{[ promptMessage ]}

Bookmark it

{[ promptMessage ]}

Endülüse Veda

Endülüse Veda...

Info iconThis preview shows pages 1–3. Sign up to view the full content.

View Full Document Right Arrow Icon

Info iconThis preview has intentionally blurred sections. Sign up to view the full version.

View Full Document Right Arrow Icon
This is the end of the preview. Sign up to access the rest of the document.

Unformatted text preview: Yavuz BAHADIROĞLU Endülüse Veda Birinci Bölüm On beşinci asrın sonlarına doğru İspanya... Fokur fokur kaynayan bir cadı kazanı... Birbiri ardına çöken İslâm Devletlerinin enkazı üstün- de güçlükle ayakta durmaya çalışan Gırnata Devleti... İhtilafların, taht kavgalarının zelzelesinde titrek, ür- kek, bitkin... Navar-Aragon Kralı Ferdinand ile Kastilya Kraliçesi İzabella'nın bitmez tükenmez kin deryasına batmış, çepe çevre düşmanlarla kuşatılmış... Kurtuba şehri yakınlarında bir köy. Köy yolunda dört kişilik bir müfreze. Müfrezenin başında, gece kadar siyah bir Arap atına binmiş, esmer, geniş omuzlu, mert tavırlı bir yiğit. Gözlerinde ümitle ümitsizliğin, savaşla barışın, hüzünle sevincin zıtlaşması... Yolboyu görmeye alıştığı yabani güllerin vahşi koku- sundan eser yok. Aslında güllerden eser yok. Hoyrat ayaklar altında ezilmişler, birbirlerinin koynunda ölmeye yatmışlar. "Şüphe yok ki buradan bütün güzelliklere, iyi- liklere kapalı atlılar geçmiş. Bu yoldan mutlaka İspanyol- ' lar geçmiş. Bunlar sadece insan eliyle vücuda gelmiş me- ENDÜLÜS'E VEDA ? 7 deniyeti tahriple kalmıyorlar. Sani-i Zülcelalin yarattığı bütün güzellikleri de mahvediyorlar." Çalıların arasında ince bir feryat. Kara atın sırtında temkinli fakat hızlı bir dönüş, ardından fısıltılı bir emir: "Durun!" Atlılardan derinden bir endişe, kısacık bir hayret: "Bir şey mi oldu Emir Mâlik?" "Dinleyin." Bir feryat daha. Öncekinden ince ve hazin. "Duydunuz mu?" "Ben duydum, ses bu çalıların ardından geçiyor. Emir buyurursan bakalım." "Kendim bakarım." Atından inip çalıların arasına yürüdü. Kılıcının kabza- sını yakalamış, herhangi bir oyuna ânında mukabele et- mek üzere hazırlanmıştı. Nicedir İspanyollardan her türlü kahpeliği bekliyordu. Navar kralı, onu ölü veya diri getire- ne kese kese altın verileceğini tellal etmişti. Adamın hakkı vardı. Emir Mâlik'in korkusundan uykuları kaçıyor, ha- yatı zehir oluyordu. Ona göre bütün Gırnata Devleti bir yana, Emir Mâlik bir yana. Yerine göre orduların yapa- madığını bir kaç fedaisiyle yapıyor, ortalığı birbirine katı- yordu. İhtiyatla sesin geldiği tarafa yanaştı. Bir kıpırtı görün- ce durdu. "Kimsiniz?" İniltiden başka ses çıkmayınca dikkatle baktı. Çalıla- rın gerisinde yaşlı bir adam yatıyordu. Ak sakalı kan le- keleriyle benek benekti. Kafasının orasından burasından sızıyordu. 8 ? ENDÜLÜS'E VEDA Tedbiri filan unutup atıldı. Yere diz çöktü, ihtiyarın başını kucağına koydu. "Sana ne oldu böyle ey ihtiyar? Tauna uğramıştan be- ter haldesin, kim seni bu hale koydu?" "Su," diye inledi adam. "Allah rızası için su." Arkadaşlarına doğru seslendi: "Su getirin." Hemen koşturdular. İhtiyar, kana kana içti. Derin bir oh çekti, belli belirsiz gülümsedi. Henüz duyulur bir ses- le: "Taun" diye konuştu kesik kesik, "İspanyollar... Ferdi-"Taun" diye konuştu kesik kesik, "İspanyollar....
View Full Document

{[ snackBarMessage ]}

Page1 / 167

Endülüse Veda...

This preview shows document pages 1 - 3. Sign up to view the full document.

View Full Document Right Arrow Icon bookmark
Ask a homework question - tutors are online