ ki gemileri vardı. Ç ocukların yazı masası yok. Ç ocukların yazı masası yoktu. D iese Bauern haben vier Traktoren. Bu çiftçilerin dört t r a k t ö r ü var. D iese Bauern haben vier T r a k t o r e n Bu çiftçilerin dört t r a k t ö r ü vardı. g ehabt. S ie haben einen schönen H u t . S ie haben einen schönen H u t g ehabt. G üzel bir şapkanız var. G üzel bir şapkanız vardı. I ch bin ein Deutschlehrer. B ir Almanca öğretmeniyim. I ch bin ein Deutschlehrer gewesen. B ir Almanca öğretmeniydim. D u bist ein fleissiger Schüler. D u bist ein fleissiger Schüler g ewesen. E r ist ein guter Soldat. E r ist ein guter Soldat gewesen. S ie ist sehr a r m . S ie ist sehr a r m gewesen. M eine Mutter ist eine gute F r a u . M eine Mutter ist eine gute F r a u g ewesen. D ieser Mann ist ein Fischer. D ieser Mann ist ein Fischer g ewesen. W ir sind nicht müde. W ir sind nicht müde gewesen. Ç alışkan bir öğrencisin. Ç alışkan bir öğrenciydin. İ yi bir askerdir. İ yi bir askerdi. Ç ok fakirdir. Ç ok fakirdi. A nnem iyi bir kadındır. A nnem iyi bir kadındı. B u a d a m bir balıkçıdır. B u adam bir balıkçıydı. Y orgun değiliz. Y orgun değildik. __ 4 — I hr seid nicht hungrig. I hr seid nicht hungrig gewesen. S ie sind sehr freche Kinder. S ie slpä sehr freche Kinder g ewesen. I hre Töchter sind im Garten. I hre Töchter sind im Garten g ewesen. A ç değilsiniz. A ç değildiniz. O nlar çok yaramaz çocuklar. Onlar çok yaramaz çocuklardı. K ızlarınız bahçededir. K ızlarınız bahçedeydi. D ie Servietten sind auf dem Tisch. P eçeteler masanın üstündedir. E fe Servietten sind auf dem Tisch P eçeteler masanın üstündeydi. g ewesen. S ie sind ein guter Mann. Sie sind ein guter Mann gewesen. H aben Sie ein Auto? H aben Sie ein Auto gehabt? H at dein Vater einen grossen B auernhof? H a t dein Vater einen grossen B auernhof gehabt? i yi bir adamsınız. İ yi bir adamdınız. B ir otomobiliniz var m ı ? B ir otomobiliniz var mıydı? E abanm büyük bir çiftliği var mı? B abanın büyük bir çiftliği var m ıydı ? H aben seine Eltern ein Haus in Is­ E beveyninin İstanbul'da bir evi var tanbul? m ı? H oben seine Eltern ein Haus in Is­ E beveyninin İstanbul'da bir evi var tanbul gehabt? m ıydı ? I st euer Vater ein berühmter A r z t ? B abanız meşhur bir doktor m u d u r ? I st euer Vater ein berühmter A r z t B abanız meşhur bir doktor m u y d u ? g ewesen? B ist du k r a n k ? E ist du krank gewesen H a s t du einen Onkel? H a s t du einen Onkel gehabt? S ind das deine Bücher? S ind das deine Bücher gewesen? H a s t a mısınız? H a s t a mıydm? Bir amcan var mı? B ir amcan var mıydı? B unlar senin kitapların mı? B unlar denin kitapların mıydı? —5 können, wollen, müssen, dürfen sollen, lassen, mögen ve Perfekt Bu çeşit fiillerin kullanılışlarını ve Imperfektlerini oldukça ayrıntılı bir şekilde inceledik. Bu derste bunların Perfekt yapılışlarını göreceğiz. Bu çeşit fiiller Perfekt yapılırken gene haben yardımcı fiili kullanıl­ masına karşılık Partizip Perfekte lüzum yoktur. Können, wollen, müs­ sen,, cinsinden fiil mastar halinde en sona, gene mastar halinde bulunan e sas fiilin de arkasına gider; bunun yerine, yani ikinci yere haben'in öz­ neye göre çekimlenmiş bir şekli gelir. Ich will diese Schuhe kaufen. Ich habe diese Schuhe kaufen wollen. Bu ayakkabıları satm almak isti­ yorum. Bu ayakkabıları satm almak istedim. Y ukarıda örnek olarak wollen ile bir cümle yapılmış, altında da bu­ nun Perfekti verilmiştir. İkinci yerde haben'in özne olan ich'e uygun şek­ li, yani habe bulunmaktadır. Wollen ise esas fiil kaufen'in arkasına, en so­ na mastar halinde, yani olduğu gibi, hiç değişmeden gitmiştir. Burada wol'en'in en sonda,"esas fiilin ise ondan bir önce yer aldığına dikkat edi­ niz. Şimdi başka örnekler görelim. Wir können ihn nicht verstehen. Wir haben ihn nicht verstehen können. Der Gast will einen Spaziergang machen. Der Gast hat einen Spaziergang machen wollen. Onu anlayamıyoruz. Onu anlayamadık. Misafir bir gezinti yapmak istiyor. Misafir bir gezinti yapmak istedi. Mein Vater will einen Radioapparat Babam bir radyo satm almak istiyor. kaufen. Mein Vater hat einen Radioapparat Babam bir radyo satm almak istedi. kaufen wollen. Du musst dich jetzt ausziehen. Du hast dich ausziehen müssen. Şimdi soyunmak mecburiyetindesin. Soyunmak mecburiyetindeydin. Der alte Mann darf nicht rauchen. Yaşlı adam sigara içemez. Der alte Mann hat nicht rauchen Yaşlı adam sigara içemezdi. dürfen. 6— Teyzesine yardım etmek mecburiye­ tindedir. Er hat seiner Tante helfen müssen. Teyzesine yardım etmek mecburiyetindeydi. Er kann mit uns nicht ins Kino Bizimle sinemaya gelemez. kommen. Er hat mit uns nicht ins Kino Bizimle sinemaya gelemezdi. kommen können. Ihr sollt auch die Moscheen besichtigen. Ihr habt auch die Moscheen besichtigen sollen. Du sollst deinen Lehrer besuchen. Du hast deinen Lehrer besuchen sollen. Der Junge kann den Brief nicht lesen. Der Junge hat den Brief nicht lesen können. Die Kinder dürfen auf der Strasse spielen. Die Kinder haben auf der Strasse spielen dürfen. Der Schüler soll dem Lehrer die Übung zeigen. Der Schüler hat dem Lehrer die Übung zeigen sollen. Mein Freund möchte einen Brief schreiben. Mein Freund hat einen Brief schreiben mögen. Der Direktor lässt ein Taxi rufen. Der Direktor hat ein Taxi rufen lassen. Die Frau lässt die Fenster öffnen. Die Frau hat die Fenster öffnen lassen. Der Hund will das Fleisch nicht fressen. Der Hund hat das Fleisch nicht fressen wollen. Er muss seiner Tante helfen. Camileri de gezmelisiniz. Camileri de gezmeliydiniz. Öğretmenini ziyaret etmelisin. Öğretmenini ziyaret etmeliydin. Çocuk mektubu okuyamıyor. Çocuk mektubu okuyamadı. Çocuklar caddede oynayabilirler. Çocuklar caddede oynayabilirlerdi. Öğrenci öğretmene çalıştırmaya gös­ termelidir. Öğrenci öğretmene çalıştırmaya gös­ termeliydi. A rkadaşım bir mektup yazmak isti­ yor. A rkadaşım bir mektup yazmak istedi. Müdür bir taksi çağırttırıyor. Müdür bir taksi çağırttırdı. K adm pencereleri açtırıyor. K adın pencereleri açtırdı. Köpek eti yemek istemiyor. Köpek eti yemek istemedi. —7— Y ukarıdaki örneklerde görüldüğü gibi ikinci yerde haben'in özneye g öre çekimlenmiş şekli bulunmaktadır. Wollen, müssen, können,... cin­ sinden fiil ise cümlenin en sonuna mastar olarak yer almaktadır. Cümle­ nin esas fiili ise gene mastar olarak sondan bir önce bulunmaktadır. Şimdi bu fiillerle yapılan sorulara bakalım. Bunlarda da gene wollen, m üssen können,... cinsinden olan fiiller en sonda olur. Soru Perfekt so­ rularda olduğu gibi haben yardımcı fiilinin özneye göre çekimlenmiş şek­ liyle başlar. K annst du mir dein Buch geben? H ast diu mir dein Buch geben k önnen? L äsest dein Vater einen neuen Anzug machen? H at dein Vater einen neuen Anzug machen lassen? Möchten Sie ein Gîas Wein trinken? Haben Sie ein Glas Wein trinken mögen? Muss ich noch mehr arbeiten? Bana kitabını verebilir misin? Bana kitabını verebilir miydin? Baban yeni bir elbise mi y aptırıyor? Baban yeni bir elbise mi yaptırdı? Bir bardak şarap mı içmek istiyor­ sunuz? Bir bardak şarap mı içmek istediniz? Daha çok mu çalışmak mecburiyetin­ deyim? H abe ich noch mehr arbeiten Daha çok mu çalışmak mecburiyemüssen? tindeydim ? Können die Touristen den Bahnhof Turistler istasyonu bulabilirler mi? finden? H aben die Touristen den Bahnhof Turistler istasyonu bulabildiler mi? finden können? Will der Bauer in die Stadt fahren? Çiftçi şehire gitmek istiyor mu? H at der Bauer in die Stadt fahren Çiftçi şehire gitmek istedi mi? wollen? D ürft ihr abends ins Kino gehen? Akşamları sinemaya gidebilir mi­ siniz? H abt ihr abends ins Kino gehen Akşamları sinemaya gidebilir miydürfen? diniz? K ann dein kleiner Bruder allein Küçük kardeşin yalnız kalabilir mi? bleiben? H at dein kleiner Bruder allein Küçük kardeşin yalnız kalabilir bleiben können? miydi? Wollen Sie billige Geschenke Ucuz hediyeler mi satm almak istikaufen? yorsunuz? Haben Sie billige Geschenke kaufen Ucuz hediyeler mi satın almak istewollen? diniz? _ 8— dönüşlü fiiller ve Perfekt Dönüşlü fiillerin Perfekti hiçbir özel durum göstermez. Normal ku­ rala göre Perfekt yapılır; dönüşlü zamirin yeri değişmez. Aşağıdaki ör­ nekleri inceleyiniz. Der Vater ärgert sich sehr. Der Vater hat sich sehr geärgert B aba çok kızıyor. Baba çok kızdı. Der Student zieht sich schnell an. Öğrenci hemen giyiniyor. Öğrenci hemen giyindi. D er Student hat sich schnell angezogen. I ch rasiere mich mit einer R asierklinge. Ich habe mich mit einer R asierklinge rasiert. S etzt sich die Schülerin auf die B ank? H at sich die Schülerin auf die B ank gesetzt? L egt er sich auf das Sofa? H at er sich auf das Sofa gelegt? Wir trocknen uns mit einem H andtuch ab. Wir haben uns mit einem H andtuch abgetrocknet. Bir jiletle tıraş oluyorum. Bir jiletle tıraş oldum. Kız öğrenci sıraya oturuyor mu? Kız öğrenci sıraya oturdu mu? K anapeye yatıyor mu? Kanapeye yattı mı? Bir havluyla kurulanıyoruz. Bir havluyla kurulandık. Aşağıda wollen, müssen, können, dürfen, sollen, lassen, mögen fiillerinin Perfektlerini gösteren bir kalıp veriyoruz. e sas fiil ( mastar) k aufen r eparieren gehen helfen f ahren können, wollen,... ( mastar) wollen. lassen. müssen. können. d ürfen. Özne I ch Der Mann Der Schüler W ir D er Sohn h aben h abe h at h at h aben h at diğer kelimeler ein schwarzes Auto seinen Radioapparat în die Schule unserem Freund nicht allein in die Stadt Uli t TTffl n w M mı I İM i (omsponûnue Jnstitmr tl ALMANCA DERSLERİ 80 LEHRSTÜCK ACHTZIG ÖZET Geçen derslerde öğrendiğimiz en önemli konu Perfektti. Öğrendikle­ rimizi bir kere dana kısaca tekrarlayalım burada. P erfekt, haben veya sein yardımcı fiili ve Partizip Perfekt yardımı ile yapılır. Fiil, bir yerden herhangi bir yere doğru veya herhangi bir yer­ den bildiğimiz, gördüğümüz bir yere doğru bir gidiş, ilerleyiş veya bir d urum değişmesi gösteriyorsa Perfekt sein yardımcı fiili ile yapılır. Di­ ğer bütün hallerde haben kullanılır. Şimdi Perfektin yapılışında en önemli rolü oynayan Partizip Perfekti inceleyelim. Düzenli fiillerin Partizip Perfekti fiilin kökünün önüne ge-, sonuna d a -t eklemek suretiyle elde edilir. Şu halde Partizip Perfekti kısaca şöyle bir formülle belirtebiliriz: ge- + fiilin kökü + -t Ö rnekler: klopfen reinigen l ernen b rauchen holen ge-klopf-t ge-reinig-t g e-îem-t g e-brauch-t ge-hol-t —2— Düzensiz fiillerin Partizip Perfekti ise bu kurala göre yapılamaz. Biz şimdiye kadar öğrendiğimiz düzensiz fiillerin Partizip Perfektlerini bir lis­ te halinde verdik. Bundan sonra da «Öğrenilecek kelimeler» bölümünde yeni öğreneceğimiz düzensiz fiillerin altında Imperfektleriyle Parzitip Perfektlerini vereceğiz. Perfekti doğru kullanabilmeniz için bu şekilleri çok iyi ezberlemiş olmanız gerekir. Ö rnekler: sitzen s tehen schreiben sehen gesessen g estanden geschrieben gesehen Y ukarıdaki örneklerde de düzensiz fiillerin kurala uymadığını görü­ yorsunuz. Yalnız hepsinin, çoğunlukla, -en ile bittiğine dikkatinizi çekeriz. P artizip Perfekt teşkilinde özel bir durum gösteren, yukarıda düzen­ li fiiller için verilen kurala kısmen uyan bazı fiiller vardır. Be-, ver-, er-, zer-, ge-, ent-, ile başlayan düzenli fiillerin Partizip P erfektini yaparken köklerinin önüne ge- eklenmez. Bunların Partizip P erfektleri sadece kökün sonuna bir -t eklemekle elde edilir. besuchen eröffnen v erbessern entschuldigen g ehören b esucht eröffnet v erbessert e ntschuldigt g ehört Bu takılarla başlayan düzensiz fiillerin Partizip Perfektleri de ge- ile başlamaz. beginnen gewinnen v erlassen verlieren begonnen gewonnen v erlassen verloren Sonları -ieren ile biten fiillerin Partizip Perfekti ise gene kökün ba­ şına ge- eklemeden yapılır. sekseninci ders —3— r eparieren p robieren r asieren - r epariert - p robiert - r asiert P ARTIZÎP PERFEKT, PERFEKTLE KARIŞTIRILMAMALIDIR, HİÇBİR ZAMAN PERFEKTİN YERİNİ TUTAMAZ. SADECE PERFEKTİN YAPILMASINI SAĞLAYAN BİR ŞEKİLDİR. P artizip Perfektin yapılışım anladıktan ve düzensiz fiillerin Partizip P erfektlerini öğrendikten sonra Perfekti kullanmak çok kolaydır. Cümlede ikinci, yani fiilin bulunması gereken yere haben veya sein fiilinin özneye göre çekimlenmiş şekli gelir. Partizip Perfekt ise cüm­ l e n i n e n s o n u n d a yer alır. Ö rnekler: lachen ich du er, sie, es wir i hr sie Sie habe gelacht hast gelacht hat gelacht haben gelacht habt gelacht haben gelacht haben gelacht laufen ich du er, sie, es wir i hr sie Sie bin gelaufen bist gelaufen ist gelaufen sind gelaufen seid gelaufen sind gelaufen sind gelaufen gülmek güldüm güldün güldü güldük gül veya -lein eklenir, ismin artikeli de das yapılır. Böyle isimler çoğulda hiçbir takı almazlar. d as Heft defter d er Esel eşek d as Buch k itap die Lampe lamba d as Heftchen deftercik d as Eseichen eşekcik d as Büchlein k itapçık d as Lämmpchen lambacik Böyle bir küçültme yaparken sesli harfleri çoğulda noktalanan isim­ ler gene aynı harflere nokta alırlar (das Büchlein-die Bücher). Bazı isim­ lerin son harfleri veya heceleri düşer (die Lampe -das Lämpchen). Almanca ders : 80 T EST 40 Boş bırakılan yerleri doldurunuz. 1 — Wir nach Frühstück einen Ausflug machen wollen. Z — Die Kinder in Garten gegangen. 3 — Mein Vater nach Izıiîir gehen müssen. 4 —- Die Frau ein Zahnpasta kaufen wollen. 5 — Der kranke Student kein Zigaretten rauchen dürfen. 6 — Die Hausbesitzerin meine sauber Wäsche in den Kleider­ schrank gelegt. 7 — Der Bauer in Wald unter ein grossen B aum geschlafen. 8 — Der Zug fünf Minuten Verspätung gehabt. 9 — Meine Mutter neu Vorhänge gekauft. 10 —Letztes Jahr ich bei mein Onkel geblieben. 11 — Das Kind für sein M utter Kosen gekauft. 12 — Wessen Paket du verloren? 13 — dir mein neu Krawatte gefallen? 14 - Mein Freund von sein Familie ei» Brief erhalten. 15 - Der Direktor bis zum Abend in sein Büro arbeiten müssen. B A L istesi 1 2 3 B Listesi A • Çocuk babasının kapının Mein Sohn hat auch önünde konuştuğunu duydu. mitkommen wollen. Öğretmen yanlışı bulamıyor. Man hat dieses Auto kaufen B Adam bu otomobili satın sollen. C almalıydı. I ch habe Ahmet im Garten Hizmetçi hanımın bavulu schlafen sehen. D t aşımasına yardım etti. Der kranke Mann hat die Oğlum da birlikte gelmek Reise nicht machen dürfen. E istedi. D er Lehrer hat den Fehler H asan'm mektubumu tercüme n icht finden können. F etmesine yardım ettim. I ch habe den Bauern im A hmet'in bahçede uyuduğunu G arten arbeiten sehen. G g ördüm. D as Kind hat seinen Vater vor der Tür sprechen hören. H • Öğretmen yanlışı bulamadı. Bu otomobil satın alınmalıydı. Die Magd hat der Frau dem İ A rkadaşın evin önünde bağır­ K Koffer tragen helfen. dığını duyuyoruz. Wir hören den Freund vor H asta adam seyahati yapamadı. Ldem Haus schreien. Çiftçinin bahçede çalıştığım M H asan hat mir den Brief g ördüm. ü bersetzen helfen. H asan mektubu tercüme etme­ N me yardım etti. 6 7 8 9 10 c A L istesi 1 — A rkadaşım iyi futbol oynayabilirdi. 2 — H ergün çok çalışmaya mecb urdu. 3 — Bu bahçede futbol oynanır mı? 4 — Küçük çocuk önce yemek yemesini ve içmesini öğrendi. 5 — O annesinin konuştunu duyuy or ve onu anlamasını öğre> niyor. 6 — Küçük oğlum ayakta durma­ sını, o turmasını ve yürümesini öğrendi. 7 — E v hanımı paketleri eve g etirtti. 8 — T urist trenin istasyona geldiğini gördü. 9 — Sinemada konuşulmaz ve s igara içilmez. 10 — Arkadaşımla camileri gezemedim, çünkü vaktim yoktu. B Listesi A — Deor Tourist hat den Zug in den Bahnhof kommen sehen. B — D as kleine Kind hat zuerst essen und trinken lernen. C — Man kann im Kino nicht s prechen, und rauchen. D — Man darf im Kino nicht s prechen und rauchen» E — Können sie in diesem Garten F ussball spielen? F — E r hat jeden Tag viel arbeiten müssen. G — I ch habe mit meinem Freund die Moscheen nicht besichtigen können, denn ich habe keine Zeit gehabt. H — K ann man in diesem Garten F ussball spielen? Mein Freund hat gut Fussball İ— spielen können. K — Mein kleiner Sohn hat stehen, sitzen und gehen lernen. Die Hausfrau hat die Pakete n ach Hause bringen lassen. E s hört seine Mutter sprechen M und lernt sie verstehen. F Aşağıdaki fiillerin Perfektlerini çekimleyiniz. Türkçelerini yazmanıza lüzum yoktur. a. nennen b. bedeuten T est 39'un yapılmış şekli 1 — ist 2 — haben 3 — sind 4 — ist, um 5 — ist 6 — ist 7 — hat 8 — h at 9 — bin 10 — hat 11 — haben, in 12 — ist 13 — hat, im 14 — hat, des 15 — bist B. 1 _ D 2 — F 3 — L 4 — B 5 — E 6 — G 7 — H 8 — K C. 1 _ C 2 — t 3 — K 4 — E 5 — F 6 — A 7 — B 8 — G F. a . ich bin zurückgekehrt b . ich habe geschoben d u bist zurückgekehrt düj hast geschoben e r, sie, es ist zurückgekehrt er, sie, es hat geschoben w ir sind zurückgekehrt A. Jl tM T M i 81 Corrfsponöenre Jnsiitutr [ ALMANCA DERSLERİ LEHRSTÜCK EINUNDACHTZIG UM. ZU T ürkçede aynı şekilde kurulan bir cümle tipi olmadığı için um ve zu kelimeleriyle yapılan yan cümleciklerin anlaşılması biraz güçtür. «Al­ manca öğrenmek için okula gidiyorum. — Amcamı ziyaret etmek için An­ kara'ya gidiyorum. — Çocuk kapıyı kapatmak için ayağa kalkıyor.-» gibi cümlelerde gördüğümüz «için» Almancada bu um ve zu kelimeleriyle kar­ şılanır. Um ve zu'nun önek olarak kullanıldıklarını biliyoruz, ama burada a rtık önek olarak taşıdıkları anlamları kaybetmişlerdir. Bu çeşit cümle­ lerin Almancaları oldukça değişik bir şekilde kurulur. Örneğin, «Almanca öğrenmek için okula gidiyorum.» cümlesini ele alalım. Önce cümlenin um vs zu ile çevrilen kısmını yani yan cümleciği inceleyelim: u m Deutsch zu lernen Almanca öğrenmek için ^ CX Geriye kalan esas cümlecik kısmı «okula gidiyorum» ise Türkçedekinin aksine yan cümleciğin önüne eklenir. Ich gehe in die Schule, um Deutsch zu lernen. Okula gidiyorum , Almanca öğrenmek için Almanca öğrenmek için okula gidiyorum. Bu tip cümlelerin Türkçelerini iki kısma ayırabiliriz. Bunlardan bi­ risi bir işi niçin yaptığımızı gösterir ve yan cümleciktir. İşte bu bölüm um ... zu kullanılarak Almancaya çevrilir. Yukarıdaki örnekte «Almanca öğrenmek için» bu iki kısımdan yan cümlecik olanıdır ve um ... zu yar­ dımıyla Almancaya çevrilmiştir. —2— U m... zu ile yapılan yan cümleciklerin bir de Almancalanna göz ata­ lım. Um ve zu kelimeleriyle kurulan yan cümlecik kısmı esas cümlecikten bir virgülle ayrılır ve çoğu zaman esas cümleciğin arkasında yer alır. Türkçede ise durum böyle değildir. Bir için ne için yapıldığını belirten yan cümlecikteki fiil - yukarıdaki ö rnekte «öğrenmek» - cümle Almancaya çevrilirken zu'dan sonra en son­ da yer alır ve Türkçedeki gibi hiç değişmeden, yani mastar halinde bulu­ lur. Yan cümlecikteki diğer kelimeler um ile zu arasına konur. Cümlenin diğer kısmı yani esas cümlecik ^yukarıdaki örnekte «oku­ la gidiyorum»- ise normal olarak Almancaya çevrilir. Şimdi başka örnekler görelim. Örneğin, «Amcamı ziyaret etmek için Ankara'ya gidiyorum.» cüm­ lesi «amcamı ziyaret etmek için» ve «Ankara'ya gidiyorum» olmak üzere iki kısma ayrılabilir. Bunlardan birincisi, bildiğimiz gibi um... zu ile Al­ mancaya çevrilir: u m meinen Onkel zu besuchen amcamı ziyaret etmek için Görüldüğü gibi bu kısımdaki fiil (ziyaret «;tmek - besuchen) mastar o larak zu'dan sonra gelmektedir. Diğer kelime (amcamı - meinen Onkel) ise um ile zu arasında yer almaktadır. Cümlenin esas cümlecik olan ikinci kısmı, «Ankara'ya gidiyorum», n ormal olarak Almancaya çevrilir. ich fahre nach Ankara A nkara'ya gidiyorum Bu iki cümlecik bir cümle halinde birleştirilirken Türkçede sonda ge­ len Almancada başta yer alır ve her iki cümleciğin arasına bir virgül k onur. Ich f ahre nach Ankara, um meinen Onkel zu besuchen. Amcamı ziyaret etmek için Ankara'ya gidiyorum. T ürkçede sonda yer alan kısım Almancada başta bulunmasına rağmen cümle gene normal olarak Türkçeye çevrilir. Bu aklınızı karıştırmamalıdır. seksenbirinci ders —3 Şimdi daha başka örnek cümleler görelim. Bu cümlelerin kuruluşunu t eker teker inceleyiniz. Der Schüler kauft einen Bleistift, um einen Brief zu schreiben. Öğrenci bir mektup yazmak için bir kalem satın alıyor. D er Arzt kauft ein Auto, um noch schneller zu fahren. D oktor daha hızlı gitmek için bir otomobil satın alıyor. Y ukarıdaki cümleler daha önce örnek olarak verdiklerimizden biraz f arklıdırlaMutter geworden Er arbeitet viel, IHM ein guter Lehrer zu werden Ö ğretmen olmak istiyor. E rkek kardeşim meşhur bir doktor oldu. İyi bir anne oldu. İ yi bir öğretmen olmak için çok çah şıyor. B urada kısaca una... zu ile cümleler kurar­ ken dikkat etmemiz gereken hususları sırala­ yalım : 1 — İ ki cümlecik arasında bir virgül vardır. 2 — Virgülden sonra um kelimesi gelir. 3 — Yan cümleciğin, yani um ile başlayan kısmın sonunda zu ve bundan sonra da m astar halinde fiil bulunur. 4 — Können, wollen, müssen,... cinsinden yar­ dımcı fiiller zu'dan sonra yer alır. Esas fiil o zaman zu'dan önce gelir. 5 — Ayrılabilen fiillerde zu kelimesi ayrılan t akıyla esas fiil arasında yer alır. Bun­ ların hepsi birden bitişik yazılır. 6 — Um... zu ile yapılan cümleleri Türkçeye çevirirken kullandığımız «için» aynı an­ lama gelen für ile karıştırılmamalıdır. m mm I M jy Trrnf ALMANCA DERSLERİ 82 t (ouesponöenci 3n$Utute L EHRSTÜCK ZWEIUNDACHTZIG - i' .. . , 71 Öğrenilecek kelimeler ab [ ab] das Ägäische Meer [egeişe me:r] ähneln [ e:neln] besinnen [bezinnen] besann, besonnen! [bezan] [bezonnen] itibaren E ge Denizi benzemek hatırlamak, düşünmek bewohnt [ bevo:nt] die Dardanellen tdardanellen] das Deck, e [dek] deshalb [ deshalb] meşkini Ç anakkale gazı güverte onun için Bo­ —2— dunkelblau k oyu mavi, der Liegestuhl,., e [dunkelblau] l âcivert [ li: g eştu:l] die Dunkelheit, en k aranlık Marseille [ marsey] [ dunkelhayt] das Meer, e [ me:] das Gedränge k alabalık das Mittelmeer [gedrenge] [ mittelme:r] erledigen h alletmek, die Nähe, n [ ne:e] [ erle: digen] b itirmek Neapel [neapel] Frankreich F ransa noch [ noh] [ frankrayh] Pompeji [pompeyi] fruchtbar [ frühtbar] verimli, m ünbitdie Prinzinseln das Geschäft, e i ş, d ükkan [ printsinzeln] [geşeft] die Geschichte, tt t arih, hikâye selbst [ zelbst] [ geşihte] der Geschichtsun­ t arih dersi Sizilien [zitsilien] terricht, e steinig [ ştaynig] [ geşihtstunterriht] Stromboli Griechenland Y unanistan [ stromboli] [ grirhenland] der Verwandte, n der Hafen,.. liman [ vervante] [ ha:fen] Vesuv [ vezu:v] hervorsprudeln f ışkırmak vorbeifahren [herfo :rşprudeln] [ forbayfa:ren] hervorsprudelnd fışkıran,, fışkı-fuhr... vorbei, ist [ herfo:rsprudelnd] r arak vorbeigefahren höflich [ hö:flih] nazik der Vulkan, e die Kajüte, n k amara [vulka :n] [ kayii: te] wahrscheinlich die Kontrolle, n k ontrol [ va:rşaynlih] [ kontrolle] der Zollbeamte, n das Land,., er memleket, karaftsollbeamte] [Land] die Zollstelle, n die Lava lav [tsollştelle] ç oğulu: die Laven AÇIKLAMALAR in der Nähe die Nähe kelimesinin «civar» anlamına geldiğini biliyoruz. Bunu in önekini kullanarak in der Nähe şeklinde söylersek «civarda, yakında, ci­ varında» anlamlarına gelebilir. şezlong Marsilya deniz Akdeniz civar, yakınlık Napoli d aha, henüz Pompeyi P rens adaları (bk. Açıklama­ lar) bizzat, kendi, bile Sicilya t aşlı, taşlık Stromboli a kraba Vezüv (önünden) geçmek, geçip g itmek volkan, yanar­ dağ h erhalde m uhtemel (en) g ümrük memu­ ru g ümrük, güm­ rük kontrolü yapılan yer seksenikinci ders —3 Der Bahnhof ist in der Nähe u nseres Hauses. I n der Nähe der Stadt liegen drei B auernhöfe. D er Laden meines Vaters liegt in d er Nähe der Schule. D as Nachbardorf ist in der Nähe. İ stasyon bizim evin yakınındadır ( civarındadır). Şehrin civarında üç çiftlik bulunuyor. Babamın dükkânı okulun civarında b ulunuyor. Komşu köy yakındadır. deshalb «Onun için» anlamına gelen bu kelime iki cümleyi birbirine bağladığı gibi tek başına cümle içinde de kullanılır. Du bist sehr faul, deshalb darfst du nicht mitkommen. Der Student hat kein Geld, d eshalb kann er die Rechnung nicht bezahlen. D as Wetter war sonnig. Wir m achten deshalb einen Spaziergang. D er Mann hatte keine Verwandten in der Stadt, deshalb mietete er ein kleines Zimmer. Mein Kleiderschrank ist sehr klein. I ch lege deshalb meine Wäsche auf einen Stuhl. Çok tembelsin, onun için birlikte ge­ lemezsin. Öğrencinin parası yok, onun için he­ sabı ödeyemez. H ava güneşliydi. Onun için bir ge­ zinti yaptık. Adamın şehirde akrabaları yoktu, onun için küçük bir oda kiraladı. Elbise dolabım çok küçüktür. Onun için çamaşırlarımı bir sandalyenin üs­ tüne koyuyorum. D eshalb iki cümleyi birbirine Bağlıyorsa ikinci cümlenin fiili hemen d eshalb kelimesinden sonra yer alır. wahrscheinlich D aha çok Türkçeye «muhtemelen, muhtemel» şeklinde çevrilir. A hmet wird heute wahrscheinlich A hmet muhtemelen bugün gelmeye­ n icht kommen. cek. I n der nächsten Woche machen Muhtemelen gelecek hafta içinde bir wir wahrscheinlich einen Ausflug. gezinti yapacağız. Am Donnerstag haben wir wahr­ Muhtemelen perşembe günü okulu­ scheinlich keine Schule. muz yok. (okul tatil). Meine Schwester wird wahrscheinlichKiz kardeşim muhtemelen yarın hamorgen abfahren. reket edecek. —4— d as Land Bu kelime Türkçede çeşitli anlamlara gelir. a. das Land = t oprak, tarla, arazi D as Land hinter diesen Bergen i st sehr fruchtbar. Dieses Land ist sehr steinig. Der Bauer hat ein fruchtbares L and. b . d as Land = kara (suyun Die Touristen gehen ans Land. D as Schiff kam ans Land. Bu dağların arkasındaki toprak (arazi) çok verimlidir, (mümbittir). Bu arazi çok taşlıdır. Çiftçinin verimli bir arazisi (tarlası, toprakları) var aksi) Turistler karaya gidiyorlar (çıkryorlar). Gemi karaya geldi (vardı). c. das Land = açık, inşa edilmemiş arazi (şehrin aksi), köy, taşra Die Familie meines Freundes wohnt auf dem Lande. Der berühmte Arzt verbringt seine Zeit auf dem Lande. Seit drei Jahren leben wir auf denn L ande. Arkadaşımın ailesi köyle (taşrada) oturur. Meşhur doktor vaktini köyde (taşrada) geçiriyor. Üç yıldan beri taşrada yaşıyoruz. d. das Land = memleket, ülke D as ist das Land meiner Väter. Wir wallen eine Reise in ferne Länder machen. W ährend unserer Reise werden wir viele Länder sehen. Die Türkei ist ein grosses Land. Bu babalarımın (atalarımın) mem­ leketidir. Uzak ülkelere bir seyahat yapmak istiyoruz. Seyahatimiz sırasında birçok memleket göreceğiz. Türkiye büyük bir ülkedir. auf Deck «güverteye veya güvertede» anlamına gelir. Das Deck kelimesi diğer öneklerle de daima artâkelsiz kullanılır. Wir machten einen Spaziergang auf Deck. Die Kinder liefen auf Deck, um die Fischer zu sehen. Die Frau schläft auf Deck. Güvertede bir gezinti yaptık. Çocuklar balıkçıları görmek için güverteye koştular. Kadın güvertede uyuyor. —5— d as Geschäft Bu kelime hem «iş» hem de «dükkân» anlamına gelir. Wie gehen die Geschäfte? I ch fahre nach Griechenland, um einige Geschäfte zu erledigen, Wegen einiger Geschäfte kann ich Sie heute nicht besuchen. Mein Onkel eröffnet ein neues Geschäft in der Hauptstrasse der S tadt. D as ist das älteste Geschäft des Dorfes. İşler nasıl? B irkaç işi halletmek için Yunanis­ tan'a gidiyorum. B irkaç iş dolayısıyla bugün sizi ziya­ ret edemem. Amcam şehrin ana caddesinde yeni bir dükkân açıyor. Bu köyün en eski dükkânıdır. die Geschichte Bu kelime de Türkçede iki anlama gelir. Bir kere «hikâye» olarak Türkçeye çevrilebilir. Die Grossmutter erzählt den K indern viele interessante Geschichten. W ir wissen schöne Geschichten, B üyük anne çocuklara birçok entere­ san hikâyeler anlatıyor. Güzel hikâyeler biliyoruz. Aynı kelime «tarih» anlamına da gelir. Wir haben in dem Geschichtsun­ T arih dersinde Türkiye tarihini öğ­ rendik. terricht die Geschichte der T ürkei gelernt. E r wusste die Geschichte Europas A vrupa tarihini çok iyi bilirdi. s ehr gut. İ nsan tarihi (insanlık tarihi) üzeri­ I ch lese ein Buch über die ne bir kitap okuyorum. Geschichte des Menschen. Y ukarıda, öğrenilecek kelimeler bölümündeki hervorsprudeln ve vorbeifahren fiilleri ayrılabilen fiillerdendir. Vorbeifahren ve besinnen dü­ zensiz bir fiildir, iki ana şekli altlarında belirtilmiştir. M utti, die Mutler kelimesinin çocuklarca kullanılan başka bir şeklidir. Almancada çok rastlanır. M armara Denizindeki, Büyükada, Heybeli, Burgaz ve Almancada die Prinızinselm - Prens adaları denir. Kmalıada'ya — 6— AUF DEM WEGE NACH DEUTSCHLAND (1) Zeynep und Ahmet fuhren vor zwei Tagen mit der Familie Müller n ach Deutschland ab. Herr Müller muss aber zuerst in Frankreich einige Geschäfte erledigen und einige Verwandten besuchen. Deshalb fahren sie z uerst mit einem Schiff nach Marseille, dann mit einem Zug nach Paris u nd von dort nach Deutschland. Man sah ein grosses Gedränge vor der Zollstelle, aber die Zollbeamten m achten die Kontrolle sehr schnell und waren sehr höflich. Sie blieben an d er Zollstelle nur fünfzehn Minuten. Dann trugen sie ihre Koffer ins Schiff. E s war ungefähr zwölf Uhr. Ein Mann zeigte ihnen ihre Kajüten. N ach einer Stunde verlies» das Schiff den Hafen. Sie gingen auf Deck; die Müllers wollten Istanbul noch ein letztes Mai sehen. Inge war s ehr traurig. « Wirst du mich noch einmal zu diesem schönen Land bringen, Mutti?» f ragte sie ihre Mutter. «Ich glaube, nächstes Jahr kommen wir wieder,» antwortete Frau Müller. I nge dankte ihrer Mutter und ging neben Zeynep. «Der Zollbeamte w ar sehr höflich,» sagte sie. «Wir haben nicht viel gewartet. Und wir h aben nur einen Koffer öffnen müssen.» Sie assen um halb zwei zu Mittag. Nach dem Essen blieben Frau und H err Müller in ihrer Kajüte, aber die Kinder gingen wieder auf Deck. Sie fanden dort drei Liegestühle und setzten sich. Sie fuhren an den Prinzinseln vorbei. «Ach... ich erinnere mich an die Namen dieser Inseln,» sagte Inge. «Diese kleine Insel ist Kinahada, die zweite heisst Burgaz, die dritte ist Heybeli und die vierte nennt man Büyükada. Wie heisst aber jene kleine Insel zwischen Heybeli und Burgaz? Ich kann mich jetzt nicht besinnen.» «Man nennt sie Kaşıkadası. Sie ist nicht bewohnt. Siehst du, sie ä hnelt einem Löffel, und man nennt sie deshalb Kaşıkadası,» erwiderte A hmet. W ährend des Abendessens fuhr das Schiff durch die Dardenellen, und nach drei Stunden waren sie im Ägäischen Meer. « Jetzt haben wir die Türkei hinter uns. Von jetzt ab wirst du uns — 7— die Namen der Städte und der Länder nennen,» sagte Zeynep zu Inge. «Wo kommen wir morgen an?» «Ich glaube, wir kommen morgen in Griechenland an und sind um ein Uhr im Mittelmehr. Seine dunkelblaue Farbe wird euch sehr gefallen. Und am nächsten Tag sehen wir Sizilien und am Nachmittag den Vulkan Stromboli. Wahischeinlich fahren wir bei Dunkelheit vorbei, aber ihr w erdet die hervorsprudelnde, rote Lava sehen. Am dritten Tage sehen wir den Vulkan Vesuv. Und ungefähr um zehn Uhr kommen wir in Neapel an.» «Können wir zu der alten Stadt Pompeji fahren? Sie ist in der Nähe von Neapel, glaube ich,» fragte Ahmet. «Wir haben beim Geschichts­ unterricht viel darüber gelesen; ich will sie mal besichtigen.» «Ich glaube, wir können dorthin fahren. Ich selbst habe Pompeji b isher noch nicht gesehen. Ich frage meinen Vater. Kannst du uns ihre Geschichte erzählen?» N ach dem Abendessen gingen sie wieder auf Deck, setzten sich in i hre Liegestühle, und Ahmet erzählte die Geschichte Pompejis. ALMANYA YOLUNDA (l) Zeynep ve Ahmet iki gün önce Müller ailesiyle Almanya'ya hareket e tti. A ma Bay Müller önce Fransa'da birkaç iş halletmek ve birkaç ak­ rabayı ziyaret etmek zorundadır. Onun için önce gemiyle Marsilya'ya, son­ ra bir trenle Paris'e ve oradan Almanya'ya gidiyorlar. G ümrüğün önünde büyük bir kalabalık görülüyordu, ama gümrük m emurları kontrolü çok çabuk yapıyorlardı ve çok naziktiler. Gümrükte sadece onbeş dakika kaldılar. Sonra bavullarını gemiye taşıdılar. Hemen hemen saat onikiydi. Bir adam onlara kamaralarını gösterdi. Bir saat sonra gemi limanı terketti. Güverteye çıktılar; Müllerler İs­ tanbul'u son bir defa daha görmek istiyorlardı. Inge çok kederliydi. «Beni bir kere daha bu güzel ülkeye getirecek misin, anne?» diye s ordu annesine. «Sanıyorum ki, gelecek sene tekrar geliyoruz,» diye cevap verdi Bayan Müller. —8— I nge annesine teşekkür etti ve Zeynep'in yanına gitti. «Gümrük me­ muru çok nazikti,» dedi. «Çok beklemedik. Ve sadece bir bavul açmak zo­ runda kaldık.» S aat bir buçukta öğle yemeği yediler. Yemekten sonra Bayan ve Bay Müller kamaralarında kaldılar, ama çocuklar tekrar güverteye gittiler. O rada üç şezlong buldular ve oturdular. Prens adalarından geçiyorlardı. « Ah... bu adaların adlarını hatırlıyorum,» dedi înge. «Bu küçük ada Kınalıada'dır, ikincisinin adı Burgaz, üçüncü (sü) Heybeli ve dördüncüye B üyükada deniyor. Ama Heybeli ve Burgaz arasındaki şu küçük adanın adı ne? Şimdi hatırlayamıyorum.» «Ona Kaşıkadası deniyor( diye adlandırılıyor). Meskun değildir. Gö­ rüyor musun, bir kaşığa benziyor ve onun için Kaşıkadası diye adlandı­ rılıyor,» diye cevap verdi Ahmet. A kşam yemeği sırasında gemi Çanakkale Boğazından geçti ve üç sa­ at sonra Ege Denizindeydiler. «Şimdi Türkiye'yi arkamızda (bıraktık). Şimdiden itibaren bize şehir­ lerin ve memleketlerin adlarını söyleyeceksin,» dedi Zeynep înge'ye. «Ya­ rın nereye varıyoruz?» «Sanıyorum ki, yarın Yunanistan'a varıyoruz ve saat birde Akdenizdeyiz. Lacivert rengi çok hoşunuza gidecek. Ve ertesi gün Sicilya'yı ve öğleyin Stromboli yanardağını göreceğiz. Muhtemelen karanlıkta önünden geçeceğiz, ama fışkıran, kırmızı lavı göreceksiniz. Üçüncü gün Vezüv ya­ nardağını göreceğiz. Ve hemen hemen saat onda Napoli'ye varacağız.» «Eski şehir Pompeyi'ye gidebilir miyiz? Napoli yakınında, sanıyo­ rum,» diye sordu Ahmet. «Tarih dersinde onun hakkında çok şey okuduk; b ir kere gezmek istiyorum.» «Sanıyorum ki oraya gidebiliriz. Ben kendim (bizzat) şimdiye ka­ dar daha Pompeyiyi görmedim. Babama sorarım. Bize onun hikâyesini ( tarihini) anlatabilir misin?» A kşam yemeğinden sonra tekrar güverteye gittiler, şezlonglarına o turdular ve Ahmet Pompeyi'nin hikâyesini (tarihini) anlattı. Almanca ders: 82 T est 41 İMTİHAN 8 Boş bırakılan yerleri doldurunuz W 1 — Der Junge .^w. den Spaziergang allein gemacht, denn sein Freund . . , . . nicht gekommen. 2 — Bis jetzt ...... wir nur Frankreich gesehen. 3 — Unsere Verwandten in dies Stadt eine neu Wohnung gemietet. 4 — Der Student sein Schreibtisch vor zwei Tagen verkauft. 5 — Der Herr die Gaste zu .„...Bahnhof geführt. 6 — Ich aus mein Auto meine Mappe geholt. 7 — Das klein Kind von dem Baum gefallen. 8 — Seine Familie in Frankreich und Griechenland drei Monate geblieben^ 9 — du die Fragen Lehrers verstanden? 10 — Meine Mutter ist noch Neapel; sie noch nicht zurückgekommen. 11 — Unser Schiff vier Stunden Verspätung gehabt. 12 — Der alt Mann keine Zigaretten und kein Kaffee trinken dürf 13 — Die Putzfrau das Zimmer Studenten aufräumen müssen. 14 — Letztes Jahr wir Sommer bei unser Tante verbracht. 15 — Der Lehrer Schüler den Brief übersetzen helfen. B A Listesi 1 — Wie lang ist deine Schwester? 2 — Das Kind fragt seinen Vater nach seinen Büchern. 3 — Die Frau fragt dem Verkäufer nach dem Preis des Ringes. 4 — Bisher haben wir von ihm keinen Brief bekommen. 5 — Einer hat dich sehen wollen. Kennst du ihn? 6 — Warum verkauft man hier kein Gemüse? 7 — Der Bauer hat seinen Trak­ tor reparieren lassen. 8 — Mein kleiner Sohn kann allein in die Schule gehen. A B Listesi Gemi saat altıda Marsilya'ya v ardı. A dam burada niçin sebze sat­ B mıyor? Küçük bir defter bir deftercikC tir. D — Kız kardeşinin boyu ne kadar? E — Sadece eski arkadaşımızı gör­ mek istedik. F — Çiftçi traktörünü tamir etti. G — Çocuk babasına kitaplarından s onra soruyor. H — B irkaç iş yüzünden misafirle­ rimle müzeleri gezemedim. I — O bize çok yardım etti. Hatta h esabı bile Ödedi. K — B urada niçin sebze satılmıyor? 9 — Ein kleines Heft ist ein Heftchen. 10 — Das Schiff ist um sechs Uhr in Marseille angekom­ men. 11 — Er hat uns viel Geld! gegeben. Er hat sogar die Rechnung bezahlt. 12 — Wir haben nur unseren alten Freund sehen wollen. 13 — Die Post liegt in der Nähe des Bahnhofs. 14 — Während ihrer Reise sahen die Kinder viele schöne Länder. 15 — Wegen einiger Geschäfte halbe ich mit meinen Gästen die Museen nicht besichtigen können. L — Çocuklar seyahatleri esnasın­ da birçok güzel ülkeler gördü­ ler. M — K adın satıcıya yüzüğün fiya­ tını soruyor. N — Birisi seni görmek istedi. Onu t anıyor musun? O — Çocuk babasına kitaplarım so­ ruyor. P — Küçük oğlum yalnız okula gi­ debiliyor. R — Çiftçi traktörünü tamir ettir­ di. S — P ostane istasyonun yakınında b ulunuyor. T — Şimdiye kadar ondan hiç mek­ tup almadık. A l istesi 1 — Geceleri köpeklerin havlama­ sı duyuluyor. 2 — Küçük çocuk annesinin seslen­ mesini (çağırmasını) duymadı. 3 — Çocukların şarkı söylemesi h er yerden duyulur. 4 — İ ki saat önce Vezüv yanar­ dağından geçtik. 5 — Hizmetçi fincanları dolaba koydu. 6 — Hizmetçi fincanları dolaba k oyacak 7 — Hizmetçi fincanları dolaba ko­ yuyor. 8 — Balıkçının sandalında oturdu­ ğunu gördüm. 9 — Muhtemelen ona baba ev ödev­ lerini yazmasına yardım edi­ yor. 10 — Öğrenciler öğretmenin geldi­ ğini duydular. B Listesi A — Mein Freund fährt nach Deutschland!, für besser Deutsch lernen. B — Die Schüler haben den Lehrer kommen hören. C — Ich fuhr in die Stadt, unu mir einen Hut zu kaufen. D — Man hat diese Autos in Frankreich hergestellt. E — Man hört abends das Bellen der Hunde. F — Vor zwei Stunden sind wir am dem Vulkan Vesuv vorbei­ fahren. G — Die Magd hat die Tassen auf den Schrank gelegt. H — Die Magd wird die Tassen in den Schrank legen. f — D as kleine Kind hat das Rufen seiner Mutter nicht gehört. 11 — Bu otomobiller Fransa'da K — Mein Freund fuhr nach Deutschland, um besser imal edildi. Deutsch zu lernen. 12 — Hasta amcamın yanında üç s aat geçirdim. L — Ich habe bei meinem Onkel 13 — Bana (kendime) bir şapka zwei Stunden verbracht. s atm almak için şehre gittim. M — Die Magd hat die Tassen in 14 — Kardeşim babanla konuşmak den Schrank gelegt. için bu akşam size gelecek. N — Der Mann hört das Singen der 15 — Arkadaşım daha iyi Almanca Kinder überall. öğrenmek için Almanya'ya O — Mein Bruder wird diesen gidiyor. Abend zu euch kommen, um mit deinem Vater zu sprechen. P — Ich habe den Fischer in seinem Boot sitzen sehen. R — Die Magd legt die Tassen in den Schrank. S — Man hört das Singen der Kin­ der überall. Wahrscheinlich hilft ihm der Vater seine Hausaufgaben schreiben. E A şağıdaki cümlelerde boş bırakılan yere parantez içindeki kelimeler­ den hangisinin geleceğini bulunuz. Cevaplar kâğıdına sadece bu kelimeyi yazınız. 1 — Der kranke Mann darf (während, nach, wegen) des Essens nicht rauchen. 2 — Der Bauer arbeitet (mit, für, bei) seinen Sohn und seine Frau. 3— (der Laden, die Männer, man) stellt jetzt in der Türkei Radios her. 4 — Sein Vater hat in der Türkei bleiben (werden, müssen, gehabt), denn er hat einige Geschäfte erledigen (gehabt, wollen, zu m üssen). 5 — Ich hole den Ball, um in dem Garten (spielen, zu spielen, ges­ pielt) 6 — Wir werden einen Ausflug machen, (aber, deshalb, denn) du darfst nicht mitkommen. 7 — Die Studenten haben kein Geld. (sie, deshalb, sondern) können sie dieses teure Radio nicht kaufen. 8 — Der Schüler (hat, ist, wird) von der Schule bis zu seinem Garten gelaufen. F A şağıdaki cümleleri Almancaya çeviriniz. 1 — D oktor birkaç iş halletmek için Yunanistana' gidiyor (vasıtayla). 2 — F akir işçi kulübesini satmak zorunda kaldı. (Perfekt olacak) T est 40'ın yapılmış şekli A. 1 — haben, dem 2 — sind den 3 — hat 4 — hat, en 5 — hat e 6 — h at ,en 7 — hat, dem, em 8 — hat 9 — hat, e 10 — bin, em 11 — hat, e 12 — hast 13 — hat, e, e 14 — hat, er, en 15 — hat, em B. l _ E 2 — 1 3 — G 4 — L 5 - H 6 — M 7 — A 8 — D 9 — K 10 •N F. a. nennen ich habe genannt du hast genannt er, sie, es hat genant wir haben genant ihr habt genannt sie haben genant Sie haben genant b . bedeuten ich diu e r, sie, es w ir i hr s ie Sie habe bedeutet hast bedeutet hat bedeutet haben bedeutet habt bedeutet haben bedeutet haben bedeutet İ mtihan 7'nin yapılmış şekli A. 1 — es, en, es 2 — es, en 3 — er, du 4 — t, em 5 — dem, djes 6 — er 7 — d er 8 — en, em, s 9 — des, en, es 10 — es, es 11 — er, 12 — des 13 — des, zu 14 — es, en, en 15 — des, es B. 1 — F 2 — 1 3 — H 4 — M 5 — R 6 - B 7 — N 8 — D 9 — A 10 — O 11 — E 12 — P 13 — K 14 — S 15 — G C. 1 — F 2 — Î 3 — T 4 — N 5 — R 6 — M 7 — D 8 — S 9 — O 10 — G l l — C 1 2 — L 1 3 — P 1 4 — E 1 5 — H D. F. 1 — seiner 2 — kann 3 — dich 4 — wann 5 — standen 6 — abtrock­ nen 7 — dieses 8 — aus 9 — berühmter 10 — man 1 — Man machte diese Ringe aus Gold. 2 — D er Vater lässt Kaffee kochen. 3 — I ch half dem alten Mann einsteigen. Coırrsponöenre )nstüutr ALMANCA DERSLERİ 83 L E H R S T Ü C K DREIUNDACHTZIG OHNE ZU Ohne ... zu ile yapılan cümleler de aynı um ... zu ile yapılanlar gibi­ dir. Her ikisi de yapı bakımından birbirlerinin aynıdır. Um ... zu Türkçeye «için» şeklinde çevriliyordu. Ohne ... zu ise fiilin sonuna eklenen bir «-sızın, sizin» takısıyla çevrilebilir. «Öğrenci kitabına bakmaksızın ce­ vap veriyor. — Çocuk bir yanlış yapmaksızın hikâyeleri anlatıyor. — Çocuk kelimeleri bilmeksizin imtihana giriyor.» gibi cümleler hep ohne ... zu kullanarak Almancaya çevrilir. Bu cümlelerdeki «bakmaksızın yapmaksızın - bilmeksizin» fiilleri yerine Türkçede (hatta daha uygun bir şekilde) «bakmadan - yapmadan - bilmeden» de denebilir. Biz ders­ lerimizde bu ikinci şekli tercih edeceğiz. Şimdi örnek olarak bir cümle alalım ve bunu inceleyelim. «Bir hata yapmadan hikâyeyi anlatıyorum.» cümlesinde um ... zu'da olduğu gibi önce gene esas ve yan cümlecikleri tespit edelim. Burada «bir h ata yapmadan» yan cümlecik, «nikâyeyi anlatıyorum» iste esas cümle­ ciktir. Yan cümlecik: ohne einen Fehler zu machen b ir hata yapmadan (yapmaksızın) E sas cümlecik Ich erzähle die Geschichte hikâyeyi anlatıyorum H er ikisini de birleştirerek verilen cümleyi elde etmiş oluruz: Ich erzähle die Geschichte, ohne einen Fehler zu machen. Bir hata yapmadan hikâyeyi anlatıyorum. —2— Y ukarıda ohne ... zu ile yapılan cümlelerin yapı bakımından um ... zu ile yapılanların aynı olduğunu söylemiştik. Şu halde kurallan bir kere de ohne ... zu için tekrarlayalım. Yan cümlecik cümlenin Türkçesinde başta bulunmasına rağmen Almancasında genellikle sonda yer alır. Yan cümlecik ve esas cümlecik bir­ birlerinden bir virgülle ayrılır. Virgülden hemen sonra ohne kelimesi gelir. En sonda bulunan zu ke­ limesinden sonra gelen fiil daima mastar halinde bulunur. Bu mastar ha­ linde bulunan fiil cümlenin Türkçesinde «-sızın veya -madan» takısı almış olandır. Esas cümleciğin fiili normal olarak çekimlenerek kullanılır. Yan cümleciğe ait diğer kelimeler ohne ile zu arasında yer alır. Y an cümlecikte können, wollen, dürfen,... cinsinden bir yardımcı fiil v arsa bu zu'dan sonra yer alır. Yan cümleciğin diğer fiili zu'dan önce ge­ lir. Y an cümleciğin fiili ayrılabilen bir fiil ise zu ayrılan takı ile geriye k alan fiil araşma girer ve hepsi bitişik yazılır. B irkaç cümleyi adım adım kurarak bu söylediklerimizi pekiştirmeye çalışalım. Örneğin, «Çocuklar ellerini yıkamadan masaya oturuyorlar.» cüm­ lesini ele alalım. Önce bunun Türkçesini yan cümlecik ve esas cümlecik olmak üzere ikiye ayırırız, «yıkamadan» ohne ... zu ile çevrilen yan cümleciğin fiili o lacaktır. Şu halde yan cümlecik «ellerini yıkamadan», esas cümlecik ise «çocuklar masaya oturuyorlar» şeklindedir. Cümlenin öznesi olan «çocuk­ lar» kelimesini yan cümleciğe katmak doğru olmaz. Yan cümlecik şöyle Almancaya çevrilir: ohne ihre Hände zu waschen ellerini yıkamadan E sas cümleciği de şöyle çeviririz: Die Kinder setzen sich an dfew Tisch Çocuklar masaya oturuyorlar. seksenüçüncü ders —3— Bunların ikisini de birleştirerek cümlenin tamamını elde ederiz. Die Kinder setzen sich an den Tisch, ohne ihre Hände zu waschen. Çocuklar ellerini yıkamadan masaya oturuyorlar. T ürkçe cümlede cümlenin içinde olan yan cümlecik Almancada bir virgülle esas cümleden ayrılmakta, sona eklenmektedir. Bir cümle daha inceleyelim. «Tıraş olmadan büroma gidiyorum.» Bu­ rada yan cümlecik «tıraş olmadan», esas cümlecik ise «büroma gidiyo­ rum» şeklindedir. E sas cümlecik: l eh gehe in mein Büro B üroma gidiyorum Yan cümlecik: ohne mich zu rasieren t ıraş olmadan Cümlenin tamamı ise şöyledir: Ich gehe in mein Büro, ohne mich zu rasiere». , T ıraş olmadan büroma gidiyorum. Şimdi cümleler görelim. Yukarıdaki kuralları örnek cümlelerle kar­ şılaştırarak inceleyiniz. D as Mädchen geht an die Tafel, ohne die Frage zu beantworten. Kız tahtaya gidiyor, soruyu cevaplandırmaksızın. Kız soruyu cevaplandırmaksızın tahtaya gidiyor. Der Junge kommt in das Zimmer, ohne die Tür zu schBessem. Çocuk kapıyı kapamadan odaya geliyor. Der Schüler spricht mit dem Lehrer, ohne aufzustehen. Öğrenci ayağa kalkmadan öğretmenle konuşuyor. Das faule Kind geht in sein Zimmer, ohne zu arbeiten. Tembel çocuk çalışmadan odasına gidiyor. Der Mann steht auf, ohne die Kechnung zu bezahlen. Adam hesabı ödemeden ayağa kalkıyor. 4— Mein Freund nahm das Geschenk, ohne mir zu danken. A rkadaşım bana teşekkür etmeden hediyeyi aldı. A hmet legt sich ins Bett, ohne das Licht zuzumachen. A hmet ışığı söndürmeden yatağa yatıyor. Wir gehen heute in die Stadt, ohne unseren Freund zu beisuchen. Arkadaşımıız ziyaret etmeden şehre bugün şehre gidiyoruz. Du hast die Übungen gelesen, ohne zu verstehen. A nlamadan çalıştırmaları okudun. Ali steht auf, ohne dem Lehrer antworten zu können. Ali öğretmene cevap verebilmeksizin (veremeden) ayağa kalkıyor. Die Mutter kam nach Hause, ohne Brot zu kaufen. Anne ekmek saun almadan eve döndü. Wir sitzen im Zimmer, ohne zu sprechen. K onuşmadan odada oturuyoruz. Der Sohn ging ins Kino, ohne seinen Vater zu» fragen. Oğul babasına sormadan sinemaya gitti. Mein Onkel fuhr nach Deutschland, ohne Deutsch zu, l ernen. Amcam Almanca öğrenmeden Almanya'ya gitti. Der kranke Mann liegt im Bett, ohne etwas zu essen. H asta adam birşey yemeden yatakta yatıyor (bulunuyor). Der Vater gibt die Zeitung seiner Tochter, ohne die neuesten Nachrichten zu lesen. B aba en yeni haberleri okumadan gazeteyi kızma veriyor. I ch gehe in die Schule, ohne ein neues Heft zu kaufen. Yeni bir defter satın almadan okula gidiyorum. Der Arzt bleibt zu Hause, ohne zu seinem Büro zu gehen. D oktor bürosuna gitmeden evde kalıyor. —5— F ULDEN SIFAT YAPMA H er fiilin sonuna bir -d harfi ekleyerek o fiili sıfat yapabiliriz. schreiben schreibend lachen lachend spielen spielend singen singend bellen bellend f ragen fragend a ntworten a ntwortend essen essend helfen helfend — yazmak — yazan, yazarak — gülmek -— gülen, gülerek •— oynamak •— oynayan, oynayarak •— şarkı söylemek — ş arkı söyleyen, şarkı söyleyerek — h avlamak — h avlayan, havlayarak •— sormak •— soran, sorarak / — cevap vermek — cevap veren, cevap vererek — yemek yemek — yemek yiyen, yemek yiyerek •— yardım etmek — y ardım eden, yardım ederek Görüldüğü gibi fiilden sıfat elde etmek çok kolaydır. Yalnız bunlar kullanıldıkları yere göre Türkçeye iki şekilde çevrilirler. Eğer böyle fiil­ den sıfat yapılmış bir kelime bir sıfat tamlamasında geçiyorsa Türkçeye çevrilirken yukarıda verdiğimiz birinci şekiller (yazan, gülen, .) kullanı­ lır. Eğer bu kelime cümle içinde kullanılırsa ikinci şekiller yardımıyla T ürkçeye çevrilir. Mein Freund kommt lachend nach Arkadaşım gülerek eve geliyor. H ause. Die Kinder haben singend gearÇocuklar şarkı söyleyerek çalıştılar. b eitet. Der Hund läuft bellend hinter dem Köpek havlayarak otomobilin arkaAuto. sından koşuyor. Der Direktor kam sprechend aus Müdür konuşarak odasmdan geldi seinem Zimmer. (çıktı). —6— D as kleine Kind' ging laufend ne- Küçük çocuk koşarak babasının yaben seinen Vater. nma gitti. E r sitzt lesend auf seinem Bett. Okuyarak yatağının üstünde oturu­ yor. Die Mutter unseres Freundes kamı Arkadaşımızın annesi seslenerek bahrufend in den Garten. çeye geldi. Bu türetilen sıfatlar sıfat tamlamalarında kullanılır ve diğer nor­ mal sıfatlar gibi ismin çeşitli hallerine sokulabilirler. der schreibende Schuler die lachenden Bauern d as spielende Kind die singende Frau d er bellende Hund die fragende Schülerin der fressende Esel d er beginnende Frühling die fliegenden Vögel — yazan öğrenci — gülen çiftçiler — o ynayan çocuk — ş arkı söyleyen kadın — h avlayan köpek — s oru soran öğrenci (kut)' — (yemj yiyen eşek — b aşlayan ilkbahar — uçan kuşlar Gördüğünüz gibi fiilden türetilen sıfatlar bu çeşit görevlerde bulun­ dukları zaman Türkçeye daha değişik çevrilmlektedirler. Şimdi bunlarla bir sıfat tamlaması yapalım ve çekimleyelim: d er schlafende Fischer den schlafenden Fischer dem schlafenden Fischer des schlafenden Fischers die schlafenden die schlafenden den schlafenden d er schlafenden Fischer Fischer Fischern Fischer u yuyan u yuyan u yuyan u yuyan u yuyan u yuyan u yuyan u yuyan balıkçı balıkçıyı balıkçıya balıkçının balıkçılar balıkçıları balıkçılara balıkçıların Y ukarıda sıfat tamlamasının ismin çeşitli hallerine göre çekimlenmiş tekil ve çoğul şekillerini verdik; bu fiilden türetilen sıfatlara normal bir — 7— sıfat muamelesi yapılır, bunlar diğerlerinden hiç ayırt edilmezler. Wir helfen dem arbeitenden B auern. Ich sehe den fragenden Lehrer. Der kommende Winter wird sehr k alt sein. Dieser sehreibende Junge ist mein B ruder. Siehst du die fliegenden Vögel? Diese spielenden Kinder sind u ngefähr 10 Jahre alt. Der bellende Hund lässt den Gast n icht in den Garten. Der Direktor sieht den lachenden Schüler. Çalışan çiftçiye yardım ediyoruz. S oran öğretmeni görüyorum. Gelen kış çok soğuk olacak. Bu yazan çocuk benim erkek karde­ şimdir. Uçan kuşları görüyor musun? Bu oynayan çocuklar aşağı yukarı 10 yaşındadır. H avlayan köpek misafiri bahçeye bı­ rakmıyor. Müdür gülen öğrenciyi görüyor. SORU KELİMELERİ VE PERFEKT Soru kelimeleriyle Perfekt! kullanmak çok kolaydır. Perfektin haben veya sein yardımcı fiiliyle yapıldığını biliyoruz. Soruda fiilin bulunması g ereken yere bu yardımcı fiiller gelir, Partizip Perfekt ise en sonda yfer alır. Was hast du uns gebracht? Wer hat dem Lehrer kein Heft gegeben? Was hat die Mutter gekauft? Wie haben die Kinder Deutsch g elernt? Wann ist der Direktor in die Schule gekommen? W ann habt ihr den Arzt gerufen? W arum hat der Student keine neue K rawatte kaufen können? W arum ist der Grossvater in die S tadt gegangen? Wen haben die Touristen gefragt? Bize ne getirdin? Kim öğretmene (hiç) defter verme­ di? Anne ne satın aldı? Çocuklar nasıl Almanca öğrendiler? Müdür ne zaman okula geldi? Doktoru ne zaman çağırdınız? Öğrenci niçin yeni bir kravat satın alamadı ? Büyük baba niçin şehre gitti? T uristler kime sordular? 8— Wem hat der Vater ein Heft g ekauft? Wessen Mappe ist ins Wasser gefallen? Wessen Auto hast du repariert? Wo haben sie gewohnt? Wo haben die Jungen gespielt? Wohin hat die Magd den Korb g etragen? Wohin hat die Frau die Briefmarke g eklebt? Welche Länder habt ihr auf eurer Heise gesehen? Welches Mädchen ist nach Hause g egangen? Welcher Freund ist nach Griechen­ land gefahren? Welche Putzfrau hat dein Zimmer a ufgeräumt? Mit wem hat der alte Mann einen S paziergang gemacht? Bei wem bist du während meiner Reise geblieben? F ür wen hat die Magd eine Zeitung g ekauft? Zu wem hast du deine Bücher v erkauft? W oraus hat man diese Schuhe h ergestellt? Mit wem macht der Schüler seine H ausaufgaben? Von wem hat er diese schönen B ücher bekommen? Worum haben die Gäste gesessen? ß aba kime bir defter satın aldı? Kimin çantası suya düştü? Kimin otomobilini tamir ettin? N erede oturdunuz? (ikamet) Çocuklar nerede oynadılar? Hizmetçi sepeti nereye taşıdı? Kadın pulu nereye yapıştırdı? Seyahatinizde hangi memleketleri gördünüz ? H angi kız eve gitti? H angi arkadaş Yunanistan'a gitti? H angi temizlikçi kadın odanı topladı ? Yaşlı adam kiminle bir gezinti yaptı? S eyahatim sırasında kimin yanında kaldın ? Hizmetçi kimin için bir gazete satın aldı? K itaplarını kime sattın? Bu ayakkabılar neden imal edildi? Öğrenci ev ödevlerini kiminle yapı­ yor? Bu güzel kitaplan kimden aldı? Misafirler neyin etrafına oturdular? Will M i um ııııııııııııınııınıllllllilJllUH Corrc5ponDrnrr 3nstimır M y 84 ııııınıııııınııınıınıııııınıı ALMANCA DERSLER L E H R S T Ü C K VIERUNDACHTZIG Öğrenilecek kelimeler anhalten (*) d urmak [ anhalten] hielt ... an, angehalten [hi:It a n] [angehalten] ansehen (*) bakmak, [ anze:en] gözden geçirsah ... an, angesehen mek [ za: an], [angtezeren] —2— a usgehen (*) (dışarı) çıkd as Kasino,» gazmo [ausge:en] mak [ kazi:no] ging .. aus, ist ausgegangen k ehren [ke:ren] dönmek [ging a usj lausgegangen] n ächtlich [nehtlihj gece, geceyle bewegt [beve:gt] dalgalı, hare­ ilgili ketli sich niederlassen (*) oturmak, yerdie Fahrt,en [fa; r t] yolculuk, seyar [niederlassen] leşmek h at tîiess ... nieder, niedergelassen d er Fluss,., e [flus] nehir [ li:s nieder] [niedergelassen] d as Französisch (e)Fransızca d er Passagier, e yolcu [frantsöeziş] Lpassajier] fühlen Lfüelen] h issetmek die Schwierigkeiten güçlük d as Gemäldie,n t ablo [ şvierihkayt] [gemeide] s tossen [ştoesen] çarpmak d as Grabnial,..er mezar, kabir s tiess, i st gestossen [graebmael] [ sties] [gestossen] h eiter [hayter] neşeli, canlı, d er Turm,., e [türm] kule h areketli zuhören (*) dinlemek d as HoteI,s [hoftelf] otel [ tsuhöeren] d as Interesse,n ilgi [ interesse] AÇIKLAMALAR Okuduğumuz metinde geçen yer isimlerini okunuşlanyla veriyoruz. A yrıca bilinen v$ önemli yerlerin Türkçede söyleniş şekillerini de ekli­ yoruz. L yons [liyon] C apri [kaprij Marseilles [marsçy] M ontparnasse [monp'arnas] Eiffel [eyfel] Seine Lsen] L ouvre [luvr] Invalides [envali^.] Place de la Concorde I plas dö lâ konkord] Bois de Bologne } hua âö buîon} Lyon şehri (Fransa'da) K apri adası (Akdeniz'de) Marsilya şehri (Fransa'da) P aris'te bir semt Eyfel kulesi Sen nehri (Paris'ten geçen) P aris'te bir müze P aris'te bir yer P aris'te bir yer P aris'te bir yer seksendördüncü ders —3— L 'Eglise de Nötr© Dame [legliz dö notr dam] C hatelet [şatele] M onmartre [monmartır] Place Pigalle [plas pigal] N otr Dam klişesi Paris'te bir yer Paris'te bir yer Paris'te bir yer auf Schwierigkeiten stossen «Güçlüklerle karşılaşmak» anlamına gelen bir deyimdir. Die Touristen haben an der ZoMstelle auf Schwierigkeiten g estossen. Wir haben in Griechenland wegen u nserer Pässe auf Schwierigkeiten g estossen. Da haben wir auf einige Schwierigkeiten gestossen. E r spricht Deutsch und Frauzösich. Deshalb hat er auf Beiner Fahrt auf keine Schwierigkeiten g estossen. Turistler gümrükte güçlüklerle karşılaştılar. Yunanistan'da pasaportlarımızdan dolayı güçlüklerle karşılaştık. Orada birkaç güçlükle karşılaştık. Almanca ve Fransızca konuşur. Onun için yolculuğunda hiç güçlükle karşılaşmadı. m orgen früh T ürkçeye «yarın erkenden» şeklinde çevrilebilir bir deyimdir. Morgen früh macht meine Klasse einen Ausflug. i ch komme dir morgen früh. Morgen früh fährt der Zug ab. Yarın erkenden sınıfım bir piknik yapıyor. Yarın erkenden sana gelirim. Yarm erkenden tren hareket ediyor. m it grossem Interesse «Büyük bir ilgiyle» olarak Türkçeye çevrilebilir. Die Schüler hörten mit grossem Interesse zu. E r las deinen Brief mit grossem I nteresse. Öğrenciler büyük bir ilgiyle dinliyor1ardi. Mektubunu büyük bir ilgiyle okudu. _ 4— sich niederlassen «Oturmak, yerleşmek» anlamına gelir. I ch war sehr müde. Ich liess mich auf das Sofa nieder. Die Vögel haben sich auf das Feld niedergelassen. Wir lassen uns in ein Restaurant nieder. Der Arzt hat sich in einem kleinen Dorf niedergelassen. Wir wollen uns in dieser Stadt niederlassen. Çok yorgundum. Kanapeye oturdum. Kuşlar tarlaya oturdular lar). Bir lokantaya oturuyoruz. (kondıir Doktor küçük bir köye yerleşti. Bu şehire yerleşmek istiyoruz. ' wie lange «ne kadar uzun, ne kadar müddet» anlamına gelir. Zaman, süre soran bir sorudur. Wie lange werden Sie in diesem Bu köyde ne kadar kalacaksınız? Dorf bleiben? Wie lange sind Sie in Deutschland! Almanya'da ne kadar kaldınız? geblieben? Wie lange hat er gearbeitet? O ne kadar çalıştı? Y ukarıdaki fiillerden anhalten, ansehen, ausgehen ve niederlassen hem ayrılabilen, hem de düzensiz bir fiildir. Şimdiki zamandaki çekimleri de özel bir durum gösterir. Bunlardan sehen, gehen, lassen'in şimdiki z amandaki çekimlerini biliyoruz ama. Sadece anhalten'in çekimini vere­ ceğiz dersin sonunda. A UF DEM WEG NACH DEUTSCHLAND (2) Am dritten Tag ihrer Reise kamen sie in Neapel an. Es war ungefähr zehn Uhr. Herr Müller fand ein Taxi, und sie fuhren mit drei anldleren P assagieren zu dier alten Stadt Pompeji. Alle fanden Pompeji sehr intereSisant. Ahmet erzählte dort die Geschichte der Stadt. E r sprach Deutsch, und die anderen Touristen hörten ihm mit grossem Interesse zu. Ein Frenodienführer führte sie zum Museum der Stadt. Dort kauften die Kinder _ 5— viele Bilder und Postkarten. Einige kleine Mädchen verkauften Bücher ulnd Illustrierten über Pompeji. Sie kauften auch ein Buch über diese a lte und interessante Stadt. N ach einer Stunde kehrten sie zurück nach Neapel. Sie machten Ideine Einkäufe und kauften einige Geschenke. Dann sagte Herr Müller: «Kommt, Kinder, lasst uns ins Schiff gehen.» A m Nachmittag verMess ihr Schiff Neapel. Sie fuhren an Capri vorbei; die See war etwas bewegt. A m Vormittag des nächsten Tages kamen sie in Marseilles an. Sie fuhren schnell mit einem Autobus zum Bahnhof und stiegen in den Zug n ach Paris ein. Der Zug fuhr nach einer halben Stunde ab, In den frühen S tunden des nächsten Tag^s hielten sie in Lyons anı, aber sie blieben! d ort nicht lange. Der Zug fuhr durch viele Städte und kleine Dörfer. Die kleinen Dörfer und Bauernhöfe erinnerten Ahmet und Zeynep an ihren Bauernhof in der Türkei. Endlich kam der Zug in Paris an. Sie nahmen ein Taxi und fuhrera bis Montparnasse. Herr Müller sprach ein bisschen Französisch, aber der Besitzer des Hotels sprach sehr gut Deutsch. So stiessen sie auf keine Schwierigkeiten. Sie assen im Restaurant des Hotels zu Abend und gingen aus, um d as nächtliche Leben in Paris zu sehen. Zuerst gingen sie zum Eiffelturm und verbrachten eine schöne Zeit an den Ufern des Flusses Seine. Nach diesem langen Spaziergang Hessen sie sich in ein Cafe nieder und tranken Tee mit Milch. H err Müller sagte: «Sie sagen: In Paris arbeitet irsn währenid des T ages ,aber nachts lebt man.» «Wie lange werden wir in Paris bleiben?» fragte Ahmet. H err Müller lächelte und erwiderte: «Wir werden in dieser wunderbaren S tadt nur einen Tag bleiben. Morgen früh gehen wir zum Louvre Museum, um die Gemälden anzusehen. Von dort gehen wir nach Invalides und sehten d as Grabmal von Napoleon. Wir können dann einen kleinen Spaziergang bis nach Place de la Concorde machen und dort zu Mittag £ssen. Nadh dem Essen fahren wir vielleicht zu Bois de Boulogne. Nachher be­ sichtigen wir L'Egüse de Notre Dame in Chatelet. Das Abendessen werden wir in unserem Hotel nehmen, und dann gehen wir au|s, um die K asinos in Monmartre und in Place Pigalle zu stehen.» «Ach, es wird ein heiterer Tag werden,» sagte Frau Müller. «Ich fühle mich von jetzt müde.» _ 6— ALMANYA YOLUNDA (2) S eyahatlerinin üçüncü günü Napoli'ye vardılar. Aşağı yukarı saat ondu. Bay Müller bir taksi buldu ve diğer üç yolcuyla birlikte eski şehir Pompeji'ye gittiler. Hepsi Pompeji'yi çok enteresan buldular. Ahmet ora­ da şehrin tarihini anlattı. Almanca konuşuyordu ve diğer turistler büyük bir ilgiyle onu dinlediler. Bir turist rehberi onları ştehrin müzesine gö­ türdü. Orada çocuklar birçok resimler ve kartpostallar satın aldılar. Bir­ kaç küçük kız Pompeyi hakkında kitaplar ve resimli mecmualar satıyor­ lardı. Onlar da bu eski ve enteresan şehir hakkında bir kitap satın aldılar. Bir saat sonra Napoli'ye geri döndüler. Küçük alışverişler yaptılar ve birkaç hediye satm aldılar. Sonra Bay Müler: «Gelin, çocuklar, haydi gemiye gidelim,» dedi. E rtesi gün öğleden önce (ertesi günün öğleden öncesi) Marsilya'ya v ardılar. Hemen bir otobüsle istasyona gittiler ve Paris trenine bindiler. T ren yarım saat sonra hareket etti. Ertesi günün erken saatlerinde L yon'da durdular, ama orada çok uzun kalmadılar. Tren birçok şehir­ lerden ve küçük köylerden geçti. Küçük köyler ve çiftlikler Ahmet ve Zeynep'e Türkiye'deki çiftliklerini hatırlattı. N ihayet tren Paris'e vardı. Bir taksi aldılar ve Montparnasse'a ka­ dar gittiler. Bay Müller biraz Fransızca konuşuyordu, ama otelin sahibi çok iyi Almanca konuşuyordu. Böylece hiçbir güçlükle karşılaşmadılar. A kşam yemeğini otelin lokantasında yediler ve Paris'teki gece hayatını görmek için dışarı çıktılar. Önce Eyfel kulesine gittiler ve Sen nehri kıyılarında güzel bir vakit geçirdiler. Bu uzun gezintiden sonra bir kafe'ye oturdular ve sütle çay içtiler. B ay Müller: «Paris'te gün boyunca çalışılır, ama geceleri yaşanır, diyorlar,» dedi. « Paris'te ne kadar kalacağız?» diye sordu Ahmet. B ay Müller gülümsedi ve «Bu harika şehirde sadece bir gün kala­ cağız. Yarın erkenden tabloları görmek için Louvre müzesine gideceğiz. O radan Invaiides'e gideceğiz ve Napolyon'un mezarını göreceğiz. Sonra Place de la Concorde'a kadar küçük bir gezinti yapabilir ve orada öğle yemeğini yiyebiliriz. Yemekten sonra belki Bois de Boulogne'a gideriz. Sonra Chatelet'te Nötr Dame kilisesini gezeriz. Akşam yemeğini oteli­ mizde alacağız ve sonra Monmartre ve Place Pigalle'daki gazinoları gör­ mek için dışarı çıkarız,» diye cevap verdi. «Ah, neşeli (canlı) bir gün olacak,» dedi Bayan Müller. «Daha şim­ diden kendimi yorgun hissediyorum.» als «Bir doktor olarak, işçi olarak, memur olarak» gibi hallerde kulla­ nılan «olarak» kelimesi Almancadu, als ile belirtilir. Als'in daha önce sı­ fatların mukayeselerinde de kullanıldığını görmüştük. a ls a ls a ls a ls Arbeiter Arzt Soldat Student işçi olarak d oktor olarak a sker olarak öğrenci olarak. E rkek kardeşim işçi olarak Alman­ ya'ya gitti. Köyün doktoru yok. Orada doktor olarak çalışıyor. A sker olarak çok parası yok. Mein Bruder fuhr als Arbeiter n ach Deutschland. D as Dorf hat keinen Arzt. Er a rbeitet dort als Arzt. Als Soldat hat er nicht viel Geld. von «-den, -dan» anlamına geldiğini bildiğimiz bu kelime aynı zamanda isim tamlamaları yapmak için de kullanılır. ûzr Hafen von Neapel d er Hafen von Izmir die Strassen von Istanbul die Häuser von Paris Napoli limanı İzmir limanı İ stanbul (un) caddeleri P aris'in evleri d ie Bilder von meinem Bruder erkek kardeşimin resimleri Die Gemälden von Picasso gefallen nur sehr. D as sind die Bücher von Goethe. Der Hafen von Istanbul ist sehr g ross. Die Strassen von Paris sind sehr s auber. Picasso'nun resimleri çok hoşuma gidiyor. B unlar Goethe'nin kitapları. İ stanbul limanı çok büyüktür. P aris caddeleri çok temizdir. —8— um ... zu ve ohne ... zu ile yapılan cümle kalıpları: esas cümlecik özne fiil diğer kelimeler das Restaurant einen Ball sich ins Bett in den Garten nach Paris y an cümlecik ohne veya diğer zu um kelimeler die Rechnung zu ohne zu um seinem Sohn zu sich ohne zu mit Ali um zu ohne in Marseilles l eh verlasse Der Vateı kauft Er legt Wir gehen Er fährt fiil ( mastar) bezahlen. schenken. waschen. spielen. bleiben. Fiilden çok kolay sıfat türetilir. Fiilin sonuna sadece bir -d eklemek y eter bu iş için. schreien schreiend sitzen sitzend laufen laufend b ağırmak b ağıran, bağırarak o turmak o turan, oturarak koşmak koşan, koşarak ich du e, es er, si< wir halte an hältst .... an — hält an halten .... an O > Ö I B L FİİL ÇEKİMLERİ ^\ >> Almanca ders: 84 T EST 42 A Boş bırakılan yerleri doldurunuz. 1 — Wie werden Sie der Türkei bleiben? 2 — Der berühmte A rzt sich in einer gross Stadt niedergelassen. 3 — Mein Vater i st Arzt nach Frankreich gefahren. 4 — Er will dort eine lang Zeit bleib 5 — Der Mann verkauft sein Auto, ein Haus zu kauf 6 — Ich stehe früh auf, in Schule zu geh 7 — H asan bringt seine Freunde nach Hause, sein, Mutter zu f rag 8 — Das kleine Kind geht ins Zimmer, ohne sein Schuhe r einig 9 — Warum man das mir nicht vorher gesagt? 10 — Bei wem du gestern geblieben? B A L istesi 1 — Wie lange hast du gestern g earbeitet? 2 — Meine Familie will sich in dieser Stadt niederlassen. 3 — Der laufende Junge fällt in den Fluss. 4 — I ch sehe eine rufende Frau. 5 — A hmet und Ali kommen sin­ gend in den Garten. 6 — Die Schüler kommen in die Schule, ohne die Hausaufga­ ben zu machen. 1 — Der Mann steigt in den Zug ein, ohne eine Fahrkarte zu k aufen. 8 — I ch arbeite die gante Nacht, ohne zu schlafen. B Listesi A — Öğrenciler ev ödevlerini yap­ madan okula geliyorlar. B — A hmet ve Ali şarkı söylerek bahçeye geliyorlar. C •— B ütün gece uyumak için çalışı­ yorum. D — D ün ne kadar çalıştın? E — Yarın ne kadar çalışıyorsun? F •— Seslenen bir kadın görüyorum. G — Ailem bu şehirde yerleşmek is­ tiyor. H — Çocuk koşarak nehre düşüyor. I — B ütün gece uyumadan çalışıyo­ rum. K —Adam bir bilet satm almadan t rene biniyor. L — K oşan çocuk nehre düşüyor. c A l istesi 1 — Bir seyahat yapmak için pa­ ramız yok. 2 — Bir otomobil satın almak için evini satıyor. 3 — Çocuk yüzünü yıkamadan ya­ tağa gidiyor. 4 — Öğretmen büyük bir ilgiyle yanlışları düzeltti. 5 — İ stanbul otobüsleri yeni değildir. 6 — A lmanya'da erkek kardeşimiz hiçbir güçlükle karşılaşmadı. 7 — Gömleğini giymeden bahçeye k oştu. 8 — E lmayı yıkamadan yedim. B l istesi A — I n Deutschland; hat unser B ruder auf einige Schwierig­ keiten gestossen. Die Autobusse von Istanbul B sind; nicht neu. Der Lehrer hat mit grossem C I nteresse die Fehler verbessert. D — E r lief in den Garten, uni sein Hemd anzuziehen. W ir haben kein GeM, um eine E Reise zu machen. I ch ass den Äpfel, ohne zu F waschen. D as Kind geht ins Bett, um G sein Gesicht zu waschen. I n Deutschland hat unser Bru­ der auf keine Schwierigkeiten g estossen. E r verkauft sein Haus, um ein K A uto zu kaufen. E r lief in den Garten, ohne sein L• Hemd anzuziehen. D as Kind geht ins Bett, ohne M sein Gesicht zu waschen. F A şağıdaki cümleleri Almaneaya çeviriniz. 1 — Bir elbise yaptırmak için şehre gidiyorum. 2 — Öğrenci ayağa kalkmadan öğretmenle cevap veriyor. 3 — A rkadaşlarım beni çağırmadan bahçede oynuyorlar. iim > mTm s IUI (orrfspon&fnrf jnstitute I | MM 85 I I ALMANCA DERSLERİ L EHRSTÜCK F Ü N F U N D A C H T Z I G W EIL Weil [vayl] kelimesiyle de yan cümlecikler yapılır. Böyle weil kelimesi ile yapılmış cümleler «niçin» sorusuna cevap verirler, yani sebep gösterir­ ler. Örneğin, «Hasta olduğum için okula gelmedim. - Annem çok yorgun olduğu için hemen yattı. - Babamın işleri çok olduğu için geç saatlere kardar çalışıyor.» gibi cümleler hep weil kullanarak yapılır. Um... zu ile ya­ pılan yan cümleler de «için» ile Türkçeye çevriliyordu. Ama weil ile yapı­ lan yan cümleciklerle um... zu ile kurulanlar arasında hem yapı hem de an­ lam bakımından önemli farklar vardır. Bunları birbirine karıştırmamak ge­ rekir, ileride weil ile yapılmış daha çok örnek görünce bu farkı açıkça göreceksiniz. Bu tip cümleleri Almancaya çevirmeden önce gene yan cümlecik ve e sas cümlecik olmak üzere ikiye ayırmak gerekir. Şimdi böyle bir cümle alalım ve inceleyelim. Örneğin, «Soba iyi ısıt­ tığı için oda sıcaktır.» cümlesinde «soba iyi ısıttığı için» yan cümlecik, «oda sıcaktır» ise esas cümleciktir. Esas cümleciği kurmak çok basittir: D as Zimmer ist warm Oda sıcaktır Yan cümleciği kurarken biraz dikkat etmek gerekir. Bunu önce «so­ ba iyi ısıtıyor» şeklinde normal bir cümle olarak kuralım: d er Ofen heizt gut soba iyi ısıtıyor Bunu bize lâzım olan şekle çevirmek ise çok basittir. Başına weil1 ek­ ler, cümlenin fiilini de en sona götürürüz. c A l istesi 1 — Bir seyahat yapmak için pa­ ramız yok. 2 — Bir otomobil satın almak için evini satıyor. 3 — Çocuk yüzünü yıkamadan ya­ tağa gidiyor. 4 — ö ğretmen büyük bir ilgiyle yanlışları düzeltti. 5 — i stanbul otobüsleri yeni değildir. 6 — A lmanya'da erkek kardeşimiz hiçbir güçlükle karşılaşmadı. 7 — Gömleğini giymeden bahçeye k oştu. 8 — E lmayı yıkamadan yedim. B L istesi A — I n Deutschland hat unser B ruder auf -einige Schwierig­ keiten gestossen. B — Die Autobusse von Istanbul sind nicht neu. C — D er Lehrer hat mit grossem I nteresse die Fehler verbessert. D — E r lief in den Garten, um sein Hemd anzuziehen. E — W ir haben kein GeM, um eine Reise zu machen. F — Ich ass den Äpfel, ohne zu w aschen. G — D as Kind geht ins Bett, um sein Gesicht zu waschen. İ — I n Deutschland hat unser Bru­ der auf keine Schwierigkeiten gestossen. K — E r verkauft sein Haus, um ein A uto zu kaufen. L — E r lief in den Garten, ohne sein Hemd anzuziehen. M — D as Kind geht ins Bett, ohne sein Gesicht zu waschen. Aşağıdaki cümleleri Almancaya çeviriniz. 1 2 3 Bir elbise yaptırmak için şehre gidiyorum. Öğrenci ayağa kalkmadan öğretmene cevap veriyor. A rkadaşlarım beni çağırmadan bahçede oynuyorlar. i 1 1 I M rnnf 85 (orrfsponDentf jnstitutr 1 ALMANCA DERSLER L EHRSTÜCK F Ü N F U N D A C H T Z I G WEIL Weil |_vayl] kelimesiyle de yan cümlecikler yapılır. Böyle weil kelimesi ile yapılmış cümleler «niçin» sorusuna cevap verirler, yani sebep gösterir­ ler. Örneğin, «Hasta olduğum için okula gelmedim. - Annem çok yorgun olduğu için hemen yattı. - Babamın işleri çok olduğu için geç saatlere ka­ dar çalışıyor.» gibi cümleler hep weil kullanarak yapılır. Um... zu ile ya­ pılan yan cümleler de «için» ile Türkçeye çevriliyordu. Ama weil ile yapı­ lan yan cümleciklerle um...zu ile kurulanlar arasında hem yapı hem de an­ lam bakımından önemli farklar vardır. Bunları birbirine karıştırmamak ge­ rekir, ileride weil ile yapılmış daha çok örnek görünce bu farkı açıkça göreceksiniz. Bu tip cümleleri Almancaya çevirmeden önce gene yan cümlecik ve e sas cümlecik olmak üzere ikiye ayırmak gerekir. Şimdi böyle bir cümle alalım ve inceleyelim. Örneğin, «Soba iyi ısıt­ tığı için oda sıcaktır.» cümlesinde «soba iyi ısıttığı için» yan cümlecik, «oda sıcaktır» ise esas cümleciktir. Esas cümleciği kurmak çok basittir: D as Zimmer i st w arm Oda sıcaktır Yan cümleciği kurarken biraz dikkat etmek gerekir. Bunu önce «so­ ba iyi ısıtıyor» şeklinde normal bir cümle olarak kuralım: der Ofen heizt gut soba iyi ısıtıyor Bunu bize lâzım olan şekle çevirmek ise çok basittir. Başına weil ek­ ler, cümlenin fiilini de en sona götürürüz. —2— weil der Ofen gut heizt soba iyi ısıttığı için H er iki cümleciği birleştirerek istenilen cümleyi elde edejriz: D as Zimmer i st w arm, weil der Ofen gut heizt. Soba iyi ısıttığı için oda sıcaktır. B urada da yan cümlecik sonda yer almakta, ama yan cümleciğin k arşılığı olan Türkçe kısım Türkçe cümlede başta bulunmaktadır. Bir örnek daha verelim. «Çocuk hasta olduğu için okula gidemi­ yor.» cümlesinde «hasta olduğu» için yan cümlecik, «çocuk okula gide­ miyor» ise esas cümleciktir. Burada yan cümlecikle esas cümleciği ayırt ederken çok dikkatli olmanızı hatırlatırız. E sas cümlecik: Das Kind kann nicht in die Schule gehen Çocuk okula gidemiyor. Y an cümlecik: weil es krank ist h asta olduğu için Cümlenin tamamı ise şöyle olur: Das Kind kann nicht in die Schule gehen, weil e s krank ist. Çocuk hasta olduğu için okula gidemiyor. Yan cümleciği burada olduğu gibi hemen de kurabilirsiniz. Başa weil g etirip başta özne olmak üzere diğer kelimeleri sıralar ve sona da yan cümleciğin fiilini (yani genellikle «için» den önce gelen fiil) yan cümleci­ ğin öznesine göre çekimleyerek eklersiniz. Ama weil'i iyice öğrenene ka­ dar yan cümleciği ilk örnekteki gibi adım adım kurmanız yararlı olur. Şimdi de weil ile cümleler yapalım. 1. Wir essen in diesem Restaurant, weil das Essen dort gut is _. Orada yemek iyi olduğu için bu lokantada yiyoruz. 2. Der Schüler bekam eine gute Note, weil er fleissig war. Öğrenci çalışkan olduğu için iyi bir not aldı. seksenbeşinci ders _ 3— 3 . Ich ging allein ins Kino, weil du nicht kamst. Gelmediğin için yalnız sinemaya gittim. 4. H asan ging schnell zu Bett, weil er müde war. H asan yorgun olduğu için hemen yatmaya gitti. Y ukarıdaki son üç cümlenin fiili Imperfekt halindedir. Görüldüğü gibi bunların diğerlerinden bir farkı yoktur. Hem yan ,hem de esas cüm­ leciğin fiilleri Imperfekt yapılmıştır. Ama Türkçeye çevrilirken yan cüm­ leciğin Imperfekt halinde bulunan fiili geçmiş zaman olarak çevrilemez. T ürkçe cümlenin yapısı buna müsait değildir. Yukarıdaki örneklerde «ol­ duğu için, gelmediğin için ve gene olduğun için» yan cümleciklerin fiille­ ridir ve bunları geçmiş zamanda Türkçeye çevirmek imkânsızdır. 5. I ch muss jetzt zum Bahnhof gehen, weil meine Tante kommt. Teyzem geldiği için istasyona gitmeye mecburum. 6. Der Vater holt einen Arzt, weil sein kleiner Sohn krank ist. Baba küçük oğlu hasta olduğu için doktor getiriyor. 7. I ch kann heute nicht mit dir kommen, weil ich meinem Vater helfe. B abama yardım ettiğim için bugün seninle gelemem. 8. Die Kinder bleiben zu Hause, weil es regnet. Y ağmur yağdığı için çocuklar evde kalıyor. 9. Wir ziehen uns im Winter warm an, weil das Wetter kalt ist. H ava soğuk olduğu için kışın sıcak giyiniriz. Bu cümleleri Türkçeleriyle karşılaştırarak inceleyiniz. Bu arada önemli bir konuya dikkatinizi çekeriz. Weil ile yapılan yan cümleciğin de m uhakkak bir öznesi olur. Bu özne bazen esas cümleciğin öznesinin aynı­ dır. (2, 4, 7, numaralı örnekler). Bazen de değişiktir, esas cümleciğin öz­ nesi ile ilgisi yoktur. (1, 3, 5, 6, 8, 9 numaralı örnekler). Ama her iki hal­ de de yan cümlecikte muhakkak bir özne vardır. Yan cümleciğin fiilinin zamanı çoğu zaman esas cümlenin fiilinin za­ manına bağlıdır. Yani yan cümleciğin fiili şimdiki zaman ise, esas cümleciğinki de şimdiki zaman, yan cümleciğin fiili Imperfekt ise esas cümleciğinki de Imperfekt, yan cümleciğin fiili Perfekt ise esas cümleciğinki —4— de Perfekt olur. Buna uymayan bazı haller vardır. Yukarıdaki örnekler­ de şimdiki zaman ve Imperfekt için örnekler verdik. Şimdi de Perfekti gösterelim. «Öğrenci çalışmadığı için öğretmene cevap veremedi.» Perfekt k ullanarak Almancaya çevirelim. E sas cümlecik: Der SchüJer hat dem Lehrer nicht antworten können öğrenci öğretmene cevap veremedi Yan cümlecik: weil er nicht gearbeitet hat çalışmadığı için Cümlenin tamamı: Der Schüler hat dem Lehrer nicht antworten können, weil er nicht gearbeitet hat. Öğrenci çalışmadığı için Öğretmene cevap veremedi. P erfekt halinde bulunan esas cümlecik normal olarak Almancaya çev­ rilir. Yan cümleciği çevirirken haben veya sein yardımcı fiilini yan cüm­ leciğin öznesine göre çekimleyerek en sona, Partizip Perfektin a rkasına k oyarız. Yukarıdaki örnekte haben y ardımcı fiili özneye göre çekimlene­ rek hat şeklini almış, ve en sona, gearbeitet Partizip Perfektinin a rka­ sına yerleştirilmiştir. Die Touristen haben auf Schwierigkeiten gestossen, weil sie kein Geld gehabt haben. T uristler paraları olmadığı için güçlüklerle karşılaştılar. Ich habe meine Mappe nicht finden können, weil sie unter den Tisch gefallen ist. Masanın altına düştüğü için çantamı bulamadım. Mein Bruder hat mit dem Fischer nicht gesprochen, weil er in die Stadt gefahren ist. Şehre gittiği için erkek kardeşim balıkçıyla konuşmadı. Ahmet hat Zeynep einen Ring geschenkt, weil sie seine Schuhe ge­ reinigt hat. Ahmet ayakkabılarını temizlediği için Zeynep'e bir yüzük hediye etti. cümlesini —5— Deine Hausaufgabe ist schlecht, weil du die Wörter nicht gelernt hast. Kelimeleri öğrenmediğin için ev ödevin kötüdür. Y ukarıdaki örnekte yan cümlecikle esas cümleciğin fiillerinin zaman­ ları değişiktir. E r ist sehr müde gewesen, weil er im Garten gespielt hat. Bahçede oynadığı için çok yorgundu. Die Mutter hat die Kinder gerufen, weil der Vater gekommen! i s t B aba geldiği için anne çocukları çağırdı. Yan cümleciğin fiili gelecek zamanda olabilir. O zaman werdein yar­ dımcı fiilin özneye göre çekimlenmiş şekli en sona, yan cümleciğin mas­ tar halinde bulunan esas fiilinin arkasına gider. Wir müssen heute zu Hause bleiben, weil unser Onkel kommen wird. Amcamız geleceği için bugün evde kalmaya mecburuz. Bu örnekte gördüğümüz gibi werden özneye göre çekimlenmiş ve wird şeklinde mastar halinde bulunan esas fiil kommen'in arkasında, en sonda yer almıştır. I ch besuche meinen alten Freund, weil ich ihn nicht mehr sehen w erde. Onu artık görmeyeceğim için arkadaşımı ziyaret ediyorum. Wir v erkaufen unser Radio, weil der Vater ein neues Radio kaufen wird. Baba yeni bir radyo satın alacağı için radyomuzu satıyoruz. Yan cümleciğin fiili ayrılabilen bir fiil olabilir. Böyle hallerde ayrıla­ bilen fiil gene özneye göre çekimlenerek en sona gider. Yalnız önündeki - diğer bütün hallerde ayrılan - takı ayrılmaz, yerinde kalır. Der Gast nimmt ein Taxi, weil der Zug nach zehn Minuten abfährt. Misafir tren on dakika sonra hareket ettiği için bir taksi alıyor. Bu örnekte yan cümleciğin fiili abfahren ayrılabilen fiilidir. Bunun e sas fiil kısmı fahren özneye göre çekimlenmiş ve fährt şeklini almıştır. Ama sonda yer alırken önüne gene ab takısı eklenmiş, bu takıyla birlikte k ullanılmıştır: abfährt. —6— Wir konnten dich nicht besuchen, weil der Autobus vor einer Stunde a nkam. Otobüs bir saat önce vardığı için seni ziyaret edemedik. B urada ise fiiller Imperfekttir. Yan cümleciğin ankommen şeklinde olan fiilinin Imperfektte kam ... an olduğunu biliyoruz. Özne üçüncü şa­ hıs olduğu için kam kelimesine hiçbir takı eklenmez ve bunu cümlenin sonuna önündeki takısıyla birlikte koyarız: ankam. Yani ayrılabilen fiil­ leri normal birer f iilmiş gibi düşünüyoruz. Die Mutter geht um acht Uhr zu Bett, weil sie früh aufsteht. Anne erken kalktığı için saat sekizde yatıyor. W ir freuen uns sehr, weil unser Bruder heute aus Deutschland zu­ rückkehrt. E rkek kardeşimiz bugün Almanya'dan döndüğü için çok seviniyoruz. I ch will eine andere Putzfrau finden, weil sie mein Zimmer nicht gut a ufräumt. Odamı iyi toplamadığı için başka bir temizlikçi kadın bulmak isti­ yorum. Der Student kann die Tür nicht öffnen, weil er sich ausgezogen hat. Öğrenci soyunduğu için kapich mich viel verspätet? D as Schiff hat sich nicht verspätet. E s ist sieben Uhr. Warum habt ihr euch so verspätet? D ers çok uzun sürdüğü için geciktik. T ren on dakika rötar yaptı. Çok mu geciktim? (geç kaldım) Gemi rötar yapmadı. Saat yedi. Niçin böyle geciktiniz? —4— d er Franzose,n isminin çoğulda sonuna « n » aldığını ve artikelinin der olduğunu görüyorsunuz. Onun için bu özel bit durum gösteren bir isimdir, t smin hallerine sokulurken sonuna hep bir n eklenir. Aynı şekilde der D eutsche,»; der Tiirke,n isimleri de sonların^ bir n alırlar. Ich kennen diesen Franzosen nicht. Ich habe meine Fahrkarte einem D eutschen verkauft. A hmet ist der Sohn eines Türken. Der Sohn dieses Deutschen ist in meiner Klasse. Bu F r a n ^ a tanımıyorum. Biletimi bir Almana sattım. Ahmet t>ir T ürkün oğludur. Bu Alm^ m n 0 ğlu benim sımfımdadır Okuduğumuz metinde gece« >er isimlerini okunuşlanyla veriyoruz: J ardin du Luxemibourg [ jarden dü lüksemburg] Galeries Lafayette [galeri laf ayet] P lace de la Nation [plâs dö lâ nasyon] G are St. Lazare [ gar sen lazar] F rankfurt [ frankfurt] Der Hauptbahnhof Frankfurt [der hauptba:nho:f frankfurt] Die Fürstenberger Strasse [ di: f ürstenberger ştrasse] Lüksemtjurg bahçesi (Paris'te bir p ark) P aris'te bir mağaza P aris'te bir meydan S t. Laza, re i stasyonu (Paris'te) F rankfurt (Almanya'da bir şehir) F rankfurt istasyonu F rankfurt'ta bir cadde z usammenrufen ayrılabilen ve düzensiz bir fiildir. İki şekli de altın­ da verilmiştir. —5— ANKUNFT IN DEUTSCHLAND A hmet, Zeynep und die Müllers blieben in Paris noch einen Tag. Die S tadt gefiel ihnen sehr. Herr Müller musste in Paris einige weitere Geschäfte erledigen, und Zeynep wollte den Louvre noch einmal besichtigen. H err Müller rief alle zusammen und sagte: «Wir müssen zuerst nach M ontparnasse fahren und wollen dann einkaufen gehen. Aber ihr könnt alte ins Museum gehen, und um fünf Uhr treffen wir uns dann im Jardin du Luxembourg. Ahmet kennt schon die Untergrundbahn sehr gut. So k önnt ihr allein fahren. Vielleicht stosst ihr auf einige Schwierigkeiten, a ber ihr werdet immer einen Deutsch sprechenden Franzosen finden.» H err und Frau Müller besuchten einige Bekannten in Montparnasse und gingen in Galeries Lafayette einkaufen. Sie verbrachten in diesem grossem Laden zwei Stunden. Frau Müller kaufte zwei Hüte und einige seidenen Kleider, und Herr Müller kaufte einige Krawatten und Handtücher. Sie waren sehr müde, aber Frau Müller wollte am Ufer der Seine einen Spaziergang machen. Sie kauften einige Gemälden und Bücher in einer Buchhandlung an der Seine. Dann sassen sie in einem kleinen Cafe u nd gingen zum Jardin du Luxembourg. Die Kinder waren noch nicht d a. So setzten sie sich auf eine Bank und lasen ihrte Bücher1. Nach einer S tunde kamen die Kinder. Sie waren auch sehr müde. «Ihr h abt euch etwas verspätet,» sagte Frau Müller. «Es ist fast sechs Uhr.» «Wir haben den Weg verloren,» sagte Inge. Alle lachten. «Wir wollten mit der Untergrundbahn kommen, aber wir haben eine falsche Linie genommen und fuhren zwei Stunden hin und her, um hierher zu kommen.» « Warum habt ihr nicht jemanden gefragt?» erkundigte sich Herr Müller. «Ach, wir haben sieben oder acht Leute gefragt,» erwiderte Zeynep. «Fünf von ihnen waren Ausländer wie wir, und die anderen sprachen —6— nicht Deutsch. Schliesslich fanden wir eine Deutsch sprechende Franzö­ sin. Wir fragten sie nach dem Weg zum Jardin du Luxembourg, aber sie s agte: 'Könnt ihr mir bitte den Weg nach Place de la Nation zeigen?' und wir alle lachten.» Sie assen in einem Kestaurant im Park zu Abend. Sie kehrten sehr müde ins Hotel und gingen schnell zu Bett. Am nächsten Morgen nahmen sie um zehn Uhr ein Taxi und fuhren zum Bahnhof Gare St. Lazare. Der Zug nach Frankfurt fuhr in einer hal­ ben Stunde ab. Die Müllers wohnten in Frankfurt. Ihr Wohnung war in der Fürstenberger Strasse. Auf der ganzem Fahrt sahen sie immer Wiesen und Wälder, und die S tädte waren sehr modern und sauber. Der Zug kam in der Dunkelheit im Hauptbahnhof Frankfurt an. Die­ ser war so gross wie Gare St. Lazare. Sie nahmen ein Taxi vor dem Bahn­ hof und fuhren nach Hause. ALMANYA'YA VARIŞ A hmet, Zeynep ve Müllerler Paris'te bir gün daha kaldılar. Şehir çok h oşlarına gitti. Bay Müller Paris'te birkaç başka iş daha halletmek zorun­ daydı ve Zeynep Luvr'u bir kere daha gezmek istiyordu. B ay Müller hepsini bir araya çağırdı ve: «Biz önce Montparnasse'a g itmek zorundayız ve sonra alışverişe çıkmak istiyoruz. Ama siz hepiniz müzeye gidebilirsiniz ve saat beşte sonra Jardin du Luxembourg'da bu­ luşuruz. Ahmet artık yer altı trenini (metroyu) çok iyi tanıyor Böylece yalnız gidebilirsiniz. Belki birkaç güçlükle karşılaşırsınız, ama daima Al­ manca konuşan bir Fransız bulacaksınız,» dedi. _ 7— B ay ve Bayan Müller Montparnasse'da birkaç tanıdığı ziyaret ettiler ve Galeries Lafayette de alışverişe gittiler. Bu büyük dükkânda iki saat ge­ çirdiler. Bayan Müller iki şapka ve birkaç ipekli elbise satın aldı ve Bay Müller birkaç kravat ve mendil satın aldı. Çok yorgundular, ama Bayan Müller Seine kıyısında bir gezinti yapmak istiyordu. Seine kıyısında bir k itapçıdan birkaç tablo ve kitap satın aldılar. Sonra küçük bir kafe'de o turdular ve Jardin du Luxembourg'a gittiler. Çocuklar daha orada değil­ lerdi. Böylece (onun için) bir sıraya oturdular ve kitaplarını okudular. Bir saat sonra çocuklar geldiler. Onlar da çok yorgundu. «Biraz geciktiniz,» dedi Bayan Müller. «Saat hemen hemen altı.» «Yolu kaybettik,» dedi Inge. Hepsi güldüler. «Metroyla gelmek istiyor­ duk, ama yanlış bir hat aldık ve buraya gelmek için bir saat oraya bura­ ya gidip durduk.» «Niçin birisine sormadınız?» diye sordu Bay Müller. «Ah, yedi veya sekiz kişiye sorduk,» diye cevap verdi Zeynep. Onlar­ dan beşi bizim gibi yabancıydı ve diğerleri de Almanca konuşmuyordu. Ni­ hayet Almanca konuşan bir Fransız hanım bulduk. Ona Jardin du Luxembourg yolunu sorduk, ama o: 'Bana Place de la Nation'a (giden) yolu gös­ terebilir misiniz lütfen?' dedi ve biz hepimiz güldük.» P arktaki bir lokantada akşam yemeğini yediler. Çok yorgun otele dön­ düler ve hemen yatağa gittiler. E rtesi sabah saat onda bir taksi aldılar ve Gare St. Lazare istasyo­ nuna gittiler. Frankfurt treni bir saat içinde kalkıyordu. Müllerler Frank­ furt'ta oturuyorlardı. Evleri Fürstenberger Caddesindeydi. Bütün yolcu­ luk boyunca hep çayırlar ve ormanlar gördüler ve şehirler çok modern ve temizdiler. T ren karanlıkta Frankfurt istasyonuna vardı. Bu Gare St. Lazare k adar büyüktü, istasyonun önünde bir taksi aldılar ve eve gittiler. B urada weil ile yapılan cümleler için bir kalıp veriyoruz. a. Yan cümlecik sonda yer alıyor. esas cümlecik diğer kelimeler fiü gehe k auft bleibt liebt f reut gehen n ach Hause dieses Auto nicht zu Hause A hmet sehr sich sehr f rüh zu Bett yan cümlecik diğer kelimeler fiil bin. h at. i st. a rbeitet. k aufen will. a ufstehen. oo özne l eh Mein, Vater I hr Sohn Der Lehrer Die Mutter Wir weil, da da weil da weil da weil özne i ch h ungrig er kein Geld s ehr krank er er viel d er Sohn i hr Blumen wir f rüh b. Yan cümlecik başta yer alıyor. y an cümlecik diğer kelimeler fiil fleissig n icht hier sich sein Haus s ehr schön k eine Zeit b ist i st v erspätet v erkauft i st h at e sas cümieeik özne diğer kelimeler ich d ir dieses Buch. w ir n icht kommen. die Passagiere. er ein neues Auto. i ns Kino. wir die Schüler m it ihm nicht sprechen. | weil, da Weil Da Weil Da Weil Da özne fiil s chenke können ä rgern sich gehen k auft k önnen du mein Vater d as Schiff d er Mann d er Film d er Direktor Almanca d ers: 86 TEST 43 A Boş bırakılan yerlere weil, um, ohne, sondern, aber, denn koyunuz. 1 — Meine Schwester kauft kein Buch, ein Heft. 2 — Der Lehrer erzählt eine interessante Geschichte, die Schüler hören nicht zu. 3 — Der Bauer geht in die Stadt, neue Kleider zu kaufen. 4 — Ich antworte dem Lehrer, ... in mein Heft zu schauen. 5 — Der Junge geht nach Hause, . ... er seine Mappe dort gelassen hat. 6 — Wir fahren nach Ankara, wir einen Freund sehen wollen .7 — Sie können jetzt mit ihm nicht sprechen, er ist nicht zu Hause. 8 — Er arbeitet jeden Tag in seinem Büro, heute kommt er vielleicht etwas früh nach Hause. 9 — Ich fahre n icht mit einem Schiff, mit einem Autobus. 10 — Das kleine Kind trinkt Bier, seinen Vater zu fragen. 11 — Der Ausländer besichtigt das Museum noch einmal, die Gemälden ihm sehr gefallen. 12 — Die Gemälden gefallen ihm sehr, die Bücher ge­ fallen ihm nicht. 13 — Ich darf nicht rauchen, ich bin etwas krank. 14 — Du musst einige Minuten warten, ich muss einen Brief schrei­ ben. 15 — Der Vater geht ins Nachbardorf, er sich ein Pferd anse­ hen wird. B A Listesi 1 — Der Arzt hat sich nach dem Namen des kranken Mannes erkundigt. 2 — Wir wohnen in einem Dorf, weil mein Vater ein Bauer ist. 3 — Da der Student nicht viel Geld hat, isst er zu Hause. 4 — Weil mein Bruder in Frankreich ist, muss ich bei meiner Mutter bleiben. 5 — Dieser Deutsche und diese Französin sind meine besten Freunde. 6 — Da sie in Deutschland viele Bekannten haben, fahren sie nach Deutschland. 7 — Die Kinder haben sich etwas verspätet, weil sie auf Schwie­ rigkeiten gestossen haben. A B B Listesi Çocuklar güçlüklerle karşılaş­ tıkları için biraz geciktiler. Annem Fransa'da olduğu için e rkek kardeşimin yanında kal­ maya mecburum. Bey en son mecmualar hakkın­ da bilgi alıyor. A lmanya'da çok tanıdığı oldu­ ğu için Almanya'ya gidiyor. D oktor hasta adamın ismini s ordu. E rkek kardeşim Fransa'da ol­ duğu için annemin yanında k almaya mecburum. B abam bir çiftçi olduğu için bir köyde oturuyoruz. Bu Alman ve bu Fransız (ha­ nım) benim en iyi arkadaşlarımdır. C D E F G II 8 — D er Herr erkundigt sich über İ — Almanya'da çok tanıdıkları oldie letzten Illustrierten. d uğu için Almanya'ya gidiyor­ lar. K — Öğrencinin çok parası olmadı­ ğı için evde yemek yiyor. C A L istesi B L istesi 1 — Çocuk aç olmadığı için yemek A — Das Mädchen ging einkaufen, u m einige Geschenke kaufen zu yemiyor. k önnen. 2 — Kedi hasta olduğu için oraya B — D er Schüler sah die Tafel nicht b uraya koşuyordu. gut^ weil er hinten sass. 3 — Kadın giyindiği için kapıyı C — Weil wir keinen Traktor kaufen a çamadı. k önnen, haben wir vier Pferde. 4 — H ava çok sıcak olduğu için D — D as Kind isst nicht, weil es pencereleri açtık, n icht hungrig ist. 5 — Öğrenci arkada oturduğu için E — Die Frau kann die Tür nicht t ahtayı iyi göremiyordu. öffnen, weil sie sich anzieht. 6 — Kız birkaç hediye alabilmek F — Weil sie sich anzog, konnte die için alışverişe çıktı. F rau die Tür nicht öffnen. 7 — Çiftlikte yeni traktörler G — Die Katze lief hin und1 h er, um h akkında bilgi aldım. k rank zu sein. 8— Traktör satın alamayacağımız H — D er Schüler konnte die Tafel için dört tane atımız var. n icht gut sehen, weil er hinten s ass. İ — I ch habe mich in dem Bauern­ hof über die neuen Traktoren e rkundigt. K — W ir haben die Fenster geöff­ net, weil das Wetter sehr warm i st. L — Die Katze lief hin und her, weil sie krank war. F A şağıdaki cümleleri Almancaya çeviriniz. .1 — Çiftçi yeni inekler hakkında bilgi almak için şehre gitti. 2 — Ali babasını ziyaret etmek için Ankara'ya gitmek istiyor. T est 42'nin yapılmış şekli A . 1 — lange, in 2 — hat, en 3 — als 4 — e, en 5 — umı, em 6 — urn^ dfe, e n 7 — ohne, e, en 8 — e, zu, en 9 — hat 10 — bist B. 1 — D 2 — G 3 - L 4 - F g - B 6 — A 7 — K 8 — İ C. 1 - E 2 - K 3 — M 4 — C 5 — B 6 — İ 7 — L 8 — F F . 1 — I ch gehe in die Stadt, um einen, Anzug machen zu lassen. 2 — Der Schüler antwortet dem Lehrer, ohne aufzustehen. min M ı I I I I I I I I I I I I I I I 1 I I 1 I I I I I I I I I I »I I I I I ) (otresponömce 3nstitutr ALMANCA DERSLE 87 LEHRSTÜCK SIEBENUNDACHTZIG P LUSQUAMPERFEKT P lusquamperfekt [pluskvamperfekt] geçmiş zamanı gösteren bir kip­ tir. Türkçede en iyi misli geçmiş zamanla karşılanır. Yapılışı çok kolaydır. Gene haben ve sein yardımcı fiillerinin yardımıyla teşkil edilir, yalnız bu defa bu yardımcı fiillerin Imperfektleri alınır. Önce haben ve sein'ın Imperfektlerini kısaca tekrarlayalım. haben ich du er, sie, e s wir i hr sie Sie h atte hattest hatte h atten hattet hatten hatten ich du e r, sie, es wir ihr sie Sie sem w ar warst war w aren w art waren waren Bildiğiniz gibi haben ve sein yardımcı fiil olarak kullanıldıkları zaman asıl anlamlarını kaybederler. P lusquamperfektin yapılışı aynı Perfekt gibidir. Partizip Perfekt cüm­ lenin en sonunda yer alır, cümlenin fiilinin bulunması gereken ikinci yere de haben veya sein'm Imperfektinin özneye göre çekimlenmiş bir şekli gelir. —2— Örneğin, Wir machen eine grosse Reise, cümlesini Plusquamperfekt yapalım. Machen fiilinin düzenli bir fiil olduğunu ve Partizip Perfektdnin gemacht şeklinde yapıldığını biliyoruz. Şu halde Plusquamperfekti şöyle o lur: Wir hatten eine g rosse Reise gemacht. B üyük bir seyahat yapmıştık. Görüldüğü gibi haben yardımcı fiili Imperfekt yapılmış, ve özneye g öre çekimlenerek ikinci yere getirilmiştir. Partizip Perfekt ise en sonda y er almaktadır. Şimdi daha başka örnekler görelim. Her cümlenin üstte şimdiki za­ manı, altta da Plusquamperfekti verilmiştir. Der Bauer hat einen guten Hund. Çiftçinin iyi bir köpeği var. Der Bauer hatte einen guten Hund Çiftçinin iyi bir köpeği varmış. gehabt. Mit diesem alten Autobus fahre ich Bu eski otobüsle gitmiyorum. nicht. Mit diesem alten Autobus war ich Bu eski otobüsle gitmemiştim. nicht gefahren. Der Mann ter i st ein Der Mann Schwester gewesen. meiner ältesten Schwesberühmter Arzt. meiner ältesten war ein berühmter Arzt E n yaşlı (büyük) kız kardeşimin ko­ cası meşhur bir doktordur. E n yaşlı kız kardeşimin kocası meşh ur bir doktormuş. Çocuklar ne zaman Frankfurt'a varıy orlar? Çocuklar ne zaman Frankfurt'a varm ışlardı? T ren bir saat içinde hareket ediyor m u? T ren bir saat içinde hareket etmiş miydi ? Annem çok erken kalkıyor. Annem çok erken kalkmıştı. Wann kommen die Kinder in Frankfurt an? Wann waren die Kinder in Frankfurt angekommen? Fährt der Zug in einer Stunde ab? War der Zug in einer Stunde abgefahren ? Meine Mutter steht sehr früh auf. Meine Mutter war sehr früh aufgestanden. seksenyedinci ders —3— Y ukarıdaki örnekleri iyice inceleyiniz. Plusquamperfektin yapılışı­ nın çok kolay olduğunu göreceksiniz. Wegen des schlechten Wetters waren die Schiffe im Hafen geblieben. Kötü havadan dolayı gemiler limanda kalmışlardı. T rotz des schlechten Wetters hatten wir einen Ausflug gemacht. K ötü havaya rağmen bir gezinti yapmıştık. Während der Reise haben die Kinder viele Bücher gelesen. S eyahat sırasında çocuklar birçok kitap okumuşlardı. Der Junge hatte seiner Mutter statt Blumen einen Hut geschenkt. Çocuk annesine çiçek yerine bir şapka hediye etmişti. W ährend des Essens hatte der Vater nicht geraucht. Yemek esnasında baba sigara içmemişti. E in reicher Kaufmann hatte einmal eine lange Reise gemacht. Zengin bir tüccar bir kere uzun bir seyahat yapmıştı . Er w ar in einer kleinen Stadt ausgestiegen. Küçük bir şehirde inmişti. Der Kaufmann hatte dort einen alten Freund besucht. T üccar orada eski bir arkadaşı ziyaret etmişti. P eter hatte den Kaufmann auf der S trasse gesehen. P eter tüccarı caddede görmüştü. Der Bauer hatte in d er Stadt viele Menschen gesehen. Çiftçi şehirde birçok insan görmüştü. E r hatte mir ein Bild seines Vetters geschenkt. Bana kuzeninin bir resmini hediye etmişti. In den Kinos der Stadt waren die Filme nicht gut gewesen. Şehrin sinemalarında filimler iyi değilmiş. Der Lehrer hatte den Namen des Schülers nicht verstanden. Ö ğretmen öğrencinin adını anlamamıştı. —4— Ayrılabilen fiillerin ve können, müssen, dürfen,... cinsinden yardımcı fiillerin Piusquamperfektteki kullanılışları aynı Perfektteki gibidir. Bu ba­ kımdan bu yeni öğrendiğimiz kipi iyice bilmeniz için Perfekti kusursuz bir şekilde anlamış olmanız gerekir. Perfektle aralarındaki tek fark haben ve sein yardımcı fiillerinin Perfektte şimdiki zaman halinde, Plusquamperfektte ise Imperfekt halinde bulunmasıdır. Ich hatte gestern nicht in die Schule gehen können. Dün okula gidememiştim. Die Kinder halten in dem Garten spielen dürfen. Çocuklar bahçede oynayabilmişlerdi. Wegen des schlechten Wetters hatten wir den ganzen Tag zu Hause blei­ ben müssen. Kötü hava yüzünden bütün gün evde kalmaya mecbur olmuştuk. Wir hatten in Frankfurt auch unseren alten Lehrer besuchen wollen. F rankfurt'ta eski öğretmenimizi de ziyaret etmek istemiştik. Mein Sohn hatte mir nicht helfen können. Oğlum bana yardım edememişti. Die Touristen hatten in die berühmte Moschee gehen wollen. T uristler meşhur camiye gitmek istemişlerdi. Der Direktor hatte ein Taxi kommen lassen. Müdür bir taksi getirtmişti. Der Arzt hatte dem kranken Mann nicht mehr helfen können. D oktor hasta adama daha fazla yardım edememişti. Sie hatten in der Untergrundbahn eine Französin fragen müssen. Y eraltı treninde bir Fransız hanıma sormak mecburiyetinde kalmışlardı. Die Französin hatte ihnen helfen wollen, aber sie hatte nicht helfen k önnen. F ransız hanım onlara yardım etmek istemişti, ama o yardım edememişti. Sie hatten mit einem Schiff nach Marseilles fahren müssen. Bir gemiyle Marsilya'ya gitmek mecburiyetinde kalmışlardı. —5— Yukarıda können, müssen, wollen,... cinsinden yardımcı fiillerle yapıl­ mış Plusquairperfekt halinde bulunan cümleler verdik. Görüldüğü gibi b unlar Perfekte çok benzemektedirler. Nasıl Türkçede miş'li geçmiş zaman diğerlerine nazaran az kullanı­ lan bir kipse Plusquamperfekt de Almancada az kullanılan bir kiptir. Yal­ nız bazı muhakkak kullanılmasını gerektiren durumlar vardır. Aynı zamanda meydana gelmemiş iki olaydan söz ederken iki ayrı za­ man kullanılacağı malûmdur .Türkçede o kadar önemli olmayan bu husu­ sa Almancada çok dikkat etmek gerekir. Olaylardan önce meydana geleni bir geçmiş zaman kipiyle belirtilir. Bu kip Almancada Perfekt veya Plusquamperfekttir. Daha sonra mey­ dana gelen olay ise şimdiki zaman veya Imperfekt ile belirtilir. Yalnız bu zamanları keyfi seçemeyiz. E ğer önce meydana gelmiş olan olay Perfekt kullanılarak anlatı lmışsa, bundan sonra meydana gelen muhakkak Şimdiki Zaman kullanılarak anlatılır. Ama önce meydana gelen olay Plusquamperfekt ile belirtilmişse sonra meydana gelen olay Imperfekt kullanılarak anlatılır. Şimdi örnekler görelim. i 1. E r kann nicht ins Kino gehen; Sinemaya gidemez; n sein Vater hat ihm kein Geld g eschickt. babası ona para göndermedi. 2. E r konnte nicht ins Kino gehen; sein Vater hatte ihm kein Geld geschickt. Sinemaya gidemedi; babası ona para göndermemişti. denn ich bin sehr früh aufgestanden. 3 . Ich gehe um 8 Uhr zu Bett, S aat sekizde yatağa gidiyorum, çünkü çok erken kalktım. 4. Ich ging um 8 Uhr zu Bett, S aat sekizde yatağa gittim, denn ich war sehr früh aufgestanden. çünkü çok erken kalkmıştım. —6— Y ukarıdaki örneklerde II numaralı bölümde belirtilen olaylar I nu­ maralı bölümde belirtilenlerden daha önce yapılmışlar, meydana gelmiş­ lerdir. I numaralı bölümde 1 ve 3 numaralı cümleler şimdiki zamandadır, onun için II numaralı bölümdeki bunlara bağlı kısımlarda Perfekt kulla­ nılmıştır. 2 ve 4 numaralı cümleler Imperfekt halindedir, II numaralı bö­ lümün bunlara bağlı kısımlarında onun için Plusquamperfekt kullanıl­ mıştır. Y ukarıda söylediklerimizi kısaca şöyle özetleyebiliriz: sonra yapılan işleri gösteren I numaralı bölümde şimdiki zaman ve Imperfekt kullanıl­ mış, b unların karşılığında II numaralı önce yapılan işleri gösteren bölüm­ de de Perfekt ve Plusquamperfekt yer almıştır. S onra yapılan işi gösteren kısımda şimdiki zaman ve Imperfekt kul­ lanılabileceğini belirtmiştik. Burada Perfekti de kullanabiliriz. O zaman önce yapılan işi gösteren kısımda Plusquamperfekt yer alır. Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz. Ich schrieb am Nachmittag einen Brief; v orher hatte ich meine Aufgaben g emacht. Öğleden sonra bir mektup yazdım; daha önce ödevlerimi yapmıştım. Mein Onkel fuhr nach München; vorher hatte er im Hotel ein Zimmer g emietet. Amcam Münih'e gitti; daha önce otelde bir oda kiralamıştı. Mein Freund ist gestern zurückgekommen; er war im Sommer in Italien gewesen. A rkadaşım dün geri geldi; yazın İtalya'daydı. Endlich findet mein Vater sein Buch; er hat es den ganzen Tag gesucht. N ihayet babam kitabını buluyor; onu bütün gün aradı. H eute bin ich müde, denn ich bin gestern etwas spät ins Bett gegangen. B ugün yorgunum, çünkü dün biraz geç yatağa gittim. Die Kinder freuen sich, denn ihr Vater ist gekommen. Çocuklar seviniyorlar, çünkü babaları geldi. Meine Schuhe waren sauber, denn meine Putzfrau hatte sie gereinigt. Ayakkabılarım temizdi, çünkü temizlikçi kadınım onları temizlemişti. 7— Ich ging in die Schule, denn mein Lehrer hatte mich gerufen. Okula gittim, çünkü öğretmenim beni çağırmıştı. Der Junge ist nicht ins Kino gegangen, denn er hatte den Film vorher gesehen. Çocuk sinemaya gitmedi, çünkü filmi daha önce görmüştü. Das Mädchen kann mit ihren Freundinnen spielen, denn sie hat ihre Auf­ gaben gemacht. Kız kız arkadaşlarıyla oynayabilir, çünkü ev ödevlerini yaptı. Die Mutter konnte die Mappe nicht finden, denn ihr Sohn hatte sie unter d as Bett gelegt. Anne çantayı bulamadı, çünkü oğlu onu yatağın altına koymuştu. Die Kinder haben sich etwas verspätet, denn sie hatten den Weg ver­ loren. Çocuklar biraz geciktiler, çünkü yolu kaybetmişlerdi. Die Frau freut sich sehr, denn ihre Tochter hat ihr Blumen geschenkt. Kadın çok seviniyor, çünkü kızı ona çiçekler hediye etti. Wir bleiben nicht in Frankreich, denn letztes Jahr sind wir dort gewesen. F ransa'da kalmıyoruz; çünkü geçen sene oradaydık. Der Bauer konnte diesen Traktor nicht kaufen, denn er hatte kein Geld g ehabt. Çiftçi bu traktörü alamadı, çünkü parası yoktu (yokmuş). J etzt wohnen wir bei unserem Onkel; vorher sind wir in einem Hotel ge­ blieben. Şimdi amcamızın yanında oturuyoruz; daha önce bir otelde kaldık. H asan Bey kaufte zwei neue Traktoren, denn er hatte seine v erkauft. H asan Bey iki tane traktör satın aldı, çünkü atlarını satmıştı. Pferde Der Arzt konnte sein Auto nicht finden, denn sein Sohn war damit in die S tadt gefahren. D oktor otomobilini bulamadı, çünkü oğlu onunla şehre gitmişti. F nser Autobus war sehr alt; wir hatten ihn vor zehn Jahren gekauft. Otobüsümüz çok eskiydi; onu on yıl önce satın almıştık. —8— Önce meydana gelen olayla sonra meydana gelen olay arasındaki za­ man farkı Türkçede Almancadaki kadar önemli değildir. Bu bakımdan bu konunun anlaşılması biraz güç olabilir. Yukarıdaki örnekleri ve açıkla­ maları iyice incelemeniz çok yararlı olur. A şağıda Plusquamperfektin g österen bir kalıp veriyoruz: haben, sein'in Imtperfekti l eh w ar Der Junge h atte Mein Vater h atte w arst Du W ir h atten w ar D as Kind özne diğer kelimeler kullanılışını P artizip Perf. in Italien drei Jahre geblieben. hier auf diesem Stuhl gesessen. mir dieses Buch gegeben. g estern in die Stadt g efahren. u nsere Hände nicht gewaschen. in die Schule gegangen. Bir cümlede ayrı ayrı zamanlarda meydana gelmiş iki olaydan söz edi­ liyorsa bu olaylar ayrı ayrı kipler kullanılarak belirtilir. Kipler keyfi ola­ rak seçilmez. Aşağıdaki sıra izlenmelidir: Cümledeki sonra meydana gelmiş olay şimdiki zaman ise I mperfekt ise Ptamlamaları yaparken veya diğer hallerde özel ön isim­ lerin önlerine artikel konur. Eğer isim bir erkek ismiyse d er, kadın ismiyse die kullanılır. Okuma parçasında d a Wolfgang'm önüne der konul­ muş ve bir sıfat tamlaması yapılarak d er kleine Wolfgang - küçük Wolfgang şeklinde kullanılmıştır. F rankfurt a m Main, Frankfurt şehrinin diğer bir ismidir. İkisi de kullanılabilir. «Allah» anlamına gelen Gott kelimesi çoğu zaman artikeîsiz kullanılır. Artikelli kullanmak gerektiği zaman (örneğin sıfat tamlamalarında) d er a rtikelini alır. J OHANN WOLFGANG VON G OETHE A us Goethes Kindheit J ohann Wolfgang von Goethe i st D eutschlands grösster u nd b erühmtester Dichter. A m 28. A ugust 1749 kam er in F rankfurt a m Main zur Welt. Seine Mutter w ar eine fröhliche Frau. Sie e rzählte dem kleinen Wolf­ gang viele Märchen u nd Geschichten. Der kleine Wolf gang hörte m it g rossen Augen u nd heissen Wangen aufmerksam zu. Manchmal musste sein Mütterlein mitten i m Märchen abbrechen; dann dachte e r es s elbst weiter. Oft fand e r das r ichtige Ende und f reute sich sehr. Später a ls J unge erfand e r selbst Märchen u nd e rzählte sie seinen Freunden. Sie h örten ihm immer gern zu, d enn e r konntei interessant erzählen und die F reunde k onnten sich alles g ut v orstellen. Wolfgang besuchte n ur für eine kurze Zeit eine öffentliche Schule. D ann w ar sein Vater sein wichtigster Lehrer. Wolfgangs Vater w ar in F rankfurt ein a ngesehener Mann. E r war ein e rnster u nd s trenger Lehrer seines Sohnes. Wolfgang w ar ein k luger Junge. E r l ernte leicht und schnell und behielt alles leicht im G edächtnis. So war er immer m it seinen Aufgaben bald fertig. Langeweile kannte e r n icht. E r las s ehr gerne. Weil es aber damals noch keine Kinderbücher g ab, las er die B ücher seines V aters u nd seines Onkels. A ls kleiner Junge hatte e r eine Puppenbühne u nd f ührte m it s einer S chwester Cornelia Puppenspiele für die N achbarkinder auf. S päter spielte e r i n s elbstgemachten Kostümen m it seinen Freunden Theater. Oft b esuchte e r die Vorstellungen im S tadttheater. Schon früh dachte e r über die Dinge d es L ebens. I n Lissabon e reignete sich ein f urchtbares Erdbeben. E r war s echs Jahre a lt. Viele —7— Menschen waren damals gestorben, und von der ganzen Stadt war kein einziges Haus stehengeblieben. Wie konnte Gott, der Herr des Himimels und der Erde, so etwas erlauben? Wie konnte er mit den bösen Menschen so viele gute Menschen in den Tod schicken? Das konnte der kleine Wolfgang nicht verstehen. A ber Gott schickt den Menschen auch viel Gutes und Schönes. Da­ rüber vergass er das schreckliche Unglück mit der Zeit. Aber oft dachte er ü ber Gott. S päter schrieb Goethe viele Gedichte und andere Werke und erfreute d amit die Menschen. ÜberaK kennt man seine Werke. I n Frankfurt kann man noch heute sein Geburtshaus sehen. Es war w ährend des zweiten Weltkriegs zerstört. Die Müllers, Ahmet und Zey­ nep besuchten am dritten Tag ihrer Ankunft dieses Haus. Ahmet und Zeynep fanden es sehr interessant. Ahmet kaufte dann einen Gedichtband von Goethe. Goethe lebte später in Weimar als Staatsminister. Dort vollendete er auch sein berühmtestes Werk, die Tragödie «Faust». J ohann Wolfgang von Goethe starb in 1832, im hohen Alter von 83 J ahren, in Weimar. J OHANN WOLFGANG VON GOETHE. Goethe'nin çocukluğundan J ohann Wolfgang von Goethe Almanya'nın en büyük ve en meşhur y azarıdır. 28. Ağustos 1749 da Frankfurt am Main'da dünyaya geldi. Annesi neşeli bir kadındı. Küçük Wolfgang'a birçok masallar ve hi­ kâyeler anlatırdı. Küçük Wolf gang büyük (iri) gözlerle ve kızgın yanak­ larla dikkatle dinlerdi. Bazen anneciği masalın ortasında ara vermek zo­ runda kalırdı; o zaman kendi düşünmeye devam ederdi. Ekseriya doğru sonu bulur ve sevinirdi. Sonraları çocukken (çocuk olarak) kendi masallar u ydururdu ve onları arkadaşlarına anlatırdı. Onlar onu daima seve seve dinlerlerdi, çünkü enteresan anlatabiliyordu ve arkadaşlar hepsini iyice t ahayyül edebiliyorlardı. Wolfgang sadece kısa bir zaman için resmi bir okula gitti. Sonra ba­ bası en önemli öğretmeniydi. Wolfgang'm babası Frankfurt'ta hatırı sa­ yılır bir adamdı. O oğlunun ciddi ve sert bir öğretmeniydi. Wolfgang akıllı bir çocuktu. Kolay ve çabuk öğrenir ve herşeyi kolayca aklında t utardı. Böylece her zaman ödevlerini kısa zamanda bitirirdi. Can sıkın­ tısı tanımazdı. Çok seve seve okurdu. (Okumayı çok severdi.) Ama o z amanlar çocuk kitapları olmadığı için o babasının ve amcasının kitapla­ rını okurdu. —8— Küçük bir çocuk olarak bir kukla sahnesi vardı ve kızkardeşi Corne­ lia ile komşu çocukları için kukla temsilleri verirdi (temsil ederdi.) Son­ raları kendi yaptığı kostümlerle arkadaşlarıyla tiyatro oynardı. Ekseri­ ya şehir tiyatrosundaki temsillere giderdi. D aha erkenden hayatın şeyleri hakkında düşündü. Lizbon'da kor­ kunç bir zelzele vukua geldi. Altı yaşındaydı. O zamanlar birçok insan ölmüştü ve bütün şehirden bir tek ev ayakta kalmamıştı. Göğün ve ye­ rin efendisi Allah böyle birşeye nasıl izin verebilirdi? Kötü insanlarla bu kadar iyi iyi insanı da nasıl ölüme gönderebilirdi? Küçük Wolf gang b unu anlayamıyordu. Ama Allah insanlara birçok iyi ve güzel şeyler de gönderir. Bunun üzerine feci faciayı zamanla unuttu. Ama ekseriya Allah hakkında dü­ şündü. S onraları Goethe birçok şiirler ve diğer eserler yazdı ve bunlarla ih­ sanları sevindirdi. Eserleri her yerde tanmır. F rankfurt'ta daha bugün doğduğu ev görülebilir. İkinci dünya sa­ vaşı sırasında tahrip edilmişti. Müllerler, Ahmet ve Zeynep varışlarının üçüncü günü bu evi ziyaret ettiler. Ahmet ve Zeynep onu çok enteresan b uldular. Ahmet sonra Goethe'rıin bir şiir kitabını satm aldı. Goethe sonraları Weimar'da bakan olarak yaşadı. Orada da en meş­ hur eseri, «Faust» trajedisini tamamladı. J ohann Wolfgang von Goethe 1832 de, 83 gibi yüksek bir yaşta, Wei­ mar'da öldü. a bbrechen •Q»LniLt«KiHL»ı> ich du er, sie, es wir ihr sie, Sie b ehalten ich du er, sie, es wir ihr sie, Sie b ehalte behältst behält b ehalten b ehaltet behalten ich du er, sie, es wir ihr sie. Sie breche...ab brjchst...ab brieht...ab brechen...ab b recht...ab brechen...ab sterben sterbe stirbst stirbt sterben sterbt sterben Almanca ders: 88 T EST M A Boş bırakılan yerleri doldurunuz. 1 — E r konnte keine Bucher kaufen, denn sein Vater ihm kein Geld geschickt. 2 — Ich muss etwas früh ins Bett gehen, denn ich sehr früh aufgestanden. 3 — Die Jungen freuen sich, denn ihre Freunde gekonamen. 4 — Er schrieb am Nachmittag einen Brief; v orher er einkaufen gegangen. 5 — Mein Freund ist letzte Woche zurückgekommen; er im Sommer in Frankreich gewesen. 6 — Ich ging am die Tafel, denn der Lehrer mich gerufen. 7 — Unser Auto ist sehr alt, denn wir es vor zwanzig Jahren gekauft. 8 — Die Kinder dürfen ins Kino gehen, denn sie ihre Aufgaben gemacht. 9 — Der Student lebt bei einem Freund; vorher er in einem Hotel geblieben. 10 — Ich konnte mein. Buch nicht finden, denn meia Bruder es mitgenommaen. B A Listesi B Listesi 1 — Wer hatte dir dieses schöne A — Kızkardeşim İstanbul'da dünHandtuch geschenkt? yaya geldi. 2 — W ährend der Fahrt hatte der B — Turistler meşhur müzeyi ziyaalte Mann immer geschlafen. ret etmek istediler. 3 — E s gibt hier einen grossen C — Kim sana bu güzel mendili heLaden. diye etmişti? 4 — E s gibt in unserem Dorf D — Odamızda eski bir elbise dolabı zwei grosse Kinos. var. 5 — Die Touristen hatten das be- E — Onun adı çok uzundur. Kolayrühmte Museum besichtigen ca akılda tutulamaz. wollen. F — Evimizde mutfak yoktu. 6 — Welche Schule besuchen Sie? G — Turistler meşhur müzeyi ziya1 — I n unserem Zimmer gab es ret etmek istemişlerdi. einen alten Kleiderschrank. H — İhtiyar adam yolculuk sırasın8 — Es hat in unserem Haus da hep uyumuştu. keine Küche gegeben. İ — Burada büyük bir dükkânımız 9 — Meine Schwester ist in var. I stanbul zur Welt gekommen. K — Köyümüzde iki büyük sinema 10 — Sein Name ist sehr lang. var. Man kann es nicht leicht imi L — Hangi okulu ziyaret ediyorsuGedächtnis behalten. nuz? M — Odamızda eski bir elbise dola­ bı vardı. N — H angi okula gidiyorsunuz? O — B urada büyük bir dükkân v ardı. B A Listesi 1 — Bizim köyde ortaokul yoktu. 2 — Bu aleti babam icat etti. 3 — S aat sekize kadar ev ödevle­ rimi bitiremem. 4 — Anne masallar uyduruyor ve onları çocuklarına anlatıyor. 5 — H er hafta arkadaşlarımla si­ nemadaki temsillere giderim. 6 — Geçen hafta amcamı ziyaret etmiştim. 7 — Oğlum çok akıllıdır. Bütün kelimeleri kolayca aklında t utabilir. 8 — D ört yıl önce burada büyük bir park vardı. 9 — D oktorun komşu köyde bü­ yük bir çiftliği varmış. 10 — Onun erkek kardeşi çok meş­ hur bir yazarmış. ß Listesi A — Mein Sahn ist sehr klug. Er kann alle Wörter isn Gedächt­ nis behalten. B — Ich hatte letzte Woche meinen Onkel besucht. C — Der Arzt hatte in diem Nach­ bardorf einen grossem Bauern­ hof. D — E s gab keine Mittelschule in unserem Dorf. E — Diesen Apparat hat mein Va­ ter erfunden. F — Wir haben in unserem Dorf keine Mittelschule gehabt. G — Sein Bruder war ein sehr be­ rühmter Dichter gewesen. H — Ich kanm bis acht Uhr mit meinen Hausaufgaben nicht fertig werden. İ — Ich besuche jede Woche mit meinen Freunden die Vorstel­ lungen im Kino. K — Vor vier Jahren hat hier einen grossen Park. L — Die Mutter erfindet Märchen und erzählt sie ihren Kindern. M — • Ich kann bis acht Uhr meine Hausaufgaben nicht fertig werden. N — Vor vier Jahren gab es hier einen grossen Park. T est 43'ün yapılmış şekli A. 1 — sondern 2 — aber 3 — um 4 — ohne 5 — weil 6 — weil 7 — dienn 8 — aber 9 — sondern 10 — ohne 11 — weil 12 — aber 13 — denn 14 — denn 15 — weil B. 1 — E 2 — G 3 — K 4 — F 5 — H 6 — İ 7 — A 8 — C C. 1 — D 2 — L 3 — F 4 — K 5 — B 6 - A 7 — İ 8 — C F. 1 — Der Bauer ging in die Stadt, uim sich über die neuen kühe zu er­ kundigen. 2 — AU will nach Ankara fahren, um seinen Vater zu besuchen. iiii] I lıy IM I rrrnrî 89 CorrfsqonDfncf jnstitute | ALMANCA DERSLE L E H R S T Ü C K N E U N U N D ACHTZIG W ENN ş art cümleleri Türkçede olduğu gibi Almancada da şart cümleleri iki kısımdan mey­ dana gelir. Birinci kısım bir şart bildiren kısımdır, ikincisi ise o şart o1 duğu takdirde hasıl olacak durumdur. A hmet'i görürsem ona bir kitap vereceğim. Bu cümlede de görüldüğü gibi şartı gösteren kısım «Ahmet'i görür­ sem» dir. Bu olayın olması halinde kitap verilecek, olmaması halinde ise k itap verilmeyecektir. Kitabın verilmesi işi Ahmet'in görülüp görülme­ mesine bağlıdır. Şu halde bir şart cümlesinde biri şartı ileri süren ve yan cümleciği teşkil eden, diğeri de esas olan iki cümleciğin olması gerekir. Y ukarıdaki örnekte «Ahmet'i görürsem» yan cümlecik, «ona bir ki­ tap vereceğim» ise esas cümleciktir. Daha önce de bazı yan cümlecikler g örmüş ve bunlar için bazı genel kurallar vermiştik. Bu kurallar wenn [ven] ile yapılan yan cümlecikler için de geçerlidir. Burada gene bu ku­ ralları kısaca hatırlatalım: 1 — Y an cümlecik ve esas cümlecik birbirlerinden bir virgülle ayrılırlar. 2 — Yan cümleciğin fiili özneye göre çekimlenerek en sonda yer alır. 3 — Yan cümlecikte haben, sein, werden veya können, wollen,... cinsin­ den bir yardımcı fiil varsa bu özneye göre çekimlenerek yan cüm­ leciğin en sonunda, yan cümleciğin esas fiilinin arkasında yer alır. 4 — Yan cümleciğin fiili ayrılabilen bir fiil ise bunun takısıyla esas fiil kısmı birbirinden ayrılmadan en sonda yer alır. _ 2— 5 — Yan cümlecik önce de gelebilir. O zaman virgülden sonra esas cüm­ leciğin fiili yer alır. Cümlenin Türkçe anlamında bir değişiklik olmaz. Almancada şart bildiren cümlenin zamanı ekseriya şimdiki zamandır ve şartı bildiren bu yan cümleciğin başında wenn [ven] kelimesi bulunur. Wenn ile yapılan bu yan cümlecikler yukarıda kısaca sıraladığımız ve da­ ha önceki derslerde örnekler verdiğimiz kurallara uyarlar. Wenn, «şayet, eğer, ise, -se, -sa» anlamına gelir. I ch sehe I ch sehe Ahmet. wenn ich sehe... wenn ich Ahmet sehe... wenn ich lerne... wenn ich Deutsch lerne... wenn ich gehe... wenn ich schreibe... wenn wenn wenn wen» wenn er vergisst... sie kommt... diu gibst... wir verkaufen... es regnet... g orurum A hmet'i görürüm. g örürsem A hmet'i görürsem öğrenirsem Almanca öğrenirsem gidersem y azarsam u nutursa gelirse v erirsen s atarsak y ağmur yağarsa ... Ahmet'i görürsem Ona bir kitap vereceğim. A hmet'i görürsem ona bir kitap ve­ receğim. wenn ich Ahmet sehe... Ich werde ihm ein Buch geben. Wenn ich Ahmet sehe, werde ich ihm ein Buch geben. wenn ich gehe... ... gidersem I ch werde sie sehen. srde Onları göreceğim. Wenn ich dorthin gehe, werde ich Oraya gidersem onları göreceğim., sie sehen ıen. wenn ich lerne... wenn ich Deutsch lerne... I ch werde nach Deutschland fahren. Wenn ich Deutsch lerne, werde ich nach Deutschland fahren. ... öğrenirsem ... Almanca öğrenirsem Almanya'ya gideceğim. Almanca öğrenirsem Almanya'ya gideceğim. seksendokuzuncu ders 3— wenn ich schreibe... wenn ich einen Brief schreibe... Wenn ich einen Brief schreibe, freuen sich meme Eltern. ... yazarsam ... bir mektup yazarsam Bir mektup yazarsam ebeveynim se­ vinir. wenn er vergisst... ... unutursa wenn er die Wörter vergisst... kelimeleri unutursa Wenn er die Wörter vergisst, kann Kelimeleri unutursa Almanca -ögreer n icht Deutsch lernen. nemez. wenn sie kommt... . gelirse wenn sie nach Hause kommt... , . eve gelirse Wenn sie nach Hause kommt, wird E ve gelirse sizi görecek. sie euch sehen. wenn du gibst... wenn du ihm ein bisschen Geld gibst... W em du ihm ein bisschen Geld gibst, wird er glücklich sein. wenn wir verkaufen... wenn wir unser Haus verkaufen... Wenn wir unser Haus verkaufen, kaufen wir einen Traktor. .. verirsen ... ona birazcık para verirsen Ona birazcık para verirsen mutlu olacak. s atarsak .. evimizi satarsak Evimizi [satarsak bin traktör satın alırız. wenn es regnet... . y ağmur yağarsa Wir können keinen Ausflug Piknik yapamayız. i rachen. Wenn es regnet, können wir keinen Yağmur yağarsa piknik yapamayız. Ausflug machen. Türkçede şart cümlesinin önce, esas cümleciğin sonra söylenmesine k arşın Almancada hangisi önce söylenirse söylensin farketmez. Yukarı­ daki örneklerde şartı gösteren yan cümlecik önce yer almaktadır. Bu du­ rumda sonra gelen esas cümleciğin fiili hemen virgülden sonra, yani yan cümlecikten hemen sonra yer almaktadır. Aşağıdaki örneklerde ise esas cümlecik başta yan cümlecik sonda y er almaktadır. Bu durumda esas cümleciğin fiili olduğu ysrde kalır. E sas cümlecikte bir değişiklik olmaz, sadece sonuna yan cümlecik ekle­ nir ve aynı şekilde Türkçeye çevrilir. * -« 4 — Wenn ich gehe, sehe ich meinen B ruder. Ich sehe meinen Bruder, wenn ich gehe. Wenn sie die Zimmer aufräumt, k ann sie gehen. Sie kann gehen, wenn sie die Zimmer aufräumt. Wenn du hier sitzt, sehen sie dich. Sie sehen dich, wenn du hier sitzt. Gidersem erkek kardeşimi görürüm. Gidersem erkek kardeşimi görürüm. Odaları toplarsa gidebilir. Odaları toplarsa gidebilir. Burada oturursan seni görürler. Burada oturursan seni görürler. Y ukarıdaki cümleler size şart cümlelerinin kuruluşu hakkında bir fikir verdiler. Ama biz gene de daha önceki derslerimizde yaptığımız gibi birkaç cümleyi adım adım inceleyerek ve analizini yaparak birlikte ku­ ralım. Örneğin, «Turist şehirde oda bulmazsa bir köyde kalır.» cümlesini ele alalım. Yan cümlecik, «turist şehirde oda bulmazsa» şeklindedir. Bunu önce n ormal bir cümle olarak Almancaya çevirelim. Der Tourist findet in der Stadt kein Zimmer. T urist şehirde oda bulmaz (bulmuyor.) Bu cümleyi yukarıda verilen şart cümlesi haline getirmek için önüne wenn getirip fiilini de en sona götürürüz: wenn der Tourist in der Stadt kein Zimmer findet t urist şehirde oda bulmazsa E sas cümlecik ise «bir köyde kalır» şeklindedir. Bu gayet kolay Al­ mancaya çevrilir. E r bleibt in einem Dorf. Bir köyde kalır. H er iki cümleciği birleştirirken yan cümlecik önce gelirse esas cüm­ leciğin fiili araya konan virgülden hemen sonra yer alır. Esas cümleciğin diğer kelimeleri bunu takip ederler. —5— Wenn d er T ourist in der S tadt kein Zimmer ftolie%< bleibt e r in einem Dorf. T urist şehirde oda bulmazsa bir köyde kalır. Yan cümlecik önce geldiği için esas cümleciğin fiili bleibt virgülden hemen sonra bulunmaktadır. Aynı şekilde esas cümlecik önce, y an cümlecik sonra gelebilir. Der Tourist bleibt in einem Dorf, wenn e r in der S tadt keim Zimmer findet. T urist şehirde oda bulmazsa bir köyde kalır. Görüldüğü gibi cümlenin Türkçe anlamında bir değişiklik olmaz. Yal­ nız Almancası ufak bir değişikliğe uğrar. Yukarıdaki cümle aslında E r bleibt in einem Dorf, wenn d er T ourist in der S tadt kein Zimmer findet. şeklinde olmalıydı. A ma ilk cümlede er=o deyip, bu «o» ile belirtilen kişi­ nin kim olduğu (bu ö rnekte yani bir t urist olduğunu) ikinci cümlecikte belirtmek hoş değildir. Onun için önce gelen esas cümlecikte özne olan e r yerine d er T ourist gelir ve bunu takip eden y an cümlecikte de der T ourist yerine e r gelir. Cümlenin Türkçe anlamında hiçbir değişiklik olmayacağını gene özellikle belirtelim. Böyle bir değiştirme ancak iki cümleciğin de, ya­ ni y an ve e sas cümleciklerin özneleri aynı olduğu zaman mümkündür. De­ ğişik olduğu zaman böyle bir değiştirme yapılmaz. Şimdi buna bir örnek verelim. «Amcası gelirse çocuk b ir gezinti yapacak.» cümlesini inceleyelim. Yan cümlecik, «amcası gelirse» şeklindedir. Bunu önce normal bir cümle olarak kuralım. Sein Onkel kommt. Amcası gelir, (veya «geliyor») Ve sonra önüne wenn ekleyip, fiili en sona alarak şart cümlesi ha^ line getirelim. w enn sein Onkel kommt a mcası gelirse Ş art cümlelerini böyle adım adım kurmanız önceleri ç ok faydalı ola­ bilir. Alıştıktan sonra cümlenin şart cümlesini meydana getiren y an cüm­ leciği tespit edip önüne wenn getirdikten sonra fiilini de sona ko­ yarak cümleyi hemen kurabilirsiniz. _ 6— E sas cümlecik D as Kind wird einen Spaziergang machen. Çocuk bir gezinti yapacak. H er iki cümleyi birleştirerek istenilen cümleyi elde ederiz. Wenn sdn Onkel kommt, wird das Kind einen Spaziergang machen. Amcası gelirse çocuk bir gezinti yapacak. Yan cümlecik önce geldiği için esas cümlenin fiili, wird, virgülden he­ men sonra yer almıştır. Wird aslında esas cümleciğin esas fiili değildir, gelecek zamanı teşkil etmek için kullanılan bir yardımcı fiil olduğunu bi­ liyoruz. Ama ikinci yerde bulunduğu için onu virgülün arkasına getiririz. Aynı şey diğer yardımcı fiiller (özellikle können, wollen, m üssen dürfen,...) için de geçerlidir. E sas cümlecik önce de gelebilir. Das Kind wird einen Spaziergang machen, wenn sein Onkel kommt. Amcası gelirse çocuk bir gezinti yapacak. İ ster esas cümleciği, ister yan cümleciği önde kullanmakta serbest­ siniz. Yukarıdaki cümlede her iki cümleciğin de özneleri değişik (sein Onkeî ve das Kind) olduğu için özneler değiştirilmemiştir. Böyle bir de­ ğişikliğin ancak özneler aynı olduğu zaman vs esas cümlecik başa gelince yapıldığını özellikle belirtiriz. Son olarak «Arkadaşım beş dakika içinde gelmezse yalnız sinemaya giderim.» cümlesine bakalım. Yan cümlecik — arkadaşım beş dakika içinde gelmezse Mein Freund kommt nicht in fünf Minuten. A rkadaşım beş dakika içinde gelmez, (gelmiyor) wenn mein Freund nicht in fünf Minuten kommt a rkadaşım beş dakika içinde gelmezse E sas cümlecik — yalnız sinemaya giderim Ich gehe allein ins Kino. Yalnız sinemaya giderim. _ 7— Wenn mein Fıeund nicht in fünf Minuten kommt, gehe ich allein ins Kino. A rkadaşım beş dakika içinde gelmezse yalnız sinemaya giderim. Veya I ch gehe allein ins Kino, wenn mein Freund nicht in fünf Minuten k ommt. A rkadaşım beş dakika içinde gelmezse yalnız sinemaya giderim. Şimdi daha başka örnekler görelim. E sas cümlecik yerine bir soru cümlesi veya bir emir cümlesi de gele* bilir. O zaman bunu en başta kullanmak doğru olur. Başa gelen bu so­ ru cümlesinde veya emir cümlesinde hiçbir değişiklik olmaz. Şartı göste­ ren ve wenn ile başlayan yan cümlecik bunun arkasına eklenir. Aralarına bir virgül konur. W as machst du? Ne y aparsın? Dein Freund kann nicht kommen. Arkadaşın gelemez. B unları bir şart cümlesi halinde birleştirirsek: W as machst du, wenn dein Freund nicht kommen1 kann. A rkadaşın gelemezse ne yaparsın? K ommst du auch zu mir, wenn Peter kommt? P eter gelirse sen de bana gelir misin? Wo kann der Student wohnen, wenn er in der Stadt keine Bekannten h at? Şehirde tanıdıkları yoksa öğrenci nerede oturabilir? Von wem kannst du Geld bekommen, wenn dein Vater dir kein GeM s chickt? B aban para göndermezse kimden para alabilirsin? Schreibe die Übungen noch einmal! Du hast sie falsch geschrieben. Ç alıştırmaları bir kere daha yaz! Onlan yanlış yazmışsın. Schreibe die Übungen noch einmal, wenn du sie falsch geschrieben h ast! Yalnış yazdıysan çalıştırmaları bir kere daha yaz! N ehmt dieses Buch, wenn ihr es lesen wollt! Okumak isterseniz bu kitabı alın! -8Das kleine Kind freut sich sehr, wenn seine Tante ihm ein. Gjeschenk bringt. Teyzesi ona bir hediye getirirse küçük çocuk çok seviniyor. Wir können nicht nach Italien fahren, wenn wir keinen Pass haben. P asaportumuz yoksa italya'ya gidemeyiz. Bleibe zu Hause, wenn du krank bist! H astaysan evde kal! I ch kann dir keinen Brief schreiben, wenn du mir deine Adresse nicht gibst. Bana adresini vermezsen sana mektup yazamam. Wenn Sie den Weg nicht kennen, kann mein Sohn mit Itfnen kommen. Yolu tanımıyorsanız, oğlum sizinle gelebilir. Wenn der Schüler die Aufgaben nicht versteht, muss er den Lehrer fragen. Öğrenci ödevleri anlamazsa öğretmene sormak mecburiyetindedir. Die Kinder werden zu Hause bleiben, wenn das Wetter schlecht ist. H ava kötüyse çocuklar evde kalacak. Wenn ihr den neuen Film noch nicht gesehen habt, musst ihr ihn sehen. Yeni filmi daha görmediyseniz onu görmelisiniz. Wir können dich nicht verstehen, wenn du schnell sprichst. Hızlı konuşursan seni anlayamayız. W as mache ich, wenn die Zollbeamten meine Koffer kontrollieren? Gümrük memurları benim bavullarımı kontrol ederlerse ne yaparım? Wenn d er Schüler nicht zum Unterricht kommt, lernt er nichts. Öğrenci derse gelmezse hiçbirşey öğrenemez. Die Kinder helfen der Mutter, wenn sie viel Arbeit hat. Çok işi varsa çocuklar anneye yardım ederler. Wenn die Grossmıutter ein Märchen erzählt, sprechen die Kinder n icht. Büyük anne bir masal anlatırsa çocuklar konuşmuyorlar. Die Jungen spielen im Garten, wenn das Wetter schön ist. H ava güzelse çocuklar bahçede oynarlar. Wenn ich Herrn Müller heute im Büro sehe, werde ich mit ihm sprechen. Bay Müller'i bugün büroda görürsem onunla konuşacağım. iiııııı Mı UM! ALMANCA DERSLERİ 90 LEHRSTÜCK ÖZET NEUNZIG Son on derste daha çok yan ve esas cümlecikler üzerinde durduk. Bazı yan cümlecikler öğrendik. Burada sırayla bunları tekrar hatırlatalım. Um ... zu ve ohne ... zu ile yapılan yan cümlecikler anlam bakımmc dan birbirlerine benzememelerine rağmen yapı bakımından birbirlerinin ay­ nıdırlar. Bu yüzden ikisini de bir arada incelemek yararlı olur. Uiıa . . zu [um tsu] «Sigara içmek için dışarı çıkıyorum. - Yeni filmi g örmek için sinemaya gidiyorum.» gibi cümlelerde rastlanan «için» keli­ mesinin karşılığıdır. Böyle cümleleri Almancaya çevirmeden önce iki kısma ayırmak fay­ dalı olur. Örneğin, «Çocuk arkadaşlarıyla oynamak için bahçeye gidiyor.» cümlesini «çocuk bahçeya gidiyor» ve «arkadaşlarıyla oynamak için» gibi iki kısma ayırabiliriz. İkinci kısım çocuğun niçin bahçeye çıktığını, yani b ir işin niçin yapıldığını gösterir ve um ... zu yardımıyla Almancaya çev­ rilir. Diğer kısım, yani esas cümlecik ise olduğu gibi Almancaya çevri­ lebilir. D as Kind geht in den Garten Çocuk bahçeye gidiyor. uiB mit seinen Freunden zu spielen a rkadaşlarıyla oynamak için _ 2— İkisini birleştirerek cümlenin tamamını elde ederiz: D as Kind geht in den Garten, um mit seinen Freundlen zu spielen. Çocuk arkadaşlarıyla oynamak için bahçeye gidiyor. Bu örnekte gördüğümüz gibi, bir işin niçin yapıldığını gösteren kıs­ mın fiili mastar halinde, yani hiçbir değişiklikliğe uğramadan (Türkçede de olduğu gibi) mastar halinde zu kelimesinden sonra yer alır. Bu kısmın diğer kelimeleri ise um ile zu arasında yer alır. Esas cümlecik ile um ile b aşlayan cümlecik arasında bir virgül bulunur. O hne... zu ise «Eve uğramaksızm sinemaya gidiyorum. — Annemi görmeden Avrupa'ya hareket ettim.» gibi cümlelerde görülen «-sizin, -sı­ zın» veya daha çok «-madan, -meden» gibi fiilin sonuna eklenen takılar y ardımıyla Türkçeye çevrilir. Ohne .. zu aynı um ... zu gibi kullanılır. Örneğin, «Bir hediye almadan arkadaşımı ziyaret ediyorum.» cümle­ sini Almancaya çevirelim. Ich besuche meinen Freund. A rkadaşımı ziyaret ediyorum. ohne ein Geschenk zu kaufen Bir hediye (satın) almadan l eh besuche meinen Freund, ohne ein Geschenk sau kaufen. Bir hediye (satın) almadan arkadaşımı ziyaret «diyorum. Um ... zu ve ohne ... zu ile cümle kurarken dikkat etmemiz gereken bazı özel durumları aşağıda sıralıyalım. Yan cümlecikte (um... zu ve ohne... zu ile başlayan cümlecik) können, wollen, müssen,... cinsinden bir yardımcı fiil varsa bu zu'dan s onra yer alır. Yan cümleciğin esas fiili zu'dan önce gelir. I ch mache schnell meine Aufgaben, um mit meinen Freunden spielen zu können. A rkadaşlarımla oynayabilmek için çabucak ödevlerimi yapıyorum. Der alte Mann liegt im Bett, ohne etwas essen zu dürfen. Yaşlı adam birşey yiyemeden yatakta yatıyor. doksanıncı ders —3— Yan cümlecikte ayrılabilen bir fiil varsa zu takısı ayrılan takıyla ay­ rılabilen fiilin esas fiil kısmı arasına girer. Bunların hepsi birden bitişik yazılır. D as Mädchen geht um acht Uhr ins Bett, um morgen früh aufzustehen. Kız yann erken kalkmak için saat sekizde yatağa gidiyor. Der Mann wartet vor dem Bahnhof, ohne in den Zug einzusteigen. Adam trene binmeden istasyonun önünde bekliyor. Um zu ve ohne zu ile yapılan cümleler diğsr zamanlarda da bu­ lunabilirler. O zaman gene yan cümlecikte bir değişiklik olmaz. Sadece e sas cümleciğin zamanı değişir. Wir fuhren in die Stadt, um neue Kleider zu kaufen. Yeni elbiseler satın almak için şehre gittik. Die Kinder sind ins Kino gegangen, ohne ihren Vater zu fragen. Çocuklar babalarına sormadan sinemaya gittiler. l eh hatte die ganze Nacht gearbeitet, ohne zu schlafen,. U yumadan bütün gece çalışmıştım. n Weil [vayl] kelimesiyle de başka yan cümlecikler yapılır. Weil yerine da [da] kelimesi de kullanılabilir. İkisini de «için» şeklinde Türkçeye çe­ virmek mümkündür. Um . zu da böyle Türkçeye çevriliyordu. Ama weil ile arasında önemli farklar vardır. Umı zu ile yapılan yan cümleciğin öznesi yoktur, içindeki fiil mastar halinde bulunur. Bu fiil Türkçeye çev­ rilirken de aynen mastar olarak kalır. (Okula GİTMEK için erken kal­ kıyorum.) Weil ile yapılan yan cümleciğin ise aşağıdaki örneklerde gö­ receğimiz gibi bir öznesi vardır ve fiili bu özneye göre çekimlenir. Weil ile yapılan cümleleri de esas cümlecik ve yan cümlecik olmak üzere iki kısma ayırarak incelemek mümkündür. Yan cümlecik weil ile b aşlar ve fiili sonunda bulunur. _ 4— I ch kann keine Bücher kaufen, weil ich kein Geld habe. P aram olmadığı için kitaplar satın alamam. Weil ich nach Frankreich fahre, besuche ich meine alten Freunde. F ransaya gittiğim için eski arkadaşlarımı ziyaret ediyorum. Die Kinder liebten die Grossmutter sehr, weil sie ihnen Märchen e rzählte. Çocuklar, onlara masal anlattığı için büyük annelerini çok sever­ lerdi. D er Junge dankte seiner Mutter, weil sie sein ?immer aufräumte. Çocuk odasını topladığı için annesine teşekkür etti. Da Herr Schmitt ein berühmter Arzt ist, hat er keine Zeit. B ay Schmitt meşhur bir doktor olduğu için vakti yok. m Wenn [venj ile yapılan cümlecikler yapı bakımından weil ile yapılan­ ların aynısıdır. Wenn ile yapılan yan cümlecik bir şart gösterir. Bu keli­ meyi «eğer, şayet» veya fiile eklenen «-se, -sa» gibi eklerle Türkçeye çe­ virmek mümkündür. Wenn ile yapılan yan cümleciğin zamanı çoğunluk­ la şimdiki zamandır. Wenn sie früh aufstehen, können sie mit dein Zug fahrten. E rken kalkarlarsa trenle gidebilirler. Wenn dieser Herr ein Arzt ist, kann er uns helfen. Bu bey bir doktorsa bize yardım edebilir. Wenn die Äpfel billig sind, kaufe ich drei Kilos. E lmalar ucuzsa üç kilo satın alırım. Wenn er ein guter Freund ist, gibt er dir etwas Geld. i yi bir arkadaşsa sana biraz para verir. I ch gehe nicht ins Kino, wenn der Film schlecht ist. Filim kötüyse sinemaya gitmem. Du kannst kein Deutsch lehren, wenn du kein guter Lehrer bist. İyi bir öğretmen değilsen Almanca öğretemezsin. Şimdi hem weil, hem wenn ve hem de ileride öğreneceğimiz yan cüm­ lecikler için geçerli olan genel kurallar verelim. —5— 1 — Yan cümleciğin fiili özneye göre çekimlenerek yan cümleciğin EN SONUNDA yer alır. Her yan cümleciğin bir öznesi vardır. weil ich mit meinen Freundien SPİEL.E - a rkadaşlarımla oynadığım için wenn die Kinder ihren Vater SEHEN — çocuklar babalarını gö­ rürlerse 2 — Yan cümlecik hiçbir zaman tek başına kullanılamaz, daima bir e sas cümleciğin yanında bulunur. Bir esas cümlecik ise tek başına bulunabilir. 3 — Yan ve esas cümleciklerin arasına bir virgül konur. Weil ich nıit meinen Freunden spiele, kann; ich nicht kommen. A rkadaşlarımla oynadığım için gelemem. Die Kinder werden sich sehr freuen, wenn sie ihren Vater sehen. Çocuklar babalarını görürlerse çok sevinecekler. 4 — P erfekt, Plusquamperfekt ve gelecek zamanda (wenn çoğunlukla şimdiki zamanla kullanılır) yardımcı fiil (haben, sein, werden) öz­ neye göre çekimlenerek yan cümleciğin en sonunda, yan cümleciğin e sas fiilinin arkasında yer alır. Können, wollen, müssen,... cinsin­ den yardımcı fiiller de yan cümleciğin en sonunda bulunurlar1. I ch gehe nicht in die Schule, weil ich meine Hausaufgaben1 nicht g emacht HABE. E v ödevlerimi yapmadığım için okula gitmiyorum. Wenn du das Buch noch nicht gelesen HAST, gehe ich e s dir. K itabı daha okumadıysan sana onu veririm. E r muss zu Hause bleiben, weil seine Freunde kommen WERDEN. A rkadaşları geleceği için evde kalmak mecburiyetindedir. Ich werde mich sehr freuen, wenn du nächstje Woche mich besuchen KANNST. Gelecek hafta beni ziyaret edebilirsen çok sevineceğim. 5 — Yan cümlecikte bir ayrılabilen fiil varsa bunun önündeki takısıyla e sas fiil kısmı birbirinden ayrılmaz ve gene en sonda yer alır. Du kannst deinen Onkel sehen, wenn du morgen früh A UF­ STEHST. Y arın erken kalkarsan amcanı görebilirsin. Weil meine Schwester heute ZURÜCKKOMMT, freue ich mich s ehr. Kız kardeşim bugün geri geldiği için çok seviniyorum. —6— 6 — Yan cümlecik önce de gelebilir. O zaman aradaki virgülden sonra e sas cümleciğin fiili yer alır. Cümlenin Türkçe anlamında bir deği­ şiklik olmaz. Da ich im Sommer in Griechenland war, KONNTE ich dich nicht besuchen. Yazın Yunanistan'da olduğum için seni ziyaret edemedim. Ich konnte dich nicht besuchen, da ich im Sommer in Griechenland w ar. Yazın Yunanistan'da olduğum için seni ziyaret edemedim. Ich kaufe neue Schuhe, wenn mein Vater mir Geld schickt. Babam para yollarsa yeni ayakkabılar satın alırım. Wenn mein Vater mir Geld schickt, KAUFE ich neue Schuhe. Babam para yollarsa yeni ayakkabılar satın alırım. B unlar yan cümlecikler için verilecek en genel kurallardır. İleride öğreneceğimiz yeni yan cümlecikleri anlayabilmeniz için bunları çok iyi bilmeniz ve anlamış olmanız gerekir. IV P lusquamperfekt [pluskvamperfekt] Almancada öğreneceğimiz za­ manların sonuncusudur. Şu halde Almancada gelecek zaman, şimdiki za­ man, Imperfekt, Perfekt, Plusquamperfekt olmak üzere beş tane esas za­ man vardır. P lusquamperfekt, gene haben ve sein yardımcı fiilleri ve Partizip P erfekt yardımıyla teşkil edilir. Yalnız haben ve sein'm Imperfektleri (ha,tte-war) kullanılır. Perfektle Plusquamperfekt arasındaki fark da b udur. I ch hatte einen roten Hut gekauft. Die Kinder hatten ihrem Lehrer g edankt. Die Bauern waren in die Stadt g egangen. I n Lissabon hatte sich ein E rdbeben ereignet. Goethe hatte viele Werke geschrieben. H attest du in der letzten Woche m ir telefoniert? W arum waren die kleinen Kinder in den Garten gelaufen? Kırmızı bir şapka almıştım. Çocuklar öğretmenlerine teşekkür etmişlerdi. Çiftçiler şehire gitmişlerdi. Lizbon'da bir zelzele vukua gelmiş­ ti. Goethe birçok eser yazmıştı. Geçen hafta bana telefon etmiş miydin ? Küçük çocuklar niçin bahçeye koş­ muşlardı ? _ 7— Y ukarıdaki örneklerde görüldüğü gibi Plusquamperfekt Türkçede en i yi miş'li geçmiş zamanla karşılanabilir. Plusquamperfekt halinde bulunan b ir cümleyi soru yapmak için Perfekt de olduğu gibi yardımcı fiili ( h a t t e war) başa getirmek yeter. Partizip Perfekt gene en sonda kalır. Diğer so­ r u kelimeleriyle PluSquamperfekti kullanırken normal olarak soru cüm­ lesinde fiilin bulunması gereken yere yardımcı fiilin özneye göre çekim­ lenmiş şekli gelir. Partizip Perfekt gene en sondadır. B ir cümlede ayrı ayrı zamanlarda olmuş iki olaydan söz ediliyorsa b unlar değişik zamanlar kullanılarak belirtilir. Türkçede o k a d a r önemli o lmayan ve dikkat edilmeyen bu husus Almancada çok önemlidir, bunun­ la ilgili belirli kurallar vardır. s onra olan olay g elecek zaman . , ., . ş imdiki zaman * o lacak şekilde bir sıra izlenir. V A şağıda derslerimizin «AÇIKLAMALAR» bölümünde açıklanmış ba­ zı önemli deyimleri kısaca hatırlatıyoruz. h erstellen « İmal etmek, yapmak» anlamına gelir. Ayrılabilen bir fiildir. M an stellt diese Schuhe a u s L eder. I ch wi?l ein Boot herstellen. M ein V a t e r stellt Schuhe her. Bu ayakkabılar deriden yapılır. Bir sandal imâl etmek istiyorum. Babam ayakkabılar imâl eder v erbringen « geçirmek (zaman için)» anlamına gelir. I ch verbringe den Sommer in Yazı İtalya'da geçiriyorum. I talien. W o h a s t du den Winter verbracht? Kışı nerede geçirdin? W ir verbrachten dort schöne Orada güzel günler geçirdik. T age. . ise i se önce olan olay .. . ,, Imperfekt Plusquamperfekt —8— werden Werden bir yardımcı fiil olarak kullanıldığı gibi «olmak» anlamına da gelir. Mein Bruder will Arzt werden. E rkek kardeşim doktor olmak isti­ yor. Oğlu meşhur bir yazar oldu. Sein Sohn wurde ein berühmter Dichter. Er ist ein guter Vater geworden. î yi bir baba oldu. Ich werde krank. H asta oluyorum. auf Schwierigkeiten stossen «güçlüklerle karşılaşmak» anlamına gelir, auf einige Schwierigkelten s tossen - birkaç güçlükle karşılaşmak; auf keine Schwierigkeiten stossenhiç güçlükle karşüaşmamak gibi şekillerde de kullanılır. Der Ausländer hat in der Türkei auf Schwierigkeiten gestossen. An der Zollstelle stiessen wir auf einige Schwierigkeiten. Ich spreche gut Deutsch, deshalb habe ich auf keine Schwierigkeiten gestossen. Yabancı Türkiyede güçlüklerle karş ı'aştı. G ümrükte birkaç güçlükle karşılaşt ık. i yi Almanca konuşurum, onun için hiç güçlükle karşılaşmadım. reşit grossem Interesse «büyük bir ilgiyle» anlamına gelir. Die Touristen sehen mit grossem Interesse die Gemälden im Museum an. Die Studenten hören mit grossem Interesse dem berühmteß Dichter zu. T uristler büyük bir ilgiyle müzedeki resimlere bakıyorlar (seyrediyor1 ar). Öğrenciler büyük bir ilgiyle meşhur y azarı dinliyorlar. e s gibt «var» şeklinde Türkçeye çevrilen bir deyimdir. Almancada çok kul­ lanır. Haben fiili ile karıştırmamak gerekir. E s gibt einen Bleistift auf dem Buch. E s gab ein Museum neben unserem Haus. E s hat hier vor dem zweiten Weltkrieg einen Bahnhof gegeben, K itabın üstünde bir kalem var. Evimizin yanında bir müze vardır. B urada ikinci dünya savaşından önce bir istasyon vardı. Almanca ders: 90 T EST 45 B A L istesi 1 — Wenn sie wünschen, können sie hier schlafen. 2 — Wenn er in München wohnt, l ernt er Deutsch in fünf Monaten. 3 — Wenn ich Hasan sehe, werde ich ihm dieses Buch geben. 4 — Wenn sie in die Schule geht, l ernt sie Deutsch. 5 — Die Mutter wird neue Schuhe kaufen, wenn sie einkaufen g eht. 6 — Du kannst nicht eintreten, wenn du nicht etwas früh k ommst. 7 — Wenn ich gute Noten be­ komme, heben mich meine El­ tern sehr. 8 — Weil ich gute Noten bekomme, lieben mich meine Eltern s ehr. A L istesi 1 — H astaysan evde kal! 2 — İyi Almanca konuşmak isti­ yorsanız kelimeleri iyi öğ­ renin! 3 — A rkadaşım on dakika içinde gelmezse tiyatroya yalnız gi­ diyorum. 4 — Bize adresini vermezse ona m ektup yazmayız. 5 — H ans daha evde değilse bekleyeceğiz. 6 — Sana bunu vermezsem kimden bir çanta alabilirsin? 7 — A rkadaşlarını bulamazsa öğrenci kimin yanında kalır? B L istesi A — Alış verişe giderse anne yeni a yakkabılar satın alacak. Biraz erken gelirsen içeri gire­ B bilirsin. İ yi notlar aldığım için ebevey­ nim beni çok seviyor. İ sterlerse burada uyuyabilirler. D H asan'ı görürsem ona bu def­ E teri vereceğim. Biraz erken gelmezsen içeri gi­ F remezsin. Münih'te oturursa beş ayda Al­ G manca öğrenir. î yi notlar alırsam ebeveynim H beni çok sever. Okula giderse Almanca öğrenir. I H asan'ı görürsem ona bu kita­ K bı vereceğim. İ sterseniz burada uyuyabilir­ siniz. B L istesi A — Von vem kannst du eine Map­ pe bekommen, wenn ich dir das n icht gebe? B — Wenn er uns seine Adresse n icht gibt, können wir ihm keinen Brief schreiben. C — Wohin gehst du verlierst deine Geldbörse wenn. Bleibe zu Hause, wenn du D— k rank bist! E — Wenn mein Freund nicht in zehn Minuten kommt, gehe ich aHein ins Theater. F — Von ven kannst du ein Mappe bekommen, wenn ich dir das n icht gebe? 8 — P ara çantam kaybedersen ne- G — Bei wem bleibt der Schüler, r eye gidersin? wenn er seine Freunde nicht f indet? H — Wenn Hans noch nicht zu H ause ist, werden wir warten. I — Wohin gehst du, wenn du deine Geldbörse verlierst? K — L ernt die Wörter gut! Wenn e uch gut Deutsch sprechen willt. L — L ernt die Wörter gut, wenn ihr g ut Deutsch sprechen wollt! E A şağıda boş bırakılan yerlere parantez içindeki kelimelerden bu boş­ luğu en iyi tamamlayanını getiriniz. Cevaplar kâğıdma sadece bu keli­ meyi yazınız. 1 — Wenn Sie mit dem, Direktor sprechen wollen, (Sie müssen, w erdet ihr, müssen Sie) noch eine Stunde warten. 2 — W ir fahren nach Pompeji, (weil, um, ohne) die alte Stadt zu besichtigen. 3 — W arte (du, ihr, hiçbiri) vor der Tür, wenn (dein Vater, du, ihr) nicht eintreten willst. 4 — Mit (dem Bruder, wem, wen, wessen) machst du den1 Ausflug, wenn wir nicht kommen können? 5 — Meine Geschwister lieben mich sehr, (weil, denn, sondern^ um, wenn) ich helfe ihnen immer. 6 — Ich wasche jetzt mein Auto; vorher (hatte, hat, bin, war) ich e twas geschlafen. 7 — Wir konnten ihm jenes Buch nicht gebsn, denn wir (haben, h atten, verkauften) es vor zwei Tagen verkauft. 8 — Die Frauen (wollten, wollen, gewollt) nicht nach Antalya f ahren, denn sie waren im letzten Winter dort gewesen. F Y ukarıdaki cümlelerden ilk üçünü tamamladıktan sonra Türkçeye çeviriniz. T est 44'ün yapılmış şekli A. 1 — hatte 2 — bin 3 — sind 4 — war 5 — war 6 — hatte 7 — hal­ ben 8 — haben 9 — ist 10 — hatte B. 1 — C 2 — H 3 — 04 — K 5 — B 6 — N 7 — M 8 — F 9 — A 10 — E C. 1 — D 2 — E 3 — H 4 - L 5 - İ G - B 7 — A 8 — N 9 — C 10 — G mm I M I y (orrfsponöfnrf Jnstttutr j İM ALMANCA DERSLER *l LEHRSTÜCK EINUNPNEUNZ1G W ENN ALS Geçen derslerde wenn ile yapılan şart cümlelerini görmüştük. Wenn ile kurulan yan cümlecikler başka anlamlara da gelebilirler. Bu derste b unları inceleyeceğiz. « Ankara'ya gittiğim zaman amcama da uğrayacağım. - Onsekiz ya­ şıma girdiğim zaman üniversiteye gideceğim.» gibi cümleler de wenn yar­ dımıyla Almancaya çevrilir. Wenn, bu cümlelerdeki «zaman» kelimesinin k arşılığı olmaktadır. Bu çeşit zamanla ilgili cümlelerin Almancalarınm yapıları aynı şart cümlelerininki gibidir. Şart cümleleri için verdiğimiz kurallar bunlar için de geçerlidir. Bu bakımdan böyle zamanla ilgili cümlelerin yapıları, kuru­ luşları üzerinde daha fazla durmayıp hemen örneklere geçeceğiz. Ama ö rneklere geçmeden isterseniz şart cümlelerinin incelendiği seksendokuzuncu dersi bir kere daha tekrarlayabilirsiniz. Wenn mein Bruder aus Frankreich kommt, werden wir alle zum Bahn­ hof gehen. E rkek kardeşim Fransa'dan geldiği zaman (gelirken) hepimiz istasyo­ na gideceğiz. Wenn ich zur Schule fahre, sehe ich auf der Strasse viele Freunde. Okula gittiğim zaman (giderken) caddede birçok arkadaşı görüyorum, ( görürüm.) Wenn ich meinen Lehrer sehe, werde ich mit ihm' sprechen. Öğretmenimi gördüğüm zaman onunla konuşacağım. —. 2 — Wenn unser Onkel uns besucht, freuen wir uns sehr. Amcamız bizi ziyaret ettiği zaman çok seviniriz. Wenn der L ehrer uns fragt, antworten wir auf Deutsch. Ö ğretmen bize sorduğu zaman Almanca cevap veririz. Wenn der Winter k ommt, fliegen viele Vögel nach Süden. Kış geldiği zaman (gelince) birçok kuşlar güneye uçar. Wenn wir Geld h aben, werden wir n ach Italien fahren. P aramız olduğu zaman İtalya'ya gideceğiz. Wir gehen in die Klasseı, wenn der Lehrer kommt. Ö ğretmen geldiği zaman sınıfa gideriz. Die Schüler bleiben in der Klasse, wenn es regnet. Y ağmur yağdığı zaman öğrenciler sınıfta kalır. D aha başka örnekler vermeden önce yukarıdakiler üzerinde biraz d uralım. Almanca cümlenin kuruluşunda hiçbir değişiklik olmadığını gö­ rüyorsunuz. Yalnız bu zamanla ilgili cümleleri «zaman» kelimesinden baş­ ka şekillerle, yan cümleciğin fiiline eklenen bazı takılar yardımıyla da Türkçeye çevirmek mümkündür. Yukarıdaki örneklerin bazılarında müm­ kün olan diğer çeviri şekli parantez içinde belirtilmiştir. Örneğin, birinci cümledeki «geldiği zaman» yerine «gelirken, geldiğinde» demek mümkün­ dür, hatta bunlar kulağa daha hoş gelmektedir. Gene aynı şekilde «git­ tiğim zaman» yerine «giderken», «gördüğüm zaman» yerine «görünce, gördüğümde» gibi çeviriler mümkündür. Bir cümlenin böyle çeşitli şekil­ lerde Türkçeye çevrilmesi önceleri aklınızı karıştırabilir. Biz örnekleri­ mizde elden geldiği kadar tek çeşit çeviriye bağlı kalmaya çalışacak ve bu cümleleri «zaman» kelimesi yardımıyla Türkçeleştireceğiz. Ama mec­ buren bunun dışına çıkacağımız haller de olacaktır. E sas cümleciğin fiilinin çevrilmesinde de çoğu zaman iki ihtimal müm­ kündür. Bildiğiniz gibi Türkçedeki geniş zaman ve şimdiki zaman Almancada sadece bir tek kiple, bizim şimdiki zaman diye gösterdiğimiz kiple belirtilir. Bu da yukarıda söylediğimiz iki ihtimali ortaya çıkar­ maktadır. Örneğin, ikinci cümlede esas cümleciğin fiili «görüyorum» ve­ ya «görürüm» şeklinde Türkçeye çevrilebilir. Hangi şeklin uygun oldu­ ğuna cümlenin gelişine ve anlamına bakarak kendinizin karar vermesi g erekir. doksanbirinci ders —3— Sıfatların mukayeselerini incelerken ve seksendördüncü derste als kelimesinin çeşitli kullanılışlarını görmüştük. Als, yukarıda verdiğimiz ör­ neklerdeki gibi zamanla ilgili cümleler kurmak için de kullanılır. Als ile k urulan bu cümleler gene bir esas cümlecik ve yan cümlecikten meydana gelirler. Yapıları aynı wenn ile yapılan cümlelerinki gibidir; wenn yerine bu defa als gelmiştir. Yan cümlecikler için verdiğimiz bütün genel kurallar a ls ile yapılan yan cümlecikler için de geçerlidir. Yalnız als ile kurulan cümlelerin kullanıldıkları yerler sınırlıdır. B unlar geçmişte meydana gelmiş bir' olayı gösterirler; olay bir kerelik­ tir, geçmişte bir kere meydana gelmiş ve bitmiştir. Bu nedenle als ile yapı­ lan cümlelerde bir geçmiş zaman kip' kullanılacağı aşikârdır. Geçmiş za­ man kiplerinden de en çok Imperfekt tercih edilir. Diğer bütün hallerde wenn kullanılır. Als ich am letzten Sonntag nach İ/mit fuhr, war das Wetter schön. Geçen Pazar İzmit'e gittiğim zaman (gittiğimde) hava güzeldi. B urada belirtilen olay —izmit'e gitmem— geçen Pazar olmuş bit­ miştir ve bir kereliktir. Als meine Freunde mich gestern besuchten, freute ich mich sehr. Dün arkadaşlarım beni ziyaret ettikleri zaman çok sevindim. Als wir mit de*p Zug in Paris ankamen, regnete es sehr. Trenle Paris'e vardığımız zaman çok yağmur yağıyordu. Als ich dich gestern besuchen wollte, warst du nicht zu Hause. Dün seni ziyaret etmek istediğim zaman evde değildin. Ich sah meine Tante, als ich gestern einen Spaziergang machte. Dün bir gezinti yaptığım sırada (yaparken) teyzemi gördüm. Der Arzt kam jeden Tag, als Hasan im Mai krank war. H asan Mayıs'ta hasta olduğu zaman doktor her gün geldi. Als Ali gestern in der Stadt war, ging er ins Kino. Ali dün şehirde olduğu zaman (şehirdeyken) sinemaya gitti. Y ukarıdaki örneklerde als ile yapılan cümlelerin özel bir durum gös­ termediklerini, wenji yerine als'm gelmesiyle meydana geldiklerini görü­ yorsunuz. Daha ileride öğreneceğiniz yan cümlelerin de yapıları aynı ola­ caktır; aradaki fark weil, wenn, als gibi yan cümleciği başlatan kelime­ nin değişik olmasıdır. Verdiğimiz genel kurallar hepsi için geçerlidir. Gene yukarıdaki örneklerde olayların geçmişte olup bitmiş, tekrar­ lanmamış olaylar olduğunu görüyorsunuz. Bu yeni öğrendiğimiz zamanla ilgili cümlelerde afe ile wenn'i birbiri­ ne karıştırmamak gerekir. İkisinin arasındaki farkı kolayca görebilece­ ğiniz bir şema verelim: olay bir kereliktir t ekrarlanır geçmiş zaman şimdiki zaman gelecek zaman wenn wenn wenn wenn Şemanın açı