Jack London - Ucurum Insanları

Jack London - Ucurum Insanları - JACK...

Info iconThis preview shows pages 1–2. Sign up to view the full content.

View Full Document Right Arrow Icon
JACK LONDON (D. 12 Ocak 1876, San Francisco ney'dir. Astrolog olan babası tarafından terk edildikten sonra Oackland'da (California) annesinin ve London soyadını aldığı üvey babasının yanında yetişti. On dört yaşında, yoksulluktan kurtulma ve maceralara atılma hevesiyle okulu bıraktı. San Francisco Körfezi'nde istiridye korsanlığı yaparak ve sahil koruma devriyesinde çalışarak geçimini sağladı. Tayfa olarak çalıştığı bir gemiyle Japonya'ya gitti. London, 1893'teki ekonomik kriz sonrasında yük trenleri ile ülkeyi dolaşarak mitingler düzenleyen işsizler ordusuna katılıp, ABD'nin hemen her yerini dolaştı. Bir süre hapis yattı ve 1894'te militan bir sosyalist oldu. Boston'da Darwin, Marx ve Nietzsche'nin eserleriyle tanışan yazar, 1896 Nisi'ne girdi; ancak, bir yıl sonra okulu bıraktı ve Klondike'ta altın arayanlara katıldı. 1898'de döndüğünde, gene yoksul ve işsiz olan Jack London, şansını yazarlıkta denemeye karar verdi. Kendisine günlük bir program hazırlayarak baladlar, soneler, anekdotlar, korku ve serüven öyküleri yazmaya başladı. Otobiyografik romanı Martin Ederida da (1909) belirttiği gibi, yazar olabilmek için büyük bir iyimserlikle çalıştı. Đlk kitabı The Son of the Wolfla (Kurt Kanı; 1900) geniş bir okur kitlesine ulaşan London, art arda pek çok kitap ya6kültürel coğrafyasını temsil ederken Doğu Yakası kaybetmişlerin cehennem çukurunu oluşturmaktadır. Bu cehenneme Jack London, hemen yüzyılın başında (1902) bir iniş denemesi yapar; kılık kıyafetini değiştirir; eski bir denizci kimliğinde oradaki hayatın "içine karışır" ya da karışmış olur. Burada yeri gelmişken edebiyat tarihinin ironik bir ilişkisinden ya da edebiyatın "cilvesinden" söz etmek gerekir diye düşünüyorum. Alt sınıfların, aşağı katmanların hayatı, "ikinci kültür" dünyası, edebiyatta kendine gerçek anlamda ilk kez 19. yüzyılın ikinci yansında, bir "işçi edebiyatı" oluşturma çabalan içinde ifade alanı bulmuş, yüzyılın sonuna doğru (1870'lerden itibaren) kısa erimli bir "naturalist" akım, edebiyatın gelenekselkültürel çevre, naturalist edebiyatın sınırlannı belirler. kapitalist) düzenden hınçlanla, aynen kendisinden yirmi otuz yıl sonra Jack London'ın yapacağı gibi, elinde kâğıt kalem, Paris'in, işçi dünyalarının, alt sınıfların "mıntıkalarında" dolaşıp durur. Genelevler, maden ocaklarının derinlikleri, meyhaneler, garlardaki taşımacılar, onun gözleminin odaklandığı parça dünyalardır. Ama bu "giriş" o gün bu gün, bu dıştan gelen iyi yürekli burjuvalar ya da politik angajmanı "sol" olan her yelpazedeki "yazar" için, hep sorunlu olmuş, bir "casusluk" durumu, yabancı, dış bir gözü temsil etme durumu, bir yapaylık, eğretilik hissi kendini duyurmuş olmalıdır. Çünkü "yanına gelinen", "kendi cehennemine inilen", ötekinin bu çukurda gönlü iscak kadar çoktur. Hemen geçen yüzyılın başında Đngiltere'nin başkentinin "karnına" inen yazar, gerek yazılış yöntemi gerekse
Background image of page 1

Info iconThis preview has intentionally blurred sections. Sign up to view the full version.

View Full DocumentRight Arrow Icon
Image of page 2
This is the end of the preview. Sign up to access the rest of the document.

This note was uploaded on 03/07/2011 for the course IE TURK-102 taught by Professor Esergüleer during the Spring '11 term at Bilkent University.

Page1 / 16

Jack London - Ucurum Insanları - JACK...

This preview shows document pages 1 - 2. Sign up to view the full document.

View Full Document Right Arrow Icon
Ask a homework question - tutors are online