Aziz Nesin - Sizin Memlekette EÅŸek Yokmu
83 Pages

Aziz Nesin - Sizin Memlekette EÅŸek Yokmu

Course: TURK TURK101, Spring 2012

School: Bilkent University

Word Count: 42784

Rating:

Document Preview

www.kitapsevenler.com Merhabalar Buraya Yklediim e-kitaplar Aaida Adi Geen Kanuna stinaden Grme zrller in Hazirlanmitir Ekran Okuyucu, Braille 'n Speak Sayesinde Bu Kitaplari Dinliyoruz Amacim Yayin Evlerine Zarar Vermek Deildir Bu e-kitaplar Normal Kitaplarin Yerini Tutmayacaindan Kitaplari Beyenipte Engelli Olmayan Arkadalar Sadece Kitap Hakkinda Fikir Sahibi Olduunda Aaida Adi Geen Yayin Evi, Sahaflar, Ktphane,...

Unformatted Document Excerpt
Coursehero >> Turkey >> Bilkent University >> TURK TURK101

Course Hero has millions of student submitted documents similar to the one
below including study guides, practice problems, reference materials, practice exams, textbook help and tutor support.

Course Hero has millions of student submitted documents similar to the one below including study guides, practice problems, reference materials, practice exams, textbook help and tutor support.

Merhabalar www.kitapsevenler.com Buraya Yklediim e-kitaplar Aaida Adi Geen Kanuna stinaden Grme zrller in Hazirlanmitir Ekran Okuyucu, Braille 'n Speak Sayesinde Bu Kitaplari Dinliyoruz Amacim Yayin Evlerine Zarar Vermek Deildir Bu e-kitaplar Normal Kitaplarin Yerini Tutmayacaindan Kitaplari Beyenipte Engelli Olmayan Arkadalar Sadece Kitap Hakkinda Fikir Sahibi Olduunda Aaida Adi Geen Yayin Evi, Sahaflar, Ktphane, ve Kitapilardan Temin Edebilirler Bu Kitaplarda Hi Bir Maddi ikarim Yoktur Byle Bir eyide Dnmem Bu e-kitaplar Kanunen Hi Bir ekilde Ticari Amali Kullanilamaz Bilgi Paylatika oalir Yaar Mutlu Not: 5846 Sayili Kanunun "altinci Blm-eitli Hkmler " blmnde yeralan "EK MADDE 11. - Ders kitaplari dahil, alenilemi veya yayimlanmi yazili ilim ve edebiyat eserlerinin engelliler iin retilmi bir nshasi yoksa hibir ticar ama gdlmeksizin bir engellinin kullanimi iin kendisi veya nc bir kii tek nsha olarak ya da engellilere ynelik hizmet veren eitim kurumu, vakif veya dernek gibi kurulular tarafindan ihtiya kadar kaset, CD, braill alfabesi ve benzeri 87matlarda oaltilmasi veya dn verilmesi bu Kanunda ngrlen izinler alinmadan gerekletirilebilir."Bu nshalar hibir ekilde satilamaz, ticarete konu edilemez ve amaci diinda kullanilamaz ve kullandirilamaz. Ayrica bu nshalar zerinde hak sahipleri ile ilgili bilgilerin bulundurulmasi ve oaltim amacinin belirtilmesi zorunludur." maddesine istinaden web sitesinde deneme yayinina geilmitir. T.C.Kltr ve Turizm Bakanlii Bilgi lem ve Otomasyon Dairesi Bakanlii Ankara Bu kitaplar hazirlanirken verilen emeye harcanan zamana saydi duyarak Ltfen Yukaridaki ve Aaidaki Aiklamalari Silmeyin Tarayan Yaar Mutlu web sitesi www.yasarmutlu.com www.kitapsevenler.com e-posta yasarmutlu@kitapsevenler.com yasarmutlu@yasarmutlu.com mutlukitap@hotmail.com kitapsevenler@gmail.com Aziz Nesin _ Sizin Memlekette Eek YokMu SZN MEMLEKETTE EEK YOK MU? Trkiye Yayin Haklan: Doan Yayin Holding A.. 1. Baski: Nisan 1995 ISBN 975-325-012-6 Yazan: Aziz NESiN Yneten: Yalva URAL Sorumlu Mdr: Necati GNGR Grsel Tasarim ve Kapak llstrasyon: Ali Sina ZSTN Dzelti: Tekin ERGUN Dizgi: Zuhal DLGER/Hayriye KAYMAZ Basildii Yer: Doan Yayin Holding A.. Doan Medya Center, Bacilar 34554-tSTANBUL Tel.: 0.212.505 6111, Fax.: 0.212.505 61 31 AZZ NESN AZZ NESNN AZZ NESN'DEN SETKLER SZN MEMLEKETTE EEK YOK MU? NSZ Milliyet Yayincilik, yayin ve daitim ilerinde yeni bir atilima giriti. Yayimladii kitaplari, ok sayida, rotatifte ve gazete kidina basmak ve telif hakkim da yine bu ller iinde-deyerek ucuz fiyatla ok kitap satmak yntemi. nceki rnekler bu yntemin baarili olduunu gsterdi. Nitekim Demirta Ceyhun'un 160 sayfalik bir monografi kitabi, 30 bin lira gibi Trkiye'de grlmemi bir ucuzlukta, yine Trkiye'de grlmemi sayida (200.000) satarak bir kitap sati rekoru kirdi. Duygu Asena'nm kitabi da, bildiime gre ayni yntemle sati rekoru kirmi kitaplardandi. Milliyet Yayinlari Ynetmeni Yalva Ural, ayni yntemle yayimlanmak zere benden bir kitabimi istedi. Byk sayida satilar yapacak hangi tr kitabimi Milliyet Yayinlari 'na vermemin daha uygun olacaini dndm. Kitap imzalarimda, sayilari olduka kalabalik kimi okurlarimin bana sorduklari ortaklaa sorular vardi: - En ok hangi kitabinizi seviyorsunuz? Bu sorunun altinda gizli bir okur kurnazlii yatar. Byle soru yneltenlerin pekou benim hibir kitabimi okumami olanlardir. En sevdiim kitabimi, yani kendimce en iyi ve gzel kitabimi okuyup yazar olarak beni beenecekler ya da beenmeyecekler. Beenmezlerse baka kitabimi okumaktan artik kurtulacaklardir. Ayni soruyla baka yazarlar da karilair. Onlarin yanitlari aai yukari yle olur: - Btn kitaplarimi severim. Sevmeseydim, yazmazdim; deil mi efendim? Okur da bunu -aydin ya da yari aydin bir okursa- genellikle, incelikli olarak yle yanitlar? - ok tabii efendim, her eseriniz sizin bir ocuunuz sayilir. nsan, ocuklarini birbirinden ayirt edemez ki... ok haklisiniz. Kurnaz okurun bu kurnazca sorusuna kurnaz yazarin kurnazca verdii yanitin altinda gizlenmi ama dia vurulmami gerek anlam udur: "Benim btn kitaplarim gzeldir. Hepsini alsam, senin iin de, benim iin de ok iyi olur." Bu tr sorulan benim yanitlamam gerekten ok zor. Bugne dek (Nisan 1995) 110 kitabi yayimlanmi bir yazarim. Her yapit bir ocuk sayili-yorsa imdilik 110 ocuk babasiyim. Bu ocuklarimin iinde sakat doanlar, gerizekalilar da olabilir. "En sevdiiniz, sizce en gzel yapitiniz hangisi?" diye soran kurnaz o-kura nasil anlatmaliyim ki, herhangi biri iin ok gzel bir kitap, baka herhangi biri iin de en irkin, en kt kitaptir. Bu durumda ilk karilatiim bir okura, en gzel, en sevdiim, en beendiim kitabim udur diye nasil salik verebilirim? Ama bir yanit da vermem gerekiyor, ite o zaman kendime zg bir kurnazlikla yle derim: - En sevdiim, en beendiim, en gzel kitabim, en kalin ve en pahali olanidir. Milliyet Yayincilik iin bir kitap hazirlamayi tasarlarken ite btn bunlari dndm. ok sayida basilacak ve ok sayida okunmasi iin ok ucuza satilacak olan kitabimin iinde neler olmalidir? 110 kitabimin iinde ne varsa, bunlarin hepsi olmalidir. Ama 110 kitabin 160 sayfaya sidirilmasi olanaksiz olduuna gre bu 110 kitaptan 160 sayfaya siabilecek bir seki yapabilirim. te "Aziz N esin'in Aziz Nesin'den Setikleri" adli seki kitabi bylece onaya ikti. Bu sekidekiler benim en beendiim, en gzel, en sevdiim yapitlarim mi? Byle bir savda bulunamam. Ama bu sekidekiler, en sevdiklerimden ve okurlarimin da seveceklerini umduklarimdan bir demettir. Bugne dek yayinlanmi kitaplarimin trleri ve sayisi yledir? iir Talama Glmece yks Glmece Olmayan ykler Roman Oyun ocuk Kitaplari Ani Keyazilari ve bayazilar Yazilar Konumalar (syleiler) Mektuplar - 5 Bu sekiye bu kitaplardaki yazilarimdan beeneceinizi umduklarimi derleyip aldim. Yanilip yanmadiima siz, okurlarim, karar verebilirsiniz. En kalin ve dolayisiyla en pahali ve bana enok para kazandiracak kitabimin yerine "ykte air, pahada hafif" olan bu sekiyi sunuyorum. -inde 110 kitabimdan biriki damla bulacaksiniz. Az veren candan, ok veren canindan... Tevikiye (28 Mart 1995) O GECEY YAZMAK nceden syleyeyim ki, bu yazi bir yk deildir. Hibiey katmadan, hibiey ikarmadan, hbiey deitirmeden o geceyi olduu gibi, btn dndklerimle, btn duygularim, duyarliklarim, hatta duygusalliklarimla anlatmak istiyorum. stnden otu-zalti gn geti. Bilmiyorum olduu gibi yazabilecek miyim. Ama yazmaya aliacaim. Bir yk deilse nedir bu yazi? Bir anlati, belki bir ani: Bir -lm yolculuu gecesinin biriki saat sren duyarliklari... 1991 yilinin son gn ve 1991 yilini 1992 yilina balayan ilk gece... Benim iin her yilin son gn, her gnknden ok daha yorucu oluyor. nk o gn, her gnk ilerime ek olarak Nesin Vak-fi'ndaki ocuklarima ve Vakfin alianlarina gece verilmek zere armaanlar hazirlamaliyim. Bu yle diardan sanildii gibi pek de kolay i deildir. u ii son gne birakmayayim, nceden armaanlari yava yava hazirlayayim diye dnrm her zaman da bitrl yapamam yine. Otuz ocuum var, alianlarla, konuklarla yilbai gecesi kirk, kirkbe kii oluruz. Hepsine ayri ayri armaanlar vermeliyim, ocuklarima , drt be armaan vermem gerekir. Yalan kk o-lanlann armaan sayilan oktur, armaanlari byklerinki kadar deerli deilse de... Bu armaanlar, byklklerine ve biimlerine gre ayn ayn kutulara konulacak, paketlenecek, ssl ve renkli kaitlara sanlacak, kordelalarla ya da o renkli parlak -ne deniyor adina- balarla balanacak fiyong yaparak... Armaanlarin paketlenmesi iin btn yil boy boy kutular, zarflar, gzel torbalar, renk renk iekli kitlar, yaldizli kitlar, ssl ipler, cicili bicili ve parlak balar biriktiririm. Bunlann hibiri yeni deildir. Hepsi de ya bana ya Vakfa gnderilmi eylerin paketleme gereleri olduu iin nceden kullanilmitir. Biz onlari yilbai gecesi armaanlann ambalaji olarak kullandiktan sonra da 11 atmayiz. nc, drdnc, beinci kez kullanilmak, sonunda kalorifer ocainda yakilmak zere saklariz". Dorusunu sylememiz gerekirse, bizim elimize geen herhangi bieyin bizden ekecei vardir ve elimizden kurtulmasi hi de kolay deildir. Armaanlari da yil boyunca biriktiririm. Kimisini yurtdii gezilerimden alip getirmiimdir, kimisini de yurtii gezilerimden... Ara-dabir istanbul'da gezerken saticilardan alirim. Biounu da okurlarim ya da yabanci konuklarim getirmilerdir. Bu armaanlar, ocuklara doumgnlerinde, bayramlarda, en deerli olanlari da yilbalarinda verilir. Armaan olarak neler mi var? Neler neler yok ki... Renk renk irili ufakli balonlar, ddkl balonlar, cicilibicili zipziplar, firtfirtli ddkler, haciyatmazlar, kk metal arabalar, kurularak ileyen trl taitlar (araba, otobs, kamyon, itfaiye arabasi, cankurtaran, polis arabasi), deiik biimde maskeler, el toplan, a-yak toplan, trl boyalar, renkli hamurlar (plastik), boyama defterleri, pul defterleri, albmler, aiz muzikalari, pergel takinilan, saatler, deiik boyda bebek ayilar, kpekler, filler, bebekler, yatinnca uyuyan ve karnina basinca alayan bebekler, renkli kalemler, satran takinilan, rg kazaklar, kizlara trl takilar, ok ve ok atma hedefleri, ani defterleri, dolmakalemler, ou Avrupa'dan gnderilmi kutular iinde yapma-takma oyuncaklar, bykler iin mekanik takimlar, deri antalar, ajandalar, earplar, kemerler, ciltli defterler... nceki yilbai gecelerini hazirlarken daha da ok yorulurdum. nk, yilbai gecesini geirdiimiz inili salonu da ben dzenler, ssler, hazirlardim. Beon yilini Vakifta geirmi olan ocuklan-mi inili salonun yilbai iin nasil dzenleneceini rendiler, bu ii onlar yapiyor. Salonun tavaninda, avizeden avizeye kit fenerler, balonlar, serpantinler, ssl yaldizli kitlar, krepon kitlarindan ssler asilir. Bizde kk kk kitlardan her ulusun bay-raklan vardir, bu bayraklar ipe dizilmitir. Tavan iki yanli ve boydan boya bu bayraklarla donanir. Ynetmenimiz Ruen Ulusoy yilbai yiyeceklerini ve ikilerimizi iki gn nceden alip hazirlatmitir: Her trl kuruyemi, erezler, yilbai rekleri, pastalar, ukulatalar, yemiler... Yemeklerden, hindi s ve i pilav, rus salatasi, zeytinyali dolma ve sarma, erkestavuu, brek trl salatalar, daha neler neler.. Yilbai geceleri, benden baka herkes Nesin Vakfi'nda, bymz k12 mz arap ier. Ben ve biriki kii daha raki ieriz. inili salonun sahneye benzeyen ykseltisinde ilkokullu ve ortaokullu pandomim yaparlar, oyunlar ikanrlar, gitar alip arkilar sylerler. Yilbai armaanlan szde kurayla ekilerek verilir. Nasil bir rastlantidir ki, kurada herkese gereksindii bir armaan der. rnein bir gm kolye ya da bir altin kpe hibir zaman bir olana dmez. Bu rastlantida benim gzboyamaciliimm payi byktr. Sonra kumara balanz. Ben btn yil byk bir kutu iinde bozuk para biriktiririm. Bu bozuk paralan herbirine beer bin liradan aai olmamak zere daitirim ocuklara ve bizimle olanlara. Kumara tombaladan balariz. Kartelalar satilir. Tadini ikara ikara torbadan tombala sayilanni ben ekerim. Diyelim torbadan 34 m ikti; ben nce bir "otuuuz..." diye bainr, kartelasinda otuzlu sayi olanlari cokulandirir, sonra "drt..." derim. Bir grlt, bir amata, ilik... Televizyon aiktir ama bakan yoktur o sira. Sonra at yansi oynariz. Sonra bir koy be al oynanz. Sonra rulet oynanz, bizim ruletten... Her gece saat 21.30'da kendiliklerinden yataklanna ekilen kkler, yilbai gecesi 24'e dek bizimledir. Geceyansinda yeni yili kutladiktan sonra kendiliklerinden teker teker yatak odalarina ekilirler. Saat 02.00'de ortaokullulann da ou yatmi olur. Hikimse ocuklarin hibirine hibir zaman "Haydi yataa!" demez. nk Nesin Vakfi'nda bakalarinin koyduu izlence ve kural yoktur. Herkesin kendi akli var. Herkes kendi kuralim kendi koyar, kendi izlencesini kendi yapar. Kkler de, kendi kurallarim kendileri yapmaya alitinlir. ite 31 Aralik 1991 Sali gn sabahi da, ben her yilsonu gnnde olduu gibi, gece daitilacak armaanlan hazirlamakla uraiyordum ki... Ah bu benim yreim... Yeni bir yrek bunalimi... Son be-alti yildir, her drt aydabir geliyor baima. Air air vcudumun btn gc ekiliyor, sanki canim benden ayrilip gidiyor. Gzlerim glgeleniyor, bulanik, puslu grmeye baliyorum. Yreimin atii durdu duracak... Bu byle yanm saat kadar sryor. Kimileyin uakta, takside, toplantida, kimileyin evimde durup dururken byle oluyorum. Her kezinde lme gittiimi saniyorum. ok da kt bir lm biimi sayilmaz. nk insan lm, an an yaayarak lme gidiyor. Isordil denilen ilatan, kk bir hapi di13 limin altina koyarsam, bu yrek bunalimini daha abuk atlatiyorum. Ne var ki, yreime iyi gelen bu ila, gz tansiyonuma zararli. Bu yzden olabildince az almaya aliiyorum bu ilaci... 31 Aralik sabahi da byle bir yrek bunalimini atlattim. Her ne olursa olsun yaam sryor ve hep srecek. Yine iler, iler, iler, yazilar, yanitlanacak mektuplar, okunacak gazeteler, dergiler, kitaplar, tutulacak notlar... ocuklarin armaanlarini nasil olsa akama doru da hazirlarim. Ben hep byle yaparim, ancak bir gnde yapilabilecek bir ii, nasil olsa biriki saate yaparim diye geriye atarim, sonra da yetiti-remem. ocuklarin armaanlarini paketlemeye saat 16 dolaylarinda balamitim. Dn o yana dn bu yana, ko oraya ko buraya, saat 19'da ii bitirmitim ama ben de bitmitim. Byk ocuklarimi airdim, armaanlari torbalara doldurtup yikildim. Yooo, bu ncekilere benzemiyor. Bu kez tamam... "O Geceyi Yazmak" diye baladiim yazi, buraya dek yazdiklarim deil, bundan sonra yazacaklarim. Yiiliyorum kanapeye... Yreimde yle bir sanci, yle bir sanci... Kivraniyorum, iki bklm oluyorum, doruluyorum, sirtst uzaniyorum, yan dnyorum, yzkoyun yatiyorum... Sanki yreimde eski bir yara varmi da, o yara imdi yeniden biaklam-yormu, biakla oyuluyormu gibi... Bugne dek geirdiim yrek bunalimlarina, yrek teklemelerine hi de benzemiyor bu... Ortadaki byk masa stnde isordil kutusu var. Benim stnde kivrandiim kanapeyle masa arasi iki metre ancak var. Ama kalkamiyorum, uzanip alamiyorum masadan isordili. Acilar dayanilir gibi deil, dayanilir gibi olmayan acilara dayaniyorum, dayanmamak e-limde olmadii iin... yle bitkinim ki... Bu kez tamam, diyorum kendikendime. ite lm beni teslim a-liyor. Hayir, lm, beni teslim alamaz, ancak esir alabilir. Teslim olma!.. lm seni asla da.... ok belli ki esir alacak. Teslim olmadan esir edilmenin bile onuru var. iyice basti gecenin karanlii... Ah ocuklar, imdi yukarda, alacaklari armaanlarin sevinci ve cokusu iindedirler. Tam da lnecek zamani bulmuum... Koumalarini, ayak seslerini duyuyorum. Ne sama! Yilbai e14 lencesinden sonra lemez miydim? Bedenimden canimin ekildiini duyulmuyorum. Demek, leceim. Yukardan birisi gelse de masadaki u isordili verse... Artik kimse yardim edemez... On dakika mi srer, yarim saat mi... Th, yilbai leni ocuklara zehir olacak... Yazik ki, nasil ldm yazamayacaim. Enok ite buna -zlyorum. Bir yazar btn yaadiklarini yazsa bile lmn yazamaz. Oysa lm, yaamin en nemli olayidir. Yaamimin en -nemli olayini yazamadan gidiyorum. Malaparte aklima geliyor. Sanirim her yazar -ama has yazarlar- lmn kendisini esir aldii zamani, o zamanki duygularini, duyarliklarini, dndklerini yazmak ister, ama bunun olanai yoktur. Tek yazilamayacak olan budur. Gerekten her yazar ister mi bunu, dnyaya son sesini birakmayi? istemeyenler de vardir belki... Malaparte'yi bunun iin animsadim. Onun lme teslim oluu ya da lmn onu alii uzun srnce, yanibaina bir sesalma aygiti koydurmu. Son soluunu verinceye dek konumu, duygularini, ksrmelerini, inlemelerini, belki alamalarini, ahlarini, hepsini saptami, son soluuna dek... Ayak sesleri geliyor. Bu ayak sesleri kklerden birinin... Kapim ailiyor. - Dedeeee... Yemek hazir, seni bekliyoruz. Hakki'run sesi bu! Ses azindan, top namlusundan mermi firlar gibi ikar. - Siz balayin, ben de geliyorum. Ah, ite bunlari yazamayacaim. Nasil ldm yazama-mak, lmekten ok daha aci geliyor. Sonra? Ben ne densiz bir insanim. Donum geliyor aklima. Son bir ay iinde stste kez air soukalginlii geirdim. Tam iyi olurken daha air bir grip... Yikanmak yznden olduunu sylemilerdi. Ben de bir haftadir yikanmadim. Yikanmayinca da... Fa-nelami deitirdim de, donumu deitirmemitim... Ne olacak imdi? Yukari ikip yatak odamdan temiz i amairi alamam ki... Kirli donumla... Yine bir ayak sesi... Bu da kklerden biri... - Dedeeee... 15 Sekin'in sesi bu... - Herkes oturdu sofraya, hadi!... - Ben biraz sonra gelirim, siz balayin... Vasiyetimi dnyorum. Ne diye bugne dek vasiyetimi yazmadim? ok ncelerden yazmaliydim. Zaman zaman da tasarliyordum. lmn hi gelemeyecei uzakliklarda olduunu saniyordum da ondan yazmadim. Baka bir zaman lemez miydim? Otuz ocuk sofra bainda beni beklerken.. u yilbai gecesini geirsey-dim ya da iki- gn nce olsaydi. - Dedeee... Bu kez Sema gelmi. Ondan kurtulmak zordur. - Hastayim kizim, Ruen Amca'yi airir misin? Vakfimizin ynetmeni geliyor. Iii aiyor. Beni yle grnce telalaniyor. Masanin stndeki isordil kutusunu istiyorum. Dilimin altina iki isordil birden koyuyorum. Ruen Bey hemen atalca'dan bir hekim airmayi neriyor. Samatya'daki Sosyal Sigorta Hastanesi'ne gitmemiz iki saat srer. Dayanamam. stelik yilbai gecesinin en gzel saatinde hastanenin nbeti hekimi telefon edip uzman hekimi evinden airacak... lmek iin en kt zaman bu... - Siz ikin yukariya Ruen Bey... Balayin yemee... - ocuklar, siz olmayinca balamiyorlar... Boazim dmleniyor, sesim titriyor. - Peki peki... ikin siz... Iii sndrn ltfen... Az sonra gelirim. O denli ok yapilmami, yarida kalmi ilerim var ki... Ne ok ilerim kaldi geriye... Dnyaya borlu lyorum. Kim var ki dnyaya borlu lmeyen? Borlu deil, alacakli lenler bile var... rnein Einstein... rnein Shakespeare... Geriye biraktiim ilerimin hi olmazsa bir blmn vasiyetimde yazmaliydim. Vasiyetime yazacaim en nemli ey, u cenaze treni denilen rezillik, ikiyzllk... Tek szckle tiksiniyorum, ireniyorum u cenaze treni sahteciliinden... Nasil sancilar saplaniyor yreime, bir pasli kr biak sokulup sokulup ikariliyormu gibi... Byle dkn ve acili zamanimda yapayalniz olmak isterim, Vakifta ocuklarimin yaninda olmamaliydim. 16 Vasiyetimi yazabilseydim, birinci maddesi "Cenaze treni istemiyorum." olacakti, sonra "lm ilani da istemiyorum gazetelerde..." diye yazacaktim vasiyetime. Her yere, her ie olduu gibi vasiyetimi yazmaya da ge kalip yetiemedim. lnce nasil olsa cenaze treninden haberim olmayacak ama, lmemden az nceki u animda bunu biliyor ve yapilacak olan cenaze treninin sahteciliini duyumsuyorum ya... Ne ok insan cenaze trenime katilip "Son grevimizi yapiyoruz" diye rahatlayacak, sondan nceki hibir grevini yapmayanlar... Ne yapmaliyim bana cenaze treni yapilmamasi iin? Ah, btn bunlari yazmaliydim vasiyetimde... Bir isordil daha alsam mi? Sancilar gittike siklaiyor ve artiyor. Ben cesedimin Devlet hastanelerinden birine verilip, tip rencilerinin kadavram stnde ders grerek cesedimden yararlanmalarini istiyorum. zellikle bunu ok istiyorum. Vasiyetime yazmak isterdim. Neyim varsa, neyim olmusa, neler yapip -retebilmisem, her eyimden herkes sonuna dek yararlansin, hibi-eyim ziyan olmasin, boa gitmesin istiyorum. Benden arta kalan son varliim cesedimdir, ondan da yararlanilabildiince yararlanilsin. Ama benim sevgili hekim dostum bu dnceme hep kari ikar, nedenini aika sylemeden... Nedenini dnyorum. Belki duygusalliktir. Vasiyetimi yazabilseydim, nc maddesi u mezar konusu o-lacakti. Dncelerim salt bana zg, genellenmesini istemiyorum. Bakalan isteklerince mezar yaptirsinlar, ama ben mezanm olsun istemiyorum, insanin lmnden sonra ruhunun varliina inanmiyorum ki mezan anlamli ve gerekli bulayim. zerinde tip rencilerinin ders grdkten sonra kadavranin, hi cenaze treni yapilmadan Nesin Vakfi'nin bahesinin herhangi bir yerine gmlmesini ve o yere ta gibi tmsek gibi herhangi bir iaret konulmamasim istiyorum. iek filan da konulmasin. Gremeyeceim, koklayamayacaim ieklerin cesedimin gmld toprak stnde rmlerine acinm. O iekler, verilenleri sevin-dirmeli. Beni gmerlerken Nesin Vakfi'nin hibir ocuu oralarda bulunmamali, onlar uzaklatinlmali. yle alama, zn, sylev filan da istemiyorum. Gmldm yer zamanla unutulsun, bahede herhangi bir yer... Topraa gmlen cesedimden artik doa, doal varliklar yararlansin. 17 "Son istek" iirimin sonunu -sancilar saplaniyor- animsiyorum: "lnce yaamaliyim defne yapraklarinda Sakin ola ki Silahlarda deil" Vasiyetimi de yazamadiima gre, lmmden sonra bu mezar konusunun bir soran yaratmasindan korkuyorum. Trkiye'de mezarliklar dinlere gre ayrilmitir. Dinsizler iin mezar yeri yok. Bense Mslmanlarin "yatacak yeri yok" dediklerindenim. Vasiyetimi yazabilseydim, yazmam gereken bir nemli madde de... ok nemli. Vasiyetimi yazamadan lrsem -ki yle grnyor- kadinlarim iin yazdiklarim, onlarin mektuplari, fotoraflarimiz, benim notlarim... Sevdiim, ok sevdiim, beni sevdiklerine inandiim kadinlarim... Beni dkirikliklarina uratanlar... Beni seviyormu gibi grnenler... Kitapliimda ayn dolaplarda dosyalar iinde duruyor btn o sevi belgeleri. Ne ok, ne ok... Onlar benim en deerli zenginliklerim: ihanete uramiliklarim, aldatilmalarim, acilarim, inandiklarim, sevgilerim, yrek arpintilarim, bulut oluum, yamur oluum, yel oluum... Bu dosyalarin hibiri lmmden sonra, benden geriye kalmamali. Ah, bunlari vasiyetimi yazip belirtmeliydim. Dosyalarin kimileri, hangi kadinim iinse ona geri verilecekti ya da adresine postalanacakti. Pekou da yakilacak... Hele kadinim var ki, onlara dein btn belgeleri, eski yapi bir kk sandia koyup kendilerine gnderilmesini istiyordum, sedef ili ya da kakmali, oymali, ilemeli gzel sandiklar... Yazacaktim btn bunlari vasiyetime... O dosyalarda kurutulmu iekler, yapraklar var, iirlerimin hammaddeleri var, kit peetelere yazilmi notlar var, tiyatro biletleri, konser ariliklari... Birou yakilacak. Btn bu dosyalardan romanlar, oyunlar, anilar ikacakti. Daha nce kendim yakamazdim bunun iin. Kiyamazdim da yakmaya... Kendimi yakmak gibi olurdu bu. Onlar canliymi, benim canimdan paralarmi gibi geliyor bana. Yreimin sizisi yava yava diniyor. Ruen Bey geliyor yine. - Nasilsiniz? - tyileiyorum. - ocuklar hl sizi bekliyor. 18 - Geliyorum, geliyorum... Siz ikin yukari. Sandalyelere tutuna tutuna, duvarlara dayana dayana kalkiyorum. Kapidan ikiyorum, sonra koridor kapisindan... Merdiven basamaklarini ezbere bilirim. nce alti basamak, kk bir sahanlik, basamak, sonra on basamak... Beni bu durumda, tirabzana tutunarak, dura dura basamaklari iktiimi ocuklarimin grmesini istemiyorum. inili salona girince dik ve diri durmaya, din yrmeye aliiyorum ve glmsyorum. Yerimi bo birakmilar. Oturuyorum. Hepsinin gzleri bende... Bamyorum: - Hani araplari koymamisiniz bardaklara... ocuklarin uultusu, bardak, tabak, atal biak ingirtisi baliyor. Ruen Bey'le ben raki ieceiz. Bardaklar havaya kalkiyor. Soframizda yok yok... Rakiyi imiyorum, iemiyorum, iermi gibi yapiyorum. Yemek de yiyemiyorum, yermi gibi yapiyorum. Salonun ykseltisinde ocuklar pandomim yapiyorlar. ikardiklari oyunlardan biri, Vakif ynetimini air eletiriyor. Haftada bir sabah kahvalti olarak orba veriliyor. orbayi sevmediklerini bize pandomimle anlatiyorlar. Anladik, anladik: Bundan sonra sabah kahvaltilarinda orba verilemeyecek. Sanat yoluyla eletiri ok houma gidiyor. arkilar sylyorlar. Sevin, kahkahalar, glmeler... Armaanlari szde kurayla daitiyoruz. Herkes aldii armaani havaya kaldirip gsteriyor. alima odamda, yil boyunca biriktirdiim bozuk paralarin dolu olduu kutuyu getirtiyorum. Paralar herkese eite daitiliyor. imdi tombala ekilecek. Bu yilbai ilk kez bu ii ben yapamayacaim. Televizyonda bir dansz gbek atiyor. Pek bakan yok. Glmsyorum, ocuklara yatmak zorunda olduumu, dinlenmem gerektiini sylyorum, ilk kez yilbaimn gece yansi onlarla birlikte olamayacaim. Canimi diime takarak dik yrmeye aliiyorum. Yatak odama giriyorum ve kendimi yataima birakiyorum. Yrek sancim dindi. Ama dnyayi sirtimda taimi ve altinda ezilmi gibiyim. lmden dnm dnyorum. Ne kadar iin? Kimbilir... 19 ocuklarimin salondan gelen kahkahalarini, gllerini duyarak uyuyorum. * * * lmedim. leceimi sandiim o geceki duygularimi, dncelerimi, elimden geldiince olduu gibi yazmaya alitim. lmedim ama, o geceki yrek bunalimim bana lmn uyariiydi. lm bana vasiyetimi yazabilmem iin izin vermiti. Ameliyat oluncaya dek hepsini yazmaya yine zamanim yok, ama vasiyetime en nemli dileklerimi yazdim. Ameliyat masasindan salikli kalkacaimi umuyorum. Ameliyat masasina yatan hangi insan byle ummaz ki. lm yine izin verirse, dnyaya borlu olduum yazilarimi yazmaya aliacaim. Biliyorum olanaksizliim ama yine de dnyaya borlu lmek istemiyorum. te grdnz, bu yazi bir yk deil, uyan iin lmn beni ziyaret ettii o gecenin anlatisi... Tevikiye-7 Mart 1992 20 GLMECE OLMAYAN BR YK 21 TLS'Y SEVMEK Sevgili V.D. "Seni Seviyorum Tls" yazili telgrafimi alinca, bu da ne demek oluyor, Tls de kim, diye ok airmisindir. Akli bainda bir insanin yapacai ey deildi dorusu. Ama o telgrafi ekerken tam olarak aklimin baimda olduunu syleyemem. O gn bir uyurgezer gibiydim, istencim diinda o telgrafi ektim sana. Yabancisi olduum dnyanin bu sayili kalabalik kentinde bir haftadan beri ilk o gece bir baima kalmitim. Yabanci bir kentte insanin yalnizlii daha bir katmerleniyor. Yalnizliktan, iinde bulunduum hava sanki younlaip adalandi ve ben bu ada iinde zorlukla kimildiyordum. Bu ruh hali iinde, bilincimi ikide yitirip kendimi unutmaktan baka umarim yoktu. Kaldiim otelin dolaylarindaki pahali restoranlara, gazinolara gitmek istemedim. nk, kolali insanlar, kolali masa rtleri, kolali konumalar deil, buruuk insanlar, buruuk masa rtleri, buruuk konumalar arasinda salt kendimle babaa kalmak istiyordum. Yan sokaklara daldim iktim; yle ki bir zaman sonra o byk kentin iinde kendimi yitirdim. Yabancisi olduum byk kentlerde kendimi kalabaliin akiina birakip yitirmeyi seviyorum. Nasil olsa bir taksiye binip otele dnebilirdim. Gnlmce bika ikili yer buldum. Kimisinin kapisindan girip, kimisinin dumanli pencere camindan baktim. Tekbaima kalabileceim bo masasi olan bir yer buldum. Bir tek masa kalmiti bo. Vestiyer yolu zerinde olduundan bo kalmi olacakti. Houma gitti. Konumalarin uultusunda bile alkol kokusu vardi. Yabanciliimi yzme arpan hibiey yoktu. Hizmet eden kadin vardi. Bunlardan Akdeniz esmerliindeki kadin masama gelip isteimi sordu. Kariik peynirle salata, beyaz arap syledim, istediklerimi getiren Akdeniz esmerliindeki kadin, kk bir cam vazo iinde bir tek kirmizi karanfil getirmek inceliini de gsterdi. Teekkr 22 ettim. O tek karanfil, gz iin olan o irilerden deil, ama yanik kokusu olan kk karanfillerdendi. Btn kokusunu iime ekip bitirmek ister gibi kokladim, iiyor, yava yava kendime geliyordum. Yzm kapiya dnkt. Kapinin aildiini grmemitim a-ma, kapinin giriinde duran o adami grmtm. Benim yaimda biriydi. yle dikilmi, oturacai bo masa araniyordu bakilariyla. Gzne beni kestirmi olacak, yanima geldi, - Msaade ederseniz, ben de oturabilir miyim? dedi. isteksizcesine, - Elbet, buyrun... dedim. Yalnizliimi blmek istemiyordum, hele byle biriyle... Canim sikilmiti. Teekkr edip oturdu karima. O Akdeniz esmeri kadindan, tipki benim gibi, kariik peynir, salata, beyaz arap istedi. Benim yaptiim gibi karanfili derin derin kokladiktan sonra, - Ben bu kk, kokulu karanfilleri, o gsterili irilerinden daha ok severim, dedi, her kendini beenmi gibi gsterili biimleri vardir ama kokulan yok.. Oysa bunlar her alakgnll gibi, kendi iirtkanliini yapmaz, nasil da kokar yanik yanik... Doldurduu arap bardaini kaldirip, -erefe! dedi. Bardaimi onunkiyle tokuturup ben de, - erefe! dedim. Artik sylei ailmi oldu. Bu kentin yabancisi olduunu, bir haftadanberi burada bulunduunu syledi. - Ben de yle... dedim. Bu kez incelik olsun diye ben sz amak gereini duyarak, ne i yaptiini sordum. - Tls'y seviyorum, dedi. Sorumu yanli anlami olmaliydi. - iinizi sormutum, dedim. - Ben de syledim, dedi, benim iim Tls'y sevmek... atiimi aynmsayinca aiklamak gereini duydu: - Dnyada sevmekten nemli bir i olur mu? Bugne dek hep Tls'y sevdim, lene dek de hep seveceim. En byk mutluluk, insanin sevdii ii yapmasidir. Oysa insanlarin ounluu, nerdeyse hepsi sevmedii ii yapiyor. 23 Ne i yaptiini sorarken, ne ile geindiini renmek istemitim. - iini sevmek ne demektir? diye sorup yine kendisi yanitladi: Hergnn yirmidrt saati, uykunda bile sevdiin eyi dnmek... araplarimizi tketmitik. Birer ie daha getirttik. O yata bir adamin sevgilisi kimbilir nasil bieydir! - Yainizi sorabilir miyim? dedim. - Benim yaimda birinin sevmeyi yaaminin tek ii saymasini siz de herkes gibi yadirgiyorsunuz. Yetmi yaimdayim... dedi. - Ayni yatayiz demek. - Elbet, Tls'y de merak ediyorsunuz, deil mi? Herkes merak ediyor nk, yetmi yaindaki adamin sevgilisini... - Yaaminizi adadiiniz bu mutlu kadini merak ediyorum dorusu. Bardaklarimizi yine tokuturup erefe itik. - Tls'y ilk grm gerekle d arasi bir olay. nk Tls'y ilk grm, babamin sylediklerinden animsayabiliyorum. O zaman drt-be yaimda filan olmaliyim. Bir akam styd. Babamla, bir arkadainin dkkni nnde oturuyorduk. Bozuk kaldirimli bir yokutaydi dkkn. nmzden bir kiz geti, ya da gemi... Uzun sali, ondrt-onbe yainda bir kiz, ya da bir kizmi.. Ben birden "te bu kizla evleneceim!" dedim, ya da demiim. Babam bu olayi o denli ok yineledi ki, onun anlatmalarindan, olay gzmde sonradan gerekleti, kiz da somut bir varlik oldu. Babam anlata anlata, animsamadiim olayi yaami gibi oldum. te Tls o zaman grdm kizdir. - yleyse imdi seksenini ami olmali... -Neden? - Siz drt-be yainizdayken o onbeinde olduuna gre... - Tls yalanmiyor ki... - Sonra grdnz demek? - Hep onu arayip duruyorum. Benim baka niin bu kentte olduumu saniyorsunuz? Dnyanin bilmediim bir yerinde, bilmediim bir adreste yaayan, beni bekleyen bilmediim bir kadindir Tls. O'n bulacaina inaniyorum, hep ariyorum. Bu yzden btn dnyayi dolaip duruyorum ya... - lk grdnzden beri bir daha hi grmediniz mi? 24 - Grdm. Ben o zaman otuz yaindaydim. Yine O'n aramak iin byk bir bakentteydim. Metro merdiveninden iniyordum ki, birden, yanimdan yukan ikmakta olan metro merdiveninde grdm Tls'y... Ancak yirmi yainda vardi. Kestane rengi salarini ok kisa kestirmiti. Yryen merdivende, yanimdan geip gitti. "Tls!" diye seslenmek geldi iimden, ama olduum merdiven kayip inmiti aaiya. - Baka grmediniz mi? - Grdm birka kez daha. Tuna nehri kiyisindaki o kente ilk gidiimdi. Kirk yaimdaydim o zaman. Tirenden yeni inmitim. Gar ok kalabalikti. Tirene binenler, tirenden inenler telala kouuyorlardi. te o kargaada birisiyle arpitim. Baimi kaldirip baktim ki, aik sansin, iri mavi gzl, ancak yirmibeinde bir kiz: Tls... Bir an birbirimize bakakaldik. Bana arpinca elinden paketleri dmt. Bavulumu yere birakip, paketlerini alip verdim. "Pardon" dedim. O da teekkr etti. Yanindaki erkek koluna girip tirene bindirdi. Bu karilamamizdan bealti yil sonraydi, bir Uzakasya kentinde otobste grdm. Ayni otobste drt durak birlikte gittik. - Konumadiniz mi? diye sordum. - Nasil konuabilirdim? O'nun dilini bilmiyordum ki... bir kez de kk bir kuzey lkesinin bakentindeki bir uluslararasi toplantida grdm Tls'y. Ayni masada ok kisa bir sre karikariya oturduk. Yanindaki zenci de kocasi olacakti. - Kocasi zenci miydi? - Evet. Tls de zenciydi, olaanst gzel bir zenci. - Yine konumadiniz mi? - "Sizde sayili bltenden fazla var mi?" diye sordu bana. Fazla yoktu ama, kendiminkini verdim. Teekkr etti. Yillar ge-iyor, ben hep Tls'y ariyorum. - Ama buluyorsunuz O'n. - Bulmak ama nasil... Bir anlik. Bir imek pariltisinda grr gibi ancak. Birden parlayip snveren yalimda gryorum. Bulur bulmaz yitiyor yine. Kavumak deil ki bu... O'na kavumak iin yeryuvarlaini ka kez dolandim. Bir Balkan lkesinin bakentindeki bir sarayda grdm Tls'y. Daha otuzunda bile deildi. Bense altmiimi gemitim. ki erkein arasinda, mermerden par25 makhin geni kpetesine yanlamasina oturmutu. Elindeki geni karinli bardakta al kirmizi bir iki vardi. Ayakta duran iki erkein konumalarina gldke, kirmizi iki alkalaniyordu. Salari kizil, gzleri koyu siyahti. Be yil nce hi ummadiim bir yerde... Hep ummadiim yerlerde ve zamanlarda gryorum Tls'y. Bir iledeki bir bankaya girmitim, bir de baktim, az tedeki banka memuruyla konuuyor. Gzleri yeildi, salarini topuz yapmi. Hemen ikti bankadan, kapidaki arabaya binip gitti. Son olarak geen yil grdm, bir Akdeniz kentinin bir kiyi motelinde. Yirmi bainda var yok, incecik bir dal... Ben odamin nndeki ardain glgesinde kitap okuyordum. "Affedersiniz, saatiniz ka?" sesine baimi kaldirdim ki, karimda Tls... Yaninda bir delikanli. Denizden daha yeni ikmilar, su damlalari stlerinde tomur tomur. Saati syledim. Teekkr etti. Yreim duracak sandim. Gittiler. Bir daha grmedim o motelde. arabimiz yine bitmiti. - Bir ie daha ier miyiz? diye sordum. - elim... dedi. -Akdeniz esmeri kadin bir ie daha getirdi. - Kime Tls'ye tutkunluumu anlatsam, benimle alay ediyor. Tls orada urada diye, beni ordan oraya gndermeye kalkiyorlar. Beni deli yerine koyup aailiyorlar. Tls'ye tutkunluumu dinleyip de benimle alay etmeyen ilk sizsiniz. Byk bir acimayla, - Tls'y bunca sevmenizin nedeni? diye sordum. - Nedeni pekok, dedi, bikez O'nu arayip da bulamadika, bulduum zaman da kavuamayinca, Tls'ye tutkum daha ok artiyor. yle bir tutku ki, gittike harlanip yalazlanip beni yakiyor, iim kz kz... O'na hi kavuamadan kendi yanginimdan kl olup tkeneceimi biliyorum. Tls yle iyi, yle iyi ki... Neden iyi? Yanilip da kendilerini Tls sanarak birlikte olduum teki kadinlar gibi benimle kavga etmedi, kavga firsatlari yaratmadi, benimle ilikilerinde ikarcilik gtmedi, ne versem daha da oburlaan bir gz doymaz deildi, seni seviyorum diye ne beni ne kendini kandirdi, hi ikiyzllk etmedi, hibir gizli hesabi olmadi. nk btn bunlarin olabilmesi iin paylaacaimiz zamanimiz olmadi 26 ki... Tls benim iin hep nc boyutsuz anlik yaam olarak kaliyor, bir imek pariltisi sresince yaayabiliyorum O'nu. Bu yzden O'nu seviyorum, hep seveceim. Tls'y sevmekten baka i-im yok, olmayacak da... - Bailayin, dedim, geiminizi nasil saliyorsunuz? Bir akariniz, geliriniz mi var? - Hibieyim yok... dedi. - Nasil yaiyorsunuz yleyse? - Tls'y dnmeme, sevmeme, aramama bir an bile engel olmayan iler yaparak; engel olmanin tersine, Tls'y sevmem -nemli ama yeterli deil, Tls'y sevdiimi btn dnyaya da du-yurmaliyim. Herkes bilmelidir ki ben Tls'y seviyorum. Bunu anlatamazsam yaamimin anlami kalmaz. Her insan bu dnyada var olduunu kendine gre bir yol bulup bakalarina kanitlamak zorundadir. Yoksa anlami kalmayan yaam bir samalik olur. Anlayamamitim. Aiklamasi iin, - Nasil yani? diye sordum. - Bir insanin yaamakta olduunu salt kendisinin bilmesi yetmez; insan tek baina deil ki... Bir insanin bu dnyada var olduunu, yaadiini baka insanlarin da bilmesi gerekir ve bunu nice ok insan bilirse o insan o denli daha ok vardir. Herkesin var olma nedeni baka baka; benimki Tls'y sevmek. Ben Tls'y severek, sevdiimi de herkese duyurarak var olabiliyorum bu dnyada. - Nasil yapiyorsunuz bunu? - Herkese anlatarak ite. rnein bu gece size anlattim. imdi siz biliyorsunuz ki, ben Tls'y seviyorum. Bu yzden de ben sizin iin artik varim, benim yaamakta olduumu biliyorsunuz. Herkese de bunu anlatmaya aliiyorum. Eskiden dalara, bo kirlara ikip, ormanlara gidip sesim ikabildiince bainyordum: "Tls seni seviyorum!" Sesimin yankisini dinlerdim. Hep ayni biimde bairmak gzel olmadiindan, hem szcklerin yerlerini deitirerek, hem de inceltip kalinlatirarak sesimi deitire deitire bairmaya baladim. Ormanda, kirda haykirdii gibi, ama teki masalardakilerin duyamayacai alak sesle inceden haykirdi: 27 "Tls seni seviyorum! Seni seviyorum Tls Seviyorum seni Tls! Tls seviyorum seni! Seviyorum Tls seni Seni Tls seviyorum!" Sesimi btn dnyaya duyurarak Tls'y sevdiimi herkesin renmesini, bunu herkes renince de, yaadiimi, var olduumu btn insanlarin bilmelerini istiyorum. Bunun iin de, yollarda, a-lanlarda, kalabaliklarda baladim arki gibi sylemeye: "Tls seni seviyorum!" - Sesiniz gzel midir? - Hayir. ok da irkin stelik. Kulaim da hi duyarli deil. Ya sizin? - Benim de yle. - Kulaim duyarli olmadii, sesim de irkin olduu iin, her syleim ayri sesle, ayri biimde oluyor. Dnyayi dolaiyorum byle. Her gittiim yerin postanesinden "Seni seviyorum Tls" diye Tls'ye telgraf ekiyorum. Parama gre, bir gnde bealti telgraf ektiim oluyor. - yleyse Tls'nn adresini biliyorsunuz. - Hayir nerden bilebilirim? Uydurma bir adres yazip telgrafi gnderiyorum. - Bulunmayinca, telgraf size geri geliyordur. - Sanirim. Ama bana deil. nk benim adresim de uydurma. oka kaldiim kimi kent postanelerinde artik beni taniyip alay ettikleri iin deiik postanelerden ekiyorum telgraflari. Alay etsinler, arria rendiler ki artik ben Tls'y sevmekteyim. Tls'y sevdiim ne denli ok bilinirse, ben de o denli varim. O ikili yerdeki masalar boalmaya balamiti. Biz de geceyari-sindan sonra kalktik. Yalpalayarak yryebiliyorduk ama, ne konutuumuzu bilemeyecek, konuulanlari anlamayacak denli de sarho deildik. - Drt gndenberi leden sonralari biriki saat Kltr Sarayi Alani'ndayim, yarin oraya gelin... dedi. - Ne yapiyorsunuz orda? diye sordum. 28 - Orda "Tls seni seviyorum!..." diye haykinyorum sesim kisilana dek... Hani ne i yaptiimi sormutunuz ya, ite bu benim iim oldu. Bu ie nasil baladiimi anlatayim. Son telgrafi da ekmitim o gn Tls'ye, hi param kalmamiti. O yana bu yana dolaip dururken Kltr Sarayi Alam'na geldim. Grdnz m bilmem, ok elenceli bir yer. Orada herkes kendi hnerini, zenaatini, marifetini gsteriyor. Kimisi kpek cambazlii yapiyor, drt kk kpee akil almayacak cambazliklar yaptiriyor. Kimisi tekbaina drt algi alip konser veriyor. Biri algi alip biri arki syleyen ikililer de var. Kimisi, isteyenin hemen orda karikatrn iziyor. Bir kizla bir olan pandomim yapiyor. Bir adam kili yutup yine ikariyor. Cam kiriklari stne yatip karnina be kii ikaran biri var. Bir sakalli, yere renkli tebeirle resim iziyor. Be maymununa cambazliklar yaptiran biri alkilaniyor. Birisi, kk bir kutu sahnede kukla oynatiyor. Daha neler neler, kimler kimler var orda. Bunlarin balarina kalabalik toplanip seyrediyor. En ok ilgi gren daha kalabalik oluyor. Numara ve gsteri bitince, o kalabaliktan isteyenler para a-tiyorlar gstericinin kutusuna ya da nne, bozuk paralar birikiyor. Olaanst bir yer orasi, hele benim iin... Tls'y sevdiimi ilan edeceim en gzel yer... Ben de bir yere, hem de kiyida bir yere durup baladim haykirmaya... Tls'y nasil ve ne ok sevdiimi haykira haykira anlatiyordum. Hi ummamitim benim de baima toplanacaklarini. Ama ok kii toplandi. Kimi alay ediyor, kimi bairiyor, kimi de dinliyordu. Yorulana dek hay kirarak anlattim. Sustum. Paralar atmaya baladilar. yle ok para ki... Hemen postaneye koup telgraf ektim Tls'ye. O gndenberi hergn leden sonralari o alana gidiyorum, isterseniz yarin siz de gelin. Bir taksiye birlikte bindiimizi, ofre otelin adini sylediimi animsiyorum, sonrasini hi bilmiyorum. Demek, sandiimdan daha sarhomuum. Ertesi sabah ok ge uyandiimda dn geceyi bir d gibi animsiyordum. O gn leden sonra Kltr Sarayi Alam'na gittim. Gerekten dn gece adamin anlattii gibi olaanst elenceli bir yerdi. Azinda ate yakan, yilan oynatan, byk bir kafes iindeki gvercinlerine havada takla attiran, be dakikada portre izen... Aralarindan geip dolatim. Sonunda onu buldum. Alanin bir kiyi yerin29 deydi. "Seviyorum seni Tls!" diye haykiriim duymasam onu bulmam kolay olmayacakti. Bai ok kalabalikti, epeevre evirmilerdi. Ben de kalabaliin arasina daldim. Beni grm olabileceini hi sanmiyorum. nk ben oraya gittiimde g/leri kapali, haykirmaktaydi. Buna ancak haykirmak denilebilir, bir arki deildi bu. Sesi gerekten irkindi, ama cani yanan, aci eken bir insan gibi haykiriyor, bairiyor, arada inliyordu. Kalabalikta kadinlar, erkekler, yalilar, genler, her kesimden insan vardi. Kimileri teyp getirmiler, onun haykirmalarini ses bandina aliyorlardi. Kendisinin de dedii gibi, o kalabalik iinde alay edenler, bairanlar, hatta ta atanlar bile vardi. Ama brleri, ta atanlari nlyorlardi. Ben de yanimda bir teyp getirip haykirmalarini ses bandina almadiima yandim. Ama ertesi gn teyple gelecektim. Bika kii o-nun haykirmalarini yaziyordu. Sonradan akil edip ben de yazmaya baladim. Paraprk yazabildiklerim unlar: "Heeey, duyun artik, duyun ve renin kii ben Tls'y seviyorum. Bunu duymayan tek kii bile kalmasin, sairlar da duysun, rensin, bilsin. Emzikli kadinlarin st dolu memeleri duysun... Sevienlerin kaynayan kani, yeni doanlarin damarlarinda dolanan taze kani duysun. Sevenlerin birbirine ilk deen parmaklari duysun... ilk p dudaklari duysun. Doyumsuzluk arilarini kasiklarinda duyumsayanlar duysun.. Ve tarih ve zaman ve corafya duyup rensin ki ben, Tls'y seviyorum." Haykiriinda, sanki dahaca szckleri olumami maara insaninin can acisi vardi. Yzbin yil nceki insan da, yzbin yil sonraki insan da, duyduu can acisiyla ite byle bairir olmali. O kalabaliktan pekou, adamin dilini bilmiyor, ama yine de dikkatle onu dinliyordu. yleyse dinledikleri anlam deil, sesti; aciyi; zlemi, tutkuyu dinliyorlardi. Arada kulak tirmalayan, arada yrek burkan bir ses... Kimileyin grlercesine, kimileyin alamaktan kisilmi bouk bir sesle, kisik sesi de ikmayinca fisildayarak, fisildayamayin-ca dudaklarini kipirdatarak anlatiyordu: "Tls seni seviyorum!" Bunca insanin bu ilkel haykirmalara neden ilgi duyduunu dndm. Yoksa kadin olsun erkek olsun, gen olsun, yali olsun, bunlarin hepsi de "Tls seni seviyorum!" diye haykirmak istiyorlar da, bu yreklilii gsteremeyince, kendilerini byle haykiran adamin yerine mi koyuyorlardi? Belki de bu adam, alayarak, inleye30 rek, haykirarak, hepimizin yerine, Tls'y sevdiini ilan ediyordu. Yiilip kaldi. nne paralar biraktilar. Kalabalik daildi. Bis-re yle kaldi. Bu yaptiin oyun mu diye dndm. Bu alandaki gstericilerin hepsi gibi o da bir oyun mu oynuyordu? Biraz sonra toparlanip kalkti. Beni grd. Selamlatik. Yerden paralan aldi. - Haydi postaneye gidip Tls'ye telgraf ekelim... dedi. Ayni gsteriyi yineleyip yinelemeyeceini sordum. Hayir, ancak bikez yapabiliyordu. - Hergn ayni szleri mi sylyorsunuz? dedim. - Hayir, dedi, ben oyuncu deilim ki... Her an yaam deiiyor nk, ses ve sz de zamana gre deiiyor. Bir postaneye gittik. Yaindan umulmayan din adimlarla basamaklari atlayarak ikti. Byk salonda telgrafini yazmak iin masalarda bo yer arandi. Ben yanibaindaydim. "Seni seviyorum Tls" yazdiini okudum. O uydurma adres yazmaktaydi. Telgraf giesindeki bir memurun, yanindaki memura onu gsterip alayli alayli bieyler sylediini grdm. Demek, onu burda taniyorlardi. Ama telgrafini almazlik etmediler. Postaneden iktik. - imdi kentin baka postanelerinden de Tls'ye telgraf ekip bu kentten ayrilacaim... dedi. - Nereye gideceksiniz? dedim. - Bilemiyorum, dedi. Tls'y bulabileceimi umduum herhangi bir yere. El sikitik, ayrildik. Bisre arkasindan baktim. Epiy gittikten sonra, arkasindan baktiimi anlami gibi o da dnp bana bakti, el salladi. Ben de el salladim. Sonra o postaneye girdim. Gieden bir telgraf kidi alip "Seni seviyorum Tls" diye yazdim. Kime gnderebilirdim bu telgrafi? Sevgili V.D. birden sen geldin aklima, senin adresini yazdim, telgrafi verdim giedeki memura. "Seni seviyorum Tls!" Biey anlamamisindir telgrafimdan ve kimbilir nasil airmi-sindir. Bayramolu 19 Haziran 1984 31 GLMECE YKLER 32 ALTI BEK ATLIKARINCADA Alaturka preld Yelleli yeeeeelelli.... lellelliii yellelli yeleli yeleli... yelelliii yeleliii... Yaaaaar yaaar... yelleliii yeleliiii yellelliiiii... lel lel lel liiiii... Geri kalmi lkede prolog Benim memleketimde ancak zenginler ocukluklarim yaayabilirler. Benim memleketimde ancak zenginler, genliklerini yaayabilirler. Benim memleketimde ancak zenginler, yaliliklarini yaayabilirler. Benim memleketimde... Yellelli yeleliiiii... Yellelli yaaaar yaaa-aa... Monolog Yaayamadiim ocukluumun zlemi hl iimde kipirdasin ocukluumu hi yaayamadim. Hibir oyuncaim olmadi, ne o-yuncak tirenlerim, otomobillerim, ne leendeki suda ileyen oyuncak vapurlar... Mile oynayamadim, bitek zipzipim olmadi. Hi u-urtma uurtmadim. Hi ember evirmedim. Hi salonum olmadi. Annemle bir zengin evine bayram ziyaretine gitmitik. Zengin ocuunun bidolu, bidolu, biok, biok oyuncaklari vardi. Raylar stnde giden tirenine tirenine tirenine tireni tiren tir... dokunmak istedim. Elimi uzattim, Annem fisildayarak payladi: - it, bozarsin! ektim elimi... 33 Koro ocukken iimden hep derdim ki: Byynce zengin olacaim, ok, ok zengin... Zengin olunca da oyuncaklar, oyuncaklar alacaim kendime, bidolu, bidolu... bi-ok, biok.... , dnya kadar. yle ok oyuncaklarim olacak kiii, oyuncaklarlarlarlar... Kocaman adamlarin oyuncaklarla oynamasini ayiplarlar. Onun iin ben oyuncaklarimi bir odaya dolduracaim. alimadiim, ie gitmediim gnler, geceleri oyuncak odama girip kapiyi arkadan kilitleyeceim; oyuncaklarimla oynarken kimse grmesin de alay etmesin benimle... Tirenlerim olacak bidolu, kuracaim: D-tt!... ih, uf, ih, uff, ihh ufff!.. Milelerim, cicozlarim, cinalilerim, gazozlarim... Renkli balonlarim, ddkl balonlarim... Kait fenerlerim, firildaklarim... Benim memleketimde Byk Millet Meclisi'nin kuruluu 23 Nisan ocuk B ay rami'dir. Birinci olay ocuk Bayrami gn evde oturmaktan canim sikildi. Akama doru iktim evden. skele Caddesi stnde bir evde oturan doktor arkadaima gittim. O da sikilmi evde oturmaktan. Geni camli pencereden sokai seyrediyorduk. Aaidan arabalar geiyordu. Birden arabalar arasinda bir mavi balon ikti ortaya; balon ziplaya ziplaya kari yaya kaldirimina doru gidiyordu. Yaya kaldirimi tenhaydi. U-zaktan bir kundura boyacisi geliyordu: Otuzbe, kirk yalarinda bir adam, sarkik biyikli, yalinayak, uzun salari dainik, yirtik pirtik gmlek giymi... Boyaciyla balon arasinda aai yukan kirk adim var. Air air yrrken, yerde yuvarlanan balonu grnce, hemen sirtinda asili boya sandiini ikardi, yere koydu, sonra koarak balona gitti. Balonu aldi yerden, bakti. Sonra yaya kaldiriminda balonla oynamaya baladi. Ama balonla ayaktopu oynuyordu. Balona ayaiyla vuruyor... Duvara arpan balon geri geliyor. Havalandiriyor balonu, sonra ziplayip kafa atiyor balona... Bir ut daha... bir kafa... alim atiyor. Balon patlayip snd. Patlak balonu aldi, boya sandii34 nin yanina gitti. Sandii omuzladi. Balonun patlak paralarini azinda iirmeye aliarak yava yava geip gitti nmzden... Doktor glyordu, ama nasil, boulacak gibi glyor... Gzlerinden yalar geliyor glmekten. - Ne glyorsun? diye soruyorum. Cevap veremiyor glmekten... Boulacak, bayilacak diye korktum. Koskocaman, biyikli adamin balonla oynamasina ben de glmtm ama, onun kadar deil... Onun glmesine bakip ben de kendimi tutamadim; ikimiz karilikli glyoruz: Hahhah.. Hah... Hih... hah hih... hah hah... hihi... hoho!... kinci olay Doktor anlatiyor: Bursa'da, hastanede doktordum. Nbeti olduum bir geceydi. ok ge yatmitim. Daha gn yeni iirken kaldirdilar. - Ne var? -'Alti hasta getirdiler Doktor Bey... Giyinip gittim koua. Beki elbiseli alti kii, hi arasiz rp duruyor. Uzun zamandir ryor olmalilar ki, dermanlari kalmami, altisi da bitik... - Neyiniz var? diyorum. rmekten cevap veremiyorlar. lkin zehirlenmi olmalari aklima geldi. Kalaysiz, bakir kapta yemek yedilerse zehirlenmilerdir. Ama zehirlenmeye de pek benzemiyor, zehirlenme belirtisi yok... Bir rmedir gidiyor, kusmuyorlar... Teskin edici ine vurdum, altisi da kendinden geti, uyuyakaldi. Bekilere ne olduunu kimse bilmiyordu. Bir cankurtaran arabasiyla sabaha kari polisler hastaneye getirip birakmilar. Deliksiz onbe saat uyuduktan sonra ilerinden biri uyandi, -brleri daha ge uyandilar. Bekilerden biri anlatiyor Lunapark var ya... Hani Vali konainin tam karisinda... Ben ite o Lunapark'in olduu yerlerin bekisiyim... yil oldu bekili35 e gireli. Yaz geceleri Lunapark geceyarilarindan sonraya kadar aliir, sonra ierde kendi adamlari vardir, yani alianlar, onlar kendi mallarini beklerler. Yani yazin benim iim daha kolaydir. Ama kiin yle deil... Kiin zor. nk kiin ilemez Lunapark. erde de bir sr salincak var, oyuncak var, atlikarinca var, kayiksalinca-i var, dnmedolap var, pavyon var. Herbiey var... Bunlar hep size teslim, yle ya... oluk ocuk takimi, serseri takimi, ipsiz sapsiz takimi, biraksak dolar Lunapark'a salincaklara binerler, atlikarincaya binerler, hereyi bozarlar. Bozmalarini da birak, kk ocuklar doluyor ieri, biri der allah korusun, bir kaza olur, ondan sonra hesap ver, al baina belayi... Yani kiin benim iim daha zor... stelik blgem, Vali konainin ta karisi... Karakol da Lunapark'in hemen yaninda. O yzden teki beki arkadalar gibi kaytaramam da... Yazin iim kolay olduktan baka keyifli ve de elencelidir. nk Bey'im, lambalar iil iil yanar, dnmedolaplar dner, herkes salincaklara biner, oynar gler... Kadini kizi var, ocuu by var, iyidir yazin... Bizim memlekette byle elence ney yok... Benim en ok o atlikarinca houma gider... Nasil da dner firfir... Pek keyifli canim. imden, una bir binsem derim... Hey Allah binsem ya, nasil binsem?... Biz buranin bekisiyiz... stmzde resmi devlet elbisesi... Hem de ayip canim bu yatan sonra... Gelir dinelirim atlikarincanin dibine, bakar dururum... una bir binsem? Yalniz baima kalsam bineceim de... ama teki bekiler de dolar Lunapark'a geceleri... "Yahu", derim, "sizin burda iiniz ne? Gitseniz ya kendi mahallenize..." Giderler, aradan yarim saat gemez, dner gelirler Lunapark'a. Bu bizim Aptullah var ya, hastaneye benimle gelenlerden, taa yukari mahallenin bekisidir, bir gece dedi ki: "Yahu" dedi, "u firfir dnen cenabete bir de biz binsek..." dedi. Ben onlarin hepsinin dnmedolap iin Lunapark'a geldiklerini zaten biliyorum. Yoksa ki gecesi firin klhaninda uyuklamak varken, Lunapark'ta ileri ne? Bu Lunapark benden sorulur. Aptullah'a, "Ulan biyiklarindan utan, sen ocuk musun da atlikarincaya bineceksin?" dedim. Hemen ordan Ahmet, o da bizimle hastaneye yatanlardan, "Canim binsek ne olur ki..." dedi. tekiler de, "Bir binelim canim..." diye 36 tutturdular. Allah'in bildiini kuldan ne saklamali, ben onlardan ok istiyorum atlikarincaya binmeyi ama, hem utaniyorum, hem de buranin bekisi olarak, bana "Olmaz" demek der... kinci beki anlatiyor Doktor Bey, biz sonunda Lunapark bekisi Arifi kandirdik. "Hadi binelim... Yalniz polisler grrse yandik," dedi. Ben de, "Bineriz, bindikten sonra firt firt ddk ttrrz ki, polisler nbette olduumuzu bilsin," dedim. Arif razi geldi ama, bekiler atlikarincaya binmi, diye duyulur korkusundan, "Arkadalar, bikez binelim, ama bir daha yok..." dedi. Ben hem binmek istiyorum, hem de korkuyorum. nk dnmeye baladi mi, gayet yksek havalaniyor. Biz atlikarincaya bindik. Binmesine bindik ya, yrtemiyoruz. Yahu bu meret nasil gidecek? Yusuf var, bir arkada, o kadah uyanmadi, "Elle iteleyelim," dedi. Arif, esas Lunapark bekisi olduundan, o yazin atlikarinca ilerken grm, onun iin, "Bu elektrikle iler, bir dmesi olacak ya, nerde bulamam gece karanliinda... Ben yarin gndz gzyle dme yerini bulurum. Yarin gece bineriz." dedi. Bir baka beki anlatiyor O gece de Emniyet Mdr'nn teftie ikacaini ben biliyorum. Ama Mdr Bey sabaha kari teftie ikacak... Bazi bekiler simiti firininda uyuyorlar diye ikayetler olmu da, Mdr Bey bekileri kollayacak... Biz, atlikarincaya binip, ondan sonra yerlerimize gideceiz... Mdr Bey'in gelmesine daha ok var; teftie yetiiriz. Arif, "Ben bunun dmesini rendim. Dmeye basip, dnmeye balar balamaz koup atlayacaim," dedi. lkin biz bindik. Arif dmeye basmasiyla dnmeye baladik. Arif de kotu, demir kutulardan birine atlayacak ama, dnerken atlayamadi, benim bindiim kutuya tutundu. Elinden yakalayip ekmesem, demire arpip yuvarlanacak... ektim aldim ieri bunu... Baladik dnmeye... Bir de keyifli ki hi sorma... Dndke dnyor ve de hizlaniyor ve de hizlandika biz havaya ykseliyoruz... Atlikarincayi bildin mi? ortada bir demir direk, diree uzun 37 zincirle bali demirden tekneler. Dnmeye baladi mi, zincirler havalaniyor ve tekneler ykseliyor... Biz teknelerde ykseldik, ykseldike hizli dnyor, hizli dndke ykseliyor... Bizim arkadalar glmeye baladi kikir kikir... Yahu Vali'nin e-vi karida, karakol yanibaimizda, duyulacak... Velakin yle bir i ki, glmemek mmkn deil, hep glyoruz... Glyoruz, firfir dnyoruz ve hizlana hizlana ykseliyoruz. Bi zaman bylecene havada dndk... Baka bir beki anlatiyor Derken Bey... yle hizlandik ki biz, tekneden firlayip uacaiz nerdeyse... Ben korkudan glmeyi unutup, tekneye sikica yapitim, baka are yok. Ve birden aklim baima gelip, "Ulan Arif, unun hizini kes, uacaiz olum havaya..." dedim. Arif, "Nasil hizi kesilir, ne bileyim ben?" demez mi? Tuu, hay Allah belani versin... Ulan alti beki havada alti ahin olmu uuyoruz. "Ulan Arif, yleyse durdur unu da inelim..." diye bairdim. Arif, "Yahu, bu nasil durdurulur?" diye bairmaz mi? Ocain batsin Arif, ulan havada kaldik, ne olacak imdi? Arkadalar, "Durdur..." diye bamyor. Arif, "Ben iletmesini rendim, durdurmasini renmedim," diyor. Bey, bizim halimize bak, havada kaldik ve de uar gibi vaziyette... "Ulan Arif, bunun dmesi aaida kaldi olum, bunu durdurmanin mmkn yok..." Benim baim dnmeye ve de gzlerim kararmaya baladi. Benim arkamdan uan demir kutuda Aptullah var. Aptullah "Arkadalar, bunun -makinesi elektrikle iler," dedi. Ulan elbet elektrikle iler, bunun canimizi kurtarmaya faydasi ne? Demek herif dnerek umaktan aklini airmi... "N'olacak elektrikle ilerse?" dedim. "Yani" dedi, "bir tek kurtuluumuz var, hepimiz dua edelim ki ehrin umumi elektrii kesilsin, bu cenabet de dursun. Yoksa biz kiyamete dek havada dnp duracaiz..." demeye kalmadi, nmden biey aai dyor... Aman nedir? ndeki kusuyormu... Benim de dnmekten midem bulaniyor, iim kabariyor. Artik tutamadim kendimi, iimde ne varsa diari verdim. Kus ha kus, kus ha kus... Biz havada dnp duruyoruz. Kim bairdi fark edemedim, arkadalardan biri, "Hakkinizi helal edin!" dedi. Ben de kelime-i ehadet getirmeye baladim. Laf deil Bey'im, 38 belki be minare boyu havada jet hiziyla dnmedeyiz... Allah dmanimin ayaini yerden kesmesin ve de hibir kulun altindan yel esmesin; hibir belaya benzemiyor. Birisi hem kusuyor hem de, "Hay bu makineyi icat edenin..." diye silme sivama svyor. Kimdir bilemedim, birisi de, "Benzinle ileseydi ya, benzini biter, dururdu, biz de inerdik..." diyor... Btn iim diima ikti kusmaktan. ikaraca biey kalmadiindan iimde, barsaim, cierim sklecek... Arif, "Hep birden imdat diye bairalim..." dedi. Bak u akilsiza... Ulan, karida Vali'nin konai, yanimizda karakol... imdat diye bairilir mi? Sus mu dedikse de, Arif, "mdaaat..." diye bir nara atmasiyla, sesi de kesildi, galiba bayilip kt teknenin iine... onun arkasindan Yusuf da ddk ttrmeye baladi, o da yuvarlandi teknenin iine... Karakoldan da polisler diari firladi... Ve Lunapark'a doldularsa da, biz havada olduumuzdan ve havaya bakmak akillarina gelmediinden, onlar da ddk ttrerek dnp dolaip gittiler... Ne kadar zaman utuk, ne kadar zaman rdk, bilemiyorum, ben kendimi kaybetmiim, bir de gzm atim ki hastanedeyim. Hl kendimi havadayim ve de umaktayim saniyorum... Doktor, szn baliyor Sabaha kari teftie ikan Emniyet Mdr mahallelerde hibir bekiyi bulamayinca kplere biner. Bulunmayan bekilerin bali olduu karakola giderken, gn iimaktadir; bir de bakar ki, karakolun yaninda havada bir acayip sesler... Karga sesi deil, a-akakan sesi deil... Bunlar ne kuu, diye meraklanir. Bir de grsn ki, Lunapark'm atlikarincasi dnp duruyor, kendinden gemi alti beki de durmadan ryor. Kimin bai sarkmi, kiminin kolu, bacai... Epilog Eve geldim. Bizim evdekilerin yznde acili bir znt.... 39 - Ne oldu, biliyor musun? - Ne var? - Karidaki elektrik tellerine bir uurtma takilmi... Bir ocuk aaca tirmanip, uurtmayi almak iin, aatan elektrik direine geerken... "Susun!" dedim. Pencereden baktim. Kuyruu elektrik tellerine dolanmi uurtma, hl rzgrda pirpir edip duruyordu. Koro ocukken iimden hep derdim ki: Uurtmalarim olacak byynce. Bidolu, bidolu... biok, biok... uurtmalarlarlar... , dnyalar kadarlarlarlar... Final Benim memleketimde ancak zenginler yaayabilirler... Yellelli yelelelli, yeleleleliiiiii... Yeeeeeeeleleli... 40 DENZ AYAK ALTINDA istanbul'un bir yani deniz. Bu kadar da deil, istanbul'un denizi, stanbul karasinin koynuna kol kol sokulmu. Yine de byleyken, istanbul'da denize girmek, br dnyada cennete girmekten daha zor. istanbul'un bir baindan bir baina deniz kiyilarini bir takim insanlar satin almilar. Denizin satin alinmasi akil alir i deildir. Denizi satin alanlar, dua edelim ki havayi da satin almamilar. Denizle hava arasinda byk bir fark yok; onu da satin alip bizi havasizliktan bomadiklarina kr. Kavaklar'dan ekme-ce'ye, ile'den Pendik'e kadar u gzel stanbul kiyilarinda bedava girilecek bir kanlik bo deniz kalmadiina bakarim da, denizin nasil satin alindiina aarim. Sekiz yil Anadolu'da dolatiktan sonra, sonunda istanbul'a dnyoruz, diye oluk ocuk bizi bir sevin almiti. Bu anlattiim on yil nce. istanbul'a geldik, hi olmazsa istanbul'un tadini ikaralim, deniz kiyisinda bir ev tutalim, dedik. Ne mmkn... Deniz kiyisinda bulamadik, denize yakin bir yer olsun dedik. O da olmadi... Aman, dedik, hi olmazsa deniz gren bir yer olsun. Uzaktan denize bakariz da gnlmz gzmz ailir. Ne gezer... Denize u-zaktan bile bakamiyoruz. Ara tara derken, Cihangir'de deniz grr bir apartman var, dediler. Apartman sahibi, daha bize kati gstermeden, - Ikiyz lira, dedi. - Aman... - Amani zamani bu, isterseniz, iki oda, bir hol... - Hem pahali, hem kk... - Ama deniz grr beyim. Tek denizi grelim diye, o zamanin parasiyla iki odaya ikiyze peki, dedik. Adam bize kati gstermeye razi oldu. Apartman, dik Cihangir yamacina yapilmi. Kapidan girince, bir kat merdivenle yerin altina indik. Allah Allah , bu nasil i... Bizim bildiimiz deniz grmek iin yukari ikip bakilir. Byle yerin dibine inilmez. 41 bu kadarla da bilmezmi. Bir kat merdiven daha yerin dibine inince, iimden, herhalde denizi, dibinden yukari doru seyredeceiz, dedim. ki kat yerin dibine indik. Kapkaranlik bir yer. Ev sahibi akmaini akti. Elektrik dmesini buldu, evirdi. - Tuh, cereyan kesilmi, dedi. akmain iiinda kapiyi ati, ieri girdik, ieri girince, bir a-laca akam aydinlii grdk. Apartman bayira yapildiindan, bir yani yerin dibinde bir yani yer stndeydi. - Siz ikinci kat demitiniz?... Diye ev sahibine sordum. - Evet, dedi, bunun altinda iki kat daha vardir. Evin diariya bakan penceresi var. Dikkatle pencereden de baktim, bika aala duvardan baka biey grnmyor. Peki, deniz nerde? Karima, - Bir de sen iyice bak. Ben deniz meniz gremiyorum, dedim. Karim, - Ben ne deniz gryorum, ne de denize benzer birey... dedi. Ev sahibine, - Beyefendi, dedim, siz deniz grr demitiniz sanirim. Yoksa duvara deniz resmi asilip da ona mi bakilacak?... - Vay, ne demekmi!... Evimden deniz grnmyor mu? Hani, nerdeyse, evime deniz grmyor dediler dye bizi evine hakaretten mahkemeye verecek. - Vallahi, affedersiniz, dedim, maksadim evinizi ktlemek deil... Ne ben, ne karim, denizi grebildik. Belki bakalarina deniz grnr. Bize grnmedi. - Sandalye getirin! diye yukariya seslendi. Hizmeti bir sandalye getirdi. Adam sandalyenin stne ikti. Tipki, karayi grp de, "Kara!..." diye bairan Krislof Kolomb'un gemicisi gibi, - te deniz!... diye bairdi. te deniz, tabak gibi ayainizin altinda. O indi, sandalyeye ben iktim. Allah Allah!... Grnrlerde denize benzer biey yok. Adama hayal mi grnyor, deli mi, yoksa deniz var, deniz var diye, etki altinda birakip bizi zorla denizi grdmze inandiracak mi? - Beyefendi, affedersiniz. Ben denizi laninm. stanbul'da do42 up bydm. Pencereden bakiyorum, bika para mavilikten baka biey yok. O da gkyznde olduuna gre bulut olacak, dedim. Adam, - Boyunuz ka? diye sordu. Baka zaman olsa boyumu sylemem. Bo bulunup, - Bir elli sekiz, dedim. - Tamaaaam... dedi, bouna deil... Ben de bu adam neden denizi grmyor, gzlerine perde mi inmi, diyordum. imdi neden denizi grmediiniz anlaildi. - Neden grmyor muum? - Boyunuz yetimiyor da ondan... Denizi grmek iin, en aai bir yetmi boy olmali. Parmaklariniz zerine kalkin bakalim. Ayak parmaklarimin stne tlikilip baktim, yine deniz yok. - Ziplayin birazcik, o zaman grrsnz. Denizi greceim diye ha babam sandalyenin stnde zip zip zipliyorum. Nerdeyse baim tavana deecek. Yine denize benzer biey yok. Ev sahibi, - Masa getirin! diye bairdi, balkondaki kk masayi... Masa geldi. Adam masanin stne sandalyeyi koydu. Sandalyenin stne de ben iktim. - imdi ne gryorsun? diye sordu. Ben o sevinle az kalsin, canbaz gibi iktiim sandalyeden yuvarlaniyordum. - Grdm, grdm! diye bairdim. - Ne grdnz? - Denizi grdm, denizi... Karim, - Akolsun, dedi, hayatini tehlikeye koyup masanin stndeki sandalyeye iktin ama, en sonunda da denizi grdn. Tebrik ederim. Denizin neresi grnyor? Marmara tarafi mi, Boaz tarafi mi? - Hangi tarafin denizi olduunu anliyamadim. yle bir kari kadar bir deniz grdm. Ev sahibi bu szme alindi: - stanbulluyum, diyorsunuz; sonra da daha denizi tanimiyorsu43 l nuz. Sizin grdnz deniz Kizkulesi'nin ikiyz metre kadar batisiyla, Sarayburnu arasinda kalir. Ev sahibinin, kapicinin, kanmin yardimiyla sandalyeden indim. - Ooooh, aman iim aildi, dedim, deniz havasi baka oluyor. Karim ok iman olduu iin, - Ben sandalyeye ikip gremem, dedi. - Masa, sandalye ii zor, dedim. Artik buraya taininca zel bir tertibat yapariz. ikink gibi birey... Karim, - insan denizi, evinde yattii yerden grmeli... dedi. Ev sahibi, - Yattiiniz yerden de deniz grnr dedi. - Nasil? Masanin, sandalyenin stne mi yatilacak? - Hayir. Sizden nceki kiracilar, yattiklari yerden denizi ok rahat seyrediyorlardi. Hani denizaltilann periskobu vardir ya, yle bir periskop tertibati yapacaksiniz. O zaman yere yatin, bacaklarinizi duvara dikin, rahat denizi seyredin. - Periskop mu dediniz? Bu alet bulunur mu? - Rica ederim. Uzun zaman stanbul'dan ayri kaldiiniz belli. imdi istanbul evlerinin yzde sekseninde periskop var. Periskop bir ev iin en gerekli eya. Akam evinize yorgun argin geldiniz mi, periskoptan denizi seyredersiniz, iiniz ailir. - Beyefendi, bu eve yazik ediyorsunuz. Ev sahibi airdi? - Neden? - Bu kat ayda ikiyz deil, en az gnde ikiyz lira getirir. - Ne gibi? - Ne gibi olacak. "ok gzel deniz manzarasi seyretmek isteyenlere firsat. Saati ikibuuk lira" diye gazetelere ilan verin. Kapida bilet kesmeye yetiemezsiniz. Az kalsin adamla decektik. Hemen diari iktik. Merdivende karim, - Denizi bir kerecik de ben grebilseydim, buraya kadar gelmiken... dedi. 44 SEYS ATI Bizim kuaimiz, Trk tarihinin en nemli bir dnemini yaamak mutluluuna erdi, ya da mutsuzluuna uradi. Bu, ok partili demokrasi dnemine giriimizdir. (Bayazi gibi kuru bir balangi. Byle de hikaye olur mu?) bu "Seyis Ati" adli hikaye, ite byle ok kuru ve sikici bir nszle balar. nk hikayenin yazan, politikacilarimizin peko-u ile seyis atlan arasinda siki benzerlikler olduuna inanmaktadir. (Vicdan hrriyeti varsa, inancima saygi gstermek zorundasiniz; size aciyorum.) ok partili dneme girdiimiz 1945'ten bu yana grdm politikacilari, ikiye ayirabilirim: Bayai ata benzeyenlerle, seyis atina benzeyenler. (Bieycikler demem, dilerim, politikacilann eline desin...) Bildiiniz gibi adina at denilen insanolunun ilk yoldai bu soylu hayvan, binicisinin isteine gre yrr. Oysa seyis atlan yle deil. nndeki at koarsa, seyis ati da koar, durursa seyis ati da durur. Sonra bu seyis atlan, nalinin izinden gidecei ati da semez; yeter ki nnde herhangi bir at olsun; al, doru, kula, kir, bakla kin, demir kir, ne donda olursa olsun, ister akitma'li, ister seki'li, ister uyuntu st beygiri, ister halis kan arap ati, bir at olsun da nnde, nasil olursa olsun... sterseniz imdilik politikacilann yakasini birakalim da, seyis atinin dizginlerini ele alalim. Harp Okulu'na geince, biriki binicilik dersi, bika binicilik dersi, bika binicilik taliminden sonra, szm ona at binmeyi renmi sayiliyorduk. Biz, stanbul "Harbiye"sinin son rencileriydik. Gnn birinde "tatbikat var!" dediler. Bizi, iki tabura ayirdilar. Taburlardan biri "Kirmizi kuvvet", br "Mavi kuvvet" oldu. Bu Kirmizi Mavi arpimasini hibir zaman anlayamamiimdir. 45 nk, her ne olursa olsun, tatbikan sonunda mavi kuvvet ille de yendirilir. Oysa, mavi, gzel bir renktir. Acirim, mavinin yenilmesine... (Burasi hikayenin en iirli yeridir, dalga gemeyin rica ederim.) (Hikayenin ikinci basimina ektir. Eskiden manevra ve askeri tatbikatlarda, harp oyunlarinda, biz kirmizi olurduk, dman da mavi olurdu. Sylenilen doruysa 1972'den sonra renkleri deitirmiiz: Bizim kuvvetler mavi, dman kuvvetleri kirmizi olmu.) Hibir tatbikatta mavilerin yendii grlmemitir. nk, mavi dmandir. Ben olsam, dmani yeil yapardim. (Nasil beendiniz mi, burda ideoloji var, aktiniz tabii...) Evet, mavi dmandir. Dmanin grevi de yenilmektir. Evdeki hesabin ariya uyduu, yalniz bu kirmizi - mavi arpimasinda grlr. (Efendi, sen bu hikayeyi uzattin. Anlatacaksan, anlat u seyis atini!) Bastne, anlatayim. Ben kirmizi kuvvetlerdendim. Hepimize, bir yani kirmizi, bir yani mavi birer bez erit verdiler. Bu bez eritleri, apkalarimiza epeevre sanp ineledik. Biz kirmizi kuvvetten olduumuzdan apkalanmizdaki iaret bezimizin kirmizisi dia dnkt. Beni, Kirmizi Kuvvet komutaninin atli habercisi yaptilar. Bu, herkesin arayip da bulamadii bir devdi. Arkadalarim, omuzlarinda tfek, tehizat, yayan aliacaklar, atlayacaklar, sirayacaklar, koacaklar, saldiracaklar, ekilecekler, bense at stnde... iin hi de byle olmadiini, seyis atina binince anladim. Seyis atina binmektense, deil atlamak, siramak, ku olup umak, balik olup yzmek, ok daha kolaymi. ehir diina iktik. "Hrriyet-i Ebediye" tepesinin ilerlerine, a-ik araziye geldik. (Zorunlu aiklama: Oralari eskiden aiklikti; insanin az, eytanin ok olduu yerlerdi.) Mavi ve kirmizi kuvvetler, yerlerini aldi. Ben, Kirmizi Kuvvet komutaninin arkasinday-dim. ikimiz de at stnde olduumuzdan oraya kadar hibir aksaklik olmadi. Altimdaki ati kendim sryorum saniyordum. Oysa, benim bindiim seyis ati, Binbai'nin atina uyar gidermi. Gerek hayatta da byle olmaz mi? Olaylar gnlmze gre gidince, onlari biz byle yrtyoruz, saniriz, insanolunun mutluluk budalalii ite... Ama olaylar bizim isteklerimize karit ikinca, aci gerek 46 kafamiza dank eder. (Dikkat: Kissadan hisse. Bu da hikayenin felsefesi, iyi mi?) Kirmizi Kuvvet komutani olan Binbai, benim ok sevdiim, Avrupa'larda binicilik yarilarinda altin madalyalar, kupalar kazanmi nl bir svariydi. stelik de sert mi sert... Yani, apkasinin kokartindan izmesinin ke demirine kadar tam bir binbai. Bika bin kiinin yzd, gnelendii bir plajda bu adami mayolu olarak her kim grse, - te bir Binbai!... der. Durup duruyorduk. Altimdaki at birden hopladi. Ben eyerin stnden, atin boynuna dtm. Hemen hayvanin kulaklarina yapitim. Bu hayvana ne oldu? Dizginleri ekmedim, baldirlamadim, gemi kasmadim. Ben hibiey yapmadim ama, nmdeki Binbai, atini mahmuzlami. Onun ati kounca, benim seyis ati durur mu?... Aman bo bulunmaya gelmez... At, beni siratip duruyor, iyi ki usturuplu siratti da boynundan hoplayip apiim atin sansinda ykseldi, kendimi yine eyerin stnde buldum. Evet, eyerdeyim ama eyerin stnde bitrl duramiyorum. At beni siratip sarisina o-turtuyor, siratip boynunun stne atiyor; bir ne, bir geri, bir saa, bir sola... Bunun en iyisi, dp de kurtulmak ama, o zaman da komutan habercisiz kalacak. Bairsam, ayip... Dizgine asiliyorum, eyerin n hanesine yapiiyorum. Derken dizginler elimden kurtulmadi mi... Eyvah!.. Bir elimle atin yelesine yapitim, yatip abandim sirtina... Mevzilenen blklerden birinin de nne geldik. Burda attan dersem, arkadalara rezil olmak var. Artik emekli oluncaya kadar alay ederler... Ata yalvariyorum: - Yavrum... Gzn seveyim... Yava ulan, yavatan namussuz... , be!.. N'olursun... insafsiz seyis ati merhamete gelmeyince: - Allah! diyorum. Allah'im, Allah'im beni unca arkadaa rezil etme!.. Allah'a yalvarmaktan baka hibir arem kalmami; dizgin elden ikmi, atta insaf kalmami, baka ne yapilir?... Ata binmemi olanlar bu zorluu anlayamazlar. Oturak yerimi bitrl e-gerin stnde tutamiyorum. At beni binici yerine koymuyor ki... Saman uvali gibi o yana bu yana firlatiyor. Yine vicdanli hay-vanmi, kaldinp yere arpmiyor. Tam kayip kayip decekken, 47 birden hoplatip beni eyerin stne oturtuyor. Felaketin by, Binbai atini durdurunca oldu. nk onun ati durunca, benim seyis ati da, iki n ayaini ileri dikip, akilmi kazik gibi birdenbire zink diye kakildi. Ben artik kendi vcuduma sahip olamadim, atin stnden havalandim. Hani, spor filmleri vardir, rlanti film evrilir de atlet, yava yava havaya uar ya, ite yle... Ben utum, hayvanin boynunun stnden, nmdeki Binbai'nin atinin arka ayaklari dibine dtm. (Siz imdi beni, bu anlattiklarima bakarak, hamhalat biri sanirsiniz. Deil valla... nanmazsaniz arkadalarima sorun. Ben o zaman, okulun piramit taki-mindaydim. Arkadalarimin kurduu be katli piramidin tepesine hop diye firlar da, orda ya amuda kalkar, ya da atlet fanelamdan bayrak ikarirdim. Beendiniz mi?) lk iim, dtm kimse grd m diye yanima yreme bakmak oldu. Gren yok, glmyorlar... Yerden firlayip, atin dizginlerine yapitim. Baladim hayvani sevip okayip yalvarmaya: - Ooh benim canim... N'olur, yava... Atladim sirtina. Binbai blk komutaniyla konutu, sonra atini srd. Onun ati firlayinca, artik benimkini tutma... Benimseyi ati da ok gibi firladi. Bu kez dizgin kayilarina yapimiim ki, kolum kopar da kayi elimden ikmaz. Dizgini tutmak kolay, oturak yerimi eyerin stnde tutamiyorum. At beni alkalaya alkalaya iimi diima ikardi. ldm, bittim. br bln nnde Binbai atini yine durdurunca, benimki de zink diye durdu. Btn abam boa gitti, ben yine kendimi atin stnde tutamadim. Havalandim, yere oturdum. Buna, oturma demek doru deil. nk insanlar balarinin stnde oturmazlar, insanin oturma organi bai deil, baka yeridir. Dizgin kayilarini elimden birakmadiimdan, sanki yere atlami gibi yaptim, atin stne siradim... - Byk Allah beni utandirma! Binbai ati srd. Bu kez drtnal, uuyoruz. En rahati drtnal. nk drtnalda, benim gibi acemi binici alkalanmiyor, ihtiyat blnn nne gelince, Binbai birden atini yine durdurdu. Ben yine utum ki, bu seferki uu, Hazret-i sa uuu... Allah'ini seven beni tutmasin. Ben ua ua, doruca... Nereye biliyor musunuz? nmde, at stnde duran Binbai'nin sirtina... Yeryznde bir insan iin bundan byk bir terslik olamaz. imdi, Binbai'nin 48 ati stnde iki kiiydik: Binbai ve habercisi... Belalar iinde, yine de insanolu bir avuntu bulabilmeli. Binbai'mn arkasina dtm, ya nne dseydim... Binbai baim evirip: - O ne? diye bairdi. Kendimi yere attim. - Efendim... diye balayip bieyler kekeledim. yi ki Binbai stelemedi. Kendi atima siradim. Binbai bana beinci ble sylenecek bir emir verdi. Ati beinci bln olduu yere sreceim. Baldirla-dim, gitmez. Topuklarimi karnina vurdum, gitmez. nmdeki Binbai'mn ati yrmeyince benim seyis ati kipirdamiyor. Binbai atini baka yere srnce benimki de arkasindan yrd. Binbai sert, - Ben sana ne dedim? dedi. Sesimi ikarmadim. - Ben sana "Beinci ble git..." demedim mi? Yine sesimi ikarmadim. - Ne duruyorsun? Ben mi duruyorum, at duruyor. Ama bunu Binbai'ya nasil anlatirsin? Binbai kizdi: - ekil, ekil!., diye bairdi. Senin gibi haberci istemiyorum, defol!.. Nasil defolayim, anlamiyorum ki... Binbai'mn atinin arkasindan benim at tiris tiris gidiyor. Hayvanin baini evirmek iin dizginlere nasil var gcmle asiliyorum, atolu at bana misin demiyor. - Git olum, git baimdan... Git be... Bela misin yahu?... Defol... - Efendim... at gitmiyor... ben gideceim ama... at... bu hayvan... Binbai'mn kizgin surati yumuadi. Gldn belli etmemek iin, baini evirdi. -n attan! dedi. Attan ineceim sirada karidan iki atli kopmu bize doru geliyor. Benim at, o iki ati grnce daha durur mu? Bir parladi, haydi o iki atin arkasindan... nasil bir felaket, nasil bir bela... Benim artik btn abam, attan dmemek. yle uuyoruz ki dersem para 49 para olacaim. Evet, sonunda dtm de... Hem bu kez, sol ayaimi da zengi demirinden ikaramadiimdan, yerde srkleniyorum. lebilirdim. lmedimse, nde giden iki atin durmalarindan, onlar durunca, benim seyis atim da durdu. Srklene srklene lmekten kurtuldum. Pantolonumun sol dizkapai boydan boya yirtilmi, dizimden akir akir kanlar akiyor. Attan inen subaylar, atlanni seyise verdiler. Ben de atima atladim. Yine atim, kulaklari dk, yrmeye baladi. dm patliyor, sadan soldan koan bir at ikacak diye... nk benimki de onlarin ardina takilacak. yle de oldu. Benim atim, o gn -nnde koan hangi at grdyse, onun ardina takildi. Ben o seyis atinin sirtinda, tatbikat alaninda ordan oraya, ordan oraya gittim geldim. Akimdaki at, beni ordan oraya koturuyordu. Nasil olduysa dman olan Mavi kuvvetlerin iine dtm. Hemen ap-kamdaki iaret bezini ters evirip, mavisini dia getirerek esir olmaktan kurtuldum. Yine baka atin arkasindan rzgr gibi koan atim, az kalsin beni bir aacin dalina asili birakacakti. Dal, baimdan apkayi siyirip atti. apkasiz da kaldim. Yzm, arpan dallardan izik iinde... Ve sonunda, drtnal uan atim, yine byle karidan koan bir atla arpiti. Gzmde imekler akti, bir sre kendime gelemedim. Kendime geldiim zaman, yine at stndeydim, ama beyaz bir atin... Anlailan o arpimada, nasil olmusa biz atlan deimiiz. arpiinca ben atimin stnden firlayip, br atin stne ikmiim. Bana arpanin ve benim indiim atin ne olduunu bilmiyorum. Akimdaki beyaz at, iyi bir atti. istediim yere gtrebiliyor-dum. Demek, seyis ati deil!.. Yanimi ynm airmiim, da bayir gidiyorum. Ama perianim. Sa ayaimdaki tozluk yok, dm. Bir birliin iine daldim. Bir Yzbai: Buraya gel! dedi. Attan indim. Selam verdim. Ama baimda apka yok. Sa ayaimda tozluk yok. Kayi da dm, pantalon belimden sarkmi. Pantalonun sol dizi boydan boya yirtik, kan iinde... Yzmn iziklerinden kan akiyor. Yzbai: 50 - Bu ne? dedi, ne oldu sana? Ne diyeyim? Yzbai'nin arkasinda btn arkadalar... zntm anlayabilmeniz iin, benim o zamanki niyetimi bilmelisiniz. Ben general olacaim, general... - Efendim, dedim, dman iine dtm. Esir edeceklerdi. Kaarken byle oldum ite... - Senin iin ne? - Haberciyim. Size Binbai'nin emrini getirdim. Binbai'nin verdii emri syledim. Ama kime biliyor musunuz? Mavi kuvvetlere. nk ben kirmizi kuvvetlerdendim. Kirmizi kuvvet komutaninin emrini, akinliktan Mavi kuvvetlere sylemitim. Bu yanliliktan sonra, btn iler, birlikler, emirler birbirine kariti. Ama sonunda her zamanki gibi Kirmizi kuvvet, yani biz galip geldik. imdi, neden bitakim politikacilari seyis atina benzettiimi anlamisinizdir. nk bunlar, kendi kendilerine yryemezler, ko-amazlar; ille nlerinde, glgelerinden gidecekleri baka bir politikaci bulunacak... 51 DONLA AKA OLMAZ Bilirsiniz; yatili okullarda "bekr" var, "evci" var. Evciler, cumartesi geceleri evlerinde kalirlar, bekrlar da btn ders yili gecelerini okulda geirirler. Svari Selahattin, benim gibi bekrlardan. Bir pazar akami, kouta her zamanki gibi yikanmi amairlarimiz daitiliyor. Kou kidemlisi: - Herkes amairini gelip alsin! diye bairdi. Kirli amairlarimizi verip, yikanmi amairlarimizi aliyoruz. amairlar karimasin diye, herkes kendi amairina ya boyasi ikmaz kalemle numarasini yaziyor, ya siyah iplikle adini iliyor. Herkesin sinirlendii bir i vardir ya... Bu Svari Selahattin'in de sinirine giden i, amaira numara yazmak. Yazmaz. Sirtindan kirlileri ikarir, atar. Yikanmi amairlar daitilirken de yerinden kalkmaz. Herkes kendi iaretli amairini alinca, - Geriye kalanlar da benim! diye gider, her ne kalmisa, onlari toparlar alir. apaulluk ite, baka hibiey deil. Kimileyin, yikanmi amair daitiminda, geriye amair artmadii iin, biey alamaz. Kimileyin de eli kolu amairla dner. Ama bunlar kendisinin mi, deil mi, belirsiz. Bir sr, iaretsiz amair... Toparladii amairlara bakar, aar: - Yahu benim byle gmleim yoktu be!... O pazar akami, yikanmi amairlar daitilirken yine en son o gitti. Eli bo dnd. - Mendil bile kalmami! dedi. - Temiz amairin yok mu? - Var ama, yalniz don yok... - Ben sana bir don vereyim... dedim. - Seninki bana olmaz... dedi. 52 Bu svarilikte de donla pantolon ok nemli. Don ve pantolon ismarlama yapilmi gibi, svarinin bacaklarini siki siki saracak. Biniciler bilir, donla pantolon bacaa oturmazsa, iyi at binilemez. hele o sratli at gidiinde, kaynak yaparken bol gelen donun paalari siyrilir, siyrilir, kivrilir, toparlanir, yukari ikar, tomtopak biey olur. Bu da biniciyi tedirgin eder. Ne kadar uraip pantolonunun stnden donun paalarini aai eksen, o yine toparlanir, yukari ikar. Don dar olsa, sikar, bol olsa tomtopak bzlr. Onun iin svarinin donu, pantolonu tam lsnde olacak. Selahattin dnmeye baladi. Ertesi gn de, bir general teftie gelip, svarileri manej taliminde grecek. Asil znts bundan... Selahattin mesleine de tutkun. Don yznden bir baarisizlia uramak istemiyor. Birlikte dndk, taindik. Aklima, Cemal geldi. Cemal, tam Selahattin'in boyunda pounda, ikisinin amairi birbirine uyar. Selahattin: - Cemal vermez... dedi. - Yahu bir dondan ne ikar, bir gnlne don verecek... Cemal de dnyanin en titiz ocuu. Gnde belki yirmi kez elini yikar. Gicir gicir amairlarinda bitek leke yok. stelik de cimri mi cimri... Evet, kendi donunu bakasina vermez. - Ne yapacaksin? - Valla bilmem, felaket... Bunlarin bir de binicilik hocalari var, Yarbay, ok sinirli bir a-dam. Sinif arkadalari oktan general olan bu sinirli Yarbay, at diye, binicilik diye lyor. Binicilik yznden, vcudunda iki yerinden kirilmami tek kemii yok. Bacak, kol, kaburga, btn kemikleri kirik. Yrrken bile bu kirik kemikleri itir itir itirdar. Yarbay'in btn meraki at terbiyesi... Altindaki ata rumba oynatir. Atla bir konumadii kalmi. Bu Yarbay, teftie gelen General'e rencilerinin btn hnerlerini gsterecek. Baarili rencisi olduu iin, Selahattin'i de ok seviyor. - Ne yapacaiz? - Cemal'den isteriz bikez... Selahattin, hem Yarbay'i General'e kari mahcup etmekten, hem de kendisi Yarbay'a mahcup olmaktan korkuyor. 53 Cemal'e gidip syledik. Cemal: - Kardeim, don da verilir mi yahu? dedi. - Ne olur be? - Ne oluru var mi? Senin giydiin donu, sonra ben ne yapayim? Dayanamadim: - Mendil yap... dedim. - Valla olmaz. Darilmayin ocuklar. Baka ey olsa vereyim. A-ma donumu veremem... - Yahu, bir teftilik be.... - Olmaz kardeim. Terletir be... Ata binecek birader. Terden ne olur don... - Yikatirsin... - ikar mi kardeim, svari teri... - Sat yleyse... Ka paraysa verelim. Satamiyor da. Arkadaina kullanilmi don satiyor, diye adi ikacak. - Darilmayin, donumu veremem. Baka ey olsa... Cemal'in suratina baktim: - Ama sen zararli ikarsin... dedim. Galiba ne demek istediimi anladi. Son derste, herkes derslikteyken, biz Selahattin'le koua gittik. Cemal'in dolabini atik. amairlari bohada duruyor. Bohayi atik. Bitek don var. Baka hibiey yok. Lastikli deil, belden dmeli don. Donu aldi Selahattin. Bir kaida, bir atbai resmi yaptim. Altina da "Altin nal etesi" yazdim. Kidi bohaya koydum. Gzellikle olmazsa byle olur! Ertesi gn baktim, Cemal hi orali deil. Demek dolabindan donunu aldiimizdan haberi yok, bohasini amami. Svariler sabah erkenden Ayazaa'ya gittiler. Kapali manejde tefti verecekler. Biz piyadeler de "Hrriyet-i Ebediye" tepesine tatbikata gittik. Akam okula dndk. Svariler daha gelmemi. Biz yemekhanedeyken svariler geldi. Biraz sonra, yemekhanenin br bainda bir kapima oldu. Selahattin'in sesini duydum: - Syle, kimin donuydu?... Cemal'in kafasina fasulye karavanasini geirmi, bairiyor: - Syle kimin donuydu?... 54 Cemal'i elinden zorla aldik. - Ne oldu yahu? Selahattin anlatti: - O dmeli donu sabahleyin ayaima giydim. At binip Ayazaa'ya gittik. Yolda fark etmedim. Maneje girdik. General de geldi. Yarbay barut gibi... Sratliyle giderken, donun paalari toparlanmaya baladi. Hay Allah... Tomtop oldu birader, bacaklarimin arasina girdi. Yarbay bizi attan atlatmadi mi? indik, atlar yanimizda drtnala geerken sirayarak at bineceiz. Ben attan aai sirarken donun belindeki dmeler kopmaz mi! Don indi bacaklarima kardeim... Benim at yanima geldi. Sirayacaim stne, bacaklarimi aamiyorum ki... Herkes at bindi, gitti. Ben kaldim. Hirsindan Yarbay'in kemikleri itirdamaya baladi. Atlar manej yerini bir daha dnp yanima geldi. Bir hamle ettim, bacaimi aamam. Bacaklarima dolanip sarilmi olan donu bitrl yukari ekemiyorum ki kardeim... Rezil oldum. Baktim olmayacak, atin yanimdan -nc geiinde, bacaklarimi amadan kendimi top gibi firlattim. Gelgelelim, bacaklarimi aamadiimdan atin stnde duramadim, stnden aip, br yana dtm. Gzm benim atta. At bir daha yanimdan geerken, kendimi bir daha firlattim, hop br yana... Kendimi firlatip atiyorum. Paralanacaim. General acidi: - Ne oluyor bu delikanliya Yarbay'im? dedi. Ben var gcmle bacaklarimi havada makaslayinca, don korkun bir cayirti ikararak ikiye ayrildi. Ben de eyerin stne oturdum. Bu kez de, eyer stnde inip kalktika don bzlr, bzlr, yukari siyrilir. Donun ai da kalmadiindan daha beter topak oluyor. ildiracaim arkadalar. Bereket versin, pantolonumun cebi her zaman deliktir de, elimi delikten sokup, donu para para koparmaya baladim. Donu para para koparip paralan cebime dolduruyordum. Bacaimin arasinda kalan son parayi ikarmak i-in elimi soktum. Arkamdan Necmi: - Ne yapiyorsun? dedi. - Ne yapiyorum? - Dnp baksana!... Bir de baktim, manej yeri, konfeti serpilmi gibi beyaz bez paralariyla dolmu. Havada bez paralan uuuyor. Bende akil mi kalmi kardeim. Kopardiim don paralanni cebime koyuyorum 55 diye, havaya serpiyormuum. Rezil oldum. Cemal teden: - Tabi, dedi, donumu alacainizi anlamitim. Ben de btn amairlarimi kaldirdim dolaptan. Patates Necmi'nin donunu bohaya koydum. Patates Necmi, Selahattin'in iki iriliindeydi. Patates Necmi bunu duyar duymaz: - Vay, benim donum mu? diye bairdi. Sonra birbirinin stne atilip boumaya baladilar. Biz de arkadalik grevimizi yerine getirip, hep bir aizdan. - Vur! Vur! Vur!... diye bainyorduk. 56 GARBA AILAN PENCERE Biz artik buna alitik; taninmi bir gazeteci, bir yazar, bir politikaciyla, bir ynetmenle birlikte bir geziye ikmisa, uradiklari yerlerde o politikaci, o ynetmen nutuk ekmise, gezi dnnde yazar herkese yle der: - O nutku ben hazirlamitim. yle nutuklar dinlemiizdir ki, sonradan sylenilenlere inanmak gerekirse, o nutku, be kii, on kii yazmi olduklarim iddia etmilerdir. Hi deilse, yazilmi olan nutku dzeltmilerdir. Bylece, bizdeki siyasi nutuklarin ounun neden samasapan olduu daha iyi anlailir. Onun iin politikacilar geziye ikarlarken, en iyisi, dalkavuklarina gvenseler bile, yanlarina gazeteci yazarlardan hibirini almamalidirlar. nk bunlar, onbinlerce kii nnde politikacinin cokuyla oracikta ezbere syleyiverdii nutku bile, - Ben yazmitim! diye sonradan vnrler. Orada bulunanlardan daha kirkina varmami bir gazeteci, - Ben de ok nutuk yazmitim zamaninda, dedi, yazdiim nutuklarla milletvekili setirdiklerini bile vardir, lk nutkumu ondo-kuz yaimdayken Mft iin yazmitim. Bu giriten sonra nutuk hikayesini anlatmaya baladi: - Bizim orasi kk yer, tara ili... Kk yerde byk grnmek kolay oluyor. Ben de daha lisenin onuncu sinifindayken, ilin tek gazetesine bayazilar yazmaya balamitim. Herkes "Kalemi kuvvetli maallah" diyordu. Liseyi bitirdiim yildi. Bizim ile demiryolu ulati. lk tren gelecek. Herkeste bir hazirlik, bir hazirlik... Mft Efendi bizim uzaktan akrabamiz olur. Bana bir haber gnderdi: "Aman bir nutuk yazsin, trenin geldii gn okuyacaim..." Mft Efendi ok sayilan bir bilgin kii. ocukluumuzdan beri byk, kk hep byle duymuuz. Bize gre, Mft Efendi'nin bilmedii hibiey yok. Gencimiz, yalimiz buna inanmiiz. Sam57 nm, Mft Efendi o zaman yetmiini gekindi. Bembeyaz uzun sakali vardi. Evinden pek seyrek ikardi. Bylece azindan dklen her hece, ayri bir deer kazanirdi. Biz onun ok derin bilgisini, bu susuundan ikariyorduk. En ok bildii tarih, bizim ilin tarihiydi. Btn il sinirlan iinde gemi olaylan bilirdi. u evde kimler yaami, neler yapmilar, eski yanginlari, Bizanslilar zamanini, slam ordusunun bu kenti zaptini, hereyi, hereyi bilirdi. Btn kent halki Mft Efendi'yle ovunurduk. Vali, Belediye Bakani filan, bunlann hepsi Mft Efendi'den ok sonra gelirdi. Byklerden biri ehrimize gelse, hemen ziyaretine gider, Mft Efendi'nin elini perdi. te bu denli nemli kii olan Mft Efendi'nin, ehrimize ilk trenin gelii gn yapilacak trende bir nutuk sylemesi gerekiyordu. O da bu ok nemli nutku yazma grevini bana vermiti. Bu iin airlii altinda ezildim. O yata, stanbul, Ankara gibi byk ehirleri bile daha grmemiim. lk trenin geliinde neler sylemenin gerekli olduunu bilmiyordum. Btn bilgim, okuduum bika kitaptan, gazete ve dergi yazilarindan geliyor. ok siki aliarak gnde, bir nutuk hazirladim. Mft Efendi'ye amcamla gnderdim. Trenin ilk gelii gn byk tren yapildi. Btn ehir halki istasyona yiildi. Lokomotif geldi. Kurbanlar kesildi. nce Vali bir nutuk syledi, arkadan Mft Efendi... Ben, Mft Efendi'den daha heyecanliydim. Nutkun hl aklimda kalan paralan aai yu-kan unlar: "Tren, garba ailan bir penceredir. Bu pencereden ziya girecek, yalniz ziya deil baka eyler de girecek. Medeniyet, tekerleklerin stne binerek bize kadar geldi. Tekerlek ne demektir? Tekerlek, medeniyetin ayaidir. Tekerlek olmasaydi, dnyada hibirimiz olamazdik. Biz bugn tekerleklerin sayesinde ilerliyoruz. u tnele, u dalarin iine ailmi deliklere bakiniz. u grdnz delikten neler doacak neler. Nurlu istikbal bizimdir. Bu bir hazinedir. Eline geirdiin bu hazineyi iyi kullan hemehri! yi kullanirsan, ok para kazanirsin, zengin olursun, itibarin artar. 58 Tekerlekler, raylar zerinde kayacak. ler eskisi gibi zor deil. Her seferi seni zengin edecek hemehri! Ka sefer olursa o kadar krlisin. i yol ailincaya kadardi. Bir kere yol aildi ya, artik btn hemehrilerimiz bu yolun stnden kolaylikla gidip gelecektir. Mallarimizin deeri artacaktir. Sen de malinin deerini, kadrini bil!.. Cumhuriyet sayesinde nmze gelen bu malin kiymetini bilelim; binerken, stne basarken, iine girerken titremeliyiz. Dikkatli binmezsek bozulur, sonra bizden bakalari kullanamaz. Elin, yabancinin mali deil ki hor kullanalim. Kendi malimiz, btn hemehrilerimizin. Hepimizin ortak malimiz.." Ondokuz yainda, tara lisesini yeni bitirmi bir gen baka ne yazabilir, ite byle eyler... Mft Efendi'nin nutku, umulandan da ok alkilandi. br nutuklarin hibiri, Mft'nn nutkunun etkisini yapmadi. Alki kiyamet... Herkes "Bizim Mft gerekten derin hoca..." demeye baladi. Dorusu, Mft Efendi de nutku hem iyi ezberlemi, hem de gzel, heyecanli syledi. O gnden sonra, nerede bir tren, bir toplanti olsa, Mft Efendiyi nutuk sylemeye airdilar. Mft Efendi de her gittii yerde hep o nutku tekrarlayip durdu. Yalniz nutkun iinden "tren" kelimesini ikariyor, geri kalanlarini olduu gibi sylyordu. Nutuk herkese o denli gzel geldi ki, hibirimiz nutku tekrar tekrar dinlemekten bikip usanmiyorduk. Cumhuriyet Bayrami'nda, bir kereste fabrikasinin ailiinda, byklerden birinin ehre geliinde, hep bu nutuk sylendi. Ziya adinda bir akrabamiz var, babasi ok zengin. Bunlar stanbul'dan bir gelin getirdiler. Grlmemi, duyulmami bir dn yapildi. Dn ziyafetine; ehrin btn ileri gelenleri arildi. Biz de gittik. Aile ok mutaassip, ama son derece mutaassip... Kadinlarla erkekler ayri odalarda yemek yiyoruz. Ne de olsa gelin stanbullu olduundan, yemekten sonra kadin erkek hep bir a-raya toplanildi. Mft Efendi'ye konumasi iin rica edildi. Dorusu, Mft Efendi konumak istemedi. Ama yle zorladilar ki, adamcaiz konumak zorunda kaldi. Ayaa kalkti, baladi konumaya: 59 11 "Muhterem hemehrilerim! Yeni kurulan bu yuva, garba ailan bir penceredir." Daha nutkun bainda bir honutsuzluk miriltisi baladi. Ailenin pencereye, hele garba ailan pencereye benzetilmesi, bizim mutaassip evremizin insanlarini sinirlendirdi. Mft Efendi gelini gstererek devam etti: "Bu pencereden ziya girecek, yalniz ziya deil, baka eyler de girecek..." Zaten istanbul'dan kiz aldii iin yayilan dedikodulardan sinirli olan damat Ziya'nin kai, gz oynamaya baladi. Ziya'nm elleri titriyordu. Mft Efendi devam etti: "Medeniyet, nur gibi medeniyet, tekerleklerin stne binerek bize kadar geldi. Onu hepimiz kucaklayip barimiza basacaiz. nk o hepimizindir." Sinirli, kizgin ksrklerle nutuk kesiliyordu. "te karinizda tekerlek! Tekerlek ne demektir? Tekerlek olmasaydi, dnyada hibirimiz olamazdik. Tekerlek medeniyettir. Biz bugn tekerlee, medeniyetin tekerleine kavutuk." Damat Ziya elini arka cebine atti. Bir cinayet olabilirdi. Bu gergin havada Mft Efendi, nutkuna devam etti: "u tnele bakiniz! Bu delikten neler doacak, neler! Nurlu istikbal bizimdir." Yer yer ykselen miriltilari, her zamanki gibi baarisinin sesli gsterisi sanan Mft Efendi, damat Ziya'ya dnerek yle dedi: "Bu bir hazinedir! Eline geirdiin bu hazineyi iyi kullan hemehri! yi kullanirsan ok para kazanirsin, zengin olursun, memlekette itibarin artar. ler eskisi gibi zor deil artik. Her seferi seni zengin edecek. Ka sefer olursa o kadar krlisin gen hemehri!..." 60 Arkadalari, damadin elini tutmasalar, kan dklecekti. Kayinpeder, Mft Efendi'nin kulaina bieyler syledi. Mft Efendi, baini salladi, nutkuna devam etti: ", bir kere yol ailincaya kadardir. Yol aildi ya, herkes rahat rahat gidip gelecek. Arkada, cumhuriyetimizin sayesinde sahip olduumuz bu kiymetli malin deerini bilelim; binerken, stne basarken, iine girerken titremeliyiz. Dikkatli binmezsek, abucak bozulur, bakalari istifade edemez, yabancinin mali deil ki, hor kullanalim. Kendi malimiz!.." Arkadalari diari ikardiklari iin, damat Mft Efendi'nin szlerinin sonunu duymamiti. Nutuktan sonra bir souk hava esti. Mft Efendi, neden alkilanmadiina ok ati. Ziyafet daildi. gn sonra da Ziya, stanbul'dan getirdii gzel gelini geri gnderdi. Boandilar. 61 NASIL YAZIYORMUUM? Bir mektup aldim, yalniz bana deil, birok yazarlara gnderilmi. yle baliyor mektup: "Bilirsiniz, okurlar, yazilan ve yapidan tesinde, yazarlan merak ederler." Mektubu yazan bana, "Bilirsiniz" diyor ama, dorusu ya bilmiyorum; gerekten okurlar, yazarlan "yazilarinin ve yapitlannin -tesinde" merak ederler mi? Mektubu okuyalim: "Okurlann en ok merak ettikleri zelliklerden biri de, yazarla-nn yazilanni nasil, hangi ortamda yazdiklaridir." Haaa, imdi anlar gibi oluyorum okurlarin neyi merak ettiklerini. Dorudur, okurlar bunlan merak ederler. nk, anormal, olaanst, srprizli, airtici durumlar bekler, daha dorusu ilerinden byle olmasini isterler. imdi mektuptaki sorulara geelim ve cevaplanmizi verelim. Soru - Hangi ortamda yazarsiniz? Cevap - "Bu ortam, yazacaim yazi trne gre deiir. ok ciddi bir yazi yazacaksam, odamin kapisini ve pencerelerini simsiki kapatirim. Masamda bir iskelet kafasi vardir. Masa lambami, bu iskelet kafasini aydinlatacak biime getiririm. Konu stnde younlaa-bilmem iin, evde l sessizlii olmasi gerekir. Bu derin sessizlik i-inde srekli olarak, biyandan da mzik alinmalidir. Brahms, Bach, Bethoven'in, yani adlannin bainda "B" olan byk "B "le-rin eserlerini dinlerim. Dikkatimin uyanik olmasi iin odanin isisi o-nalti dereceyi gememelidir. Bunun iin yaz aylannda ciddi yazilar yazamam, yazmaya kalkarsam, sicaktan yazilarim mizahi olur. Milli eserleri de yine bu atmosfer iinde yazanm. Yalniz, yazimin milli olmasi iin, masamda buzlu rakiyla sakiz leblebisi bulunmalidir. Yaziyi yazarken zora geldike raki ierek kafami bulurum. Yazimin evrensel bir dzeye ulamasi iin, viskiyle votkayi kantinp yaptiim ve adini koegzistans koyduum ikiden ierim. 62 Romantik ve lirik yazilar yazmak iin dabalannda yada deniz ve gl kiyilarindaki otellere ekilirim. Buralanni sessizlik iin deil, otel odalannin anahtar deliklerinden ierdekilerini gzetlemek iin seerim. Bylece hem sosyal hayati yakindan incelemi olurum, hem de grdm manzaralardan heyecan duyarim. nk yazar, bir heyecan adamidir. Mizah yazilanini da hamamda yada hayvan pazarlanna yakin, ok grltl yerlerde yazmayi yelerim. alima istei kazanmak iin stanbul bitirimlerinin arasina ka-ninm. Bir zaman kumarhanelerde, meyhanelerde dolainm, oralardan aldiim esini sabahi kahvelerinde, mevsim yazsa, kpr alti dubalannda defterime not ederim. Yilda, birka hafta, kimseye haber vermeden serseri hayati yaanm." ite byle yada buna benzer samaliklar anlatirsam, gerekten de okurlann merakini giderir, ilgilerini ekerim. Yazi masasinda aliirken, kucaima bir sariin gzel almazsam,- yazamadiimi sylesem... Hayir, bunun yalan olduunu anlar ve bana inanmazlar. Ama bunu, bakalan gizli gizli yazarsa, okurlar inanir ve ok ilgin bulurlar. Yalniz yazarlan deil, genellikle btn sanatilari, ya yan deli yada tam deli grmek eilimi vardir. Kimi sanatilar da yapmacik yollarla delilie zenerek okurlann ilgisini tirnaklarlar. Bir air taniyorum, bir i haninda, emlak komisyonculanninkini andiran olduka lks bir yazihane tutmutu. Masasinda hep yan dolu iki ieleri bulundurur ve gelenlere durmadan iiyormu izlenimi vermek isterdi. Oysa imezdi, ama kapi aralanirken hemen elini iki bardaina atardi. Bir air, en gzel iirlerini, Beyazit kulesinin tepesinde, kendini aai atip ldrmek bunalimlari iinde yazdiini sylerse, okurlar, airin bu delice isteiyle, iirlerinden daha ok ilgilenirler. Saninm, yeryznde nleri en yaygin ressam Van Gogh, Goga-in, Toulouse Lautrec'tir. Salt sanatlanndan deil bu, delilikleri, sa-katliklan, sanatlannin nnde gitmitir. Dnya edebiyat, sanat, felsefe tarihinin kirk elli nl adi vardir ki, hibir eserlerini okumadiklan halde pek ok kii onlarin homoseksel olduklanm bilir ve aktif mi, pasif mi homoseksel olduk-lan eserlerinden daha ok merak edilir. airtici davranilanyla, okurlardaki bu meraki gidiklamaya a63 lisan yazarlar da vardir. Kendilerinde gerekten deer ve sanat gc varsa, bilerek yaptiklari samaliklar, deerlerinin taninmasina yardimci olur; yok, deersizseler, ortalikta maskara, alay konusu olurlar. Orhan Veli, bunun iin sakal birakmitir. (O zaman Trkiye'de genlerin sakal birakmasina aliilmamiti.) Siz buna, hi olmazsa biimde toplum kurallarina bakaldirmak da diyebilirsiniz. Bir gece Orhan Veli, konuk kaldii Pendik'te ressam Hamet Akal'in e-vinde, nasil edip de iirlerine yayginlik salayacaini sabaha dek dnm, sonra uakla istanbul'un stne iirlerini yadirmaya karar vermi. Uak nasil kiralanacak, para nasil bulunacak? iki gn sonra hemen btn gazete ve dergilerde, Orhan'in "Raki iesinde balik olsam" dizesiyle alay ediliyordu. Bu alaylar yznden artik uaa gerek kalmamitir. Alaylar, tek uak deil, uak filolarindan istanbul'a yadirilacak iirlerin etkisini yapmitir. Orhan Veli, gerekten deerli air olmasaydi, alay konusu olarak kalir, maskara olurdu. Sonralan Orhan'in iiriyle alan edenler, alay konusu olmulardir. Ben bu olayi, Bkre'te Romen yazarlarindan birka kiiye anlatinca, onlar da bana u olayi anlattilar. imdi adini hatirlayamadiim bir gen air, stste birka kitap ikarmi, ama hibir ilgi grmemi, tek eletiri yazilmami. Birgn gazeteler, gen airin intihar ettiini yazmilar. Btn eletirmenler kollan sivami, gazeteler, dergiler o airin vgleriyle dolmu. Kitaplan stste birka basim yapmi, iki ay sonra ona vg yazan eletirmenlerden biri, intihar etti bilinen airi bir meyhanede grnce deliye dnm. "Bu alakliktir!", "Peki, air lmeden nce eletirmenlerin susmalari nedir?" Bu Romen airi de deerli olduundan, hi de maskara olmami. Okurlann, gerekten hangi ortamda yazdiimi gerek yzyle renmek istediklerini sanmiyorum. Ama sormusunuz, anlatayim. Ortam mortam diye biey yok, ne demek ortam? Hibir Trk yazan, yazi yazmasi iin uygun bir ortam arayacak duruma gelmemitir. Nerde, neresini, nasil bulursak, orda yazmak zorundayiz. Yalniz son yillarda, bazi senaryo yazarlanni, film yapimcilan grltsz otellere gtrmeye baladilar. Bu olduka lks otellerde kapaniyor, onbe yirmi gn yiyip iip senaryo yaziyorlar. Bu yazarlar, bu rahat ortam iinde daha iyi senaryo yazamayacaklanni 64 ati stnde iki kiiydik: Binbai ve habercisi... Belalar iinde, yine de insanolu bir avuntu bulabilmeli. Binbai'mn arkasina dtm, ya nne dseydim... Binbai baini evirip: - O ne? diye bairdi. Kendimi yere attim. - Efendim... diye balayip bieyler kekeledim, iyi ki Binbai stelemedi. Kendi atima siradim. Binbai bana beinci ble sylenecek bir emir verdi. Ati beinci bln olduu yere sreceim. Baldirla-dim, gitmez. Topuklanmi karnina vurdum, gitmez. nmdeki Binbai'mn ati yrmeyince benim seyis ati kipirdamiyor. Binbai atini baka yere srnce benimki de arkasindan yrd. Binbai sert, - Ben sana ne dedim? dedi. Sesimi ikarmadim. - Ben sana "Beinci ble git..." demedim mi? Yine sesimi ikarmadim. - Ne duruyorsun? Ben mi duruyorum, at duruyor. Ama bunu Binbai'ya nasil anlatirsin? Binbai kizdi: - ekil, ekil!., diye bairdi. Senin gibi haberci istemiyorum, defol!.. Nasil defolayim, anlamiyorum ki... Binbai'mn atinin arkasindan benim at tins tins gidiyor. Hayvanin baini evirmek iin dizginlere nasil var gcmle asiliyorum, atolu at bana misin demiyor. - Git olum, git baimdan... Git be... Bela misin yahu?... Defol... - Efendim... at gitmiyor... ben gideceim ama... at... bu hayvan... Binbai'mn kizgin surati yumuadi. Gldn belli etmemek iin, baini evirdi. - inattan! dedi. Attan ineceim sirada karidan iki atli kopmu bize doru geliyor. Benim at, o iki ati grnce daha durur mu? Bir parladi, haydi o iki atin arkasindan... nasil bir felaket, nasil bir bela... Benim artik btn abam, attan dmemek. yle uuyoruz ki dersem para 49 para olacaim. Evet, sonunda dtm de... Hem bu kez, sol ayaimi da zengi demirinden ikaramadiimdan, yerde srkleniyorum. lebilirdim. lmedimse, nde giden iki atin durmalarindan, onlar durunca, benim seyis atim da durdu. Srklene srklene lmekten kurtuldum. Pantolonumun sol dizkapai boydan boya yirtilmi, dizimden akir akir kanlar akiyor. Attan inen subaylar, atlarini seyise verdiler. Ben de atima atladim. Yine atim, kulaklari dk, yrmeye baladi. dm patliyor, sadan soldan koan bir at ikacak diye... nk benimki de onlarin ardina takilacak. yle de oldu. Benim atim, o gn -nnde koan hangi at grdyse, onun ardina takildi. Ben o seyis atinin sirtinda, tatbikat alaninda ordan oraya, ordan oraya gittim geldim. Akimdaki at, beni ordan oraya koturuyordu. Nasil olduysa dman olan Mavi kuvvetlerin iine dtm. Hemen ap-kamdaki iaret bezini ters evirip, mavisini dia getirerek esir olmaktan kurtuldum. Yine baka atin arkasindan rzgr gibi koan atim, az kalsin beni bir aacin dalina asili birakacakti. Dal, baimdan apkayi siyirip atti. apkasiz da kaldim. Yzm, arpan dallardan izik iinde... Ve sonunda, drtnal uan atim, yine byle karidan koan bir atla arpiti. Gzmde imekler akti, bir sre kendime gelemedim. Kendime geldiim zaman, yine at stndeydim, ama beyaz bir atin... Anlailan o arpimada, nasil olmusa biz atlari deimiiz. arpiinca ben atimin stnden firlayip, br atin stne ikmiim. Bana arpanin ve benim indiim atin ne olduunu bilmiyorum. Akimdaki beyaz at, iyi bir atti. istediim yere gtrebiliyordum. Demek, seyis ati deil!.. Yanimi ynm airmiim, da bayir gidiyorum. Ama perianim. Sa ayaimdaki tozluk yok, dm. Bir birliin iine daldim. Bir Yzbai: - Buraya gel! dedi. Attan indim. Selam verdim. Ama baimda apka yok. Sa ayaimda tozluk yok. Kayi da dm, pantalon belimden sarkmi. Pantalonun sol dizi boydan boya yirtik, kan iinde... Yzmn iziklerinden kan akiyor. Yzbai: 50 - Bu ne? dedi, ne oldu sana? Ne diyeyim? Yzbai'nin arkasinda btn arkadalar... zntm anlayabilmeniz iin, benim o zamanki niyetimi bilmelisiniz. Ben general olacaim, general... - Efendim, dedim, dman iine dtm. Esir edeceklerdi. Kaarken byle oldum ite... - Senin iin ne? - Haberciyim. Size Binbai'nin emrini getirdim. Binbai 'nin verdii emri syledim. Ama kime biliyor musunuz? Mavi kuvvetlere. nk ben kirmizi kuvvetlerdendim. Kirmizi kuvvet komutaninin emrini, akinliktan Mavi kuvvetlere sylemitim. Bu yanliliktan sonra, btn iler, birlikler, emirler birbirine kariti. Ama sonunda her zamanki gibi Kirmizi kuvvet, yani biz galip geldik. imdi, neden bitakim politikacilari seyis atina benzettiimi anlamisinizdir. nk bunlar, kendi kendilerine yryemezler, ko-amazlar; ille nlerinde, glgelerinden gidecekleri baka bir politikaci bulunacak... 51 DONLA AKA OLMAZ Bilirsiniz; yatili okullarda "bekr" var, "evci" var. Evciler, cumartesi geceleri evlerinde kalirlar, bekrlar da btn ders yili gecelerini okulda geirirler. Svari Selahattin, benim gibi bekrlardan. Bir pazar akami, kouta her zamanki gibi yikanmi amairlarimiz daitiliyor. Kou kidemlisi: - Herkes amairini gelip alsin! diye bairdi. Kirli amairlarimizi verip, yikanmi amairlarimizi aliyoruz. amairlar karimasin diye, herkes kendi amairina ya boyasi ikmaz kalemle numarasini yaziyor, ya siyah iplikle adini iliyor. Herkesin sinirlendii bir i vardir ya... Bu Svari Selahattin'in de sinirine giden i, amaira numara yazmak. Yazmaz. Sirtindan kirlileri ikarir, atar. Yikanmi amairlar daitilirken de yerinden kalkmaz. Herkes kendi iaretli amairini alinca, - Geriye kalanlar da benim! diye gider, her ne kalmisa, onlari toparlar alir. apaulluk ite, baka hibiey deil. Kimileyin, yikanmi amair daitiminda, geriye amair artmadii iin, biey alamaz. Kimileyin de eli kolu amairla dner. Ama bunlar kendisinin mi, deil mi, belirsiz. Bir sr," iaretsiz amair... Toparladii amairlara bakar, aar: - Yahu benim byle gmleim yoktu be!... O pazar akami, yikanmi amairlar daitilirken yine en son o gitti. Eli bo dnd. - Mendil bile kalmami! dedi. - Temiz amairin yok mu? - Var ama, yalniz don yok... - Ben sana bir don vereyim... dedim. - Seninki bana olmaz... dedi. 52 Bu svarilikte de donla pantolon ok nemli. Don ve pantolon ismarlama yapilmi gibi, svarinin bacaklarini siki siki saracak. Biniciler bilir, donla pantolon bacaa oturmazsa, iyi at binilemez. hele o sratli at gidiinde, kaynak yaparken bol gelen donun paalari siyrilir, siyrilir, kivrilir, toparlanir, yukari ikar, tomtopak biey olur. Bu da biniciyi tedirgin eder. Ne kadar uraip pantolonunun stnden donun paalarini aai eksen, o yine toparlanir, yukari ikar. Don dar olsa, sikar, bol olsa tomtopak bzlr. Onun iin svarinin donu, pantolonu tam lsnde olacak. Selahattin dnmeye baladi. Ertesi gn de, bir general teftie gelip, svarileri manej taliminde grecek. Asil znts bundan... Selahattin mesleine de tutkun. Don yznden bir baarisizlia uramak istemiyor. Birlikte dndk, taindik. Aklima, Cemal geldi. Cemal, tam Selahattin'in boyunda pounda, ikisinin'amairi birbirine uyar. Selahattin: - Cemal vermez... dedi. - Yahu bir dondan ne ikar, bir gnlne don verecek... Cemal de dnyanin en titiz ocuu. Gnde belki yirmi kez elini yikar. Gicir gicir amairlarinda bitek leke yok. stelik de cimri mi cimri... Evet, kendi donunu bakasina vermez. - Ne yapacaksin? - Valla bilmem, felaket... Bunlarin bir de binicilik hocalari var, Yarbay, ok sinirli bir a-dam. Sinif arkadalari oktan general olan bu sinirli Yarbay, at diye, binicilik diye lyor. Binicilik yznden, vcudunda iki yerinden kirilmami tek kemii yok. Bacak, kol, kaburga, btn kemikleri kmk. Yrrken bile bu kirik kemikleri itir itir itirdar. Yarbay'in btn meraki at terbiyesi... Altindaki ata rumba oynatir. Atla bir konumadii kalmi. Bu Yarbay, teftie gelen General'e rencilerinin btn hnerlerini gsterecek. Baarili rencisi olduu iin, Selahattin'i de ok seviyor. - Ne yapacaiz? - Cemal'den isteriz bikez... Selahattin, hem Yarbay'i General'e kari mahcup etmekten, hem de kendisi Yarbay'a mahcup olmaktan korkuyor. 53 Cemal'e gidip syledik. Cemal: - Kardeim, don da verilir mi yahu? dedi. - Ne olur be? - Ne oluru var mi? Senin giydiin donu, sonra ben ne yapayim? Dayanamadim; - Mendil yap... dedim. - Valla olmaz. Darilmayin ocuklar. Baka ey olsa vereyim. A-ma donumu veremem... - Yahu, bir teftilik be.... - Olmaz kardeim. Terletir be... Ata binecek birader. Terden ne olur don... - Yikatirsin... - ikar mi kardeim, svari teri... - Sat yleyse... Ka paraysa verelim. Satamiyor da. Arkadaina kullanilmi don satiyor, diye adi ikacak. - Darilmayin, donumu veremem. Baka ey olsa... Cemal'in suratina baktim: - Ama sen zararli ikarsin... dedim. Galiba ne demek istediimi anladi. Son derste, herkes derslikteyken, biz Selahattin'le koua gittik. Cemal'in dolabini atik. amairlari bohada duruyor. Bohayi atik. Bitek don var. Baka hibiey yok. Lastikli deil, belden dmeli don. Donu aldi Selahattin. Bir kaida, bir atbai resmi yaptim. Altina da "Altin nal etesi" yazdim. Kidi bohaya koydum. Gzellikle olmazsa byle olur! Ertesi gn baktim, Cemal hi orali deil. Demek dolabindan donunu aldiimizdan haberi yok, bohasini amami. Svariler sabah erkenden Ayazaa'ya gittiler. Kapali manejde tefti verecekler. Biz piyadeler de "Hrriyet-i Ebediye" tepesine tatbikata gittik. Akam okula dndk. Svariler daha gelmemi. Biz yemekhanedeyken svariler geldi. Biraz sonra, yemekhanenin br bainda bir kapima oldu, Selahattin'in sesini duydum: - Syle, kimin donuydu?... Cemal'in kafasina fasulye karavanasini geirmi, bairiyor: - Syle kimin donuydu?... 54 Cemal'i elinden zorla aldik. - Ne oldu yahu? Selahattin anlatti: - O dmeli donu sabahleyin ayaima giydim. At binip Ayazaa'ya gittik. Yolda fark etmedim. Maneje girdik. General de geldi. Yarbay barut gibi... Sratliyle giderken, donun paalari toparlanmaya baladi. Hay Allah... Tomtop oldu birader, bacaklarimin arasina girdi. Yarbay bizi attan atlatmadi mi? indik, atlar yanimizda drtnala geerken sirayarak at bineceiz. Ben attan aai sirarken donun belindeki dmeler kopmaz mi! Don indi bacaklarima kardeim... Benim at yanima geldi. Sirayacaim stne, bacaklarimi aamiyorum ki... Herkes at bindi, gitti. Ben kaldim. Hirsindan Yarbay'in kemikleri itirdamaya baladi. Atlar manej yerini bir daha dnp yanima geldi. Bir hamle ettim, bacaimi aamam. Bacaklarima dolanip sarilmi olan donu bitrl yukari ekemiyorum ki kardeim... Rezil oldum. Baktim olmayacak, atin yanimdan -nc geiinde, bacaklarimi amadan kendimi top gibi firlattim. Gelgelelim, bacaklarimi aamadiimdan atin stnde duramadim, stnden aip, br yana dtm. Gzm benim atta. At bir daha yanimdan geerken, kendimi bir daha firlattim, hop br yana... Kendimi firlatip atiyorum. Paralanacaim. General acidi: - Ne oluyor bu delikanliya Yarbay'im? dedi. Ben var gcmle bacaklarimi havada makaslayinca, don korkun bir cayirti ikararak ikiye ayrildi. Ben de eyerin stne oturdum. Bu kez de, eyer stnde inip kalktika don bzlr, bzlr, yukari siyrilir. Donun ai da kalmadiindan daha beter topak oluyor. ildiracaim arkadalar. Bereket versin, pantolonumun cebi her zaman deliktir de, elimi delikten sokup, donu para para koparmaya baladim. Donu para para koparip paralan cebime dolduruyordum. Bacaimin arasinda kalan son parayi ikarmak i-in elimi soktum. Arkamdan Necini: - Ne yapiyorsun? dedi. - Ne yapiyorum? - Dnp baksana!... Bir de baktim, manej yeri, konfeti serpilmi gibi beyaz bez paralariyla dolmu. Havada bez paralan uuuyor. Bende akil mi kalmi kardeim. Kopardiim don paralanni cebime koyuyorum 55 diye, havaya serpiyormuum. Rezil oldum. Cemal teden: - Tabi, dedi, donumu alacainizi anlamitim. Ben de btn amairlarimi kaldirdim dolaptan. Patates Necmi'nin donunu bohaya koydum. Patates Necmi, Selahattin'in iki iriliindeydi. Patates Necmi bunu duyar duymaz: - Vay, benim donum mu? diye bairdi. Sonra birbirinin stne atilip boumaya baladilar. Biz de arkadalik grevimizi yerine getirip, hep bir aizdan. - Vur! Vur! Vur!... diye bainyrdk. 56 GARBA AILAN PENCERE Biz artik buna alitik; taninmi bir .gazeteci, bir yazar, bir politikaciyla, bir ynetmenle birlikte bir geziye ikmisa, uradiklari yerlerde o politikaci, o ynetmen nutuk ekmise, gezi dnnde yazar herkese yle der: - O nutku ben hazirlamitim. yle nutuklar dinlemiizdir ki, sonradan sylenilenlere inanmak gerekirse, o nutku, be kii, on kii yazmi olduklarini iddia etmilerdir. Hi deilse, yazilmi olan nutku dzeltmilerdir. Bylece, bizdeki siyasi nutuklarin ounun neden samasapan olduu daha iyi anlailir. Onun iin politikacilar geziye ikarlarken, en iyisi, dalkavuklarina gvenseler bile, yanlarina gazeteci yazarlardan hibirini almamalidirlar. nk bunlar, onbinlerce kii nnde politikacinin cokuyla oracikta ezbere syleyiverdii nutku bile, - Ben yazmitim! diye sonradan vnrler. Orada bulunanlardan daha kirkina varmami bir gazeteci, - Ben de ok nutuk yazmitim zamaninda, dedi, yazdiim nutuklarla milletvekili setirdiklerini bile vardir, ilk nutkumu ondo-kuz yaimdayken Mft iin yazmitim. Bu giriten sonra nutuk hikayesini anlatmaya baladi: - Bizim orasi kk yer, tara ili... Kk yerde byk grnmek kolay oluyor. Ben de daha lisenin onuncu sinifindayken, ilin tek gazetesine bayazilar yazmaya balamitim. Herkes "Kalemi kuvvetli maallah" diyordu. Liseyi bitirdiim yildi. Bizim ile demiryolu ulati, ilk tren gelecek. Herkeste bir hazirlik, bir hazirlik... Mft Efendi bizim uzaktan akrabamiz olur. Bana bir haber gnderdi: "Aman bir nutuk yazsin, trenin geldii gn okuyacaim..." Mft Efendi ok sayilan bir bilgin kii. ocukluumuzdan beri byk, kk hep byle duymuuz. Bize gre, Mft Efendi'nin bilmedii hibiey yok. Gencimiz, yalimiz buna inanmiiz. Sani57 rim, Mft Efendi o zaman yetmiini gekindi. Bembeyaz uzun sakali vardi. Evinden pek seyrek ikardi. Bylece azindan dklen her hece, ayri bir deer kazanirdi. Biz onun ok derin bilgisini, bu susuundan ikariyorduk. En ok bildii tarih, bizim ilin tarihiydi. Btn il sinirlan iinde gemi olaylari bilirdi. u evde kimler yaami, neler yapmilar, eski yanginlari, Bizanslilar zamanim, slam ordusunun bu kenti zaptini, hereyi, hereyi bilirdi. Btn kent halki Mft Efendi'yle ovunurduk. Vali, Belediye Bakani filan, bunlann hepsi Mft Efendi'den ok sonra gelirdi. Byklerden biri ehrimize gelse, hemen ziyaretine gider, Mft Efendi'nin elini perdi. ite bu denli nemli kii olan Mft Efendi'nin, ehrimize ilk trenin gelii gn yapilacak trende bir nutuk sylemesi gerekiyordu. O da bu ok nemli nutku yazma grevini bana vermiti. Bu iin airlii altinda ezildim. O yata, istanbul, Ankara gibi byk ehirleri bile daha grmemiim, lk trenin geliinde neler sylemenin gerekli olduunu bilmiyordum. Btn bilgim, okuduum bika kitaptan, gazete ve dergi yazilarindan geliyor. ok siki aliarak gnde, bir nutuk hazirladim. Mft Efendi'ye amcamla gnderdim. Trenin ilk gelii gn byk tren yapildi. Btn ehir halki istasyona yiildi. Lokomotif geldi. Kurbanlar kesildi. nce Vali bir nutuk syledi, arkadan Mft Efendi... Ben, Mft Efendi'den daha heyecanliydim. Nutkun hl aklimda kalan paralan aai yukari unlar: "Tren, garba ailan bir penceredir. Bu pencereden ziya girecek, yalniz ziya deil baka eyler de girecek. Medeniyet, tekerleklerin stne binerek bize kadar geldi. Tekerlek ne demektir? Tekerlek, medeniyetin ayaidir. Tekerlek olmasaydi, dnyada hibirimiz olamazdik. Biz bugn tekerleklerin sayesinde ilerliyoruz. u tnele, u dalarin iine ailmi deliklere bakiniz. u grdnz delikten neler doacak neler. Nurlu istikbal bizimdir. Bu bir hazinedir. Eline geirdiin bu hazineyi iyi kuttan hemehri! yi kullanirsan, ok para kazanirsin, zengin olursun, itibarin artar. 58 Tekerlekler, raylar zerinde kayacak. ler eskisi gibi zor deil. Her seferi seni zengin edecek hemehri! Ka sefer olursa o kadar krlisin. yol ailincaya kadardi. Bir kere yol aildi ya, artik btn hemehrilerimiz bu yolun stnden kolaylikla gidip gelecektir. Mallarimizin deeri artacaktir. Sen de malinin deerini, kadrini bil!.. Cumhuriyet sayesinde nmze gelen bu malin kiymetini bilelim; binerken, stne basarken, iine girerken titremeliyiz. Dikkatli binmezsek bozulur, sonra bizden bakalari kullanamaz. Elin, yabancinin mali deil ki hor kullanalim. Kendi malimiz, btn hemehrilerimizin. Hepimizin ortak malimiz.." Ondokuz yainda, tara lisesini yeni bitirmi bir gen baka ne yazabilir, ite byle eyler... Mft Efendi'nin nutku, umulandan da ok alkilandi. br nutuklann hibiri, Mft'nn nutkunun etkisini yapmadi. Alki kiyamet... Herkes "Bizim Mft gerekten derin hoca..." demeye baladi. Dorusu, Mft Efendi de nutku hem iyi ezberlemi, hem de gzel, heyecanli syledi. O gnden sonra, nerede bir tren, bir toplanti olsa, Mft Efendiyi nutuk sylemeye airdilar. Mft Efendi de her gittii yerde hep o nutku tekrarlayip durdu. Yalniz nutkun iinden "tren" kelimesini ikanyor, geri kalanlanni olduu gibi sylyordu. Nutuk herkese o denli gzel geldi ki, hibirimiz nutku tekrar tekrar dinlemekten bikip usanmiyorduk. Cumhuriyet Bayrami'nda, bir kereste fabrikasinin ailiinda, byklerden birinin ehre geliinde, hep bu nutuk sylendi. Ziya adinda bir akrabamiz var, babasi ok zengin. Bunlar stanbul'dan bir gelin getirdiler. Grlmemi, duyulmami bir dn yapildi. Dn ziyafetine; ehrin btn ileri gelenleri arildi. Biz de gittik. Aile ok mutaassip, ama son derece mutaassip... Kadinlarla erkekler ayri odalarda yemek yiyoruz. Ne de olsa gelin stanbullu olduundan, yemekten sonra kadin erkek hep bir a-raya toplanildi. Mft Efendi'ye konumasi iin rica edildi. Dorusu, Mft Efendi konumak istemedi. Ama yle zorladilar ki, adamcaiz konumak zorunda kaldi. Ayaa kalkti, baladi konumaya: 59 "Muhterem hemehrilerim! Yeni kurulan bu yuva, garba ailan bir penceredir." Daha nutkun bainda bir honutsuzluk miriltisi baladi. Ailenin pencereye, hele garba ailan pencereye benzetilmesi, bizim mutaassip evremizin insanlarini sinirlendirdi. Mft Efendi gelini gstererek devam etti: "Bu pencereden ziya girecek, yalniz ziya deil, baka eyler de girecek..." Zaten istanbul'dan kiz aldii iin yayilan dedikodulardan sinirli olan damat Ziya'nin kai, gz oynamaya baladi. Ziya'nin elleri titriyordu. Mft Efendi devam etti: "Medeniyet, nur gibi medeniyet, tekerleklerin stne binerek bize kadar geldi. Onu hepimiz kucaklayip barimiza basacaiz. nk o hepimizindir." Sinirli, kizgin ksrklerle nutuk kesiliyordu. "te karsinizda tekerlek! Tekerlek ne demektir? Tekerlek olmasaydi, dnyada hibirimiz olamazdik. Tekerlek medeniyettir. Biz bugn tekerlee, medeniyetin tekerleine kavutuk." Damat Ziya elini arka cebine atti. Bir cinayet olabilirdi. Bu gergin havada Mft Efendi, nutkuna devam etti: "u tnele bakiniz! Bu delikten neler doacak, neler! Nurlu istikbal bizimdir." Yer yer ykselen miriltilari, her zamanki gibi baarisinin sesli gsterisi sanan Mft Efendi, damat Ziya'ya dnerek yle dedi: "Bu bir hazinedir! Eline geirdiin bu hazineyi iyi kullan hemehri! yi kullanirsan ok para kazanirsin, zengin olursun, memlekette itibarin artar. ler eskisi gibi zor deil artik. Her seferi seni zengin edecek. Ka sefer olursa o kadar krlisin gen hemehri!... " 60 Arkadalari, damadin elini tutmasalar, kan dklecekti. Kayinpeder, Mft Efendi'nin kulaina bieyler syledi. Mft Efendi, baini salladi, nutkuna devam etti: "i, bir kere yol ailincaya kadardir. Yol aildi ya, herkes rahat rahat gidip gelecek. Arkada, cumhuriyetimizin sayesinde sahip olduumuz bu kiymetli malin deerini bilelim; binerken, stne basarken, iine girerken titremeliyiz. Dikkatli binmezsek, abucak bozulur, bakalari istifade edemez, yabancinin mali deil ki, hor kullanalim. Kendi malimiz!.." Arkadalari diari ikardiklari iin, damat Mft Efendi'nin szlerinin sonunu duymamiti. Nutuktan sonra bir souk hava esti. Mft Efendi, neden alkilanmadiina ok ati. Ziyafet daildi. gn sonra da Ziya, istanbul'dan getirdii gzel gelini geri gnderdi. Boandilar. 61 NASIL YAZIYORMUUM? ' Bir mektup aldim, yalniz bana deil, birok yazarlara gnderilmi. yle baliyor mektup: "Bilirsiniz, okurlar, yazilan ve yapidan tesinde, yazarlan merak ederler." Mektubu yazan bana, "Bilirsiniz" diyor ama, dorusu ya bilmiyorum; gerekten okurlar, yazarlan "yazilannin ve yapitlannin -tesinde" merak ederler mi? Mektubu okuyalim: "Okurlarin en ok merak ettikleri zelliklerden biri de, yazarla-nn yazilanni nasil, hangi ortamda yazdiktandir." Haaa, imdi anlar gibi oluyorum okurlann neyi merak ettiklerini. Dorudur, okurlar bunlari merak ederler. nk, anormal, olaanst, srprizli, airtici durumlar bekler, daha dorusu ilerinden byle olmasini isterler. imdi mektuptaki sorulara geelim ve cevaplanirim verelim. Soru - Hangi ortamda yazarsiniz? Cevap - "Bu ortam, yazacaim yazi trne gre deiir. ok ciddi bir yazi yazacaksam, odamin kapisini ve pencerelerini simsiki ka-patinm. Masamda bir iskelet kafasi vardir. Masa lambami, bu iskelet kafasini aydinlatacak biime getiririm. Konu stnde younlaa-bilmem iin, evde l sessizlii olmasi gerekir. Bu derin sessizlik i-inde srekli olarak, biyandan da mzik alinmalidir. Brahms, Bach, Bethoven'in, yani adlannin bainda "B" olan byk "B"le-rin eserlerini dinlerim. Dikkatimin uyanik olmasi iin odanin isisi o-nalti dereceyi gememelidir. Bunun iin yaz aylarinda ciddi yazilar yazamam, yazmaya kalkarsam, sicaktan yazilanm mizahi olur. Milli eserleri de yine bu atmosfer iinde yazanm. Yalniz, yazimin milli olmasi iin, masamda buzlu rakiyla sakiz leblebisi bulunmalidir. Yaziyi yazarken zora geldike raki ierek kafami bulurum. Yazimin evrensel bir dzeye ulamasi iin, viskiyle votkayi kantinp yaptiim ve adini koegzistans koyduum ikiden ierim. 62 Romantik ve lirik yazilar yazmak iin dabalannda yada deniz ve gl kiyilanndaki otellere ekilirim. Buralanni sessizlik iin deil, otel odalannin anahtar deliklerinden ierdekilerini gzetlemek iin seerim. Bylece hem sosyal hayati yakindan incelemi olurum, hem de grdm manzaralardan heyecan duyarim. nk yazar, bir heyecan adamidir. Mizah yazilanini da hamamda yada hayvan pazarlanna yakin, ok grltl yerlerde yazmayi yelerim. alima istei kazanmak iin istanbul bitirimlerinin arasina ka-nmm. Bir zaman kumarhanelerde, meyhanelerde dolainm, oralardan aldiim esini sabahi kahvelerinde, mevsim yazsa, kpr alti dubalannda defterime not ederim. Yilda, birka hafta, kimseye haber vermeden serseri hayati yaanm." ite byle yada buna benzer samaliklar anlatirsam, gerekten de okurlann merakini giderir, ilgilerini ekerim. Yazi masasinda aliirken, kucaima bir sansin gzel almazsam, yazamadiimi sylesem... Hayir, bunun yalan olduunu anlar ve bana inanmazlar. Ama bunu, bakalan gizli gizli yazarsa, okurlar inanir ve ok ilgin bulurlar. Yalniz yazarlari deil, genellikle btn sanatilari, ya yari deli yada tam deli grmek eilimi vardir. Kimi sanatilar da yapmacik yollarla delilie zenerek okurlarin ilgisini tirnaklarlar. Bir air taniyorum, bir i haninda, emlak komisyonculanninkini andiran olduka lks bir yazihane tutmutu. Masasinda hep yari dolu iki ieleri bulundurur ve gelenlere durmadan iiyormu izlenimi vermek isterdi. Oysa imezdi, ama kapi aralanirken hemen elini iki bardaina atardi. Bir air, en gzel iirlerini, Beyazit kulesinin tepesinde, kendini aai atip ldrmek bunalimlan iinde yazdiini sylerse, okurlar, airin bu delice isteiyle, iirlerinden daha ok ilgilenirler. Saninm, yeryznde nleri en yaygin ressam Van Gogh, Goga-in, Toulouse Lautrec'tir. Salt sanatlanndan deil bu, delilikleri, sa-katliklan, sanatlannin nnde gitmitir. Dnya edebiyat, sanat, felsefe tarihinin kirk elli nl adi vardir ki, hibir eserlerini okumadiklan halde pek ok kii onlarin homoseksel olduklanni bilir ve aktif mi, pasif mi homoseksel olduklari eserlerinden daha ok merak edilir. airtici davramlanyla, okurlardaki bu meraki gidiklamaya a63 han yazarlar da vardir. Kendilerinde gerekten deer ve sanat gc varsa, bilerek yaptiklari samaliklar, deerlerinin taninmasina yardimci olur; yok, deersizseler, ortalikta maskara, alay konusu olurlar. Orhan Veli, bunun iin sakal birakmitir. (O zaman Trkiye'de genlerin sakal birakmasina aliilmamiti.) Siz buna, hi olmazsa biimde toplum kurallarina bakaldirmak da diyebilirsiniz. Bir gece Orhan Veli, konuk kaldii Pendik'te ressam Hamet Akal'in e-vinde, nasil edip de iirlerine yayginlik salayacaini sabaha dek dnm, sonra uakla stanbul'un stne iirlerini yadirmaya karar vermi. Uak nasil kiralanacak, para nasil bulunacak? ki gn sonra hemen btn gazete ve dergilerde, Orhan'in "Raki iesinde balik olsam" dizesiyle alay ediliyordu. Bu alaylar yznden artik uaa gerek kalmamitir. Alaylar, tek uak deil, uak filolarindan stanbul'a yadirilacak iirlerin etkisini yapmitir. Orhan Veli, gerekten deerli air olmasaydi, alay konusu olarak kalir, maskara olurdu. Sonralari Orhan'in iiriyle alan edenler, alay konusu olmulardir. Ben bu olayi, Bkre'te Romen yazarlarindan birka kiiye anlatinca, onlar da bana u olayi anlattilar. imdi adini hatirlayamadiim bir gen air, stste birka kitap ikarmi, ama hibir ilgi grmemi, tek eletiri yazilmami. Birgn gazeteler, gen airin intihar ettiini yazmilar. Btn eletirmenler kollan sivami, gazeteler, dergiler o airin vgleriyle dolmu. Kitaplari stste birka basim yapmi. ki ay sonra ona vg yazan eletirmenlerden biri, intihar etti bilinen airi bir meyhanede grnce deliye dnm. "Bu alakliktir!", "Peki, air lmeden nce eletirmenlerin susmalari nedir?" Bu Romen airi de deerli olduundan, hi de maskara olmami. Okurlarin, gerekten hangi ortamda yazdiimi gerek yzyle renmek istediklerini sanmiyorum. Ama sormusunuz, anlatayim. Ortam mortam diye biey yok, ne demek ortam? Hibir Trk yazan, yazi yazmasi iin uygun bir ortam arayacak duruma gelmemitir. Nerde, neresini, nasil bulursak, orda yazmak zorundayiz. Yalniz son yillarda, bazi senaryo yazarlanm, film yapimcilan grltsz otellere gtrmeye baladilar. Bu olduka lks otellerde kapaniyor, onbe yirmi gn yiyip iip senaryo yaziyorlar. Bu yazarlar, bu rahat ortam iinde daha iyi senaryo yazamayacaklanni 64 biliyorlar. Ama, filmcilik parali i olduundan, u lml dnyada be on gn rahat etmek yazann da hakki deil mi? Bu otellerde yazilmi senaryolardan sanat deeri olan film yapildii grlmedi. Bu senaryolar, rahat otellerde deil de, Dolmabahe Sarayi'nda yazilsaydi, ok mu daha iyi filmler yapilacakti? Ben genellikle yazilanini evimde, tiklim tiklim kitapla dolu o-damda yazarim. Bunu da kanm, "Hangi Trk yazannin seninki gibi zel odasi var? Hl da yakiniyorsun..." diye siksik baima vurur. Yaziya balaniri, kapi zili alinir. Birisi aacak diye bir zaman beklerim. Kimse amayinca, zil belasindan kurtulmak iin kalkar kapiyi aanm. Apartman kapicisi gelir, bakkalin irai, manavin irai gelir, sucu, st, hizmeti, dilenci, ayak saticilan, hayir kurumlarinin makbuzla para toplayan gezginci adanilan gelir. Onla-nn kapi zilleri ve onlara kapiyi amalanm arasinda zihnimi toparlamaya aliip, kaldiim yerden yazmaya urainm. Sonra kahvalti ederiz. Yine odama ekilirim. Okula gitmedikleri gnse iki olumun patirtilan balar, onlari trl yolla baritirmaya, yatitirmaya aliinin. Gazeteci gelir. Cinayet, rezalet, sefalet haberleriyle dolu gazeteleri okuyunca sinirlerim bozulur. Yine yazmaya aliirim. Sonra tanimadiim bir yada birka kii gelir. Bunlar yardim yada hibir zaman denmeyecek bor isteyenler olduu gibi, dertlerini dkmeye, hi aklimin ermedii ileri danimaya gelenlerdir. Kendi yazilanini yayinlatacak yer bulamazken, bu gelenler iinde romanlarini, piyeslerini, iir yada hikayelerini okuyanlar, okumam iin birakanlar, bunlan bir yerde yayinlatmami isteyenler vardir. Arada alacaklilarim da gelir elbet... Evdekilerin her biri, kendi havasinda bir yere ekip gittii iin, ok zaman le yemeimi kendim hazirlar, tek baima yerim. leden sonra pek uzaktan yle bir tanidiim yada hi hatirlayamadiim kiiler gelir. Sanki baka biey ya-pabilirmiim gibi "Galiba aliiyordunuz" derler, "Sizi iinizden a-lakoyduk" diyerek, enazindan bir saat oturup laklak ederler. Yine ziller... Yine gelen giden... Akam olur. Akam yemei... Yine patirti grlt... Yine gelen giden... Geceyarisindan sonra rahattir. Baka yapacak kimse olmadii iin, ayimi kendim yapanm. Karimin siksik, baka hibir Trk yazannin sahip olmadiini baima kaktii odama ekilirim. Oooh. Tam alima zamani, saat iki, ... Allah kahretsin, o zaman da uykum gelir. 65 te byle, arada vakit bulabilirsem, yazi da yazarim. Soru - Nasil yazarsiniz? Cevap - Bu sorunun cevabini da okurlar merak ediyorlarmi. yleyse... Anadan doma soyunur, yle yazarim. ok merakli deil mi? Birok nl yazarlar gibi, odamda gidip gelip volta atarak, ayaimi ilik suya sokarak, yatarak yazmam. Ben, yazarken amuda kalkanm, bacaklarimi ensemden geirdikten sonra yazmaya balarim. Kan, beni cokulandirir, nsan kani iemediim iin, yazmaya balamadan nce, buzdolabindaki srahiden bir kadeh tavan kani imeye alimiimdir. Bir kadeh kan imedike aklim baima gelmez. Gerek byle olsaydi, okurlar iin ok ilgin olacakti. Oysa ben, herhangi normal insan nasil yazarsa yle yazarim, baka trl yazilabilecei de hi aklima gelmez. nme kaidi, elime kalemi alir, balarim yazmaya. ok yazmaktan, sa elimde onyedi yildan beri "yazar krampi" denilen bir hastalik vardir. Baka her ii kolaylikla yapan sa elim, yazi yazarken, bir i direnle kari koyar. Onun iin daktiloda yazmayi yelerim. Sandalyenin stnde bada kurup yazdiim, belki okurlara ilgin gelebilir. ocukluumda, yoksul evimizde hep bada kurarak oturduum iin, bu alikanlik o zamandan kalmadir. Bada kurmada, boyumun kisaliinin da etkisi var sanirim. Sandalyede otururken, ayaim yere rahat dayanamadii iin, sa ayaimi altima alir, yle otururum. Eh, yine de olduka acaip sayilabilir. Soru - Yazmak iin kendinizi nasil hazirlarsiniz? Cevap - Bakiniz, bu ok nemli... Yazmaya balamadan nce, mthi sinir bunalimlari geiririm. Evdekilere bairir, airirim. Sinirden tepinirim. Yalniz tirnaklarimi deil, kalemimi de kemiririm. Kirilacak bazi eyalari atip kirdiim olur. Bu duruma geldim mi, "Aman, esin geldi, yazacak... Susun!" derler, evde tis ikmaz... Hadi canim, sizde... Nerde byle eyler? Nerdeee? Sanatilar, byk eserlerini vermeden nce yada verirlerken sinirli olurlar-mi... Pff... Hayatimda en byk zlemlerimden biri nedir, bilir misiniz? Ben de birazcik, ama pek azicik nazlanayim, numaradan olsun si-nirliymi gibi yapayim, hani o yaratma ncesi numaralara gireyim 66 de, karimdakiler de hatir iin, buna yalniz be dakikacik katlansinlar... Nerde?.. Hep bunun tersi olmutur. Ne zaman kendim iin nemli saydiim, bir yaziya oturacak olsam, terslik ya ite, benim yapmam gereken eylerin yz katini bana bakalari yapar. Soru - Konu mu sizi bulur, siz mi konuyu bulursunuz? Cevap - Merakli okurlar acaba buna nasil bir cevap beklerler? Konu, kapiyi alar, "Ben geldim" derse, bunu beenirler mi? Yoksa ortaain gezgin aptal dervileri gibi, da, bayir dolaip konu a-rarim mi diyeyim? Doruu, bunlarin ikisi de olur. Yenilerini hi eklemeden, notlan dosyalanmda birikmi konulanini, bundan sonra daha yz yil yaasam ve durmadan aliip yazsam yine de bitiremem. Bir yazann en byk drami, lmnden sonra geride biraktii konulan, yanm yazilan, kendisinden baka hi kimsenin yazamayacaidir. Ne kendiliinden gelen konulan, ne arayip bulduum konulan yazanm. nk, her ikisi iin de zaman ve geim parasinin olmasi jj gerekir. Ben yle yapanm: En zorunlu geim iin gerekli parayi kazanayim diye otururum masama, balanin yazmaya, ite bu... Soru - Yazar, elverili yazma ortamini kendisi mi hazirlar, yoksa bu ortamin domasini mi bekler? j Cevap - Elverili yazma ortami ne demek? Hayatimda hi byle bir ortam grmedim, nasil olduunu da bilmem. Yazilarimin | pekounu cezaevi koulannda, cezaevi hcrelerinde yazdim, a-; caba buralari elverili ortam mi sayilir? Eer yleyse bu ortamlari ; ben hazirlamadim. Bu elverili ortamin domasini beklemeye kal-l\ karsak, hohooo, biz deil bizden sonrakiler de daha ok beklerler. | Soru - Yazmak iin gnn hangi blmn (gece-gndz) yada }A saatlerini seersiniz? Cevap - Geceleri, hem de sabaha kari, zellikle de ay iktii geceleri seerim. nk, l gecenin bu saatlerinde iinde canavarlar uyanir. Beni bu durumda birden grenlerin sylediine gre, yzmn biimi bile deiir, ellerim peneleirmi... Gndz insan, gece canavar yani... Hangi Trk yazan, yazi yazma zamanini seme hakkina sahiptir ki? Gece, gndz, hangi saat olursa olsun, bir olanak bulunca yazmaya aliinin. Soru - Bir yapitin ortaya ikmasi, "doum-dourma" olarak 67 nitelendirilirse, bu "doum-dourma"yi nasil yaparsiniz? Cevap - Hi belli olmaz... Kimileyin sezaryenle doururum, ki-mileyin dokuz doururum, kimileyin de iii gren diari firlar... Bir bakmisin, iyice kisirlamiim, hi dourmam... Bu "dourmak" nitelendirmesini hi sevmedim ya, bir eserin yaratilmasina dourmak diyorsaniz ne yapalim... Dourgan sayilirim, ama dourganliimdan deil, zora gelmemden ok dourmam... ister istemez douracaksin; yaam koullan, geim zorla dourtturuyor, yumurtlatiyor bile. 68 PARLE VU FRANSIZCA Fransizcadan evirdiim romani kitapiya biraktim, parasini da aldim. Beyazit'a doru yrmeye baladim. nmde, dalgalana dalgalana, akar gibi bir kadin gidiyor, insanin nnde her zaman bir kadin gidebilir. Ama byle bir kadin olursa, ite o zaman insan, nnde gidenin kadin olduunun farkina varir. Kiminle olsa istediine bahse girerim ki, bu kadin Fransiz; sainin ucundan iskarpinin kesine kadar Paris kokuyor. Boynundaki beyaz puvanli mavi earp, gelip geenleri airir gibi rzgrda pirpir kanat irpiyor. Ben dememi miydim, bu kadin Fransiz diye? Nasil da anlamiim ama... Caddedeki trafik polisine gitti. Sylediklerini duyuyordum. - Eskze muva Msy L'ajan... Parle vu Franse? Polis airdi. - Hii? Efendim - Parle vu Franse? Trafik polisi bieyler yapmak, bieyler sylemek istiyor ama, e-linden hibiey gelmedii iin de, ne yapacaini bilmeden, telali telali boyuna elini kolunu oynatiyor. Gen Fransiz kadinina yardim etmek iin irpiniyor. Th, u ie bak... Turist turist deyip dururken, turist ayaimiza kadar gelmi, ama onun da dilini, derdini anlayamiyoruz. Polisin, Fransiz kadina yardim iin irpinmasindan turizm iini iyice benimsedii belli. Umarsiz kalan polis, yoldan geenlere, - Heeey yurttalar, iinizde bir Fransizca bilen yok mu yahu? diye seslendi. Aldiran olmadi. Yalniz bir yalica adam, - Valla, bilsem n'olacak yardim ederdim, ama bilmiyorum... dedi. Sonra ekledi: - ocukken "donne muva" filan diye bieyler renmitik ama, "donne muva n beze" mi neydi... 69 Trafik polisi, Fransiz kadinina ille de yardim etmek istiyordu. Kadina eliyle, gel, iareti yapti. Polisle kadin kari yaya kaldirimina iktilar. Ordan okul ocuu geiyor, onbe onalti yalarinda... Polis, ocuklardan birinin kolunu tutup, - Olum, parle vu Franse? diye sordu. Olan, yle bir duraksadiktan sonra, yardim istercesine arkadalarina bakti. Polisin yan Trke, yan fransizca szleri rencileri airmiti. Polis, teki ocua dnd: - Parle vu Franse olum? renci, - No amca... dedi. nc renci, - Viy ama amca, konuamam ki... dedi Fransiz kadin, - Par u il fo aile... diye sze baladiysa da, kadinla polisin evresini birden eviren merakli kalabaliin grltsnden, kadinin szleri bouldu. Kalabaliktan biri, - ingilizce olsa kolay, dedi, ben ngilizcenin elenikasini konuurum... Biri de ona, - Ingilizceyi herkes bilir... dedi. Kalabaliktan konuanlar artti. - Yahu, kadin pek sikimi gibi... Sakin helayi sormasin... - Yazik kadincaiza be... - Yardim edelim zavalliya... Trkeyi Fransizmi gibi konuursa kadinin anlayacaini sanan bir delikanli yle dedi: - Madam... Pardon... Yani sen anyor burda hela? Birisi, - Hela deme yabanci kadina ayip olur, deyip dzeltti. - Tuvalet madam, tuvalet... Senin var tuvalet? Trafik polisi yine rencilere dnd: - Th, bir de renci olacaksiniz. Yaziklar olsun, bir parle vu'ya kari laf edemediniz. ocuklardan biri, akinliktan olacak, kadina sordu: - Parle vu Franse? 70 Kadin glmseyerek konutu? - Viy... Natrelman... U e la mze d'arkoloji? Polis bu konumadan yle memnun olmutu ki, ocuu cokuyla desteklemeye aliti: - Hadi olum, susma! Cevap ver. Biraz daha parle vu Fransizca! Parle olum, parle! Hadi! - Amca konuamam, yalniz okurum... Arkadai bu renciye ykleniyor: - Hani Fransizcadan bir de dokuz aldin, konu da grelim... - Gramer sorsa bilirim. Baksana parle vu diyor. Fransiz kadin sorup soracaina piman olmutu, ama bikez sormu bulunmutu. Kendisine yardim iin irpinan bunca insani birakip ordan gidemiyordu. Polis, kalabalia doru yalvanrcasma sesleniyor: - Yahu, iinizde bitek parlevu Fransizca yok mu be? Bir ses ykseliyor: i| - Viy ama, komsi komsa... Birisi eletiriyor: - Ona komsi komsa denmez. - Vay efendim, ya ne denirmi? - n p denir, n p... - Ha n p, ha komsi komsa... O kadar iyi biliyorsan, Fransizca gel sen konu! 1 - Pratik yok, pratik.... Kitap olsa, atir atir evireyim sana... - Bey hakli... ok haklisiniz beyefendi. nk efendim tradk-| siyon baka, parle vu baka... rencilerden biri, arkadaini yreklendiriyor: ,; - Vallayi sen istesen konuursun hadi konu be... br renci uyanyor: - Be deme yahu, kadin akar da ayip olur. - Fransiz kadin be'den ne anlasin be? - Olum, be her dilde be'dir. Be'nin ayn Fransizcasi yok ki... Turiste yardim edememekten cani ok sikilan polis rencilere : ikiiyor: - Bu kadar rencisiniz, iinizden biri de u kadinin parlevu'su-na kari bir laf edemedi. Fransizca sinavindan dokuz alan renci utana utana, 71 - Regliye fiilleri sorsun, bak nasil sylyorum, su gibi... dedi. Tedirgin olmaya balayan turist kadin, anlasinlar diye tane tane konutu: - Pardon... Msy L'ajan, je mere aile o mze d'arkoloji En si k o pale do Topkapi? Polis, alikan renciye sordu: - Ne diyor? - Topkapi diyor. Bir yali adam, - Yani bu kadin taaa Fransa'dan Topkapi'ya mi gelmi?.. - Turist deil mi beyim, size ne, ister Topkapi'ya gider ister Ahirkapi'ya... - Orasi yle de, ne yapacakmi Topkapi'da diye merak ettim. ok zgn olan polis bir daha kalabalia seslendi: - iinizde iki kelime Fransizca bilen yok mu yahu? Bastonuna dayanmi duran bir yali, - Benim aklimda bika kelime kalmi eskiden ama, bu kadina sylenmez ki... dedi. Polis, - Syle bieyler de, ne sylersen syle! dedi. - Efendim, ben bunu otuz ksur sene nce ehzadebai'nda bir tuluat tiyatrosunda duymutum. Taa o zamandan aklimda kalmi: "Je vuzem je vuze do tu mon kr... Ah mon amur..." Bir kahkaha atan Fransiz kadin, - Je vure mersi Msy... Me il... diye derdini anlatmaya aliti. Kimse neye gldn bilmiyor, ama herkes kahkahadan kinliyordu. Polisin son umudu yine rencilerde. - Hadi be olum, bunda sikilacak ne var? Elli yalarinda gsteren bir adam. - imdiki ocuklar haylaz diyor, bizim zamanimizda, ben orta mektepteyken, vallahi Piyer Loti'yi tercme ederdim. Deil byle parle vu Fransizca filan, blbl gibi konuurduk beyim. - Vallahi doru... Ben ka kere Fransizca hocasinin bile yanliini ikarmitim da, herif kizip beni sinifta birakmiti. Bir delikanli yanaklarini iirip elini kapali dudaklarina koyarak yle ince bir ses ikardi ki, bu alayli sese herkes gld. Ama 72 konuan adam hi bozuntuya vermeden szn srdrd: - Bu zamanda insanin aklinda Fransizca mi kalir, vallahi sabah ne yediimi bile hatirlamiyorum. - Kadinda da kabahat var ya... - Neden? - Bre kadin, yabanci bir memlekete geliyorsun, iki kelime ren be... Deil mi ama... - ok doru. Yani biz olsak, kala gzle, iaret miaretle azbu-uk gene derdimizi anlatiriz. Bu yabancilarda hi i yok.. - Yahu, ok ayip oldu be... - Hi olmazsa kadina bir kahve ismarlasak. - Bir kahveyle olur mu hi... Ben yemek bile ismarlarim ama, kadina nasil anlatacaiz bunu? renci, - Yemek demek manje demek... dedi. Bir kadin, - Mancayi herkes biliyor olum, salon-salamanca ordan geliyor ite... dedi. Fransiz kadin, kalabaliktan kendine yol amaya aliirken polis, dolmu arabasina yolcu airan deynekiler gibi, - Hani bir kii, parlevu Franse bir kii?., diye kalabalia seslenip bakindi. Bir renci birden, - Viy! diye bairdi. Arkadai, - Viy demek kolay, gel de imdi konu bakalim... dedi. ocuklar, aralarinda fiskosla konumaya baladilar: - Avuvar fiilinin endikatif prezani nasildi ulan? - Jave, tu ave, il ave, n zavon, vu zave il... zave mi, son mu? - Deil be, senin dediin passe sempl... - Bir kere bu parle vu fiili, negatif mi, yoksa reglye mi? Kalabalii yarip gitmek isteyen kadina polis ille de yardim etmek istedii iin, kadinin elini tutmu, syleniyordu: - Madam, pardon... n mnit... ocuklar imdi konuacak... ocuklara, - Hadi be olum, gayret biraz... Bir renci, 73 - Bir kere bunun baina J svi gelecek... dedi. - J svi gelecek ama, ondan sonra? - Ondan sonra sje, en sonra da verb... Fransiz kadin yine bieyler syledi: - J vu r mersi msy L'ajan. J viyen do anze L'ide si vu vule le son la diskisyon... rencilerden biri de, - Viy madam, j si parle Franse... dedi. Kalabaliktan bir alki koptu. Kadinla ocuun konutuunu sanmilardi, yada ilerinden yle olmasini istemilerdi. Kalabalik aildi, Fransiz kadin geip gitti. Anliyorum, imdi iinizden, bana soruyorsunuzdur: - Madem sen Fransizcadan roman eviriyorsun, neden kadinla konumadin? Ben Fransizca bilmem ki... yleyse nasil mi Fransizcadan roman eviriyorum? Eski Trke zamaninda Fransizcadan evrilmi biok roman var. Ben ite eski Trke basili Fransizcadan evrilmi romanlari yeni Trkeyle yeniden yazar, Fransizcadan evirdim diye yaymevlerine satanm. Bana "Parle vu Franse?" diye sormak kimin aklina gelir? 74 ALIRSINIZ CENNET - "Dinsizin hakkindan imansiz gelir" sz yanli... diyordu. air arkadaima, - Neden? diye sordum. - Yanli, dedi, yanlilii tecrbeyle sabit... Bu atalar szn yle dzeltmeli: "Dinsizin hakkindan gelse gelse imani ok kuvvetli olan gelir." Byle konuan air arkadaimin adini duymamisinizdir. iyi, gzel iir yazar ama, iirlerini kiskandiindan mi nedir , bu gzelliklerin paylailmasini istemedii iin hi kitap ikarmamitir. Karadeniz illerinden birinde kendi halinde yaar. Kirk yilda bir istanbul'a, Ankara'ya urar. Bainda iirin kavak yelleri esmeye grsn, kapar koyuverir kendini, alir baini gurbetlere ikar. Pek yle belli bir i-g tuttuu da yoktur kkne kibrit suyu ekmemek zere, yavatan yavatan babasinin paraciklarini yer. Bu tutumuyla bence hayirli evlattir. Ne var ki babasiyle hibir konuda anlaamaz. nk babasi, onyedinci yzyilin koyu ve doulu orta ainda yaarken, olu ainin ileri grl bir aydinidir. Babasi abdest-siz yere basmaz, olu kafayi ekmeden yataa girmez. Ne var ki babaoul arasindaki bu anlamazlik ok sessiz geer, hibir zaman aralarinda atima olmaz. Babanin yenilecek parasi olduka da bu bylece srp gidecek, "Snnet-i erif zere sakal birakmi hoca efendiyle, ikiye dkn kalender-mereb olu arasinda hibir geimsizlik olmiyacaktir. air arkadaim, - Babamin sofrasi kendi gibi dnenlere aiktir, dedi, bizim evden hacilar, hocalar hi eksik olmaz. Semtimizde Kirik Ali denilen bir belali tredi. ocukluunu bilirim, bir mahallede bydk. Sonra bu Kirik Ali ortadan kayboldu, onbe-yirmi yil grnmedi. Bu zaman iinde orada burada dolana dolana serserilik stajini yapmi... Bir belali, bir azili olmu ki baedilir cinsinden deil. ariyi paza75 n haraca kesti. Yalniz bizim semtin deil, btn vilayetin huzurunu kairdi. Kadina kiza sarkintilik bunda, kumarda kavga bunda, iip iip ingar ikarmak bunda, trl rezillik... Allah korusun, yle bir belali ki, errine lanet, polis, candarma da baedemiyor. Yolda kendi halinde gidene "Vay, yan baktin!" diyerek biakla saldirir. Dediklerine gre, her eidinden sabikasi ikiyz ami. Babam, "te" diyor, "insanlarimiz Hak yolundan ayrildiklari i-in, Cenab-i Allah bu belayi ceza diye baimiza musallat eyledi." Buradan cehennem olup gitsin, diye para toplayip kendisine verdiler, gitmedi. "Dinsizin hakkindan imansiz gelir" deyip, daha azili serseriler aradilar. Bizim oralarda, belki duymusunuzdur, kiralik katiller vardir: Adamlarin geimi bu yzden... Onlardan bika-ini kiraladilar. Bizim serserinin karisinda hibiri diki tutturamadi. Gece sabahlara kadar karanlik sokaklarda vurutular, tabanca seslerinden uyuyamadik. Profesyonel katilleri, bizimki nne katip kovalami... Yani ne ettikse bitrl hakkindan gelemedik... Bign babam airdi beni, - Bu gece Bekir Hoca misafirimizdir. Gayet derin bir hocadir. Yemekte sen de bulunacaksin dedi. Bizim eve haci hoca ok gelir ama, babam bana "Birlikte yemek yiyelim" demez. Sonradan ii annemden rendim. Babam benim gidiimi beenmedii iin, sonunda Kirik Ali gibi bir belali olacaimdan korkmu. Bekir Hoca'yi beni yola getirsin, ikiden, baiboluktan vazgeirsin diye ainyormu; Bekir Hoca bana -t m verecek, dua mi edecek, her neyse... Bekir Hoca geldi: Ak sakalli, mbarek bir zat. Ulu bir din a-dami. Akam yemeine hep birlikte oturduk. O gn ramazan deil ama, Bekir Hoca yine de oruluymu. iftar bozma zamani yemee giriildi. Ben akamlari yemek yemem, yalniz ierim, yillardir byle... orbadan iki kaik alip bir bahaneyle diari iktim, odamda votkayi ekip yine sofraya dndm. Azim kokmasin diye raki deil de, o akamlik votka iiyorum. Ne yaparsiniz, baba hatiri... Bika kez votka imek iin gide gele yemek bitti. Bekir Hoca duaya baladi. Hocanin duasi yemekten uzun srd. Duadan sonra da yzme doru bika kez frd. Bekir Hoca'yi herkes tanirmi oysa... Onu grmeye, duasini almaya misafirler geldi. Ertesi gn de bizim mft, Bekir Hoca'dan 76 camide va'zetmesini rica etti. Byle byk, ulu, derin bir hoca buraya gelmiken va'zindan yararlanilacak. Babam birakmadii iin bitrl yanlarindan ayrilamiyorum. - le namazina, sen de bizimle camiye gel! dedi. Baba szdr, dinledik. Bekir Hoca'nin va'zedeceini duyan cuma namazi kilmak iin camiye dolmu. Caminin iinde yer kalmadiindan son cemaat yeri de dolu da, .ieri simayanlar avluda hasir stnde namaz kildi. Namazdan sonra Bekir Hoca va'za baladi. Va'zindan anladim ki, gerekten derin hocaymi. Cuma namazina gelmeyen kadinlar da, va'zi dinlemek iin camiye doldular. ilk alama, kadinlardan duyuldu. Sonra yayildi, Bekir Hoca'nin va'zina herkes alamaya baladi. Hoca efendi, iri gv-desiyle, sedef kakmali krsye ikip oturdu. Baladi anlatmaya... Va'zin sonu ok gzeldi. Bekir Hoca diyordu ki: "Orucu neyi tutmazsiniz, rakiyi, arabi iersiniz, sarho gezersiniz. Ondan sonra da cennete gitmek istersiniz. Naaa!... alirsiniz cenneti! Namaz niyaz yok. Kumar dersen ok. Sonra da cennet istersiniz. Naaa size... Alirsiniz cenneti. Namahreme bakarsiniz, harama ukur zersiniz, zil zurna gezersiniz, sonra da cenneti istersiniz. Naaa!... Alirsiniz cenneti!.." Bekir Hoca "Naaa size cennet! Alirsiniz cenneti!.." dedike, cemaatin gzlerinden sicim sicim yalar dklyordu. Hayatimda "Naaa size, alirsiniz cenneti!" sznn bu kadar etkin olabileceini hi dnmemitim. Kendimi tutamayip ben de alamaya baladim, artik brlerinden alama duygusu bana da mi bulati, yoksa Bekir Hoca'nin va'zi mi ok dokundu, bilemiyorum. Bekir Hoca "Naaa, alirsiniz..." dedike, ben de brleri gibi, hngr hngr aliyordum. Vaazdan sonra, alamaktan kizarmi gzleri yumruk yumruk o-lanlar bir bir gelip Bekir Hoca'nin elini ptler. Ben de iimden bir daha raki, arap imeye tvbe ettim, ama akama doru baktim olacak gibi deil... iimden "Hele bu akam da son olarak ieyim de, yarin bir daha tvbe ederim" dedim. Babam, - Bu akam da yemei birlikte yiyelim! dedi. Aklima bir kurnazlik geldi. Babama, 77 - Msaade edersen, Bekir Hoca efendi amcam bu akam da benim misafirim olsun da, diarida onunla yiyelim... dedim. Bekir hoca bunu duyunca "Bak, olan adam oluyor" gibilerden babama gz kirpti. Babam da memnundu, - Peki, dedi, Bekir Hoca razi gelirse l... Bekir Hoca, - Ben yle her lokantada yemem, dedi, bir Mslman lokantasi var mi? - Haci Rait'in lokantasi var... dedim. Her akam itiim lokantanin sahibi Rait, gerekten haci idi. Tabelasinda "Lezzet Lokantasi - Haci Rait Erolu" yazili. Bekir Hoca'nin bizim evde nasil yemek yediini grdm i-in, ne olur ne olmaz diye, yanima oka para aldim. Akam Haci Rait'in lokantasina gittik. Bekir Hoca yine oruluydu, iftar saatinde besmele ekip bir yudum suyla orucunu bozduktan sonra orbaya giriti. Ben szm ona bir izgara kfte yedim. Garsona, - Komposto getir diye elimle iine votka koymasini iaret ederek gz kirptim. Votkali komposto geldi, kaii aldim. Bekir Hoca orba iiyor, ben komposto... Bekir Hoca bir orba daha iti. Ben kendime bir komposto daha ismarladim. kinci orbayi itikten sonra hoca, taskebabi istedi. Ben nc kompostoyu iiyorum. Yava yava kafami bulmaya balamitim ki, Kirik Ali yaninda kopukla lokantadan ieri girdi. Eyvah, imdi bir rezalet ikaracak. Kirik Ali'nin girdii yerde ingar ikarmadii grlmemi. Kirik Ali, Bekir Hoca'yi grnce, birden koup hocanin eline varmaz mi! Bekir Hoca'nin elini pp, - Duan sayesinde Hoca efendi inallah bizim gibi gnahkrlar da Hak yoluna girer... dedi. Bekir hoca, bu szlerden ok duygulanip, - Berhudar ol evlat, buyur, otur... dedi. Kirik Ali ile yanindaki serseri, lokantaya imeye geldiklerinden Bekir Hoca'nin yaninda oturmak istemedilerse de hoca onlari zorla bizim masaya oturttu. Ben o sirada votka karitirilmi drdnc kompostoyu kaikliyordum. Bekir Hoca da karniyarik yemekteydi. Bekir Hoca onlara, - Siz ne yiyeceksiniz? dedi. Birbirlerine baktilar. Kirik Ali istemiye istemiye, 78 - orba ielim, dedi. Kirik Ali akamlan hi orba imi deil. Bekir Hoca karniyariktan sonra yourtlu ispanak, sonra kfte yedi. Ondan sonra da pilav istedi. Pilavi yerken, - Senin itiin nedir, hoaf mi, diye bana sordu. - Evet, Bekir efendi amca, hoaf... dedim. Garsona, - Bu hoaftan bana da getir! diye seslendi, getirilen kompostodan kaik aldiktan sonra, - Oooh, pek de gzelmi. Bir ho lezzeti var... deyince, garsonun ona da votkali komposto getirdiini anladim. Bekir Hoca azini apirdatarak kompostoyu itikten sonra, garsona, - Evlat, bir hoaf daha getir, pek nefis olmu. dedi. Hemen mutfaa koup, iine votka koymamalarini syledim. Votkasiz komposto geldi. Bekir Hoca bir kaik alip yzn buruturdu, garsonu airip, - Bu deminkinden deil, dedi, bunu gtr olum. Deminki hoaftan getir! Artik olan olmutu. Bekir Hoca'ya votkali komposto geldi. Pilavla kse votkali komposto itikten sonra arkadan brek istedi. - Brek kuru gitmiyor, bir hoaf daha getirsinler... dedi. Kirik Ali, - Hocam, bugn camide va'zetmisiniz, bilip gelemedik. Vela-kin bakalarindan duyduk. Biz gnahkrlar... derken, Bekir Hoca sz alip, - inallah hidayete eriirsiniz... dedi. Garsondan bir hoaf daha istedi, ierken, - Ooooh, aibaimn lmlerinin canina desin, pek leziz, pek nefis... Hi byle hoaf imemitim... diyordu. Yava yava gzleri dnmeye, baygin baygin bakmaya baladi. Peltek peltek konuuyor, dili dolaniyordu. - Bir hoaf daha getir evlat! diye garsona seslendi. Sekizinci kompostoyu iiyordu. Baktim Bekir Hoca iyice sar-holami. Onu idare edebilmek iin ben votkali kompostodan vazgetim. Kirik Ali ile kopuk arkadainin, raki iemedikleri iin canlan sikiliyor, amca Hoca'ya da biey syliyemiyorlardi. orba79 larindan biriki kaik alip durmulardi. Kink Ali, cigara paketini Bekir Hoca'ya uzatti. - Hocam, buyurmaz misiniz? dedi. Bekir Hoca dili dolanarak, - Ben cigara imem, velakin burada imek vacip oldu. Anladim ki, bana hrmetinizden sizler de imiyeceksiniz. Onun iin tellendirelim bakalim da, siz de rahat rahat iin... dedi. Cigarayi tellendirince, - Hoaf pek gzelmi, bir tane daha getirsinler! dedi. Ne diyeceimi airdim. Bir kse daha ierse bsbtn sarho-layacak, yollarda yikilacakti. "Bekir Hoca'yi iirtip batan ikarmi" diye adim ikarsa, babam beni eve almaz, bir daha buralarda duramam... Garsonun kulaina, - Bir daha hoaf isterse kalmadi dersin... dedim. Bekir Hoca hem votkali kompostoyu kaikliyor, hem va'zedi-yordu: - arabi iersiniz, rakiyi iersiniz, kt yola gider, zina edersiniz, gnaha girersiniz, sonra da cennet istersiniz... Naaa! Alirsiniz cenneti!... Irz ehline kem gzle bakarsiniz, helale haram, doru ie hile katarsiniz, sonra da cennet ararsiniz. Naaa, alirsiniz cenneti!.. Kirik Ali'ye baktim, Bekir Hoca'nin karisinda bzlm de bzlm, tebih bceine dnm... Bekir Hoca, - Bu hoaftan getir olum! diye bairdi. Garson, - Kalmadi hoca efendi, dedi. Demesiyle kizilca kiyamet koptu. Bekir Hoca yumruunu masaya vurunca sirayan tabaklari anaklari, kaiklan yere savurup, allan korusun, - Haaaayt!... diye bir nara savurdu ki, lokantayi dolduran mterilerin ellerinden atallar, kadehler dt. Bekir Hoca, - Hoaf isterim!... Yok ne demek? Bekir Hoca hoaf ister de yok mu denir, bre zindiklar!., diye kkreyince baktim hoca gv-desiyle ileri atilmi, masalari devirip koca lokantayi dmdz e-decek, - Aman Bekir efendi amca, hele dur, hele dur!... Sen tek hoaf iste, imdi yaratinz!.. diye sakalini okaya okaya yerine oturttum. 80 nne kseyle kompostoyu kouturduk. Bekir Hoca kaii firlatip atti, kseyi azina dikti. Komposto sulan sakallarindan ensesine, gsne szlrken, - Oooh!... Cana can katiyor. ok kr!., diyerek geirdi. - Doldur bir daha! diye bairdi. Sakallan aslan yelesine dnmt. Nasil olduysa birden Kink Ali'ye dnd. Sen kimsin bakayim, adin ne? - Ali... - Hi... Yoksa sen? Ali denilen... yle mi?... Kink Ali boynunu bkt. Bekir Hoca kkredi: - Ulan Kink Ali... Kink olmasan ne lazim gelirmi, ulan it!.. - Eyvah! imdi Kink Ali bir azarsa, hoca moca demez, sakalindan tuttuu gibi bunu doram doram dorar. Bekir Hoca nara savurur gibi seslendi: - Ulan olum bu masaya, bakan yok mu? HeeeeeeyL Doldur unu!.. Bekir Hoca pusulayi airdi. Benim korkum, olanlan babamin duymasindan. Bekir Hoca bir kse daha votkali kompostoyu iince gzleri firfir dnmeye baladi. Hocanin sarholuunun farkinda olmayan Kink Ali, - Msaaden olursa kalkalim hoca efendi, bize izin ver! dedi. Vara demiyeydi. Bekir Hoca'dir bu, yakasina bir yapimasiyla Kink Ali'yi sandalyeye kertti: - Sen misin ulan bu millete medet Allah dedirten? Bana bak... Ben kink mink dinlemem... Ben adamin... Hoca bar bar bainyor. Kari masada oturanlardan biri, demek Bekir Hoca'yi tanimazmi. - Sakalindan utan, ayiptir yahu! demesin mi! Vay vay vay... Hoca bir azdi, zaptolunur gibi deil. Beon kii birden Hocanin nnde duramiyoruz. Kirik Ali'yi grsen, Bekir Hoca'nin eline ayaina varmi, yalvanyor: - Aman hocam, etme hocam, eyleme hocam... Bekir Hoca gbeine arpani deviriyor. Maallah kobai gibi gbei var. Kink Ali ile onun kopuu, iki garson, bir de ben, Bekir Hoca'yi g bela lokantadan sokaa ikardik. Hoca bir o yana yikili81 yor, bir bu yana sallaniyor. Koluna girmesek decek... - Ulan Kmk! - Buyur Hocam! - Bu memleketin en azili kabadayisi sen misin? - Sayende haddimiz olmiyarak... - Ulan ben kabadayilarin... - Yaparsin Hocam... - Buralarda meyhane yok mu? - Hocam, bizi imtihandan geiriyorsun besbelli... Yanimizda sen varken... - D nme, abuk meyhaneyi gster!.. Demesiyle, boluuna bir dirsek atip, Kmk Ali'yi be metre i-leri savurdu. Kirik Ali, - urada Hocam! dedi. -D nme!.. Meyhaneden girdik... Bekir Hoca, yer gk inleten bir nara savurup, - Bre kafirler! diye haykirdi, yarin kiyamet gn ne hesap vereceksiniz? Bu zikkimi iersiniz, bir de cennet istersiniz. NaaaL A-lirsiniz cenneti!! Yalvar yakar dmz eline eteine: - Etme hocam... Aman hocam!.. Meyhanedekiler hocayi sakalindan srkleyecekler ama, Kirik Ali'nin korkusundan seslerini ikaramiyorlar. Hoca'yi zorla bir masaya oturttuk. Biz bu halle babamin evine gidersek, babam beni evlatliktan reddeder. Oldu olacak dedim, Bekir Hoca'yi iyice iirip sizdirmali da sallasirt eve gtrp babama duyurmadan yataa atmali. - Bekir efendi amca, hoaf ier misin? -Gelsin!.. Meyhanede hoaf da yokmu, vine suyu varmi. Bir ie vine suyuna votkayi, likr boca edip verdik. Hoca bir dikite bitirdi. - Bir daha Hoca? - Gelsin... Dayadik nne... Onu da iince Bekir Hoca, parmaklarini masaya vurarak bir trk tutturdu; yanik, gevrek bir sesi var. Kmk Ali kulaima eilip yavaa, 82 II - Arkada, dedi. Bundaki hal, hocalik hali deil. Hi beenmedim. Ne itir bu? - Sorma Kmk, bir itir oldu. Aman zom edip sizdirmanin yolu... Kmk Ali, esrari doldurup bir cigara sardi, - Buyur Hocam! dedi. Hoca, - mem! dedi. Kmk Ali, - Huzurunuzda bizim imemiz saygisizlik ve de caiz deil, dedi; hicap ederiz. Sen tttr ki Hocam, bize de izin iksin. Bekir Hoca esrarli cigarayi aldi. Ben hemen cigarasini ateledim. Hoca esrari, likr, votkayi ekiyor, mini mml trkler mirildaniyor. Velakin uyumak, sizmak yle dursun, itike aziyor. O gece onun itii votka kadar suyu bir manda iemez. - Ulan ben adamin... diye bairdika Kmk Ali, - Eyvallah hocam... diyor. Esrar, Hoca'ya iyice dokunup da, - Buranin avrat pazari nere? diye bairmaz mi! - Aman hoca burada yle yer bulunmaz... - Yikil... DrzlerL Siz bizi hoca kisvesinde grp de yol yordam bilmez mi sandiniz? Dn nme... Bize bu gece hafiften sedalar gelir, iimize nur dodu. Kmk Ali savuacak olduysa da, Bekir Hoca fark edip kolundan tuttu: - Bu memleketin krhanesi neresi?.. Kurtulu yok, iktik yola. Hoca baladi trkye. - Siz de syleyin! dedi. Uyduk Hocaya... Herkes bize bakar, rezillik... Dedii yere vardik. Kadinlar Kmk Ali'yi grnce korkudan titreyerek, - Buyur aam... dediler. Bekir Hoca bunlari yandan ok iplak grmesiyle, - Tuuu size!., diye grledi, bre Allah'tan korkmazlar! Trl menhiyati iler, fuhu yapar, gnah iinde yzer, sonra da cenneti istersiniz. Naaa!.. Alirsiniz cenneti. Kadinlar korktular bsbtn. Hocayi bir koltua yiktik. - Bekir efendi amca hoaf ier misiniz? 83 - Gelsin!... Bu kez bir ie vineli gazoza bir ie de saf ispirtoyu katip verdik. Bir dikite iti, - Elhamdlillah... dedi. - abuk Hoca efendiye bir kahve yapin!. Kirik Ali, kahvenin iine bir topak afyonu koydu ki, hoca iip uyusun... Ne uyumasi, Hoca afyonlu kahveyi iince bir azdi ki, biai gren camus bile byle olmaz. Kirik Ali pek ati, - Arkada, bu topak afyon bir blk ekiya askerini uyutur, bu ne i?.. Allanin bir hikmeti... dedi. Bekir Hoca, evsahibi kadini airip, - Boyunuzca gnah ilersiniz hatun! dedi. Kadin, - Allah affetsin, ileriz Hocam, dedi. - Peki nasil ilersiniz? Kadin utandi. Sustu. Bekir Hoca bir daha grledi: - Sylen, nasil ilersiniz? - Erkek gelir, muhabbet ederiz. - Edin de grelim!., ilediiniz gnahi grmemiz gerek... Kadinin biri def aldi eline, biri arkiya oturdu, biri de biraz daha soyunup iftetelliye baladi. Hoca'ya bir kse hoaf sunuldu. Bekir Hoca'dir bu. - Yar, yar... Medet hey! diye ortaya firlamaz mi! Bekir Hoca, o iri gvdesiyle gbek attika, evin tavani, demesi sallaniyor. Oyuncu kadin da cotu. - Aman Hocam yavatan, polisler basacak!. - Polislerin de... - Duyulur hocam... - Duyanlarin da... Hocaya kseyle, bardakla, marapayla votkali, alkoll hoaf sunuluyor. Bekir Hoca bunlari bir dikite bitirip, yeniden oyuna giriyor. - Hocam bir kahve? - Gelsin... - Afyonlu kahveyi dayiyoruz. - Hocam bir cigara? - Gelsin... Esrarli cigarayi dayiyoruz. 84 - Hocam hoaf V - Gelsin... Votkali, ispirtolu, likrl urubu, erbeti dayiyoruz. Uyuup kalacaina bsbtn azitiyor. Artik azginliinin nereye vardiini anlatamam... Gn iirken evden iktik, ama Bekir Hoca susmaz. - He heeeyt!.. diye naralar vurduka .pencereleri aanlar bize bakiyor. Bekiler, polisler varsa da, Kirik Ali'yi grnce ke balarina sinip kendilerini gizleyerek bizi grmezden geliyorlar. Bizim eve varirken, Bekir Hoca artik iyice azdi, Kirik Ali'ye a-na avrat giriti. Kirik Ali yalvarir: - Kurbanin olsun Kirik, etme Hocam... Bekir Hoca sz anlar gibi deil. Derken Kirik Ali'nin tepesi a-tip da hiim gibi biai ekmez mi! Vay bre aman, sen o Bekir Hoca'yi bir grsen arkada, herif biai grnce, bir ejderha kesilip de o gbei ile biain sivrisine yrmesin mi? Kirik Ali'yi dersen, - Ben byle bir namussuz grmedim, imdat!., diye kamaya baladi. Bekir Hoca bunu ayaindan yakalayinca aldi yere, vurdu yere, bindi hmne... - Ulan ben seni ldrsem ne lazim gelir?.. Memleket bir mikroptan temizlenir! diye bairip biniyor tepesine, Biai da kapti Kirik Ali'nin elinden. - Ulan ben imdi bunu senin nerene soksam? - Etme hocam, eyleme hocam... Ocaina dtk... Kirik Ali nasilsa bunun altindan siyrilip, tabanlari yaladi, kopuu da arkasindan... Kaip kurtuldular. Bekir Hoca'nin gs kalayci kr gibi inip kalkiyor. Hoca'yi eve soktum, arkasindan iteleyerek odadan ieri tikip, ylece yataa attim. Dee dnce sesi kesildi kr. ki gn ylece uyuya kaldi, iki gn, iki gece horultusu mahalleyi tuttu. Kirik Ali'ye geli-nce... Memleketi titretmi bir Kirik Ali olup da, elin gnn iinde bir Bekir Hocadan dayak yemesiyle, arkadalarina, - Artik bize gurbet grnd, bu memleket haram... Biz Hocaya saygimizdan imedik. Yoksa iki kadeh patlatsaydik bu i byle ol85 mazdi ya... Hoca, ikinin kuvvetine bizi ktye drd. Raconumuz ok kt bozuldu. Eyvallah... demi, gitmi. Gidi o gidi... Olan biten rezillii babama duyurmadik. Ertesi gn leye doru, - Kalkamadiina bakilirsa Bekir Hoca ya hasta, ya istihareye vardi, aman grlt etmeyin... diye babam evde it ikartmadi. Bekir Hoca iki gn sonra uyandi, yznn rengi nuru kami... - Mahallemizin yalilari gelip Bekir Hoca'ya, - Kink Ali kami sayende hocam, bir beladan kurtulduk... dediler. Bekir Hoca, sakalini sivazladi, - Biz onu iman kuvvetine kairdik... dedi. Bekir Hoca dnyanin duasini aldi. O gn bugn babam benim tutumumu beenmezse, - Acep Bekir Hoca'yi bir airsak mi ki... der. Ben de korkumdan, o akam yemeini evde, babamla sofrada yerim. Benim bildiim budur arkada, hibir zaman dinsizin hakkindan imansiz gelemez. Yedi dvel'in baedemedii Kink Ali'nin, bir Bekir Hoca iman kuvvetine, hakkindan geldi. 86 SZN MEMLEKETTE EEK YOK MU? Dii ariyor gibi bir eli yznde, baini saa sola sallaya sallaya ieri girdi. Biyandan elini yanaina vuruyor, biyandan da, - Tuh rezil olduk, rezil olduk... diyip duruyordu. Oysa ok kibar bir adamdir. Kapidan girer girmez, daha selam bile vermeden "Tuh, rezil olduk..." diye dvnmesine pek atim. - Ho geldiniz, dedim, buyrun... Oturun rica ederim... - Rezil olduk, rezil... - Nasilsiniz? - Daha nasil olalim; nasil olacaimiz kaldi mi, rezil olduk ite... Tuuu!.... Baina bir felaket geldi sandim, belki de ailesinden yana bir felaket. - Yerin dibine getik, iki paralik, iki paralik olduk. - Neden, ne oldu da?... - Daha ne olsun, bir kart uyuz eei adama ikibinbeyz liraya sattilar. Biraz geri ekilip, dikkatle yzne baktim: Yoksa ildirmi miydi? Korktuumu saklayacak deilim. Karimi airmaya bahane olsun diye, - Bir kahve ier misiniz? dedim. - Birak imdi kahveyi, dedi, rezil olduk... Bir nalsiz kart eek ikibinbeyz lira eder mi? - Hi eek alip satmadiimdan bilemeyeceim... - Canim, ben de eek cambazi deilim ama, bir eein ikibinbeyz lira etmeyeceini bilirim... - Sinirleriniz mi bozuk sizin? - Bozuk ya... Benim sinirim bozulmasin da kimin bozulsun? Siz hi ikibinbeyz lira eden eek grdnz m? - Aai yukan yirmi yildan ok oldu, hi eek grmedim... 87 - Ben size bir eein ikibinbeyz lira edip etmeyeceini soruyorum. - Ne diyeyim bilmem ki... Marifetli bir eekse, belki o kadar eder... - Ne marifeti canim efendim, eek bu.. Nutuk atacak deil ya... Basbayai eek ite... stelik, hem uyuz, hem de kart.. . Adama i-kibinbeyz liraya sattilar. En kts de ne biliyor musunuz, bu satia ben alet oldum. - Yaaaa... Nasil oldu bu i? - Ben de onu anlatmaya geldim... istanbul niversitesi'nden, Amerika'nin davetlisi olarak kanmla gitmitik ya... Biliyorsunuz, Amerika'da bir yil kalmitik. - Biliyorum. - Amerika'da bir profesrle tanitim, dost olduk... Bana ok yardim etti. ok iyilii oldu. Trkiye'ye dnnce de mektuplamaya devam ettik... Trk dostu, Trkler'i ok seven bir adam... Bir mektubunda, bir arkadainin Trkiye'ye geleceini, bu arkadainin antika hali uzmani olduunu, hali zerine hazirlayacai bir kitap iin Trkiye'de inceleme ve aratirmalarda bulunacaini yazdi ve bu mektubunda bu arkadaina yardim edip edemeyeceimi soruyordu. Ben de, hali uzmani olan arkadai, niversitenin tatil olduu aylarda Trkiye'ye gelirse, kendisine memnunlukla elimden gelen yardimi yapacaimi cevabimda bildirdim. Hali uzmani da nce Hindistan'a, iran'a gidip oralarda inceleme ve aratirmalar yaptiktan sonra Trkiye'ye gelecei iin, zaman bana da uygun dyordu. Hali uzmani temmuz ayinda geldi. Amerikali profesr arkadaimdan, benim adresimi, telefon numarami almi gelirken. Kaldii otelden bir gn bana telefon etti. Ben de kalkip otele gittim. Cin gibi bir adam. Alman asilli bir Amerikali. Galiba yahudilik de var, belki Alman yahudisi de sonradan Amerikali olmu. Daha nce dolatii yerlerden drt byk bavul dolusu hali, kilim, heybe getirmi. Bavullarini aip antikalarini gsterdi. Bunlar, ok eski hali, kilim, heybe paralariydi... Topladii paralardan ok memnun grnyordu. Bunlarin, deeri llemeyecek bir hazine olduunu sylyordu. Hele, ancak kan eninde, be on ka88 n boyunda bir eski hali parasi vardi, bunun en azindan otuzbin dolar deeri olduunu sylyordu. Ama o bunu, bir ranli kylden bir dolara satin aldiini vnerek anlatiyordu. stelik ranli yoksul kyl, bir dolar karilii olan dinarlarini eline alinca airmi da, sevincinden dualar etmi. O eski hali parasinin neden bu kadar ok para ettiini sordum. "nk" dedi, "bu halinin her santimetrekaresinden seksen ilmik var. Bu bir aheserdir." Adeta ehvetli bir istekle durmadan hah stne bilgi veriyordu. imdiye kadar en ok, santimetrekaresinde yz ilmik olan bitek hali varmi yeryznde, o da bilmem hangi mzedeymi, bir duvar halisiymi. Bir kee gsterdi, "Bunu elli sente aldim" dedi, keyfinden kurnaz kurnaz glyordu. "Bu kee de en az bebin dolar eder" dedi. "Nasil bu kadar ucuza alabiliyorsunuz bu kiymetli eyalari?" dedim. "Kirk yildir bu ile uraiyorum" dedi, "bizim de kendimize gre usullerimiz vardir." Sonra yle usuller anlatti ki, akinliktan azim aik kaldi. Hali albmyle, hali stne kitap yayinlami. Dnyadaki en zengin bika hali koleksiyonundan birine de o sahipmi. Anadolu gezisine iktik. l il, ile ile dolaiyorduk. Camilerdeki, kendince deerli bulduu halilarin renkli fotoraflarim ekiyor, durmadan notlar aliyordu. Bika kiiden eski heybeler, halilar, keeler, kilimler de satin aldi. Sylediine gre burda aldiklari, Hindistan'da, Afganistan'da, in Trkmenistan'inda, ran'da aldiklarinin yaninda hi kalirmi. "ok deerli Trk halilari da vardir a-ma, hi rastlamiyoruz" dedi. Arkeolojik kazilar yapilan bir blgeye geldiik. Bir Amerikan, bir de Alman arkeoloji heyeti, be on kilometre arayla kamp kurmular, kazi yapiyorlar. Yerin altini stne getirmiler, dalan tepeleri halla pamuu gibi atmilar. Tepeler unufak olmu, toprak tiftii atilmi. Kazi yapilan yer, aai yukan bir kasaba geniliinde. Biok adirlar kurulmu. Buralarda, sa'dan nce onuncu yzyildan gnmze kadar bika uygarlik, toprain altinda ststeymi. Yerin altindan bir deil, bika ehir ikarmilar, saraylar, mezarlar filan... ok ilgin bir yer olduu iin, tarihe ve arkeolojiye merakli tu89 rist arabalari buralarda cirit atiyor. Her iki kilometrede bir, be on turiste rastlaniyor. Kazi yapilan yerlerin dolaylarindaki kyller de buraya dolmular, yeraltindan bulup ikardiklari tarihi, arkeolojik anak mlek paralarini turistlere satiyorlar. Turistler bunlari kapiiyor. Kyl ocuklar bile yol boylarina dizilmiler, turistlere, yeraltindan ikardiklari halkalari, yazili talan, kirik vazo paralarini satiyorlar. Kk kk yalinayak kizlar olanlar "Van dalir", "Tuu dalir..." diye iriarak turistlerin stlerine kouyorlar. Nasil olsa buralara kadar gelmiken, ben de hatira olsun diye biey alayim dedim. Ancak on yainda grnen san sali bir kizin elinde bir vazo kulpu, yanindaki olanin elinde de adam kafasi biiminde kk bir mavi ta vardi. Bu mavi tain bir yzk tai olabileceini dndm. - Kaa yavrum onlar?... dedim. Kiz vazo kulpuna kirk lira, olan da insan kafasi biimindeki mavi taa onbe lira istedi. Bildiimden deil ya, ucuz alayim diye, - Pahali... dedim. Kizla olan, byk bir adam gibi anlatmaya baladilar. Hi pahali olur muymu! Babasi gnlerce toprai kazmi da, yerin be metre altinda bulmular onlari. Alacaktim. Ama hali uzmani Amerikali arkadaim, bunlarin ne tarihi, ne arkeolojik deerleri olduunu anlattiktan sonra Dou'da gezip dolatii her yerde durumun ayni olduunu syledi: "Oralarda da tipki byle ite. Turistlerin urai olan kazi yerlerinde kyller, kadini erkei, oluk ocuk turistlerin nlerini keserler. Ellerine ne gemise, antika diye yuttururlar." Bu kurnaz kyller, eski eserleri ylesine ustalikla taklit ederlermi ki, nl arkeologlar bile aldanir, ora kyllerinden yksek fiyatla bunlari satin alip kaziklanirlarmi. Hatta bir Amerikali turiste, tylerini tira ettikleri bir oban kpei leini, kral mumyasi diye yuttururlarmi. Bu dalavereleri anlatirken kin kih diye sesler ikararak kurnaz kurnaz glyordu. Ama sahteci kyllerin yaptiklari bu taklit eya da yabana atilir eyler deilmi yani, byk hner, ustalik iiymi. Mesela demin ocuun elinde grdnz, 90 insan kafasi biimindeki kck mavi ta... Kolay mi, byle bir i yapmak... Kiraladiimiz cipte gidiyorduk. Hava da ok sicak... Yol stnde iki kavak aaci bir de kuyu grdk. Glgede yemeklerimizi yiyecektik. Kavain glgesine uzanmi yali bir kyl uyukluyordu. Kylnn az tesinde de bir eek oturuyordu. Yali kylyle selamlatik, konumaya baladik. Kylnn szlerini ngilizceye evirip Amerikali'ya aktany ordum. - Buradaki kylerde ne yetiir daha ok? - Hi de biey yetimez... dedi. Eskiden ekim biim vardi, tahil yetiirdi. Ama bu kazilar balayali beri, var bir yirmi senedir, kyl iyice tembelleti, hibiey ekmez oldu gayri... Amerikali, - Aynen baka yerler de byle, dedi. Yali adama, - Peki neyle geinir kyl? diye sordum. - Yerin altindan anak mlek kirii, ta ma paralan ikartmak moda olduundan beri, kyller ii boladilar, kazmayi kapan kazdi toprai, ne bulduysa, ne ikardiysa, buralara doluan ecnebilere satti boyuna... Amerikali, - Aynen,baka yerlerde olduu gibi... dedi. Kyl, - Bizim bura insanlan ok bir alaktirlar, dedi, memleketin btn hazinelerini yok fiyatina sattilar ecnebiyeye... Topraklann altinda yle ta direkler, mezarlar ik ki, bunlan deerini bulup sa-taymiiz, daha byle on Trkiye yeniden kurulurmu. Bu senin ecnebiye dediin de kimler? Hepsi hirsiz... Toprain altindan ikan antikalari alip alip kairdilar... Burdan kairdiklarini gtrp kendi memleketlerine koca koca ehirler kurmular yeniden onlarla... Kimisi kendi kazip ikardi, kimisi kylnn ikardiini, kan-dmp elinden bedavaya aldi... Amerikali, - Aynen, baka yerlerde de byle olmutur... dedi. - Artik, dedi, toprain altinda da ikaracak bir bok kalmadi... Varsa da kulak asma, hkmet gzn ati gayn, kimseye biey kaptirmiyor. Bu ecnebiye eer gene aliyorsa, hkmetten aliyor91 dur. Ola ki, hkmet kendisi satiyordur deer tiyatina... Amerikali, - Evet, dedi, aynen baka yerlerde de byle olmutur. - yleyse kyller imdi nasil geiniyor? - Sonra... Buralarda alti ky vardir. Evlerine git, bir ul aput parasi bile bulamazsin, ne bardak, ne desti, ne anak... Hepsinin evi tamtakir... - Neden? - Neden olacak, bu turistlere satiyorlar. Evlerde bir kiymik kalmadi. Her neleri varsa hepsini antikaya evirip satiyorlar. Toprain altinda rtp, paslandirip, bozuk antikaya eviriyorlar. Bizim bura insaninin ahlaki iyice bozuldu bey. Geen gn, bacak kadar bir olan, bir de baktim, benim eein boynundan boncuklari aliyor. Boncuklari alip da topraa gmecek, anladin mi, sonra topraktan ikarip antika diye yutturacak... Evlerde gelinlik kizlar hep antikaci kesildi, parmak kadar bir ta eline geiren, kesip oyup, olmadik hner ikariyor ortaya... Eek nalindan madalya, eski para yapiyorlar. Amerikali, - Ben size sylemitim ya, dedi, baka yerlerde de aynen byledir. Yali kylye, - Sen nasil geiniyorsun, ne i yapiyorsun? dedim. - Ben eek alip satarim... dedi. Bunu sylerken de, kuyudan su ekip, kuyu yalainda eeine su verdi. Eek su ierken Amerikali birden firladi eein yanina gitti. Biz kylyle konuuyorduk. - Eek ticaretiyle geinebiliyor musun? - Hamdolsun... Be senedir bu ile geinirim, krler olsun... - Ne kazanirsin mesela? - Hi belli olmaz.. Eeine gre... - Bir eei ne kadar zamanda satabilirsin?... - Hi belli olmaz... Bazi bakarsin, ay, be ay eek satilmaz, elinde kalir... bazi da bakarsin bir gnde be eek birden satilmi... Amerikali yanima geldi. Pek heyecanliydi. - Aman, dedi, aman... Eein stnde bir hali parasi var, grdn m? 92 ingilizce konutuu iin kyl anlamiyordu. Eein sirtinda eski psk, amurdan bir ul vardi... - u pis bez mi? dedim. - Aman, dedi, bu bir harika, bir aheser... Demindenberi siz burda konuurken, ben o haliyi inceliyordum. Renkler de, desen de harika, iilik fevkalade.... Santimetrekaresinde tam yzyirmi ilmik var. Dnyada byle biey grlmemi, emsalsiz biey... - Satin alacak misiniz? dedim. - Evet, ama... dedi, kyl haliyi alacaimi anlamasin... Ben bunlan ok iyi bilirim. Atacaklari eski, yirtik arii satin almaya kalksan, demek bunun kiymeti varmi, demek antikaymi diye dnyanin parasini isterler, istedikleri biey deil, ne kadar para versen gzleri doymaz, fiyati ykseltirler boyuna... Onun iin kylye aktirmayalim... O sirada yali kyl, - Ne dangirdiyor gavur, fan fing ediyorsunuz... dedi. - Hi, dedim, buralarini ok sevmi de... - Sevilecek nesi var buralarinin, kel kira tepeler ite... Amerikali, - Ben size ucuza satin alma metodlanm var demitim ya, bakin imdi bir metod kullanacaim., dedi. - Nasil? - Haliya istekli olmayacaiz, eei satin alacaiz. Tabii bu kyl halinin kiymetini bilemediinden, biz eei alinca eski ulu da eein sirtinda birakacak... Biz sonra haliyi alir, az ilerde eei saliveririz. Siz imdi benim eei satin almak istediimi syleyin kylye... Kylye, - Sen eek satiyordun deil mi? dedim. - Hee, eek satiyorum... dedi. - Mesela bu eei kaa satarsin? - Alicisina gre... - Biz alici olsak... Gld. - Benimle dalga mi geiyorsunuz? Sizin gibi bey takimi eei n'idecek? - Ne yapacaksin sen canim... Alalim biz bu eei. Kaa vereceksin? 93 - Alicisina gre, dedik ya... Sen mi alacaksin, yoksa bu gavur mu? - O alacak... - Ne milletten o herif? - Amerikali... - Himmmm... Yabanci deelmi, bizden sayilir... Yahu, bu gayetle kart bir eektir, syle ona, bu eek iine yaramaz. Amerikaliya syledim. - Aman ok iyi, demek ucuza verecek... dedi. - Kart olsun, razi o... - Amerikali'ya ayip olur canim, sonra herif memleketine gider de Trkler beni kazikladi, der. Amerikali'ya syledim. - Trk kyls ok saf, ok doru insan... dedi, baka yerlerde olsa hemen satarlardi. Madem ki o bu kadar iyi kalpli bir adam, ben de ona ok para vereceim. Kylye, - Amerikali razi... dedim. - iyi ama Bey, bu eek Amerika'ya varmadan yolda lr. Hemi de bu eek uyuzdur gayetle, her bir yani vicik uyuz... - Sana ne canim, istiyor adam... - Allah Allah... Yahu, bu kancik eek deel ki bir iine yarasin.. Ne yapacak bu uyuz kart eei? - Nene gerek senin? ... Sen alacain paraya bak... Kaa veriyorsun imdi bu eei? Kyl, - ok merak ettim, dedi, hele bir sor o Amerikali efendiye, o-nun memleketinde hi eek yok muymu... - Sizin memlekette eek yok mu, diye soruyor. Amerikali biraz dndkten sonra, - Var ama, dedi, bylesi yokmu, deyiniz... Kylye syledim. - Himmmm.... Demek Amerikan eeini beenmiyor da Trk eeine merakli. Eh ne yapalim, benden gnah gitti... Ben eein herbi kusurunu saydim. imdi ecnebiyeden bir herifin hatirini kiracak deiliz ya, bir uyuz eek iin... Satalim yleyse... -Kaa? 94 - Sizin iin onbine olur... - Nee? Deli misin sen yahu, ildirdin mi? Eri halis Arap cinsi kou ati iki bin lira... - yleyse eei nidecek, kou ati alsin en halisinden... Amerikali'ya adamin onbin lira istediini syleyince, - Ben demedim mi, dedi, alici oldun mu, bunlar byledir ite... Demek kiymeti yksekmi diye ok para isterler. Ya haliyi almaya kalksaydik, yzbin lira isterdi. imdi ben bu eee onbin lira veririm. Ama, vermeye kalksam, ellibin ister... Onun iin siki pazarlik etmeli.. Kylye, - Doru syle dedim, sen bu eei kaa aldin? - Bende yalan yok, dedi, bak imdi abdestliyim, yalan syleyecek deilim ya... Ben bu eei, derisinden ariklik ikarmak iin be liraya aldim. Nasil olsa bugn yarin geberir, ben de derisini yzerim... Baka da bir ie yaramaz... - insaf yahu... Be liraya aldiin eei, nasil onbin liraya satmaya kalkiyorsun? - Canim biz satici olmadik, siz alici oldunuz.. Kart dedim, olsun diyor adam. Uyuz dedim, razi.. Kancik deil dedim, gene istiyor. Yarina ikmaz lr dedim, iyi diyor gene... Hele az daha unutacaktim, topal da-bu eek, ard ayai aksar bunun... - Olsun.. - Grdn m? Demek bir kiymeti, bir kerameti var bu eein benim anlayamadiim. Yoksa bu Amerikali gavuru, ne diye uyuz ve de kart ve de erkek ve de topal bir eei almaya kalksin... Deil mi? Onbin... Aai kurtarmaz... Veremem... Amerikali'ya, - Aai inmiyor, verelim mi onbini?... dedim. iki saat pazarlik ettik. Arada bir vazgemi gibi grnp yrdk. O hi aldirmadi. Dnp geldik yanina... - Dneceinizi biliyordum ben sizin... dedi. - Nerden biliyorsun? dedim. - Bilinmez mi canim? Byle bir kelepir eek drmsnz, kairacak deilsiniz ya... Cipin ofrne, cipi gtrp, ilerde yol stnde bizi beklemesini syledim. Eei orda baibo birakip cipe binecektik. 95 Neyse efendim, ekie ekie pazarliktan sonra ikibinbeyz liraya uyutuk. Paralan saydik eline. Kyl de, sirtindaki ulu alip eein yulanni elimize verdi. - Haydi haynni grn! dedi. Sonra da ekledi: - Herhal ucuz gitti bizim kart uyuz eek ya, neyse... Malin hayi-nm grn. Amerikali'nm gzleri ailmi, kylnn elindeki hali parasina bakiyordu. imdi ne olacak? - Aman belli etmeyelim, dedi, eei alip biraz gidelim, sonra hi umursamazdan gelip dnelim, "Aman eein beli r, u ulu ver de stne rtelim" diyelim... Adam, asil hali parasini istediimizi sakin anlamasin... Eei ipinden tutup yrdk. Yrdk dedimse lafin gelii, biraz zor yrdk... Amerikali arkadan iter, en nden ekerim, eek yine de yrmez bitrl... Kart eekte yryecek derman kalmami... Haliyi kylnn elinden kurtarsak bir, eei birakip savuacaiz... Eei ite kaka, yirmi otuz adim aildik, kyl arkamizdan seslenerek seirtti: - Durun, durun, eein eyi kalmi... Aman! Adam ulu kendiliinden getiriyor diye bir sevindi ki... Adam koup geldi, tepeyi ati: - Yahu, dedi, eein kazik demirini unuttunuz. Amerika'ya gtrnce bu eein baini nereye akacaksiniz? Dnmezsiniz: Hi kaziksiz eek alinir mi? Acemi olduunuz nasil da belli... Ucu halkali demir kazii da aldik elinden... Amerikali bana: - Hadi sirasi, imdi de haliyi iste... Aman belli etme... "u pis ulu da veriver" de... Kylye, - Bu eek ok zayif, hastalikli da... yecek yazik, dedim. Sen hayvanin stne eski bir ul rtmtn, o pis ulu ver de stne a-talim... - Yooo, dedi, ulu veremem... Siz.benden eei aldiniz, ulu deil... - Evet, eei aldik... ulu da stne rtelim. Zaten eski, pis... Para da etmez. 96 - Evet, eski ve de pis... Ve de para etmez... Ama veremem. - Neye? - Veremem beyim... Baba yadigari bir uldur, verilmez... Atadan dededen kalma bir hatira... Veremem... Amerikali'ya "Vermiyor, babadan kalma yadigarmi" dedim. "Ne iine yararmi sanki, sor bakalim" dedi. - Bu pis ul parasi ne ie yarar sanki... dedim... Kyl birden ciddileti: - Ne demek ne iime yarar, imdi bir baka uyuz eek alip sirtina koyacaim. Kismetim varsa, sizin gibi bir meraklisini bulur, Al-lahin izniyle onu da satanm. Bu ul bana uur getirir, uur... Ben size kazii da ste bedavadan verdim. Ona biey dedim mi? - Canim ula da bika kuru verip alalim, rtelim hayvana... - Amma yaptin. Sonra ben eekleri nasil satacaim?... Be yildir kart uyuz eekleri hep bu ul sayesinde satiyorum... Hadi gle gle... Vann malin haynni grn... Amerikali'nin yreine inecek diye korktum. Koluna girdim. Kyl bika adim aildiktan sonra uzaktan seslendi: - Eei birakacaksamz, zahmet edip uzaa gtrp birakmayin da hi mi deil, yorulmayayim... Eei orada birakip, cipin olduu yere kadar yrdk. Amerikali hali uzmani, - Baka yerlerde ite bu yoktu, hi baima gelmemiti, dedi, hepsi aynen, ama bu baka numara... Cipe bindik. Kazik hl elindeydi. Onu elinden atmiyordu. - Ne yapacaksiniz bu demir kazii? dedim. - Hatira olarak bu kazii, hali koleksiyonuma koyacaim, dedi, kiymetli bir kazik, ikibinbeyze ok ucuz aldik... - Yaaaa, rezil olduk leme, rezil.... Tuuuh... "Rezil olduk" diye diye elini baina vurup duruyordu. 97 STKBALM OLMASA Beyefendiciim, hal tercmemi yazili olarak arzetmitim. Daha teferruatli mi olsun, buyurdunuz? Bastne, arzedeyim efendim. Nasil? En kk teferruata kadar... Emredersiniz... Anladim, ta kklkten balayarak... Evet, evet, hal tercmesi deil de, hatiratimi nakletmemi emir buyuruyorsunuz. Bastne... Hibiey saklamadan... Tabii... Ona ne phe... Btn mahrem noktalarina kadar... Evet, evet, teferruatli... Bastne beyim, bastne efendim... Bendeniz Kanlica'da domuum. O kadar geriye gitmeyeyim mi, peki efendim, daha beriden balayayim. Eveet, baimdan geen byk ve mhim vakalari... Anladim efendimiz. Beyefendi, baimdan geen ilk byk vaka Numune-i Terakki mektebindeyken arkadalarla olan kavgamdir. Madem ki dorusunu istiyorsunuz, hayatimda hatirlayabildiim ilk mhim hadise Minskl Mehmet'ten yediim dayaktir. Yooo, ben o dayai yemezdim, yemezdim ama, o Minskl Mehmet dua etsin nbeti retmenine yoksa... Ufak tefek, ciliz miliz, siska biey olduundan Minskl lakabini takmitik. Aai yukari, durun bakayim, evet evet, altmi seneyi gemi. Bendeniz siramda dalmi ders aliirken, ensemde bir tokat patladi ki, hl bugnk gibi hatirliyorum, gzlerimden ate fikir-di. Bir de dndm, bu Minskl Mehmet... Ben daha sesimi ikarmadan "Ne vuruyorsun be!" diyerek bir tokat da suratima a-ketmesin mi? Ama ne tokat beyefendi, o siska neresinden ikariyor o tokadi?... "Kim vuruyor?" dedim, demeye kalmadi, "Sen vuruyorsun ya..." diyerek bir tokat daha patlatti. Btn sinif da kahkahayla glyor. "Kendine gel kardeim, benim sana vurduum yok," derken, burnuma bir yumruk indirmesiyle bendeniz, affedersiniz, ki st yere oturdum. Burnumdan kan boaniyor. Mehmet "Vurmasana be... ikayet ederim valla!" deyip bendenizi tekmelemeye baladi. Bir de arkada olacaklar, hepsi glyor bana... Onlara "Arkadalar, ben buna vuruyor muyum, siz syleyin!" dedim, Minskl Mehmet "Vuruyorsun ya..." diye yiliarak tekme yumruk tokat giriti. Efendim, ben de ona vuracaim ama, vuramiyorum, zira muallim Halit Bey var... Halit Bey olmasa, ben onun pastirmasini ikarirdim. Ah ne yapayim ki muallim bey var, olmasa, vallahi billahi ben o Minskl' ayaimin altina alir da ineeer iner onu nokta yapardim ya, ne yapayim ki muallim bey var, olmasa, ben onu ldrrdm vallahi... Baktim olmayacak, siniftan baheye katim da Minskl Mehmet'in elinden kurtuldum. Ah muallim Halit Bey olmasaydi, o zaman grrd o... Efendim, hayatimdaki hatirlayabildiim ikinci mhim vaka mahalledeki ayirlikta arkadalarla top oynarken baimdan geti. Gemi gn, onbe onalti yalarimda var yokum. O zamanlar a-yaktopu oyunu istanbul'a yeni yeni girmiti. Bendeniz kari kaleye gol attim, atinca, affedersiniz, Malak Hakki dediimiz bir ocuk vardi, huzurunuzda sylemeye hicap ederim, bendenize "hassi!" dedi. "Sensin" dedim, dememle bu Malak Hakki stme atildi. Ben vuramiyorum ki... Bizde aile terbiyesi var, biz aile terbiyesi almiiz. Malak Hakki vuruyor da vuruyor, azim burnum aramba pazarina dnd. Ben ona bilirdim yapacaimi ama aile terbiyesi... Vallahi ben onu orda pestil gibi ezerdim, ama aile terbiyesi olmasa... Kim, ben, bendeniz? Aile terbiyesi olmasa, yerdim onu... Hatirlayabildiim baimdan gemi mhim bir vaka da, yirmi yalarinda delikanlilardik, bign kahvede tavla oynarken oldu. Tavla oynadiimiz, adini unuttum, arkada birdenbire tavlayi kaldirip kafama geirmez mi... Gzlerimden yildizlar ikti, neye uradiimi airdim, beyefendi. Ben de ona vuracaim, vuracaim a-ma, ah peder olmasa... Bizde pedere saygi byk. Dua etsin pedere, yoksa ben onu orada i i yerdim. Ah peder olmasa, yoksa peder var... Pederin kulaina gider diye hi sesimi ikarmadim, eczaneye gidip baimi sardirdim. Sonra efendim, hi unutmam, bir Sonbahar gnyd. Malum ya genlik, o zaman bir kizla muaakamiz var. Ailesinden isteteceim de evleneceiz. Bir akam zeri kirlarda geziniyoruz. stmde de kalin bir palto var. Biz dalmi gezinirken alilarin arkasindan hop 99 diye eci bc bir adam ikip da kizi elimden almaya kalkmaz mi? Biz adama kiz kaptirir miyiz beyfend... Herifi de grseniz fr-sem uacak, baladik kavgaya... Fakat bendenizin sirtinda gayet a-ir ve bol palto var... Paltodan vuramiyorum ki herife... Ah palto olmasa, o zaman grr o, ama ne yapayim ki palto var. Kr olsun paltonun gz! Herif kizi zorla aldi, aliliklara srklyor. Kiz bendenize "Tuh sana, sen ne biim erkeksin!.." diye bir de utanmadan bairmaz mi? Sanki sirtimdaki koca paltoyu grmyormu gibi... Ben de kiza "Palto olmasaydi... Ben onu ne yapardim ama" dedim. Sonra efendim, gel zaman git zaman, evlendim. Peder de, sizlere mr, vefat etmiti. Hep bir evde oturuyoruz, annem alt katta, biz hanimla st kattayiz. Gemi zaman, imdi sebebini unuttum, daha evliliimizin ikinci ayi mi, nc ayi mi ne, bizim refika birden her nedense tehevvre kapilip da stmze yrmez mi!.. Eline ne geerse kafama firlatiyor. Firlatacak biey kalmayinca, is-pen horozu gibi tepeme binip saimi baimi yolmaya, tirmiklamaya, isirmaya baladi. Biey deil, aai katta annem duyacak. Alt tarafi kadin, beyfendi, elimin tersiyle vursam, yikilacak. Ah annem olmasa, ben bilirdim ona yapilacak eyi ama, annem var... Annemin yznden hi sesimi ikarmadim. Bir ay kadar tedaviden sonra ayrildik. Derken efendim, ya otuz, otuzbe... Bir gece yansi bir tikirtiyla yataktan firladim ki, odaya hirsiz girmi, dolabi karitiriyor. Bilsem, uyur gibi yapardim, hirsiz olduunu bilir miyim, bikere sirami bulundum. Adam benim uyandiimi grnce stme saldirmaz mi!.. Tam ite yavuz hirsiz, evet evet, ev sahibini bastiriyor. Herifi de grseniz, bir sikimlik cani var. Siz olsaniz ne yapardiniz? Vurursunuz... Ben de vuracaim ama, ya elimde kalirsa, ya lrse... Sonra kanun? Ah kanun olmasa... Herif seni yorganin altinda boacak. "mdat!" diye bairdika bastiriyor. Boulmu gibi yaptim da, herif de evde ne var ne yok aldi gitti. Dua etsin kanuna! Yoksa ben onu ayaimin altina alir, leini sererdim. Sonra ikinci bir kere evlendim. Bir i iin Ankara'ya gidecektim, tireni kairdim. Gece eve dndm. Karim uyanmasin diye a-yaklanmin ucuna basarak yatak odasina girdim. Madem her eyi aik aik anlat dediniz, ben de biey saklamadan anlatacaim. Baktim, yatakta bir acaip hareketler var. Yalniz hareket olsa iyi, 100 ayiptir sylemesi, fisir fisir da konuuyorlar: "Canim, ekerim, yavrum, hayatim..." Birden tepem atti. Namus bu beyefendi, baka eye benzer mi?... Hemen tabancayi ekip, dan dan dan... ikisini de temizleyeceim... Tabanca mi? stmde tabanca yok tabii, taimam beyfendi... Olsun... Erkek namusu iin yaar. Dan dan dan... Namusumu temizleyeceim, gelgelelim, gecenin bir vakti, konu komu ne oluyor diye uyanip kalkacak... Ah konu komu olmasa!... Ben onlarin ikisini de oracikta essek cennetine gndermez miydim, yoksa komular var... Dua etsinler komulara. Hibir ey olmami gibi, ayaklarimin ucuna basarak diari iktim. Boanacaktim beyfendi, evet, iyi tahmin buyurdunuz, velakin tam boayacaktim, ocuk oldu. Arkadan bir daha... Yazlia tainmitik. Bir gece gene karimi, affedersiniz... Evet yle... Uygunsuz vaziyette... Evet annem yok... Evin etrafinda da konu komu yok, yok ama ocuklar var. Ah ocuklar olmasa... Ben bunlari bastirinca, sanki onlar bana baskin yapmi gibi herif stme yrmez mi, hem de iriliplak... "Efendi, giyin de gel!" diyorum, anlar mi kudurmu... Ah iplak olmasa... Elim orasina burasina deiyor Beyfendi... Hem herif saldiriyor, hem de karim. ocuklar olmasa bilirdim yapacaimi... Ne mi yapardim, ayrilirdim tabii... A-ma neylersiniz ki, ocuklar var da boynum eri... Bir hafta istira-hatle ii geitirdik, sineye ektik. Dua etsinler ocuklara... Yoksa ben onlarin ikisini de tepelerdim ya... Bir mhim vaka da dairede gemitir. Mdrden ekmediim kalmadi. Artik o hale geldi ki, bana herkesin iinde hakarete, hatta kfretmeye baladi. Dayanilir gibi deil... ikayet edeceim, fakat Allah korkusu var, adam ekmeinden olacak... Allah korkusu olmasa... Bign de memur arkadalarin iinde tuuu diye suratima t-krmez mi?.. Ne yaparsin... Hicap diye biey var, hicap olmasa... Artik o hale geldi ki, nerdeyse mdr boup ldreceim. ldreceim ama, o da beni ikayet edip iten attiracak, hanede evlad- ayal var... Ah efendim ah, kr olasi hanede evlad- ayal olmasa... Yoksa ben durur muydum... Bign de dairede, karima eshab-i mesalihten bir kadin gelmi, yaninda da be yalarinda kadar bir ocuk... Kadin, nasil olduysa bieye kizip mrekkep hokkasini kafama firlatmaz mi... Hey Alla101 him... Onlar iki kii, ben bir kii... iki kii olmasalar bilirim yapacaimi... Sonra da kadin olmasa grrd gnn... Neyse efendim, emekliye ayrildim da kurtuldum kr... ocuklardan k Almanya'da, by kizdir, oktan evlendi. Hanim da vefat etti. imdi yalnizim... Baka mi? Baka baka?... Baka mhim vaka? Haaa, evet... Geenlerde kiraci hi yoktan stme yrd, kafama ayakkabi firlatti. Bakiniz hl alnimda izi duruyor... Ah ihtiyarlik... Eskiden olsa, yaninda birakir miydim... Yaim mi? Yetmi efendim... imdi zatialinize gelirken, affedersiniz bir edepsizin taarruzuna uradim. Neden mi, bilir miyim beyfendi... Edepsizlik ite... Otobste gidiyorduk, "ekil karimin arkasindan" diye, suratima bir yumruk indirmez mi?... Bakin hl yeri var, kizarik deil mi?... Ne mi yaptim? Ne yapilir beyfendiciim, benim istikbalim var... istikbalim olmasa ben onu orada salam birakir miydim... Vallahi billahi alirdim ayaimin altina da gebertirdim. Yoksa istikbal... stikbalim olmasa, grrd gnn... te bu kadar beyfendi... 102 ULUSAL KONUKSEVERLK Bir tara ilinde kitapidir. Balangita mektuplaiyorduk. Mektuplarindan anladiima gre ilerici bir genti. Her ilkyaz geliinde beni kitapilik yaptii il'e airiyordu. lerimin okluunu, yorgunluumu ileri srerek gelemeyeceimi yaziyordum. O beni airmaktan vazgememiti. Okurlarimin benimle tanimaktan pek sevineceklerini, beni beklediklerini yaziyordu. Dorusu, hi grmediim o il'e gitmeyi, orada biriki gn kalmayi ben de ok istiyordum. Ama ilerimin okluundan zaman bulamiyordum. Bir ilkyaz gn gen kitapi stanbul'a gelmi. Telefonda soruyordu: Evimde ziyaret edebilir miymi... Terslik ite, ok etrefil bir yazi zerinde aliiyordum, hi zamanim yoktu. Ama bir yazarin zamansizliini okurlarina anlatmasi zordur. Ne zaman geri dneceimi sordum. ki gn nce geldiini, bu akam uakla dneceini syledi. Demek, onun da zamani yoktu. Kendisini evde beklediimi syledim. drt yildanberi mektuplatiimiz gen ve ilerici kitapi, ok gemeden evimdeydi. Eli bo gelmemi, bir kutu iinde blgesinin yetitirdii nl yemiten getirmiti. ncelik gsterip ok zamanimi almayacaini syledi ama, yine konumamiz, ay imemiz bir saati geti. Tatli bir yerel aizla konuuyordu. Kendikendini yetitirmi bir tara aydiniydi. Bu insanlari severim ama uzaktan... Her sevdiim insana biriki saatimi ayirirsam, yazarlia veda etmem gerekir ki, son yillarda olan da budur. Okurlara kitaplarimi imzalamak iin tara ilindeki kitapi dkkanina gelmemi, o tara ilinde biriki gn konuu olmami istiyor ve steliyordu. Orada dinleneceimi sylyordu. Dinlenmek! te beni kandiran bu sz oldu. O tara iline gidi tarihimi saptadik. Gen kitapi da benden sz almanin sevinciyle gitti. Szverdiim tarihte o tara ilinin havaalanindaydim. Gen kitapi bir arkadaiyla birlikte beni kariladi. Arabasiyla yola dzldk. 103 Uak, ge saatte olduu iin o il'e geceleyin varmitim. Bu ge saatte doru otele gtrleceimi saniyordum. Akam yemei bile istemiyordum ama, byle arilarda ikili lenden kurtulmak zordu. Bunu bildiim iin yemek yemeden yatip dinlenmek istedimse de aldiim yanit u oldu: "Yooo.. yemek yemeden yatilir miymi!" "Konuk, evsahibinin eeidir" ataszn animsadim. Deil mi ki, konukluu kabul etmitim, yleyse evsahibinin rica yumuakliina sarilmi buyruklarini yerine getirmek zorundaydim. Kalacaim otele gidip nce antami birakacaimi, elimi yzm yikayacaimi, sonra belki de otelin restoraninda yemek yiyeceimizi saniyordum. Oysa arabamiz nce bo.yerlerden geip, iikli maazalar, byk yapilar arasindan, aydinlik caddelerden de getikten sonra bir karanlik bataina gmldk. Perdeleri sikisikiya kapali pencerelerden tektk sizan iiklar grnyordu. Anladiima gre beni konuk edecekleri otel bakimsiz bir semtteydi. Araba, bika ukura girip iktiktan sonra bir byk karalti -nnde durdu. Bu byk karalti, kalacaim otel olmaliydi. Arabadan indik. Kapidan hibir iik yoktu. Evsahibim, kapidaki zili aldi. Kapi aildi. erisini iplak bir ampul aydinlatiyordu. Kapi azinda kyl giyimli bir kadinla ocuklari bizi kariladi. Kadinin, biri karninda olmak zere drt ocuu vardi. Karnindaki domak i-in sayili gnleri bekliyordu. ocuklardan biri kucamdaydi. Birinin elinden tutmutu. En byk ocuk annesinin eteine yapimiti. - B uy run! Geldiimiz yerin otel deil, bika yildir steleyerek beni airan gen kitapinin evi olduunu sonunda anlamitim. Kapidan girerken, - Gecenin bu saatinde rahatsiz etmeyeyim... dedim. - Ne rahatsizlii... Estafurullah... Buyrun, buyrun... Burasi entipften bir apartimanin alt katiydi. Gen kitapi, ocuk anasi, bir de yedi sekiz aylik gebe karisina sordu: - Sofra hazir mi Hanim? Kadin bana, hogeldiniz deyip elimi siktiktan sonra, kocasina sofranin akamdanberi hazir olduunu syledi. Girdiimiz odada, yemek masasi gerekten hazirdi, elbet raki iesi de... Masanin altina sofra bezi yayilmiti. Arabada bizimle 104 gelen br kiinin de ocuklu kadinin kardei olduunu eve gelince renmitim. iki canli kadinin bunca hazirliindan sonra karnim tok diye yemek masasina oturmamak ilik olurdu. Nasil olsa yemekten sonra otele gideceime gre biriki saat bu sikintiya katlanabilirdim. Yerel yemekler, mezeler gerekten ok nefisti. Karnindakini saymazsak, ocukla o kadinin onca yemei nasil yaptiina amitim. Baka bir odaya alman ya da kapatilan ocuklarin huysuzluklari, yaramazliklari sayilmazsa, yemekteki sylei pek sicak de-ildiyse de pek de souk gemedi. Bir ayak nce canimi otele atmak istediim iin, - Msaadenizle... Eh, artik ben gideyim... dedim. Evsahibim akinliktan ailmi gzleriyle sordu: - Nereye? - Otele. Beni otele birakmayacak misiniz? dedim. ikisi de yalvarir gibi bir eyler sylediler ama, ne dediklerini, ne demek istediklerini uzun zaman anlayamadim. Yerli diyalektle yle bieyler sylyorlardi: - Sen beni ldresen daha eyi aabey... Beni rezil edeceksen melmekete... Beni on paralik edeceksen... istanbul'dan bir konuu gelmi de evinde airlayamami dedirteceksen... Oy kurban olani aabey... Byle bir konuunu airmi, getirtmi de, sonra baindan otel odalarina atmi dedirtme bana. Olmaz aabey, olmaz! Beni bednam edersin ki, melmekette bir dile dtk m, oluk ocuk yedi gbek kurtulamayiz bu lekeden... Sen bu evden otele gidersen ben ya kendimi vurup ldrmeliyim, ya kendimi gurbet illere atmaliyim. Etme aabey, beni perperian etme aabey... Balangita ne dediini anlayamamitim. Sonra sonra anlar gibi oldum. Benim gece evinde yatmami istiyor, otele gitmemi istemiyordu. Kendi anlatimiyla beni "otel kelerine" birakmak istemiyordu. Ne syleyeceimizi airdim. O akinlikla, - Sizi rahatsiz etmek istemem, otelde kalmam daha uygun... dedim. - Estafurullah... Ne rahatsizlii, hangi rahatsizlik?... Siz yabanci misiniz ki sizden rahatsiz olak? Teekkr ettim. Ama evde kalamayacaktim. 105 - Biliyorum rahatsiz olmayacainizi... Ama sizi rahatsiz edeceim korkusuyla ben rahatsiz olurum. Ne desem bo... Bu kez herkesin ayri ayri huyu olduunu, rnein benim, ayiptir sylemesi, geceleri pijamasiz yatmak gibi bir huyum olduunu, bu nedenle otelde yatmayi yelediimi syledim. Yaniti hazirdi: - ster donla yat, ister donsuz.. Keyfin bilir... Ne desem, evsahibinin elinden kurtuluum yoktu. Sonunda o geceyi evde geirmeye razi olmutum. Sabah ola hayir ola. Ertesi sabah, bir yolunu bulup canimi otele atacaktim. Evde yatacaim gvencesini alan evsahibim, maksadinin beni rahat ettirmek olduunu sylyordu. Dorusu, beni rahat ettirmek istediinde hi kukum yoktu, ama bu koullardaki bir evde, otelden daha rahat etmiyeceimi de biliyordum. Yol yorgunluumu ileri srerek erken yatmak istediimi syledim. Erken dediim, gecenin birbuuuydu-Yatmak istediimi sylemesem, belki de bo szlerle sabahi edecektim. Yatak odasi neresiyse oraya gideceimi saniyordum. Yatak odasi yemek yediimiz odaymi. Yemek masasinin stndekileri bir bir diari ikardilar. Masayi odanin bir kesine ektiler. Kadin masanin altina serili sofra bezini toplayip diari ikardi. Sonra iki erkek, diardan iki ilte getirip stste koydular. Daha sonra yastiklari, arafi, battaniyeyi, yorgani getirdiler. Yatak hazirdi. - Allah rahatlik versin! deyip ekildiler. Bisre evin iini dinledim, helanin boalmasini bekledim. Tam sessizlik olup el ayak ekilince diari iktim. Grlt etmemek i-in ayaklarimin ucuna basarak yryordum. Karanlik koridorda e-lektrik dmesini bulmam zor oldu. Birden ayaklanma biey dolandi. O ey her neyse ondan kurtulmak isterken az kaldi yuvarlaniyordum. Ayaklarimin arasinda dolanan kedinin stne basmiim. Kedi can acisiyla yle bairmiti ki, uyuyanlarin hepsi uyanmi olmaliydi. Helaya girdim, daha dorusu hela olduunu sandiim bir yere girdim. Kokusuna bakilirsa girdiim yer hela olmaliydi, ama grnm kk bir ambar, depo gibi bir yerdi. Orda st ste yiilmi bir sandik, byke bir sepet, bir bisiklet, ciltleri dailmi 106 kitaplar, biri kk biri byk leen, bika ift ayakkabi, bo ieler ve daha bunlar gibi bisr ivir zivir eya vardi. Btn bu ivir zivir arasinda hela yle bir yere gizlenmiti ki, bitrl bulamiyordum. Elimden gelse apdest etmekten vazgeecektim, ama bu olanaksizdi. Affedersiniz, ok da sikimitim, zleye izleye kokunun younlatii yere giderek, kutularin, gazete yiini ve kirli amairlarin arasina ve altina gizlenmi tuvaleti bulmayi baardim. Klozet kirikti, ama ok sikitiimdan benim gzm kirik mink grecek gibi deildi. Rezervuann zinciri yerine ukur gibi biey balanmiti. Ucundan tutup ektim. ekmekle birlikte, ev zangirdayarak temelinden sarsilmaya baladi. Gerek bir deprem oluyordu. Ne yapacaimi, nereye kaacaimi bilemedim. Neyse ki sarsinti uzun srmedi. Sarsinti ve grlt dinmiti. Onca sarsintiya, grltye karin depodan bir damla su akmamiti. akinlikla helanin kapisini ainca uzun donlanyla yataklarindan firlami iki erkei karimda buldum. Kitapi, - Ah, dedi, size sylemeyi unuttuk, bu helanin su deposu alimaz, sifonu ekince hep byle grltl sesler ikarir. - Salt grltl sesler deil, sarsinti da oldu. Ben deprem oluyor sanmitim. ki uzun donlu adam, bana helanin nasil temizleneceini retti. Yerde bir kova duruyordu. Kovanin iinde bir oturak vardi. Oturak, kovadan ikarilacak, kovaya musluktan su doldurulup helaya dklecekti. Konuksever evsahibine, - Siz ok haklisiniz, dedim, her evin kendine zg kullanim biimi vardir. Bunlari size sorup renmeliydim. Su benim. iki uzun donlu adam yatak odalarina giderken bieyi aynmsa-dim. Bu iki adam ayni odada yatiyor, kadinla ocuu ayri bir o-dada yatiyordu. nk, bulunduumuz katta, mutfak ve hela kapilariyla oda kapisindan baka kapi yoktu. Onlar odalarina girince ben de yzm yikamak iin lavaboyu aramaya baladim. Lavabo aramakla kolay kolay bulunacak bir yerde deildi, ola ki rastgele... ansim varmi, uzunca bir aramadan sonra elim lavabonun musluuna arpti. ok kr, elimi yzm yikamak iin musluu bulmutum. Ama musluun evirgeni 107 iple siki sikiya balanmiti. Bir zaman musluu nasil aacaim diye dndm, ama bir yolunu bulamadim. Musluun evirgeni iple baliyken bile musluktan su damliyordu. Yavaa musluun e-virgenini evirdim. Musluktan birden su boandi, aril aril su akiyordu. Musluu kapatmaya alitika daha ok su fikinyordu. Ne yapacaimi airmitim. ylece birakip yatmayi dndm ama, musluktan akan su lavabodan taip yere yayiliyordu. Bika saat i-inde btn ev su iinde kalabilirdi. Kendikendime svp sayiyordum, ne diye bu adamin szne uyup da evde kalmitim, ne diye bir otelde yatmak iin direnmemitim! Bir zaman muslukla boutumsa da bouna... stm baim sirilsiklam olmutu. Sonunda evsahibini uyandirmaktan baka umar bulamadim, iki sesli horultunun geldii odanin kapisini tiklattim. Yanit, iki ayri sesten iki horultuydu. Ne olursa olsun evden kaip gitmeyi dnmedim deil. Ama gecenin bu sabaha yakin saatinde bilmediim bir ilin karanlik sokaklarinda nereye gider, oteli nasil bulurdum... Kapiya daha hizli vurmaya baladim. Biri ince ve islikli, br gemi zinciri boanir gibi grltl horultudan baka yanit yoktu. Kapiyi aip gitmekten baka umar yoktu. yle yaptim ki erkek bir yatakta koyun koyuna horluyordu. Yarim saat kadar drtp drteledikten sonra uyandirabildim. Kitapi tela ve coku iinde ne olduunu sordu. Merak edilecek biey olmadiini, ancak musluktan taan suyun evi bastiini, ok uratimsa da suyu kesmeyi baaramadiimi syledim. Belki on-onbe dakika kadar, kim olduumu, ne dediimi anlamaya alitiktan sonra kitapiyla akrabasi don paa yataktan kalkip nme dtler. Helanin demesi ayak-bileklerine kadar su dolmutu. ki adam birden musluun stne a-tildi. ple bali muslukla aralarinda dehetli bir savaim balamiti. Bu savaim sonunda, eski ipi zp musluu baka bir iple balayarak musluktan akan suyu durdurmayi baardilar. Ama bu kez de, musluktan bir beki kpei gibi hirilti ykselmeye baladi. ki a-dam, yerde gllenmi suyu akitmaya aliirken biyandan da beni yataima gndermeye aliiyordu. - Siz haydi uyuyun... Yatin! te byle, her evin bir zellii olduunu bana aiklamaya aliiyorlardi. Musluk yle iddetli hiriltilar ikariyordu ki, bu hmlti108 lar arasinda yatip uyumam olanaksizdi. Hirildayan musluk benzin motoru gibi aradabir pat pat patliyordu. Bu grltye tavandan gelen bir grlt daha eklendi. Kitapi, nemli biey. olmadiini, st katta oturanlarin musluun hiriltisinin kesilmesi iin tavana sopayla vurduklarini, komulukta byle eylerin olabileceini, kendilerinin daha bunun gibi ne grltlere, hiriltilara katlandiini sylyordu. Bu arada kitapinin karisinin sesi duyuldu. Yattii odadan, - Vanayi kapatin! Vanayi kapatin! diye sesleniyordu. Hi kukusuz byle durumlarda yapilmasi gereken en doru i vanayi kapatmakti ama daha nce vananin yerini bulmak gerekiyordu. Uzun bir aramadan sonra bulunan vanayi kapatinca, hirilti da, akan su da kesilmiti. O gece evsahibi nc kez allah rahatlik versin diyerek beni yataima gnderdi. ok uykum vardi ama o devingen gecenin yorgunluundan sinirlerim bozulduu iin uyuyamiyordum. Tam dalar gibi olurken, o zamana dek hi duymadiim bir gicirtiyla uyaniyordum. Yattiim yerde uzun zaman bu gicirtinin ne sesi olabileceini dndm. Boazlanan bir bykba hayvanin yrek paralayan sesi, kani tekerleklerinin gicirtisi, bir sopanin viyola yaylan stnde ikardii ses, daha bunlar gibi biey olabilirdi. Tam uykuya dalar gibi olurken bu sesle siriyordum. Sonunda bir sesin, yattiim oda kapisinin ikardii gicirtisinin tipkisi olduunu anladim. Btn kapilar ailip kapandika boazlanan hayvan sesleri ikararak gicirdiyordu. Neyse ki sabaha doru helaya gidi geli durmu, ben de dalar gibi olmutum ki, bir kedi miyavlamasiyla siradim. Bir kedi hem kapiyi diardan tirmikliyor, hem srekli miyavli-yordu. Bu az nce helaya giderken ayaklarima dolanan kedi olmaliydi. Benim yattiim odada uyumaya aliik olmaliydi ki, odaya girmek iin kapiyi tirmalayip duruyordu. Kedi, inadindan vazgeer diye uzun sre bekledim. Sonunda kedinin inadina yenilip kapiyi atim. Kapiyi aar amaz kedi yataa siradi. Bu yatakta yatmaya aliik olmaliydi. Ama ben kediyle koyun koyuna yatmaya aliik deildim. Yatai kediye birakip bisre sandalyede oturdumsa da sonunda dayanamayip kedinin koynuna girmek zorunda kaldim. Kedi bu yataa aliik olmaliydi ki, durumundan hibir ikayet belirtisi gstermeden koynuma iyice sokularak kivrilip yatti. Ama beon 109 dakika sonra kedinin pireleri vcudumu istila ettiinden hart hart kainmaya balamitim. Lambayi yakip i amairlarimda pire avina baladim. Sonunda, ne yapsam iinden ikaramadiini yatai kediye teslim ederek yari iplak durumda sandalyeye tnedim. Perdeyi aralayip baktim, hava yava yava aydinlanmaya baliyordu. Baimi dirseime dayayip uyumaya aliirken ocuk civiltilariyla uyandim. Evin ocuundan yalari drt be gsteren iki afacan odama dalmiti. ncs, yai kk olduundan anasinin koynunda uyuyor olmaliydi. Odama giren ocuklardan biri, niin don gmlek sandalyeye tnemi ve niin yataa girmemi olduumu sordu. Yatakta kedinin yattiini syledim. K, kahkahalar atarak kediyle birlikte yataa simiyor muyum diye sordu. - Bak ite byle! diye yataa girerek, kediyle yatain nasil blleceini gsterdi. Sinirlerim bozulmutu. ocuklarin ocuk olduklarini unutup, - Defolup odaniza gitsenize! diye bairdim. Odalarinin burasi olduunu, her sabah her saatte annelerinin koynundan ikip bu odada kediyle birlikte yatan babalarinin koynuna girdiklerini sylediler. Bu evde olup biten her eyi azok anliyordum da btn gece o-danin iinde cirit atan farelere, kedinin niin ses ikarmadiini hi anlamiyordum. Bunu da ocuklardan rendim. Kediyle fareler bir arada bydklerinden birbirlerine aliikmilar. Hatta geen yil kedi enciklemi de, kendi eniklerini emzirirken fare yavrularini da emziriyormu. Kedinin eniklerini, pazar yerindeki kasap dkkanlarinin olduu yere birakmilar. ocuklari odadan ve yataktan ikaramayacaimi anlayinca stm baimi giyindim, odanin iinde gezinmeye baladim. Geceki deneyimden sonra hela araliindaki muslukta yzm yikamaktan korktuum iin byle bir giriimde bile bulunmadim. Ama vapur dd, fabrikanin ibai dd, tiren dd ve azgin kpek hirlamasi gibi seslerden musluun bika kez ailip kapandiini, hela sifonunun ekildiini anladim. Hava iyice aydinlanmiti, ama ben o evde hep karanlikta kalmayi yelerdim. nk havanin aydmlanmasiyla birlikte kara sinekler ortaya ikti. O denli ok sinek vardi ki, sineklerden kendimi korumam olasi deildi. Sinekler burnuma, gzme, kulaima, azima ve zellikle dudaklarima konuyordu. Sineklerden korunmak 110 iin kendikendimi amarlamaya balayinca yataktaki iki kardein glmeleri bsbtn sinirlerimi bozdu. - Glecek ne var? diye bairdim. Bu sert akiim, ocuklarin daha ok glmelerine neden oldu. Biraz sonra ocuklar yatakta tepiirlerken kavgaya baladilar. Bouna onlan ayirmaya alitim. Neyse ki o sirada kapi tiklatildi. - Buyrun! dedim. ocuklarin babasi gnaydin diyerek girdi. Alaan ocuklarini azarlayarak odadan kodu. Niyetim ilk uakla hemen istanbul'a dnmekti. Ne yazik ki ilk uak gn sonraydi. Az sonra kitapinin akrabasi da geldi. ki erkek yer yataini derleyip toparlayip diari ikardi. ocuk annesi kadin da ocuklariyla birlikte geldi. Kitapi, gece rahat uyuyup uyumadiimi sordu. Konuk olmanin gerei olarak geceyi ok rahat geirdiimi syledim. Evsahibim, - Tabii canim, dedi, ev baka otel baka... br - Hi otelle ev bir olur mu... diye ekledi. Kitapi, - Bura sizin byk kentler gibi deil... dedi.. - Ne gibi? diye sordum. Burda saygin konuklan otele atmak ok ayip saydirmi. Kadin, masayi odanin ortasina getirip kahvalti sofrasini hazirladi. kinci, nc geceki konukluum ilk geceden farkli deildi. Ancak u var ki, nc gece uykusuzluktan mi, yoksa bu evin yaamina alitiim iin mi nedir bilmem, sizip kalmi, tulum gibi uyumutum. nc gn o ilden ayriliyordum. Uaa beni uurlarken kitapi ve akrabasi, - Bunu saymiyoruz... Sik sik gelin, yine buyrum... Bekleriz! diyorlardi. O denli iyi niyetli insanlardi ki, konukseverliklerine teekkr e-derek, aralarinda unutulmaz zamanlar yaadiimi sylemekle yetindim. 111 SINIR STNDEK EV Eve taindiimizin ikinci gnyd. Sa yanimizda bir komu var. Yol nlerinden geiyor. Pencerenin nne oturmu bir yali a-dam, - Bu evi tutmasaydiniz iyi olurdu, dedi. ihtiyara sert sert baktim: - Bizim bildiimiz bir kiraci bir eve taindi mi, konu komu "gle gle oturun"a gelirler. Tainmasaydimz iyi olurdu, ne demek? Komuya byle mi sylenir? ihtiyar orali bile olmadan, - Benden sylemesi, dedi, o eve hirsiz girer de ondan syledim. Bizim eve hirsiz girer de brlerine girmez mi? Cansikintisiyla cigara almak iin kedeki bakkala girdim. - Ne szn bilmez adamlar var, dedim. Bakkal, - Hayrola? dedi. - Bizim evin yaninda bir bunak oturuyor. Evlerinin nnden geerken "Sizin eve hirsiz girer. Tainmasaydimz iyi olurdu" demesin mi? Bakkal, - Doru sylemi, dedi, tainmasaydiniz iyi olurdu. O eve hirsiz girer. Bitek kelime sylemeden diari iktim. O gn akama kadar canim sikildi. Gece, sol yanimizdaki komular oturmaya geldiler. Gece yansina doru tam giderlerken, komumuz, - Burasi iyi evdir ama, hirsiz girer, dedi. Bunlari kapidan ikarken syledii iin "neden bu eve hirsiz giriyor da sizin evlerinize girmiyor?" diye soramadim. Karim, canimin sikildiini grnce, gld: - Ayol, anlamiyor musun, dedi, imdi kiracilar evden ikarmanin bin yolunu bulmular. Demek, bir yolu da bu. Eve hirsiz giriyor diye korkutup bizi evden ikaracaklar. Evin kirasi ucuz olduundan 112 ya kendileri tainacaklar, ya da bir tanidiklarini getirecekler. Aklim yatti ama, yine de gece gzm uyku tutmadi. Hirsizi, randevu vermi gibi, ha geldi, ha gelecek diye bekliyordum. Derken uyuya kalmiim. Bir tikirti ile firladim. Firlamamla yastiin altindaki tabancayi alip, - Kipirdama, yoksa yakarim!., diye karanlia doru bairmam bir oldu. Eve yeni taindiimizdan, elektrik dmesini bir trl bulamiyorum. Elektrik dmesini bulacaim diye kendimi o duvardan bu duvara arpiyorum. Derken ayaklanma bir ey takildi, angirtiyla kendimi yerde buldum. Hirsiz elme takti diye az kalsin tabancadaki kurunlan herifin karnina dolduracaktim ama, yuvarlanirken tabanca bir yana gitmi, ben de bir yana... Karanliin iinden, - Hah, hah, hah!., diye insanin tylerini diken diken eden bir kahkaha ykseldi. - Ulan, biz korkun yerli film mi eviriyoruz, erkeksen karima ik alak! diye bairdim. - Herhalde elektrik dmesini anyordunuz. Kapinin saindadir. Yeni kiracilar elektrik dmesini bulmak iin hep byle zorluk ekerler. Ses karanliktan geliyordu. - Ben adami ne yapanm, sen beni biliyor musun? diye bairdim. Karanlikta grmediim adam, - Bilmiyorum, dedi. Msaade ederseniz elektrii aip size yardim edeyim. it, diye elektrik dmesinin sesi duyuldu, oda aydinlandi. Ben yere dnce masanin altina girmiim, kanm da karyolanin altina. Karimda dimdik, benim iki boyumda bir adam vardi. Ayaa kalksam, herifi korkutamayacaim. Yattiim yerden ne olduumu anlamaz diye, sesimi kalinlatinp, - Sen kimsin? diye sordum-. - Hirsizim. - Bana bak, ben yutmam, sen hirsiz deilsin. Bizi hirsizim diye korkutup evden uratacaksin. Baksana sen benim gzme... Adam, - Hirsiz miyim, deil miyim, imdi grrsn, dedi. 113 Babasinin evi gibi her yani karitirip, iine gelenleri almaya baladi. Hem de bir yandan sylenip duruyordu: - Demek siz burasini yatak odasi yaptiniz. Sizden nceki kiracilar, burasini oturma odasi yapmilardi. Daha ncekiler de yle... - Bana bak, dedim, sen hirsizlik ediyorsun ama sonra ben seni ikayet ederim. inden baini kaldirmadan, - Babana kadar git ikayet et, bir de benden selam syle... dedi. - Ama ben karakola gidene kadar sen kaarsin. - Kamam. - Vallahi kaarsin. Evde ne var ne yok toplar kaarsin. Onun i-in, ben seni balayip, karakola haber vermeye gideceim. - mdaaaat!... diye bir ilik atti, karim. Mahalleli de bizim kapinin nnde hazir miymi ne, birden ieri doldular. Komular hi aldiri etmeden, - Aaaa... Bu eve yine hirsiz girmi... diyorlardi. Bazisi da, - Bakalim hangisi? diye birbirlerine soruyorlardi. Bizim komularin iinde hirsizla tanianlar, halhatir soranlar bile vardi. Hirsiz kili kipirdamadan hababam teyi beriyi kaldiriyor. - Konu komu, yardim edin de u hirsizi balayalim. Gidip karakola haber vereceim, dedim. lerinden biri, - Vallahi siz bilirsiniz ama, bouna zahmet ediyorsunuz sanirim, dedi. Biz ne biim bir yere tainmiiz, airdim. Karim amair iplerini getirdi. Hirsiz da hi kari koymadi. Adami bir gzel balayip, bir odaya koyduk. zerinden kapiyi kilitledim. Hemen karakola kotuk. Kanm olani biteni komisere anlatti. Komiser evin yerini sordu, syledik. -Haaaa... O ev mi? dedi. - Evet, o ev, dedim. - Biz o eve kanamayiz, dedi. Bizim blgemizin diinda. - Peki, biz ne yapacaiz? Zavalli adami bou bouna mi baladik? - Bir st yaninizdaki evde otursaydiniz, bizim blgemize girerdi. O zaman biz kariirdik. 114 Kanm, - st yandaki ev bo deildi, ne yapalim... dedi. Bizim ev, iki karakolun emniyet blgelerinin tam sininnday-mi. Komiser, - Sizin eve dedi "........" karakol bakar, dedi. Syledikleri karakol da uzak. Biz oraya gidene kadar sabah oldu. Oradakilere anlattik. Evimizin yerini sordular. Syledik. Bir polis, - Haa... O ev mi? dedi. - Evet o ev, dedim. - Bir altindaki ev olsaydi, biz bakardik. Sizin ev bizim blgemizin diinda kalir. Kanm, - Vah, vah, dedi, adami da simsiki balamitik... - Bizim ev hangi blgeye girer? diye sordum. Polis, - Sizin ev jandarmanin blgesine girer. Oraya polis kanmaz. Siz jandarma karakoluna gideceksiniz, dedi. Yola iktik. Kanm, - Aman nce eve gidip u hirsiza bir bakalim, dedi, adam ld m kaldi mi? yle ya... ster misin, bir de hirsiz, siki balanmaktan kani dnmesin de lsn. Hirsizi tutalim derken, bir de katil olup ikalim. Eve gittik. Hirsiz baladiimiz gibi duruyordu. - Nasilsin? dedim. - yiyim ama, karnim acikti, dedi. Kanm hirsiza yemek ikardi. Terslie bakin, evde bamya varmi. Hirsiz da bamya yemezmi. Kanm kasaptan biftek aldi, hemen piirip hirsizin nne koydu. Biz hirsizi ikayet iin jandarma karakoluna gittik. Olani biteni anlattik. Jandarma komutani, evin yerini sordu, biz de syledik. - Haaa... O ev mi? dedi. Bizim evi de herkes biliyordu. Jandarma komutani, - Sizin eve jandarma kanmaz, polis kanir, dedi. - Aman efendim, dedim, nasil olur. Polise gidiyoruz, jandarma kanir, diyor, jandarmaya gidiyoruz, polis kanir, diyor. Bu bizim eve elbet bir karian gren olacak. 115 Jandarma komutani bir harita ikardi. - Bakin, dedi, siz haritadan anlar misiniz? Bu 140 rakimli tesviye mnhanisi. Burasi da su terazisi. Burasi da 208 rakimli tepe. ite jandarmanin blgesi buradan geiyor. Eer sizin oturduunuz ev, iki metre daha kuzey batiya yapilsaydi, o zaman jandarmanin blgesine girerdi. - Canim iki metre iin mi? Bakiverin ne olur? - Ne mi olur? Onun ne olacaini siz deil, biz biliriz. (Haritadan gsterdi). Bakin sizin ev burada ite. Jandarma ile polis blgesini a-yiran sinirin stnde. Anladiniz mi? Bizim blgeye evinizin bahesinden ikibuuk metre kadar giriyor ama, hirsizlik bahede olmami. Yine polise gitmekten baka yol yoktu. Karim, - Aman bir kere eve girip hirsiza bakalim, dedi, Allah korusun bir lrse, baimiz derde girer. Eve gittik, hirsiza, - Nasil? dedim. - Yaniyorum, abuk bir su... dedi. Suyu itikten sonra: - Bakin sylyorum, dedi. Benim hrriyetimi kisitliyorsunuz. Buna hakkiniz yok. Buradan bir kurtulursam sizi dava ederim. - Peki, ne yapalim kardeim, dedim, bizim evin kimin blgesine girdii belli deil ki, seni oraya ikayet edelim. Byle cenabet yere ev yapilir mi canim? Tam sinirin stne yapmilar. - Eeeee... dedi, ben sylemedim mi? Siz beni saliverin, yoksa hrriyetimi kisitlamak suundan sizi mahkemelerde srm srm srndrrm. - Akama kadar msaade et, dedim, polise bir kere daha gidelim de... - Gitmesine git. Ama biz bu ii ka zamandir biliyoruz. nce sizin evin hangi blgeye girdiine karar verilecek. Yahut blgelerin sinirlan deitirilecek. O zamana kadar heheey... Bir daha polise gittik. Bir harita da komiser ikardi. - Bakin, dedi, jandarma blgesinin sinin burasi. Bahe jandarmada... Evin bir kismi bizde, bir kismi jandarmada. - Yatak odasi sizin blgede kaliyor. Hirsizlik da yatak odasinda oldu, dedim. 116 - Evet ama tesbiti lazim, dedi, hem sonra bu hirsiz yatak odasina uarak girmedi ya, baheden girdi. Bahe jandarmanin... Bu, yeni bir i deil. Mzakere halinde. Bakalim sizin evi hangi blgeye verirlerse biz de ona gre ilem yapacaiz. Eve dnyorduk. Saimizdaki evin penceresinden yine o ihtiyar seslendi: - Gemi olsun, evinize hirsiz girmi. . - Girdi, dedim. - O evde hi bir kiraci oturmaz da onun iin o kadar ucuza veriyorlar. Ev sahibi, kendi oturamiyor, kiraci bulamiyor. Evini yikti-np, iki metre ieri alacakti. O zaman tam blgeye giriyor. Sonra sizi bulunca kiraya vermi. ihtiyarin kansi, - Su sizin deil, ev sahibinin, dedi. Ev yaptmrken suyu, elektrii, havagazini, manzarayi dnyorlar da, hangi blgeye girdiini hi hesaplamiyorlar, insan hi byle sinir stnde ev yaptinr mi? Bir yillik da kirayi pein verdiimizden evden ikamazdik. Eve girdik. Hirsiz karimiza geti, oturdu. Birlikte akam yemeini de yedik. Sonra. - Bana imdilik Allaha ismarladik, gene gelirim, dedi. imdi drt be hirsiz evimizin gediklisi oldu. Mahallede onlari herkes taniyor. Hatta onlarla ibirlii de yaptik. Baka, yabanci hirsizlar da dadanmasin diye elbirlii ile evimizi koruyoruz. Bakalim, ne olacak? Ya konturatimiz bitene kadar, evde alti hirsiz, iki de biz sekiz kii oturacaiz ya da bizim evi bir blgeye sokacaklar. O zaman da hirsizlari bulabilirsek, blgemize kansan karakola ikayet edeceiz. Birbirimize pek de alitik, ikayet de a-yip olacak ya... nk evin bir takim masraflarini da onlar gryor. 117 FL HAMD NASIL YAKALANDI istanbul Emniyet Mdrlnden, btn tara vilayetleri Emniyet Mdrlklerine u telgraf ekilmiti: "Otuz be yainda, uzun boylu, iki yz kilo airliinda, kumral, dii eksik, st enede bir azi dii dolgulu, alt sol kpek dii altin kaplama, izgili kahverengi elbiseli, salari olduka dklm, ablak ehreli, kahverengi gzl "Fil Hamdi" adinda azili sabikali bir dolandirici, gn gece iinde oturduklari nbet kulbesini byk dikkatle bekledikleri iin uykusuz kalan iki polis memurumuzun, yolda giderlerken uyuklamalarini firsat bilerek ellerinden kamitir. Yaptiimiz tahkikat, takibat ve tetkikat sonunda, Fil Hamdi'nin katii kesin olarak anlailmitir. Vilayetimiz ve vilayetinizdeki kaza karakollarindan birine uradii veya bir polis memuruna yol, adres sorduu takdirde, kendisine ltfen merakla yolunu beklediimizi, bizi daha fazla intizarda birakmayarak, mnasip, bo bir zamaninda stanbul Emniyet Mdrlne gelerek teslim olmasini rica ettiimizi syleyin. Azili sabikali Fil Hamdi'nin fotorafi iliiktir." Tara vilayetlerinden birinin istasyonunda iki polis memuru konuuyor: - Ramazan, kardeim, u salep ien herif mutlaka Fil Hamdi... - Hm... Benziyor... Resmi ikar bakalim. Bir resim ikarir, arkadaina gsterir. - O deil be Ramazan. O senin resmin! - Hm.. Bayramda ektirmitim. Nasil? - yi ama, acik glseydin be!.. u Fil Hamdi'nin resmini bul. Ramazan cebinden bir sr resim ikarir, karitirir. - Bu benim olanin resmi... Bu askerlik hatirasi. Bu kimdi Mahmut? - O mu? ey olacak... Eroin kaakisi Duman Ali... 118 - Bu da otel faresi Suphi... Resimler birbirine karimi. Bul u Fili be Ramazan! Mahmut'la Ramazan resimleri karitirirlar, Fil Hamdi'nin resmini ararlar. - abuk ol Mahmut... Herif salebi iti, kaacak... - Bak, nasil bakiyor etrafina? - Buldum, u resim olacak. Tamam, ta kendisi! phelendikleri adamin yanina giderler. - Hemerim, yle dursana... Bir resime, bir de adamin yzne bakarlar. - Bir de yan dur bakayim. - A-ah, benzemiyor be Ramazan. - Bir kere de komiser bey grsn Mahmut. Belki o benzetir. - Hemerim, haydi yr... Karakola kadar gideceksin. Baka bir tara vilayetinin pazar yerinde iki memur konuuyor: - Ayip oldu be kr kardeim. Akama kadar fir dolandik, u Fil Hamdi'yi yakalayamadik. - u adam olmasin? - Belki de odur. Soralim. Adamin yanma giderler. - Bayim, senin adin ne? - Mustafa... Birbirinin kulaina: - Mustafa diyor. - Hamdi diyecek deil ya... Adim sakliyor. - Akli sira bizi kandiracak. - Bayim, biraz gelir misiniz? * * * Bir tara vilayetinin kahvesinde iki memur konuuyor? - Dn ben tane Fil Hamdi yakaladim, komiser hibirim beenmedi. - u bizim komiser de amma mklpesent haaaa... - HitL. Yava konu, aktirma. u ay ien adama yan gzle bak! 119 -O be... Ta kendisi!... - Ama, gelen evrakta iman diye yaziyordu. Bu zayif, iskelet gibi herif... - Zayiflamitir birader, kaak gezmek kolay mi? - yle ya... Ama bu esmer. Fil Hamdi kumralmi. - Dada bayirda gezmekten rengi atmitir. - Haklisin. Yalniz birader bunun sik siyah salari var. Evrakta Fil Hamdi'nin salan dklm diye yaziyordu. - Eh artik o kadarcik da olur. Herif taninmamak iin belki peruka takmitir. - Ne duruyoruz? Yakalayalim. Adama yaklairlar. - Adin ne senin? - Hamdi... Birbirlerine manali manali bakip glerler. - Yr bakalim karakola... Haydi! - Ne var? Ne oldu? - Fazla sorma! Karakolda renirsin. # * * Bir tara vilayetinin, btn tara vilayetlerinde olduu gibi, bir iki kilometrelik asfalti zerinde iki polis yoldan geen bir adami yakalarlar. - A azini! - Azimda bir ey yok ki benim. - Madem bir ey yok, aarsin. Adam azini aar. kisi birden adamin dilerine bakarlar. Polisin biri brne sorar: - Baksana u evraka, ka dii yoktu? br evraki okur: - " dii eksik, st enede bir azi dii dolgulu, alt sol enede kpek dii altin kaplama..." Polis memuru, adamin dilerini sayar: - Bir, iki, ... Drt... Oynama be! airttin. Bir, iki, , drt, be... Yirmi drt... Yirmi drt dii var. - Yirmi drt m? Ka tane eksik? Senin ka diin eksik, biliyor musun? 120 - Sekiz... - ektirmitir. Delilleri ortadan kaldirmak iin dilerini ektirmitir. - Benim dilerim takmadir. Azimda hi kendi diim yok... Hatta drt tanesi de misir yerken kirildi. - Evrakta takma olup olmadiini yaziyor muydu? - Yazmiyor. Unutmulardir. Bu canim bu... Ta kendisi... Kpek diine baksana altin kaplama... Bayim, gel bizimle beraber. - Nereye? - Karakola!... Yr... Tara vilayetleri Emniyet Mdrlklerinden istanbul Emniyet Mdrlne gnde yzlerce telgraf geliyordu: "Falan falan tarihli, filan filan sayili telgrafa cevaptir: Vilayetimiz dahilinde on drt tane izgili kahverengi elbiseli, sekiz tane kpek dii altin kaplamali olmak zere on drt Fil Hamdi yakalanmitir. Bu miktarin istee yeter olup olmadiinin, aratirmaa devam edip etmeyeceimizin emir buyurulmasini saygi ile rica ederim." * * * tir: "Falan falan tarihli, filan filan sayili yksek telgrafiniza cevapVilayetimiz dahilinde 180 kilo ile 220 kilo arasinda iki dzine Fil Hamdi yakalanmi olup, aradaki kilo farkinin, kantarlarin ayarsizliindan ileri geldiini, hepsinin de gzlerinin kahverengi olduuna gre, Fil Hamdi olduklarinda en ufak bir pheye yer kalmadiini, yakalanan Fil Hamdi'ler sevkedilmi olup, gzden kami olanlar varsa, onlarin da byk dikkatle arandiini ve peyderpey sevk edileceini saygi ile arzederim." istanbul Emniyet Mdrlnden, Tara Emniyet Mdrlklerine gnderilen telgraf: "Koyacak btn yerler dolmu olduundan, imdilik eldeki Fil Hamdiler yeter grlmtr, ikinci bir emre kadar Fil Hamdi'lerin 121 yakalanmasina ve aranmasina ara verilmesini teekkrlerimle rica ederim." NOT: Firar eden Fil Hamdi yakalanmitir. 122 YYN ALLAKINA Bizim bir yeenimiz var. Daha dorusu bizde yeen ok da, ite bu onlardan biri... Hani insanin isisi termometreyle llr ya, ite bunun gibi insanlarin aikgzlnn bir lei olsa da aikgzlk llse, bizim bu yeen dnyada birinciye gelir. Kyn sinifli ilkokulunu bitirdikten sonra bir daha okula mokula gitmeyen yeen, kirk niversite bitirmii cebinden ikarir. Kurban olduum Allahim bu bizim yeene yle bir akil vermi, hem de sonradan sokma deil, anadan doma bir akil... Trkiye'nin isizler ordusu ekmek kapisi olaraktan daha Ala-manya'yi kefetmekten ok nceleri, bu bizim yeen Alamanya'ya gitti. On yil kadar sonra Alamanya'dan dnd ki, yle bir deimi, yle bir deimi, biz bunu taniyamadik da, halis Alaman sandik. Alamancanin en kibarcasmi renmi ve Trkesi az biey bozulmu. Kimi Trke szleri unutmu. "Aaaa, nasil derler?..." diye kekeleye kekeleye konuuyor. Kendi demesine bakilirsa yeenin o kibar Alamancasim Alamanin ayaktakimindan olanlar bile anlayamazlarmi. Alamancasina akolsun da, bir de bir huy edinmi, her szn bainda, ortasinda ve sonunda "Ah zooo..." deyip duruyor. Bizim yeen "Ah zooo!"suz konuamiyor. Dayanamadim sordum: - Yeen, ikidebir "Ah zoo, ah zooo..." demektesin. Bu "Ah zoo" ne demeye gelir? Bu "Ah zooo"nun ne demeye geldiini Alamanlar da bilmezmi, nk hibir ey demeye gelmezmi. Ama Alamanlar "Ah zo-oo"suz konuamazlarmi. Alaman, ah zoo demezse dili kilitlenir, konuamazmi. Bir insanin halis Alaman olup olmdii "Ah zoo..." ekip ekmemesinden bilinilmi. Bizim yeen "Ah zooo"dan baka ikidebir "Yaah yaah... " ekiyor. Yeen, o ilk geliinden sonra, iki- yilda bir, Trkiye'ye gelir, bizim evde konuk kalir. Alamanya'da yaayah yirmibe yili geti. Alamanya'dan her geliinde, bizim ok kalabalik olan akrabalara 123 trl armaanlar yadirdiina bakilirsa ok kazanli bir i yapiyor olmali. Ne i yaptiini sordum. Alamanya'ya daha yeni gittii zamanlarda, bir i bulup alimasi gerekirmi. Ama sonralari, Trkler ii olaraktan Alamanya'ya dolumaya balayinca artik bir i bulup alimasi gerekmiyormu. - Yani yeen, senin hibir iin yok mu orada? - Ah zooo... Yok gibi biey ite... Yah! - Biz burda bunca aliip gene zorla yaiyoruz da, sen orda isiz nasil geinip yaiyorsun? - Ah zooo... Alamanya'da alian o kadar ok Trk var ki, benim alimama hi gerek kalmiyor. Yaah!... Anlamadim ya, sz uzatmak da istemedim. Benim anlamadiimi grnce, - Ah zoo, aliarak para kazanmaya kalksaydim, bu kadar param olur muydu? dedi. Bak, bu da doru. Gnn birinde bizim Alamanya'daki yeenden bir mektup aldim. Trkiye'de Almanlarla ortak bir i kurmak istiyormu. ok kazanli, milyarlik bir imi. Bana bir iyilik yapmak istediinden, beni de bu ie ortak yapacakmi. Soruyordu mektubunda: "Sen de byle kazanli bir ie ortak olmak ister misin?" Yanitladim mektubunu: "lkin i nasil bir itir? Sonra benim gibi zor geinen biri byle milyarlik ie neyle ortak olacak ki?" Alamanya'dan geldi yeen. Dediine gre, ok byk Alaman iadamlariyla anlami. O iadamlari yakinda istanbul'a gelecekmi. Onlari benimle tanitiracakmi. Kuracaimiz iin nasil bir i olduuna gelince, iadamlari iin u i ya da bu i nemli deilmi, iadamlari iin para kazanilacak biey olsun da, n'olursa olsun-mu; nasil ve nerden kazanilirsa kazamlsinmi. Arada "Ah zoo"lar ve "yahF'ler ekerek anlatiyor bizim yeen. Bunlar yle yaman i-adamlanymi ki, hayvan fikisindan insan dikisina dek, kan pazarlamasindan tut, aksakallara erkeklik gc veren macuna, tohumla gl balii yetitirmekten turizme, karga etinden yapilma keklik konservesine dek akla gelen gelmeyen sayisiz i yaparlar-mi. Bunlar l ortasinda anadan doma cibil be kii grse, o donsuzlardan bile para kazanmanin bir yolunu bulurlarmi. Dnyanin her yerinde de kollari varmi. 124 Yeenin dedikleri bana azbiraz kariik geldiinden, sordum: - iyi dedin de yeen, dz ilere bile ket vuran bu bizim hkmet, bu kariik ilere ne der? Yeen anlatiyor. Bunlarin hneri uymu ki, en kt, en pis ii bile yle allar pullar, yle ambalajlar, yle yaldizlar, yle pazarlar-larmi, yle sunarlarmi ki, biz bu hnerleri bilmediimizden inciyi akila ve altini boka dnderirken, bunlar boku altina ve akili inciye evirir, ilkin hkmetin gzn boyarlarmi. Hner sunu biiminde, ambalajda, reklamda, pazarlamadaymi. Yeen szn yle baliyor: - Neden onlarda hibiey yokken herbiey var da, bizde herbi-ey varken hibiey yok... Ah zooo... ite bundan. Yah! Benim de aklimi yatirdi bu ie. Hem para koymayacaima gre benim ne zararim olur ki... imdi sira geldi, Alaman iadamlarini burda airlamaya. - Ah zooo... Bu Alamanlara yemekten yana kulak asma. Alaman mutfaindan domuz etiyle patatesi ikardin mi, geriye tencere tabaktan, atal biaktan baka biey kalmazmi. ite bu yzden bu iadamlarini bizim eve yemee airmaliymiiz. nk iadamlari, en nemli, en byk ileri bile yemekte konuurlarmi. Buna i yemei derlermi. Bunlara bizim evde bir akam i yemei vermeliymiiz ki, bizim dolmalari, sarmalan, mantilari, brekleri, baklavalari yiyince akillan asin... "Yah!" diye szn baliyor bizim yeen. Yeenin nerisine anamla karim dnden gnll. nk, kendi demelerine gre, ikisi de yemek piirmede birinciye geliyor. Hem de dorudur, kanm oklavayla bir yufka aar, yufkanin bir yanindan baktin mi, tl perdeden bakar gibi, te yani grrsn. Bu yufkayla su brei yapinca, iki kilo su brei yersin de, i-kiyz gram yedim sanirsin; yle hafif... Hele baklava azinda erir, yedin mi yemedin mi anlayamazsin. Anamin safranh ve tavuk suyuna pilavi zerine pilav olamaz. Neyse efendim, ortak olacaimiz Alaman iadamlanndan telgraf geldi bizim yeene. Uakla kii geleceklermi. Baka yerde de ileri olduundan burda bir gece iki gn kalip uacaklarmi gene. Otelde yerlerini de ayirtmilar. Bize kaliyor, bizim evde bir akam yemei vermek. Bu yemek de enok bir, bilemedin, iki saat srmeliymi. Bu zaman iinde biz Alamanlara ekici gelecek iler nerecekmiiz. 125 - Ne gibi iler yeen? - Ah zoo... Sen orasini bana birak. yle iler nereceim ki, a-killan duracak. Yah! Azindan laf almak iin kaamakli biimde ne iler nereceini sordum. Vay bu bizim yeendeki akil.. Efendim, bu bizim kentimizde sokak iti km. Belediye ldrtmekle baedemiyrm. Alamanlara bir fabrika kurdurtabilirse, toplanacak sokak itlerinin derisinden, kadin eldiveni, manto yakasi, krk, kuyruklarindan da kadinlar iin krkl apka, anahtarlik, ss eyalari yapilirmi ve sokak itlerinin etleri ve kemikleri de atilmaz, bunlar da kurulacak yem fabrikasinda makineden geirilip kurutulur, kmes hayvanlari yemi olurmu. Sokak kedilerinden de ayni biimde yararlanilirmi. "Yaah!" Daha ne neriler var bizim yeende. Bildii bir yerde bir kaplica varmi, o kaplicanin amuru ekzamaya, yaraya, deri hastaliklarina birebirmi. Bu Alamanlara kadinlara gzellik kremi olarak bu amuru nerecekmi, bunlar amurun iine gzel kokular koyup yle ambalajlarlarmi ki, amurun gramini bin liradan satarmiiz. Belediyeyle anlaip kentin plerini bedavadan toplayip bu plerle denizin ortasinda zel bir ada kurmak da nerilenin arasinda. Bu zel adada kumarhane ve baka haneler gibi kr getiren turistik iler yapmak... "Yaaah..." Karimla anam, daha telgrafin geldii gn kollan sivadilar. Gzel yemekler piirmekte birbiriyle yaritalar. Piirecekleri yemekleri de aralarinda blmler. orbayi anam, kfteyi karim, mantiyi karim, zeytinyali sarmayi kanm, brei anam, baklavayi karim yapacak... Aralarinda iblm yapmilar. Yeen diyor ki: - Mesariften yana hi ekinme. A kesinin azini. Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez, demiler. Yaaah... Her ne olacaksa, bu biriki saatlik i yemei sirasinda olacakmi. Bana ortaklik hissesi yzdebir verilse, gene milyonlar tutar-mi. Bizim kese ne ki, azim asak ne ikar... Atik azini, boalttik keseyi. Yetmedi. Borca da girdik. Daha dorusu borca battik. Bakkalina, kasabina, manavina, stsne, btn mahalle esnafina borlandik. Hi nemi yok, milyonlar gelecek ya... 126 Sonunda gn geldi atti. Yeen, Alman iadamini havaalaninda karilamaya gitti. Onlari ilkin otele yerletirecek. Biraz gezdirecek. Akam da bizim eve i yemeine getirecek. Ben evde beklemekteyim. Anamla kanm hl mutfaktan ikamiyorlar. Bunlar deli yahu! Bunca yemek bir blk askere yeter be! Kendileri yetmezmi gibi komu kadinlardan da yardimcilar airmilar. Sanirsin ki, dn sofralan kurulacak. Evimiz Alaman iadamlanna gre deilse de gene de kt sayilmaz. Ne var ki, sofra takimindan eksiklerimiz varmi. O eksikleri de konukomudan toparlayip tamamladik. Akam saat yedide gelecekler. Yediyi be gee araba kapinin nnde durdu. Ben koup kapidan kariladim konuklan. Buyrun, buyrun, buyrun... Yeen, benim dediklerimi onlara eviriyor. "Ah zoo, sofraya oturalim da hemen i konumasina geelim..." dedi yeen. Yemek odasina getik. Alamanlan sofraya yerletirdik. Anam, tabaklara orbalari daitirken yeen i konumasina balami bile. Diyormu ki Alamanlara "Bizim burda daha insan eli dememi ok zengin i kaynaklan var, nce dediim gibi..." Yeen, sonradan bana dediine gre, bunlan demesine dedi de, anamin ikramindan sznn arkasini getiremedi ki... Benim anam her zaman byledir. Anam tabaklara kepe kepe orba dolduruyor. Alamanlar elleriyle ve Alamanca olaraktan dilleriyle "Aman yeter" diyorlarsa da, anamin dinledii yok. Yeenin szn azina tikip baladi bizim Trk usul ikrama: - Yeyin yeyin... Afiyet olsun... Buna dn orbasi derler, bildin mi? Bizim memleketin orbasi dedin mi, yayla orbasi bir, bu iki... Yeyin allakina... Di buyrun... Konuurken ikidebir yeene dnp, - Dediklerimi eksiksiz evir ki anlasinlar... diye onu uyanyor. Zavalli yeen, biriki evirip sonra anama, - Teyze, hele az biraz izin ver ki, biz de iten konualim... Diyorsa da, anami susturmak olasi deil. Alamanlarla Trke konumaya da baladi: - Beendin, he mi? Dedim sana gzeldir diye... Dur hele, bir kepe daha koyayim... Alamanlar iki elleriyle tabaklanni korumaya aliiyorlarsa da, anam aradan yol bulup orba dolu kepeyi tabaklanna boaltiyor. 127 Tam bizim yeen sz aliyor, anam baliyor: - Buyrun allakina... Yabanci yabanci durmayin yle... ekinmeyin, yeyin, yeyin... (Yeene) Syle de yesinler... Bura yabanci yer deil, kendi eviniz bilin... Alamanlar gerekten mi beendiler, anamin stlemelerine mi dayanamadilar, her neyse, orbalari bitirdiler. Anam, - Az daha isterler mi sor hele... dedi yeene. O zaman ben, - Ana, bu yemek ahbaplik yemei deil, burda i konuacaiz. Birak ki iten konualim... derken bu kez nbeti karim aldi. Deitirdii tabaklara kendi yaptii salali kfteleri koymaya baladi, enesi de aildi: - Buyrun allasen... Tuzu azsa koyun, aha tuzluk surda... biberlik de ite... Surda da kirmizi toz biberle pul biber var... Buna biz basma kfte deriz... Kimyonu azsa koyun... Herhal sizin yemeklere benzemez ama, gayet lezzetli gelir bize... insani besler... Yabanci yabanci durmayin yle... Karimin enesi hi durmuyor ki, u i konusunda iki sz konualim. Hay Allah belani vere kan.. Kanm soluk alacak olsa, anam kapiyor lafi: - Salatadan da buyrun.. Tabainiza mi koyayim... Burda s domates, burda da oban salatasi... Kariik salata da burda... Yeyin canim, yeyin... Su mu, ayran mi? Sikma meyva suyu da var... Alamanlar kfteleri beenmi olacaklar ki, tabaklanndakileri silip sprdler. Anamla kanm hamle edip bo tabaklara yeniden kfte doldurmaya kalktilar. Alman, kfte koydurtmamak iin tabaklanmn stne yatar gibi eildiler. - Tabaklannizi deitireyim... Vallahi siz biey yemediniz. Yazik, a kaldiniz... Ekmek buyrun... u ksedekine biz sumak deriz... Serpin serpin yemee... tah aar... Mideye de gayet iyi gelir. Ben artik Alaman konuklan da unutup, - Sus ulan kan, sus! Sus ki, iki ift szedelim. Herifler yann gidiyor... diye bairdim. Kanm, - O nasil ey, konua ikram gerekmez mi? Sustum sustum ite.... dediyse de bu kez anam tabaklara karniyanklan doldururken aldi sz: 128 - O kadarcik olur muymu... Daha neler... Aman dur, bir karni-yank daha koyayim... Yooo, vallahi olmaz. Yemezseniz gcenirim. Kirk yilda bir, evimize konuk geldiniz... Yeyin allakina.. (Yeene) Syle dediklerimi de yesinler... Baa ikamayacaklanni anlayan Alamanlar, sonunda teslim oldular. Tabaklan karniyankla doldu. - Tabainiza biraz salata koyayim... Hangisinden?.. Bu turp rendesi, ok ifalidir... Bu da kirmizi turp... Burasi sizin eviniz sayilir. ekinmeyin... Yemekten baka hibir ey konumaya firsat vermiyorlar. - Ana, sus ki biraz iten konualim. Bu herifler buraya i konumasina geldiler, yemek de bahanesi... Anami susturmanin olanai yok. Soluklanmak iin susacak olsa, sz karim kapiyor. Ama Alamanlar iyice aptallamilar. A-vurtlari yemekle dolu doluyken kendilerine uzatilan ayranlari, meyve sulanni iiyorlar. - i... Bastinr. Bir karniyank daha ister misin? ekinme... Karim subreini ortadaki tepsiden alarak daitmaya baladi. Tabaklan yle dolduruyor ki "ksz doyuran" dediklerinden... Bi-yandan da anlatiyor: - aridan alma deil haa, kendi elimle yaptim.. ok hafiftir. Bak byle ite... nsanin azinda erir. Hi dokunmaz... Bir tane daha almazsaniz vallahi danlinm... Sizin iin zel yaptim... Alamanlar sanki ok anlarlarmi gibi, subreini ok yemenin yntemini anlatiyor: - ki lokma subrei yemeli, stne yudum ayran imeli. te o zaman btn gn durmadan subrei yesen, yedin mi yemedin mi anlamazsin. Ama siz almadiniz... Ltfen... Biraz daha... Bakin u kenanndan da koyayim biraz, daha pikindir. Bu kez gelin kaynana birbirlerini vmeye baladilar: - Gelinimin subrei stne subrei yoktur. Yeen dayanamayip, - Yemekten baka biey konuamayacak miyiz yahu? diye bairdi. Kanm, sanki yeenin sorusuna yanilmi gibi, - Daha arkada manti var... dedi. Saate baktim, sofraya oturali birbuuk saat olmu. Anamla kan129 mm konuklara yemek ikramindan zaman bulup da bizim daha iten misten konutuumuz yok. Yemek lafindan firsat vermiyorlar ki... - N'olur, biraz da pilakiden alin... A vallahi olmaz, iki kaik olsun pilakiden yedirmeden birakmam... - Aaa, ayol ku kadar biey yediniz... - Dolmadan almayacak misiniz... Buyrun, buyrun... Limon da burda... Yeyin, yeyin allasen... - Vallahi a kaldiniz... Hi olmazsa safranli pilavdan buyrun... ki kaik daha? Ne yeen, ne ben, ne de Almanlar azimizi aabiliyoruz. Anam biyandan, karim biyandan ikramlar ederek Alamam tikabasa doyuruyorlar. Evet, tastamam yle; tikabasa... Nerdeyse Alamanla-n sirtst yere yatirip aizlarina zorla dolmalari tikacaklar. - Tabaimizi deitireyim... Ltfen... - Vallahi a kaldiniz... - Ne olur, misafir gibi durmayin yle... Ah, btn eeklik bende... Yahu ben nasil bilmem, bizim geleneimize gre konuk airlamanin byle olduunu da, bu Alaman-lan i konumasi iin eve airirim. Karilarin yemek ikramindan bizi sofralarimizda kim ne zaman, ne konuabilmi ki, Alamanlar konusun... Ondan al, bundan da buyur, vallahi a kaldiniz, Allahakiniza yeyin yeyin, yabanci gibi durmayin, ekinmeyin, bura kendi eviniz, biber ister misiniz, az daha pilav... filan derken, sira geldi tatlilara. Karim diyor ki Alamanlara: - Bunun adi sariiburmadir, ii cevizli... Tatlilarin ahi sayilir. Herkes yapamaz... Buyrun buyrun... O Alamanin en iman olani, ii dvlm ceviz dolu sariiburmayi isirirken boncuk boncuk terler dkmeye baladi. Benim grme kalirsa, Alamanlar yememekte direnirlerse, bizim kadinlar de de bunlara yedirecekler; iyisi mi yemeyi kazanli bulmular. Artik bedenlerinde yemek alacak bo yer kalmami olmali ki, aizlarina aldiklari lokmayi yermi, inermi gibi yaparak geveliyorlar. Saate baktim, yemee oturali ikibuuk saat olmu. Bundan sonra Alamanlar isteseler de konuamazlar. Konumayi birak, solunduklari ne nimet... Kolan gevetir gibi, Atamanlarin biri, deliini 130 nc kez aip pantalon kemerini gevetiyor. Atamanlarin birinin gzleri kaymi gitmi, yemein airliindan uyudu uyuyacak... Anam hl, - Elimle yaptim... Baklavadan yemeden dnyada birakmam... Buyrun, yeyin, yeyin.. deyip duruyor. - Hey yeen, dedim, bu yemek boa gitti. Herifler de yarin bur-dan ayriliyor. N'eyleyeceiz imdi? Yeen, - Ah zooo, dedi, bunlar yarin akam ge saatte uaa binecekler. Yarin le yemeini bir restoranda birlikte yeriz de, o zaman konuuruz i konusunu... Yah! Yeen byle derken, o boncuk boncuk ter dken iman Alamanin bai, oturduu sandalyede saa kaykildi. Surati da patlican morun dnd. Ben, - Eyvah, Alamanin biri elden gidiyor... derken, anam bir bardak sikma vine suyunu, - i, devadir, iyi gelir... diyerek, herifin kitli dilerinin arasindan azina boaltmiyor mu! Alaman, artik kimildayamadiindan mi, yoksa azina dayanan bardaktakini ila mi sandiindan, yazgisina razi olup o bir bardak vine suyunu itiyse de, artik iinde bo yer kalmadiindan olacak, bardain sonuna doru pskrd ve pskrmesiyle gk grler gibi geirince anam, - Afiyet, eker, bal olsun... Bak, yaradi yaradi... dedi. Karim, - Kahveleriniz nasil olsun? diye sorarken Alamanlardan biri kalkti. Yeene bieyler syledi. O geiren surati morarmi Alaman terlerini siliyor. nc Alaman vitrinlerdeki mankenler gibi donuk duruyor, sanirsin cansiz. Yeenle ben, bu Alamam kollanndan tutup kaldirdiksa da, belli ki adam yedii yemeklerin airliini ta-iyamadiindan yryemiyor, ki yandan kollarina girip yrttk. Merdivenden inmeleri kolay olmadi. Giderlerken, yeen Alamanlardan szaldi ki, yarin bir restorandaki le yemeinde i zerine konualim. Alamanlan kapidan uurlarken bile anamla karim hl diller dkyor: - Bunu saymayiz... Gene buyrun, yemee bekleriz... - Vallahi a kaldiniz... - Ne yediniz ki... Hi... 131 Yeen, otellerine gtrmek iin Alamanlan bir arabaya bindirdi; kendi de onlarla gitti. Ben de evde atim azimi yumdum gzm. Anamla kanma demediimi birakmadim. Ama onlar yaptiklarinin hi de ayirdinda deiller. Anam, - N'olmu ki, diyor, konuk dediniz getirdiniz. Elin garip yabancilarini airlamami olur mu? Sonra bizim iin arkamizdan ne demezler... Karim da, - Biz tremiz neyse onu yaptik, diyor, oncak uraip didinip yemekler, tatlilar yaptik da, teekkr edip bir elinize salik bile demediniz. Bir de afurtafir edip duruyorsun... Alamanlar kirk yilda-bir, Trk evine konuk gelmiler, adamlan a mi gnderseydik. Buyzden anamla, kanmla kstk. Ertesi gn yeenle le yemei iin bir restorana gtrmek -zere kaldiklari otele gittiimizde Alamanlari bulamadik. Alaman-lardan birini geceyarisindan sonra cankurtaran arabasiyla ilkyardim hastanesine zor yetitirmiler. Birinin de, hastaneye gidecek mecali bile yokmu da, acil servisten ekip gelip otelde midesini yikamilar. nc Alaman ortalarda yok. Onun nerde ve ne olduu hi belli deil. Yeen, - Ah zoo, bu i yatti... Yah! dedi. Ben de ondan alimi olacaim, onun gibi, - Yah! dedim. Dnya akillisi yeen de Alamanya'ya dnm olmali ki, o gnden sonra onu da gremedim. Evet, milyonlar kazanacaimiz i yatti ama, biz de hi olmazsa Alamana, Trk geleneine uygun konukseverliin nasil olduunu gsterdik. Ne olduysa bana oldu. Alamanlara ziyafet iin girdiim borlan alti ayda zor dedim. Moskova (Rossia Oteli, 12-549) 8 Mart 1988 132 DU BAKALI N'OLECAK Boazii'nin Karadeniz Boazina yakin Anadolu yakasinda, denizkiyisi stnde bir ayevi... O ayevinin hemen btn mterileri, hep o semtin insanlan olduklanndan ve oraya siksik geldiklerinden birbirlerini tanirlar. ou da emeklidir. Emekli olunca konumalari doal olarak ounlukla geim sikintisi, pahalilik, srekli zamlar ve benzeri konular stne oluyor. O sabah da yine her zamanki gibi nce ev dertlerinden balayip lkenin sorunlarindan konumaya getiler. Hkmet enflasyonu yzdeotuzda tutacaina szvermiti, oysa yzdesekseni buldu. Yzdeseksen, ha? Peki, ne olacak? Alamanya'ya Avustralya'lara ii gnderdik, yine yetmedi. imdi de Sovyetler Birlii'ne ii gnderilecekmi. Gitmeye istekli iiler yle yiilmilar ki, sira kapmak iin birbirlerini ezmiler. Allah Allah!... Yahu, komnist Rusya'ya bile ii gnderecekler ha? Paranin komnisti, faisti, dini imani olur mu arkada, para paradir, gelsin de nerden gelirse gelsin. Ben komnistin parasini alip cami yaptirdiktan, kuran kursu atiktan sonra bir gnahi yok ki... stelik sevabi bile var. Peki, bunun sonu nereye varacak birader? Allah sonumuzu hay-reylesin! Efendim, memleketin btn geliri, aldiimiz di borlann yillik faizini demeye bile yetmiyormu. Deme yahu... Amerika'dan aldiimiz borlarla, salt eski borlann faizini bile zor dyormuuz. Allah Allah... Bu gidiin sonu nereye vanr dostum? Ayemef diye uluslararasi bir kurulu var ya hani... Evet, ite o uluslararasi para fonu mu ne... Uluslararasi demek, ne demek? A-merika demek... te bizim kendi memleketimizde nereye ne yapacaimiza, neyi nasil yapacaimiza, fabrikamiza, limanimiza, yolumuza, her eyimize, herbieyimize ite o karar verirmi... Yok yahu... Bak bunu bilmiyordum... Peki, bu byle giderse ne olur... Her gn, her akam hep bu konular konuulur... Her konumada ayni szlere aarlar! Yok yahu!.. Allah allah!.. 133 ayevindeki emekliler birbirlerine hep yanitsiz kalacak ayni soruyu sorarlar: - Peki, n'olacak byle? Bekleyelim grelim. Bakalim, n'olacak? - Bunun sonu nereye varir byle? Hep merak ediyoruz. Dur bakalim, n'olacak? - Bu gidiin sonu nereye varir? Hayirlisi... Dur bakalim, n'olacak? O sabah da yine hi bikip usanilmadan ayni konular konuuldu ve ay evindeki herkes birbirine "Dur bakalim, n'olacak? O sabah da yine hi bikip usanilmadan ayni konular konuuldu ve ayevindeki herkes birbirine "Dur bakalim, n'olacak?" dedi. Gn grm, dnem geirmi, eski Tophane Askeri Sanayi Mektebi'nden yetmie, yetmiini ok akin bir eski ii emeklisi, - Dur bakalim, n'olacak deyip duruyorsunuz da, bana bir akrabamizin baina gelenleri animsattiniz... dedi. Balar ona yneldi. Akrabasinin baina geleni merakla sordular. Bu ilgiyi bekleyen ii emeklisi de yle anlatti. Hani hkmetimiz darda kalip dnya cenneti Boazii'nin en gzel tepelerini, korularini, yerlerini petrol zengini Araplara satiyordu ya... te o sira bir Arap zengini ikti ortaya, eyh mi, prens mi, yoksa hepsi birden mi, yle biey... Adi da Ebul-Fatik El-Mi-k. Boazii'nin seyrine doyum olmaz tepelerinden birini biey yaptiracak. Derken bu Ebul-Fatik, bir Trk kiziyla evlenme sevdasina dm. Hangi Trk kizi olduu belli deil, yeter ki Trk kizi olsun... Elbet Arap llerinde gzel de olacak. Ebul-Fatik iin satin alacai tepeyi arayip bulan komisyoncular, bu kez de ona kiz aramaya balamilar. Ebul-Fatik'm kizda aradii koullar var: Gen olacak, gzel olacak, kizolankiz ve eline erkek eli dememi olacak ve gayetle saf olacak. Bu zamanda istanbul'da byle kiz bulmak kolay mi? EbulFatik'da para ook, ille de aradiini bulacak. Aracilar, ismarlanan kizi araya dursunlar, E-bul-Fatik da biyandan atpat Trke reniyorki, evlenecei kizla "Yat, kalk, uzan, dn" falan filan gibi kendisine gerekli olan bika sz konuabilsin. Ebul-Fatik'a ok kiz gstermiler. Arap hinoluhin, yle her kizi da beenmiyor. St beyaz tenli, lahmacun bedenli, kalalari enli 134 ' bir lokum olacak. Sonunda bulunan kizlardan birini ok beenmi Ebul-Fatik. te biz Ebul-Fatik'i bu ilikiyle tanidik. nk, Ebul-Fatik'in ayilip bayilarak beendii kiz, bizim hanimin uzak bir akrabasinin kizi... Kiz, tam da Ebul-Fatik'in istedii gibi; onyedi yainda, kuran kursunda yetimi, aka paka, yandan arkli kalalar... Safliina gelince, aptaldan bir parmak yukarda saf... Ebul-Fatik'i da bir grseniz, korkudan dudainiz uuklar. Kizin babasindan ok yali. nsan kiliindaki bu irkinlik anitini gren biri yle ami ki, iki elini gkyzne kaldirip "Hey kurban olduum Allah, sen nelere kaadir deilsin..." diye akinliini belirtmi, stelik memleketinde m, be mi -kesin sayisi saptanamadi- karisi olduundan bu kizi hkmet nikahiyla deil, imam nikahiyla alacak. Her neyse efendim, bu Ebul-Fatik, kizla evlendi. Saf kiz, ok yoksul bir ailenin ocuu olduundan, evlenip de o lkse, o grkeme kavuunca ok mutlu oldu. Kocasinin adi "Ebul-Fatik el-Mik" uzun olduundan, kizin ailesi ona kisaca Fatik Bey diyor. Hem de Fatik Bey deyince, Arabin adi azbuuk Trkele-mi oluyor. Kizin, kendinden alti ya kk bir olan kardei var, kizin tersine cin mi cin... O, Fatik Amca diyemediinden Fitik Amca demeye baladi. Fitik Amca aai, Fitik Amca yukan... Biz de hanimla iki kez evlerine gittik. Boaz'in tepesindeki o kk yapilana dek, Niantai'nda lks bir daire satin almi, daireyi de kizin stne yapmi. Biz Fitik Amcayi orda tanidik. Gel zaman, git zaman... Bundan sonra olanlari, bana, benim hanim anlatti. O da, Fitik Amcanin gen karisindan duymu. nk kadin olup bitenleri saf saf her nne gelene anlatiyormu. Fitik Amcanin gzel ve kk karisi sokakta hep arafli geziyor. Fitik Amca ok kiskan olduundan, gencecik karisinin kadin akrabalariyla bile sik grmesini istemiyor. yi ama, Fitik Amcanin evde olmadii zamanlar kizin cani sikiliyor. Kiskan Fitik Amca, biyandan da karisini eve hapseden koca izlenimi vermek istemiyor evresine. Karisina gvenen bir koca grnmnde... te bu yzden, kendisinin evde bulunmayacai iki gn karisina aliveri iin, ok uzaklara gitmemek kouluyla, sokaa ikabileceini sylyor. Gen kadin buna ok seviniyor, ama sokakta ne yapsin tekbaina? Sinemaya gidip gidemeyeceini soruyor. Fitik Amca u-zun uzun dnyor. Karar vermek kolay deil. Gitme, dese kan135 sina baski yapmi sayilacak. Git demeye de ii elvermiyor. Birlikte gitmeleri hi uygun deil. Sonunda yle diyor: - Avet... Msaide var... Velakin avvelden ben grecek, bilahara sen.. Fitik Amca, o dolaylardaki sinemalarda oynayan btn filmleri seyredip "Hazret-i mer'in Adaleti" adli yerli fimi uygun bulup karisina o filmi grebileceini sylyor. Necmiye... Gen kadinin adi. Gidiyor sinemaya... Fitik Amcanin ii pirpir... Ertesi akam erkenden eve dnyor. Oh, ok kr Necmiye evde... - Necmiyaa? - Efendim. - Ne yaptin ben yokken? Necmiye yana yakila anlatmaya giriiyor! - Ah, sorma... Nasil sormasin, meraktan atliyor. - Ne oldu Nacmiya? - yle biey geldi ki baima, atim atim kaldim. - Ne geldi bainda? Necmiye saf saf anlatiyor! - Senin sylediin sinemaya gitmek zere araflandim. - ok gzel. - iktim sokaa. - Avet? - Yolda giderken bir herif sokuldu yanima? - Bir herif? - Evet... Ben gidiyorum, o da yanimda gidiyor. Ben gidiyorum, o da gidiyor. Dur bakalim, ne olacak, diye merak ettim. Fitik Amca ok bozulur ama, karisina belli etmemeye aliarak o da ok ami grnr! - Allah allah... Ban da ok merak ettim. Du bakali n'olecak? - Ben gidiyorum, o gidiyor... Byle yanimda. Dibimden ayrilmiyor. Dur bakalim, n'olacak diyorum iimden... - Fa suphanellah... Du bakal n'olecak? - Bilet aliyorum o senin dediin sinemaya... Aaa, adam da bilet aliyor. Ben sinemaya girdim, adam da girmez mi? Bu kez Fitik Amca atik davranip karisindan nce sordu: - Ve minelgaraip... Du bakal n'olecak? Sonra? 136 - Sonra, ben bir koltua oturdum. O da yanimdaki bo koltua oturmaz mi? - Hayret! Du bakal n'olecak? - Iiklar snd, film baladi. - Eeee? Anlat Nacmiyaa? - O herif elini bacaima atmaz mi? - Ne diyorsun, velacaip... - arafimin eteinin altindan elini sokmaz mi? Aaa! atim kaldim... - Ne yapacak? - Bilmem. Ben de onu merak ediyorum ya... Dur bakalim, n'olacak diye bekliyorum. - Vallahi ban da berak ettim yahu... Du bakal n'olecak? - Sonra o herif orami burami karitirmaya baladi. Dorusu ok merak ettim. Sen olsan merak etmez misin? Fik Amcanin gzlerinden ateler sailiyor ama, karisi o denli saf ki, kizsa, hi yakiik almayacai iin o da karisina uyup soruyor! - Nacmiya, du bakal n'olecak? - Sonra "Hazret- mer'in adaleti" bitti. Lambalar yandi. Ben kalktim, o da kalkmaz mi? -Oharifda? - Evet... - Velacaip ve minelgaraip... Du bakal n'olecak? - iktim sinemadan, o da ikti. Ben yryorum, o da yanimda yryor. - Aman Nacmiya, vallahi ok marak ettim. Du bakal n'olecak? - Ben de merak ediyorum. Ben keyi saptim. - Harif da sapti mii? - Sapti. - Anlat sabuk Nacmiya, ok marakli. - Bizim apartimanin kapisindan girdim, herif de girdi. Dur bakalim, n'olacak diye merak iindeyim. Fitik Amca ter iinde... - Sonra? - Bizim kata iktim, herif de ikti. - Vay herif vay!... 137 - antamdan anahtari ikarip bizim dairenin kapisini atim, girdim ieri, o da girmez mi? - Harif da yallah ieri... . -Evet... - Du bakal n'olecak... Aman anlat sabuk Nacmiya... - Eve gelince yatak odasina girip elbet soyundum. O da soyunmaz mi? - Ni diyorsun Nacmiya... Du bakal n'olecak? - Soyununca yataa girdim. Olur ey deil, o da benimle yataa girmez mi? Fitik Amca kizgin demirle dalanmi gibi haykirir: - Ayvaaah! Du bakal n'olecak? - Ben de yatakta ne olacak diye merak ediyorum. - Aman Nacmiya, vallahi meraktan sallayacak ban... Syle sabuk, ne oldu Nacmiya? - Hi canim... Biey deilmi, ben de bou bouna merak etmiim. Boncuk boncuk ter dkyordu Fitik Amca. - Yok yahu.. Peki, ne oldu Nacmiya? Ne yapti? - Aynen senin her gece yaptiini.. Beyninden vurulmua dnen Fitik Amca ne yapsin imdi? Karisi o denli saf ki, baina kt biey geldiinden bile haberi yok ki... Bairip airsa olmaz. Dse olmaz. Kovsa olmaz. Erkeklie toz kondurmamak, yiitlie krem srmemek iin Fitik Amca yle der: - Amaaan Nacmiyaa, ban da mhim biey zannettim. Du bakal n'olecak, du bakal n'olecak diye bouna merak etmiim. Velakin hi mhim deil. Olayi anlatan yali ii emeklisi, - te byle arkadalar, diye sz baladi, btn bu olup biteni kadin saf saf her nne gelene anlatiyormu. Bizim hanim da kendisinden dinlemi. Titreyen elindeki kahve fincanini masaya koyan bir memur e-meklisi, - Yani, hi anlayamadim, dedi, sen imdi bu olayi ne diye anlattin? Kel mana? ii emeklisi, 138 - Her gn burda laflayip laflayip da sonunda "Dur bakalim, n'olacak?", "Dur bakalim n'olacak?" diye merak edip soruyorsunuz ya, dedi, ite sizi meraktan kurtarmak iin ne olacaini anlattim. -ayevindekilerden bir kahkaha koptu, ii emeklisi ekledi: - Velakin hi mhim deil. Vakif-12 Mart 1987 139 KAZAN TREN z'n-Buyurun efendim, rica ederim, byle buyurun! Bizim gazetecilere kari son derecede eyimiz vardir. Yaaa... Baka bz'rz'-Tebrik ederim beyefendi. /femcz'sz'-Teekkr ederim. Ama anlayamadim, neyi tebrik ediyorsunuz? Baka bz'rz'-Yeni kazaninizi... - Haaaa... Evet, evet... Kazani deil mi? Kazansiz olmuyor beyefendi... Kazan ok mhim... - Bfeye buyursaniza... Bir aperatif... Vali Bey de terif edecekler. Neredeyse, bir yerden ikar gelirler. M'ncM-Ztilinizle bir yerden taniiyoruz, ama nereden? Baka nc? Simaniz bana da hi yabanci gelmiyor. Sizi bir yerden gzm isiriyor. Durun bakayim, siz mezbahaya yeni yapilan kapinin aili trenine terif etmi miydiniz? - Maalesef... Efendim, trenleri ayni gne getiriyorlar, yetiemiyoruz. Bendeniz o gn, cam fabrikasina yeni bir baca ilavesi do-layisiyle yapilan trene gitmitim. - Ah beyefendi, ben o trene maalesef gelemedim. Arkadalar sylediler, bir erkestavuu varmi, anlata anlata bitiremediler. E-fendim, insan her tarafa birden yetiemiyor. - Durun, durun... Sizi imdi ikardim, siz Japonya'dan satin alinan geminin... - Tamam, geminin davetine gelmitim. Ben de sizi hatirladim. Hatta o gn hep kremali turta yiyordunuz da, dikkatimi ekmitiniz. - Evet, evet... Pek severim kremali turtayi. Efendim, daha evvel eydeki ziyafette biraz fazlaca kairdiimdan, o canim etlere el sremedim. Daha baka biri-Bu koyduklari ne kazamymi? Daha daha baka biri-Vallahi bilmem... Kazan ite... amair kazani deil herhalde... 140 - zerinize afiyet, midemden ok muztaribim. Hazimsizlik baladi... - Bendeniz de yleyim beyefendi. Son zamanlarda herkes midesinden ikayeti. Sari bir hastalik oldu. Ben yanimda karbonat taiyorum. sterseniz bir avu vereyim, yutun. - Ah, teekkr ederim. Bundan sonra yle yapmali. Ben de yanimda bulundurayim. -... - Yaradi beyefendi... Geirmek iyidir. - --... Aman hindi kizartmasi pek nefis olmu. Buyursaniza!... - Teekkr ederim, ben brekleri tercih ederim. lerinden biri-Bu iman zat kim? lerinden br-Hangisit Viski ien mi? - Hayir br. - Hani muzu isiriyor, o mu? - teki... - Souk et yiyor hani?... - Onun arkasinda, elini mayonezli levree uzatmi... - Haaa... Bilmem, hep grrm ama... Bir adam-Maksat tren mren deil... Btn bu ziyafetler filan hep grmemize vesile... Adamin bz'n'-Tabii, ona ne phe... Bu ziyafetler de olmasa, gremeyeceiz vallahi... Efendim, eskiden, bendeniz ocukken, peder merhum, bendenizi elimden tutar, her gn bir tekkeye gtrrd. Pazartesileri skdar'a bir Rufai derghina giderdik. Sali gnleri Kasimpaa'daki Nak-i bend tekkesine, arambalari, -rklk'teki Kadiri tekkesine, Perembeleri, Mevlnakapi'daki Mevlevhaneye... Her Allanin gn bir tekkeye... Evet, evet... Biz de yle... Orada lokma ederdik. Gani gani yemekler... Bakir siniler dolar, dolar boalirdi. - Maksat yemek deil, muhabbet.. - Elbetteee... Cierden almiyorsunuz... - Bendeniz dolmaya bayilirim da... Gzel de yapmilar. - Burasi ne fabrikasi beyefendi? - Vallahi iyice bilemiyorum ama, galiba... makinelere filan bakilirsa, bir makine fabrikasi olacak. - Maallah ok byk bir fabrika... 141 - Efendim, ne de olsa medeniyet ilerliyor tabii... Tavsiye ederim, uskumru dolmalari pek gzel... - Mersi. Buradan ikinca eydeki trene gideceim de.. - O zamana kadar hazmolur beyefendi. Tren mi dediniz? Ben de geleyim bari... - Aaaaa... Tabii... Buyurun... - Efendim, insan takip edemiyor, bazi trenleri kairiyoruz ne de olsa... - Maalesef... Geenlerde gazeteler, Amerika bize atom tesisati verecekmi diye yazdi. Sakin burasi yeni atom fabrikamiz olmasin... - urada kazan mazan diye laf ediyorlar. - Kazanmali, kazanmali beyefendi, aliip kazanmak lazim. Bir insan-Kurdela kesilmeyecek mi? Baka bir insan-Vali Beyefendiyi bekliyorlar. - Bu fabrikanin sahibi kim beyefendi? - Amerikalilarin olacak... - Hi zannetmem. Amerikalilar byle ziyafet miyafet vermezler adama... Fabrika bizim olmasina bizim ya, acaba Tekel idaresi'nin mi, Sular idaresi'nin mi? - Amma yaptiniz. Fabrikada su yapilir mi? Ne fabrikasi burasi? - Kazan fabrikasi... - yleyse Tekel'indir. Herhalde raki kazanlari... u adami her trende grrm. - u batakiler kim?... - Davetli mebuslar... Yarin eydeki aili trenine gelmiyor musunuz? - Tabii... Gitmesem ayip olur. Bademler bayat, farkinda misiniz? Bir fcz$-Memleketin kalkinmasi her eyden evvel fabrikalara dayanir birader... kinci biri- Keke her gn bir fabrika ailsa... Istakozlar pek gzelmi... - Siz stakozu, dnk trende verilen ziyafette yiyecektiniz. Bu kk kim? Mahdum mu? Allah bailasin. - Cmleninkini... - Al olum, bak elma mi istersin, portakal mi? Pasta mi? Al yavrum- it!.. Beyefendi geldi... - Kim o? - Bilmem... Fabrikanin sahibi galiba... Yoksa Bakan mi? - Umum mdr olmasin... ey... Bendeniz zatilinizi bu kadar zamandir tanirim, her trende, her lende buluuruz da, sormasi ayip olmasin ama, zatilinizin ne i yaptiini bilmem... - Bendeniz mi?... ey... Beyefendi'ai nutkuna baliyor galiba... - Muhterem vatandalar!.. Bugn (atal biak sesleri) aili trenini yaptiimiz Tezghtaraa Elektrik santralimizin drdnc kazaninin yerine konmasi mnasebetiyle, hepinizi tebrik ederim. Bu kazani, Amerika'dan hibir yardim grmeden, kendi kendimize yerine koyduk. Macar milli takimini 3-1 yenen azmimiz, enerjimiz, heyecanimiz burda da kendini gstermi, kazanin tam ocain stne konulmasinda, Amerikali mtehassis, iki mhendis, drt ustabaindan baka hibir yabanci kuvvete lzum gsterilmeksi-zin, kazan-i mezkr, mahall-i mahsusuna kendi kuvvetlerimiz tarafindan vazedilmitir. Ancak kazan yerine konulduktan sonra, iindeki suyun bitrl kaynamadiinin sebebi aratirilinca, ocain alti metre kadar kazandan geride kaldii grlmtr. Kazan air olduundan, altina ayri bir ocak yapilmasina teknisyenler lzum grmlerdir. Bu kazan, Yakin Dou, Orta Dou ve Balkanlarin en byk kazanidir. Ayni zamanda kalaylidir ve bakirdir. Kalayli ve bakir olmakla beraber yalniz iki yerinden delii olup, bu delikler, hibir Amerikan yardimina lzum grlmeden kendi tarafimizdan stp, eczali pamuk ve kara sakizla tikanmitir. Deliklerden akan sular kazanin altindaki ocai sndrmeyecek kadar cz'i bir hale getirilmitir. Eer Terkos sulan kesilmemi olsaydi, imdi gznzn nnde tecrbesini yapardik. Bu kazan, Kabaki Mustafa isyaninda Yenierilerin kaldirdii kazan olup, oradan Sadrazam Kirkayak Halil Paa'nm konaina gtrlm ve bu konakta uzun zaman aure kazani olarak kullanilmitir. Sonradan yandan arkli araba vapurunun kazani olarak uzun yillar vazife grmtr. Kazanin dokuz kulpu vardir. Biz ona yeni bir kulp uydurarak fabrikaya koyduk. Bu kazanin... fira/-Birader, bu kazan uzun srer, ben gidiyorum. 143 Baka biri-Ben de... Yann eydeki trende bulualim. - Olur, eyvallah... - Gle gle... - Bu kazan... 144 TALAMALAR 145 "ATA'M ZNDEYZ!" Atam, hl yaiyorsak: Edepsizlik sayesinde! Alti oku soruyorsan, Politika dehlizinde! Hele partin senden sonra, Devrimlerin tavizinde! Vasfedeyim halimizi, Kalemime ver izin de! Yobazlarla gericiler, Onlar bizden daha zinde! "Atam, Atam..." derler ama, Bir adiniz var sizin de... Halkilikla devletilik: Anlatamam, ok hazin de... oktanberi sahteciler, Air eker her vezinde! Tek umut var, o da yalniz, Amerikan dvizinde! *** Sorma Ata'm, halimizi, Hal mi kaldi anlatacak... ite geldik dizindeyiz! Yata yata ok yorulduk, Tatil yaptik, izindeyiz! I Sanayide henz daha, Cafer iin lazim diye, Amerikan bezindeyiz! Geeceiz Avrupa'yi Ama imdi izindeyiz! **# Hocamiz var, hacimiz var, Uan kua borcumuz var, El olunun azindayiz! Ama bizi zor bulurlar, Bahar, yaz, ki izindeyiz! Evet, doru sylemisin: "Trk milleti alikandir!" Biz de senin tezindeyiz! Dinlenmekten yorulduk da, Onun iin izindeyiz! Zinde kuvvet diye sz var, Kimse bilmez adresini, Ah zindeyiz, vah zindeyiz! Bugn deil, bu yil deil, oktan beri izindeyiz! *** ilerledik Ata'm yle, imdi grsen tanimazsin: Amerikan tarzindayiz! Araan da bulamazsin, Otuz yildir izindeyiz! *** 146 147 EFERM OLUM EHMET! Eferm olum Ehmet, Varliin halka rahmet! Sakin hi ekme zahmet, Allah versin afiyet! Eferm olum Ehmet, Sen bu yolda devam et! *** Bir tutup bin atmali, Kaymaa bal katmali! Gik dese muhalefet, Anasini satmali. Eferm olum Ehmet, Sen bu yolda devam et! Kim derse demokrasi, Saymali onu asi, Kirilmali kafasi Byle olur siyasi! Eferm olum Ehmet, Sen bu yolda devam et! *** Her tedbiri almali, ktidarda kalmali, Her gn baka havadan. Yem borusu almali. Eferm olum Ehmet, Sen bu yolda devam et! #** Ver hesabi farkiyle, ik yznn akiyle, Kendine etme zahmet, Isbat misbat hakkiyle. Eferm olum Ehmet, Sen bu yolda devam et! *** Baba, oul, kiz, dayi, ekiversin cartayi, Sen sasin, ben selamet, Atlatirsak vartayi. Eferm olum Ehmet, Sen bu yolda devam et! 148 149 ELMDEN GELEN BUDUR... Dn bee aldiin mal, yann bin be yz eder, Ykselttik memleketi, bunu tarih byle der. Kirmadik gnl hatir, Elden ne geliyorsa onu yaptik birader! Babamin adi Hidir, Elimden gelen budur! *#* imdi yanarda gibi indifa ediyoruz, Sanmayin vazifeden istifa ediyoruz. Byle kalbimiz pir pir, On yilda yz milyonla iktifa ediyoruz. Babamin adi Hidir, Elimden gelen budur! *** nmzde harita dolatik kapi kapi, Kimseye eker diye yutturamadik api, Dkldk sapir sapir, Orta yere gelmedi eri kaiin sapi, Babamin adi Hidir, Elimden gelen budur! *** Uratik ticaretle, Eskimo'ya buz sattik, iktisadi gr bizde, Bahr-i Lut'a tuz sattik Altinlar oldu bakir. Diardan buday alip, diariya muz satk. Babamin adi Hidir, Elimden gelen budur! *** 150 Naylon sutyen getirttik, kalmadi elde dviz, yle findik kirdik ki, kalmadi findik, ceviz. Bte oldu tamtakir, Bu rk koltuklarda neler ektik bilseniz, Babamin adi Hidir, Elimden gelen budur! **# Gayretimizle doldu "Vatan sathi" naylonla, Kaldi semenlerimiz bir gmlekle bir donla! Oynasin akir akir!.. Ykselttik memleketi iktisadi balonla! Babamin adi Hidir, Elimden gelen budur! *** Yuvarlandiimiz yer, ini mi yoksa dik mi? Ne kadar numaramiz varsa gstermedik mi? Attiksa birka kitir, "Susma hrriyeti"ne sanki bir ey dedik mi? Babamin adi Hidir, Elimden gelen budur! Bizdeki planlarin rastlanmaz benzerine istatistik rakamlar konutu sz yerine, iliyor tikir tikir, Solda sifir olduk da ty diktik zerine, Babamin adi Hidir, Elimden gelen budur! 151 BR DEL K Hereyi biliyor bu herif, Bilmedii ey yok. Dinden imandan tut, Yalanci dolmanin yapiliina dek. Bilmekle de kalmadi, Essek yerine koyup milleti, retti hereyi. rnein nasil abdest edilir, Gusl abdesti almak iin Ne halt edilir. Bir kendisi var hereyi bilen, Baka bilen yok saniyor. Herkes kendini bir bok sanir. Ama bu herif, Kendini iki bok saniyor. apa-Nroloji Klinii 5 Aralik 1983 152 ZAT-I DEVLETLER lmnzden on yada yirmi yil, Hadi diyelim elli yil sonra, Kimseler bilmeyecek adinizi saninizi, Hatta torunlariniz bile... Bu yzden kaygilanmayin hi, Size bir iyilik yapmaktir amacim. Sik sik adinizi andim kitabimda ki, Sonsuza dek btn dnya, Aiz dolusu svp sayacak size. Sevinin, artik lmszletiniz. Benden iyilik budur zat-i devletinize. Nesin Vakfi -19 Haziran 1988 153 BR OCUUN SORUSU - Baba! - Evet olum. - Dn gece uyuyamadim hi... - Neden olum? - Varsayimlar kurdum, Dnp durdum. - Dnmenin yaran var. Ama deil insanin uykusu kaacak kadar. Hereyin bir karan olmali, Her konuda olmalisin orta karar. Herey gibi dnmenin de, Azi karar, ou zarar! Filesoflar demiler ki: "insan dnen hayvan!" Neydi uykunu kairan? - Din retmenimiz demiti ki derste Mslmanlar lrse savata, ehit olurmu. ehitler giderken cennete, Dmanlari da doru cehenneme! - yledir elbette! Yaralanip da lmezse gazi, lrse ehit! - Yani Mslmansa insan, lse de kazanli, lmese de... - Ona ne phe! - Ben de bunu dndm dn gece. Iraklilar da Mslman, Trkler de... - Evet olum, elhamdlillah... - Allah allan!.. - Ne var bunda aacak? - Krfez'de sava oldu ya, Trkiye'den kalkan uaklar Iraklinin tepesine indi. Trk askerleriyle Irak askerleri, Savasalar ne olacakti? Hangisi ehit olup Gidecekti cennete? Irakli mi, Trk m? ite bunu dndm btn gece. . - Bu da ne demek? Hibir zaman, Savamaz iki Mslman. - Ya Kuveyt'le Irak? Ya Irak'la Iran? ite hepsi de Mslman. Her iki yandan ld onbinlerce insan... Hangisi gitti cennete* Hangisi cehenneme? - Sus! Tvbe de... Benim de kantirdin kafami. Dn dedikse deil o kadar... Hereyin bir sinin var. Dedim ya, ainsi zarar... - Ama merak ediyorum, Cennete hangisi gidecek? - Sus ulan eek olu eek! O senin cennet dediin yer, inn stadyumu deil... Cennet, Allah'in bahesi, Ne bai var, ne sonu. Alir iine btn Mslmanlari, Yeter ki ehit olup aksin kanlan. - Baba, ama insan... - Sus dedim, ulan!.. Balanm babanin arap anaindan! Dn olum dedik de hallettik. Bouna mi demi atalanmiz: "Dn dn, boktur iin!" 154 155 Cennete kim girecekmi! Birak giren girsin, ikan iksin, ranlisi Turanlisi, Kuveytlisi Iraklisi... Yeter ki Mslman olsun! - Ama baba... - Sus dedim, imdi patlatirim. Bana akil ver Allahim... - Peki, hangisi girecek cennete? - Sus ulan olum, sus! Sana mi kaldi karimak, Yce Allah'in iine? Mlheim (Hotel Friederike-14) 23 ubat 1991 156 NDEKLER NSZ...................................................................... ...................................... 7 BiR ANI O GECEY YAZMAK ....................................("Mainli Kiz" adli kitaptan) 11 GLMECE OLMAYAN BiR YK TLS'Y SEVMEK...................("Yetmi Yaim Merhaba" adli kitaptan) 22 GLMECE YKLER ALTI BEKi ATLIKARINCADA.................("Namus Gazi" adli kitapta") 33 DENiZ AYAK ALTINDA..................("Mahallenin Kismeti" adli kitaptan) 41 SEYS ATI..................................("Bir Koltuk Nasil Devrilir" adli kitaptan) 45 DONLA AKA OLMAZ............("Bir Koltuk Nasil Devrilir" adli kitaptan) 52 GARBA AILAN PENCERE.....................("Ah Biz Eekler" adli kitaptan) 57 NASIL YAZIYORMUUM......................("Deliler Boandi" adli kitaptan) 62 PARLE VU FRANSIZCA.....................("insanlar Uyaniyor" adli kitaptan) 69 ALIRSINIZ CENNETi........................... ("Biz Adam Olmayiz" adli kitaptan) 75 SiZiN MEMLEKETTE EEK YOK MU?.....................("Rifat Bey Neden Kainiyor" adli kitaptan) STKBALM OLMASA..................("htilali Nasil Yaptik?" adh kitaptan) ULUSAL KONUKSEVERLK.........................("it Kuyruu" adli kitaptan) 103 SINIR STNDEK EV.................................... ("Fil Hamdi" adli kitaptan) 112 FiL HAMDI NASIL YAKALANDI?................("Fil Hamdi"adli kitaptan) 118 YiYiN ALLAKINA..................................("Nah Kalkiniriz" adli kitaptan) 123 DU BAKALI N'OLECAK...........................("Nah Kalkiniriz" adli kitaptan) 133 KAZAN TRENi.........................................("Kazan Treni" adli kitaptan) 140 TALAMALAR "ATA'M iZiNDEYiZ........................("Azizname"adli Talama kitabindan) 146 EFERUM OLUM EHMET!............("Azizname" adli Talama kitabindan) 148 ELMDEN GELEN BUDUR............("Azizname"adli Talama kitabindan) 150 BiR DEiL K..................................("Hazret-i Dangalak"adli kitabindan) 152 ZAT-I DEVLETLER................................................................. ..................... 153 BiR OCUUN SORUSU..................................................................... ........ 154 157 BU KTABI MUTLAKA OKUYUN! _____ yazarlik imin kaymak tabakalffl^TOturinaktadir. Burada llfacainii yk, iir ve aniiarr bizzat Aziz Nesin seti. Bir yazarin, kendi yapitlari arasindan seki yapmasi sanildii kadar basit bir i deildir. nk bir yazar iin yazdiklarinin tm deerli ve anlamlidir. Aziz Nesin usta, bu yapitiyla ite bu gln stesinden geliyor ve sayisiz basimlara ulami onlarca kitaplarindan derledii bu zgn sekiyle bir kez daha okur karisina ikiyor. AD Yayincilik, byk ustanin beenisini yansitan bu yapiti kitapliiniza kazandirmi olmaktan kivan duymaktadir. f 2 5012 2" Aziz Nesin _ Sizin Memlekette Eek YokMu www.kitapsevenler.com Merhabalar Buraya Yklediim e-kitaplar Aaida Adi Geen Kanuna stinaden Grme zrller in Hazirlanmitir Ekran Okuyucu, Braille 'n Speak Sayesinde Bu Kitaplari Dinliyoruz Amacim Yayin Evlerine Zarar Vermek Deildir Bu e-kitaplar Normal Kitaplarin Yerini Tutmayacaindan Kitaplari Beyenipte Engelli Olmayan Arkadalar Sadece Kitap Hakkinda Fikir Sahibi Olduunda Aaida Adi Geen Yayin Evi, Sahaflar, Ktphane, ve Kitapilardan Temin Edebilirler Bu Kitaplarda Hi Bir Maddi ikarim Yoktur Byle Bir eyide Dnmem Bu e-kitaplar Kanunen Hi Bir ekilde Ticari Amali Kullanilamaz Bilgi Paylatika oalir Yaar Mutlu Not: 5846 Sayili Kanunun "altinci Blm-eitli Hkmler " blmnde yeralan "EK MADDE 11. - Ders kitaplari dahil, alenilemi veya yayimlanmi yazili ilim ve edebiyat eserlerinin engelliler iin retilmi bir nshasi yoksa hibir ticar ama gdlmeksizin bir engellinin kullanimi iin kendisi veya nc bir kii tek nsha olarak ya da engellilere ynelik hizmet veren eitim kurumu, vakif veya dernek gibi kurulular tarafindan ihtiya kadar kaset, CD, braill alfabesi ve benzeri 87matlarda oaltilmasi veya dn verilmesi bu Kanunda ngrlen izinler alinmadan gerekletirilebilir."Bu nshalar hibir ekilde satilamaz, ticarete konu edilemez ve amaci diinda kullanilamaz ve kullandirilamaz. Ayrica bu nshalar zerinde hak sahipleri ile ilgili bilgilerin bulundurulmasi ve oaltim amacinin belirtilmesi zorunludur." maddesine istinaden web sitesinde deneme yayinina geilmitir. T.C.Kltr ve Turizm Bakanlii Bilgi lem ve Otomasyon Dairesi Bakanlii Ankara Bu kitaplar hazirlanirken verilen emeye harcanan zamana saydi duyarak Ltfen Yukaridaki ve Aaidaki Aiklamalari Silmeyin Tarayan Yaar Mutlu web sitesi www.yasarmutlu.com www.kitapsevenler.com e-posta yasarmutlu@kitapsevenler.com yasarmutlu@yasarmutlu.com mutlukitap@hotmail.com kitapsevenler@gmail.com

Find millions of documents on Course Hero - Study Guides, Lecture Notes, Reference Materials, Practice Exams and more. Course Hero has millions of course specific materials providing students with the best way to expand their education.

Below is a small sample set of documents:

Bilkent University - TURK - TURK101
www.kitapsevenler.com Merhabalar Buraya Yklediim e-kitaplar Aaida Adi Geen Kanuna stinaden Grme zrller in Hazirlanmitir Ekran Okuyucu, Braille 'n Speak Sayesinde Bu Kitaplari Dinliyoruz Amacim Yayin Evlerine Zarar Vermek Deildir Bu e-kitaplar Normal Kitap
Bilkent University - TURK - TURK101
www.kitapsevenler.com Merhabalar Buraya Yklediim e-kitaplar Aaida Adi Geen Kanuna stinaden Grme zrller in Hazirlanmitir Ekran Okuyucu, Braille 'n Speak Sayesinde Bu Kitaplari Dinliyoruz Amacim Yayin Evlerine Zarar Vermek Deildir Bu e-kitaplar Normal Kitap
Bilkent University - TURK - TURK101
www.kitapsevenler.com Merhabalar Buraya Yklediim e-kitaplar Aaida Adi Geen Kanuna stinaden Grme zrller in Hazirlanmitir Ekran Okuyucu, Braille 'n Speak Sayesinde Bu Kitaplari Dinliyoruz Amacim Yayin Evlerine Zarar Vermek Deildir Bu e-kitaplar Normal Kitap
Bilkent University - TURK - TURK101
ATATRK'N ANADOLU'YA GNDERL OLAYININ YZ Dizgi - Yayimlayan: Yeni Gn Haber Ajansi Basin ve Yayincilik A. Baski: ada Matbaacilik ve Yayincilik Ltd. ti. Aralik 2000 BAK Z ATATRK'N ANADOLU'YA GNDERL OLAYININ YZ NDEKLER nsz 7 BLM: I 11 ATATRK'N ANADOLU'YA GE OL
Bilkent University - TURK - TURK101
DNYA KLASKLER DZS: 67 SEVL BERBER Bu kitabin hazirlanmasinda, SEVL BERBER'NN MEB Fransiz Klasikleri dizisinde SEVLLA BERBER adiyla yayinlanan birinci baskisi temel alinmi ve eviri dili gnmz Trkesine uyarlanmitir. Yayina hazirlayan : Egemen Berkz Dizgi : Y
Bilkent University - TURK - TURK101
KEMKolgun yetikinlere bir romanBedri Baykamlk yayin: Piramid Yayinlari, stanbul 2000yasaksizyayinlar2001New York'un en iyi saklanan efsanesi Erje Ayden 'e Trkiye 'den sevgilerleBEDR BAYKAM'IN YAAMYKS1957 yilinda Ankara'da dodu. Alti yainda Ankara,
Bilkent University - TURK - TURK101
Ben Elton _ Bizi Kim Gzetliyor Evi'nde Cinayet www.kitapsevenler.com Merhabalar Buraya Yklediim e-kitaplar Aaida Adi Geen Kanuna stinaden Grme zrller in Hazirlanmitir Ekran Okuyucu, Braille 'n Speak Sayesinde Bu Kitaplari Dinliyoruz Amacim Yayin Evlerine
Bilkent University - TURK - TURK101
LM ATOSU BENOIT BECKER BRNC BLM ILIKLAR Thorwald dehet iinde etrafi dinledi: Neydi bu ses?. "O"nun sesi miydi yine?.Yoksa, atonun koridorlarinda bir inilti gibi yankilanan rzgrin sesi mi?. Hayir!. "O'ydu. "O"nun sesiydi!. Bu ses, hafif bir iniltiyle baliy
Bilkent University - TURK - TURK101
SEZAR VE KLEOPATRA GEORGE BERNARD SHAW ngilizceden eviren: Sevgi Sanli GEORGE BERNARD SHAW: SZCKLERE ARKI SYLETEN YAZAR George Bernard Shaw, Pygmalion'u mzikal yapmak iin kendisinden izin isteyen Alan Jay Lerner'e u karilii vermiti. "Ne gerek var? Szckler
Bilkent University - CS - CS101
A+ DONANIM KURSUBLM 1 BLGSAYARA GRDERS1:BLGSAYARIN GELMBU BLMDE KISACA BLGSAYAR TARH VE GELM LE LGL BLGLER VERLECEKTR.ABAKSLK BLGSAYAR OLARAK NLLERN M. 2500 YILLARDA KULLANMAYA BALADIKLARI ABAKS KABUL EDLR. U ANDA BLE KULLANILAN ABAKS, TOPLAMA, IKARM
Bilkent University - CS - CS101
ADOVER ERM ARABRM PROGRAMLAMADLLER KEND OLANAKLARIYLAVERTABANI ERMN TAM ANLAMIYLA GEREKLETREMEZLER. BU NEDENLE VER ERM ARABRM (DATA ACCESS INTERFACE) ADI VERLEN BR DZ KTPHANE GELTRLM VE PROGRAMLAMA DLLER TARAFINDAN KULLANILMAK ZERE STANDART HALE GETRLM
Bilkent University - CS - CS101
DERS 1: TANITIMDers sonunda yapabilecekleriniz:-Programlama Temel Bilgilerini almak -Visual Basic 6.0 alima Ortami'ni tanimak. -Ara kutusu, pencereler, mnler gibi ortam bileenlerini tanimak.I. PROGRAMLAMA NEDR?Program nedir? Ya da "yazilim nedir?" gib
Bilkent University - CS - CS101
DERS 2: TEMEL BLEENLERDers sonunda yapabilecekleriniz:-Programin yapisi aiklamak. -Veri elemanlarini tanimlamak. -Veri trlerini aiklamak.I. BR VISUAL BASC PROGRAMININ YAPISIBir Visual Basic programi bir proje dosyasi olarak gelitirilir. Bu dosya Proje
Bilkent University - CS - CS101
DERS 3: DENETMLERDers sonunda yapabilecekleriniz:-Denetimleri tanimlamak ve kullanmak.I. DENETMLERDenetimler (controls) programin arabirimini oluturmada bize yardim eden nesnelerdir. Visual Basic ile programlamada kullanici ile iletiimde bu kontroller
Bilkent University - CS - CS101
DERS 4: FORM KULLANIMIDersin sonunda yapabilecekleriniz:-Form tasarimini aiklamak. -Form metot, olay ve zelliklerini aiklamak.I. FORMLARKullanici arabirimi uygulamalarin grnen kismini oluturur. Bunun yani sira kullanicilarin veri girii, programin ilet
Bilkent University - CS - CS101
DERS 6: HATA DENETMDers sonunda yapabilecekleriniz:-Hata denetimini ve aralarini aiklamak.I. HATA DENETMHata denetimi (troubleshooting) programda oluan alima zamani ve dier kodlama hatalarinin tanimlanmasi (tehis) ve giderilmesi iin yapilan alimalardi
Bilkent University - CS - CS101
DERS 7: VERTABANI LEMLERDers sonunda yapabilecekleriniz:-Veritabani kullanim aiklamak. -ADO veri eriim yntemini aiklamak. -Veritabanina yazmak ve okumak. -SQL Server ve Access veritabanlarina eriim.I. ADO VER ERM YNTEMVisual Basic uygulamalarina bakti
Bilkent University - CS - CS101
MICROSOFT ACCESS DERS NOTLARIAccess bir veritabani programidir. Veritabani, bir konuyla ilgili ok sayida kaydin tutulduu bir bilgi havuzu olarak nitelendirilebilir. Veritabani programlari, veritabani denilen bilgi havuzunu oluturmak ve veritabanindan ist
Bilkent University - CS - CS101
ASP/KTAP 1asp/kitap 1. 1 nsz. 3 ASP'ye Giri . 7 Kiisel Web Server Kuralim. 7 Bir rnek Yapalim. 9 ASP'nin Unsurlari. 13 ASP'nin Dili.
Bilkent University - CS - CS101
Dreamweaver u anda piyasada bulunan en kaliteli ve kullanili html editrlerinden birisidir. Program WYSIWYG (What You See Is What You Get- Ne gryorsan onu elde edersin) zelliine sahip bir program olmasi sonucu da kodlarla uramadan herhangi html sayfasini i
Bilkent University - CS - CS101
DERS 1: BLGSAYAR I. BLGSAYAR NEDR?Tasarlandii gnden bugne kadar deiik tanimlari yapilabilen bilgisayar (computer) aygitinin genel tanimi u ekilde yapilmaktadir: Bilgisayar, kullanicidan aldii verilerle aritmetik ve mantiksal ilemleri yapabilen, ayrica ya
Bilkent University - CS - CS101
GRNT ZELLKLER AYARIMasa stnde iken bo bir yerde sa fare tuuna basilir ailan menden zellikler tiklanir. Aaidaki pencere karimiza gelir. Masast yazisina tiklanir.1Arka plan kismindan lale seilir. Tamam tiklanirMasast ekranim lale grntsn alir isteime gre
Bilkent University - CS - CS101
DERS 1: GRDers sonunda yapabilecekleriniz:-Delphi ile programlamanin temelleri. -Yeni bir uygulama ve form oluturmak.I. DELPHI'ye GRBorland Delphi, Microsoft Windows uygulamalari gelitirmek iin tasarlanmi ve yaygin olarak kullanilan bir uygulama gelit
Bilkent University - CS - CS101
Ders 2: DELPHI ORTAMIDers amalari:-Delphi ortamini aiklamak.I. IDEIDE (Integrated Development Environment) olarak adlandirilan uygulama gelitirme ortami, men, ara ubuklari gibi genel ortam aralarina ve Object Treeview, Object Inspector ve form alani g
Bilkent University - CS - CS101
DERS 3: FORM TASARIMIAmalar:-Form tarasimini aiklamak. -Form zerinde kullanilan aralari aiklamak.I. FORM TASARIMIFormlar Delphi uygulamalarinin grsel arabirimini olutururlar. Balanilan bir Delphi uygulamasinda Form1 adinda bo bir form yaratilir. Bu fo
Bilkent University - CS - CS101
DERS 4: PROGRAMI DERLEMEK VE ALITIRMAKAmalar:-Delphi projelerini derlemek ve alitirmayi aiklar.I. BR PROGRAMI DERLEMEK VE ALITIRMAKDelphi'nin balatilmasiyla uygulama balandiini ve yapilan tasarim ve kodlama alimalarinin ardindan F9 tuuyla programin al
Bilkent University - CS - CS101
DERS 5: OBJECT PASCALAmalar:-Delphi programlama dili olan Object Pascal dilini aiklamak.I. OBJECT PASCALObject Pascal, Delphi iinde kullanilan programlama dilidir. Turbo Pascal'a benzer ve nesne ynelimli bir programlama dilidir. Bu anlamda object pasc
Bilkent University - CS - CS101
Ders 6: VERTABANI UYGULAMALARIAmalar:-Veritabani uygulamalarinin temellerini aiklamak. -ADO veri eriim teknii ile uygulama gelitirmek.I. BORLAND DATABASE ENGINEJet, Btrieve gibi veritabani motorlarini duymusunuzdur. Delphi sistemi veritabanlarina BDE
Bilkent University - CS - CS101
Klavye:Bilgisayarla Kullanici Arasinda letiim Kurmayi Salayan Aygittan Birisidir. alima ekli Literatrde Keyboard(Tu Tablasi) olarak geen klavye zerindeki tular vasitasiyla kullanicinin bilgisayara sinyaller gndermesini salar. Gnmzde fiber baski devreli kl
Bilkent University - CS - CS101
ETA PROGRAMI YARDIMCI FONKSYON TULARI V-6 HIZLI TULARI GENEL TULARF1 SHIFT + F1 F2 SHIFT + F2 CTRL + F2 ALT + F2 F3 F4 SHIFT + F4 F5 F6 SHIFT + F6 F7 F8 SHIFT + F8 F9 SHIFT + F9 F10 SHIFT + F10 ALT + F10 ALT + 1 ESC HOME END PgUp PgDn CTRL + K CTRL + Q K
Bilkent University - CS - CS101
DERS 1: JAVASCRPT NEDR?Dersin sonunda yapabilecekleriniz:-JavaScript dilinin temellerini aiklamak. -JavaScript'in Web sayfalarinda nerede kullanilacaini aiklamak. -Temel bileenler hakkinda genel bilgiler vermek.I. JAVASCRPT DLNetscape Navigator 2.0 il
Bilkent University - CS - CS101
DERS 2: VERLER TANIMLAMAK VE OPERATRLERLE ALIMAKDers sonunda yapabilecekleriniz:-Verileri tanimlamak. -Operatrleri kullanmak.I. VERLERLE ALIMAKJavaScript dilince yalnizca birka tane veri tr kullanilabilir. Bu veri trleri unlardir:. . .Numeric String
Bilkent University - CS - CS101
DERS 3: PROGRAM YAPISIDersin sonunda yapabilecekleriniz:-JavaScript program yapisini aiklamak. -Fonksiyonlari aiklamak.I. PROGRAM YAPISIBir Javascript programi, sinirli bir alanda ya da belli etiketler arasinda yazilan komut ve dier bileenlerden oluur
Bilkent University - CS - CS101
DERS 4: OLAYLARDers sonunda yapabilecekleriniz:-Olaylari aiklamak. -Olaylari kullanicidan gelen hareketler olarak deerlendirmek.I. OLAYLARJavaScript programlari da genellikle olay temellidir. Olaylar, HTML sayfalarinda genellikle kullanici etkileimi s
Bilkent University - CS - CS101
DERS 5: JAVASCRPT NESNELERDersin sonunda yapabilecekleriniz:-JavaScript nesnelerini aiklamak.I. JAVASCRPT NESNELERJavaScript, btn Web sayfasini ve tarayiciyi nesneler topluluu olarak grr. Bu sisteme DOM denir.Adini ok duyduumuz bu DOM (Document Objec
Bilkent University - CS - CS101
DERS 6: ETKLEML FORMLAR YARATMAKDersin sonunda yapabilecekleriniz:-Formlar zerinde ilem yapmak. -Form dorulama (validation) ilemini yapmak.I. JAVASCRPT'TE FORM DORULAMAWeb sayfalarinda ok sik yapilan bir ilem form dorulama ilemidir. rnein bir sipari f
Bilkent University - CS - CS101
DERS 7: RNEKLERrnek 1: cret Hesabi<HTML> <HEAD> <TITLE>JavaScript Hesaplama ve IF yapisi </TITLE><SCRIPT LANGUAGE="JavaScript"> <!-Hide the script from other browser /Farukfunction calc(hours, rate) cfw_ var totalpay = 0; if(hours > 40) totalpay = (40
Bilkent University - CS - CS101
Microsoft WordMicrosoft Word 2000 bir kelime ilem programidir. Microsoft Word 2000 programinda oluturulan dosyalara DOC uzantisi verilmektedir. Microsoft Word 2000 programi belgelerden olumutur. Her belge sonsuz sayida sayfadan olumutur. Her sayfanin alt
Bilkent University - CS - CS281
I. SQL DEYMLERSQL deyimleri veritabanlari zerinde eitli ilemleri yerine getirirler. Veritabanindan sorgulama yapmak iin SELECT, ekleme yapmak iin INSERT gncelleme yapmak iin UPDATE, silme yapmak iin DELETE, yeni tablo oluturmak iin CREATE TABLE gibi komu
Bilkent University - CS - CS281
I. SQL FONKSYONLARISQL Server'da Fonksiyonlar, hesaplamalarda ve zellikle sistem hakkinda bilgi almada yaygin olarak kullanilan aralardir. Transact-SQL (T-SQL) programlama dilinde deiik kategorilerle adlandirilan fonksiyonlar vardir. Bunlardan en yaygini
Bilkent University - CS - CS281
I. SQL DEYM BLOKLARISQL deyimlerini iletirden bir grup deyimi bir arada iletmek gerekebilir. Bu olanak deyim bloklariyla yapilir. Dier bir olanak da IF, CASE ve WHILE gibi hem blok olarak hem de blok olmadan iletilecek deyimleri belli koullara balamaktir
Bilkent University - CS - CS281
DERS 4: VIEW KULLANIMIAmalar:VIEW oluturmayi ve kullanimini aiklamak.I. VIEW NEDR?Tablolardaki verilere erimenin bir dier yolu da view'ler gelitirmektir. View'ler tablolarin belli kolonlarin listelendii ayrica hesaplama ilemlerinin yapildii bir veri e
Bilkent University - CS - CS281
I. STORED PROCEDURESQL Server'daki Stored procedure'lar ayni dier programlama dillerindeki procedure'lara benzer. SQL deyimlerini ieren komut doayalari hazirlanir ve sunucu zerinde saklanir.Stored procedure araciliiyla u ilemler yapilablir: Input para
Bilkent University - CS - CS281
GRHTML ile uramaya baladnz ve hemen bu dilin yetersizliklerini kefettiniz. Bu eksikleri Javascript ile gidermeye altnz. Fakat hal eksik bir eyler var. Sayfalarnza Form koyuyorsunuz, fakat mailto: kprsnden baka bir ACTION koyamyorsunuz. Veya koyuyorsunuz
Bilkent University - CS - CS281
Kiisel Web Server Kuralmimdi asl mevzuya girmeden ksa bir hazrlk yapmamz gerekir. Diyelim ki bir CGI program yazdk. Bu program Web Servera gnderip, uygulamaya koymadan nce, kendi bilgisayarmzda denememiz gerekmez mi? Fakat dedik ki, CGI programlar Server
Bilkent University - CS - CS281
PWS Kurulurken Hata VerirseWindows 98e PWS kurarken, programn Microsoft Transaction Server blmne ilikin sistem kaytlar yaplrken, iki hata mesaj ile karlaabilirsiniz (0x80004005 ve 0xfee662). Bu, orijinal Windows 98 CD-ROMundaki PWS Kur programnn, Windows
Bilkent University - CS - CS281
Windows in Perlimdi sra geldi Windows ortamn Perlden anlar hale getirmeye! Bunun iin Internetten ActivePerl indirmek veya ActiveState firmasndan CD-ROM smarlamak zorundayz. Her iki ilem iin de http:/www.activestate.com adresine gitmemiz gerekir. ActiveSt
Bilkent University - CS - CS281
ActivePerl kurarkenActiveStatein bu kitap yazarken 5.22 srmne ulam olan ActivePerl programnn kuruluu srasnda baz hata mesajlar ile karlamak mmkndr. 102, 104, 105, 112 veya 301 sayl hata mesajlarn alrsanz, bilgisayarnz kapatp, an ve ActivePerl kurmadan nc
Bilkent University - CS - CS281
HTML-CGI likisiCGIa ilk admmz HTMLin FORM etiketine ilikin bilgilerimizi atmak ok lyerinde olur. nk Internette istemci ile sunucunun bilinli ekilde etkiletikleri nokta CGI ise, ikisini bu noktada buluturan geler, HTMLin Form ve Anchor (<A>) etiketleridir
Bilkent University - CS - CS281
evre DeikenleriAada bir liste greceksiniz; bu listede bir CGI programnn iinde bulunduu evrenin btn nemli bilgileri yer alyor. Ama imdi bu listeye gemeden, biz kendi bilgisayarmzdan kendi CGI evremizin deikenlerini ve deerlerini renelim. imdi, an en sevdi
Bilkent University - CS - CS281
Shebang nereye gitti!Kim nereye gitti? Madem ki Perl reniyoruz, leyse yllarn Unixisi gibi konumaya da almamz gerek: # ve ! iaretleri Unix iletim sistemine, aadaki Scripti (betiki) Perl yorumlaycs ile yorumlamasn ve bu yorumlaycnn nerede bulunduunu bildir
Bilkent University - CS - CS281
Yntem Fark: GET ve POSTCONTENT_LENGTH ve QUERY_STRING deikenlerinin dorudan bizim Form etiketimizin METHOD zelliine bal olduunu farkettiniz mi? METHOD olarak GET veya POST kullanabiliriz. Bu, bizim ziyaretimizden nasl ve ne boyutta bilgi alacamz ve bilgi
Bilkent University - CS - CS281
Bilgi Yuma Peki, bu kadar teori yeter; imdi bir deney daha yapalm. Hem Form bilgimizi tazeleyelim, hem de Formdan gelen bilginin nasl yumaklandn grelim. An Not Defterini veya onsuz olamadnz dz yaz programn ve balayn yazmaya: <HTML><HEAD><TITLE>FORM OR
Bilkent University - CS - CS281
Yuma aalmYukarda, CGI programlarnn yapt ileri kavramsal olarak belirtirken, bilgi yuman ama iinin Perl programnn asl grevlerinden biri olduunu kaydetmitik. Yazdmz Perl program bunu yaparak, kendisine String halinde gelen (rnein: isim=Mustafa+Durcan&yas=2
Bilkent University - CS - CS281
ki nemli HTML etiketiCGIn HTMLin Form ve Input etiketleri ile yakndan ilgili olduunu grdk; ne var ki HTML ile iimiz bitmedi. Gerekten de HTML belgesindeki bir ok etiket, CGI programmzla ilgili olabilir veya biz CGI programyla oluturduumuz HTML belgelerin
Bilkent University - CS - CS281
<BASE> EtiketiBir belgede daha sonra belirtilecek kaynaklarn aranmas gereken temel URLi gsterir. Diyelim ki HTML belgesinde bir resme yer veriyorsunuz. HTML dosyasn siz yazdnzda bunu muhtemelen yle yazarsnz:<IMG SRC=cicekler.png>Web Server cicekler.png
Bilkent University - CS - CS281
<META> EtiketiSiz Browsern URL adres hanesine http:/bilmenne.com/filanca.htm yazp Entera bastnzda, Internette Bilmemne.com olarak bilinen bilgisayar, sizin bilgisayarnza filanca.htm dosyasn gndermeye kalkmadan nce, HTTP Headers denen bir takm n bilgiler
Bilkent University - CS - CS281
stemcinin stekleri - Sunucunun SunduklarCGI programlarnn Browserla ilikisini ele aldk. Fakat CGI program, Browser iin yazld kadar Server iin de yazlr. CGI ile Servern almasn da programlam oluruz. Bu yzden, Servern CGI-HTML ilikisindeki yerini da tanmak z
Bilkent University - CS - CS281
HTTP Stat Kodlar:Kod Mesaj Anlam200 OK Aranan belge bulundu ve gnderildi204 No Content Belge bulundu, fakat gnderilecek bir ierik yok (Browserda mevcut grnt deimez)301 Moved Permamently Aranan belge temelli baka bir adrese aktarld (Yeni adres Location
Bilkent University - CS - CS281
kt Trleri ve YerBu emann son aamas olan ktnn istemci Browsera gnderilmesi, CGI programcs olarak bizim amzdan ok nem tar; nk u ana kadar geri planda yaptmz her ey, bu noktada Internet ziyaretimizin huzuruna kacaktr. Yukarda yazdmz kk Perl rneklerine tekra
Bilkent University - CS - CS281
Belli bal MIME tr/alt-tr gruplartext/plain Dz metin. Server istenen belgenin uzantsndan trn anlamazsa veya siz CGI programnzda ktnzn ierik trn belirtmezseniz, Server dz metni varsaylan ierik tr sayar.text/html HTML dosyastext/richtext Rich Text biimi.