Hä°st 2_ dã–nem tamami

HİST 2_ DÖNEM TAMAMI
Download Document
Showing pages : 1 - 2 of 62
This preview has blurred sections. Sign up to view the full version! View Full Document
This is the end of the preview. Sign up to access the rest of the document.

Unformatted text preview: HISSSSSSSSSSSSSSST Syf :1-43 Aykut Kansu Türk Tarihçiliğinde 1908 Devrimi üzerine birkaç söz Aykut Kansu 1908 devrimini ilk defa meşruti monarşinin kurulduğu ve hükümetin yalnızca halk tarafından seçildiği ve dolayısıyla mutlaki monarşiye hizmet eden askeri ve sivil bürokrasinin siyasal süreçten dışlanmaya çalışıldığı bir dönemin başlangıç noktası olarak görüyor. 1876 anayasasında bakanlar kurulunun meclise değil krala karşı sorumlu olduğunu ve kabine üyelerinin seçiminin krala bırakıldığını olumsuz olarak belirtiyor. Bu yönüyle 1876 anayasasının liberal bir devrimden uzak olduğunu vurguluyor. Bu sebeple 1876da tepeden inme reform hareketi, 1908e gelindiğinde halkın özlemlerine yanıt vermekten uzaktı diyor. Rus ve İran devrimleri de Türk kamuoyunu oldukça etkiledi. 1909 ve 1912 de eski düzeni geri getirmeye yönelik hareketler oldu. buradan sonra adam Türk tarih yazıcılığında 1Dünya öncesi ve sonra arasında sürekliliğin mi yoksa kopukluğun mu olduğu sorusuna değiniyor. Bu aşamada Kemalist ideolojinin hakim olduğu baskın tarih anlayışından bahsediyor. Günümüzdeki toplumsal, siyasal ve ekonomik tarih araştırmaları kemalist ideolojinin dışına çıkamamıştır. Bu baskın tarih anlayışı 1923 Cumhuriyetin ilanı ile başlayan süreci, o ana kadar gelen süreçten tamamen ayırır. Bunlara göre 1908 yılı bir askeri dönem olmaktan ok uzaktır. 1908 den sonraki siyasi ve ekonomik yapı küçümsenir ve asıl devrimin 1923 Cumhuriyetin ilanı ile geldiği söylerler ve yazar buna karşı. Kemalist ideolojinin 1923 öncesi Türkiye tasviri oldukça olumsuzdur. Çürümüş monarşiden, padişahtan ve İttihat ve Terakkiden bahsedilir. Fakat askeri bürokrasiden bahsedilirken son derece saygılı bir tutum takınır. Bunun yanında bir de modernlik kuramı var. Bunu savunanlar Türkiyenin bir devrim sonucu değil de evrim sonucu bu noktaya geldiğini savunuyorlar. Modernleşme kuramı ile Kemalist ideolojinin ortak noktası modernleştirici seçkinler sınıfının ve bunun toplumsal değişimdeki rolünün varlığıdır. (Atatürkün tek önderliği meselesi) Fakat şöyle bir şey de var; modernleşme kuramı tarihte sürekli ve kesintisiz ilerlemeyi şüphesi kabul etmesi ve eleştiriliyor yazıda. Yani bunlar başarılı modernleşme sürecini devrim yaşanmadan, yavaş olandır diye tanımlıyorlar. Bu da gerçekleri saptırıyor. Modernleşme kuramının seçkinci (Atatürk) bakış açısı var ve bu kemalistler tarafından kullanılıyor sonuçta da tutarlı ve gerçekçi tarih olumluyor diyor yazar. Bir de bağımlılık kuramı varki bunlar da olaya ekonomik bakıyorlar fakat yine Tepeden İnme devrim anlayışı var. Fakat yazar, hem Türkiyede o dönemde hem burjuva sınıfının olmadığı savunmanın hem de tepeden inme devrim mantığının çeliştiğini söylüyor. Yazar bağımlılık kuramını biraz daha mantıklı buluyor ve daha mantığının çeliştiğini söylüyor....
View Full Document