LEIBNIZ-METAFİZİK �ZERİNE KONU�MA
66 Pages

LEIBNIZ-METAFİZİK �ZERİNE KONU�MA

Course Number: SOCİOLOGY 101, Spring 2012

College/University: Bluefield State

Word Count: 24506

Rating:

Document Preview

Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html METAFZK ZERNE KONUMA LEIBNIZ Franszcadan eviren: Afar Timuin GOTTFRIED WILHELM LEIBNIZ O zamanlar Almanya Leibniz dnyaya geldiinde Otuz Yl Savalar (1618-1648) henz sona ermi deildi. spanya, Avrupa lkeleri zerindeki baskc gcn artk koruyamaz olmutu, Felipe IV'n (1621-1655) ve ona canla bala destek olan kont-dk Olivares'in abalarna...

Unformatted Document Excerpt
Coursehero >> West Virginia >> Bluefield State >> SOCİOLOGY 101

Course Hero has millions of student submitted documents similar to the one
below including study guides, practice problems, reference materials, practice exams, textbook help and tutor support.

Course Hero has millions of student submitted documents similar to the one below including study guides, practice problems, reference materials, practice exams, textbook help and tutor support.

by Generated ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html METAFZK ZERNE KONUMA LEIBNIZ Franszcadan eviren: Afar Timuin GOTTFRIED WILHELM LEIBNIZ O zamanlar Almanya Leibniz dnyaya geldiinde Otuz Yl Savalar (1618-1648) henz sona ermi deildi. spanya, Avrupa lkeleri zerindeki baskc gcn artk koruyamaz olmutu, Felipe IV'n (1621-1655) ve ona canla bala destek olan kont-dk Olivares'in abalarna karn eski gcn yitirmeye doru gidiyordu. 1640'da Portekizliler ayaklandlar. Avrupa iyiden iyiye karkt. Fransa'da da g zamanlar yaanmaktayd, iki Fronde olay dnyann merkezi grnmndeki Fransa'y temelden sarsmt (1648-1649, 1650-1653). Yenia'n balarnda spanyollar ve talyanlar yeni dnya dzenini oluturmakta ne geiren geliimler durur gibi olmu, arlk Fransa'ya ve ngiltere'ye kaymt. Kltr dzeyinde ok byk geliimler yaanmaktayd. Bu geliimlerin temelinde elbette toplumsal, siyasal ve iktisadi etkenleri aramak doru olur. Avrupa ortak bir sknty yayor da olsa koullar lkeler asndan olduka ayryd. Genel grnm XVI. yzylda Almanlar asndan zellikle skntldr. Bu yzylda feodal yaam koullarndan hzla syrlp sermayeci ilikiler iine giren Fransa ve ngiltere'ye kar Almanya henz feodal yaam koullarnn doruundadr ya da feodallik orada yeni yeni zlmeye balamtr. Almanya'da olduka ge zamanda, aa yukar XIII. yzylda kurulan feodal dzen lkenin siyasal parall Page 1 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html yznden baka lkelere gre ok daha kalc zellikler gsteriyordu. Genel ller iinde Almanya'da iktisadi yaam Avrupa'nn br lkelerinde olduundan ok daha geriydi. Almanya btnlkl bir lke deildi, btnlkl duruma gelmeye yatkn da grnmyordu, orada bir blgenin yaps bir baka blgenin yapsna hi mi hi benzemiyordu. O zamann Almanyas aralarnda byk uzaklklar olan iftliklerden olumutu. Ad byk kendi gsz Kutsal Roma Germen mparatorluu lkenin stnde ince bir zar, rk bir rt, atlamaya hazr bir kabuk gibiydi. Kutsallkla dini, Romal olula eski Roma'nn grkemini, Germen olula ulusal btnl dndren bu ad var kendi yok imparatorluk snrlar ok belirgin bir btnl belirlemekten uzakt. Ayrca bu imparatorluktan herkes daha deiik bir btnl anlayabilirdi. rnein Yvon Belaval'e gre Almanya "Leibniz'in dncelerinde her zaman Alsace', Lorraine'i, spanyol Hollandas'n, hatta Besanon'u, Dauphine'yi ve Arles Krall'n ierecekti". Bugnk Almanya'nn temelini ya da ilk biimini oluturan o gnk topraklarda Viyana'daki Habsburglarn ynettii yz altm devlet vard. mparatoru yedi seici prens seiyordu, bunlardan (Mainz, Kln, Trier) dinsel nitelikliydi. Otuz Yl Savalar'n sona erdiren Westfalen antlamalar (1648) sonrasnda Alman prensliklerinin durumu hi de i ac deildi. Almanya'nn siyasal konumu bu antlamalarla byk bir deiiklie urad. Seicilerin says yediden sekize karld, yz elli Alman devletine egemenlik tannd. yiden iyiye klen Kutsal mparatorluk hemen tm gcn yitirmi gibiydi. "Sonu? Alman nfusu on alt milyondan alt milyona dt. Baz kentler insanlarnn drtte n yitirdiler (Aachen); Kln'de bin iki yz ev kald; Berlin'de artk alt bin insan vard; Mnchen'de dokuz bin, Augsburg'da on sekiz bin insan vard; yalnzca Frankfurt, Leipzig, Hamburg arlklarn az ok korudular" (Yvon Belaval). Leibniz yle yazar: "lke hemen hemen yar yarya ocuklardan oluuyordu. Sava yeniden balasayd doacak kuaklarn tohumu yok edilmi olacandan zavall Almanya'nn byk bir paras le dnecekti diye korkuya kaplmak hi de yanl olmazd." Topraklarn te biri artk ekilip biilmiyordu. Thringen'de kk ve byk ba hayvanlarn altda bei yok oldu. Kyller neredeyse kle durumuna dtler. Almanya savan yaralarn ancak bir yzyl iinde sarabilecektir. Dalm lkenin skntl filozofu Almanya yakn zamanlara kadar btnleememi bir lke olmann, ulusal birimlerin olutuu bir dnemde ulusal bir birlik oluturamamann skntsn ekecektir. Luther'in nclnde gelien Reform devinimi bylesi bir btnln kurulabilmesi yolunda bir adm deil miydi? Leibniz bu konuda yle dnr: "Byk Reform Bat'da ok eyin durumunu byk lde deitirdi ve bir blnme getirdi; bu blnmeyle kken olarak Tton dili konuan halklarn byk bir blm, dilinin kkeni Latince olan halklardan koptu." nanta kilisenin gcn krmaya, ykselen kentsoylu snfn gcn din adamlar snfna benimsetmeye ynelen Reform devinimi Avrupa'da dinsel btnl paralayp kmt. Gerekte Reform bir btnleme abas olmaktan ok din adamlar snfnn gcn krma denemesiydi, bu yzden Alman kentsoylularnn giritii bu devinime kentsoyluluun glenmesiyle gelen yeni yaam koullarnn Page 2 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html tketmekte olduu soylu snf da katlmt: Alman topraklarnn te birini elinde tutan kilise bu saltanatn byk lde soylularn topraklarna el koyarak kazanmt, imdi de soylular kentsoylularn peine taklarak topraklarn geri alma giriiminde bulunuyorlard. Soylularn kentsoylularla ibirlii yapmas ya da onlarn arkasna taklmas biraz garip bir tablo ortaya koyuyordu. Elbet koca bir Reform'u bir iki nedene balayp kamayz, onun geliiminde kilisenin ilevleri dna km olmasyla gelen bir dzenleme ngrs ve yeni yaam koullarnn zorunlu kld bir laiklik istemi de belirleyiciydi. Luther'le Calvin'in tam bir yara dnen ekimeleri tarikat saysn artrnca dinsel btnln ulusal btnl gelitirecei dncesi ortadan silindi. Oysa o dnem tam anlamnda ulusal btnlklerin kurulma ve gelimesi dnemiydi. Kuzey'de Luther'in at yolda protestanlk geliirken katoliklik de zellikle Gney'de varln korudu, ayrca glendi. Ksacas XV. ve XVI. yzyllarda Rnesans'n getirdii insanc deerler karsnda ok byk bir sarsnt geiren din kurumlar XVII. yzylda toparlandlar, eskisinden ok daha gl ve ok daha bilinli bir biimde yaama arlklarn koymaya yneldiler ve zellikle "misyonerlik" yoluyla dnyaya almaya baladlar. Pek ok aydnn bu zamanlarda tanrtanmaz diye izlenmesi ve tutuklanmas bu glenmenin bir gstergesi olduu kadar krallarn snflararas dengeyi bozmama zeniyle ilgilidir. Rnesans insanclyla gelen zgr dnce ve zgr dnceyle gelen "bu dnya" tutkusu insanlarn dikkatini dinden daha deiik alanlara evirmiti. Yeni dnce dinsel dogmalar zerine deil, Stoa usuluu zerine, Epikuros hazcl zerine ve Pyrrhon'dan kalma gibi grnen ama onu ok aan bir kukuculuk dncesi zerine temelleniyordu. Kilise bu pagan anlaylarna kar kendi gcn ortaya koymalyd. Bu arada Almanya iyilemez paralanml iinde almaz gibi duran binbir sorunla eski yaps iinde hemen hemen olduu gibi kald. Btnlemenin iki yz vard, ulusal yz ve dinsel yz. mparatorluk snrlar iinde kalan kiliseleri birletirme abas Leibniz'in btn bir mrn kapsayacaktr. Bu dalmlk iinde Almanya'da felsefenin, sanatn ve bilimlerin durumu da pek i ac deildi. Almanya Fransa'daki ve ngiltere'deki kltr geliimlerine ayak uydurabilecek gibi grnmyordu. Leibniz sorumlu bir aydn olarak bu durumdan u szlerle yaknr: "Genellikle Almanya'da byk bir yanl yaanyor, bu yanl soylu snfmzn, sekin insanlarmzn, hatta akarclarmzn (1) ngilizlerde olduu gibi bilime ya da Franszlarda olduu gibi manevi tartmalara ya da dnce yaptlarna ynelmiyor oluudur, yalnzca ikiye ve kumara yneliyor oluudur." Leibniz'e gre Almanya'da insanlar kadna ve paraya tutkundurlar. Genlerin eitimi tam anlamyla ktdr, genler sefahata ynelme eilimindedirler. Yurt sevgisi diye bir ey bilmezler. lgisizlik veba gibi her yan kasp kavurmaktadr. Gerekte yakndan bakldnda bu yaknmalarn yzde yz karl olmad grlecektir. Ancak Leibniz dinsel ve ulusal paralanmlk iinde bulunan Almanya'nn gerek anlamda skntda hatta bir amazda olduunu dnmektedir. Onun balca sorunu budur. Dnceye adanm bir yaam Page 3 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html XVII. yzyl felsefe asndan epeyce zengin bir dnem oldu. M.. IV. yzyldan sonra kendini ahlak sorunlarnda snrlayan ve bylece bak asn son derece daraltan, eitli anlaylarda zaman zaman da bir kar-felsefe zellii gsteren felsefe yirmi bir yzyl sonra yeniden eski derinliine ve eitliliine kavumu oldu, ayrca eski zamanlarda benzeri grlmemi olan bir dizgecilie ve yntemlilie ulat. Felsefenin ilk byk adlar olan Sokrates'de, Platon'da ve Aristoteles'de herhangi bir dzen kaygs dzeyini amayan yntemlilik kavray bu yeni dnemde gerek bir yntem anlayna dnrken dizgesellik genel bir toparlayclk olmaktan ok tede felsefenin zorunlu bir esi durumuna geldi. XVII. yzyl denilince byk filozofu, Descartes', Spinoza'y ve Leibniz'i dnrz ncelikle. Spinoza ve Leibniz yzde yz Descartes bir tutum almakszn Descartes'n yolunu izlemiler, onun at yoldan biri daha maddeci, br daha ruhu bir dzlemde yeni felsefeler gelitirmilerdir. Platon'un ve Aristoteles'in, zellikle Aristoteles'in felsefede uzun yzyllar boyu srm olan dorudan doruya etkinlii artk doal ya da dolayl bir etkinlie dnmtr. Her filozof da rnesans aydnlarndan kalma bir alkanlkla felsefeye ynelip bir dnemin byk yap ta oldular. CizvitlerinLa Flche okulunda eksiksiz bir skolastik renimi gren, daha sonra youn bir felsefe abasna giren Descartes; branice, Latince ve Franszcay ok iyi renmi olan ve gndelik yaamn gelgitleri dnda tm yaamn felsefeye adayan Spinoza yeni felsefenin ncleri olurken ardllar Leibniz (Descartes'tan elli yl, Spinoza' dan on drt yl sonra dnyaya gelmitir) ok erken gelimi bir dahi rnei izerek yeni bilimsel ve felsefi kavrayn ncleri arasnda en nemli yerlerden birini almtr. Leibniz'in belirttii gibi Descartes'tan gemeden Yenia' kavramak nasl zorsa bizim gibi dnen pek ok kiinin de benimseyecei gibi Leibniz'den gemeden geliim fikrini kavramak olas deildir. Yeni felsefeyi doru olarak kavrayabilmek iin bu filozofun bilgi dnyasna ayrntlaryla girmekte yarar vardr. Alman filozofu Leibniz Slav kkenli bir ailenin ocuudur. Onun adn tam olarak syleyebilmek bizim iin gtr. Bu konuda Almanlar bile glk eker. Filozofun adn baz kaynaklarda Leibniz, baz kaynaklarda Leibnitz diye yazarlar. Gerekte onun adn Alman dilinin koullar iinde Lubenicz diye yazmak ve Leubntz gibi okumak gerekiyordu belki de. (Yvon Belaval'e gre filozofun ad pek ok biimde yazlabilir ve okunabilirdi: Leibniz, Leibnitz, Leibnzius, Leibntz, Leubnutz, Lubeniecz vb). Ancak bu yaz ve bu okuyularn da Almancaya uyarl olduu kesin deildir. Slavcadaki "nicz"in Almancada "nitch" olmas gerekiyordu. Baz yazarlar onun adn Leibnitz diye yazmay yelerler. Kendisi Leibniz' i daha uygun grm, adn hep yle yazmtr. Biz de filozofun adn Leibniz diye yazyor ancak bu ad doru nleyebileceimizi hibir zaman dnmyoruz, herhangi bir filozofun adn kendi dilinde doru okumak gibi bir ykmllmz olmad iin buna gerek de grmyoruz. Dehann ilk atlmlar Page 4 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html Gottfried Wilhelm Leibniz 1 Haziran l646'da Leipzig'de dodu. Birka kuak nce Almanya'ya yerlemi Slav kkenli Lutherci bir aileden geliyordu. Babas Friedrich Leibniz niversite hocasyd, ahlak dersleri veriyordu, ayn zamanda hukukuydu. Annesi Catharina Schmuck bir hukuk profesrnn kzyd. Gottfried Wilhelm babasn yitirdiinde alt yandayd. O yl Nikolai-Schule'de ilkrenimine balad. Ancak yaamnn byk bir blmn babasndan kalan geni kitaplkta geiriyordu. Kendi kendine Yunanca ve Latince rendi, zellikle Platon'u ve Aristoteles'i okudu, daha geni erevede Eskia'n tm filozoflarn ve skolastikleri inceledi. On be yandan sonra Bacon'a, Campanella'ya, Galileo Galilei'ye, Descartes'a yneldi. l66l'de yani on be yanda Leipzig niversitesi'ne girdiinde felsefesinin temellerini atm bulunuyordu. Daha sonra, 1714'te yazd bir mektupta yle diyecektir: "On be yalarmdayken Leipzig yresindeki Rosenthal korusunda eskilerin ve skolastiklerin tzsel biimlerini benimsesem mi benimsemesem mi sorusundan kurtulmak iin gezindiimi anmsyorum." Filozof bu gen yalarnda daha ok Descartes mekaniine ilgi duydu ve bu onu matematie yneltti. Leibniz, Leipzig niversitesi'nde Jacob Thomasius'un derslerini izledi. Bu nl felsefe adam felsefe tarihi alanndaki bilgisiyle Leibniz'in yetimesine byk katkda bulundu. Leibniz o srada Bacon'la ve Descartes'la olduu kadar Hobbes'la da ilgilenmeye balamt. Bu aratrmalar sonucunda Descartes'n mekaniki anlayna ball giderek artacaktr. Ancak o hibir zaman kr krne bir Descartes izleyicisi olmayacak, rnein Aristoteles metafiziinden kalan ve Descartes'n hi benimsemedii sonusal neden fikrini yeniden felsefeye getirecektir. Bu da onun dinci bak asnn zorunlu denebilecek bir sonucudur, her dinci bak doada bir ereklilik grmek ister. Oysa Descartes Aristoteles'in drt nedeninden (etkin neden, biimsel neden, maddesel neden, sonusal neden) yalnzca etkin nedeni benimsemiti. Leibniz l663'te "bireyleme" konulu teziyle niversiteyi bitirirken de skolastik felsefeyle ilgili bir konuyu ele almaktayd. O, bireyleme ilkesi sorununa adc bir zm getiriyordu. Evet, "bireyleme" skolastik felsefeden kalma bir kavramdr, bni Sina'nn metinlerini Latinceye eviren Eucken tarafndan felsefeye sokulmutur. Leibniz de bireyleme sorunu erevesinde bir varln yalnzca zgl bir tipe sahip olmadn, ayn zamanda tekil, somut, uzayda ve zamanda belirgin bir varolua sahip olduunu "De principio individui" adl bu almasnda gstermeye almtr. Yvon Belaval bu tezle ilgili olarak unlar syler: "Leibniz'in bakaloryasn almak iin 1663 maysnda verdii tezi "De principio individui" adclktan yana kar. Yaratlm tzler bireysellik ilkelerini biimde de maddede de bulmazlar, btnsel birliklerinde bulurlar (biim ve madde); biimle madde, zle varolu, trle zgl ayrm arasnda ussal bir ayrma szkonusudur; doa kendi kendini bireyselletirir yani ilk maddenin devinimi zel varlklar oluturmak iin yeterlidir, nk eylerin izleri Tanr'da varolduklar srece lmszdrler." Leibniz o yl Jena niversitesi'nde metafiziki, hukuku, matematiki Erhard Weigel'in derslerini izledi ve mantkla ilgili almalar yapt. Felsefe dilini basitletirmek ve felsefi aratrmay matematiksel aratrmaya benzer klmak dncesi onda o zamanlar olumaya balad. "1663'te Jena'dan dnnde hukuk bilimi adna her eyi yzst brakr. Yapt tarih ve felsefe aratrmalarnn salad kolaylkla hukuku ok basit bulur ve kuramda oyalanmadan hemen uygulamaya geer. Savc yardmcs olan bir dostu onu mahkemeye gtrr, ona okumas iin kararlar bulup verir, yasa rnekleri gsterir. (..) rencimiz hukuk biliminin derinliklerine erkenden girer. Yarglk mesleini pek sever, ancak avukatlarn ayrntclndan nefret eder" (Y. Belaval). 6 ubat l664'te Leibniz annesini yitirmi, bu yzden Brunswick'de hukuku olan days Johann Strauch'un Page 5 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html yanna yerlemi ve hukuk konularnda aratrmalara balamt. Ayn zamanda Altdorf'da (Nrnberg yaknlar) "De casibus perplexis in jure" (Hukukta g durumlar) adl doktora tezini yazd. Bu arada Nrnberg'de Rosenkreuz tarikatna girdi, tarikata girmekle kalmad, rgtn sekreteri oldu. O sra simyaclarn almalaryla ve yaptlaryla ilgilenmeye balad. Tarikattaki eilimlerin tersine boinanca dayal fikirlerle ilgilenmek yerine kimya almalarna yneldi. l667'de Leibniz, Mainz Seicisi'nin eski danman olan Boineburg baronuyla dostluk kurdu, bir "Nova methodus discendae docendaeque jurispuridentiae" (Hukuku renmek ve retmek iin yeni yntem) yazd ve baronun nerisiyle onu Seici'ye kendi eliyle sundu. Bylece hukuku Lasser'le birlikte alma olana salad. Bu kitap hukuk retiminde yeni bir yntem nerirken hukuka kesinlii ve apakl getirmeyi amalyordu. Leibniz'in o gnleriyle ilgili olarak E. Boutroux yle der: "Onun Nrnberg'de kalmaktan salad en byk yarar 1667 ilkyaznda Almanya'nn en sekin devlet adamlarndan biri olan Boineburg baronuyla yani Mainz seicisi Johann Philippe'in eski birinci zel danmanyla tanmak ve bylece byk bir g kazanmak oldu. Siyaset adamyla bilgin arasnda birdenbire ok deerli bir yaknlk kuruldu: o zamana kadar okullarn dar erevesini aamam olan Leibniz dostunun yardmyla toplum ve siyaset yaamnn geni alanna girdi." Paris yolculuu ve son almalar l667-l668'de "Confessio naturae contra atheistas" (Tanrtanmazlara kar doann tankl) adl yaptn yazd. 1668'de yaymlanan bu tantanal balkl kitabnda Leibniz tpk Bacon gibi az felsefenin insan dinden edeceini ve yeterli felsefenin ya da ok felsefenin dine balayacan savundu. Boineburg'un araclyla yaymlanan bu yaptnda filozof ayrca Hristiyan kiliselerinin birletirilmesi iin grler ne sryordu. Leibniz l669 yln eitli siyasal ilikiler iinde geirdi. O yl ilgin bir kitap yaymlad: "Defensio trintitatis per nova repeta logica" (Yeni mantksal bulularn nda teslisin savunulmas). Leibniz l670'de Mainz Seicisi'nin sarayna danman olarak atand. Bu srada Boineburg baronunun istei zerine bir XVI. yzyl insancsnn, Marius Nigolius'un bir yaptn yeniden baskya hazrlad. "Antibarbarus" adl bu yapt skolastik dnceye ynelik bir eletiriydi. Yazar bu kitabnda yeni dnceyi savunuyor, skolastik dnceyi yerden yere vuruyordu. Leibniz bu kitaba yazd nszde yazarn arlklarn belirtmekten geri kalmad. 1672'de iki fizik kitab yaymlad: "Theoria motus abstracti" (Soyut devinim kuram) ve "Theoria motus concreti" (Somut devinim kuram). Bunlardan soyutla ilgili olan Londra krallk topluluuna, somutla ilgili olan Fransz bilimler akademisine sunuldu. Leibniz her iki kitabnda sonsuzkk hesabn fizie uygulamaya almtr. Bu kitaplarn asl nemi Descartes retiye ynelttikleri eletiriden gelir. Descartes'n uzam kavray Leibniz'in dnce dnyasna ters der. Descartes'n retisinde uzam maddenin zdr. Descartes uzam "isel yer" diye adlandryor, uzamda ierilmi cismin uzamdan ayrl yalnzca dncemizden gelir diye dnyordu. Ona gre uzam oluturan ey cismi de oluturan eydi. Bu gr elbette Hristiyan dogmalarna aykrdr. Leibniz sorunu yle koyuyordu: uzam cisimlerin z olamaz, cisimde daha st dzeyde bir eylerin bulunmas gerekir. Uzamdan bamsz olan bu ey de tzdr. Leibniz bylece yeni bilimsel dnceden uzaklamakszn eski felsefenin tz kavrayna balanyor, ruhsal olanla cisimsel olann varln ayr ayr belirleyerek bu iki ey arasna bir gei yeri Page 6 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html koyuyordu. Bylece hristiyan inancnn dogmalar da zedelenmemi oluyordu. Leibniz'e gre zaman nasl art arda geliin dzenini veriyorsa uzam da yan yana geliin dzenini veriyordu. Leibniz l672'de diplomatik bir amala Paris'e gitti. Amac Fransa kral Louis XIV' Msr' ele geirmesi iin ynlendirmekti. Bu giriim Osmanl mparatorluu'nun ortadan kaldrlmas yolunda nemli bir adm olacakt. Tasarnn temelinde Almanya iin tehlike sayd Louis XIV'n gcn krma dncesi yatyordu. Filozof Paris'te Hal Seferleri dneminin oktan kapand gibi bir yant almakla d krklna urad. Y. Belaval bu konuda unlar yazar: "1672! Leibniz bu yl ka kez ac ekerek anacaktr. Paris'e yeni varmtr, 6 Mays gndr, Louis XIV Hollanda'ya sava aar. Bundan byle Msr'a sefer dzenleme tasarsn kim umursayacak! 21 Haziran'da Pomponne Hal Seferleri'nin Saint Louis'den bu yana anlamn yitirdii yantn verir." (Franszlarn Msr karsndaki duygular olduka eliiktir. Onlar hem Msr' ele geirmek isterler, hem de Osmanllarla aray bozmak istemezler. Sonunda Talleyrand'n ngrsyle ve Bonaparte'n giriimiyle 5 Mart 1789'da Msr seferine giriirler. 23 Temmuz'da Kahire der. Ancak bir sre sonra Franszlar eitli nedenlerle Msr'dan ekilirler.) Leibniz 'in Paris'e gitmekten amac siyasal olduu kadar da bilimseldi: Paris bilimin, felsefenin ve sanatn merkeziydi, Franszca bir dnya diliydi, evrensel geerlilikte bir dildi. Fransz edebiyat dnyann ilgisini zerine ekmeye balamt. Leibniz Paris'te gelimekte olan kltr deerlerini yakndan tand. Filozof bu arada 1673'te Londra'ya gidip dnd. Yln ilk ayn orada geirdi, Wren, Oldenburg gibi matematikilerle grt, fiziki Boyle'la dostluk kurdu. Paris'e dndnde Pascal'n matematik almalarn inceledi, matematiki ve gkbilimci Huygens'le bir sre alt. Malebranche'la tanma olana buldu. K. Fischer bu durumun Leibniz'e ok ey kattn bildirerek yle der: "Paris'te kal onun iin son derece yararl oldu. O yzylda o bir Fransz yazar olmasayd Avrupal bir yazar olamazd. Leibniz bunu Paris'te gerekletirdi. (..) Birinci snf matematiki katna Paris'te ykselmitir Leibniz, yoksa o zamann dncesi iinde Almanya'da kalsayd bu yere ne yapsa kamazd." Leibniz'in balca yaptlarn Fransz diliyle yazm olmas bu erevede elbette olduka anlamldr. Leibniz 1676'da Pascal'n yapm olduu hesap makinesini gelitirdi. Yalnzca toplama karma yapan makinebundan byle arpma ve blme de yapacakt, hatta kk alma ilemlerinde kullanlabilecekti. 1676 Ekiminde filozof lkesine dnd. Geerken Londra'ya ve Amsterdam'a urad. Londra'da daha nceki yolculuunda tanm olduu nl geometri bilgini Collins'le ve nl fiziki, matematiki, gkbilimci Newton'la grt. Newton'la aralarnda bu grmeden sonra fke ve kuku dolu bir krgnlk geliti. Bu 1676 yl Leibniz iin olduka verimli ya da nemli bir yldr. Leibniz 1676'da insanlk tarihinin en nemli bulularndan birini gerekletirdi, diferansiyel hesabn buldu. Bu buluuyla matematii yeni bir bilim durumuna getirdi, "srekli"yi ve "sonsuzkk" ortaya koydu. Diferansiyel hesabnn bulunuu Leibniz'le Newton'n arasn at. Ortaya konan bulular arasndaki yaknlk Londra grmesinin bir sonucu muydu? Bu hesab nce Leibniz mi, Newton mu bulmutu? Newton'n flksiyonlar yntemi dedii ey Leibniz'in yeni buluuyla neredeyse zdeti. Emile Boutroux bu konuda yle der: "Newton flksiyonlarn deiimlerini cisimlerin devinimleriyle karlatrarak hz fikrini yeni hesabnn temeline koyuyordu. Leibniz buna karlk bu yeni aratrmaya sonsuzkk nicelikler kavramn getirerek fizik dnyadan alnm bir imgeden deil de metafizik bir noktadan yola kyordu." Leibniz lkesine dnerken Amsterdam'da Spinoza'yla da bir grme yapmt. l672 ylnn sonlarnda Boineburg baronu, bir yl sonra Mainz seicisi bu dnyadan ayrlmlard. l676'da Leibniz Braunschweig-Lneburg dknn nerisiyle Hannover'de kitaplk memuru oldu. 1677-1679 arasnda din ilerine arlk veren filozof kiliseleri birletirme giriimlerini srdrd, bunun iin katolik inancnn savunucusu olan Fransz dnr Bossuet'yle mektuplat, bu Page 7 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html arada piskopos Spizola'yla yazt. Bossuet'nin uzlamaz kiilii Leibniz'in gcn kryordu. O sralar Leibniz Harz maden iletmelerinin yeniletirilmesi iin almalar yapt, bu arada baz kayalarn d asll, bazlarnn da i asll olduunu gsterdi. 1678'de Hannover'da yksek mahkeme yesi seildi. l682'de Leipzig'de "Acta eruditorum" adl bilimsel bir derginin kurulmasna katkda bulundu. l685'te Braunschweig hanedannn resmi tarihisi oldu. l686'da felsefesinin btnn zetledii, ince olmasna karn temel kitaplarndan biri saylan "Discours de metaphysique"i (Metafizik zerine konuma) yazd. Franszca yazlm olan ve ilk basm 1846'da yaplabilen bu yapt kesin biimiyle 1907'de Henri Lestienne yaymlad. Bu yaptnda Leibniz Tanr'y geni ereveli bir biimde tantlamaya giriti ve ileride "monad" diye belirleyecei "bireysel tz" aklad. Bu yapt Leibniz'i kavramakta ok nemli bir kaynaktr. 1686'da filozof kiliselerin birletirilmesi konusunda yeni zmler getiren "Systema theologicum"u da kard. O yln bir rn daha oldu: "Brevis demonstratio erroris memorabilis Cartesii" (Descartes'n nemli bir yanlgsyla ilgili ksa belirleme). Bu kitabnda Leibniz Descartes'n cisimlerin arpmasyla ilgili kuramn eletirmitir. l687-l690 arasnda filozof Avusturya, Almanya ve talya'ya yolculuklar yapt. Braunschweig hanedannn tarihini yazabilmek iin belgeler topluyordu. Bu yolculuklar srasnda pek ok bilim, din ve siyaset adamyla yaknlk kurdu. l690'da Locke'un nl kitab "Essay concerning human understanding" (nsan anl zerine deneme) yaymland (kitabn geniletilmi basmlar l694, l697, l699, l705'te yaplmtr). Bu kitapta Leibniz felsefesine taban tabana kart grler ne srlmektedir. Spinoza'nn yat olan ingiliz filozofu Locke Aristotelesi bir izgide felsefesini gelitirmitir, oysa Leibniz tam anlamnda Platoncu bir felsefe anlay gelitirmektedir. 1690 ayn zamanda filozofun "ncesel uyum" kuramn ortaya att yldr. Bir yl sonra Leibniz "Si l'essence du corps consiste dans l'tendue" (Cisimlerin tz uzamda mdr) adl bir kitapk kard. 1692'de Hannover devletinin seicilik almasna katkda bulunan Leibniz 1693'te "Codex juris gentium diplomaticus"u (nsan haklarnn siyaset yasas) yaymlad. 1694'te "Sur la reforma de la philosophie premire et sur la notion de substance" (lk felsefenin yeniden dzenlenmesi ve tz kavram zerine) adl kitabn kard. Bir yl sonra kan "Systme nouveau de la nature et de la communication des substances"da (Doa zerine ve tzlerin ilikisi zerine yeni dizge) ncesel uyumu aklyordu. Johann Friedrich'in yerine gemi olan kardei Ernst-August 1696'da Leibniz'i danman yapt. Filozof 1697'de "Sur l'origine radicale des choses"u (eylerin kkel kayna zerine) yaymlad. Bu kitapta filozof dnyamz "olas dnyalarn en gzeli" diye belirleyen kuramn aklyordu. 1698'de Ernst-August ld. O yl Leibniz "De ipsa natura sive de vi insita actionibusque creaturarum"u (Doann kendisi zerine ya da ikin g zerine ve yaratklarn eylemleri zerine) adl kitapn kard. Bu almasnda filozof doa ve sonluluk zerine ortaya konulmu olan fikirlerin modern mekaniklik fikriyle pek gzel badatn savunuyordu. Felsefe almalarnn yannda Leibniz lkesinin kltr sorunlarn zebilmek iin tasarlar gelitiriyordu, bunun iin dnsel ve siyasal dzeyde eitli ilikiler kurmaktayd. Paris'teki ve Londra'daki bilimler akademisine benzer bir kuruluu gerekletirebilmek iin ok emek harcad. Bu yolda Brandenburg seicisine (gelecein Prusya kral Friedrich I) bir kurulu tasla sundu. Berlin Bilimler Dernei Leibniz'in tasarsna gre 11 Temmuz 1700'de kuruldu. Balang almalar Avrupa'y kasp kavurmakta olan savalar yznden pek etin geti. Kurum Friedrich II'nin katksyla 1744'te Bilimler Akademisi adn ald. Bu arada Leibniz Braunschweig hanedannn tarihiyle ilgili belgeleri 1701'den sonra yaymlad. Bu alma eski Almanya zerine ayrntl bir tarih incelemesidir. Page 8 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html Leibniz l703'te temel kitaplarndan biri olan ve Locke'u eletirmek zere yazd "Nouveaux essais sur l'entendement humain" (nsan anl zerine yeni deneme) adl yaptn kotarr, ancak Locke 28 Ekim l704'de lnce Leibniz bu ok nemli yaptn yaymlamaktan ahlaksal kayglarla vazgeer. Oysa bu alma Leibniz felsefesini aklayan temel ve geni bir almadr. Bu almada Locke'un "tabula rasa" kuram eletirilir ve doutan fikirlerin varl savunulur. l7l0'da temel kitaplarndan biri olan "Essais de thodice" (Tanrbilgisi zerine deneme) yaymlanr. Bu kitap Fransz filozofu Pierre Bayle'e yant nitelii tamaktadr. Leibniz bu kitabnda dnyamzn olas dnyalarn en gzeli olduunu savunan o iyimser gr zerinde durur. Protestanln dorularndan ok hogr anlayn benimseyen Bayle zellikle tartma bilmez kiiler olarak belirledii dinbilimcileri kyasya eletirir. O gerekte Leibniz'in tz anlayna da kardr, hem ok basit olan hem de hibir d neden olmakszn deiik alglara ulaabilen monadlar ona kavranlamaz grnmektedir. Pierre Bayle kolay kolay dize gelmeyen kavgac kiiliiyle "inancn evrensel olmas doru olmasn gerektirmez" diye dnr. Bayle'e gre filozoflar bakalarnn nerdii eyleri benimsemekle deil, nesneleri inceden inceye aratrmakla ykmldrler. Bu grleri onu Leibniz'le ve din adamlaryla kar karya getirmitir. Bayle yalnz cizvitlerin deil, protestan papazlarnn da fkesini ekiyordu. Bayle'e kar tanrsal adaleti savunan "Thodice" mezheplerin birletirilmesi yolunda bir abay ortaya koyar. Leibniz bir yandan mezhepleri birletirmeye alrken bir yandan da tm hristiyan lkelerinin kardee yaamasn salamak iin yollar aryor, bu arada Osmanl mparatorluu'nu ortadan kaldrma yolunda bir Msr seferini gerekletirebilmek iin eitli ilikilere giriyordu. Amac elbette Franszlarn dikkatini Almanya'dan baka bir yne yneltmekti. Louis XIV'n kapsn alm, ancak hibir olumlu sonu alamamt. Bir kap daha ald. Osmanllarn Demirba arl diye adlandrdklar Karl XII'yle iliki kurdu. Kral Pultava savanda yenilince filozofun umutlar suya dt. Umut Rusya ar Byk Petro'dayd. Leibniz'in byk Petro'ya yaklamas ok kolay olmad. ar uzlamaz bir kiiydi, lkesini ileri bir lke durumuna getirmekten baka bir sorunla ilgilenmiyordu. Leibniz ar'n dostu ve Viyana'daki elisi Baron Urbich'in araclyla ar'a bir kltr kalknmas tasars sundu. Tasarda Petersburg'da bir bilimler akademisi kurulmas dncesi de yer alyordu. Akademi Rusya'daki kltr kalknmasnn merkezi olacakt. Leibniz ayrca btn Rusya'da kitaplklar, laboratuvarlar, aratrma merkezleri kurulmasn neriyordu. Filozof 1711 Ekiminde arla grme olana buldu. Ardndan hemen Avusturya'ya arld: imparator Karl VI kendisine bir eyler soracakt. Ancak imparatora yaknlaabileceini sanrken d krklna urad. Leibniz l7l4'e doru nl yapt "Monadologie"yi yaymlad. O bu yaptn nl Fransz komutan Eugne de Savoie iin kaleme almt. Bu kitap batan sona monadlar retisini aklyordu. Leibniz ayn yl "Principes de yla nature et de la grce fondes en raison"u (Doann ve tanrvergisinin usla temellenmi ilkeleri) yaymlad. Sonra yeniden Hannover'a yerleti. Byk Britanya ve rlanda kral olan Hannover Seicisi George I'e yaknlat. Filozofun George I gibi ne yaptn bilmeyen, tutarszlklaryla nl birinden yardm ummas anlalr gibi deildi. 1701 tarihli Act of Settlement ile ngiltere tahtnn veraset hakk Hannoverllara braklmt. George I annesinin ve daha sonra Kralie Anne'in lm zerine tahta oturmutu. Dnyasn kadnlarla ve kar hesaplaryla dolduran, ngilizce renmek zahmetine bile katlanmam olan George I Leibniz'i hi mi hi ciddiye almad, onunla ngiltere'ye yolculuk yapmak bile istemedi. Filozof son yllarn orada yalnzlk iinde geirdi. Onun inanl ama zgr bak biimine alamayan din adamlar onu inanszlkla suladlar. Bu anlamsz basklar altnda yalnzl seen Leibniz l7l6'da Hannover'da dnyaya gzlerini kapad. Locke'u eletirmek iin yazm olduu temel kitab ancak l765'te yaymlanabilmitir. Page 9 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html Semecilik ve btnc bak Alman felsefesinin temel bir zellii durumuna gelmi olan etrefillik Leibniz'le balar dersek filozofa az da olsa hakszlk etmi olur muyuz? Leibniz felsefesinin Kant, Hegel, Fichte felsefelerinden daha az bulank olduunu sylemek belki de doru olacaktr. Leibniz'i okumakta Emile Boutroux gibi felsefe adamlarnn byk kolaylk saladn gryoruz. Felsefe tarihisi F. Challaye bu konuda Boutroux'nun katksn "Petite histoire des grandes philosophies" (Byk felsefelerin kk tarihi) adl kitabnda yle belirler: "Monadoloji gibi ok g bir kitap da Emile Boutroux'nun esiz "Giri"inin ve notlarnn salad aydnlatmalar kullanmak kouluyla okunabilir. Derin bir aratrmada bu "Giri", k noktas olarak alnabilecei gibi Maurice Halbwachs'n "Leibniz"i de kaynaklaryla birlikte kullanlabilir." Biz bu ok kk tantma almasnda Boutroux'dan, Halbwachs'dan yararlandmz gibi Leibniz aratrmasna yllarn vermi olan Yvon Belaval'in kitaplarndan da yararlanmaya altk. Ama elbette en nemli kaynamz Leibniz'in kendi yaptlaryd. Leibniz Almanlarn ilk byk filozofudur. O, Descartes'n ve brlerinin izinde yeni bir felsefe kurarken nderini ya da nderlerini eletirmekten geri kalmamtr. Descartes'tan gemeden yeni felsefenin iyi anlalamayacan bildiren filozof, Aristotelesi izgideki filozoflarn, bu arada Locke'un felsefesine taban tabana kart bir felsefe gelitirmitir. "Yeni deneme"nin nsznde unlar syler: "Ksacas, Deneme'nin yazar benim de alkladm nice gzel ey sylyor olursa olsun, dizgelerimiz birbirinden ayrdr. Onunki daha ok Aristoteles'in dizgesine baldr, benimki Platon'unkine, ikimiz de birok bakmdan bu iki filozofun retisinden uzakta olsak bile." Descartes Leibniz, nderi gibi kktenci olmay yelememi, daha ok semeci bir felsefe oluturmak yoluna gitmitir. O, skolastikler karsnda Descartes kadar kktenci ya da acmasz deildir. Descartes'a gre Aristoteles'in ardl olan bu dinci filozoflar salkl hibir gr ortaya koyamamlardr. Leibniz yle der: "Sanrm eskilerin de, derin dnce alkanlna ermi, birka yzyl nce dinbilim ve felsefe retmi, ilerinden bazlar azizlik katna ykselmi usta kiilerin de szn ettiimiz eyler zerine bilgisi olmutur; onlar bugn gzden dm bulunan tzsel biimlerin varln benimsemeye ve korumaya ynelten bu bilgidir. Ama onlar bizim yeni filozoflar topluluunun sand gibi ne ylesine dorularn uzandadrlar, ne de ylesine gln durumdadrlar. " Leibniz bylece kendinden nceki dnce etkinliklerini tam anlamnda btnselci ama ayn zamanda ayklamac bir bakla deerlendirmeye ynelir. En deerli elerden yepyeni bir btn oluturmak ister gibidir. F.-J. Thonnard "Prcis d'histoire de la philosophie" adl kitabnda yle der: "Yazar kadar karmak olan Leibniz'in yapt modern kavray hem durdurur, hem ileriye gtrr gibidir: nce geleneksel reti adna Descartes'n bireyciliine ve ykc eletirisine kar gl bir tepki olarak grnr. Leibniz eskilere sayg gsterir, onlardan yararlanr: amac tm dizgelerin doru eleriyle kurulmu olan ve "Philosophia Page 10 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html perennis" olarak adlandrd eyi ortaya koymaktr. Genel kavray Descartesla kar gibidir, yazlarnda Tommasocu fikirler oka grlebilir. Bununla birlikte, gerekte bu felsefenin ruhunu oluturan ilke hi de Tommasocu deildir, Descartesdr. Bu, deneyin dnda dnyay yeniden kurma abasdr, bu yolda basit gelerin belirlenmesine ve matematiin kesin yntemine uygun olarak onlarn btnletirilmesine dayanr." Leibniz felsefesi bir btnsellik felsefesidir. Leibniz belli konulara arlk vermek yerine btn kapsayan bir aklama getirmeye alr. O, tm modern filozoflarn tersine, kendinden nceki felsefeleri kl krk yararcasna aratrmtr. Ona gre en olumsuz grnen dncede bile yararl bir yan bulabiliriz. Ancak, filozof, o dnemde ok tutulan gkbilgisi (astroloji) gibi temelsiz bilgi alanlarndan uzak kalmaya zen gstermitir. yle dnr: Doulular tanrsallk konusunda ok gzel ve ok byk grler ne srmlerdir. Yunanllar usavurma yntemini ve bilimi ortaya koydular. Kilise babalar Yunan felsefesindeki uyarsz eleri temizlediler. Skolastikler pagan felsefelerindeki az ok uyarl bilgileri Hristiyan dncesine uydurmak iin aba gsterdiler. Ortaa'n barbar sprntleri arasnda altnlar gizlenmitir. Ve sonunda diyebiliriz ki Descartes doru dnceye gei yeridir. Bu yzden Leibniz gzn eskiden ayramaz, durmadan eski felsefeleri aratrr, Platon'da, Aristoteles'te, Aziz Tommaso'da, hatta eski atomcularda, ama zellikle Descartes'ta kendisi iin ok deerli hazineler bulmaktadr. Leibniz semecidir, evet, hem de her kaynaa ynelmeye hazr bir semecidir. Bacon ve Descartes'n yerden yere vurduu skolastiklere arka ksa da onlar gibi yapmaz, yani bir iki kaynakla yetinmez, rnein biraz Plaaton, biraz da Aristoteles yeterlidir deyip kmaz. Amac retiler arasnda bir uzlama ortaya koyabilmektir. Bunun dnda o bir deneycidir: zihnimiz kendinde bir takm dorularn tohumlarn ya da taslaklarn tayor olsa da, bu tohumlar yeertebilmek iin ya da taslaklarn iini doldurabilmek iin deney bir zorunluluk olacaktr. Tam anlamyla bir doutanc olan Platon bile d dnya nesnelerinin uyarc ya da kkrtc etkisini grmezden gelmiyordu. Leibniz bu deneyci bakn mantn ve matematiin dayanaklaryla besler. Deney tek bana yeterli deildir, deney denen k noktasndan daha salam yerlere varmak gerekir. Leibniz felsefesini kurarken kendinden ncekileri titizlikle incelemitir. Emile Boutroux bu konuda yle der: "Kendinden nceki tm modern filozoflardan ayr olarak Leibniz ncekilerin retilerini tanmaya ynelir. Eskilere byk sayg gsterir. Aziz Tommaso'ya deer verdii gibi Bacon ve Descartes'a da deer verir. O, felsefesini temellendirirken, ayn zamanda din ve ahlak birliini salamak, dini ve ahlak usun aydnlatc gcyle temellendirmek istemitir. Burada onun salt dinci ya da usu bir tutum iinde olduunu dnmek yanla dmek olur. l7l2'de ar Byk Petro'ya yazd mektupta yle diyordu: "Ben lkeleri iin ya da herhangi bir ulus iin kendinden geen insanlardan deilim; tmyle insan trnn iyilii iin alyorum. Gkleri yurdum olarak dnyorum, mayas salam insanlar yurttalarm olarak gryorum." O bir filozof olarak her zaman en kapsayc olan ngrecektir, evrensele ulamak isteyecektir, btn insan iin olan bulup gstermeye alacaktr. Evrensele ulama konusunda Leibniz tam anlamyla Descartes bir zen iindedir. Evrensel bilim aray Page 11 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html Felsefe iin "caractristique gnrale" adn verdii bir "genel iaretler dili" tasarlad. Descartes'n her eyi kapsamaya alan evrenselci bak asna uygun bir biimde Leibniz matematii andran ama matematikle dorudan yaknl olmayan, ancak tm temel sorunlar matematikte olduu gibi apak bir biimde zmemize olanak veren evrensel bir bilim kurabilmek iin uzun yllar aba gsterdi. Descartes'n ngrd apaklk byle bir bilimle salanabilirdi. Bu biraz da her kapy kolayca aabilecek bir ak tasarlamaktr. Bylece bir iaretler dilini tam bir gvenlik iinde kullanabileceimiz bir alan kurulmu olacaktr. Bu konuda E. Boutroux unlar yazyor: "Matematiksel dizilerdeki uyuumla bylenmi olarak, felsefe iin benzer uyuum yasalar bulmaya giriti, ortak fikirler temelinde ayrtrma yoluyla basit fikirleri zmlemeyi ve onlar zel iaretlerle belirlemeyi dnd. Bylece dncenin alfabesi ve yazs bir kez bulundu mu felsefenin tm sorunlar mantksal hesaplamaya indirgenecekti, tpk matematiksel uyuumlarda olduu gibi. Bu felsefi uyuumlara rnek olarak Leibniz kategorik tasmn tm olas biimlerini gsteriyordu." Bu fikirler ilk olarak Leibniz'in 1666'da yazd "Arte combinatoria"da yer almtr. Leibniz'e gre gndelik dille bilim ya da felsefe konularna ynelmekte saysz saknca vardr. Bu konuda Maurice Halbwachs bize unlar sylyor: "nsanlar birbirleriyle srekli takyorlarsa bu onlardan bazlarnn ya da hem birilerinin, hem brlerinin kt dnyor olmasndandr. Pek ok kii bir usavurmann sonucunu almakta pek hzl gider, ilkeleri ve ara terimleri aydnlatmay dnmez; dilin en byk yararlarndan biri olan ksaltmak ve younlatrmak edimi burada kocaman bir uyarszlk olur: insanlar konutuklar gibi dnrler ve kt konuulduu da hep gzden kaar. i bilimsel anlamda kantlar ortaya koymak olan mantklar bile birbirlerini anlayamazlar. (..) Bilginler genellikle szckleri tanmlamakta zenli deillerdir, onlar tanmladklar zaman da bunu kendilerine ok aydnlk grnen szckler araclyla yaparlar ki bunlar da hemen hibir zaman karanl ortadan kaldrmaz. Gndelik kullanma gre bir terim kullanld zaman bu kullanmn uyarl olduu sanlr. Ama gndelik dil hibir zaman kendini dorulayamaz." Pekiyi, bu yeni simgesel dil nasl bir dil olacakt? Bu yeni dil elbette her insann dncesini birine ya da birilerine, buradaki ya da bir baka lkedeki birine ya da birilerine kolayca ulatraca bir dil olmayacakt. "Evrensel dil fikirlerimizin alfabesi gibi olacakt: yaratlmas g olan bu dil kolayca renilecekti..." (Halbwachs). Bu dil eyleri bize bir baka dilden daha etkili bir biimde sunacakt. Bizim gndelik dilimiz eylerle tam akmazken, szcklerimiz belirledikleri nesnelere tpatp uymazken bu yeni dil bu akmay, bu uyumu salayacakt. Bylece bir halk dili, bir de bilgin dili szkonusu olacakt. Bilgin dili gstermeler ve bulular iin amaz bir ara anlamna gelecekti. "yi dnmek doru konumak kadar kolay olacakt; yntem bir oyun, dzen bir alkanlk olacakt" (Halbwachs). Herhangi bilimsel bir sorun ortaya atld zaman tartmaya girmek gerekmeyecek, hemen kd kalemi alp hesaplama iine giriilecekti. Bu, matematik hesaplama da salama yapmak kadar basit bir ilem olacakt. Bu dille ilgili olarak daha ne sylenebilir? "Leibniz onun zerinde hibir sonu elde edemeden bir mr boyu altna gre bu evrensel dilin ne olabileceini sylemek elbette gtr" (Halbwachs). Leibniz evrensel bir dil aramaya ya da yaratmaya ynelirken elbette Descartes bir tutumu Page 12 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html gerekletiriyordu, onun bu yneliinde belirleyici olan zellikle evrensele ball ve apak olana olan tutkusuydu. Leibniz de Descartes gibi bilimsel dncede evrensel apakl ngryordu. Bilimselliin bir boyutu evrensellikse br boyutu apaklkt, hatta bu iki yan birbirinin iinde gibiydi. Ancak bylesi bir amaca, bizi evrensel apakla bir rpda ulatracak bir araca sahip olma amacna ulamak kolay myd? Evrensel bir dile ulamak biraz da tm bilimsel ve felsefi sorunlarn, tm metafizik sorunlarn kolayca zlebilmesi olanan salamak deil miydi? Leibniz bu evrensel dil dzenini gerekletirebilmi olsayd bilimsel bulular raslantya kalmaktan kurtulacakt, hatta belki de bilimsel aba zel olarak ngry gerektirmeyecekti: raslantsaln yerini tmyle ussal dayanaklar olan bir teknik uygulama alm olacakt. Her ne olursa olsun, Leibniz'in bu tasars bir dilek olmaktan teye geemedi. Yeter neden ilkesi Varl doru olarak kavramak iin grntlerden ok ze ynelmek gerekecektir. Bu yolda yaplacak bir aratrma bize zorunluluklarla olaslklar arasnda bir ayrm yapma gereini duyuracaktr. Leibniz "eliki ilkesi"nin ya da "elimezlik ilkesi"nin yanna "yeter neden ilkesi"ni koyar. Yeter neden ilkesi herhangi bir eyin nedensiz gerekleemeyeceini gsterir. Leibniz koyduu bu ilkeyi ayn zamanda "belirleyici neden ilkesi" diye adlandrr. Leibniz'e gre ruhumuz yalnzca fikirleri deil, ilkeleri de barndrr. Bu ilkeler yalnzca zdelik ilkesi, elimezlik ilkesi, yeter neden ilkesi deildir, daha baka ilkeler de vardr. Bunlar anln doruca kendisinden elde ettii dorulardr, lmsz dorulardr. Bunlarn kartlar bizi zorda brakr, elikiye drr. elimezlik ilkesine bal olan bu dorular zorunludur yani onlarn baka trls olas deildir. Usun dorular zorunluyken olgunun dorular olumsaldr, bunlar baka trl de olabilirdi diye dndmz dorulardr. Olgunun dorular yeter neden ilkesine baldr. Bir baka deyile zorunlu nermeler yalnzca tanrsal usa baldrlar, olumsal nermeler tanrsal isteme baldrlar. Olumsal nermeler Tanr'nn tm br dnyalar arasndan zgrce yaratmay setii gerek dnyann olgularn aklar. te yandan, Descartes ve Spinoza gibi doutan fikirlerin varlna inanan Leibniz, deneyi Spinoza gibi tmyle yararsz grmez, tersine ussal bilgiyle deneysel bilgiyi yan yana koyar ve bylece deneye belli bir arlk verirken Descartes'a yaklar. Leibniz bize o zamana kadar varl gsterilmemi bir ilkenin varln bildirdi. Leibniz mantnn nemli bir esini oluturan bu ilke, yeter neden ilkesi, genel olarak mantn temel ya da ilksel esi olarak bilinen zdelik ilkesinin ei gibiydi. Yeter neden ilkesi varolan her eyin bir varolu nedeni olduunu gsterir. Leibniz yle der: "Hibir doru ya da varlk, hibir gerek nerme onun neden byle olduunu ve baka trl olmadn belirleyen yeterli bir neden olmakszn varolamaz, bu nedenler genellikle bizce bilinmese de." Leibniz'e gre ruhumuz yalnzca kavramlar ya da fikirleri deil bir takm ilkeleri de ierir. zdelik ilkesi bunlarn banda gelir. Bu ilkeler arasnda bir de elimezlik ilkesi vardr. ("elikili iki ilkeden biri doru br yanltr.") Leibniz bu tr dorular, ruhun iermi olduu dorular lmsz dorular olarak belirler. Bu dorular zorunlu olan dorulardr. Ustan gelen bu dorulardan baka bir de Page 13 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html deneyden gelen dorular vardr. Usun dorular zorunluyken deneyden gelen dorular ya da olgularla ilgili dorular olumsaldr. Deneyden edindiimiz dorular "baka trl de olabilirlerdi" dediimiz dorulardr. Bu dorular neden byledirler? rnein stanbul neden 1453 ylnda Trklerin eline gemitir? Bu soruyu yantlamamz olas deildir. Olgunun dorular ite o adn andmz yeter neden ilkesine dayanrlar. "La Monadologie"de Leibniz yle der: "Dorular iki eittir, usavurmayla ilgili dorular ve olguyla ilgili dorular. Usavurmayla ilgili dorular zorunludur ve kartlar olas deildir, olguyla ilgili dorular olumsaldr ve kartlar olasdr." Biz zorunlu nermelerin apak kavramna ayrtrma yoluyla ularken olumsal eylerin apak kavramna hibir zaman ulaamayz. Olumsal eylerin kavramna ancak Tanr ular, nk onlar o yaratmtr. Bizim iin ancak bir yaklam szkonusu olabilir. yleyse yeter neden ilkesi tanrsal istemin kouludur. Tanrsal ussallk zorunluluu belirlerken tanrsal istem olumsall belirler. Temelde iki ilke vardr. "Her varlk kendisinden baka bir ey deildir" dediimde zdelii, "Hibir ey yeter neden olmadan varolamaz" dediimde yeter neden ilkesini belirlemi olurum. "Olumsalla zorunlu arasndaki ayrm gerekle olas, varolula z arasndaki ayrmla zdetir. Bu ayrmn kkeni tanrsal iki niteliktedir, zlerle ilgili olan anlkta ve varolularla ilgili olan istemdedir" (E.Brhier). Bylece usun dorularyla olgunun dorular tanrsal dzeyde de insani dzeyde de birbirlerinden ayrlrlar. "Usun zdelere indirgenebilen dorularnn kart eliki ieren dorularn tersine olumsal dorular ya da olgunun dorularnn kart eliki iermeyen dorulardr: lmsz dorularn 'metafizik zorunluluk'una metafizik zorunluluun yokluu kart olur. Ama bu zorunluluun yokluu tam bir belirlenmezlik midir? Hayr, byle bir ey szkonusu olsayd yeter neden ilkesine kar olacakt. Ancak belirlenmi olmak zorunlu olmak deil midir, yani baka trl olamamak deil midir? Byle olsayd olumsalln zorunluluktan bir ayrl kalmayacakt. Belirlenme zorunluluu gerektirir, ancak metafizik ya da mantksal bir zorunluluu deil, "ex hypothesi" bir zorunluluu, sonula ilgili ya da koulsal bir zorunluluu gerektirir..." (Brhier). Tz kavrayna doru Balangta eskilerin, zellikle skolastiklerin etkisinde kalarak tzsel biimleri benimseyen filozof daha sonra yenilerin etkisiyle mekanie ve matematie yaklaacaktr. Ancak bu alanlarda son aklamalara yneldike metafizie bavurma zorunluluu kendini gsterecektir. Mekaniin alannda Aristoteles'in drt nedeninden ikisi, etkin nedenler ve maddesel nedenler geerlidir, hatta bir bakma yalnzca etkin nedenler geerlidir, sonusal nedenlere ve biimsel nedenlere gerek yoktur. Leibniz bu alandaki boluklar grerek kkl zmlere ynelmek ister. Bu alanda en ilgin aklamalar Descartes'tan ve atomculardan gelmitir. Descartes'n aklamalar matematie, atomcularn aklamalar mekanie dayanmaktadr. Descartes uzam' maddenin z durumuna getirmiti, atomcular da maddeyi aralarnda boluklar brakan ok kk ve blnmez paralara ayrmlard. Birinde madde srekli, brnde kesintiliydi. Daha baka zmler de vard ama genelde onlar rahata bu iki zme indirgenebilirlerdi. Oysa bu iki zm de Leibniz'e Page 14 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html tutarl grnmyordu. O zaman filozof iin eski tzsel biimleri yeniden ele almak yararl olacakt, ne var ki artk onu olduu gibi benimsemek de olas deildi. Leibniz mantkta dncenin salam topran, matematikte mantksal gstermenin olanaklarn buluyordu. Deney ve mantk bylece metafizik dnceye tutarl bir kaynak oluturacakt. Leibniz matematie olan dknlkte br modern filozoflardan hi de geri kalmyordu. Yntem kavrayyla matematik inanc onda da neredeyse bir btn oluturuyordu. Matematik son zamanlarda byk bir ilerleme gstermiti ve bu ilerlemeyi ynteminin tutarllna borluydu. Ancak Descartes gibi Leibniz de, ok zaman yanl anlald gibi, dorudan doruya matematik bir yntem gelitirmi deildir, tersine ynteminde bir metafizie ulamak iin matematikten yardm ya da yarar ummutur. Leibniz matematii salam bir dayanak olarak grr. Ancak o her eyden nce bir metafizikidir, bu yzden ncelikle nedenler aratrmasna ynelir. Onun felsefede temel sorunu "tz"dr. Leibniz her zaman ok ilgi duyduu mekaniklikten her zaman temeli oluturduuna inand metafizie bir kap aar. Mekaniklik tek bana yeterli deildir, byk lde dorular barndrsa da boluklarla doludur. imdi burada, bu metinde birka defa andmz "tzsel biimler"in ne olduuna bir gz atmakta yarar vardr. "Tz" kavramnn Aristoteles'e dayandn biliyoruz. Aristoteles'e gre tz, bir tmcede her zaman zne olan eydir. Ona gre tz oluturan eyler basit cisimlerdir, onlarn bileikleri ve paralar da tzdr, ayrca tanrsal varlklar da tz diye belirlenmelidir. Tz bir baka bakmdan varlklar vareden niteliklerin de addr. Tz her varln grnm ya da biimidir. Skolastiklerin "tzsel biimler"ini de bu erevede anlamak gerekir. Aristoteles'in Hristiyan izleyicileri olan skolastikler iin tzsel biim varlkbilimsel ilkedir, onunla belirsiz madde yani basit gcllk etkin duruma girer, edimlileir. Tzsel biim, ayn trn bireylerine zg ortak doa diye anlalmaldr.Kendine zg bir varolu biimi olan ve bireylere gre deimeyen bir ortak doadr bu. Buna karlk raslantsal biim varolan eyi biimlemekle birlikte onun doasn belirlemez. Aziz Tommaso iki biim arasndaki ayrl yle belirler: "Tzsel bir biim raslantsal bir biimden raslantsal biimin hibir biimde varlk salamayyla, ancak bir varlk kipi salayyla ayrlr. Tzsel biimse mutlak bir biimde varl salar." Tz sorunu XVII. yzyldan sonra felsefenin konusu olmaktan kacaktr. Ancak Leibniz'de tz aratrmas tzsel biimler kavraynn nne ya da ok tesine geecektir. Monadlar retisi Descartes doa olaylarn mekaniki bir anlayla ele almakta haklyd, Leibniz de o yolu tuttu. Ancak Descartes'n uzamda maddenin zn bulmas anlalr gibi deildi, buna gre filozof tm varl silme maddeyle dolduruyordu. Devinimin belli bir nicelikte olduu ve bu niceliin hi deimedii gr de Page 15 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html tutarl deildi. Leibniz'e gre cisimlerin zn oluturan uzam deil gt. Uzam, uzaml cisimlerin dnda herhangi bir ey olamazd. Uzam, yan yana gelen eylerin ortaya koyduu dzenden baka bir ey deildi. Devinmeyen bir cisimde de bir direnme yatknl, bir g vard. Evrende varln deimeden srdren ey devinimin nicelii olamazd, gcn nicelii olabilirdi. Bu gcn varln biz bir isel deneyle sezebilirdik. Bylece Leibniz fizik dnyadan metafizik dzeye bir gei yapmaktadr. Buna gre maddenin temelinde uzamsz tzler vardr. Bu tzleri Leibniz, Giordano Bruno'nun XVI. yzylda ortaya koyduu bir terimi kullanarak "monad" diye adlandrd. Evet, varln kkeninde monadlar denen tzleri buluruz. Leibniz kendi kuramn monadoloji diye adlandrr. Monad basit bir tzdr, yaratlmtr. Monadlar birbirlerinden ayrdrlar. Onlar birbirlerinden ayran alglardr. Burada alg ne anlama geliyor? Alg monadn kendi dna aldr, br monadlara yneliidir. Ancak, herbiri maddesiz olan monadlarn pencereleri yoktur, bu yzden ne onlara bir ey girebilir, ne onlardan bir ey kabilir. Her monad br monadlarn algsna kendi iinde varr. Evrenle ilgili bu alg ak ve seik deildir, onu ak ve seik klmak, algda ve stalgda belirginletirmek gerekir. Alg bilinsiz olabilir, yalnzca stalg bilinlidir. Derin bir uykuya daldmz zaman olduu gibi sezemediimiz alglar vardr. Bylece Leibniz bilindn ilk tanmlayan kii olur. Monadlar srekli olarak bir algdan bir baka algya geerler, bu olguyu ya da ilkeyi alk diye adlandrmak gerekir. Bu oluum bir i oluumdur, monadda olup biter, ancak bir monadda olurken baka monadlarda da gerekleir. Bylece her bir monad evrenin canl bir aynas olur. te bu noktada Leibniz dncesinin en nemli yan kendini gsterir: Leibniz bize geliimi ilk tanmlayan filozof olmutur. Ondan nce geliim fikri yoktur. Aristoteles ve skolastikler balad yerle bittii yer ayn olan dairesel devinimi en yetkin devinim sayyorlard. Leibniz bize izgisel devinimin ilk tanmn yapt. Lebiniz'e gre her monad tm gemi zerinde, tm imdi zerinde, tm gelecek zerinde ya da evrenin tm gemii, imdisi, gelecei zerinde bir bak asdr. Leibniz yle der: "Her tz btn bir dnya gibidir, Tanr'nn ya da tm evrenin aynas gibidir, her tz Tanr'y ya da evreni kendine gre aklar, her kent onu deiik yerlerden gzleyene nasl deiik grnrse. Bylece evren varolan tzler saysnca oalmtr diyebiliriz bir bakma. Ve Tanr'nn n de tm deiik sunumlar saysnca oalmtr. yle de diyebiliriz: her tz kendinde Tanr'nn sonsuz bilgeliinin tamgllnn zyapsn tar bir anlamda ve Tanr'ya becerebildiince yknr. nk her tz kark bir biimde de olsa, evrende gemile, imdiyle, gelecekle ilgili olarak her olan aklar, bu da sonsuz bir algya ya da bilgiye benzer. Tm br tzler de bunu akladklarndan her tz Yaratan'n tm gllne yknerek kendi gcn br tzler zerine yayar diyebiliriz."Hep edim durumunda olan monadlarda "onlar i etkinliklerinin kayna klan bir yeterlilik" vardr. Her monad gemiinin izlerini ve geleceinin taslan kendinde tar. Leibniz "La Monadologie" adl kitabnda zetle unlar syler: "Burada szn ettiimiz monad bileiklere katlan basit bir tzden baka bir ey deildir; basit demek paralar olmayan demektir. Bileikler varolduuna gre basit tzlerin de varolmas gerekir; nk bileik, basitlerin bir toplamndan ya da "aggregatum"undan baka bir ey deildir. Buna gre paralarn olmad yerde ne uzam, ne biim, ne de olas bir blnebilirlik vardr. Ve bu monadlar doann gerek atomlardrlar, tek bir szckle sylersek eylerin eleridirler. Monadlarn pencereleri yoktur, bu yzden onlara bir eyler girip kamaz. Bylece monada dardan ne bir tz, ne bir raslant girebilir. Bununla birlikte monadlarn baz nitelikleri vardr, byle olmasayd onlar varlk olamayacaklard. Niteliksiz monadlar eer varolsalard bunlar birbirlerinden ayrlamayacaklard. Ayn zamanda her monadn bir baka monaddan ayr olmas gerekir. Yaratlm her varlk deiimin konusudur ve buna gre yaratlm olan monad da byledir, bu deiiklik her bir Page 16 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html monadda sreklidir. "Btn bu sylediklerimden kan sonu udur: monadlarn deiimleri bir "i ilke"den gelmektedir, nk bir d neden onu etkileyemeyecektir. Ancak, deiim ilkesinin dnda, bir de deien eyin ayrnts vardr ki deyim yerindeyse basit tzlerin zelliini ve eitliliini oluturur. Bu ayrnt birlikli olanda ya da basitte okluu ierir. nk her doal deiim derece derece olduundan baz eyler deiirken bazlar olduu gibi kalacaktr; sonu olarak basit tzde duygulanmlar ve ilikiler okluu vardr, onun paralar olmasa da. "Birlik"te ya da basit tzde bir okluu saran ve gsteren geici durum alg diye adlandrlan eyden bakas deildir, ancak onu stalgdan ya da bilinten ayrmak gerekir. Bu konuda Descarteslar ok eyi eksik tuttular, sezgisine varlamayan alglar yok saydlar. Bir algdan bir baka algya deiimi ya da geii salayan i ilkenin edimi alk diye adlandrlabilir. Bizler algladmz en kk bir dncenin nesnede bir eitlilii ierdiini grdmzde basit tzde bir okluun deneyimini kendi kendimize yayoruz. Bylece ruhun basit bir tz olduunu bilen tm insanlar bu okluu monadda tanmak durumundadrlar. Ak ak sylemek zorunda olduumuz bir ey var: alg ve onunla ilgili olan ey mekanik nedenlerle aklanamazlar yani biimlerle ve devinimlerle aklanamazlar. Alglar ve alklar olan her eyi ruh diye adlandrmak istiyorsak o durumda tm basit tzler ya da yaratlm monadlar ruh diye adlandrlabilirler." "Monad" terimini ilk olarak kullanan kii Giordano Bruno (1550-1600) oldu. Bruno eylerin elerini "monad" ya da "minima" diye adlandrmt. Bir dominiken rahibi olan ve Roma'da yaklarak ldrlen Bruno, Ptolemaios'un Aristoteles'den kalma evren tablosunu ykarken Copernicus dizgesine gre evren aklamalar yapm, dnyann merkezi de evresi de bulunmadn, uzayn saysz yldzla dolu sonsuz bir boluk olduunu bildirmiti. Bu yldzlar evrensel bir geliime ya da evrime boyun emekteydiler. Evren Tanr'nn ta kendisiydi. Bruno'ya gre doa bir "monas monadum"du, ayn zamanda hem "maximum" (her ey ondayd) hem "minimum"du (her ey ondan geliyordu). Leibniz'in bu monad fikrine Bruno'dan giderek ulam olduu dnlebilir, ancak Leibniz'in "monad" gene de zgndr. O kendi monad kuramn batan sona tm incelikleriyle dne dne kurmutur. E. Boutroux da bu konuda bize unlar syler: "Leibniz'in monadyla Bruno'nun monad arasndaki ayrm byktr. Bruno'nun monad deyim yerindeyse bir "tz-ey"dir. Onun ierdii ruhsal e gerekleecek bir biimdir. Leibniz'in monad bir "tz-zne"dir. Onun ayrc nitelii sunumdur, algdr; onun z karmak bir algdan seik bir algya gemektir." Monadlarn temel nitelikleri ve kendiliindenlik E. Boutroux monad konusunda bize unlar syler: "1. Gerek olarak basit olmakla monadlar doal olarak ne balayabilir, ne de bitebilirler. nk doal doumlar ve lmler bir katmadan ya da ayrmadan baka bir ey deillerdir. Balanglar ancak bir yaratlma, bitileri de bir yok olma olabilir. 2. Page 17 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html Madde etkin olarak sonsuza blndne gre ve her bileim basit eleri gerektirdiine gre monadlarn says sonsuz olmaldr. 3. Belirlenmezler ilkesine gre iki varlk seik olabilmek iin saysal olmaktan daha deiik bir biimde ayrlmaldrlar. Basit yineleme, ruhun bir ilemi olarak, kendinde eylerle bir ayrlk ortaya koymayacaktr. ki varln mutlak olarak seik olabilmesi iin bu iki varlk isel belirlemelerle birbirinden ayrlmak zorundadr. yleyse her monadn, isel olarak, insan ruhunun doasna benzer bir doas vardr; bu doa her monadda o monada zg belirlenimlere sahiptir. 4. Yaratlm varlklar olarak monadlar zorunlu biimde deiime bamldrlar, bu deiim herbirinde sreklidir. Bu deiim nasl ortaya kar? Her tzde br tzlerin mekanik etkisiyle ortaya kar diyebilir miyiz? Mekanik etki bir arpmadr, paralarn yer deitirmesidir. Oysa gerek anlamda basit bir varlk olan monadda paralar yoktur. yleyse bir d etki sz konusu deildir, bu belki de monadda deiimi douracak bir i ilke olacaktr. Monad kendiliindenlikle donanmtr, bu bir tr cisimsel olmayan bir otomattr. Buradan kan sonu monaddaki durumlarn birbirinden domakta olduudur, yle ki onlarn her birinde imdi gemile doludur ve gelecein ilkesi olarak vardr. 5. Sonu olarak monaddaki zgllk ve kendiliindenlik neyle ilgilidir? zgllk deiimlerin ayrntsdr. Ama her doal deiim derece derece olduundan baz eyler deiir ve baz eyler olduu gibi kalr. Sonu olarak monadda bir duygulanmlar ve ilikiler eitlilii vardr. Ancak monad basittir. oklukla basitlii nasl badatrmal? Bylece birlikte bir okluu saran bir durum gryoruz: bu durum algdr. yleyse her monada bireyliini kazandran nitelik algdan baka bir ey deildir ve tm monadlar algyla donanmlardr. Neyi alglarlar? Tm evreni alglarlar; nk boluk olanaksz olduundan her ey birbirine bal olduu iin btn alglamadan paralar alglamak olas deildir. Ancak her monad evreni kendine zg bir bak asyla alglar, onun seik bir alglama alan vardr, onun dnda o eyleri bulank olarak grr." Burada Descartes dncenin "ak" ve "seik" kavramlaryla karlarz. Bir algnn ak olmas, nesnesini br nesnelerden ayrabilmesi demektir. Ak olmayan bir alg karanlk bir algdr, nesnelerin birbirine kart bir algdr. Nesneleri ayrntlaryla belirleyen bir alg da seik olarak nitelendirilir. Bir alg seik deilse karmaktr. Bir alg seikse zorunlu olarak ak olacaktr. Demek ki algnn dereceleri vardr. Algnn dereceleri seiklik dereceleridir. Bu noktada "alg" ve "stalg" ayrl balar. Bilincine varlm algya stalg demek gerekir. Her alg bilinli alg deildir. Bilinte karl olmayan alglar vardr. Alglarn seiklik ls ayn zamanda monadlarn yetkinlik lsdr. yleyse szn ettiimiz kendiliindenlik nereden geliyor? Monadn kendiliindenlii dorudan doruya onun etkinliiyle ilgilidir, daha dorusu her monadn kendinde bir etkin g oluturmasyla ilgilidir. Her monad aralksz bir deiim iindedir. Deiim monadn doasnda bulunduuna gre onda her zaman bir algdan baka bir algya gei sz konusudur. Bizim nasl istemimiz varsa, istemimize dayanarak amalarmz gerekletiriyorsak, monadn da al vardr, bu alk onu bir isel durumdan bir baka isel duruma geirir. Nasl bizim istemimiz bizi daha iyi bir duruma yneltirse monadn al da onu imdiki durumunu aan daha yetkin bir duruma ulatracaktr, yani daha seik alglara gtrecektir. Maddede olan deiimin de ruhta olan deiimin de kkeninde bu etkinlik vardr. Buna gre her ruhsal durum kendi yeter nedenini bir nceki durumda bulacaktr. Bu isel bir oluumdur, herhangi bir d etkeni gerektirmez. Evet, bu oluumu ya da dnm yalnzca ruhta deil, tm mekanik dzende ve tm metafizik ortamnda bulabiliriz. Page 18 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html Kk Aristoteles'e kadar uzanan "tz" kavram zellikle XVII. yzyl felsefelerinde bilgi kuramnn temel dayanan oluturur. Bu kavram XVII. yzyldan sonra felsefeden ekilecektir. "Filozoflar tzden sz etmek konusunda giderek saknk oldular, nk bu szck genellikle bizim bilgisizliimizin simgesidir" der Halbwachs. Ancak Leibniz'in felsefesinde bu kavram temeli oluturur, yle ki onu kaldrdnz zaman btn bir dizge yklp gidecektir. ada dnce asndan monadn en nemli yan bize geliim fikrini veren gemili ve gelecekli bir varlk oluudur. Her monad tm gemiinin izlerini ve geleceinin taslan kendinde tadna gre izgisel geliim var demektir. XIX. yzyl felsefelerinde byk lde yer alacak ve yeni tarih kavraynn kkenini oluturacak olan geliim fikrinin ilk biimini ya da ilk aklamasn Leibniz'de buluyoruz. ncesel uyum ve evrensel dzen Baz monadlarda seik olarak bulunan ey baz monadlarda karmak ya da karanlktr. Ne olursa olsun monadlar birbirleriyle uyumlu tzlerdir, Tanr onlarn aralarndaki uyumu daha balangta dzenlemitir. Leibniz bu uyumu ncesel uyum diye adlandrr ve ruh-beden ilikisini de bu uyumla aklar. ncesel uyum bize kkel bir karlkll duyurmaktadr. yle der Leibniz: "Tanr evren zerinde sahip olduu deiik grlerine gre eitli tzler yaratr. Tanr'nn araya giriiyle her tzn kendine zg doas u zellie sahip olmutur: tzlerden birinde olan bir ey tm br tzlerde olan biteni karlar, ama tzler birbirleri zerinde eylemde bulunmazlar." ncesel uyum ayn zamanda Tanr'nn varln gsteren bir kant deeri tar. Leibniz yle der: "Birbirine tam olarak uyan iki duvar saati ya da masa saati dnn. Bu uyum biimde gerekleebilir. Birincisi, bir saatin br saat zerindeki etkisiyle olur; ikincisi, onlara bakan bir adamn zeniyle olur; ncs, onlarn tam uyarllyla olur." Bu erevede birinci durum Descartes felsefesindeki ruh ve beden ilikisini, ikincisi Malebranche'n anlayn, ncs de Leibniz'in ncesel uyumunu aklar. Leibniz, ncesel uyum kavrayyla hem beden ve ruh ilikisi sorununu, hem de tm tzlerin aralarndaki iliki sorununu zmeye alr. ncesel uyum buna gre monadlar birbirine balayan ya da bir btnde bir araya getiren yasadr. Bu birbirleriyle tam bir uyum iinde olan monad adl tzler arasnda bir sradzeni vardr. Bir baka deyile evren sradzenli tzlerin katmasyla olumutur. Bu tzler alglarnn az ya da ok seik olularna gre az ya da ok yetkindirler. En alt dzeydeki monadlar Leibniz rlplak monadlar diye adlandrr. Bunlar cisimlerin bileimine giren monadlardr. Bu kat bitkiler ve inorganik varlklar katdr. Bu basit canllar yaamsall olan ama dnsellii olmayan eylerdir. Bunlarn bilinci yoktur, alglar sardr. Bylece bu kat "basit canllar" kat diye belirleyen Leibniz canl madde fikrine ynelmi olur. Der ki: "Belki de u mermer paras bir sonsuz canl cisimler yndr ya da balklarla dolu bir gl gibidir." Bu "rlplak monadlar"n stnde hayvanlar kat bulunur. Bylece alttan yukarya doru kesintisiz bir geii, bir sreklilii srdrmek isteyen Leibniz bitkileri yetkin olmayan hayvanlar olarak grr. Hayvanlar Page 19 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html kesiminde alglama daha seiktir. stelik hayvanlarn anlar da vardr. Onlarda usu uzaktan yakndan anmsatan bir arm dzeninin varolduunu grrz, yani onlarda bir tr kavrayla karlarz. Bu bir tr deneysel kavraytr ki gerek dnsellikle ilgili deildir. nc basamakta ussal varlklar yer alr. Zorunlu dorulara ancak bu varlklar ulaabilir. Bunlar usun ilkelerinden giderek hem kendi bilinlerine varrlar, hem bakalarnn ve Tanr'nn bilincine varrlar. "Ussal tzlerle ussal olmayan tzler arasndaki ayrm aynayla aynaya bakan insan arasndaki ayrm kadar byktr" der Leibniz. Hayvandan insana, usd varlklardan ussal varlklara gei pek yumuak bir gei deildir, nk insanla hayvan arasnda bir arayer, bir ara varlk saptamak olas deildir. Bu basamaklarn en stnde Tanr yer alr. O en yetkin monaddr, her eyin rnei ve yaratcsdr. Tanrsal zekda sonsuz sayda evren olasl vardr. Bu olaslklardan herbiri zorunlu olarak varolmak durumunda deildir. Tanr'nn zgr gc u ya da bu dnyay yaratp yaratmamakta da zgrdr. Ancak yaadmz dnya olabilecek dnyalarn en gzelidir. Tanr onca olabilir arasndan onu seip gerekletirmitir. Yeter neden ilkesine gre yaratlm olan bu dnya gzellikte brlerini aar. Tanr yaratmak iin en zengin dnyay semitir. Yaadmz dnya olas dnyalarn en gzelidir. F.-J. Thonnard bu konuda yle der: "eliki barndrmayan her eyi tanmakta olan tanrsal ussallkta sonsuz sayda olas evren vardr. Bu evrenlerden her biri, ayr ayr alndnda, tam anlamnda olas olmakla, zorunlu bir varolu koulu ortaya koymazlar. Tanrsal g, kendi olarak ele alndnda, bir zorunluluk deildir ve u ya da bu dnyay yaratmakta zgrdr. Ancak onlar aralarnda karlatrld zaman, tanrsal erdeme bal olarak, ilerinde bir tanesi vardr ki iyilikte tm brlerini geride brakr, byle olunca onun varoluu bir gerekliliktir. Bu durumda tanrsal edim, yetkin olmamak gibi bir duruma dmeyeceinden, bir yeter nedene sahip olacaktr ve bu neden de ancak en yce iyi olabilir: yleyse, bugnk dnyann olas en iyi dnya olduunu syleyebiliriz." Bilgi sorunu Leibniz daha ok tz sorunuyla ilgilendi, bilgi sorunu zerinde oka durmad. Varlk aklamas zaten bilgi kuram iin belli bir veri salamaktayd. Descartes bilgi sorunuyla enine boyuna ilgilenmi, fikirleri doutan fikirler, edinilmi fikirler ve imgelemsel fikirler olmak zere e ayrmt. Descartes, bu erevede, Platon'un mutlak lkcln geride brakarak deneye de belli bir yer verdii gibi olanla yetinmeyip olasnn alanna almak istemiti: imgelemsel bize olasnn yolunu aacakt. Leibniz Platon'u erkenden okumu ve ona gnlden balanm bir filozof olarak zellikle onun anmsama kuramyla oka ilgilenmiti. Leibniz retisini Platon'un yolunda erkenden oluturdu, buna gre eylerin ruhsallmz zerinde bir etkisi olmadn, ruhun kendine yettiini dnyordu. Onun bilgi kuramyla ilgilenmesi daha ok Locke'un "Deneme"sine kar bir "Yeni Deneme" yazma istei iinde szkonusu oldu, Locke'u eletirmek gibi bir sorun olmasa belki Leibniz byle bir ie kalkmayacakt. Page 20 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html Leibniz bizde baz doutan fikirlerin varolduunu bildirmekle yetindi, ayrntl bir fikirler aratrmas yapmay dnmedi. Zihnimizde bir takm fikirler vard, bu fikirler u ya da bu biimde duyularmzdan gelme fikirler olamazd. Leibniz'e gre tm dncelerimiz ya da ruhumuzun tm edimleri onun kendiyle ilgili eylerdi. Burada filozofu tam anlamyla Platoncu bir izgide gryoruz. Buna gre zihnimizdeki fikirler nceseldir ya da zihnimizde fikirler ncesel olarak vardr, ancak biz onlar birrpda, gzmzn nndeymi gibi gremeyiz. yleyse ruhumuz gibi ruhumuzun fikirleri de doutan olmaldr. Demek ki Locke'un sand gibi insan ruhu balangta batan sona bo deildir, bir "tabula rasa" deildir: ruh ayr ya da seik varlyla fikirleri kendinde tar. Bylece Platon'un anmsamasnda olduu gibi bilgiye ynelen ruhun kendine dnmesi, kendi stne kapanmas gerekecektir. Kendine kapanan ruh gerek bilgiyi bylece kendinde bulacaktr. "Mekaniin yasalar gibi iselliin de yasalar vardr. Alglarn zincirleme balann salamak iin mekaniin yasalaryla karmayan bu yasalar tek balarnaym gibi, beden yokmu gibi eylemde bulunurlar. Bu yasalara gre bir alg bir baka algyla belirlenir, onda varoluu iin gerekli her eyi bulur. Buna gre hibir ayrcalk szkonusu olmakszn tm fikirlerimiz, nesnesi metafizik olan fikirler kadar duyulur eylerin fikirleri de, herhangi bir d enin etkisi olmadan bizim zihinsel doamza bal olan ilksel temelden gelirler ve bylece zihnimiz bilginin gelimesinin kayna olduu gibi onun ilkelerinin de kayna olur" (E. Boutroux). Bununla birlikte d dnya vardr ve d dnya bilgisi hibir ey demek deildir. Uzam, uzaml cisimlerin dnda bir ey deildir. Uzay tm olas yan yana gelmelerin dzenidir, zaman da tm olas art arda gelilerin dzenidir. Tm yarglarmzn temeli bizim dmzdadr, dnyadadr, deneyseldir. Ancak deney bize hibir zaman kesinlii salamaz. Leibniz'e gre hayvanlar tmyle deneyseldirler, onlar ancak rnekler zerine uyarlanabilirler: onlarn dnyasnda ustan deil de usun glgesi gibi bir eyden szedebiliriz. Oysa insan kesin bilgiler ortaya koyabilir. Yalnzca duyumdan gelen bilgilerin bizim iin salam dayanaklar oluturmas olas deildir, bu da bizde doutan fikirlerin varolduunu kantlar. Temel bilgiler duyulardan gemeksizin zihnimizde varolmulardr. Onlar usavurmalarmzn salam temellerini olutururlar, ayn zamanda duyu verileriyle ilgili olarak olas nermeler oluturmamz salarlar. Tanr fikri ve ahlak anlay Platoncu Hegel felsefesi gibi Platoncu Leibniz felsefesi de her penceresinden Tanr grnen bir felsefedir. Leibniz'in dinsel inanlar felsefesinin rengini ve temel anlamn da belirlemitir. Leibniz felsefesinde hibir bilgi yoktur ki Tanr sorununa balanmasn. Bu felsefe dinsel bak asyla olmaktan tede, doaya, insan yaamna, temel insan sorunlarna getirdii ok nemli aklamalarla ilgimizi eker. Leibniz zellikle ilerleme dncesini temellendirerek ada geliim anlaynn ilk biimini ortaya koymutur. Ancak evrensel uyum gibi, sradzenli varlk tablosu gibi sorunlar bu felsefeyi zellikle dinsel klar. Tanr'nn varln gsteren en nemli kant ncesel uyumun ta kendisidir. Bu Tanr Spinoza'nn "Doal Tanr"sna ya da "Tanr-Doa"sna benzer bir Tanr deildir. Spinoza'nn Tanrs kendi kendini ancak kendine uymakla, kendi yasalarna uymakla zgr klan bir Tanr'yd, gereklilikler dnda, doal gereklilikler dnda bamsz bir "istem"i ortaya koymuyordu. Spinoza'nn Tanrsn belirleyen koullar Leibniz'e kr bir Page 21 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html gerekliliin koullar olarak grnecektir. Leibniz'e gre yaratt evrende ikin olmayan, yaratt evreni aan Tanr mutlak bir kendiliindenlik iindedir. Onun sonsuz bir zgrl vardr. Bununla birlikte o kendi kadar yetkin olmayan bir dnya yaratmtr. Dnya ylesine yetkin olsayd onu Yaratan'la kartrma, Yaratan'la bir tutma olasl vard. Ancak bu dnya gene de yetkinlikleri olan bir dnyadr ya da bu dnya yetkin olmayan olas dnyalarn en yetkini olarak varedilmitir. Ayrca onun yetkinlie doru gelitiini de unutmamak gerekir. Demek ki dnyann varoluunun temelinde tanrsal bir seim szkonusudur. Tanr en yetkin monaddr, her eyin kaynadr, her eyin hem rnei hem yaratcsdr. Onda her ey seik olarak bulunur. O mutlak olarak yetkindir, onun herhangi bir eksii yoktur, o herhangi bir olmaml barndrmaz. Doada birok yetkinlikle karlarz, Tanr bu yetkinliklerin tmn kucaklar. Bu eksiksiz yaratc insan da zgr bir varlk olarak yaratmtr. Tanr gibi insan da geliigzel bir zgrlk iinde deildir. O da doal olarak her trl etkinliini yeter neden ilkesine dayandracaktr. zgr insan nasl tanmlamal? zgr insan her eyden nce sorumlu insandr. O Tanr karsnda sorumludur. Leibniz'e gre "Efendilerin en iyisi olan Tanr yalnzca doru ynelim bekler." nsandan doru ynelim bekleyen Tanr insana ilgisiz deildir, insann sorumluluu buna gre karl olan bir sorumluluktur. Tanr insana her zaman doru yolu gstermeye hazrdr. Tanr insan doru yola koymaz ama ona doru yolu gsterir. "Yce ve sonsuz bilgiye sahip olan Tanr yalnzca metafizik anlamda deil ahlak anlamnda da en yetkin biimde etkindir." nsan iin nemli olan Tanr'ya tam bir istekle ynelitir. nsan Tanr'nn rnn ya da yaptlarn ne lde doru kavrarsa o lde uygun yolu seme ansna ulam olacaktr. "Tanr'nn istediini istemeye hazr olunmad zaman Tanr'y sevmek gtr." Buna gre Tanr'nn istemiyle bamza gelen her eyden, iyi eylerden olduu kadar kt eylerden de honut olmamz gerekir. "Usumuz yettiince Tanr'nn grnr istemine gre davranmalyz, bu arada genelin iyiliine elimiz erdiince katkda bulunmaya almalyz." Leibniz felsefesi bize eylemlerimizin belirlenmi olduunu bildirir, bununla birlikte ahlaksal edimlere olanak verir. "Sonu olarak unu retir: eylemlerimiz bazen seik alglarca, bazen karmak alglarca belirlenmitir. Leibniz'e gre ahlaksal belirlenimin temeli buradadr. Seik alglarla belirlenmi eylemler iyidir, kark alglarla belirlenmi eylemler ktdr" (E. Boutroux). "yi"nin tek lt, buna gre, usun deimez kuraldr, nk yi ancak ve ancak tanrsal us zerine temellenebilir. nsan iin nemli olan mutluluktur, bu yoldan mutlulua ermektir. Buradaki mutluluk her zaman usun ndan yararlanan mutluluk olacaktr. Gerekte bilgi gibi ahlakllk da doutandr, bir "vergi"dir. nsann znde hazza yneli vardr, nemli olan bu ynelii erdemle gtrebilmektir ya da gerekletirebilmektir. Gerek mutlulua varmann tek yolu geliimdir, yetkinleme yolunda ilerleyitir. Ruhumuz yetkinletike sevinci yaayacaktr, her admda biraz daha sevinli olacaktr, bu arada bakalarnn sevincini yaama ansn elde etmi olacaktr. Demek ki insan ne lde yetkinleirse o lde sevme ansn elde edebilir. Bakalarnn sevincini yaamak belli bir yetkinlii gerektirir. Bu da dnk sevgi bazen Tanr'ya, bazen de insanlara ynelecektir. Erdemli kii bakalarnn yetkinliine ve sevincine katlmay bilen kiidir. Bu ynelim en yce amacn gene Tanr'da bulur. Biz Tanr'y hibir karlk beklemeden severiz. Burada tam tamna yarargzetmez bir ynelim szkonusudur. Nasl hibir yararcla dmeden bir mzik parasn dinleyebiliyorsak ya da bir iiri okuyabiliyorsak Tanr'y da ylece izleyebiliriz. Tanry sevmek Page 22 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html gzeldir, kendimizi Tanr'ya vermek ok gzeldir. Kendimizi Tanr'ya vermek kendimizden vazgemek anlamna gelmeyecektir. nsan Tanr yolunda kendini bulur, Tanr'ya ynelerek kendi yetkinliimizi kurarz, onun yetkinliinde kendi yetkinliimizi gerekletiririz, kendimizi daha yetkin bir varlk klmaya doru gideriz. Bu tanrsal yetkinlik bize duyularn araya girdii herhangi bir dolayl ilikide deil, dorudan doruya bir ilikide, tam tamna aracsz bir ilikide anacaktr. Ruhlararas bir ilikiyle Tanr'nn ruhuna ulamaktr bu. Gerek ak Tanr akdr. Gerek ahlakllk Tanr yolunda olmay, Tanr'ya sevgiyle ynelmeyi gerektirir. Siyaset ve hukuk XVII. yzyl filozoflar iinde siyasete byk bir eilim gsteren yalnzca Leibniz olmutur. Descartes elden ayaktan uzakta, bir soba banda dncelerini rmeyi yelerken Spinoza kimseye grnmeden ekmek parasn karmaya bakyordu, darack bir yerde gzlk cam parlatyordu. Malebranche ve Pascal belli bir siyasal etkinlik iinde deillerdi. Leibniz her zaman bir siyaset adam gibi davrand. Bu davrannda ne kadar baarl olduu ayr bir konudur. Emilienne Naert "La Penseepolitique de Leibniz" (Leibniz'in siyasal dncesi) adl kitabna yle balar: "Elbette klasik dnemin tm filozoflar arasnda siyasete en etkin biimde girmi olan Leibniz'dir. Bugn olsayd onun iin 'gdml bir yazar' denebilirdi. Almanya'da bir soba bann yalnzl onun dnmesi iin elverili deildir, o insanlar 'ormanlarnzda raslanan aalar ve orada otlayan hayvanlar'dan daha ok dnmeyen Descartes gibi yapamazd, Hollanda'da bilinmeden tannmadan yirmi yl akn bir sre yaayamazd. Spinoza gibi bir yoksul odackta gzlk cam parlatarak dncelerini dokuyacak yerde 'geni dnya'da dolamay yelemitir. Zamannn en nl insanlaryla karlar. (..) Her bilim onda merak uyandrr, insanla ilgili hibir ey ona yabanc deildir. O dnemde, 'Avrupa bilincinin bunalm' dneminde Avrupa'yla ilgili olabilen her eyin ak sezgisine ulamtr. (..) Leibniz'in u szleri buradan gelir: 'Biz kendimiz iin varolmadk, toplumun iyilii iin varolduk, paralar nasl btn iin varsalar...' " Leibniz siyaseti bir yaam biimi olarak benimserken siyasetle ilgili byk yaptlar vermedi, onun bu konudaki grlerini eitli yazlarndan topluyoruz. Filozofa gre siyaset tpk hekimlik gibi, ahlak gibi bir yarar bilimidir, bir uygulama bilimidir, yaam kolaylatrc bir bilimdir. Yneticinin mutluluu kendini ynettii insanlara adamasnda deil midir? Zaten soyut bir toplumsal mutluluk kavray elbette gerekle badamayacaktr. Her kiinin mutluluunu salayan ynetim tartmasz en doru ynetim saylmaldr. Buna gre her ynetim halkn ve devletin yararn gzetmekle ykml olacaktr. nsann ya da insanlarn mutluluunu ngren her ynetici gerek bir kahraman olarak deerlendirilmelidir. Ancak bu erevede yararl kavramyla onurlu kavramn birbirinden ayr tutmamak gerekir: bir toplum iin yarar ne kadar nemliyse onur da o kadar nemlidir. te bu noktada doal hukukun ie karmas bir zorunluluk olur. Page 23 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html Tm toplumlarda yararla onuru bir arada gtrecek olan, onlar bir btnde bir araya getirme gc tayan tek ey doal hukuktur. Doal hukuktan evrensel hukuku, kk Tanr'ya dayanan kapsayc hukuku, toplumlarn zel zelliklerine gre oluturulmu olmayan hukuku anlamak gerekir. Bilindii gibi toplumlar birbirlerinden ok ayr zellikler ortaya koyarlar. Ancak her toplumda hukukun yani tanrsal ussalln egemen olmas iin aba ve zen gstermek gerekecektir. Bu erevede doal hukuku olumlu hukukun stnde grmek gerekir, bir baka deyile yaamsal gereksinimlerden doan hukuku doal hukukun belirleyiciliine vermek gerekir. Adaleti olumlu hukukla snrlarsak, yalnzca ona dayanarak gerekletirmeye kalkarsak zellikle uluslararas hukuk iin engeller koymu oluruz, amazlar oluturmu oluruz. Prenslerin dehas doal hukukun bir evrensel hukuk olarak olumlu hukuk zerinde, olumlu hukukun eitlilikleri zerinde egemen olmasn salayacaktr. En iyi devlet mutlak yetkeyi en iyi gerekletirmi devlet olmaktan ok, gle erdemi bir btnde bir araya getirmi devlettir. yi bir devlet dzeni, salkl bir devlet dzeni apak yasalar zerine temellendirilebilir. Yasalar iyi bir devlet dzeninde herhangi bir yorumu gerektirmeyecek kadar belirgin ve belirleyici olacaktr. Toplumsal uyum ancak bu tr yasalarla gerekletirilebilir. Bulank ya da kaygan yasalar toplumda kargaay getirecek ya da varolan kargaay artracak yasalardr. Her yargcn kendine gre yorumlayabildii bir yasa toplumsal dzenin salkszlna tanklk eder. Demek ki hukuk alannda ve oradan giderek genel toplumsal dzende usun egemenliini salamak insanlarn mutlu yaayabilmeleri iin bir zorunluluktur. Evet, mutluluk yalnzca bu koulda olasdr. nsan insann kurdu olmayacaksa bu dzende olmayabilir. Ksacas doal hukuk olmadan olumlu hukuk gereklemez. Ancak, unutulmamas gereken bir nokta da, toplumsal dzenlerin hibir zaman tam anlamyla yetkin dzenler olamayacaklardr. nemli olan bir toplumda belli bir mutluluun, bir i ve d gvenin salanmasdr. Leibniz'e gre gvenlik mutluluun temel kouludur. Yetkin devletlerde halkn mutluluu birinci planda grnr bir zelliktir, nk en ok nemsenen eydir. Bunun bir rejim sorunu oluturduunu syleyebilir miyiz? Syleyemeyiz. Rejimler biimsellikleriyle ne karlar. nemli olan u ya da bu rejimle ynetilmek deil, nemli olan herhangi bir rejimle iyi ynetilmektir. Her ynetim biimi kt kullanldnda halkn mutluluuna byk engeller karr. Her ynetim biimi iyi kullanldnda halka en byk mutluluu getirebilir. Beceriksiz ya da kt niyetli yneticiler mutlu bir toplum dzeni yaratmakta her zaman eksik kalacaklardr. Leibniz bir mektubunda rejimleri nitelikleriyle belirlerken unlar syler: "Mutlak ynetimin amac bizim imdiki kralmzda olduu gibi erdemce ve usa nl bir kahramann egemen olmasdr. Soyluluun amac ynetimi en bilge ve en usta kiilere brakmaktr. Demokrasinin amac halklar onlar iin en iyi olanla buluturmaktr." Her rejim bir lkeye uygun debilir, nemli olan onu iyi kullanmaktr, halkn mutluluunu salayacak biimde etkin klmaktr. Ne olursa olsun Leibniz'e gre ynetim her zaman gl kiilerin elinde olmaldr, erdemle gc bir araya getirmi kiilerin elinde olmaldr. "En gllerin her zaman en bilge, en bilgelerin de her zaman en gl olmas ngrlr." Ancak bilgelik yaamda ylesine bol bulunan bir ey deildir, bilgelik ok g kazanlan bir eydir. Buna gre, byk insanlarn ok byk yanllar yaptna sk sk tank oluruz. "Ayrca bilgelik tannmas o kadar kolay bir ey deildir." te bu noktada ok nemli bir sorunla, prensin eitimi sorunuyla karlarz. Prensin eitimi ok byk bir nem tar. O her eyden nce bilgili bir insan olmaldr, bilgisiyle seilen bir insan olmaldr. Onun elbette tm bilimlerin bilgilerini alm bir kii olmas beklenemez. Yetke olabilmesi iin gerekli bilgileri ya da temel bilgileri almas yeterlidir. Bu bilgiler unlar olabilir: corafya, ahlak, siyaset, askerlik, konuma, yabanc dil, yabanc grenekler...Bu bilgileri yalnzca Page 24 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html okuyarak deil gre gre, yaaya yaaya, deneye deneye edinmek de gerekir. Prensin eitiminde kuramdan olduu kadar, uygulamadan da yararlanmaldr. Sonu Leibniz felsefesi XVII. yzyl felsefelerinin en nemlilerindendir. Descartes ve Spinoza felsefesiyle bir btn oluturur. Bacon ve Locke'un tersine bu filozof tam anlamnda dizge filozoflar oldular, dncelerini ussal bir btnlkte ortaya koydular; grlerinin eliki barndrmamasna, tm insan ve evren sorunlarn kavramasna zen gsterdiler. Leibniz "Yeni deneme" adl almasnn ge yaymlanmasnn da etkisiyle gnnde yeter ilgiyi grememitir. Bu ilgisizliin bir nedeni de o dnemde Almanya'nn kltr asndan Avrupa'nn ileri lkeleri arasnda saylmay olabilir. Bilindii gibi Leibniz en nemli yaptlarn Franszca yazmtr. Leibniz felsefesi XVIII. yzylda ilgi ekti, Christian Wolff'dan geerek Kant'a ulat; denebilir ki Leibniz, Kant iin gl bir k noktas oldu. Kant'n izinde giden Fichte de Leibniz'den ok ey edindi. Wolff, Leibniz'in basit bir aklaycs olarak kalmad, onu kendine gre yorumlad, deyim yerindeyse onu eip bkt; yeter neden ilkesini yok sayd, her eyi zdelik ilkesine indirgedi. Gene de Leibniz'i yeniden varetmekte Wolff'un katks byk oldu. Monadlar kuramnn ok ak, ok anlalr, ok belirgin bir kuram olduunu sylemek zordur. Filozofu ar lkcle gtren bu kuram pek ok bakmdan bilinlerde soru iaretleri oluturan bir kuramdr. Leibniz de Descartes gibi yapm, metafizikte snrlanmak istememi, felsefi dnce kadar bilimsel dncede derinlemi bir filozoftur. O olgun bir filozof olduu kadar bir matematikidir, bir bilim adamdr, entegral ve diferansiyel hesabn bulmutur. Tm yaam boyunca evrensel bir bilim oluturmann abas iinde olmutur. Descartes bir tutum iinde Leibniz, matematie benzeyen, varolan her eyi nsel olarak aklayabilen bir bilimin dyle yaamtr. yle bir ey olmal ki, insan zihni her alanda karsna kan tm sorunlar matematikte olduu gibi kesin ve aydnlk bir biimde zebilmeli, diye dnyordu. Bu yolda usavurmalarn yerine matematik hesab koyabildiimiz zaman amaca ulamz demektir. Bylece eitli bilgi alanlarnda ie yarayacak bir iaretler dili oluturulmu olacaktr. Leibniz bu iaretler dizgesinin adn da koymutu, ona "caractristique gnrale" demiti, ama kendisini bulamad. Leibniz evrensel bir bilime ulamakta urad baarszla siyasal yaamnda da urad. Ne mezhepleri birletirebildi, ne Osmanl saltanatn ortadan kaldrabildi. stelik bu son derece inanl filozof yaamnn sonlarnda inanszlkla suland ve kendi kabuuna ekildi. Yaamn irkinlikleri, dnyaya sonuna kadar ak bir dnrden bir yalnz adam yaratmay baarabildi. Ne olursa olsun o bir a balatan dncenin nderlerinden biri oldu. "Felsefe bir sevintir" adl kitabmzda yer alan "Leibniz iin notlar" adl makalemizi yle bitirmitik, bu giri yazsn da gene yle bitirelim: "Leibniz her eyden nce bir alkanlk rneiydi. Page 25 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html Rnesans aydnlar gibiydi, nceki zamanlarn bilgisine ulaabilmek ve bu bilgilerden yeni bir bak as derleyebilmek iin byk aba gsterdi. Yadsmaktan ok benimsemeye yatknd, zgnden ok varolan deerleri aryordu, yeniyi ancak semeci bir kavrayla olandan bulup karmaya alyordu. Siyasal saplantlarnn tam bir amazda son bulmas, dinsel abalarnn byk bir sonu getirmemi olmas onun dnyayla ilikilerinde tutarsz bir eylerin olduunu aka gsterir gibidir. Ancak o bir filozof olarak, bir bilim adam olarak nemlidir. Felsefesi Platonculuun yeni bir yorumu olmaktan tededir. lerleme ya da geliim fikrini ilkin onda buluruz. XIX. yzylda tam olarak karmza kacak olan bu fikir XVII. yzyln bu ilgin monadlk retisinde belli belirsiz aa ksa da nemli bir dnce aamasn ortaya koyar. Monadlar srekli bir deiim iindedirler, her monadda gemiinin izleri ve geleceinin tasla bulunur. Bir tek bu yanyla bile Leibniz felsefe tarihinin en nemli doruklarndan birini oluturur." Afar Timuin Ocak 1999 KAYNAKLAR Y. Belaval, Leibniz, Initiation a sa philosophie, J. Vrin, Paris 1975 Y. Belaval, Leibniz, Critique de Descartes, Gallimard, Paris 1960 E. Brehier, Histoire de la philosophie II/1, P.U.F., Paris 1968 Page 26 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html F. Challaye, Petit histoire des grandes philosophies, Paris 1948 G. Friedmann, Leibniz et Spinoza, Gallimard, Paris 1946 M.Halbwachs, Leibniz, Lib. Paul Delaplane, Paris M.Gkberk, Felsefe tarihi, Bilgi yaynevi, Ankara 1967 Leibniz,La Monadologie , Delagrave, Paris 1975 Leibniz, Essai de theodicee, Garnier-Flammarion, Paris 1969 Leibniz, Nouveaux essais sur l'entendement humain, Garnier-Flammarion, Paris 1966 E. Naert,La Pensee politique de Leibniz, P.U.F., Paris 1964 F.-J. Thonnard, Precis d'histoire de la philosophie, S. de St. Jean l'Evangeliste, Paris 1963 A. Timuin, Dnce tarihi, nsancl yaynlar, stanbul 1997 A. Timuin, Felsefe bir sevintir, nsancl yaynlar, stanbul 1997 Page 27 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html METAFZK ZERNE KONUMA 1. Tanrsal yetkinlik zerine ve Tanr'nn her eyi en istenir biimde yapt zerine. Sahip olduumuz en yaygn ve en anlaml Tanr kavram, Tanr mutlak olarak yetkin bir varlktr szleriyle olduka iyi anlatlmtr. Ne var ki bundan ne gibi sonular kt dnlmyor. Bunu daha iyi kavrayabilmek iin doada birbirinden tmyle ayr yetkinlikler bulunduunu, Tanr'nn bu yetkinliklerin tmne birden sahip olduunu, bu yetkinliklerden her birinin en yksek derecede Tanr'ya zg olduunu belirtmek gerekir. Yetkinliklerin de ne olduunu bilmek gerekir. Yetkinliin olduka kesin belirtisi udur: son yetkinlik derecesine yatkn olmayan biimler ya da doalar yetkin deillerdir, saynn ya da izginin doas byle bir doadr. nk saylarn en by (ya da tm saylarn says) kadar tm izgilerin en by de eliki ierir, ama en byk bilim ve tamgllk iin olanaksz diye bir ey yoktur. olarak Sonu gllk ve bilim yetkinliktirler ve Tanr'ya zg olduklarndan snrszdrlar. Page 28 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html Demek ki yce ve sonsuz bilgelie sahip olan Tanr yalnzca metafizik anlamda deil, ahlak anlamnda da en yetkin biimde etkindir. Bu bizim amzdan yle anlatlabilir: Tanr'nn yaptlar zerine ne lde aydnlanrsak ve ne lde bilgili olursak bu yaptlar o lde stn bulmaya ve istenebilecek her eye uygun bulmaya yatkn oluruz. 2. Tanr'nn yaptlarnda iyilik bulunmadn ya da iyilik ve gzellik kurallarnn geliigzel olduunu savunanlara kar. Bylece ben eylerin doasnda ya da Tanr'nn bunlarla ilgili olarak sahip olduu fikirlerde hibir iyilik ve yetkinlik kural bulunmadn, Tanr'nn yaptlarnn ancak biimsel bir nedenle yani Tanr tarafndan yaratlm olmak nedeniyle iyi olduklarn savunanlarn ok uzandaym. nk bu byle olsayd, yaptlarnn yaratcs olduunu bilen Tanr, Kutsal Kitap'n da belirttii gibi, onlar sonradan gzlemleyip iyi bulduunu aklamazd. Kutsal Kitap, Tanr yaptlarnn esizliini bu yaptlara bakarak da anlayabileceimizi, hatta onlar nedenlerine balayan plak d grnlerini hi dnmeden de onlarn esizliini anlayabileceimizi bize gstermek iin bu insanbilimden yararlanm olabilir. Gerekten, yaratcy ancak yaptlarn inceleyerek kavrayabiliriz. Akas, bu grn tersi bir gr bana tmyle tehlikeli grnyor. Bu grn tersi bir gr son yenilikilerin (2) grlerine ok yakn grnyor. Bu kiilere gre evrenin gzellii ve Tanr'nn yaptlarnda bulduumuz iyilik Tanr'y kendilerine gre anlayan insanlarn yanlglarndan baka bir ey deildir. Ayrca, eyler herhangi bir iyilik kuralyla deil de Tanr'nn istemiyle iyidirler diyerek, bence hi dnmeden Tanr sevgisini ve Tanr'nn tm deerini ykyorlar. Yaptnn tersini yapt zaman da vlesi olan yaptklaryla ne diye vmeli? Demek ki, geriye yalnzca zorbaca bir g kalnca, istem usun yerini tutunca, tirann tanmna uygun olarak glnn houna giden doru olunca Tanr'nn adaleti ve bilgelii nerede kalr? te yandan, bence, her istem herhangi bir isteme nedeni gerektirir, bu neden de doal olarak istemi nceler. Bunun iin metafizikle ve geometriyle ilgili lmsz dorularn ve buna bal olarak da iyilik, adalet ve yetkinlik kurallarnn ancak Tanr isteminin bir sonucu olduunu syleyen baz filozoflarn (3) bu szlerini tmyle garip buluyorum, oysa bence bunlar ancak Tanr'nn istemine de, zne de bal olmayan anlnn sonulardrlar. 3. Page 29 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html Tanr daha iyisini yapabilirdi diyen inananlara kar. Tanr yaptlarnn en son yetkinlikte olmadn syleyerek ve Tanr daha iyisini yapabilirdi diyerek yrekli bir savunuya giren baz adalarn (4) grlerini de onaylamyorum. nk bence bu grn sonular Tanr'nn deerine tmyle ters der. "Uti minus malum habet rationem boni, ita minus bonum habet rationem mali." (5) Eylemi elden geldiince yetkin yapmamak yetkinliksiz eylemde bulunmaktr. Falanca mimar yaptn daha iyi yapabilirdi demek, o mimarn yaptnda eksiklik bulunduunu sylemektir. Tanr yaptlarnn iyiliini dorulayan Kutsal Kitap'a da karttr bu. nk yetkinliksizlikler sonsuza kadar iner, yle ki Tanr yaptn nasl yaparsa yapsn onun yapt daha az yetkin yaptlarla karlatrldnda daha iyi olacaktr, yeterse bu. Ama byle vlen bir ey vlmeye deer deildir. Tanr kitabnda ve aziz babalarn yazlarnda da benim grm destekleyecek birok blm bulunacana inanyorum. Ama onlarda bu yeni dnrlerin (6) grlerini destekleyecek blmler bulunmayacaktr. Bu yeni dnrlerin grleri bence tm Eskia'da bilinmeyen grlerdir, bu grler evrenin genel uyumu ve Tanr davrannn gizli nedenleri zerine sahip olduumuz ok az bir bilgi zerine temelleniyor. Bu da birok eyin daha iyi olabileceini dnme konusunda yreklendiriyor bizi. Ayrca bu yeniler baz ok ince dnceler zerinde direnle duruyorlar, bu dnceler de pek salam temelleri olmayan dncelerdir, nk bu kiiler kendinden daha yetkin bir ey bulunmayan bir yetkinin varlna inanmazlar, bu da bir yanlgdr. Yce usa gre yetkinlik iinde eylemde bulunmak en yce zgrlk deilmi gibi bu kiiler bylece Tanr'nn zgrln desteklediklerine inanrlar. Tanr, isteminin herhangi bir nedeni olmadan eylemde bulunur diye dnmek, byle bir eyin olamayaca bir yana, Tanr'nn deerine yarar bir gr deildir. rnein Tanr'nn A ile B arasnda bir seim yaptn, A'y B'ye ye tutmas iin hibir neden bulunmamakla birlikte A'y setiini dnelim. En azndan, bu eylem Tanr'ya yarar bir eylem deildir bana kalrsa. nk her vgnn "ex hypothesi" (7) olarak burada bulunmayan herhangi bir nedene dayanmas gerekir. Oysa Tanr kendine yaramayan bir eyleme girimez bence. 4. Tanr sevgisi Tanr'nn yaptklarndan tam anlamyla honut olmay ve Tanr'nn yaptklarn tam anlamyla benimsemeyi gerektirir, bunun iin sekinci (8) olmak gerekmez. Page 30 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html O byk dorunun genel bilgisi, yani Tanr olas olan en yetkin ve en istenir biimde eylemde bulunur dorusunun bilgisi, bence Tanr'ya her eyin stnde borlu olduumuz sevginin temelidir. nk seven kii honutluunu sevgilisinin kendisinin ve eylemlerinin mutluluunda ya da yetkinliinde arar. "Idem velle et idem nolle vera amicitia est." (9) Bence,Tanr'nn istediini istemeye hazr olunmad zaman, onun istedii eyi deitirmek gcne sahip olunduu zaman Tanr'y sevmek gtr. Bana kalrsa, Tanr'nn yaptklarndan honut olmayanlar, amalar ayaklanmaclarn amalarndan pek ayr olmayan honutsuz uyruklara benzerler. Bu durumda, bu ilkelere gre Tanr sevgisine uygun olarak eylemde bulunmak iin zor altnda sabrl olmamz yetmez, Tanr istemiyle bamza gelen her eyden honut olmamz gerekir diye dnyorum. Byle bir benimseyii gemile ilgili olarak dnyorum. Gelecek konusunda ne sekinci olmak doru, ne de eskilerin "logon aergon" yani tembel akl dedii sofistlie gre elleri kollar kavuturup Tanr'nn yapaca eyi beklemek dorudur. Ama usumuz yettiince Tanr'nn grnr istemine gre davranmalyz, bu arada genelin iyiliine elimiz erdiince katkda bulunmaya almalyz, zellikle bizimle ilgili olann, bize yakn olann, az temizde olann gzellie ve yetkinlie ermesi iin elimiz erdiince katkda bulunmaya almalyz. nk olaylar bize Tanr'nn iyi niyetimizin imdilik etkili olmasn istemediini gsterse de, bundan Tanr bizim yaptmz istemiyor diye bir anlam karamayz. Tersine, efendilerin en iyisi olan Tanr yalnzca doru ynelim bekler, en iyi amalarn gerekletirilebilmesi iin uygun olan yeri ve zaman yalnzca o bilir. 5. Tanrsal davrann yetkinliiyle ilgili kurallarn neye dayand, yollarn basitliiyle sonularn zenginliinin birbiriyle dengeli olduu zerine. Tanr'ya gvenmek, Tanr'nn her yaptn iyi yaptna, Tanr'y sevenlere hibir eyin zarar vermeyeceine inanmak gerekir demek ki. Ama zellikle Tanr'y bu evrensel dzeni semeye, gnahlara kar direnli olmaya, kurtarc iyiliklerini belli bir biimde datmaya gtren nedenleri tanmaya almak sonlu bir ruhun yetkinliklerini aar, hele bu ruh daha Tanr'y grme sevincine ermemise. Page 31 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html Gene de eylerin ynetiminde Tanr kayrasnn etkinlii konusunu ilgilendiren baz genel belirlemelere ulamak olasl vardr. yle de diyebiliriz: yetkin bir biimde davranan kii en iyi problemleri kurmay bilen usta bir geometriciye benzer, yapnn yapm iin yerini ve parasn en iyi kullanan, yapnn gzelliini bozabilecek eyleri ortadan kaldran bir mimara benzer, hibir eyi ham ve ksr brakmayacak biimde maln mlkn kullanan iyi bir aile babasna benzer, istedii etkiyi seilebilecek en basit yolla yaratabilen usta bir makiniste benzer, kck bir kitaba en byk gzellikleri sdran bilgin bir yazara benzer. Varlklarn en yetkinleri, en az yer kaplayanlar, yani birbirlerini en az engelleyenleri ruhlardr. Ruhlarn yetkinlii erdemleridir. Bu yzden u konuda hibir kukumuz olmamaldr: Tanr'nn balca amac ruhlarn mutluluudur, Tanr bu mutluluu genel dzenin elverdii lde gerekletirir. Bu konuda daha syleyeceklerimiz var. Tanr yollarnn basitlii konusuna gelince, bu basitlik tam tamna aralarla ilgilidir, buna karlk eitlilik, zenginlik, bolluk da amalarla ya da sonularla ilgilidir. Bunlardan biri bryle dengeli olmaldr, nasl bir yap iin ayrlan parann yapnn ngrlen bykl ve gzelliiyle dengeli olmas gerekirse. Gerekten, Tanr hibir harcamada bulunmaz. Tanr'nn harcamas imgesel dnyasn yaratmak iin varsaymlar ortaya koyup duran filozofun harcamasndan daha azdr, nk gerek bir dnya yaratabilmek iin kararlar vermek yeter Tanr'ya. Ama erdem konusunda kararlar ve varsaymlar birbirlerinden ne kadar bamsz olurlarsa o lde harcamalarn yerini tutarlar. nk us varsaymlarda ya da ilkelerde okluktan kalmasn buyurur. Aa yukar gkbilimde her zaman en basit dizgenin benimsenmesi gibi. 6. Tanr dzeni aan hibir ey yapmaz, dzenli olmayan olaylarn varln dnemeyiz bile. Genellikle Tanr'nn eylemlerini olaan eylemler ve olaanst eylemler olmak zere ikiye ayrrlar. Ama Tanr'nn dzen dnda hibir ey yapmadn dnmek doru olur. Bylece olaanst diye alnan eyler yaratklar arasnda kurulmu baz zel dzenlerle ilgilidir. nk, evrensel dzene gelince, bu dzende her ey uyarldr. Gerek olan yalnzca dnyada tam tamna dzensiz bir eyin varolamayaca deil, ayn zamanda byle bir eyin tasarlanamayacadr. nk birinin bakla fal aar gibi gln bir ie Page 32 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html kalkp kdn orasna burasna geliigzel bir biimde noktalar koyduunu dnelim. Bence, kavram belli bir kurala gre duraan ve birbiim olan, bylece bir elin belirledii biimde btn noktalarnda geilebilen bir izgi dnlebilir. Biri bir rpda bir izgi iziversin, bu izgi bazen doru, bazen daire, bazen daha baka bir ey olsun; bu izginin tm noktalar iin ortak olan, deimelerin tmn belirleyen bir kavram, bir kural, bir denklem bulunabilir. rnein hibir insan yz yoktur ki evresi geometrik bir izginin paras olmasn ve belli bir dzenlenmi devinimle bir rpda izilmesin. Ama bir kural ok karmaksa ona uygun olan ey karmaklk diye alnr. Bylece, denilebilir ki, Tanr dnyay ne biimde yaratm olursa olsun, dnya her zaman dzenli olacaktr ve belli bir genel dzen iinde bulunacaktr. Ama Tanr dnyalarn en yetkinini semitir, yani hem varsaymlar asndan en basit olann, hem olgular asndan en zengin olann semitir - izilmesi ok kolay, zellikleri ve sonular pek gzel ve pek geni bir geometrik izgi gibi. Bu karlatrmalar tanrsal bilgeliin eksik bir grnmn izmek ve yeterince aklanamayan eyi herhangi bir biimde kavramak yolunda zihnimizi ykseltebilecek eyi sylemek iin yapyorum. Ama bunu yaparken tm evrenin bal olduu byk gizi aklamakta olduumu sylemek istemiyorum. 7. Mucizelerin ikincil kurallara kart olmakla birlikte genel dzene uygun olduklar zerine ve Tanr'nn genel ya da zel herhangi bir isteme gre neler isteyip nelere izin verecei zerine. Dzende bulunmayan bir ey kendini gerekletiremeyecei iin mucizeler de doal olaylar kadar dzenin iindedirler. Bunlara doal olaylar diyoruz, nk bunlar eylerin doas dediimiz baz ikincil kurallara uymaktadrlar. Ve diyebiliriz ki bu doa Tanr'nn bir alkanldr, Tanr kendisini ve kurallar kullanmaya gtren nedenden daha gl bir neden uruna bu alkanl brakabilir. Genel ve zel istemlere gelince, eyleri ele al biimimizden giderek, Tanr her eyi semi olduu en yetkin dzene uygun olan en genel istemine gre yapyor diyebiliriz. Ama ayrca Tanr'nn zel istemleri de vardr, bu istemler yukarda andmz ikincil kurallarn dnda kalr, nk evrenin tm srasn dzene Page 33 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html koyan yasalarn en geneli kuralddr. unu da syleyebiliriz: Tanr kendi zel isteminin nesnesi olan her eyi ister; ama genel istemin nesnelerine gelince -br yaratklarn ve zel olarak da ussal yaratklarn eylemleri bunlardandr ve Tanr bunlara ynelmek ister- burada iki eyi ayrdetmek gerekir: eylem kendinde iyiyse, diyebiliriz ki Tanr bu eylemi ister ve bazen de buyurur, bu eylem gereklemese de; ama eylem kendinde ktyse ve eylem -eylerin dzeni, zellikle de ceza ve kefaret ktl dzelttii ve ktl bol bol dengeledii iin, bu durumda da dzende hi ktlk olmad zamana gre daha da yetkinlik bulunaca iin- ancak raslantyla iyi duruma gelebiliyorsa, o zaman Tanr kendi koyduu doa yasalarndan tr eyleme ynelse de -nk bundan daha byk bir iyilik elde edebilecektir- o eylemi istedii sylenemez ama o eyleme izin verdii sylenebilir. 8. Tanr'nn eylemleriyle yaratklarn eylemlerini ayrdetmek iin bireysel bir tz kavramnn ne olduu aklanyor. Tanr'nn eylemlerini yaratklarn eylemlerinden ayrmak ok gtr; baz insanlar Tanr'nn her eyi yaptna inanrlar, bazlarna gre de Tanr'nn tm yapt ey daha nce yaratklara vermi olduu gc korumaktr: bunlardan birinin ya da brnn ne lde sylenebilecei aada gsterilecektir. Eylemler ve edimler tam tamna bireysel tze bal olduklar iin (actiones sunt suppositorum) (10) byle bir tzn ne olduunu aklamak gerekir. Gerekten birok yklem bir tek zneye bal olduu ve bu zne de baka herhangi bir zneye bal olmad zaman buna bireysel tz ad verilir; dahas var, nk bu aklama szsel bir aklamadr. yleyse belli bir zneye gerek olarak bal olmann ne anlama geldiini gz nnde tutmak gerekiyor. Page 34 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html Elbette her doru nermenin temeli eylerin doasnda bulunur; bir nerme zde deilse, yani yklem ak bir biimde znede ierilmi deilse, onun znede gcl olarak bulunmas gerekir; filozoflarn yklem znededir derken "in-esse" diye belirledikleri ey budur. Bu durumda her zaman znenin terimi yklemin terimini kapsayacaktr, yle ki konunun kavramn tam olarak anlayan bir kii yklemin ona bal olduu yargsna varacaktr. Bu durumda unu diyebiliriz: bireysel bir tzn doas ya da tam bir varln doas ylesine tam bir kavrama sahiptir ki bal olduu znenin tm yklemlerini iermeye ve karsatmaya yeterlidir. Oysa raslant dediimiz ey, kavram balanaca zneye balanabilecek eylerin tmn iermeyen bir varlktr. Bylece Byk skender'e balanan kral nitelii, zne gz nnde tutulmam olduundan, bir birey iin yeterince belirgin deildir ve ayn znenin br niteliklerini iermez, oysa skender'in bireylik kavramn ya da "o olu"unu gren Tanr, onda ayn zamanda gerekten onunla ilgili olarak sylenebilecek tm yklemlerin temelini ve nedenini, rnein onun Darius'u ve Porus'u yeneceini, hatta doal bir lmle mi yoksa zehirlenerek mi leceini "a priori" olarak (deneyle deil) grr. Bizse bunu ancak tarihin yardmyla grebiliriz. Bu yzden, eylerin balantsn tam olarak gz nne alnca unu syleyebiliriz: skender'in ruhunda her zaman bana gelmi olan eylerin kalntlar, bana gelecek olan eylerin baz belirtileri, evrende olup geen eylerin izleri bulunmaktadr - evrende olup geen eyleri bilmek yalnzca Tanr'ya zg de olsa. 9. Herbir tzn kendi ynnden tm evreni aklamas ve kavramnda tm olaylarn ierilmi, tm koullaryla ve dsal eylerin tm dzeniyle ierilmi bulunmas zerine. Birok ilgi ekici eliki kar bundan, rnein iki tzn birbirine tpatp benzemesi ve ancak "solo numero" (11) deiik olmas doru deildir; Aziz Tommaso'nun bu bakmdan melekler ya da yce zeklarla ilgili olarak ne srd "Quod ibi omne individuum sit species infima" (12) sav, zgl ayrm geometricilerin biimleri anladklar gibi anlamak kouluyla, tm tzler iin dorudur; bir tz ancak yaratlla balar ve yok olula lr; bir tz ikiye blnemez; iki tzden bir tz yaplamaz; tzler dnrler ama saylar doal olarak ne artar, ne eksilir. Page 35 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html Ayrca her tz btn bir dnya gibidir, Tanr'nn ya da tm evrenin aynas gibidir, her tz Tanr'y ya da evreni kendine gre aklar, her kent onu deiik yerlerden gzleyene nasl deiik grnrse. Bylece evren varolan tzler saysnca oalmtr diyebiliriz bir bakma. Ve Tanr'nn n de yaptnn tm deiik sunumlar saysnca oalmtr. yle de diyebiliriz: her tz kendinde Tanr'nn sonsuz bilgeliinin, tamgllnn zyapsn tar bir anlamda ve Tanr'ya becerebildiince yknr. nk her tz kark bir biimde de olsa, evrende gemile, imdiyle, gelecekle ilgili olarak her olan aklar, bu da sonsuz bir algya ya da bilgiye benzer. Tm br tzler de bunu akladklarndan ve buna uyarlandklarndan her tz Yaradan'n tamgllne yknerek kendi gcn br tzler zerine yayar diyebiliriz. 10. Tzsel biimler dncesinde salam bir yan vardr, ama bu biimler olaylarda hibir eyi deitirmez, bunlarn zel etkileri aklamakta kullanlmalar gerekir. Sanrm eskilerin de, derin dnme alkanlna ermi, birka yzyl nce dinbilim ve felsefe retmi, ilerinden bazlar azizlik katna ykselmi usta kiilerin de szn ettiimiz eyler zerine bilgisi olmutur; onlarn bugn gzden dm bulunan tzsel biimlerin varln benimsemesini ve korumasn salayan bu bilgidir. Ama onlar bizim yeni filozoflar topluluunun sand gibi ne ylesine dorularn uzandadrlar, ne de ylesine gln durumdadrlar. Bu biimleri ele almak fiziin ayrntlarnda hibir ie yaramayacak, tek tek olaylarn aklanmasnda kullanlamayacaktr, buna ben de katlrm. Bu konuda bizim skolastikler de, onlara uyan eski hekimler de Page 36 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html yanlmlardr. Bunlar cisimlerin etkilerinin nasl olduunu incelemek zahmetine katlanmakszn yalnzca biimlerden ve niteliklerden sz ediyorlar, bylece cisimlerin zelliklerini temellendirdiklerini sanyorlard; bu, saatlerin vakti nasl gsterdiini aratrmadan, bir saatte bulunan vakti gsterme niteliinin onun tzsel biiminden geldiini sylemeye benzer. Gerekte, saatin bakmn bakas yapacaksa, saati satn alana yetebilir bu. Ancak biimlerin bylece eksik ve kt kullanl, bilinmesi metafizikte ok gerekli olan bir eyi bizim gzmzden karmamaldr, bu yle bir eydir ki bence insan ilk ilkeleri onsuz tanyamaz, o olmadan zihnini cisimsel olmayan doalarn bilgisine, Tanr'nn esiz yaptlarnn bilgisine ykseltemez. Bununla birlikte, nasl ki bir geometrici sreklinin yapsndaki nl karmakla uraarak kafasn kartrmak gereksinimi duymazsa, bir ahlak filozof, daha tede bir hukuku ya da bir siyaseti zgr seile Tanr vergisi arasndaki uzlamada ortaya kan byk glkleri amak iin abaya girmek gereksinimi duymazsa (yle ya, felsefede ve dinbilimde gerekli ve nemli olan tartmalara girmeden, geometrici tm gstermelere ulaabilir ve siyaset adam kendi sorunlarn zebilir), bunun gibi fiziki de bazen daha nce yaplm daha basit deneylerden yararlanarak, bazen geometrinin ve mekaniin gstermelerinden yararlanarak, hibir zaman bir baka alann genel belirlemelerine gereksinim duymakszn deneylerinin temellerini ortaya koyabilecektir; bu fiziki Tanr'nn yardmna, bir ruha, bir Archaeus'a, buna benzer bir eye bavurursa, uygulama alannda nemli bir karar verilecei sra yazgnn doas ve zgrlmzn doas zerine byk usavurmalara girmeye kalkan biri gibi garip bir i yapm olur. nsanlar yazgnn ne olduu zerine zihinlerini yorarak bu yanl sk sk kendiliklerinden yaparlar, bu yzden bazen iyi bir zme ulamaktan ya da gerekli bir almay gerekletirmekten geri kalrlar. 11. Skolastikler denen dinbilimcilerle filozoflarn dncelerini bsbtn aalamamak konusunda. Eski felsefeye bir anlamda eski deerini kazandrmay ve hemen hemen tmyle atlm tzsel biimleri "postliminio" geri getirmeyi nermekle byk bir tutarszla dtm biliyorum; modern felsefe zerine ok dndm, fizikte deneylere ve geometride gstermelere ok zaman ayrdm, bu varlklarn hiliine uzun zaman inandm bilirlerse, Aziz Tommaso'ya ve zamann br kiilerine adalarmzn yeterince adaletli davranmadklarn, skolastik filozoflarda ve dinbilimcilerde -yolunca yordamnca kullanmak kouluyla- sanldndan daha byk bir salamlk bulunduunu grmemi salayan almalar Page 37 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html yaptktan sonra, onlar kendime karn ve neredeyse zorla benimsediimi bilirlerse beni bir rpda sulayamazlar. una da inanyorum: doru ve derin dnen bir kafa bunlarn dncelerini analitik geometricilerin yapt biimde aydnlatc ve sindirici bir tutumla ele almak glne katlansa, onlarda ok nemli ve tmyle gsterilebilir nice dorudan oluan bir hazine bulacaktr. 12. Uzama dayanan kavramlarda imgelemsel bir ey bulunduu, bunlarn cisimlerin tzn kuramayacaklar zerine. Belirlemelerimizi srasn bozmadan ele alalm: sanrm, tzn yukarda akladm doas zerine kafa yo- racak kii unu grecektir: cismin tm yaps yalnzca uzamdan kurulmu deildir, onda ruhlarla ilgili olan ve genel olarak tzsel biim diye adlandrlan herhangi bir eyin varln da zorunlu olarak grmek gerekir, bu ey olaylar ve hayvanlarn ruhu varsa hayvanlarn ruhunu hi mi hi deitirmemekle birlikte. u da gsterilebilir: byklk, biim, devinim kavramlar sanld kadar seik kavramlar deildir, bunlar imgesel ve alglarmzla ilgili baz eyler tarlar, bizim dmzda, eylerin doasnda gerekten bulunup bulunmad konusunda kukulu olduumuz renk gibi, scaklk gibi niteliklerde ya da bunlara benzer niteliklerde (genellikle daha byk lde) olduu gibi. Bu yzden bu nitelikler hibir tz oluturmazlar. Cisimlerde imdi sylediimizin dnda herhangi bir zdelik ilkesi yoksa, hibir cisim varln bir andan ok srdremeyecektir Bununla birlikte br cisimlerin ruhlar ve tzsel biimleri ussal ruhlardan ok ayrdr, yalnzca ussal ruhlar bilirler eylemlerini, bu ussal ruhlar doal bir lmle lmedikleri gibi ne olduklarnn bilgisinin temelini de her zaman korurlar; bu da onlar cezaya ve armaana yatkn klar, onlar Tanr'nn egemen olduu evren cumhuriyetinin yurttalar yapar, dolaysyla tm br yaratklar onlara hizmet ederler. Bu konuyu az sonra daha geni olarak ele alacaz. Page 38 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html 13. Her kiinin bireylik kavram onun bana gelecekleri kesinlikle ierdiinden bu kavramda her olayn douunun "a priori" kantlarn ya da u olayn brnden neden daha nce olduunu grebiliriz. Ancak bu dorular ne lde kesin olurlarsa olsunlar gene de olumsal olmaktan kurtulamazlar, nk Tanr'nn ya da yaratklarn zgr seiine, onlarn semeyi zorunlu klmadan eilimli klan zgr seiine dayanrlar. Daha ileriye gitmeden nce, yukarda gstermi olduumuz temellerden doabilecek byk bir gl ortadan kaldrmaya almalyz. yle demitik: bireysel tz kavram bana gelebilecek her eyi tam tamna ierir; bu kavrama bakarak gerekte onunla ilgili olarak sylenebilecek her eyi syleriz, dairenin doasnda daireden karsanabilecek tm zellikleri grebildiimiz gibi. Ama bu durumda olumsal dorularla zorunlu dorular ayrm kalkm, insan zgrlne yer kalmam, mutlak bir yazg tm eylemlerimize de dnyann br olaylarna da egemen olacakm gibi grnyor. Ben bunu yle yantlayacam: kesin olanla zorunlu olan birbirinden ayrmak gerekir: herkes gelecek olumsallarn salanm olduu, nk Tanr'nn onlar ngrd zerinde ortak gre sahiptir, ama bu onlarn zorunlu olduklar anlamna gelmez. Ama (diyecekler) herhangi bir tanmdan ya da kavramdan herhangi bir sonu karldnda bu sonu zorunludur. Oysa herhangi bir kiinin bana gelebilecek bir eyin, o kiinin doasnda ya da kavramnda gcl olarak bulunduunu ne sryoruz, daireyle ilgili zelliklerin daire kavramnda bulunmas gibi. Bu durumda glk ortadan kalkmamtr. Bu gl salam bir biimde giderebilmek iin yle diyeceim: balant ya da birbirini izleme iki trl olur, biri mutlak olarak zorunludur, kart eliki ierir, bylesi bir karsama geometrinin dorular gibi lmsz dorularda bulunur; br ancak "ex hypothesi" zorunludur, ne var ki kendinde olumsaldr, kart da eliki iermez. Bu balant tam tamna ar fikirler zerine ve Tanr'nn basit anl zerine deil, Tanr'nn zgr buyrultularna ve evrendeki sralana dayanr. Bir rnek verelim: Julius Caesar cumhuriyetin srekli diktatr ve efendisi olacana ve Romallarn zgrln ortadan kaldracana gre, bu eylem kavramnda ierilmitir, nk biz byle bir konunun tam yetkin kavramnn doasnn,yklemi de ierebilmesi iin, her eyi "ut possit in esse subjecto" (13) kavradn varsayarz. Denebilir ki Caesar bu eylemi bu kavram ya da fikir dolaysyla gerekletirmekte deildir, nk bu eylem Tanr her eyi bildii iin Caesar'a uymaktadr. Buna karlk kesinlikle unlar sylenecektir: onun doas ya da biimi bu kavrama uymaktadr ve Tanr ona bu kiilii verdii iin de onun bu kiilie uygun olmas gerekmektedir. Ben de gelecekteki olumsal olaylar ne srerek unu syleyebilirim: onlarn gereklii ancak Tanr'nn anlnda ve istemindedir. Tanr onlara bu biimi nceden verdiine gre onlarn gene buna uymalar gerekir. Page 39 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html Ama bu glkleri baka benzer glklerle rnekleyerek hogrdrmeye almaktansa onlar ortadan kaldrmay daha uygun bulurum, imdi urada syleyeceklerim her ikisini ortadan kaldrmaya yarayacaktr. imdi balantlar arasndaki ayrl ele almak gerekiyor, diyorum ki nceselliklere uygun olarak gerekleen ey kesindir ama zorunlu deildir, onun tersini yapan kii onun gereklemesinin (ex hypothesi) olmazlna karn kendinde olmaz olan bir ey yapm olmaz. nk biri ksayd da Caesar konusuyla onun "mutlu giriimi" yklemi arasndaki balanty kantlamaya yarayan gstermeyi sonuna erdirebilseydi unu gstermi olurdu: Caesar'n gelecekteki diktatrl temellerini onun kavramnda ya da doasnda bulur; bu kavram ya da doada onun Rubicon rma kylarnda durmak yerine bu rma gemeye karar veriinin, Pharsalus savandan yenik kacak yerde sava kazannn nedeni yatar, olaylarn byle gelimesi usa uygundur ve dolaysyla kesindir, ama kendinde zorunlu deildir ve kart eliki iermez. Tanr'nn az yetkini gerekletirmesinin usa yatkn ve kesin olmasna benzer bu. Caesar'n bu yklemiyle ilgili bu gstermenin saylarla ya da geometriyle ilgili gstermeler kadar mutlak olmadn, ama Tanr'nn insan doas zerine verdii, insann her zaman (zgrce de olsa) en iyi grneni gerekletirecei konusundaki buyrultusuna (birincinin ardndan verdii buyrultuya) dayanan eyler dzenini varsaydn syleyebiliriz. Bu tr buyrultular zerine temellenmi her doru kesin olmakla birlikte olumsaldr, nk bu buyrultular eylerin olasln deitirmezler, daha nce de sylediim gibi, Tanr her zaman kesin bir biimde en iyiyi sese de, bu daha az yetkin olann olas olmasn ve olas kalmasn engelleyemez -daha az yetkin olan gereklemese bile-, nk onun gereklemesini nleyen ey onun olas olmay deil yetkin olmaydr. Kart olas olan ey zorunlu deildir. Demek ki bu tr glkler ne kadar byk grnrlerse grnsnler ortadan kaldrlabilecek glklerdir (gerekten bu glklere ynelen her kii bunlarn arln ayn lde duymutur), yeter ki tm olumsal nermelerin yle olmalar iin deil de byle olmalar iin nedenler bulunduunu ya da (bu da ayn eydir) doruluklarnn "a priori" kantlar bulunduunu, bu kantlarn onlar kesin kldn, bu nermelerdeki zne-yklem balantsnn her ikisinin doasnda temelleri bulunduunu, ancak bunlarn zorunlu gstermeleri olmadn, nk bu nedenlerin ancak olumsallk ilkesine ya da eylerin varl ilkesine, yani eit lde olas olan eyler arasnda en iyi olan ya da en iyi grnene dayandn, oysa zorunlu dorularn elimezlik ilkesi zerine ve Tanr'nn zgr istemiyle yaratklarn zgr istemi gz nnde tutulmadan zlerin olas oluu ya da olas olmay zerine temellendiini iyice dnmek gerekir. 14. Tanr evren zerine sahip olduu deiik grlerine gre eitli tzler yaratr; Tanr'nn araya giriiyle her tzn kendine zg doas u zellie sahip olmutur: tzlerden birinde olan bir ey tm br tzlerde olan biteni karlar, ama tzler birbirleri zerinde eylemde bulunmazlar. Page 40 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html Tzlerin doasnn ne olduunu bir anlamda rendik, imdi tzlerin aralarndaki bamll, eylemlerini ve edimlerini aklamaya alalm. Apak grnen bir ey var: yaratlm tzler Tanr'ya bamldrlar, Tanr onlar korur, ayrca biz dncelerimizi nasl retiyorsak o da tzleri bir tr trmle (14 ) yaratr. nk Tanr, deerini gstermek iin yaratmay uygun grd olgularn genel dizgesini, deyim yerindeyse, her yana ve her trl evirir; tambilirliinden kaan herhangi bir iliki bulunmad iin de dnyann tm yzlerini tm olas biimlerde gzler. Evrene belli bir yerden bakmakla elde edilen her grn sonucu, evreni bu gre uygun bir biimde aklayan bir tzdr. - Tanr, dncesini etkin klmak ve bu tz yaratmak istedii zaman byledir bu. Tanr'nn gr nasl her zaman doruysa alglarmz da dorudur, ama bizim olan ve bizi aldatan yarglarmzdr. Yukarda da belirttik, imdi sylediklerimiz de gsteriyor: her tz apayr bir dnya gibidir, Tanr'dan baka bir eye bal olmayan bir dnya gibidir; bylece tm olgular yani bamza gelebilecek her ey varlmzn sonulardr ancak; bu olgular doamza uygun olan, bir baka deyile bizdeki dnyaya uygun olan belli bir dzeni srdrrler, bu dzene dayanarak bizler davranmz dzenlemek iin gelecekteki olgularn baarlaryla dorulanan yararl gzlemler yapabiliriz, yani bylece ok zaman yanlgya dmeksizin gemie dayanarak gelecek zerine yarglar verebiliriz, ve skntya dmeden, olgular bizim dmzda m deil mi, bakalar da olgular gryor mu demeden bu olgularn gerek olduunu syleyebiliriz. Bununla birlikte, tm tzlerin alglar ya da anlatmlar birbirlerini yantlarlar, yle ki tzlerin her biri gzlemledii baz nedenleri ve yasalar incelikle izlerken, ayn eyi yapan bir baka tzle karlaacaktr. Belli bir gnde belli bir yerde toplamaya szlemi birka kiinin gerekten istekli olduklar zaman bu toplamay gerekletirebilecekleri gibi. Tm ayn olgular aklasa da, buna gre tmnn tam tamna ayn anlatm ortaya koymas gerekmez, bu anlatmlarn orantl olmas yeter. Birok izleyicinin ayn eyi grdn sanmas ve bu san zerinde birbiriyle gerekten anlamas, ama gene de her birinin kendi llerine gre grmesi ve konumas gibidir bu da. Tzsel olgularn karlkl uyumunun nedeni yalnzca Tanr'dr, birinde zel olan tmne genel klan yalnzca Tanr'dr, byle olmasayd hibir balant olmazd (tm bireyler srekli olarak Tanr'dan trerler, Tanr evreni bireylerin grd gibi grmez, onlarn grdnden baka grr). Genel olarak benimsenmi olmamakla birlikte olduka uygun bir biimde yle diyebiliriz: tek bir tz hibir zaman baka bir tek tz zerinde etkide bulunamaz ve onun etkisinde kalamaz. unu gz nnde tutmalyz: herhangi bir tzn bana gelen bir ey, yalnzca o tzn "fikir"inin ya da "tam kavram"nn bir sonucudur, nk bu fikir tm yklemleri ve olgular ierir, ve tm evreni aklar. Gerekten bize her ey ancak dncelerden ve alglardan gelebilir, tm gelecek dncelerimiz ve alglarmz olumsal da olsalar nceki dncelerimizin ve alglarmzn sonucudurlar, yle ki u anda benim bama gelen ya da bana grnen eyleri bir bir ortaya koymak elimde olsayd, onlarda bundan byle tm olacak olanlar ve tm grnecek olanlar grebilirdim. Benim dmdaki her ey yklp gitseydi de yalnzca Tanr'yla ben kalsaydk bile bu byle olurdu ve benim bama ayn durumlar gelirdi. Ama belli bir biimde grp seebildiimiz eyleri bizim zerimizde eylemde bulunan nedenler gibi grdmz baz baka eylere uladmzdan, bu yargnn temelini ve onda gerek olan yan ele almamz gerekecek. Page 41 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html 15. Sonlu bir tzn bir baka tz zerindeki eylemi, Tanr onlar uyumaya zorlad lde, eyleme urayan tzn anlatm derecesinin azalmas, eylemdeki tzn anlatm derecesinin artmas biiminde olur. Ama uzun bir tartmaya girmeden, metafizik dili uygulamann alanyla uyuturabilmek iin unu belirlemek yeter: daha yetkin olarak akladmz olgular zellikle ve hakl olarak kendimize ulamaktayz, baka tzlere de en iyi akladklar eyi ulamaktayz. Bylece her eyi aklamak asndan sonsuz uzam olan bir tz, aklama biiminin az ya da ok yetkin oluuna gre snrl olur. Tzlerin birbirlerini engellemelerini ya da snrlamalarn buna gre anlayabiliriz ve sonu olarak bu konuda unu syleyebiliriz: tzler birbirleri zerinde eylemde bulunurlar, tzler sanki birbirleriyle uyumak zorunda braklmlardr. nk birinin anlatmn artran brnn anlatmn azaltan bir deiiklik olabilir. Tek bir tzn erdemi Tanr'nn deerini iyi aklamaktadr, ite bu noktada az snrlanmtr o. Her ey, erdemini ya da gcn kulland zaman yani eylemde bulunduu zaman iyiye doru deiir ve yaylr: birok tze urayan bir deiiklik olduunda (her deiiklik tmn ilgilendirmektedir) yle denebilir sanyorum: daha byk bir yetkinlik derecesine ulaan ya da daha yetkin bir anlatm derecesine ykselmi olan tz gcn kullanr ve eylemde bulunur, daha az yetkinlie dm olan da gszln gsterir ve edilginleir. Bence algs olan bir tzn tm eylemi baz tutkulu istekleri, her edilginlemesi de baz aclar getirir ya da tersi olur, bununla birlikte imdiki bir yararn daha sonra daha byk bir ktlkle ykld olmutur. Eylemde bulunarak yani gcn kullanarak ve bundan haz duyarak gnah ilenebilmesi buradan gelir. 16. Tanr'nn olaanst etkinlii zmzn aklad eyde ierilmitir, nk bu anlatm her eye yaylr, ama doamzn glerini, yani sonlu olan ve baz ikincil kurallara bal bulunan akseik anlatmmz aar. imdi, tzlere olaanst ya da doast bir ey uramayacana gre, nk tzlerin tm olaylar doalarnn bir sonucu olduuna gre, bize Tanr'nn bazen insanlar ve br tzleri olaanst ve mucizeli bir etkinlikle nasl etkileyebildiini aklamak kalyor. Baz ikincil kurallarn stnde olsalar da her zaman Page 42 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html genel dzenin evrensel yasasna uygun bulunan evren mucizeleriyle ilgili olarak yukarda sylediklerimizi anmsamamz gerekiyor. Her kii ya da her tz , byk dnyay aklayan bir kk dnya gibi olduuna gre, Tanr'nn bu tz zerindeki olaanst eylemi, bu tzn zyle ya da bireylik kavramyla aklanan evrenin genel dzeninde ierilmi bulunsa da mucizeli olmaktan geri kalmaz. Bu yzden biz doamzn aklad her eyi doamzn iinde grrsek doamz iin hibir ey doast olmaz, nk doamz her eye yaylr: bir sonu her zaman nedenini aklar ve Tanr tzlerin gerek nedenidir. Ama doamzn en yetkin biimde aklad her ey zel olarak doamza bal olduundan -nk onun gc buna dayanr ve az nce akladm gibi bu g snrldr- doamzn glerini hatta tm snrl doalarn glerini aan birok ey vardr. Sonu olarak, daha ak bir biimde konuabilmek iin yle diyeceim: Tanr'nn mucizeleri ve etkileri u zellii gsterirler: bir yaratlm ruh, ne kadar aydnlanm olursa olsun, onlar usavurmasna dayanarak nceden kestiremez, nk genel dzenin seik kavray tmn aar: oysa doal diye adlandrlan her ey yaratklarn anlayabildikleri daha az genel kurallara baldr. Szlerin anlamlar kadar knanamaz olabilmesi iin baz konuma biimlerini baz dncelere balamak iyi olur, tm akladmz ierene zmz ya da fikrimiz diyebiliriz ve bu z ya da fikir bizim Tanr'yla bamz aklad iin snrszdr, hibir ey onu aamaz. Ve bizde snrl olan ey doamz ya da gcmz diye adlandrlabilir, bu yzden tm yaratlm tzlerin doalarn aan ey doastdr. 17. Bir ikincil kural ya da doa yasas rnei. Burada Descarteslarn ve daha bakalarnn savlarna kar Tanr'nn hep ayn devinim niceliini deil, hep ayn gc koruduu gsterilmitir. kincil kurallardan ya da doa yasalarndan imdiye kadar birok defa sz ettim. Sanrm bunlarla ilgili bir rnek vermek iyi olacak: bizim yeni filozoflarmz u nl kural kullanmay alkanlk edinmilerdir: Tanr dnyada her zaman ayn devinim niceliini korumaktadr. Bu kural gerekten usa uygun grnyor, onu eskiden ben de kuku gtrmez bir kural sayardm. Ama oktandr yanln nerede olduunu anladm. Bay Descartes ve br usta matematikiler una inanmlardr: devinimin nicelii yani devingenin hzyla byklnn arpm devindiren gc tam tamna verir ya da geometrinin diliyle sylersek gler hzlarla ve cisimlerle doru orantldr.Bu durumda, evrende her zaman ayn gcn korunmas usa uygundur. Bu yzden olaylar gz nnde tutarsak iyice grrz ki srekli mekanik devinim yoktur, olsayd bir makinenin srtnmeyle durmadan azalan ve az sonra bitecek olan gc yeniden kendini gsterir, sonu olarak dardan yeni bir itki sz konusu olmakszn kendiliinden artard. Ayrca unu da gryoruz: bir cismin gc, cisim gcn baz bitiik cisimlere ya da ayn devinim durumunda olan kendi paralarna verdii lde azalmaktadr. Page 43 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html Bylece sandlar ki gle ilgili olarak sylenebilenler devinimin nicelii iin de sylenebilir. Ama aradaki ayrl gstermek iin, ben belli bir ykseklikten den bir cismin, yolu ak olduu, en azndan nnde baz engeller bulunmad zaman, kt yere dnmek gcn kazanacana inanyorum: rnein bir sarka, havann direnci ve baz kk engeller onun kazanm olduu gc azaltmasa, geldii ykseklie tam olarak kabilecektir. Bence bir librelik bir A cismini drt kulalk CD yksekliine karmak iin ne kadar g gerekiyorsa, drt librelik bir B cismini bir kulalk EF yksekliine karmak iin o kadar g gerekiyor. Akas, CD yksekliinden den A cisminin kazand g, B cisminin EF yksekliinden dmesiyle kazand g kadardr. nk B cismi F'ye varp E'ye kmak gcn kazandndan (birinci varsayma gre), buna gre drt librelik bir cismi tamak yani kendisini bir kulalk EF yksekliine karmak gcne sahiptir. Bunun gibi A cismi D'ye varm olarak ve C'ye kadar kmak gcne sahip olarak bir librelik bir cismi yani kendisini drt kulalk CD yksekliine karmak gcne sahiptir. yleyse, (ikinci varsayma gre) bu iki cismin gc eittir. imdi, bakalm, devinimin nicelii her ikisinde de ayn m? Burada ok byk bir ayrlk grp aracaz. nk, Galilei'nin gsterdii gibi, CD'den dmekle kazanlan hz EF'den dmekle kazanlan hzn iki katdr, ykseklik drt kat olsa da. yleyse, 1 diye belirlediimiz A cismini 2 diye belirlediimiz hzyla arpalm. Sonu ya da devinimin nicelii 2 olacaktr; te yandan 4 olan B cismini 1 olan hzyla arpalm, sonu ya da devinimin nicelii 4 olacaktr, yleyse A cisminin D noktasndaki devinim nicelii B cisminin F noktasndaki devinim niceliinin yarsdr, bununla birlikte gleri eittir. Bylece gstermek istediimiz eyi, devinimin niceliiyle g arasnda bir ayrm olduunu gstermi oluyoruz. Grld gibi, g, yaratabilecei etkinin niceliiyle, rnein belli byklkteki ve trdeki ar bir cismin karlabilecei ykseklikle belirlenmelidir, bu da ona verilebilecek hzdan ayr bir eydir. Ona iki kat hz verebilmek iin iki katndan ok g vermek gerekir. Bu kant pek basit bir kanttr. Bay Descartes'n bu noktada yanlgya dmesi, dnceleri yeterince olgunlamad halde dncelerine oka bel balamasndandr. Ama ben asl yandalarnn o zamandan beri bu yanlgy grmemi olmalarna ayorum. Korkarm, alaya aldklar baz Aristotelesilere yknmeye balayacaklar yava yava ve onlar gibi yapp usa ve doruya bavurmaktansa ustalarn kitaplarna bavurmak alkanlna decekler. 18. Page 44 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html Gle devinimin nicelii arasndaki ayrm, cisimlerin olgularn aklamak iin uzamdan ayr metafizik dncelere bavurmak gerektii yargsna varmak iin nemlidir. Gc devinimin niceliinden ayr olarak ele almak yalnca fizikte ve mekanikte devinimin doas ve kurallaryla ilgili gerek yasalar bulmak, hatta baz usta matematikilerin yazlarna szm baz uygulama yanllarn dzeltmek iin deil, ayn zamanda metafizikte ilkeleri daha iyi anlamak iin de nemlidir, nk devinim grnr ve biimsel olan yanyla ele alnrsa yani bir yer deitirme olarak ele alnrsa tam tamna gerek bir ey deildir ve baz cisimler birbirlerine gre durumlarn deitirdiklerinde yalnzca bu deiimleri ele alarak devinimin ya da dinginliin hangisine ulanmas gerektiini belirlemek olana yoktur. imdi ben bunun zerinde dursaydm bunu geometri yoluyla gsterebilirdim. Ama g ya da bu deiimlerin yakn nedeni daha gerek bir eydir. Onu u cisme deil de bu cisme ulamann olduka temeli vardr. Bu yzden devinimin daha ok hangisine bal olduu ancak bylece tannabilir. Bu g biimin byklyle devinimden baka bir eydir. Buradan u yargya varlr: bir cisimde kavranan ey ada dnrlerin inand gibi yalnzca uzam ve bu uzamn deiimleri deildir. Bylece onlarn dta tuttuklar baz varlklar ve biimleri benimsememiz gerekir. Giderek daha iyi grlyor, doann zel olaylar anlayanlarca matematik ve mekanik bir biimde aklanabiliyorsa da, ne olursa olsun gene de cisimsel doann ve hatta mekaniin genel ilkeleri geometrik olmaktan ok metafiziktir ve grnlerin nedeni olarak cisimsel ktleden ya da uzamdan ok baz biimlere ve grlmez doalara baldr. Bu dnce yenilerin mekanik felsefesini dindarln zararna baz madded varlklardan oka uzaklald konusunda az ok hakl nedenlerle kayg duyan zeki ve iyi niyetli baz kiilerin saknklyla badatracak gtedir. l9. Fizikte ereksel nedenlerin yarar. Page 45 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html nsanlar iin kt yarglarda bulunmay sevmem, bu yzden ereksel nedenleri fizikten uzak tutmaya alan filozoflarmz sulamyorum. Ama ak ak sylemeliyim, bu bakn sonular bana tehlikeli grnyor, hele bu gr sanki Tanr eylemde bulunurken hibir erek ya da iyilik ngrmyormu gibi, sanki iyi Tanr isteminin konusu deilmi gibi ereksel nedenleri tmyle yoksamaya kadar giden dnceyle, bu konumann balarnda rttm dnceyle birletirirsem tehlike daha da byyor. Bana kalrsa, tam tersine, tm varlklarn ve tm yasalarn ilkelerini ereksel nedenlerde aramal, nk Tanr her zaman en iyiyi ve en yetkini ngrr. Aka sylemeliyim, Tanr'nn ereklerini ve tlerini belirlemek istediimiz zaman yanlgya dme tehlikesiyle karlarz. Tanr yalnzca bir tek eyi gz nnde bulunduruyor, her eyi ayn anda gz nnde bulundurmuyor diye dnrsek Tanr'nn ereklerini ve tlerini bir tek zel tasarda snrlamak istediimiz zaman bylesi bir yanlgya deriz. Nitekim,Tanr'nn dnyay tmyle bizim iin yapm olduu, evrende bize dokunmayan ve yukarda konmu olan ilkelere gre Tanr'nn bizimle olan ilikisine uygun dmeyen hibir ey bulunmad doru olsa da, Tanr dnyay bizim iin yaratmtr diye dnmek byk bir yanlgdr. Byle oluan ya da Tanr'nn yaptlarndan gelen herhangi bir iyi sonu ya da herhangi bir yetkinlikle karlatmz zaman bunu Tanr'nn tasarlam olduunu rahatlkla syleyebiliriz. nk Tanr hibir eyi geliigzel yapmaz, ve bize hi benzemez, biz bazen iyi yapmay beceremeyiz. Bu yzden hkmdarlarn tasarlarnda oka incelik arayan ar tutumlu siyaset adamlarnn yapt gibi ya da yazarda oka bilgelik arayan yorumcularn yapt gibi bu ite tkezlemek yle dursun, bu sonsuz bilgelikte oka dncelilik bulmamz gerekir. Onaylamakla yetinildii halde yanlgya dmekten bu kadar az korkulan bir baka alan yoktur, yeter ki Tanr'nn tasarlarn snrlayan olumsuz nermelerden saknlabilsin. Hayvanlarn alas yapsn gren kiiler eyleri yaratann bilgeliini tanmaya yatkndr. Birazck din duygusuna ve hatta gerek "Felsefe"ye ulam kiilere neririm, bunlar baz uydurma kafallarn gzler grmek iin yaplm olmasa da gzlerimiz olduu iin grmekteyiz gibi szlerinden uzaklasnlar. Her eyi maddenin zorunluluuna ya da belli bir raslantya brakan bu grlerin arballna inanlrsa (yukarda akladklarmz anlayan kiilere her ikisi de gln gelse bile) doann zeki yaratcsn tanmak g olur. nk sonu nedenini karlamaldr, hatta nedenin tannmasyla sonu daha iyi tannr, ve bir yandan eyleri dzenleyen yce bir zekann varln benimsemek, te yandan onun bilgeliini kullanacak yerde olgular aklamak iin maddenin zelliklerini kullanmak usa aykr der. Byk bir hkmdarn nemli baz yerleri ele geirerek bir zafer kazanmasnn nedenlerini gstermek iin bir tarihi muzaffer hkmdarn ngrsne dayanarak uygun zaman ve uygun aralar nasl setiini, gcne dayanarak tm engelleri nasl atn ortaya koymaz da, top barutunun kk paracklar bir kvlcma dokununca kat ve ar bir cismi ele geirilen yerin duvarlarna yollayabilecek kadar byk bir hzla frladlar, te yandan topun bakrn oluturan kk cisimlerin dalcklar birbirine gemi durumda olduklarndan bu hzla top paralanmamtr gibi szler ederse byle davranm olur. 20. Platon'da Sokrates'in ilgi ekici szleri Page 46 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html (ok maddeci filozoflara kar). Bu bana Platon'un "Phaidon"unda Sokrates'in azndan sylenmi gzel szleri anmsatyor. Bu szler benim duygularma bu noktada tpatp uygun dyor ve tam tamna bizim ok maddeci filozoflarmza kar yazlma benziyor. Bu iliki bende bu blm evirmek isteini uyandrd. Biraz uzunca da olsa, bu rnek belki de iimizden birine bu nl yazarn yazlarnda bulunan gzel ve salam br dnceleri de gz nnde bulundurmak yolunu aar. "Bir gn birinin Anaksagoras'n bir kitabnda u szleri okumu olduunu sylediler: her eyin nedeni zeki bir varlktr, her eyi o dzenler ve bezer. Bu benim pek houma gitti, nk dnya bir zeknn rnyse her ey olabildiince yetkin olacaktr diye dnyordum. Bu yzden neden eyler douyor ya da lyor ya da varln srdryor sorusuna aklama getirmek isteyen biri her eyin yetkinliine uygun olacak eyi aratrmaldr. Bylece insan kendinde ya da bir baka eyde en iyi ve en yetkin olan aratracaktr. nk en yetkini tanyacak olan kii buradan giderek yetkin olmayan da tanyacaktr. Btn bunlar okuyunca eylerin nedenini retebilecek bir usta bulmu olmakla pek sevindim. rnein yerin dz m yuvarlak m olduunu retebilecek, neden yerin byle yaratlmas baka trl yaratlmasndan daha iyi, onu retebilecek... Ayrca yer evrenin ortasndadr ya da deildir diye belirlerken belirlenen durumun neden en iyi durum olduunu gsterecek, bunu bekliyordum. Elbet, gne, ay, yldzlarla ve bunlarn devinimleriyle ilgili olarak da benzer aklamalar yaplacakt... Sonunda her eye zel olarak uygun olan eyi gstererek en genel iyiyi gstermi olacak diyordum. im bu umutla dolunca hemen Anaksagoras'n kitaplarn aldm ve okudum, nceden ortaya koyduu ynetici zeky hi mi hi kullanmadn, eylerin ne dzeninden ne yetkinliinden sz ettiini, usa uygun olmayan esir yapl baz maddeleri iin iine soktuunu grnce atm kaldm. Onun durumu, Sokrates her eyi zeksyla yapar dedikten sonra her ediminin nedenini zel olarak ylece aklayan adamn durumuna benziyor: burada oturuumun nedeni udur, der o, kemiklerden, etlerden ve sinirlerden olumutur bedenim, kemikler katdr, kemiklerde ayrlma ya da kavuma yerleri vardr, sinirler kaslp geveyebilirler, bylece beden esnek olur ve dolaysyla ben oturabilirim. Bu konumay temellendirmek iin, gerek nedenleri bir yana brakarak, havaya, sese ve iitme organlarna, buna benzer eylere ynelmek gerekirdi. Yani Atinallar beni balamaktansa mahkm etmek gerektiine inannca benim buradan kamaktansa burada kalmak gerektiine inandm gibi. Uzaklarda serseri serseri srgn yaam srdrecek yerde yurdumun bana ykledii cezay ekmemin daha doru olacana ve daha onurlu olacana inanm olmasaydm, bu sinirlerin ve bu kemiklerin oktan Boetiallarn ve Page 47 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html Megarallarn yannda olmas gerekirdi. Bu yzden kemiklere ve sinirlere, onlarn nedensel devinimlerine bavurmak usa uygun deildir. Gerekte kemikler ve sinirler olmadan ben btn bunlar yapamam diyen kii hakldr, ama gerek neden dediimiz ey baka bir eydir... bu yle bir kouldur ki, neden dediimiz ey onsuz olamaz... rnein evremizdeki bedenlerin devinimi bulunduklar yere dayanmaktadr diye dnenler tanrsal gcn her eyi en iyi biimde yaptn unutuyorlar ve dnyay tutan, biimleyen, srdren eyin iyi ve gzel olduunu anlamyorlar..." Buraya kadar Sokrates konuuyor, bundan sonra Platon'un "idea"lar ve biimler zerine syledikleri de bir o kadar gzeldir ama biraz gtr. 21. Mekaniin kurallar Metafizik'in dnda yalnzca Geometri'ye dayansayd olgularn bambaka olmas gerekirdi. Tanr'nn bilgelii her zaman baz zel cisimlerin mekanik yapsnn ayrntsnda bilindiine gre bu bilgeliin ayn zamanda dnyann genel ynetiminde ve doa yasalarnn kuruluunda kendini gstermesi gerekir. Bu ylesine dorudur ki bu bilgeliin nerileri genel olarak devinimin yasalarnda grlmektedir. nk cisimlerde yalnz ve yalnz uzaml bir kitle bulunsayd, devinim dediimiz de yer deitirmekten baka bir ey olmasayd, her ey geometrik bir zorunlulukla bu tanmlardan kendi kendine karlabilse ya da karlmak gerekseydi, baka yerde de gsterdiim gibi kk bir cisim duran daha byk bir cisme raslaynca ona kendi hzn verecek ve kendi hzndan herhangi bir ey yitirmeyecekti: ve bir dizgenin olumasn iyiden iyiye engelleyen buna benzer nice baka kural da benimsemek gerekecekti. Ama Tanr bilgeliinin her zaman ayn gc ve ayn yn korumakta kararll ii dzeltiyor. Gene bana kalrsa doann birok edimi iki trl gsterilebilir, yani etkin nedeni belirleyerek gsterilebilir, bir de benim rnein kyansmas ve kkrlmasyla ilgili kurallar incelerken yaptm ve ilerde de yapacam gibi Tanr'nn etkinliini her zaman en kolay yollardan gerekletirme konusundaki kararllna dayanarak, yani sonusal nedeni gz nnde tutarak gsterilebilir. Page 48 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html 22. Hem doay mekaniklikle aklayanlara hem de cisimsel olmayan doalara bavuranlara yatkn olabilmek iin her iki grn sonusal nedenlerle ve etkin nedenlerle badatrlmas. Bir hayvann ilk dokusunun oluumuyla tm paralarnn oluumunu mekanik olarak aklayabileceklerini dnenlerle ayn yapy sonusal nedenlerle aklayanlar uzlatrmak iin bu belirlemeyi yapmak gerekir. Her ikisi de iyidir, yalnzca byk iinin sanatna hayran olmak iin deil, ayn zamanda fizikte ve hekimlikte yararl eyler ortaya koymak iin her ikisi de uygun olabilir.Ve bu ayr yollar izleyen yazarlarn birbirlerine kt davranmamalar gerekirdi. nk, gryorum, tanrsal Anatomi'nin gzelliini aklamaya ynelenler geliigzel grnen baz svlarn devinimleri organlarda ok gzel bir eitlilik yaratmaktadr diye dnenlerle alay ediyorlar, bu kiileri zirzop ve dind kiiler sayyorlar. Bunlar da bu sefer brlerini basit ve boinanl kiiler olarak belirliyorlar, bunlar gklerde grldeyenin Zeus deil de bulutlarda bulunan herhangi bir madde olduunu bildiren fizikileri dinsiz yerine koyan eskilere benziyorlar. En iyisi her iki belirlemeyi de birbiriyle uzlatrmak olurdu, nk sradan bir karlatrma yapmama izin verilirse diyebilirim ki bir iinin ustaln gstermek ve vmek iin makinenin paralarn yaparken ne gibi tasarlar olduunu belirlemekle kalmam, her paray yapmak iin kulland gereleri de aklarm, hele bu gereler basit gerelerse ve zekice yaplm gerelerse. Tanr bedenimizden bin kez daha zekice kurulmu bir makineyi yapabilecek ok usta bir sanatdr, ok basit birka svy kullanarak yapverir bunu, yeter ki doann olaan yasalar onlar bylesine sevilesi bir rn ortaya koyabilmeleri iin en uygun biimde belirlemi olsun; ayrca Tanr doann yaratan olmasayd bu byle olmazd. Bununla birlikte bence gerekten daha derin ve bir anlamda daha dolaysz ve "a priori" olan etkin nedenler yolu ayrntlara ynelindiinde olduka gtr, sanrm filozoflarmz da ondan zaman zaman iyiden iyiye uzaklamlardr. Buna karlk sonusal nedenlerin yolu daha kolaydr ve Anatomi'nin ok nemli rnekler ortaya koyduu daha fiziksel olan br yolda daha uygun aratrmalar getirecek olan nemli ve yararl dorular ortaya karmaktan hi de geri kalmaz. Bunun gibi, krlma kurallarnn ilk bulucusu Snellius da ilkin n nasl olutuunu aratrmaya ynelmeseydi bu kurallar bulmak iin ok beklerdi. Snellius eskilerin kyansmas iin kulland yntemi izledi, bu yntem de sonusal nedenlere dayanr. nk eskiler bir n belli bir noktadan belli bir noktaya gndermek zere belli bir yzeyde yanstrken (bunu doann byle tasarladn dnelim), gelme asyla yansma asnn birbirine eit Page 49 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html olduunu bulmulardr, bunu Larissal Heliodoros'un kk bir kitabnda ve baka yerlerde grebiliriz. Bana kalrsa Bay Snellius ve ondan sonra da (ondan iyiden iyiye habersiz olarak) M. Fermet bunu krlmaya daha zekice uygulamlardr. nk klar ayn ortamlarda kendileri de ortamlarn direnlerinin orantsndan baka bir ey olmayan sinslerin orantsna uyuyorlarsa, demek ki bu yol bir ortamdaki belli bir noktadan bir baka ortamdaki bir baka noktaya ulaan en ksa ya da hi deilse en belli yoldur. Bay Descartes'n bu teoremi etkin nedenlere dayanarak gstermesinde ok byk eksikler vardr. Hatta diyebiliriz ki Bay Descartes Hollanda'da Snellius'un buluunu renmi olsayd onu hibir zaman bulamayacakt. 23. Madded tzlere geri dnmek iin Tanr'nn ruhlarn anl zerinde nasl etkide bulunduu ve dnlenin fikrine sahip olunup olunmad aklanyor. Sonusal nedenlerin, cisimsel olmayan doalarn, cisimlerle ilgili zeki bir nedenin belirlenimleri zerinde birazck durmay, bunlarn fizie ve matematie kadar her alanda nasl kullanldn gstermeyi uygun buldum, amacm bir yandan mekanik felsefeyi ona yaktrlan dindlktan kurtarmak, te yandan filozoflarmzn zihnini salt maddi belirlenimlerden daha soylu dncelere ykseltmektir. imdi cisimlerden madded doalara, zellikle zeklara dnmek, Tanr'nn onlar nasl aydnlatt, onlar zerinde nasl eylemde bulunduu konusunda bir eyler sylemek doru olur; hi kukusuz bunlarla ilgili baz doa yasalar da vardr, bu konuda daha sonra uzun uzun konuabileceim. imdi birazck fikirlerle ilgili baz eylere, her eyi Tanr'da grp grmediimize, Tanr'nn nasl olup da mz olduuna deinmek yetecektir. Page 50 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html yi bilmemiz gerekir, fikirlerin yanl kullanm birok yanlgya yol aar. nk herhangi bir ey zerine usavurma yapld zaman bu eyin fikrine sahip olunduu dnlr, bu temele dayanarak eski ve yeni birok filozof pek eksikli bir Tanr tantlamas yapmlardr. nk, der onlar, Tanr'y dndme gre Tanr'nn ya da yetkin bir varln fikrine sahip olmam gerekir, ayrca da fikir olmadan dnlemez; bu varln fikri tm yetkinlikleri kucaklar, varolmak da bir yetkinliktir, yleyse o vardr. Ne var ki ok zaman hi olmayacak olaanstlkleri dndmz iin, rnein hzn en yksek derecesini, en byk sayy, "konkoid"in tabanyla birlemesini dndmz iin bu usavurma yeterli olmuyor. Demek ki szkonusu eyin olas olup olmamasna gre doru fikirler ya da yanl fikirler bulunduunu syleyebiliyorum. Bir eyin olaslndan gvenli olununca ancak o eyin fikrine sahip olmakla vnlebilir. Bylelikle, yukardaki kant hi deilse unu ortaya koyar: Tanr olasysa, zorunlu olarak vardr. Edimsel olarak varolabilmek iin yalnzca olaslna ya da zne gerek duymak tanrsaldoann esiz bir ayrcalldr, bu da tam tamna "Ens a se" (15) denen eydir. 24. Ak ya da karanlk, seik ya da bulank, tamuyar ya da sezgisel ya da sansal bilgi zerine; adsal, gerek, nedensel, zsel tanmlar zerine. Fikirlerin yapsn iyi anlayabilmek iin bilgilerin trleri konusuna deinmek gerekiyor. Bir eyi baka eyler arasnda tanyabildiim ama o eyin ayrmlarnn ve zelliklerinin neler olduunu bilmediim zaman bilgim bulanktr. Bir iirin ya da bir tablonun iyi mi kt m olduunu herhangi bir kukuya dmeden aka biliriz, nk onda bizi doyuran ya da drten herhangi bir ey vardr. Sahip olduum iaretleri aklayabildiim zaman bilgim seiktir. Altnn tanmn veren baz deney ve iaretler yardmyla gerek altn uydurma altndan ayran ayar uzmannn bilgisi byle bir bilgidir. Ama seik bilginin dereceleri vardr, nk genel olarak bir tanma giren kavramlar da tanmlanma gereksinimi gsterirler, bu bilgiler bulank olarak bilinen bilgilerdir. Ama seik bir tanma ya da bilgiye giren her ey, ilkel kavramlara kadar her ey seik olarak tannyorsa, ben bu bilgiyi tamuyar bilgi diye adlandrrm. Zihnim bir kavramn tm ilkel elerini hep birden ve seik olarak kavrarsa o zaman sezgisel bir bilgi szkonusudur, bu tr bilgi ok azdr, insan bilgilerinin ou bulank ya da sezgiseldir. Adsal tanmlarla gerek tanmlar da birbirinden ayrmak doru olur. Tanmlanan kavramn olaslndan kukuya dlyorsa ben byle bir tanma adsal tanm derim. rnein sonsuz vida denen ey paralar Page 51 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html eit olan, paralar tamuyar bir biimde st ste konabilen maddi bir izgidir dediimde, sonsuz vidann ne olduunu bilmeyen biri, bu zellik gerekten sonsuz viday karlayan bir zellik olduu halde, paralar eit olan br izgiler bir yzey oluturduklarndan (bu izgiler de daire evresiyle doru izgidir) yani yzey zerine izildiklerinden -byle bir izginin olaslndan kukuya decektir. Bu da unu gsterir: birbirini karlayan her zellik adsal bir tanma yarayabilir, ama zellik eyin olasln tantabiliyorsa gerek tanmn verir; oysa yalnzca bir adsal tanma sahip olunduunda ondan kacak sonulardan gvenli olunamaz, nk herhangi bir elikiyi ya da olmazl barndryorsa bundan birbirinin kart olan sonular kabilir. Bu yzden dorular, baz yeni filozoflarn sand gibi adlara bal deildirler, geliigzel deildirler. te yandan, gerek tanmlarn trleri arasnda birok ayrm vardr; nk olasln deneyle kantland durumlar vardr; cvann olasl tannr, nk byle bir cismin gerek olarak bulunduu, bunun son derece ar olmakla birlikte olduka kaygan bir sv olduu bilinir, burada tanm yalnzca gerektir ve baka bir ey deildir; ama olaslk "a priori" olarak kantlanrsa tanm gene gerek ve nedensel olur, nk szkonusu eyin olas oluumunu da ierir. Tanm ayrtrmay en ilkel kavramlara kadar gtrr ve olaslnn "a priori" kantna gereksinim gsteren herhangi bir eyi varsaymazsa bu durumda tanm yetkindir ve zseldir. 25. Bilgimiz hangi durumda fikrin gzlemiyle uyuur? Elbette olanakd bir kavramla ilgili herhangi bir fikre sahip olamayz. Bilgi yalnzca sansal olduu zaman, onun fikrine sahip olduumuzda onu gzlemleyemeyiz. nk byle bir kavram, kavramlar gizli bir biimde olanaksz olduu zaman tannr; kavram olasysa, bu olaslk bu tanma biimiyle renilemez. rnein "bin"i ya da bir "binkenar" dndm zaman onun fikrini gzlemlemiyorum (on tane yzn bin olduunu sylediim zaman olduu gibi), 10'un ve 100'n ne olduunu dnmek iin kendimi skntya sokmuyorum, nk onu bildiimi varsayyorum ve onu kavramak iin imdi duralamam gerektiine inanmyorum. Bylece sk sk olduu gibi yle bir durum kabilir ortaya: gerekte olanakd olsa da anladm varsaydm ya da anladma inandm, en azndan br kavramlarla, kendisini uladm br kavramlarla uzlamaz olan bir kavram zerine yanlabilirim; ister yanlaym ister yanlmayaym, bu sansal kavrama biimi hep ayn kalr. Fikrin btnn biz ancak bilgimiz bulank kavramlarda ak olduu, seik kavramlarda sezgisel olduu zaman gzlemleyebiliriz. Page 52 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html 26. Btn fikirlerin bizde bulunmas ve Platon'un "anmsama"s zerine. Fikrin ne olduunu iyice kavrayabilmek iin bir iftanlamllk durumunu gidermek gerekiyor, nk birok kii fikir denen eyi dncelerimizin biimi ya da ayrm diye dnmektedir; bu durumda fikir ancak kendisini dndmz zaman zihnimizde bulunacaktr ve onu her dndmzde ayn eyin ncekilere benzer de olsa yepyeni fikirlerine sahip olmamz gerekecektir. Ama bence bakalar "fikir"i dncenin dolaysz bir nesnesi ya da kendisini gzlemlediimiz zaman da varln koruyan herhangi bir sreli biim sayyorlar. Gerekten ruhumuz herhangi bir doay ya da biimi dnmek olasl kt zaman onun sunumunu ortaya koymak niteliine sahiptir. Sanrm ruhumuzun bu nitelii, bir doay, bir biimi ya da bir z aklad lde, bir eyi dnelim ya da dnmeyelim, o eyin bizde bulunan tam fikridir. nk ruhumuz Tanr'y ve evreni, tm varlklar olduu kadar tm zleri aklar. Bu benim ilkelerimle uyuuyor, nk, elbette, zihnimize dardan hibir ey girmez; ruhumuz dardan baz habercileri ieri alyormu, ruhumuzun kaplar pencereleri varm gibi dnmemiz kt bir alkanlktr. Biz ruhumuzda btn bu biimlere sahibiz, nk zihin her zaman tm gelecek dnceleri aklar ve seik olarak dnecei ne varsa hepsini bulank bir biimde imdiden dnr. Fikri zihnimizde nceden bulunmayan hibir ey bize retilemez, bu dncenin oluma biimi gibidir bu fikir de. Platon "anmsama"sn ne srmekle ok doru bir tutum almtr, "anmsama"s ok salamdr, yeter ki iyi ele alnsn, ncesellik yanlgsndan arndrlsn, ruh u sra renip dnd eyi daha nceleri de seik bir biimde bilip dnmtr diye d kurulmasn. Platon grn pek gzel bir deneyle pekitirir; kk bir erkek ocuunu alr, ocua hibir ey retmeden, yalnzca yeri geldike dzenli sorular sorarak onu ortak lenli olmayanlarla ilgili ok etin geometri dorularn kendiliinden ortaya koymaya ynetir. (16) Bu da unu gsteriyor: ruhumuz her eyi gcl olarak bilir, dorular tanmak iin yalnzca iyi bakmas gerekir, dolaysyla ruhumuz hi deilse kendi fikirlerine, bu dorularn bal bulunduu kendi fikirlerine sahiptir. Ayrca bu dorular fikirler arasndaki ilikiler olarak alnrsa ruh bu dorulara nceden sahiptir. 27. Page 53 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html Ruhumuzun bo levhacklara nasl benzetilebildii, kavramlarmzn duyulardan nasl geldii zerine. Aristoteles ruhumuzu yaz yazmak iin zerinde yer bulunan henz bo levhalara benzetmi, anlmzda duyularmzdan gelmeyen hibir eyin bulunmadn bildirmiti. Aristoteles'in bu bak biimi daha ok halk kavraylarna uyar, oysa Platon daha derine gitmektedir. Bununla birlikte bu tr san bilgileri ya da uygulama bilgileri gndelik kullanma girebilirler; Copernicus yandalarnn gne doar ve batar demelerine benziyor bu da az ok. Genellikle dndm zere bunlara pek gzel anlam verilebilir, zel tzlerin birbirleri zerinde eylemde bulunduunu gerekten syleyebileceimizi belirtmi olduum gibi. Bu ynde unu da syleyebiliriz: duyular araclyla dardan bilgiler alyoruz, nk dsal baz eyler ruhumuzu baz dncelere gtren nedenleri ierir ya da daha dorusu aklar. Ama metafizik dorularn tamuyarl szkonusu olunca ruhumuzun geniliini ve bamszln tanmak nemlidir. Gndelik yaamda yalnzca ak ak kendini gsteren eyler ve zel bir biimde bize ait olan eyler ruhumuza mal edilir, nk daha ileri gitmek hibir ie yaramaz; bununla birlikte ruhumuzun bu genilii ve bamszl halk arasnda sanldndan daha byk bir uzanma sahiptir. Gene de iftanlamllktan kanmak iin bu anlama ve br anlama uygun terimleri semek doru olur. Bylece ruhumuzda bulunan bu anlatmlar, kavransnlar ya da kavranmasnlar, fikir diye adlandrlabilirler; kavrananlara ya da biimlendirilenlere de kavramlar denebilir. Ama hangi biimde alnrsa alnsn, tm kavramlarmzn d duyu denilen duyulardan geldiini sylemek doru olmaz, nk kendim zerine ve dncelerim zerine, dolaysyla varlk, tz, eylem, zdelik ve daha baka eyler zerine sahip olduum eyler bir i deneyden gelir. 28. Yalnzca bizim dmzda olan Tanr alglarmzn dorudan doruya konusudur, yalnzca odur bizim mz. Page 54 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html Metafizik dorunun kesin anlamnda, tek Tanr dnda bize etkide bulunan hibir d neden yoktur. Bizim srekli bamllmzdan tr yalnzca o bize kendini dorudan doruya duyurur. Buna gre ruhumuza dokunan ve alglarmz dorudan doruya uyaran bir baka d nesne yoktur. Ayrca, ruhumuzda tm eylerin fikirlerine sahibiz, bu da Tanr'nn zerimizdeki srekli eyleminden trdr, yani her sonu kendi nedenini akladndan ve bylece ruhumuzun z tanrsal z, tanrsal dnce ve tanrsal istemin ve onlarda ierilmi tm fikirlerin belli bir anlatm, yknmesi ya da imgesi olduundan trdr. yleyse denebilir ki dmzda bulunan dolaysz nesnemiz yalnzca Tanr'dr ve her eyi biz onunla gryoruz; rnein gnei ve yldzlar grdmzde bize bunlarn fikirlerini veren ve bizde bunlarn fikirlerini saklayan, duyularmzn belli bir biimde uyarlm bulunduu zamanda kendi koyduu yasalara gre kurduu kendi olaan yardmyla bizi bu fikirler zerinde gerek olarak dnmeye gtren Tanr'dr. Tanr ruhlarn gnei ve dr; "lumen illuminans omnem hominem venientem in hunc mundum" (17); bu duyguyu bugn duymu deiliz biz. Kutsal Kitap'tan sonra ve her zaman Aristoteles'den ok Platon'u tutmu olan kilise babalarndan sonra skolastikler dneminde biroklarnn Tanr ruhun tek dr inancn tadklarna, kendi syleyileriyle "intellectus agens animae rationalis" (18) diye belirlemede bulunduklarna daha nce birok defa tank olduumu anmsyorum. bni Rdcler buna kt bir anlam verdiler, ama aralarnda Guillaume de St. Amour'un ve birok gizemci dinbilimcinin de bulunduunu sandm bakalar da bunu Tanr'ya yarar ve ruhu onun iyiliine ykseltecek biimde almlardr. 29. Bununla birlikte biz Tanr'nn fikirleriyle deil, dorudan doruya kendi fikirlerimizle dnrz. Bununla birlikte bizim fikirlerimizin de bizde hi mi hi olmayp Tanr'da olduunu ne srer grnen baz usta filozoflarn grlerini de benimsemiyorum. Onlarn byle dnmesi bence uradan geliyor: onlar bizim burada tzlerle ilgili olarak aklam olduumuz eyleri de, ruhumuzun geniliini ve bamszln da, ayrca ruhumuzun kendine urayan her eyi ierdiini ve Tanr'y ve onunla birlikte tm olas ve edimli varlklar akladn, bir sonu kendi nedenini nasl aklarsa yle akladn o zamanlar gz nnde tutmadlar. Ayrca, bakalarnn fikirleriyle dnmem usa uygun bir ey deildir. te yandan, ruh herhangi bir eyi dnd zaman gerekten belli bir biimde duygulanm olmas gerekir, ve onda yalnzca bylesine duygulanabilmek iin daha nceden tmyle belirlenmi olan edilgin bir gcn bulunmas Page 55 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html yetmez, ayn zamanda doasnda bu dnceyi ileride oluturacan gsteren belirtilerin ve zaman gelince onu oluturacak olan konumlarn bulunmasn salayacak etkin bir gcn de olmas gerekir. Ve btn bu ey bu dncede ierilmi olan fikri kavrar. 30. Tanr'nn ruhumuzu zorunluluun dnda ynetmesi zerine; yaknmaya hakkmz olmad zerine; Yehuda'nn neden gnah iledii deil de gnah ileyen Yehuda'nn varlnn neden baka olas kiilerin varlna ye tutulduu zerine; gnahtan nceki kkel yetkinliksizlie ve Tanr vergisinin dereceleri zerine. Tanr'nn insan istemi zerindeki eylemiyle ilgili olarak hepsi de ok etrefil olan birok belirlemede bulunuldu, onlar burada izlemenin olana yok. Gene de kabaca baz szler syleyebiliriz. Tanr gndelik eylemlerimize karrken daha nce koymu olduu yasalar izlemekten baka bir ey yapmaz, yani Tanr srekli olarak varlmz korur ve oluturur, yle ki dnceler bize bireysel tzmzle ilgili kavramn tad dzen iinde kendiliklerinden yani zgrce gelir, bu dnceler bu kavram iinde oldum olas nceden kestirilebilirdi. Ayrca, Tanr'nn bir karar gereince, istemin Tanr istemini baz zel tutumlarla aklayarak ya da yknerek her zaman grnr iyiye ynelmesini ngren karar gereince -bu grnr iyinin bu zel tutumlar karsnda her zaman baz gerek yanlar vardr- Tanr hibir zorlamada bulunmadan istemimizi en iyiyi semeye gtrr. nk, mutlak bir biimde konuursak, istem zorunlulua kart olarak alnd srece ilgisizlik durumundadr, iki yanda olduundan ve olas kaldndan eylemini baka biimde yapmak ya da bsbtn durdurmak gcne sahiptir. yleyse grnlerin getirdii beklenmedik durumlar karsnda dnceye ynelmek konusunda gl bir istemle nlemler almak ve baz raslantlarda ancak ve ancak ok iyi dndkten sonra eylemde ve yargda bulunmak ruhun yapabilecei itir. Bununla birlikte doru olan ve batan beri bilinen bir ey var, herhangi bir ruh bylesi bir raslamada bu gcn kullanmayacaktr. Ama kim yapabilir bunu? nk btn bu yaknmalar olaydan nce haksz olduuna gre olaydan sonra da hakszdr. yleyse bu ruh gnah ilemeden nce kendisini gnaha yneltiyor diye Tanr'dan yaknrsa iyi bir i yapm olur mu? Bu konularda Tanr'nn belirlemeleri nceden grlemeyen eyler olduundan bu ruh gerekte gnah iledii zamanlarn dnda, gnah ilemeye belirlenmi olduunu nereden bilecektir? Szkonusu olan yalnz ve yalnz istememektir ve Tanr daha kolay ve daha doru bir koulu neremez; bunun gibi, tm yarglar bir insan kt niyete iten nedenleri aramakszn bu niyetin ne lde kt olduunu belirlemekle yetinirler. Ama belki de benim gnah ileyeceim daha batan belirlenmitir. Kendi kendinize yantlayn: belki de hayr, bilemeyeceiniz ve size hibir k veremeyecek olan eyi dneceinize, bildiiniz gibi Page 56 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html ykmllklerinize gre davrann. Ama biri kp da bu adam bu gnah nasl oluyor da kesinlikle iliyor diye soracak olursa, bunun karl ok kolaydr, byle olmasa bu adam o adam olmazd. nk Tanr bir Yehuda'nn geleceini teden beri bilir, bu Yehuda'nn Tanr'daki kavram ya da fikri gelecekteki bir zgr eylemi iermektedir. Geriye u soru kalyor: ancak Tanr'nn fikrinde olas olan byle bir hain Yehuda nasl oluyor da edimsel olarak varolabiliyor? Ama bu soruya yeryznde beklenecek yant yok. Ancak genel olarak u kadarn syleyebiliriz: deil mi ki Tanr nceden grd gnahna karn onun varln uygun buldu, bu ktln evrende bol bol dengelenmesi gerekir, Tanr bundan en byk iyiyi karacaktr; bu gnah ileyenin varlnn da iinde bulunduu bu eyler dzeni de tm br olas biimler arasnda en yetkinidir. Ama bu seimdeki esiz tutumu aklamak bu dnya gezgini olduumuz srada olamaz; onu anlamadan bilmek de yeter. imdi burada sonsuz belirlenimleri kucaklayan bir ayrntnn peine dmeksizin tanrsal bilgeliin derinliklerini ve uurumlarn (19) benimsemek zamandr. Bununla birlikte iyice gryoruz: Tanr ktln nedeni deildir. Kkel gnah insanlar arlklarn yitirdikten sonra ruhu ele geirdi, ama daha nce de tm yaratklar iin doal olan ve onlar gnaha ya da eksiklilie yatkn klan zgn bir snrlanmlk ya da yetkin olmay vard. Bu konuda Adem'den nce yazglanmla inananlarn gl brlerininkinden az deildir. Aziz Augustinus'un ve daha baka yazarlarn duygular buraya dayandrlabilir, bunlara gre ktln kk hiliktedir, yani yaratklarn yoksunluunda ya da snrlanm oluundadr; bu duruma Tanr houna gittii biimde yetkinlik derecelerine gre kendi vergisiyle areler bulur. Tanr'nn bu vergisi, ister olaan olsun ister olaanst olsun, dereceleri ve lleri olan bir eydir, bu ey belli lde bir sonucu oluturabilmek iin kendinde de etkindir her zaman, stelik yalnzca bizi gnahtan korumak iin deil, ayn zamanda insann kendinde olanla katlmas kouluyla kurtuluu salamak iin her zaman yeterlidir. Ne var ki insann eilimlerini amaya yeterli deildir her zaman, byle olsayd hibir eye bal olmazd, oysa bu durum kendiliinden olsun koullarn uygunluundan olsun, her zaman baarl olan Tanr vergisine, mutlak olarak etkin Tanr vergisine zgdr. 31. Seimin gdleri, ngrlen inan, ortalama bilim, mutlak karar zerine; her eyin "neden Tanr varolmas iin byle bir olas kiiyi seti" sorusuna indirgendii, bu kiinin kavramnn byle bir Tanr vergileri dizisini ve zgr eylemleri ierdii, bunun da glkleri birden ortadan kaldrd zerine. Page 57 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html Tanr'nn vergileri tam ar vergilerdir, onlar zerine yaratklar hibir neride bulunamaz; gene de Tanr'nn bu vergilerini sunarken yapt seimi aklamak iin insanlarn gelecek eylemlerinin mutlak ya da koullu ngrsne bavurmak yetmediinden, hibir ussal gds olmayan kararlar dlemlemek gerekir. nanca ve ngrlm iyi eylemlere gelince, elbette Tanr inancn ve iyiliini nceden grd kiileri "quos se fide donaturum praescivit" (20) semitir; ama ayn soru gene kendini gsterir: Tanr neden inan ve iyi eylemler vergisini una vermez de brne verir? nancn ve iyi eylemlerin ngrs deil de insann kendinden kataca eyin maddesinin ve yatknlnn ngrs olan Tanr bilimine gelince (nk gerekten insanda tanr vergisi ynndeki eitlilii karlayan bir eitlilik vardr ve insann iyiye doru uyarlmas ve ynetilmesi gerekmekteyse de sonradan da eylemde bulunmas gerekmektedir), bazlarna gre bu konuda yle sylenebilir: Tanr insann tanr vergisi olmadan da ya da olaanst yardm olmadan da yapabileceini grerek ya da hi deilse Tanr vergisi bir yana insandan gelecek olan grerek vergisini doal yetileri en iyi olanlara ya da hi deilse doal yetileri en az eksikli olanlara ya da en az kt olanlara vermeye karar verebilecektir. Ama durum byle de olsa, diyebiliriz ki bu doal yetiler, iyi olduklar lde, pek sradan da olsa bir Tanr vergisinin rndrler, bu durumda Tanr bazlarn bazlarna yelemi olur; ve Tanr'nn verdii bu doal stnlkler bu retiye gre Tanr'nn vergisine ya da olaanst yardma gd olacana gre, her eyin sonunda Tanr'nn iyiliine dayanaca doru deil midir? Bu durumda sanrm (Tanr'nn kayray kimlere verecei konusunda doal yetileri ne kadar ve nasl gz nnde bulundurduunu bilmediimiz iin) ilkelerimize gre ve daha nce belirlediime gre yle demek en doru ve en gvenilir olacaktr: olas varlklar arasnda kavram ya da fikri olaan ve olaanst tm kayralar zincirini, ayrca koullaryla birlikte geri kalan tm olgular ieren Petrus'un ve Johannan'n kiiliinin bulunmas gerekir; gene etkin olarak varolmak iin ayn lde olas bir baka kiiler okluu arasndan Tanr bunlar semeyi uygun bulmutur: yle grnyor ki bundan sonra sorulacak baka bir ey kalmyor ve tm glkler ortadan kalkyor. nk o tek ve byk soruya, neden Tanr saysz olas kiiler arasndan onu semeyi uygun buldu sorusuna gelince,bizim burada gsterdiimiz ve ayrntlar bizi aan genel nedenlerle yetinmemek iin iyice aklsz olmak gerekir. Bylece nedensiz olduu iin usd olan mutlak bir karara ya da gl ortadan kaldramayan nedenlere bavurmak yerine, en iyisi Aziz Paulus'a uyarak unu sylemek olur: genel dzen zerine kurulmu olan, lmllerce bilinmeyen, Tanr tarafndan evrenin en byk yetkinlii amacyla ngrlm olan ok byk bilgelik ya da uygunluk nedenleri vardr. Tanr'nn nyle, adaletinin belirtileriyle, ayn zamanda balayclyla ve genel olarak yetkinlikleriyle ilgili nedenler, ayrca Aziz Paulus'un gnln ho eden zenginliklerin sonsuz derinlii ite buna dayanr. 32. Page 58 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html Bu ilkelerin sofuluk ve din konusunda yararll. Sonunda yle grnyor ki az nce akladmz dnceler, zellikle Tanr'nn ilemlerinin yetkinliiyle ilgili byk ilke ve tm olgular tm koullaryla ieren tz kavramyla ilgili byk ilke dine zarar vermek bir yana, dini dorulamaya, ok byk glkleri ortadan kaldrmaya, ruhlar Tanr sevgisiyle tututurmaya ve ruhlar maddi olmayan tzlerin bilgisine ykseltmeye imdiye kadar grlm varsaymlardan daha ok yararlar. nk apak grlyor ki tm br tzler Tanr'ya baldrlar, dncelerin bizim tzmzden tremesi gibi; grlyor ki Tanr herkeste her eydir ve yetkinlikleri lsnde btn yaratklarla iten birlemitir; etkisiyle dardan onlar belirleyen de yalnzca kendisidir; eylemde bulunmak dorudan doruya belirlemek demekse metafizik diliyle bu anlamda denebilir ki yalnzca Tanr benim zerimde eylemde bulunur, yalnzca o bana iyilik ya da ktlk yapabilir, br tzler ancak bu belirlenimlerin nedenlerine katkda bulunurlar, nk Tanr tzlerin tmn gz nnde bulundurduundan iyiliklerini aralarnda paylatrr ve onlar aralarnda uyumak zorunda brakr. Tanr ayn zamanda tzlerin ilikilerini ve iletiimlerini salar, unlarn olgular Tanr'nn yznden brlerinin olgularyla raslar ve uyuurlar ve sonu olarak alglarmz bylece gereklie sahip olur. Ancak, uygulamada eylem yukarda akladm anlamda zel nedenlere balanr, nk zel durumlarda evrensel nedeni belirlemek her zaman gerekli deildir. u da grlmektedir: her tzn yetkin bir kendiliindenlii vardr (ussal varlklarda zgrlk olan ey); ona olan her eyin fikrinin bir sonucu ya da varlnn bir sonucu olduu, onu tek Tanr'dan baka bir eyin belirlemedii de grlr. Bu yzden, ruhu ok yksek bir kii, kutsallyla ok sayg grm bir kii unu sylemeyi alkanlk edinmiti: ruh hemen her zaman dnyada yalnzca Tanr ve kendisi varm gibi dnmelidir. Hibir ey lmszl ruhun bu bamszl ve genilii kadar gzel anlatamaz; ite bu bamszlk ve genilik ruhu tm dtan eylere kar korur; nk o kendi dnyasn yalnzca kendi kurar ve Tanr'yla yetinir; dnyann kendini ykmas olas deildir (ruh dnyann canl, srekli anlatmdr), ruhun hilemeden yokolmas da olas deildir; bunun gibi, bedenimiz diye adlandrlan o yaygn kitlenin deiimlerinin ruh zerinde herhangi bir etkisi olmas, bu bedenin ortadan kalkmasnn blnemez olan yoketmesi olas deildir. 33. Page 59 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html Ruhla beden birliinin aklanmas ya da aklanamaz denen ya da mucizeyle ilgili denen birliin aklanmas ve kark alglarn kkeninin aklanmas. Bu arada ruh ve beden birliiyle ilgili o byk gizin beklenmedik biimde aklan yani birindeki edilimlerle edimlerin brndeki edimlerle ve edilimlerle ya da uyarl olgularla birlikte olmas da grlyor. nk birinin br zerindeki etkisini kavramak olas deildir, sradan ve zel bir eyde dorudan doruya evrensel nedenin olaanst ilemine bavurmak usa uygun dmez. Gerek neden udur: sylediimiz gibi, ruhun ve her tzn bana gelen yalnzca kavramnn bir sonucudur, yleyse ruhun fikri ya da z tm grnlerinin ya da alglarnn onun kendi doasndan olumasn (sponte) kendinde tar; tam tamna yle olur ki ruhun fikri ya da z tm evrende olup biteni kendiliklerinden karlarlar, ruha balanm olan bedene de daha zel ve daha yetkin olarak karlk olurlar; nk ruh evrenin durumunu , belli bir biimde ve belli bir zaman iin, baka bedenlerin kendi bedeniyle ilikisinde aklar. Bu da bedenimizin zmze bal olmadan nasl bizim olduunu aklar. Sanrm, dnmeyi bilenler ilkelerimizi doru yarglayacaklardr, onlara dayanarak bir baka gze aklanamaz grnen balantnn, ruhla beden arasnda varolan balantnn neye dayandn greceklerdir. u da grlyor ki duyularmzn alglar ak olduklar zaman bile zorunlu olarak baz karmak duygular da ierirler, nk evrenin tm bedenleri duygu yaknl iinde olduklarndan bizim bedenimiz tm br bedenlerin izlenimlerini alr; duyularmz her ne kadar btnle ilikiliyse de ruhumuzun zel olarak btne ulamas olas deildir; bu yzden kark duygularmz sonsuz olan bir alglar eitliliinin sonucudur. Bu biraz da deniz kysna yaklaan kiilerin duyduu o bulank grltye benzer, bu grlt saysz dalga vurularnn st ste gelmesiyle olumutur. Tek bir alg oluturacak biimde aralarnda uyumu olmayan birok alg arasnda hepsinin stne kabilecek bir alg yoksa, bunlarn tm hemen hemen ayn lde gl izlenimler veriyorlarsa ya da ruhun dikkatini belirleme konusunda eit arlktaysalar ruh bu alglarn sezgisine kark olarak varabilecektir. 34. Ruhlarn ve br tzlerin, insan ruhunun ya da ruhsal tzlerin birbirlerinden ayr olular zerine, ne srlen lmezlikte anmann nemi zerine. Page 60 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html Diyelim ki "unum per se" (21) oluturan bedenlerin tpk insanda olduu gibi tz olduklar, tzsel biimlere sahip olduklar, hayvanlarn da ruhlar olduu dnlnce unu apak benimsemek zorunda kalrz: bu ruhlar ve tzsel biimler tam olarak lmezler, baka filozoflarn grlerinde ortaya konulan atomlar ya da maddenin son paralar gibi; nk hibir tz lmez, tmyle baka olabilse de. Bunlar ruhlardan daha az yetkin biimde de olsa tm evreni aklarlar. Balca ayrm udur: onlar ne olduklarn, ne yaptklarn bilmezler, bundan tr gr ortaya koyamazlar, zorunlu ve evrensel dorular ortaya koyamazlar. Kendileri zerine dnemedikleri iin ahlaksal nitelikleri yoktur, buna gre hemen hemen bir trtln kelebee dnmesinde grdmz gibi binbir dnm geirseler de, ahlak asndan ya da uygulama asndan onlarn ldn sylemek, hatta fizik olarak ldklerini sylemek ayn anlama gelmektedir, nk biz her zaman bedenler bozularak lrler deriz. Ancak ne olduunu bilen ve u ok ey anlatan "Ben" szn syleyebilen bilinli ruh varln srdrmekle kalmyor, metafizik adan brlerinden daha ok varlk ortaya koymuyor, ancak ahlak asndan hep olduu gibi kalyor ve ayn kiilii oluturuyor. nk ruhu cezaya ve dle yatkn klan bu "Ben"in ans ya da bilgisidir. Onun iin ahlakta ve dinde ngrlen lmszlk tek bana bu tzlere uygun olan bu srekli varolula snrl deildir, nk nce ne olduunun ans olmadan bu lmszln istenir bir yan olmayacaktr. Herhangi bir kiinin ne olduunu tmyle unutmak kouluyla birdenbire in kral olduunu varsayalm: uygulama ya da sezilebilen sonular asndan bu durum onun yok edilmesi ve o anda bir in kralnn varedilmesi deil midir? Bu kiinin byle bir eyi dilemesi iin hibir neden yoktur. 35. Ruhlarn ykseklii, Tanr'nn ruhlar teki yaratklara ye tutarak al, ruhlarn dnyadan ok Tanr'y, teki tzlerin Tanr'dan ok dnyay aklay. Tanr'nn yalnzca bizim tzmz deil ayn zamanda kiiliimizi de, yani kim olduumuzun ansn ve bilgisini de (bunlarn seik bilgisi bazen uykuda ve baygnlk durumunda etkin olmaktan ksa da) koruyacan doal nedenlere gre yarglayabilmek iin ahlakla metafizii badatrmak gerekir: yani Tanr'y btn tzlerin ve btn varlklarn ilkesi ve nedeni olarak deil, btn kiilerin ya da dnceli Page 61 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html tzlerin, btn ruhlarn bir arada oluturduu evrenin, en yetkin kentin ya da devletin mutlakyneticisi gibi almalyz. Tanr'nn kendisi de btn ruhlarn en yetkini olduu gibi varlklarn da en bydr. nk, hi kuku yok, ruhlar en yetkin ve Tanr'y en iyi aklayan varlklardr. Tzlerin tm doas, amac, erdemi ve ilevi, yeterince aklanm olduu zere, Tanr'y ve evreni aklamaktan baka bir ey olmad iin, onu ne yaptklarn bilerek aklayan, Tanr'yla ve evrenle ilgili byk dorular bilmeye yatkn olan tzlerin, dorular bilmeye yatkn olmayan, duygulardan ve bilgiden tmyle yoksun olan o kaba doalarla karlatrlamayacak kadar aklayc olduklarndan kukuya dlemez; dnceli tzlerle dnceli olmayan tzler arasndaki ayrm o kadar byktr ki onu aynayla aynada kendini gren arasndaki ayrma benzetebiliriz. Tanr da ruhlarn en by ve en bilgesi olduundan u yargya varmak ok kolaydr: Tanr deyim yerindeyse kendileriyle konumaya girdii ve hatta evrelerine girdii varlklara duygularn ve istemlerini zel bir biimde bildirir, yle ki onlar kendilerine iyilik edeni tanyabilirler ve sevebilirler, onlar Tanr'y ruhlarn aralarndan baka bir ey olmayan o geriye kalan eylerden daha ok ilgilendirirler: tm bilge kiilerin baka herhangi bir eyden ok (bu ey ne lde deerli olursa olsun) bir insana nem veriini grdmz gibi; ve yle grnyor ki gerekte honut olan bir ruh iin en byk doyum bakalarnca sevildiini grmektir: oysa Tanr'da yle bir ayrm ortaya kyor, yaratklarn bilgisi onun yce ve tam mutluluunun bir sonucu olduundan, onun n ve bizim tapnmz onun doygunluuna katkda bulunmak ya da onun bir lde nedeni olmak yle dursun, bu doygunlua hibir ey katamaz. Bununla birlikte, sonlu ruhlarda iyi ve ussal olan her ey de orada bulunur ve en deerli ve en az bulunur hayvanlardan birinin deil de bir insann yaamn korumay yeleyen bir kral nasl versek tm mutlakyneticilerin en aydnnn ve en adaletlisinin de byle dndnden kukuya dmemeliyiz. 36. Tanr ruhlarn bir araya gelmesiyle olumu en yetkin devletin mutlakyneticisidir. Onun balca amac bu Tanr devletinin mutluluudur. Gerekten ruhlar yetkinlemeye en yatkn tzlerdir, yetkinliklerinin bir zellii vardr, o da onlarn birbirlerine ok az engel olduklardr ya da birbirlerine daha ok yardm ettikleridir, ne var ki en erdemliler en yetkin dost olabilirler; buradan apak olarak u sonu kar: genel olarak her zaman en byk yetkinlie ynelen Tanr ruhlara en byk zeni gsterecek, onlara yalnzca genel olarak deil, birbirine zel olarak da evrensel uyumun olas kld en ok yetkinlii verecektir. Page 62 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html Bu arada unu da syleyebiliriz: Tanr bir ruh olmakla varlklarn kaynadr; br trl, en iyiyi semekte istem eksiklii olsayd, bir olasnn bir baka olasya ye tutulabilmesi iin hibir neden olmayacakt. Bylece Tanr'nn bir ruh olma nitelii, yaratklarla ilgili olarak sahip olabilecei tm belirlenimlerin banda gelmektedir: yalnzca ruhlar Tanr'nn imgesine gre yaratlmlardr, onun rkndan, onun evinin ocuklar gibidirler; nk yalnzca onlar Tanr'ya zgrce hizmet edebilirler, Tanr'nn doasna yknerek bilgiyle eylemde bulunurlar: tek bir ruh btn bir dnyaya deer, nk onu tek bana aklamaz, ancak onu tanr ve Tanr gibi kendini dnyada ynetir. yle ki, her tz tm evreni aklasa da br tzler Tanr'dan ok dnyay aklar; ama ruhlar dnyadan ok Tanr'y aklar gibidirler. Ruhlar basit yaratklar iin olas olduu lde Tanr'ya yaklatran o yce ruhsal doa, dolaysyla Tanr'nn onlardan kazand n geri kalan varlklardan kazandndan daha oktur ya da daha dorusu br varlklar Tanr'y yceltmek iin ancak maddeyi verirler. Bu yzden Tanr'nn kendisini ruhlarn efendisi ya da mutlakyneticisi klan bu ahlaksal nitelik onu kiisel olarak pek zel bir biimde ilgilendirir. O bununla insanlar, "antropoloji" lere katlanmak ister, bir hkmdarn uyruklaryla bir olmas gibi bizimle topluma girer; bu belirleme onun iin o kadar nemlidir ki iinde yaayanlarn en byk olas mutluluuna dayanan devletinin mutlu ve verimli durumu yasalarnn en ycesi olmaktadr. nk varlklar iin yetkinlik neyse kiiler iin mutluluk odur. Fiziksel evrenin varoluunun birinci ilkesi ona olabildiince byk yetkinlii vermekse evrenin en soylu paras olan ahlak dnyasnn ya da Tanr devletinin ilk tasarm da ona olas olan en ok mutluluu yaymaktr. Kukuya gerek yok, Tanr her eyi yle bir dzene koymutur ki buna gre kanlmaz bir biimde ruhlar srekli olarak yaamakla kalmazlar, dnyann hibir tz yitirmemesi gibi devletinin de hibir eyi yitirmemesi iin ahlaksal niteliklerini de her zaman korurlar. Sonu olarak, ruhlar ne olduklarn her zaman bileceklerdir, byle olmasayd dl ve ceza almaya yatkn olamayacaklard; oysa bu yatknlk bir devletin, zellikle hibir eyin eksik olmad en yetkin devletin znden bir paradr. Sonu olarak, Tanr mutlakyneticilerin en adaletlisi ve en iyi yreklisi olduundan, itenlikli ve ciddi olmak kouluyla iyi niyet istediinden uyruklar daha iyi koullar isteyemezler ve o da uyruklarn tmyle mutlu klabilmek iin yalnzca sevilmek ister. 37. Page 63 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html sa gkyz krallnn gizlerini ve esiz yasalarn ve onu sevenlerin hazrlad en yce mutluluun bykln insanlara bildirir. Eski filozoflar bu nemli dorularn pek azn tandlar; yalnzca sa onlar tanrsal bir biimde aklad, o kadar ak ve o kadar iten anlatt ki en kaba ruhlar bile onu kavradlar; bylece onun ncil'i insani eylerin grnmn tmyle deitirdi; o bize gkyz devletini ve Tanr lkesi adna yarar olan eyi, ruhlarn o yetkin lkesini tantt, onun esiz yasalarn tanmamz salad: Tanr'nn bizi ne ok sevdiini, bizi ilgilendiren her eyi ne byk uyarlkla hazrladn, serelere bile zen gsteren Tanr'nn kendisi iin en deerli ussal varlklar gzden uzak tutmayacan, bamzdaki tm salarn saylm olduunu, yerle gk yok olsa bile Tanr sevgisiyle kurtuluumuzun dzeninin yok olmayacan, Tanr'nn btn dnya dzeninden ok dnceli varlklarn en kne nem verdiini, bedenleri yok ederken ruhlara ktlk edemeyenlerden korkmamamz gerektiini, nk ancak Tanr'nn ruhlar mutlu ya da mutsuz klabileceini, onun ruhu evrendeki btn oluumlardan korunmu olduu iin dorularn onun elinde bulunduunu, tek Tanr'dan baka hibir eyin o ruhlar zerinde etkin olamayacan, eylemlerimizden hibirinin unutulmadn, bo szlerden iyi kullanlm bir kak suya kadar her eyin gz nnde tutulacan, son olarak her eyin iyilerin en yce iyilii iin bir sonuca ulamas gerektiini, drstlerin gneler gibi olacaklarn; Tanr'nn kendisini sevenler iin hazrlad mutlulua yakn herhangi bir eyi duyularmzn da, dncemizin de hi tanmam olduunu bize gsteren yalnzca odur. AIKLAMALAR Page 64 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html 1. Rantiye. 2. Spinozaclar. 3. Descartes'a gnderme yapyor. 4. Yeni skolastikler. 5. Az kt olanda iyinin zellikleri, az iyi olanda ktnn zellikleri vardr. 6. Yeni skolastikler. 7. Varsaymsal olarak. 8. Sekincilik ya da dingincilik: ruh yetkinliini Tanr'ya dinginlik iinde ynelme isteminde bulan reti. 9. Gerek dostluk ayn eyi istemek ve ayn eyden kanmaktr. 10. Eylemler tzlere baldr. 11. Saysal olarak. 12. Burada her birey aa bir trdr. 13. Kendi konusu iindeymi gibi. Page 65 Generated by ABC Amber LIT Converter, http://www.processtext.com/abclit.html 14. Aa olann daha yukar olandan; evrenin Tanr'dan kmas. 15. Kendiliinden varolan. 16. Leibniz burada biimsel bir yanlgya dyor. Platon'un Menon diyalounda anmsayan kii bir ocuk deil Menon adl bir kledir. 17. Bu dnyaya gelen tm insanlar aydnlatan k. 18. Ussal ruh iin etkin anlk. 19. Servetin ykseklii anlamnda. 20. Kendilerine inanacana inand kimseleri. 21. Birlii kendinden gelen. Page 66

Find millions of documents on Course Hero - Study Guides, Lecture Notes, Reference Materials, Practice Exams and more. Course Hero has millions of course specific materials providing students with the best way to expand their education.

Below is a small sample set of documents:

Bluefield State - SOCİOLOGY - 101
Generated by ABC Amber LIT Converter, http:/www.processtext.com/abclit.htmlFRIEDRICH NIETZSCHEFriedrich Wilhelm Nietzsche, 15 Ekim 1844'de, Kuzey Dou Almanya'nn, babasnn papaz olduukk bir kasabasnda, Rcken'de dodu. Be yandayken babas lnce, annesi, kzka
Bluefield State - SOCİOLOGY - 101
nsan hakknda anlalmas gereken en nemli eylerden birisi onun uykuda olduudur.O kendisinin uyank olduunu dnse bile yle deildir.Onun uyankl ok krlgandr;onun uyankl o kadar zayftr ki,nemsenmeye bile demez.Onun uyankl sadece gzel bir isimdirama tamamen b
Bluefield State - SOCİOLOGY - 101
sezgiMuhakeme, bilinmeyeni bilme abasdr, sezgi ise bilinemeyecek olann yaratt histir.Bilinemeyene ulamak mmkndr, ama aklamak mmkn deildir.Hissetmek mmkndr, aklamas ise imkansz. indekiler nszHaritalarK afa, Kalp ve VarlkG emi, imdi_ve_GelecekM erd
Bluefield State - SOCİOLOGY - 101
yakinlikYaknlkkalbinkaplarnn sanaak olmasdr;ieri girip konuk olabilirsin.Ama bunu ancak,bastrlm cinselliinrtmediibir kalpleyapabilirsin.inde sapknlklar kaynamayan,doal bir kalple.Aalar kadar doal,ocuklar kadar masum.O zaman yaknlk korkusu o
Bluefield State - SOCİOLOGY - 101
zekaZeka hayatn znde vardrZeka hayatn doal bir niteliidir.Tpk atein scak olmasVe havann grnmez olmasVe suyun aa doru akmas gibiHayat da zekidir.indekiler nszZ ek Senin Dndn ey DeildirD oann Bir Armaan ZekK albin iirselliiV ariinlAklOlmas nsan
Bluefield State - SOCİOLOGY - 101
"Kentin alanlarn boazladm insanlarn cesetleriyledoldurdum. Kenti ve evleri yaktm yktm; temelinden atsnakadar paraladm. Tula ve kerpiten tapnak kulelerini,tapmaklar ve tannlan yerle bir et tim. Frat'tan kentin ortasnakanallar kazdrp kente sular akttm.
Bluefield State - SOCİOLOGY - 101
Generated by ABC Amber LIT Converter, http:/www.processtext.com/abclit.htmlDEVLETI-IIBu kitabn hazrlanmasnda DEVLET I ve II'nin MEB Yunan Klasikleri dizisindeki 2. basklar temelalnm ve eviri dili gnmz Trkesine uyarlanmtr.PLATONDEVLETI-IIDil ve Tar
University of Illinois, Urbana Champaign - IE - 300
Outline of IE 300 Fall semester 2012Instructor:Dr. Richard D. Keane224 Mechanical Engineering (office)Phone 333-3750915 W. Church St ChampaignPhone351-6461email: rdkeane@illinois.eduFax244-6534Text book:Applied Statistics and Probability for Eng
University of Illinois, Urbana Champaign - IE - 300
Homework for IE 300/GE331 Fall semester 2012.Instructor:Dr. Richard D. Keane224 Mechanical Engineering (office)Phone 333-3750915 W. Church St ChampaignPhone351-6461email: rdkeane@illinois.eduFax244-6534Text book:Applied Statistics and Probabili
University of Illinois, Urbana Champaign - IE - 300
Homework for IE 300/GE331 Fall semester 2012.Instructor:Dr. Richard D. Keane224 Mechanical Engineering (office)Phone 333-3750915 W. Church St ChampaignPhone351-6461email: rdkeane@illinois.eduFax244-6534Text book:Applied Statistics and Probabili
University of Illinois, Urbana Champaign - IE - 300
Homework for IE 300/GE331 Fall semester 2012.Instructor:Dr. Richard D. Keane224 Mechanical Engineering (office)Phone 333-3750915 W. Church St ChampaignPhone351-6461email: rdkeane@illinois.eduFax244-6534Text book:Applied Statistics and Probabili
University of Illinois, Urbana Champaign - IE - 300
Homework for IE 300/GE331 Fall semester 2012.Instructor:Dr. Richard D. Keane224 Mechanical Engineering (office)Phone 333-3750915 W. Church St ChampaignPhone351-6461email: rdkeane@illinois.eduFax244-6534Text book:Applied Statistics and Probabili
University of Illinois, Urbana Champaign - IE - 300
Outline of IE 300/GE331 Fall semester 2012.Instructor:Dr. Richard D. Keane224 Mechanical Engineering (office)Phone 333-3750915 W. Church St ChampaignPhone351-6461email: rdkeane@illinois.eduFax244-6534Text book:Applied Statistics and Probability
Pasadena - CIS - 10
Chapter 01: InformationChapter 01: InformationChapterTechnology, the Internet, and YouTechnology,McGraw-HillCopyright 2012 The McGraw-Hill Companies, Inc. All rights reserved.Computing Essentials 2012: Making IT Work for YouPresentation TipsPrese
Pasadena - CIS - 10
Chapter 02: The Internet, theChapterWeb, and ElectronicCommerceCommerce 2012 The McGraw-Hill Companies, Inc. All rights reserved.Computing Essentials 2012: Making IT Work for YouCompetencies (1 of 2)Competencies (1 Discuss the origins of the Inte
Pasadena - CIS - 10
Chapter 03: Basic ApplicationChapterSoftwareSoftwareMcGraw-HillCopyright 2012 The McGraw-Hill Companies, Inc. All rights reserved.Computing Essentials 2012: Making IT Work for YouCompetencies (Page 1 of 2)(Page Discuss common features of most sof
Pasadena - CIS - 10
Chapter 04: SpecializedChapterApplication SoftwareApplicationMcGraw-HillCopyright 2012 The McGraw-Hill Companies, Inc. All rights reserved.Computing Essentials 2012: Making IT Work for YouCompetencies (Page 1 of 2)Competencies Describe graphics s
Pasadena - CIS - 10
Chapter 05: System SoftwareChapterMcGraw-HillCopyright 2012 The McGraw-Hill Companies, Inc. All rights reserved.Computing Essentials 2012: Making IT Work for YouCompetencies (Page 1 of 2)(Page Describe the differences between systemDescribesoftwa
Pasadena - CIS - 10
Chapter 06: The System Unit 2012 The McGraw-Hill Companies, Inc. All rights reserved.Computing Essentials 2012: Making IT Work for YouCompetencies (1 of 2)Competencies (1 Describe the six basic types of system unitsDescribesystem Discuss how a com
Pasadena - CIS - 10
Chapter 07: Input and OutputChapterMcGraw-HillCopyright 2012 The McGraw-Hill Companies, Inc. All rights reserved.Computing Essentials 2012: Making IT Work for YouCompetencies (Page 1 of 2)Competencies (Page Define input Describe keyboard entry inc
Pasadena - CIS - 10
Chapter 08: Secondary StorageChapterMcGraw-HillCopyright 2012 The McGraw-Hill Companies, Inc. All rights reserved.Computing Essentials 2012: Making IT Work for YouCompetencies (Page 1 of 2)Competencies (Page Distinguish between primary and secondar
Pasadena - CIS - 10
Chapter 09: CommunicationsChapterand NetworksandMcGraw-HillCopyright 2012 The McGraw-Hill Companies, Inc. All rights reserved.Computing Essentials 2012: Making IT Work for YouCompetencies (Page 1 of 2)Competencies (Page Discuss connectivity, the
Pasadena - CIS - 10
Chapter 10: Privacy,ChapterSecurity, and EthicsMcGraw-HillCopyright 2012 The McGraw-Hill Companies, Inc. All rights reserved.Computing Essentials 2012: Making IT Work for YouCompetencies (Page 1 of 2)Competencies (Page Identify the most significan
Pasadena - CIS - 10
Chapter 11: InformationChapterSystemsSystemsMcGraw-HillCopyright 2012 The McGraw-Hill Companies, Inc. All rights reserved.Computing Essentials 2012: Making IT Work for YouCompetencies (Page 1 of 2)(Page Explain the functional view of anExplaino
Pasadena - CIS - 10
Chapter 12: DatabasesChapterMcGraw-HillCopyright 2012 The McGraw-Hill Companies, Inc. All rightsreserved.Computing Essentials 2012: Making IT Work for YouCompetencies (Page 1 of 2)(Page Distinguish between the physical and logicalDistinguishphys
Pasadena - CIS - 10
Chapter 13: Systems AnalysisChapterand DesignandMcGraw-HillCopyright 2012 The McGraw-Hill Companies, Inc. All rights reserved.Computing Essentials 2012: Making IT Work for YouCompetencies (Page 1 of 2)Competencies Describe the six phases of the s
Pasadena - CIS - 10
Chapter 14: Programming andChapterLanguagesLanguagesMcGraw-HillCopyright 2012 The McGraw-Hill Companies, Inc. All rights reserved.Computing Essentials 2012: Making IT Work for YouCompetencies (Page 1 of 2)Competencies Define programming of and de
Pasadena - CIS - 10
Chapter 15: Your Future andChapterInformation TechnologyInformationMcGraw-HillCopyright 2012 The McGraw-Hill Companies, Inc. All rights reserved.Computing Essentials 2012: Making IT Work for YouCompetencies (Page 1 of 2)Competencies Explain why i
American - ENGLISH - 001
HOW WOULD YOU DEFINE YOURSELF?Tanjeneka McClattieENG 001Mrs. Hughes-HowardSept 24, 2012Websters DefinitionTanjeneka [ /tan-ja-nek-a`/] noun1.2.One who is relaxed and mellowOne who is genuine, stable, trustworthy,and logical in practical matters
CSU Bakersfield - PURCHASING - 445
Amandeep KaurMGMT 340Chapter 8The balance sheet is a large business is typically prepared quarterly and at the end of thefinical year uncle cash flow and income statement, which are prepared monthly. The finical yearis the 12-month accounting period
University of Phoenix - US - 101
Appendix AUS/101 Version 5Associate Level MaterialAppendix ACommunication Styles WorksheetYou spent the past few days exploring the resources available to students at University ofPhoenix, and you want to share what you learned with a friend who is
University of Phoenix - US - 101
Associate Level MaterialAppendix BPersonal Financial Planning WorksheetDirections: Based on your readings and discussions in class this week, answer the following questionscompletely.1. The process of creating a detailed plan to meet your financial n
University of Phoenix - US - 101
When i worked for at&t moblility we sold customers uverse tv, internet, and home phoneservices, well the manager did not want to match prices with online pricing but neveredstated that. so when the big manager cam in to do monitors he was listing to one
University of Phoenix - US - 101
Critical thinking is something someone does when they analyze a situation, a problem, a projector some other aspect in life. It is when you apply knowledge, research, and judge somethingaccording to its merits. I am not a critical thinker, there is time
University of Phoenix - US - 101
Some examples of financial goals that may be important for a family is getting a savingsaccount, plus you want to budget your money so you will be able to put money into your savingsaccount weekly or bi weekly, cause you never know what will happen in t
University of Phoenix - US - 101
1.) Analyze your current finances2.) Develop goals3.) Identify and evaluate strategies to achieve your goals4.) Establish and implement your plan5.) Reevaluate and revise your plan as needed1.) What should I downsize to save money?2.) How can I star
University of Phoenix - US - 101
Communication style means there are different ways people talk and write. I talk to a lot ofHispanic people and they have a different communication style when they are talking in Englishcause English is not there first language, but when you speak Engli
University of Phoenix - US - 101
Ethical Lens Inventory Results for ANGELA TRIPLETTYour personal preferred lens is:Rights and Responsibility LensYou use your reasoning skills (rationality) to determine your duties as well as the universal rulesthat each person should follow (autonomy
University of Phoenix - US - 101
Financial CalculatorsHome Budget AnalysisManaging your monthly budget can be difficult and frustrating. One of the most importantaspects of controlling your budget is to determine where your money is going. This calculatorhelps you do just that. By en
University of Phoenix - US - 101
FP/101 Final ExamUser9047144769First NameANGELALast NameTRIPLETTConfirmation # 21985316Score53.33Total Questions: 30Total Correct16Start:10/7/2012 9:03:51 AMEnd:10/7/2012 9:41:30 AMHere is some additional information on items you missed:
University of Phoenix - US - 101
Associate Level MaterialAppendix CThe Five Cs WorksheetDirections: Identify the following factor descriptions to their corresponding C of credit.The five Cs are listed below:CapacityCapitalCollateralCharacterConditionsConditionYour household ca
University of Phoenix - US - 101
Associate Level MaterialAppendix EInsurance MatrixType ofInsuranceAutoFunctionsExample of CompanyCoverage CharacteristicsDairy landit is a car insurance companyAny coverage you need for your carinsuranceHomeGranite insurance companyIf somet
University of Phoenix - COM - 155
Appendix CCOM/155 Version 4Associate Program MaterialAppendix CRhetorical Modes MatrixRhetorical modes are methods for effectively communicating through language and writing.Complete the following chart to identify the purpose and structure of the v
Mapúa Institute of Technology - CHM - 142
PrimiereGroup2 Quarter/SY20122013ndGroupNo.6Leader:Members:Date:15October2012Signature:Manantan,PrinceNichole(Lopez)Novhanda,MichelleSurnit,RebeccaExperimentNo.2:RecrystallizationCHEMICALSREVIEWSHEETNameStructuralPropertiesHazardApplicati
Mapúa Institute of Technology - CHM - 142
Premiere2 Quarter/SY20122013ndEngr.JosephineA.NgInstructorCHM142L/B21Novhanda,MichelleGroupNo.6ExperimentNo.1MELTINGPOINTANDBOILINGPOINTOFORGANICCOMPOUNDSABSTRACTOneofthemethodstoidentifyanorganiccompoundisbydeterminingitsphysicalproperties.In
Mapúa Institute of Technology - CHM - 142
Primiere2 Quarter/SY20122013ndEngr.JosephineA.NgInstructorCHM142L/B21Novhanda,MichelleGroupNo.6_ExperimentNo.2RECRYSTALLIZATIONABSTRACTRecrystallizationistheprimarymethodforpurifyingsolidorganiccompoundsthroughthe differenceofsolubilityatdiff
Mapúa Institute of Technology - ENG - 11
Descriptive research is an effective way to obtain information used in devisinghypotheses and proposing associations. Descriptive research cannot test of verify; analyticresearch is required to evaluate hypotheses or ascertain cause and effect. Importan
Mapúa Institute of Technology - MATH - 10
I. Classify the following equations as identities or conditional.1.2.3.4.5.6.7.8.4(x-1) +1 = x-3(1-x)1-3(x+7) = 2(2x-1) +3x2 -4 = (x-2) (x+2)(2x +3)2 - 9 = 4x (x+3)(x-1) x2 + x +1) = x3 - 19x3 +16 = 9x2 (x+4)(2x 3)2 3x2 = (x-6)2II. Solve e
Mapúa Institute of Technology - MATH - 10
Applications of Linear EquationsNumber Relation Problems8.Jack is three times as old as Megan was two yearsago. The sum of their ages three years ago was 16. Howold are Jack and Megan nowEasy1.Find two consecutive even integers such that twicethe
Mapúa Institute of Technology - MATH - 10
Ratio and Proportion1. What ratio has 15 to 5?2. What ratio has 10 to 15?3. If the ratio of a to b is and b is 56, then what is a?4. Find the ratio of hrs to 3 days.5. If is the mean proportional of 4 and 9, then what is ?6. Find if it is a mean pro
Mapúa Institute of Technology - MATH - 10
QUADRATIC EQUATIONSolve by factoring:1. x2 = 4x2. x2 4 = 03. X2 5x + 3 = 04. x2 + 2 = x + 55. 5x 2x2 = 26.7. 6x2 x = 158.9. x2 - 3(x - 3)2 = 210.Solve by completing the square.x2 = -( 8x + 5)4x2 + 4x -15 = 04x2 + 8x 9 = 09x2 - 2 = -12x5.
Mapúa Institute of Technology - MATH - 10
QUADRATIC EQUATION APPLICATIONSolve the following problems:Number Relation Problems1. Two numbers differ by 9, and the sum of their reciprocals is 5/12. Find the numbers.2. The product of a positive even integer and the reciprocal of the next larger p
Mapúa Institute of Technology - MATH - 10
INEQUALITIESClassify the following as absolute orconditional:1. x2 + 2x + 1 02. 4x2 + 1 -4x3. x2 -2x + 1 04. x2 05. x2 -1Solve the following non linear inequalities:26. 4x + 1 4x1.27. x < -18. x2 + 9 > 09. x2 9 010. x2 4 0Solve the follow
Mapúa Institute of Technology - MATH - 10
SYSTEMS OF LINEAR EQUATIONSGraph the following set of equations and indicate which are consistent, inconsistent, dependent:1. x + 3y = 42x y = 12. 4x + 2y = 55x 3y = -23. x 3y = 12x 6y = 24. 2x = y 73y = 6x + 215. x + 7 = 3yy=Solve each of the
Mapúa Institute of Technology - MATH - 10
Graph the solution of the system of inequalities. Find the coordinates of all vertices, anddetermine whether the solution set is bounded.1)18)2)19)3)20)4)21)5)22)6)23)7)24)8)25)9)26)10)27)11)28)12)29)13)30)14)31)15)32)16)3
Mapúa Institute of Technology - MATH - 10
COURSE CALENDAR and SUMMARY SCORE SHEETin MATH10/B13 forSY 2011-12/2nd QUARTERM /TTHS1:30-3/W305WEEKDAYDATE1SURNAME:FIRST NAME:MIDDLE NAME:SIGNATURE:TOPICSOrientation; Definition: Equation; Linear&Nonlinear,Roots&Solution Sets, & Kinds of Equ
Mapúa Institute of Technology - MATH - 10
COURSE CALENDAR and SUMMARY SCORE SHEETin MATH10/B13 forSY 2011-12/2nd QUARTERM /TTHS1:30-3/W305WEEKDAYDATE1SURNAME:FIRST NAME:MIDDLE NAME:SIGNATURE:TOPICSOrientation; Definition: Equation; Linear&Nonlinear,Roots&Solution Sets, & Kinds of Equ
Mapúa Institute of Technology - MATH - 10
MATH10/SECTIONName:SURNAME,FirstNameMiddleInitialSignature:Course/Year:Seat#Date:Student#:Homework#:#/PAGE:PROBLEM:#/PAGE:PROBLEM:SOLUTION:SOLUTION:ANSWER:_#/PAGE:PROBLEM:ANSWER:_#/PAGE:PROBLEM:SOLUTION:SOLUTION:ANSWER:_ANSWER:
Mapúa Institute of Technology - MATH - 10
MATH10/SECTIONName:SURNAME,FirstNameMiddleInitialSignature:Course/Year:Seat#Date:Student#:Homework#:#/PAGE:PROBLEM:#/PAGE:PROBLEM:SOLUTION:SOLUTION:ANSWER:_#/PAGE:PROBLEM:ANSWER:_#/PAGE:PROBLEM:SOLUTION:SOLUTION:ANSWER:_ANSWER:
Mapúa Institute of Technology - MATH - 10
MATH10/SECTIONName:SURNAME,FirstNameMiddleInitialSignature:Course/Year:Seat#Date:Student#:Homework#:#/PAGE:PROBLEM:SOLUTION:ANSWER:__#/PAGE:PROBLEM:SOLUTION:ANSWER:__#/PAGE:PROBLEM:SOLUTION:ANSWER:__#/PAGE:PROBLEM:SOLUTION:
Mapúa Institute of Technology - MATH - 10
MATH10L/SECTIONA10Name:Signature:Course/Year:Seat#C3NOVHANDA,MichelleCHE/1Date:November,2011Student#:2011201038Activity#:Activity#PART/#:PROBLEM:SOLUTION:SOLUTION:ANSWER:__ANSWER:__PART/#:PROBLEM:PART/#:PROBLEM:SOLUTION:SO